onedio
Tunceli'de Kovid-19 Tedbirlerini İhlal Eden 11 Kişiye 7 Bin 739 Lira Ceza Kesildi
TUNCELİ (AA) - Tunceli'de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirlerini ihlal ederek kıraathanede oyun oynadığı tespit edilen 11 kişiye 7 bin 739 lira para cezası uygulandı.Valilikten yapılan açıklamada, İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince kentte Kovid-19 denetimlerinin sürdürüldüğü belirtildi.Açıklamada, 'İlimizde kapalı olması gereken bir kıraathanenin açık olduğu ve içeride oynanması yasak olan okey, iskambil oyunların oynandığının tespit edilmesi üzerine, toplamda 11 kişiye 7 bin 739 lira idari para cezası uygulanmıştır.' ifadesine yer verildi.Vali Mehmet Ali Özkan da kentte eğitim ve öğretim faaliyetlerinin devam ettirilebilmesi için vatandaşları Kovid-19 tedbirlerine uymaları konusunda uyardı.Özkan, yayınladığı mesajında, Kovid-19 salgınıyla mücadelede tedbirli davranmanın önemine dikkati çekti.Salgının halen devam ettiğini belirten Özkan, şunları kaydetti:'Salgın izlem ve kontrol süreci, almış olduğumuz tedbirlere vatandaşlarımızın azami riayetleri sebebiyle kontrollü biçimde yönetilmektedir. Bu hususta kadirşinas hemşehrilerimize ne kadar teşekkür etsek azdır. Sizlerin bu metaneti ve tedbirlerimize gösterdiğiniz riayet ile 15 Şubat tarihi itibarıyla köy okullarımızı ve bağımsız anaokullarımızı, 1 Mart tarihi itibarıyla da tüm ilkokullarımız ile 8. ve 12. sınıflarımızı açıyoruz.'Vatandaşların gerekmedikçe kalabalık ortamlara girmemesi, maske, sosyal mesafe ve hijyen kurallara uyması gerektiğini vurgulayan Özkan, 'Eğitimde fırsat eşitliği konusunda hassasiyetini bildiğim Tunceli ilimizin, çocuklarımızın geleceğine sahip çıkacağına ve salgın tedbirlerini bugüne kadar olduğundan daha çok sahipleneceğine inancım tamdır. Lütfen kalabalık ortamlardan uzak duralım. Buluşmaları, misafirlikleri erteleyelim. Hem sevdiklerimizi hem de çocuklarımızı koruyalım.' ifadelerini kullandı.
İçişleri Bakanı Soylu Karabük'te, 112 Acil Çağrı Merkezinin Tanıtımına Katıldı:
KARABÜK (AA) - İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 112 Acil Çağrı Merkezlerine 1500 eleman alımı yapacaklarını belirterek, 'Bunun 800'ünü Acil Çağrı bölümünü bitiren kardeşlerimizden alacağız.' dedi.Karabük 112 Acil Çağrı Merkezi'nin tanıtım toplantısına katılan Soylu, gazetecilere yaptığı açıklamada, merkezde emniyet, jandarma, sağlık, orman, itfaiye ve diğer acil çağrı merkezlerine gelen çağrıların karşılanacağını söyledi.Hedeflerinin 81 vilayette '112' numarası adı altında tüm acil çağrıları toplamak olduğunu vurgulayan Soylu, 'Bugün 70'inci vilayetimizi Karabük'te 112 numarası adı altında tüm acil çağrılar için hizmete alıyoruz, hayırlı olur inşallah. Allah nasip ederse haziran sonunda vatandaşımız 112'yi çevirdiğinde tüm acil çağrılara ulaşabilecek sistemi oluşturacağız, gayretimiz bu noktadadır.' diye konuştu.112 Acil Çağrı Merkezi'nin çalışma sistemine ilişkin bilgi veren Soylu, 'Önce acil çağrı elemanlarımız bu çağrıları karşılıyor, çağrıyı gönderen ve bir acil durumu olan vatandaşımız telefonundan eğer tespit edilebiliyorsa hem konumu hem de aynı zamanda adı ve soyadı tespit edilip ilgili bölüme hemen aktarılıyor. Burada da saniyelerle yarışan bir sisteme sahip olduğumuzu ifade etmek istiyorum.' ifadesini kullandı. 'E-çağrı sisteminde 2019'dan bu yana 16 bin çağrı aldık'Bakan Soylu, yerli ve milli çağrı yazılımıyla hazırlanan sistemin dünyanın birçok yerinde ödül almasının ayrı bir övünç kaynağı olduğunu dile getirerek, 'Burada bulunan bütün kurumlara çağrıların ne zaman, hangi aralıklarla, nereden geldiği, kazaların oluş yerinin analizi veya ambulansın nereye ne kadar zamanda vardığı, müdahalenin ne zaman olduğu ve orman yangını ise yangın bölgelerinin nereler olduğunu ifade edebilen, analiz yapma kabiliyetine sahip hem ilgili kurumları hem de bizleri tedbir almaya sevk eden akıllı nesil bir çağrımız var.' dedi.2019 yılı başında devreye alınan e-çağrı sistemine şu ana kadar yaklaşık 16 bin çağrı aldıklarını bildiren Bakan Soylu, 'Bu ne demektir, eğer kaza yaptığınızda aracınızda e-çağrı sistemi varsa otomatik olarak devreye girer, 112'yi arar ve imdada koşabilecek acil çağrı elemanlarını oraya gönderir. Bu dünyanın birçok yerinde olmayan ve akıllı yazılımla beraber kullandığımız çok efektif bir sistemdir.' değerlendirmesinde bulundu. Bakan Soylu, yeni bir modelleme daha yaptıklarını ve önümüzdeki yıla yetiştireceklerini belirterek, şunları kaydetti: 'Allah muhafaza bir ilimizde