onedio
5 Farklı Anket, 5 Farklı Sonuç
30 Mart öncesinde, kamuoyu yoklamalarıyla ön plana çıkan araştırma şirketlerinin birbirinden çok farklı sonuçlara ulaşan anketleri dikkat çekiyor. Yaklaşan yerel seçimler öncesinde, kamuoyu yoklamaları ve tahminleriyle ön plana çıkan araştırma şirketlerinin birbirinden çok farklı sonuçlara ulaşan anketleri dikkat çekiyor. Peki son anketlere göre partilerin oy oranları kaça ulaşıyor? İşte birbirinden çok farklı sonuçlara ulaşan anketler ve partilerin aldığı oy oranları. AK PARTİ 'DE YÜZDE 12.6'LIK UÇURUM Son kamuoyu araştırmalarına göre Ak Parti'nin oy oranları yüzde 49 ile yüzde 36,4 oy oranı arasında bulunuyor. Ak Parti'nin oy oranları sırasıyla GENAR anketinde yüzde 49, KONDA anketinde yüzde 47.7, Sonar anketinde yüzde 42.3, KONSENSUS anketinde yüzde 41.7, CİHAN'ın anketinde ise en düşük olan yüzde 36,4 olarak yer alıyor. CHP YÜZDE 30'U ZORLAYACAK CHP'nin anketlerdeki oy oranları ise yüzde 29.8 ile 26.5 arasında sıkışmış durumda. CHP'nin oy oranları Sonar anketinde yüzde 29.8, KONSENSUS anketinde yüzde 29.5, CİHAN anketinde yüzde 28.8, KONDA anketinde yüzde 28.2, GENAR anketinde ise yüzde 26.5 olarak sıralanıyor. MHP'DE DİKKAT ÇEKEN YÜKSELİŞ MHP en yüksek oy oranına yalnızca CİHAN'ın anketinde ulaşıyor. MHP'nin oy oranları anketlerde en yüksek yüzde 20,5 ile en düşük yüzde 13.5 gibi oldukça geniş ve tutarsız bir aralıkta yer alıyor. MHP, CİHAN'ın anketinde yüzde 20.5'le en yüksek değere ulaşırken, bu oran sırasıyla Sonar anketinde yüzde 18.7, KONSENSUS anketinde yüzde 15.4, KONDA anketinde yüzde 14.4, GENAR anketinde ise yüzde 13.5'e kadar düşüyor. CİHAN'IN ANKETİNDE YÜKSELDİ BDP'nin oy oranları ise yaklaşık yüzde 2'lik bir bant arasında yer alıyor. CİHAN anketinde yüzde 7.4 ile en yüksek oy oranını yakalayan BDP, KONSENSUS anketinde yüzde 6.5, GENAR anketinde yüzde 6.4, KONDA anketinde yüzde 5.9 ve Sonar anketinde ise yüzde 5.6 oy oranını yakalayabileceği öngörülüyor.haberler.com
Günde 6 Sigara Çernobil'den Daha Tehlikeli
Asrın vebası kanserin en önemli sebebi olarak görülen sigara, kanserden ölümlerin yüzde 50'sinin nedeni olarak görülüyor... Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı İç Hastalıkları ve Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. İrfan Çiçin, 'Kanserden ölümlerin yüzde 50'sinin nedeni sigaradır. Yani ölen her iki hastadan biri sigaraya bağlı kanserden ölür' dedi. Yüzde 85'inin ise çevresel... Çiçin, TÜ Balkan Onkoloji Hastanesi'nde '4 Şubat Dünya Kanser Günü' dolayısıyla düzenlenen toplantıda, kanserin yüzde 15'inin genetik, yüzde 85'inin ise çevresel nedenlere bağlı olduğunu söyledi. Yaşam tarzının da kanser olma ihtimalini belirlediğini vurgulayan Çiçin, şöyle konuştu: 'Sigara, beslenme alışkanlığınız ve çevre kirliliği gibi faktörler kanser olma ihtimalinde önemlidir. Kanserin bir halk sağlığı sorunu olduğu açık. Her 2-3 aileden biri, her 10 ölen kişiden 2-3'ü kanserden ölüyor. Her 2-3 ailede bir neredeyse bir kanser hastası var. Her 8-10 kadından biri de meme kanseri oluyor. Kanser, şeker hastalığı ve tansiyon gibi bir halk sağlığı problemidir.' Sömürüye de açık bir hastalık Çiçin, kanserin Türkiye'de ve dünyada yeterli hekim yetiştirilmesi açısından da geç kalınmış bir alan olduğunu, birey, aile ve toplum için son derece yıkıcı bir hastalık olması nedeniyle sömürüye de son derece açık olduğunu vurguladı. Sigarayla olan ilgisi üzerine az yazı var Kanser'in beslenme ve diyetle ilişkisini ortaya koyan pek çok yazı olduğunu ancak sigarayla ilgili bu kadar yaygın bir propaganda bulunmadığını dile getiren Çiçin, şöyle devam etti: 'Bütün kanserlerin üçte bir nedeni sigaradır. Kanserden ölümlerin yüzde ellisinin nedeni sigaradır. Yani ölen her iki hastadan biri sigaraya bağlı kanserden ölür. Beslenmeyle ilgili yüz tane yayın vardır. Yüz tane röportaj vardır. Sigarayla ilgili ise Sağlık Bakanlığı'nın yayınları dışında hiçbir şey bulamazsınız. Sigara Çernobil'den daha tehlikeli. Bütün sindirim sistemi, yemek borusu, baş, boyun, mide, pankreas ve kadınlarda rahim ağzı kanserinin tek kanıtlı nedeni sigara.' Günde 6 sigara Çernobil'den daha tehlikeli Çiçin, günde 6 sigaranın, Trakya ve Karadeniz'de Çernobil'in etkilediği kadar insanın kanser olmasına neden olduğunu belirterek, kanserle ilgili test yaptırmak ve kontrol olmak isteyen kişilerin onkoloji hastanelerine başvurması gerektiğini kaydetti. AA
Dünya 'Kanser Dalgasıyla' Karşı Karşıya
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), dünyanın ‘kanser dalgasıyla karşı karşıya olduğu’ uyarısında bulunup, alkol ve şeker tüketiminin azaltılması gerektiğini söyledi. Kuruluş, kanser vakalarının 2035’e kadar, yılda 24 milyonu bulabileceğini fakat bu vakaların yarısının önlenebileceğini belirtti. WHO, kanserin önlenmesine yönelik çalışmalara yoğunlaşılması ve sigara kullanımı, obezite ve alkol tüketimiyle mücadele edilmesi gerektiğini ifade etti. Dünya Kanser Araştırma Vakfı da, beslenme şeklinin kansere yakalanma riskinde oynadığı role ilişkin “tedirgin edici seviyelerde bir saflık” olduğunu söyledi. Yılda 14 milyon kişiye kanser teşhisi konuyor fakat bu rakamın 2025’e kadar 19 milyona, 2030’a kadar 22 milyona ve 2035’e kadar da 24 milyona çıkacağı öngörülüyor. Dünya Sağlık Örgütü Uluslararası Kanser Araştırma Bürosu müdürü Dr. Chris Wild, BBC’ye yaptığı açıklamada “Küresel çapta kanserin yükü ağırlaşıyor ve bunun önemli bir bölümü nüfusun yaşlanması ve nüfusun artmasından kaynaklanıyor” dedi. Wild, “Kanser tedavisinin maliyeti, yüksek gelirli ülkelerde bile kontrolden çıkmış durumda. Kanserin önlenmesi kesinlikle kritik öneme sahip fakat bir şekilde ihmal ediliyor” diye konuştu. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2014 Kanser Raporu’na göre önlenebilir kansere neden olan maddeler şöyle: Sigara içmek Enfeksiyon, mikrop kapma Alkol Obezite, aşırı şişmanlık ve hareketsizlik Güneş ve tıbbi tarama cihazlarının neden olduğu radyasyon Hava kirliliği ve çevre faktörleri Geç ve az sayıda çocuk sahibi olmak ve yeterince emzirmemeÇoğu ülkede kadınlar arasında en yaygın olan kanser türü meme kanseri. Fakat Afrika’da en sık rastlanan kanser kadınlar arasında rahim ağzı kanseri. Rahim ağzı kanserine genellikle, ‘human papiloma virüs’ (HPV) olarak bilinen virüs neden oluyor. HPV aşısı ve diğer tür aşıların yüz binlerce rahim ağzı kanseri vakasını önleyici olabileceği düşünülüyor. WHO raporunun editörlerinden Avustralya New South Wales Üniversitesi’nden Dr. Bernard Stewart, “kansere karşı önlemlerin dünyanın gelecek yıllarda karşı karşıya kalabileceği kanser dalgasıyla mücadele için kritik öneme sahip olduğunu” söylüyor. Dr. Stewart, çoğu kanserin ‘insan davranışlarından’ kaynaklandığını belirtip kendi memleketi Avustralya’da sıkça görülen bir örnekle “bedenin her iki tarafı kızarana kadar güneşlenmenin” de kansere yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Dr. Stewart, ‘ne yapılması gerektiğini söylemenin’ Uluslararası Kanser Araştırma Bürosu’nun görevi olmadığını belirtip ekliyor: “Örneğin alkolün, araba kazaya sebep olmak ya da saldırıya sebebiyet vermek gibi olumsuz etkilerinin hepimiz farkındayız ama bir de, bunun konuşulmayan hastalık bulaştırma yanı var. Özellikle kanser konusunda hiç dikkate alınmıyor.” “Alkole rahat erişimin denetlenmesi, etiketlenmesi, tanıtımı ve fiyatı gibi meseleleri gündeme almalıyız.” Dr. Stewart, kansere yakalanma riskini artıran ve obeziteye neden olan şeker tüketiminin de benzer denetimlere tabi tutulması gerektiğini söylüyor. Dünya Kanser Araştırma Vakfı’nın İngiltere’de 2.046 kişi arasında yaptığı bir araştırma, katılanların yüzde 49’unun beslenme şeklinin kanser gelişimine sebebiyet vereceğinden haberdar olmadığını ortaya koydu. Araştırmaya katılanların üçte biri, kanserin irsi olduğu görüşünde. Fakat araştırmayı yapan vakıf, kalıtımsal yollarla bulaşan kanser oranının yüzde 10’u geçmediğini belirtiyor. Vakfın genel müdürü Amanda McLean, “Kansere yakalanma riskinin düşürülebileceğinden habersiz olanların sayısının bu kadar yüksek olduğunu görmek endişe verici” dedi. “İngiltere’de en sık görülen kanserlerin üçte biri sağlıklı bir kilo, sağlıklı bir beslenme ve düzenli fiziksel aktivitelerle önlenebilir.” “Bu sonuçlar, hala birçok kişinin yalnızca bir zar atışı gibi kansere yakalanma ihtimalleri olduğunu kabullendiğini gösteriyor. Ama bugün hayat tarzlarımızda değişiklik yaparsak yarın kanseri önleyebiliriz.” Vakıf, sebze, meyve ve çok tahıllı gıdalardan oluşan bir beslenme şeklini tavsiye ediyor ve alkol ile kırmızı et tüketiminin azaltılmasını, işlenmiş et tüketimine ise tamamen son verilmesi önerisinde bulunuyor. İngiltere Kanser Araştırma Merkezi’nin tütün kontrol sorumlusu Jean King de “Bu raporda en şoke edici verilerden biri, yılda görülen 14 milyon kanser vakasının gelecek 20 yılda küresel çapta 22 milyona çıkacak olması ve bu rakamın yarısının da önlenebilir olması” diyor. “İnsanlar, sağlıklı bir yaşam tarzını tercih ederek kansere yakalanma riskini düşürebilirler ama sağlıklı yaşamı destekleyecek bir çevre yaratmanın hem hükümetin hem de toplumun sorumluluğunda olduğunu unutmamak lazım.” “Eğer kansere yakalananların sayısını düşürmek için bugün harekete geçmezsek, gelecek yirmi yılda küresel kanser krizinin tam kalbinde olacağız.” BBC Türkçe
Reklam
‘Rekorlar Tarihine Girecek Bir Soygun’
Kılıçdaroğlu: Vali devletin valisi olacak. Emniyet müdürü devletin emniyet müdürü olacak. Senin maaşını hükümet ödemiyor, senin maaşını tüyü bitmemiş yetim veriyor CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Sabah ve ATV için satın alma talimatı verdiği' iddialarına ilişkin tapeleri, partisinin grup toplantısında açıkladı.Kılıçdaroğlu, “21 Temmuz 2013. Recep Tayyip Erdoğan, müteahhidi arıyor. Diyor ki, “Ondan sonra bizim evde bir görüşme yapalım. Sen Faruk’a da söyle o da gelsin” Cemal Kalyoncu “Tamam Faruk’u alır gelirim diyor” Ve gidiyorlar. Görüşmenin konusunu öğreniyorlar. Sabah – ATV işini halledecekler. Sahibi kim? Çalık. Ama Çalık yok, kağıt üzerinde Çalık. Gazetelerin patronu o. Çağırıyor bunları, Çalık zor durumda biz bir şey yapmamız lazım. Oturuyorlar, nasıl biz bu işi çözeriz, buraya parayı nasıl aktarırız. Ve karar veriyorlar, bir grup müteahhide salma salacağız. Para alacağız, parayı aktaracağız, yeni şirkete koyacağız. Böylece bu işi çözeceğiz diyorlar” dedi.Kılıçdaroğlu sözlerine, “Binali Yıldırım, rakamlar büyük. Binali dersek yanlış olur, Milyon Ali dememiz lazım. Milyon Ali devreye giriyor, herkesten 10 bin 20 bin değil, milyonlar istiyor. Bakın fezleke bu.  Bazı devletten iş alanların ismini vereceğim.  Mehmet Cengiz, 100 milyon dolar veririm diyor. Celal Koloğlu 100 milyon dolar veririm diyor. Nihat Özdemir 100 milyon dolar, İbrahim Çeçen 100 milyon dolar. Ama üçüncü havaalanına dahil ederseniz 150 milyon dolara çıkarırım diyor. Sekiz iş adamından toplanan para, 630 milyon dolar. Niye Milyonali diyoruz? İşte bunun için” şeklinde devam etti.Tapeleri okuyan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, '20 milyon dolar veren de “Dün gece uyuyamadım iki hap aldım” diyor. Ama işi toparlıyorlar, Mehmet Cengiz diyor ki “Ama hakikaten iyi bir şey oldu. Binali kalırsa yaşadık” diyor. Sen neymişsin be MilyonaAli. Haberimiz bile yokmuş senden.  