MART
Daft Punk'ın Yıldızlarının Maskelerinin Altında ne Var? Tipleri Nasıl?
Eğer bugüne kadar görmediyseniz, muhtemelen merak ediyorsunuzdur.. Kendileri neden maske takıyorsunuz sorusuna şöyle cevap vermişler:'Biz star kavramına inanmıyoruz. İnsanların asıl ilgisinin müziğimize yönlenmesini istiyoruz. Ama illa ki bir imaj yaratmamız gerekiyorsa, yapay bir imaj yaratmak istiyoruz.  Bu hem bizim gizliliğimizi sağlıyor, hem de müzik ekosistemindeki 'star' algısına bakış açımızı yansıtıyor'
Bölüm Başı 63 Bin Lira Alacak
Ekran orucunu bozup, 'Kara Para Aşk’ta başrolü kapan Tuba Büyüküstün, bölüm başı 63 bin lira alacak. Oyuncu bu rakamla dizi sektörünü salladı. YENİ DİZİSİ BELLİ OLDUAkşam'ın haberine göre, dizilerin sevilen oyuncusu iddialı bir yapımla ekrana geri dönüyor. Geçen yıl 25 bölüm yayınlanan ‘20 Dakika’nın final yapmasının ardından setlerden uzak duran Tuba Büyüküstün, ATV’de yayınlanacak olan ‘Kara Para Aşk’ adlı dizide oynayacak. Engin Akyürek’le başrolü paylaşacak olan güzel oyuncunun rolü için daha önce Cansu Dere’nin adı geçmişti. Tuba Büyüküstün'ün bölüm başı 63 bin lira alacağı öğrenildi. Büyüküstün, projeye güvendiği için 'garanti ücret' talep etmedi. Sema Ergenekon ve Eylem Canpolat’ın senaryosunu yazdığı dizinin oyuncuları arasında Nebahat Çehre ile Erkan Can da var. 9 SAATTEN FAZLA ÇALIŞMAM Tuba Büyüküstün, 2012’nin ocak ayında ikizlerini dünyaya getirmişti. Büyüküstün, yeni dizisi için yaptığı sözleşmeye, 'Çocuklarımın özel günlerinde çalışmam', 'Günde en fazla 9 saat çalışırım' maddelerini de koydurttu.
'Suriyeli Kuma' Ticareti: Kira Veremiyorsan Kızını Ver!
Mehveş Evin'in Suriye'den Türkiye'ye gelen mültecilerle ilgili hazırladığı yazı dizisi Milliyet  gazetesinde başladı. Suriye'deki savaştan kaçan kadınlar, özellikle sınır kentlerinde Türk erkeklerine 'ikinci, üçüncü eş' olarak satılıyor. Durum o kadar trajik hale gelmiş ki  ev sahibinin kirasını ödeyemeyen Suriyeli aileden kira yerine kızını isteyebildiği ifade ediliyor. Bazı esnaflar Suriyeli kadınlardan 'patates' diye söz ediyor... Savaştan kaçan kadınların dramı bitmiyor: Ülkemize sığınan genç kadınlar, güvenlik ve maddi zorluklar nedeniyle para karşılığında evlendiriliyor... Suriyeli kumalar Güneydoğu’da yaygınlaştı Hatay’a geldiğimiz ilk günden itibaren kadın-erkek herkesten benzer sözleri duyuyoruz: “Suriyeli kadınlar çok bakımlı. Türkiyeli kadınlar, kocamı kaptıracağım stresi yaşıyor.” Suriyeli gelinler, savaştan önce de talep görüyordu. Ancak savaştan bu yana ikinci, üçüncü eş olarak Suriyeli kadınlarla imam nikahı yapanlar arttı. Herkesin bildiği bir sır bu. Özellikle Hatay, Urfa ve Kilis “Suriyeli kuma”da başı çekiyor. Görüştüğüm bir “aracı”, Bayburt’tan Afyon’a Suriyeli gelinlere talep olduğunu anlatıyor. Hatay-Reyhanlı’nın yarısının Suriyeli ikinci, üçüncü eşi olduğu iddia ediliyor... Bir kamu görevlisi anlatıyor: “Suriyeliler için 3-4 kadınla evlilik normal. Reyhanlı’da da tek tük vardı. Ama savaşla patladı. Kumaya itiraz eden kadın, dayak yiyor . Zaten ayrılsa ne yapacak? Eskiden kayınvalide baskısı vardı, şimdi kuma baskısı var.” Kuma getirilen yerli kadınlar, soranlara “eltim” deyip geçiştiriyor. Çoğunlukla kumaları evde yardımcı gibi çalıştırıyor. ÇEYİZ-TAKI İSTEMİYORLAR! Türkiyeli erkeklerin Suriyeli kadınlarla evliliğe heveslenmesinin nedeni, düğünün “az masraflı” olması. Farklı kaynaklar, işin