onedio
Orhan Veli 100 Yaşında
Türk şiirinde 'Garip' akımının sembol ismi Orhan Veli’nin bugün doğum günü, 36 yaşında hayata gözlerini yuman şair yaşasaydı, 100 yaşında olacaktı… Damla Uğantaş Beni bu güzel havalar mahvetti, Böyle havada istifa ettim Evkaftaki memuriyetimden. Tütüne böyle havada alıştım, B öyle havada aşık oldum; Eve ekmekle tuz götürmeyi Böyle havalarda unuttum; Şiir yazma hastalığım Hep böyle havalarda nüksetti; Beni bu güzel havalar mahvetti. Tam 64 bahar önce, henüz 36 yaşındayken hayata veda eden Orhan Veli 'Güzel Havalar' şiiirinde böyle der; beni bu güzel havalar mahvetti... Türk şiirinde 'Garip' akımının sembol ismi Orhan Veli’nin bugün doğum günü, 36 yaşında hayata gözlerini yuman şair yaşasaydı, 100 yaşında olacaktı… 36 yıllığına uğradığı bu dünyada büyük bir isim bırakan, Türk şiirine damga vuran isimler arasında ön sıralarda yer alan Orhan Veli Kanık kimdi? İlk cevap, 'Ben Orhan Veli' dizesiyle başlayan şiirinde kendisinden: **Ben Orhan Veli **'Yazık oldu Süleyman Efendiye' **Mısra-i meşhurunun mübdii.. **Duydum ki merak ediyormuşsunuz, **Hususi hayatımı, **Anlatayım: **Evvela adamım, yani **Sirk hayvanı falan değilim. **Burnum var, kulağım var, **Pek biçimli olmamakla beraber. **Bir evde otururum, **Bir işte çalışırım. **Ne başımda bulut gezdiririm, **Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet. **Ne İngiliz kralı kadar **Mütevaziyim, **Ne de Celâl Bayar'ın **Sabık ahır uşağı gibi aristokrat. **Ispanağı çok severim **Puf böreğine hele **Biterim **Malda mülkte gözüm yoktur. **Vallahi yoktur. **Oktay Rıfat'la Melih Cevdet'tir En yakın arkadaşlarım ... “Yeni bir zevk ortaya çıkarabilmek için eski olan her şeyden uzak duran” Orhan Veli’ye göre kafiye ilkel; mecaz, teşbih, mübalağa gibi edebi usuller gereksizdi.” Melih Cevdet ve Oktay Rifat ’la birlikte şiirlerini topladıkları “Garip” bu amacın manifestosu oldu, yarattıkları akımın da adı. Biçime, kurala, gösterişe karşı çıkan Garip'çilerle şiir sokak lisanında, her türlü dolayımdan bağımsız olarak sokağa açılmıştı. **Mektup alır, efkarlanırım; **Rakı içer, efkarlanırım; **Yola çıkar, efkarlanırım. **Ne olacak bunun sonu, bilmem. **'Kazım'ın' türküsünü söylerler, **Üsküdar'da; Efkarlanırım. O ekmeği, denizi, rakıyı, en yalın, en “sokak” haliyle şiire taşıdı. 'Yazık oldu Süleyman efendiye' şiiri dönemin edebiyatçıları arasında önemli tartışmalara konu oldu: “Hiçbir şeyden çekmedi dünyada nasırdan çektiği kadar; çirkin yaratıldığından bile o kadar müteessir değildi; kundurası vurmadığı zamanlarda anmazdı ama allahın adını, günahkâr da sayılmazdı. yazık oldu Süleyman Efendiye ” Kimi edebiyatçıların tepkisine neden olan şiir, kimilerince “Türkçe’de yazılmış en güzel dizeler arasında” söz konusu edildi. Şiirlerinin yanı sıra bu tartışmalar Orhan Veli’nin geniş kitlelerce tanınmasını sağladı, kendisine duyulan ilgiyi arttırdı. Türk hikâyesinin büyük ismi Sait Faik Abasıyanık Orhan Veli'yi bu gel-gitler arasında anlatır: 'Üzerinde en çok durulmuş, zaman zaman alaya alınmış, zaman zaman kendini kabul ettirmiş, tekrar inkâr, tekrar kabul edilmiş; zamanında hem iyi hem kötü şöhrete ermiş bir şair.' Hayatı 1914 yılında İstanbul’da doğan şair lise yıllarında edebiyata ilgi duymaya başladı. Babasının görevi nedeniyle Ankara’ya taşınan Orhan Veli, Gazi İlkokulu'nu ve Ankara Erkek Lisesi’ni bitirdi. Ahmet Hamdi Tanpınar ’ın öğrencisi olduğu lise yıllarında Melih Cevdet Anday ve Oktay Rifat ile tanıştı. PTT Genel Müdürlüğü Telgraf İşleri Reisliği Milletlerarası Nizamlar Bürosu'nda memurluk yapan Orhan Veli, askerliği bitirmesinin ardından döndüğü Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı Tercüme Bürosu'nda çalıştı. Hasan Âli Yücel'in Milli Eğitim Bakanlığı görevinden ayrılmasının ardından bakanlıktaki görevinden istifa etti. 1948 yılının sonuna doğru Bedri Rahmi Eyüboğlu , Abidin Dino , Necati Cumalı , Sabahattin Eyüboğlu , Oktay Rifat ve Melih Cevdet'in de aralarında bulunduğu arkadaşlarıyla birlikte bir edebiyat dergisi çıkarmaya karar verir. Masraflarını Mahmut Dikerdem'in karşıladığı ve 15 günde bir yayımlanacak olan “Yaprak”ın ilk sayısı 1 Ocak 1949'da çıkar. Cahit Sıtkı Tarancı , Sait Faik Abasıyanık , Fazıl Hüsnü Dağlarca , Cahit Külebi gibi yazar ve şairlerin yazdığı Yaprak, 1 Haziran 1950'ye kadar 28 sayı yayımlandı. Orhan Veli, “Yaprak”ın kapanmasının ardından İstanbul'a döndü. Aynı yıl 10 Kasım'da bir haftalığına geldiği Ankara'da belediyenin kazdığı bir çukura düştü ve başından yaralandı. İki gün sonra İstanbul'a döndü. 