onedio
Muhtemelen Dünyanın En Yetenekli İnsanları
Dünyanın en yetenekli insanlarının muhteşem bir derlemesi karşınızda. Bu insanlar gerçekten yetenekli.1. Şarkı için: https://www.youtube.com/watch?v=tZWr8X2OziU2. Şarkı için: https://www.youtube.com/watch?v=GGXzlRoNtHU3. Şarkı için: https://www.youtube.com/watch?v=_VlNtNnC5RI
'İncir Reçeli 2' Filminin Fragmanı Yayınlandı
Şarkıcı Halil Sezai'nin başrolünde olduğu filmin fragmanı seyirci ile buluştu Başrollerinde Halil Sezai ve Melike Güner'in yer aldığı yer aldığı İncir Reçeli filmi 2011 yılında vizyona girmiş ve oldukça dikkat çekmişti. Halil Sezai de geçtiğimiz günlerde filmin devamının çekileceğini açıklamıştı. Vizyon tarihi henüz belli olmayan İncir Reçeli 2'nin ilk tanıtım fragmanı da yayınlandı. Sabah
Reklam
Jennifer Lawrence Vileda'nın Mucidini Oynayacak
Yönetmen David O. Russell yeni filminde favori oyuncularından Jennifer Lawrence için başrol düşünüyor 'Umut Işığım / Silver Linings Playbook' ve 'Düzenbaz / American Hustle' filmlerinde birlikte çalışan Oscar ödüllü Jennifer Lawrence ve yönetmen David O. Russell yeni bir proje için yeniden bir araya geliyor. Jennifer Lawrence'ın Amerikalı dul bir anneyken girişimciye dönüşen ve viledayı icat eden Joy Mangano'nun biyografik filminde Mangano'yu canlandırması planlanıyor. Milliyet Sanat
Topbaş İstanbul'un Yeni Vapurlarını Tanıttı
Kartallı vatandaşlar ve sivil toplum kuruluşlarıyla buluşan Başkan Kadir Topbaş, İstanbullulara ulaşım müjdeleri verdi. Yenilenen iskeleler, inşa edilen modern ve panoramik vapurların ardından, iki yaka arasında hizmet verecek double&ended tipi yolcu gemileri inşa ediliyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş; Kartal’da normal belediyecilik hizmetlerini yürüttüklerini, Kadıköy-Kartal Metrosu’nun yoğun kullanıldığını belirterek, “Kartal’a yeni projeler ilave ettik. Bunlardan bir tanesi, Kartal Merkez’den Aydos’a teleferik. Planlara işliyoruz. Çok önemli bir şey. Özellikle ulaşım ve erişim noktasında rahatlık getireceğine inandığımız bir proje, yine merkezden E 5’e çıkacak bir havaraya. Metro hatlarına da erişim imkanı sağlanacak. Sahil düzenlemelerimiz de var” diye konuştu. İŞTE ‘ENGELSİZ’ YENİ GEMİLER İstanbul’a Türk mühendislerinin tasarladığı 10 modern gemi daha kazandıracaklarını müjdeleyen Başkan Topbaş, konuşmasını şöyle sürdürdü; “Hazırlıklarını yaptığımız, renklerini daha sonra belirleyeceğimiz, İstanbul’da deniz ulaşımında 10 adet gemi hazırlığımız var. Bunlar dezavantajlı grupların rahatlıkla kullanabileceği yakıt tasarrufu ve zaman tasarrufu da sağlayan dizaynlı tekneler. Bizim kendi mühendislerimiz tarafında hazırlandı. Bu modern gemiler İstanbul’daki ulaşıma destek verecek. Çok farklı modelde dizayn edilen bu deniz araçları, İstanbul’da denizi daha efektif kullanmak adına devreye girecek. 4 farklı renkte takdim edilecek teknelerin renklerini İstanbullular belirleyecek.” PANORAMİK MANZARALI VAPURLAR İstanbul Büyükşehir Belediyesi, deniz ulaşımına yönelik yatırımlarına da hız verdi. Yenilenen iskeleler, inşa edilen modern ve panoramik vapurların ardından, iki yaka arasında hizmet verecek double&ended tipi yolcu gemileri inşa ediliyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden Şehir Hatları’nın filosuna toplamda 10 yeni yolcu gemisi katılacak. Teknolojik imkanlarla donatılacak yeni gemilerin en önemli özelliği engelli yolcuların erişimini daha da kolaylaştırması. Yüksek manevrası, modern tekne yapısı, hızı, konforu ve iki yönlü hareket kabiliyetine sahip olacak yeni gemiler, mevcut yanaşma manevrasından farklı olarak önden ve arkadan çift yönlü yanaşabilecek. Gemilerin teknik özellikleri 1- Double&Ended formunda tekne yapıları olacak. ( Double&Ended: İki yönlü hareket kabiliyetine sahip ). 2- İki taraftan da hidrolik rampa özelliği sayesinde, yolcu alma ve yolcu tahliyesi güvenli bir şekilde sağlanacak. 3- Teknenin baş ve kıç tarafında bulunacak hidrolik rampaları sayesinde, engelli vatandaşların kullanımına imkan verecek, diğer yolcuların ise hızlı ve emniyetli geçişini sağlayacak. 4- Teknenin yanaşma ve kalkış manevralarında dönüş yapmayarak %25 zaman ve yakıt tasarrufu sağlayacak. 5- Teknede bulunan panoramik manzaralı seyahat imkanı ile yolculuk keyfi üst düzeyde tutulacak. 6- Teknenin yanaşma şekli ile mevcut iskelenin daha verimli kullanılması sağlanacak. 7- Düşük karbon salınımı ile çevreci bir motor teknolojisine sahip dizaynı ile İstanbul’a yeni bir tekne forumu sağlayacak 8- Gemiler birbirleri üstüne bağlanabilecekler. Gemilerden her biri diğerini yedekleyebilir özelliklerde olacak. Gemi üst yapısı da buna uygun olacak 9- Otomatik Yolcu Geçiş Kapıları kapalı pozisyonda iken hidrolik/elektronik ve manuel kilitleme sistemleri bulunacak. Dipnot Tv
Reklam
Küçük Nazar'ı Kim Döverek Öldürdü?
