Analiz - Filistin Halkının Aşı Mağduriyeti
İSTANBUL (AA) -EMRE KARACA- Son bir yılın dünya genelinde en önemli gündem maddesi olan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını, kullanım onayı alan aşıların teslimatlarının hız kazanmasıyla yeni bir sürece evrildi. Artık dünya kamuoyundaki müşterek beklentiler, üretilen aşıların etkinliklerini göstermesi ve hızlıca “normalleşme”nin sağlanması şeklinde. Ancak aşıların dağıtımında ortaya çıkan orantısız teslimat ve aşılanma kapasiteleri, ülkeler arasındaki eşit olmayan koşulları bir kez daha gözler önüne seriyor.Dünya genelinde adil bir aşı dağılımını sağlamak amacıyla Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından oluşturulan Kovid-19 Aşıları Küresel Erişim Programı (COVAX) da bu eşitsizliğe henüz etkin bir çözüm bulamadı. 'Ourworldindata' internet sitesinin 9 Şubat verilerine göre, mevcut durumda hemen hemen hepsi dar ve orta gelirli 126 ülkede henüz bir doz dahi aşılanma işlemi yapılamadı. Yaklaşık 7,8 milyarlık dünya nüfusu için şimdiye kadar büyük çoğunluğu gelişmiş ülkelerde yoğunlaşmış 134 milyon doz aşı yapılabildi. Avrupa Birliği (AB) ve aşı üreticileri arasında yaşanan gecikme gerilimi sonrası AB’nin sınırlı sayıda üretilen aşıların birlik dışına ihracatını gözetim altına almayı istemesi de aşıların dünya geneline adil şekilde dağıtımı konusunda umutları azaltan gelişmelerden biri oldu.İsrail aşılamada öne çıkıyor​​​​​​​Tüm süper güçlerin sınıfta kaldığı aşılanma sürecinin en öne çıkan ülkesi ise İsrail. Aralık ayından bugüne kadar İsrail, dünyadaki tüm ülkeler arasında toplam nüfusunun yarısından fazlasını aşılayabilen tek ülke olma konumuna erişti. Bu başarının arkasında ülkedeki sağlık sisteminin sağlam temellere sahip olmasının yanı sıra İsrail ekonomisinin doz başına 62 dolar (ABD’nin aynı firmadan üçte bir fiyatına aldığı belirtiliyor) ödeyebilecek güce sahip olması gerçeği yatıyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu amaçlarının Mart sonuna kadar 16 yaş üstü tüm İsrail vatandaşlarını aşılamak olduğunu açıkladı.Ancak tüm bu olumlu tabloya karşın İsrail’in ayrımcılık ihtiva eden sağlık politikası bu başarılı aşılanma grafiğini gölgeliyor. İsrail özelinde gündeme gelen tartışmaları diğer eşitsizlik örneklerinden farklı kılansa kontrolü altında tuttuğu, hakimiyet sahasında bulunan bölgede yaşayan Filistinlilere uygulanan kategorik ayrımcılık. İsrail’in işgali altında bulunan Batı Şeria ve Gazze’de yaşayan Filistin halkına henüz tek bir doz aşı dahi ulaştırılamadı. Bu iki bölgenin tek istisnası, İsrail tarafından verilen, geçen hafta 2 bini bölgeye sevk edilen (Filistinli sağlık çalışanlarını merkeze alan) ve 3 bin doz daha verilmesi planlanan 5 bin dozluk taahhüt oldu.AB ülkeleri, ABD ve Kanada gibi gelişmiş ülkeler yaptıkları aşı anlaşmalarıyla dünyanın geri kalanını göz ardı ederek bencillikle suçlansalar da kendi vatandaşlarına karşı herhangi bir etnik fark gözetmeksizin aşılama yapıyorlar ve yapacaklarını taahhüt ediyorlar. Buna karşılık İsrail’in işgali altındaki Batı Şeria ile abluka altındaki Gazze Şeridi'nde yer alan yaklaşık 4,5 milyon civarındaki Filistinliye yönelik tutumu, artık kanıksanan ayrımcı devlet politikasının acımasız yüzünü bir kez daha ortaya çıkardı.Filistinlilerin bitmeyen sınavı Filistin halkı üç farklı coğrafi bölgede bulunuyor. İsrail vatandaşı Filistinliler, diasporadakiler ve işgal-abluka altındaki topraklarda (Batı Şeria ve Gazze) yaşayanlar. Her bir küme, temel insan haklarının ihlal edilmesinin yanı sıra bir de Kovid-19 salgını sonrası ortaya çıkan aşı adaletsizliği sınavıyla karşı karşıya.İşaret edilen üç grubun ilk sırasında yer alan İsrail vatandaşı Filistinlilerin, İsrail’in aşılama sürecinden faydalandıkları belirtiliyor. İsrail vatandaşı Filistinlilerin ülkedeki nüfusu yaklaşık 1,6 milyon olarak kabul ediliyor. İsrail vatandaşı Filistinliler, İsrailli tarihçi Ilan Pappe’nin “Unutulmuş Filistinliler” şeklinde tabir ettiği ve topraklarına el konulup zorunlu bir iç göçe tabi tutulan bir kitle. Bu insanlar kendilerine vatandaşlık verilerek İsrail devletinin çizdiği sosyal-siyasi sınırlarda yaşamaya icbar edildi. Ülkede vergilerini ödeyen, mutat olarak İsrail sağlık sisteminden yararlanan İsrail sınırları içindeki Filistinliler aşı olma şansını yakalayabildi. İsrail vatandaşı olmasa da ikamet izni olan, işgal altındaki Doğu Kudüs'te yaşamlarını sürdüren Filistinliler de aşı olma hakkına sahip bir diğer grup.Bir diğer coğrafi noktada yaşayan küme, 1948 ve 1967 savaşları sonrasında topraklarına el konulan ve tehcire tabi tutulan Filistinli mülteciler. Lübnan ve Ürdün gibi sınır komşusu Arap devletlerine sığınan ve arkada bıraktıkları evlerinin anahtarlarını saklayarak her geçen gün daha da zor görünen