onedio
HTC One M9 (Hima) 1 Mart'ta Duyurulacak
HTC, Mobile World Congress 2015 kapsamında duyuracağı yeni One modelinin duyuru tarihini belirledi. HTC'nin yeni amiral gemiz One M9 (Hima) 1 Mart tarihinde tanıtılacak.Her yıl bir başka yenilikle karşımıza çıkan HTC, bu yılda düzenleyeceği ikinci etkinliğinde, yeni amiral gemisi modeli One M9 (Hima)'u tanıtacak.Uzun süredir çok sayıda sızıntı ile karşımıza çıkan HTC'nin yeni amiral gemisi modelinin pek çok özelliği şimdiden biliniyor gibi görünüyor.Daha önceki sızıntılara göre kendisi dışında Ace ve Ultra adlı iki farklı sürümü de olacak yeni amiral gemisi One M9 (Hima), güçlü özellikler ile duyuralacak.
2014 Yılında Türkiye'deki Erkek Şiddeti | İnfografik
bianet 2009’dan beri ulusal, yerel ve internet basınında yer alan erkek şiddeti, cinayet, cinayete teşebbüs, tecavüz, taciz ve yaralama vakalarını infografik olarak yayınladı. Aşağıdaki infografik 1 Ocak 2014 – 31 Aralık 2014 arasında gerçekleşmiş ve ulusal, yerel ve online basına yansımış olayları kapsıyor.
Cumhuriyet'in İki Köşe Yazarı İfadeye Çağrıldı
Cumhuriyet Gazetesi köşe yazarları Hikmet Çetinkaya ve Ceyda Karan, haklarında başlatılan soruşturma kapsamında ifadeye çağrıldı.Başsavcılığı, 14 Ocak'ta köşelerinde Charlie Hebdo'nun Hz. Muhammed olduğu iddia edilen karikatürünü yayınladıkları gerekçesiyle iki köşe yazarı hakkında dün soruşturma başlatmıştı.TCK'nın 216. 'Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama' maddesi gereğince resen başlatılan soruşturma kapsamında iki köşe yazarı, Basın Suçları Savcılığı tarafından ifadeye çağrıldı. İki yazarın önümüzdeki günlerde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na gelerek ifade vermesi bekleniyor.Soruşturmayı yürüten ve bugün iki köşe yazarını ifadeye çağıran Basın Suçları Savcısı Vedat Yiğit dünkü HSYK kararnamesiyle İstanbul Başsavcıvekilliği görevine atanmıştı.DHA
İnternette 1 Dakika İçinde Neler Oluyor?
Sadece 1 dakikada internette neler olduğunu biliyor musunuz? Facebook'tan Twitter'a, Apple'dan Amazon'a işte internette 1 dakika içinde olan bitenler...İçinde bulunduğumuz dijital çağ, yaşadığımız her saniyeyi çok daha önemli bir hale getirdi. Sosyal medya platformları ve mobil teknolojilerin de iletişimi her geçen gün kolaylaştırması, kişilerin bilgiye çok kısa sürede ulaşmasını sağladı. Her saniyenin artık önemli olduğu günümüzde internet ortamında yaşanan gelişmeler de her geçen yıl katlanarak büyümeye devam etti.TechSpartan tarafından hazırlanan bir infografik de tam olarak bu konuya değiniyor. 2013 ve 2014 yıllarının kıyaslandığı infografikte internet üzerinde 1 dakika içinde neler yaşandığı belirtiliyor.1 dakika içinde; kaç kişi Facebook'a giriş yapıyor, Twitter'da kaç tweet atılıyor, Vine'a kaç video yükleniyor, Google'da ne kadar arama yapılıyor, App Store'da kaç uygulama indiriliyor gibi soruların cevaplarını aşağıdan inceleyebilirsiniz. İşte 2013 ve 2014 yılı karşılaştırması...
"Yabancı Kuralı Dört Yıl Geçerli"
Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören, yeni yabancı kuralının dört yıl boyunca geçerli olacağını söyledi.Türkiye Süper Lig Profesyonel Futbol Kulüpleri Vakfı Toplantısı, Antalya'da Belek turizm bölgesindeki bir otelde düzenlendi.Göksel Gümüşdağ başkanlığındaki Kulüpler Birliği'nin toplantısına, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı Yıldırım Demirören de katıldı.Toplantının ardından bir açıklama yapan Demirören, 'Yabancı oyuncu kuralı tüm kulüpler tarafından oybirliğiyle kabul edildi. Bu kural dört yıl boyunca geçerli olacak' dedi.Süper Lig'deki kulüplerin başkan veya yöneticilerinin yer aldığı toplantıya Fenerbahçe, Trabzonspor, Gaziantepspor ve Balıkesirspor kulüpleri mazeret bildirerek temsilci göndermedi.Yeni kural ne getiriyor?Yeni yabancı kuralına göre takımlar bir sezonda 28 oyuncu ile sözleşme imzalayabilecek. Bunların 14'ü yerli, 14'ü yabancı olacak. 14 yabancının 11'i aynı anda sahada olabilecek. 14 yerli oyuncunun ikisi altyapıdan (21 yaş altı), dördü Türkiye'de yetişmiş olmalı. İlk 18'de 7 yerli oyuncu zorunluluğu var. İlk 18'deki kalecilerden birinin de yerli olması gerekiyor.Başka bir milli takım forması giyen Türk kökenli oyuncular yabancı sayılacak. Bu kural, Erkan Zengin ve Veli Kavlak gibi sözleşmesi devam eden oyuncuları etkilemeyecek. Yaz döneminden itibarenki transferler için geçerli olacak.DHA
'13 Yıllık AKP İktidarı 90 Yıllık Cumhuriyet'in Uyku Molasıdır'
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun açıkladığı kamuda şeffaflık paketini, içinde maske, dolarlar, ayakkabı kutuları, saat ve pinokyo gibi malzemelerin bulunduğu bir şeffaf kutuyu açarak eleştirdi. Paketin komedi olduğunu öne süren Vural, dört bakanla ilgili Yüce Divan oylamasında şeffaf olarak oy kullanılması çağrısı yaptı. Vural, '600 yıllık imparatorluğun 90 yıllık reklam arasının sona erdiği' açıklaması yapan AK Partili Tülay Babuşçu'ya ise '13 yıllık AKP iktidarı 90 yıllık Cumhuriyet'in uyku molasıdır' sözleriyle yanıt verdi.MHP İzmir İl Başkanlığı'nda basın toplantısı düzenleyen Oktay Vural, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun kamuda şeffaflık paketi olmak üzere yaptığı son açıklamalar ve AK Parti Balıkesir milletvekili Tülay Babuşçu'nun '600 yıllık imparatorluğun 90 yıllık reklam arası sona erdi' sözlerini eleştirdi. Vural, şeffalık paketini açıklayan boğazına kadar yolsuzluğa batmış, basına, twitter, facebook'a karartma uygulayan AKP hükümeti olunca bir 'Zaytung' haberi sandığını söyledi. Bundan daha komik bir açılım olamayacağını savunan Vural şöyle konuştu:'Yandaşlar için ihale havuzu koyun, rüşvetçiye, şartlatana hayırsever deyin, sonra şeffalık paketi açıklayın. Bunu yılın şakası ilan ediyorum. Davutoğlu'nun böyle esprili birisi olduğunu bilmiyorum. Yolsuzlukla mücadele için şeffaflık paketi açıklamış. Bu bir komedi.'KUTUNUN ÜZERİNDEKİ ÖRTÜYÜ AÇTIVural, masaya koyduğu üzeri örtüyle kapalı kutunun üzerindeki örtüyü açtı. İçinden Davutoğlu'nun açıkladığı şeffalık paketine yönelik eleştiri için hazırlanmış bir şeffaf kutu çıktı. Kutunun içinde ayakkabı kutusu, dolarlar, maske, pinokyo, Cumhurbaşkanlığı sarayını sembolize eden bir mini oyuncak saray olduğu görüldü.