ekonomik boyutunu doğruluyor: İki yıl önce 10 bin TL’ye el sıkışılırken, şimdilerde 1.000-2000 TL arasında pazarlık yapıldığı telaffuz ediliyor. Güneydoğu illerinde “başlık parası” adıyla 3 ila 5 bin TL’ye anlaşılıyor. Bir esnafın deyimiyle: “Patatesin kilosu 2 olan da var, 5 de...” Peki “patates”in değeri neye göre belirleniyor? “Yaşına veya güzelliğine göre değişir” deniyor. Ne yazık ki “yaş” kriteri, “çocuk gelin”lerin sayısının artması demek... Sağlık görevlisi H.G, “ Suriye’den gelen kadınlar, 14-15 gibi çok genç yaşta evlenip anne oluyor... Türk erkeklerinin masrafsız bir şekilde Suriyeli kızlarla evlenebiliyor olması, akla cinsel istismarı getiriyor... Sonuçta Suriyelilerin ne çeyiz, ne eşya ne de takı talepleri var. Yani her şekilde Suriyeli kızlarla evlilik yapmak buradaki insanların işine geliyor. İlk eş olarak da, ikinci-üçüncü imam nikahlı eş olarak da Suriyeliler tercih ediliyor ” diye anlatıyor. Kendi çalıştığı köyün muhtarının oğlunun bu şekilde evlendiğini anlatan H.G, “Maddi durumu iyi olan da olmayan da bir şekilde ikinci hanım istiyor . Adam gidip getiriyor, ‘Bu benim ikinci hanımım’ diye tanıtıyor. İlk eşler de, genelde eğitimi ve sosyal güvencesi olmadığı için sesini çıkaramıyor ...” ‘PARAN YOKSA KIZINI VER’ Kumalık müessesesi hiç masum değil. Suriyeli kadınların çoğu, mağduriyetleri yüzünden evlendiriliyor. Savaştan kaçan ailelerin maddi durumu çok kötü, ne evleri var, ne işleri... Aileler, kızların “Başına bir şey gelecek ” endişesiyle Türkiyeli “kısmet”lere evet demeyi tercih ediyor. Bunu bilenler maalesef durumu istismar ediyor. Urfa, sığınmacıların en yoğun yaşadığı kent. Kadın Yaşam Evi Derneği’nden Emine Hanım, sosyolojik sorunların çok olduğunu anlatıyor: “Arap kadınların psikolojik durumu iyi değil. Çokeşlilik çok arttı . Kadınlar kaygılı, niye geldiler diyorlar, istemiyorlar. Evlilikten öte, pazar oluşmuş durumda... Urfa’da aleni bir şekilde para karşılığında yapılıyor.” İkinci kadınla evlendikten sonra “hayal kırıklığı” yaşayan ve “O gitsin bu gelsin” diye üçüncü eş arayanlar mı dersiniz... İmam nikahı kıydıktan iki hafta sonra “hasta bu” diye geri yollayanları mı? Hatta 700 TL’ye fırlayan kirayı ödeyemeyen Suriyelilere, “O zaman kızını ver” diyen ev sahipleri bile var. Evet, bizzat dinledik! Suriyeli kadınlarla imam nikâhı kıymayı “Onları kurtardık” diye savunanlara bakmayın... Savaş mağduru kadınlar mal olarak takas ediliyor. YÜZ BİNLERCESİ YOK SAYILIYOR Suriye’deki korkunç savaş yüzünden 3 yılda 2.3 milyon insan ülkesini terk etmek zorunda kaldı. BM’nin son rakamlarına göre Türkiye’deki kayıtlı sığınmacı sayısı 577,349. Ancak “kayıtsız” Suriyelilerin sayısı yüksek. BM’nin 2013 sonu tahminine göre toplam rakam 1 milyonu geçti... Üstelik yüzde 75’i çocuk ve kadın! Ancak Suriyeli sığınmacılar; kamplarda yaşayanlar, büyükşehirlerde dilenenler ve mücahitler dışında yok sayılıyor... Zaten ne kimlikleri var, ne de hakları. TC kanunlarına göre onlar “misafir” statüsünde. Bu terim kulağa hoş gelse de “Suriyeli misafirler”in çoğu, barınmadan iş bulmaya, eğitimden kültürel farklara, büyük sıkıntılar yaşıyor. Bu yazı diziyi hazırlarken amaç, hem Suriyeli sığınmacıların, hem de toplumun yaşadığı sorunlara dikkat çekmek. Her savaşta olduğu gibi, bu savaşın da en büyük mağdurları kadınlar ve çocuklar...