'Türkiye’de Her 100 Reçeteden 30’una Antibiyotik Yazılıyor'

 > -
4 dakikada okuyabilirsiniz

Birleşmiş Milletler geçtiğimiz ay antibiyotik direncini "en büyük ve en acil ele alınması gereken küresel tehlike" olarak tanımladı. Türkiye Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği Antibiyotik Direnci Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Çağrı Büke, gereksiz antibiyotik kullanımının dirençli mikroorganizmaların gelişmesine neden olabileceğini, ölüme varan tabloların ortaya çıktığını belirtiyor ve ekliyor: ''Kişi başına antibiyotik kullanımı konusunda rakamlarımız şunu gösteriyor ki hastaneye herhangi bir sebeple giden 100 kişinin 30'unun reçetesinde antibiyotik yer alıyor.'' 

Ege Üniversitesi (EÜ) Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Büke, Anadolu Ajansı’na yaptığı açıklamada, sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada uygun olmayan, akılcı, yanlış antibiyotik kullanımının söz konusu olduğunu belirtti.

Sağlık Bakanlığının yeni uygulaması kapsamında artık antibiyotiklerin reçetesiz verilmediğini hatırlatan Büke, uygulamayı desteklediklerini çünkü eczaneden reçetesiz antibiyotiklerin kullandırılması, antibiyotiklere dirençli mikroorganizmaların oluşmasında rol oynayan en önemli faktör olduğunu söyledi.

Antibiyotiklere direnç gelişmesinde neden olan faktörlerden biri de antibiyotiklerin gereksiz kullanımı

Buna bir örnek de kış döneminde grip ya da üst solunum yolu enfeksiyonu olduğunda tüm dünyada antibiyotik tüketiminde ciddi artış olması. Bunların yarısından fazlası da gereksiz antibiyotik kullanımı.

Antibiyotik direnci yılda dünya genelinde 700 bin kişinin ölümüne yol açıyor...

Gereksiz antibiyotik kullanımının çok farklı yan etkileri olduğunu kaydeden Çağrı Büke, “Dirençli mikroorganizması gelişmesine neden olabilir, böbreklere toksik etkileri olabilir, karaciğerde enzim yüksekliğine yol açabilir, kan değerlerinde düşmelere neden olabilir, nörolojik yan etkileri var. Onun için mutlaka hekimin önerisiyle kullanılmalı, hekim de bakteriyel enfeksiyon mu, değil mi buna karar vermeli” bilgisini veriyor. 

Prof. Dr. Büke, oluşan enfeksiyonların hastayı “vücudun aşırı ve kontrolsüz yanıt vermesi” anlamına gelen sepsis tablosuna götürebildiğini anlatarak, multiple sepsis durumununda yüzde 90-100 oranında ölümle sonuçlandığını aktarıyor.

Tüm dünyada antibiyotiklere dirençli mekanizmalar ve buna bağlı ortaya çıkan enfeksiyonların ciddi bir tehdit olduğuna işaret eden Büke, şöyle devam ediyor:

“Hatta öyle bir tehdit ki bazı ülkelerde bu durum hükümetler ya da cumhurbaşkanları, devlet başkanları düzeyinde ele alınmış. Bu konuyla ilgili çok ciddi çalışmalar yapılmıştır. Hatta bu öyle bir durum ki çareler, çözümler bulunmazsa 2010 yılı sonrasında tüm dünyada yılda 10 milyona yakın insanın antibiyotiklere dirençli mikroorganizmalara bağlı enfeksiyonlar nedeniyle kaybedileceği öngörülüyor. Şu anda Avrupa’da ve ABD’de dirençli mikroorganizmalara bağlı enfeksiyonlar nedeniyle binlerce kişi yaşamını yitiriyor. Avrupa’da 23-25 bin, ABD’de ise 25-30 bin kişi bu nedenle ölüyor.”

2013 verilerine göre Türkiye liste başı 👇

Antibiyotik kullanımı neden zararlı?

Helsinki Üniversitesinde Ocak ayında yapılan bir araştırmada, iki yaşından önce tekrar eden antibiyotik kullanımının, bağırsak florasında değişiklikler yaptığını, çocuklarda hem astım hem de obezite riskini arttırdığını gösteriyor.

Çocuk Sağlığı Hastalıkları, Çocuk Alerji ve İmmunoloji Uzmanı Doç. Dr. Akgül Akpınarlı Antony konu ile ilgili şöyle konuşuyor:

"Son dönemlerde yapılan araştırmalar, vücudumuzda milyonlarca mikrop olduğunu gösteriyor.  Mikrobiyomu oluşturan bu mikroplar,  vücudumuzun her yerinde; içinde ve dışında bulunuyor. Bu mikroplar bakteri, virüs ya da mantar türlerinde olabiliyor. Her bir organın taşıdığı mikrop sayısı ve kombinasyonu birbirinden farklı olduğu gibi, sağlıklı insanda bir denge içerisinde bulunuyor. Mikrobiyomdaki mikroplar arasında ki bu dengenin bozulması hastalıklara neden oluyor ve hastalıklarda, mikrobiyomun dengesini değiştirebiliyor. Antibiyotik kullanımının ise mikropları öldürdüğü için bağırsak florasını bozduğu ve birçok hastalığa neden olduğu görülüyor."

Peki çözüm ne?

Yapılacak en önemli şey, zaruri olanlar dışında antibiyotik kullanımına son vermek. Bu ilaçlarla ilgili yerleşmiş anlayış ve uygulamaları yeniden gözden geçirmek gerekiyor. Örneğin kulak ya da idrar yolları eknfeksiyonu için ille de antibiyotik kullanmak gerekmeyebilir; hatta antibiyotik kullandıktan sonra kendinizi iyi hissetseniz bile ilaç bitene kadar kullanma tavsiyesinin bile ne kadar geçerli olduğuna bakmak gerekiyor.

Üstelik alışkanlıklarını değiştirmesi gerekenler sadece doktorlar da değil. Hastaların da her aksırık ve tıksırık için antibiyotiğin çare olmadığını anlaması gerekiyor. Genellikle üst solunum yolu hastalıklarına virüsler neden olur ve bu durumda antibiyotik kullanılmaz; çünkü antibiyotik sadece bakterileri öldürür.

Tarım ve hayvancılık alanında da antibiyotik kullanımına son verilmesi ya da en azından azaltılması çağrıları yapılıyor.

Dünya Sağlık Örgütü, hayvanlarda enfeksiyon riskine karşı hemen antibiyotiğe baş vurulmaması, aşı, hijyen ve biyogüvenlik gibi alternatiflerin geliştirilmesi tavsiyesinde bulunuyor.

Bakterileri içeriden tüketen bakteriyofajlar antibiyotiğe alternatif olabilir.

Bakteriyofaj ya da 'bakteri yiyen' virüsler alternatif çözüm olabilir. Bu virüsler aslında bakterileri yemiyor, onu yuva olarak kullanıp çoğalarak başka bakterilere yayılıyor.

Bakteriyofajlar 1915'te keşfedildi ve 2. Dünya Savaşı'nda kangren tedavisinde kullanıldı. Bugün de antibiyotik krizine çözüm amacıyla yeniden inceleniyorlar.

AA, National Geographic, Indigo ve BBC Türkçe 

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Amerika Birleşik DevletleriBirleşmiş Milletler
Görüş Bildir