Samsun’da Amazon heykellerinin ve kullandığı araçların sergilendiği adayı, geçtiğimiz yıl 100 bin kişi ziyaret etti. Önceki yıl tamamlanarak hizmete açılan “Amazon Köyü Adası” yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisini çekiyor. Ziyaretçileri ada girişinde, amazon kadınlarının yaşamlarından kesitlerin yer aldığı çadırlar karşılıyor. Kapalı alanda da, çeşitli ışıklar altında dizayn edilmiş kraliçenin karargahı ve muhafızları yer alıyor. Ayrıca, kullandıkları silahlarla çanak ve çömlekler bu alanda sergileniyor. Amazon Köyü adasının Samsun’un tanınırlık oranın artırılmasına önemli katma değer sağladığını belirten Samsun Büyükşehir Belediyesi Sosyal ve Kültür İşleri Dairesi Başkanı Necmi,'Amazonlar efsanede olsa, amazonlar tarihte varda olsa Amazon Köyü artık Samsun’da var. Samsun için önemli bir turizm ögesi ve insanları Samsunumuzu tanımaya, Samsunumuzu görmeye davet ediyoruz.'dedi.TRT Haber
Son zamanlarda Makedonya'da ilginç şeyler olmaya başladı!Türkiye'den gelerek Makedonya'da üniversite eğitimi gören binlerce arkadaşımız Makedon Hükümeti ve Polisinin ilginç bir yaptırımı ile karşı karşıya.. Çeşitli gerekçe ve sebeplerle Türk kökenli ögrenciler ülkeden uzaklaştırılmaya çalışılıyor.Üniversite değisikliği veya bölüm değişikliği yapmasını gerekçe göstererek oturum izinlerini iptal edip ülkeyi terk etmelerini istiyor. Yeniden oturum izini alarak Makedonya'ya dönüp okullarına devam etmeleri gerektiğini bildiriyor.Makedonya Devletinden oturum izni almak Amerikan vizesi almak kadar zor bir iş, devlet kurumları çok hantal ve yavaş çalışıyor. Bir oturum izni müracaatının sonuçlanması en iyi ihtimalle 2-3 ay sürüyor. Makedon Hükümeti bu uygulamanın yasa gereği olduğunu iddia etse de pek inandırıcı gelmiyor..Uluslararası anlaşmalara göre öncelikle Üniversite ögrencinin kabulünü yapar sonra devlet ögrenim süresi zarfında oturum izni verir lakin Makedonya'da tam tersi oluyor üniversite kabul ediyor devlet oturum izni vermemek için elinden geleni yapıyor..Makedonya devlet üniversitesi olan Kiril i Metodi (UKİM) ögrencilerinin yaşadıkları sıkıntı çok daha başka UKİM'de Makedonca dili hazırlık bölümünde okuyanlar ise oturum izni alamıyorlar.. Makedonya'nın Türkiye'deki Büyükelçiliği oturum izni müracaatlarını kabul dahi etmiyor.. ''Gerekçe; Bu öğrenci belgesi geçersiz''!Ve hergün Üsküp Havalimanından geri çevrilerek Türkiye'ye gönderilenlerden bahsetmiyorum bile..Peki bütün bunlar neden oluyor?Başlıca sebepleri;-Sn.Cumhurbaşkanı’mızın tüm Balkanları ziyaret edip, Makedonya’ya gitmemesine bağlayanlar var.-Kosova’da yaptığı konuşmada “Boşnak Müslümanların hesabı sorulacak” açıklaması yapmasına bağlayanlar var.-Sn.Başbakanımızın Kosova'da yaptıgı bir konuşmada ''Kosova Türkiye'dir, Türkiye Kosova'dır'' söylemine bağlayanlar var.-Makedonya - Kosova krizinde Genelkurmay Başkanımız Org. Necdet Özel'in Kosova'yı ziyaretine bağlayanlar var.-Türk öğrencilerin Makedonya’ya okumaya değil, başka amaçlar doğrultusunda gittikleri yönünde bir zihniyet hakim oldu aniden!-Suriyeli kaçakların Makedonya’ya girmesiyle oluşan bir gerilim söz konusu.-Özellikle Güneydoğu kökenli bir çok vatandaşımızın akın etmesiyle oluşan bir tedirginlikte söz konusu..