1299'dan Beri Eski Günlerini Arayan Bir İl: 19 Maddede "Bilecik"
M.Ö. 3000 yıllarına kadar dayanan geçmişiyle, Mısırlılar, Hititler, Frigler, Kimmerler, Makedonyalılar, Britinya Krallığı, Bizans, Abbasi ve nihayetinde Osmanlı'ya kadar geniş bir yelpazede insanoğlunun ele geçirme arzularını kamçılayan büyülü şehir; Bilecik. 1299 yılında Osmanlı'nın temellerinin atıldığı, o günden bu yana geleceğini kovalayan, küçük ama ruhu büyük şehir.
Fikret Orman: "Pırlanta Gibi, Ahlaklı Bir Çocuğu Aldık"
Beşiktaş Başkanı Fikret Orman, Tolgay Arslan transferi hakkında önemli açıklamalarda bulundu.Tolgay Arslan transferinde mutlu sona ulaşan Beşiktaş’ta, başkan Fikret Orman önemli açıklamalar yaptı. Avustralya’da bulunan Fikret Orman, BJK TV’ye verdiği röportajda şu ifadeleri kullandı:'Beşiktaş çok ciddi bir kurumdur. Prensipleriyle yönetilir. Beşiktaşlıların vekiliyiz. Biz kendi paramızı değil, halkın parasına harcıyoruz. Ona göre hareket ediyoruz. Hava atmak için transfer yapmayız.Tolgay Arslan transferinde ilk günden beri menfaatlerimiz gereği bir duruşumuz vardır. Beşiktaş’ta bir huzur ortamı olduğunu anlattık. Tolgay bizi seçmiştir. Beşiktaş camiasına hayırlı olsun. Çok mutluyuz. Kendi bütçemiz içinde transferi gerçekleştirdik. Pırlanta gibi, ahlaklı bir çocuğu aldık.Kamuoyuna ve taraftara şirin görüşmek için oyunculara fahiş paralar vermek futbol ciddiyetine yakışmamaktadır. Buradan Erdal Bey’e de teşekkür ediyorum. Hiçbir kimse gidip görüştü. Biz dünya tarafından bilinen bir kulübüz. Erdal Bey, Tolgay’a Beşiktaş’ı iyice anlatmıştır. Amacımız asla Trabzonspor’u ezmek gibi bir davranış değildir.Trabzonspor, Tolgay Arslan’a 2 milyon Euro net ücret gibi bir ücret teklif etmiş. Ama bize daha makul bir rakama imza attı.'EuroSport
'Annen de Olsa, Diz Kapağının Üstü Tahrik Eder'
Furkan Vakfı Kurucusu Alparslan Kuytul’un, tesettür ve cinsellik konularında açıklamalar yaptığı video vakfın internet sitesinde yayınlandı. Kuytul açıklamasında “Annen de olsa, diz kapağının üstü tahrik eder. İslam gerçeği konuşuyor” ifadelerini kullandı. Sosyal Doku Vakfı Başkanı Yıldız'ın ''6 yaşında çocukla evlenilebilir'' fetvasının ardından Furkan Vakfı Kurucu Kuytul da ''Annen de olsa, diz kapağının üstü tahrik eder'' dedi.Kuytul, 'Ne diyor İslam, annen de olsa diz kapağının altından göbeğine kadar ve sırtına bakamazsın. Annen de olsa, diz kapağının üstü tahrik eder. İslam gerçeği konuşuyor. Hayal aleminde değil İslam. Toz pembe hayallerde gezmiyor İslam. 'Olmaz canım, annesiyle olur mu, bacısıyla olur mu?' İslam hayal kurmuyor, gerçeği söylüyor. 'Olur' diyor. Biri yapmazsa biri yapar. 'Olur mu?' diyenlerin başlarına geliyor.' dedi. Cumhuriyet
Savcı, Ali İsmail Korkmaz Davasında Polis Memurunun Cezasına İtiraz Etti
Kayseri Cumhuriyet Savcısı Mehmet Kalkan, bugün itibarıyla Ali İsmail Korkmaz davasında çıkan kararda baş zanlı olarak gösterilen ve 10 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılan polis memuru Mevlüt Saldoğan ile ilgili karara, Yargıtay nezdinde itiraz etti. Savcının itiraz dilekçesi Kayseri 3. Ağır Ceza mahkemesindeki dosyaya da bugün itibarıyla girdi. Dilekçe de Yargıtay'a ulaştı.Geçtiğimiz çarşamba günü yapılan karar duruşmasının ardından 2 gün mazeret iznini kullanan ve araya giren hafta sonu tatili nedeniyle 4 gün sonra bu sabah göreve yeniden başlayan mahkeme savcısı Mehmet Kalkan, Ali İsmail Korkmaz'ın ölümüyle ilgili davada yaptığı mütaalada zanlı polis memuru Mevlüt Saldoğan için kasten adam öldürme suçundan müebbet hapis cezası istemişti. Ancak, 3 Ağır ceza mahkeme heyeti Saldoğan için 'Yaralama ve ölüme sebebiyet sonucu ölüme yol açmak' iddiasıyla 10 yıl 10 hapis cezasına çarptırmıştı. Savcı Kalkan'ın davada yargılanan diğer 7 sanıkla ilgili bir itirazı bulunmadığı da belirlendi. Savcının itiraz dilekçesi bugün itibarıyla Yargıtay ile Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi Yazıişleri Müdürlüğüne ulaşıp, dosyaya konuldu. Yargıtay Başsavcılığı, savcı Mehmet Kalkan'ın gönderdiği itiraz dilekçesini hangi daireye sevk edeceğine karar verecek.. DHA
Celal Kara: 'Bakanların İki Rolü Vardı... Karım Bile Bilmiyordu'
