onedio
İstanbul'da 18 Bin Taksiye Panik Butonu Geliyor
Dünyada 92 şehirde kullanılan taksi sistemi 'Taksi Çağrı Merkezi ve Yönetimi' projesi İstanbul'da hayata geçiriliyor. Projede, yolcu ve sürücü bölümünde iki ayrı panik butonu olacak. İstenmeyen bir durum anında, taksici ya da yolcu panik butonlarını kullanarak yardım çağırabilecek.'İstanbul Taksi ve Çağrı Merkezi' adı verilen proje, ilk etapta 2015 yılının Şubat ayı ile birlikte pilot olarak belirlenen 100 taksi ile uygulamaya sokulacak,  2 yıl içinde İstanbul'daki 18 bin taksiyi kapsayacak. Projeyle, sürücü ve yolcu güvenliğinin artırılması, trafik kaynaklı stres ve gürültü kirliliğinin azalması, yakıt maliyetlerinin düşmesi ve çevre kirliliğinin önüne geçilmesi hedefleniyor. İstanbul'da hizmet veren 18 bin taksiyi tek çatı altında toplayacak olan 'İstanbul Taksi ve Çağrı Merkezi' projesi, İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen 'TRANSİST 2014 Ulaşım Teknolojileri Fuarı'nda İSPARK Genel Müdürü Mehmet Çevik tarafından tanıtıldı.Panik butonu ile hem taksici hem yolcu güvendeSürücü ve yolcu güvenliğinin artırılmasının ön plana çıktığı projede, yolcu ve sürücü bölümünde iki ayrı panik butonu olacak. İstenmeyen bir durum anında, taksici ya da yolcu panik butonlarını kullanarak yardım çağırabilecek. Böylece proje ile birlikte taksici esnafının en büyük sorunu olan gasp ve hırsızlıkların da önüne geçilmesi hedefleniyor.İSPARK Genel Müdürü Çevik projeyi anlattıİSPARK Genel Müdürü Mehmet Çevik, projenin tanıtımı için örnek olarak hazırlanan bir araca kurulan sistemi basın mensuplarına anlattı. Gelişmiş ülkelerin tamamında uygulanan bir sistemin İstanbul'da uygulanacağını ifade eden Çevik, projenin ilk etapta 2015 yılının Şubat ayında 100 taksi ile başlayacağının ve 2 yıl içinde İstanbul'daki 18 bin araçta uygulanacağını söyledi. Çevik, 'Müşterinin oturacağı bölümde bir plazma var. Bu plazmadan gerekli bilgileri kontrol edebilecek. Ayrıca hem şoförün hem de müşterinin kullanabileceği iki ayrı panik butonu var. Bu panik butonuna basıldığında çağrı merkezimize gerekli ikaz bildiriliyor. Biz de hareket halindeki aracı görebildiğimiz için araca müdahale edebiliyoruz. Geçmişte taksici şoförlerinin ölümlerine şahit olduk. Panik butonuna basıldığında hareket halindeki araçtan bulunduğu konum ile ilgili bilgileri alabileceğiz. Ayrıca kamera sistemi devreye girecek ve anında yüzleri görebileceğiz. Bu şekilde en kısa sürede araca ulaşmış olacağız' ifadesini kullandı.Taksicilere ve müşterilere kolaylık sağlayacakÖte yandan İstanbul'da hizmet veren 18 bin taksiyi tek çatı altında toplayacak İstanbul Taksi ve Çağrı Merkezi projesi hem İstanbullulara hem de taksicilere büyük kolaylıklar sağlayacak. Vatandaşlar 134'ü aradıklarında istedikleri yere kısa zamanda taksi yönlendirilecek. Yolcuyu bırakan taksi ise en yakınındaki durağa sevk edilerek trafikte dolaşması önlenecek. İnternet ve telefon uygulamaları gibi yenilikler yolcuların hizmetinde olacak. Vatandaşlar taksi çağırma butonlarının yanı sıra akıllı sistemleri kullanarak taksi isteyebilecekler, rezervasyon yapabilecek. İstenilen noktaya en yakın yerden yönlendirilecek taksi GPRS sistemiyle takip edilerek yolcu ve sürücü güvenliği kontrol edilecek. Yolcular seyahat rotasını ve taksimetre ücretini de önündeki cihazdan kontrol edebilecek. Proje ile taksiciler reklam geliriyle ek kazanç elde edecek. Parmak izi uygulamasıyla şoförler taksileri kullanabilecek. Sürücüler taksilerde sigortalı olarak çalışacak. Modern ve teknolojik donanımlı taksilerde isteyen yolcular kredi kartı ile ödeme yapabilecek.DHA
Adalet Bakanı Bozdağ'dan Gülen Açıklaması
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Fethullah Gülen hakkında kırmızı bülten çıkarılması konusunda, 'Bu karar henüz bakanlığımıza gelmedi. Karar geldikten sonra Adalet Bakanlığı bu kararla ilgili yasal çerçevede yapması gereken şey neyse, onu yapacaktır' dedi.Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Ak Parti Merkez İlçe Kongresi'ne katılmak üzere Afyonkarahisar'a geldi. Afyonkarahisar Lisesi Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen kongre sonrası basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Fethullah Gülen'e yakalama kararı sonrası kırmızı bülten çıkarılacağına yönelik bir soru üzerine, 'Kırmızı bülten ilave bir tasarrufla çıkarılacak bir bülten değil. Bildiğiniz gibi yasalarımız çerçevesinde ancak hakim ya da mahkeme kararıyla çıkarılması söz konusu olabilir. İstanbul'da Sulh Ceza Hakimliği'nin verdiği bir yakalama kararı var. Bu karar henüz bakanlığımıza gelmedi. Karar Adalet Bakanlığı'na geldikten sonra Adalet Bakanlığı bu kararla ilgili yasal çerçevede yapması gereken şey neyse onu yapacaktır. Şu anda bakanlığımıza henüz gelmiş değil. Gelirse bakacağız' dedi.Kararın bakanlığa ulaşması sonrası kırmızı bülten sürecinin nasıl işleyeceği de sorulan Adalet Bakanı Bozdağ, 'Hakim veya mahkeme kararı Adalet Bakanlığı'na iletildikten sonra Adalet Bakanlığı bunu ilgili yerlere yazıyor. Ondan sonra da idari süreç mahkeme kararı doğrultusunda yerine getiriliyor' diye konuştu.Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu da aynı soruya, 'Adalet Bakanımız burada, kendisi daha iyi bilir ama tabi ki kırmızı bülten çıkarılır. Çünkü mahkemenin kararı. Mahkemenin kararı yerine getirilecektir. Hiç kimsenin suç işleme hakkı yok. Hiç kimsenin tuzak kurma hakkı yok' şeklinde konuştu.Onur BAYRAM- Murat ARISOY/AFYONKARAHİSAR, (DHA)
Ermenek'in Simgesi Recep Amca'nın Evi Yenilendi
Ermenek'te yaşanan maden faciasının simgesi haline gelen Recep Gökçe'nin evi Evim Şahane ekibi tarafından yenilendi.Ermenek'teki maden ocağında cansız bedenlerine ulaşılan işçilerden Tezcan Gökçe'nin cenaze töreninde yırtık ayakkabılarıyla hepimizi hüzne boğan babası Recep Gökçe, günler sonra buruk da olsa mutluluğu tadıyor. Evim Şahane ekibi Gökçe ailesinin evini yeniledi.TÜM TÜRKİYE YARDIMINA KOŞTURecep Amca'nın yırtık ayakkabıları, Ermenek'te yaşanan maden faciasının simgesi haline geldi. Vicdanları yaralayan bu görüntüden sonra Türkiye, Gökçe ailesinin yardımına koştu. Yardım elini uzatanlardan biri de Kanal D'de yayınlanan Evim Şahane ekibiydi.Recep Amca'nın evini yenileyen ekip, herkesin takdirini kazandı.Haberler.com
