onedio
Yunanistan Dünya Borsalarını Salladı
Yunanistan'ın bankaları kapatması ve sermaye kontrolüne gitmesi, Avrupa ve Asya piyasalarında sert düşüşlere yol açtı.Londra'daki FTSE 100 endeksi, borsanın açılışında yüzde 2 oranında gerilerken, Japonya'daki Nikkei endeksinde yaklaşık yüzde 3 düşüşle kapandı.Almanya'nın Dax endeksi ve Fransa'nın Cac 40 endeksinde de yüzde 3'ten fazla düşüş var.Döviz piyasalarında Cuma günü 1,1165 dolar düzeyinde seyreden Euro, Asya piyasalarında bir ara 1,0953 dolara geriledi, ancak daha sonra biraz toparlandı.
Reklam
Kostas Sloukas Fenerbahçe'de
Transfer çalışmalarını sürdüren ve Karşıyaka'yı şampiyonluğa taşıyan Bobby Dixon ile her konuda anlaşmasına karşın henüz resmi açıklamayı yapmayan sarı lacivertli takım, ilk resmi transferini gerçekleştirdi ve Olimpiakos forması giyen Kostas Sloukas'la anlaştı.Fenerbahçe resmi internet sitesinden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi;'Erkek Basketbol Takımımız Fenerbahçe Ülker, Olimpiakos’un başarılı oyun kurucusu Kostas Sloukas ile bugün 3 yıllık anlaşmaya vardı.1990 doğumlu Yunan oyun kurucu yeni sezonda sarı lacivertli formanın başarısı için mücadele edecek.Kostas Sloukas’a Fenerbahçe Ülker’e hoş geldin diyor, sarı – lacivertli forma ile birlikte nice başarılar, zaferler ve şampiyonluklar dolu yıllar diliyoruz'
Reklam
'Keşke Türkçe'de Karşılığı Olsa' Diyeceğiniz 10 Almanca Sözcük
Türkçemiz dünyanın en eski ve köklü dillerinden bir tanesi. Dil bilimcilere göre, Türkçe oldukça geniş bir 'anlam üretme' spektrumuna sahip. Fakat eksiklerimiz de yok değil! Bu eksiklikleri, belki de Almanca'dan birkaç sözcüğe özenerek kendi sözcüklerimizi oluşturmak yoluyla giderebiliriz. İşte günlük hayatta çılgınlar gibi ihtiyaç duyduğumuz, keşke Türkçe'de de olsa dedirten Almanca sözcükler;
Yeşile Giden Yol; 14 Adımda Yeşilin Hayret Veren Öyküsü
Hemen şimdi pencerenizden dışarı bakın, kasvetli griliğin arasından mutlaka bir parça yeşil göreceksiniz. Bir çimenlik, bir yaprak, bir bitki. Hatta çölün o kuruluğu içerisinde baş veren bir kaktüs. Uzaydan baktığınızda Dünya mavi-yeşil bir küre. Kabul, yeşil hayvan görmek pek olası değil ama bir sürü böcek, sürüngen, amfibi hayvan ve hatta tropik kuş görmek olası. Etrafımızı saran cömert doğanın tüm yeşilliğine rağmen, acaba yeşil ilk sanatçılar için bulunması kolay bir renk miydi? Garip bir şekilde HAYIR.