MERSİN'de 9 yaşındaki Nazar Yıldız'ı işkence yaparak öldürdüğü iddiasıyla annesi 31 yaşındaki Serap Aldırmaz'ın tutuklu yargılanan sevgilisi 37 yaşındaki Ayhan Ataş suçlamayı kabul etmedi. Ataş'ın suçladığı küçük kızın annesi Aldırmaz hakkında yakalama kararı çıkartıldı. 2 yıl önce boşanan Hüseyin Yıldız ile Serap Aldırmaz çiftinin tek çocuğu olan Nazar Yıldız, birlikte yaşadığı babasının rahatsızlığı nedeniyle 10 günlüğüne annesine teslim edildi. Abdullah Günaydın İlköğretim Okulu 4'üncü sınıf öğrencisi Nazar, 4 Eylül 2013'de feci şekilde dövülüp işkence edilmiş halde, önce bir sağlık ocağına daha sonrada durumu ağırlaşınca Mersin Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi'ne kaldırıldı. YOĞUN BAKIMDAN ÇIKAMADI Beyin kanaması geçirdiği belirlenen ve vücudunun büyük bölümünde dayak nedeniyle, morluklar tespit edilen Nazar Yıldız, solunum cihazına bağlanarak, yoğun bakımda tedavi altına alınmasından 13 gün sonra beyin ölümü gerçekleşti. Bunun üzerine baba Hüseyin Yıldız, çocuğunun organlarını bağışlama kararı aldı. Ancak, annenin de rızası gerektiğinden, organ bağışı hukuki engel nedeniyle 1 gün gecikti. Anne Serap Aldırmaz, polis kontrolünde hastaneye getirilerek organ bağışı için imza attı. ORGANLARIYLA HAYAT VERDİ Gerekli işlemlerin tamamlanmasının ardından Nazar Yıldız'ın böbrekleri ve karaciğeri İstanbul'daki 2 hastaya, gözleri ise Gaziantep'teki bir hastaya nakledilmek üzere alındı. Organ bağışı işleminin gerçekleşmesinin ardından küçük kızın cenazesi toprağa verildi. SUÇLAMAYI KABUL ETMEDİ Olayın ardından gözaltına alınan anne Serap Aldırmaz ifadesinin ardından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılırken, çocuğu dövüp işkence yaparak ölümüne neden olduğunu öne sürülen sevgilisi Ayhan Ataş ise tutuklandı. Olayla ilgili soruşturma başlatan Cumhuriyet Savcısı anne hakkında 'kasten yaralama' suçundan 5 yıla kadar, Ataş hakkında da 'kasten öldürme' suçundan ömür boyu hapis cezası istedi. Ataş, iddianameye geçen ifadesinde ise Nazar'ı defalarca dövdüğünü, saçlarını eline dolayıp kopardığını, sabaha kadar ayakta beklettiğini, falakaya yatırıp sopa ile dövüp, avuçlarının içine çakmak ateşi tuttuğunu anlattı. ANNESİ DÖVÜYORDU İDDİASI Mersin 5'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapılan ilk duruşmada ise tutuklu sanık Ayhan Ataş, suçlamaları kabul etmedi. Nazar'ı dövmediğini öne süren Ayhan Ataş, 'İddianamede anlatıldığı şekilde eylemlerde bulunmadım, maktule plastik sopa ile vurmadım, falakaya yatırmadım. Saçlarından tutup, duvara fırlatmadım. Sadece bir kaç tokat attım. Annesi kendisini sürekli dövüp işkence yapıyordu. Ben suçsuzum, tahliyemi istiyorum' dedi. Daha önce verdiği ifadelerdeki çelişkiler sorulan Ataş savunmasında şöyle dedi: 'Annesi benim bu şekilde ifade vermemem halinde çocuğu kendisinden alacaklarını söyleyerek, çocuğa yönelik eylemleri ben kendim yapmış gibi anlatmamı istedi. Kaldı ki annesi çocuğu bizim evimize getirirken de darp ettiğini biliyorum. Olay günü Nazar yere düşüp bayılınca kontrol ettim ağzından kan geliyordu. Ben sara hastası olabileceğini düşündüm, ancak annesi krem getirip vücudundaki morlukları kapatmaya çalıştı. Uzun kıyafet giydirip, kollarındaki morlukları kapatacağını düşünmüştü. Durumunun ağır olduğunu anlayınca, önce sağlık ocağına, daha sonra da üniversite hastanesine götürdük.' Küçük kızın babası Hüseyin Yıldız ise sanık Ayhan Ataş'ın yalan söylediğini ve kızını eski eşi ile birlikte işkence yaparak öldürdüğünü ileri sürerek ikisinden de şikayetçi oldu. HAKKINDA YAKALAMA KARARI ÇIKARTILDI Duruşmaya katılmayan anne Serap Aldırmaz hakkında yakalama emri çıkartıldı. Mahkeme heyeti, Serap Aldırmaz'ın, yakalanarak en yakın ağır ceza mahkemesinde olayla ilgili