Amasya'da 6 Katlı Bina Çöktü
Amasya İl Özel İdaresi İşhanı'nın yıkımı sırasında 6 katlı binanın duvarı çöktü. Kepçe operatörü 1 kişi yaralı olarak beton yığınlarının altından çıkarılıp hastaneye kaldırıldı. Betonların altında kalan 31 yaşındaki Osman Hamurkoparan'a ise ulaşılamadı. İşçiyi kurtarma çalışmalarının sürdüğü belirtildi.Amasya'da bugün meydana gelen olayda, belediye tarafından yıkımı devam eden 6 katlı İl Özel İdaresi İşhanı aniden çöktü. 6 katlı binanın çökmesi ile birlikte bölgede çalışan işçiler büyük korku ve panik yaşadı. Binanın kepçenin üzerine çökmesi ile birlikte operatör evli ve 2 çocuk babası Osman Hamurkoparan ve bir başka iş makinesinin operatörü 29 yaşındaki Satılmış Karadoğan, beton yığınlarının altında kaldı. Bölgeye çok sayıda sağlık ekibi ve polis sevk edildi. Geniş güvenlik önlemleri altında beton yığınlarının arasından çıkarılan Satılmış Karadoğan, Sabuncuoğlu Şerefeddin Devlet Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Bölge gelen AFAD ekipleri beton yığınlarının altında kalan Osman Hamurkoparan'a ulaşamadı. Kepçe operatörüne ulaşabilmek için ekiplerin çalışmasının sürdüğü belirtildi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.İşhanının yıkım töreni, geçen 16 Aralık tarihinde Vali İbrahim Halil Çomaktekin ve Belediye Başkanı Ak Partili Cafer Özdemir'in katılımı ile yapılmıştı. Yıkım çalışmaları bugünde devam ediyordu.Savaş Tutak - Sinan Harmancı, DHA
Demirtaş: 'Öcalan'ın Çağrısı ile Türkiye Suriye Olmaktan Kurtuldu'
HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, ''Cumhurbaşkanı, Başbakanı çıkıp, 'Biz ne çektiysek sahte hocalardan çektik' diyor. Biz de katılıyoruz bu söze' dedi; 'Senden daha sahte hoca da görmedik' diye de ekledi.Partisinin Mersin il kongresine katılan Selahattin Demirtaş, burada yaptığı konuşmada AK Parti hükümetinin Türkiye’yi Suriye’ye çevireceğini ifade ederek, 'Bugün Suriye olmadıysak bunların başarısından değil. Bunlara kalsa ülke Suriye gibiydi. Halkın vicdanı, bizlerin desteği, çözüm sürecinin katkısı, Sayın Öcalan’ın çağrısı sayesinde Türkiye, Suriye olmaktan kurtuldu. Bunlara kalsa ülke Suriye’ye dönüşmüştü. Hepimizi birbirimize düşman edip kırdıracaklardı. AKP’ye oy vermeyenleri her gün düşman ilan ediyorlar. AKP’ye oy vermemek bu ülkede vatan hainliği oldu, hükümeti eleştirmek vatan hainliği oldu. Biz hükümeti seçim ile düşürüp yerine geçeceğiz diyoruz, vatan haini diyorlar. Kafayı sıyırmış bunlar ya. Bizim işimiz sizi eleştirip iktidardan düşürmek. Onların yerinde olsam ben de korkarım. Korkulmaz mı bu partiden?' dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a saray çağrısı yapan Demirtaş, şöyle dedi:'SARAYI DAR EDECEĞİZ SANA''O sarayda bin 150 odanın birinde bile rahat uyutmayacağız seni, o sarayı dar edeceğiz sana. Ya bu ülkeye özgürlük ve demokrasi gelecek ya da o saray sana dar gelecek. Tehdit etsen de, kumpas kursan da, her türlü hukuksuzluğu bize dayatsan da, komplolarla bizi yıpratmaya çalışsan da gümbür gümbür geliyor. HDP artık Başbakandan bir şey talep istemiyor. HDP artık Başbakanlığı istiyor. Biz Başbakan olacağız ve kendi sorunumuzu kendimiz çözeceğiz. Kalbinde Allah korkusu olan zulüm yapamaz. Allah’a inanan hırsızlık yapamaz, rüşvet yiyemez, yolsuzluk yapamaz. Bunlardaki eksiklik bu işte. Halen en büyük din sömürüsünü yapan bunlar. Bu ülkenin Başbakanı, Cumhurbaşkanı çıkıp, biz ne çektiysek sahte hocalardan çektik diyor. Katılıyoruz. Biz ne çektiysek sahte hocalardan çektik, en başta sen olmak üzere. Senden başka da sahte hoca görmedik. İnsanlar kaygı içindeyken ülkeyi ne hale getirdiler.'Kahramanmaraş Valisi Mustafa Hakan Güvençer’i de eleştiren Demirtaş, şöyle konuştu:'MARAŞ VALİSİ, İÇİNİZDEKİ HAYVANLARI AYIKLA''Maraş’ta Alevi, kadın, çoluk çocuk, erkek, yaşlı demeden 110 kişiyi katledenler cezalandırılmadı, ödüllendirildi. Katliamı lanetlemek için Maraş’a gitmek isteyenleri Maraş Valisi engelliyor, yasak kararı almış. Ama Maraş’ın içinde bazıları bildiri dağıtıyor. El ilanlarında 19 Aralık’ı, yani ’Maraş katliamını kutlamaya herkes davetlidir’ diye el ilanı dağıtan faşist ırkçı gruplar var. Maraş Valisi bunları engellemiyor. Faşizmin, faşistin, ırkçının bile bir ahlakı olur ya. Bunlar hayvandır hayvan, başka bir şey olamaz. Bir katliam günü nedeniyle kutlama düzenlemek insanlıktan çıkmayı gerektirir. Maraş Valisi’ne sesleniyorum. Sen acıları anmak için gelenleri Maraş’a sokmayacağım diyeceğine, kendi içindeki hayvanları ayıkla. Herkes yakın geçmişine bir baksın. Tarihimiz katliamlarla dolu. Hep bu devlet bizi öldürmüş, arkasından hiç kimse hesap vermeden, hiç kimseye hesap sormadan üstünü kapatmış. Çanakkale’de omuz omuza savaşıp devleti kuran biz, mezarları yan yana olan biz, emek bizim, alın teri bizim, öldüren onlar. Demek ki bu devlet hiç bir zaman halkının devleti olmamış.'Demirtaş, Mersin’e yapılacak olan Akkuyu Nükleer Santrali’ni de eleştirdi. Santrali Mersin halkının istemediğini hatırlatan Demirtaş, sözlerine şöyle devam etti:'MERSİN’DE MAYDANOZ YETİŞMEZ''Japonya’da 90 tane nükleer santral vardı kapattılar. 88 tanesini kapattılar 2 tanesi duruyor. Onlar da yakın zamanda kapatılacak. Onlar nükleer facia yaşayıp ne olduğunu gördüler. Pişman oldular, kapatıyorlar. Ne yapıyorlar peki, gelip burada yapıyor Rusya ve Japonya. Gelip senin doğandan, denizinden, ağacından, suyundan, oksijeninden faydalanıp nükleer enerjiyi burada üretecekler. Parayı burada kazanacaklar. Sana ne hayrı var? Alternatif enerji imkanları var. Toros dağlarından istediğin kadar enerji üretirsin doğayı katletmeden. Ama onların derdi bu değil. Onlar ağaca bakınca odun, yaprağa bakınca dolar görüyorlar. Onların derdi enerji falan değil. Santralin yapımını durdurmamız lazım. Çevre faciasına yol açacaklar. Faaliyete girerse Mersin’de hastalıklı olmayan kimse kalmayacak. Nükleer bir sızıntıda ot bitmeyecek, maydanoz dahi yetişmeyecek.'DHA