afetle veya siber saldırıyla karşı karşıya kaldık. Burada bu ili yedekleyeceğimiz yeni bir merkez daha oluşturuyoruz. Bu da vatandaşlarımızın 112'ye ulaşmaya çalıştığında onu hemen başka bir merkeze yedekleyebileceğimiz bir sistemi daha oluşturduğumuzu ifade etmek isterim. Tabii bu kadar teknolojinin sakıncaları elbette var. Millete bir çağrı olarak söylemek isterim; 2020 yılında toplam 59 milyon 500 bin gereksiz ve asılsız çağrı aldık. Bunun yanında 'imdat' isteyenlerin çağrısı 29 milyon 800 bin. Buradan vatandaşlarımıza şunu söylemek istiyorum, eğer siz gereksiz ve asılsız çağrı için 112'yi meşgul ederseniz, bu ya bir yangına ya bir sağlık olayına, müdahaleye, bir afet olayına geç kalmamızı, emniyetin, jandarmanın ulaşabileceği bir olaya geç kalmamızı sağlayabilecek en önemli aksaklığı oluşturur. Bu konuda cezai müeyyideler var, bunları artırdık da ama buna nazaran maalesef bazı vilayetlerimizde çok iyi olmamıza rağmen bazı vilayetlerimizde bu anlayışı yakalayamadığımızı bir kez daha söylemek isterim. Burada vatandaşlarımızdan yardım diliyoruz.' '112 Acil Çağrı Merkezlerine 1500 eleman alımı yapacağız'Türkiye'nin kendi insansız hava aracını yaptığını, uçağını yapmak için adım attığını ve tüm yatırımlarını ortaya koyduğunu vurgulayan Soylu, 'Kendi imal ettiği arabasıyla buluşabilmek için gün sayan bir Türkiye var. Bir taraftan Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde başlayan uzayla inşallah ülkemizin tanışma halini ortaya koyabilecek çalışmaları başlatan güçlü ve ayakları üzerinde duran bir Türkiye var. Şimdi de kaza yaptığı aracından kendisinin hiçbir müdahalesi olmadan aracın direk 112'yi aradığı ve sesi açtığı bir Türkiye'ye doğru hep birlikte adım adım gidiyoruz.' şeklinde konuştu. Bakan Soylu, 112 Acil Çağrı Merkezlerine 1500 eleman alımı yapacaklarını belirterek, 'Bunun 800'ünü Acil Çağrı bölümünü bitiren kardeşlerimizden alacağız. Mart ayında ilk önce KPSS puanları belirlendi, şimdi mülakatları yapılacak. İnşallah mayıs sonu, haziran başı itibarıyla başlatacağız. Eğitimlere alacağız ve devreye gireceğiz.' dedi. Merkezin bahçesine ağaç diken Bakan Soylu, daha sonra şeref defterini imzaladı. Sağlık, polis, jandarma ve itfaiye çağrı merkezi çalışanlarıyla sohbet eden Soylu, çalışmalar hakkında bilgi aldı.112 Acil Çağrı Merkezinde polise gelen acil çağrıya cevap veren Soylu, daha sonra yetkililerle basına kapalı toplantı gerçekleştirdi.Girişte ve çıkışta kendisini bekleyen vatandaşlarla da sohbet eden Soylu, çocuklara oyuncak verdi. Bir vatandaş da Bakan Soylu'ya Kur'an-ı Kerim hediye etti. Bakan Soylu'ya Karabük Valisi Fuat Güler, AK Parti Karabük milletvekilleri Niyazi Güneş ve Cumhur Ünal, Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili, ilçe belediye başkanları, polis ve jandarma mensupları eşlik etti.
Kırklareli'nde Midibüste 160 Litre Sahte İçki Ele Geçirildi
KIRKLARELİ (AA) - Kırklareli'nde bir midibüste 160 litre sahte içki ele geçirildi, 2 şüpheli gözaltına alındı.Kırklareli Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ'da bazı şüphelilerin piyasaya kaçak içki sürdüğü bilgisi üzerine çalışma başlattı.Ekipler, Ç.Ç'nin idaresindeki midibüsü Cumhuriyet Meydanı'nda durdurdu.Araçta yapılan aramada 160 litre kaçak içki ele geçirdi.Olayla ilgili Ç.Ç. ile C.Ç. gözaltına alındı.
İzmir'de Coronavac Aşısının İkinci Dozu Sağlık Çalışanlarına Yapılmaya Başlandı
İZMİR (AA) - Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadele kapsamında yapılan CoronaVac aşısının ikinci dozu, İzmir'deki hastanelerde sağlık çalışanlarına uygulanmaya başlandı.Kentteki en büyük sağlık kuruluşlarından İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde oluşturulan kliniklerde de sağlık çalışanlarına aşılar yapılıyor. Başhekim Prof. Dr. Ali Gürbüz, AA muhabirine, hastanelerinde 4 bin 400 sağlık çalışanı bulunduğunu belirtti. Aşının ikinci dozunu iki gün içinde hastanedeki tüm sağlık çalışanlarına uygulamayı planladıklarını aktaran Gürbüz, 'Aşılanma sayesinde sağlık çalışanları kendilerini daha güvende hissedecek. Hastalarına daha iyi hizmet verecek. Devlet büyüklerimize teşekkür ediyorum.' dedi.Hemşire Hilal Bayraktar ise sağlık çalışanları olarak sürece öncülük etmekten memnuniyet duyduklarını belirterek, 'Bizim ardımızdan toplumun diğer kesimlerine de aşılama programları uygulanmaya başlandı. Bu süreçte herkes aşılanmanın yanı sıra maske, mesafe ve temizlik kurallarına dikkat etmeli. Bu sayede özlediğimiz o eski güzel günlere dönebiliriz.' şeklinde konuştu.
