Mete Özgencil'in Kaleminin Büyüklüğünü Gösteren 9 Şarkı
Türk pop müziğinin gizli kahramanı Mete Özgencil, yazdığı her şarkıda kendi hâlini buram buram hissettiren özel bir yazar. 1997'den bu yana birlikte çalıştığı her ismi zirveye taşıyan şarkıların altına imza atan Mete Özgencil'i dokuz şarkıda hatırlayalım istedik. Liste 2013 yılında son buluyor, daha çok karşılaşmak dileğiyle. Tıpkı kendisiyle yaptığımız röportajda söylediği gibi: 'Bıkacağınıza özleyin!'
Jose Mourinho'dan Fatih Terim'e Tebrik Mesajı
Chelsea Teknik Direktörü Jose Mourinho, Hollanda maçının ardından Fatih Terim'e tebrik mesajı yolladı.Türk Milli Takımının Hollanda karşısındaki futbolu ve uzatmalarda kaçan galibiyet sonrası Jose Mourinho, Fatih Terim’e tebrik mesajı attı.Fatih Terim, karşılaşma sonrası kendisine ilk tebriğin Jose Mourinho’dan geldiğini ve Portekizli çalıştırıcının 6 dakikalık uzatma kararını da eleştirdiğini söyledi.Terim, “Bana ilk mesaj Mourinho’dan geldi. Mükemmel oynadınız, 6 dakikada uzatma olur mu” şeklinde konuştu.eurosport
'Kimse Erdoğan'dan Korkmasın, En Fazla İki Gün Hapis Yatarlar'
Usta tiyatro oyuncusu Mustafa Alabora , son dönemde sanat camiasından gelen 'siyasi iktidar ve Tayyip Erdoğan 'dan korkuyoruz' yolundaki açıklamalara ilişkin olarak, 'Onların korkaklığı. Yapsınlar. Benim yeteneğim olsa Erdoğan taklidi de yaparım. Korkmasın, yapsınlar. Alt tarafı 2 gün hapis yatarlar. En son karikatüristlere 11 ay ceza verdiler mesela. Korku imparatorluğu var tabii ki. Ama korkunun ecele faydası yok' diye konuştu. Alabora, 'Bu iktidar aydınlık, özgürlükçü ve emekten yana hiçbir şey istemiyor. Türkiye halkına güvenirim. Sağduyuludur. Bir gün gelir bunlara oy vermez' ifadesini kullandı.'Şu anda içinde bulunduğumuz dönemden söz edersek; Türkiye’de bir korku imparatorluğu yaratıldı' diyen Alabora, 'Suçsuz insanlar içeri atıldı. İşte o dönemde herkes konuşmaya korktu. Bu korku imparatorluğu Gezi’yle yıkıldı' dedi.Bugün gazetesinden Dilara Tahmaz 'ın sorularını yanıtlayan (29 Mart 2015) Mustafa Alabora'nın açıklamalarından satır başları şöyle:Çocukluğunuz kozmopolit bir çevrede geçmiş. Rumlarla, Yahudilerle komşuluk yapılan bir dönemden “Afedersin Ermeni” cümlelerinin kullanıldığı bir döneme geçiş Mustafa Alabora için ne ifade ediyor?Benim için dünyadaki en büyük suç ırkçılıktır. İnsanların bütün insanları, insan oldukları için sevmeleri gerekir. Ben çocukken bir kez nereden duyduysam yabancı dil konuşan birine o dönem slogan haline gelen “ Vatandaş Türkçe konuş” cümlesiyle bağırmıştım. Hayatım boyunca bunu söylediğim için utandım. Oysa ne güzel bir mozaiktir; biri Rumca konuşsun öbürü Ermenice. Menderes döneminin sonuçları işte.Kitabınızda çocukluğunuza dair bir başka anı da, Zeki Müren’le geçen yıllar. ‘Demokrasiye inancım onunla başladı. Çünkü cinsel kimliğine rağmen toplum tarafından ötekileştirilmedi’ diyorsunuz. Oysa günümüzde Huysuz Virjin’in kadın kılığında TV’ye çıkmasının yasaklandığı bir süreçten geçiyoruz. Sizce demokrasi yarışında gittikçe geriye mi gidiyoruz?Bizde hiçbir zaman gerçek demokrasi olmadı ki. Düşünün Demirel mecliste benim ve Halk Oyuncuları için soruşturma bile açtı. Maalesef bir şey değişmiyor. Bugünkü iktidar biraz daha dine yakın ve muhafazakar olduğu için bu tarz durumlar daha fazla eleştiriliyor. Ben eleştirilmesin demiyorum. Elbette eleştirilecek. İktidarı da eleştirmek gerek, ama önce bizim kendi demokrasimizi daha iyi okumamız gerekiyor. Geçenlerde TV’de birisi ‘Bizde zaten demokrasi hiç olmadı. Daima Başbakanlık sistemi oldu’ dedi. Çok doğru. Bizde kim başbakan olursa, o ceberuttur. Bu başbakanlar arasında Ecevit’in yeri ayrıdır. Çünkü o olmasa Memet Ali olmazdı.Neden?Mahir Çayan’ın da içinde bulunduğu Dev-Genç örgütüne Yılmaz Güney’le birlikte el altından yardım ettiğim öğrenilince 2 yıl hapis yatmıştım. Ecevit af çıkarmasaydı 2 yıl yerine 15-16 yıl yatmam bekleniyordu. 