İnşaatlarda, depolarda hatta ahırda yaşayan öyle çok insan var ki! Çoğu, “buna da şükür” dese de durum, giderek içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Sahada çalışanlar, bu krizi Afganistan’da yaşananlara benzetiyor. ‘Manita yerine ikinci eş almak daha ahlaklı’ Suriyeli çocuklar için eğitim veren bir kurumun müdürü S. Bey’in ilk karısı Hatay’dan, ikincisi Suriye’den. S. Bey, eşinin bu duruma ne dediğini sorduğumuzda konuyu “Batılıların ahlaksızlığına” getiriyor: İkinci hanımımı 5 yıl önce Suriye’de aldım. Şimdi 43 yaşında. Üniversitede ilahiyat hocasıydı. Savaştan sonra buraya yerleşti. Şimdi apartmanın üstünde o , altında ilk hanımım yaşıyor. Batı, kadına saygılı olduğunu iddia ediyor. Peki kadını, eşyanın reklamında kullanan kim ? Bir de İslamı eleştiriyorlar; birden fazla evliliğe müsaade ediyor diye! Batı’da bir istatistik yapılsın bakayım, kim sadece evli olduğu kadınla birlikte oluyor? Yüzde 1 bulamazsınız! Bir erkek, gayrimeşru ilişkilerinden dolayı hanımına hastalık getirdiği zaman, bu büyük vebal değil mi? Bu nasıl bir şey! Avrupa’da her erkeğin kaç manitası var ? Bu tür işler yerine ikinci hanımı almak, bana ahlaki açıdan daha doğru geliyor. Suriyeli garibanlardan iş bulduğunu zannedip sevinen, sonrasında tuzağa düşürülen kızlar da var. Kalbinde vicdan taşımayan insanlar başkalarının mağduriyetinden faydalanıp, onları istismar ediyor. Suriyeli kadınlar isim ve yüzlerini gizleme şartıyla konuştu. Kadınları kandırıyorlar Savaştan kaçan Suriyeli kadınlarla evlilik, ticarete döndü. İkinci eş alanların yanı sıra, bu işin tüccarlığını yapanlar, garibanları dolandırıyor. Bu tür evliliklere tanıklık eden Hasan, Türkiye’nin her ilinde ilk veya ikinci eşi Suriyeli olan aileler olduğunu belirtiyor: “Evlenmesin de ne yapsın? Ama 60 yaşında bir erkeğin, 19-20 yaşında biriyle evlenmesi beni üzüyor. Savaşla birlikte bu tip evliliklerde inanılmaz artış söz konusu.” BEKÂRIM DEDİ, 6 ÇOCUĞU VAR Z.A: Suriyeli dört eşi olan birini tanıyorum, 30 çocuğu vardı. Aile, maddi sıkıntılar yüzünden farklı illere dağılmış. Kız çocuklarından birini berdel yaptı. Meğerse adam bekâr değilmiş, altı çocuğu varmış. Bir ay evli kaldılar, kız babasının yanına döndü. Evlenmek isteyen erkekler, Hatay ve Urfa’dan gelen hemşerilerimize ulaşıyorlar. Ekmek veremedikleri için kızlarını kocaya veriyorlar. Çok kötü durumlar yaşıyoruz. TÜRKİYELİ ERKEKLER YALANCI MEYRA: Suriye’de erkekler kadınları asla kandırmaz, kadınlar bu kadar ucuz anılmaz! Ama Türkiye’deki erkekler kadınlar için her türlü yalanı atıyor. Suriyeli kızlarla evlenmek isteyen çok erkek var. Gelenlerin yüzde 90’ı yalancı; maddi durumlarının iyi olduğunu ve hiç evlenmediğini söyler. Düğün yapılır, bekâr adamın çoluk çocukları çıkar ortaya! 20-22 yaşında kızlar kandırılıyor. Ya terk etmek zorunda, ya da kuma olarak kalmak zorunda. Biri onların kızlarını kuma olarak götürse nasıl olur? Nasıl hissederler kendilerini? ÇARESİZ, KABUL EDECEKTİM ŞORE (23): Savaştan kaçıp Türkiye’ye sığındım. Yaşadığımız semte sürekli “yardım için” gelen adamlar vardı. Sonrasında biri, benimle evlenmek istedi. Yaşı 55’miş, eşi ölmüş ve çocuğu yokmuş. Çaresizlikten kabul edecektim. Çünkü adam, aileme ev tutacağını söyledi. Araştırınca öğrendim ki evliymiş, 4 çocuğu varmış. İptal ettim, şu an çaresiz koca bekliyorum. AMCAMIN KIZINI KANDIRDILAR HADO: 2 yıl önce amcam, 22 yaşındaki kızını 50 yaşında bir adama verdi. Çok zor durumdaydı. Meğer adam çulsuz sefilin tekiymiş. Şu an kız çok zor durumda. Suriye’de yaşadığımız acılar yetmezmiş gibi bunları yaşıyoruz. Allah hakkımızı hak etsin. KOCAMDAM KORKUYORUM S.A: Bir komşumuz üçüncü eş getirdi. Ben de kocamdan korkmaya başladım. 