Şeffaflık paketinde en ilginç maddenin yolsuzlukla ilgili ihbarda bulunan kamu görevlilerinin ödüllendirilmesi olduğunu belirten Oktay Vural sözlerini şöyle sürdürdü:'17- 25 Aralık operasyonlarında görev yapan polis ve yargıdakilerin başına gelen pişmiş tavuğun başına gelmedi. Bunlar yolsuzluğu bulanı perişan edecekler. Yargıya her türlü baskıyı yaptıran, takipsizlik kararı verdirten, haberleri sansürleyen, yayın yasağı koyduran, dört bakanla ilgili delil ve şüphe bulunamadığı gerekçesiyle komisyonda aklayan AKP, dalga geçer gibi bir de ihbarda bulunanı ödüllendireceğini söylüyor. Davutoğlu'na soruyorum: Ayakkabı kutuları, çikolata kutuları, kasalar, saatleri ihbar eden, soruşturan emniyet mensiplarını ödüllendirdin mi, cezalandırdın mı? Altın kaçakçılığıyla ilgili tahkikat yapaları, yolsuzluk soruşturmasını yürüten savcıları ödüllendirdin mi, cezalandırdın mı? Ödüllendirme gerçek anlamda uygulansa, kamuda çalışan memurlar 13 yıllık AKP döneminin yolsuzluklarını bildirseler ihya olurlar.''17- 25 ARALIK'I İHBAR EDİYORUM'Bunun bir uyutma paketi olduğunu öne süren Oktay Vural, Başsakan Ahmet Davutoğlu'na şöyle seslendi:'Ben ihbar ediyorum, ödül de senin olsun. 17- 25 Aralık'ta rüşvet ve yolsuzluk yapılmıştır. Yolsuzlukla mücadele kararlıysanız eğer, dört bakanla ilgili delilleri karartmayın. TBMM'de yapılacak oylamada yüreğiniz yetiyorsa yüce divana gönderin, kimin yolsuzluk yaptığı, kimin rüşvet aldığı ortaya çıksın.Oktay Vural, TBMM'de oylamada kendisinin şeffaf olarak dört bakanın yüce divana gönderilmesi için oy kullanacağını belirterek, Başbakan Davutoğlu'na 'Hodri Meydan. Sen de oyunu şeffaf kullan. Kapalı kapılar ardında milletvekillerini ikna için çalışmayın' dedi.'ESNAF PAKETİ, ESNAFI BORÇLANDIRACAK'Davutoğlu'nun esnafa müjde paketi diye esnafın Alışveriş Merkezleri'ne (AVM) taşınması, dörtte bir kira ödemeleri ve kredi verilmesi konusuyla ilgili de sert ifadelerle eleştiride bulunan Vural şöyle konuştu:'Esnaf zaten kirasını ödeyemiyor. Vatandaşın alım gücü yok. Bir de borçlandırılacaklar. Esnaf bağkurunu, sigorta pirimini ödeyemiyor. Davutoğlu 'Seni yine borçlandıracağım' diye müjde veriyor. Sen önce esnafa borcunu ödeylebilecek ortam olmuştur. İşsizlik artıyor. Başbakan hayal satıyor. Mesele borçlandırma değil vatandaşın gelirini arttırmaktır.'TIR'LARIN İÇİNDEKİLERİ MİLLET MERAK EDİYOROktay Vural, Adana'da durdurulan TIR'ların içinde ne olduğunu milletin merak ettiğini, öğrenmek istediğini belirterek, TIR'larla ilgili tutanağı gösterdi. Niye bu konuda yayın yasağı getirildiğini soran Vural, 'Uçaksavar mermisi, top mermisi. Bunlar kime gidiyordu? Bir yerden bir yere götürülmesi hukuki midir? MİT'in top ve uçaksavar mermisiyle ne işi var? Utanmadan sıkılmadan bir de insani yardım diyorlar. Bunlar Türkmenlere gittiyse niye Türkmenler öldürülüyor? Ellerinde ne var? Görülüyor ki Türkiye İsrail adına vekaleten bir savaşı yürütmek üzere bunları yapmaktadır' dedi.13 YILLIK AKP DÖNEMİ 90 YILLIK CUMHURİYET'İN UYKU MOLASIDIROktay Vural, AK Parti Balıkesir Mellitvekili Tülay Babuşçu'nun, sosyal paylaşım sitesinde '600 yıllık imparatorluğun 90 yıllık rekam arası sona erdi' sözlerini de şu sözlerle eleştirdi:'Bu coğrafyada varlığımıza, bağımsızlığımıza kastedenlere karşı yürüttüğümüz mücadeyi yoksayan bir zihniyet, Cumhuriyet dönemini 90 yıllık bir reklam arası olarak göstermektedir. Bir milletvekili der mi PKK'ya 'Ana dilde eğitim için, demokratik özerlik için kan dökmeye gerek yok, veririz. Kan dökecekseniz bağımsız Kürdistan için dök, meşrudur' diyor. Diğeri Cumhuriyeti 90 yıllık reklam arası göstermek suretiyle Çanakkale'yi, Sivas Kongresini, Milli Mücadele'yi yok sayıyor. Bu zihniyet Cumhuriyet'i yok sayıyor. İşte AKP'yi temsil eden zihniyet budur. Mili mücadele, T.C. Devleti, Osmanlı'nın devamıdır. Verdiğimiz mücaedele Sevr'e karşı mücadelidir. Mukaddes bir mücadeledir. Bu mücadeleyi bilmeyen, Cumhuriyetimizi emparyalistlere karşı kurduğumuzu bilmeyen zihniyet, ne hazindir ki 90 yıllık Cumhuriyet'e reklam arası diylebilmektedir. Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşu ve mücademiz binlerce yıllık Türk tarihinin altın sayfalarından biridir. İzmir marşında söylediği gibi biz bunları mücevher taşa yazdık. Bu kimseler milletin egemenliğini temsil edemeyecek kadar cehalet dolu insanlardır. 13 yıllık AKP iktidarı, Osmanlı döneminin de, 90 yıllık Cumhuriyet döneminin de ancak bir uyku molasıdır. 7 Haziran'da bu uykudan uyanılacak.' Utku Bolulu, DHA
Reklam
300 Bin Kişinin İçme Suyu Kaynağına Taş Ocağı
Rize Valiliği, taş ocağıyla ilgili 130 sayfalık proje tanıtım dosyasını tatil günlerinde incelemiş, ilk mesai gününde de ‘ÇED Gerekli Değildir Kararı’ vermiş!Yıllardır HES projelerine karşı mücadele eden ve 2 ayrı ‘iptal kararı’ alan Rize’nin Küçükçayır köylüleri, 3. HES projesi için de yargı süreci başlatırken; bu kez de aynı bölgede taşocağı izni verildi. Rize Valiliği 300 bin kişinin içme suyu ihtiyacını karşılayan Andon bölgesindeki taş ocağı için 'ÇED Gerekli Değildir' kararı verdi. Köylüler tepkili. Valiliğin bölgedeki projeler için başta yargı kararlarını görmezden gelerek yasa ve yönetmeliklere aykırı bir şekilde kararlar verdiğine dikkat çeken Derelerin Kardeşliği Platformu Sözcüsü Ömer Şan ise, Rize Valiliğinin bir an önce bu kararı düzeltmesi gerektiği çağrısında bulundu.300 BİN KİŞİNİN İÇME SUYU KAYNAĞINA 3 HES 2 TAŞ OCAĞIRize Valiliği, Rize kent merkezi dahil 9 ilçe belediyesi ile 26 köyün ve yaklaşık 300 bin nüfusun içme suyunun sağlandığı Salarha Vadisi’ni İkizdere’nin Çağırankaya Yaylası ile birleştiren Andon bölgesindeki taşocağı için ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararı verdi. Aynı zamanda, eski adıyla Andon olarak bilinen Küçükçayır Köyü sınırları içerisinde bulunan ve Rize Belediyesi tarafından işletilen Andon İçme Suyu Tesislerinin de bulunduğu bölgede, 3 ayrı HES projesinin yanında bir de yine Rize Belediyesi tarafından işletilmesi planlanan başka bir taşocağı daha bulunuyor.MAHKEME HAVZA PLANLAMASI YAPILMADAN PROJE OLMAZ DEDİKüçükçayır Köyü sakinlerinden, kamuoyunda ‘Yurttaş Kazım’ olarak tanınan ve HES’lere karşı ineğini satıp banka kredisi kullanan 70 yaşındaki Kazım Delal ve arkadaşlarının açtığı davalar sonrasında, Rize İdare Mahkemesi 2 ayrı iptal kararı vermişti. Rize İdare Mahkemesi, Delal ve arkadaşlarının açtığı ilk davada, Bakanlığın Ambarlık HES projesi için vermiş olduğu ‘ÇED Gerekli Değil’ kararının yürütmesini durdurmuş ve ardından iptal etmişti. Mahkeme, aynı HES projesi için vermiş olduğu ‘ÇED Olumlu Raporu’ için de açılan davada bu kez ÇED Raporunu iptal etmiş ve bölgede ‘Havza planlaması yapılmadan herhangi bir proje geliştirilemeyeceği’ yönünde karar vermişti.BAKANLIĞIN İÇME SUYU KAYNAĞINA YIKIM PROJESİ İNADIBütün bu yargı kararları ve köylülerin mücadelesine karşın Bakanlık bu kez, içme suyu tesislerinden daha yukarıda, Göl HES adı altında projelendirilen başka bir HES projesi için ÇED süresi başlattı ve ‘ÇED Olumlu Raporu’ verdi. Köylüler, bu kez de köy muhtarlığının öncülüğünde bu proje için de Rize İdare Mahkemesine gitti. Mahkeme, Bakanlığın verdiği ÇED raporunun yürütmesini durdurarak, bölgede bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verdi.
