onedio
'Galatasaray'a İmza Atmam An Meselesiydi'
Roberto Mancini'nin Galatasaray'da çalıştığı dönemde sarı kırmızılı kulübe aldırtmaya çalıştığı Interli Ranocchia transfer açıklamasında bulundu.Inter'in kaptanı Andrea Ranocchia, transferi konusunda önemli itiraflarda bulundu.Ranocchia İtalyan medyasına verdiği demeçte 2014'ün Ocak ayında Galatasaray'ın kapısından döndüğünü açıkladı. İşte İtalyan stoperin o açıklamaları;' Ocak ayında karışık bir durum vardı. Kulüpte büyük sıkıntılar vardı ve karmaşık duygular yaşıyordum. Galatasaray'la görüştüm. O dönemde Roberto Mancini'yle konuştuk transferim an meselesiydi ancak son anda bazı pürüzler çıktı ve transfer gerçekleşmedi. Inter'de kaldım ve benim için bu çok da iyi oldu. Zaten Mancini de buraya geldi. Şimdi onunla bir çok kupa kazanmak istiyoruz.'eurosport
ABD Polisi Bir Siyah Genci Daha Öldürdü
ABD'de silahsız genç Michael Brown'ın polis tarafından vurulduğu Ferguson yakınlarındaki Berkeley'de, polisin bir siyah genci daha öldürdüğü açıklandı.Berkeley Polisi, bir benzinlikte yaşanan olayda, adının Antonio Martin olduğu belirtilen 18 yaşındaki siyah gencin kendisine yaklaşan polis memuruna ve başka bir kişiye silah çektiğini açıkladı.
Sevda Tepesi'nin İmar Planları İptal
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi, Sevda Tepesi ve Şişli Meslek Lisesi'nin ayrıcalık imar planlarının iptal edildiği açıklamasında bulundu.Açıklamada, 'Yetkili idarelerce ayrıcalı imar hakları ile onaylanarak Sevda Tepesi'nde ve Şişli Endüstri Meslek Lisesi alanında yapılaşmaya izin veren imar planları Odamız tarafından açılan davalar sonucunda ilgili mahkemeler tarafından iptal edilmiştir. Söz konusu iptal kararları tarafımıza 18.12.2014 tarihinde tebliğ edilmiştir' denildi.Açıklamada şu ifadelere yer verildi:'Kamuoyunda Sevda Tepesi olarak bilinen ve Boğaziçi İmar Yüksek Koordinasyon Kurulu'nun 22.10.2012 tarih ve 2012/4 sayılı kararı ile onaylanan Üsküdar İlçesi, Kandilli Mahallesi, 945 ada, 12 parsele ilişkin 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliği ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği Odamız tarafından 25.02.2013 tarihinde dava konusu edilmişti. Dava konusu imar planları ile Boğaziçi Alanı'nda sahil şeridinde ve öngörünüm bölgesinde kalan ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'nda yeşil alan olarak korunması gerekliliği açıklıkla ifade edilen Sevda Tepesi'nde özel kişilere ayrıcalıklı haklar tanınmakta ve Boğaziçi Kanunu'na, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına aykırı olduğu halde yapılaşmaya izin verilmekteydi.Odamız tarafından İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Üsküdar Belediyesi'ne karşı açılan ve İstanbul I. İdare Mahkemesi'nde 2013/454 Esas numarasıyla görülen davada Sevda Tepesi'nde yapılaşmaya izin verecek ve Boğaziçi alanında telafisi mümkün olmayan tahribata yol açacak imar planları mahkemenin 30.09.2014 tarihinde aldığı 2014/1608 no'lu karar ile iptal edilmiştir. Şişli Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi'nin bulunduğu arazi üzerinde AVM ve Rezidans gibi fonksiyonlarla yoğun bir yapılaşma öngören imar planları Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 02.10.2013 tarihinde onaylanmış ve Odamız tarafından 10.01.2014 tarihinde yargıya taşınmıştı.Dava konusu imar planı değişikliği ile 'Meslek Lisesi Alanı' olarak bilinen bölge büyük ölçüde Emsal: 3,00 yapılaşma değeri ile 'Ticaret + Konut Alanı'a alınarak Bakanlık tarafından ayrıcalıklı imar artışı ve fonksiyon değişikliği ile kamu yararına aykırı bir işlem tesis edilmekteydi.Odamız tarafından Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na karşı açılan ve İstanbul 8. İdare Mahkemesi'nde 2014/174 Esas numarasıyla görülen davada daha önce mahkeme tarafından 20.03.2014 tarihinde verilen kararla planın yürütmesi durdurulmuş, ancak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından bu önemli eğitim alanına ilişkin yeni bir ayrıcalıklı imar planı onaylanarak yargı makamının kararı atlatılmak istenmiştir. 16.09.2014 tarihinde onaylanarak yürürlüğe giren ve dava gerekçelerimizi aynen koruyan söz konusu imar planları 25.11.2014 tarihinde Odamız tarafından yeniden yargıya taşınmış olup İstanbul 3. İdare Mahkemesinde dava süreci devam etmektedir.KARAR KAMUSAL AMAÇLA KULLANIMA DEVAM AÇISIDAN SON DERECE ÖNEMLİİstanbul 8. İdare Mahkemesi tarafından 31.10.2014 tarihinde verilen 2014/1582 sayılı son karar ile birlikte Şişli Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi'ne ilişkin hazırlanan bu ayrıcalıklı imar planı iptal edilmiştir. İlgili yargı makamlarının dava konusu imar planlarına ilişkin vermiş oldukları iptal kararları Sevda Tepesi'nin kentin gözbebeği Boğaziçi'nde değerli bir yeşil alan olarak korunması ve kentsel donatılar anlamında çok yetersiz bir alanda olan Şişli Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi'nin kamusal amaçlarla kullanımına devam edilmesi açısından son derece önemlidir.İmar Planları aracılığıyla kamuya ait olan değerlerin, alanların birer birer çeşitli sermaye gruplarına ayrıcalıklarla tahsis edilerek kamu elinden çıkartılmasına karşı TMMOB Şehir Plancıları Odası olarak, kamu yararından, bilimden, doğadan ve insandan yana mücadelemizi sürdüreceğimizi bir kez daha belirtiyoruz.DHA
Apple Mini iPhone Üzerinde mi Çalışıyor?
