Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

10 Bin Yıl Önce Yaşanan Bir Nükleer Savaş ve Uçan Garip Cisimlerin Gizemi

 > -

Bugüne kadar öğrendiğiniz her şeyi bir kenara bırakın! Çünkü "Mahabharata" sizlere, başka bir insanlık öyküsü anlatacak...

“Bu günümüz, dünün düşünceleridir; şimdiki düşüncelerimiz yarınımızı inşa edecektir; yaşamımızı düşüncelerimiz yaratır.”

Dhammapada (Gerçeğe giden yol)

Hindistan’ın ulusal destanı Mahabharata “İnsanlığın Öyküsü” anlamına gelir. Destanda; uzak geçmişte kaybolan bir uygarlık ve çok büyük bir savaş anlatılır. Savaş, ilk bakışta klanlar arası basit bir çatışma gibi görünse de, aslında tüm gezegenin egemenliği yolunda bir kavgadır. Ve sonunda öyle bir savaş başlar ki; tüm evren yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Kullanılan silahların bazıları (ok, balta, kılıç, mızrak gibi) dünyasal, bazıları ise (ışınlar, atomik silahlar, uçan araçlar gibi) tanrısaldır. Mahabharata zeki canlılar arasında çıkan bir anlaşmazlığın, savaşa dönüşmesini ve o savaşta günümüz teknolojisinin çok ötesinde silahların kullanılmasını anlatır.

Kaynak: http://siriusufo.org/mahabharata/

1. Mahabharata nedir?

insanveevren.wordpress.com

Hindistan´ın ulusal destanı Mahabharata, aslında bir şiirdir. Sözcük sayısı “Mesnevi”den çok daha ötededir ama büyük olasılıkla tek bir kişi tarafından yazılmamıştır. Sankritçe yazılmış olan Mahabharata şimdiye kadar yazılan en uzun şiirdir, “stanza” denen 100 bin kıtadan oluşur. Yani İncil´in 16 misli, Ansiklopedi Britannica´nın da tamamı kadardır. 

Bazılarına göre MÖ 3.-5. Yüzyıl aralarında yazılmıştır, bazılarına göre MS. 4. Yüzyıl´da derlenmiş, bazılarına göre ise çok daha eskilerde 19-20.000 yıl evvel yazılmıştır. Hintliler'e göre Mahabharata´da olmayan bir şey, zaten hiç olmamıştır. 

Batı dünyası bu inanılmaz dev destanı ancak, 18. Yüzyıl´dan sonra tanımıştır; o da destanın sadece küçük bir bölümü olan 1785´de Londra´da Charles Wilkins çevirisiyle yayınlanan “Bhagavad-Gita”dır.
19. Yüzyıl´da doğu bilimci Hippolyte Fauche, 200 kişilik bir ekiple tüm destanı Fransızca´ya çevirmeye başlar ama ömrü yetmez. Nihayetinde, eksiksiz İngilizce çeviri; ancak 20. Yüzyıl´ın başında ve yine Hintliler tarafından Bombay´da gerçekleştirilir.

2. Dünyalılar, Uzaylılarla mı Savaştı?

Bir bakışa göre, Mahabharata en eski bilim kurgu örneğidir. Zeki canlılar arasında çıkan bir anlaşmazlığın, savaşa dönüşmesini ve o savaşta günümüz teknolojisinin çok ötesinde silahların kullanılmasını anlatır.

Örneğin bir bölümde; içinde destanın kahramanlarından Krisnha´nın da bulunduğu Vrishni´ler(antik bir klan), Salva adlı bir lideri kuşatırlar. Bunun üzerine zalim Salva; her yere gidebildiği Saubha adlı arabasına binerek “yükselir” ve sayısız cesur Vrishni genciyle beraber tüm bir kenti harabeye çevirir. 

Saubha adlı araç daha önceki bölümlerde anlatıldığına göre; savaşın yönetildiği bayrak gemisidir. Ve Salva´nın yaşadığı başka bir kentte bulunmaktadır. Yani oradan kalkıp, savaş alanına getirilmiştir. 

Buna karşın Vrishni savaşçılarının da benzer silahları vardır. Pradyumna adlı kahraman özel bir silah kullanır, bu silah en yüksekteki tanrıları dahi durdurmaktadır. Silah için “savaş alanındaki hiçbir insan onun oklarından kurtulamaz” tanımı yapılır. Ve Salva, Krisnha´ya doğru düşer, 

Krisnha;  Salva´nin düşüşünü izlemeye başlar. Fakat Saubha adlı araç göklere, özgün tanımla adeta yapışmıştır. Krisnha tüm silahlarını durmaksızın ona doğru fırlatır. Gökte yüzlerce güneş ve ay belirir, yüzlerce yıldız doğar. Ne gece ne de gündüz vardır, zaman anlaşılamaz.

