Foreign Policy: 2017 Yılında Dünya Çapında ’10 Çatışma Alanı’ Arasında Türkiye İkinci Sırada

 > -
5 dakikada okuyabilirsiniz

Dünyamız tarihin en tehlikeli zamanlarını yaşıyor. Geçtiğimiz yıllarda artan savaşlar sonuçlarla başa çıkmamızı neredeyse imkansız hale getiriyor. Mülteci krizinden terörizmin yayılmasına kadar çatışmaları çözmedeki başarısızlığımız, yeni tehditlerin ve acil durumların doğmasına yol açıyor. Barışçıl toplumlarda bile korku politikaları ciddi kutuplaşmalara sebep oluyor.

Foreign Policy, Türkiye’yi 2017’de öne çıkan çatışma alanlarından biri olarak gösteriyor...

Donald Trump'ın başkan seçilmesiyle değişmesi beklenen ABD dış politikası hakkında bilinmeyenler çok fazla. Ancak bilinen bir şey varsa o da belirsizliğin denge bozucu olduğu. Avrupa'dan uzaklaşıp Rusya ile anlaşacak mı? İran'daki nükleere karşı çıkacak mı? Yoksa yeni bir silahlanma yarışı mı başlatıyor? Kim bilir? İşte problem tam olarak bu.

Son 60 yıl krizlerle doluydu, Vietnam, Ruanda, Irak Savaşı ve daha fazlası. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ABD'nin ortaya attığı işbirlikçi uluslararası düzen hayali Soğuk Savaş'ın ardından büyük güçler arasındaki ilişkileri şekillendirdi. Trump daha seçilmeden önce bile bu düzen sarsıntıdaydı. Günümüzde kendi çıkarlarını her şeyden öne koyan bir Amerika'nın uluslararası sisteme katkıda bulunmasını bekleyemeyiz. Amerika'nın barışçıl politikalar tarafından şekillendirilmeyen askeri gücü çoğu için bir güvence yerine tehdit oluşturuyor.

Avrupa'da, ABD'nin siyasi tutumu hakkındaki kuşku özellikle Brexit'in akıbetinden sonra artış gösterdi. Milliyetçi güçler kuvvetlendi ve yaklaşmakta olan Fransa, Almanya ve Hollanda seçimleri Avrupa'nın geleceğini belirleyecek. Avrupa'nın dünyadaki dengeleyici sesini kaybetmeyi göze alamayız.

Şiddetlendirilmiş bölgesel rekabetler sınırların değişmesine neden oluyor. Bunun en belirgin örneği İran ve Basra Körfezi ülkeleri arasındaki Orta Doğu'ya hükmetme yarışı. Buna bağlı olarak ortaya çıkan savaşların Suriye, Irak ve Yemen gibi ülkelerde yıkıcı sonuçları oldu.

Birçok dünya lideri toplumdaki çatlakları iyileştirmenin yolunu teröre karşı birleşmekte görüyor. Ancak bu bir illüzyon. Terörizm sadece bir taktik ve bir taktikle savaşmak stratejinizi belirleyemez. Cihat grupları düşen devletleri ve savaşları güçlerini arttırmak amacıyla sömürüyor, kaostan besleniyor. Uluslararası sistemin asıl ihtiyacı olan devletlerin temelini attığı çatışma engelleyici bir strateji. Uluslararası sistemin devam edebilmesi için ortak bir düşmana karşı birleşmekten daha çoğuna ihtiyacı var.

Değerlerle oluşturulmuş politikalar ve uzun zamanlı stratejiler yerini taktiksel pazarlıklara bırakıyor. Suriye'deki şiddetin azalması için Rusya ve Türkiye arasında bir uzlaşmaya varıldı. Ancak Moskova ve Ankara, Suriye'deki krizin içine daha fazla çekilmemek için daha kapsayıcı bir yönetim planı oluşturmak zorunda. Halkının çoğunluğunun fikrini yok sayan otoriter rejimler artmaya devam ederse istikrarlı bir Orta Doğu görmek imkansız.

Kabul etsek de etmesek de küreselleşme bir gerçek. Birbirimize bağlıyız. Ülkeler kendilerini dışlamayı tercih edebilirler ancak uluslararası ilişkilerin müşterek yönetimi sağlanmadığı sürece barış ve refaha ulaşılamaz.

Foreign Policy'den derlediğimiz bu 10 çatışma yeni dünyanın küçük birer ön izlenimi.