80’li yılların sonuna doğru çıkacaktım. Oysa 1977 yılında Memet Ali doğdu. Kısacası Ecevit affı olmasaydı Memet Ali de olmayacaktı.Sizin Nazım Hikmet hayranlığınız çok büyük. Yine bir dönem Deniz Gezmiş’in Türk halkı için ifade ettiği hayranlık duygusu bizim yaşıtımız birçok insanın adının Deniz olmasının sebebi. Sizce günümüzde kitleleri bu şekilde peşinden sürükleyecek siyasi figürler neden yok?Herhalde Türkiye’nin sosyolojisi artık buna izin vermiyor. Bütün bu yaşanılanlardan sonra, şu anda içinde bulunduğumuz dönemden söz edersek; Türkiye’de bir korku imparatorluğu yaratıldı. Suçsuz insanlar içeri atıldı. İşte o dönemde herkes konuşmaya korktu. Bu korku imparatorluğu Gezi’yle yıkıldı.Gezi gibi bir örgütlenme bile Deniz Gezmiş, Mahir Çayan gibi bir lider ortaya çıkaramadı. Bunu ‘Y kuşağı böyle bir örgütlenmeye lider istemedi’ şeklinde yorumlayabilir miyiz?Evet, kesinlikle lider istemediler. Ben çok konuştum oradaki çocuklarla. Her gün giderdim oraya. Bir lider istemediler, çünkü Gezi’nin kendisi liderdi.Şener Şen’in yakın zamanda gündeme gelen “Eylem yapmayı hayatta başka yapacak bir işi olmayanlara bırakıyorum” sözünü nasıl değerlendirirsiniz?Yaşar Kemal’e haksızlık yapmış derim. Yaşar ağabey hayatı boyunca bütün eylemlerin içinde oldu ve eserleri dünya çapında 40 ayrı dile çevrildi. Demek ki hem eylem hem de başka işler yapabilmiş.Hapis cezaları, fişlenme, sansürlenme ve işsizlik gibi sorunlar sizde bıkkınlık oluşturdu mu? Artık hiçbir siyasal faaliyette bulunmayacağım dediniz mi?Hayır demedim. Ben hiçbir zaman bıkkınlık duymadım ama geri çekildiğim oldu. 12 Eylül sürecinde Memet Ali çok küçüktü. O dönemde hapse atılmayıp işten atılınca sevinmiştim. Ne kadar trajikomik bir durum aslında. Korktuğum için değil. Memet Ali’nin sorumluluğu bende olduğu için.Şu zamana kadar sizi korkutan bir iktidar oldu mu?Hayır olmadı. Şu anki iktidar bile korkutamıyor, gerisini siz düşünün.Devr-i Süleyman oyununu oynarken Adalet Partisi Gençlik Kolları’ndan sürekli dayak yiyorduk diyorsunuz. O dönem şu anki Aktroller’in bir çeşit ön sürümüyle karşılaşmış olabilir misiniz?Aktroll nedir?Kendilerinden olmayan, farklı düşünceye sahip grupları tehdit eden, saldıran Ak Parti’li olduklarını savunan bir grup.Yani şu Memet Ali’yi tehdit eden insanlar gibi mi?Evet, kesinlikleÖyleyse bizim karşımıza çıkan Adalet Partisi Gençlik Kolları’yla benzerlik gösteriyorlar. Bir çeşit ilk sürümü yaşamış olabilirim dediğiniz gibi. Ama bunlar en azından yapamazsın diye tehdit ediyorlar. Onlar bir de gelip dövüyorlardı.Erdoğan için ölürüm sözleriniz bir dönem çok konuşuldu. Başlarda Ak Parti’ye karşı daha mı ılımlı bir yaklaşımınız mı vardı?Bu cümleyi böyle çarpıtanlara ben ne diyeyim. Balçiçek Pamir’in bir programıydı. Ben de demokrasinin tarifini yapmıştım. Voltaire der ki; “Senin fikrine yüzde yüz karşıyım ama senin fikrini savunmak için hayatımı veririm” Bunu aldı Mustafa Mutlu “Erdoğan için ölürüm ne demek? Sen benim için bittin Mustafa Alabora” diye yazdı. Ondan sonra böyle saçma sapan bir şey çıktı ortaya. Tamamen yanlış anlama. Ben Erdoğan’ı savunduğum zaman o mazlumdu. Şimdi muktedir, niye savunayım ki?Belki başlarda, yani AK Parti’nin iktidar olduğu ilk yıllarda Erdoğan’ın daha yumuşak söylemleri size samimi gelmiş olabilir mi?Bu adamlar askeri vesayeti kaldırmak için geldiler iktidara. Askeri vesayetten çok çekmiş, hapse girmiş bir adam, herhalde darbe meselesini savunamaz. O yüzden elbette ilk dönemde ‘Bu hükümet bunu becerirse, başka bir şey yapmalarına gerek yok’ diye düşündüm. Neden? Çünkü seçimle bir iktidardan kurtulabilirsin. Ancak askeri vesayetten hiçbir şekilde kurtulamazsın. Kim seçilirse seçilsin askerin dediği olur çünkü.Başlardaki daha ılımlı söylemlerin ardından, sanatçılara “Ulan hepiniz oradaydınız be diye bağıran” bir siyasi figürle karşı karşıya kaldınız. İlk hayalkırıklığınız ne zamandı?Hayalkırıklığı diye bir şey yok. İmam Hatip’ten gelmiş, dini laikliğe tercih etmiş, biri benim için hayalkırıklığı olamaz. Şaşırmadım da. Türkiye’de iktidara gelmiş hiçbir başbakan beni şaşırtmıyor. Kumaş olarak aynı bunlar neticede. Peki bizim aydınlarımız neden bu kadar panik yapıyor. Çünkü bu parti dini, referans alıyor. Kindar ve dindar nesiller yetiştireceğiz diyorlar çünkü.