topraklarına geri dönüşün hayalini kuran mülteciler zor şartlar altında yaşam mücadelesine devam ediyorlar. Kovid-19 aşısı için sınırları içinde bulundukları ülkelerin ya da uluslararası bir teşebbüsün yardımını bekliyorlar.Aşı kuyruğunda bekleyenler: Batı Şeria ve Gazze halkıBu iki küme dışında kalan kesimse Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) 242 sayılı kararına göre hukuki olarak da “işgal edilmiş topraklar” ilan edilen Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ndeki Filistinliler. İsrail, Batı Şeria bölgesinde en üst derecede güvenlik araçlarıyla hakimiyet sağlarken, Gazze Şeridi’ni de abluka altına alarak kontrol ediyor. Kaynaklar, sağlık çalışanlarına yönelik 2 bin dozluk istisna dışında şu ana kadar her iki bölgede yaşayan Filistin halkına yönelik tek doz aşı işleminin dahi gerçekleştirilemediğini aktarıyor. Bu tablodaki en çarpıcı olgu olarak, İsrail’in Batı Şeria’da yaşayan 450 bin civarındaki Yahudi nüfusu aşılaması ancak komşu mahallelerde bulunan 3 milyona yakın Filistinliyi bu olanaktan mahrum bırakması öne çıkıyor.İsrail-Filistin arasındaki aşı tartışmaları taraflar arasında yeni bir rekabet sahası daha doğurmuş oldu. Meseleyi kördüğüm haline getiren anlaşmazlıksa, tarafların bölge sakinlerini aşılama vazifesini kimin yapması gerektiği konusunda mutabakat sağlayamamaları.İsrail yönetimi 1993’te Filistin kanadıyla yapılan Oslo Anlaşması’nda, Batı Şeria ve Gazze’deki sağlık sektörünün idaresinin Filistin tarafının sorumluluğunda olduğunun beyan edildiğini vurguluyor. Nitekim İsrail Sağlık Bakanı Yuli Edelstein, Oslo Anlaşması’na göre bu konuda kendilerinin herhangi bir sorumluluklarının olmadığını iddia etmişti.Bu görüşe uluslararası kamuoyu sert bir şekilde muhalefet ediyor. BM İnsan Hakları Konseyi yayımladığı açıklamada, İsrail devletinin Gazze ve Batı Şeria’da yer alan Filistinlilerin Kovid-19 salgını kapsamında aşılanmasından sorumlu olduğunu açıkladı. Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’nin işgal altındaki bölgelerle ilişkin hükmünün referans verildiği açıklamada, İsrail’in tutumunun “ahlaki ve yasal olarak” kabul edilemez olduğu vurgulandı. DSÖ ve diğer uluslararası örgütlerden de aynı doğrultuda açıklamalar geldi.Filistin makamları da Oslo Anlaşması’nın bir başka kısmında yer alan, tarafların salgın ve bulaşıcı hastalıklarla mücadele edilmesi gereken durumlarda sorumluluğu paylaşmaları gerektiğini kaydeden hükme işaret ederek İsrail’in tutumuna karşı çıktılar.Durumu daha da karmaşık hale getiren bir başka boyut ise, Batı Şeria’da ikamet edip çalışmak için İsrail’e geçmek zorunda olan sayıları 100 binin üzerindeki Filistinli işçiler. Birçoğu kısıtlamalar nedeniyle işlerinden olan işçilerin de içinde olduğu bu grup aslında aşı tartışmalarında tarafların birbirlerini göz ardı edemeyecekleri iç içe geçmiş bir tablo sunuyor. Filistinlilerin aşılanma sürecinden yalıtıldığı bir senaryoda alınan önlemler de sekteye uğrayacaktır.İsrail cephesinin, Filistin kanadından aşı talebi için açık çağrı bekleyerek, bölgedeki egemen güç olduğunu pekiştirme stratejisi içinde olduğu iddia edilebilir. Zor durumda kalan ve kendi halkına yardımcı olamayan bir Filistin yönetimi portesi, İsrail’in elini güçlendirecek bir siyasi koz olarak kullanılabilir.Oslo anlaşması hangi yaraya merhem oldu?Filistin ve İsrail kanadının ilgili maddelerine gönderme yaptıkları Oslo Anlaşması dünyadaki en uzun süren ihtilaflardan biri olan İsrail-Filistin meselesini sona erdirme iddiası taşıyan, idealize edilmiş bir mutabakattı. Ancak barış umutlarının tersyüz olması uzun sürmedi. Anlaşma sonucunda hayati önemdeki konular (işgal altındaki topraklarda bulunan Yahudi yerleşimleri, mültecilerin geri dönme hakkı vs.) bir kenara bırakılarak, geçici düzenlemeler dışında Filistin davasına hizmet eden somut bir kazanım sağlanamadı. Anlaşmanın hiçbir yerinde ne Filistin devleti ne de Filistinlilerin kendi kaderini tayin hakkından bahsedilmemesi pek çok Filistinli için büyük hayal kırıklığı olmuştu.Yaser Arafat ve liderliğini yaptığı Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) ilk jenerasyonu, İsrail’in kuruluş aşamasında pasif ve yetersiz kaldıklarını iddia ettikleri Filistin elitlerine karşı reaksiyoner bir tutumla 60’lı yıllardan itibaren teşekkül eden bir gruptu. İstikameti bağımsız bir Filistin devleti olarak belirleyen bu ekibin yıllar süren, Lübnan ile Tunus’taki sürgün yıllarıyla bezenmiş mücadelesinde gelinen nihai noktanın kayda değer bir kazanç sağlanamayan Oslo Anlaşması olması ibret verici bir sonuçtur. Sonraki yıllarda örgütlenen Hamas ve izlediği siyaset, 1987 ve 2000’deki intifadalar ve pek çok barış denemesi de herhangi somut kazanım elde edilmeden akamete uğradı. Burada altı çizilmesi gereken nokta; genel