Eğer 4.7 inç ve 5.5 inç iPhone 6 modellerinden menun değilseniz, şimdi vereceğimiz haber sizi sevindirebilir. Analist Timothy Arcuri’ye göre Apple 2015 yılında 4 inçlik bir iPhone modeli duyuracak ve bu modelin adı iPhone 6S Mini olacak.Analist Cupertinolu şirketin Apple yatırımcılarına bir mesaj göndererek 'iPhone 6s Mini' modeli için çalıştıklarını söyledi. Teknik özellik olarak iPhone 5S’e benzeyen iPhone 6s Mini tasarım olarak iPhone 6 ve iPhone 6 Plus’a benzeyecek.Cihaz daha düşük özelliklerle ve daha küçük ekran ile iPhone 5C gibi uygun fiyata kullanıcılara sunulacak. Böylece Apple iPhone kullanıcılarına hem eski ölçülerde hem de daha ucuz bir iPhone modeli sunmuş olacak. Ayrıca iddiaya göre Apple, 2015‘in bahar aylarında bir 12.9-inç iPad modeli de tanıtacak.teknolojioku
Reklam
Şehir Tiyatroları'nın 100 Yıllık Arşivi Talan Edilmiş...
Darülbedayi’den bugüne 100 yıllık bir sanat kurumu olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın (İBBŞT) 100 yıllık arşivinin talan edildiği ortaya çıktı.En son “Cibali Karakolu” skandalıyla çalkalanan Şehir Tiyatroları’nda sular durulmuyor. 100 yıllık sanat kurumunun yaklaşık 100 bin materyalden oluşan arşivinin üçte birinin talan edildiği ortaya çıktı.Cumhuriyet'ten Ceren Çıplak'ın haberine göre, kurumun Genel Sanat Yönetmeni Erhan Yazıcıoğlu ile Kütüphane Müdürü Enis Kayhan doğruladı.Yazıcıoğlu, göreve geldiğinde arşivin talan edildiğinin tespit edildiğini, arşivi toparlamak amacıyla da arşivi kapattıklarını açıkladı.Yazıcıoğlu, “100. yılımızı kutlarken arşivde hiçbir şeye ulaşamadım. Dosyaların içinde en önemli belgeler, kuruluş belgeleri, 1900’lü yılların gelişimini gösteren belgeler, müzelik eşyaların kayıp olduğunu tespit ettik. Vasfı Rıza Zobu ile Bedia Muvahhit’in fotoğrafları da vardı mesela” dedi.Yazıcıoğlu, “İznim olmadan arşivden hiçbir şey çıkmayacak. Arşiv denetimde olacak. Bu arşiv artık yol geçen hanı değil. Dünyanın en önemli arşivine sahibiz” diye de ekledi.Şu günlerde envanter oluşturmakla uğraşan Kütüphane Müdürü Kayhan ise yaklaşık 100 bin materyalden oluşan arşivde, 1930’lardan kalma nadir Osmanlı el yazmaları, Osmanlıca oyun metinleri, yerli ve yabancı kitaplar, dergiler, afişler, fotoğraf albümleri, piyes metinleri bulunduğunu belirtti.Kayhan, arşivdeki birçok materyalin de sahaflarda bulunduğunu söyledi. Kayhan’ın arşivin halka açık bir arşiv olmadığını belirtmesi üzerine Yazıcıoğlu da bu nedenle arşivden belgelerin çalınmasının kurum içi çalışanlarla ilgili olabileceğine işaret etti.Şu günlerde arşivin envanterini hazırladıklarını, kayıp parçaları araştırdıklarını belirten Kayhan, arşivde kayda girmemiş, sağda solda kalmış materyaller de olduğunu vurguladı.‘Belgeler kiloyla satılmış’İstanbul Büyükşehir Belediye Şehir Tiyatroları arşivinin talan edildiğinin ortaya çıkması üzerine, Erhan Yazıcıoğlu’ndan önceki genel sanat yönetmenleri Orhan Alkaya ve Hilmi Zafer Şahin’in görüşlerine başvurduk.Hilmi Zafer Şahin, konuyla ilgili sorumuzu, “Eski süreçleri bilmiyorum. Geçmişteki süreçte yangın, taşınma vb. nedenlerle kayıplar olmuştur. Benim dönemimde arşivdeki materyallerin listesi çıkarıldı. Tarandı, düzenlendi”diye geçiştirdi.Kendi döneminde arşivdeki materyalleri korumaya almaya çalıştıklarını ve belli bir noktada da önünü kestiklerini belirten Orhan Alkaya ise, “Çalınan, alınıp geri getirilmeyen çok fazla belge var maalesef. Sadece arşivden atılanlar bile paha biçilmez” diyerek arşivdeki talan olayını doğruladı.Yıllar önce, arşivden çıkarılan 1928 tarihli evrakları hurdacıda bulduklarını, o evrakların kiloyla satıldığını öğrendiklerini açıklayan Alkaya, “Bu dağınıklığı anlatamam. Maalesef Türkiye’de arşiv yok etme alışkanlığı var. Biz elimizden geleni yaptık, en azından eldekileri kurtardık. Koruyoruz artık. Arşivdekiler kayda geçiyor” dedi.Cumhuriyet | Ceren Çıplak
Perinçek’e Karşı ‘Yıldız’ Avukat
Ermenistan hükümeti, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in İsviçre’deki ‘Ermeni soykırımını inkar‘ yasasını ihlal suçlamasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM), soykırımın 100’üncü yılının ilk günlerinde yargı önüne çıkacağı dava için ‘uluslararası‘ bir avukat tuttu.WikiLeaks’in kurucusu Julian Assange ile Ukrayna’nın eski başbakanı Yulya Timoşenko gibi isimleri savunan, Yunanistan’ı İngiltere’ye karşı ‘Elgin mermerleri‘ davasında temsil eden ve Hollywood yıldızı George Clooney’nin eşi olan uluslararası hukuk uzmanı Amal Clooney, Erivan’ı savunan ekipte yer alacak.Amal Alamuddin Clooney, Yunanistan’ın da avukatlığını yapıyor. Clooney, Atina’nın İngiltere’den iadesini istediği, ‘Elgin Mermerleri’ olarak bilinen Parthenon süslemelerinin Yunanistan’a dönmesi için çalışıyor.Doğu Perinçek 2005 yılında, İsviçre’de soykırımın ‘uluslararası bir