14 Kasım günü bir arkadaşının evinde öğle yemeği yerken fenalık geçiren şair hastaneye kaldırıldı. Beyinde damar çatlaması yüzünden başlayan rahatsızlığın sebebi doktor tarafından anlaşılamadı ve şaire alkol zehirlenmesi teşhisiyle tedavi uygulandı. Beyin kanaması geçirdiği sonradan fark edilen Orhan Veli, aynı akşam sekizde komaya girdi ve gece 23.30’da Cerrahpaşa Hastanesi'nde hayata veda etti. Orhan Veli’yi hastanede ziyaret eden Ahmet Hamdi Tanpınar olayı şöyle anlatır: “Daha orta mektebin birinci sınıfında talebem olan Orhan'ı Cerrahpaşa Hastanesi'nde son defa oksijen çadırının altında yarı çıplak, güçlükle nefes alır ve o kadar güzel hayallerin yakaladığı dünyamızı yalnız akı görünen gözlerinden boşanırken gördüğüm günü hiçbir zaman unutamam. Şiirimize tatlı anlaşmazlığı ve lezzeti getiren zekâ, kendisi olmaktan çıkmıştı.” 36 yaşında ölen şairin cenazesi 17 Kasım 1950'de, Beyazıt Camisi'nden kaldırıldı. Cenaze, akademisyenler, yazar ve sanatçılardan oluşan kalabalık tarafından Sirkeci'ye kadar taşındı, oradan bir otomobil ile Aşiyan Mezarlığı'na götürülerek toprağa verildi. 1 Şubat 1951'de arkadaşları tarafından anısına “ Son Yaprak” çıkarıldı. Tek sayı olarak basılan bu dergide, Orhan Veli rahatsızlandığında üzerinde olan ceketin cebindeki diş fırçasını saran kâğıda yazılmış olarak bulunan ve hiç yayımlanmamış olan Aşk Resmi Geçidi* şiiri de yer buldu. Cemal Süreya'ya göre Orhan Veli şiiri Türk şiirine damga vuran isimlerden, İkinci Yeni akımının sembol ismi Cemal Süreya, 1967 yılında yazdığı bir yazıda Orhan Veli ve şiirini şöyle değenlendirmişti: Orhan Veli'nin Yanlışı Orhan Veli'nin kavgası edebiyatımızın en büyük kavgasıdır, buna inanıyorum. Bu kavganın yurdumuzdaki bütün şiir köklerini büyük büyük ırgalayan bir işlevi oldu. Irmağın yatağını daha doğal bir vadiye indirdi. Şiire kasket giydirdi, sivilleştirdi onu. Bugünkü şiir verimleri onun da verimleridir biraz. Ama şiiri? Ben öteden beri ne zaman Orhan Veli'nin şiirine yaklaşmak, ısınmak istediysem, başaramadım. Hep ters geldi bana. Başlangıçta aynı noktadan çıkan Oktay Rifat'la Melih Cevdet'e karşı durumum bambaşka olmuştur. Onların şiirinden çok şey öğrendim. Sanırım, bizim kuşak şairlerinin çoğu da aynı duygu içindedir. Çünkü bu iki şair, Orhan Veli öldükten sonra sanatlarında büyük bir aşama yaptılar, geliştiler. Orhan Veli ise krizalit döneminde kaldı. Belki o da yaşasaydı şiirini tam anlamıyla kuracaktı. Kurabilecek miydi acaba? İkiyüzlü bir sevgi gösterisi demek olan bu soruyu sormamak daha iyi. O zaman, daha ikiyüzlü bir cevapla karşılaşmak mümkündür: şiirini kurmadan ölmemek de şairin bir güçlü yanı değil mi? Ben Orhan Veli'nin şiirinde baştan itibaren çok büyük bir eksiklik, çok büyük bir hata buluyorum. Bu, bir görüş ayrılığı değil, anlayış farkı değil, şiiri temelinden tehlikeye düşürdüğüne inandığım bir şey. Şu: Bilmem yanılıyor muyum, Orhan Veli, büyük kavgasını sürdürürken eski sanata karşı cevaplarını yazılarında değil, hep şiirlerinde vermek istedi; başka türlü söylersek, yeni bir şiir ne olmalıysa onun değil, eski şiir ne değilse onun çevresinde dolanmaya başladı. Bu onu sınırladı. Tam anlamıyla özgür olmasını daha ilk noktada engelledi. Bu yüzden yeni bir sanatın gizli, el değmedik olanaklarını kazanmaya pek fırsat bulamadı. Oysa yeni şiir, eski şiirin tersi değil, çok daha başka bir şeydi.Yeni bir sanat girişimi, kendi diyalektiği ile ve kendi açtığı alanlarda hareket etmeliydi; eski sanata karşı cevapları, tepkileri, yeni alanlardan kaldıracağı hasatla gerçekleştirmeliydi. Orhan Veli bu yola giremedi, asıl şiirini yazamadı. Orhan Veli, şiirlerinde eski şiirle o kadar uğraştı ki, kendi sanatının estetik yönüyle ilgilenmeye pek vakit bulamadı. Oktay Rifat'la Melih Cevdat Anday'ın Orhan Veli'nin ölümüne yakın zmanlardaki şiirleri de öyledir. Bütün gemileri yakmanın neşesi içindedirler ama, bir yetinme duygusunu yaşadıkları, ötesini pek fazla düşünmedikleri de anlaşılmaktadır.Mısra yok, ölçü yok, müzik yok, imge yok, güzel yok, kafiye yok, metafizik yok, dram yok. Ve bunlar eski şiirde var diye yok. Üstelik o sırada yardımcı malzemeye çok ihtiyacı olan Orhan Veli'nin lşiir,ötesi alanlardan da yararlanmak istemediğini görüyoruz. Tarihsel, toplumsal verilerle, felsefeyle, coğrofyayla ilgilenmiyor hiç. İşe sıfırdan başlamak istiyor. Bu sıfırdan çok şey doğabilirdi. Ama kendi gelişimini özgür bırakmak, bu arada bütün malzemeyi, bütün şiirsel durumları kendine koşullandırmak suretiyle.. Bİr de yeni yapıyı daha entellektüel planda kurmak suretiyle.. Oysa Orhan Veli halk gibi, hatta 'halk olarak' yazılan bir şiirin peşindeydi. 