Galatasaray, Veysel Sarı'yı Borsaya Bildirdi
Galatasaray Spor Kulübü, Veysel Sarı'nın Kasımpaşa'ya transferiyle ilgili KAP'a açıklama yaptı.Galatasaray Kulübü'nden Kamuyu Aydınlatma Platformu'na gönderdiği bildirim şu şekilde;' Profesyonel futbolcumuz Veysel Sarı'nın Kasımpaşa Sportif Faaliyetler AŞ'ye transferi konusunda resmi görüşmelere başlanmıştır.'
Reklam
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Gazeteciler tutuklanır, “Dünyanın en özgür medyası bizde” diye konuşulur.Kitaplar toplatılır, “Bazı kitaplar bombadan daha tehlikelidir” diye açıklama yapılır.Gazete taşıyan kamyonlar polis tarafından çevrilir, “İfade özgürlüğü ile ilgisi yok” denir.Allah aşkına iktidarın ifade özgürlüğünden anladığı nedir?İfade özgürlüğü yalnızca hoşunuza giden şeylerin yazılması mıdır?Basın ve ifade özgürlüğü yalnızca propaganda yapılması mıdır?Uçak dolusu gazeteciye yazdırılan sözler midir?
Dink Ailesi Avukatı Bakırcıoğlu: 'Üst Düzey Görevliler de Tutuklanmalı'
Hrant Dink cinayetinin üzerinden sekiz yıl geçti. Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘karanlık dehlizlerde kaybolmayacak’ dediği cinayet davası hâlâ adliye koridorlarında. Cinayette adı geçen kamu görevlileriyle ilgili olarak, 2010’daki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararına rağmen yıllarca hiçbir işlem yapılmadı. Hükümetle Gülen Cemaati arasındaki ittifakın dağılmasının ardından ise soruşturma savcısı değişti ve kamu görevlileri ifadeye çağrılmaya başlandı. Dink cinayeti soruşturması, tarafların birbirine sorumluluk atmaya çalıştığı bir savaş alanına dönüşmüş durumda. Bugünlerde ise ilk kez, kamu görevlileri, cinayetle ilgili olarak tutuklanmaya başlandı. Dink ailesi avukatlarından Hakan Bakırcıoğlu, AGOS gazetesinden Uygar Gültekin'e süreci ve son gelişmeleri değerlendirdi.Cinayetin üzerinden sekiz yıl geçti. Bu davada temel taşlar neler?Olan biteni kısaca özetlemek bile her şeyi ortaya koymaya yeter. Olaylar, Agos’ta, 6 Şubat 2004’de Sabiha Gökçen’in Ermeni asıllı olduğunu iddia eden bir haberin Hrant Dink imzasıyla yayımlanmasıyla başlıyor. Bu haberin Hürriyet tarafından 21 Şubat 2004 tarihinde manşete taşınarak haber yapılmasına değin herhangi bir yankısı olmamıştı. Haberin Hürriyet’te yayımlanmasının ertesi günü, 22 Şubat 2004 tarihinde Genelkurmay Başkanlığı resmi internet sitesinde bir basın açıklaması yayımladı ve Hrant Dink hedef gösterilerek “Ulusal birlik ve beraberliğimizin en güçlü olması gereken bu dönemde, milli birlik ve beraberliğimize ve milli değerlerimize yönelik bu tip yayımların ne amaçla yapıldığı, Türk toplumunun büyük bir kesimince artık anlaşılmakta ve endişe ile izlenmektedir” denildi.Bu açıklamanın bir gün sonrası, yani 23 Şubat 2004 tarihinde Hrant Dink İstanbul Valiliği’nde görüşmeye çağrıldı. 24 Şubat’ta Vali yardımcısının yanında iki MİT görevlisinin de olduğu bir görüşme gerçekleşti. 25 Şubat’ta Dink hakkında suç duyurusunda bulunuldu ve 26 Şubat 2004 tarihinde de Agos önünde eylem yapıldı. Bu tarihten sonra da basın yayın organlarında Hrant Dink aleyhine çok sayıda haber ve yorum yapıldı. 16 Nisan 2005 tarihinde Hrant Dink hakkında ‘Türklüğü Neşren Tahkir ve tezyif’ suçlaması ile dava açıldı.Yargılamada, bilirkişilerin ‘Türklüğe hakaret bulunmamaktadır’ raporuna ve Yargıtay Başsavcılığı’nın itirazına rağmen mahkumiyet kararı Yargıtay tarafından onandı. Bu karar sonrası da Hrant Dink’e yönelik tehdit atmosferi büyüyerek sürmeye devam etti, yeni davalar açıldı. Duruşmalar sırasında adliye önünde eylemler yapıldı, saldırı girişimleri yaşandı. Bu gelişmeler İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü ve Valilik görevliler başta olmak üzere devletin istihbaratından ve güvenliğinden sorumlu olan tüm kurum görevlilerinin de bilgisi dahilindeydi.Kamu görevlileriyle ilgili soruşturmanın Hükümet ile Cemaat arasındaki kavgadan dolayı başladığı yönünde bir algı var. Ancak hukuken verilmiş önemli kararlar da var. Kamu görevlilerini adliyeye getiren hukuki süreç nasıl gelişti?2007 ve 2008 yıllarında Kamu görevlileri hakkında Hrant Dink cinayeti nedeni ile yapılan incelemeler sonucu soruşturma izni verilmesi ve dava açılmasını gerektiren çok sayıda olgu ve delil bulunmasına rağmen bir kısım kamu görevlisi hakkında soruşturma izni verilmedi. soruşturma izni vermesine rağmen, Bölge İdare Mahkemesi tarafından bu izin de kaldırıldı. Bu kararlar aleyhine İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’ne başvurduk. AİHM 2010 yılı Eylül ayında Hrant Dink’e yönelik tehdidin ‘açık ve yakın bir tehdit’ olduğunu, kamu görevlilerinin Hrant Dink’e yönelik açık ve yakın tehdidi bildiklerini veya bilebilecek durumda olduklarını, buna rağmen Devlet kurumlarının Hrant Dink cinayetini önlemediklerini karara bağladı. Bu karar yargı mercileri yönünden bağlayıcı bir karar olduğundan ilgili mahkeme bu görevlilerin AİHM kararındaki tespitler dikkate alınarak soruşturulmaları gerektiğini kararlaştırdı. Akabinde yine AİHM kararı dikkate alınarak Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu tarafından 2014 yılı Temmuz ayında Trabzon İl Jandarma ve Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü görevlilerinin soruşturulmaları gerektiği kararı verildi.İstihbarat birimleri arasındaki yazışmaların da ortaya koyduğu üzere Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı görevlileri de Hrant Dink’e yönelik tehditlerden ve öldürüleceğine ilişkin tasarıdan haberdardı. Dolayısı ile tüm bu bilgi ve kararlar bizi sözünü ettiğimiz kamu kurum görevlilerinin Hrant Dink cinayetinde bütünsel bir sorumluluğa sahip oldukları sonucuna götürüyor.Kamu görevlileriyle ilgili devam eden soruşturmada ilk kez tutuklama kararı çıktı. Tutuklama kararı dava sürecinde ne kadar önemli?