savunmasının alınmasından sonra serbest bırakılmasına ve Ayhan Ataş'ın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi. ANNE SEVGİLİYİ SUÇLAMIŞTI Kızı ölmeden önce gazetecilere ağlayarak açıklama yapan anne Serap Aldırmaz ise sevgilisini suçlamıştı. Ataş ile 1.5 yıldır birlikte yaşadığını anlatan Aldırmaz şöyle demişti; 'Kızımı da beni de sürekli dövüyordu. Makarna süzgeci ile defalarca vurdu. Bir de ince bir demir çubuk vardı onunla dövüyordu. Teni hassas olduğundan kızımın vücudu çabucak morarıyordu. Ayhan, bir keresinde yaptığından pişman olup ağladı ve kızımın yanına gidip özür diledi. Ama yine sonrasında dövmeye devam etti. Polisi arayacağımı söylediğimde ise çocuğumu öldürmekle tehdit etti.' Ali Ekber ŞEN/ MERSİN,(DHA)
Hakan Arslan’ın Elinden Yeşilçam’ın Kötü Adamları
Yeşilçam Kötüleri, genç illüstratör Hakan Arslan imzalı bir illüstrasyon serisi. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim İş Öğretmenliği Programı’ndan mezun olan Aslan, yine aynı okulda yüksek lisans eğitimine devam ediyor. Çalışmalarını freelance olarak sürdüren Arslan’ın illüstrasyonlarının altındaki bilgileri ise Kürşat Sevim’in şuradaki sayfasından aldım.metin kaynak: elmaaltshift.com
Ölmeden Önce Gün Batımını İzlemeniz Gereken 25 Özel Mekan
Doğada gün batımı kadar güzel başka ne olabilir ki? Doğru ayarla, doğru zamanda ve doğru yerde sizde böyle unutulmaz fotoğraflar çekebilirsiniz.İşte mükemmel manzaralarıyla 'Ölmeden Önce Gün Batımını Görmeniz Gereken 25 Özel Mekan' galerisi...
Reklam
Mozaikler Gidiyor, BİM Geliyor
Market zinciri BİM'in Kemalpaşa'da depo yapmak istediği arsada bulunan tarihi mozaiklerin taşınmasına karar verildiği ortaya çıktı. Ancak Batı'nın Zeugma'sı olarak da adlandırılan mozaiklerle ilgili yapılan görüşmeler, kamuoyuna 'Urla Villaları'yla ilgili olarak yansıdı. Dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, görevi devrettiği Bakan Ömer Çelik ve BİM'in ortaklarından işadamı Latif Topbaş'ın kamuoyuna da yansıyan konuşmalarındaki mozaiklerin aslında bu tarihi kalıntılarla ilgili olduğunu söyledi. 2012 yılında dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay mozaiklere hayran kalmıştı Günay, Hürriyet gazetesinden Banu Şen'e  şu bilgileri verdi: 'Ben Kemalpaşa'daki mozaiklerin bulunduğu alanı 2012'nin son aylarında gidip görmüştüm. Gerek mozaikler, gerekse çevresindeki duvar kalıntıları önemli bir yerleşim merkezi olduğunu açıkça gösteriyor. Gördüklerimiz bizi çok heyecanlandırdı ve Ege Bölgesi'nde önemli bir Zeugma keşfettiğimizi düşündük. Bu düşüncelerimizi de basınla paylaştım. Ancak bu buluntulardan yaklaşık üç ay sonra görevimden ayrılmak zorunda kaldım. Bu alan o zamanki tespitlerime göre 1. Derece Arkeolojik SİT Alanı olarak işaretlenmesi gereken bir alandır. Şimdi burada yeni bir yapılaşma gerçekleştirmek için sürdürülen çalışmaları dikkatle takip ediyorum ve ayrıntıları öğrenmeye çalışıyorum. Daha ayrıntılı bilgi edindikten sonra bu konuda ve İzmir'de SİT alanlarında yapılmaya çalışılan başka alanlarla ilgili detaylı açıklama yapacağım. Yalnız bir şey var ki o da bun alana kesinlikle depo yapılamaz.' Önce taşınamaz sonra taşınsın kararı Süreç şöyle gelişti: 2012'de Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi Ulucak mevkii 7 No'lu parselinde perakende zinciri BİM depo amaçlı inşaat yapmak üzere çalışmalara başladı. Sondaj çalışmaları sırasında arkeolojik buluntular ortaya çıktı. Alan, İzmir 2 No'lu Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından mozaikler ve duvarlara ulaşılmadan, ilk etapta 3. Derece SİT olarak tescillenip korumaya alındı. Alanda kurtarma kazıları başladı.Bu kazılarda Anadolu parsı ve aslanı gibi nesli tükenen hayvanlara ait mozaikler ve büyük bir yerleşim kompleksi