Kuzey Kore Lideri Kim, Ekonomide Sıkı Denetim Emri Verdi
ANKARA (AA) - Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un, ekonomideki yasa dışı hareketleri minimuma indirmek için ocak ayında açıkladığı ekonomi planı üzerinde daha sıkı denetim yapılmasını emretti.Kuzey Kore Merkezi Haber Ajansı’nın (KCNA) bildirdiğine göre Kim, yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) de etkisiyle ülkesinin harap olmuş ekonomisini kurtarmak için ocak ayında iktidardaki Kore İşçi Partisinin toplantısında alınan ekonomik kalkınma planına ilişkin kararları takip etmek için düzenlenen toplantıda konuştu.Kim açıklamasında, ulusal ekonomik planın oluşturulması ve yürütülmesi sürecinde yasal denetimi ve kontrolü güçlendirmenin önemini vurguladı.Kim, yargının ve diğer kolluk kuvvetlerinin ekonomik planın doğru bir şekilde uygulanmasını sağlamak için daha fazlasını yapması ve ekonomik faaliyetlerde ortaya çıkan her türlü yasa dışı uygulamayı kontrol etmek için güçlü bir yasal mücadele yürütmesi gerektiğini söyledi. Kim ayrıca, tüm sektörlerin ve devletteki tüm birimlerin bu talimatlara koşulsuz uyması gerektiğini vurguladı.Kim, 5 yıllık kalkınma planının başarısızlıkla sonuçlandığını söylemiştiBaşkent Pyongyang'da 5 yıl aradan sonra 6 Ocak'ta düzenlenen Kore İşçi Partisi kongresinde konuşan Kim, ülkenin neredeyse tüm sektörlerinin ekonomik kalkınma planlarının gerisinde kaldığını belirterek, 2016 yılında belirlenen 5 yıllık kalkınma planının başarısızlıkla sonuçlandığını itiraf etmişti.Yönetiminin karşılaştığı zorlukları 'şimdiye kadarki en kötü ve beklenmedik' şeklinde yorumlayan Kim, 5 yıllık yeni bir plan çağrısında bulunmuştu.
Tekirdağ'da Döner Dükkanı İşletmecisi Kadının Katil Zanlısı Adliyeye Sevk Edildi
TEKİRDAĞ (AA) - Tekirdağ'ın Kapaklı ilçesinde döner dükkanı işletmecisi Kader Balcı'yı bıçaklayarak öldüren zanlı, adliyeye sevk edildi. Bahçelievler Mahallesi'nde dört çocuk annesi Balcı'yı (39) bıçakla öldüren zanlı Recep Özcan'ın (36) emniyetteki işlemleri tamamlandı. Çerkezköy Adliyesi'ne sevk edilen zanlının daha önce de babasını öldürdüğü, bu suçtan 8 yıl cezaevinde kaldığı ve bir süre psikolojik tedavi gördüğü öğrenildi. Bahçelievler Mahallesi Halide Edip Adıvar Caddesi'nde dün akşam döner dükkanı işleten Kader Balcı ve döner almaya gelen Recep Özcan arasında tartışma çıkmış, Özcan üzerinde taşıdığı bıçakla iş yeri sahibi kadını yaralamıştı. Çerkezköy Devlet Hastanesine kaldırılan Balcı, müdahaleye rağmen kurtarılamamıştı. Olay anı iş yerinin güvenlik kamerasına yansımış, zanlı gözaltına alınmıştı.
Reklam
İstanbul Barajları Doluluk Oranları Ne Oldu? İşte İSKİ İstanbul Barajları Doluluk Oranları Verileri...
İSKİ İstanbul'daki barajların doluluk oranlarını her gün duyuruyor. Geçtiğimiz aylarda kritik seviyelere düşen su miktarı vatandaşları tedirgin etmişti. Son haftalarda yağış miktarındaki artışlarla beraber İstanbul'daki barajların doluluk oranları vatandaşlar tarafından merak ediliyor. Peki, İstanbul barajları doluluk oranları ne oldu? İşte İSKİ İstanbul barajları doluluk oranları verileri...
Reklam
Fiat'tan Dizel Otomatik 500L'ye Özel Kampanya
İSTANBUL (AA) - Fiat, ferah iç hacmi ve kullanışlılığıyla ailelerin tercihi olan 500L'ye özel bir kampanyayı hayata geçiriyor. Tofaş'tan yapılan açıklamaya göre, Fiat, 2021 yılında da tüketicinin yanında olmayı sürdürüyor. Konfora, tasarım ve teknolojiye herkesin ulaşabilmesi misyonu ile çalışan marka, şubat ayı boyunca ailelerin konforunu yaşaması için özel bir kampanyayı devreye alıyor. Kampanyada yüksek oturma pozisyonu, geniş iç hacmi, SUV tipi tamponlar ile modelin maceracı karakterini ortaya çıkaran Fiat 500L Cross Plus'a cazip indirim oranı ile sahip olunabiliyor. 7 inçlik dokunmatik ekrana sahip U-Connect bilgi-eğlence sistemi, Apple Car Play ve Android Auto desteği bulunan 500L ailesinin 'hem becerikli bir aile otomobili hem de havalı SUV'u olan Cross Plus versiyonu, ay boyunca 71 bin TL indirim fırsatıyla satışa sunuluyor. Şubat ayı boyunca 2020 model yılına ait Fiat 500L'ler, 183 bin 100 TL'den başlayan fiyatlarla yeni sahiplerini bekliyor.
Adana'da Uyuşturucu Ticareti Sanığına 15 Yıl Hapis Ve 30 Bin Lira Adli Para Cezası
ADANA (AA) - Adana'da uyuşturucu ticareti yaptığı gerekçesiyle yargılanan tutuklu sanığa 15 yıl hapis ve 30 bin lira adli para cezası verildi.Adana 12. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanık R.C.A. ile avukatı katıldı.Cumhuriyet savcısı, esas hakkındaki mütalaasında, sanığın polis ekiplerince sentetik uyuşturucu satarken yakalandığını belirterek, R.C.A'nın 'uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama' suçundan cezalandırılmasını istedi.Sanık R.C.A. ise kimseye uyuşturucu satmadığını ileri sürerek, 'Ben uyuşturucu ticareti yapmadım. Hakkımdaki tanık beyanları gerçek değildir. Tahliyemi ve beraatimi talep ederim.' dedi.Mahkeme heyeti, 'uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama' suçundan 15 yıl hapis ve 30 bin lira adli para cezasına çarptırdığı sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi.