-Makedonya'daki çeşitli özel üniversitelerin Türkçe eğitime geçmesi tedirginlik oluşturmuş durumda..-Her geçen sene katlanarak artan Türk ögrenci sayısıda tedirginliğin başlıca sebeplerinden..''Makedonya Hükümeti bakanlarından birinin ''Yetmedimi 542 yıllık TÜRK esareti'' söyleminide hatırlatmak isterim''Son söz olarak eklemek isterimBizim olan topraklardan bizi atmaya hiç kimsenin gücü de haddi de yetmez!''Bu sorun ne zaman ve ne şekilde çözülür bilmem ama ortada bir gerçek var ki binlerce öğrenci bu durumdan ciddi anlamda madur''
Hayal, Merak, Düşünceler ‘Hayat zorsa, ona inan ben daha zorum.’‘İnsan istemediği sürece asla yeteneği yoktur.’Yıllar önce izlediğim bir dizide bir şarkı söyleniyordu. O şarkı nedense beni duygusal olarak etkilerdi. ‘Oysa bir umutlu insanı yaşatan’ sözleriyle başlıyordu. Umut denince aklıma nedense hep o şarkı geliyor. Umut aslında hep vardır. Hep içindeydi yaşantıların, hiç yok olmadı. Yaşantımızda hayal, merak ve düşünceler vardır. Yaşam var oldukça bu üçü her zaman bizimle olacaktır. Hayal, merak ve düşünceler insana yön veren etmenlerden bazılarıdır. Yeter ki kullanmasını bilelim. Hiçbir zaman bunlardan uzak durmayalım. Hayata olumlu yönden bakıp, düşüncelerimizi olumlu yapalım. Ama bazen ne istediğimizi bilemiyoruz. Günler hep aynı, monoton bir yaşam sürdürüyoruz. Durum böyle olunca sıkıntılar ortaya çıkıyor. Bu durumda insanı yaşatan nedense hep mutluluklardır.Umut aslında insanı ayakta tutan yaşama sevinci veren bir kıvılcımdır. Umut ışığını yitiren yaşamda bir tat almaz. Kap karanlık bir odada küçücük bir ışık ortama nasıl bir enerji getiriyorsa umutta insan için bir çıkıştır. Işığın yandığı yerde umut yeşerir. Aslında bütün mesele olmak yada olmamaktır.Bilim ve teknolojinin gelişmesinin birinci aşaması hayallerdir. Hayal eden insan üretkendir. Hayaller insanda umudu tetikler.Tüm tasarımlar hayalle başlar. İnsanlar düşüncelerini hayallere aktarır. Bazen bir rüyada bazen bir düşte... Düşünce zihinde gerçeklesen anlık iletimlerdir. Düşünceler genelde bir soruna çözüm olur. Eğer düşüncelerimizi bir kâğıda veya projeye aktaramazsak yok olup giderler. İnsanlar bir ürünü tasarlarken ilk önce hayal eder. Devamında düşünceyi kâğıda aktarıp çizim yapar daha sonra tasarlar.Merak öğrenmenin bir adımıdır. İnsanlar bir konuyu merak eder ve daha sonra öğrenir. Sorunlara çözüm ya ihtiyaçtan ya da meraktan ortaya çıkar. Meraklarımız bize yol gösterir. Öğrenilmek istenilen ne varsa eğer iyiyse hayatı olumlu yönünde etkiler. Kişinin kendine geliştirmesine yardımcı olur. Düşünce genelde aklımıza gelen fikirlerdir. Fikirlerimize sahip çıkıp yaşantımıza uygularsak geleceğe bırakacağımız bir eserimiz olur.Mademki bu dünyaya geldik bari arkanızda bıraktığız bir eserimiz olsun. Hayal merak ve düşünceler insan var olduğu sürece he zihinlerde yerini alacaktır. Hatta olara sahip çıkıp yaşantımızı uygularsak neden istediklerimiz gerçekleşmesin? Hayal dünyamızı kapılarını sonuna kadar açıp istediğimiz gibi düşünüp hayal kurabilirsiniz? Hayal kurmak için istediğiniz kadar malzemeden çalabilirsiniz!Meraklar öğrenme yeteneğimizi geliştirip düşüncelerimiz hayatta bir adım önde olmanıza vesile olur. Şimdi sizlere hayal meral ve düşüncelerinizle baş başa bırakıyorum hadi ne düşünüyorsunuz! Hayal et, tasarla, uygula. Hayallerinizin peşinden koşun!Yahya KARAKURT / Teknoloji ve Tasarım Öğretmeni
