onedio
Sarıkamış: 100 Yıldır Unutulmayan Acı
100 yıl önce yaşanan Sarıkamış Harekatı sırasında donarak şehit olan 90 bin asker 2-4 Ocak 2015’te Sarıkamış’ta düzenlenecek etkinliklerle anılacak. Kars'ın Sarıkamış ilçesindeki Allahuekber Dağları'nda şehit olan 90 bin askeri, harekatın 100'üncü yılında geniş kapsamlı törenlerle anmak için soğuk havaya rağmen çalışmalar yoğun şekilde sürdürülüyor.Sarıkamış Harekatı'nın yıl dönümü anma etkinlikleri kapsamında, 100 bin kişinin katılması planlanan 'Ay yıldızlı tören alanı'nda çalışma gerçekleştiriliyor. Toplam 15 bin metrekare alan üzerine inşa edilen ay yıldızlı tören yerinin taban zeminine kesme taş döşemesinin yanı sıra çevre düzenlemesi yapılıyor.Hava sıcaklığının sıfırın altında 15 dereceye kadar düştüğü bölgede çalışma yürüten belediye ekipleri, zaman zaman ateş yakarak ısınmaya çalışıyor.Sarıkamış Belediye Başkanı Göksal Toksoy, gazetecilere yaptığı açıklamada, her yıl ocak ayının ilk haftasında törenler yapıldığını anımsatarak, bu yıl da 2-4 Ocak'ta Sarıkamış Harekatı'nın 100'üncü yıl dönümü anma etkinlikleri yapılacağını söyledi.Yaklaşık 6 aydır çalışmaların aralıksız devam ettiğini vurgulayan Toksoy, 'Bu anlamda Orman ve Su İşleri Bakanlığı'mızın ulaşım ve yürüyüş yolu çalışmaları var. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'mızın tören alanıyla ilgili çalışmaları var. Ulaşım yolu çalışması devam ediyor' dedi.Toksoy, yürüyüş yolundaki çalışmaların yüzde 90'ının tamamlandığını belirterek, tören alanının kış koşullarında 4 Ocak'a yetiştirilmeye çalışıldığını ifade etti.'Bu tören alanı, 100'üncü yılında 100 bin kişi alacak'Belediye ekiplerinin, soğuk havaya rağmen çalışmalarının aralıksız sürdüğünü anlatan Toksoy, şunları kaydetti:'Bu tören alanı, 100'üncü yılında 100 bin kişi alacak. Yani bu saha 100 bin kişi kapasiteli. Sayın Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımızın talimatları doğrultusunda çalışmalarımızı gerçekleştiriyoruz. Kendilerinin de anma etkinliklerine katılacaklarını umut ediyoruz. Allahuekber Dağları'nda bizler için canlarını feda eden şehitlerimize ne yapsak azdır. Türkiye şehitlerinin batı kapısı Çanakkale, doğu kapısı Sarıkamış'tır. Devletimiz, hükümetimiz bu konuda yoğun çalışma sürdürüyor. Bundan sonra yılın 12 ayında ziyaret için vatandaşlarımızı buraya bekliyoruz. Tarihimizi bundan sonraki nesillere böyle aktarmamız gerekiyor.'Tören alanında karlar içinde çalışan işçilerden Kenan Alkan da şehitler için en zor şartlarda bile çalışılması gerektiğini belirterek, 'Biz aslında onlara göre şanslı bir nesiliz. Bu vatan için canlarını feda eden şehitlerimiz için en soğuk şartlarda bile çalışsak azdır' ifadesini kullandı.100 yılda unutulmayan acıSarıkamış Harekatı'nda yaşanan trajedinin ardından 100 yıl geçmesine rağmen acılar, hafızalardaki canlılığını koruyor.Mehmetçik harekatta şartların tüm olumsuzluğu karşısında sergilediği üstün cesaret, sabır ve metanetle düşmanının bile takdirini kazandı.Karlı dağlar ve aşırı soğuğa karşı tarihte eşine rastlanmayan bir mücadele ortaya koyan on binlerce Türk askeri, çetin doğa koşullarına ve tüm yokluklara karşın 'emre itaate' asla baş kaldırmadı. Allahuekber Dağları'nı aşarken çoğu kurşun atamadan, düşmanla göğüs göğüse vuruşamadan şehit oldu. Kar altında soğuğa direnemeyen güçsüz vücutları mor renge bürünerek 'kardelen'ler gibi karlara gömüldü.AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, 1. Dünya Savaşı'na yeterli hazırlıkları yapmadan girmek zorunda kalan Osmanlı Devleti'nde, Enver Paşa'nın, 93 Harbi'nde kaybedilen Kars, Batum, Artvin ve Ardahan'ı da geri alıp Kafkasya'ya yönelmek amacıyla orduyu insan boyunu aşan karla kaplı Allahuekber Dağları üzerinden Sarıkamış'a doğru harekete geçme emri vermesi büyük trajedinin başlangıcı oldu.Araştırmalarda üst düzey komutanlara ait ortaya çıkan anılarda, henüz bıyığı bile terlememiş, yaşları 12-13 olan çocukların da bulunduğu Türk askerinin, karlara gömülerek şehit oluşu, tüm imkansızlıklara rağmen emre itaatkarlığı, bayrak sevgisi, vatanı uğruna neler yapabildiği tarihin altın sayfalarına kazındı.Komutanlardan Kurmay Yarbay Şerif Köprülü İlden'in anılarında, Sarıkamış Harekatı'nda Enver Paşa'nın taarruz planlaması ve zamanlamasına yöneltilen eleştirilerle Türk askerinin verilen emirleri yerine getirebilmek için ölüm yolculuğuna sırt çevirmeden çıktığı bilgisi aktarılıyor. Köprülü Şerif Bey'in, 'Sarıkamış bize büyük bir ibret olduğu kadar tarihimize parlak bir sahife-i şereftir. Tarihlere şan olsun ki büyük bir Türk ordusu cahil ve divane kumandanın ihtirasıyla yüksek dağlar üstünde kara kışın tipisiyle asırdide düşmanın güllesi ve kurşunlarıyla uğraşa, cenkleşe istiklal-i milli uğruna kamilen mahvoldu da bir neferi arka çevirmedi. Sarıkamış'ta hiç panik olmamıştır'' ifadeleri anılarında dikkati çekiyor.Sarıkamış'ta bir alay cephesinde, birçoğu karlara gömülerek ve bir kısmı da bir kurşun sıkamadan düşman güçlerinin ateşiyle şehit düşen birlikteki son 3-4 askere Enver Paşa'nın 'Ne bekliyorsunuz? Saldırın'' diye emir vermesi üzerine, askerlerin, 'Şimdi saldıracağız, Paşa Hazretleri' şeklindeki cevabı 'emre itaat'e ne kadar bağlı kalındığını ortaya koyuyor.AA
Sırp Taraftar Cinayeti Güvenlik Kamerasında