17 Aralık’ın savcısı Celal Kara Cumhuriyet gazetesi yazarı Can Dündar'ın sorularını yanıtladı. Önceki gün 'Yolsuzluk soruşturmasında 1 numara Erdoğan'dı' sözleriyle Türkiye gündemine oturan 17 Aralık operasyonu savcılarından Celal Kara'nın açıklamalarının yer aldığı ikinci bölüm şöyle:  17 Aralık soruşturmasından nasıl haberdar oldunuz?CELAL KARA - Başlangıcında yoktum. 2013 Haziranı’nda tayini çıkan bir savcının yerine getirildiğimde, onun elindeki 300 kadar soruşturma dosyasıyla birlikte bu da bana verildi. O aşamaya kadar kolluk takip ediyordu. Tüm delilleri incelemem, son bir ayda oldu. Detaylar aralıkta netleşti. Aralıkta operasyonu yaptığımda dosya 13 aylıktı. Yani uzun süre o dosyaya ben bakmamışım. Alınan teknik takip kararları vs. bana ait değil.Nasıl başlamış soruşturma?KARA - 2010 sonunda Rıza Sarraf’ın Rusya gümrüğünde parası yakalanmış. Rus yetkililer bizim makamlara bildirmiş. Biz o zamana kadar Sarraf’ı sadece magazin basınından biliyorduk. Yapılan inceleme sonucu “Burada şüpheli bir para hareketi var” denilmiş. Olay yeri İstanbul diye buraya bildirilmiş. 2012 Temmuzu’nda, “Rıza Sarraf, Kapalıçarşı’da döviz şirketleri üzerinden kayıtsız para transferi ve altın ihracatı yapıyor” diye bir ihbar gelmiş. Bu ihbar üzerine polis araştırma yapmış. Yani ben devraldığımda dosya ve teknik takipler epey ilerlemişti.‘Hukukçu, davanın siyasi sonucuyla ilgilenmez’Bunun hassas bir dosya olduğunu ne zaman anladınız?KARA - Bu ithamları kabul etmem söz konusu değil. Hadiseler bizi nereye götürdüyse oraya gittik. Özel olarak şu yöne eğilelim demedik. Ama şunu da soruyorum:İktidarın adının karıştığı bir yolsuzluk soruşturması nasıl yapılmalı ki “darbe” diye nitelendirilmesin? Bunu izah edecek bir hukukçu arıyorum.‘Endişelenmedim diyemem’Dosyanın mahiyetini anlayınca endişelenmediniz mi? Sonuçta iktidar partisinden bakanların çocuklarını takip ediyorsunuz.KARA - Hiç endişelenmedim demek, hayatın gerçekliğiyle bağdaşmaz. Ama “Hayati bir risk doğar mı”dan çok, “İftiraya maruz kalırsam bunu cevaplandırma imkânım yok” diye bir korkum vardı baştan beri... Çamur atsalar cevap veremezdim.Takip bir aşamada deşifre oldu değil mi?KARA - Evet, Barış Güler’in kuryesi, 25 Ekim’de Orient Sokak’ta takibi fark ediyor. O Barış’a, Barış da babasına haber veriyor. Babası da “Acaba kim takip ediyor” diye istihbarata soruyor. Sarraf’ın evinin önüne bir izleme aracı koyuyorlar.Ne yaptınız bu şüphe oluşunca?KARA - “Deşifre edecekler” diye düşünerek 27 Ekim’de teknik takibi durdurduk. Operasyondan bir hafta önce yeniden başlattık. 25 Ekim’de Orient Sokak’ta takibi fark eden Barış Güler’in kuryesi, Barış Güler’e o da babası Muammer Güler’e haber veriyor.‘Karıma bile söylemedim’CELAL KARA - Bir önceki hafta boyunca ben 3-4 kez Emniyet’e gittim. Saatlerce konuştuk. Şimdi hepsi tutuklanmış olan alt kadrolar hazırlıkları yaptı. Bir yandan da “Bu para nasıl geliyor, nerden çıkıyor”; onu çözmeye çalışıyoruz. Operasyona birkaç gün kala, benim sorularım üzerine detaya girilince, sistemi tam çözdük. Onların üzerinde çalıştık. Daha detaylı delil incelemesi yaptık. Sonraki aşamalarda yapılacak işlemleri belirledik. Karşımıza çıkacak engelleri hesaplayarak hazırlık yaptık. Hem 500 küsur sayfalık fezlekeyi hem 309 sayfalık raporu hazırlattım. Bir dirençle karşılaşacağımızı bildiğim için, “Özellikle dokunulmazlıkları bulunanlar hakkında Meclis’e gönderilecek rapor, ilk günden bana gelsin” dedi.Kaç kişi biliyordu operasyonun detaylarını?KARA - Fiziki takibi yapanlar sadece izledikleri kadarını bilir. Dosyanın içeriğini bilmezler. Amirlerinden 2 kişi biliyordu. Operasyonu yürütenler, Yakub Saygılı, Kazım Aksoy, Yasin Topçu, Mehmet Akif Üner, Hüseyin Korkmaz, Savaş Akyol; müdüründen polisine kadar tecrübeli, çalışkan ve dürüst insanlardı. Teknikten dinleme yapan 7-8 memur ve soruları hazırlayan 4-5 kişi biliyordu. Benim kâtibim biliyordu. Yani toplasanız 20 kişiyi geçmez.Eşiniz, aileniz biliyor muydu?KARA - Hiçbirine söylemedim. O gün operasyon yapılıp da medyada ismim çıkınca akşam eşim kızdı, anlatmadığım için… Çocuklar da okuldaki arkadaşlarından duymuşlar. “Oooo baba, ünlü olmuşsun” dediler.İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın da bilmiyormuş.KARA - Operasyonu yapan polis şefleri ona söylemiyorlar, çünkü söylerlerse bakana iletmek zorunda kalacağını biliyorlar. Nitekim 17 Aralık’ta kendisi haberdar olduğunda, “Bana iyi ki söylememişsiniz; bilsem, bildirmek zorunda kalırdım” diyor.gün ilk iş olarak birbirlerini arayacaklarını biliyordunuz. O yüzden mi tekrar teknik takibe başladınız?KARA - Bunu bir hafta öncesinden kararlaştırmıştık. Operasyon sırasında özellikle muhabereden çok ciddi delil düşer. Ayrıca şahısların nerde olduğunu belirlemek açısından da önemlidir. Çünkü şahsın nerde olduğunu belirleyemezseniz hem onu hem de aramada elde edeceğiniz birçok delili kaçırırsınız.‘Evlerden para çıkacağını tahmin ediyordum’Evlerde para sayma makinelerinin, kutu içinde paraların çıkacağını biliyor muydunuz?KARA - Hayır. Onlar o günkü aramada ortaya çıktı. Paratrafiğini fiziki ve teknik takipte görüntülemiştik, ama paraları nerde sakladıklarını bilmiyorduk. Yine de bastığımız evlerden külliyetli miktarda para çıkacağını tahmin ediyordum.