Hagi: 'Galatasaray Beni Hep Zor Durumdayken Çağırdı'
Sarı Kırmızı Platform Derneği'nin davetlisi olarak oğlu Ianis ile İstanbul'a gelen Galatasaray'ın efsanevi futbolcusu ve eski teknik direktörü Gheorghe Hagi, Etiler'deki bir restoranda dernek üyeleriyle buluştu. Organizasyonda Galatasaray Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Cem Kınay da yer aldı.Yemek öncesinde gazetecilere açıklamalarda bulunan Hagi, Romanya'da liglerin bir hafta önce devre arası tatiline girdiğini belirterek, Galatasaray'ın bu akşamki Mersin İdmanyurdu maçını izleyeceğini ve çok özlediği İstanbul'daki anılarını tazelemek istediğini kaydetti.Sarı-kırmızılı takımın bu sezon gösterdiği performansı değerlendiren Hagi, 'Galatasaray'dan beklentiler her zaman büyüktür. Şu anda şampiyonluk mücadelesinde. Avrupa'da daha başarılı olabilirdi ama futbol bu. Hiçbir zaman bazı şeylerden emin olamazsınız. En iyi dileklerimi sunuyorum ve kendilerinebaşarılar diliyorum' diye konuştu.İtalyan teknik direktör Cesare Prandelli'nin yerine getirilen Hamza Hamzaoğlu'nu çok iyi tanıdığını anlatan Gheorghe Hagi, 'Hamza Hamzaoğlu genç bir teknik direktör. Akhisar Belediyespor'da güzel işler yaptı. Aynı zamanda Fatih Terim ile milli takımlarda bulundu ve Türk futbolunu çok iyi biliyor. Kendisine başarılar dilerim. Onu çok iyi tanıyorum ve takdir ediyorum' ifadelerini kullandı.'GALATASARAY BENİ HER ZAMAN ZOR DURUMDAYKEN ÇAĞIRDI'Hagi, Galatasaray'ın, UEFA Kupası'nı kaldıran kadrodaki futbolculardan teknik adam olarak yeterince yararlanamadığını söyledi. 1996-2000 sezonları arasındaki kadroda bulunan futbolcuların çok önemli tecrübeler yakaladığını anlatan Rumen teknik adam, şöyle konuştu:'Bana göre Galatasaray, UEFA Kupası'nı alan neslin oyuncularını daha da iyi kullanabilirdi. Fakat bunun için güzel bir proje lazım. O zamanki neslin oyuncuları Galatasaray için daha güzel şeyler verebilirdi ama bizi çok az kullandılar. Çünkü başarıya imza atmak çok zor ve biz o zaman güzel başarılar yakaladık. Güzel bir proje olarak hayata geçirilirse Galatasaray için iyi olur. Ama bir proje içinde olması lazım. Kısa süreli düşünmek yanlış olur. Beni her zaman zor durumdayken çağırdılar ama önemli bir proje içinde yer almak güzel olurdu.''ALEX DE ÇOK BÜYÜK OYUNCUYDU'Hagi, sürekli olarak kendisiyle kıyaslanan Fenerbahçe'nin eski futbolcusu Brezilyalı Alex de Souza'nın çok büyük bir futbolcu olduğunu söyledi. Geçtiğimiz günlerde aktif futbol yaşantısını tamamlayan Alex'in sosyal medyadan kendisine yöneltilen 'Sen mi Hagi mi daha iyi?' şeklindeki soruya 'Hagi' yanıtını verdiğinin hatırlatılması üzerine efsanevi futbolcu, 'Bu takdiri için kendisine çok teşekkür ediyorum. Alex de çok büyük bir oyuncuydu. Türkiye'de çok iyi işler yaptı. Türkiye'ye gelen yabancı oyuncular arasında yer alan bir oyuncu. Ama şu anda gözlerim sadece oğluma bakıyor. Kendisi 1. ligde ilk maçına çıktı. Onu yetiştirmek istiyorum' şeklinde konuştu. Oğlu Ianis'in yetenekli bir futbolcu olduğunu vurgulayan Hagi, 'Şu anda 16 yaşında. Kendi yaş grubunda Romanya Milli Takımı'nın kaptanlığını yapıyor. Futbola yeteneği var. Önemli bir kariyere sahip olacağını düşünüyorum' değerlendirmesinde bulundu. Hagi, oğlunun bir gün Galatasaray'da oynamasını isteyip istemediğinin sorulmasına ise 'Bana bağlı değil. Bu Galatasaray Kulübü'nün yöneticilerine bağlı. Ama büyük bir futbolcu olabilmesi için elimden geleni yapacağım' yanıtını verdi.'TÜRKİYE'DE EKSİK OLAN ŞEY AVRUPA'DA BAŞARIYI YAKALAYACAK BİR TAKIM'Spor Toto Süper Lig'deki şampiyonluk yarışını değerlendiren Hagi, 'Türkiye Ligi'nde 4 takımın büyüklüğü biliniyor. Her ülkede olduğu gibi büyük takımların bütçeleri en iyi oyuncuları satın almak için yeterli. Bana göre Türkiye'deki büyük takımlar Avrupa'da başarılı olacak kadrolar kurmak zorunda. Eksik olan şey Avrupa'da başarıyı yakalayacak bir takım' ifadelerini kullandı. Hagi, Türkiye A Milli Futbol Takımı'nın performansının sorulmasına ise şöyle yanıt verdi:'Milli takımla ilgili çok fazla bilgim yok ama başında Türk futbolunu çok iyi bilen bir teknik adam var. 10 yıl boyunca performansa ulaşabilecek yeni bir nesil yetiştirmesi gerekiyor. İlk önce kulüp takımları bu performansa ulaşması lazım. Çünkü milli takım kulüplerdeki oyuncuları seçiyor. Öyle olursa Fatih hocanın işi daha kolaylaşır. Bu şekilde olursa çok zor.' Gheorghe Hagi, bir gün Türkiye'de takım çalıştırmayı düşünüp düşünmediğinin sorulması üzerine ise, şu anda kendi takımına odaklandığını anlatarak, yarı yoldan takım devralmayı istemediğini ve güzel bir proje teklifi gelmesi halinde olumlu yanıt verebileceğini söyledi.Yemekte dernek üyelerinin sevgi gösterileriyle karşılanan Hagi, önünde UEFA Kupası maketinin yer aldığı sarı-kırmızı pastayı kesti. Rumen teknik adama, üzerinde Osmanlı motifleri bulunan lokumluk ile Galatasaray'ın başında 5-1 kazanılan Fenerbahçe derbisinin bileti hediye edildi. DHA
Reklam
Akdoğan: 'TRT'deki Dizilerle Aslında Sınıf Atladık'