yalan’ olduğunu söylediği gerekçesiyle İsviçre mahkemelerinde ‘ırkçı ayrımcılıktan’ suçlu bulunmuştu. Konuyu ifade özgürlüğü kapsamında AİHM’e taşıyan Perinçek davayı kazanmış, AİHM İsviçre’nin ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine hükmetmişti. İsviçre ise AİHM’in, ‘ Ermeni soykırımı ve ifade özgürlüğü konularıyla ilgili hukuki tanımlama yapmadığı’ gerekçesiyle konuyu bir kez daha AİHM’de temyize taşıdı.Ermenistan merkezli armenianweekly.com sitesinde yer alan habere göre, 28 Ocak 2015’te görülecek davaya müdahil olan Ermenistan, hukukçu Geoffrey Robertson ve Lübnan kökenli Amal Clooney’i avukat olarak tercih etti. Savunma ekibinde, Ermenistan hükümetini resmi olarak Kevork Kostanyan ve Emil Babayan temsil edecek.Clooney’nin uzmanlık alanları arasında, uluslararası hukuk, ceza hukuku, insan hakları ve sınırdışı meseleleri yer alıyor.Kaynak: Diken
Reklam
YTÜ'de 'Hırsız Var' Afişine 10 Gözaltı
Yıldız Teknik Üniversitesi’nde “Hırsız var” afişi asarak Başbakan Ahmet Davutoğlu’nu protesto eden öğrenciler özel güvenlikler ve polis müdahale etti. 10 öğrenci gözaltına alındı.Esenler Belediyesince düzenlenen Kentsel Dönüşüm ile ilgili “Geleceğin Şehirleri Sempozyumu”na katılacak olan Başbakan Ahmet Davutoğlu, saat 13:00’de Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Kampüsü’nde yemekhane önünde protesto edildi. Evrensel gazetesinin haberine göre okulun duvarlarına ‘hırsız var’ afişi asan öğrenciler özel güvenlikler tarafından darp edildi. Özel güvenliklerin, öğrencilere “Afişleri çıkartın” dediği daha sonra da kendileri çıkartmaya çalıştığı öğrenildi.Çok sayıda çevik kuvvetinde bulunduğu alanda öğrenciler kendilerini korumak için yemekhane girişine barikat kurdu. Yemekhanenin içinde kovalandıktan sonra 10 öğrenci sürüklenerek gözaltına alındı. Arkadaşlarının nereye götürülmek istendiğini soran öğrenciler, “Sizi de gözaltına alırız” denilerek tehdit edildi.
Erdoğan: 'Türkçe ile Felsefe Yapamazsınız'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkçe'nin bilim ve felsefe için yetersiz bir dil olduğunu söyledi. Dil devrimini eleştiren Erdoğan  'Bilim yapmaya müsait dilimiz bir gecede yok oldu' dedi...49. TÜBİTAK Bilim, Özel ve Teşvik Ödülleri Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda düzenlenen törenle sahiplerini buldu.Himayesinde gerçekleştirilen ödül töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2014 yılı TÜBİTAK ödüllerine hak kazanan bilim insanlarını tebrik ederek, başarılarının artarak devam etmesini diledi.TÜBİTAK’a ve ödüllerin verilmesinde emeği geçenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödüllerin Cumhurbaşkanlığı himayesine alınmasında katkısı bulunan 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e de ayrıca şükranlarını sunduğunu dile getirdi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödül alan bilim insanlarının ikisinin ABD’deki üniversitelerde, dördünün Koç Üniversitesi’nde, üçünün Bilkent, üçünün de ODTÜ’de görev yaptığını belirterek, 'Bunun yanında Erzurum’dan İzmir’e, Kayseri’den Eskişehir’e, Ankara’dan İstanbul’a, Bursa’ya kadar Anadolu’daki üniversitelerimizin de başarılarını görüyoruz. Elbette Türkiye’de ödüle hak kazanacak bu ölçüde bilimsel başarı sadece bu kadar değil. Seçici kurul bir sıralama ve bir sınırlama yapmak zorundaydı. Bu yıl sadece 19 hocamız, 19 bilimsel çalışma ödülü almaya hak kazandılar. Şunu çok iyi biliyoruz ki diğer üniversitelerimiz de üniversite dışı merkezlerimiz de ya da yurtdışında çok sayıda başarılı bilim insanımız çalışma yapıyor. Dünyaya isimlerin duyuracak, önemli çalışmaların altına da imzalarını atıyorlar' diye konuştu.Bilim alanındaki çalışmaları ve başarıları yeterli bulmadığını ve bunun Türkiye’nin gerçek potansiyelini yansıtmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:'Türkiye’nin bilim insanları, üniversitelerin, merkezleri mevcudun çok çok üzerinde güzel işler başarma potansiyeline sahiptir. Daha önce de çeşitli vesilelerle ifade ettim; bilim uygun bir atmosfer, uygun bir iklim bulduğunda, yani gerekli şartlar sağlandığında doğar, büyük ve gelişir. İstediğiniz kadar para akıtın, imkan sağlayın, istediğiniz kadar teşvik edin ya da zorlayın eğer bilim için gerekli atmosfer yoksa oradan alınacak sonuç da yoktur. Bize ilim, bir pınardan akan suya benzetilmiştir, yani ilim gece, gündüz bir kaynaktan durmaksızın akar. Siz oradan ancak içmek istediğinizde içersiniz. Ne kadar içmek isterseniz, ancak o kadar içersiniz. Yani ilim bir gönüllülük işidir. Önce gönülde, önce kalpte kararı verilen bir çabadır, zihinsel bir hazırlıktır ve böylece yüksek bir gayrettir.''