Şimdi kalkmış bu, İzmir büyükşehir başkan adayı. MilyonAli sen İzmir’in sokaklarında hangi yüzle gezeceksin. MilyonAli kalacak, başçalan talimat verecek, ihaleler dağıtılacak' şeklinde konuştu.Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu.Kılıçdaroğlu’nun konuşmasının satırbaşları şöyle: 1. sınıf demokrasi istiyoruzBiz demokrasimizi güçlendirmek istiyoruz. Daha güçlü bir demokrasi olsun. Yurttaş, seçtiği temsilcilerle yönetime katılsın, onlarla beraber olsun, iradesini ortaya koysun.Belediyeleri kapatıyorsunuz, elinize ne geçti, hiçbir şey. 1. sınıf demokrasi ve özgürlük istiyoruz. Barış istiyoruz daha fazla barış. Herkesin huzur içinde yaşadığı bir Türkiye istiyoruz. Varlık, birlik içinde özgürce yaşamak istiyoruz.Bu kutunun doların olmadığını ben de biliyorum zaten. Alın terinin olduğu yerde kutuda dolar olmaz, emeğin ürünü olur. Emek ürünü var, kadınların emeklerinin ürünü var, alın teri var. Tütün var. Türkiye’deki bütün tütün üreticilerine sesleniyorum. 10 yıl önceki halinize bakın ve şimdiki halinize bakın. Sandığa giderken bunları düşünerek sandığa gidin.Türkiye’nin içinde bulunduğu koşulları hepimiz çok iyi biliyoruz. Bir iktidar var. Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir iktidar, yolsuzluk ve rüşvet olaylarını kapamak için ciddi bir mücadelenin içine girdi. O kadar ki, olay çok büyük. Bir şekliyle örtmek istiyorlar ama bu millet bunu yutmayacak. Bu millet bunu biliyor. Ayakkabı kutusundan çıkan 4.5 milyon dolar milletin hafızasında. Erdoğan'ın ayakkabı kutularını konuştuğunu gördünüz mü?Siz hiç Recep Tayyip Erdoğan’ın ayakkabı kutusundan bahsettiğini duydunuz mu? Her konuda konuşuyor, neden bu konuda konuşmuyor? Tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyenler o konu hakkında konuşamazlar.Olayı kapatacak, olayı örtecek. Başka olayları gündeme getiriyor. Acaba biz olayı nasıl kapatırız diye. Ben devlet hayatımda böyle bir yolsuzluk görmedim. Az çok kitap da okudum, zengin bir kütüphanem var. Emin olun dünyada böyle b ir yolsuzluğu hiç görmedim. Bir hükümetin bir devleti soymaya kalktığı yolsuzluk olayıyla hiç karşılaşmadım. Nicelik olarak çok büyük. Daha b unun filmi yapılmadı, romanıu yazılmadı. Emin  olun gelecek yıllarda bu yolsuzluğun filmi de yapılacak, romanı da yazılacak. Çünkü dünyada böyle bir yolsuzluk hiç olmadı.Ne diyorlardı, 3 Y ile mücadele edeceğiz. Yolsuzluklarla mücadele edeceğiz. Ediyorlar mı? Yolsuzlukları kapatmakla mücadele ediyorlar. Yoksullukla, mücadele edeceğiz. Bebekler açlıktan ölüyor. Yasaklarla mücadele edeceğiz, şimdi interneti yasaklıyorlar. 40 harami olsa idare edeceğizAKP’ye oy veren değerli yurttaşlarıma sesleniyorum. Türkiye’yi kirlilikten beraber kurtaracağız. Herkesin mutlu yaşadığı bir Türkiye’yi beraber inşa edeceğiz. Yolu demokrasilerde sandıktan geçiyor. 30 Mart. Sandığa gideceğiz ve dersini vereceğiz. Haramilerden bu iktidarı kurtaracağız. Bizim güzel bir masalımız var biliyorsunuz. Ali Baba ve 40 Haramiler diye. Recep Bey ve binlerce haramisi var. 40 olsa idare edeceğiz. Çok var, rütbeleri de yüksek bunların.Tüyü bitmemiş hakkını kim yiyorsa ona hesap soracağız. Demokrasilerde hesap soracağız. Hükümet programı açıkladılar, emin olun sizin fark etmediğiniz o hükümet programının gizli bir maddesi bir yerde saklıdır. O gizli maddede mutlaka devleti soyacağız diye bir madde de vardır.Geldiğimiz nokta, devlet kendi refleksini gösteriyor. Hükümet soyuyor, devlet tepkisini gösteriyor. Savcısı, polisi, valisi müdahale ediyor. Bir yolsuzluk var ve ortaya çıkması gerekiyor. Ama hükümet büyük baskı uyguladı. Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük yolsuzluk ve rüşvet olayı var, Başbakan’ın ilk yaptığı iş kendi uçağını gönderiyor bir valiyi İstanbul’a emniyet müdürü olarak getirmek. Olayı kapatmak için getiriyor. O emniyet müdürü olan valiye soruyorum, hırsızlık yapanların arkasında duran kimse, sen de onların başındaysan, sen de o hırsızların başkanısın.O emniyet müdürü olan valiye söylüyorum. Yolsuzluk, hırsızlık olaylarını kapatma konusunda, rüşvet olaylarını kapatma konusunda Erdoğan’dan aldığın talimatları yerine getiriyorsan, sen de o çetenin bir üyesisin.Vali devletin valisi olacak. Emniyet müdürü devletin emniyet müdürü olacak. Senin maaşını hükümet ödemiyor, senin maaşını tüyü bitmemiş yetim veriyor. Onların hakkını koruyacaksın.Kimse bunların eline su dökemez ahlaksızlık konusunda. Deniz Feneri’ni biliyorsunuz. Ne dedi Alman yargıç? Yüzyılın soygunu dedi. Asıl failler nerede, Türkiye’de. Savcı harekete geçti, iki savcıyı da yanına verdiler. Tam olay aydınlığa kavuşacak, 3 savcı görevden alındı. Hırsızlar yargı karşısına çıkmadı, savcılar hâkim karşısına çıktı. ‘Mardin ahlaksızlığa prim vermez’Şunun için söylüyorum, iki bakan birden bire piyasaya çıktılar. Yurt gezilerine çıktılar. Birisi gitmiş Mardin’e. Diyor ki verilmeyecek hesabım yok. Bunu söyleyeceğine adalet bakanına de ki, fezlekeleri getirin Meclis’e, ben aklanmak istiyorum, ben yüce Divan’a gitmek istiyorum de. Bir grup vatandaş da “Dik dur eğilme, Mardin’li seninle” diyor.Mardin’in ilk çimento fabrikası yapıldığında ben Mardin’deydim. Bütün inançların barış içinde yaşadığı kent Mardin’dir. Mardin ahlaksızlığa prim vermez. Mardinli de ahlaksızlığa prim vermez. Senin önünde de diklenen adam, haramilerin önünde iki büklüm oluyor. Başçalanın önünde iki kat iki büklüm oluyor. ‘Şakşakçılar seni aldatmasın’Sen fezlekelerin gelmesini engelliyorsun. Rüşvet yolsuzluk olaylarını engelliyorsun. Çıkmışsın millete hava atıyorsun. En son anketler yayınlandı. Yurttaşların büyük bir kesimi bir yolsuzluk olduğuna inanıyor. Sen sokakta normal bir