Uygur Türkleri, Çin Konsolosluğu Önündeki Eylemlerini Sürdürüyor
İSTANBUL (AA) - Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde yaşayan ailelerinden haber alamayan Uygur Türkleri, Çin'in Sarıyer'deki konsolosluğu yakınlarındaki eylemlerine devam ediyor. Ellerinde döviz ve pankartlarla Çin Konsolosluğu yakınında toplanan bir grup Uygur Türkü, uzun süredir haber alamadıkları aile ve yakınlarının akıbeti için eylem yaptı. Grup, Çin'deki gözaltı kamplarında tutulmasından korktukları aile üyeleri hakkında bilgi talep etti. Grup adına basın açıklamasını okuyan Salih Emin, uzun yıllardır 'Çin'in, Uygur Türklerine yönelik baskıcı ve ayrımcı bir politika uyguladığını' anlatarak, artık dünyanın bunu durdurması gerektiğini söyledi.Emin, kişilerin aileleriyle iletişim kurmasının temel bir insan hakkı olduğunu vurgulayarak, Çin'in bu hakkı ihlal ettiğini ve itirazları önemsemediğini belirtti.Türk ve Müslüman olduklarını ifade eden Salih Emin, 'Çin devleti, insan hakları örgütlerinin, ülkede araştırmasını istemiyor. Çünkü korkuyor. Orada olan soykırım gerçektir. Gerçek olduğunu dünyanın bilmesini istemiyor.' dedi. Eğitim için 8 yıl önce Türkiye'ye gelen İparhan Uygur ise 2016'dan beri ailesine ulaşamadığını belirterek, kendisiyle beraber Doğu Türkistan dışında yaşayan başka Uygur Türklerinin de ailelerinden haber alamadıklarını söyledi. Habibe Ömer de 6 yıldır hiçbir şekilde ailesiyle iletişim kuramadığını, aldığı bilgiye göre ailesinden çoğu kişinin 'toplama kamplarına' götürüldüğünü aktararak, 'Sadece bize ses verin' diye konuştu. Abdullah Resul ise akraba, komşu ve arkadaşlarının akıbetini öğrenmek için burada toplandıklarını belirterek, 'Toplama kamplarındaki ve çocuk toplama kamplarındaki insanların acilen serbest bırakılmasını istiyoruz.' ifadelerini kullandı. İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Burhan Uluyol da 'Zalim Çin, dört senedir babamı, annemi, kardeşlerimi, amcalarımı, kuzenlerimi tutukladı. Onların sesi olmak için buradayız.' dedi.
Reklam
Konya'da "Gece Körlüğü" Hastasına Kök Hücre Nakli Yapıldı
KONYA (AA) - Konya'da halk arasında 'tavuk karası' ya da 'gece körlüğü' olarak bilinen retinitis pigmentosa rahatsızlığı bulunan 32 yaşındaki hasta, özel bir göz hastanesinde kök hücre nakli yöntemiyle ameliyat edildi.Hastanenin uzmanlarından Op. Dr. Bayram Gülpamuk, operasyon öncesi gazetecilere yaptığı açıklamada, kök hücre tedavisinin tüm dünyada çok nadir uygulanan bir tedavi yöntemi olduğunu ifade etti.Gece körlüğünün, tedavisi mümkün olmayan, tam körlüğe kadar ilerleyen bir hastalık olarak bilindiğini ifade eden Gülpamuk, 'Bilimin ışığında son yapılan çalışmalarla kök hücre tedavisinin gece körlüğü hastalığında, hastalığın gidişatını yavaşlattığı veya durdurduğu gözlenmiştir. Hatta bazı hastalarda bir miktar da olsa görme keskinliğinde artış sağladığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır.' dedi.Gülpamuk, gece körlüğünün genetik geçişli ve ilerleyen bir hastalık olması nedeniyle hastanın kendisinden kök hücre alamadıklarını söyledi.Gece körlüğü hastaları için yeni doğan bebeklerin göbek kordonundan kök hücre aldıklarını anlatan Gülpamuk, şöyle devam etti:'Bu kök hücreleri bazı genetik testlerden geçirip steril koşullarda elde edip, laboratuvar ortamında çoğaltarak hastanın gözüne uyguluyoruz. Bugünkü nakil de; göbek kordonundan umbilikal kord içerisinde wharton jölesi dediğimiz jel kıvamında bir madde var, onun içindeki mezenkimal kök hücreler özel laboratuvar ortamında çoğaltılarak elde edildi. Hastamızın sağ gözüne uygulayacağız. Amacımız görmesini kaybetmeden hayatını idame ettirmesi, hastalığın gidişatını yavaşlatmak, hatta durdurmak. Görme keskinliğinde de bir miktar artış planlanıyor ama hastamızın görme seviyesi şu an çok düşük olduğu için o şu aşamada ikincil amaç olarak kalıyor.'Gülpamuk, daha sonra İstanbul'dan uçakla gelen kök hücreyi, sol gözünde görme yetisini kaybeden, sağ gözü bir miktar gören gece körlüğü hastası M.S'ye nakletti.