“Bakan bunu durdurabilir” kaygınız yok muydu?KARA - Sabah erken saatte bir operasyon yaptığınız zaman durdurması biraz zordur. Başladığınız anda operasyonu yapmışsınızdır. Ortasında “Ben operasyonu yaptırmıyorum” demek biraz zordur. Onlar da baskın sırasında bir durum muhakemesi yapıyorlar. Sonra ortaya çıkan veriler öyle gösteriyor. En fazla ertesi gün durdurabilirler, ama biz o sırada aramaları tamamlamış, gözaltıları yapmış, delilleri almış oluruz. Burada asıl karşı operasyonu savcıyı ve müdürleri değiştirerek yapabilirlerdi. Müdür değiştirmek kolaydı; onu yaptılar. Rıza Sarraf ve Halkbankası Genel Müdürü Süleyman Aslan’ın tapesinde, sahte belgelerle yolsuzluğa nasıl yol verildiği öğreniliyor.‘Hem ülke, hem banka soyuldu’CELAL KARA - Burada temel hedef Rıza Sarraf… İran’ın ambargo nedeniyle elde edemediği parayı transfer edebilmek için yollar arıyor. Burdakiler de bundan gelir elde edebilmenin yolunu arıyorlar.Bizim TÜPRAŞ ve BOTAŞ zaten İran’a borçlu… “Merkez Bankası’nda stoklanan parayı uluslararası normlara uygun olarak nasıl transfer edebiliriz” diye yol arıyorlar, ama paranın boyutu çok büyük. Önce altın ihracatı deneniyor. Ama “Amerika öğrenirse Halkbank’ın oradaki hesaplarına tedbir gelir” diye kaygılanıyorlar. Bunun üzerine ihracata çeviriyorlar işi...Ambargodaki istisnalar gıda, tıbbi malzeme ve ilaç… Bunların ihracatına izin var. Fakat burda da Sarraf, Türkiye’den ihracat yapmak yerine buradaki şirketleriyle Dubai ile İran arasında yapılacak ithalat ve ihracatın transit tacirliğini yapıyor. Fakat gıda ve ilaç da fazla para tutmuyor. de belirtildiği gibi, azami kapasitesi 5 bin ton olan gemilerle 150 bin ton gıda ihraç edilmiş gibi gösterecek sahte evraklar düzenleniyor. Amaç, bu şekilde ambargoyu delerek, İran’ın bizden alacaklı olduğu parayı transfer etmek...Normalde bu transfer banka üzerinden yapılsa hem ihracatçı, hem ülke hem de banka kazanacakkensahte işlemlerle, altın gibi vergisi olmayan değerler ihraç ederek ülkeye vergi kaybettiriyorlar.Bakanların burda rolü ne?KARA - Bakanların 2 rolü var:Bir: Sarraf’ı bu işte tek tabanca kılmak için başkasının bu işe girmesini engellemek…İki: Mahiyetini bildikleri bu yolsuzluğa sahte belgelerle yol vermek...Zaten bir tapesi var Süleyman Aslan’la Rıza Sarraf’ın…“5 bin tonluk gemiyle 150 bin ton taşımış gibi göstermişsiniz. Bu kadar da göze sokmayın, daha makul şekilde yapın” diyor. Yani faaliyetin yasal olmadığını, belgelerin sahte olduğunu bilmelerine rağmen yol veriyorlar.İran açısından bir kayıp yok. Onlar bu parayı ambargodan kaçırıp ülkelerine transfer edebilmek için yüzde 10’a yakın miktarını feda ediyor. Ve bunu açıklarken “Burda asıl sizin ülkeniz ve bankanız zarara uğradı” diyor. Gerçekten de bankanın kasasına girmesi gereken para, “komisyon” adı altında şahısların cebine rüşvet olarak gidiyor. Uluslararası arenada da ambargoyu delmek için devlet görevlilerinin böyle yakışık almayacak metotlar kullanması da ülkenin itibarını zedeliyor.Rıza Sarraf mı bakanları buluyor, yoksa devlet böyle bir kararı uygulamak için Sarraf’ı mı tercih ediyor?KARA - Bizim elimizde Sarraf’ın Zafer Çağlayan’la nasıl ve kimin aracılığıyla tanıştığına dair bir bilgi yok. Ama bildiğimiz, Sarraf’ı Egemen Bağış’a Zafer Çağlayan götürüyor. Muammer Güler’i ise İstanbul’da “30 yıllık dostum” dediği Berber Yaşar tanıştırıyor. Sarraf, bakanla görüşmesinin ayrıntılarını Berber Yaşar’a aktarırken dinlemeye takılıyor.Sarraf’ın Güler’den beklentisi ne?Ambargo nedeniyle İranlılara bankacılık işlemlerinde kırmızı alarm var. Bundan sıyrılmak için başkaülke vatandaşlığına giriyorlar. Sarraf ve ailesi de TC vatandaşı olmak istiyor. Hem bunun için, hem koruma talepleri için İçişleri Bakanı ile tanışmak çok önemli...İzleme sürecinde devlet katından müdahale olmadı mı?KARA - Olmadı, olamaz da zaten… Soruşturma gizli yürütülüyor. Biz de kollukla uyum içinde çalışıyoruz.Onların işi daha zor… Amirlerine karşı bir operasyon hazırlığındalar sonuçta...KARA - Hem zor, hem kolay... Sığınacakları bir yer var: “Savcının emrini yerine getiriyoruz” derler. Onlar talepte bulunsa bile biz onay vermeden yapmalarına imkân yok. Biz de mahkeme kararı gerektiren konularda mahkeme kararı alarak yapabiliyoruz.Mahkemeden karar çıkartmakta zorluk yaşadınız mı?KARA - Orda hiç sorun çıkmadı. Takip talebinin altını dolduracak delil ve bulgular, talebin altına ekleniyordu. Yani “Fiziki takipte bunu görüntüledik” veya “Teknik takipte bunların da dinlenmesi gerekiyor” diye... Hiçbir talebimiz reddedilmedi. 