Galatasaray Liv Hospital ile Kızılyıldız arasında oynanan basketbol maçı öncesinde çıkan ve Sırp taraftar Marko İvkoviç’in ölümü ile sonuçlanan olaylara ilişkin güvenlik kamera görüntüleri ortaya çıktı.Galatasaray Liv Hospital ile Kızılyıldız arasında oynanan basketbol maçı öncesinde çıkan olaylar sırasında Sırp taraftar Marko İvkoviç'in bıçaklanarak öldürülmüş, olayla ilgili gözaltına alınan 7 kişiden biri tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Olayı soruşturan polis, 24 saat boyunca güvenlik kameralarını izleyerek zanlıya ulaştı. Görüntülerde cinayet anı net olarak görülmese de, maç öncesi çıkan ve Sırp taraftarın ölümü ile sonuçlanan olayların tamamı saniye saniye kaydedildi. Güvenlik kameralarına farklı açılardan yansıyan görüntülerde bir grup Sırp taraftar, 10. Yıl Caddesi üzerinden Apdi İpekçi Spor Kompleksi’ne doğru yürüyor. Polis tarafından önü kesilen taraftarlar, bu sırada Galatasaray taraftarları ile de tartışıyor. Sırp taraftarlara polis müdahale ediyor. Olayların ardından polis kamerasına yansıyan bir başka görüntüde ise stat çevresindeki yeşillik alanda olayda kullanıldığı tahmin edilen bıçak bulunuyor.İHA
Hülya Avşar'dan Kılıçdaroğlu'na Tazminat Davası
Sanatçı Hülya Avşar, kişilik haklarına hakaret ettiği gerekçesiyle CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında 100 bin liralık manevi tazminat davası açtı.Hülya Avşar adına avukatları Kerem Hasbakkal ve Eda Ergün'ün İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne sunduğu 3 sayfalık dava dilekçesinde, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'un 6 Aralık 2014 tarihinde basına yansıyan açıklamalarıyla Hülya Avşar'ın kişlik haklarına saldırıda bulunduğu ve bu konuyla ilgili tazminat davası açıldığı belirtildi.'Yalakadan sanatçı olmaz' sözüHülya Avşar'ın, başta Türkiye Cumhuriyeti Anayasası olmak üzere yasalar ile güvence altına alınan kişilik haklarına, Kılıçdaroğlu tarafından yapılan haksız ve hukuksuz saldırı yapıldığı ve Avşar'ın Kılıçdaroğlu ile herhangi bir polemiğe girmediği ifade edilen dilekçede, 'Müvekkilim tarafından davalı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında açılan davanın basına yansıması sonrasında, davalı Kemal Kılıçdaroğlu bu kez 15 Aralık 2014 tarihinde huzurdaki davanın konusunu teşkil eden müvekkil Hülya Avşar'a yönelik saldırısını daha da ağırlaştırarak tekrarlamıştır. Davalı Kılıçdaroğlu, 15 Aralık günü canlı olarak yayınlanan basın toplantısında, 'Hülya Avşar kim efendim? Kim Hülya Avşar sanatçı mı? Sanatçılığı tartışılır, kimse kusura bakmasın. Yalakadan sanatçı olmaz arkadaşlar. Herkes bunu böyle bilmek zorundadır. Gücün karşısında sanatçı eğilmez. Gücün karşısında eğilen kişiye de sanatçı denmez' şeklindeki sözleri ile hem müvekkilime ölçüsüzce saldırı ve hakaretlerini tekrarlamış, hem de canlı yayında müvekkilimi aşağılamıştır' denildi.'Saygısızca dile getirmiş''Davalı, müvekkilime yüklediği 'yalaka' sıfatını üzerine ısrarla basa basa tekrarladıktan sonra müvekkilimin sanatçı olmadığını, güç önünde eğildiğini, herkesin de bunu böyle bilmesi gerektiğini saygısızca dile getirmiş kendince geliştirdiği sanatçı tanımı ile müvekile yönelik hakaret aşağılamalarını canlı yayında sürdürmüştür' ifadelerine yer verilen dilekçede 'Yalaka' kelimesinin 'dalkavukluk' kelimesi ile eşanlamlı olduğu anlatıldı.'Yalakalıkla değil, alın teri ile elde etti'Kılıçdaroğlu ile Avşar'ın aynı paralelde bir siyasi görüşe sahip olamayacağı vurgulanan dilekçede, Avşar'ın her konuda görüşleri ifade etmekte özgür olduğu belirtilerek, 'Kılıçdaroğlu'nun kitleleri etkileyen açıklamalarını yaparken bulunduğu makamın sorumluluklarını da taşımak zorundadır. Hür iradesi ve yaşam görüşü doğrultusunda her türlü düşünceyi de gerekli gördüğü noktada eleştirmektedir. Bunu yaparken şu ya da bu siyasi düşüncenin hoşuna gitsin gibi bir kaygıyı taşımadığı gibi, 30 yıllık sanat geçmişine bakıldığında da kazanımlarının her kuruşunu Kemal Kılıçdaroğlu'nun ifade ettiği gibi yalakalıkla değil, sanatçı kimliğiyle, alın teri ve emeği ile elde ettiği görülecektir' ifadelerine yer verildi.Kılıçdaroğlu'nun, Avşar'ın kişilik haklarına ağır saldırıda bulunduğu belirtilen dilekçede, 100 bin lira manevi tazminat ödemesi talep edildi.Haber: Serpil KIRKESER - Arzu KAYA DHA
Reklam
Fethullah Gülen'in Avukatı Albayrak'tan İade Talebi Açıklaması
Fethullah Gülen’in avukatı Nurullah Albayrak, Fethullah Gülen hakkında çıkarılan yakalama kararı ile ilgili açıklama yaptı. Medyada yer alan iddiaların doğru olmadığını belirten Albayrak, haberlerde hukuki değerlendirmenin bulunmadığını vurguladı. İade talebinin, Türkiye’nin hukuksuz taleplerde bulunduğunu tescil edeceğini belirten Albayrak, 'Sayın Fethullah Gülen’in ABD’de ikamet adresinin bilinmesine, adli yardım talebi ile ifadesi alınmak istendiğinde, ifadesini, bulunduğu yerde verebileceği bilinmesine rağmen, bu şekilde bir işlem yapılması işlemin hukuki olmadığını göstermektedir. Sayın Gülen, beraatle sonuçlanan daha önceki iddialarla ilgili olarak adli yardımlaşma talebi gereğince ABD adli makamlarına ifade vermiştir. O zaman dahi Amerikan savcısının, iddiaların ciddiyetsizliğine karşı şaşkınlığını izhar ettiği de bilinmektedir. Bu soruşturmada adli yardım talebi yoluna başvurmaksızın algı yönetimi ve genel seçim sürecinde iç siyaset malzemesi olarak kullanmak amacıyla, bu girişimden sonuç alınamayacağı bilinmesine rağmen kasten bu yolun seçilmesi, yapılan bu işlemin siyasi olduğunu tek başına ortaya koymaya yeterlidir.” dedi.Kırmızı bültenin, bir soruşturma ya da kovuşturma kapsamında, hakkında tutuklama kararı çıkartılan kişinin yurt dışından iadesinin sağlanması amacıyla İnterpole üye ülkeler tarafından aranmasını temin etmek amacıyla İnterpol Genel Sekreterliği tarafından alınan polisiye tedbir olduğunu hatırlatan Albayrak, bir kimsenin yurt dışından iadesi sağlanmak amacıyla aranmasını teminen, İnterpol Genel Sekreterliği tarafından kırmızı bülten çıkartılması talebinde bulunulabilmesi için öncelikle istenilen kişi hakkında mahkemelerce çıkarılmış yakalama kararının bulunması gerekmediğini ve şüpheli veya sanık durumundaki kişiler hakkında uluslararası kırmızı bülten çıkarılması için, soruşturma aşamasında cumhuriyet başsavcılıklarınca, kovuşturma aşamasında mahkemelerce talepte bulunulabileceğini söyledi.Albayrak ayrıca, kırmızı bülten talebi, “Suçluların İadesi ve Hükümlü Nakli Konularında Adlî Makamlarımızca Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar” konulu Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü’nün genelgesine uygun olarak hazırlanılan kırmızı bülten evrakının cumhuriyet başsavcılıkları veya mahkemeler tarafından Adalet Bakanlığı’na gönderilmesi suretiyle yapılabileceğini ifade etti.