50 yaşında adamlar, 20-25 yaşındaki genç kızlarla evleniyor. Bu durum beni korkutuyor. Erkek adamın işi belli olmaz. Ben kumaya kandırılarak gidenlerin kusuruna bakmıyorum. Onları oyuna getiren erkeklerin Allah belasını versin. MEHVEŞ EVİN | Milliyet
Ronaldinho'dan Dünya Kupası İçin Şarkı
Beşiktaş'ın transferi için uzun uğraşlar verdiği Ronaldimho, ülkesinde oldukça keyifli günler geçirmeye devam ediyor. Beşiktaş’ın uzun süre peşinden koştuğu ancak kadrosuna katamadığı Ronaldinho’nun keyfi oldukça yerinde. Siyah beyazlı takımla geçtiğimiz yaz transfer sezonundan bu yana görüşen R10, takımı Atletico Mineiro ile sözleşme imzalamıştı. Ardından ülkesinde tatile çıkan ünlü futbolcu, paylaştığı fotoğraflarla oldukça konuşulmuştu. Brezilyalı yıldız bu sefer de müziğe el attı. Ronaldinho, ülkesinin önemli müzik figürlerinden EDCITY ile düet yaparak sesinin de standartların üzerinde olduğunu gösterdi. Mikrofon başına geçen Ronaldinho, futbolda olduğu kadar rahattı. Ayrıca klibi çekilen şarkının sosyal paylaşım sitelerindeki izlenme oranlarında gün geçtikçe artıyor. Brezilya Milli Takımı’nda 97 maça çıkan ve 33 gol atan Ronaldinho, 2014 Dünya Kupası’yla formasına da veda etmeye hazırlanıyor. Ronaldinho eğer kadroya çağrılırsa son kez Brezilya Milli Takımı forması giyecek. Bu arada şarkının anlamı da Brezilya'ya özgü. Haziran ayında düzenlenecek olan Dünya Kupası öncesi sokak dansı ve sokak futbolu kültürünün kendilerine yol göstermesini isteyen Brezilyalılar, yazdıkları şarkılarla milli heyecana şimdiden girmiş durumdalar.Eurosport
Yavru Köpekler için Tuvalet Eğitimi
Yavru köpek eve geldiği andan itibaren tuvalet eğitimine başlayabilirsiniz. Bu eğitim sizin düşündüğünüz gibi zor olan bir eğitim değildir. Sadece yapmanız gereken yavruyu eğitim evresi çerçevesinde sürekli kontrolünüz altında tutmak ve biraz sabırlı olmaktır. İlk aşamada köpeğin tuvaletini nereye yapması gerektiğine karar vermeniz gereklidir. Evin içerisinde bir yere mi, yoksa dışarıya mı? Buna karar verdikten sonra eğitime geçebiliriz. İki ayrı yer olduğuna göre iki de ayrı eğitim şekli bulunmaktadır. Eğitim metodunu anlatmaya geçmeden önce yavrunuzun tuvalet sorunlarını en aza indirgemek ve tuvalet gereksinimini düzene sokmak için kayda değer bazı bilgiler vermek isteriz. Köpekler yemeklerini yedikten sonra bağırsaklarında oluşan baskı gereği tuvalet yapma gereksinimi duyarlar bu bizim işimizi kolaylaştıracaktır çünkü yavrunun en azından en çok hangi periyotlarda tuvalet gereksinimi duyduğunu biliyoruz. Yapmamız gereken gerekli sıklıklarda düzenli vakit dilimlerinde yavruya mamasını vermek belirlediğimiz zaman periyotları dışında yavruya kesinlikle mama vermeyerek yavrunun tuvalet gereksinimlerini kontrol altına almaktır.     Ev İçi Tuvalet Eğitimi Yavru köpek ihtiyacı geldiği anda düşünmeden oranın neresi olduğunu umursamadan ihtiyacını giderecektir. Bu da evde hoş olmayan kötü bir koku oluşmasına neden olacaktır. Eğitime başlamadan önce eğer yavru ev içinde bir yere tuvaletini yapmış ise o bölge mutlaka hijyen sağlanacak şekilde temizlenmelidir, iyi temizlenmeyen...