ortaya çıktı. Dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay o günlerde, alanda bir basın toplantısı yaparak, buranın 'Batı'nın Zeugması' olacak değerde önemli bir arkeolojik bölge olduğunu söyledi. Bu arada BİM sanayi inşaatı yapmak istediğini, alanın ya üzerinin örtülmesini ya da mozaikler ile duvar kalıntıların kaldırılmasını talep etti. Ancak kurtarma kazıları tamamlandığında mozaikler ve duvarların olduğu alanın 1. Derece, diğer kısımların ise 3.Derece olarak tescillenmesi, bu nedenle de mozaik ve duvarların kaldırılmadan yerinde korunmasına karar verildi. BİM; kurulun 12.06.2013'te aldığı bu karara iki kez itiraz etti. Bu kez itirazlar Ankara'ya, Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'na gitti. 12 Aralık 2013'te toplanan kurul, BİM'in itirazlarını değerlendirdi. Müze müdürlüğünün raporu ile BİM'in yaptığı itiraz başvurusuna ek olarak sunulan ve Ege Üniversitesi Rektörlüğünden Prof. DR. Ersin Doğaner ve Yrd.Doç. Emine Tok tarafından hazırlanan raporları dikkate alan Yüksek Kurul, mozaiklerin taşınmasına karar verdi. Plan veren duvarların bulunduğu alana ilişkin ise Koruma Yüksek Kurulu'nun 37 sayılı ilke kararları hükümleri göz önünde bulundurularak hazırlanacak projelerin, İzmir 2 Nolu Koruma Kurulu'nca değerlendirilmesi kararı çıktı. Koruma altında Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi içindeki alan, koruma altına alındığı günden bu yana sürekli polis gözetiminde tutulurken, 550 metrekarelik villanın 11 odasının altısında bulunan mozaiklerin ise toprakla kaplanarak koruma altına alındığı görüldü. Kalıntılar arasında duvarlar, sütunlar ve mezarlar da dikkat çekti. Takdir kurulun Kurtarma kazılarını gerçekleştiren İzmir Arkeoloji Müzesi'nin Müdürü Mehmet Tuna, özellikle mozaiklerin bulunduğu alanın 1.Derece Arkeolojik SİT Alanı olduğunu belirtirken Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Antik Smyrna Kazı Başkanı Yrd.Doç.Akın Ersoy buluntuları değerlendirdi: 'İpuçlarından MS.4.yy yüzyıl sonralarından 7.yy'a kadar kullanıldığı anlaşılıyor. O dönemde kırsalda olan merkezi mekanlı villalara benziyor. Ya zengin Nyphaion'li (Kemalpaşa) ya da Smrynalı (İzmir) bir aristokrata ait bir villa olabilir. 200 yıllık yaşam süren bir yapı. Kente Müslüman Arap saldırıları olduğu sırada burada yaşamın sona erdiğini söylemek mümkün. Şu an görünen malzemeler orijinal. Kamu yararı söz konusu olduğunda kimi zaman kurullar müzede sergilenmesi yönünde böyle kararlar alabilir. Ancak bu şekliyle baktığımızda 1. Derece Arkeolojik SİT alanı olmaya aday bir alan. Ama takdir yine de koruma kurulunundur.' Alanın en son durumu ile görüşlerine başvurulan İzmir 2 No'lu Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu, internet sitelerindeki arıza nedeniyle en son yüklemeyi 2 Eylül 2010'da yaptıklarını daha sonra başvurumuza yazılı olarak yanıt vereceklerini belirtti. Batı'nın Zeugması Dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, 20 Ekim 2012'de 'İzmir'e bayram öncesinde herkesi çok şaşırtacak ve görenlerin şaşkınlığını gizleyemeyeceği büyük bir arkeolojik müjde vereceğiz' şeklinde açıklamasıyla gündeme gelmişti. Milattan sonra 4'ncü yüzyıla ait antik bir Roma kenti olduğu düşünülen alanda yapılan kurtarma kazısı sonrasında geniş çaplı kazı çalışmaları başlamış ve yine o dönemin Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Murat Süslü, 'Anadolu'da kayıp kentlerin olduğu biliniyor. Yapılacak bilimsel çalışmalar sonucu belki bu kentin de hangi kayıp kent olduğu ortaya çıkacak. Burada 'Batı'nın Zeugması' denebilecek bir yapılaşma var' demişti. Süslü, 'Alan sadece villadan oluşmuyor. Sondaj kazılarıyla arazi genelinde yapılara rastlamakla beraber zaman içinde zengin verilere de rastlayacağımız aşikar. Bir kent ya da yerleşim birimi olup olmadığı belirlendikten sonra buranın durumu netlik kazanacak' demişti. BİM: GERİ ALINMASI İÇİN BAŞVURACAĞIZ BİM Birleşik Mağazalar A.