yurttaşın yürüdüğü gibi alnı açık yürüyemezsin. Sen önüne bakmak zorundasın. Etrafındaki şakşakçılar seni aldatmasın.Artık hırsız var dendiğinde göreceksin bütün gözler senin üzerine çevriliyor? Neden? Gerekçesi budur. Hatırlar mısınız bunlardan birisi de Trakya Birliğin mali genel  “Asrın yolsuzluğu dediklerinin bir belgesi var mı” demiş. Yürekli bir kadın da çıkmış demiş ki “Kutu kutu” demiş. Daha ne belgesi istiyorsun sen yahu? ‘Ciddi bir U dönüşü’Tabi bir bakan var, eski bakan. Önüne istifa dilekçesi konduğunda Erdoğan Bayraktar dedi ki, ben istifa etmem, bütün talimatı başçalan verdi, ben de altına bastım imzayı. İstifa edecekse onun istifa etmesi lazım. Ayrıca önüme bir metin koymuşlar, Erdoğan’ı koruyan deklarasyona imza atacağım.Ciddi bir U dönüşü. Herhalde belinde bir hasar olmamıştır. Bana sorduklarında dedim ki, Karadenizliler yiğit adamlardır. Bir şey söyledi mi arkasında dururlar. Bu Karadeniz’in yüz karasıdır. Karadenizlileri tenzih ediyorum. Çark etmiş şimdi. Benim en büyük efendim Recep Tayyip Erdoğan diyor. Kesin şu olmuştur. Başçalan çağırmıştır, daha düne kadar malı beraber götürüyorduk, bak savcıyı aldık, emniyet müdürünü aldım. Benim istediğim savcılar oraya gittiler. Bak kafamı kızdırma, seni hapse de attırabilirim, beraat de ettirebilirim. Ne yapmam lazım? U dönüşü yapman lazım. Belimde hafif bir ağrım var, seni doktora gönderirim diyor.O nedenle kişiliği olmayan, oturmayan insanların böyle bir yapışı vardır. Bunu 10 dakikadan uzun sürdü ama, gerçekten samimi söylüyorum çok üzüldüm. Ne değişti arkadaş senin hayatında? Neler vaat edildi sana? Üstelik başçalan, kendi milletvekillerini ne diye tanımlıyor? Tuzluk diye tanımlıyor.AKP milletvekillerini bu başbakan tuzluk diye tanımlıyor. Bir yürekli adam herhalde çıkar, biz tuzluk değiliz, bu kadar da hakaret edemezsiniz demesini bekledim. İstifa edenlerden birisi, çıktı gerekli eleştiriyi yaptı, onu yürekten kutluyorum. Şimdi AKP saflarında tuzluk olarak tanımlanan milletvekili arkadaşlarıma sesleniyorum. İtiraz etmezseniz, sizin adınız vatandaşın gözünde, AKP’den bir tuzluk geldi diyecekler. İtiraz etmiyorsunuz.Harama ortak bunlar harama ortaklar. Fezlekeler geldi, bir türlü Meclis’e gelmiyor. Bakınız İzmir’den fezleke geldi. Fezleke adalet bakanlığına geliyor, kendisiyle ilgili. Adalet bakanlığı doğrudan Meclis’e gönderin diyor. O da alıyor savcı, Melis’e gönderiyor. Meclis, bize gelmeyecek adalet bakanlığına gidecek diyor. Kime gidecek arkadaşlar bu fezleke? Adalet Bakanlığı’nda bekleyen fezlekelerin üzerinde çalışıldığını, bazı bölümlerin bürokrasiye dağıtıldığını, ek savunmaların alındığını biliyoruz. O fezlekelerin içinde ne var, her bir satırını biliyoruz. Oynarsanız ne olacağını göreceksiniz. ‘Millet bunu affetmez’İstiyorlar ki AKP, bu fezlekeleri çöp sepetine atalım. Biz o fezlekeler, artık milletin vicdanındadır diyoruz. Millet bunu affetmez. Kul hakkı yiyeni bu millet affetmez. Elli kez recep Tayyip Erdoğan’a söyledim. Çık televizyonlara, ben kul hakkı yemedim de. Diyemiyor, diyemez. Yırtık ayakkabıyla girdin. Servete bakın. Ne yapacaksın sen bu kadar villayı? Çocuk sayısı belli. Millet başını sokacak yer bulamıyor, beyefendi “villa villa villa” deyip duruyor.Bir de milli irade hırsızlığından bahsediyorlar. Kenan Evren’in çıkardığı siyasi partiler yasası var. Bunun değişmesini istiyor. Kim istiyor? CHP istiyor. Darbe yasalarıyla bu ülke yönetilmesin istiyor. Vatandaşın önüne siyasi parti liderleri milletvekili listesi koymasın istiyor. Vatandaş gidiyor, A partisine oy veriyor, bir bakıyor milletvekili B partisi çıkarmış. Bu milli irade hırsızlığı değil mi? Diyor ki vatandaş, ben A Partisine oy verdim, ama hiç milletvekili çıkaramadı neden? Yüzde 10 barajı var. Bizim son seçimlerde çıkarmamız gereken 33 milletvekili AKP saflarında çıktı. Milli irade hırsızlığı işte budur. Sadece bu mu? Hayır. Yargı Türk milleti adına karar verir. Açın anayasa öyledir. Peki sen yargıya savcıya hakime müdahale ediyor musun? Ediyorsun.  Bütün milletimin bunu bilmesini isterim. Arkadaşlara dedim ki, bu dünyada büyük yolsuzluklar olmuştur. Bunların tablosunu bir çıkarın öğrenmiş olalım. Kimin hırsızı birinci onu bir görelim. Çıkardılar, 2003’ten Saddam 1 milyar dolar götürmüş, bunun 650 milyon doları sarayında bulunmuş Boston Müzesi’ni soymuşlar 1990’da, tabloları çalmışlar, değeri 300 milyon dolar. İngiltere’de güvenlik kasalarını soymuşlar 1987’de, 110 milyon dolar. Brezilya’da merkez bankası, 78 metrelik tünel kazmışlar 69 milyon dolar kazanmışlar. Hâlbuki bizimkiler gibi devleti soysalardı hiç başları ağrımayacaktı. ‘Rekorlar tarihine girecek bir soygun’Biz de sadece birinci operasyonda, tartışılan rakam götürüldüğü iddia edilen rakam 85 milyar Euro. Guinness rekorlar kitabına girecek bir soygun. Onun için diyorum zaten, dünya tarihinde böylesi görülmedi diye. Ne dedi onların  sözcüsü? Efendim bu rakam doğru değil.  Çalan sizsiniz rakamı açıklayın hep beraber öğrenelim. Ne diyorlardı? Büyük düşün, büyük götürüyorlar. O villaları alacaklar, yedi göbeklerini güvence altına alacaklar. Tütün üreticisi hakkını alamıyormuş, varsın hakkını alamasın diyor. Bu mu sadece? Sadece bu olsa, yolsuzluk var üzerine gidelim. Başka bir şey daha var. Gerçekten film yapılması gereken bir şey.21 Temmuz 2013. Recep Tayyip Erdoğan, müteahhidi arıyor. Diyor ki, “Ondan sonra bizim evde bir görüşme yapalım. Sen Faruk’a da söyle o da gelsin” Cemal Kalyoncu “Tamam Faruk’u alır gelirim diyor” Ve gidiyorlar. Görüşmenin konusunu öğreniyorlar. Sabah – ATV işini halledecekler. Sahibi kim? Çalık. Ama Çalık yok, kağıt üzerinde Çalık. Gazetelerin patronu o. Çağırıyor bunları, Çalık zor durumda biz bir şey yapmamız lazım. Oturuyorlar, nasıl biz bu işi çözeriz, buraya parayı nasıl aktarırız. Ve karar veriyorlar, bir grup müteahhide salma salacağız. Para alacağız, parayı aktaracağız, yeni şirkete koyacağız. Böylece bu işi çözeceğiz diyorlar.Binali Yıldırım, rakamlar büyük. Binali dersek yanlış olur, Milyon Ali dememiz lazım. Milyon Ali devreye giriyor, herkesten 10 bin 20 bin değil, milyonlar istiyor. Bakın fezleke bu.  