Marlboro Adam, Sigara Kurbanı Oldu
Uzun yıllar bir sigara markasının reklamlarında oynayan ve bu reklamla anılan aktör Eric Lawson, sigara kullanımına bağlı akciğer rahatsızlığı nedeniyle öldü. 1978-1981 yılları arasında sigara reklamlarında marka yüzü olan Eric Lawson, tüm dünyada bu markanın adıyla birlikte tanındı. Lawson ayrıca Baretta ve Charlie'nin Melekleri gibi TV dizilerinde küçük roller aldı. 72 yaşında ölen Lawson, ergenlik çağından beri sigara kullanıyordu.Gerçek Gündem
Reklam
56. Grammy'den Çarpıcı Kareler ve Performanslar
Grammy Ödülleri, dün gece sahiplerini buldu. Daft Punk, beş ödülle gecenin şampiyonu olurken 17 yaşında Grammy ödülü alan Lorde geceye damga vuran bir diğer isim oldu. İşte 56. Grammy Ödülleri'nden çarpıcı kareler ve performanslar...Ödüllerin tam listesi için: 56. Grammy Ödülleri Sahiplerini Buldu
İlk Yerli Elektrikli Otonun Üretimi Durdu
Elektrikli otomobillere 4 milyar euro yatırım yapacağını açıklayan Renault’nun hedefleri şaştı. Vatan Gazetesi'nden Mete Tansu'nun haberine göre, Fransız marka, Türkiye’de üretilen ilk elektrikli otomobili Fluence Z.E.’nin üretimini durdurmaya karar verdi. Renault’nun yeni stratejisi doğrultusunda 2010 yılında Oyak Renault’nun Bursa tesisindeki bantlardan inmeye başlayan Fluence Z.E.’nin üretimi 2013’ün sonunda sessiz sedasız sona erdi. Türkiye’de üretilen ilk elektrikli aracın macerası 3 yıl sürdü. Renault’nun bu kararı almasında elektrikli araçlara beklenen talebin gelmemesi etkiliydi. 2009’da Fluence Z.E.’nin Bursa’da üretileceğini duyuran Renault’nun hedefleri büyüktü. Şirket, elektrikli araçtan yılda 20 bin adet üreteceğini, talebin artması halinde bu rakamı 30 bin adede kadar çıkarabileceklerini açıklamıştı. Oyak Renult’ya en büyük sipariş İsrail’den gelmişti. Oyak Renault, İsrailli şirket Better Place’yle yaptığı anlaşmaya bağlı olarak İsrail ve Danimarka’ya 5 yılda 100 bin adet elektrikli Fluence ihraç edecekti. Ancak tahminler tutmadı, Avrupa ülkelerinden elektrikli Fluence’a istenilen sayıda sipariş gelmedi. Türkiye’de 215 adet satıldı İlk yerli elektrikli araç, Türkiye’de de rağbet görmedi. Türk halkının 2012 yılının ortasında tanıştığı ve ‘10 liralık elektrikle Ankara’ya gitmeyi’ planladığı Fluence Z.E.’den bugüne kadar 215 adet satıldı. Peki dünyanın en pahalı benzinini kullanan vatandaş neden tercihini 100 km’de 2.5-3 lira yakan elektriklilerden yana kullanmadı? Elektrikli araçlar için altyapı sorununun çözülememesi yani yeterince şarj istasyonunun kurulamaması en büyük sıkıntı oldu. Uzun süren batarya şarj süreleri ve kısa menzil de satışları olumsuz etkiledi. Renault, yeni stratejisinde Zoe Z.E., Twizy Z.E. ve Kangoo Z.E.’ye ağırlık verecek. Zoe ile Twizy, bu yıl satışa sunulacak.Tahminler tutmadı Renault CEO’su Carlos Ghosn, 2020’de elektrikli araçların toplam pazarın yüzde 10’unu temsil edeceğini öngörüyordu. Hedefi 500 bin elektrikli Renault satmaktı. Ancak satışlar tahminlerin çok altında. Elektrikli otoların toplam satışı Avrupa’da 14 binde kaldı. Elektrikli Renault Fluence evdeki 220 voltluk prizle 6-8 saatte şarj edilebiliyor. Otomobil tam şarjla 185 kilometre yol katedebiliyor.Cumhuriyet
Reklam
Reklam
Ünlülerden Yunuslarla İlgili Farkındalık Projesi