‘En az 3 çocuk yapacak, kızlı erkekli oturmayacak’ bir insan profili çizen iktidara karşı aydınların kaygılanması normal değil mi?Kaygılanmayacak, mücadele edecekler. Kaygım hiç yok. Türkiye halkına güvenirim. Sağduyuludur. Bir gün gelir bunlara oy vermez.Yılmaz Güney’le dava arkadaşınız. Fatoş Güney’in Kenan Evren’e tepkisi malum. Ancak bir konuşmasında, Kenan Evren’e yargı yolunu açma çalışmalarından dolayı iktidara destek verir tavrı ortaya çıkmıştı. Sizce Yılmaz Güney yaşasaydı, o da böyle mi düşünürdü?Hiç sanmıyorum.‘Erdoğan için ölürüm’ sözlerinizin yanlış anlaşılması arkadaş çevreniz arasında Müjdat Gezen gibi isimlerden tepki almanıza yol açtı mı?Hayır kesinlikle. Çünkü Müjdat beni doğru anlayan taraftaydı. Ancak ben Mustafa Mutlu’nun yazısından sonra ona röportajın kaydını yolladım. Yine de fikrinden vazgeçmedi. Çünkü Balçiçek programda bana “Darbeciler için ne düşünüyorsun?” diye soruyor. Ben de darbe yapmak büyük bir suçtur. İnşallah aklanırlar diyorum. Ona da kızdı Mustafa galiba. Ne deseydim? ‘Darbe yapmak iyi bir şeydir’ mi deseydim?Belki darbecilerin aklanmasını umduğunuz için kızmıştırKim Mustafa mı? Darbecinin kralı Mustafa’nın kendisi zaten!Darbenin ardından Şehir tiyatrolarından fişlenerek kovuluyor ve iş bulamıyorsunuz. Günümüzde de iktidar karşıtı söylemleriyle birçok oyuncu iş bulamamaktan şikayetçi. İki dönemi kıyaslamanızı istesem?Vardır bu tarz durumlar diye düşünüyorum. Evet ben şu anda bir yapımda yer aldım çünkü bağlı bulunduğum yapım şirketi beni tercih etti. Ama bu işten önce bana da yıllardır bir teklif gelmedi. Muhakkak bizler için bir çeşit fişleme durumu oluyordur. Yine de ısrarla altını çizmek istiyorum. Bu yeni bir şey değil. Bu her başbakanın kendine karşıt görüş benimseyenlere uyguladığı bir durum.Öyle diyorsunuz ama Devekuşu Kabare yıllarına baktığımızda siyasi göndermelerin, Demirel taklitlerinin havada uçuştuğunu görüyoruz. Günümüzde sanat çevresinde bir korku hakimiyeti olduğundan mı kimse Erdoğan taklidi yapamıyor?Onların korkaklığı. Yapsınlar. Benim yeteneğim olsa yaparım. Korkmasın, yapsınlar. Alt tarafı 2 gün hapis yatarlar. En son karikatüristlere 11 ay ceza verdiler mesela. Korku imparatorluğu var tabii ki. Ama korkunun ecele faydası yok.Röportajın tamamı içinT24
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Suriye’de denetimi imkânsız cihatçılara ele yüze bulaştırılan destek.Yemen’de başlayan Sünni-Şii savaşında Sünni blokuna kuyrukçuluk.Dün küfrettiğin Sisi ile silah arkadaşlığı.Neredeyse düşsün diye gözünün içine baktığın Kobane’den PYD onayıyla geçip yine PYD bölgesine “ecdad türbesi” kaçırmak.Arap Baharı ile cilalar döküldü. Ama cilaların dökülmesi mukadderdi.Madem Yiğit Bulut, Erdoğan’ı Sezar’a benzeterek Roma’yı hatırlattı, hatırlayalım.“Kartaca yıkılmalıdır.”Yıkılmazsa herkes birer birer önce Cumhurbaşkanı’na hakaretten sonra başka sebeplerle susturulacak.
Alex De Souza Jübile Yaptı
Fenerbahçe'nin unutulmaz oyuncuları arasında yerini alan Alex De Souza futbola veda etti.Uzun yıllar Fenerbahçe'de forma giyen ve onlarca başarı yaşayan yıldız oyuncu Alex De Souza jübile maçını yaptı ve yeşil sahalara veda etti.Brezilyalı oyuncunun jübilesinde Palmeiras 1999 ve Alex'in Arkadaşları arasında oynanan maçı 5-3'lük skorla Palmeiras kazandı. Jübile maçının ilk 2 golünü Alex De Souza'nın Fenerbahçe'den takım arkadaşı Tuncay Şanlı kaydetti.