Ş. ise konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: Sosyal medya üzerinden yayıldığı tespit edilen tapelerle, mülkiyeti şirketimize ait bu arazi arasında hiçbir ilişki yoktur. Şirketimize ait İzmir ili, Kemalpaşa ilçesi, Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesinde yaklaşık 40.000 m² büyüklüğünde bir arazi bulunmaktadır. Söz konusu araziye ilişkin son durum bilgileri kronolojik olarak şu şekildedir: 1- 26 Ocak 2012 tarihinde bu arazi üzerinde bir depo yapımı için proje hazırlanmış ve yerel yönetimin onayına sunulmuştur. 2- Bunu takiben 13 Mart 2012 tarihinde kuralına uygun olarak başlatılan hafriyat çalışmaları esnasında bazı kalıntıların varlığı tarafımızca tespit edilmiş ve gecikmeksizin İzmir Müze Müdürlüğü bilgilendirilmiştir. 3- 23 Mart tarihinde müze arkeologları yerinde yaptıkları inceleme sonucunda söz konusu kalıntılar ile ilgili bir tespit tutanağı düzenlemişlerdir. Bunun akabinde 23 Mayıs 2012 tarihinde İzmir 2 No'lu Koruma Kurulu tarafından mülkiyetimizde olan bu arazi 3. derece sit alanı ilanı edilmiştir. 4- 3 Eylül 2012 tarihinde ise Müze Müdürlüğü tarafından öncelikle sondaj kazıları başlatılmış ve devamında 26 Eylül tarihinde kurtarma kazıları başlatılmıştır. Keza 29 Ekim 2012 tarihinde kazı alanı dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay tarafından ziyaret edilmiş; bulunan tarihi eserler basında haber olarak yer almıştır. 5 – 5 Nisan 2013 tarihinde kurtarma kazısı tamamlanmış, müze uzmanları tarafından hazırlanan rapor temelinde İzmir 2 No'lu Koruma Kurulu, 12 Haziran 2013 tarihinde eserlerin bulunduğu bölüm için 1. derece sit diğer kalan kısım için 3. derece sit alanı kararı almıştır. 6- 20 Ağustos 2013 tarihinde şirketimiz, bulunan tarihi eserlerin müzeye taşınması hususunda ilgili Üst Kurula bir başvuruda bulunmuştur. Üst Kurul Ege Üniversitesi tarafından hazırlanan raporu dikkate alarak 12 Aralık 2013 tarihinde bulunan mozaiklerin müzeye taşınması ve diğer kalan duvar kalıntılarının yerinde korunması şartıyla araziyi 3- derece sit alanı ilanı olarak karara bağlamıştır. Bugün bulunulan noktada, şirketimiz tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı'na söz konusu arazinin maliyet fiyatı üzerinden kamu tarafından geri alınması için yazılı müracaatta bulunma kararı alınmış bulunmaktadır. Hürriyet - Gerçek Gündem
2014 Sony Dünya Fotoğraf Yarışması'ndan Mutlaka Görmeniz Gereken Fotoğraflar
Her yıl yapılan ve Dünya Fotoğrafçılık Organizasyonu tarafından düzenlenen ve Sony'nin sponsor olduğu Sony Dünya Fotoğraf Ödülleri için finale kalan fotoğraflar açıklandı. 166 ülkeden fotoğrafçıların 140.000 fotoğraf ile katıldığı yarışmada finale kalan fotoğraflardan 33'ü organiazasyon tarafından The Atlantic ile paylaşılmış.  Ödül 30 Nisan'da Londra'da yapılacak törenle verilecek. İşte gözlere ziyafet 33 Fotoğraf
Tek Fotoğraf Karesinde Şehirlerin Gece ve Gündüz Halleri
'Day to Night' harika şehirlerin gece ve gündüz fotoğraflarının tek karede birleştirilmesiyle oluşturulmuş eşsiz bir çalışmadır. Stephen Wilkes tarafından hazırlanan bu çalışma günde 15 saat çalışma ve 15000'in üzerinde fotoğraf çekimini içeriyor. Ayrıca sanatçının gece ve gündüz fotoğraflarını birleştirmesi de yaklaşık 1 ayını almış. Her kare sabahın ilk ışıklarından gece yarısına kadar çekilen onlarca fotoğrafın bir ürünü. Fotoğraflarda kentlerin tarihi yapıları, sosyal hayatları ve sokak yaşantıları ön plana çıkarılmaya çalışılmış. Ağırlıklı olarak da New York manzaralarına yer verilmiş.İşte harika fotoğraflarla 'Day to Night' projesi...