Hayvanat bahçeleri, yunus parkları gibi yerler hayvanların yaşam alanlarını hiçe sayan yerlerdir. Bazı ünlüler de bununla ilgili bir farkındalık yaratmak amacıyla bu spotu çekmişler. Bu konuya dikkat çektikleri için teşekkür ediyor ve projeyi yapanların sözlerini alıntılıyorum:'Amaç yunus parklarına ve gösteri hayvanlarının kullanıldığı tüm oluşumlara karşı bir kampanya başlatmak. Gelişmeler www.twitter/banagozkulakol.com, www.facebook/banagozkulakol.com ve www.banagozkulakol.com adreslerinden takip edilebilir. Filmin Künyesi:  Yapım: BGKO ve PToT film ortak yapımıYapımcı: Işıl EgeYönetmen: Canbert YergüzMüzik: Barış ManisaMetin Uyarlama: Özge ÖzderFilmin Orijinal Yapımı: Oceanic Preservation Society FİLMİN TÜM İZİNLERİ İLE İLGİLİ YAZIŞMALAR 'BGKO' ADINA 'YUNUSLARA ÖZGÜRLÜK PLATFORMU' TARAFINDAN YÜRÜTÜLMÜŞTÜR. FİLMDE YER ALAN GÖNÜLLÜ SANATÇILARIMIZ: (alfabetik sırayla) ALİCAN YÜCESOY, ASLI TANDOĞAN, BENNU YILDIRIMLAR, BİNNUR KAYA, CEYDA DÜVENCİ, DEMET EVGAR, KENAN ECE, LEVENT ÜZÜMCÜ, MERT FIRAT, ÖZGE ÖZDER, ÖZGÜN, ÖZGÜR ÇEVİK, SELİM BAYRAKTAR, SELİN DEMİRATAR, SERKAN ALTUNORAK, YASEMİN ALLEN'
Murat Boz ve 3 Adam'dan Aynı Dizide
3 Adam'ın Star TV'deki son programına Ata Demirer ve Atiye konuk oldu. Demirer'in esprileri ekran başındakileri gülmekten kırıp geçirirken, bir başka sürpriz gerçekleşti. ACUN VE GÖKHAN STÜDYOYA BASKIN YAPTI Bu sezonun flaş isimlerinden Athena grubunun solisti Gökhan ve Acun Ilıcalı'nın stüdyoya girmesinin ardından ise program artık klasik formatından iyice uzaklaştı. Stüdyodaki masanın etrafında 7 kişi birikince Eser'e oturmaya yer kalmadı. Eser, diğerlerinden daha alçak bir platform üzerine oturunca ilginç görüntüler ortaya çıktı. ACUN ILICALI'DAN 3 ADAM SÜRPRİZİ 3 Adam'ın Star TV'den ayrılmasının ardından bir süre yayına ara vermelerinin sebebini ise Acun Ilıcalı açıkladı. Acun, Murat Boz'un da katılımıyla Eser, Oğuzhan ve İbrahim yeni başlayacakları dizi projesi nedeniyle 3 Adam'a ara verildiğini belirtti. Öte yandan, Acun; Eser, Oğuzhan ve İbrahim'in ayak tenisi maçının görüntülerini yayınladı. MURAT BOZ DİZİDE OYNAYACAK Acun Ilıcalı'nın bir diğer sürprizi ise Eser, İbrahim ve Oğuzhan'ın TV8'de bir dizieye başlayacaklarını, Murat Boz'un da bu dizide oynayacağını açıkladı. HÜLYA AVŞAR TELEFONLA BAĞLANDI Program kahkahalarla devam ederken, Hülya Avşar'ın telefonla yayına bağlanması da stüdyodakileri ve ekran başındakileri şaşırttı.TV Aktüel
Tuncel Kurtiz'in Ölüm Nedeni Belli Oldu
Etiler'deki evinde ölü bulunan Tuncel Kurtiz'in otopsi raporu, sabah sporundan döndükten sonra aniden rahatsızlanan sanatçının kalp krizi sonucu hayata veda ettiğini ortaya koydu İstanbul Etiler'deki evinde 77 yaşında hayata veda eden Tuncel Kurtiz'in kesin ölüm nedeninin kalp krizi olduğu tespit edildi. Türk sineması ve tiyatrosunun usta ismi Tuncel Kurtiz, Eylül 2013'te sabah spordan döndükten sonra aniden fenalaşarak hayatını kaybetmişti. Olay sırasında evde yalnız olan Kurtiz'in ölümünü araştıran olay yeri inceleme ekipleri ve savcılık geniş çaplı soruşturma başlattı. Kurtiz'in ölümünün şüpheli olabileceği ihtimalini değerlendiren savcılık, Adli Tıp Kurumu'ndan kesin ölüm sebebi ile ilgili rapor talep etti.NEDENİ KALP RAHATSIZLIĞI Adli Tıp Kurumu'ndan beklenen kesin rapor, savcılığa geçtiğimiz günlerde ulaştı. Rapora göre; Kurtiz kalp ve damar hastalıkları sebebiyle, yani kalp krizi sonucu hayata gözlerini yumdu. Kurtiz'in kanında alkol ya da siyanür tespit edilmedi. Kurtiz'in cenazesi, İstanbul Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde düzenlenen törenin ardından, vasiyeti doğrultusunda Kazdağları eteklerindeki Çamlıbel köyüne götürülmüştü.10 BİN KİŞİ UĞURLAMIŞTI Kurtiz, sanat dünyasının ünlü isimlerinin de aralarında bulunduğu yaklaşık 10 bin kişinin katıldığı törenle. kendisinin de istediği gibi denizi gören ve yol kenarında bulunan bir mezar yerine defnedilmişti.
Reklam
İstanbul'da Moldovalı Bir Kadın Öldürüldü
İstanbul Ümraniye'de Ümraniye'de Moldava uyruklu bir kadın evinde bıçaklanarak öldürüldü.Moldova uyruklu 41 yaşındaki Olga M. evinde çok sayıda bıçak darbesiyle öldürülmüş olarak bulundu. Polis cinayeti işleyen kişi yada kişileri bulmak için çalışma başlattı.