Yalova Valisi: 'Yönetmeliği Bile Bile Sakal Bırakan Öğretmenler Anarşist'
Vali Cebiroğlu’na göre sakal bırakan öğretmen dilenciye benziyor, sakala izin veren okul idaresi eşekbaşı, yönetmeliği bile bile sakal bırakan öğretmenler anarşistYalova Valisi Selim Cebiroğlu, kentteki okullara yaptığı ziyaretler kapsamında önceki gün Yalova Termal Fen Lisesi’ni ziyaret etti. Ziyaret kapsamında Vali Cebiroğlu, sınıfları gezerken sakal bırakan öğretmen Halil Serkan Öz ile karşılaştı. Üye olduğu sendikanın kılık kıyafet eylemine uyarak sakal bırakan Öz’e kızan Vali Cebiroğlu, “Bu saç sakal ne, sen ne biçim öğretmensin. Dilenciye benziyorsun” dedi.‘SİZ EŞEKBAŞI MISINIZ’Öğretmen Öz sendikanın kararını hatırlattı ancak Vali Cebiroğlu ikna olmadı ve devamında, “Öğrencilerine böyle mi örnek oluyorsun, çık dışarı o sakalını kes, insanlar dışarıda görseler dilenci zannedip para verirler” diyerek tepkisini sürdürdü. Vali, öğretmenin ardından tepkisini okul idaresine yöneltti; “Siz eşekbaşı mısınız burada, yönetemiyorsanız istifa edin” diyerek hakaret etti.‘AMACIMIZ OLANI DEĞİŞTİRMEK'Daha sonra öğretmenler odasında toplantı yapan Yalova Valisi Cebiroğlu, kılık kıyafet yönetmeliğini hatırlatarak herkesin buna uyması gerektiğinden bahsetti. Öğretmenlerden biri, “Yönetmeliği biz biliyoruz, zaten amacımız bunun değişmesi ve sesimizi duyurabilmek için eylemdeyiz” dedi. Vali Cebiroğlu ise “Yönetmeliği bilerek eylem yapıyorsanız anarşistsiniz’ diye karşılık verdi.Eğitim Sen, eğitimin ve toplumun, kılık kıyafet uygulamaları üzerinden tek tipleştirilmesine karşı 7 Ekim 2013 tarihinde ‘özgür kılık kıyafetlerle işyerlerine-okullara gidilmesi’ eylemliliği kararı almıştı.Birgün
Reklam
Sınav Ücretlerine Bir Yılda Yüzde 35 Zam
Ekonomideki kötü gidişatın etkilediği zamlar, sınav ücretlerine de yansıdı. Bir yılda sınav ücretlerine yapılan zam yüzde 40’ı buluyor. Bunun yapılması için giderlerin de yüzde 40-50 artması gerektiğini belirten Aktif Eğitim-Sen Başkanı Osman Bahçe, böyle bir artış olmadığına için ÖSYM’nin vurgun yaptığını söyledi.Son dönemde iğneden ipliğe gelen zamlar sınav ücretlerine de yansıdı. 2014’te 40 TL olan YGS ücreti 50 TL olurken ALES 70 TL, TUS ise 100 TL’ye kadar çıktı. 2014 yılında sadece ALES için yatırılan para 13 milyon 774 bin TL’yi buldu. Son zamlar ile bu rakamın daha da artacağı tahmin edilirkan bir yılda sınav ücretlerine gelen zam tutarı yüzde 40 oldu. Her yıl binlerce öğrenci ve akademik kariyer yapmak isteyenler sınavlara girmek için para yatırıyor. ÖSYM her yıl sınav türlerine göre kayıt ücreti alıyor. Bu yıl pek çok sınavın giriş ücretine 20 TL zam gelmesi tepkilere sebep oldu. Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitim Sınavı ‘nın (ALES) 20 TL birden yükselmesi ile sosyal medya üzerinden 1 milyon 897 bin kişi, sınav ücretlerinin düşürülmesi için başlatılan imza kampanyasına katıldı. ÖSYM yerine bu parayı kitaba yatırmak istediklerini belirten öğrenciler, amacın kâr değil kamu hizmeti olması gerektiğini vurguluyor.ÖSYM’nin hiçbir dönemde toplanan sınav ücretlerinin nereye harcandığına dair bir açıklama yapmadığına dikkat çeken Aktif Eğitim-Sen Başkanı Osman Bahçe, toplanan paraların şeffaf bir şekilde kamuoyuyla özellikle sınava katılarak harç ödeyenlerle paylaşılması gerektiğini söyledi. Sınav ücretlerini hükümetin belli bir maksat için topladığını ifade eden Bahçe, bu paralarla sınav giderlerini karşılamayı planlarken bir süre sonra kâr kapısına döndüğünü kaydetti.