Analiz - Filistin Halkının Aşı Mağduriyeti
İSTANBUL (AA) -EMRE KARACA- Son bir yılın dünya genelinde en önemli gündem maddesi olan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını, kullanım onayı alan aşıların teslimatlarının hız kazanmasıyla yeni bir sürece evrildi. Artık dünya kamuoyundaki müşterek beklentiler, üretilen aşıların etkinliklerini göstermesi ve hızlıca “normalleşme”nin sağlanması şeklinde. Ancak aşıların dağıtımında ortaya çıkan orantısız teslimat ve aşılanma kapasiteleri, ülkeler arasındaki eşit olmayan koşulları bir kez daha gözler önüne seriyor.Dünya genelinde adil bir aşı dağılımını sağlamak amacıyla Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından oluşturulan Kovid-19 Aşıları Küresel Erişim Programı (COVAX) da bu eşitsizliğe henüz etkin bir çözüm bulamadı. 'Ourworldindata' internet sitesinin 9 Şubat verilerine göre, mevcut durumda hemen hemen hepsi dar ve orta gelirli 126 ülkede henüz bir doz dahi aşılanma işlemi yapılamadı. Yaklaşık 7,8 milyarlık dünya nüfusu için şimdiye kadar büyük çoğunluğu gelişmiş ülkelerde yoğunlaşmış 134 milyon doz aşı yapılabildi. Avrupa Birliği (AB) ve aşı üreticileri arasında yaşanan gecikme gerilimi sonrası AB’nin sınırlı sayıda üretilen aşıların birlik dışına ihracatını gözetim altına almayı istemesi de aşıların dünya geneline adil şekilde dağıtımı konusunda umutları azaltan gelişmelerden biri oldu.İsrail aşılamada öne çıkıyor​​​​​​​Tüm süper güçlerin sınıfta kaldığı aşılanma sürecinin en öne çıkan ülkesi ise İsrail. Aralık ayından bugüne kadar İsrail, dünyadaki tüm ülkeler arasında toplam nüfusunun yarısından fazlasını aşılayabilen tek ülke olma konumuna erişti. Bu başarının arkasında ülkedeki sağlık sisteminin sağlam temellere sahip olmasının yanı sıra İsrail ekonomisinin doz başına 62 dolar (ABD’nin aynı firmadan üçte bir fiyatına aldığı belirtiliyor) ödeyebilecek güce sahip olması gerçeği yatıyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu amaçlarının Mart sonuna kadar 16 yaş üstü tüm İsrail vatandaşlarını aşılamak olduğunu açıkladı.Ancak tüm bu olumlu tabloya karşın İsrail’in ayrımcılık ihtiva eden sağlık politikası bu başarılı aşılanma grafiğini gölgeliyor. İsrail özelinde gündeme gelen tartışmaları diğer eşitsizlik örneklerinden farklı kılansa kontrolü altında tuttuğu, hakimiyet sahasında bulunan bölgede yaşayan Filistinlilere uygulanan kategorik ayrımcılık. İsrail’in işgali altında bulunan Batı Şeria ve Gazze’de yaşayan Filistin halkına henüz tek bir doz aşı dahi ulaştırılamadı. Bu iki bölgenin tek istisnası, İsrail tarafından verilen, geçen hafta 2 bini bölgeye sevk edilen (Filistinli sağlık çalışanlarını merkeze alan) ve 3 bin doz daha verilmesi planlanan 5 bin dozluk taahhüt oldu.AB ülkeleri, ABD ve Kanada gibi gelişmiş ülkeler yaptıkları aşı anlaşmalarıyla dünyanın geri kalanını göz ardı ederek bencillikle suçlansalar da kendi vatandaşlarına karşı herhangi bir etnik fark gözetmeksizin aşılama yapıyorlar ve yapacaklarını taahhüt ediyorlar. Buna karşılık İsrail’in işgali altındaki Batı Şeria ile abluka altındaki Gazze Şeridi'nde yer alan yaklaşık 4,5 milyon civarındaki Filistinliye yönelik tutumu, artık kanıksanan ayrımcı devlet politikasının acımasız yüzünü bir kez daha ortaya çıkardı.Filistinlilerin bitmeyen sınavı Filistin halkı üç farklı coğrafi bölgede bulunuyor. İsrail vatandaşı Filistinliler, diasporadakiler ve işgal-abluka altındaki topraklarda (Batı Şeria ve Gazze) yaşayanlar. Her bir küme, temel insan haklarının ihlal edilmesinin yanı sıra bir de Kovid-19 salgını sonrası ortaya çıkan aşı adaletsizliği sınavıyla karşı karşıya.İşaret edilen üç grubun ilk sırasında yer alan İsrail vatandaşı Filistinlilerin, İsrail’in aşılama sürecinden faydalandıkları belirtiliyor. İsrail vatandaşı Filistinlilerin ülkedeki nüfusu yaklaşık 1,6 milyon olarak kabul ediliyor. İsrail vatandaşı Filistinliler, İsrailli tarihçi Ilan Pappe’nin “Unutulmuş Filistinliler” şeklinde tabir ettiği ve topraklarına el konulup zorunlu bir iç göçe tabi tutulan bir kitle. Bu insanlar kendilerine vatandaşlık verilerek İsrail devletinin çizdiği sosyal-siyasi sınırlarda yaşamaya icbar edildi. Ülkede vergilerini ödeyen, mutat olarak İsrail sağlık sisteminden yararlanan İsrail sınırları içindeki Filistinliler aşı olma şansını yakalayabildi. İsrail vatandaşı olmasa da ikamet izni olan, işgal altındaki Doğu Kudüs'te yaşamlarını sürdüren Filistinliler de aşı olma hakkına sahip bir diğer grup.Bir diğer coğrafi noktada yaşayan küme, 1948 ve 1967 savaşları sonrasında topraklarına el konulan ve tehcire tabi tutulan Filistinli mülteciler. Lübnan ve Ürdün gibi sınır komşusu Arap devletlerine sığınan ve arkada bıraktıkları evlerinin anahtarlarını saklayarak her geçen gün daha da zor görünen topraklarına geri dönüşün hayalini kuran mülteciler zor şartlar altında yaşam mücadelesine devam ediyorlar. Kovid-19 aşısı için sınırları içinde bulundukları ülkelerin ya da uluslararası bir teşebbüsün yardımını bekliyorlar.Aşı kuyruğunda bekleyenler: Batı Şeria ve Gazze halkıBu iki küme dışında kalan kesimse Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) 242 sayılı kararına göre hukuki olarak da “işgal edilmiş topraklar” ilan edilen Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ndeki Filistinliler. İsrail, Batı Şeria bölgesinde en üst derecede güvenlik araçlarıyla hakimiyet sağlarken, Gazze Şeridi’ni de abluka altına alarak kontrol ediyor. Kaynaklar, sağlık çalışanlarına yönelik 2 bin dozluk istisna dışında şu ana kadar her iki bölgede yaşayan Filistin halkına yönelik tek doz aşı işleminin dahi gerçekleştirilemediğini aktarıyor. Bu tablodaki en çarpıcı olgu olarak, İsrail’in Batı Şeria’da yaşayan 450 bin civarındaki Yahudi nüfusu aşılaması ancak komşu mahallelerde bulunan 3 milyona yakın Filistinliyi bu olanaktan mahrum bırakması öne çıkıyor.