Suriye ve Irak

6 yıldır devam eden savaşta en az 500.000 kişi hayatını kaybetti 12 milyonu da yerinden edildi, kimisi başka ülkelere sığınırken kimisi uluslararası tanınmış bir sınırı bile geçemedi.

Türkiye

Türkiye'de son bir buçuk yılda 27'den fazla terör saldırısı yaşandı. Türkiye bir yandan IŞİD'le bir yandan da PKK ile mücadele halinde. Geçtiğimiz yıl Doğu ve Güneydoğu'daki çatışmalar sebebiyle 350 binden fazla vatandaşımız evlerini terk etmek zorunda kaldı. Orta Doğu'daki sığınmacılar için hem transit hem de hedef ülke olan Türkiye'de şu an geçici koruma altında olan 2.7 milyondan fazla Suriyeli bulunuyor.

Yemen

Yemen'deki savaş yeni bir insanlık faciası yarattı. Zaten yoksul olan Arap ülkesini parçaladı. Milyonlarca insan kıtlığın eşiğindeyken ateşkes ve siyasi uzlaşmaya hiç olmadığı kadar ihtiyaç var. Birleşmiş Milletler'e göre yaklaşık 4000 sivil hayatını kaybetti.

Sahel ve Çad Havzası Gölü

Üst üste gelen çatışmalar kitlesel ıstıraba yol açtı. 4.2 milyon insan yerinden edildi, yuvalarını kaybetti. Cihatçılar, silahlı çeteler ve suç şebekeleri bu yoksul bölgede güç yarışı içerisinde.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti

Başkan Joseph Kabila'nın ikinci döneminde güce tutunma isteği 2016 boyunca birçok muhalefetle ve protestoyla karşılaştı. Geçtiğimiz eylül, Kabila'nın yönetimine karşı gösterilerde çoğunlukla güvenlik güçleri tarafından 53 kişi öldürüldü.

Güney Sudan

3 yıllık iç savaşın ardından dünyanın en genç ülkesinde birçok çatışma hala devam ediyor. Hükümete duyulan kin ve etnik kavgalar 1.8 milyon insanın ülke içinde yerinden edilmesine ve 1.2 milyon insanın da ülkeden kaçmasına sebep oldu.

Afganistan

Afganistan'daki savaş ve siyasi dengesizlik, uluslararası barış ve güvenliği ciddi derecede tehdit ediyor. Geçen yılki silahlı çatışmaların sayısı BM'nin tuttuğu kayıtlara göre 2007'den beri en yüksek sayıya ulaştı, birçok sivilin ölümüyle sonuçlandı. Afgan güvenlik güçlerinin zayıflaması, bölgesel ve uluslarötesi militan grupların kontrolsüz alanlar üzerinde sömürge faaliyetlerini arttırma riskini taşıyor.

Myanmar

Nobel Barış Ödülü kazanmış Aung San Suu Kyi tarafından kurulan yeni sivil hükumetin, en önemli önceliklerinin barış ve milli uzlaşma olduğunu belirtmesine rağmen yakınlarda alevlenen şiddet olayları, 70 yıldır devam eden silahlı çatışmanın sonlandırılma çabalarını büyük tehlikeye attı.

Ukrayna

Neredeyse 3 yıllık savaşın ve yaklaşık 10.000 can kaybının ardından Rusya'nın askeri müdahalesi Ukrayna'daki politik hayatı her yönden sınırladı. Çatışmayla bölünmüş ve yozlaşmayla yaralanmış Ukrayna daha büyük bir bilinmeze doğru ilerlemekte.

Meksika

Trump'ın sınır duvarı projesi, belgesiz göçmenlerin sınır dışı edilmesi fikri hali hazırda yüksek suç oranı, yolsuzluk ve zayıf ekonomiden acı çeken Meksika ile ABD arasında gerginliğin daha da artmasına yol açtı. 2016 yılında yapılan bir anket, Meksika ve Kuzey Üçgeni'ndeki silahlı şiddetin 34.000 kişinin ölümüyle sonuçlandığını gösterdi.

Foreign Policy

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

2016AlmanyaAmerika Birleşik DevletleriAnkaraBirleşmiş MilletlerDonald TrumpFransaIŞİDIrakİranNobelRusyaSavaşSuriyeTercihTerörUkrayna
Görüş Bildir