hatları belirlenemeyen ve yapısal bir çözüme kavuşturulamayan sorunların kriz ortamlarında yeni mağduriyetlere (aşı sürecinde Filistin halkının yaşadıkları gibi) kapı aralaması.Arap Baharı sonrası ortaya çıkan konjonktürden bir şekilde kârlı çıkmayı başaran İsrail yönetimi, diğer Arap ülkeleriyle (Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Sudan ve Fas) başlattığı diplomatik normalleşme politikasıyla bölgedeki nüfuzunu artırmayı başardı. Uluslararası örgütlerin konuya ilişkin tüm kararlarına karşın İsrail kalıcı çözümün önünde en büyük engel olan Batı Şeria’da yeni yerleşim birimleri inşa etme faaliyetlerinden vazgeçmiyor. Bir yıl içinde 3 seçim, aylardır süren protestolar ve yolsuzluk suçlamalarına karşın ülke iç siyasetindeki kutuplaşmanın da katkısıyla bir şekilde iktidarda kalmayı başaran Netanyahu, kendisine koşulsuz destek veren kemikleşmiş bir seçmen kitlesine sahip. Netanyahu, kapsamlı bir aşı politikası güderek bunu, yıpranan imajını düzeltecek bir koz olarak kullanmak istiyor.Kovid-19 sonrası hayatKendi vatandaşlarını dünyada en hızlı aşılayan ülke olarak İsrail’in, kontrolü altındaki Filistinlileri etnik sebepler nedeniyle süreç dışına itmesi, yalnızca evrensel hukuk normları bağlamında değil etik olarak da problemli bir tutum.Geldiğimiz noktada siyasi aktörler farklı hukuki değerlendirmeleri koz olarak öne sürüp, birbirlerine suçlamalar yöneltebiliyor. Güçlü olan taraf her gelişmeyi karşı tarafa yönelik baskı unsuru olarak kullanıyor ve temel insani normları göz ardı ediyor. Bu çözümsüzlük atmosferinin bölgedeki hiçbir halka hizmet etmeyeceği açık. İşgal altındaki topraklarda yaşayan Filistinliler bu tablonun en büyük kaybedeni olmaya devam ediyorlar. İki devletli kalıcı bir çözüm perspektifi geliştirilmediği sürece adil olmayan mevcut statükonun yeni krizlere ve mağduriyetlere yol açması kaçınılmaz.
Türk Telekom'un Mobil Baz İstasyonu Atağı Sürüyor
İSTANBUL (AA - Türk Telekom, 8 ili bünyesinde barındıran Adana Bölge Müdürlüğü’nde 2.000’inci mobil sahasını hizmete açarak 4.5G kapsamasını bölge genelinde yüzde 95’e yükseltti. Türk Telekom'dan yapılan açıklamaya göre, yüksek teknoloji alanındaki yatırımlarına devam eden Türk Telekom, Türkiye’nin güneyindeki Adana, Gaziantep, Mersin, Hatay, Kahramanmaraş, Osmaniye, Niğde ve Kilis olmak üzere 8 ilin bağlı olduğu Adana Bölge Müdürlüğü bünyesindeki 2.000’inci mobil sahasını hizmete açtı. 4.5G kapsaması bölge genelinde yüzde 95’ye yükseldiAçıklamada görüşlerine yer verilen Türk Telekom Teknoloji Genel Müdür Yardımcısı Yusuf Kıraç, 'Millî sorumluluk bilinciyle Türkiye’nin dört bir yanına yatırımlarımızı artırdık. Bu çerçevede ülkemizin güneyinde bu yıl 104 adet yeni saha açarak mobil baz istasyonu sayımızı iki bine çıkardık. Bu yatırımlarla bölge mobil şebekemizde 2G’de yüzde 99, 3G’de yüzde 97 ve 4.5G’de yüzde 95 nüfus kapsaması sağladık. Bölgede yaşayanlar artık çok daha konforlu bir iletişim kurabilecekler.' ifadelerini kullandı.
Gesi Bağları'nın "Kuş Köşkleri" Turizme Kazandırılacak
KAYSERİ (AA) - ESMA KÜÇÜKŞAHİN - Kayseri'nin Gesi Mahallesi'ndeki 'kuş köşkleri', Melikgazi Belediyesince restore edilerek turizme kazandırılacak. Bir zamanlar üzüm bağlarıyla meşhur Gesi bölgesinde, bağ ve bahçelerde güvercin gübresinden yararlanılmak amacıyla 19. yüzyılda inşa edildiği belirtilen çok sayıda 'kuş köşkü' bulunuyor. Her biri, üzerinde bulunduğu en az 3 metrekarelik arsasıyla bölgedeki vatandaşlara tapulu olan kuş köşkleri, eskisi kadar aktif kullanılmadığı için bakım ve onarıma ihtiyaç duyuyor. Melikgazi Belediye Başkanı Mustafa Palancıoğlu, AA muhabirine, bölgede yaklaşık 250 'kuş köşkü' bulunduğunu, bunların 146'sını restore ettirip turizme kazandırmayı amaçladıklarını söyledi.Bu kapsamda hazırladıkları restorasyon projesinin Kültür Bakanlığı Anıtlar Kurulundan geçtiğini aktaran Palancıoğlu, bu yıl 20 civarında kuş köşkü denilen güvercinliği restore edeceklerini, sonraki yıllarda bu tecrübelerinden yola çıkarak yenileme işlemine devam edeceklerini dile getirdi.Palancıoğlu, restorasyonu haziran ayında başlatmayı planladıklarını belirterek, şunları kaydetti:'Burada dışarıdan görünen taş yapının içinde de güvercinlerin yumurtlama yapacakları ve gübrelerini bıraktıkları alanlar mevcut. Güvercinler, yırtıcı hayvanlardan da bu yapılar sayesinde korunuyor. Belediye olarak belirli aralıklarla güvercinleri besliyoruz. Kent meydanındaki güvercinlerin buraya gelmesini sağlayacak çalışmalar yapacağız. Güvercinler, topraktaki zararlı haşeratları da temizliyor. Bölge halkı buradan kente göçünce güvercinlikler de eskisi gibi kullanılmamaya başlanmış. Şu anda da turizm açısından büyük bir önem taşıyor. İnsanlar güvercinlikleri görmek için buraya geliyorlar, fotoğraf çektiriyorlar.'
