İngiltere’de 24 yaşındaki genç kızın anoreksiya hikayesi duyduklarımızdan biraz daha farklı. 8 yaşından bu yana kilo problemleriyle ile boğuşan Emma Duffy bir yıl boyunca hiçbirşey yememiş. DIŞ HABERLER/milliyet.com.tr Emma Duffy’nin kiloyla olan problemi ilkokulda dansçı olma isteği yüzünden başlamış. Öğretmeni “sen dansçı olamazsın dansçı olmak için çok şişmansın” dedikten sonra zayıflamaya karar veren Emma 16 yıldır kilolarıyla savaş içinde. Zor bir çocukluk ve ergenlik geçiren Emma yıllar boyunca zayıflamak istedikten sonra 20 yaşına geldiğinde hızla kilo vermeye başladı. Oldukça zayıflayan genç kız için işler tersine döndü. Emma o günden bu yana artık kilo alamıyor. Hatta yemek bile yiyemiyor.Bir yıldan fazla bir süre yemek yemeden yaşam savaşı veren Emma Duffy yatağa bağlı olarak hayatını sürdürdü. Bu dönem içinde besinler sıvı hale getirilerek bir tüp yardımıyla genç kıza verildi. Midesi yemeği bir türlü kabul etmeyen genç kız için şimdi özel bir tedavi yöntemi uygulanacak. Yeme bozukluğu sebebiyle ağır bir depresyona geçiren Emma tam 9 kez de intihara kalkışmış.milliyet
Beykoz Korusu ya da Abraham Paşa Korusu , İstanbul'un Beykoz ilçesinde yer alan koru İstanbul Boğazı sırtlarında, Beykoz ile Paşabahçe semtleri arasında geniş bir arazi üzerine yayılmıştır. Boğaz'a bakan yamaçlardan başlayarak içlerde Riva'ya kadar uzanır. Doğuda doğal ormanlarla bütünleşir. Koru adını, Mısır Hıdivi Mehmet Ali Paşa'nın yakın adamlarından olan Ermeni kökenli Erem Amira'nın torunu Abraham Paşa'dan (1833-1918) almaktadır. Abraham Paşa, dönemin Osmanlı padişahı Abdülaziz'le dostluk kurmuş ve bir rivayete göre padişahla oynadığı bir tavla oyununda galip gelmesi üzerine bu korunun bulunduğu geniş araziyi kazanmıştır. :) Abraham Paşa'nın mülkiyetindeyken, koru Fransız bahçe uzmanları tarafından düzenlenmiş, içinde köşkler, kuşhaneler ve havuzlar inşa edilmiştir. Türkiye ikliminde doğal olarak yetişmeyen, yurtdışından getirilmiş egzotik bitki ve ağaçlar dikilmiştir.İki büyük yapay mağara, beş havuz, kayalarla oluşturulmuş 3 yapay çağlayan bulunan korudaki havuzlardan birinin içinde küçük bir yapay ada vardır. Günümüzde İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne ait olan koru, halkın ziyaretine açıktır. İçinde iki otopark, iki kır kahvesi, bir restoran, iki sera, açık spor alanları, çocuk parkı, oturma terasları ve piknik alanları bulunmaktadır. Koruda bulunan ağaçlar arasında sekoya, kırmızı yapraklı karaağaç ve Japon saforası gibi nadide türler bulunur. Bunların yanı sıra çok miktarda at kestanesi,çınar,ıhlamur,meşe, erguvan ve akasya türü de bulunur. Bu özelliklerinin yanı sıra Lale festivali kapsamında Beykoz Korusu'na 16 farklı türde toplam 250.000 lale dikildi. Bu görsel şöleni kaçırmayın :)
MHP'li Halaçoğlu, Başbakan'ın mezun olduğu dönemde İktisadi ve İdari Bilimler Akademisi'nin üç yıllık olduğunu, bu sebeple Cumhurbaşkanlığı'na aday olamayacağını belirttiT24MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu , Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 'ın okuduğu İktisadi ve İdari Bilimler Akademisi'nin üç yıllık olduğunu, dolayısıyla Anayasa'ya göre Cumhurbaşkanı adayı olamayacağını iddia etti. Başbakan Erdoğan'ın üniversitede derslerine giren CHP İstanbul Milletvekili