Nedir Bu Hedefsizlik? Hedef deyince genelde soyut bir kavram akla gelir. Uzun vadede soyut gözükse de zamanla somut hale gelmektedir. Hedef vizyonu olan ve belli bir misyona sahip insanların gündeminde hiç eksik olmaz.Hedef; belli bir amaca varmak için planlanan nihai sonuca ulaşma çabalarıdır. Hedef denince genelde Montaigne’in sözü aklıma gelir.’’Hedefi olmayan gemiye hiç bir rüzgâr yardımcı olamaz.’’Burada aslında insanın bir hedefi olması gerektiği vurgulanmaktadır. Hedefi olmayan insanların rastgele bir yaşam tarzları olur. Bir benzetme yapacak olursak, sonbaharda rüzgârın yaprakları sürüklediği gibi, hedefsiz insanların da nereye gideceği belli değildir. Rüzgar onları güzel bir yere götürürse şanslıdır. Yanlış bir yere götürme ihtimalide unutulmamalıdır. Gözlem bazen bilgiye ulaşmamıza yardımcı olur. İyi bir gözlem yapan insan sorunların kaynağını bulur. Sorunlar aslında bazen çözümü içinde barındırır. Yeter ki isteyelim. Başarı kendiliğinden gelmez. Hiçbir başarı tesadüf değildir. Başarmak için planlı olmak gerekir. Yaptığım gözlemlerde hedefsiz birçok insan görmekteyim. Zamanın değerli olduğunu unutup boş yere vakitlerini geçirmektedirler. Mantıklı düşünen bir insan sorumluluklarının farkında olur. Sorumluluk sahibi insanlar kendini geliştirmek için çaba sarf ederler. Ne yazık ki toplumumuzda amaçsız insan sayısı çoktur. Aynı şekilde olumlu gözükse de gelecekle ilgili hiçbir hedefi olmayan öğrencilerde var. Bu öğrenciler ne bir kitap okur, ne de bir sorumluluğunu yerine getirir. Planlı İnsan Neler Yapar?1. Geleceğe dair hayaller kurar.2. Kendini geliştirmek için kitap okur, araştırma yapar.3. Vizyonu ve misyonu olur.4. Bir plan dâhilinde çalışır.5. Gerektiği yerde nasıl davranacağını bilir.6. Esnek olur ama çalışmasını zamanında yapar.7. Yazma yeteneğini geliştirmek için günlük tutar yâda öyküler yazar.8. Zaman planlaması yapar.9. Ailesi ve çevresindeki insanlarla kaliteli zaman geçirir.1 Boş vakitlerini iyi değerlendirir. Yapılması gerekeni ertelemez. Bilgisayarda ve televizyonda geçireceği zamanı dengeli ayarlar. Hedefin birinci ayağı hayal kurmaktır. Kurulan bir hayalin gerçekleşme ihtimali olmasa bile insanı hayata bağlar. Sorumluluk bilinci ve amacı gerçekleştirme duygularının oluşmasına vesile olur. Hayaldan hedefe süresince çalışmalar zaman alır. Ama neticede istediğini elde eden insan mutlu olur. Mutlu olmak, geleceğe güvenle bakmak için hayal ve hedeflerimizin eksilmemesi dileğiyle…Sevgilerimle...Sevgilerimle…Yahya KARAKURT- Eğitmen
Müşteri hizmetlerini aramak için çok düşünmelisiniz. Çünkü bir çok çeşitli engelli aşmanız gerekir. Hat düşmeli, telesekreterin anlattıklarını dinlemeli, anlamazsanız '9' tuşuna basıp tekrar dinlemeli ve yönlendirmelerini doğru uygulamalısınız. Sonunda robotla konuşma sınavını geçip, insanı hakettim demelisiniz. Monoton bir hayatınız varsa hemen bir müşteri temsilcisini arayın. Renkli bir gün sizi bekliyor.