Başbakan Yardımcısı Akdoğan, TRT'de yayımlanan 'Diriliş Ertuğrul' dizisinin setini ziyaretinde 'Gerçekten her bir karakter son derece başarılı, bu dizilerle aslında sınıf atladık' dedi.Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, TRT'de yayımlanan 'Diriliş Ertuğrul' dizisinin Beykoz Riva'daki setini ziyaret etti. Buraya gelişinde Akdoğan'ı, TRT Genel Müdürü Şenol Göka ve dizinin yapımcısı Mehmet Bozdağ karşıladı. Bazı dizi oyuncularının at sırtında karşılamaya katılması dikkati çekti.Dizide rol alan Serdar Gökhan ve Engin Altan Düzyatan'ın da bulunduğu bazı oyuncularla sohbet eden Akdoğan, daha sonra seti gezdi. Dizinin yönetmeni Metin Günay'la konuşan ve bir süre yönetmen koltuğunda çekimleri izleyen Akdoğan, bir sahnede de 'başla' komutu verdi.Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, seti gezdikten sonra düzenlenen basın toplantısında, teşvik ve destek için seti ziyaret ettiğini söyledi.Kocaeli'nde dün 'Filinta' dizisinin setini ziyaret ettiğini hatırlatan Akdoğan, 'Avrupa'nın en büyük platosu kurulmuştu. Bugün buradayız. Gerçekten gurur duyacağımız bir tablo var. Hem yapım ve set olarak hem de muhteva olarak gurur duyacağımız bir tabloya şahit olduk' diye konuştu.'Filinta ve Diriliş, muhtemelen reytingde yarışacak'Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, 'Diriliş Ertuğrul' dizisinden büyük beklenti için olduklarını belirterek, şunları kaydetti:'Hem onlar iddia sahibiler hem de biz büyük bir beklenti içindeyiz TRT olarak, Türkiye olarak. Bu tür yapımlar soft power açısından Türkiye'nin yumuşak gücü, bölgesel etkinliği açısından büyük önem taşıyor. Balkanlardan Ortadoğu'ya Kafkaslara kadar birçok bölgede Türkiye daha çok tanınıyorsa, daha iyi tanınıyorsa, tarihimizi daha iyi tanıyorsak dizilerin önemli katkıları var. Gerçekten her bir karakter son derece başarılı, son derece yerinde. Bu dizilerle aslında sınıf atladık. Sınıf atladığımız düzeydeyse TRT dizileri birbiriyle rekabet edecek. Filinta ve Diriliş, muhtemelen reytingde yarışacak. Genelde 'Hollywood tadında diziler, sinema filmi gibi diziler' deniyor, doğrudur. Bazı yapımlarda dış destek de alınıyor. Çekim teknikleri, makyaj açısından Hollywood ayarında denebilir. Onlarda çekim teknikleri var, diğer sanat kabiliyetleri açısından var. Ama bizde de tarih var. Bu karakterler var. Bunların hepsi biz de var. Süleyman Şah, Hayme Ana, Ertuğrul... Bunları izlediğimizde duygulanıyoruz. Her biri Osmanlı'nın kurucu iradesi. Büyük bir imparatorluk kurmuş bir anlayış.''Sanat formu açısından da başarılı'Başbakan Yardımcısı Akdoğan, son dönemde Soğut Şenlikleri gibi Haymana Şenlikleri başlattıklarına dikkati çekerek, Osmanlı'yı kuran gerçek iradenin biraz da Haymana'nın iradesi olduğunu vurguladı.Dizinin karakterlerinden Süleyman Şah'a değinen Akdoğan, şöyle konuştu:'Suriye'de yaşananlar bağlamında son dönemde mevzu oluyor. Orada bir karakolumuz var. Mehmetçiğimiz nöbet tutuyor. Türkiye toprakları sayılıyor. 'Kim acaba bu Süleyman Şah, niye orası vatan toprağı' diye sorulduğunda bu dizide daha iyi görüyoruz. Osmanlı'yı kuran insanlar bunlar. Bu diziler hem tarihimizi daha yakından tanımamız için önemli hem de Türkiye'nin bilinirliği açısından önem taşıyor. Sanat formu açısından başarılı bu diziler. Ama sadece sanat sanat içindir diye bu işler yapılmıyor. Toplumsal sorumluluk, muhteva da önem taşıyor. Sanat formu kadar mesaj da önem taşıyor. Bu diziler o açıdan da bence başarılı bir yapım olarak değerlendirilebilir. Biz her zaman arkadaşlarımızın yanındayız. Başarılarının devamını diliyoruz.'TRT'nin İngilizce kanalı yeni yılda yayındaYalçın Akdoğan, bir basın mensubunun 'TRT'de buna benzer Osmanlı'yı anlatan yeni yapımlar görecek miyiz?' sorusu üzerine, TRT'nin büyük bir çıkışta olduğunu belirterek, kurumun, sadece dizilerle değil, diğer yayınlarıyla da çıkış yaptığını anlattı.İngilizce kanalının yeni yılda yayına başlayacağını, diğer dillerde de yayınların geliştirildiğini ifade eden Akdoğan, dizilerle farklı dillerdeki kanallarla her açıdan gelişmeyi sağlamaya çalıştıklarını aktardı.Akdoğan, yeni dönemde de yeni dizilerin başlayacağını dile getirerek, 'Biz çok umutluyuz, bütün bu yapımlardan. Bu yapımlar basit yapımlar değil, teknik olarak da maliyet olarak da. Arkadaşlarımız gerçekten emekleriyle çok şeyler katıyorlar. Tarih ileri tarih, malzeme iyi, geçmişimizde bu karakterler yaşananlar, muhteva çok iyi. Oyuncular iyi. Tiplemeler, ortaya koyulan sanat ürünü, yapım, prodüksiyon çok başarılı. İnşallah buradan güzel bir ürün çıkacak' dedi.Oyuncuları da tebrik eden Akdoğan, 'Bu kadar yolu her gün gidiyorsunuz, geliyorsunuz. Kolay değil. Başarılar diliyorum' ifadelerini kullandı.Dizinin yapımcısı ve senaristi Mehmet Bozdağ, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan'a ziyaretin anısına bir kılıç hediye etti.Kenan Irtak, AA
Reklam
Bozcaada'nın Koyları Özel Sektöre Açıldı
ÇANAKKALE'nin Bozcaada İlçesi'nde bugüne kadar bakir kalan, doğal güzellikleri ve eşsiz denizi ile dünyaca ünlü koylar, 'Tabiat Varlıkları ve Doğal SİT Alanları ile Özel Çevre Koruma Bölgelerinde Bulunan Devletin Hüküm ve Tasarrufu Altındaki Yerlerin İdaresi Hakkındaki Yönetmelik' kapsamında özel sektöre açıldı.Adanın bakir koylarına şu ana kadar 17 başvuru yapıldı. İşletmeye açılan ilk yer olan Beylik Koyu'nun Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nün bir çalışanı tarafından kiralanması şaşkınlığa neden oldu.Yönetmelik, 2 Mayıs 2013 tarih ve 28 bin 635 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Özel Çevre Koruma (ÖÇK) Bölgeleri ile birlikte doğal SİT alanları ve tabiat varlıklarında yer alan devletin hüküm ve tasarrufu altındaki alanlarda izin ve işletme isteklerinin değerlendirilmesine ilişkin yönetmelik, buradaki alanların ön izin ihalesi ve kullanma izni verilip, 29 yıla kadar kiralama işleminin yapılabilmesi, protokol veya ihale yolu ile işletilmesine olanak sağlandı.BOZCAADA'NIN KOYLARINA 17 BAŞVURUÇevre ve Şehircilik Bakanlığı'nca hazırlanan 1/100 bin ölçekli çevre düzeni planı ile son dönemde gündemden düşmeyen Bozcaada'da, bu kez de bakir koyların işletilmesinin özel şahıslara devredilmesi gündeme geldi. Bölgenin sahip olduğu çevre değerlerini korumak ve sürdürülebilir kullanımını sağlamak maksadıyla çıkarılan yeni yönetmelik sonrası, yatırımcılar gözünü Bozcaada'nın bakir kalmış koylarına dikti. Bozcaada'nın dünyaca ünlü Ayazma, Sulubahçe, Habbele, Beylik gibi bakir kalmış koylarını devletten kiralayarak işletmek için Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'ne 17 başvuru yapıldı. Ayrıca Çanakkale'nin başka yerlerindeki SİT alanı koylar için de 4 başvuru yapıldığı öğrenildi. Böylece toplam başvuru sayısı 21 oldu.Bozcaada'nın doğal güzellikleri ve tertemiz deniz suyuyla ünlü koylarından Beylik Koyu'nu ise Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nde 