32 mahkemeden ortalama 2- 3’er karar alsanız, düşünün kaç sefer verilmiş. Bunların bir de uzatmaları var. Herbirinde yeniden incelenmiş. Hiçbirinden ret kararı çıkmamış.Operasyona başladığınızda seçime 3.5 ay kalmıştı. Bunun siyasi tartışma yaratacağı belliydi. Niye o tarihi seçtiniz?CELAL KARA - Hukukçu, soruşturmanın zamanıyla da ilgilenmez. Bizi şartlar o zamanda zorladı:Birincisi bütün deliller toplanmıştı; daha fazla beklememizi gerektiren bir durum yoktu. Takibikestiğimiz tarihle operasyona başlayacağımız gün arasında soruşturmayı tamamlamak için 35- 40 gün gibi bir süremiz vardı.İkincisi, soruşturmadan şüpheleniyorlar, ama bir türlü deşifre edemiyorlardı. Barış Güler, kendisi hakkında soruşturma olup olmadığını birilerine sorduruyordu. İstihbarat şube müdürü, -suç olduğu halde- “Soruşturma var mı” diye hem sözlü, hem yazılı olarak soruyordu. İçişleri Bakanı’nın ciddi girişimleri vardı.Üçüncüsü, biz bu soruşturmayı kollukla yürütüyorduk.İçişleri Bakanı, şüpheleri artınca şube müdürlerini değiştirecekti. Ne varsa onlardan öğrenecekti. Organize ve mali şube müdürleri görevden alınacaklarını 17 Aralık’a birkaç gün kala öğrendiler. “Bizi alacaklarına dair ciddi duyumlar geliyor. Yerimize gelecek isimler bile belli… En fazla birkaç günümüz kaldı. Şimdi yaptık yaptık, yapamazsak bir daha hiçbir zaman yapılamaz” dediler. Operasyonu 2-3 gün farkla kurtarabildik.Yani, “48 saat içinde yaptık yaptık, yoksa kapanır bu dosya” diye mi düşündünüz?KARA - Evet. Nitekim soruşturmadan haberdar olsalar neler yapacakları, sonradan yaptıklarından da görüldü. 2-3 gün daha beklesek, soruşturmayı yürüten şube müdürleri görevden alınmış olacaktı. Yeni gelen polisler, talimatları yerine getirmeyecekti. Her şey deşifre olacaktı. Kaçanlar kaçacaktı. Yapamayacaktık. O yüzden “Hemen yapalım” kararı verdik.Müdürler bana, “Operasyon başladıktan sonraki 12 saat içinde bizi görevden alırlar” demişlerdi. Yanılmışlar. 15 saat sürdü alınmaları…O gece 2 gibi alındılar.Can Dündar | Cumhuriyet
Reklam
Fenerbahçe'den Cavcav'a Çok Sert Cevap
Fenerbahçe Spor Kulübü, resmi sitesinden yaptığı açıklama ile İlhan Cavcav'a oldukça sert bir cevap verdi.Fenerbahçe Spor Kulübü, Aziz Yıldırım'ın Yüksek Divan Kurulu'nda 'Yayın havuzundan daha fazla para almalıyız, yoksa çıkarız' şeklinde yaptığı açıklamalarından ardından Gençlerbirliği Başkanı İlhan Cavcav'ın kullandığı ifadelere ilişkin bir duyuru yayınladı.Aziz Yıldırım'a 'Beyefendi elini ayağını çeksin, gitsin evinde otursun. Efendi gibi maçını izleyecekse izlesin', Mahmut Uslu'ya ise 'Bana göre topu görse bomba zanneden bir insan' diyecen Cavcav'a sert cevap geldi. İşte Fenerbahçe'nin o açıklaması!'Başkanımız Sayın Aziz Yıldırım’ın, Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu’nda yaptığı açıklama sonrasında bazı kulüp başkanlarının Başkanımız ve Genel Sekreterimiz hakkındaki karşı beyan ve açıklamaları tarafımızdan dikkatle takip edilmektedir.Öncelikli tavsiyemiz, bu karşı beyan ve görüşlerin ifade edilmesi sırasında genel ahlak ve terbiye kuralları nezdinde haddin aşılmamasına yöneliktir.Gerek bu kişilerin yaşı, fiziksel ve ruhsal sağlık durumları, gerekse futbol camiasında geçirilen yılların tarafımızda oluşan hatırı ve sabrı sınırsız değildir. Adli tıp raporu olmadan şahsi malvarlığı üzerinde dahi tasarrufta bulunamayacak durumda olanların Türk Futbolu’nun üzerinde hala söz sahibi olabildiklerini düşünmeleri, içinde bulundukları fiziksel durumun bir sonucu olsa da, Fenerbahçe Spor Kulübü olarak tüm spor camiasını, Fenerbahçe ve Fenerbahçe’nin değerleri hakkında yapılan ve yapılacak açıklamalarda çok daha dikkatli ve özenli olmaya davet ettiğimizi kamuoyuna duyururuz.'Sporx
Su Altına Kablosuz İnternet Getirdiler
Rusya’nın Tomsk şehrindeki bilim insanları, su altında kablosuz bağlantı (Wifi) teknolojisini çalıştırmayı başardı. Böylece gelecekte teknolojik aletler deniz altında internet yoluyla kontrol edilebilecek.Tomsk Politeknik Üniversitesi (TPU) Deniz Jeolojisi Telekominikasyon Laboratuvarı Bölüm Başkanı Yuri Svinolupov, yapılan testlerde saniyede 1.2 kilobit hızında veri aktarmayı başardıklarını söyledi. Günümüzde Rusya’da benzer aletlerin saniyede 0.2 kilobit veri aktarabildiğini ifade eden Svinolupov, “Modem şu an 200 bit hızında veri aktarabiliyor. Aletin teknik özelliklerini yabancı ülkelerdekilerle karşılaştığımız zaman en iyiler arasında yer aldığını görüyoruz. Rusya’da ise benzeri yok” şeklinde konuştu. Bölüm Başkanı, Bu yıl TPU bilim adamlarının Rusya Deniz Teknoloji Enstitüsü’ndeki