Reklam
Oscar'da Hakkı Yenenler
Sinema yazarı Kerem Akça  86. Oscar Ödülleri’nde ‘hakkı yenenler’i kaleme aldı. Her sene Oscar yarışının bir de görünmeyen tarafı oluyor. Aday gösterilen filmler, oyuncular ve sanatçıların girdikleri rekabetin yanı sıra kulislerde de ‘hakkı yenenler’ konuşuluyor. Elbette Akademi’nin seçimleri bir lobi faaliyetinin, iyi alınan kritik virajların, festival takvimini lehine çevirme becerisinin ve atları tespit etme kıvraklığının bir sonucu olarak şekilleniyor. Günümüzde büyük oranda TWC, Warner Bros., Fox Searchlight, Paramount ve Columbia gibi şirketlerin idare ettiği bir yarış geçiyor. Hiçbir zaman ‘şu film iyiydi ama niye Oscar almadı?’ gibi bir şeyden söz etmek mümkün değil. Yoksa sinema tarihinin gerçekleriyle çelişiriz. Hitchcock ve Kubrick’in ‘En İyi Film’ ve ‘En İyi Yönetmen’ dalında Oscar heykelciğine ulaşamadığı bir dünyada böylesi bir iddia ne kadar tutarlı olabilir ki? EN AKLA YATKIN MAĞDURLAR HANGİLERİ? Ama bana kalırsa belli bir noktada geriye çekilip bu konuyu masaya yatırmak şart hale gelmeli. Elbette yarıştaki konuma göre bakınca “Sen Şarkılarının Söyle”nin (“Inside Llewyn Davis”) son düzlükte hamle yapamayarak devre dışı kaldığı, “Lee Daniels’ The Butler”ın görücüye çıktıktan sonra yavaş yavaş zirveden uzaklaştığı, Robert Redford, Tom Hanks, Oprah Winfrey, Emma Thompson ve Daniel Brühl’ün de onlara eklenebileceği net. Tabii ki bunlar etrafta dolaşan tahminler, ödül sezonunun getirdikleri ve stratejileri ışığında şekillenen tablonun koşulsuz görüntüleri. Olaya diğer tarafından bakınca ise bambaşka bir resim ile karşılaşıyoruz. Zira bu noktada “Mavi En Sıcak Renktir” (“La Vie d'Adèle”) ve “Zafere Hücum” (“Rush”) gibi yarışın içindeyken hiçbir şekilde kendini öne atamayan filmlerin niye sıfır çektiğini sorgulamak abesle iştigal etmekten öteye gitmez. Ama bunu mantıklı bir çerçevede yorumlamak elbette bizim hakkımız. Şirketleri Sundance Selects ve Universal’ın ‘gaza basma’ hazırlıksızlığından çeken bu ikili, Oscar’a uygun olmamasının da zararını görmüş gibi. İlkinin lezbiyen sinemada cinsellik konusunda cüret gösterip ‘muhafazakar’ damarı rahatsız ederek itici durması, ikincisinin ise ‘gösterişli sinema’sı ve “Senna”nın (2010) varlığı sebebiyle tatmin etmediği çok açık. DÖRT İYİ AMERİKAN FİLMİ GÖRMEZDEN GELİNDİ Ama ‘En İyi Film’ kategorisinde bana kalırsa kalite adına, Andrew Dosunmu’nun Sundance’den ödüllü, Brooklyn’de yaşayan bir Nijeryalı aileyi merceğine alan, şiirsel, ayrıksı ve gerilla sineması karşıtı “Mother of George”u en öne çıkan. Derek Cianfrance’nin polisiye kalıplarını altüst eden becerisi “Babadan Oğula” (“The Place Beyond the Pines”) ve Terrence Malick’in büyüleyici, tanımsız ve ruhsal aşk filmi yorumu “Aşkın İzleri” (“To the Wonder”) ilave edilebilir. Elbette biraz daha ileri gidersek “Elysium: Yeni Cennet”in (“Elysium”) “Yerçekimi”nin (“Gravity”) üzerinde olmasına karşın türünde daha az gerçekçi durmanın mağduriyetini yaşadığını da ekleyebiliriz. Zira Akademi’nin kurallarına göre ‘drama’ alanına yatkın, hikaye anlatma sinemasının genel kurallarının fazla dışına çıkmayan eserler kazanabiliyor. Yenilikçi anlatı modelleri deneyen, cinsel özgürlüğün sınırlarını zorlayan filmlerin şansı az oluyor. Dönem filmlerinin, politik filmlerin, geleneksel biyografik filmlerin, gerçek hikaye uyarlamalarının, savaş filmlerinin, tarihi-epiklerin, westernlerin, müzikallerin ve zaman zaman da felsefi komedilerin gücünü hissettirdiği görülebiliyor. Aşk da böylesi bir sürecin içinde başını içeriye sokabiliyor. Ama “Hayat Ağacı” (“The Tree of Life”, 