Arıcılık Uzmanından İklim Değişikliğinde Arıları Koruma Önerileri
DÜZCE (AA) - ÖMER ÜRER - Düzce Üniversitesi Arıcılık Araştırma, Geliştirme ve Uygulama Merkezi (DAGEM) Müdürü Doç. Dr. Meral Kekeçoğlu, son dönemde mevsim normalleri üzerinde seyreden hava sıcaklılarının arı ırkları üzerinde risk oluşturduğunu belirterek, yapılması gerekenler hakkında arı yetiştiricilerine önerilerde bulundu. Doç. Dr. Meral Kekeçoğlu, AA muhabirine, kış mevsiminin normallerin üzerinde sıcaklıkla geçmesinin arıcılık açısından istenmeyen bir durum olduğunu söyledi. Arıların kış aylarında içeride salkım yaptığını ve dinlenme durumuna geçtiğini anlatan Kekeçoğlu, 'Şu andaki hava koşullarının her yıl alışık olduğumuzdan farklı seyretmesi arılar için ciddi anlamda büyük tehlike. Tüm Türkiye için havalar düşünülenin tam tersine her yıl olduğundan farklı olarak çok sıcak gidiyor. Nasıl insanlarda bir biyolojik saat, biyolojik denge varsa arılardaki bu biyolojik denge tehlike arz ediyor.' diye konuştu.Kekeçoğlu, kış salkımı oluşturamayan arının dışarı çıkmak istediğinde enerji harcadığını ve içerideki balı tüketmeye çalıştığını aktardı.Havanın değişmesi ve yaşanan iklim değişikliğinin arıların tüm dengesini bozduğunun altını çizen Kekeçoğlu, şöyle devam etti:'Küresel ısınma yıllar geçtikçe ciddi boyutlara ulaşmaya başladı. Bu tehlike arılar ve arı nesilleri için de büyük bir tehlike oluşturuyor. Bu kez arıcılar hava koşullarına uyum sağlayan arı nesillerini tercih etmeye başlıyor. Bu da diğer nesillerin yok olmasına neden oluyor. Bu arı ırkı biyoçeşitliliği açısından büyük bir tehlike.' 'Üreticilerimizin arılarını beslemeye özen göstermesini tavsiye ediyoruz'Doç. Dr. Kekeçoğlu, arıları için yetiştiricilerin birtakım önlemler alabileceğini dile getirerek şu önerilerde bulundu:'Tehlikeyi minimuma indirmek, arı ırk ve biyoçeşitliliğimizi korumak adına yetiştiricilerimize büyük görev düşüyor. Bal arıları çevreden en çok etkilenen canlılardır. Değişen hava koşulları ve küresel ısınma arı ırklarını tehlikeye sokuyor. Her bir arı ırkının yaşadığı iklim değişik olabiliyor. Arıcılarımıza şu günlerde çok değişken olan hava koşullarını göze alarak arılarını beslemeye özen göstermesini tavsiye ediyoruz. Önümüzdeki günlerde aniden havaların soğuyacağını düşünürsek arılara protein katkılı ek besleme yapılması önemli. Arıcılarımız ek gıda ve beslenmenin yanında ırk değişimine gitmeden yerli arı ırkları ile çalışsınlar. İklim şartlarına göre ırk değişimine yönelmesinler. Dışarıdan ithal arı ırkı getirerek biyoçeşitliliğimizi bozmasınlar.'
İstanbul'da Yeditepe Huzur Uygulaması
İSTANBUL (AA) - Yeditepe Huzur Uygulaması’nda çeşitli suçlardan aranan 427 kişi yakalandı.İstanbul Emniyet Müdürlüğü açıklamasında, dün kent genelinde birinci aşamada 76 noktada 645 personel, 1 polis helikopteri, 2 Deniz Limanı Şube Botu katılımıyla 11.00-13.00 saatleri arasında, ikinci aşamada 76 noktada 604 personel ve 2 Deniz Limanı Şube Botu katılımıyla 13.00-15.00 saatleri arasında sabit yol uygulaması yapıldığı belirtildi.Denetimlerde 94 bin 237 şahsın GBT Sorgulaması yapılarak çeşitli suçlardan aranan 427 şahısla 264 yoklama kaçağının yakalandığı kaydedildi.Açıklamada, uygulama kapsamında 35 ruhsatsız tabanca ve 153 fişek, 5 kilo 324 gram uyuşturucu madde, 123 uyuşturucu hap ele geçirildiği belirtildi.16 bin 533 araç ve 332 motosikletin kontrol edildiği ifade edilen açıklamada, 800 araç ve motosiklete işlem yapıldığı, 11 aracın trafikten men edildiği bilgisi paylaşıldı.Denetlenen araç sürücülerine toplam 157 bin 302 lira para cezası kesildi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, Kktc Başbakanı Saner İle Görüştü
LEFKOŞA (AA) - Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ersan Saner ile bir araya geldi.Cumhurbaşkanı Oktay'ın, Başbakan Saner ile KKTC Başbakanlığı'nda yaptığı baş başa görüşmenin ardından heyetler arası görüşme ve muhtelif anlaşmaların imza töreni gerçekleştirilecek.Daha sonra Oktay ve Saner, ortak basın toplantısı düzenleyecek.Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, iki günlük çalışma ziyareti kapsamında dün KKTC'ye gelmişti.Ziyaret çerçevesinde, Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi ve KKTC Başbakanlığı arasında e-Devlet hizmetlerine ilişkin mutabakat zaptı ve Karayolları Genel Müdürlüğü ile KKTC Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı arasında kara yolları yatırımlarının gerçekleştirilmesine ilişkin uygulama protokolü imzalanacak. Türkiye Belediyeler Birliği ve Yüksek Öğretim Kurulu ile KKTC tarafındaki muhatapları arasında da iş birliği anlaşmaları yapılacak.Oktay'a, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanı Ali Taha Koç ve Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı Fatma Şahin de eşlik ediyor.