Polisiye roman türünün ustası Ahmet Ümit’in ismi, Pera Palace’ın 410 numaralı odasına verildi. Greta Garbo, Ernest Hemingway, Agatha Christie gibi dünyaca ünlü konuklarının isimlerini odalarında ölümsüzleştiren Pera Palace Hotel Jumeirah tarihinde ilk kez, yaşayan bir Türk yazarın ismini bir odaya verdi. Üstelik Agatha Christie’nin 411 numaralı odası ile yan yana… Sabitfikir'in haberine göre Pera Palace Hotel Genel Müdürü Pınar Kartal Timer, konuya ilişkin şunları söyledi: 'Tarihi önemi, köklü geçmişiyle, İstanbul’un sosyo kültürel yaşamına önemli katkılar sağlayan, her dönemin zamansız hoteli Pera Palace, bu bilinç doğrultusunda, kültür-sanat hayatımızın önemli temsilcilerini hatırlamak, hatırlatmak ve bir anlamda ölümsüzleştirmeyi misyon edindi. Bunun ilk adımı, değerli yazarımız Ahmet Ümit’in adının 410 numaralı odaya verilmesidir. Ayrıca bu çalışmayla yabancı misafirlerimize, sanatçılarımızın tanıtımı açısından bir fırsat sağlıyoruz. Bundan dolayı da hem mutlu hem de gururluyuz.'Sabitfikir
Çin devlet televizyonu CCTV, Muhteşem Yüzyıl dizisinin yayını için gün sayıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan edinilen bilgiye göre, Muhteşem Yüzyıl dizisinin Çince dublaj ve alt yazı çalışmalarında son aşamaya gelindi. Bakanlığın Pekin Müşaviri İlknur Yiğit tarafından yapılan açıklamada, CCTV'nin izleyici kitlesinin yüz milyonları bulduğuna işaret edildi.Açıklamasında proje üzerinde yıllardır çaba sarf ettiğini vurgulayan İlknur Yiğit, “Sonunda başardık. Türkiye 'yi her kesimdeki Çinlilere tanıtmak için çok büyük bir fırsat yakalandı' dedi. Dizi ile Türkiye'ye ilginin artması beklediklerini ifade eden Yiğit şunları kaydetti: 'Çin'de televizyonlarda yabancı dizi gösterim kotası ve ayrıca sıkı sansür uygulaması var. Tüm bunları aştık. Çok önemli bir tanıtım fırsatı olacak. CCTV ile dizi filmin tanıtım promosyonlarına başlıyoruz.' (DHA)
ABD'de düzenlediği ilginç eylemlerle tanınan 'Improve Everywhere' grubu tarafından bu yıl 14'üncüsü düzenlenen 'Pantolonsuz Metro Yolculuğu' etkinliği, tüm dünyada yoğun ilgi gördü.
İnsan ruh sağlığı açısından birine bağlanabilme kabiliyetimiz üzerinde çok çalışılmış konulardan biridir.Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), ‘Arkadaştan Öte’ adlı filmin TV tanıtımlarında kullanılan “Benden seksten başka bir şey istemeyeceğine yemin eder misin?” cümlesini çocuk ve gençlerin ahlakını bozucu olarak değerlendirdi. Böylece seks eylemi bir kez daha kirletici ve insan ahlakını bozucu bir yakınlaşma olarak tescillenmiş oldu. Peki, insan beyni açısından bakarsak içinde duygu barındırmayan bir seks yaşantısı ne kadar mümkün? İnsanlar için cinsel yakınlık anlık ya da mevsimsel bir aktivite değil. 'Libido' adını verdiğimiz cinsel olarak uyarılmışlık enerjisi ile yakınlık arayışı neredeyse gündelik yaşamın bir parçası. İster evrim diyelim, ister yaratılış, görünen o ki cinsellik hem bir başkası ile yakınlaşabilme, hem de bir bağlanabilme deneyimi. Çünkü kişi için akılda kalıcı bir haz deneyimine neden olan cinsel yakınlıklar bağlanma eğilimlerini tetikliyor. İnsan ruh sağlığı açısından birine bağlanabilme kabiliyetimiz üzerinde çok çalışılmış konulardan biridir. Dünyaya yeni gelen bir bebek anneye bağlanabilme kabiliyeti ile doğar. Arno Gruen, doğumdan hemen sonra annenin karnına yüz üstü bırakılan bir bebeğin, ilk beş dakika içinde kollarından aldığı destekle kafasını kaldırıp anne ile göz göze gelme eğiliminde olduğunu söyler. İlk beş dakika içinde kurulan bu ilk temas bebeğin sakinleşebilmesi için çok hayati görünmektedir. Bebek 72 saat sonra artık anneyi tanımış olacaktır, onu diğer kişilerden ayırabilir, onu görünce ya da dokununca sevindiğini gösteren tepkiler verir. İlk temel bağlanma sistemleri, bu temas yaşantıları sırasında oluşacak ve devamında kazanılan deneyimlerin toplam bilgisi, anne dışındaki kişilerle ilişki kurarken kullanılacaktır. Temas ve bağlanmayı bu kadar