2011), “Aşk” (“Her”) gibi bütün kriterleri reddeden ama özgünlüğü kabul edilen eserler, özellikle ‘beş film adayı’ kuralının değişmesiyle şans taşımaya başladı. Yeniden yukarıda adını geçirdiğim filmlere dönersek, ‘En İyi Yönetmen’ dalında da müthiş bir yetkinlik olduğunu belirtmek boynumuzun borcu. Elbette “Mother of George” gibi geleneksel çerçeve algısını her anında kaybedip, klasik anlatıyı ve lineer akışı yıkan stil duygusu yüksek bir eserden böylesi bir başarı beklemek garip olur. Veya “Babadan Oğula” gibi soğukkanlılık üzerine bir yapı kurup, asla seyircisiyle bağ kurmayan bir yapıttan… Zira Akademi için özdeşleşme yaratırken anlamlı olmak, bizi bir karakterle ilişkiye sokup, onun irade, başarı hikayesine yönlendirmek esaslı kriterlerden biri. Tabii bu dalda Ron Howard gerçeğinin özellikle üzerine basmadan parantezi kapatmak olmaz. ANA OYUNCU KATEGORİLERİNDE FAZLA MAĞDUR YOK Diğer kategorilere geçince ise ‘En İyi Kadın Oyuncu’ dalının bu sene bir iyi performans bolluğu içinde olduğunu söylemeliyim. Ama Emma Thompson’ın “Mr. Banks”teki (“Saving Mr. Banks”) P.L. Travers performansının, Naomi Watts’ın tepeden tırnağa hakimiyeti altına aldığı “Diana” kompozisyonunun, Paulina Garcia’nın “Gloria”da cesaret ve heyecan yüklediği orta yaşlı kadın portresinin ve Adèle Exarchopoulos’un 18 yaşındaki doğallığının, bedenini kullanma cüretinin bir yerlere gelmesi mümkündü. ‘En İyi Erkek Oyuncu’da ise aslında fazla seçenek yoktu. Toni Servillo’nun, makyajdan güç alınca ‘unutulmaz’ portreler çıkaran oyunculuk yeteneği “Muhteşem Güzellik”te (“La Grande Bellezza”) de canlanıyor. Bu performans, Hanks’ten de, Redford’dan da, Bale’den de daha yukarıda bana kalırsa. Ama kendi dilinde oynayan yabancı oyuncular, genelde ancak Hollywood’a sızmışsa bir şans elde edebiliyor. Onun yanına elbette “Aşk”ta Jonze ile müthiş bir işbirliği içinde bütün filmi sırtlayıp götüren Joaquin Phoenix’i de koymazsak ayıp olur. Kerem Akça’ya göre Oscar’da hakkı yenen aday adayları En İyi Film: Mother of George En İyi Yönetmen: Derek Cianfrance (Babadan Oğula) En İyi Kadın Oyuncu: Emma Thompson (Mr. Banks) En İyi Erkek Oyuncu: Toni Servillo (Muhteşem Güzellik) En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Julie Walters (One Chance) En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Daniel Brühl (Zafere Hücum) En İyi Özgün Senaryo: Upstream Color En İyi Uyarlama Senaryo: Il Futuro En İyi Görüntü Yönetimi: Mother of George En İyi Kurgu: Zafere Hücum En İyi Müzik: Muhteşem Gatsby En İyi Yapım Tasarımı: Muhteşem ve Kudretli Oz Yabancı Dilde En İyi Film: Büyük Usta (Yi Dai Zong Shi) Kerem Akça | HaberTürk
15 Aylık Bebeğin Yağmurla Tanışma Anı
ABD’nin California eyaletinde 15 aylık bir bebeğin yağmur ile tanışma anı izleyenleri gülümsetiyor... Kayden isimli bu şirin bebeğin heyecanı ve tepkileri gerçekten büyüleyici. Yağmuru 'yakalamaya' çalışan Kayden'in muhtemelen ebeveynleri tarafından kaydedilmiş bu eğlenceli anları sosyal medyanın gönlünü çoktan kazandı. Video içinde bulunduğumuz günlerin en çok paylaşılanları arasında üst sıralarda. Mutluluk veren bir 2.5 dakika, iyi seyirler...
Reklam
Karaya Vuran 30 Yunusu Kurtaran Güzel İnsanlar
Brezilya'nın Arraial do Cabo-RJ bölgesinde 30 kişilik bir yunus grubu kara vuruyor. Bir kurtarma ekibi de, galiba önceden haberleri olacak, hemen müdahale ederek yunusları kurtarıyor. Bu güzel insanları bu güzel eylemlerinden dolayı kutluyoruz. Muhteşemsiniz!İlgili diğer video için: Ünlülerden Yunuslarla İlgili Farkındalık Projesi
‘Merkel, Erdoğan'ın Çekiciliğine Karşı Şerbetli!’