meslektaşlarıyla ortak olarak modem üzerinde test yapacaklarını sözlerine ekledi.Tomsk Bölgesi Vali Yardımcısı Mihail Sonkin, projenin su altında belirli noktalara güvenli ve hızlı bir şekilde bilgi sağlamayı amaçladığını söyledi. Cihazın denizin 6 km derinliğinden veri aktarmayı başarabildiğini ifade eden Sonkin, “Önümüzdeki dönemde amacımız bilgi akışı, bilgi toplama ve aktarma, görüntü tanımlama gibi konulara yoğunlaşmak ve bu alanlarda çalışmalar yapmak” bilgisini verdi.Araştırmacılar gelecekte bu alıcıların çevre sorunlarının tespiti ve çözümünde yardımcı olabilmesini umuyor. Ortak kullanılacak standart bir veri paylaşımı sistemiyle, farklı gereçler kullanan araştırma ekipleri elde ettikleri verileri gerçek zamanlı bir şekilde paylaşıp birleştirebilecek. Cihan
Reklam
Ümit Özat'tan Taraftara El Hareketi
Elazığspor Teknik Direktörü Ümit Özat, Antalyaspor maçı sonrası futbolcu tüneline girerken, taraftarlara el hareketi yaptı.PTT 1. Lig'in 17. haftasında Antalyaspor ile Elazığspor, Akdeniz Üniversitesi Stadyumu'nda karşı karşıya geldi. 1-1 devam eden mücadelenin 45. dakikasında kırmızı-beyazlı futbolcu Osman'ın yerde kalmasına rağmen hakem oyunu devam ettirdi ve Elazığspor tehlikeli atak oluşturdu.Antalyaspor Teknik Direktörü Hami Mandıralı hakemden oyunu durdurmasını isterken, Ümit Özat ise devam etmesini istedi. Atağın tamamlanmasının ardından iki teknik direktör birbirlerine el hareketleriyle tepki gösterdi.Ümit Özat saha içine girerek, maçın hakemine de tepki gösterdi. Maç sırasında kendisine ayrılan çizgiyi ihlal eden ve sık sık maçın dördüncü hakemi tarafından uyarılan Özat, maçın bitimine bir dakika kala tribüne gönderildi.Özat, karşılaşmanın ikinci yarısını Elazığspor taraftarları arasından ayaktan takip etti. Maç sonunda soyunma odasına giden Ümit Özat, bu kez de futbolcu tüneline girerken taraftara el hareketi yaptı. Hareketi gören taraftarlar Özat'a büyük tepki gösterdi.Şampiy10
Mısır’da Kanlı Yıldönümü: 21 Ölü
Mısır'da eski Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek'in halk ayaklanmasıyla devrildiği 25 Ocak 2011'in dördüncü yıl dönümünde birçok kentte Abdülfettah el Sisi hükümetine karşı gösteriler düzenlendi.AA'nın verdiği bilgiye göre Mısır Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, ülkenin çeşitli kentlerinde geçtiğimiz cuma gününden bu yana devam eden olaylarda 3'ü asker, 1'i polis 21 kişinin yaşamını yitirdiği, 82 kişinin de yaralandığı bildirildi.Polis yaklaşık 400 kişinin gözaltına alındığını duyurdu.
Steve Jobs Filminin Çekimlerine Başlandı
Apple'ın efsane kurucusu Steve Jobs'un hayatını anlatan ve hazırlık aşaması yılan hikayesine dönen yeni filminin çekimlerine California'da başlandı.Teknoloji firması Apple'ın 2011 yılında hayatını kaybeden kurucusu ve CEO'su Steve Jobs'un Aaron Sorkin'in senaryosunu yazdığı filmin çekimlerine başlandı. California Berkeley'de başlayan filmin birkaç sahnesi aynı anda çekiliyor. Michael Fassbender, Seth Rogen, Kate Winslet ve Katherine Waterston'un başrollerinde olduğu film, ilk başlarda Sony Pictures tarafından yapılacaktı. Ancak Sony filmi yapmaktan vazgeçince yerine Universal Studios geçti.Aynı anda 3 sahnesinin çekimlerinin yapıldığı filmde geriye dönüşlerle Steve Jobs'un hayatı konu ediliyor. Filmin senaryosu Steve Jobs'un kendi tarafından onaylanan ve Walter Isaacson tarafından yazılan resmi biyografisini temel alarak hazırlandı.Daha önce de bir Steve Jobs filmi yapılmıştı. 2013 yılında gösterime giren 'Jobs' isimli filmde Steve Jobs'u Asthon Kutcher canlandırmıştı. Yeni filmin ne zaman gösterime gireceği ise şimdilik belli değil.Al Jazeera Turk
Reklam
Yerli Cep Telefonu Üretiminde Yüzde 208 Artış
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Elvan, 2013'te Türkiye'de 347 bin 649 cep telefonu üretilirken, bu rakamın geçen yıl 1 milyon 71 bine yükseldiğini bildirdi.Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından hazırlanan cep telefonu ithalat ve üretim istatistiklerine göre, 2013'te 14 milyon 779 bin 353 cep telefonu ithal edilmesine karşılık geçen yıl bu rakamın 14 milyon 695 bin 332'ye gerilediğini bildirdi.Yurt dışından yolcu beraberinde getirilen cep telefonu sayısında da büyük oranda azalma olduğuna dikkati çeken Elvan, 2013'te 1 milyon 88 bin cihaz getirilirken, 2014'te bu sayının 612 bin 913'e düştüğünü kaydetti.Yerli cep üretimi yüzde 208 arttıGeçen yıl, yerli üretim cep telefonu sayısında büyük artış olduğunu belirten Elvan, '2013 yılında Türkiye'de 347 bin 649 adet cep telefonu cihazı üretilmişti. 