4-C kadrosuyla çalışan işçi Zahit Ulaş'ın yıllık 30 bin liraya kiralaması dikkat çekti. Konuşmak istememeyen Ulaş'ın, yeni yılda emekliye ayrılacağı ve kendisine bir iş kurmak için böyle bir girişimde bulunduğu ifade edildi. Ulaş'ın kiraladığı koydan bugüne kadar ücretsiz yaralanan Bozcaadalılar ve turistler ise, artık bir bedel ödemek zorunda kalacak. Bozcaada sakinleri, bakir koylarının ve plajlarının ranta kurban gitmesinden endişe duyduklarını söyledi.HABBELE KOYU İÇİN ONAY VERİLMEDİkoyları kiralayarak işletmeye açmak için yapılan başvurular Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından bakanlığa gönderildi. Bakanlık, 290 ada, 45 parsel önündeki kıyı şeridi olan Habbele Koyu için yapılan başvuruya, kullanım isteminde eksiklikler bulunduğu gerekçesiyle onay vermedi. Bakanlık, projenin kıyı şeridine çekilmesini talep ederek başvuruyu geri gönderdi.BAKİR KOYLARA NELER YAPILABİLECEK?Bakir kalmış koyları kiralayanlar, plan gerekmeksizin 6 metrekare büyüklüğünde büfenin yanı sıra duş, gölgelik, soyunma kabinleri ile fosseptik gerektirmeyen seyyar tuvalet yapabilecek. Plaj haline getirilerek tesise dönüştürülecek koylara yapılacak büfeler en az 150 metre arayla inşa edilebilecek. Ancak bu yapılar, kıyı kenar şeridinin kıyı kesiminde kalan tarafına yapılabilecek. Deniz tarafında kalan kısımda ise yapılaşmaya izin verilmeyecek.KAYMAKAMLIK VE BELEDİYE DE TALİPBeylik Koyu işletmesinin bir kişiye verildiğini öğrenen Bozcaada Belediyesi ve Kaymakamlık diğer plajların ve koyların özel şahıslara devrolmaması ve ranta kurban gitmemesi için harekete geçti. Kaymakamlık, geçen yaz aylarında işletme hakkı kendisine verilen adanın dünyaca ünlü Ayazma Plajı'nın önümüzdeki yıllardaki işletim hakkını almak için geçtiğimiz Nisan ayında işletme başvurusu yaptı. Ancak, henüz bu başvuru sonuçlanmadı.Ayazma Plajı işletmesi için bir girişimcinin yıllık 750 bin TL'lik teklifte bulunduğu öne sürüldü. Koyların ranta açılmasından endişe duyan Bozcaada Belediyesi de, Ayazma, Habbele ve Sulubahçe Koyları'nın işletim hakkı için geçen 3 Aralık'ta Belediye Meclisi'nde karar alarak, bakanlığa başvurdu. Bozcaada Belediye Başkanı CHP'li Hakan Can Yılmaz, adanın bakir koylarının kişilerin eline geçmesinin ileride talafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabileceğini anlatırken, 'Bu koyların bize kiralanması için bakanlığa başvurduk. Başvurumuz kabul edilir ve buraların işletme hakkı bize verilirse, ille de tesisleştireceğimiz anlamına gelmez. Bu koylara, yalnızca koruma amaçlı olarak talip olduk' dedi.'ADANIN KOYLARI HALKA AİTTİR'Bozcaada Forum Katılımcısı Fırat Tunabay da yaptığı açıklamada, şöyle dedi:'Adanın koyları halka aittir ve halkın kullanımında olmalıdır. Bir şahsın veya kurumun işletmesinde olması oranın bakirliğini bozacak ve yapılaşmanın önünü açacaktır. Buradaki yapılaşma ihtiyaca dayalı değil, ranta dayalı olacaktır. Ada bir cazibe merkezi. Bunu da bozulmamış, kendine has kimliğini koruyabilmiş bakir doğasına borçludur. İnsanlar bunun için geliyor buraya. Buraları işletmeye açıp doğasını bozduğunuz anda sıradan tatil beldelerinden farkı olmayacaktır ve Bozcaada giderek kimliğini yitirip yozlaşacaktır. Bu koylar, kullanımı hiçbir bedel ödemeden halkın olmalıdır.'DHA
Bilirkişi Raporu: 'Eski Bakanların Mal Varlıkları Gelirleriyle Orantısız'
Komisyona sunulan rapor, 3 bakan ve çocuklarının mal varlığını ortaya koydu.TBMM Soruşturma Komisyonu’nda bilirkişi olarak görev yapan uzman tarafından 4 eski bakanın mal varlığıyla ilgili hazırlanan raporda, eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar dışındaki 3 bakan ve çocuklarının mal varlıklarının gelirleriyle orantılı olmadığı saptandı. Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, iki oğlunun servetini “düğünlerinde takılan altınla” açıklarken; eski AB Bakanı Egemen Bağış 2010 ve 2011’de 1.5 milyon TL’ye aldığı 3 evin nasıl finanse edildiği sorusuna yanıt vermedi. Çağlayan, kardeşine Abdullah Habbani’den gelen 2 milyon 465 bin TL’nin “mücevherat satışı”ndan kaynaklandığını savundu. Eski bakanların mal varlığıyla ilgili uzmanın saptamaları şöyle:Muammer GülerGüler’e ait 10 taşınmaz : Kendisi ve eşi adına kayıtlı toplam 10 adet taşınmaz, bankalarda da 24 Ocak 2014 itibarıyla 2 milyon 247 bin TL parası var. Eşi Neval Güler adına Çanakkale Ayvacık’ta 27 Eylül 2013’te tapu harç matrahı 63 bin 333 TL’ye bir taşınmaz satın alınmış, bu taşınmaz mal bildirimine konu edilmemiştir.Sarraf’a danışmanlık ücreti bildirimde yok: Barış Güler’in kendisinin ve ortağı olduğu şirketlerin Rıza Sarraf’tan alınan danışmanlık ücretleri dolayısıyla beyanname ve bildirimlerine rastlanmamış, yasal gelir kaynağının kira gelirleri ile ücretten oluştuğu, 2003- 2008 arasında ortalama aylık gelirinin 250-500 TL, 2013’te yaklaşık 5 bin 600 TL olduğu anlaşılmıştır. Bu gelirlerle 2010’da Türkiye Finans Katılım Bankası Erenköy Şubesi’ndeki hesabına 400 bin dolar para yatırdığı, tutarın büyük çoğunluğunun taşınmaz alımında kullanıldığı, 2013 sonu itibarıyla hesaplarında 735 bin TL’nin bulunduğu dikkate alındığında şahsın mal varlıklarının gelirleri ile orantılı olmadığı tespit edilmiştir.Kızının gelirleri de orantısız: Kızı Burcu Güler’in yasal gelir kaynağının ücret ve kiradan oluştuğu, 2010’da tapu harç matrahı 270 binTL’ye, 2011’de 34 bin TL’ye 2 adet taşınmaz satın aldığı, bu taşınmazlardan kira geliri elde ettiği, banka vadeli hesaplarında 2014 Ocak ayı itibariyle 945 bin TL’sinin olduğu, şahsın aylık ortalama brüt ücret gelirinin ortalama gelirinin 2013’te 8 bin 800 TL olduğu, mevcut bilgilerden şahsın iki taşınmaz alımı ve bankalardaki 945 bin TL tutarındaki vadeli mevduatının gelirleri ile orantılı olmadığı kanaatine varılmıştır.Zafer ÇağlayanHesaplarındaki artış Sarraf’tan Hesaplarındaki artışın Rıza Sarraf ve Abdullah Habbani’nin kontrolünde olduğu anlaşılan Simay Altın Şirketi’nden 31 Aralık 2012 tarihinde kardeşi Şenol Çağlayan’a oradan da iki gün