İsrail-Filistin arasındaki aşı tartışmaları taraflar arasında yeni bir rekabet sahası daha doğurmuş oldu. Meseleyi kördüğüm haline getiren anlaşmazlıksa, tarafların bölge sakinlerini aşılama vazifesini kimin yapması gerektiği konusunda mutabakat sağlayamamaları.İsrail yönetimi 1993’te Filistin kanadıyla yapılan Oslo Anlaşması’nda, Batı Şeria ve Gazze’deki sağlık sektörünün idaresinin Filistin tarafının sorumluluğunda olduğunun beyan edildiğini vurguluyor. Nitekim İsrail Sağlık Bakanı Yuli Edelstein, Oslo Anlaşması’na göre bu konuda kendilerinin herhangi bir sorumluluklarının olmadığını iddia etmişti.Bu görüşe uluslararası kamuoyu sert bir şekilde muhalefet ediyor. BM İnsan Hakları Konseyi yayımladığı açıklamada, İsrail devletinin Gazze ve Batı Şeria’da yer alan Filistinlilerin Kovid-19 salgını kapsamında aşılanmasından sorumlu olduğunu açıkladı. Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’nin işgal altındaki bölgelerle ilişkin hükmünün referans verildiği açıklamada, İsrail’in tutumunun “ahlaki ve yasal olarak” kabul edilemez olduğu vurgulandı. DSÖ ve diğer uluslararası örgütlerden de aynı doğrultuda açıklamalar geldi.Filistin makamları da Oslo Anlaşması’nın bir başka kısmında yer alan, tarafların salgın ve bulaşıcı hastalıklarla mücadele edilmesi gereken durumlarda sorumluluğu paylaşmaları gerektiğini kaydeden hükme işaret ederek İsrail’in tutumuna karşı çıktılar.Durumu daha da karmaşık hale getiren bir başka boyut ise, Batı Şeria’da ikamet edip çalışmak için İsrail’e geçmek zorunda olan sayıları 100 binin üzerindeki Filistinli işçiler. Birçoğu kısıtlamalar nedeniyle işlerinden olan işçilerin de içinde olduğu bu grup aslında aşı tartışmalarında tarafların birbirlerini göz ardı edemeyecekleri iç içe geçmiş bir tablo sunuyor. Filistinlilerin aşılanma sürecinden yalıtıldığı bir senaryoda alınan önlemler de sekteye uğrayacaktır.İsrail cephesinin, Filistin kanadından aşı talebi için açık çağrı bekleyerek, bölgedeki egemen güç olduğunu pekiştirme stratejisi içinde olduğu iddia edilebilir. Zor durumda kalan ve kendi halkına yardımcı olamayan bir Filistin yönetimi portesi, İsrail’in elini güçlendirecek bir siyasi koz olarak kullanılabilir.Oslo anlaşması hangi yaraya merhem oldu?Filistin ve İsrail kanadının ilgili maddelerine gönderme yaptıkları Oslo Anlaşması dünyadaki en uzun süren ihtilaflardan biri olan İsrail-Filistin meselesini sona erdirme iddiası taşıyan, idealize edilmiş bir mutabakattı. Ancak barış umutlarının tersyüz olması uzun sürmedi. Anlaşma sonucunda hayati önemdeki konular (işgal altındaki topraklarda bulunan Yahudi yerleşimleri, mültecilerin geri dönme hakkı vs.) bir kenara bırakılarak, geçici düzenlemeler dışında Filistin davasına hizmet eden somut bir kazanım sağlanamadı. Anlaşmanın hiçbir yerinde ne Filistin devleti ne de Filistinlilerin kendi kaderini tayin hakkından bahsedilmemesi pek çok Filistinli için büyük hayal kırıklığı olmuştu.Yaser Arafat ve liderliğini yaptığı Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) ilk jenerasyonu, İsrail’in kuruluş aşamasında pasif ve yetersiz kaldıklarını iddia ettikleri Filistin elitlerine karşı reaksiyoner bir tutumla 60’lı yıllardan itibaren teşekkül eden bir gruptu. İstikameti bağımsız bir Filistin devleti olarak belirleyen bu ekibin yıllar süren, Lübnan ile Tunus’taki sürgün yıllarıyla bezenmiş mücadelesinde gelinen nihai noktanın kayda değer bir kazanç sağlanamayan Oslo Anlaşması olması ibret verici bir sonuçtur. Sonraki yıllarda örgütlenen Hamas ve izlediği siyaset, 1987 ve 2000’deki intifadalar ve pek çok barış denemesi de herhangi somut kazanım elde edilmeden akamete uğradı. Burada altı çizilmesi gereken nokta; genel hatları belirlenemeyen ve yapısal bir çözüme kavuşturulamayan sorunların kriz ortamlarında yeni mağduriyetlere (aşı sürecinde Filistin halkının yaşadıkları gibi) kapı aralaması.Arap Baharı sonrası ortaya çıkan konjonktürden bir şekilde kârlı çıkmayı başaran İsrail yönetimi, diğer Arap ülkeleriyle (Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Sudan ve Fas) başlattığı diplomatik normalleşme politikasıyla bölgedeki nüfuzunu artırmayı başardı. Uluslararası örgütlerin konuya ilişkin tüm kararlarına karşın İsrail kalıcı çözümün önünde en büyük engel olan Batı Şeria’da yeni yerleşim birimleri inşa etme faaliyetlerinden vazgeçmiyor. Bir yıl içinde 3 seçim, aylardır süren protestolar ve yolsuzluk suçlamalarına karşın ülke iç siyasetindeki kutuplaşmanın da katkısıyla bir şekilde iktidarda kalmayı başaran Netanyahu, kendisine koşulsuz destek veren kemikleşmiş bir seçmen kitlesine sahip. Netanyahu, kapsamlı bir aşı politikası güderek bunu, yıpranan imajını düzeltecek bir koz olarak kullanmak istiyor.Kovid-19 sonrası hayatKendi vatandaşlarını dünyada en hızlı aşılayan ülke olarak İsrail’in, kontrolü altındaki Filistinlileri etnik sebepler nedeniyle süreç dışına itmesi, yalnızca evrensel hukuk normları bağlamında değil etik olarak da problemli bir tutum.Geldiğimiz noktada siyasi aktörler farklı hukuki değerlendirmeleri koz olarak öne sürüp, birbirlerine suçlamalar yöneltebiliyor. Güçlü olan taraf her gelişmeyi karşı tarafa yönelik baskı unsuru olarak kullanıyor ve temel insani normları göz ardı ediyor. Bu çözümsüzlük atmosferinin bölgedeki hiçbir halka hizmet etmeyeceği açık. İşgal altındaki topraklarda yaşayan Filistinliler bu tablonun en büyük kaybedeni olmaya devam ediyorlar. İki devletli kalıcı bir çözüm perspektifi geliştirilmediği sürece adil olmayan mevcut statükonun yeni krizlere ve mağduriyetlere yol açması kaçınılmaz.