‘Kasten öldürmenin hareketsiz kalınarak işlenmesi’ suçunu düzenleyen TCK madde 83, failin 25 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmasını öngörmekte. İstenen cezanın üst sınırı ve Hrant Dink cinayetinin yarattığı toplumsal ve siyasal sonuçlar dikkate alındığında tutuklama tedbirine başvurulması gerekmekteydi ve bu gereklilik kamu görevlilerine yönelik ilk kez uygulandı. Bu tedbirin Dink cinayetinde sorumluluğu olan ve cinayeti engelleme konumunda bulunan üst düzey görevliler hakkında da uygulanması gerektiğinde ısrarcıyız.Trabzon Emniyet ve Jandarma görevlileri cinayetin tetikçilerine yönelik operasyon yapmadı. Hrant Dink ise İstanbul’da öldürüldü. İstanbul Emniyeti’nin sorumluluğu olduğunu beyan ettiniz, bu sorumlulukların neler olduğunu açıklayabilir misiniz?Hrant Dink İstanbul’da yaşamaktaydı. Evi ve Agos gazetesi bu şehirdeydi. Gündüz vakti İstanbul şehrinin en kalabalık caddelerinden birinde vuruldu. Cinayete giden süreçte, az önce bahsettiğimiz birçok gelişme İstanbul’da yaşandı. Bunlara ilaveten, İstanbul Ermeni Patriği Mesrob Mutafyan 2006 yılı Ekim ayında Ermenilere ve Ermeni kurumlarına yönelik tedbir alınması talebinde bulunmuştu. Hrant Dink’in kendisi, Agos yazarı Sarkis Seropyan ve oğlu Arat Dink’e yönelik ölüm tehdidi nedeni ile Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde suç duyurusunda bulunmuştu… Ve Hrant Dink, öldürülmeden bir hafta önce yayınladığı ‘Neden Hedef Seçildim’ adlı yazısında da 2004 yılından itibaren yaşadıklarını anlattıktan sonra ‘Ve işte yine uçurumun kıyısındaydım. Peşimde tekrar birileri vardı. Onları seziyordum. Ve onların Kerinçsiz ekibiyle sınırlı ve salt onlardan oluşacak denli sıradan ve görünür olmadıklarını çok iyi biliyordum’ demişti.Koruma Hizmetleri Yönetmeliği’ne göre ve tüm bu gelişmeler dikkate alındığında, MİT ve İstanbul İl Emniyet İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler başta olmak üzere yetkililerin, Hrant Dink’e yönelik koruma tedbiri alması yükümlüğünün bulunduğu ve bu yükümlüğün yerine getirilmediği açıkça ortada.Trabzon Emniyeti’ndeki kamu görevlileri bu konuda gerekli istihbaratın, hem Emniyet Genel Müdürlüğü hem de İstanbul’a verildiğini söylüyorlar. Hangi aşamada operasyon yapma sorumluluğu başlar?Yasin Hayal tarafından Hrant Dink’e yönelik eylem yapılacağı bilgisi edinildiği andan itibaren Yasin Hayal ve üyesi olduğu örgüte yönelik yoğun bir fiziki takip başlatılmalı, cinayet tasarısı Savcılığa bildirilmeli, ilişkileri belirlenmeli ve gecikmeksizin Yasin Hayal ve örgütüne yönelik operasyon yapılmalıydı.Trabzon’da Jandarma görevlileri hakkında devam eden bir dava var. Jandarma personeline Emniyet görevlilerine nazaran daha erken dava açıldı. Bu bir gelişme sağladı mı?Trabzon İl Jandarma Komutanlığı’nın üst düzey komutanları Ali Öz, Metin Yıldız ve diğerleri, bilebildiğimiz kadarı ile en geç 2006 yılı Temmuz ayında Yasin Hayal’in Hrant Dink’i öldürmeyi tasarladığını ve bu cinayeti işleme kararlığında olduğunu, İstanbul’a geldiğini, Agos ile Hrant Dink’in evinin çevresinde ve bu iki mekan arasındaki yol güzergahında keşifler yaptığını, krokiler hazırladığını, silah temin etmeye çalıştığını biliyordu. Trabzon İl Jandarma Komutanlığı görevlileri tarafından 20 Ocak 2007 tarihinde saat 21:30’da hazırlanan evrakta cinayetin el yapımı bir silah ile işlendiği bilgisine de yer verilmişti. Oysa ki Ogün Samast, Samsun otogarında saat 23:00 sıralarında yakandı ve cinayet silahı da o saat itibari ile ele geçirildi. Yani Trabzon İl Jandarma Komutanlığı görevlileri henüz cinayet silahı ele geçirilmeden silahın niteliği konusunda bilgi sahibiydiler. Tüm bu bilgilere rağmen Trabzon İl Jandarma görevlileri hakkında açılan dava, ısrarlı bir şekilde ‘görevi ihmal’ suçlaması ile yürütüldü ve sanıklar bu maddeden ceza aldı. Mahkeme kararını, sanıkların fiillerinin TCK m. 83 kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesi ile temyiz ettik, dosya halen Yargıtay’da. Trabzon İl Jandarma Komutanlığı görevlilerinin cinayetteki sorumluluğu görevi ihmal veya kötüye kullanma kapsamında kaldığı müddetçe bu yargılamanın erken başlamış olmasının bir değeri olmayacak.Özellikle cemaatçi olarak tanımlanan polisler, soruşturma aşamasında öne çıkartılıyorlar. Cinayete cemaatin bir eylemiymiş gibi gösteriliyor. Bu soruşturmanın sadece cemaatçi olarak adlandırılan polislerin yargılandığı bir davaya dönüşmesi nasıl bir tablo ortaya çıkarır?Soruşturmaya dahil edilen ve edilmesi gereken kamu görevlilerinin sorumluluğunu tartışmaya açtığımızda şu soruları bizim ve kamuoyunun sorması gerektiğinden hareket etmekteyiz. Öncelikle sözü edilen görevlilerin; hangi görevde oldukları, hangi bilgilere sahibi oldukları veya olmaları gerektiği, görevlerinin gereğinin ne olduğu, adım adım yaklaşan bir cinayeti önleme konusunda ne tür yetki ve tasarruflara sahip bulundukları ve hangi tutumu sergilemedikleri için Dink cinayetinin işlendiği bizim açımızdan öncelikli ve hayati sorulardır.Bu soruların yanıtı bize sorumluların kimler olduğunu göstermiştir ve gösterecektir. Tekrarla; Dink cinayeti bir mutabakat cinayetidir. Bütünsel sorumluluğun bulunduğu bir cinayettir. Düzenlenecek iddianame bütünsel sorumluluğu içerecek şekilde düzenlenmelidir. Bir grup, kesim veya salt bir kurum görevlilerini içerecek şekilde düzenlenecek iddianame eksik ve hatalı olacaktır.Öncelikle sözü edilen görevlilerin; hangi görevde oldukları, hangi bilgilere sahibi oldukları veya olmaları gerektiği, görevlerinin gereğinin ne olduğu, adım adım yaklaşan bir cinayeti önleme konusunda ne tür yetki ve tasarruflara sahip bulundukları ve hangi tutumu sergilemedikleri için Dink cinayetinin işlendiği bizim açımızdan öncelikli ve hayati sorulardır.Kamu görevlilerinin verdikleri ifadeleri nasıl değerlendiriyorsunuz. Nasıl bir tablo ortaya çıkıyor?Kamu görevlilerinin ifadelerinin bir kısmı basın yayın organlarında yer buldu. Basın yayın organlarında yer almayan ve soruşturmanın sağlıklı yürümesi için açıklamayı doğru bulmadığımız birçok ifade de mevcut. Bu aşamada şunu çok açık şekilde beyan etmek isterim ki, alınan her ifadede açığa çıkan bilgiler kamu görevlilerinin Dink cinayetindeki sorumluluğunu yeniden ortaya koymakta.Dink cinayetinde kamu görevlilerinin sorumluluğuna