Suriyeli Çocuk Tramvayın Altında Kaldı
İstanbul Bağcılar'da tramvayın altında kalan 4 yaşındaki Suriyeli çocuk hayatını kaybetti.4 yaşındaki Suriye uyruklu Ahmet Hallo, babasıyla Bağcılar-Kabataş seferini yapan T1 No’lu tramvaydan Yavuz Selim İstasyonu’nda indi. Babasının elini bırakan Hallo, bir an dengesini kaybederek tramvay ile kaldırım arasına düştü. Bu sırada tramvayın hareket etmesi sonucu Hallo tramvayın altında sürüklendi. Kazayı görenler, hemen tramvayı durdurttu.Olay yerine gelen sağlık ekipleri tramvayın altında kalan çocuğu Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırdı. Hallo, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.Bu sırada çocuğun bacağının koptuğu iddiası üzerine polis ekipleri olay yerinde kopan bacağı aradı.Bağcılar-Kabataş seferini yapan tramvay sürücüsü gözaltına alındı.AA
Reklam
Gazete Manşetleri | 29 Mart Pazar
Hürriyet: Fırat'tan iki hayatMilliyet: Yurt çapında kopya servisiSabah: Böcekçi polisler adrese teslimVatan: 10 bin BudistCumhuriyet: Türkiye'yi takibe alınTaraf: AKP'li adaylar 'Paralelci' çıktıHaberTürk: Binlerce liseliye puan şokuZaman: 'Değerli yalnızlık' ekonomiyi vurduYeni Şafak: 150 adayla yüz yüzeEvrensel: İki tur işkenceStar: Onların katili haramzadeler
Yaz Saati Uygulaması Başladı
Gün ışığından daha fazla yararlanmak amacıyla saatler, 03.00'te 1 saat ileri alındı.Söz konusu uygulamaya ilişkin Bakanlar Kurulu kararı, 17 Mart'ta Resmi Gazete'de yayımlanmıştı.Karara göre, saatler 29 Mart Pazar günü saat 03.00'te 1 saat ileri alındı.Saatler 25 Ekim Pazar günü ise saat 04.00'te 1 saat geriye ayarlanacak.AA
Hollanda-Türkiye Maçı İçin Yazılmış En İyi 10 Köşe Yazısı
Arabayı park ettikten sonra eve doğru yürüyordum. Önümde 4 liseli genç Hollanda- Türkiye maçı için yapacakları iddiayı tartışıyorlardı. Konuşmalar şöyleydi: 'Ne Türkiye'si oğlum Hollanda bize fark. Kaç atar? 3-0 kesin olur. O zaman Hollanda'nın farklı galibiyetine oynayalım..'Bu konuşmalara bakınca Fatih Terim'in, 'Milli maç çok kimse için çok önemli değil..' serzenişi geldi.. Milli Takım'a güvenmeyen liseli gençler iddiayı kaybetti. Gençlerin Milliler'e güvenmeye ihtiyacı var. Bu yüzden Milli Takım'ın oyun ve başarı olarak Hollanda maçındaki gibi yürekli, cesaretli ve güvenli bir oyun ortaya koyması gerekiyor. Hollanda'yı elimizden kaçırdık.Maçı genelde akıllı oynadık. Kompakt oyun anlayışı içinde ayağa etkili pas yapan Hollanda'ya geniş alan ve pozisyon vermedik. Orta alanda adam adama presle Hollanda'nın isabetli ve etkili top kullanmasına izin vermedik. Sakin ve dikkatliydik.Devamı...
Reklam
Boğaziçi Köprüsü'nün Işıkları İklim Değişikliğine Dikkat Çekti
İstanbul Boğaziçi Köprüsü'nün ışıkları, iklim değişikliğine ve çevre sorunlarına dikkat çekmek amacıyla 1 saatliğine kapatıldı. WWW-F Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) tarafından 9 yıldır düzenlenen Dünya Saati etkinliği, bu yıl tüm dünyada 172 ülke ve bölgede kutlandı. 28 Mart 2015 akşamı saat 20.30 ila 21.30 saatleri arasında birçok anıtsal yapı, işyeri ve evde ışıklar bir saatliğine kapatılarak iklim değişikliği ve çevre sorunlarına dikkat çekildi. Türkiye'de organize edilen etkinlikler kapsamında Dolmabahçe Sarayı, Beylerbeyi Sarayı, Ayasofya Müzesi, Küçüksu Kasrı, Topkapı Sarayı, Galata Kulesi, Ortaköy Camii ve Boğaziçi Köprüsü’nün de bulunduğu çok sayıda anıtsal yapı bir saat boyunca dekoratif amaçlı aydınlatmalarını kapattı. 2015 yılının Dünya Saati kampanyası Ortaköy’deki özel bir etkinlikle son buldu. Etkinlik kapsamında Beşiktaş Ortaköy’de buluşan doğa dostları, Boğaziçi Köprüsü’nün ışıklarının kapanışına 10 saniye kala geri sayıma başladı ve köprü ışıkları alkışlar eşliğinde kapatıldı.Etkinlik hakkında açıklamalarda bulunan Doğal Hayatı Koruma Vakfı Genel Müdürü Tolga Baştak, her yıl mart ayının son cumartesi günü saat 20.30 ila 21.30 arasında tüm dünyada ışıkların iklim değişikliği ve çevre sorunlarına dikkat çekmek amacıyla kapatıldığını belirtti. Baştak, “Ülkemizde de 2009’dan beri yaptığımız bir uygulamadır. Dünyada bu hareket başladıktan sonra büyük bir hızla yayılmaya başladı. Bu sene rekor katılımla 172 tane ülkede 7 binden fazla şehir ve yüz binlerce insan aynı anda ışıklarını kapatarak bu kampanyaya destek veriyor. Türkiye’de de katılım her sene daha fazla oluyor. Bu sene 30’dan fazla şehir katıldı. Keşan’dan Çatak’a kadar birçok valilik ve belediye ışıklarını kapattı. Bu yapan sadece kurum ve kuruluşlar ile resmi daireler değil, bunun yanı sıra anıt binalar yine ışıklarını kapatarak buna dahil oldular. Bunun yanı sıra 1632 kurum rekor olarak ışıklarını kapatarak kampanyaya destek verdi. On binlerce insanımız da bu şekilde kampanyanın destekçisi oldu.” dedi.Öte yandan bu yıl Türkiye’deki etkinliğe rekor sayıda kurum katıldı. Yaklaşık 1500 kurum, valilik ve belediye binası da ışıklarını kapattı.CHA
Reklam
Türkiye’de Sağlıksız Pilot Uçak Uçurabilir mi?