Aydın Ayaydın , Erdoğan'ın okuduğu okulun 3 yıllık olması nedeniyle cumhurbaşkanı adayı olamayacağına yönelik iddianın doğru olmadığını, okulun 4 yıllık eğitim verdiğini söyledi.Anayasa'nın 'Cumhurbaşkanı' başlığını taşıyan bölümündeki 'Nitelikleri ve Tarafsızlığı' alt başlıklı 101. maddesinde cumhurbaşkanı seçilmek için gerekli nitelikler sayılırken 'üniversite' değil ''yüksek öğrenim' ifadesi geçiyor. Maddenin ilgili bölümü şöyle:'Cumhurbaşkanı, kırk yaşını doldurmuş ve yüksek öğrenim yapmış Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri veya bu niteliklere ve milletvekili seçilme yeterliğine sahip Türk vatandaşları arasından, halk tarafından seçilir...'‘Başbakan Anayasa'ya göre aday olamaz’Bir gazetecinin sorusu üzerine, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın okuduğu İktisadi ve İdari Bilimler Akademisi'nin, o dönemde üç yıllık olduğunu savunan Halaçoğlu, 'Dolayısıyla Başbakan Erdoğan Anayasa'ya göre Cumhurbaşkanı adayı olamaz' dedi.Bu okulun 1980'den sonra fakülte haline geldiğini ifade eden Halaçoğlu, '4 yıllıksa Başbakan açıklasın, diplomasını göstersin' diye konuştu.Halaçoğlu, bu okulda yangın çıktığı için bütün belgelerin yok olduğunu, sonradan başvuranlara diploma verildiğini kaydetti.Erdoğan’ın hocası: 4 yıl boyunca Erdoğan’ın hocalığını yaptımCHP İstanbul Milletvekili Aydın Ayaydın, MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu'nun İktisadi ve İdari Bilimler Akademisi'nin 3 yıllık olması nedeniyle anayasaya göre cumhurbaşkanı adayı olamayacağına yönelik iddiasına ilişkin konuştu.Erdoğan'ın, 1978-1981 yılları arasında İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'ne bağlı 4 yıllık eğitim veren İktisat ve Ticaret Yüksekokulu'nu bitirdiğini belirten Ayaydın, 4 yıl boyunca üniversitede Erdoğan'ın hocalığını yaptığını kaydetti.‘Mezun olduğu okulda yangın çıkmadı’Ayaydın, Erdoğan'ı ve sınıf arkadaşlarını çok iyi hatırladığını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:'Sınıf arkadaşlarından biri de şu anda Marmara Üniversitesi'nde Profesör olan Mehmet Emin Arat, bir dönem rektör yardımcılığı yaptı. Sayın Başbakan'ın mezun olduğu tarihte, ihtilalden sonra YÖK kurulduğu için İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nin ismi Marmara Üniversitesi olarak değişti. Bu nedenle Sayın Başbakan, 4 yıllık eğitim veren Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi diploması aldı.Sayın Halaçoğlu'nun, yandı dediği Ticari ve İdari İlimler Akademesi doğrudur. Ticari İlimler Akademisi'nin Sultan Ahmet Kampüsü yandı. Ama Sayın Başbakan o okulda değildi, o okula bağlı Aksaray Fındıkzade Molla Gürani Caddesi'nde faaliyet gösteren, 4 yıllık eğitim veren İktisat ve Ticaret Yüksekokulu'ndan mezundur. Yangının çıktığı okuldan mezun değildir, Sayın Başbakan'ın mezun olduğu okulda yangın olmadı, dosyalar yanmadı'‘Sınavlarda araya bir sıra asker dizerdik’Ayaydın, asistan olarak Erdoğan'ın hem sınavlarına hem de 'para kredi dersine' girdiğini ifade etti.Ayaydın, Başbakan ve diğer sağ görüşlü öğrencilerin bir yerde toplanıp, polis ve asker nezaretinde derslere ve sınavlara girebildiğini belirterek, 'Hatta Haziran ve Eylül aylarında bunların sınavlarını yaparken, aynı sınav salonunda bunların arasına bir sıra asker dizip, sağ tarafta Sayın Başbakan'ın dahil olduğu grubu oturturduk, sol tarafta da sol görüşlü öğrenciler otururlardı' diye konuştu.Anayasa’da cumhurbaşkanının niteliklerini belirleyen maddeCumhurbaşkanının nitelikleri Anayasa’nın 101. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre cumhurbaşkanının “kırk yaşını doldurmuş ve yükseköğrenim yapmış” olması gerekiyor.“Cumhurbaşkanının nitelikleri ve tarafsızlığı” başlıklı Anayasa’nın 101. maddesi şöyle:“Cumhurbaşkanı, kırk yaşını doldurmuş ve yüksek öğrenim yapmış Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri veya bu niteliklere ve milletvekili seçilme yeterliğine sahip Türk vatandaşları arasından, halk tarafından seçilir.Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir.Cumhurbaşkanlığına Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri içinden veya Meclis dışından aday gösterilebilmesi yirmi milletvekilinin yazılı teklifi ile mümkündür. Ayrıca, en son yapılan milletvekili genel seçimlerinde geçerli oylar toplamı birlikte hesaplandığında yüzde onu geçen siyasi partiler ortak aday gösterebilir.Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği sona erer.”
Afrikalı 15 hayat kadını HIV'li çıktıİstanbul’da fuhuş operasyonu yapan polis erkeklerle para karşılığı fuhuş yapan 3 Uganda uyruklu kadını gözaltına aldı. Son günlerde Afrika kökenli fuhuş yapan kadın sayısında artış yaşandığı belirtilirken, son 6 ayda yakalanan 15 kadında HIV virüsü tespit edildiği öğrenildi. İstanbul, Fatih’te bir ihbarı değerlendiren polis ekipleri fuhuş yaptıkları tespit edilen Uganda uyruklu 3 kadınla müşteri gibi irtibata geçti. İki saat ilişki karşılığında 1000’er lira para isteyen kadınlarla anlaşan müşteri kılığındaki polisler buluşmanın ardından şüphelileri gözaltına aldı. Asayiş Şube Müdürlüğü’ne getirilen Uganda uyruklu kadınların turist olarak geldikleri İstanbul’da paraları bitince fuhuş yaptıklarını söyledikleri öğrenildi. İşlemlerinin ardından kadınlar sınır dışı edilmek üzere Yabancılar Şube Müdürlüğü’ne teslim edildi. haberturk.com
ÖSYM'den yapılan açıklamada LYS'ye girecek adayların ‘2014-LYS'lerin tamamına girmeleri yararlarına olacak’ denildi Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM ), başvuruları devam eden 2014-LYS sınavları için öğrencileri uyararak, ''Yeni açılacak programlar, puan türlerinde oluşabilecek değişiklikler vb. durumlar nedeniyle farklı alanlarda puan türlerinin hesaplanabilmesi için, adayların 2014-LYS’lerin tamamında sınava girmeleri yararlarına olacaktır.'' dedi. Turizm fakültesi için değişiklik yapıldığını belirten ÖSYM, ''adaylar başvurularını internette kontrol etsin'' diye de uyardı. CHA’da yer alan habere göre, ÖSYM, başvuruları devam eden 2014-LYS sınavlarıyla ilgili adayları uyaran bir açıklama yaptı. Açıklamada, 2014 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi (ÖSYS) kapsamında 23 Mart 2014 tarihinde Merkezimiz tarafından yapılan 2014 Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS ) sonuçlarına göre YGS puanlarından en az biri 180 ve daha fazla olan adayların isterlerse Lisans Yerleştirme Sınavlarına (LYS) başvuru yapabilecekleri belirtildi. LYS sınav başvurularının 30 Mart’ta sona ereceği ifade edilen açıklamada, “Başvuru süresi uzatılmayacaktır.” denildi. Açıklamada şunlar yer aldı: 'Yükseköğretim Genel Kurulu kararı ile 2013-2014 öğretim yılında öğrenci alımı durdurulan Eğitim Fakültelerinin aşağıda yer alan ortaöğretim alan öğretmenliği programlarına, programların karşısında belirtilen puan türlerinde, 2014-2015 öğretim yılından itibaren Yükseköğretim Genel Kurulunun 17/04/2014 tarihli kararı ile öğrenci alınacaktır. 