3. Destanda Nükleer Bir Savaş ve Etkileri mi Tarif Ediliyor?

Krishna´nın, Salva´nın saldırılarını savuşturmak için kullandığı silahlara ait, ses ve etki tasvirleri, aynen günümüz modern silahlarına benzemektedir: 

“Onları savuşturdum, bir hayal gibiydiler. Hızla vuran sütunları yolladığımda, gökler parladı ve parçalara ayrıldılar. Gökte büyük gürültüler oldu.” 

Ve sonra Saubha´nın görünmez olduğu anlatılır. Sanki Krisnha; hedefi hiç şaşırmayan akıllı bombalar kullanmaktadır. Bu arada atılan bir okun sesiyle savaşçılar ölürler, Salva´nın askerleri “Danavalar” acı çığlıklar atarak yerlere düşerler, 

Onları güneşe benzer parlaklığı olan okların sesi öldürür. Sauba kaçmak için karşı saldırıya kalkışır, o zaman Krisnha “özel ateş silahı”nı kullanır. 

Bu silah güneş şeklinde halesi olan bir disk şeklindedir. Ve disk, Saubha´yı ikiye böler. Uçan “kent” gökten yere düşer ve Salva ölür. 

Bu olay, Mahabharata´nın sonudur. En garip silahlardan birisi Pradyuma´nın kullandığı özel oktur, bu okun öldürücü gücünden hiç kimse, hatta tanrılar dahi kurtulamaz. Agneya´nın kullandığı silah ise, alevli ama dumansız ateş okudur.

4. Destanda Nükleer Bir Savaş ve Etkileri mi Tarif Ediliyor?

"Derken savaş alanına birden bir karanlık yayılır, kimse çevreyi göremez ama gece olmamıştır. Vahşi bir rüzgar başlar, bulutlar kükrer, toz ve çakıl taşları yağmaktadır. Doğa dengesini yitirir, güneş gökte sallanmakta, dünya titremekte, korkunç silahtan yayılan kavurucu sıcaklık, her şeyi yakmaktadır." 

"Filler alevler içinde, çılgın gibi oradan oraya koşuştururken, diğer canlılar buruşarak yere düşmektedir. Vahşi ışınlar gökten yağmur gibi yağmaktadır. Ve ateş fırtınasının yanı sıra Gurkha´nın silahının sesini duyanlar da ölürler." 

Bütün bunlar, nükleer bir patlamanın yanı sıra ardı sıra gelen radyoaktif çöküntünün de bire bir tarifi gibidirler. 

Gurkha´nın çok hızlı ve güçlü bir Vimana´sı (hava aracı) vardır; Vrishni´lerin ve Andhaka´ların üç kentine uçar ve saldırır, evrenin tüm gücünü taşımaktadır. 

Duman ve ateş sütunları fışkırtır, on binlerce güneş parlaklığında ışınlar yayarak yükselir. Vimana´nın “demir şimşek” diye tanımlanan süper bir silahı vardır. Her iki klandan sayısız insanı ve kentlerini küle dönüştürür. 

"Cesetler tanınmayacak kadar yanarlar, ölmeyenlerin saçları ve tırnakları dökülür, çanaklar, çömlekler kendi kendilerine kırılırlar, yiyecekler zehirlenir. Kaçmaya çalışan savaşçılar ve eşyaları küllerle yıkanmaktadırlar."

5. Olağanüstü Uçan Araçların Gizemi:

Başka hiçbir mitolojide bu tür  araçlara benzer bir tanım yoktur. Hint metinlerinde uçan araçlara “Vimanalar” denmektedir. Destanlara göre, Vimanalar iki katlıdır ve daire biçimindedir. Kubbelerinde bir giriş tüneli vardır. Yani tam anlamıyla bir uçan daireye benzerler. 

Rüzgar hızıyla uçarlar ve melodik bir ses çıkarırlar, Vimanalar´ın dört türü vardır. İnanılmaz ama bazıları tabak şeklinde, bazıları ise uzun silindir şeklindedirler yani sigar gibidirler… 

Vedalar, antik Hindu şiirlerdir; bilinen en eski Hindu metinler olarak tanımlanırlar. Vimanalar çeşitli şekil ve boyutlarda iki tür olarak anlatılır; ´Ahnihotra-vimana´nın iki motoru veya sistemi vardır, ´Elephant-vimana” ise daha gelişmiş bir araçtır. Ayrıca, “Kral balıkçı”, “İbis” adlı ve başka hayvan adlarının da verildiği Vimana türleri de anlatılır. Göründüğü kadarıyla Mahabharata, bir atom savaşını bize anlatıyor! Kaynaklarda bir izolasyon veya tahrifat yoktur; savaşlarda fantastik silahlar, uçan araçlar kullanılmıştır.