Öğrenci değil talebe'Eskiden 'öğrenci' değil, 'talebe' denildiğine dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:'Bizim medeniyetimizde ‘talebe’ kavramı, mefhumu çok önemli. Talebe, yani talep eden, yani isteyen manasına geliyordu. İlmi isteyen, arzulayan, gönüllü olarak meşakkate katlanacak kişiler ancak talebe olabiliyordu. Yoksa eğitimde zorla öğretelim, yani formatlayalım diye bir gaye, böyle bir hedef, böyle bir amaç yoktu. Bizim medeniyet tarihindeki ilim merkezlerine baktığımızda, ilim için gerekli şartların oluşturulduğunu ve çok hassas şekilde korunduğunu görürsünüz. Semerkant, Buhara, Bağdat, İsfahan, Konya, Kahire, Şam, Trimuttu, Gırnata, Kurtuba, İstanbul ve elbette Medine… Bütün bu tarihi ilim şehirleri sadece o kendi alimlerini yetiştirmekle kalmamış, dönemlerinin alimlerini, bilim insanlarını da şehirlerine cezbetmiş, çekmiştir. Peki bu cazibeyi nasıl oluşturuyorlar. Birincisi, alimlerin, bilim insanların özgür bir şekilde çalışmalarını temin edecek iklimi tesis ediyorlar. Maddi kaygıları ortadan kaldırıyorlar. Güvenliğine ilişkin tüm tedbirleri alıyor, emniyeti sağlıyorlar. Tesis derseniz, yani medrese, kütüphane hepsini temin ediyorlar. İlim erbabına en yüksek payeleri veriyorlar. Gereken hürmeti en üst düzeyde gösteriyorlar. Bizzat sultanlar, padişahlar, ilim erbabının ayağına kadar gidiyor, onları teşvik ediyorlar. Yani ‘Akşemsettin’in atının ayağından sıçrayan çamur benim kaftanımın şerefidir’ diyorsa bir sultan, bir padişah, bunun çok büyük bir anlamı vardır.''Övünmek haktır ama yeterli değil'Cumhurbaşkanı Erdoğan, bilim için uygun iklim oluşturulduğunda, oraların şöhretinin de dünyanın her yerine yayıldığını ve herkesin oralara akın ettiğini anlatarak, alimlerin de talebelerin de o yerlere geldiğini, o zaman da bütün ülkeyi hatta dünyayı besleyen bir heyecanın oluşmaya başladığını söyledi.'Biz, kendi tarihimizde, medeniyetimizde bu tür cazibe merkezlerini, ilim merkezlerini inşa ettiğimiz için bilim tarihine çok önemli katkılar sağladık' diyen Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:'İbn-i Sina’dan Farabi’ye, Attar’dan Hayyam’a, Ali Kuşcu’dan Harezmi’ye, Cabir’den Piri Reis’e kadar dünya bilim tarihine istikamet çizen çok sayıda bilim insanı yetiştirdik. Elbette tarihimizde yetiştirdiğimiz büyük ilim insanlarıyla övünmek bizim için haktır, ama yeterli değildir, olmaz ve olamaz. Bizim geçmişle övünmek yerine bugün ‘neden olmuyor, bugün neden dünya bilimine yön veren bilim insanları yetişmiyor’ sorusunu kendimize her fırsatta sormamız gerekiyor. Eksik olan en başta iklimdir, atmosferdir, yani gerekli şartlardır. Bugün eğer Türkiye dahil dünyadaki bir çok ülkenin beyinleri kendi ülkelerini bırakıp Batı’daki bilim merkezlerine akın ediyor, oralarda da aradıklarını buluyorlarsa bu işte buradaki iklimin kaybolmasındandır. Bilim insanı özgür değilse, bilim insanı kendisini emniyette hissetmiyorsa, bilim insanı bilimden ziyade maişetini dert ediniyorsa, ilim sahibi olmanın yüksek payesini hissedemiyorsa, tarihte hep olduğu gibi kalkar daha uygun şartlara göç eder. Bizim bu iklimi yeniden oluşturmamız, yeniden inşa etmemiz gerekiyor. İlimi, devletin ve siyasetin müdahalesinden, yargının müdahalesinden olduğu kadar mahalle baskısından da kurtarıp, daha da özgür bir zemine kavuşturmak zorundayız.'Erdoğan, 'Türkiye, paralel yapıyla olan mücadelesini kazanmıştır, Allah'ın izniyle kazanmaya devam ediyor. Bu bir özgürlük mücadelesiydi ve önümüzde önemli bir engeldi, şimdi bu açığa çıktı. Bu engelin aşılmasıyla siyasetin, ekonominin, dış politika ve toplumsal hayatın yanında eğitimin ve bilimin önü daha da açılmıştır, açılmaya devam edecektir' dedi.Erdoğan, Başbakanlık yaptığı 12 yıl boyunca 'bilim altyapısını güçlendirmenin, özgür hale getirmenin ve gerekli iklimi, atmosferi tesis etmenin mücadelesini verdiklerini' belirterek, şunları söyledi:'Bizde eğitim ilkokuldan başlayarak, üniversite son sınıfa kadar bir formatlama süreciydi. 7-8 yaşında çocuklara her sabah, baskı rejimlerinde olduğu gibi koro halinde bir ezberi okutmak, özgürlükle ya da özgür zihinler yetiştirmekle bağdaşabilir mi? Kimin hangi okula gideceğine ya da gidemeyeceğine devlet karar verebilir mi? Herkesin girdiği bir sınavda, bazılarına kat sayı engeli koymayı, daha en başta yarışta dezavantajlı konuma getirmeyi adaletle, eşitlikle, özgürlükle izah edebilir miyiz? Üniversitede okuyan gençlerin, kıyafetlerini, sakallarını, bıyıklarını on yıllar boyunca bu ülkenin gündeminde tutmayı, üniversiteleri, bununla meşgul etmeyi bilimle izah edebilir miyiz? Düşüncelerinden dolayı bilim insanlarının özgürlüklerini elinden almayı hatta onları sürgüne göndermeyi ilimle, bu toprakların kültürüyle, birikimiyle denk düşürebilir miyiz? Hatırlayalım, 1402 sayılı sıkıyönetim kanununa bir ekleme yaptılar, önemli bir kısmı üniversite hocası olan 5 bin kamu çalışanının işine son verdiler, sokağa terk