2014-ÖSYS’de bu programlara tercihlerinde yer vermek isteyen adayların puanlarının hesaplanabilmesi için ilgili LYS’lere girmesi zorunludur. Adayların girmek istedikleri LYS’leri belirlerken bu duruma dikkat etmeleri gerekmektedir.' 2014-ÖSYS’de öğrenci alınacak ortaöğretim alan öğretmenliği programlarının puan türleri ise şöyle sıralandı: Biyoloji Öğretmenliği MF-2 Coğrafya Öğretmenliği TS-1 Felsefe Grubu Öğretmenliği TM-3 FizikÖğretmenliği MF-2 Kimya Öğretmenliği YGS-2 Matematik Öğretmenliği MF-1 Tarih Öğretmenliği TS-2 Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği TS-2 Turizm fakültesi için değişiklik 2014 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi (ÖSYS) Kılavuzunda YGS puan türü ile öğrenci alacağı duyurulan Turizm Fakültelerinin Mesleki ve Teknik Ortaöğretim Kurumları Mezunları (M.T.O.K.) için kontenjan ayrılan programlarına, 2014-ÖSYS’de Yükseköğretim Kurulunun yeni kararı doğrultusunda programların genel kontenjanına ait LYS puanı ile öğrenci alınacaktır. 2014-ÖSYS’de bu programlara tercihlerinde yer vermek isteyen adayların da puanlarının hesaplanabilmesi için ilgili LYS’lere girmesi zorunludur. Adayların girmek istedikleri LYS’leri belirlerken bu duruma dikkat etmeleri gerekmektedir. Açıklamada, Turizm Fakültesi programları ve puan türleri şöyle: Gastronomi ve Mutfak Sanatları (M.T.O.K.) TS-1 Rekreasyon Yönetimi (M.T.O.K.) TS-2 Seyahat İşletmeciliği ve Turizm Rehberliği (M.T.O.K.) TM-1 Turizm İşletmeciliği (M.T.O.K.) TM-1 Başvuru yapan adaylar istemeleri halinde diğer türlere de başvurabilecek Açıklamada, LYS başvurularını tamamlamış adayların da istedikleri takdirde girmek istedikleri LYS için sınav ücretini yatırarak ilgili LYS başvurularını başvuru süresi içinde yapabilecekleri kaydedildi. 'Adaylar başvurularını internette kontrol etsin' Açıklamada, adayların, bireysel olarak İnternet aracılığıyla veya bir başvuru merkezi aracılığıyla sınava başvuru işlemini tamamladıktan sonra LYS başvuru bilgilerini, ÖSYM’nin https://ais.osym.gov.trİnternet adresinden başvuru süresi içinde mutlaka kontrol etmeli ve aday başvuru kayıt bilgilerinin bir dökümünü edinmeleri önerildi.t24.com.tr
Güney Afrika’daki Sigita Kruger doğa parkında fermante olmuş marula meyvesi yiyen filler sarhoş oldu.Park görevlisi Ross Couper İngiliz Daily Mail gazetesine yaptığı açıklamada, “Meyveleri yedikten sonra filler sallanmaya ve birbirlerinin üzerine düşmeye başladı” dedi.Park görevlisi, aynı çakırkeyif insanlar gibi davranan filleri uzun süre eğlenerek izlediğini anlattı.Son derece sulu olan Afrika’ya özgü marula meyveleri aynı zamanda yüzde 17 alkol içeriyor.Uzmanlar, marula ağacının meyvelerinin olgunlaşıp dalından düştüğünde fermante olup hayvanları sarhoş edebilecek derecede alkol içermeye başladığını ancak fillerin garip davranışlarının yanlışlıkla marula ağaçlarında bulunan böcek lavralarını yemiş olmalarından da kaynaklanıyor olabileceğini söyledi.