'Halk için halk tarafından'. Bence çıkışındaki biçim başkaldırması bu amacını zararlandırıyordu. Garip'teki afacan şiirlerin sonra sonra Yaprak'taki toplumsal yergi şiirlerine dönüşmesi belki de bu çelişkinin giderilmesi için atılınmış bir serüvenin sonucu oluyor. Aslında Orhan Veli'nin bütün şiirleri eskşi şiire bireryergisidir desek yeri. Ama ters yönden de olsa yine eski şiirden çıkar bunlar. Bu yüzden iyice formalist bir yapıları vardır. Güzelliklerini, değerlerini,hiç değilse tuhaflıklarını eski şiirden alırlar. Sözgelimi 'Kitabe-i Seng-i Mezar'larınvarlık gerekçesi eski şiirlerin tutumuna bağlanır: 'Lopinaların en harelisi', Ahmet Hamdi'nin 'Minarelerin en ilahisi' mısrası ile eğlenmektedir: 'Rakı şişesinde balık olsam', 'Göllerdebu dem bir kamış olsam'ı yıpratır. Bukonuda dolaylı, dolaysız örnkleri istediğimiz kadar genişletebiliriz. OrhanVeli'nin bütün şiirlerinde böyle bir tutum görüyoruz. Gerçi; 'Dalgacı Mahmut', 'Kapalıçarşı' gibi özgün ve eski sanattan bağımsız şiirleri de var. Ama çok az. Bence asılgüzel şiirleri de böyle şiirleridir. Çünkü bu şiirler yeni bir hava sunuyor, yeni bir şiirsel ağıntı kuruyorlar. Sadece edebiyat tarihçisinde değil, şairde de tükenmez ve adlandırılmaz bir kıpırtı, bir karıncalanma doğurabiliyorlar. Yeni şiirsel özlere köprü kurabiliyorlar. Orhan Veli'nin edebiyat hayatımızda hiçbir şairinkine benzemeyen bir kaderi oldu. Yeni şiirimizin, işlev olarak kurucusu olan bu adamkuramını yazılarıyla değil, başka iki şeyle yaptı: Hayatıyla ve şiiriyle. Hayatıyla, çünkü Orhan Veli hayat tarzıyla, sakalıyla, tipiyle, serüvenleriyle, hakkında çıkarılan hikayelerle de yeni şiirin kuruluş yıllarında büyük rol oynadı. Şiiriyle, çünkü Orhan Veli, yazacağı makalaleri, daha doğrusu fıkraları da şiirinde vermeye alışmıştı. Dikkat edilirse, sözgelimi Yaprak dergisinde şiir üstüne en az yazı yayımlayan odur. Nazım Hikmet eşyanın ve olayın korkunç bir röportajcısıydı. Eski şiire birçok yerden bağlı olduğu halde, bu bağlılıktan korkmamış ve sonuçta şiirini çok yeni, çok zengin olanaklarlaenine boyuna donatmıştır. Orhan Veli ise şiirlerinde şenlikli ve alçakgönüllü bir günlük yazarı niteliğinde iken, girtdiği serüvende en çok korktuğu şeye, eski şiire takılıp kaldı; eski şiirin geleneğinden negatif parodiler çıkarmaya çalıştı; Nazım Hikmet'ten çok daha köklü, çok daha önemli bir kavgaya girmek istedi, bir öncü kimliğinde, Türk şiirine kazandırdı o kavgayı; ama bu arada kendi şiirinin şehit düşmesini de önleyemedi. Ölümünden on beş yıl sonra bakıyoruz ki tüfeği depoya konulmuş çoktan. Orhan Veli kavgadan hiçbir zaman başını alıp Melih Cevdet'in 'Aı'sı, Oktay Rifat'ın 'Telefon'u gibi bir şiir yazamadı. Eksik kaldı. Yeni bir şiiri öneren, köklü bir sanat devrimini getirmeye çalışan birçok şairin, sanatçının eski sanatla alay eden, ona takılan birçok eskizleri olmuştur. Ama bunun yanı sıra onların hiçbiri o yeni şiirin, o devrimin yörüngesinde onun iç gelişmesine bağlı ürünler vermeyi deihmal etmemiştir. Gerçeküstücülerin de vardır böyle deneyleri. Ama sözgelimi bir André Breton oturup 'Serbest Birleşme'yi de patlatmıştır. Orhan Veli böyle. Türk şiirinin kavgasını kazandı. Kendi şiirinin kavgasını kaybetti. Öyle sanıyorum ki hepimizin onun serüveninden alacağımız büyük dersler var. ___ Aşk Resmi Geçidi **Birincisi o incecik, o dal gibi kız, **Şimdi galiba bir tüccar karısı. **Ne kadar şişmanlamıştır kim bilir. **Ama yine de görmeyi çok isterim, **Kolay mı? İlk göz ağrısı. **İkincisi Münevver Abla, benden büyük **Yazıp yazıp bahçesine attığım mektupları **Gülmekten katılırdı, okudukça. **Bense bugünmüş gibi utanırım **O mektupları hatırladıkça. **.............. çıkar **.............. dururduk mahallede **......................... halde **............ yan yana yazılırdı duvarlara **................... yangın yerlerinde. **Dördüncüsü azgın bir kadın, **Açık saçık şeyler anlatırdı bana. **Bir gün de önümde soyunuverdi **Yıllar geçti aradan, unutamadım, **Kaç defa rüyama girdi. **Beşinciyi geçip altıncıya geldim. **Onun adı da Nurinnisa. **Ah güzelim **Ah esmerim **Ah **Canımın içi Nurinnisa. **Yedincisi, Aliye, kibar bir kadın. **Ama ben pek varamadım tadına. **Bütün kibar kadınlar gibi **Küpe fiyatına, kürk fiyatına. **Sekizinci de o bokun soyu. **Elin karısında namus ara, **Kendinde arandı mı küplere bin. **Üstelik ....... **Yalanın düzenin bini bir para. **Ayten'di dokuzuncunun adı. **İş başında şunun bunun esiri, **Ama bardan çıktı mı, **Kiminle isterse onunla yatar. **Onuncusu akıllı çıktı **....... gitti ......... **Ama haksız da değildi hani. **Sevişmek zenginlerin harcıymış **İşsizlerin harcıymış. **İki gönül bir olunca **Samanlik seyranmış ama, **İki çıplak da, olsa olsa, **Bir hamama yakışırmış. **İşine bağlı bir kadındı on birinci, **Hoş, olmasın da ne yapsın, **Bir zalimin yanında gündelikçi. **.........leksandra **Geceleri odama gelir, **Sabahlara kadar kalır. **Konyak içer sarhoş olur, **Sabahı da işbaşı yapardı şafakla. **Gelelim sonuncuya. **Hiçbirine bağlanmadım **Ona bağlandığım kadar. **Sade kadın değil, insan. **Ne kibarlık budalası, **Ne malda mülkte gözü var. **Hür olsak der, **Eşit olsak der. **İnsanları sevmesini bilir Yaşamayı sevdiği kadar. t24.com.tr
18 Örnekle "Bir Noktalama İşareti Olarak AMK"
'Çok cinsiyetçi bir argo kelime' olarak çok fazla eleştiri görse de AMK, zengin Türkçe'nin muhtemelen en sık kullanılan küfrü. Özellikle sosyal medyada da AMK olarak kısaltılınca yaş, cinsiyet ve sosyoekonomik durum fark etmeksizin herkes tarafından bolca kullanılır oldu. O kadar joker bir küfür ki, aslında her türlü his ve duyguyu betimlemek için kullanılıyor. Bir nevi joker noktalama işareti...  Nasıl mı?  işte
Google Glass Haftaya Satışta!
Google'ın bir süredir unutulan ancak son birkaç gündür yeniden teknoloji gündemine oturan gözlüğü 15 Nisan'da herkes için satışa çıkıyor. Daha önce çekilişle belirlenen ve sayıları binlerle ifade edilen az sayıda kişiye gönderilen Google Glass şimdi tüm teknoloji meraklıları için sunuluyor.ABD'de gerçekleştirilecek bu sürpriz satış aslında ürünün pazara çıktığı anlamına gelmiyor. Çünkü Google Glass'ın satışı sadece 1 gün ile sınırlı olacak.Kaşif sürümüBu sürpriz kararı resmi Google+ hesabından duyuran Google Glass takımı, sadece 1 gün için yapılacak satışta sınırlı sayıda ürünün yer alacağını belirtti. Herkes tarafından satın alınabilecek Google Glass, daha önce az sayıda kişiye geliştirici ve teknoloji meraklısına gönderilen kaşif sürümünün aynısı olacak.Fiyat aynıCihazın fiyatında ise bir değişiklik bulunmuyor. Google Glass Kaşif Sürümü daha önce sahip olduğu 1500 dolar artı vergi etiketiyle satışa sunulacak. Önümüzdeki hafta Salı günü gerçekleşecek satışlar pasifik saatiyle 06.00'da başlayacak. Google Glass satış sayfasına buradanulaşabilirsiniz. Ürünün son kullanıcı sürümünün 2014 yılı sonunda pazara sürülmesi bekleniyor.Shift Delete
Lenovo'dan 130$'a 13MP Kamera ve 8 Çekirdekli Telefon
Motorola'nın mobil bölümünü satın olarak bu kategoride daha iddialı olacağını açıkça ortaya koyan Lenovo, yakın zamanda mobil dünyasına oldukça iddialı bir telefon sunacak. Golden Warrior S8 (Altın Savaşçı) olarak isimlendirilen telefonu iddialı yapan özelliği ise fiyatı. Şu an için sadece Çin'de bazı görsellerde ortaya çıkan Golden Warrior S8 sahip olduğu teknik özellikler orta sınıfta, fiyatı itibariyle ise giriş seviyesinin de altında konumlandırılacak. Golden Warrior S8'in fiyatı sadece 130 dolar olacak. İnanılmaz bir fiyata sahip akıllı telefonun dünya genelinde satışa sunulup sunulmayacağı henüz bilinmiyor, ancak satıldığı takdirde akıllı telefon kategorisinde dengeleri değiştirebilir. 5.3-inç büyüklüğünde Gorilla Glass 3 ile güçlendirilen HD çözünürlüklü LCD ekranla donatılan modelin güç birimini MediaTek cephesinden 1.4GHz'de çalışan 8 çekirdekli MTK6592 işlemcisi oluşturuyor. Bellek tarafına baktığımızda 2GB RAM, 16GB depolama ve microSD kart desteği karşımıza çıkıyor. Golden Warrior S8'in bunun dışında Android 4.2.2 Jelly Bean, 13MP arka kamera, 5MP ön kamera, 2.000mAh kapasiteli pil, altın sarısı rengi ve çift SIM kart desteği gibi dikkat çeken özelliklere sahip. Lenovo düşük maliyetli akıllı telefonlarını Çin dışında satışa sunmuyor. Dünya devi üretici ürünlerini genel olarak Asya ve diğer Güney Doğu Asya ülkelerinde kullanıcılarla buluşturuyor. Motorola'yı satın olarak dünya geneline açılma noktasında önemli bir eşik atlayan Lenovo dileriz fiyatı ve teknik özellikleriyle dikkat çeken Golden Warrior S8'i birçok ülkede satışa sunar.teknolojioku