Türk Telekom'un Mobil Baz İstasyonu Atağı Sürüyor
İSTANBUL (AA - Türk Telekom, 8 ili bünyesinde barındıran Adana Bölge Müdürlüğü’nde 2.000’inci mobil sahasını hizmete açarak 4.5G kapsamasını bölge genelinde yüzde 95’e yükseltti. Türk Telekom'dan yapılan açıklamaya göre, yüksek teknoloji alanındaki yatırımlarına devam eden Türk Telekom, Türkiye’nin güneyindeki Adana, Gaziantep, Mersin, Hatay, Kahramanmaraş, Osmaniye, Niğde ve Kilis olmak üzere 8 ilin bağlı olduğu Adana Bölge Müdürlüğü bünyesindeki 2.000’inci mobil sahasını hizmete açtı. 4.5G kapsaması bölge genelinde yüzde 95’ye yükseldiAçıklamada görüşlerine yer verilen Türk Telekom Teknoloji Genel Müdür Yardımcısı Yusuf Kıraç, 'Millî sorumluluk bilinciyle Türkiye’nin dört bir yanına yatırımlarımızı artırdık. Bu çerçevede ülkemizin güneyinde bu yıl 104 adet yeni saha açarak mobil baz istasyonu sayımızı iki bine çıkardık. Bu yatırımlarla bölge mobil şebekemizde 2G’de yüzde 99, 3G’de yüzde 97 ve 4.5G’de yüzde 95 nüfus kapsaması sağladık. Bölgede yaşayanlar artık çok daha konforlu bir iletişim kurabilecekler.' ifadelerini kullandı.
Reklam
Gesi Bağları'nın "Kuş Köşkleri" Turizme Kazandırılacak
KAYSERİ (AA) - ESMA KÜÇÜKŞAHİN - Kayseri'nin Gesi Mahallesi'ndeki 'kuş köşkleri', Melikgazi Belediyesince restore edilerek turizme kazandırılacak. Bir zamanlar üzüm bağlarıyla meşhur Gesi bölgesinde, bağ ve bahçelerde güvercin gübresinden yararlanılmak amacıyla 19. yüzyılda inşa edildiği belirtilen çok sayıda 'kuş köşkü' bulunuyor. Her biri, üzerinde bulunduğu en az 3 metrekarelik arsasıyla bölgedeki vatandaşlara tapulu olan kuş köşkleri, eskisi kadar aktif kullanılmadığı için bakım ve onarıma ihtiyaç duyuyor. Melikgazi Belediye Başkanı Mustafa Palancıoğlu, AA muhabirine, bölgede yaklaşık 250 'kuş köşkü' bulunduğunu, bunların 146'sını restore ettirip turizme kazandırmayı amaçladıklarını söyledi.Bu kapsamda hazırladıkları restorasyon projesinin Kültür Bakanlığı Anıtlar Kurulundan geçtiğini aktaran Palancıoğlu, bu yıl 20 civarında kuş köşkü denilen güvercinliği restore edeceklerini, sonraki yıllarda bu tecrübelerinden yola çıkarak yenileme işlemine devam edeceklerini dile getirdi.Palancıoğlu, restorasyonu haziran ayında başlatmayı planladıklarını belirterek, şunları kaydetti:'Burada dışarıdan görünen taş yapının içinde de güvercinlerin yumurtlama yapacakları ve gübrelerini bıraktıkları alanlar mevcut. Güvercinler, yırtıcı hayvanlardan da bu yapılar sayesinde korunuyor. Belediye olarak belirli aralıklarla güvercinleri besliyoruz. Kent meydanındaki güvercinlerin buraya gelmesini sağlayacak çalışmalar yapacağız. Güvercinler, topraktaki zararlı haşeratları da temizliyor. Bölge halkı buradan kente göçünce güvercinlikler de eskisi gibi kullanılmamaya başlanmış. Şu anda da turizm açısından büyük bir önem taşıyor. İnsanlar güvercinlikleri görmek için buraya geliyorlar, fotoğraf çektiriyorlar.'