KCK: ‘Türkiye Kobani’ye Müdahale Ederse, Biz de Onlara Müdahale Ederiz’
KCK Yürütme Konseyi Üyesi Murat Karayılan, Türkiye’nin Suriye’ye yönelik olası askeri müdahale planına ilişkin, 'Rojava’daki kantonlara müdahale kararını alırlarsa bu müdahale Rojava’ya değil, tüm Kürt halkına karşı yapılmış bir müdahale olacaktır. Ha Kobani’ye müdahale etmişsin, ha Amed’e müdahale etmişsin. Hiç farkı yoktur”dedi. “Eğer onlar Rojava’ya müdahale ederlerse biz de onlara müdahale ederiz” diyen Karayılan, “O zaman Türkiye’nin tümü bir savaş sahasına dönüşür. Türkiye yetkilileri bu konuda akıllarını başlarına toplamalı” ifadesini kullandı.ANF'den Deniz Kendal'a konuşan Karayılan'ın açıklamalarının bir bölümü şöyle:Geçtiğimiz hafta DAİŞ tarafından Kobanê’ye yönelik çok kapsamlı bir saldırı geliştirildi. Öncelikle bu saldırı hakkında ne dersiniz?Öncelikle hiçbir ideolojiye, hiçbir inanca ve hiçbir uygarlık anlayışına sığmayan; savunmasız-silahsız, çocuk-kadın herkesi hedefleyen bu vahşi, alçakça ve korkakça saldırıyı büyük bir şiddet ve nefretle kınıyorum. Bu insanlık dışı alçaklığın ve korkaklığın hesabı mutlaka sorulacaktır. Kobanê’de o gencecik insanlarımıza, çocuklarımıza ve annelerimize yapılmış olan bu namert saldırının hesabının sorulması ve intikamının alınması bir boyun borcudur. İnsanlığın yüzkarası olan bu vahşi çete güruhuna karşı halkımızın ve ilerici insanlığın mücadelesi daha da yükselecek; bu katliamların hesabı mutlaka sorulacaktır. Kobanê’de bu biçimde gerçekleşen vahşi saldırı karşısında çocuklarımızın ve analarımızın katliamı bizi çok derinden üzmüştür. Değerli Kobanê halkı bilmeli ki onların acısını yaşayarak paylaşıyoruz. Fakat kahraman Kobanê halkı çok üzülmesin. Onların direnişi, şehitlerin şanına yaraşır bir direniş oldu. Kobanê, şehitlerin şehri olduğunu bir kez daha bütün dünyaya gösterdi. Herkes bilmeli ki bu şehitlerimizin kanı da yerde kalmayacaktır; hesabı gerektiği gibi sorulacak ve intikamı alınacaktır. Bu saldırının arka planı hakkında neler söylenebilir?Bu saldırı, bir konsept temelinde geliştirilen bir saldırıdır. Uzun süreden bu yana ve en çok da geçen yıldan bu yana Suriye’de, Rojava’da YPG öncülüğünde DAİŞ’e karşı verilen mücadele, DAİŞ’i çöküş noktasına getirmiştir. Özellikle 15 Eylül 2014 tarihinde TC Devleti ile DAİŞ ortak bir konsept temelinde Kobanê’yi düşürme planı çerçevesinde Kobanê şehir merkezinde 4 buçuk ay kıyasıya sürdürülen savaş ardından DAİŞ’in yenilgiye uğratılması ve sonrasında da operasyonların kırsal alanda sürdürülmesi DAİŞ için bir dönüm noktasıdır. Bunun hemen ardından Cizîrê Kantonu’ndaki YPG güçlerinin Til Hemîs-Til Berak hamlesini başarılı bir biçimde sonuçlandırması, DAİŞ’in Haseki-Til Temir hattında yaptığı tüm karşı saldırıların kırılarak püskürtülmesi ve ardından YPG’nin Kizwan Dağı’na karşı kapsamlı bir operasyon geliştirerek o civardaki 220 köyle birlikte gerçekleştirilen hamle temelinde büyük bir başarı elde etmesi, DAİŞ’in düşüşünü daha da perçinlemiştir. Bütün bunların ardından Komutan Rûbar Qamişlo Hamlesi ve Komutan Gelhat Cûdî hamleleri çerçevesinde YPG’nin Cizîre ve Kobanê’den eş zamanlı bir hamleyle Girê Spî’ye yönelmesi ve her ikisinin 15 Haziran tarihi itibarıyla Girê Spî’de buluşarak büyük bir zafere imza atmaları ve ardından da Reqqa’ya doğru ilerleyerek Eyn Îsa’yı almaları DAİŞ’e ölümünü göstermiştir. DAİŞ, başkentleri olan Reqqa’nın düşmesinden korkarken, Erdoğan ve AKP hükümeti de DAİŞ ile Türkiye’nin arasının kesilmesinden korkmaya başladı. Yani YPG güçlerinin Cerablus’a yönelerek