ettiler. Bunların hepsi yetişmiş profesörlerdi, doçentlerdi. Maalesef on yıllar boyunca ülkemizde bunlar yaşandı. Nasıl ki siyaset bir çerçeve içine alınmak, belli kalıplara belli sınırlara hapsedilmek istendiyse, üniversite, bilim, fikir, eğitim aynı şekilde dar kalıplara dar bir çerçeve içine alınmak istendi.''Bakın şu anda dahi, üniversitelerimizde 1940'ların dünyasında yaşayan, o günlere takılıp kalmış, maalesef üzülerek söylüyorum, akademisyenler var. Elbette çeşitlilik olarak, bir numune olarak onların da fikirlerine saygı duyacağız ama bu zihnin, bu fikrin bütün bir eğitim sistemini, üniversite sistemini, bilim atmosferini karartmasına ve zehirlemesine müsaade etmemeliyiz' diye konuşan Erdoğan, Türkiye'de siyaset, hukuk, toplumsal hayat hızla normalleşirken üniversite ve bilim dünyasının da hızla normalleşmesini sağlayacaklarını kaydetti.Çocukların, gençlerin, bilim insanlarının yurtdışına gitmeye gerek duymayacağını, ülkelerinde gerekli atmosferi bulacaklarını söyleyen Erdoğan, 'yurtdışına gidenlerin de cazibe merkezi olan ülkelerine süratle geri döneceklerini, 300'ü aşkın akademisyenin geri döndüğünü duymanın önemli bir haber olduğunu' belirtti.Erdoğan, 'Bununla birlikte dünyanın her yerinden akademisyen, bilim insanı, araştırmacıları cezbedecek, ülkemizi bu anlamda da bir cazibe merkezi haline getiriyoruz, getireceğiz. Bu arada biliyorsunuz, bizim değerlerimiz ilim Müslümanın yitiğidir, nerede bulursa alır. Onun için gerek YÖK, gerek TÜBİTAK şu anda biliyorsunuz yurtdışına lisans, lisansüstü, doktora öğrencileri gönderiyor. Bizler bütün bunları her geçen gün yapacak güçteyiz. En önemlisi de bunu inşa edecek tarihi bir tecrübeye sahibiz. Bilim merkezi, cazibe merkezi Buhara'yı, Konya'yı, İstanbul'u, bugün bu topraklarda bir kez daha kurabiliriz. Yeter ki en başta kendimiz buna inanalım.' dedi.2002 yılında göreve geldiklerinde en fazla önem verdikleri konunun eğitim-öğretim olduğunu vurgulayan Erdoğan, o zaman 75 olan üniversite sayısının 176'ya ulaştığını ve üniversite olmayan ilin kalmadığını kaydetti.Erdoğan, 'Şimdi üniversitemiz olmayan ilimiz yok. Yani Iğdır'daki, Hakkari'deki genç maddi imkansızlıklar nedeniyle 'acaba ben üniversite okuyabilecek miyim' diye düşünmeyecek. O gidemeyebilir ama biz yönetim olarak ne yaptık, üniversiteyi onun ayağına götürdük. Kendi ilinde evinden çıkıp üniversitede artık tahsilini yapabilir' diye konuştu.İnovasyona, markalaşmaya, araştırmaya geliştirmeye çok büyük yatırımlar yaptıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ar-Ge çalışmalarına destekte bir hedef koyduklarını ve milli gelirin yüzde 2'sini Ar-Ge'ye ayırmaya karar verdiklerini belirtti.'Hedefi henüz yakalamış değiliz, şu anda yüzde 1'e gelmedik ama hedef yüzde 2. Şimdi özel sektör de bu konuda adımlar atmaya başladı. Özel sektör, araştırma geliştirmeye büyük önem veriyor, bu çok önemli. Daha önce özel sektör hep hazıra yükleniyordu, ama şimdi kendileri başladı. Bu da bizim için çok önemli bir gelişme' diye konuşan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:'TÜBİTAK'ı, bu ülkenin bilim politikalarına istikamet çizecek bir merkez olarak güçlendirdik, güçlendiriyoruz. Niyetimiz tamamen burada özellikle kaliteyi yükseltmek, hedefimiz, gayemiz bu ülkede bilimin desteklenmesi, teşvik edilmesi. Ama ne oldu? Bir gizli yapı sinsice TÜBİTAK'ın içinde büyüdü, adeta bir ur gibi gizlice bünyeyi sardı, bünyeye hakim oldu ve başka gayelere hizmet etmeye başladı. Bilim üretmesini, bilimi teşvik etmesini beklediğimiz TÜBİTAK, kendi ülkesinin cumhurbaşkanını, başbakanını, genelkurmay başkanını, bakanlarını dinlemek gibi, uluslararası istihbarat servislerine hizmet vermek gibi haince bir planın ne yazık ki zemini oldu. 'Kriptolu telefon ürettik' dediler, diyorlar. Bunu devletin üst düzey yöneticilerine veriyorlar ve sonra ellerindeki şifrelerle bu telefonları dinleyip bir yerlere servis ediyorlar. Burada sadece ihanet yok, burada aynı zamanda çok ciddi bir ahlaksızlık da var. Ayrıca burada sadece kendi vatanına ihanet, kendi milletine ahlaksızlık değil bilime ihanet, tüm bilim camiasına yönelik ahlaksızlık da var.'Erdoğan, kendilerine verilen imkanları, bilim için, insanlığın yararı için kullanmak yerine vatana ihanet için kullanan kişilerin bilim camiasının yüz karasından başka bir şey olmadığını ifade etti.İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı sırasında kendisini ziyaret eden, geçmiş yıllarda öldürülen Musevi bir vatandaşın, insan, bilgi ve para yönetiminin, başarının sırrı olduğunu, bu 3 şeyi başardıkları için dünyanın en güçlü etnik yapısı haline geldiklerini söylediğini aktardı.Bu sözlerin önemine işaret eden Erdoğan, kendisi için bunların yönlendirici bir hedef olduğunu söyledi. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:'Öyle bir bilgi vardır ki siz onu rahatlıkla, ranta dönüştürür, paraya dönüştürür ve sürekli olarak onun neticesini alırsınız. O hiçbir zaman kaybolmayacaktır, onun patenti sizdedir. Bunun yanında parayı yönetmek çok çok önemli. Eğer parayı hakikaten başarıyla yönetebiliyorsanız, onun da neticesini alırsınız.TÜBİTAK'ı da işte bu ilim camiasının, bu bilim insanlarının, yüz karalarından aktarma süreci olarak görüyorum. Bilgiyi ülkemiz için, tüm insanlarımız için önemli bir yönetim aracı olarak kullanma noktasında TÜBİTAK'ı hedef olarak görüyorum ve oradan elde edilecek hasılanın da bu ülke için çok önemli bir kaynak olduğunu ifade etmek istiyorum.''Eğitimin ve bilimin önü daha da açılmıştır'Türkiye'nin, paralel yapıyla mücadelesini kazandığını belirten Erdoğan, 'Allah'ın izniyle kazanmaya devam ediyor. Bu bir özgürlük mücadelesiydi ve önümüzde önemli bir engeldi, şimdi bu açığa çıktı. Bu engelin aşılmasıyla siyasetin, ekonominin, dış politika ve toplumsal hayatın yanında eğitimin ve bilimin önü daha da açılmıştır, açılmaya devam edecektir' diye konuştu.Bu konuda kendilerine düşen ne ise onu hakkıyla, layıkıyla yerine getirmeye devam edeceklerinin altını çizen Erdoğan, ülkede 77 milyonun her bir ferdinin sanal gündemlerle değil kendi asli vazifesi ve işiyle meşgul olması için daha çok çalışacaklarını vurguladı.'Geleceğe ümitle bakıyorum'Çözüm Süreci ile mutlak bir huzur ortamını tesis ederek, daha fazla büyümeye, kalkınmaya ve daha ileri demokratik standartlara, bilim içinde daha özgür bir iklime yoğunlaşılacağını anlatan Erdoğan, 'Ben Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı olarak ümitvarım. Geleceğe ümitle bakıyorum' ifadelerini kullandı.12 yılda açılan 265 bin dersliğin Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemleri hariç, Cumhuriyet tarihi boyunca 79 yılda açılan dersliklerin 3'te 2'si olduğunu kaydeden Erdoğan, sınıflardaki öğrenci sayısını 30'a düşürmeyi hedeflediklerini belirtti.Ekonomik gücü süratle yakalayıp, öğretmen sayısında gelinen noktayı daha da arttırmak istediklerini bildiren Erdoğan, yeterli sayıda öğretmen atayabilmeyi istediklerini söyledi.Bazı öğretmen adaylarının kendilerine 'Bize öğretmenlik yok mu' dediğini aktaran Erdoğan, 'Öğretmenlik hakkını kazanan herkes, şüphesiz ki öğretmen olmayacaktır. Ne kadar ihtiyaç varsa o kadar olacaktır, bütçe neye müsaade ediyorsa o nispette de bu atamalar yapılacaktır. Ama ben şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Bizler, Cumhuriyet tarihinde hiçbir dönemde olmayan bütçeyi, milli bütçeden, eğitime ayırdık ve hiçbir dönemde olmayan öğretmen atamasını da birinci sırada devamlı milli eğitimde yaptık. Kadroların her zaman çoğu milli eğitime verildi. Yine bu yıl da aynı şekilde oraya verildi.''Gözleri parıldayan bir nesil'Öncelikli meselenin eğitim, sağlık, adalet ve emniyet olduğunu belirten Erdoğan, çok farklı, donanımlı ve birikimli, gözleri parıldayan bir nesil yetiştiğine işaret etti.Erdoğan, kendilerinin sahip olamadığı imkanlara ve atmosfere sahip olan bu yeni neslin Türkiye'yi daha dönüştüreceğine, gelecek nesillere çok daha farklı bir Türkiye emanet edeceğine olan inancını ve bu nesile güvenini dile getirdi.'Takip ve taklit edilen olmaya ihtiyacımız var'Her zaman, 'Takip eden geride kalır, taklit eden hep bir adım geride kalmaya mahkumdur' dediğini hatırlatan Erdoğan, 'Bizim artık takip etmekten, taklit etmekten çıkıp, öne geçmeye takip ve taklit edilen olmaya ihtiyacımız var. Bunu sağlayacak potansiyelimiz de var' ifadelerini kullandı.Savunma sanayinde 'adeta sessiz bir devrim' gerçekleştirildiğini kaydeden Erdoğan, ithal eden, taklit eden, montaj yapan bir ülkeden, planlayan, projelendiren, tasarlayan ve üreten bir ülke konumuna gelindiğini vurguladı.Türkiye'nin kendi tankını, milli tüfeğini, helikopterini, insansız hava araçlarını, savaş gemilerini, roketlerini tasarlayan ve üreten bir ülke konumuna yükseltildiğini anlatan Erdoğan, Gebze'de TURKSAT 6A uydusunun inşa imza törenine katıldığını hatırlattı.Erdoğan, Türkiye'nin artık kendi uydularını üretebilen bir ülke konumuna yükseldiğini ve çok daha fazlasının yapabilineceğini kaydetti.'En fazla ihtiyacımız olan şey özgüvendir'Nano teknolojiyle ilgili başarıları ortaya koyan kişilerin ödül törenini izlediklerini söyleyen Erdoğan, 'Bizim en fazla ihtiyacımız olan şey yapabileceğimize inanmaktır. Yani, özgüvendir. Bizim bu özgüvene sahip olmamız, yetişen nesillere de bu özgüveni aşılamamız gerekiyor. Bu tabii birinci derecede hocalarımızın asli görevi olsa gerek. Çünkü hocalarımız ellerindeki o yavruları yoğuracaklar onlara o özgüveni verecekler ve o özgüvenle de bu nesil inanıyorum ki geleceğimizi çok daha farklı bir şekilde inşa edecektir' diye konuştu.'Yalan söyleyen bir tarih öğrettiler'Farabi, Piri Reis, Ali Kuşçu denildiğinde kimilerinin kompleks içinde bu isimleri hafife aldığını belirten Erdoğan, Amerika kıtasına Kristof Kolomb'dan önce Müslümanların ulaştığını söylediğinde birilerinin kıyamet kopardığını söyledi.Bu konuda yazılan kaynak eserlerin ortada olduğunu dile getiren Erdoğan, bu ülkenin gençlerinin bugün hala tartışılan bu mesele karşısında okumak, araştırmak, iddiaları incelemek yerine kompleks içinde alay edebildiğini belirti.Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:'Çünkü bizlere maalesef yalan söyleyen bir tarih öğrettiler. Bunu sıkıntılarını yaşadık yaşıyoruz. Bize lazım olan Batı karşısında kompleks değil tarihimizden ve ecdadımızdan miras kalan özgüvendir. Bize lazım olan taklit etmek, takip etmek değil geçmişte olduğu gibi bugün de bu toprakların bereketinin gereğini yapmaktır. Kendisi olamayan bir toplum, altını çiziyorum, başkası olur. Kendi değerlerine sahip çıkamayan bir toplum sadece esir olur, sadece takipçi olur, taklitçi olur. Dilimizden inancımıza kadar kültürümüzden ortak değerlerimize kadar her alanda ne kadar kendimiz olabilirsek işte o kadar üreten oluruz, işte o kadar öncü oluruz, lider oluruz.''Bu sorunların hepsini aşmak zorundayız'En büyük sıkıntılardan birinin dil konusunda yaşandığını belirten Erdoğan, 'Bizim son derece zengin, bilim yapmaya, üretmeye son derece müsait bir dilimiz varken bir gece yattık sabah kalktık, baktık ki o dil yok' diye konuştu.Türkiye'nin, yabancı dillerle ya da yabancı kelime ve kavramlarla bilim öğrenen ve öğreten bir ülke haline getirildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:'Binlerce kelime ve kavram unutturuldu, sözlüklerden çıkarıldı. Kelime ve kavram üretmeye son derece elverişli olan dil yapısı adeta törpülendi. Şu anda Türkçenin mevcut kelime hazinesiyle felsefe yapamazsınız. Ya Osmanlıca kelime ve kavramlara başvuracaksınız ya da İngilizce, Almanca, Fransızca kelime ve kavramlara başvuracaksınız. Bu sorunların hepsini aşmak zorundayız. Bu sorunlar devlet eliyle değil bilim insanları eliyle aşılacak sorunlardır. Özgüven sahibi bilim insanları ve onların yetiştireceği talebeler inşallah bilim diline, kültürüne, ahlakına sahip bir toplum inşa edecektir. Şahsen yeni Türkiye ile birlikte bu yeni ve umut verici sürecin de başladığına inanıyorum. İnşallah müdahaleden arındırılmış bir üniversite ve bilim kendi mecrasını da menzilini de bulacak ve oraya doğru hızla akacaktır.''Bilim insanlarımızın her fikrine, önerisine, eleştirisine açığız'Türkiye'nin özgüven sembolü oldukları ve ülkenin özgüvenine güç kattıkları için ödül alanları bir defa daha kutlayan Erdoğan, 'Cumhurbaşkanı olarak bilim insanlarımızın her fikrine, önerisine, eleştirisine açık olduğumuzu, olacağımızı yeni bir bilim iklimi oluşması için de bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da mücadele edeceğimi bilmenizi özellikle rica ediyorum' diye konuştu.Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından, mühendislik bilimleri alanında Prof. Dr. Timur Doğu, sağlık bilimleri alanında Prof. Dr. H. Fahrettin Keleştemur ve sosyal bilimler alanında Prof. Dr. Zeynep Aycan’a 'bilim ödüllerini', temel bilimler alanında Doç. Dr. Çağan H. Şekercioğlu ve sağlık bilimleri alanında Prof. Dr. Hayat Önyüksel’e de 'özel ödüllerini' takdim etti.Törene TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli, Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, AB Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, TÜBİTAK Başkanı Yücel Altunbaşak, AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Şenol Kazancı, ödül alan bilim insanlarının yakınları ve çok sayıda davetli katıldı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, törenin ardından davetlilere resepsiyon verdi.AA
Reklam
Ekmek Parası İçin Her Gün Ölümle Burun Buruna Gelen İnsanlar
Eğer hayatınızın stres dolu olduğunu düşünüyorsanız, belki de bu insanları gördükten sonra bu düşüncenizden vazgeçeceksiniz. Çin'in kırsal bir bölgesi olan Yoshan'da yaşayan bu insanlar her gün hayatlarını riske atarak işe ve okula gidiyorlar. Yoshan kasabasında yediden yetmişe herkes, köylüler tarafından yapılmış ilkel teleferik sistemini kullanmak zorunda çünkü işe ve ve okula gitmelerinin başka hiçbir yolu yok. 1 kilometre uzunluğunda ve 5 kilometre yükseklikte bulunan bu teleferik, her gün onlarca yetişkinin ve çocuğun hayatını ellerinde tutuyor ve onları ulaşmak istedikleri yere taşıyor. İşte Yoshan kasabasının her gün yaşadığı risk dolu anlardan birkaç görüntü;
Reklam
Keskin Nişancı Tüfeğiyle Şampanya Açan Adam
Video paylaşım sitesi Youtube'de 50 kalibrelik bir keskin nişancı tüfeğiyle bir şampanya şişesinin tıpasının açıldığı görüntülerin yer aldığı video bu kadar da olmaz dedirtti.