önemli kılan salgıladığımız hormonlar. Bu hormonlardan bir tanesi; sarılma, şefkat ve bağlılık hormonu olarak bilinen oksitosin. Kadınlarda çok kolaylıkla salgılanan bu hormonun bedendeki önemli etkilerinden biri döllenme ve doğum sırasında rahim yolundaki kasılmalara sebep olması. Böylelikle spermler, asidik ortamı nedeniyle daha kolay öldükleri rahim yolundan alkali bir ortam olan rahme daha hızlı geçebilirler. Oksitosin doğum sırasında da rahmin kasılmasını sağlar. Ve sonunda da anneden süt gelmesine neden olur. Bebeğin süt emerken meme ucunu vakumlaması da bu hormonu tetikler ve bu kez de süt kanalları kasılarak sütün bebeğe ulaşmasını sağlar. Biri ile sarılmak, okşanmak oksitosinin üretilmesini sağladığı için anne tarafından sık sık kucaklanan ve okşanan bebek, dünyaya gelirken en güçlü duyu organı olan teni sayesinde hissettiği duygular aracılığı ile bu hormonu salgılar ve anneye bağlanır. Yeterince ten teması kuramayan bakımhane bebeklerindeki erken bebek ölüm oranı daha yüksektir. Erkekler de birisi ile temas sırasında oksitosin salgılarlar. Orgazm olabilme sürecinde etkin bir rol oynayan oksitosin, orgazm sonrasında hemen bozunmaya başlar. Çünkü erkek gövdesinde etkin olan yüksek düzeyli dişil bir hormon uzun vadede olumsuz etkilere sebep olacaktır. Bu nedenle 'genel olarak', erkekler orgazm olduktan sonra kendi içlerine kapanır, konuşmak ya da temas kurmak istemezler. Oysa 'genel olarak' kadınlar daha çok sarılmak, bağlantıda kalmak isterler çünkü oksitosin dişi hormon sisteminin doğal bir parçasıdır ve bedendeki etkinliği sistem tarafından desteklenir. O halde cinsel ilişkiden sonra partnerinden uzaklaşan ya da çok eşli kadın ve erkeklerin bu eğilimlerini oksitosin seviyeleri ile mi açıklayacağız? Bunu söyleyebilmek için geçerli bir sebebimiz yok. Anımsanmalı ki, örneğin, sarılmak oksitosin salgılanmasına neden oluyor ve oksitosin seviyesi ise bağlılığı sürdürebilme ve pekiştirebilme kabiliyetimizde etkin. Bir döngü ile karşı karşıyayız. Şöyle bir örnekle açıklarsak; komik bir uyarana kahkaha ile yanıt verebilmemiz ne kadar mutlu olduğumuz yani serotonin düzeyimizle çok yakından ilgilidir. Ancak mutluluğu sürebildiğimiz sürece daha fazla serotonin üretiriz ve daha da mutlu olabiliriz. Buradaki döngü, tüm duygusal süreçlerimizde geçerlidir. Bu sistem, baskın bir ruh hali ve davranış değişimine neden olur; Sonunda yüksek sesle güleriz veya ağlarız ya da öfke ile bir şeyi parçalayıp 'sakinleşiriz'. (Aslında organizmalarımız, yaşamı sürdürmeyi amaçlayan denge halini koruma çabasındadır. Çünkü bir günle sınırlı olan zaman ve enerjimizi, olabildiğince doyurucu bir oranla uyumaya, beslenmeye, ilişkide olmaya, yalnız kalmaya, üretmeye ve dinlenmeye ayırmak zorundayız. Bu dengenin bozulması halinde depresyon, psikotik atak, anksiyete bozukluğu gibi tıp tarafından hastalık olarak tanılanmış, yaşam dengemizi bozan durumlar ortaya çıkar.) Temelde birbirine dokunmaya dayanan cinsel yakınlık bu nedenle her iki cinsiyet için de ruh sağlığı üzerinde sabır, hoşgörü ve sakinlik gibi etkileri olan oksitosinin salgılanması için oldukça önemli bir yaşantı. Bu açıdan bakınca 'Benden seksten başka bir şey istemeyeceğine yemin eder misin?' cümlesi, RTÜK gibi sansür kurullarınca değil, günümüz insanlarının neden yakınlaşmayı reddettiklerini ve bu yakınlığın yarattığı hazzı kısa kesmek istediklerini anlamaya çalışan bilim insanlarınca değerlendirilmeli gibi görünüyor.T24Mahmut Şefik Nil
Bir şeklin orantılı olarak küçültülmüş veya büyütülmüş modelleriyle inşa edilen örüntülere fraktal adı verilir. Halı veya kilim desenlerini, pisagor ağacını ve galerideki 29 fotoğrafı fraktallara örnek olarak verebiliriz. Bir cismi oluşturan parçalar ya da bileşenlerin cismi tamamına benzemesi matematikte 'fraktal' olarak adlandırılır. Özetle, bütünün her bir parçası büyütüldüğünde, yine cismin bütününe benzer. İşte doğada bulunan 29 fraktal örneği...