Kobanê ile Efrîn kantonlarının birleşme durumundan ürkmeye ve korkmaya başladı. Bu her iki gücün ortak korkusunun onları yeniden ortak bir konsepte yönelttiği açıkça görülüyor.Sivillerin de hedef alındığı bu saldırıyı yapan çetelerin bir kısmının Türkiye’den geldiğini siz de belirttiniz. Bu yönlü çok ciddi bulgular olmasına rağmen AKP yetkilileri ve Cumhurbaşkanı bırakalım reddetmeyi, saldırı pozisyonuna geçmiş durumda. Bu konuda ne dersiniz?Evet. Şimdi Erdoğan ve Türk devleti DAİŞ’le olan ilişkilerini inkar ediyorlar. Fakat şimdiye kadar DAİŞ ile AKP hükümetinin ilişkisini belgeleyen ve doğrulayan onlarca belge ve görüntü ortaya çıktı. Nisan 2015’te de halen ilişkilerinin sürdüğü Girê Spî’de ele geçen bir belgede açıkça görülüyor. Girê Spî’nin düşüşünden bu yana AKP yetkililerinin ve yandaş medyanın kullandıkları dil ve Rojava’ya karşı geliştirdikleri düşmanlık bu resmi tamamlıyor. Erdoğan, ‘hiç kimse bizi DAİŞ’le aynı parantez içinde gösteremez’ diyor ve gösterenlere de küfrediyor. Tamam da sen kendi kendini DAİŞ’le aynı parantez içine koymuşsun. Kimse seni koymamış. Çünkü Türkiye’yi DAİŞ’le aynı kefeye koyan kendisidir; başkası değil. AKP’nin Kürt karşıtlığı, Rojava düşmanlığı, Türkiye’yi bu biçimde dünyanın en vahşi, çağ dışı, faşist örgütüyle aynı parantez içine koymuştur. Elbette ki Türkiye halklarının geleceği böylece karartılıyor; Türkiye lekeleniyor ama bunun sorumlusu Erdoğan ve AKP hükümetidir. Bu bir iftira değildir. Somut olarak bu son katliama Türkiye’den gelen grupların da dahil oldukları yönünde bulgular var. DAİŞ Kobanê’de Mürşitpınar Sınır Kapısı’nı almak için iki araçla intihar saldırısı yaptı. Eğer sınır kapısını alsaydı kim bilir kaç grup daha geçerdi. Ama 4 kişilik bir timin kuzey tarafından gelip çatışmaya katıldığını ve Kobanê tarafına geçtiğini orada çatışanlar görmüşler. Belki geçip de görünmeyenler de olmuştur. Kaldı ki ölenler üzerinde yakalanan kimlik bu kişilerden bazılarının AFAD kamplarında kaldıklarını belgelemektedir. Bu bir.Şimdi Erdoğan ve AKP yetkilileri, Kürt siyasetçilerini ve bizleri suçlayacaklarına ve de sağa sola küfredeceklerine ellerini biraz vicdanlarına koysunlar. Küçük bebeklerin kafasını kesen, çoluk çocuk demeden herkesi biçen bu vahşi uygulama acaba kendi vicdanlarını sızlatmıyor mu, bunu düşünsünler. İktidara ve çıkara bağlanarak yüreklerini her şeye kapatan kişiler bunu düşünmeyebilir ama vicdanı olan herkesin Kobanê’de uygulanan bu vahşet karşısında mutlaka vicdanı sızlayacaktır. Çünkü savunmasız, sivil insanları bu biçimde hedeflemek kimsenin tahammül edebileceği bir şey değildir. Açık ki buna ortak olma durumu vardır. Yani bunu böyle reddederek ve sağı solu tehdit ederek değil, hatasından dönerek telafi etmeleri gerekiyor. ‘PYD DAİŞ’ten daha tehlikelidir’ diyen anlayış varlığını sürdürdükçe bu tür katliamlara ortak olma da yaşanır. Çünkü bu anlayış DAİŞ’in anlayışıdır. Kendi halkını savunan, öz savunmasını yapan, kendi bulunduğu köyü ve şehri savunan bir yapı ile bu vahşi çeteleri kıyaslamak mümkün değildir ama ondan da öte, ‘bu yapı çetelerden daha tehlikelidir’ demek açıkça bir Kürt düşmanlığıdır ve her şeyi göze alma durumudur. Kısaca AKP yetkilileri önce bu bindikleri attan inmeli, bu uğursuz siyasetten vazgeçmeli ve Kürt halkıyla düşmanlık değil dostluk yollarını aramalıdır. Nitekim Rojavalı tüm siyasetçilerin ve yetkililerin çağrıları da hep bu yöndeydi; Türkiye halkının esas istemi de budur. AKP’nin Suriye’deki siyasetinin çökmesinin tek nedeni Rojava düşmanlığına endekslenmiş olmasıdır.