dair çeşitli açıklamalar geliyor. Ramazan Akyürek, Sabri Uzun, Ali Fuat Yılmazer’in açıklamaları ve ifadeleri basında yer aldı. Bu kişilerin nasıl bir sorumluluk alanları var?Bu kişiler elbette Dink cinayetinin işlenmesinde ciddi sorumlulukları bulunan kişiler. Ancak sorumluluk bu kişiler ile sınırlı değil. Dink cinayetinde sorumluluğun birkaç kişi veya bir veya birkaç kurum üzerinden tartışılması doğru sonuç vermez. Soruşturulan kişiler kendi sorumluluk alanlarından bahsetmeyerek diğer kişi veya kurumların sorumluklarına vurgu yaparak savunma geliştiriyor. Müdahil taraf olarak Dink cinayetinde bütünsel sorumluluk bulunduğunu beyan ettik ve ısrarla bunu beyan edeceğiz ve etmeye devam edeceğiz. Bütünsel sorumluluğunu göz ardı eden ifade ve yaklaşımlar da izin vermeyeceğiz. Bu anlamda da soruşturma sonucu iddianamenin kimler hakkında ve hangi suçlama ile düzenlendiğini değerlendireceğiz ve tutum belirleyeceğiz.Kaynak: AGOS
Erdoğan'dan Merkez Bankası'na: 'Yahu Sen Neyi Bekliyorsun'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, genç iş adamlarıyla biraraya geldi. Toplantıda Merkez Bankası'nı eleştiren Erdoğan, ''Merkez Bankamız da hakikaten dünyada herkes inerken, bizim Merkez Bankası sağ olsun hala olduğu yerde duruyor. İnmiyor, düşürmüyor, yahu neyi bekliyorsun sen? Şimdi diyebilirler ha, Merkez Bankası bağımsızdır, ben de bağımsızım'' dedi.Erdoğan'ın açıklamalarından satırbaşları;İki sihirli kelimemiz vardı. Biri güven diğeri ise istikrar. Biz bu ikisini gerçekleştirerek bugünelere geldik. Eğer güven olmasaydı istikrar olmazdı, istikrar olmasaydı ise güven olmazdı. İstikrarın olmadığı bir yerde ise ekonomi zaten olmaz.17-25 Aralık demokrasiye ve sivil siysete darbe girşişminde sonra paralel yapının bu işin başını çektiğini biliyoruz. Bu ülkenin pasaportunu kullanacaksın sonra gidip başka ülkelerde Türkiye adına karalama kampanyaları yürüteceksin. Bunların ana ilkesi şudur; amaçları uğruna herşey meşrudur. benim burada anlatmaktane edep edeceğim herşeyi yaparlar.Bu darbe girişimi doğrudan Türkiye'ye ve demokrasiye yapılmıştır. Beni değil sizlerin varlığı hedef alınmıştır. Her türlü tehditler ile her yerde maliyede, emniyette, yargıda haraçlar topluyordu. Bunu geçmişte başkaları yapıyordu şimdi ise ne yazık ki bu örgüt yapmaya başladı.'FAİZ YATIRIMIN ÖNÜNDE BÜYÜK ENGELDİR'Ekonomi üzerinden yapılan algı operasyonlarına dikkat edin. Gezi olayları sırasında ''Tüketmeyin ekonomi dursun'' çağrıları yapılmıştı. Çok ilginç... Bu olaylar ile birlikte faiz yükselmeye başladı. Ben şunu biliyorum yüksek faiz bu ülkede yatırımın önündeki en büyük engeldir.'FAİZ YÜKSEK KALMAYA DEVAM EDERSE...'Eğer faiz yüksek kalmaya devam ederse bu ülkede yatırımlar istenilen seviyede olmayacak. Girişimci üretemeyeceğiz. Bu finans sekötörü korkunç paralar kazanıyor. Bakıyorsunuz vatandaşın mevduatları ile paradan para kazanıyorlar. Bu mevduatlarda vatandaşın en az kazanacağı şekilde de dönüş yapıyor. Birde öte taraftan girişimcinin de önünü kesiyor.'YAHU SEN NEYİ BEKLİYORSUN?'Dünyada herkes faizleri indirirken bizim Merkez Bankası faizleri indirmiyor. Yahu sen neyi bekiyorsun. İşte petrol fiyatlarının geldiği nokta ortada. Bu durum bizim lehimize. Çok çok iyi noktadayız. Bizim bunu süratle vatandaşa yansıtmamız gerekiyor. Ben buradan diyorum Merkez Bankası bağımsız ise bende bağımsızım ve gereğini yapmak zorundayım. Gerekirse kendilerini çağırıp konuşacağım.'BEN DE BAĞIMSIZIM'Azerbaycan Devlet Başkanı buradaydı, biz hesapları 60 dolar üzerinden yaptık. Şimdi burada sıkıntımız var. Yatırımlar konusunda sıkınımız var diyorlar. Orada o 15 doların hesabını yapıyor. E bizim petrolle ilgili bizim bir sıkıntımız yok. Tam aksine lehimize şu anda. Bunun halkımıza dönüşünü yatırımcıya dönüşünü süratla sağlamak lazım. Ey Merkez Bankası daha neyi bekliyorsun. Şimdi diyebilirler ha, Merkez Bankası bağımsızdır, ben de bağımsızım.'KENDİLERİYLE KONUŞACAĞIM, BU İŞ BÖYLE YÜRÜMEZ'Kendileriyle de konuşacağım. Bu iş böyle yürümez. Burada bir şey var. Bizim yatırıma ihtiyacımız var, istihdama, üretime ihtiyacımız var. Şimdi istihdamda bir sıkıntı görünüyor. Yani bir çok batı ülkesiyle mukayese edilmeyecek şekilde iyiyiz de, inelim yüzde 5'e kadar ya, düşelim buralara. Biz geldiğimizde hizmet sektörü felaketti. Ama şimdi yeni alanlar açıldı. Oteller bizim sadece yaz mevsiminde çalışırdı. Ama şimdi dört mevsim otellerimiz çalışır hale geldi. Bu bizim için çok önemli bir atak.'BURALARA DURUP DURUKEN GELMEDİK'Biz şimdi turizmde yatırım yapacak yer bulmakta zorlanıyoruz. Az önce televizyonu izliyorum odamda. Erciyes'teki oteller okullar tatile girmeden yüzde 85 doluluk var. bu bir şeyi gösteriyor, neyi? Refah düzeyi aynı zamanda yükselmiş. Bu tür hem alanlar açılıyor. Palandöken, erciyes'e bakıyorsunuz her tarafta. Eskiden deniz kum güneş diye bakarken, şimdi biz turizmin hepsinde varız. Buralara durup dururken gelmedik.Bakıyorsunuz ihracatımız rekorlara doymuyor. Bir önceki yıla göre yüzde 4 artışla 158 milyar dolara ulaşarak cumhuriyet tarihimizin en yüksek seviyesine çıktı.'CUMHURBAŞKANLIĞI KÜLLİYESİ OLACAK'Güçlü bir Türkiye istemiyorlar. Burası Cumhurbaşkanlığı Sarayı. Ama burası kısa bir süreliğine saray olarak kalacak. Çok yakında burası Külliye olacak. Saray kavramından rahatsız olanlar temenni ederim ki külliyeden rahatsız olmazlar. Ana muhalefetten bir tanesi diyor ki 5-6 milyar dolara mal oldu diyor. Parayı harcayan biziz nereden çıkartıyorsunuz bu rakamları. Biz burayı proje hariç 18 ayda bitirdik. Mevcut TBMM binasına 1931 yılında başlandı 1960'da bitirildi. Meclis ve Anıtkabir yapımları yapıldıkları yıl ülke bütçesini sarsmıştır.'2 YILDA BUNLARI BİTİRECEĞİZ'Şu anda Türkiye'de bizim en büyük kütüphanemiz 2 milyon cilt kütüphaneye sahip olan bir kütüphane. Dünya çok farklı bir yerde. Orada asgari 4 milyon cilt kitap alabilecek şekilde hem dijital ortamda hemde yaprak kitapla orada bir cumhurbaşkanlığı kütüphanesi kuralım. Orada ayrı bir hedefimiz olacak, 24 saat öğrenciye