Reklam
Khaleesi'nin Tam Bir "Alayına Gider" Kadın Olduğunun 13 Kanıtı
Game of Thrones'un bütün karakterleri şöyle bir kenarda dursun, Daenerys yani nam-ı diğer Khaleesi bambaşka. Hem tam bir ateşli hatun hem de çağının ultra ataerkil düzeninde %100 feminist.İşte Daenery's in neden Westeros'un gerçek kraliçesi olduğunun 13 ispatı!
Reklam
'Eski Kocam Şimdi Karım'
İngiliz Daily Mirror gazetesi “Eski kocam şimdi karım” başlıklı haberinde cinsiyet değiştirerek kadın olan eşiyle tekrar evlenen kadının hikayesini yazdı.Üç çocuklu mutlu bir aileydiler. Eski adıyla Andrew yeni adıyla Kate (50), yaklaşık 20 yıllık karısı Helene Ratcliffe’e kadın olmak istediğini anlatınca mükemmel aile imajlarının sallandığı anlattı. Haberde ilk defa 1986 yılında karı koca olarak evlenen çiftin, gelinlik giyerek ikinci kez tekrar evlendiklerine dikkat çekildi. “Karım olarak onla tekrar evlenebilmek için ameliyatla kadın olan kocamı boşamak zorunda kaldım” diyerek ilginç öykülerini anlatan Helene Ratcliffe (43), o zamanlar Andrew ismini taşıyan kocasına kızdı ama hayatını birlikte kurduğu adamı anlamaya çalıştı. Kocası kadın olarak yeni bir hayata başlayacaktı ve çift boşandı. Andrew, Kate olurken zor bir geçiş dönemi yaşıyordu. 28 yıl birlikte yaşadığı eski kocasını çok seven Helene Ratcliffe, onla bu kez iki kadın olarak evlenmeye karar verdi.Cumhuriyet
Türkiye'de İnternet 21 Yaşında, Youtube Partiye Davetli Değil!
Türkiye'de bugün hanelerin yarısına ulaşan internet, başta iletişim olmak üzere bireysel ve iş hayatında en temel ihtiyaçları karşılayan teknoloji konumunda. Türkiye'de ilk kez 12 Nisan 1993 tarihinde kullanılmaya başlanan internet, geride kalan 21 yılda hızıyla beraber eriştiği insan sayısını kat kat artırdı. Dünyanın sosyal medya kanallarını en çok kullanan ülkelerinden biri olan Türkiye, e-ticaret rakamları ve online oyun performansıyla da interneti her alanda yaşamına dahil etmiş durumda. İlk günden bugüne uzanan tarihçeye bakıldığında, Türkiye'nin internetin gelişimini en iyi takip eden ülkelerden biri olduğu da gözler önüne seriliyor. Türkiye'ye internetin adım atması, 80'li yıllardaki yavaş ama büyük çaba gerektiren gelişmelerin arkasından geldi. IBM'in ilk PC'yi (kişisel bilgisayar) sunduğu 1981'in ardından, 1983 yılında internetin atası kabul edilen ilk paket anahtarlama ağı ARPANET TCP/IP protokolu kullanmaya başladı. İnternete bağlı tüm cihazlara ad koyan Domain Name System (DNS) ve .com, .net gibi internet adlarının hayata geçmesinden iki yıl sonra, ARPANET, ilk internet omurga ağı ABD Ulusal Bilim Derneği Ağı'na (NSFNet) dönüştürüldü. World Wide Web (W3), 1990'da sahneye çıktı ve Tim Berners Lee tarafından açılan ilk web sitesi, W3'ün ne olduğunu anlatan ilk online sayfa olarak belirdi. İlk bağlantı 1993 yılında yapıldı Türkiye'nin ilk internet ağı projesi, 1991 yılında ODTÜ ve TÜBİTAK tarafından başlatıldı. İlk internet bağlantısı ise 12 Nisan 1993 tarihinde ODTÜ Bilgi İşlem Daire Başkanlığı'na ait yönlendiriciler ve PTT'den sağlanan 64 Kbps kapasiteli kiralık hat kullanılarak gerçekleştirildi ve NSFNet ile bağlantı kuruldu. Türkiye'de üniversitelerin başını çektiği internet, ODTÜ'nün ardından 1994-96 yılları arasında Bilkent, Boğaziçi, Ege ve İstanbul Teknik Üniversitesi'nde de hayata geçti. ODTÜ ve Bilkent Üniversitesi'nin temsil ettiği ilk Türkçe içerikli sayfaları, 90'lı yılların sonunda hayata geçen Ekşisözlük ve Mynet gibi siteler takip etti. Dial-up modemlerle başladı Bilgisayarların dial-up modemine uzanan ek bir telefon kablosuyla yapılan ilk ve oldukça zahmetli internet bağlantıları, Türkiye'de internet servis sağlayıcılarının (ISS) hızla arttığı 2000'lere doğru yerini telefon hattı üzerinden bağlantı, yani ADSL'ye bıraktı. Türkiye’nin ilk ISS firması Turnet, 1996 yılında üç ticari hat üzerinden hizmete başladı. 