Reklam
Bursaspor'dan Emre Belözoğlu Açıklaması
Bursaspor Başkanı Recep Bölükbaşı, Fenerbahçe'de sözleşmesi yenilenmeyen Emre Belözoğlu ile ilgilenildiği yönündeki haberleri yalanladı.Bursa.com'a konuşan Bursaspor Başkanı Recep Bölükbaşı, 'Emre ile kesinlikle bir tasarrufumuz yok. Hem yaş olarak hem de oyuncu profili olarak bize uyacak bir isim değil. İstanbul basını bizlere yakışacak bir oyuncu ile adımızı anmıyor ki... Ben Emre’yi alarak ne taraftarımı ne camiamı karşıma alırım. Benim takımımda olması mümkün değil. Emre transferi için ne Ertuğrul Hoca ne de transfer ekibimiz ile bir konusu dahi geçmedi. Her camia ile kavgalı bir isim ile bizim ilgilenmemiz mümkün değil' ifadelerini kullandı.
Kameralı Top Suçluları Bulacak
Bilim insanları üzerinde bulunan kameraları tek bir görüntüde birleştirerek zanlıların hareketlerini güvenlik güçlerinin cep telefonu ve tabletlerine bildiren 'top' geliştirdi.Harvard ve Massachusetts Institute of Technology'de temeli atılan 'Explorer' isimli topun üzerinde 6 adet kamera ve bu kamerayı destekleyen led ve infrared ışık kaynakları bulunuyor. Kamera, görülmeyen bölgelerden anlık fotoğraf gönderiyor.Topun dış katmanı, kalın kauçuk kaplama ile korunuyor. Top aktif hale getirildiğinde 6 ayrı kameradan her saniye iki kare çekiliyor. Top, çekilen fotoğrafları panoramik şekilde birleştiriyor. Yazılım, yaklaşık 20 metrelik alan içerisinde görüntüleri kablosuz takip ekranına gönderiyor.
Reklam
Gelmiş Geçmiş En İyi 10 Yerli Politik Film
Bugüne kadar çekilmiş ve insanı derinden sarsacak nitelikte olan en iyi politik filmlerin tamamının bir araya getirilmesi tam olarak mümkün değil. Derin izler bırakanları hatırlamak gerek...