Alman havayolları şirketi Germanwings’e ait Barselona-Düsseldorf seferini yapan ve Alpler’e çakılan uçağın düşmesinde sorumluluğun yardımcı pilot Andreas Lubitz’de olduğu düşünülüyor. Son olarak Lubitz’in psikolojik rahatsızlık geçirdiği ve rahatsızlığını çalıştığı şirketten sakladığı açıklandı. Peki örneğin Türkiye’de psikolojik rahatsızlığı olan bir pilot uçak uçurabilir mi? Bunu önlemek için yeterli denetim ve mekanizmalar mevcut mu?Türkiye Havayolu Pilotları Derneği Talpa’nın Genel Koordinatörü Behçet Kömürcü, pilot adaylarının sertifika almadan önce çok sıkı bir takım muayenelerden geçtiklerini ifade ediyor.20 yıl Türk Hava Kuvvetleri’nde, 21 yıl da Türk Hava Yolları uçaklarında kaptanlık yapmasının ardından emekliye ayrılan Kömürcü, “Pilot eğitimine başlamak için üniversite mezunu olmak gerekiyor. Pilot olabilmek için de adaylar çeşitli psikolojik testlere tabii tutuluyor.” diyor ve şöyle devam ediyor:“Pilot adayları DLR testi, psikomotor testi ve kişilik testi gibi bir takım psikolojik testlerden geçiriyorlar. Bu testlerden geçtikten sonra eğitime başlıyorlar. Geçemezlerse zaten eğitime alınmıyorlar.”Peki ya bir pilot hayatının ilerleyen dönemlerinde rahatsızlık geçirmişse? Behçet Kömürcü, bunun için de gerekli mekanizmaların bulunduğunu söylüyor.“Pilotlar her yıl sağlık muayenesine girerler. Kan, idrar, röntgen, göz, kulak-burun-boğaz, kardiyoloji, nöroloji, psikoloji… Her şey muayene edilir. Geniş kapsamlı bir check-up gibi.“Eğer bu muayeneler olumlu sonuç vermezse pilotun uçuşları hemen durdurulur. Şirket pilotu tedaviye sevk eder. Hastaneden, ‘ticari havayolu pilotluğu yapmaya uygundur’ onayı gelmesi gerekir.
Guus Hiddink: "Gerçeklerle Yüzleşmeliyiz"
Hollanda'nın patronu Guus Hiddink, Millilerimiz ile 1-1 berabere kaldıkları maçın ardından açıklamalarda bulundu.Hollanda Milli Takımı'nın tecrübeli teknik direktörü Guus Hiddink, 90+2'deki şans golüyle 1 puanı kurtardıkları mücadelenin ardından özeleştiri yaptı. eleme gruplarındaki alınan skorlardan memnun olmadığını açıkça dile getiren Hiddink, şu ifadeleri kullandı:'Elbette takımımız sahada çok çalıştı ancak hala geliştiremediğimiz konular var. Bazı değişikliklerimiz olacak ileride. Bunların bazılarını salı günü İspanya maçında göreceğiz.Dünya Kupası'nda üçüncü olduk ama yüksek beklentiler nedeniyle kendimizi suçlayamayız. Dünya Kupası'nda yapılanlar fantastikti ama şimdi bu sonuçlarla ilgilenmeliyiz. Gerçeklerle yüzleşmeliyiz.Robben ve van Persie sahada yoktu ama diğer oyuncularımız iyi bir sonuç alabilmek için her şeyi denedi. Oyuncularımı suçlayamam. Onlar gayet iyi oynadılar.'Sampiy10
Reklam
Kayıtlı Kütüphane Okuru Sayısı Türkiye’de 1 Milyon, Fransa’da 11,3 Milyon
Kültür Sanat Sen, Kütüphaneler Haftası’nda Türkiye’de okurların durumunu rakamlarla ortaya koydu.Avrupa ortalamasının altındaki Türkiye’de halk kütüphanelerinde kayıtlı kullanıcı sayısı 1 milyon. Nüfusu Türkiye’den yaklaşık 10 milyon daha az olan Fransa’da ise bu rakam 11,3 milyon. Türkiye’de son dönemde kapatılan kütüphane sayısı 312. TÜİK’in Kültür İstatistikleri verilerine göre, 2004’de 1.367 olan halk kütüphanesi sayısı, 2013 yılında 1.118’e geriledi.Kültür Sanat Sen’in açıklaması ve verileri şöyle:“Kütüphaneler Haftası, okuma alışkanlığını teşvik etmek, kitap sevgisini artırmak ve toplumda kütüphanelere yönelik bilinci yükseltmek amacıyla 1964’ten beri mart ayının her pazartesi kutlanmaktadır. Ancak, ülkemizde kültür ve sanata yönelik saldırılardan kütüphanelerimiz de payını almış, kütüphaneler hem nicel hem de nitel olarak daha da geriletilmiştir. Türkiye’de son dönemde 312 kütüphane kapatılmış, TÜİK’in Kültür İstatistikleri verilerine göre ise, 2004 yılında 1.367 olan halk kütüphanesi sayısı 2013 yılında 1.118’e gerilemiştir. Avrupa ülkelerine baktığımızda ise kütüphaneler açısından durumun oldukça farklı olduğu görülmektedir. EBLIDA (Kütüphane, Enformasyon ve Dokümantasyon Dernekleri Avrupa Bürosu) istatistiklerine göre; Almanya’da halk kütüphanesi sayısı 9.550, Fransa’da ise 9.400’dür. Kütüphanelere kayıtlı kullanıcı sayısı bakımından da Türkiye Avrupa ortalamasının çok gerisindedir. Fransa’da kayıtlı kullanıcı sayısı 11,3 milyon, İngiltere’de ise 11,4 milyon iken, Türkiye’de halk