Yılmaz Vural: Piontek'in yardımcı antrenörlüğünü kabul etseydim, bugün Fatih Terim olmazdı. İyi ki önünü açmışım. Türkiye sayemde onu kazandı T24 Son dönemde İngiltere'de takım çalıştıracağı iddiasıyla gündeme gelen Yılmaz Vural, Türkiye'de futbolcular arasında eşcinsel futbolcuların olduğunu belirterek, 'Gay futbolcular var. Vücudunu yakın olduklarınla tanırsın. Gözümle bir şey yaparken gördüğüm yok, ama tavırlarında hissederim. Gay olmanın kabiliyeti etkilediğini düşünmüyorum. Onun özel hayatı. Ama hatırla bir hakem arkadaşımız ben 'gayim' dedi, meslekten atıldı. Bir futbolcunun bunu açıklaması imkansız' dedi. Posta gazetesinden Canan Danyıldız 'a konuşan Yılmaz Vural şike olaylarına da değinerek, 'Hiç karışmadım. Hep vardır şike yeni bir şey değil. Para var ortada. Bilmiyorum insanız sonuçta, dayanamayabilir insan. Ben temiz kalmak adına her şeyi yapıyorum. Kimse de ben yaptım demez! Hırsızsan, bu dünyada ödeneceğini biliyorum ama' ifadelerini kullandı. Yılmaz Vural'ın Posta gazetesine verdiği röportajdan satırbaşları şöyle: Gay futbolcular var değil mi? Var tabii. Çünkü kız yurtlarında lezbiyenlik, erkek yurtlarında da gaylik hep vardır. Vücudunu yakın olduklarınla tanırsın. Gözümle bir şey yaparken gördüğüm yok, ama tavırlarında hissederim. Gay olmanın kabiliyeti etkilediğini düşünmüyorum. Onun özel hayatı. Ama hatırla bir hakem arkadaşımız ben 'gayim' dedi, meslekten atıldı. Bir futbolcunun bunu açıklaması imkansız. Şike iddialarına ne diyorsun? Hiç karışmadım. Hep vardır şike yeni bir şey değil. Para var ortada. Bilmiyorum insanız sonuçta, dayanamayabilir insan. Ben temiz kalmak adına her şeyi yapıyorum. Kimse de ben yaptım demez! Hırsızsan, bu dünyada ödeneceğini biliyorum ama. 'Fatih şartlara göre davranıyor' Fatih Terim'i nasıl buluyorsun, showman mi? Fatih'i seviyorum, başarılı da buluyorum. Eski ve birbirimizi çok aradığımız arkadaşım. Fatih şartları çok iyi bilen ve ona göre davranan biri. bizde bir laf var ya 'Deveye diken insana...' diye.. Burada insan gibi davranıp insan gibi karşılık alamıyorsun maalesef. Fatih Terim'de böyle mi davranıyor? E görüyorsun işte! Medyaya en çok o bağırır, ses çıkarır vs. ama en çok medya desteği onundur. En çok o sevilir. Benim popülerliğim olabilir ama başarı anlamında ona yetişmek mümkün mü? Bu sayede iyi takımlara mı gidiyor dersin? Tabii... Galatasaray gibi güçlü bir takımınn başnda, sonra milli takım var. Zaten bu takımlara kim çalışsa 3'te 1 başarı şansı garanti. Ayrıca Piontek'in yardımcı antrenörlüğünü kabul etseydim, bugün Fatih Terim olmazdı. İyi ki önünü açmışım. Türkiye sayemde onu kazandı. Kendini gösterdi.