Arıcılık Uzmanından İklim Değişikliğinde Arıları Koruma Önerileri
DÜZCE (AA) - ÖMER ÜRER - Düzce Üniversitesi Arıcılık Araştırma, Geliştirme ve Uygulama Merkezi (DAGEM) Müdürü Doç. Dr. Meral Kekeçoğlu, son dönemde mevsim normalleri üzerinde seyreden hava sıcaklılarının arı ırkları üzerinde risk oluşturduğunu belirterek, yapılması gerekenler hakkında arı yetiştiricilerine önerilerde bulundu. Doç. Dr. Meral Kekeçoğlu, AA muhabirine, kış mevsiminin normallerin üzerinde sıcaklıkla geçmesinin arıcılık açısından istenmeyen bir durum olduğunu söyledi. Arıların kış aylarında içeride salkım yaptığını ve dinlenme durumuna geçtiğini anlatan Kekeçoğlu, 'Şu andaki hava koşullarının her yıl alışık olduğumuzdan farklı seyretmesi arılar için ciddi anlamda büyük tehlike. Tüm Türkiye için havalar düşünülenin tam tersine her yıl olduğundan farklı olarak çok sıcak gidiyor. Nasıl insanlarda bir biyolojik saat, biyolojik denge varsa arılardaki bu biyolojik denge tehlike arz ediyor.' diye konuştu.Kekeçoğlu, kış salkımı oluşturamayan arının dışarı çıkmak istediğinde enerji harcadığını ve içerideki balı tüketmeye çalıştığını aktardı.Havanın değişmesi ve yaşanan iklim değişikliğinin arıların tüm dengesini bozduğunun altını çizen Kekeçoğlu, şöyle devam etti:'Küresel ısınma yıllar geçtikçe ciddi boyutlara ulaşmaya başladı. Bu tehlike arılar ve arı nesilleri için de büyük bir tehlike oluşturuyor. Bu kez arıcılar hava koşullarına uyum sağlayan arı nesillerini tercih etmeye başlıyor. Bu da diğer nesillerin yok olmasına neden oluyor. Bu arı ırkı biyoçeşitliliği açısından büyük bir tehlike.' 'Üreticilerimizin arılarını beslemeye özen göstermesini tavsiye ediyoruz'Doç. Dr. Kekeçoğlu, arıları için yetiştiricilerin birtakım önlemler alabileceğini dile getirerek şu önerilerde bulundu:'Tehlikeyi minimuma indirmek, arı ırk ve biyoçeşitliliğimizi korumak adına yetiştiricilerimize büyük görev düşüyor. Bal arıları çevreden en çok etkilenen canlılardır. Değişen hava koşulları ve küresel ısınma arı ırklarını tehlikeye sokuyor. Her bir arı ırkının yaşadığı iklim değişik olabiliyor. Arıcılarımıza şu günlerde çok değişken olan hava koşullarını göze alarak arılarını beslemeye özen göstermesini tavsiye ediyoruz. Önümüzdeki günlerde aniden havaların soğuyacağını düşünürsek arılara protein katkılı ek besleme yapılması önemli. Arıcılarımız ek gıda ve beslenmenin yanında ırk değişimine gitmeden yerli arı ırkları ile çalışsınlar. İklim şartlarına göre ırk değişimine yönelmesinler. Dışarıdan ithal arı ırkı getirerek biyoçeşitliliğimizi bozmasınlar.'
Reklam
İstanbul'da Yeditepe Huzur Uygulaması
İSTANBUL (AA) - Yeditepe Huzur Uygulaması’nda çeşitli suçlardan aranan 427 kişi yakalandı.İstanbul Emniyet Müdürlüğü açıklamasında, dün kent genelinde birinci aşamada 76 noktada 645 personel, 1 polis helikopteri, 2 Deniz Limanı Şube Botu katılımıyla 11.00-13.00 saatleri arasında, ikinci aşamada 76 noktada 604 personel ve 2 Deniz Limanı Şube Botu katılımıyla 13.00-15.00 saatleri arasında sabit yol uygulaması yapıldığı belirtildi.Denetimlerde 94 bin 237 şahsın GBT Sorgulaması yapılarak çeşitli suçlardan aranan 427 şahısla 264 yoklama kaçağının yakalandığı kaydedildi.Açıklamada, uygulama kapsamında 35 ruhsatsız tabanca ve 153 fişek, 5 kilo 324 gram uyuşturucu madde, 123 uyuşturucu hap ele geçirildiği belirtildi.16 bin 533 araç ve 332 motosikletin kontrol edildiği ifade edilen açıklamada, 800 araç ve motosiklete işlem yapıldığı, 11 aracın trafikten men edildiği bilgisi paylaşıldı.Denetlenen araç sürücülerine toplam 157 bin 302 lira para cezası kesildi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, Kktc Başbakanı Saner İle Görüştü
LEFKOŞA (AA) - Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ersan Saner ile bir araya geldi.Cumhurbaşkanı Oktay'ın, Başbakan Saner ile KKTC Başbakanlığı'nda yaptığı baş başa görüşmenin ardından heyetler arası görüşme ve muhtelif anlaşmaların imza töreni gerçekleştirilecek.Daha sonra Oktay ve Saner, ortak basın toplantısı düzenleyecek.Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, iki günlük çalışma ziyareti kapsamında dün KKTC'ye gelmişti.Ziyaret çerçevesinde, Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi ve KKTC Başbakanlığı arasında e-Devlet hizmetlerine ilişkin mutabakat zaptı ve Karayolları Genel Müdürlüğü ile KKTC Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı arasında kara yolları yatırımlarının gerçekleştirilmesine ilişkin uygulama protokolü imzalanacak. Türkiye Belediyeler Birliği ve Yüksek Öğretim Kurulu ile KKTC tarafındaki muhatapları arasında da iş birliği anlaşmaları yapılacak.Oktay'a, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanı Ali Taha Koç ve Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı Fatma Şahin de eşlik ediyor.
İstanbul'a Peş Peşe Uyarılar... Yoğun Kar Yağışının Haritası Paylaşıldı
Türkiye hafta sonu soğuk ve karlı havanın etkisine giriyor. İstanbul’da günlerdir 20 dereceyi aşan hava sıcaklığının karla birlikte 0 dereceye düşmesi bekleniyor. Uzmanlar kar kalınlığının 1 metreyi bulduğu 1987 kışındaki gibi bir yağış uyarısı yapıyor. İstanbul Valiliği de bir açıklama yaparak haftasonu beklenen yağışlara karşı uyardı, dikkatli ve tedbirli olunmasını istedi. Meteoroloji Uzmanı Ahmet Uçar, beklenen kar yağışını ilişkin harita paylaşarak turuncu ve kırmızı renkli alanların son yılların en iyi kar yağışını alacağını duyurdu.
Ülkü Ocaklarından 'Tabu'ya Rakip Oyun: Ocaktabul
Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım, sosyal medya hesabından Ülkü Ocaklarının hazırladığı tabu oyununa rakip olacak 'Ocaktabul' isimli bir oyununu tanıttı. Yıldırım, oyunu 'Türk gençliğine, Türk dünyasını daha yakından tanıtmak, ailesi ve arkadaşlarıyla eğlenirken öğretmek amacıyla' hazırladıklarını söyledi.
Reklam