Estonyalı Illüstratör ve grafik tasarımcısı Eiko Ojala tarafından yapılan kağıt kesme sanatı göz kamaştırıyor. Işığı da çok iyi kullanan sanatçı üç boyutlu görüntü elde ediyor...
Sosyal paylaşım sitelerinde mutlaka denk gelmişsinizdir. Ufacık yaşta kullandığı enstrümanı konuşturan çocuklar var. Dünya çapında derleme yapayım dedim.
Dayatmacı eğitim sistemini eleştiren İran yapımı bir kısa film. Bir sınıf, bir öğretmen ve dikte ettirilen düşünceler. Eğitimi kontrol edenler ne isterse öğrenciler de onu öğrenmektedir. Bunun sadece tarihle değil matematikle de olabileceğini bu kısa filmle görüyoruz. 'Onlar' doğru dediklerinin sorgulanmasını, üzerine düşünülmesini istemezler. Birçok ülke tarafından beğenilmiş, değer görmüş bir filmdir. Her izleyenin kendi sistemiyle ilgili düşünmesini de sağlamaktadır.
Bir süredir ortalarda görünmeyen şarkıcı Nihat Doğan, 'Memleketimin Koyunları' kitabıyla geri döndü. Twitter'da gündeme ilişkin çıkışlarıyla tanınan ünlü türkücü, kitabında Türkiye gündeminin ana maddelerini irdeledi. Osmanlı'dan barış sürecine, Gezi'den yeni anayasa tartışmalarına kadar birçok konuya kitabında cevap aradı. İlk kitabını deneme türünde yazan yazan Nihat Doğan'ın 'Memleketimin Koyunları', 384 sayfadan oluşuyor. -Memleketimizin koyunları nasıl farklı bakıyor? -Cumhuriyet elitistleri neden din düşmanlığı yapıyor? -Osmanlı'nın mirasını nasıl reddettik? -Barış süreci neden istenmiyor? -Türk - Kürt kardeşliği neden kurulamıyor? -1071 Türk ve Kürt halkları için neden önemli? -Gezi olaylarının büyük resminde neler var? -Sosyalizm ilkelerini ülkeye uygulayan sağ iktidarın sırrı ne? -Deniz Gezmiş’in davasını nasıl devam ettiriyor? -Yeni Türkiye'nin nasıl olması lazım? -Sivil anayasa nasıl oluşturulmalı? -Kardeşlik Destanı, Barış Destanı yazmak için ne yapmalıyız? -Gerçek dostlar kimlerdir, nasıl anlaşılır? 'Memleketimin Koyunları' ile ilk kitabını çıkaran Nihat Doğan, kitabına ilişkin yaptığı açıklamasında sık sık Türkiye'yi nasıl sevdiğini sık sık vurguladı. Kitabı neden yazdığını anlattı. “Benim ülkemin koyunları, bir mesajdır. Biz burada kendi ecdadımıza, kendi milletimize olan sevginin çıtasını yükselttik aslında bu mesaj ile… Biz bu ülkeye aşığız; doğusuna da, batısına da, kuzeyine de, güneyine de… Hatta ve hatta, bizim aşkımız öylesine büyüktür ki, bırakın insanını; havasına da aşığız, toprağına da aşığız, suyuna da aşığız, çiçeğine de, böceğine de aşığız.. Hatta bırakın, havasını, suyunu, gülünü, dikenini; biz bu ülkenin kedisine de aşığız, köpeğine de aşığız! Hatta ve hatta, biz bu ülkeye, bu ülkenin evlatlarına, ecdadımıza, toprağına, kedisine, köpeğine aşık olduğumuz kadar, vallahi de billahi de bu ülkenin koyunlarına bile aşığız!” “Elli sene sonra, yüz sene sonra insanlar beni çok daha iyi anlayacaklar. Artık düşünür mü derler, felsefeci mi derler, deli mi derler, veli mi derler bilemem... Ama bu toprakların bir insanı olarak haykırışlarımın açılımındaki sırrı keşfedecekler insanlar. Diyecekler ki: ‘Yıllar önce Nihat Doğan diye biri varmış ve gerçekleri olduğu gibi haykırmış, doğruları söylemiş! Bize demokrasiyi, özgürlüğü anlatmış, vesayete karşı çıkmış, halktan yana olmuş, ezilenlerin yanında olmuş, Türk’ü Kürt’ü kardeş yapmak için uğraşmış, şarkılar yapmış ve zulme dur demiş. Fildişi kulelerinde oturup halka zulmedenlere, zalimliklerine ‘Yeter!’ demiş. İşte böyle bir Nihat Doğan kompozisyonu çizmek adına bu kitabı yazdık.”ensonhaber.com
Robert Jahns sürreal çalışmalar yapan bir fotoğrafçı. Bazı çalışmaları gerçekten rüya kalitesinde. Fotoğrafçılık zaten yeterince zor bir meslek. Üzerine bir de hayal gücünü kullanarak gerçeküstü çalışmalar yapmak ve ortaya çıkan eserlerin bu denli kaliteli olması gerçekten takdir edilesi bir durum. Sanatçının instagram hesabını 355.000 kişi takip ediyor. Kalite kendi talebini yaratır... İyi eğlenceler dileriz...
İzmir F Tipi Cezaevi'nin eski müdürü Ayhan Çapacı'ya düzenlenen silahlı saldırıyı azmettirmek iddiasıyla yargılanan Alaattin Çakıcı, bu suçlamadan beraat etti, tehditten 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Avukat Mehmet Barış Yaya'ya ise, 13 yıl 4 ay hapis cezası verildi. İzmir 1 No'lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun eski müdürü Ayhan Çapacı'nın silahlı saldırıya uğraması olayının azmettiricisi olduğu iddia edilen Alaettin Çakıcı'nın da aralarında bulunduğu biri tutuklu 5 sanığın yargılandığı davada karar çıktı. Başka suçtan hükümlü Çakıcı azmettirme suçundan beraat ederken, tehdit suçundan yeğeni Adem Çakıcıyla birlikte 10'ar ay hapis cezası aldı. Avukat Mehmet Barış Yaya 13 yıl 4 ay, Ferhat Oto ise 6 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. Davaya konu olay, geçen yıl 25 Mayıs'ta meydana geldi. İzmir 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu eski Müdürü Ayhan Çapacı, cezaevi kampüsü içinde bir otomobilden açılan ateş sonucu yaralandı. Olaydan sonra saldırıyı gerçekleştirdiği iddiasıyla Ferhat Oto, Çakıcı'nın eski avukatı Mehmet Barış Yaya tutuklandı. Olaydan sonra Alaettin Çakıcı önce Adana F Tipi Cezaevi'ne, oradan da Kırıkkale F Tipi Cezaevi'ne sevk edildi, Cezaevi Müdürü Ayhan Çapacı da Ankara Eğitim Merkezi'ne öğretim görevlisi olarak tayin edildi. İzmir 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya başka suçlardan hükümlü sanıklar Alaettin Çakıcı ve yeğeni Adem Çakıcı ile tutuklu sanık Avukat Mehmet Barış Yaya, tutuksuz sanık Ferhat Oto ve avukatları katıldı. Kırıkkale F Tipi Cezaevinden güvenlik önlemleri altında uçakla İzmir'e getirilen sanık Çakıcı'nın, duruşma salonuna getirildiği sırada bazı izleyicilerin ayağa kalktığı gözlendi. Geniş güvenlik önlemlerinin alındığı karar duruşmasında, sanıklar ve avukatları beraat taleplerini yineledi. Mahkeme heyeti başka suçtan hükümlü Alaetin Çakıcı ve Adem Çakıcı'nın 'yerine getirdiği görev nedeniyle kişiyi tasarlayarak kasten öldürmeye azmettirme' suçundan beraatlerine karar verirken, 