1997’ye gelindiğinde, ISS sayısı 80’i geçmişti. Jeff Bezos'un 1994'te kurduğu Amazon e-ticaretin hızla temellerini atarken, sırasıyla 1995 ve 1998'de kurulan Yahoo ve Google, W3'ü sadece URL çubuğuna bağlı olmaktan kurtardı. 1995’te Mirc ve 1996 yılında sunulan ICQ, sosyal ağların öncesindeki mesajlaşma ortamları olarak belirdi. Bir yıl sonra, Türkiye’de internete bağlı bilgisayar sayısı 30 bine, kullanıcı sayısı 250 bine ulaştı. İlk büyük müzik dosyası paylaşım platformu olan Napster, 1999 yılında hayata geçti. Patent hakları ve internet hukuku hakkında sonu gelmeyen tartışmaları başlatan platform, bir yıl sonra yasaklandı. ‘Hepimizi birer dünya vatandaşı olduk’ Küresel internet kullanıcısının 360 milyona, tescil edilen alan adı sayısının da 10 bine dayandığı 2000 yılı, aynı zamanda NASDAQ borsasının büyük değer kaybı yaşadığı Dot-Com balonuna sahne oldu. İnternete yatırım yapan firmaların büyük yara almasına rağmen, sanal sektör hızla büyümeye devam etti. Türkiye’de .com.tr uzantılı alan adı sayısı, 200 bini geride bıraktı. Aynı yıllarda, Türkiye’nin ilk e-ticaret devleri, Gittigidiyor ve Sahibinden.com hayata geçti. Türkiye’nin en büyük e-ticaret platformlarından biri olan Sanalpazar’ın kurucusu Cem Kesici, internetin hayatımıza kazandırdıklarını şu şekilde özetledi: İnternet, bir iletişim aracı olarak, arkadaşlar, akrabalar, ortak ilgi ve inanç alanları olan bireyler arasındaki iletişimi ve paylaşımı ölçülemeyecek kadar büyük bir oranda geliştirdi. Giderek de mektup, telefon, TV gibi araçları da içine alarak temel iletişim platformuna dönüşüyor. Öte yandan internet, artan paylaşım olanağının bir sonucu olarak, bireysel yaratıcılığı geliştirdi. Bir ticaret aracı olarak emlak, otomobil ve tüketim ürünlerinin satıcılarına ve alıcılarına, ülkenin her yerinden, her yerine erişim sağladı. Ülkenin herhangi bir noktasındaki herhangi bir bireye, dünyadaki her türlü fikre, ürüne, inanca, topluluğa erişme ve dünya vatandaşı olma imkanı getirdi. Blog kültürünü teşvik eden WordPress'in sunulduğu 2003'te genişbant internet kullanıcısı sadece 18 bin olan Türkiye, Facebook, Pirate Bay, YouTube'un kurulduğu yıllarda giderek güçlendi, Twitter ve Tumblr'ın sürdürdüğü olgunlaşma çağında hızla büyüdü. 2011'e gelindiğinde, genişbant internet kullanıcısı 590 kat artarak 11 milyona ulaşmıştı. Yasak tartışmaları İnternet tarihinde çalkantılı döneme 2008’deki YouTube'a erişim engeli ile giren Türkiye, 2.5 sene boyunca alternatif yollardan video portalına bağlanmaya devam etti. Erişim yasağının nedeni olarak, Atatürk’e hakaret içeren videoların paylaşılması gösterildi. İnternetle ilgili en yoğun yasak tartışmaları ise, yeni yasal düzenlemelerin Şubat 2014’te hayata geçmesi ile başladı. İlk olarak Twitter, 22 Mart gecesi erişime kapatılırken, YouTube, 27 Mart tarihinde Türkiye'de ikinci kez yasaklandı. Ancak erişim engelinin ilk gününde Twitter'da, bir saatte atılan tweet sayısı 1.2 milyona ulaşarak rekor kırıldı, kullanıcı sayısı 2 milyon arttı. Twitter, Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararla iki hafta sonra tekrar erişime açılırken, YouTube için erişim engelini kaldıran kararın hayata geçmesi bekleniyor. Küresel çevrimiçi insan sayısı, 2013'te 2.4 milyar insana ulaştı. Aynı yıl Facebook, Twitter ve Tumblr'ın eriştiği kullanıcı sayısı ise sırasıyla 1 milyar 190 milyon, 645 milyon ve 300 milyon. 35 milyona yaklaşan aktif internet kullanıcılarının yüzde 94'ü (32.7 milyon) Facebook üyesi olan, Twitter'daki aktif kullanıcı sayısı ise 9.6 milyona ulaşan Türkiye, dünyanın en çevrimiçi ülkelerinden biri. Hızla gelişen internet altyapısı sayesinde, bir gün Türkiye'de herkes dünyanın dört bir yanındaki insanlarla bağlantı kurabilecek. Bu noktada, Facebook ve Google'ın yürüttüğü 'bedava internet' projelerinin başarısı da büyük önem taşıyor. PwC Türkiye Bilgi Güvenliği ve Siber Güvenlik Hizmetleri Lideri Burak Sadıç, Türkiye’de internetin 21’inci yaşında yasakları aşarak, daha güvenli ve verimli bir internet arayışına girilmesi gerektiğini ifade etti: 'Bu yıldönümü benim için özel bir önem taşıyor. Çünkü 1993 yılında Türkiye'de internetin doğduğu ODTÜ'de öğrenciydim ve hem öğrencilik hayatım, hem de iş hayatım internetin gelişimi ile beraber şekillendi. En başta sadece üniversite ortamlarında kullanılan internet zaman içinde finans dünyası başta olmak üzere iş dünyasına ve daha sonra da evlere kadar geldi. Son