halka açık bir kütüphane haline getirmek. Bunun hazırlıklarını yapıyoruz, projeler hazırlanıyor. İki yılda bunları bitireceğiz. Saray kavramından rahatsız olanlar temenni ederim ki külliyeden rahatsız olmazlar.'YAHU PARAYI HARCAYAN BİZİZ'Böyle anlattıkları gibi falan da değil yani. Dün baktım bir tanesi ana muhalefetten diyor ki, 5-6 milyar dolara mal oldu diyor. Yahu parayı harcayan biziz. Nereden çıkarıyorlar böyle rakamlar anlamak mümkün değil. Herhalde İngiltere'deki sarayın restorasyonu yapılacak, 5 milyar dolara mal olacakmış. Belki ortaya takıntı yapmış olabilir. Ama bunu bilmesi lazım. Her şeyi bunların kayıttadır. Biz burayı proje hariç 18 ayda bitirdik. Anıtkabir için hazırlıklara 1941'de başladı, yapı ancak 1953'te tamamlanabildi. Cumhurbaşkanlığı sarayı ise projeyle birlikte iki yılı bile bulmadı. Meclis ve anıtkabir projeleri inşa edildikleri dönemde ülkemizin bütçesini sarsmıştır. Oysa bugün türkiye bunun gibi onlarca yüzlerce projeyi aynı anda bitip inşa edip halkın hizmetine ulaşacak seviyededir.'ANITKABİR VE MECLİS PROJELERİ BÜTÇEYİ SARSMIŞTI'Anıtkabir için hazırlıklara 1941'de başladı, yapı ancak 1953'te tamamlanabildi. Cumhurbaşkanlığı Sarayı ise projeyle birlikte iki yılı bile bulmadı. Meclis ve Anıtkabir projeleri inşa edildikleri dönemde ülkemizin bütçesini sarsmıştır. Oysa bugün Türkiye bunun gibi onlarca, yüzlerce projeyi aynı anda bitirip, inşa edip halkın hizmetine ulaşacak seviyededir.'BÜYÜK DÜŞÜNMEK CÜCELERİN İŞİ DEĞİLDİR'Bütün bunların maliyeti üzerinden polemik yapanlar eğer art niyet taşımıyorlarsa Türkiye'nin ulaştığı seviyenin farkında değiller. Bizler bu arada Samsun-Sinop arasını yaptık, oranın maliyetini çok enteresan yarısının bedelinden hamd olsun burası daha az, bu. Yani Sayın Putin bir şey söyledi. Bu eser dedi büyük devlet olmanın alametidir dedi. Çok ilginç vaka budur. Şimdi Kremlin'e gittiğiniz zaman oraya gelen turistleri görürsünüz. İstanbul'da nereyi geziyorlar, Dolmabahçe, Topkapı Sarayı'nı geziyorlar. Büyük düşünmek cücelerin işi değildir. Tabii bu cücelere hakaret olmasın, onlar benim canım ciğerimdir. Bunların hepsi de iyi güzel ama yetmez. Ekonomik yıkıma uğramamızı yere kapaklanmamızı bekleyenlere bunun için uğraşanlara inat başımız dik şekilde kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz.'IRKÇILIK KRİTİK BİR ŞEKİLDE ARTMIŞ'Son dönemde Batı ülkelerinde İslamafobi artmış durumda. Irkçılık kritik bir şekilde artmış durumda. Bizim aksi yönde girişimlerimize rağmen medeniyetler çatışması tezi ete kemiğe büründürülmeye çalışılıyor.Eğer İsrail yönetimi Gazze'de binlerce kişiyi öldürüyorsa ben onu lanetlerim. Bazı ülkelerin İsrail yönetiminin avukatlılığına soyunması manidardır. Bir kaç ay önce bombalarla Gazze'yi yok edeceksin. Farnsa'ya gelen liderler neredesiniz. Suriye'de 350 bin insan öldü hani neredesiniz.'BİZİM DİNİMİZDE TERÖRÜN YERİ YOK'1 milyonun üzerinde ülkemizde sığınmacı var. Bize başka ülkelerin temsilcileri geliyor ne de iyi yapmışsınız diyor. Bırakın bu kuru lafları ne vereceksiniz ondan bahsedin.Bunlar samimi davranmıyor. Kendi ülkelerindeki teröristlere baksınlar. Kendi ülkelerinden kaçırıyorlar. Türkiye'den gelip geçiyor. Bizim dinimizde terörün yeri yok. Kimsenin de bizim dinimizi istismar etmek üzere yapılan saldırıları mal etmeye hakkı yok. Provakatör bir dergide yapılan yayınlar bu dergiyi Papa'da lanetliyor. Düşünce özgürlüğünün de bir sınırı vardır.'ÇÖZÜM SÜRECİNE DESTEK OLMANIZI BEKLİYORUM'Türkiye'ye yönelik olumsuzluk beklentilerin yoğunlaştığı bir alanda sosyal barıştır. Doğu ve Güneydoğu'da yaşanan hadiselerdir. Biz tarihi bir adım atarak çözüm süreci başlattık. Tüm saldırılara sıkıntılara rağmen, çözüm sürecinin kararlılıkla yürüdüğünü belli bir noktaya geldiğini görüyoruz. Yakın bir zamanda çok daha somut umut verici gelişmeler bekliyoruz. Sizlerden çözüm sürecine daha fazla destek olmanızı bekliyorum. Türkiye'nin bu meseleyi tamamen geride bıraktığında müthiş bir sıçrama yapacağına inanıyorum. 77 milyon aynı hedeflere aynı inançla aynı azimle yöneldiğimizde önümüzde hiçbir güç duramaz.Burada bir gerçek var. Teşvik politikalarımız, 6'ncı 5'nci bölge. Buralarda arazi, vergi olsun, bütün alanlarda hele hele üretim stratejikse birinci bölgede dahi ciddi teşvikler var. Bu konulara girmenizde büyük fayda var. Genç girişimcilerimizin bu alanlarda adım atması hem kendileri hem kendileri açısından büyük önem arz ediyor. Tüm Batı demokrasi insan hakları ve farklılıklara saygı konusunda önemli bir imtihanın eşiğinde bulunuyor.FRANSA'DA YAPILAN SALDIRIFransa'da bir mizah dergisine yapılan saldırının arkasına sığınarak, İslam'ın kendisine, sevgili peygamberimize yönlendirilen nefret dalgasını endişeyle takip ediyoruz. Bizim girişimlerimize rağmen, medeniyetler çatışması tezi ete kemiğe büründürülmeye çalışılıyor. Ben İspanya Başbakanı, şu anda değil. Zapatero ile birlikte Medeniyetler İttifakı'nın temelini attık. Şu anda 146 ülke ve kurum buranın üyesidir. Biz buraya davet ederken, medeniyetler çatışmasını körüklemek isteyenlerin öne çıktığını gördük.'BEN ONU LANETLERİM'Tüm insanlığa halkıma sesleniyorum. Bütün bu olaylar karşısında, kalkıp da Türkiye üzerinden bazı operasyonlara girişmek hayaldir, bunu bilmenizi istiyorum. Ben gerçek tespiti yapıyorsam, bunu eleştirenler acaba Erdoğan niye yaptı diye sorması lazım. O ülkenin gücü beni ilgilendirmez. İsrail yönetimi, halkı demiyorum. Gazze'de Filistin'de 2600 insanı çoluk çocuk demeden öldürüyorsa ben onu lanetlerim.'BAZI ÜLKELERİN...'Ve bazı ülkelerin kalkıp da İsrail yönetiminin avukatlığına soyunması manidardır. Ben şunu söyledim. Netenyahu buraya hangi yüzle geldi dedim, iki yüzlülüktür dedim. Birkaç ay önce bombalarla orada Gazze'yi yerle bir edeceksin, 2600 insanı öldüreceksin. Peki Fransa'ya gelen bu liderler neredesiniz, niye sesiniz çıkmıyor. Aynı şekilde 350 bin insanın öldüğü Suriye'de nerede insanlık? Niye sesiniz çıkmıyor. Şu anda benim ülkemde bir milyon 700 bin sığınmacı var, hani desteğiniz? Siz bombalardan kurtardınız, topraklarınızda barındırıyorsunuz, yediriyorsunuz, giydiriyorsunuz. Yanımıza geliyorlar, çok teşekkür ederiz, hakikaten her ülkenin kaldırabileceği bir iş değildi. Yahu bırakın böyle kuru lafları, ne destek veriyorsun onu söyle. Ve bize 5 milyar doları aştı şu ana kadar yaptığımız, verdiği destek 250 milyon dolar.'KENDİ ÜLKENDEN KAÇARKEN PASAPORT KONTROLÜNÜ İYİ YAP DA KAÇMASIN'Tüm Avrupa'da kalanların sayısı ne biliyor musunuz? 