'tehdit' suçundan 1 yıl hapis cezası verdi, ardından bu cezayı duruşmalardaki iyi halleri nedeniyle 10 aya indirdi. Avukata 13 yıl Avukat Mehmet Barış Yaya ve Ferhat Oto'ya, 'kasten öldürmeye teşebbüs' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası veren heyet, ardından sanık Yaya'nın cezasını suçun teşebbüs aşamasında kalması ve oluşan zarar göz özününe alındığında ve iyi hal indirimiyle birlikte 13 yıl 4 aya, sanık Oto'ya da 'Kasten öldürmeye teşebbüs' suçuna yardımdan önce ağırlaştırılmış ömürboyu verip bu cezayı 6 yıl 8 aya düşürdü. Heyet, firari sanık Ömer Faruk Çiçek'in yakalama kararının devamına ve dosyasının ayrılmasına karar verdi. CNN Türk
Hatay… Bir şehir düşünün ki, ismi anılınca herkesin karnı acıksın. Dünyada bir çok ülkenin hatta kıtanın toplam mutfak zenginliğini tek bir şehrin içinden çıkartması ne demektir? 1938 yılında sınırlarımıza dahil olan ve Türkiye’nin toprak bütünlüğüne sonradan katılan tek şehrimiz olma özelliğini taşıyan, Roma döneminde koyulan adı ile 'Antioch' mutfağı uluslararası bir şöhrete sahiptir. Hatay hava alanına bugün inen uçakların büyük bir çoğunluğu gıda turizmi için gelen insanlarla doludur. Güncel gündem maddeleri içerisinde; gezi olaylarında yaşanan acı kayıplar, Reyhanlı patlaması, Kırıkhan’da yakalanan TIR, Suriyeli mültecilerin kampları bu şehri hep gündemimizde tutmaktadır. Ancak yine de Hatay ya da Antakya dediğimizde önce bir midemiz guruldamaz mı a dostlar? İşte size öğle yemeğinde Hatay'a bir koşu gidip gelmeniz için 31 sebep. (Gidemeyecekler için de tariflerini verdik overlokçu ayağınıza geldi!)
Adile Sultan Kasrı'nda, Rıfat Ilgaz'ın ölümsüz eseri 'Hababam Sınıfı'nın çekildiği sınıf müze haline getirildi. Adile Naşit, Kemal Sunal, Münir Özkul ve Halit Akçatepe'nin birer silikon heykelinin bulunduğu müze, 'Hababam Sınıfı' oyuncularının da katıldığı bir törenle açıldı. İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü'nün desteğiyle oluşturulan müzenin açılışı için Koşuyolu'ndaki Adile Sultan Kasrı'nda düzenlenen törene, İl Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız ile aralarında Halit Akçatepe, Ercan Gezmiş, Ahmet Arıman ve Tuncay Akça'nın bulunduğu 'Hababam Sınıfı' filminin oyuncuları ve vatandaşlar katıldı. Sinemaseverler oyunculara büyük ilgi gösterdi; hayranları oyuncularla fotoğraf çektirdi. Törende konuşan İstanbul Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız, 'Bu eser okulu konu alıyor, öğretmeni konu alıyor, sizi bizi işliyor. Dolayısıyla, aslında onlar öğretmenler, öğrenciler. Ben onlara öğretmenler, öğrenciler diye hitap etmek istiyorum. Sevgili sanatçılarımız, kıymetli sanatçılarımız, hoşgeldiniz. Sizin sayenizde Türk Sineması'nda unutulmaz ebedi bir eser çıktı. Eskiden bu kadar televizyonumuz da yoktu. Bugün televizyonumuz dışında birçok mecramız da var. Biz okul dizilerinden çocuklarımızı nasıl koruruz mücadelesini veriyoruz. Ama Hababam Sınıfı'ndan, biz, çocuklarımız, büyüklerimiz bir şeyler öğreniyoruz. Bunlar alkışlanması gereken, çok büyük bir emek ortaya koymuşlar' dedi. 