kütüphanelerinde kayıtlı kullanıcı sayısı sadece 1 milyondur. Rakamlar Türkiye’de kütüphaneye ve kitaba verilen değeri gözler önüne sererken, ayrıca kültür politikaları açısından da vahim bir tabloyu ortaya koymaktadır.Okul kütüphanelerinin yetersizliği nedeniyle, kütüphaneler kitap okumak ve araştırma yapmak yerine sadece ödev yapmak ve sınavlara hazırlanmak amacıyla gelen öğrencilerin uğrak yeri haline gelmiştir. Böylece, kütüphaneler, asıl işlevleri olan topluma ‘kitap okuma, araştırma ve sorgulama’ becerisi kazandırma görevlerinden giderek uzaklaşmaktadır. Bilinmektedir ki; özellikle halk kütüphanelerinin başta kırsalda olmak üzere ülkenin dört bir yanında, yeterli eğitim olanaklarına erişemeyen halka ve dezavantajlı gruplara yönelik birer ‘eğitim ve kültür merkezi’ olma işlevi de bulunmaktadır. Ayrıca, eğitim sisteminde yaşanan geriye gidiş, genç beyinleri sorgulamaya itecek derslerin müfredatlardan çıkartılması, ezberci ve bilimsel olmayan eğitim sisteminin benimsenmesi gibi uygulamalar da kütüphanelerin gelecekteki akıbeti konusundaki endişelerimizi giderek arttırmaktadır.Bilgi-belge yöneticileri ve uzmanlarının istihdam edilmelerinde yaşanan sıkıntılar ve bilgi merkezlerindeki alt yapı sorunlarının çözülmemiş olması ise toplumsal kültür politikalarını da olumsuz etkilemektedir. Öyle ki; ülkemizin birçok ilçesinde kütüphaneci dahi bulunmamaktadır. Zaten, Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü’nün bütçeden ayrılan ödeneği yıllar itibariyle gittikçe kısılmış, uzman personellerinin mali, sosyal ve özlük haklarında gerekli iyileştirmeler yapılmamışken, nitelikli bir hizmet beklentisi de mümkün değildir.” ZETE
‘Antik Dünyanın İlk Duble Yolu’
Adana'da Dilekkaya köyü yakınlarındaki Anavarza Antik Kenti'nde bulunan ve 'antik dünyanın ilk çift şeritli yolu' olarak nitelendirilen sütunlu yol, kazı çalışmalarıyla gün yüzüne çıkartılıyor.Kazı çalışmalarının bilimsel danışmanlığını yapan Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Fatih Gülşen AA muhabirine açıklamalarda bulundu.
‘Cumhurbaşkanı Hadiseyi Başlatan Kişi Oldu’
AK Parti Genel Başkan Başdanışmanı Hüseyin Çelik, iç meseleleri kamuoyu önünde tartışmamayı Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan öğrendiklerini, ancak çözüm süreciyle ilgili yaşanan son tartışmanın bizzat Erdoğan tarafından kamuoyu önünde başlatıldığını söyledi.CNN Türk televizyonunda katıldığı programda konuşan AK Parti Genel Başkan Başdanışmanı Hüseyin Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la hükümet arasında çözüm sürecine ilişkin yaşanan son tartışmayı değerlendirdi. Çelik şu değerlendirmeyi yaptı:'Sayın Cumhurbaşkanımız bize her zaman iç işlerimizi medyada, çarşıda, pazarda konuşmamamızı söylerdi, biz de buna sıkı sıkıya bağlıydık. Bu manada çok şey öğretmiştir bize. Fakat son hadisede Sayın Cumhurbaşkanı medyanın önünde bu meseleyi başlatan kişi oldu. Eğer gömleğin üst düğmesi yanlış iliklenirse hepsi yanlış gider.'İktidarda başka bir parti olsaydı Cumhurbaşkanı olarak Erdoğan'ın bu tarz bir tepkisini anlayabileceğini belirten Çelik şöyle devam etti:'Ama bugünkü hükümet kurduğu partinin içinden çıkmış bir hükümettir. Partinin bugünkü lideri bizatihi kendisinin yaptığı istişareler sonucu, onun  da tasvibiyle göreve gelmiş bir genel başkandır. Şimdi kimse kendisini kandırmasın. Tayyip Bey eğer Sayın Davutoğlu'nun genel başkanlığını istemeseydi genel başkan olmazdı. Neticede bütün teşkilata, bütün partisine hakim olan bir liderden söz ediyoruz... Hal böyle olunca, diyelim Tayyip Bey'in itiraz ettiği şeyler olabilir; bu çözüm süreci olabilir, ekonomi politikaları olabilir... Fakat Sayın Cumhurbaşkanı bunu medyanın önünde dile getirince, Hükümet Sözcüsü Sayın Bülent Arınç tarafından bir açıklama yapıldı. Sayın Arınç söz üstadı bir ağabeyimizdir. Onun ne demesi gerektiğini ben tayin edecek değilim ama onun yerinde olsaydım, 'Sayın Cumhurbaşkanı'nın eleştirileri ve endişeleri tarafımızdan değerlendirilecektir'. Ama en fazla belki şunu söyleyebilirdi: 'Keşke Sayın Cumhurbaşkanımız bunu kamuoyuyla paylaşmak yerine, gazetelerle paylaşmak yerine Başbakanımızla paylaşsaydı' deyip, orada bırakabilirdi. Ama herkesin bir uslûbu var.''