“İNTERPOL GENEL SEKRETERLİĞİ BÖYLE BİR DURUMDA TALEBİ OLUMLU KARŞILAMAYACAKTIR”Temel mantık olarak kırmızı bültenin, yeri tespit edildiğinde ve yakalandığında ancak iadesi istenebilecek şahıslar için tanzim edilebileceğini dile getiren Albayrak, “Bir şahsın sadece ifadesinin alınması için kırmızı bülten düzenlenmez. Sadece ifade alınması, uluslararası adli yardımlaşma yoluyla yapılacak bir işlemdir. Yeri tespit edilip yakalandığında iadesi için yeterli delil bulunmayan bir şahıs için kırmızı bülten düzenlenmesinin talep edilmesi doğru değildir. İadesi için yeterli delil bulunmadan kırmızı bülten talebinde bulunsa dahi İnterpol Genel Sekreterliği talebi değerlendirirken, bu şartların varlığını arayacağından böyle bir durumda talep olumlu karşılanmayacaktır. Kırmızı bülten yalnızca bir şahsın iadesi amacıyla tanzim edilir. Şahsın iadesi şartları oluşmadığı durumlarda yani suçlamaların ciddi olmadığı durumlarda kırmızı bülten talep edilemez, edilse de İnterpol Genel Sekreterliği tarafından dikkate alınmaz. Adli makamlarca hazırlanan ve Adalet Bakanlığı'na iletilen kırmızı bülten evrakının öncelikle Adalet Bakanlığı tarafından genelgeye uygun olup olmadığı denetlenmektedir. Adli makamların talep evrakında istenen belgeler ve delil içeriği açısından eksiklik varsa evrak ilgili adli makama geri gönderilmektedir. Eksiklik yoksa evrak kırmızı bülten talep edilmesi için İçişleri Bakanlığı'na iletilmekte ve bu bakanlık tarafından da bir eksiklik bulunmadığı takdirde kırmızı bülten düzenlenmesi için merkezi Fransa Lyon’da bulunan İnterpol Genel Sekreterliği'ne kırmızı bülten başvurusu iletilmektedir.” dedi.İnterpol Genel Sekreterliği’nin öncelikle talebin gerekli olup olmadığı hususunda değerlendirme yaptığını kaydeden Albayrak, “Tutukluluk yerine adli yardımlaşma yoluyla alternatif yöntemlerle kişilerin ifadelerinin alınmasının daha makul bir yöntem olduğu durumlarda talep kabul edilmemektedir. Kırmızı bülten düzenlenmesi halinde şahıs aranmaya başlayacağı için İnterpol Genel Sekreterliği bu şekilde bir polisiye tedbiri uygulamadan önce o şahısla ilgili, şahsın vatandaşı olduğu ülkenin mahkemesinden verilmiş bir tutuklama kararı veya yakalama kararı olmasını aramaktadır. Sadece talepte bulunan ülkenin mahkemesinde verilmiş bir tutuklama kararı veya yakalama kararı olması yeterli olmayıp, şahıs yakalandığında suçun vehameti ve mevcut delil durumu itibariyle iadesi mümkün olması halinde kırmızı bülten düzenlenecektir. Talepte bulunan devletin suçu vahim olarak tarif etmesi mevcut delil durumunu kendisi için yeterli görmesi yetmeyecek, talep uluslararası hukukun temel prensipleri ve dünyada yaygın kabul görmüş hukuki teamüllere uygunluk arzettiği ölçüde kabul görecektir. Bu şekilde keyfi uygulamalara neden olacak başvuruları engellemek ve zaman içersinde kırmızı bültenin her durumda kullanılmasından doğan sorunların önüne geçilmek istenmektedir.” ifadelerini kullandı.“ÜLKELERİN KIRMIZI BÜLTENE DEĞER ATFETMELERİNE GÖRE 4 KATEGORİ BULUNMAKTA”İnterpol Genel Sekreterliği tarafından bir örgütün terör örgütü olarak kabul edilmesi için öncelikle Genel Sekreterlik Hukuk Birimi tarafından olumlu görüş bildirilmesi ve Genel Kurul’un da örgütün terör örgütü olarak kabul edilmesi gerekmekte olduğunun altını çizen Albayrak, şunları kaydetti: “Genel Sekreterlik, devlet ve hükümet düzenini değiştirmek amacıyla kurulmuş ve bu amacını gerçekleştirmek için sivil insanları öldürdüğü sabit olan bir örgut için bile amacının politik ve siyasi olduğunu belirterek, terör örgütüdür şeklinde bir niteleme yapmaktan çekinmekte ve siyasi suçlarla ilgili bir işlem yapmanın İnterpolun Anayasası olarak kabul edlen Tüzüğün 3. Maddesi'ne aykırı olduğu gerekçesi ile kırmızı bülten düzenlenmesi talebini reddettiği bilinmektedir. İnterpol, terör örgütü olduğu AB, Avrupa Konseyi ülkeleri ve ABD tarafından kabul edilen grup üyeleri hakkında ise genellikle bu polisiye tedbirin uygulanması gerektiği düşüncesindedir. Terör örgütü olduğu AB, Avrupa Konseyi ülkeleri ve ABD tarafından kabul edilen suç örgütlerinin üyeleri hakkında sadece üye olduğundan bahisle kırmızı bülten düzenlememekte, talebe konu şahsın hangi somut ve suç teşkil eden eylemleri ile terör örgütünün eylemlerine dahil olduğunun delillerle ortaya konulmasını beklemektedir. Kırmızı bülten düzenlenmeden önce ya da düzenlendikten sonra kırmızı bülten düzenlenen şahısların avukatları İnterpol Genel Sekreterliği'ne başvurarak şahıs hakkındaki kırmızı bültene dayanak belgelerin birer örneğini isteyebilmekte; bilahare, kırmızı bülten düzenlenen suça ve dosyaya ilişkin itirazlarını Genel Sekreterliğe sunabilmekte; bunun üzerine, Genel Sekreterlik ilgili ülkeden ek bilgi talep edebilmekte; ek bilgilerin yetersiz olduğu kanaatine varıldığında ise