Reklam
İstanbul'a Peş Peşe Uyarılar... Yoğun Kar Yağışının Haritası Paylaşıldı
Türkiye hafta sonu soğuk ve karlı havanın etkisine giriyor. İstanbul’da günlerdir 20 dereceyi aşan hava sıcaklığının karla birlikte 0 dereceye düşmesi bekleniyor. Uzmanlar kar kalınlığının 1 metreyi bulduğu 1987 kışındaki gibi bir yağış uyarısı yapıyor. İstanbul Valiliği de bir açıklama yaparak haftasonu beklenen yağışlara karşı uyardı, dikkatli ve tedbirli olunmasını istedi. Meteoroloji Uzmanı Ahmet Uçar, beklenen kar yağışını ilişkin harita paylaşarak turuncu ve kırmızı renkli alanların son yılların en iyi kar yağışını alacağını duyurdu.
Ülkü Ocaklarından 'Tabu'ya Rakip Oyun: Ocaktabul
Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım, sosyal medya hesabından Ülkü Ocaklarının hazırladığı tabu oyununa rakip olacak 'Ocaktabul' isimli bir oyununu tanıttı. Yıldırım, oyunu 'Türk gençliğine, Türk dünyasını daha yakından tanıtmak, ailesi ve arkadaşlarıyla eğlenirken öğretmek amacıyla' hazırladıklarını söyledi.
Reklam
Dağlık Karabağ Savaşı Gazisi 3 Azerbaycanlı, Tedavi İçin Türkiye'ye Gönderildi
BAKÜ (AA) - Dağlık Karabağ'daki savaşta yaralanan 3 Azerbaycanlı gazi, tedavilerinin devam ettirilmesi için Türkiye'ye sevk edildi.Şehit aileleri ve gazilerin sorunlarını çözmek için Azerbaycan devleti tarafından kurulan 'Yaşat Fonu'ndan yapılan açıklamada, Azerbaycanlı doktorların görüşleri dikkate alınarak, 3 gazinin ilgili muayene, tedavi ve rehabilitasyon sürecinin Türkiye'de devam edeceği bildirildi.Açıklamada, 'Yaşat Fonu'nun bundan sonra da ihtiyaç duyulduğu takdirde ağır yaralı gazilerin tedavi için yurt dışına gönderilmesini sağlayacağı kaydedildi. Gazileri, Haydar Aliyev Havalimanı'ndan 'Yaşat Fonu' Başkanı Elvin Hüseynov uğurlardı.
Konya'da Su Arıtma Cihazının Filtresini Değiştirdikleri Evden Para Çaldığı İddia Edilen 3 Şüpheliden 2'Si Yakalandı
KONYA (AA) - Konya'da su arıtma cihazının filtrelerini değiştirdikleri evden para çaldıkları iddiasıyla 3 şüpheliden ikisi gözaltına alındı.Ev sahibinin talebi üzerine Meram ilçesi Aşkan Mahallesi Hafız Ahmet Sokak'taki bir eve gelen iki kişi, su arıtma cihazının filtrelerini değiştirdikten sonra ücretini alıp evden ayrıldı.Ev sahibi, bir süre sonra vestiyerde asılı duran ceketinin cebindeki 2 bin avro ile 3 bin liranın yerinde olmadığını fark etti.İhbar üzerine çalışma başlatan Meram Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği ekipleri, sokakta yaptıkları güvenlik kamerası incelemelerinden, şüphelilerin eve geldiği hafif ticari aracı tespit etti.Polis, olaydan 8 gün sonra aracı Selçuklu ilçesindeki Fırat Kavşağı'nda durdurdu. Yapılan kontrolde araç sürücüsü M.Ç. (34) ile yanındaki M.Ö'nün (25) eve giren şüpheliler olduğu belirlendi. Araçta yapılan aramada ise kurusıkıdan bozma tabanca ele geçirildi.Gözaltına alınan şüpheliler, emniyete götürülürken, olaya karışan diğer şüpheli İ.Ç'nin (22) yakalanmasına yönelik çalışmanın sürdüğü belirtildi.
Mersin'de Çadırlarda Yaşayan Mevsimlik Tarım İşçilerine Kışlık Eşya Desteği Verildi
MERSİN (AA) - Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) tarafından Mersin'de çadırlarda yaşayan mevsimlik tarım işçilerine kışlık eşya yardımı yapıldı.Belediyeden yapılan açıklamaya göre, Büyükşehir Belediyesi ile Maya Eğitim Kültür Araştırma Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ekipleri, Akdeniz ilçesine bağlı Adanalıoğlu ve Limonlu mahallelerindeki 45 tarım işçisi aileye UNHCR tarafından gönderilen battaniye, yatak ve yatak örtülerini dağıttı. Mevsimlik tarım işçileri yardımdan dolayı mutlu olduklarını belirterek, ilgililere teşekkür etti. Geçen ay da UNHCR tarafından tarım işçilerine gönderilen çadırların kurulumu yapılmış, işçiler ve aileleri sağlık kontrolünden geçirilmişti.