6. Olağanüstü Uçan Araçların Gizemi

Bunlara epik Hint destanlarında çok sık raslanır. Hatta Ay´da gerçekleşen bir savaşta yer alan “vimana-Vailix”den söz edilir. Kısacası atomik bir patlamanın tüm etkileri ve özellikle de insanları öldüren radyoaktif etki Mahabharata´da çok belirgindir. Mohenjo-Daro´daki Rishi kentini kazan arkeologlar, caddelerde yatan iskeletler buldular, bazılarının yumrukları sıkılıydı. Sanki bir anda ölmüşlerdi, en azından bir kıyametin yaşandığı kesindi. Ve iskeletlerde tesğit edilen radyoaktivite, en azından Hiroshima ve Nagasaki düzeyindeydi. 

Mohenjo-Daro, ızgara biçiminde planlanmış mükemmel bir kenttir; su sistemi bugün Hindistan ve Pakistan´da kullanılan modern sistemlere benzer. Antik kentin caddelerinde kalıntı olarak siyah cam kümeler bulunmuştur. Bunların cam küreler olduğu sanılmaktadır ve bulunan kil çömleklerin çok yüksek ısıya maruz kalarak eridikleri keşfedilmiştir

7. Olağanüstü Uçan Araçların Gizemi

Mahabarata´nın bir bölümü olan Dronaparva´da ve Ramayana´da özelikle belirtilen küre şeklinde bir Vimana vardır. İnanılmaz bir hıza ulaşmakta ve ardında büyük bir hava akımı bırakmaktadır. Hareketleri bir UFO gibidir, her yöne gidebilir, yön değiştirmesi ani çok hızlıdır, son hızla giderken aniden durup, yine aynı hızla ters yöne gidebilir. ´Samar´ adlı başka bir Hint destanında Vimanalar; demir makineler olarak tanımlanırlar ama yumuşaktırlar ve örgü gibi yüzeyleri vardır. Cıva ile şarj olurlar ve arkalarından kükreyen bir alev püskürür. Daha da ilginci ´Samaranganasutradhara´ adlı antik metinde Vimanalar´ın nasıl yapıldığı anlatılır ama uygulanması için yeterli çözümleme henüz yapılamamıştır;

"Bir gök arabasıydı, insanları Ayodhya kentine taşıyordu. Gök bu harika uçan araçlarla doluydu, gece karanlığında yaydıkları sarımtırak göz kamaştırıcı ışık göğü aydınlatıyordu.”

-Mahabarata

8. Olağanüstü Uçan Araçların Gizemi

İtalyan bilim insanı, Dr. Roberto Pinotti, 12 Ekim 1988´de Bangalore´da yapılan Dünya Uzay Konferansı´nda yaptığı konuşmada, Hindu antik metinlerinde tanrılarla, kahramanlar arasında yapılan bir savaşın anlatıldığını belirtir.

 Pinotti, metinlere bir destan olarak bakılmamasını ister ve göklerde pilotların kullandığı silahlı uçan araçlarla yapılmış bir savaşın açıkça anlatıldığına dikkat çeker. Kullanılan silahlar, savunma ve saldırı amaçlıdır. Ve yedi ayrı tipte mercek ve ayna sistemlerini içermektedir. 

Örneğin pilotları ´kötü ışınlar´dan koruyan ´Pinjula Mirror´ bir ´Görsel Ayna´ dır. ´Marika´ adlı silah ise düşman araçlarını vurur. 

Dr. Pinotti bu antik silahların bugün kullandığımız lazer teknolojisinden çok farklı olmadıklarını iddia eder ve araçlarda "Somaka, Soundalike, Mourthwika´ adları verilen özel ısı emici metaller kullanılmış olabilir" diye ekler. 

Pinotti´ye göre, tanımlanan itici güç prensibi, elektriksel ve kimyasal olmalıdır ama güneş enerjisinin kullanımı da çok ileri düzeydedir. Diğer bilim insanları, Pinotti´nin kuramını daha ileriye götürerek, araçların bir tür ´cıva iyonlu itici güç sistemi´ ile çalıştığı fikrini ileri sürerler. 

Pinotti, Vimanalar´ın binlerce yıl önce var olduklarını belirtirken, modern UFO´larla olan benzerliğe de dikkat çeker. Kısacası, Hindistan´da unutulmuş bir uygarlık var olmuştur.