kırmızı bülten kaldırılabilmektedir. Kırmızı bülten uluslararası bir tutuklama kararı olmayıp, İnterpole üye olan 180’in üzerindeki ülkeden herbirisinin kendisine farklı değer atfettiği ve suçluların tespitine yarayan polisiye bir işbirliği aracıdır. Ülkelerin kırmızı bültene değer atfetmelerine göre 4 kategori bulunmakta; bazı ülkeler kırmızı bülteni her halükarda uygulanması gereken bir tutuklama emri gibi görmekte, bazıları ise hiçbir durumda kendilerini bir şey yapma zaruretinde görmemektedir. ABD ve Anglo-Sakson ülkeleri, kırmızı bültene en az itibar eden ve bu bülten uyarınca en az işlem yapan ülkeler grubunda yer almaktadır. Kırmızı bültene, hukuki geçerliliği olan bir belge değil bir polisiye enstruman değeri atfeden çoğunluk batı ülkeleri, hakkında kırmızı bülten çıkarılan şahsı kendi ülkesinde tespit eder etmez durumu ilgili ülkeye bildirmekte ve o ülkenin kendisine iade talebi göndermesini istemekte, ancak bu evrak gelinceye kadar bir özgürlük kısıtlaması çoğunlukla olmamakta ve sadece kırmızı bülten düzenlenmiş olması iadenin de mümkün olacağı anlamına gelmemektedir. Kısacası iade işleminde ülkelerin çoğunluğu itibariyle iade talepnamesinin içeriğine, inandırıcılığına ve delillerin ciddiliğine bakmakta İnterpol Genel Sekreterliği'nin yapmış olduğu değerlendirmeyi yeterli görmeyip kendileri değerlendirme yapmaktadır.”“ABD TARAFINDAN TÜRKİYE’YE TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYESİ İDDİASIYLA HERHANGİ BİR ŞAHIS İADE EDİLMEDİ”ABD mevzuatı, kırmızı bülten gerekçesi ile yakalama tedbiri alınmasına imkan vermemekte olduğunu vurgulayan Albayrak, ABD makamlarının kişi hakkında bir kırmızı bülten bulunsa bile mutlaka iade evrakının kendilerine iletilmesi ve iade talebinde bulunulmasını şartını koşmakta olduğunu söyledi. İade evrakı gittiğinde, öncelikle ABD Adalet Bakanlığı’nın çok sıkı bir inceleme yaptığını dile getiren Albayrak, “Zira ABD Adalet Bakanlığı tarafından mahkemeye sunulan bir iade talebi kabul edilmediği takdirde Bakanlık bunu ciddi bir prestij zedelenmesi olarak görmekte, bu nedenle bu süreçteki değerlendirmelerini titizlikle yapmaktadır. Yapılan başvurunun mahkemeye iletilebileceği değerlendirdiğinde dosya iade konusunda bir karar vermek üzere Federal Mahkemeye gönderilmektedir. Mahkeme, iadesi istenen şahsın ve avukatının savunmalarını aldıktan ve dosya içerisinde yer alan bilgiler değerlendirildikten sonra talebin hukuka uygun ya da uygun olmadığı şeklinde karar vermektedir. Bugüne kadar ABD tarafından Türkiye’ye terör örgütü üyesi olduğu iddia edilen herhangi bir şahıs iade edilmemiştir.” dedi.“BU YOLUN SEÇİLMESİ YAPILAN BU İŞLEMİN SİYASİ OLDUĞUNU TEK BAŞINA ORTAYA KOYMAYA YETERLİDİR”İnterpolün bir şahıs hakkında terör örgütü üyesi olduğundan bahisle kırmızı bülten düzenlemesi için öncelikle bahsi geçen terör örgütünün İnterpol tarafından terör örgütü olarak değerlendirilip listelerine bu şekilde geçirilmesi, arkasından bu şahsın belirtilen terör örgütünün eylemlerine hangi somut aktiviteleriyle katıldığının ve bunların suç teşkil eden yönlerinin delileriyle birlikte ortaya konulması gerektğini belirten Albayrak, şunları kaydetti:“Delilleri inandırıcı bulunmayan başvurular reddedilmektedir. Bu bilgiler ışığında net olarak söylenebilir ki İnterpol Genel Sekreterliği kırmızı bülten çıkartmayacak ve ABD de iade talebini mahkemeye dahi intikal ettirme gereği duymayacaktır. Bu kararlar, iddialar mesnetsiz ve hukuksuz olduğu için verilecek, ayrıca, bu kararlar Türkiye’nin hukuksuz taleplerde bulunduğunu da maalesef tescil edecektir. Yapılacak bu şekilde bir başvuru ile İnterpol Genel Sekreterliği örgüt anlayışımızın değiştiğini ve bir dizi senaryosundan örgüt çıkartılmaya çalışıldığını görecek. Bu talebi kabul etmediği gibi bu başvurunun oluşturacağı olumsuz hava nedeniyle bundan sonra yapılacak başvurular da değerlendirilmeyecektir. Bunun sorumluluğu da elbette bu talepte bulunulmasını isteyen ve yapanların üzerinde olacaktır. Sayın Fethullah Gülen’in ABD’de ikamet adresinin bilinmesine, adli yardım talebi ile ifadesi alınmak istendiğinde, ifadesini, bulunduğu yerde verebileceği bilinmesine rağmen bu şekilde bir işlem yapılması, işlemin hukuki olmadığını göstermektedir. Sayın Gülen, beraatle sonuçlanan daha önceki iddialarla ilgili olarak adli yardımlaşma talebi gereğince ABD adli makamlarına ifade vermiştir. O zaman dahi Amerikan savcısının, iddiaların ciddiyetsizliğine karşı şaşkınlığını izhar ettiği de bilinmektedir. Bu soruşturmada adli yardım talebi yoluna başvurmaksızın algı yönetimi ve genel seçim sürecinde iç siyaset malzemesi olarak kullanmak amacıyla, bu girişimden sonuç alınamayacağı bilinmesine rağmen kasten bu yolun seçilmesi, yapılan bu işlemin siyasi olduğunu tek başına ortaya koymaya yeterlidir.”Ahmet Şinoforoğlu, CİHAN
Sivas'ta Sergen Tamam! Tek Sorun...
Sivasspor'da Roberto Carlos'un ayrılmasıyla boşalan teknik direktörlük görevine Sergen Yalçın'ın getirilmesi kesinlik kazandı.Sivasspor'da bu sezon üst üste gelen başarısız sonuçların ardından teknik direktör Roberto Carlos'un ayrılması ile boşalan teknik direktörlük görevine Sergen Yalçın getirildi.İstanbul'a giden Sivasspor Başkanı Mecnun Otyakmaz'ın Sergen Yalçın ile bir araya geldiği ve her konuda anlaşma sağladığı öğrenildi. ASpor'a açıklamalarda bulunan Sergen Yalçın: ' Mecnun Başkan ile görüştüm. Her konuda anlaşmaya vardık. Çalıştığım televizyon kurumu ile ilgili ufak pürüzler var. Bu sorun hallolduğunda hemen göreve başlayacağım. Sivasspor'u özlenen başarılara taşıyacağız ' dedi.Sporx
Reklam
Aziz Yıldırım'dan Şok İddia!