Meclis Başkanı Adaylarının Destek Turu Sürüyor
Meclis Başkanlığı seçimlerine saatler kala görüşme trafiği sürüyor. HDP ve MHP'nin adayları Başbakan Ahmet Davutoğlu ile görüştü.Başbakan Ahmet Davutoğlu, MHP'nin TBMM Başkan Adayı Ekmeleddin İhsanoğlu'nu AK Parti Genel Merkezi'nde kabul etti. Yaklaşık 20 dakika süren görüşmeden sonra İhsanoğlu, 'Başbakan Ahmet Davutoğlu ile samimi ve verimli bir görüşme gerçekleştirdiğini' söyledi.İhsanoğlu, 7 Haziran genel seçiminin; siyasi irade bakımından halkın, milletin, siyasi iradesinin şekillendiği bir tablo ortaya koyduğunu belirtti; 'Bu tablo, uzlaşma mesajını en başta taşıyan bir tablodur. Uzlaşma milletimizin arzusudur ve uzlaşmanın yapılacağı en önemli makam ve yer, TBMM'dir' dedi.Cumhurbaşkanlığı seçiminde de 'çatı aday' olan İhsanoğlu, hep uzlaşma temeli üzerinde kampanya inşa ettiğini, halkın değişik kesimlerini kapsayacak bir anlayış içerisinde davrandığını söyleyerek, 'Bu sefer de bu gayretle, bu inançla, bu anlayış içerisinde Meclis Başkanlığı'na aday gösterildim, adayım, arkadaşlarımızın teşvikiyle aday olmak istedim' diye konuştu.'Meclis daha farklı şekilde çalışacak'İhsanoğlu, TBMM'nin yeniden yapılandırılması gerektiğini belirterek, 'Birincisi toplumdaki itibarı tahkim edilmeli, yani güçlendirilmeli. Çünkü bu devleti kuran bu meclistir. Bu cumhuriyeti kuran meclistir ve bu meclisin dünya parlamentolarından farklı yeri vardır. Bugün artık biz demokrasimizin yeni bir safhasını açarken TBMM'yi yeniden toplumdaki, devletteki yerini tayin etmemiz lazım. O bakımdan toplumdaki yerinin tahkim edilmesi, güçlendirilmesi ve itibarının güçlendirilmesi lazım' dedi.Meclis'in yürütmeye tabi bir kurum değil, yürütmenin Meclis'in denetimi altında olması gerektiğini belirten İhsanoğlu, ayrıca Meclis'in kendi çalışmalarının gözden geçirilmesinin önemine dikkat çekti.İhsanoğlu ayrıca, 'Meclis yeni yapısıyla, milli iradenin bu şekilde tecelli etmesiyle, daha farklı şekilde çalışacak. Biz bunun iddiasındayız. Bunun arzusundayız. Takdir tabii milletvekillerimizin, 550 milletvekilinindir. Bütün meclis mensuplarının, salı, çarşamba günü vicdana uygun şekilde karar vereceğinden eminim' ifadelerini kullandı.
Reklam
Baykal: 'Oturumu Yöneteceğim, Oy Kullanmayacağım'
Antalya Gazeteciler Cemiyeti’nde basın mensuplarına açıklama yapan CHP'nin Meclis Başkanı Adayı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal, TBMM Başkanlık seçimiyle ilgili tartışmaları hukukçulara incelettiğini ve herhangi bir sorun görülmediği için yarınki oturumu yöneteceğini açıkladı. Baykal ayrıca hukuki bir engel olmamasına rağmen 'zihinlerde bir tereddüt oluşmaması için' oy kullanmayacağını söyledi.Baykal’ın açıklamasından satır başları:7 Haziran seçimlerinden sonra siyasal hareketlenme giderek hızlanıyor. Yarın TBMM'nin önemli bir toplantısı var. TBMM üyelerinin tamamına yakını yemin ettiler. Milletvekili kimliğini kazandılar. Bir kaç görev olduğu için yada hasta olduğu için gelemeyen arkadaşlarımız da yemin edecekler.İlk iş olarak, başkan seçilmesi ve başkanlık divanının oluşması gerekiyor. Bundan sonra TBMM oluşmuş olacak.Bu sürecin kritik bir aşamasındayız. Yarın başkanlık seçimi ve yemin etmemiş vekillerimizin yemin etmesi için bir araya geleceğiz.