sonra borç ödemesi adı altında kendi hesabına aktarılan 2 milyon 465 bin TL para transferinden kaynaklandığı tespit edilmiştir.Saatin belgesini Sarraf el yazısıyla düzenlemiş Soruşturmaya konu olan saat ile ilgili olarak önceki mal bildirimlerinde diğer taşınır varlıklar arasında 5 adet saatin toplam değeri 70 bin TL iken, bakanlık görevinin son bulması nedeniyle verilen 23 Ocak 2014 tarihli mal bildiriminde 6 adet saatin toplam değerinin 730 bin TL olarak beyan edildiği, mal bildiriminde saatin finansmanına ilişkin bir açıklamaya yer verilmediği, saatin faturasının Murat Yılmaz (Rıza Sarraf’ın kuryesi), menşei belgesinin Zafer Çağlayan adına düzenlendiği, 25 Eylül 2013 tarihinde teslim alındığı, ödemenin 30 Ekim 2013’de 240 bin avro olarak Sarraf’a nakit olarak ödendiği, işin ticari olmaması nedeniyle Sarraf’ın kendi el yazısı ile tanzim ettiği ve imzaladığı, saat ile ilgili para cezasını ödeyen Murat Yılmaz’a Çağlayan tarafından 213 bin TL para transferinin yapıldığı tespit edilmiştir.Happani’nin gönderdiği para Sarraf ve Happani’nin kontrolünde olduğu anlaşılan Simay Altın Şirketi’den Şenol Çağlayan’a gelen ve 2 gün sonra Zafer Çağlayan’ın hesabına “önceden alınan borca” açıklamasıyla gönderilen 2 milyon 465 bin TL’yle ilgili olarak Çağlayan, “Şenol Çağlayan’ın Simay Altın Şirketi’ne bozdurduğu mücevherat karşılığıdır” açıklamasını yapmıştır.Oğul Kaan’ın serveti düğün takılarından Çağlayan, oğlu Salih Kaan Çağlayan’ın hesabına Altınbaş A.Ş’den 25 Haziran 2013 tarihinde gönderilen 2 milyon 537 bin TL para transferi ile ilgili olarak komisyona gönderdiği yazıda, oğlunun 12 Nisan 2013 tarihinde evlendiği, “düğünde takılan altın, mücevherat, döviz ve TL şeklindeki takıların bir kısmının bozdurulduğu” açıklamasını yapmıştır. Altınların hangi tarihte, kim tarafından götürüldüğüne ilişkin bir bilgiye ise yer verilmemiştir.Oğul düğün takısından borç vermiş Ahmet Çağan Çağlayan’ın 28 Mayıs 2012’de 2 milyon 100 bin TL’ye satın alınan taşınmaz için hesabına yaptığı 1 milyon 50 bin TL para transferiyle ilgili olarak Zafer Çağlayan, komisyona gönderdiği yazıda, oğlunun 28 Ekim 2011’de evlendiğini, düğünde çeşitli altın, mücevherat, döviz ve TL’nin hediye olarak geldiği, transferin oğlunun kendi birikimlerinden karşılandığı, kendisine borç verdiği, bu borcunu ödediğini belirtmiştir.Şirketlerde geniş inceleme gerekli Zafer Çağlayan, çocuklarınca alınan taşınmazların finansmanının düğünlerinde takılan altın, döviz ve TL olduğunu beyan etmiştir. Salih Kaan ve Ahmet Çağan Çağlayan’ın 2012 ve 2013’te taşınmaz alımlarında ve banka nezdinde gerçekleştirdikleri nakit para yatırma ve para transfer işlemlerinde önemli ölçüde artışın olduğu, tespit edilmiştir. Ahmet Çağan ve Salih Kaan Çağlayan’ın taşınmaz alım ve bankacılık işlemlerine konu olan tutarlarının kayıtlı gelirleri ile önemli ölçüde orantısız olduğu, çocuklarının ortağı olduğu şirketlerin hesaplarında kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespitinin şirketlerde incelemelerle mümkün olabileceği kanaatine varılmıştır.Egemen Bağış1.5 milyona 3 ev Bakanlık yaptığı sürede 3 adet taşınmaz satın aldığı ve 2 adet taşınmaz sattığı tespit edildi. Ankara’da Konur Sokak’ta yüzde 50 hissesi üzerine kayıtlı taşınmazı 500 bin TL’ye satın aldığı, İstanbul İstinye’de tapu harç matrahı 500 bin TL olarak belirtilen taşınmazı eşi Beyhan Bağış adına satın aldığı, Ankara Dikmen Vadisi’nde tapu harç matrahı 500 bin TL olan taşınmazı kendi adına satın aldığı tespit edildi. Banka transferi ve kredi kullanımına rastlanmadı.Borcu belgeleyemedi Eşi Beyhan Bağış’ın Dekorname Dekorasyon Şirketi’nin ortaklarına 2013’te 3 milyon 779 bin TL borçlu göründüğü, 31 Aralık 2013’te bunun 1 milyon 565 bin TL’ye düştüğü edildi. Bu azalışın nasıl gerçekleştiğine ilişkin Bağış’tan istenen belgeler komisyona sunulmadı. Bağış’ın bakanlığı sırasında 2010 ve 2011’de satın alınan biri eşi adına kayıtlı toplam 3 adet taşınmazın kendisi ve eşinin mevcut kayıtlı geliri ile orantılı olmadığı sonucuna varılmıştır.Erdoğan ‘takı’, Çiller ‘çıkın’la açıklamıştıCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eski Başbakanlardan Tansu Çiller’de haklarında açılan soruşturmalarda kişisel servetlerinin artışını oğlunun düğününden gelen ‘takılar’ ve annesinden kalan ‘çıkın’la açıklamışlardı. Başbakanlığı’nın hemen öncesinde, AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın kişisel servetindeki kaynağı belirsiz artışlar nedeniyle “Rüşvetle Mücadele ve Mal Bildirim Yasası’na, aykırı fiil (suç) isnadıyla” 2002 yılında yargılandığı Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki ceza davasında ‘servetindeki artışın’ kaynağı olarak oğlunun düğünündeki ‘takı altınları’nı göstermeşti. Erdoğan, altınları paraya çevirdiğini dair yakın dostu Atasay firmasının sahibi Cihan Kamer’in düzenlediği faturayı mahkemeye ibraz ederek ceza almaktan kurtulmuştu. Prof Dr. Tansu Çiller hakkında başbakanlığı döneminde ‘Rüşvetle Mücadele ve Mal Bildirimi Yasası’na aykırı olarak, servetindeki kaynağı belirsiz artışları soruşturan TBMM Komisyonu’na verdiği ifade de “Servetimin kaynağı, anam öldüğünde yastığının altından çıkan ve içinde yüz binlerce dolar ve mark ile yüzlerce altın olan çıkındır” diyerek açıklamıştı.Cumhuriyet
Eğitim-İş Üyelerine Müdahale: 100'ün Üzerinde Gözaltı
Ankara'da 17 Aralık sürecini protesto eden ve Yatağan'da başlatılan 'Laik Eğitim ve Emeğe Saygı Yürüyüşü'ne destek veren Eğitim-İş Sendikası üyelerinin yürüyüşüne polis, toma ve biber gazı ile müdahale etti. 17 Aralık sürecini protesto eden ve Yatağan'da başlatılan 'Laik Eğitim ve Emeğe Saygı Yürüyüşü'ne destek veren Eğitim-İş Sendikası üyeleri Tandoğan Meydanı'nda toplandı. Toplanan üyeler Kızılay Güvenpark'a yürüyerek orada basın açıklaması yapmak istedi. Emniyet güçlerinin izin vermemesi üzerine gruba TOMA ve biber gazı ile müdahale edildi. Müdahaleye rağmen dağılmayan Eğitim-İş Genel Başkanı Demir ve 100'den fazla sendika üyesi gözaltına alındı.