İngiltere’de oyun araştırmacıları, Candy Crush benzeri online oyunların çocukları kumar bağımlılığına ittiği konusunda uyarıda bulundu. Konuyla ilgili hazırlanan raporda para içermese bile bu tip oyunların, çocuklar ve gençlerde uzun vadede büyük problemlere neden olabileceğini söyledi. İngiliz Times gazetesine konuşan İngiltere’deki Nottingham Trent Üniversitesi Uluslararası Oyun Araştırmaları Merkezi Başkanı Mark Griffiths “İnternette para kullanmadan kumar benzeri oyunlar oynamak kumar bağımlılığına giden yolda ilk adım olarak görülebilir. Bu tip oyunlarda kazanan kişiler ‘Ya parasına oynasaydım’ diye düşünmeye başlar” dedi. Griffiths, internette parasız oynanabilen poker, bingo ve rulet gibi oyunların yanı sıra zararsız görünen Candy Crush’ın da bu kategoriye girebileceğini iddia ederken, şunları söyledi: ÇİKOLATA BENZETMESİ “Candy Crush çikolataya benzetilebilir. Bir kutu çikolatayı elinize aldığınızda bir parça yiyeceğim dersiniz ancak tüm kutuyu bitirmeden duramazsınız. Candy Crush oynarken de 15 dakika oynayacağım dersiniz ancak 4.5 saat oyunun başından kalkamazsınız.” Posta
Geçtiğimiz haftanın en beğenilen, en dikkat çeken, en komik ve ilginç videoları işte burada. İyi seyirler...Daha fazla eğlenceli video için Videolar butonunu ve her videonun üzerine gelince solunda açılan paylaş kısmını kullanmakta fayda var.
Bozcaada, nam-ı diğer Tenedos (Türkiye'nin 3. büyük adası ve Çanakkale iline bağlı ilçe) ufaklığından beklenmeyecek sürprizlerle dolu bir yer...Tek yapmanız gereken boz görüntüsünün arkasındaki uçsuz bucaksız bağları, onları bekleyen bağ evlerini, rüya gibi kumsallarını, pırıl pırıl temiz denizini, size özel olacak kadar küçük koylarını, kekik kokulu tepelerini, lezzetli şaraplarını ve yemeklerini keşfetmek...Sonrasında bir ada müdavimi olmanız yüksek olasılık...
Makedonya kralıyken kısa sürede Yunanistan 'dan Hindistan 'a kadar büyük bir imparatorluk kuran Büyük İskender 'in Milattan Önce 323 senesindeki ölümünün üzerindeki sırrın çözüldüğü ifade ediliyor. Bazı tarihçiler 32 yaşında ölen imparatorun eceliyle öldüğünü savunurken Yeni Zelanda'da Otago Üniversitesi'nde zehir bilimci Leo Schep, 2.000 sene kadar sonra ölümün üzerindeki sırrı çözdüğünü iddia etti. Schep, Büyük İskender'in zehirli bir şarapla öldürüldüğünü düşünüyor. Prof. Dr. Pat Wheatley ile birlikte yaptığı araştırmayı Clinical Toxicology dergisinde yayımlayan Schep, kullanılan zehrin muhtemelen Veratrum albüm (beyaz çöpleme) bitkisinden elde edildiğini bildirdi. Beyaz çiçekli bitkiden mayalanma suretiyle zehirli şarap yapılabileceği ifade ediliyor. Schep son derece acı bir tadı olan bu şarabın tatlandırıcılarla tatlandırıldığını düşünüyor. Büyük İskender'in zehirli şarabı içerek işkence gibi 12 gün geçirdiği, konuşamaz ve yürüyemez hale geldiği dile getirildi.
Büyü mü dersiniz, sihir mi dersiniz bilmem ama bu tam anlamıyla müthiş bir optik göz yanılgısı. Bu vidodaki hiç bir T-Rex kafasını oynatmıyor! İzleyin..