“YARIN DA BEN GEÇİCİ BAŞKAN OLARAK DENETİM YAPACAĞIM” Bu çalışmalar sırasında ben, en erken doğmuş milletvekili olarak geçici başkan göreviyle yükümlendim. Bunu bir onur olarak gördüm. Şimdi yarın da ben geçici başkan olarak denetim yapacağım. Hem geçici başkanım, hem de milletvekili olarak TBMM Başkanlık seçimine bir aday olarak yarınki toplantıda ben de oy isteyeceğim. Bu çok sık görülen bir tablo değil. Bu tablo hem geçici başkan, hem aday olma tablosu bazı soruların doğmasına neden oldu.“ŞİMDİ BURADA O KARARI AÇIKLAMAK İÇİN BULUNUYORUZ”Bu sorular bana da yöneltildi. Ben bunu incelettireceğim, hukuki bir çalışma yaptıracağım dedim.Şimdi burada o kararı açıklamak için bulunuyoruz. Konunun iki boyutu var. Bir aday olan geçici başkanın oturumu yönetip yönetmemesi konusu. Öbürü de aday olan geçici başkanın, seçimde milletvekili sıfatıyla oy kullanıp kullanmaması konusu.Tabi geçici başkanların kalıcı başkanlığa aday olması durumu, çok sık rastlanan bir durum değil. Sadece Süleyman Arif Emre Bey’in öyle bir girişimi olduğu tespit edildi. Sayın Emre geçici başkandı, en erken doğmuş olduğu için o da zamanında. Ve aynı zamanda da başkan adayı idi. Ve oturumu yönetti. Kimsenin itirazı olmadı. Hiçbir tartışma olmadı çok az oy aldı sayın emre. Daha sonraki oturumlarda başkanlıktan çekildi.Yani ortada uygulama olarak geçici başkan olan bir başkan adayının oturumu yönettiğine dair elde bir örnek var.“BU DURUMU AYDINLATACAK BİR DÜZENLEME YOK” Yasada açık bir şekilde ve içtüzükte, bu durumu aydınlatacak bir düzenleme yok. Yani oturumu yönetir diye bir hüküm de yok, yönetemez diye de bir hüküm yok adaysa. Böylesi umarım daha iyi olur. Daha güven veren bir seçim geçirmiş olurum. Tartışmaya fırsat vermeyelim. Yarın başlayacak oturumda bir aday olarak Deniz Baykal’ın oy kullanması söz konusu değildir. “GEÇİCİ BAŞKANIN YÖNETEBİLECEĞİ KONUSUNDA HİÇBİR TARTIŞMA İŞARETİ GÖZÜKMÜYOR” Geçici başkanın aday olması halinde, oturumu yönetmesine engel olacak ne hukuki ne de siyasi ne de teamülden kaynaklanan bir örnek yok. Oturumu aday olan geçici başkanın yönetebileceği konusunda hiçbir tartışma işareti gözükmüyor.Oy verme işlemi de tamamen geçici başkanın görev alanının yetkilerinin konumunun ötesinde kendiliğinden işleyen bir süreç. Oy sayımı ve tasnifi, o da hiçbir şekilde meclis geçici başkanının, rapora bağlayacağı kura ile belirlenir. Kurayı başkanın seçmesi zorunluluğu da yoktur. Kurayı divanda birileri çeker. Ve o insanlar görevlidir. Kullanılan oylar doğrudan o üç kişinin önüne gelir ve onlar yine başkanın etkisi söz konusu olmadan tasniflerini, sayımlarını yaparlar, rapora bağlarlar, başkanlık divanına gönderirler.O yüzden oturumu yöneten geçici başkanın herhangi bir yönlendirmesi söz konusu olamayacağı için, hem hukuki değerlendirme, hem siyasi değerlendirme açısından herhangi bir sorun gözükmüyor.O nedenle ben yarınki oturumda, bana verilen görevi yapmaya devam edeceğim ve ben yöneteceğim.