150 bin. Vaka ortada. Bunlar maalesef dürüst davranmıyorlar. Samimi davranmıyorlar. İşte Avrupa'nın bir çok ülkesinde teröristler şu anda oralarda kalıyor. Türkiye üzerinden gelip geçenlerden bahsediyorsun. Sen kendi ülkenden çıkarken, kendi pasaport kontrolünü iyi yap da kaçmasın. E kaçırdın, bize bildir. Aksi takdirde konuşamazsın. Herhangi bir sıkıntısı yok. Dünyanın her yerinde Müslümanlara yönelik saldırılar, işte Filistin'de Mısır'da Myanmar'da aynı şekilde devam ediyor.'ÖZGÜRLÜK DENMEZ BUNA'Bizim dinimiz teröre müsaade etmez, terörün yeri yok. Ve kimsenin de bizim dinimizi istismar etmek suretiyle yapmış oldukları terör eylemlerini kalkıp Müslümanlara fatura etme hakkı yok. Provokatif yayınlarıyla nam salmış bir dergiye, ki bu dergiyi Papa da lanetliyor. Bunun provokatif eylemlerini biliyor. Müslümanlar hakkında da Hristiyanlar hakkında da maalesef özgürlük denmez buna. Başkasının özgürlük alanının sınırlarının içerisine girerse orada terör estirmek denir. Düşünce özgürlüğünün de bir sınırı vardır, benim özgürlük alanıma kadar. Benim özgürlük alanıma geldiğinde orada duracaksın ki benden de saygı göresin. Biz nasıl ki tüm peygamberleri saygın görüyor, aynen peygamberimize gösterdiğimiz saygıyı sevgiyi tüm peygamberlere gösteriyorsak, onun için biz herkesten aynı şeyi bekliyoruz.'EĞER ONLAR ATEİSTSE BENİM KUTSALIMA SAYGI DUYACAK'Efendim onlar ateist. Olabilir, eğer ateistse benim kutsalıma saygı duyacak. Duymuyorsa bunun toplumu tahrik anlamına gelir ki, tahrik de bir suçtur.'FRANSA'DAKİ 12 KAYIP İÇİN TÜM DÜNYAYI AYAĞA KALDIRIYORLAR'Ortaya konan tavır, binlerce masum çocuğun katli karşısında maalesef gösterilmedi, göstermiyorlar. Gazze'de İsrail yönetimini görmezden gelenler Fransa'daki 12 kayıp için tüm dünyayı ayağa kaldırıyorlar. Bunu niye konuşmuyoruz? Ellerinde sahilde oynayan çocukların kanu olanların, binlerce masumun kanı olanların, her gün devlet terörü estirenlerin terörü kınaması sadece pişkinliktir. Suriye'de yüzbinler katlediliyor. Kılları kıpırdamayanlar 12 kişinin ölümü karşısında birden vicdan ağıtları yakması bize inandırıcı gelmiyor.CUMHURİYET'E AĞIR ELEŞTİRİ: SEN HANGİ ÜLKEDESİN YASen hangi ülkedesin ya? Bu ülkenin yüzde 99'u Müslüman diyorsun. Sadece Müslümanların kutsalına değil, kimsenin kutsalına bu şekilde hakaret edemezsin. Ve neymiş emniyet görevlileri gelmiş arama tarama yapmışlar. Vatandaş gelmiş tahrik ediyor. Böyle yaptığın sürece sen tahriki davet ediyorsun. Bunun kapısını sen açıyorsun. Ne yazık ki bu tür atılan adımlar, ülkenin birliğini beraberliğini de bozmaya yöneliktir. Müslümanların peygamberleri konusundaki hassasiyeti açıkça ortadayken ısrarla bunun üzerine gidilmesi kesinlikle düşünce hürriyetiyle ilgili değildir.'KARİKATÜRLERİN MİLYONLARCA BASILMASI DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜYLE İLGİLİ DEĞİLDİR'Saldırı sonrasında ortaya konan tutum, karikatürlerin milyonlarca basılması da düşünce özgürlüğüyle ilgili de değildir. Burada tehlikeli oyunlar oynanıyor. Avrupa, iki dünya savaşıyla on milyonlarca insanın ölümüne yol açmıştı. Tarihten ders almayanların, bir medeniyetler savaşı çıkartmaya çalıştıklarından ben endişe ediyorum. İnsanlığın bu büyük yanlışa düşmeyeceğine inanıyorum.'HİÇBİR ÖLÜM 12'DEN DAHA DEĞERSİZ DEĞİLDİR'Hatırlayın dünya beşten büyüktür dedim. Bunu BM Genel Kurulu'nda da söyledim. Hiçbir ölüm de can da 12'den daha değersiz değildir. Biz Türkiye olarak üzerimize düşenleri yapmaya devam edeceğiz.'Sondakika.com
Reklam
Brüksel Otomobil Fuarı 93. Kez Kapılarını Açtı
Belçika'nın başkenti Brüksel'deki Expo Center'da düzenlenen Brüksel Otomobil Fuarı, bu yıl 93. kez kapılarını açtı.Fuarda son model otomobillerin yanı sıra motosiklet ve kamyonetler de görücüye çıktı.Belçika Otomobil Federasyonu (FEBIAC) tarafından düzenlenen ve motorlu taşıt üreticilerinin yüzde 97'sinin katıldığı fuarda 600 otomobil ile yüzlerce motosiklet ve kamyonet sergileniyor.Expo Center'da 26 Ocak'a kadar açık kalacak olan fuarı 600 bin kişinin ziyaret etmesi bekleniyor.AA
'Yıkmadan Önce Para Ödenmeli'
Zeytinburnu’ndaki 16:9 gökdelenleri için verilen yıkım kararı yeni bir boyut kazandı. Tıraşlanacak katlarda daire sahibi olan bir şirketin açtığı davada, daire sahiplerine aldıkları taşınmazın bedeli ödenmeden yıkım yapılamayacağına karar verildi.Cumhuriyet'ten Özlem Güvemli'nin haberine göre; Zeytinburnu’nda 16:9 gökdelenleri için verilen yıkım kararı yeni bir boyuta taşındı. Tıraşlanacak katlarda daire sahibi olan şirketin Zeytinburnu Belediyesi’ne açtığı dava sonucunda, idare mahkemesi satın aldığı sırada geçerli bir inşaat ruhsatı bulunan davacıya “bedeli ödenmeden” yıkım yapılmasını hukuka uygun bulmadı. Mahkeme idare kusurlu olduğu için tazminat ödemesi gerektiğini belirtti. Tarihi Yarımada’nın siluetine bıçak gibi saplanan ve daha inşaatı başlamadan tartışma konusu olan 16:9 gökdelenleri için verilen “tıraşlama” kararında yeni bir gelişme yaşandı. Gökdelenlerin tıraşlanması gereken B Blokun 10. katında daire sahibi olan bir şirket yıkım kararı veren mahkeme kararı doğrultusunda encümen kararı ile “yapı tatil tutanağı”  düzenleyen Zeytinburnu Belediye Başkanlığı’na dava açtı.Şirket, tüm süreçlerin idarenin bilgisi ve onayı dahilinde yapıldığını, bu durumda idarenin tazminat ödemesi gerektiğini belirterek işlemin iptal edilmesini istedi. Zeytinburnu Belediyesi de savunmasında mahkeme kararları doğrultusunda taşınmazın plansız ve ruhsatsız durumda kaldığı, ortaya çıkan hukuki durum nedeniyle encümenin yıkım kararı aldığını belirterek davanın reddini istedi.