Reklam
Dünyanın İlk Robot Figürü!
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte zaman zaman oyuncak olarak da kullanılan aksiyon figürleri de başka şekillere bürünüyor. Tomoaki Kasuga tarafından kurulan bir şirketin geliştirdiği bu küçük robot, üzerinde bulunan 20 eklem sayesinde pek çok hareketi kendi kendine yapabiliyor. MF201 olarak adlandırlan konsept robot ileride favori karakterlerimizin içinde kullanılabilir ve masalarımızın üzerinde hareket eden biblolara dönüşebilir.
Volvo’dan Bisikletçi Dostu Teknoloji
Aynı yolu paylaşmalarına rağmen bisikletler ve arabalar çok iyi anlaşamayabiliyor. Dünyadaki en güvenli arabalardan birkaç tanesini geliştirmiş olan Volvo, şimdi de bisikletler ve arabaların haberleşmeleri ve birbirlerini göremiyorlarken bile birbirlerinden haberdar olmaları için yeni bir teknolojik güvenlik kaskı geliştirdi. POC ve Ericsson ile yapılan ortaklık neticesinde tasarlanan ve geliştirilen kask, konum bilgisini popüler bisikletçi uygulaması Strava ile paylaşıyor ve Volvo araçları internet üzerinden bu verilere erişebiliyor. Eğer bir bisiklet görüş alanında olmasa bile bir Volvo’ya yaklaşırsa aracın sürücüsü uyarı mesajı alıyor. Aynı uyarı mesajı bisikletçiye de gidiyor, Strava uygulamasından yakındaki arabaya yönelik bir uyarı alan kask uyarı ışıklarını yakıyor.
Reklam
Bayık: 'Süreç Tıkanırsa Kürtler Ayaklanır'
İngiliz The Times gazetesi, 'Kürtler, Türkiye barış görüşmelerini rafa kaldırırsa ayaklanma tehdidinde bulunuyor' başlıklı haberinde, KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Cemil Bayık'la yaptığı röportajı aktarıyor.Anthony Loyd imzalı haberde, 'Suriye ve Irak'ta IŞİD'e karşı ABD öncülüğündeki koalisyonun başarısı açısından hayati öneme sahip, yıpranmış bu barış süreci, Ekim ayında Kürtler ve Türkler arasında 40'a yakın kişinin ölümüne neden olan şiddet olaylarından sonra çok kritik bir noktada' deniyor.Gazeteye konuşan Cemil Bayık, hükümetin kendini barış sürecine adamaması durumunda 'Ekim'deki gibi yeniden ayaklanırız' uyarısında bulunup şöyle devam ediyor:'Silahsız bir ayaklanma olur ama eğer devlet, Türk güvenlik güçleri insanlara saldırır, halkı öldürürse o zaman bunun yanıtı silahlı bir ayaklanma olur.'Muhabir, Kandil'de yapılan röportajda Bayık'ın tehdidiyle ilgili 'barış sürecinin çürüdüğünün son kanıtı' yorumunu yapıyor ve şöyle devam ediyor:'Batı, IŞİD'e karşı savaşta Kürtlerin ve Türkiye'nin önemli bir role sahip olduğunun farkında ve İslamcı militanlara karşı bölgedeki müttefikleri arasında uyum sağlanması çabalarına odaklanıyor ama (süreçteki) tıkanıklık, Türkiye ve PKK arasındaki savaşa geri dönüş tehdidi oluşturuyor.'Gazete, Bayık'ın 'öfkeli ve hırçın' olduğunu belirtiyor ve Erdoğan ile AKP hükümetini 'gelecek yaz düzenlenecek seçimlere kadar ve PKK'ya yönelik operasyonlara yeniden başlamak için zaman kazanmaya çalışmakla' suçladığını yazıyor.'Türkiye PKK'ya savaş açmak istiyor'Bayık ise bu görüşünü şu sözlerle dile getiriyor:'Seçimleri kazanmak için gelecek seçim dönemine kadar zaman kazanmak istiyorlar, sonrasında ise Kürt özgürlük hareketine savaş açmak istiyorlar. Biz böyle bir yaklaşımı kabul etmeyeceğiz. Türklerin zaman kazanmasını bekleyip izlemeyeceğiz.'The Times, 2009 yılındaki ateşkesin sona ermesinden sonra üç yıl boyunca Türk güvenlik güçleri ve PKK arasında çatışmaların yeniden başladığını hatırlatıyor ve son dönemde de Türiye'nin Kobani'de IŞİD'e karşı savaşan YPG'lilere askeri destek geçişine izin vermediği için taraflar arasındaki gerginliğin arttığına dikkat çekiyor.Gazeteye konuşan Bayık, Ankara'nın, Abdullah Öcalan'ın öne sürdüğü dört başlıklı taslağı kabul etmemesi durumunda şiddet olaylarının geri dönebileceğini söylüyor.Haberde, IŞİD'in bölgedeki tırmanışının Türkiye'yi ve 'PKK'yla bağlantılı YPG'lileri' İslamcı militanlara karşı savaşta merkezi bir konuma sürüklediğinin altı çiziliyor.Öcalan'ın Sırrı Süreyya Önder aracılığıyla duyurduğu 'Yöntem', 'Tarihi ve Felsefi Boyut', 'Temel Gündem Maddeleri' ve 'Eylem Planı' başlıklı taslakta, sürecin tüm aşamalarının belgelenmesi, mutabakatların kayıt altına alınması ve eylem planıyla ilgili tarihlerin belirlenmesi gibi maddeler yer alıyordu.'Asıl terör örgütü IŞİD'Bu siyasi düzende de, Türkiye'nin İncirlik hava üssünü ABD'nin kullanımına sunma karşılığında sınırın Suriye tarafındaki bölgelerin kontrolünün YPG yerine Özgür Suriye Ordusu'na verilmesini talep ettiği aktarılıyor.Haber şöyle devam ediyor:'Irak'ta, IŞİD'in Erbil'e ilerlemesinin önlenmesi için PKK'nın Kürt Peşmerge ile beraber savaşma çabaları onlara yerel halk arasında 'kahraman' statüsü kazandırdı. Fakat PKK'nın ABD ve Nato tarafından terörist örgüt olarak ilan edilmesi onları öfkelendiriyor.'Cemil Bayık gazeteye yaptığı açıklamada IŞİD'le ilgili de şu ifadeleri kullanıyor:'IŞİD'den daha terörist başka bir örgüt yok. PKK, uluslararası koalisyonun yanında IŞİD'e karşı savaşan tek ana güç. Nasıl olur da koalisyonun parçası olarak savaşan güçler PKK'yı terörist örgütler listesinde tutabilir? Bu bir çelişkidir.'BBC Türkçe
İzmir'de Trafik Kazası: 6 Ölü
İzmir Çanakkale karayolu Dikili ilçesinde, refüje çarptıktan sonra havalanarak karşı şeride geçen otomobil, seyir halindeki başka bir otomobilin üzerine devrilmesi sonucu 6 kişi öldü, 1 kişi yaralandı.Edinilen bilgilere göre, İzmir Çanakkale karayolu Dikili ilçesi Kaynarca mevkisinde, Fatih Kuru'nun yönetimindeki 35 KC 3458 otomobil, refüje çarptıktan sonra havalanarak karşı şeritte seyir halindeki 10 KF 729 plakalı otomobilin üzerine devrildi.Kazada, Fatih Kuru, Ali Ekmel Çelebioğlu ve Zeynep Karaca ile kimliği henüz tespit edilemeyen 3 kişi olay yerinde hayatını kaybetti.Yaralanan Hatice Serpil Çelebioğlu ambulansla Bergama Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.Kaza nedeniyle yol trafiğe kapatıldı.AA, DHA
Reklam
Yılanı Andıran Robot Kol!