Şike operasyonunda görev alan hakim, savcı ve polislerden şikayetçi olan Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, şikayet dilekçesinde yeni bir iddiada bulundu.Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım avukatları aracılığıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na bir dilekçe vermiş ve şike soruşturmasında yapılan usulsüzlükleri gerekçe göstererek dönemin adliye ve emniyet görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.Suç duyurusu dilekçesinde, o dönem İstanbul Adliyesi’nde görev yapan özel yetkili hakimler ve savcılar ile İstanbul Emniyet Müdürlüğü yetkilileri, “silahlı örgüt kurmak ve yönetmek”le suçlandı. Dilekçede, bu isimler “Kanunlara aykırı işlem yapan illegal yapı mensubu” olarak nitelendirildi.ALGI ÇALIŞMASI YAPILDIŞike soruşturmasının, o dönem Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan ile Fenerbahçe camiasının ve diğer kulüplerin camialarını karşı karşıya getirmek amaçlı bir plan dahilinde gerçekleştirildiğinin öne sürüldüğü dilekçede, “Başbakan ve hükümete yönelik olarak illegal yapının destekçisi medya mensupları tarafından Başbakan’ı ve hükümeti hedef alan bir algı çalışması yapılmıştır” denildi.ÖRGÜTÜN YAPISI AYDINLATILSINŞike iddianamesinin, 6222 sayılı yasanın değiştirilmesine ilişkin yasanın Cumhurbaşkanı tarafından veto edildiği gün, Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcı Vekili Fikret Seçen tarafından o tarihe kadar görülmemiş bir şekilde kamuoyuna basın toplantısı ile açıklandığının hatırlatıldığı dilekçede, “Söz konusu illegal yapının amaçladığı saik, kullandığı araç ve yöntemler ve örgütün hiyerarşik yapısındaki birliktelikler göz önüne alındığında, örgütün tüm eylemlerinin tek bir dosyada soruşturularak; örgütün hiyerarşik yapısının aydınlatılması, suç sayılan fillerin tümüyle belirlenmesi ve tüm sanıkların cezalandırılması gerekmektedir” ifadeleri yer aldı.BELGELER KAYIPYıldırım, soruşturma dosyasında pek çok sayıda kişi şüpheli sıfatı ile dinlendiğini ve gizli bir şekilde takip edildiğini vurguladı fakat teknik ve fiziki takibe maruz bırakılan kişilerin bir çoğu hakkında dava açılmadığı gibi haklarında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmediği hatırlattı.Soruşturma kapsamında ismi dahi geçmeyen şahısların telefon bilgilerinin ilgili GSM şirketine yazılarak dosya kapsamına alındığının belirtildiği dilekçede, bu kişilerin ve telefonlarının dinlenip dinlenilmediğine ilişkin bir karara dosyada rastlanılmadığı da ifade edildi. Dilekçede Fenerbahçe Spor Kulübünün ve Aziz Yıldırım ile Fenerbahçe bağlılarının soruşturmaya dahil edilmesi hukuka aykırı olduğu ve illegal yapıya mensup adli kolluk tarafından senaryosu yazılan bir projenin ürünü olduğu iddia edildi.HEPSİ PROJEYDİFenerbahçe Başkanı Yıldırım’a göre “illegal yapı” yasal görünümlü hukuksuz soruşturmaları şu şekilde gerçekleştirdi:“İlgili emniyet birimi projenin ana fikri hakkında bir rapor yazarak özel yetkili savcılıktan soruşturma izni alıyor. Başlayan soruşturma projeyi yazan polis memurunun senaryosuna uygun şekilde gelişiyor. Projeye konu olay, özel yetkili savcılıkların görev alanına girecek şekilde belirleniyor. Yazılan projeye konu olay, silahlı bir faaliyet ile yada bilinen silahlı bir suç örgütü ile irtibatlandırılıyor. Çekirdek örgüt varsayımı ile başlayan proje çalışmasında teknik takip kararları alınıyor ve başlangıçta 3-5 kişi ile sınırlı olmak üzere başlayan soruşturma aylar içinde binlerce telefon numarasının ve yüzlerce kişinin dinlendiği bir şekle dönüştü.Savcılık ve mahkeme sorguları aşaması tamamen yasal bir prosedürün tamamlanmasından ibaretti. Zira savcılık sorgusu sırasında tutuklamaya sevk edilecekler, serbest bırakılacaklar, denetim tedbiri uygulanacaklar liste halinde polis tarafından savcıya veriliyor ve bu listeye uygun şekilde sevk işlemleri yapılıyor. Bu aşamanın ardından nöbetçi hakim yine yasal bir prosedürü tamamlayıp kendisine verilen listeye uygun şekilde bir tutuklama kararı veriyordu.“Hürriyet
14 Maddede Verilere Göre '2014 Türkiye'sinde Genç Olmak'
Gençlik dönemi gerek birey açısından, gerekse toplumlar açısından dönüşümün gerçekleştiği bir dönemi ifade etmektedir. Bu nedenle gençlik döneminde birey kendisi için ne kadar yatırım yaparsa gelecekte o kadar kaliteli ve refah bir hayat sürecektir. Diğer yandan ülkeler geleceğin mimarı olan gençlere yönelik ne kadar politika üretir ve uygularsa ekonomik ve sosyal kalkınma konusunda o denli başarılı olunur, özellikle Türkiye gibi genç nüfusun yoğunlukta olduğu ülkelerde. Bu noktada gelecekte ülkemizin hangi gelişmişlik aşamasında olacağı konusunda gençlikle ilgili veriler önemli ipuçları sağlayabilir. Hazırladığımız tabloların siz okuyucular için; 2014 Türkiye'sinde, 'genç' olmanın hem zorlukları hem de bilinmeyen yönleriyle ilgili bir ayna görevi üstleneceğini umut ediyoruz.