2014 yılında ise yerli üretim cep telefonu sayısı 1 milyon 71 bin 888'e yükseldi. Bu sayı, yerli cep telefonu üretiminde yüzde 208 artışın meydana geldiğini gösteriyor' diye konuştu.Türkiye'nin GSM teknolojilerini en yoğun kullanan ülkelerden biri olduğunu vurgulayan Elvan, cep telefonu cihazlarında yerli üretimin artmasının önemli ve sevindirici bir gelişme olduğunu ifade etti.Türkiye'nin genç ve dinamik bir nüfusa sahip olduğunu anlatan Elvan, şöyle konuştu:'Vatandaşlarımız teknolojik yenilikleri yakından takip ediyor. Akıllı telefon olarak adlandırılan yeni nesil telefon cihazlarının telefon özelliği dışında bilgisayar fonksiyonlarına sahip olması ve internete bağlanılabilmesi nedeniyle giderek daha fazla insan bu tür cihazları tercih etmeye başladı. Vatandaşlarımızın ilgi ve talebinin bu kadar yüksek olduğu bir teknolojik cihazın burada üretilmesi, teknolojiye dayalı üretim kapasitemizin artırılması ve ekonomimizin gelişmesi açısından büyük önem taşıyor.'Cep telefonunda yerli üretimin artmasının güzel bir gelişme olduğunu ancak ithal edilen telefon sayısıyla kıyaslama yapıldığında bu rakamların yeterli olmadığını bildiren Elvan, 'Bu alanda önde gelen firmaların ürünleriyle rekabet edebilecek cihazlar geliştirilerek iç talebin karşılanmasının yanı sıra ihracata da ağırlık verilmesi gerektiğini düşünüyorum' dedi.Bu arada, Vestel, Turkcell ve Vodafone'un 2015'te 4G özelliği de bulunan 3 milyon yerli cep telefonunu piyasaya sürmesi bekleniyor.Arife Yıldız Ünal, AA
Hacıosmanoğlu Transfer'den Neden Vazgeçtiklerini Açıkladı
Trabzonspor Kulübü Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, Tolgay Arslan transferinin perde arkasında yaşanan olayları anlattı.Trabzonspor Kulübü Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, Tolgay Arslan transferinde saat saat yaşanan tüm gelişmeleri Beyaz TV'deki Beyaz Futbol'a anlattı.İşte İbrahim Hacıosmanoğlu açısından yaşanan tüm gelişmeler;'Beşiktaş'la ilişkimiz bozulmasın diye masadan kalkmamız doğru değil. Birileriyle yarışa girmiyorsunuz. YArışa girmek de doğru değil. Biz yaklaşık 4-5 aydan beri takip ediyoruz. Ara ara görüşmelerimiz oldu. Gerek babasıyla, gerek oyuncuyla. Bu 5-10 günlük bir mevzu değil. Sadece Tolgay Arslan değil, Tolga Ciğerci de vardı. Ancak, o sakat diye listemizden çıkardık.''JEST OLSUN DİYE KALKTIK GİTTİK''Babası, İngiltere'den ve İtalya'dan teklifler var dedi, Tolgay'ın Bundesliga'da devam etmesini istiyorum dedi. Görüşmeler devam etti. Hocamız, CEO'muz defalarca konuştu. Eşininin ikna edilmesi lazımdı, 2-3 gün ailece yemek yendi. Eşi de ikna oldu. Yanından da beni aradılar, Metin ile konuşurken Tolgay espri yaptı.Tolgay; 'Metin'i gönderiyorsun, niye gelmiyorsun' dedi. Ben de 'Sen yeter ki gelmek iste, ben akşam gelirim' dedim. Hocamızla, jest olsun diye akşam kalktık gittik. Oturduk yemeğimizi yedik. Hanımı da oradaydı. Onunla da konuştuk. Çocuklarına hediyeler verdik. 12-1'den sonra menajerimle de konuşursunuz şartları dedi.''EL SIKIŞTIK, TAMAM DENİLDİ''Saat 4'e kadar sürdü görüşmeler, pürüz vardı birkaç, ben gidip müdahale ettim. Menajerin rakamlarına, kendim belli rakamlar yazdım. Bu da dedim benim başkanlık opsiyonum, bunu kabul edin dedim. Tamam dediler.Normalde menajerler %10 alır, fark istiyordu, onları da kaldırdık. 5 milyon euro satış opsiyonu istedi, 8'e çıkardım onu. Sadece 2016'nın ilk 2 ayında 8 milyon euro satma hakkı verin dedi. Satamazsa bu opsiyon kalkacaktı. Eğer, 2016'da satarsan, menajerlik karlarını da vermem sana. El sıkıştık, tamam dedi.''VALİZLERİ TOPLAYIP GELECEKLER'Teklifler olduğunu biliyorduk. Aston Villa, Inter'in teklifleri vardı. Ancak, onların rakamları bizim rakama yakın değildi. Vergi nedeniyle onların teklifleri yüksek olamıyor. El sıkıştık, bu anlaşma bitti mi dedim. O da el sıkıştık, bitti dedi.Sabah 10'da kalkıyorum, sarılıyoruz ve avukatlarıyla birlikte 15.30'da döneceğiz. Sabah aynı şekilde problem yok. Valizleri toplayıp gelecekler. Otelden hep beraber gideceğiz. Biz başka görüşme olmasın başka takımla, etik olarak doğru olmaz dedim. Menajeri de onayladı. 4'e kadar sürdü gelmeleri, ben arkadaşlara dedim ki, 15 dakika 15 dakika diyorlar. 4'e kadar gelmezlerse gidiyoruz dedim. 4'ü 10 geçe geldiler.''DEMEK Kİ BEŞİKTAŞ O PARAYI VERMEMİŞ''Arkadaşlar oturdu konuştu. Avukatlar geldi İtalya'dan. Gidiyoruz biz netice itibariyle. Beşiktaş yönetiminden bir arkadaş arıyor, biz yüzyüze görüştük diyor. Biz akşam el sıkışmadık mı, adam gibi bunun bir daha görüşmesinin olmayacağını belirtmedik mi dedim. Bitmiş bir iş, menajerlik detayları bile bitmiş.Bizle böyle konuştuktan sonra, transfer bittikten sonra başkalarıyla konuşuyorsanız, Aston Villa bastırıyor diyorsunuz. Buraya geldiğinize göre, demek ki Beşiktaş bizim verdiğimiz parayı vermedi dedim. Olay bitmiş gitmiş.''KALKIN GİDİYORUZ DEDİM''Senaryo yazmıyoruz, olanları söylüyoruz. 