İtfaiyeci yangın çıkarmız'Çelik, 'Cumhurbaşkanı'nın eleştirileri sistemin (parlamenter sistem) yanlışlığını göstermeye dönük olabilir mi?' sorusuna ise şu yanıtı verdi: 'Sistemin arızalı olduğunu göstermek için, diyelim ki kendi içinizdeki tartışmalarla, faizleri tahrik etmeniz falan gerekmez. Bir itfaiyeci itfaiye teşkilatının çok önemli olduğunu göstermek için sağda solda yangın falan çıkarmaz.'Üç dönem kuralına eleştiriÇelik'in bir diğer önemli çıkışı ise AK Parti'deki üç dönem kuralıyla ilgili oldu. Çelik geçmişte Erdoğan'a bu kuralı doğru bulmadığını 'partinin taşıyıcı kolonlarını kesiyoruz' sözleriyle aktardığını anlattı. Tartışma nasıl başladı?21 Mart Cumartesi günü öğle saatlerinde Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Cumhurbaşkanı’nın ‘İzleme heyetini doğru bulmuyorum’ sözlerini eleştirmiş ve “Bundan hoşlanmadım, hoşuma gitmedi, soğuk veya sıcak karşıladım' beyanları kendi hissi beyanlarıdır. Sorumluluk hükümetin üstündedir” demişti.Aynı gece Erdoğan'la Davutoğlu İstanbul Kısıkla'da bir araya geldi ancak görüşmenin içeriğine ilişkin bir açıklama yapılmadı. 22 Mart Pazar günü ise Arınç’a açıklamalarının ardından hükümet üyeleriyle veya Başbakan Ahmet Davutoğlu ile görüşüp görüşmediği soruldu. Arınç eleştirilerini sürdürdü:'Biz her zaman görüşürüz. Gazetecilerin, basınımızın 'bir ayrılık mı, bir farklılık mı var' diye sormasını garip karşılamam. Olan bitenler herkesin gözü önünde oluyor. Ama ben hükümet üyesiyim, benim bir Başbakanım var ve bu hükümet yedi aydan beri ülkeyi yönetiyor. İnşallah iki ay sonra seçimlere gideceğiz. 7 Haziran'dan sonra da yine Sayın Davutoğlu'nun liderliğinde hükümetimiz görevine devam edecek. Dolayısıyla ben hem kendim hem de bir bakan olarak hükümetimizin Başbakanı Sayın Davutoğlu'nu yıpratacak, kamuoyunda yıpranmasına yol açabilecek her türlü tehlikeye karşı savunurum.'Al Jazeera Turk
Kılıçdaroğlu İçin ‘Anadolu'nun Kemal'i’ Belgeseli
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kendi hayatını anlatan 'Anadolu'nun Kemal'i, Türkiye'nin Başbakanı' adlı belgeselin gösteriminin ardından konuşma yaparken duygusal anlar yaşadı.Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Kongre Merkezi'ndeki “Anadolu'nun Kemal'i Türkiye'nin Başbakanı' belgesel gösterimine katıldı. Kılıçdaroğlu'nu salonda bulunan partililer “Halkın gururu Kılıçdaroğlu', “Başbakan Kemal' sloganları ve alkışlarla karşıladı.Kılıçdaroğlu, belgesel gösteriminden önce kısa bir konuşma yaptı. Ankara Kızılay'da insanların bir dönem çöpten yemek yediklerini anlatan Kılıçdaroğlu, “Bu tabloyu çevre o kadar olağan karşılıyordu ki, gelen geçenler bu olayı, sıradan rutin bir olay olarak görüyorlardı. Kadınlar çocuklarıyla beraber yerde oturuyorlardı, büyük bir keyifle çöpten çıkardıkları o yiyecekleri yiyorlardır. Gerçekten de Türkiye böyle bir tabloyu hak etmiyor. Siyaset bunun için var zaten. O insan evlerinde rahatlıklar yemek yiyebilmeli, çöpten beslenmemeli o insanlar. Eğer siyaset yapılacaksa bu ülkede, önce o insanlar için siyaset yapılmalı, o insanlar kucaklanmalı. Evlerinde dolarlar yok, milyonlar yok. Ama biz onlarla aynı havayı teneffüs ediyoruz.. Onlarda özgür birer vatandaş olarak gidip belki seçimlerde oy kullanıyor. Ama biz o insanları hep yok saydık. Biz onlara sahip çıkmak zorundayız' dedi, Kılıçdaroğlu, cumhuriyetin çok güzel bir tanımı olduğunu ifade ederek, “Gazi Mustafa Kemal tarafından yapılan tanımı. 'Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir' der. Onların kimsesi yoktu. Ama ben söylüyorum; onların kimsesi biz olacağız. Atatürk, 'Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir' der.' diye konuştu.'NEDEN BİZ ÜÇÜNCÜ SINIF DEMOKRASİYE RAZI OLUYORUZ'Kemal Kılıçdaroğlu, 'Eğer bugün buralara geldiysek, onurlu bireyler olarak yurttaşların karşısına çıkıyorsak biz bunu cumhuriyete borçluyuz. Ama bazılarımızı var ki cumhuriyetin sayesinde bir yerlere gelmelerine rağmen cumhuriyetin değerini öğrenemediler. Biz onlara her ortamda bunu hatırlatmak zorundayız. Cumhuriyet eğer bilhassa kimsesizlerin kimsesi ise cumhuriyetin sahip çıktığı Anadolu insanlardır. Osmanlının sadece savaş olduğu dönemlerde hatırladığı Anadolu…Cumhuriyet öyle yapmadı. Anadolu'yu, halkı, insanı, bireyi yüceltti' şeklinde konuştu.
Reklam