Reklam
Yüz Nakli Yapılan Recep Sert Dünyaevine Girdi
Türkiye'nin 5'inci yüz ve ilk çene nakli yapılan Recep Sert ile nişanlısı Esma Akyurt, Bursa'nın İnegöl ilçesinde düzenlenen törenle dünyaevine girdi.İnegöl Hikmet Şahin Kültür Parkı'ndaki düğün salonunda düzenlenen törende çiftin nikahını İnegöl Belediye Başkanı Alinur Aktaş kıydı.Sert'in nikah şahitliğini İnegöl Kaymakamı Ali Akça ile iş adamı Erdal Recep Bayraktar, Akyurt'un şahitliğini de İnegöl Belediye Başkan Yardımcısı Gülhan Şahin ile arkadaşı Gül Çekiş yaptı.Nikah töreni öncesi gazetecilere açıklama yapan Sert, evlendikleri için mutlu olduklarını belirterek, 'Mutluyuz. Balayı için daha bir şey görüşmedik. Bundan sonra İnegöl'de yaşayacağız' dedi.Akyurt da 'Bugün en mutlu günüm benim. Hayat arkadaşımla yolumu birleştiriyorum, mutluyum' ifadesini kullandı.Muhabir: Şaban Kılıçcı | AA
Ahmet Çakar'dan Bomba İddialar: "Saddam Hüseyin Ölmedi"
FIFA kokartlı eski hakem Ahmet Çakar, canlı yayında stüdyodakileri ve izleyenleri şaşırttı. İlginç iddialarda bulunan Çakar, Saddam Hüseyin'in ölmediğini ve uzaylıların var olduğunu söyledi.Ahmet Çakar, Beyaz Futbol programında iddialarda bulundu. “Dünyada gizlenen gerçekler var.” diyen Çakar, “Birincisi, herkes Saddam’ın öldüğünü düşünüyor değil mi? Saddam Hüseyin öldüyse benim adım Ahmet Çakar değil. Dünyada insanlardan gizlenilen bazı gerçekler vardır. İkinci gerçek ise uzaylılar aramızda.” dedi.Ahmet Çakar, Sinan Engin, Abdülkerim Durmaz ve Rasim Ozan Kütahyalı'nın yorumcu olarak katıldığı Ertem Şener'in moderatörlüğünü yaptığı Beyaz Futbol’da ilginç anlar yaşandı. Çakar, uzaylılar konusunda derin bilgilere sahip olduğunu söyleyerek, 'İnsan kılığında aramızda yaşıyorlar.' dedi.Uzaylılar konusunu yıllardır araştırdığını söyleyen Ahmet Çakar, Amerika'da olduğu dönemde ünlü bir bilim adamının kendisine 'Gözleri birbirine yakın insandan korkun, onlar uzaylı' dediğini söyledi.İHA
Reklam
Tunus Seçimleri: Laik Aday Zaferini İlan Etti
İkinci ayağı yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini, sandık çıkış anketlerine göre laik Nida Tunus partisinin adayı Beji Caid Essebsi kazandı.Sigma Conseil şirketinin anketine göre eski başbakan Essebsi, oyların %55.5'ini aldı.AP haber ajansı, diğer anket şirketlerinin sonuçlarının da benzer olduğunu duyurdu.Ancak Essebsi'nin rakibi mevcut cumhurbaşkanı Munsef Marzuki 'zafer ilanı' için çok erken olduğu söyledi.Destekçileri, 88 yaşındaki Essebsi'nin adayı olduğu laiklerin çatı partisi Nida Tunus'un (Tunus'un Çağrısı) önünde zafer kutlamaları yapıyor.Yerel bir televizyon kanalına konuşan Beji Caid Essebsi, 'zaferimi Tunus'un şehitlerine adıyorum' dedi.Resmi sonuçların bugün açıklanması bekleniyor.İlk ayağı Kasım ayında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimi, Zeynel Abidin Bin Ali iktidarını deviren 2011 ayaklanmalarından sonraki ilk cumhurbaşkanlığı seçimi.2011'de Tunus'ta başlayan ayaklanmalar daha sonra birçok Kuzey Afrika ve Orta Doğu ülkesine yayılmış ve süreç 'Arap Baharı' olarak adlandırılmıştı.BBC Türkçe
Reklam
Aydın Belediye Başkanı Çerçioğlu'nun Yakın Koruma Polisi ve Eşi Ölü Bulundu
Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı CHP'li Özlem Çerçioğlu'nun yakın korumalığını yapan polis memuru 38 yaşındaki Hatice Alper Kavalcı ile emekli öğretmen olan eşi 65 yaşındaki Cevdet Kavalcı, evlerinde tabancayla ölmüş halde bulundu. Cevdet Kavalcı'nın geçen 3 Ağustos'ta evlendiği eşini vurup öldürdükten sonra intihar ettiği üzerinde duruluyor.Komşuları, polise verdikleri bilgide Kavalcı çiftinin sık sık kıskançlık nedeniyle kavga ettiğini, cumartesi günü Hatice Kavalcı'nın kuaföre gidip saçını kızıla boyattığını, bu nedenle tartışığı eşinin saçını kesmek istediğini anlattı.Hatice Alper ve Cevdet Kavalcı çiftinden iki gündür haber alamayan yakınları, merak edip, durumu '155 Polis İmdat' ihbar hattına bildirdi. Çiftin evlerine Efeler Polis Merkezi ekipleri sevk edildi. Bugün saat 09.30 sıralarında çilingir yardımıyla eve giren polisler, meslektaşları Hatice Alper Kavalcı ile eşi Cevdet Kavalcı'nın yatak odasında kanlar içindeki cesetlerini buldu. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu'nun yakın koruması olan Hatice Alper Kavalcı'nın ağzından, eşinin ise başından giren kurşunla öldüğü belirlendi. Olayda kullanılan tabancanın ise Hatice Alper Kavalcı'nın tabancası olduğu tespit edildi.Polis, emekli öğretmen olan ve bazı internet sitelerinde köşe yazarlığı yapan Cevdet Kavalcı'nın eşini ağzından vurup, öldürdükten sonra aynı tabancayla intihar ettiği üzerinde durulduğunu bildirdi.Geçen 3 Ağustos'ta Didim'de tanışıp her ikisi de ikinci evliliğini yapan çiften Hatice Alper Kavalcı'nın bir oğlu, Cevdet Kavalcı'nın ise iki kız ve iki torunun olduğu öğrenildi.Kavalcı, Didim İlçe Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Büro Amirliği'nde görevliyken bir süre önce Çine İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne tayin edilip, ardından da Aydın Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu'nun koruması olarak görevlendirilmişti.BAŞKAN ÇERÇİOĞLU: BÜYÜK ÜZÜNTÜ DUYDUMAydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu ise olayı haber alınca şoke olduğunu belirtip, 'Kendisi yaklaşık 3 aydır korumalığımı yapıyordu. Ölümü nedeniyle büyük üzüntü duydum. Kendisiyle çalıştığımız süre içinde hiçbir sıkıntı yaşamadım' dedi.Aydın Emniyet Müdürlüğü ve Büyükşehir Belediyesi'nde büyük üzüntü yaratan olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü bildirildi.'SAÇINI NEDEN KIZILA BOYATTIN'Kavalcı çiftinin sık sık kıskançlık nedeniyle kavga ettiklerini belirten komşularının polise verdikleri bilgide, 'Cumartesi günü Hatice Kavalcı kuaföre gidip saçını kızıla boyattı. Bu nedenle tartışığı eşi saçını kesmek istemiş. Saat 20.00 sıralarında evden silah sesi geldiğini duyduk. Ancak, kadının polis olduğunu bildiğimiz için kazayla olduğunu düşünüp, polisi aramadık' dedikleri öğrenildi.Öte yandan evde yapılan incelemede olayın öncesinde Hatice Alper Kavalcı'nın kahve içerken, Cevdet Kavalcı'nın alkol aldığı belirlendi. Polis ve savcının olay yerindeki incelemesinin ardından Kavalcı çiftinin cesetleri Aydın Devlet Hastanesi Morgu'na kaldırıldı. Taylan Yıldırım - Cem Ulucan, DHA