(Robot olsun veya olmasın) Yılanlardan korkanlarımız için gelecekte onlardan kaçılabilecek çok az yer bulunacak gibi gözüküyor. Havada asılı kalarak belirlenen yolu izleyebilen OC Robotics’ Series II – X125 system snakebot, çocukluk korkularımızı gün yüzüne çıkarmasının haricinde gelecekte insanlığa oldukça faydalı olabilir.
Kuzey Kore’den ABD’ye: 'Siber Saldırıyı Beraber Araştıralım'
ABD Başkanı Barack Obama’nın, ‘Kuzey Kore kaynaklı olduğuna inandıkları’ siber saldırı ve tehditler nedeniyle The Interview (Röportaj) filminin gösterimini durduran Sony Pictures’a yönelttiği eleştirilere yapımcı firma “Hata yapmadık, direndik” yanıtını verdi. Kuzey Kore ise, saldırıların arkasında Pyongyang’ın olduğunu iddia eden ABD’ye “Ortak soruşturma yapalım” teklifinde bulundu.ABD’nin iddialarını reddeden Kuzey Kore Dışişleri Bakanlığı, Washington’u, ‘temelsiz iddiaları yaymakla’ suçladı ve açılacak bir soruşturmanın iddiaları çürüteceğini söyledi.Bakanlık açıklamasında, “ABD temelsiz iddialar yayıp bize iftira atarken, biz olayla ilgili ortak soruşturma yürütülmesini öneriyoruz. CIA’in uyguladığı işkencelere gerek olmadan, olayın bizimle ilgili olmadığını kanıtlayacak araçlarımız var” dendi.Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’a düzenlenecek suikasti konu alan filmin, yönetilen tehditler nedeniyle şirket tarafından gösterime sokulmaması üzerine Obama, “Sony büyük bir hata yaptı. Keşke benimle konuşsalardı” demişti. Obama, olaydan Kuzey Kore’yi sorumlu tuttu ve “Bir yerlerdeki diktatörün bize sansür uyguladığı bir toplum değiliz” dedi. Obama, siber saldırılara ‘uygun bir cevap verileceğini’ söyledi.Obama’nın gösterimi iptal ettikleri için eleştirdiği konuşan Sony Pictures Yönetim Kurulu Başkanı Michael Lynton da CNN’e yaptığı açıklamada, ‘gösterimi iptal ederek hata yapmadıklarını’ söyledi ve “Pes etmedik, direndik” dedi.Sony açıklamasında, gösterimin iptal edilmesi kararının ‘sinema salonlarının büyük bir kısmının filmi göstermemeyi tercih etmesi’ üzerine alındığını belirtildi ve “Sinema salonları olmadan filmi Noel Günü gösteremezdik. Başka seçeneğimiz yoktu. Filmi görmek isteyenlerin bunun için başka bir fırsat bulmalarını umuyoruz” dendi.Firma, yalnızca Noel Günü gösteriminin iptal edildiğini ve filmin başka platformlarda gösterimi için arayışlarını sürdürdüklerini ifade etti.ABD Başkanı Obama, filme yönelik tehditlerin Kuzey Kore’den geldiğine inandıklarını söyledi, ABD Federal Soruşturma Bürosu FBI da yaptıkları soruşturma sonunda siber saldırılardan Kuzey Kore’yi sorumlu tuttu.Filmin gösteriminden önce Kasım ayında, senaryonun detayları, maaş verileri ve özel e-posta yazışmaları sızdırılmış, kendilerini ‘Barışın Savunucuları’ olarak tanımlayan siber korsanlar The Interview filminin gösterilmesi durumunda ’11 Eylül 2001 olaylarına benzer saldırılar düzenleyebilecekleri’ tehdidini savurmuştu. Beyaz Saray da Sony’ye yapılan saldırıların ‘ulusal güvenlik meselesi’ olarak değerlendirildiğini ifade etti.Kuzey Kore, aybaşındaki açıklamasında siber saldırılardan sorumlu oldukları iddialarını yalanladı. Kuzey Kore resmi haber ajansı KCNA, ülkenin üst düzey askeri yetkililerine dayandırdığı haberinde iddialar için ‘terbiyesizce dedikodular’ demişti.Filmin gösteriminin iptal edilmesine Hollywood’dan da tepki geldi. George Clooney, filmin internetten gösterilmesi gerektiğini söyledi ve Hollywood’un Kuzey Kore tarafından tehdit edilemeyeceğini belirtti. Zete
Twitter’da En Çok Kullanılan 100 Emoji
FiveThiryEight, Twitter’daki en popüler 100 emoji listesini hazırladı. Liste gerçek zamanlı bir şekilde şu çılgın web sitesi üzerinden de takip edilebiliyor: http://www.emojitracker.com/
Peşmerge, IŞİD Kontrolündeki Şengal'e Girdi
Peşmerge güçlerinin, terör örgütü IŞİD'in kontrolündeki Musul'un Şengal (Sincar) ilçesini ele geçirdiği bildirildi.AA'nın verdiği bilgiye göre Peşmerge güçleri, IŞİD militanlarıyla üç gün süren şiddetli çatışmaların ardından Şengal ilçe merkezine girdi. Bölgedeki savaş, sokak çatışmaları şeklinde devam ediyor.Peşmerge komutanlarından Sefin Şingali, AA muhabirine yaptığı açıklamada, koalisyon güçlerine ait savaş uçaklarının desteğiyle Şengal ilçe merkezine girdiklerini söyledi. Çok sayıda IŞİD militanının, bölgeyi terk ederek Musul'a kaçtığını aktaran Şingali, Sincar'da kalmayı tercih eden militanların, Peşmerge'ye karşı direnmeye devam ettiğini belirtti.Şingali, ağır silahlar eşliğindeki yeni Peşmerge birliklerinin bölgeye ulaşmasıyla IŞİD'in tamamen etkisiz hale getirileceğini kaydetti.Musul'da Yezidi nüfusuyla bilinen Şengal ilçesi, Peşmerge güçlerinin 3 Ağustos'ta çekilmesiyle terör örgütü IŞİD'in eline geçmişti. Bunun üzerine ilçe ve köylerini terkeden 30 bin Yezidi, Şengal Dağı'na sığınmıştı. Bu Yezidilerin 20 bini güvenli kara koridorunun açılmasıyla Halk Savunma Birlikleri (YPG) kontrolündeki Suriye sınırı güzergahından Irak'ın Duhok iline nakledilmişti. Dağda bir hafta aç ve susuz kalan ve saatler süren yolculuğun ardından kurtulan Yezidilerin, yaşadıkları dünyanın dikkatini çekmişti. IŞİD'in, kendilerine özgü dini inanışları olan Yezidilere saldırması, Irak'a yönelik askeri ve insani yardımları hızlandırmıştı. Şengal Dağı'nda hala 10 bin Yezidi olduğu ifade ediliyor. Irak hükümeti, helikopterlerle bölgedeki Yezidilere belli aralıklarla insani yardım ulaştırıyor.AA
Reklam