İkinci konu, oy verme konusu. Yapılan hukuki araştırmalarda, başkanın oy kullanmayacağı ile ilgili düzenlemenin doğrudan seçilmiş başkana yönelik olarak ifade edildiği açıkça görülmektedir. Yani seçilmiş başkanın, başkanlık divanında olsa da olmasa da oy kullanması söz konusu değildir. Meclis başkanı, oy kullanma olanağını otomatikman oy kullanamaz. Hangi meclis başkanı, seçilmiş meclis başkanı. Geçici olarak görevlendirilen başkanın oy kullanmayacağına ilişkin herhangi bir ifade yoktur. Oy kullanması halinde bunu engelleyecek bir dayanak noktası söz konusu değildir. Pekala geçici başkan görevi geçici başkanvekiline devreder ve iner aşağıdan oyunu kullanır. Bunun uygulaması da vardır. Bütün bunları inceledikten sonra bu konudaki anlayışımı ifade etmek istiyorum.'OY KULLANMAYACAĞIM'Bu tablo karşısında, hukuki bir engel bulunmadığı halde, bir etik problem anlayışı ortaya çıkmaması için, bir siyasi tereddüt ortaya çıkmaması için yarın bulunacağım oturumda oy kullanmayacağım. Yani Meclis'i yöneteceğim ama o turlar sırasında ben oy kullanmayacağım. Oy kullanma arayışı içine girmeyeceğim. Bunu da karar olarak ifade etmek istiyorum.Böylesi umarım daha iyi olur. Daha güven veren bir seçim geçirmiş olurum. Tartışmaya fırsat vermeyelim. Yarın başlayacak oturumda bir aday olarak Deniz Baykal’ın oy kullanması söz konusu değildir.Ajanslar
Ralf Rangnick'ten Flaş Atınç Nukan Açıklaması!
Beşiktaş’ın genç stoperi Atınç Nukan’ı isteyen RB Leipzig’in teknik patronu Ralf Rangnick, çok net ifadeler kullandı.Yeni sezon öncesi Demba Ba’yı yaklaşık 14 milyon euroya satan Beşiktaş’ta birçok oyuncuya gelen teklifler dikkat çekiyor. Bu isimlerden birisi de 21 yaşındaki 1.96’lık stoper Atınç Nukan. Dev stoper ile en ciddi şekildi ilgilenen kulüp Bundesliga 2 ekiplerinden RB Leipzig. “Boğalar” lakaplı ekibin teknik patronu Ralf Rangnick, Bild’e Atınç konusunda önemli açıklamalarda bulundu.
Putin: ‘Bölge Ülkeleri IŞİD'e Karşı Suriye ile Birlik Olmalı’
Putin, Suriye ve bölgedeki diğer ülkelerin Irak Şam İslam Devleti'ne (IŞİD) karşı birleşmesi gerektiğinin altını çizdi.Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, bugün Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim ile bir araya geldi.Rusya lideri Putin, görüşme öncesinde yaptığı açıklamada Moskova'nın Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'a desteğinin sürdüğünü vurguladı.‘EN SONUNDA SURİYE HALKININ GALİP GELECEĞİNE İNANIYORUZ’Esad'a desteklerinde değişen hiçbir şey olmadığının altını çizen Putin, Suriye'de 4.5 yıldır süren çatışmaların sona ermesini umduğunu söyledi. Putin, 'En sonunda Suriye halkının galip geleceğine inanıyoruz' dedi.'BÖLGE ÜLKELERİ IŞİD'E KARŞI SURİYE'YLE BİRLİK OLMALI'Putin ayrıca, Suriye ve bölgedeki diğer ülkelerin Irak Şam İslam Devleti'ne (IŞİD) karşı birleşmesi gerektiğinin de altını çizdi. Türkiye, Ürdün ve Suudi Arabistan'ın bu mücadeleye katkı sunmaya hazır olduğunu ifade eden Putin, ''Rusya da (Suriye ve diğer) ülkeler arasında diyalog kurulmasına yardımcı olmaya hazır'' dedi.'KÖTÜLÜKLE MÜCADELE SÖZ KONUSUYSA GÜÇ BİRLİĞİ ŞART’Komşu ülkeler arasında 'belli başlı konularda bazı anlaşmazlıklar yaşanmasının doğal olduğunu' da belirten Rus lider, 'kötülükle mücadele' söz konusu olduğunda ise 'güç birliği yapılmasının şart olduğunu' söyledi.
Reklam