Beşiktaş, Antep'te Zehirlenmiş
Beşiktaş'ta 4 futbolcunun yedikleri yemeklerden dolayı zehirlendiği öğrenildi.Süper Lig’de geçen hafta Gaziantep deplasmanına konuk olan Beşiktaş’ta, Siyah- Beyazlı 4 futbolcunun, maçtan sonra yedikleri yemekten zehirlendikleri ortaya çıktı.Daha önce Gaziantep’te forma giyen Serdar Kurtuluş’un önerisiyle; Franco, Sosa ve Gökhan Töre’nin, 1-0 sona eren maçın ardından kebap yediği ve bundan dolayı midelerinde sıkıntı yaşandığı öğrenildi.Diğer isimlerin aksine Gökhan Töre’nin kendisini tam olarak toparlayamadığı ve dün akşamki Akhisar mücadelesinin ilk 11’inden bu sebepten dolayı çıkarıldığı bildirildi.Eurosport 
İznik'teki Bazilika, 2014'ün En Önemli 10 Arkeolojik Keşfi Arasında
Bursa’nın İznik İlçesi’nde, göl kıyısının 20 metre açığında 1.5- 2 metre derinlikte bulunan ve 1600 yıl önce Aziz Neophytos’un adına inşa edilen bazilika, Amerika Arkeoloji Enstitüsü (Archaeological Institute of America) tarafından ’2014 Yılının En Önemli 10 Keşfi’ arasında gösterildi.Tarihi M.Ö. 4′üncü yüzyıla kadar uzanan, Bitinya, Roma, Selçuklu ve Osmanlı uygarlıklarına ev sahipliği yapan İznik’te geçen Ocak ayında Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından havadan yapılan fotoğraf çekimleri sırasında, ilçe ile aynı adı taşıyan gölün 20 metre açığında 1.5-2 metre derinlikte bazilika formunda bir kilise kalıntısı ortaya çıktı.Fotoğrafları inceleyen Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Mustafa Şahin’in bazilikanın bulunması ardından bunların incelendiğini, tarihi kaynakların araştırıldığını söyledi. Prof.Dr. Şahin, yapının Roma askerleri tarafından İznik Gölü kıyısında öldürülen ‘Aziz Neophytos’ adına yapılan kilise olduğunun belirlendiğini açıkladı. Prof.Dr. Şahin, Aziz Neophytos’un önce bazilikanın içine gömüldüğü, ardından 740′da meydana gelen deprem nedeniyle yakındaki Koimesis Kilisesi’ne götürüldüğünü açıkladı. Sualtı ekiplerinin incelemesi sonucu bazilikadaki mezar kapağının açık olmasının da antik kaynakları doğruladığını belirten Prof.Dr. Şahin, şöyle dedi:“Yeri bilinmeyen bu kilise; büyük olasılıkla tespit ettiğimiz bazilika. 740′daki depremle yıkılarak göl derinliklerine gömülür ve unutulur. Yazılı kaynaklarda, 8′inci yüzyılda Aziz Neophytos’un naaşının, yine İznik’te bulunan Koimesis Kilisesi’ne taşındığı ve oraya defnedildiği anlatılır. Bu güne kadar naaşın neden taşındığı bilinmemekteydi. Mezarlardan birinin kapağının açık olması naaşın taşındığını doğrulamakta. Böylece bazilikanın Aziz Neophytos’a ait olduğunu da söyleyebiliriz.”Prof.Dr. Mustafa Şahin, büyük deprem ile üst örtünün zemini kapladığını düşündüklerini de kaydederek, “Enkazın kaldırılması durumunda mozaik kaplamalı zemin döşemesi dahil tüm birimleri sualtında görebiliriz. İznik ile birlikte Bursa’nın kültür ve dinler tarihi açısından önemli bir çekim merkezi olmasına da katkı sağlayacak bu yapıda arkeolojik çalışmalar büyük önem taşımakta. Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü olarak bilimsel çalışmayı yürütmeye hazırız” dedi.İznik’teki bu keşif dünyadan da büyük yankı buldu. Uluslar arası haber ajanslarının yayını sonrası Amerika Arkeoloji Enstitüsü, Prof.Dr. Mustafa Şahin ile bağlantı kurarak detayları hakkında bilgi aldı. Enstitünün bu ay yayınlanan sayısında da bazilika 2014 yılında, ‘Dünyadaki En Önemli 10 Arkeolojik Keşif’ arasına alındı.Dergide, Prof.Dr. Mustafa Şahin’in görüşlerine de yer verilerek, sualtı müzesi olması konusundaki önerisi de yazıldı.“İLK AZİZLERDEN”Hıristiyanlık, Roma İmparatorluğu’nda 313 yılında Milano Fermanı ile serbest bırakıldı. Tarihi kaynaklara göre, fermandan önce Hıristiyanlığın yasak olduğu yıllarda henüz çocuk yaşta Aziz olan Neophytos, Romalı bir asker tarafından İznik Gölü kıyısında öldürüldü. Milano Fermanı’nın çıkmasının ardından sevenleri Aziz Neophytos adına önce göl kenarında bir kilise yaptı. Yüzyıllarca kilisenin içinde mezarı bulunan Aziz Neophytos’un cenazesi 740′taki büyük depremle birlikte İznik içinde ki başka bir kiliseye taşındı.İZNİK 7′NCİ SIRADAAmerikan Arkeoloji Enstitüsü’nün yayınladığı 2014 yılındaki 10 önemli keşif şunlar:1- İngiltere’nin ünlü Stonehenge Anıtının bulunduğu bölgede, yeraltı taramalarıyla yapılan incelemelerde 17 yeni tapınak bulundu.2- İngiltere’nin Devon bölgesinde Roma hazinesi bulundu.3- Yunanistan’ın Amphipolis kazı alanında yapılan çalışmalarda girişini kadın heykellerin koruduğu dev bir mezar keşfedildi.4- Nepal’de Buda’nın doğum yeri Lubini’de yeni buluntular keşfedildi.5- İsrail’in Kudüs kentinde bilim adamları Neandertal insana ait genetik örnekler buldu6- İngiliz kaşif Sir John Franklin’in kuzey kutbunda 1846 yılında kaybolan iki gemisinden biri, 168 yıl sonra kanada açıklarında bulundu.7- İznik’te batık bazilika bulundu.8-1930′lardan bu yana İngiltere’nin Bolton Müzesi’nde saklanan mumyanın sanılandan çok daha eski olduğu MÖ 4300 yılına ait olduğu ortaya çıktı.9- Danimarkalı arkeologlar Koge şehrinin batısında bulunan Sjelland adasında Vikinglere ait bir kale ortaya çıkardı.10- Meksika’nın Yucatan Yarımadası’ndaki kara delik adlı sualtı mağarasında 2 bin 7 yılında bulunan iskeletin 13 bin yıl önce yaşamış genç bir kıza ait olduğu belirlendi. DHA
2015'te Teknoloji Dünyasındaki Gelişmeler