Reklam
Kilis'te Göçmen Kaçakçılığı Yaptığı İddiasıyla 2 Şüpheli Gözaltına Alındı
KİLİS (AA) - Kilis'te yurda yasadışı yollarla girdiği belirlenen yabancı uyruklu bir kişi yakalandı, göçmen kaçakçılığı yaptığı iddiasıyla 2 şüpheli gözaltına alındı.Valilikten yapılan açıklamaya göre, kentte göçmen kaçakçılığının önlenmesine yönelik çalışmalar devam ediyor.Mehmet Rıfat Kazancıoğlu Mahallesi'nde polis ekiplerince durdurulan bir araçta ülkeye kaçak yollardan girdiği belirlenen yabancı uyruklu bir kişi yakalandı.Yabancı uyruklu kişi, İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edildi.Araçta bulunan şüpheliler Suriye uyruklu M.H.A. ve M.Z.G. ise göçmen kaçakçılığı yaptığı iddiasıyla gözaltına alındı.
Şırnak'ta Yaşayan Turgun Ailesi Epilepsi Hastası 5 Yaşındaki Furkan İçin Yardım İstiyor
ŞIRNAK (AA) - Şırnak'ın Cizre ilçesinde yaşayan Turgun ailesi, epilepsi hastası 5 yaşındaki Furkan'ın tedavisi için yetkililer ve hayırsever vatandaşlardan destek bekliyor.Cizre'nin Kasrik beldesinde ikamet eden anne Leyla Turgun, oğlunun geçen sene şubat ayında yüksek ateş şikayetiyle Cizre Devlet Hastanesi kaldırıldığını, burada yapılan ilk müdahalenin ardından Batman'a sevk edildiğini söyledi.Batman'da bir ay boyunca yoğun bakımda tedavi gören oğluna epilepsi tanısı konulduğunu ifade eden Turgun, oğlunun sağlık durumunun gün geçtikçe kötüye gittiğini, bir ayda yatağa bağımlı hale geldiğini, görme kaybı yaşadığını belirtti.Turgun, bu süreçte oğlunu Diyarbakır ve İzmir'de de bazı hastanelere götürdüğünü ancak yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle tedavisinin ertelendiğini dile getirerek, oğlunun tedavi olması için yetkililerden destek beklediklerini kaydetti.Furkan'ın daha önce sağlıklı bir çocuk olduğunu anlatan Turgun, 'Oğlum şimdi ne oturabiliyor ne ayağa kalkabiliyor ne de görebiliyor. Kendi başına hiçbir şey yapamıyor. Eski halini çok özledim. Arkadaşları ile koşup, oyun oynamasını özledim.' dedi.
Kovid-19 Hastaları Yaşadıklarını Anlatıyor - "Yer Ayaklarımın Altından Çekiliyor Gibi Oluyordu"
EDİRNE (AA) - CİHAN DEMİRCİ - Edirne Sultan 1. Murat Devlet Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Veli Çetinsu, ilaçlarını düzenli şekilde kullanıp beslenme ve uykusuna dikkat ederek yeni tip koronavirüsü (Kovid-19) yendiğini söyledi. Çetinsu, AA muhabirine, yaklaşık 3 ay önce bir hastasını muayene ederken dalgınlıkla maskesini çıkardığını, hastanın da bu esnada maskesini çıkardığı için Kovid-19'a yakalandığını anlattı.Kovid-19 testinin pozitif çıkmasının ardından kendini daha kötü hissetmeye başladığını anlatan Çetinsu, evinde ilaç tedavisinin ardından sağlığına kavuştuğunu ifade etti. Çetinsu, hastalığa yakalandığını anladığından itibaren ailesine bulaştırmamak için kendisini evinde bir odada 10 gün izole ettiğini belirterek, 'İnsan kötü olan şeyi kendisine yakıştıramıyor. Hastalar genellikle 'Grip ya da soğuk algınlığı var, koronavirüs olmadım' diyor. Buna dikkat etmek gerekiyor. Ben izole oldum. Ailem yemeğimi getirip veriyordu, ilaçları da düzenli şekilde kullandım. Tat ve koku kaybı olmadı. İştahsızlık, halsizlik yaşadım. Hep iyi olduğumu sanıyordum ama daha kötü olmaya başladım. İyiyim dediğim zamanlar da aslında kötüymüşüm. İyileştikçe bu süreci anladım.' diye konuştu. 'İnaktif aşı güvenilir bir aşıdır'Hastaların ilaç kullanıp doktorların tavsiyelerini dinlediklerinde hızlı bir iyileşme sürecine girdiklerini dile getiren Çetinsu, kendisinin de bunları düşünerek moralini yüksek tuttuğunu belirtti. Çetinsu, insanların yoğun bakımda uzun süre kalmaktan tedirginlik duyduğunu anlatarak, şöyle devam etti:'Bunu düşünmek de travmaya neden oluyor. Solunum cihazına bağlanma, 112'nin gelip evimden beni alıp hastaneye götüreceği düşüncesi beni de tedirgin etti. Hastalık süresince 'oldu olacak' düşüncesi kötü bir histi. Ellerim buz gibiydi, uzun süre ısıtamadım ve bazen yer ayaklarımın altından çekiliyor gibi oluyordu. Soğuk algınlığı gibi değil, ondan biraz daha ağırdı. Moralimi yüksek tuttum, ilaçlarımı düzenli şekilde kullandım, beslenmeme ve uykuma dikkat ederek hastalığı yendim.'Çetinsu, hastalığı geçirenlerin sağlığına daha fazla dikkat etmesi gerektiğini maske, mesafe ve hijyen kurallarını eksiksiz uygulamasının önemli olduğunu vurguladı. Türkiye'de kullanılan aşının en güvenilir aşılardan olduğunun altını çizen Çetinsu, şunları kaydetti:'Klasik olarak bildiğimiz, eski yöntemlerle de yapılan konvensiyonel inaktif aşı, güvenilir bir aşıdır. Güvensizlik duymanın bir anlamı yoktur ve dünyanın birçok yerinde de bu aşı yapılıyor. Sıramız geldikçe aşımızı olmalıyız. Sağlık çalışanları da aşısını oldu ben de oldum, herhangi bir yan etki hissetmedim. Dünyadaki birçok medeniyeti yok eden bulaşıcı hastalıktır. Onları önlemenin en güzel yolu da aşıdır. Aşı yapılırsa medeniyetimiz sürer.'