15-20 gün önce kulüpte oturuyorum, hoca oyuncuyla, babasıyla konuşuyor. Hamburg'la da konuştuk. 300 bin euro veriyorduk, onu da 500 bine çıkardık hatta. Hamburg, teklifinizi kabul ediyoruz diye yazılı sözü var. Kulüple ilgili bir sorunumuz yok. Şimdi bütün bunların yanında, böyle bir ortamda kalktım çıktım. Arkadaşlara, kalkın gidiyoruz dedim. Hukuki bir sözleşme yoktu. Sözleşmeyi hazırladık, avukatı geldikten, sağlık kontrolünden sonra imza atılacak.''AHMET NUR ÇEBİ ENGEL OLACAĞIM DEDİ''Sıkıntı şu, Tolga'yı Beşiktaş'a verdiğimiz zaman çok eleştiri aldık. O dönem Yaşar Kaptan, oğlumun Beşiktaş'ta güçlü olmasını istiyorum dedi. Yaşar Kaptan, Trabzonsporludur ve çok emeği geçmiştir.Olcan konusunda da bir detay vereyim. Ahmet Nur Çebi, Olcan konusunda bana haber ver, Galatasaray ne veriyorsa iki katını vereceğim dedi. Biz Ünal Aysal ile oturduk konuştuk, anlaştık. Ancak, dedim ki ben Ahmet Nur Çebi'ye söz verdim, bana 1 gün süre ver. Ünal Aysal da, başkan bitirelim burada demesine rağmen ben Ahmet Nur Çebi'ye anlattım. O da fiyat yüksek dedi. Geçen hafta ben Ahmet Bey'i aradım, böyle böyle ilişkilerimiz var. 5-6 aydır biz ilgileniyoruz Tolgay ile, sizin de adınız karışıyor, bize yardımcı olursanız mutlu olurum dedim.Bana ifadesi, 'Başkanım dış transferlere bakan arkadaş bu konuyla ilgileniyor, ben size şunu diyeyim, bu transferin gerçekleşmemesi için elimden ne geliyorsa yapacağım, aramızda kalsın' dedi. Ben bu şeyi duyduktan sonra, otelde Beşiktaş'la görüştüğünü duyunca Ahmet Bey'i ve babası Yaşar Bey'i aradım. İrtibat kuramadık. Bizle böyle şeyler konuştuktan sonra etik davranmak lazım. Sonuçta kapattık, döndük geldik. Trabzonspor başkanı gidip bir oyuncuyu alamadı falan diyorlar.''2-3 TRANSFER DAHA OLACAK''Çok enteresan. Çocuğun hakkını yemeyelim. Aile içi sorunlara girmek istemiyorum. Yüzündeki mahcubiyeti gördüm, her ne kadar menajerin farklı oyunları da olsa da. Söz verip de, farklı aksiyonlara girmenin mahcubiyeti suratında vardı.Hamburg dönüşünde ben mutluydum. 4 senelik maliyeti bize 15 milyon euroya gelecekti. Hayırlısı oldu. 2-3 transferimiz daha olacak. Bundan sonra isim de, fotoğraf da görmeyeceksiniz.'Sporx
Reklam
Gelişimini Sürdüren DayZ Şimdiden 3 Milyon Satışa Ulaştı
Uzun zamandır gelişimini sürdüren açık dünya hayatta kalma oyunu DayZ ‘nin henüz tam sürümü yayınlanmış değil. Ancak satış rakamları şimdiden birçok oyunu geride bırakmayı başardı.1 yıldan fazla süredir alpha sürecinden çıkamayan DayZ’nin henüz ilk ayda 1 milyon satışı geride bıraktığı belirtiliyor. 4 ayda 2 milyon satışa ulaşan yapımın daha sonra ise 3 milyon rakamını aştığı dile getiriliyor . Bu yılın dördüncü çeyreğinde beta’ya geçiş yapması beklenen oyunun erken erişimde 30 dolar gibi yüksek bir rakamla bu kadar fazla satıyor olması dikkat çekiyor.Bohemia Interactive tarafından geliştirilen yapım, birçok oyuncunun yer aldığı haritada hayatta kalmak için verilen mücadeleyi konu ediniyor. Oyuncular yiyecek ve su bulmak için birbirleriyle mücadele içerisindeyken, neredeyse haritanın her yerinde bulunan zombilerden de kurtulmaya çalışıyor. Bunun için de silahlar bulmak, bir ekip oluşturmak ve birlikte hareket etmek gerekiyor.LOG
Facebook'ta Hz. Muhammed'e Hakarete Engelleme
Gölbaşı Sulh Ceza Nöbetçi Hakimliği, Facebook’ta Hazreti Muhammed’e hakaret içerikli sayfalara erişimin engellenmesine karar verdi.Gölbaşı Sulh Ceza Nöbetçi Hakimliği, Cumhuriyet Savcısı Harun Ceylan’ın açtığı soruşturma kapsamında, Facebook'taki, Hazreti Muhammed'e hakaret içeren sayfalara erişimin engellemesine hükmetti.Mahkeme, sayfalara erişimin engellenmesi kararının uygulanmaması halinde, Facebook'a erişimin engellenmesini kararlaştırdı. Karar, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığına ve Erişim Sağlayıcıları Birliğine iletildi.AA
Reklam
Emre Kınay: 'Korkumuzdan Fikrimizi Beyan Edemiyoruz'