Teknoloji dünyasında 2015'te birçok yeni ürün, servis ve yazılım piyasaya sürülecek.Birçok teknolojik gelişmenin yaşandığı 2014 yılı giyilebilir teknolojilerin, insansız hava araçlarının ve nesnelerin interneti gibi konuların öne çıktığı bir yıl oldu. Bu teknolojik gelişmelerin 2015 yılında da devam etmesi bekleniyor. Ayrıca duyurusu yapılan ya da bilgileri internette dolaşmaya başlanan birçok ürün de yine 2015 yılında kullanıcılarla buluşacak.Yeni yıl, bazılarının duyurusu da yapılan yeni ürünlerin piyasaya sürülmesine sahne olacak. Sadece yeni ürünler değil bazı yazılım, servis ve çözümler içinde 2015 duyuruların yapıldığı bir yıl olacak. İşte 2015'te karşımıza çıkması beklenen yeni cihaz, servis, yazılım ve çözümler:Giyilebilir teknolojik cihazlarBileklik, saat, gözlük ve diğerleri. Artık devir giyilebilir teknolojik cihazların devri. 2014 yılında hayatımıza girmeye başlayan giyilebilir cihazların 2015'te patlama yapması bekleniyor. Sağlıktan spora birçok alanda karşımıza çıkacak olan bu cihazlarla yeni bir dönemin kapıları da aralanıyor.Windows 10Microsoft'un yeni işletim sistemi Windows 10 da 2015 yılında kullanıma sunulacak. Windows'un 8'den sonra 9'u pas geçerek duyurduğu yeni işletim sisteminin deneme sürümleri geliştiriciler tarafından test ediliyor. Daha iyi bir Windows deneyimi sunan yeni işletim sisteminde Windows 7'de bulunan ve 8'de kaldırılan Başlangıç Menüsü'nün bir benzeri yer alacak. İşletim sisteminin 2015'in sonuna doğru nihai sürüm olarak kullanıma sunulması bekleniyor.Nesnelerin internetiMakineler arasındaki iletişim olarak tanımlanabilen nesnelerin interneti 2014 yılının önemli konularından biriydi. 2015'te popülerliğinin artması beklenen bu kavram ile kendi kendine haberleşen cihazların sayısında artış yaşanacak. Birçok konuda birbiriyle iletişimde olan cihazlar insan hayatını kolaylaştırmak için çalışacak.3D yazıcılarHer ne kadar Türkiye'de dünyada olduğu kadar ilgi görmese de 3D yani üç boyutlu yazıcıların 2015 yılında daha da yaygınlaşması bekleniyor. Boyutları ve fiyatları giderek düşen, aynı zamanda kabiliyetleri de artan bu cihazlar birçok nesnesin basılmasını sağlıyor. Kişiye özel ve az sayıda nesnenin fabrikasyon benzeri üretilmesine yardımcı olan bu cihazların 2015'e damgasını vurması bekleniyor.Akıllı cihazlarSon yıllarda teknolojik cihazların standart ön eki haline gelen 'akıllı' kelimesinin 2015 yılında birçok cihazı kapsayacak şekilde yaygınlaşması bekleniyor. 2015'de sadece teknolojik cihazlar değil otomobiller, çamaşır makineleri, buzdolapları ve hatta elektrik süpürgeleri de akıllanacak.İnsansız hava araçları2014 yılı insansız hava araçlarının yılı oldu. Bugüne kadar sadece askeri alanda faaliyet gösteren bu cihazlar artık çok uygun fiyatlarla son kullanıcıya ulaşmaya başladı. Birçok marka bu alana yatırım yaparken fiyatları 100 TL'den başlayıp birkaç bin TL'le kadar çıkan çeşitli özelliklere sahip insansız hava araçları satın alınabilir hale geldi. Drone adı da verilen bu ürünler eğlenceden iş dünyasına birçok alanda kullanılıyor. Ünlü ABD'li online alışveriş sitesi Amazon, bu cihazlarla ürün teslim etmenin planlarını da yapıyor. Bu ürünlerin 2015 yılında sayılarının artması ve daha da yaygınlaşması bekleniyor.Sanal Gerçeklikİngilizce ismiyle Virtual Reality yani Sanal Gerçeklik konusunda dünya devleri adeta yarış ediyor. Google kendi sanal gerçeklik cihazı Cardboard ile işin eğlence tarafında yer alırken, Facebook satın aldığı Oculus Rift firmasının sanal gözlüğünü kullanılabilir ürün haline getirmeye çalışıyor. Ayrıca Samsung, Google ve Carl Zeiss başta olmak üzere birçok firmanın akıllı telefonlarla beraber kullanılabilen sanal gözlükleri bulunuyor. Sanal Gerçeklik teknolojilerinin 2015 yılında yaygınlaşması, ürün ve içerik miktarının artması bekleniyor.Android MGoogle'ın geliştirdiği ve dünya çapında en çok kullanılan mobil cihaz işletim sistemi olan Android'in şu an en yaygın kullanılan sürümü Android KitKat. Geçtiğimiz aylarda duyurulan Lollipop sürümü ise henüz yeni yeni yaygınlaşıyor. Alfabetik sıralamaya uygun giden Google'ın önümüzdeki yıl Google M işletim sistemini tanıtması bekleniyor. İşletim sistemlerine çikolata ve tatlı isimleri veren firmanın M için Marşmelov ya da benzeri bir isim kullanması bekleniyor.iPhone 7Neredeyse her yıl yeni bir telefon çıkaran Apple'ın 2015 yılındaki ürünün isminin iPhone 7 olması bekleniyor. Önceki sürüm 6'yı iki farklı boyutta üreten Apple'ın benzer bir stratejiyi yeni üründe de devam ettirmesi bekleniyor. Şimdilik kesin bir bilginin bulunmadığı yeni iPhone modelinin muhtemel tanıtım tarihi ise 2015 yılının Eylül ayı olarak gösteriliyor.iOS 9Her yeni telefon modeliyle eş zamanlı işletim sistemini de güncelleyen Apple'ın 2015'te iOS 9'u piyasaya sürmesi bekleniyor. Yeni işletim sistemi ile ilgili çok fazla bilgi bulunmasa da beklentiler bu yönde.Google GlassGoogle'ın akıllı gözlüğü olarak tanımlanan giyilebilir bilgisayar Glass, 2 yıldır satışta olan bir ürün. Ancak sadece Google'ın seçtiği kişilere satılan gözlüğün fiyatı 1500 dolar. Halen test aşamasında olduğu için tüm dünyada satılmayan ürünün 2015 yılında son halini alması bekleniyor. Kesin olmamakla birlikte nihai ürünün işlemcisini Intel'in üreteceği iddia edildi. Google Glass'ın nihai sürümünün fiyatının daha makul olması bekleniyor.Giyilebilir teknoloji alanına yatırım yapan firmalardan biri de Sony. Elektronik alanındaki tecrübesini SmartEyeglass Attach adını verdiği ilginç bir cihazla somut hale getiren Sony de bu pazara giriş yapıyor. Firmanın 2015 yılında seri üretime geçeceğini açıkladığı ürünü SmartEyeglass Attach her türlü gözlüğe takılabilen akıllı bir aksesuar. 0.23 inçlik ekranı bulunan gözlük Wi-Fi ve Bluetooth gibi özelliklere sahip.Apple WatchApple'ın iPhone 6 modelleriyle beraber Eylül ayında tanıttığı ancak satışa sunmadığı akıllı saati Watch halen geliştirme aşamasında. 2015 yılında satışa sunulmasına kesin gözle bakılan akıllı saat benzerlerinde olan birçok özelliğe sahip. Adım sayfa, spor aktivitesi takibi ve uygulama ekosistemi gibi özellikleri bulunan saatin Apple ekosistemine 2015 yılında dahil olması bekleniyor.Özgür Çetin - Müfit Yılmaz Gökmen, Al Jazeera Turk
Reklam