Bazı devletten iş alanların ismini vereceğim.  Mehmet Cengiz, 100 milyon dolar veririm diyor. Celal Koloğlu 100 milyon dolar veririm diyor. Nihat Özdemir 100 milyon dolar, İbrahim Çeçen 100 milyon dolar. Ama üçüncü havaalanına dahil ederseniz 150 milyon dolara çıkarırım diyor. Sekiz iş adamından toplanan para, 630 milyon dolar. Niye Milyonali diyoruz? İşte bunun için.Kimin talimatıyla, Beyefendi'nin talimatıyla. Tabi kod adı orada başçalan değil Beyefendi olarak geçiyor. Savcı tabi başçalan yazamıyor.  Diyor ki Beyefendi ile görüşecek diyor. Nasıl bir plan yapılacaksa ben de size söylerim. Kim? Celal Koloğlu? Kim bu? İntes’in yönetim kurulu başkanı. Bütün yürekli düzgün çalışan, gerçekten uluslararası piyasalarda düzgün iş yapan bütün müteaahhit kardeşlerime sesleniyorum. Celal Koloğlu İntes’te yönetim kurulu başkanlığı yapamaz. Sizi satamaz. O görevden ayrılması lazım.Bakanlar gibi yapmasın. Ben müteahhidlerin ne kadar zor koşullarda görev yaptıklarını biliyorum. Ama Başbakan ve Binali’nin korumalığında, onun sözcülüğünü yapan birisi İntes’in başında olamaz.  Binali tabi topluyor bunlar, PTT’nin sosyal tesislerinde. Salmayı yapıyor, herkes bunu ödeyecek diyor. 8 iş adamından iki ay içinde diyor 630 milyon dolar para vereceksiniz diyor. Bunlardan birisi 30 milyon dolar ödüyor ve öbürü telefonda konuşurken söylüyor. Adnan’ı görmedin mi simsiyah olmuştu diyor. Hükümet istiyor. Zorla istiyor, hükümet. Versin mi vermesin mi? Birisi atlatmış ama. Çarşamba’ya veririm Cuma’ya veririm derken işi atlatmış.20 milyon dolar veren de “Dün gece uyuyamadım iki hap aldım” diyor. Ama işi toparlıyorlar, Mehmet Cengiz diyor ki “Ama hakikaten iyi bir şey oldu. Binali kalırsa yaşadık” diyor. Sen neymişsin be MilyonaAli. Haberimiz bile yokmuş senden.  Şimdi kalkmış bu, İzmir büyükşehir başkan adayı. MilyonAli sen İzmir’in sokaklarında hangi yüzle gezeceksin. MilyonAli kalacak, başçalan talimat verecek, ihaleler dağıtılacak.Önümüzdeki grup toplantısında, bu konuşmaların ses kayıtlarını size dinleteceğim.  Bazılarının canı sıkılıyor, “Kardeşim sen verdin ama sen ihale aldın. Ben ihale de almadım ben niye veriyorum bu parayı” diyor. Cümle aynen şöyle “Biz alıştık, bir hafta sonra gayet normal karşılarsın sende” diyor. Birisi de şunu söylüyor “Biz de o kadar keriz değiliz. Verilmesi gerekiyor da veriyoruz. O parayı dayol da bulmuyoruz ya” diyor.Bunlardan birisi de, söylediği şu “Ben eve geldim var ya, hanımın falan kimsenin yüzüne bakamadım. Soyundum yatağa girdim. Sabaha uyandım. Dün bana işkenceydi” diyor. Yine bu kişi “Türkiye duyarsa yer yerinden oynar” diyor. Türkiye duydu, dünya duydu. Ama başçalan ne diyor? Bize komplo kurdular diyor. Ne komplosu kardeşim? Malı götürüyorsun. 630 milyon dolar, Binali Yıldırım'ın koordinatörlüğünde para toplanıyor Sabah – ATV için. Bu gazeteler niye sabah akşam komplo iddialarını yayınlıyorlar? Sabah eski Sabah mı? ATV eski ATV’mi? Takvim eski Takvim mi? Başçalan’ın hizmetindeler. Artık sizin maskeniz inmiştir. Ar damarınız çatlamadıysa gazeteleri kapatın.Şunu da çıkardık. Bunlar 630 milyon verdiler güzel. Bunlara devlet ne kadar ihale verdi acaba? Bu firmalara 87 milyar 832 milyon liralık ihale verilmiş, 87 katrilyonluk ihale. Bunlardan birisi o kadar nakdim yok diyor, merak etme Ziraat Bankası’ndan ayarlarız diyor. Birisi söylüyor, bu parayı nasıl muhasabe de nasıl göstereceğim diyor. Türkiye’nin nasıl soyulduğunun artık bu milletin öğrenmesi lazım. Hırsızın kimliğini bu milletin öğrenmesi lazım. Başbakanlık koltuğunda oturan kişinin ihale dağıtan bir kişi olduğunu bu milletin artık öğrenmesi lazım.  Niye başçalan diyoruz? İşte bunun için diyoruz. İhale mevzuatı ne? Kamu ihale kurumu var değil mi? Hepsi hikaye. İhaleleri dağıtan bir başbakan. Bugün Sözcü’nün manşetinde var, ihaleyi almak için yüzde 10 verdim diyor. 'Millete açıkca küfrediliyor'Gazetelerden birinin yayın yönetmeni açıyor telefonu “Süleyman diyor, maaş ödeyeceğim iki milyon gönder” diyor. İş bu noktaya gelmiş arkadaşlar. Devlet yok ortada. Bir çete tarafından yönetilen bir Türkiye Cumhuriyeti var. O tapelerde göreceksiniz, millete açıkça küfrediliyor. Milletin de bilmem neyini ne yapacağız diyor. O kadar ki eminler ki kendilerinden.Ben Başbakan’a bir soru sordum. Oğlunun vakfı vardı biliyorsunuz. Adı TÜRGEV. Rüşvetin merkezi. İhaleyi veriyorsun, oğlum diyorsun git rüşveti TÜRGEV’e yatır diyorsun. Vakıflar Bankası’na gelen parayı sordum. 99 milyon dolar. Böyle bir para gelmiş mi, hesap numarasını da verdim. Tık yok. Oysa bir şey söylesek yıldırım hızıyla cevap verir. Kendisine soruyorum neden konuşmuyorsun sen? Rüşvet mi bağış mı nedir bu para öğrenelim.Bu paranın derhal MASAK’a bildirilmesi gerekirdi. Bildirilmiş mi? Benim bildiğim kadarıyla bildirilmedi. Niye bildirilmiyor? Üç sen buna bakanlar kurulunda vergi muafiyeti verdin. Ne yaptı ki muafiyet verdin? Hangi gerekçeyle verdin. Senin çocuğunun vakfı diye mi verdin? Bütün bu olayların içinde, Bilal Erdoğan’ın da özel bir rolü var. görüşmesi var. onları da size dinleteceğim. Hırsızı görmeniz için, bilmeniz için.Madem ki TÜRGEV bakanlar kurulunda kamu yararına çalışan bir vakıf, niye hesaplarını gizliyorsunuz? Şimdi soruyorum 99 milyon dolar, paranın tamamının 200 milyon dolar, lira olduğu söyleniyor. Hangi kurumlar TÜRGEV’e ne kadar bağış yaptılar. Bir açıklasın bakalım. Konuşmuyorlar, sözcüleri de konuşmuyor. Grup başkanvekillerinden istirham ediyorum, bu soruların tamamını Meclis kürsüsünden dile getireceksiniz. Biz şu fezlekeleri de dağıtacağız size. Buradaki tapelerin tamamını aktaracaksınız. AKP’li milletvekilleri dinlesin. Vicdanları sızlıyor mu sızlamıyor mu? Kendilerine tuzluk diyen adamın arkasından hala gidecekler mi gitmeyecekler mi? 