Alman basını Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Almanya ziyaretine geniş yer verdi. Gün içinde haberler sürekli değişen başlık ve içeriklerle verildi. Alman medyası, Erdoğan'ın Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne (AB) üyeliği konusunda istediği desteği ön plana çıkardı. Buna karşın umduğunu bulamadığı belirtildi. Ayrıca Başbakan Erdoğan'ın Almanya ziyaretinde asıl amacının seçim kampanyası olduğu ileri sürüldü. Die Welt: Merkel, Erdoğan'ın Çekiciliğine Karşı Şerbetli, Başbakanlıkta Erdoğan kendini çok uysal gösterdi. Almanya'da yaşayan Türklerin uyumu konusunda dil döktü. Buna rağmen Şansölye Merkel, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne (AB) üyeliği konusunda sert bir tutum takındı. Bild: Erdoğan'a Karşı Türklerin Protestosu, Berlin'deki Tempodrom'da Türk Başbakan Erdoğan 4 bin kişiye konuşma yapacak. Erdoğan burada seçim kampanyası yapmak istiyor. Çünkü Almanya'daki Türkler bu yıl ilk kez, Türkiye'deki seçimlerde oy kullanacaklar. Erdoğan artık daha fazla Başbakan olarak kalmak istemiyor, Cumhurbaşkanı olmak istiyor. Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ): Merkel, Erdoğan'a Yüz Vermedi, Sıcak sözler yerine mesafe: Berlin'de Türk Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin AB üyeliği konusunda Almanların desteğini istedi. Başbakan Merkel, buna soğuk kaldı. TAZ: Erdoğan Almanya'yı Ziyaret Ediyor, Türk Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ülkesinin AB'ye üyeliği için propaganda yaptı. “Yargının üzerine gittiği” eleştirisini kabul etmedi. Westdeutsche Allgemeine Zeitung (WAZ): Merkel, Erdoğan'ı Atlattı, Erdoğan ülkesinin AB üyeliği konusunda propaganda yapmak istiyor. Fakat Merkel konuğu ile Türkiye'deki yolsuzluklar ve insan hakları ihlalleri üzerine konuşmayı tercih ediyor. ntv: Her şeyin ucu açık kaldı, Merkel muhataplarını güzel kelimelerle terslemek konusunda uzmandır. Bununla bu kez Erdoğan karşılaştı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı “komplo” Başbakanlığa takip etti. Çalışma yemeği için Angela Merkel'e giderken kendisini protesto eden yüzlerce kişiyi görmek zorunda kaldı. Islıkları ve protesto seslerini duydu. Bunlar Erdoğan'ı Başbakanlık'ta neyin beklediğinin habercisiydi: Ret ve hayal kırıklığı. Die Zeit: Erdoğan AB Üyeliği İçin Almanya'nın Desteğini İstedi, Erdoğan: “AB'nin Türkiye'ye ihtiyacı var. AB, Türkiye olmadan geleceğini şekillendiremez.” Focus: Merkel ile Erdoğan Türkiye'nin AB üyeliği konusunda hemfikir değil, Hükumet karşıtlarına yönelik sertlik ve yargının bağımsızlığına sınırlama: Bu tür haber başlıkları Türkiye ile üyelik müzakereleri için toksin. Merkel de bu konuda tereddütlü. Vatan
5 Farklı Anket, 5 Farklı Sonuç
30 Mart öncesinde, kamuoyu yoklamalarıyla ön plana çıkan araştırma şirketlerinin birbirinden çok farklı sonuçlara ulaşan anketleri dikkat çekiyor. Yaklaşan yerel seçimler öncesinde, kamuoyu yoklamaları ve tahminleriyle ön plana çıkan araştırma şirketlerinin birbirinden çok farklı sonuçlara ulaşan anketleri dikkat çekiyor. Peki son anketlere göre partilerin oy oranları kaça ulaşıyor? İşte birbirinden çok farklı sonuçlara ulaşan anketler ve partilerin aldığı oy oranları. AK PARTİ 'DE YÜZDE 12.6'LIK UÇURUM Son kamuoyu araştırmalarına göre Ak Parti'nin oy oranları yüzde 49 ile yüzde 36,4 oy oranı arasında bulunuyor. Ak Parti'nin oy oranları sırasıyla GENAR anketinde yüzde 49, KONDA anketinde yüzde 47.7, Sonar anketinde yüzde 42.3, KONSENSUS anketinde yüzde 41.7, CİHAN'ın anketinde ise en düşük olan yüzde 36,4 olarak yer alıyor. CHP YÜZDE 30'U ZORLAYACAK CHP'nin anketlerdeki oy oranları ise yüzde 29.8 ile 26.5 arasında sıkışmış durumda. CHP'nin oy oranları Sonar anketinde yüzde 29.8, KONSENSUS anketinde yüzde 29.5, CİHAN anketinde yüzde 28.8, KONDA anketinde yüzde 28.2, GENAR anketinde ise yüzde 26.5 olarak sıralanıyor. MHP'DE DİKKAT ÇEKEN YÜKSELİŞ MHP en yüksek oy oranına yalnızca CİHAN'ın anketinde ulaşıyor. MHP'nin oy oranları anketlerde en yüksek yüzde 20,5 ile en düşük yüzde 13.5 gibi oldukça geniş ve tutarsız bir aralıkta yer alıyor. MHP, CİHAN'ın anketinde yüzde 20.5'le en yüksek değere ulaşırken, bu oran sırasıyla Sonar anketinde yüzde 18.7, KONSENSUS anketinde yüzde 15.4, KONDA anketinde yüzde 14.4, GENAR anketinde ise yüzde 13.5'e kadar düşüyor. CİHAN'IN ANKETİNDE YÜKSELDİ BDP'nin oy oranları ise yaklaşık yüzde 2'lik bir bant arasında yer alıyor. CİHAN anketinde yüzde 7.4 ile en yüksek oy oranını yakalayan BDP, KONSENSUS anketinde yüzde 6.5, GENAR anketinde yüzde 6.4, KONDA anketinde yüzde 5.9 ve Sonar anketinde ise yüzde 5.6 oy oranını yakalayabileceği öngörülüyor.haberler.com
Reklam