dönemde ise internet artık herkesin yanında taşıdığı akıllı telefonlar ve tabletler yardımı ile her zaman ve her yerde erişilebilir hale geldi. Herkesin, her yerde hızlı internete bağlanabilmesi sayesinde iletişim çok kolaylaştı ve bu hem iş hayatımızı hem de özel hayatımızı fazlasıyla değiştirdi. Ülke gündeminde yer alan çeşitli kısıtlamalarla ilgili tartışmaların en kısa zamanda sona erip, interneti nasıl daha verimli ve güvenli bir şekilde kullanıp ülkemizi daha ileri taşıyabileceğimizle ilgili tartışmalara bırakması ise en büyük temennim.” Türkiye'de internet tehdit olarak görülüyor Bilişim hukuku avukatı Gökhan Ahi ise Türkiye'de internetin tehdit olarak görüldüğünü ifade ediyor. Al Jazeera'ya açıklamalarda bulunan Ahi şunları söyledi: 'İnternet, dünyadaki birçok kavramı kökünden değiştirdi ve değiştirmeye devam edecek. İnternetin dönüştürücü ve değiştirici etkisini daha fazla ön plana çıkarmak ve fırsatlara yol vermek, tüm devletlerin öncelikli planları arasında yer almalı. İnternet, bir taraftan fırsat olarak algılanırken diğer yanda hep bir tehdit olarak görülüyor. Türkiye maalesef interneti daha çok tehdit olarak algılayan ülkelerden. Kısa zamanda bu algının kırılmasını ümit ediyor ve internetin 21. yaşını büyük bir sevinçle karşılıyorum. ' Türkiye hakkında kısa internet istatistikleri TÜİK'in Ocak - Mart 2013 verilerine göre, 16 - 74 yaş grubundaki bireylerde bilgisayar ve internet kullanım oranları sırasıyla yüzde 49.9 ve yüzde 48.9. Aynı dönem ve yaş grubunda internet kullanan bireylerin arasında düzenli internet kullanım oranı ise yüzde 91.6. İnternet üzerinden mal veya hizmet siparişi verme ya da satın alma oranı yüzde 24.1. Nisan 2013 itibariyle Türkiye genelinde hanelerin yüzde 49.1’i internete bağlıyken, hanelerin yüzde 46.5’inde genişbant internet erişim imkânı bulunuyor. Ocak - Mart 2013 verilerine göre, internet en çok online haber, gazete ya da dergi okumak (yüzde 75.6) ve sosyal ağlara girmek için (yüzde 73.2) kullanılıyor. Türkiye'de her 18 online oyuncudan 4'ü League of Legends (LOL) oynuyor. Facebook'ta en çok oynanan ilk 10 oyunun Haziran 2013 itibariyle toplam oyuncu sayısı 18 milyon 492 bin. Al Jazeera
Reklam
Boğaziçi Üniversitesi'nden Kızlı-Erkekli Adımı
Başbakan Erdoğan'ın öğrenci evleri ve yurtlarda kızlı-erkekli kalındığını öne sürmesinin ardından Boğaziçi Üniversitesi, daha önce kadın ve erkek öğrencilerin aynı bina içerisinde farklı katlarda kaldığı yurtları kız ve erkek yurdu haline getirmeye karar verdi. Boğaziçi Üniversitesi Kuzey Kampüsü'nde bulunan ve kadın ve erkek öğrencilerin aynı bina içerisinde farklı katlarda kaldığı yurtlar kız ve erkek yurdu olarak yeniden düzenlenecek. Geçen hafta yurtlarda yapılacak düzenlemelerle ilgili öğrencilerin kaygılarını iletmek üzere Öğrenci İşleri Dekanı Biray Kolluoğlu'yla görüşen ÖTK üyelerine verilen bilgiye göre, 2009 öncesinde olduğu gibi 1. Kuzey Yurdu erkek yurdu, 2. Kuzey Yurdu ise kız yurdu olarak hizmet verecek. Uçaksavar Kampüsü'nde bulunan Uçaksavar ve Superdorm yurtlarının ise mevcut yapısı korunacak. Daha önce, Başbakan Erdoğan'ın öğrenci evlerine ve yurtlarına yönelik sözlerinin ardından bazı illerde KYK'ya bağlı kız ve erkek yurtları ayrı kampüslere taşınmıştı.(soL- Haber Merkezi) 
Zlatan İbrahimovic'in Acı Günü
Paris Saint-Germain'in İsveçli yıldız futbolcusu Zlatan İbrahimovic'in kardeşi hayatını kaybetti. Fransa 'nın Paris Saint-Germain (PSG) takımında oynayan Bosna Hersek asıllı İsveçli yıldız futbolcuZlatan İbrahimoviç'in, erkek kardeşinin vefat ettiği öğrenildi. Uzun süre tedavi gören kardeşinin vefat ettiği haberini alan Zlatan İbrahimoviç, Paris'ten ayrılarak ailesinin yaşadığı İsveç'in Malmö kentine gittiği öğrenildi. İki erkek kardeşi olan İbrahimoviç'in hangi kardeşinin vefat ettiğini, ayrıca vefat nedeninin ne olduğu henüz bilinmiyor. Avrupa medyasında yer alan haberlere göre, Zlatan İbrahimoviç'in eşi ve iki çocuğuyla birlikte Paris'ten ayrılarak Malmö'ya gittiği, ancak Paris'e ne zaman döneceğinin bilimmediği kaydedildi. Zlatan Ibrahimoviç'in babası Şefik İbrahimoviç 1977 yılında Bosna-Hersek'ten İsveç'e göç etmiş ve Hırvat Jurka Graviç ile tanışarak, evlenmişti. Babası daha önce iki kez evlenen İbrahimoviç'in, bir erkek kardeşi ve 3 kız kardeşi daha bulunuyor. DHA
Bebeğimizin Adı Khaleesi Olsun mu?