'Ali İsmail Korkmaz davasını yakından izliyoruz'Allah büyük arkadaşlar. Hata yapan birisinin veya devleti soyan birisinin hata yaptığı zaman, itiraf yaptığı zaman Allah büyüktür deriz. TOKİ’nin bir broşürü var “Umudun ve güvenin adı” diyor TOKİ.  Önsözü yazmış Başbakan Recep Tayyip Erdoğan “Sonuna kadar, son nefesimize kadar sorumluluk bilinciyle çalıyoruz” bundan güzel itiraf olur mu? TOKİ’nin yayını bu. Devlet soyuluyor. Kadınlar burada, tütün üreticileri burada. Hep beraber bütün köylerde beldelerde mahallelerde bu yolsuzluğu anlatacağız. Sizin cebinizde Recep Tayyip Erdoğan’ın eli var.Temel’e sormuşlar, arka cebinde parası çalınmış. Yahu fark ettim ama benim elim miydi, başkasının eli miydi onu anlayamadım demiş. Başçalan’ın bir özelliği var biliyorsunuz. Yalan söyleyenden başbakan olamaz diye. İçerde alıştık buna. Ama bir ülkenin başbakanını yabancı bir ülkenin büyükelçisi yalanlarsa orada dur deriz. Başbakan’ı başka bir büyükelçi yalanlamamalı.7 Haziran  2013 Gezi eylemleri var. Yurttaşlarımız ölmüş. Burada Ali İsmail Korkmaz’ın davasını yakından izliyoruz. Onu söyleyeyim. Bütün anne ve babalara sesleniyorum. Çocuğunuzun sopalarla dövülüp öldürülmesini istemiyorsanız, bu davayı unutmayın. Yoksul bir ailenin çocuğu. Üniversitede okuyor. Her gencin yaptığı gibi o da eylemlere katılmış. Sokak ortasında sopalarla tekmelerle siz bu çocuğu katlediyorsunuz. Soruyorlar gazeteciler, başçalan’a soruyorlar. Diyorlar ki “Ali İsmail Korkmaz davasında ne söyleyeceksiniz” Yargıya intikal etti bir şey diyemem diyor.Yolsuzluk operasyonunda, savcıyı görevden alındı, emniyet müdürün telefon etti, müsteşarın telefon etti. Çifte standardı görün. Bu ülkede hiç kimsenin çocuğunun sopalarla öldürülmesini istemeyiz. Gezi olaylarında gençler ölüyor, herkes eleştiriyor. O da çıkmış “efendim o bizim ülkemize özgü değil ki, Wall Street’te 17 kiişi öldü” diyor. Tak, ABD Büyükelçiliği eylem oldu ama kimse ölmedi diyor. Senin bir sürü danışmanın var. seni nasıl kalkar da büyükelçi yalanlar. Daha geçen Salı günü grupta konuşuyor birisi bir şeyler söyleyince “Evet diyor, İngiltere’de Cameron da gazeteleri kapattı” diyor. Büyükelçi hiçbir gazete kapatılmamıştır dedi. Nasıl utanmıyorsun sen? 'Gittiği her yerde fırça yiyor'Bütün yurttaşlarıma sesleniyorum. Asla karamsar olmayacağız. Bu arada başçalanın zaman zaman aşağıladığı, fırçaladığı bir bakan var. Bursa’da konuşmuş “Efendim diyor biz şu kadar milyon çalışana emekliye maaş veriyoruz. Ak Parti giderse gelecek hiçbir hükümet üç ay bile maaş ödeyemez”  Yani şunu söylemek istiyor. “Biz gidersek tümüyle soyup gideceğiz gelenlere bir şey kalmayacak” diyor. Ne yaparsan yap. Sen millete şantaj mı yapıyorsun? Maaş ödenecek, senin ödediğinden fazla ödenecek. İşçinin parası ödenecek, senin ödediğinden fazla ödenecek. Neden daha fazla ödenecek? Çünkü biz kul hakkı yemeyiz.Not geldi,  yolsuzluklara değinince TRT kesmiş. TRT zaten bunları yayınlayamaz ki, ne fark eder. Bunları biliyoruz. Milletin parasıyla yayın yapıyor onu da biliyoruz. Orada da hortum mekanizmaları var. Onların ki küçük. AK Partili bir vekil “Erdoğan Allah’ın bütün vasıflarını üzerine toplamış” diyor. Eğer sen Başçalan’ın kimin vasıflarını üzerinde topladığını öğrenmek istiyorsan şeytana bakacaksın. Kahramanmaraş’ta 16 yaşında bir çocuk bakkaldan 27 lira çalıyor. Hapse atılacak, 27 ay hapis cezasıyla. Ben merak ediyorum. Bütün vatandaşlarıma sesleniyorum. 27 lira aldı diye, 16 yaşındaki bir çocuğa 27 ay hapis cezası veriyorsunuz. 85 milyar Euro’yu götüren neden ortada geziyor? Bu millet bunları unutmayacak. Asla karamsar olmayacağız, beraber olacağız. Birlik içinde olacağız.  Erdoğan istediği kadar gezsin. Gittiği her yerde fırça yiyor. İstersen binlerce korumayla git. Senin değerin artık sıfır. Millet rahat bir nefes alsın.
Bakanlık O Firmaları Deşifre Etti!
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, laboratuvar sonucu ile kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşürecek şekilde bozulmuş, değiştirilmiş gıdaları üreten veya satan gıda işletmesi ve bu işletmelerin ürettiği parti ürünlerine ait bilgiler verildi. Açıklamada, ürünlerine ait şu bilgiler verildi: “Anadolu Eksper Gıda Sanayi İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. Saray-Kazan/ANKARA Süzme Çiçek Balı (Balda protein ve ham bal delta C13 değerleri arasındaki fark, Balda protein ve ham bal delta C13 değerlerinden hesaplanan C4 şekerleri oranı)Tatzade Tadaban Gıda Sanayi İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. Saray-Kazan/ANKARA Süzme Çiçek Balı (Balda protein ve ham bal delta C13 değerleri arasındaki fark, Balda protein ve ham bal delta C13 değerlerinden hesaplanan C4 şekerleri oranı)Maxitat Ostim-ANKARA Süzme Çiçek Balı (Bala protein ve ham bal delta C13 değerleri arasındaki fark, Balda protein ve ham bal delta C13 değerlerinden hesaplanan C4 şekerleri oranı, Prolin miktarı, Diastaz sayısı, Fruktoz/Glukoz, Fruktoz+Glukoz)Damla Bacı Emin Gıda İnş. Oto. İth. ve İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. Sarayköy Kazan/ANKARA Süzme Salgı Balı (Balda protein ve ham bal delta C13 değerleri arasındaki fark, Balda protein ve ham bal delta C13 değerlerinden hesaplanan C4 şekerleri oranı, Elektrik iletkenliği Prolin miktarı, Diastaz sayısı, Fruktoz/Glukoz, Fruktoz+Glukoz) Bayella BiogenecsBiyoteknoloji A.