Reklam
Apple, Akıllı Telefon Satışında Samsung'u Geçti
BERLİN (AA) - Küresel bazda 2020’nin son çeyreğinde 16 milyon daha çok akıllı telefon satılırken, Apple yüzde 23,4 pazar payı ile Samsung'u geçmeyi başardı. AA muhabirinin, uluslararası veri şirketi IDC tarafından yayınlanan araştırma verilerinden derlediği bilgiye göre, geçen yılın ekim-aralık döneminde küresel pazarda 385,9 milyon adet akıllı telefon satışı gerçekleştirildi.Söz konusu dönemde bir önceki yılın aynı dönemine göre 16 milyon adet daha çok akıllı telefon satılırken, LG, Vivo, Nokia ve Blackberry'in en fazla akıllı telefon satan şirketler sıralamasında gerilerde olması dikkati çekti.En çok satış yapan akıllı telefon markaları arasında Çinli üreticiler ön plana çıktı. En çok satış yapan ilk 5 marka arasında, dünyanın en büyük üçüncü akıllı telefon üreticisi olan Huawei'nin yanı sıra Çinli Xiaomi ve Oppo markaları da bulunuyor.Son çeyrekte 90,1 milyon akıllı telefon satmayı başaran Apple, dünyanın en fazla akıllı telefon satıcısı sıralamasında Samsung'u geçti. Apple, son çeyrekte satışlarını yüzde 22 artırırken, pazar payı da yüzde 23,4 oldu. Apple, söz konusu dönemde iPhone 12’yi pazara sürmüştü.Güney Koreli akıllı telefon üreticisi Samsung, ekim-kasım döneminde satışlarını yüzde 6,2 artırdı ve 73,9 milyon adet satış yaparak dünyanın en büyük ikinci akıllı telefon satıcısı oldu. Samsung’un pazar payı ise yüzde 19,1 oldu.Çinli akıllı telefon üreticisi Xiaomi'nin son çeyrekte satışlarını yüzde 32 artırması dikkati çekti. Şirket 43,3 milyon adet satış yaparak üçüncü sırada yer aldı. Pazar payı da yüzde 11,2 oldu.Diğer Çinli üretici Oppo ise söz konusu dönemde 33,8 milyon telefon satarken, yüzde 8,8 pazar payı ile dördüncü oldu.Söz konusu dönemde diğer Çinli üretici Huawei, 32,3 milyon adet akıllı telefon satarak beşinci sırada yer aldı. Şirketin satışları 2020’nin son çeyreğinde 2019’nın aynı çeyreğine göre yüzde 42,4 azalırken, pazar payı yüzde 15,2’den yüzde 8,4’e geriledi. LG, Vivo, Nokia ve Blackberry gibi diğer akıllı telefon markalarının satışları ise 112,4 milyon adet olarak hesaplanırken, pazar payları yüzde 29,1 olarak tespit edildi.
United Airlines, 200 Elektrikli Uçan Taksi Satın Almayı Planlıyor
ANKARA (AA) - ABD'li hava yolu şirketi United Airlines, havalimanlarına yolcuları ulaştırmak için 200 elektrikli uçan taksi satın almayı hedefliyor.The Wall Street Journal'ın haberine göre, United Airlines Holdings’den yapılan açıklamada, hava taksileri üreticisi California merkezli Archer'dan 1 milyar dolar değerinde uçan taksiler satın alınması, bu kapsamda ABD'li bölgesel hava yolu şirketi Mesa Airlines ile iş birliği yapılmasının planlandığı bildirildi.United ve Mesa yetkilileri, hava yolu endüstrisinde karbon ayak izini azaltmak amacıyla 5 yıl içinde 200 uçan taksi alma planının, otoyollarda yoğun trafiğe maruz kalan yolcuları havalimanına ulaştırmak için hazırlandığını kaydetti.Söz konusu taksilerin, saatte yaklaşık 240 kilometre hızla 95 kilometre civarında mesafeye uçabileceği, böylelikle havalimanına seyahat eden yolcular için karbondioksit emisyonlarını neredeyse yarıya indirebileceği belirtildi.1 milyar dolar değerindeki uçan taksilerin alımına ilişkin anlaşmada, satın alma işlemlerinin gerçekleşmesi için düzenleyici makam onayına ihtiyaç olduğu kaydedildi.
Reklam
'Emek' Desen Var, 'Liyakat' Desen O da Var: Bir Günde Memur Olup, Cumhurbaşkanlığı'na Atandı
etiket
CHP'li Murat Emir, Kocaeli Üniversitesi Rektörü Sadettin Hülagü'nün oğlu Taha Hülagü'nün yükseliş öyküsünü anlattı. Emir'in aktardığına göre; Taha Hülagü, önce AKP’li Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nde SEKA Müze Müdürü yapıldı, ardından yine sınavsız olarak Özel Kalem Müdürü oldu. Burada 1 gün çalıştıktan sonra “memur” sıfatını alan Hülagü, Cumhurbaşkanlığı Kamu Diplomasi Koordinasyon Kurulu’na atandı.