Game of Thrones fırtınası sürüyor. Geçtiğimiz Pazartesi 4. sezonu ile ekranlara gelen dizi, tüm dünyada fenomen haline geldi. Dizinin 4. Sezon ilk bölümü tüm dünyada 6.6 milyon kişi tarafından izlendi. Kıyafetleri, kullandıkları malzemeler ve spotluk cümleleri ile kendisini milyonlara sevdiren Game of Thrones dizisinin karakterlerinin isimleri şimdi de yeni doğan bebeklere veriliyor. The Independent’ın haberine göre, bu isimler özellikle ABD’de tercih ediliyor. Habere göre, Dothraki dilinde ‘kraliçe‘ anlamına gelen ve Emilia Clarke’ın canlandırdığı ‘Khaleesi’nin adı sadece 2012′de 146 kız bebeğe verildi. ‘Khaleesi’nin gerçek adı Daenerys ise 21 bebeğe verildi. İngiltere’de, iki yıl önce ‘Khaleesi’ isimli 21 bebek vardı. Lord Eddard Stark’ın eşi ‘Lady Winterfell’in adı Catelyn üç, çiftin en büyük kızları Sansa’nın adı da dört bebeğe verildi. Stark ailesinin kızları Arya da popülerler listesinde. İngiltere’de en az 104 bebek artık Arya adını taşıyor. Erkeklerdeyse, Kral Balon Greyjoy‘un oğlu Theon‘un adı tercih ediliyor. İngiltere’de sekiz çocuk Stark ailesinin küçük oğulları Bran‘in adını taşırken, dört çocuk da adını Tyrion Lannister’dan aldı. Evrensel
Reklam
Nineler Dedelere Karşı
İZMİR’in Ödemiş İlçesi’nde, Bütün Şehir Yasası’yla mahalleye dönüştürülen Hamam Köy’e yaptırılan halı saha törenle hizmete açıldı.Hamam gibi mahalleye dönüştürülen çevredeki dört köyün de yararlanacağı halı sahanını açılışına nineler ve dedelerin maçı renk kattı. Ödemiş’in en uzak mahallelerinden biri olan Hamam’a Köylere Hizmet Götürme Birliği’nin son icraatı olarak 124 bin liraya halı saha yaptırıldı. Hamam Köyü Ortaokulu bahçesine yapılan ve Çayır, Küçükören, Demirdere ve Güney mahallerinin de yararlanacağı halı sahanın açılışı törenle yapıldı. Törene, Ödemiş Kaymakamı Abdullah Dölek, Ödemiş Garnizon Komutanı Yüzbaşı, Ödemiş İlçe Sağlık Müdürü İbrahim Telliel, kapanan İl Genel Meclisi’nin eski üyeleri köylüler ve öğrenciler katıldı. Törende konuşan Kaymakam Abdullah Dölek, halı sahanın yapılmasında emeği geçenlere teşekkür edip, “Hangi işi yaparsak yapalım sanatla sporla iç içe olalım. Siz de zaten doğal olarak sporu hayatınızda devamlı olarak yapıyorsunuz; tarla işlerin de çalışıyorsunuz, yürüyorsunuz, yük indirip kaldırıyorsunuz. Ama şu ortamın şu tabi doğal güzelliği spor sahalarıyla köyümüzün, vatandaşımızın yeni ismiyle mahallemizin sosyal etkinliğinde, spor etkinliğinde kullanabileceği bir alanı oluşturduk hepinize hayırlı uğurlu olsun” dedi. Konuşmaların ardından Kaymakam Dölek ve beraberindeki protokol üyeleri kurdelesini keserek halı sahayı hizmete açtı. Köydeki dede ve şalvarlı nineleri birer takım oluşturup, halı sahada ilk maçı yapmaları renkli görüntülere neden oldu. Torunlar da halı sahanın etrafındaki tel örgülerin arkasından dede ve ninelerine tezahüratlarıyla destek verdi. Dede ve ninelerin ardından Kaymakam Abdullah Dölek ve diğer protokol üyelerinin oluşturduğu takım köylülerle maç yaparak, ter attı. Açılışa katılanlara köylü kadınların yaptığı gözlemeler ikram edildi. Yüksel BALCI / ÖDEMİŞ, (İzmir) (DHA)
Reklam
Reklam