Ş. Sultanbeyli/İSTANBUL Epimedyumlu Bitkisel Karışımlı Kapsül(İlaç Etkin Maddesi/ Thiodimetilsildenafil) Vamax Koza Bilişim İlaç Gıda Koz.San.Tic.Ltd.Şti. Bayrampaşa/İSTANBUL Bitkisel Karışım Kapsül(İlaç Etkin Maddesi / Thiosildenafil) Magic PowerExtra 512092 Diltat Gıda İnş. San. Tic. Ltd..Şti./Esenyurt/İSTANBULDana Kıyma Diltat Gıda İnş. San. Tic. Ltd.Şti./ Bahçelievler/İSTANBULDana Kıyma Maset Gıda Nakliyat İth.İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti./ Fatih/İSTANBULDana Kıyma Etçi Et ve Şarküteri Ürünleri Tic.Ltd.Şti./ Maltepe/İSTANBULDana Kıyma Etçi Et ve Şarküteri Ürünleri Tic.Ltd.Şti./Ataşehir/İSTANBULKuzu Kuşbaşı Hatipoğlu Ltd. Şti./ Karatay/KONYA Isıl İşlem Görmüş Sucuk Ana Mantı Gözleme ve Ev Yemekleri San. Tic. Ltd. Şti./ Zeytinburnu/İSTANBULFırın Köfte (Dana Eti) Birsen Güven Gıda San. ve Tic. A.Ş./ KAYSERİTam Yağlı Tulum Peyniri (Bitkisel yağ)Yalçıntepe125/065 Narin Süt ve Süt Ürünleri Gıda Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti./ KAYSERİ Tulum Peyniri (Bitkisel yağ)Narlıtepe484 Yağlı Tulum Peyniri (Bitkisel yağ) 603 Mutlu Tolga Gıda İnş. Nak. Pet. Tur. Hayv. Orm. San. Tic. Ltd. Şti./ AFYONKARAHİSARÇörek Otlu Taze Peynir (Bitkisel Yağ) Lazz Bakkal Kaşar Peyniri (Bitkisel Yağ) Tulum Peyniri (Bitkisel Yağ)Ilgaz Yaylası2804 04/02/2014Düziçi Hayat Süt Mam. Gıda San. Tic. Ltd. Şti./ ADANAEzine Keçi Peyniri (İnek ve Koyun Sütü) Kültürova Ezine Koyun Peyniri (İnek ve Keçi Sütü) 211 Sönmez Mera Süt ve Süt Ürünleri/ ÇANAKKALEYoğurt (Bitkisel yağ)Sönmez129 Aral Gıda San. Nak. Ve Tic. Ltd.Şti./ KOCAELİTam Yağlı Kaymaklı Yoğurt (Bitkisel yağ)SBS168-2013 Keklik Süt Mam. Gıda Paz. San. Tic. Ltd. Şti./ İZMİRTam Yağlı Kaymaksız Yoğurt (Bitkisel Yağ)Keklik Kardeşler Aydoğan Süt Mam. İml.İhr. Tic. ve San. Ltd. Şti. / İZMİR Pastörize Yağlı Kaymaklı Yoğurt (Bitkisel Yağ ve Jelatin) Yopey Kaymaksız Yoğurt (Bitkisel Yağ ve Jelatin) Baltaş Süt Ürünleri-Semai Karataş/ AFYONKARAHİSAR Süzme Yoğurt (Bitkisel Yağ)Baltaş303 04/02/2014 Emin Gıda İnş. Oto. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti./ ANKARA Kahvaltılık Pastörize Tereyağı (Bitkisel yağ)Balkaymak01/03 Tadaban Gıda San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti./ ANKARATereyağı (Bitkisel yağ)ÖRS Star1210 Vatan
Reklam
Miley Cyrus: 'Eleştiriler G**ümde Bile Değil'
Günümüzün en büyük ve en çok tartışılan pop yıldızı olan Miley Cyrus “Senden nefret eden herkes senin aşağındadır, çünkü sadece sahip olduklarını kıskanıyorlardır” dedi. W dergisinin Mart sayısı için Ronan Farrow’a çok özel bir röportaj veren Miley Cyrus “eleştiriler g*ümde bile değil” şekilinde konuştu. İmajını eleştirenlere ise yanıt olarak Hollywood’in statükosunu tehdit ettiğini söyledi ve “S*ktirsinler, makyaj yapmak, sarışın ve uzun saçlı olmak ve koca memeli olmak zorunda değilim” şeklinde cevap verdi. Kliplerinde siyahileri birer aksesuar olarak kullandığı eleştirilerine ise ” G**ümde bile değil. Ben Disney değilim. Onlar gibi bir siyah, bir asyalı, bir beyaz çocuk koyarak ve herkese renkli tshirtler giydirerek politik doğruculuk yapmıyorum.” dedi. Miley Cyrus W dergisinde pozları ile de şaşırttı. Mert Alas and Marcus Piggott’un çektiği etkileyici fotoğraflarda Miley Cyrus’u tanımak zor.Dipnot Tv
THY'nin İstanbul Temalı Reklam Filmi
Türk Hava Yolları yeni reklam videosunu bugün You Tube kanalından yayınladı. İstanbul’un tanıtıldığı video şehrin dört bir köşeni gezen balayındaki bir turist çiftin (alyanslara dikkat) eğlenceli anlarını gösteriliyor. Videoda çalan şarkıda dünyada Turkish delight olarak bilinen Türk lokumuna gönderme yapılarak “delightful İstanbul!” (tatlı, nefis İstanbul) nakaratı duyuluyor. Dipnot Tv
Yetkin Dikinciler Muhteşem Yüzyıl Kadrosunda
Başrollerinde Halit Ergenç ve Vahide Perçin'in yer aldığı 'Muhteşem Yüzyıl' ın oyuncu kadrosuna Yetkin Dikinciler katıldı. Dikinciler , çarşamba günleri yayınlanan diziye Kara Ahmed Paşa rolüyle dahil oldu. Oyuncu, 'Muhteşem Yüzyıl'da Meltem Cumbul'un canlandırdığı Fatma Sultan ile evlenerek damat unvanını aldı. medyatava
Reklam
Doktor Mehmet Öz Obez Oldu
Amerika'da sağlık programıyla ünlü doktor Mehmet Öz, obez hastaların psikolojisini daha iyi anlayabilmek adına ilginç bir yönteme başvurdu. Makyaj yaptırdı, kıyafet desteği aldı, 180 kilo oldu ve sokaklara çıktı. CNN Türk
RedHack MİT'in Üyelik Bilgilerini Yayınladı
RedHack bakanlıklar, emniyet ve MİT'in TTNET kayıtlarındaki üyelik bilgilerini yayınladı. RedHack , bazı telekomünikasyon şirketlerinin sistemlerine girerek üye bilgilerini ve bunlara ait kayıt evraklarını ele geçirip internette yayınladı. RedHack'in yayımladığı belgeler arasında bakanlıklar, emniyet ve MİT 'in de TTNET kayıtlarındaki üyelik bilgileri yer aldı. RedHack tarafından yapılan açıklamada, söz konusu telekomünikasyon şirketlerinin bilgi ve evrakları koruyamadıkları belirtilerek, 'Bizler sınırlı imkanlarla bunları ele geçirebiliyorsak ülkenin yüzde 90'nından fazlasının bilgi ve evraklarının olduğu bu sistemlere daha kimler erişip nasıl kayıtlar alıyordur' denildi. RedHack bu eylemin amacını 'Kimsenin saklanamayacağı ve hiç bir sistemin yüzde 100 korunamayacağını göstermek' olarak duyurdu. Önce Ankara 'daki Bakanlıklar-MİT-Emniyet üyelik bilgilerini paylaşan RedHack, kişisel bilgileri ise yayınlamadı.Radikal
Reklam
Arıların Ölümü Neyin Habercisi?
Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Aslı Özkırım, 2006 yılında dünyanın bazı ülkelerinde ve Türkiye’de de yaşanan toplu arı ölümlerinin bu yıl da beklendiğini ifade etti. Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Aslı Özkırım, 2006 yılında dünyanın bazı ülkelerinde ve Türkiye’de de yaşanan toplu arı ölümlerinin bu yıl da beklendiğini ifade etti. Doç. Dr. Aslı Özkırım, son yıllarda meydana gelen arı ölümlerinin hem Türkiye’de hem dünyada kamuoyunun dikkatini çektiğini, bal üretimi yanında çiçeklerdeki döllenmeyi sağlayarak meyve ve sebze oluşumunda verimi yüzde 75 artırması nedeniyle önemli olduğunu belirterek, “Arılar bizim için çok önemli çünkü tozlaşarak meyvelerin ve sebzelerin oluşmasını sağlıyorlar. Çiçekten çiçeğe polen dediğimiz çiçek tozlarını taşıyarak onların döllenmesini, böylelikle meyve ve sebzelerin oluşumunu sağlıyorlar. İki seçeneğimiz var ya hormon kullanarak meyvelerin ve sebzelerin oluşmasını sağlayacağız ya da biyolojik canlıları kullanarak oluşmasını sağlayacağız. Arılar sadece bal yaparak değil, bu polenleri taşıyarak da bizim kıtlığa girmemizi engellemiş oluyorlar. Verimi yüzde 75 artırıyorlar. Albert Einstein’ın dediği gibi; ‘Dünyadan arılar yok olursa insanlığın 4 yıl ömrü kalmış demektir.’ Aslında bu bağlamda söylenmiş bir söz. Çünkü dünya büyük bir kıtlığa girecektir. Bu kıtlık sonucu da insanlık yok olacaktır. Sadece bal arıları değil, kastedilen tüm arılar için geçerlidir” şeklinde konuştu. Türkiye’nin dünyada bal arısı zenginliği ve bal üretimi bakımından ikinci sırada yer aldığını ifade eden Özkırım, şunları kaydetti: “Birinci sırada ise Çin yer alıyor. İkinci sırada olmamız çok önemli çünkü Türkiye dört mevsimi yaşayan, dünyadaki birçok bitkinin sadece kendisinde bulunduğu büyük bir ülke. Bal arısı, arıcılık için çok önemlidir. Arıcılığı en çok sekteye uğratan şeyler; arı hastalıkları, arı içerisinde yaşayan patojenler, bakteriler ve virüslerdir.” Mikrobiyoloji laboratuvarlarında, biyolojik mücadele ve hastalanmadan önce arıları korumak olduğunu belirten Özkırım, “İlaç araştırması yapmak veteriner hekimliği alandır. Bizim amacımız biyolojik mücadele ve hastalanmadan önce arıyı korumak. Bizim sloganımız ‘arı sağlığı, arı hastalığı değil’ bu amaçla bütün patojenlerin sevdiği şeyler, yaşama koşulları, nasıl bulaşıyorlar bunları araştırıp önünü keserek hastalığın gelmesini engellemeye çalışıyoruz. Laboratuvarda, besi yerlerinde bakteriler besleniyor, büyüyor ve onların çeşitli özelliklerini inceleyerek acaba arıyı nasıl öldürüyorlar bu konuda araştırma yapıyoruz. Laboratuvarda özel bir virüs bölümü var. Virüs, bakterilerden daha küçük ve maalesef onları öldürmek için ilaç ve yöntem yok. Virüsler fırsatçı, virüs çalışacağımız zaman karantina altına alınmış özel bir bölümde, özel aletlerle onların DNA veya RNA dediğimiz, hepimizde bulunan genleri çoğaltarak o virüslerin de çoğalmasını önleyebiliriz konusunda araştırmalar yapıyoruz” dedi. Arıcıların, çok iyi eğitimli, profesyonel ve bilinçli olması gerektiğini vurgulayan Özkırım, şöyle devam etti: 'Doğadaki yaşayan yabani arıların farkında bile değiliz. Bal arıları, arıcılara sığınmış durumda. Arıcılar onlara güzel bakım yaparak, normalde bir bal arısının sadece arazide kendi başına olsa üreteceği balı iki, üç katına çıkarıyor. Arıcılar, arılara ev ve bakım sağlıyor. Aynı zamanda arıcı, bu işi yaparken iyi niyetle kötü uygulamalarda bulunursa arıya yeterince kendi balını bırakmazsa, arı soğukta kalırsa hastalıklara yakalanma şansı artıyor. Arıcılarımızın çok iyi eğitimli, profesyonel ve bilinçli olması gerekiyor. Balı üreten arı, arı giderse bal olmaz. Bizde çiçek olursa arı çalışır. Dolayısıyla arının azlığı değil çiçeğin çokluğu da bal üretimini etkiler. İlkbaharda bol yağmur bekliyoruz.' 'BU YIL DA ARI ÖLÜMLERİ BEKLİYORUZ' Dünyada arılar öldüğü zaman ‘Arı Ölümlerini Araştırma Grubu’ kurulduğu belirten Özkırım, “52 ülkeden 300 üyesi var. Topluluğun yönetim kurulu üyesiyim. Dünyadaki arı ölümleri ile yapılmış olan çalışmaları, Türkiye adına orada yönlendiren altı kişiden biriyim. Türkiye’nin söz sahibi olmasını gerektiriyor. Uluslararası projeler var. Türkiye’de neden arılar ölüyor, İspanya’da neden ölüyor ve Türkiye ile İspanya arasında ne gibi farklılık var ne oluyor da ölüyor diye. Vardığımız sonuç, her ölümün farklı bir nedeni var. Bir sihirli değnek dokundu ve arılar öldü diye bir şey yok. En büyük etken çevresel etmenler ve yanlış arıcılık uygulamaları... Bunu eğitimle çözmeye çalışıyoruz. Çevresel etmenleri de iklim değişikliği, kışın kış gibi geçmemesi, yazın yaz gibi geçmemesi arıları çok etkiliyor. Arılar, çevrede nasıl bir olumsuzluk varsa arılardan öğrenebilirsiniz çünkü en çok dolaşan onlar. İlk 2006 yılında etkilendiler ve öldüler. Bu yılda arı ölümleri bekliyoruz. Kış mevsimi kurak geçiyor ve tam soğuk olmadığı için güneş gördüğü için uçuşa geçiyor arı ve ondan sonra dışarıda soğuktan dönüp ölüyor. Bu tip etkenlerden dolayı ölümler meydana geliyor. Ülkemiz bu konuda şanslı, çeşitliliğimiz çok fazla, melez gücümüz var. Bu da arıların ayakta durmasını sağladı” diye konuştu. ARILARI SEVDİRMEK İÇİN MASAL KİTABI YAZDI ‘Arılar Şatosu’ adında arıları anlatan masal kitabının, İspanya, Fransa, Yunanistan, Sırbistan gibi ülkelerde çocuklara arıları sevdirdiğini söyleyen Özkırım, şunları söyledi: “Geleceğimiz olan çocuklara arıları sevdirmek ve arılar neler üretiyor? Neden bizim için önemli? Bunu göstermek istiyoruz. Bu amaçla 3 yıl önce ‘Arılar Şatosu’ adında bir masal kitabı yazdım. İçinde dokuz tane hikaye yer alıyor. Büyükler okuduğunda ilgisini çekiyor çünkü arılar hakkında insanların bilmediği birçok şey var. Mesela bal yapan arıların dişi olduğu, birçok arı filminde izlerseniz hep erkektir. Bu yanlış bilgilendirmelerin önüne geçmek için bu masal kitabını yazdım. TÜBİTAK’tan birçok kurulda geçti. Pedagoglar, eğitimciler herkes inceledi. İngiltere’deki yayınevi de masal kitabı ile çok ilgilendi ve İngilizcesini istedi. İngiltere ve bu yayınevinin dağıtım yaptığı İspanya, Fransa, Yunanistan, Sırbistan gibi ülkelerde çocuklara bu kitap satılıyor. Bu da Türkiye’nin arıcılıktaki varlığını göstermek adına güzel bir faaliyet oldu.” (İHA) 
Reklam
Emlak Piyasasında Faiz Baskısı Devam Ediyor!
Amerikan Doları ve Euro kurlarındaki canlılık ve faiz kararları gayri menkul piyasasını 3-4 ay daha baskı altında tutacak. 17 Aralık Yolsuzuk Operasyonları Gayrimenkul Piyasasını da Vurmaya Devam Ediyor.. İzmir, Emlak Komisyoncuları Odası tarafından yapılan açıklamada, taşınmaz pazarında 17 Aralık sonrası bir durgunluğun yaşandığını, döviz kurlarındaki hareketlilik ve faiz kararlarının bu piyasayı 3 – 4 ay kadar daha baskı altında tutacağını belirtildi. Yatırımcı Kısa Geri Ödemeli Olarak Dövize Yöneliyor.. Geçen seneye bir önceki döneme göre daha sakin şekilde başlayan emlak piyasasının ev kredisi faizlerinin 0,70 düzeyinde seyretmesi dolayısı ile yıl ortasında canlandı ancak bu süreç 17 Aralık 2013′e değin devam etti. 17 Aralık soruşturmaları ile kurlardaki artış ise yatırımcıyı dövize yönlendirdi.
Reklam