Zarrab'dan Hakkında Takipsizlik Kararı Veren Savcıya Şikayet: 'Takip Ediliyorum'
17 Aralık soruşturmasında 53 kişi ile birlikte hakkında verilen takipsizlik kararı geçtiğimiz hafta kesinleşen işadamı Reza Zarrab'ın takip edildiği gerekçesiyle şikayetçi olduğu ortaya çıktı. Avukatı ile birlikte bugün adliyeye gelen Zarrab, kendisi hakkında takipsizlik kararı veren savcıya ifade verdi.KENDİSİNİ TAKİP EDENLERİ TANIMADIĞINI SÖYLEDİAvukatı Şeyda Yıldırım ile birlikte bugün İstanbul Adalet Sarayı'na gelen Reza Zarrab, soruşturmayı yürüten Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Savcısı Ekrem Aydıner'e ifade verdi. 17 Aralık soruşturması kapsamında yaklaşık 2 ay cezaevinde tutuklu kalan Zarrab'ın cezaevinden çıktıktan sonra bazı kişiler tarafından takip edildiği yönündeki şikayetini yenilediği öğrenildi.KİMLİK TESPİTİ İÇİN ÇALIŞMA BAŞLATILDIZarrab'ın kendisini takip eden kişilerin kimlikleri konusunda bir bilgiye sahip olmadığını ifade ettiği belirtildi. Soruşturmayı yürüten Savcı Ekrem Aydıner, Zarrab'ı takip eden kişilerin kimliklerinin tespiti için çalışma başlattı.BAKAN ÇOCUKLARIYLA BİRLİKTE TUTUKLANMIŞTIİşadamı Reza Zarrab, 17 Aralık soruşturması kapsamında eski İçişleri Bakanı Muammer Güler'in oğlu Barış Güler ve eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın oğlu Salih Kağan Çağlayan ile tutuklanmıştı. 17 Aralık'ta tutuklanan Zarrab, 28 Şubat 2014 tarihinde cezaevinden çıkmıştı.TAKİPSİZLİK KARARI VEREN SAVCI17 Aralık soruşturmasını yürüten savcı Ekrem Aydıner, 53 şüpheli hakkında takipsizlik kararı vermiş, bu dosyanın tek şüphelisi Orhan İnce tarafından yapılan itiraz geçtiğimiz hafta reddedilerek takipsizlik kararı kesinleşmişti.Yüksel KOÇ/İSTANBUL (DHA)
Reklam
Oyuncak Kar Küreme Aracı
Kardeşimiz üşenmemiş uzaktan kumandalı araca kar küreme bıçağı eklemiş. Hem eğleniyor hem yolunu açıyor. Darısı ülkemizdeki amatör mucidlerin başına.
Tizen'li Samsung Telefonun Çıkış Tarihi Belirlendi
Samsung’un Android için Google’a bağlı kalmamak için üzerinde çalıştığı Tizen işletim sistemi artık ilk meyvelerini vermek üzere. Yeni gelen haberlere göre Koreli dev, Tizenli akıllı telefonu Samsung Z1’i çok yakında tanıtacak.Koreli gazete, The Korea Economic Daily’ye göre şirket 18 Ocak 2015 tarihinde Tizenli akıllı telefonu Samsung Z1’i tanıtacak. Üstelik cihaza ve arayüzüne dair göseller de yayınlandı.Şimdiye kadar gelen bilgiler, Samsung Z1'in 480 x 800 piksel çözünürlüklü 4 inç ekran, çift çekirdekli 1.2GHz Spreadtrum işlemci ve 512 MB RAM özellikleri ile gelecek. Dual SIM destekli Z1 aynı zamanda, VGA ön yüz kamerası ve 3.2 megapiksel arka yüz kamerasına sahip.Tizenli akıllı telefonlar, Hindistan'dan sonra Şubat'tan itibaren Çin ve 2015 yazından önce Güney Kore'de de satışa sunulacak.veteknoloji
Veli Kavlak: ''Hakemin Yanına Gittik ve Doğruyu Söyledik''
Beşiktaş'ta Veli Kavlak, Adana Demirspor mücadelesinde yaptığı fair-play hareketinin ardından açıklamalarda bulundu.İŞTE VELİ'NİN SÖZLERİ...'Karşı takım oyuncusu ile bir mücadeleye girdik, sonra o ayağını çekti, bir şey olmadı. Hakem kırmızı gösterince şaşırdım. Ne yapacağımı da bilemedim. Olcan, Ersan geldi birbirimize baktık. Sonra hakeme gittim, o da bana sordu. Ben de alakası yok hocam dedim. Sonra hakem teşekkür etti.''FUTBOL ADINA GÜZEL BİR ŞEY...''O anda 1-0 falan kafamızda yoktu. Benim surat ifademden de bellidir. Arkadaşlarımı da kutluyorum. Güzel bir şey oldu futbol adına.'skorer
Reklam