9. Mahabharata'da Vimanalar (Uçan Araçlar)

“Puspaku adlı araç güneşe benziyordu ve kardeşime aitti, onu güçlü Ravan´dan almıştı, uçuyordu ve mükemmeldi, istenilen her yere gidiyordu, Lanka kentinin göklerinde uçarken parlak bir buluta benziyordu.”                                – Ramayana Destanı

 “Salva´nın uçan aracı çok gizemliydi, gökte bazen görünüyor, bazen de kayboluyordu. Yani görünmeme yeteneği vardı; Yadu Hanedanı´nın savaşçıları bu garip aracı bir türlü tam olarak algılayamadılar; bazen yerde, bazen gökte beliriyor sonra birden bir tepeye veya bir ırmağın kıyısına konmuş olarak ortaya çıkıyordu. Bu uçan harikulade araç, gökte bir ateş fırıldağı gibi dönüyor ve bir an bile yerinde durmuyordu.”                                             – Bhaktivedanta, Swami Prabhupada, Krsna

“Kralım; uçan araç mükemmeldi, şeytan Maya tarafından yapılmış ve bir savaş için gereken tüm silahlarla donatılmıştı. Hayal edilemesi ve anlatılması imkansız bir araçtı; görünmezlik özelliğine sahipti. Oturulan yerde koruyucu bir şemsiye ve serinletici güç vardı. Mihrace Bai´nin çevresinde kaptanları ve kumandanları bulunuyordu; geceleyin gökte yükselen bir ay gibi görünüyor, her yönü aydınlatıyordu.”    – Swami Prabhupada Bhaktivedanta, Srimad Bhagavatam

10. Mahabharata'da Vimanalar (Uçan Araçlar)

“Pushpaka bir gök arabasıydı, insanları Ayodhya kentine taşıyordu. Gök bu harika uçan araçlarla doluydu, gece karanlığında yaydıkları sarımtırak göz kamaştırıcı ışık göğü aydınlatıyordu.”                                                                      – Mahavira of Bhavabhuti (8. Yüzyıl´dan kalma bir Jain yazması)

“Vata´nın arabası ne görkemli; gök gürültüsü gibi ses çıkarıyor, göklere dokunuyor; parlak bir ışığı var; kırmızı göz kamaştırıcı ve alev gibi; bir girdap gibi dönerken, dünyanın tozunu kaldırıyor.”                                                                                                                                             – Rig-Veda (Vata bir Aryan rüzgar tanrısıdır.)

 “Bir zamanlar Kral Citaketu, kendisine Tanrı Vişnu tarafından verilen parlak ve ihtişamlı bir uçan araçla dış uzaya yolculuk yapar ve Tanrı Şiva´yı görür… Oklar “ışınlar” Şiva tarafından yollanır. Işınlar güneş benzeri bir küreden fışkırır ve içinde yaşanan üç gök aracını kaplar ve o araçlar bir daha görülmezler.”                                                                                                      – Srimad Bhagasvatam, VI. Canto, Bölüm 3

11. 

"Bu araştırmanın ve tartışmaların ışığında Hindu kökenli Sankritçe metinler daha iyi gözden geçirilmeli ve tanımlanan Vimana modelleri daha bilimsel bir incelemeye tabi tutulmalıdır.”

 – Nick Humphries, “UFO Guide

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
corpse-bride

yunan mitleri kadar sıradışı:) not: nükleer savaş olamaz mutlaka izlerini bulurduk sanırım anlamlandıramadıkları doğa olyalarını biri manipüle ederek aksettirmiş o dönem bilmeyenlere

feyk

bu soylemlere en guzel cevabi memo tembel cizer 20 yil once vermis

ayna-efendi

içeriği erich von daniken den almışlar sanırım, bollywood bunu film yapmalı bence animasyonu varmış ama

mustafa.mutlu

On binlerce yıl önceki bu kadar abartılı bir teknolojiye inanmıyorum. Bu bir masal. Ancak Yüz binlerce yıllık insanoğlunun 100 yıl öncesine kadar hala ok ve yay kullandığını da göz önüne alırsak zaman zaman bazı medeniyetlerin bu kadar abartılı olmasa bile teknolojide sıçrama yaptığına inanıyorum. Barbarların istilası, yağması ve iklimsel felaketler ile yok olup gitmişler. Şu an da bile başka gezegenlerde koloniler kurmuştuk fakat son 3.000 yılımız İbrahimi Dinler yüzünden heba oldu.

onur-ocak2

Sümerler,Mısırlılar,İnakalar,Mayalar'dan belli zaten eski medniyetin gelişmiş olduğu nükleer savaş olmuş olasılığı yüksek o medeniyetler birden bire yokolmuşlar.Dünya gerilemiş...

lahme

Gizemli :) Araştırmak lazım :)

Gizli Kullanıcı

ancient aliens belgesel serisini öneririm, bu konuda oldukça detaylı araştırmalar mevcut.

lahme

Kaçırmamaya çalışıyorum zaten :)

Görüş Bildir