İdare kusurluDosyayı karara bağlayan İstanbul 7. İdare Mahkemesi, AİHM kararlarından örnekler vererek sağlıklı ve dengeli bir çevrenin oluşturulması bakımından yürürlükteki plan hükümlerine aykırı olarak inşa edilen yapıların, inşa edildiği tarihte yürürlükteki plan  ve ruhsata uygun olarak yapılsa da yargının aldığı karar doğrultusunda yıkılması gerektiği belirtildi. Yıkım kararında bu açıdan mevzuata aykırılık bulunmadığı ifade edildi. Ancak yıkım işlemi tesis edilmeden önce hukuka aykırı plan yapan ve ruhsat veren idarenin kusurlu davranışı nedeniyle tapu kayıtlarına, resmi belgelere güvenen iyi niyetli kişilere mülkiyet hakkının korunması bakımından yıkıma konu olan taşınmazın bedelinin ödenmesi gerektiği kaydedildi. Kararda, “Bu nedenle satın aldığı sırada geçerli bir inşaat ruhsatı bulunan ve ardından yapı kullanma izin belgesi düzenlenen bağımsız bölümün bedeli davacıya ödenmeden, sonradan ruhsatsız hale gelen yapımının yıkımı için tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır” denildi. Dava sonu encümen kararı 5 Eylül 2014’te oybirliği ile iptal edildi.Cumhuriyet
Reklam
Suudi Aktivistin Raif Bedevi'nin Cezası Ertelendi
Uluslararası Af Örgütü, İslam’a hakaret ettiği gerekçesiyle 10 yıl hapis cezası ve bin kırbaca mahkum edilen aktivist Raif Bedevi'nin cezasının infazının ertelendiğini açıkladı.İnternette bir forum sitesi kurarak, bu site üzerinden İslam’a hakaret ettiği gerekçesiyle hüküm giyen Suudi Arabistanlı aktivist Raif Bedevi'nin kırbaç cezasının infazı ertelendi.Geçen hafta halkın önünde 50 kez kırbaçlanan Bedevi'nin Cuma namazını takiben yeniden kırbaçlanması planlanıyordu.Ancak Uluslararası Af Örgütü'nün de doğruladığı bilgiye göre ceza başka bir tarihte infaz edilecek.2006 yılında Özgür Suudi Liberaller adıyla bir internet sitesi kuran Raif Bedevi, 10 yıl hapis, 1000 kırbaç ve 266.000 dolar para cezasına çarptırılmıştı.Kaynak: Reuters
Reza Zarrab, Zafer Çağlayan'dan 240 Bin Euro Aldığını Otel Kağıdına Yazmış
Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan için, Reza Zarrab’ın Cenevre’den getirtiği iddia edilen 300 bin franklık saate karşılık ödeme yaptığına dair en önemli kanıtın “Saat bedeli olan 240.000# Euro’yu M. Zafer Çağlayan'dan teslim aldım” yazılı bir otel kağıdına yazılmış yazı olduğu ortaya çıktı.REZA Zarrab’ın (Rıza Sarraf), eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan için Cenevre’den getirtiği iddia edilen 300 bin franklık Patek Philippe marka saatle ilgili belgelerin ayrıntıları Meclis Soruşturma Komisyonu’nun raporunda ortaya çıktı. Soruşturmadaki birçok belge, 681 sıra sayısı verilen raporla birlikte TBMM’nin internet sitesinden tüm vatandaşların erişimine açıldı. Saate ilişkin “elden ödeme” yazısı, komisyondaki AK Partili üyelerce saatin hediye veya rüşvet olmadığına ilişkin önemli kanıtlardan biri kabul edilmişti. Komisyon raporunda, 30 Ekim 2013 tarihli ödeme yazısı ve gümrük cezasına ilişkin ödeme kayıtları vurgulanarak, “Aynı konuya ilişkin diğer şüpheliler yönünden verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararı birlikte değerlendirildiğinde, isnat edilen eylemin gerçekleşmediği sonucuna ulaşılmıştır” denildi.CONRAD KAĞIDINDAHürriyet'ten Bülent Sarıoğlu'nun haberine göre, Zarrab’ın 240 bin Euro’yu teslim aldığına ilişkin belgenin, Conrad Otel’in misafirleri için hazırladığı antetli kağıda yazıldığı görüldü. Belgede, yazım hatalarıyla birlikte, “Saat bedeli olan 240.000# Euro’yu M. Zafer Çağlayandan teslim aldım” ifadesi ve Rıza Sarraf imzası yer aldı. Çağlayan, saati 25 Eylül 2013’te teslim aldığını açıklamıştı.YÜZDE 11 İNDİRİMBu belgenin hemen altında, Patek firmasının saati satarken Cenevre’de kestiği 24 Eylül 2013 tarihli faturaya yer verildi. Zarrab’ın kuryesi Murat Yılmaz adına kesilen faturada kuryenin adresi Bodrum olarak görünüyor. Saat ve mekanik kullanım kılavuzuyla ilgili bilgilerin yer aldığı faturaya göre saatin asıl bedeli 334 bin 400 İsviçre Frankı. Firma, nakit ödeme indirimi ve alıcının yabancı olması nedeniyle yüzde 8 KDV istisnasıyla birlikte 34 bin 400 frank indirim yaptı.ADLİ TIP'A İNCELETMEDİLERCHP’li komisyon üyesi, İzmir Milletvekili Erdal Aksünger, soruşturmayla ilgili eksik belgelerin yanı sıra mevcut belgelerle ilgili incelemelerin de yapılmadığını savunarak şunları söyledi: “Peçeteden hallice, alelade bir kağıda yazılmış belgeyi kanıt kabul ettiler. Kağıt, operasyondan önceki tarihi taşıyor. Oysa Adli Tıp’ta kriminal bir inceleme yapılsaydı, mürekkep yapısı ve kağıt analizleriyle bunların hepsinin sonradan hazırlandığı tespit edilirdi. Koskoca gümrüklere gönderildiği iddia edilen yazılar alelade kağıtlarla önümüze getirildi. Belgelerle ilgili hukuki araştırma da yapılmadı. Barış Güler yazı örneği vermek için savcılığa gelince hangi eliyle yazdığını unutuyor. ‘Sağ el miydi, sol el miydi’ diye denemeye kalkarak imzasını değiştirmeye çalışıyor. Daha önceden bir devlet kurumuna veya sigorta şirketine verdiği bir imza incelenseydi, sahte imza atmaya çalışıyorsa anlaşılırdı. Ama bunun onda biri bile yeterliyken, ‘İtiraf etseler bile yeterli şüphe yoktur’ diyen komisyon üyeleri oldu. Ne kadar büyük bir siyasal tiyatro oynandığını gördük.”İKİ SAYFA DALGINLIĞA GELMİŞAdli Tıp Kurumu’nun tapelerle ilgili “uygunluk” raporunun kapsamını gösteren ilk iki sayfanın ortaya çıkmasıyla “montaj” tartışması devam etti. Soruşturma Komisyonu Başkanı Hakkı Köylü, iki sayfayı savcılıktan isteterek Meclis Başkanlığı’na verilen ek dosyalarda tamamladıklarını söyledi. Köylü, “Alt komisyon olarak savcılığa gittiğimizde belgelerden örnek aldık. Herhalde o sırada görevli arkadaşların dalgınlığına geldi, karıştırdılar araya. Ben hukuk neyi gerektiriyorsa onu yaptım. Esasında şu tartışmalı; Adli Tıp’ın bu konuda montaj mıdır değil midir, başka yerden alınmış sesler oraya monte edilmiş mi, bunları inceleyecek ihtisası yok. O ayrı bir ihtisas konusu. ‘Onu yegane bilen yer TÜBİTAK’ diyorlar” açıklamasını yaptı.Hürriyet
Reklam
Reklam