Çamaşır Dükkanlarını Genelev Yapıp, Bostanlarda Seviştiler
Tarih kitaplarımız savaşlarla dolu. Peki ya tarihi şahsiyetler ve onların sunduğu özel hayatlar meselesi?Bizden önceki kuşakların içkiyle, kahveyle, aşkla hatta seksle nasıl tanıştığını merak ediyor musunuz? Refik Ahmet Sevengil’in ‘İstanbul Nasıl Eğleniyordu?’ adlı kitabı tarihin sarı sayfalarında sizi eğlenceye çağırıyor. 1481 ile 1512 arası. Fatih Sultan Mehmet’in oğlu İkinci Bayezid zamanı... İstanbulluların yazlıklarıyla ün kazanmaya başladığı yıllar. İkinci Bayezid, zevk ve eğlenceye pek istekli. Özellikle müzik ve şenlikten çok hoşlanıyor. Öyle ki, eğlence gecelerinde saray dehlizlerini sarhoş ezgilerle doldurup titretmek için de genç erkek ve kadınları eğittiriyor. Gitgide dinde yasaklanmış olmasına rağmen şarap da zevk araçları arasında yerini alıyor. İstanbul’da sarhoşluk yaygın olunca, meyhaneler açılmaya başlıyor. Şarap yapanlar ve satanlar gayrimüslimler. Taa ki 1520’de Kanuni Sultan Süleyman tahta çıkıp da içki kullanımını yasak edene kadar sürüyor bu. İstanbul allak bullak oluyor yasaktan sonra. İçki alınıp satılan yerler kapatılıyor, içkiseverler yasa giriyor. KAHVEYLE TANIŞMA İşte bu dönemde İstanbullular yeni bir tatla tanışıyor. 1543 yılı... Gemilerle İstanbul’a kahve getiriliyor. Tabii hocalar her bilmedikleri şeye verdikleri tepkiyi veriyorlar: Haramdır! Kahve getiren gemiler yükleriyle birlikte batırılıyor. Yasak ya, ona karşı da büyük bir tutku hüküm sürmeye başlıyor. 1554’te Hekim adlı biri Halep’ten, Şemsi adlı biri de Şam’dan İstanbul’a kahve getiriyorlar. Tahtakale’de açılan bir dükkânda kahve pişirilip satılıyor. İstanbul’un ilk kahvehanesi de açılıyor. Ve İkinci Selim dönemi. İçki yasağının unutulduğu, meyhanelerin yeniden açıldığı, hatta günden güne çoğaldığı şatafatlı dönem. Kitaba göre, Kanuni Sultan Süleyman’ın son günleriyle İkinci Selim zamanında halk arasında fuhuş epey yayılıyor. Yakalananlar zindana konulurken bir yandan da şehirde çamaşırcı dükkânları açılıyor. Zamanla anlaşılıyor ki, buraların iç yüzü başka. Çok kez eski genelev patronları burada tezgâhtarlık görevi yapıyor, ellerinin altında taze, becerikli kadınlar bulunduruyorlar. 1570’te farkına varılıyor ve yasaklanıyor. Eski zamanlarda açık fuhuş; saray, vekil, vezir ve zengin konaklarında şenlikli ve resmi bir biçim altında sürüp gidiyor. Cariye alım satımının hiç kuşkusuz bundan başka anlamı yok. O zamanki gayrimüslimler bile paraları sayesinde Müslüman kızlarına sahip olabiliyorlar, istedikleri cariyeleri konaklarına kapatıyorlar, coşkun zevk ve vuslat geceleri yaşıyorlar. 16’ncı yüzyıl ortalarında Eyüp semti İstanbul’un en batak yeri. İkinci Selim, Hükm-i Hümayun ile yasak defterine adını yazdırıyor. Eyüp’teki bu meyhane, genelev ve başka eğlence yerleri kapatıldıktan sonra bir süre ortalık sessizleşiyor. Ama sadece bir süre. Bu sefer fuhuş büsbütün başka bir şekle bürünüyor. Bahçe ve bostanlar coşkun eğlencelerin merkezi oluyor. Çiçekler arasında cana can katan kokularla içki âlemleri düzenleniyor. O zaman pastane falan yok, kaymakçılar var. Âşıklar burada buluşuyorlar. İkinci Selim mi? Kitaba göre, bakmayın yasaklar koyduğuna... Kendisi zilzurna sarhoş, her ırkın en güzel kadınlarını toplatıp sabahlara dek şenlikler, yeme içmeler, fuhuş, öyle bir hayat yaşıyor. Oğlu Üçüncü Murat babasının izinden daha da hararetli gidiyor. Askerin içki içmesine izin veriliyor. İçki yasağı kısmen kaldırılıyor. 