İstanbul'da Düzenlenen Operasyonda 464 Bin 200 Ecstacy Hap Ele Geçirildi
İSTANBUL (AA) - İstanbul'da düzenlenen operasyonda 464 bin 200 ecstacy hap ele geçirildi. Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, bir uyuşturucu şebekesinin, yurt dışından getirilen yüklü miktarda uyuşturucu hapı, piyasaya süreceği istihbaratı üzerine çalışma başlattı.Söz konusu soruşturma kapsamında 3 Şubat'ta Eyüpsultan'da bir adrese operasyon düzenleyen ekipler, 3 şüpheliyi gözaltına aldı.Adreste yapılan aramada 464 bin 200 ecstacy hap ile 4 gram eroin, 3 hassas terazi ve 1 vakumlama makinesi ele geçirildi. Emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye sevk edilen 3 zanlıdan 2'si tutuklanırken 1'i ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Filipinler Hükümeti, Bangsamoro'daki Silahsızlandırmaya Destek İçin Özel Birim Kurdu
KUALA LUMPUR (AA) - Filipinler hükümeti, Bangsamoro Özerk Bölgesi'ndeki (BARMM) Moro İslami Kurtuluş Cephesi (MİKC) savaşçılarının silah bırakma sürecini hızlandırmak için özel birim kurdu.Konuya ilişkin açıklama yapan Devlet Başkanlığı Barış Süreci Danışmanı Carlito G. Galvez, Ulusal Af Komisyonu adı verilen özel birimin, daha fazla MİKC üyesini silah bırakmaya teşvik etmek ve sivil yaşama döndürmek için çalışacağını belirtti.Galvez, Ulusal Af Komisyonunun Devlet Başkanı Rodrigo Duterte'ın emriyle kurulduğunun altını çizerek 'Silahsızlandırma sürecine destek için hükümet kademesinde özel birim kurulması, Duterte yönetiminin ülkede kalıcı barış için gösterdiği kararlılığın delilidir.' ifadesini kullandı.Filipinler hükümetinin, Mindanao'da on yıllar süren çatışmaların kökenine inerek sorunu çözmeye çalıştığını belirten Galvez, 'Bu sayede eski savaşçılara yeni bir başlangıç yapma fırsatı verilecektir.' açıklamasında bulundu.7 üyeden oluşacak Ulusal Af Komisyonunda Savunma, Adalet ve İçişleri Bakanlıklarından üst düzey yetkililer görev yapacak.40 bin kişinin silahsızlandırılması hedefleniyorBARMM Başbakanı Hacı Murat İbrahim, AA'ya verdiği röportajda şimdiye kadar 13 bin 500 MİKC üyesinin silah bıraktığını ve hedeflerinin 40 bin üyeye silah bıraktırmak olduğunu söylemişti.İbrahim ayrıca, bölgede faaliyet gösteren terör örgütü Ebu Seyyaf'tan bazı militanların da bu sürece dahil olmak istediğini belirtmişti.Müslüman Mindanao'da Bangsamoro Özerk BölgesiÜlkenin güneyindeki Müslüman Mindanao bölgesinde 21 Ocak ve 6 Şubat 2019'da yapılan referandumlarda, halk, bölgeye kapsamlı özerklik getiren Bangsamoro Organik Yasası'nı kabul etmişti.Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte tarafından Bangsamoro Geçiş Otoritesi'nin başına getirilen Hacı Murat İbrahim, 26 Şubat'ta yönetimi federal hükümetin bölge valisinden devralmıştı. İbrahim'in geçiş sürecinin tamamlanacağı Haziran 2022'ye kadar bölgeyi yönetmesi kararlaştırılmıştı.
Türkiye'de Geçen Ay Son 51 Yılın En Sıcak 2. Ocak Ayı Yaşandı
İSTANBUL (AA) - HİKMET FARUK BAŞER - Türkiye'de 2021 yılının ocak ayı, son 51 yıllık dönem göz önüne alındığında en sıcak 2. ocak olarak kayıtlara geçti. AA muhabirinin Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerinden derlediği bilgilere göre, Türkiye'de uzun yıllar ocak ayı ortalama sıcaklığı 2,7 derece olarak ölçüldü. Bu yılki ocak ayında ise havaların sıcak geçmesinden dolayı ortalama sıcaklık 5,4 derece oldu. Geçen ay ortalama sıcaklıklar ülkenin kıyı kesimleri, Trakya çevresi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi çevrelerinde genelde mevsim normallerinin üzerinde, Doğu Anadolu Bölgesi genelinde mevsim normalleri civarında gerçekleşti. Türkiye'de 1971'den beri en yüksek ortalama sıcaklık 2003 Ocak ayında kaydedildi. Ölçümlere göre 2021 yılının ocak ayı, 51 yılın en yüksek ikinci ocak ayı olarak kayıtlara geçti. Türkiye'nin 1971'den beri en sıcak ocak ayları şöyle sıralandı:SıralamaEn sıcak aylar 1.2003 2.2021 3.2010 4.2014 5.1994 6.1971 7.2018 8.2001 9.199910.198411.198512.198613.199714.197915.199516.201317.198718.201919.201120.2005İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ocak ayında hava sıcaklıklarının ülke genelinde mevsim normallerinin üzerinde gerçekleştiğini söyledi. Sıcak havanın kış mevsimi olmasına rağmen bir çok yerde ekstrem sıcaklıkların yaşanmasına neden olduğunu belirten Toros, 'Ocak ayında Türkiye'yi etkileyen basınç sistemlerine bağlı olarak ülkemiz genel olarak güneyli hava hareketlerine maruz kaldı. Sistemler Sahra Çölü'nden hem sıcak hava ve hem de kum ile toz taşıdı. Bu durum ocak ayının sıcak geçmesine neden oldu. Ocak ayında sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde geçmesi ve genel olarak çoğu günün yağışsız geçmesi sebebiyle çiftçiler bazı bölgelerde bitkilere bu dönemde su vermek zorunda kaldı.' değerlendirmesini yaptı.
Reklam