Duru Tiyatrosu'nun sahibi Emre Kınay, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.'Sayın Cumhurbaşkanımızdan korkumuzdan fikrimizi beyan edemiyoruz, korkuyoruz. Halk bile bu korku silsilesi için hikayeler uyduruyor' diyen Emre Kınay, Millet Gazetesi'nden Başak Çokan’a yaptığı açıklamalarda Türkiye'de 'kraldan çok kralcılık' sisteminin sona ermesi gerektiğini söyledi.1980 dönemi dahil böyle bir baskı yaşanmadı*Türkiye’de sanat baskı altında. Bu kadar bir sessizlik, ‘Biz karışmıyoruz bir şey yapmıyoruz’ diyerek baskı altında olunan bir dönem daha yaşanmadı. Buna 1980 dönemi de dahildir.Yavuz Bingöl özgür mü?*Mesela Yavuz Bingöl özgür mü? Yavuz’un beni arayıp neler söylediğini hatırlıyorum. Bir ülkede oto sansür gelişmişse orada demokrasiden bahsedemeyiz. Madem Yavuz Bingöl özgür, o zaman çıkıp neden şimdi Ermeni türküleri söylemiyor. Anadolu’da 19 aksanın bir arada olduğu bir konser yapsın. Yapamaz çünkü baskı altında.Erdoğan’ın en büyük düşmanı etrafındakiler*Türkiye’de artık ‘kraldan çok kralcılık’ sisteminin sona ermesi gerek. Benim bu açıklamalarımdan sonra insanlar şimdi belki bana sahnelerini kiraya vermeyecekler. İnsanlar cumhurbaşkanı ve başbakana yaranmak için hamlelerde bulunuyor. Erdoğan’nın en büyük düşmanı etrafındakiler. Onun arkadaşları dostları ve yönlendiren akıl verenleri.Tıpkı 1938-1940’lardaki Hitler Almanya’sı gibi*Sayın Cumhurbaşkanımızdan korkumuzdan fikrimizi beyan edemiyoruz, korkuyoruz. Halk bile bu korku silsilesi için hikayeler uyduruyor. Yaşlı bir amca kahvede Cumhurbaşkanı konvoyuna elle işaret yaptığı için bir adamın apar topar götürüldüğünü anlatıyor. Herkes evinden alınmaktan korkuyor. Tıpkı 1938-1940’lardaki Hitler Almanya’sındaki gibi…‘Köşk’ün sevmediği biri olmak benim için bir gurur vesilesi*Bir kere, Abdullah Gül’ün döneminde resepsiyona davet  edilmiştim. Sonra pişman oldu sanırım edenler, geri aldılar daveti. Çok heyecanlanmıştım. Fakat sonra düşündüm Köşk’ün sevmediği biri olmak benim için bir gurur vesilesidir. Özal, Demirel ve Ecevit zamanında da çağırılmadığım için sorun yok yani.Cumhurbaşkanı ve hükümetin gözünde değersiziz*Ben ve bir çok tiyatrocu arkadaşım cumhurbaşkanı ve hükümetin gözünde son derece kıymetsiz ve değersiz olduğumuzu düşünüyoruz. Benim için cumhurbaşkanlığı makamı önemlidir, saygıda kusur etmedim, etmem de. Ayrıcalık istemiyorum ama değersiz olduğumu biliyorum. Bu da insana kendisini kötü hissettiriyor.Büyük Türkiye’yi  bertaraf ederek mi kuracaksınız?*Büyük Türkiye nasıl kurulacak? Fikirleri sizinle uyuşmayanları bertaraf ederek mi kuracaksınız? Büyük Türkiye demokrat haklarla kurulacak. İftira atmakla veya sosyal paylaşım sitesinde iktidara yakın vatandaşların ölmüş anneme küfür etmesiyle mi kuracaklar. Bu nasıl Müslümanlık?Yasama ile yargı tepişiyor, benim davam eziliyor*Hakim gibidir sanatçı. Ancak yargı da tarafsız olmalıdır. Bir örnek vereyim; Kültür Bakanlığı’nın yardım yönetmenliğine itiraz etmek için Genco Erkal ve ben aynı şikayet maddeleriyle dava açtık. Ancak, ben kaybettim. Genco Erkal kazandı. Bana fikir beyan etme diyenler var ya ben beyan ettim. Yani, hakkımı aradım. Ve sonuçta o kazandı ben kaybettim. Yahu aynı durum üzerine aynı maddelerle şikayet ettik. Bu nasıl çelişki. Ürktükleri için bu kararı verdiklerini düşünüyorum. Yasama ile yargı tepişiyor, arada benim davam eziliyor. Filler tepişirken altta çimenler yani bizler eziliyoruz.Kaynak: Millet Gazetesi
Kızılay, 'Bahattin' Karikatürü Paylaşan Çalışanını Kovdu
Kızılay, internetteki paylaşımları nedeniyle bir kişiyi daha işten attı. İnternet fenomeni ‘Bahattin’ karikatürleri ile kefenli AKP’lilerin fotoğrafını ‘Aktroller’ diyerek paylaşan Kartal Kan Bağış Merkezi’nde görevli doktor İlker Can Topçu da kapının önüne konuldu.Cumhuriyet'ten Alican Uludağ'ın haberine göre; Isparta Kan Bağış Merkezi Müdürü Dr. Şerafettin Kılınç’ı 17 Aralık şüphelisi İranlı Rıza Sarraf’ı eleştirdiği için işten atan Kızılay Başkanlığı, internet fenomeni “Bahattin” karikatürleri ile kefenli AKP’lilerin fotoğrafını “Aktroller” diyerek paylaşan Kartal Kan Bağış Merkezi’nde görevli doktor İlker Can Topçu’yu da kapının önüne koydu.Üç yıldır Kızılay’da çalışan Dr. Can Topçu, sosyal medyadaki hesaplarından internet fenomeni “Bahattin”in karikatürleri, kefenli AKP’lilerin fotoğrafı ile yüzü ABD bayrağı boyalı kara çarşaflı kadın fotoğraflarını paylaştı.Muhalif paylaşımlarından rahatsız olan Kızılay Yönetim Kurulu, 21 Kasım 2014 tarihinde Topçu’nun savunmasını istedi. Bu paylaşımları suç kabul eden Kızılay Yönetim Kurulu, Dr. Topçu’nun işten atılmasına karar verdi ve sosyal haklarını ödemedi.Dava açacakİşten çıkarılması karşısında dava açacağını belirten Topçu, “Paylaşımlarımı tek tek inceleyin, ne bir küfür ne bir hakaret hiçbir şey yok. Zaten internet ortamında dolaşan bazı karikatür ve komik şeyleri suç unsuru diye önüme koydular. Siz de inceleyebilirsiniz, hangisinde bir hakaret var?” dedi.Kızılay Genel Müdürlüğü Basın Bürosu ise konuya ilişkin, “Toplumun geneli için kan bağışı toplama hizmeti yürüten bir kişinin toplumun bir kesimine yönelik paylaşımlarda bulunması Kızılay ilkeleri ile bağdaşmamaktadır” açıklamasını yaptı.
Reklam