1591 yılı, İstanbul eğlence hayatında bir tarih başlangıcı gibi. Türlü oyunlar yaratılıyor, kır eğlenceleri zirve yapıyor, İstanbul halkı yazın akın akın Kâğıthane’ye gidip günlerce yiyip içiyor. Meddahlar dönemi, ozanlar zamanı, rakkaslar devri diye devam ediyor eğlence. Karagözler, Hacıvatlar, kumpanyalar, hatta ‘halkı fuhşa özendiren maskaralar’, horoz dövüştürenler, ayı oynatanlar... Bir de kadın çengiler var mesela. Kadın toplantılarında oynuyorlar. Erkek köçeklerin erkekler arasında nasıl tutkunları varsa, kadın çengilerin de kadın âşıkları vardı. Bunların çoğu zengin hanımefendiler. Sevgililerini zaman zaman ödüllendirir, evlerine davet ettikleri rivayet ediliyor. YARI ÇIPLAK HALDE CARİYELERİ KOVALARDI Kitaptan bir cümleyle bitirelim: “Sultan Üçüncü Ahmet, çoğunlukla geceleri hünkâr sofrasında, balkonda süslü ve görkemli tavanın altında yumuşak yastıklar içinde yarı yatmış bir halde oturur, sadrazamı, şairleri ve dalkavuklarıyla rakı içerdi. Başı içkiyle dumanlı, kulakları müzikle dolu, ruhu taşkın padişah önünde çekici kırıtmalarla kıvrılıp dökülen, fıkırdaşan, açılıp saçılan bu ayrıcalıklı güzellik sahibi, sıcak ve taze genç kız vücutlarına dalarak gözlerini süzer, kıvanç ve sevinç içinde ağzından dizeler dökülür, billur topu tutmaya çalışan yarı çıplak cariyeleri kovalardı.” İpek ÖzbeyHürriyet
Reklam
Coca-Cola CEO'su Muhtar Kent'in Başı Belada
ABD’nin içecek devi Coca-Cola gizemli bir hırsızlık olayıyla sarsılıyor. Muhtar Kent’in yönetimindeki şirket cuma günü çalışanlara gönderdiği bilgi notuyla Atlanta’daki merkezlerinden bir dizi laptop bilgisayar çalındığını duyurdu. Coca-Cola insan kaynakları bölümünün kullanımındaki bu bilgisayarlarda 74 bin çalışanın şahsi bilgileri bulunuyor. Şirket bu bilgisayarlarda çalışanların isimlerinin, adreslerinin ve Sosyal Güvenlik numaralarının yanı sıra maaş ve etnisite bilgilerinin de bulunduğunu belirtti. Laptoplarda şirkete ait gizli belgelerin olup olmadığı merak konusu oldu. Bilgiler kullanıldı mı? Coca-Cola sözcüsü Ann More bilgisayarların, bunları imha etmekten sorumlu eski bir çalışan tarafından çalındığını söyledi. Şirket 10 Aralık’ta bilgisayarları geri aldıktan sonra özel bir ekip gece gündüz süren hummalı bir çalışmaya girişti. Bilgisayarlarda hangi bilgilerin yer aldığı ve bunların kullanılıp kullanılmadığı araştırıldı. Cuma günü hırsızlık olayı çalışanlara haber verildi. Coca-Cola, çalınan şahsi bilgilerin kullanıldığına dair bir işaret olmadığını özellikle belirtti. Ancak yine de ABD ve Kanada’daki çalışanlarını etkileyen olayla ilgili özür diledi. Çalışanlara bir yıl süreyle kimlik hırsızlığından korunma programı hediye edileceği açıklandı. Akşam
Arda Turan, Sinem Kobal'ın Tüm Eşyalarını Gönderdi
Evlilik oyunlarıyla magazin dünyasının en çok konuşulan çifti olan Sinem Kobal ve Arda Turan cephesinde sular durulmuyor. 4 yıllık aşklarını geçtiğimiz aylarda bitiren ikiliden Arda Turan, yeşil sahalarda fırtınalar estirirken, Sinem Kobal ise oyunculuk kariyerine tam gaz devam ediyor. İddialara göre İspanya'nın Atletico Madrid takımında futbol oynayan Arda Turan ile Sinem Kobal arasında artık hiç bir bağ kalmadı. ARDA, SON GOLÜ ATTI Aşkı kafasında tamamen bitiren Turan, evinde adeta Sinem temizliği yaptı. Futbolcu, İspanya'nın La Finca bölgesindeki evinde bulunan eski nişanlısına ait bütün eşyaları kargoyla İstanbul'a gönderdi. Evine gelen paketleri görünce büyük bir şok yaşayan Kobal'ın ağlama krizine girdiği öğrenildi. Konuşulanlara göre güzel oyuncuyu, Arda'nın attığı bu golden sonra yakın arkadaşları teselli etti. iDDiALAR YALANMIŞ Ayrılık sonrası Arda'nın Sinem Kobal'ın peşinden koştuğu ve barışmak istediği konuşulmuştu. Ancak futbolcunun bu iddiaları yalanladığı konuşuluyor. Gecce
Kaddafi'nin Korkunç Haremi!
Libya’nın devrik lideri Muammer Kaddafi’nin ardından özel hayatıyla ilgili korkunç bir ayrıntı ortaya çıktı. Buna göre Kaddafi’nin sarayında genç kızların seks kölesi olarak kullandığı ve zorla tutulduğu hücreler bulunuyordu.DIŞ HABERLER/ milliyet.com.trAlbay Kaddafi’nin sarayındaki bu hücrelerde Kaddafi genç yaştaki kızlara ve hatta erkeklere tecavüz ediyordu. Yüzlerce genç kız saraydaki bu tüyler ürpertici hücrelerde zorla tutuldu.İşin daha da ürkütücü tarafı eski diktatörün okulları ziyaret ederek kendine kurbanlar seçmesi… Kaddafi’nin seks hücrelerindeki yatak odaları 70’lerin tarzına uygun dekore edilmişti. İkiz bir yatağın bulunduğu bu odada Kaddafi 14 yaşındaki genç kızlara tecavüz ediyordu.
Reklam