'TORUNLARININ TORUNLARI İZLEYECEK' Hababam Sınıfı'nın 'Postal Rıza'sı Ercan Gezmiş de, 'Ben ve bütün arkadaşlarım ve sizler, onlarca kere bu filmi seyretmiş olmamıza rağmen, bu akşam bile yayınlandığında sanki ilk defa izliyormuş gibi o tadı, o lezzeti alıyoruz. Yönetmenimiz, büyük oyuncularımız, öğrenci arkadaşlarımız aramızdan ayrıldılar. Ama biliyorum ki, etraftan bir yerden bizi izliyorlar. Bizim duyduğumuz bu onuru onlar da duyuyorlar. Hepsine rahmet diliyorum. Arkadaşımız Mehmet Çatay'ın bir sözü var; 'Bu filmi çektiğimiz zaman benim dedem izliyordu, hayattaydı.' Arkasından babası izledi, Mehmet Çatay izledi, oğlu izledi, şimdi torunu izliyor. İnşallah torunlarının torunları izleyecek. Bize bu değeri verdiğiniz için herkese çok teşekkür ederim' şeklinde konuştu. SIRALARA OTURUNCA DUYGULANDILAR Konuşmaların ardından, davetliler, oyuncularla birlikte kurdelayı keserek, müzeye dönüştürülen sınıfa girdiler. Sınıfta, oyunculardan Adile Naşit, Kemal Sunal, Münir Özkul ve Halit Akçatepe'nin silikondan heykelleri bulunuyor. Sınıfa girenleri, kopya çekmek için sobanın içine girmiş olan 'Güdük Necmi' lakaplı Halit Akçatepe ve onun başında dikilen 'Kel Mahmut' lakaplı Münir Özkul'un silikon heykeli karşılıyor. Öğretmen masasının önünde dikilen Adile Naşit elinde zil çalarken, 'İnek Şaban' lakaplı Kemal Sunal ise sırasında otururken görülüyor. Duvarları film karelerinden fotoğraflarla süslenen sınıfta, hayatını kaybedenlerin fotoğrafları da oturdukları sıraların üzerine konuldu. Sınıfta sıralara oturarak fotoğraf çektiren oyuncuların, hayatta olmayan arkadaşlarının fotoğraflarına bakarak duygulandığı görüldü. Oyuncu Halit Akçatepe, duygularını, 'Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Çok güzel olmuş' sözleriyle dile getirirken, silikon heykeliyle ilgili olarak da, 'Münir abi kulağımdan çekerek sobadan çıkarıyordu. Ama şimdi sadece kafamı koymuşlar' dedi. Hababam Sınıfı oyuncuları daha sonra hep beraber 'Hababam güm güm güm' şeklinde slogan attı. Müzeyi gezen oyuncular çıkışta da okulun merdivenlerinde hatıra fotoğrafı çektirdi. İstanbul/DHA
London School of Economics üniversitesindeki araştırmacılar öncelikle insanları en çok hangi etkinliğin mutlu ettiğini araştırdı İngiltere'de London School of Economics üniversitesindeki yapılan araştırmayla, mutluluğa ilk kez 'maddi değer' biçildi. Araştırmaya göre en 'zengin' hissettiren etkinlik dans etmek. Sonra insanların mutluluğunun oranı, bu histe en çok payı olan başka bir etken olan, 'para' ile karşılaştırıldı. BBC Türkçe'de yer alan habere göre, yapılan hesaplar sonunda, sanatsal ve kültürel aktiviteler ile sporun insanlara, yıllık gelirlerinde 5 bin sterlin (yaklaşık 18 bin TL) artış olmuşçasına' mutluluk verdiği ortaya çıktı. Mutluluk kaç paraya denk geliyor? 40 bin İngiliz aile üzerinde yapılan araştırma, The Daily Telegraph gazetesinde yayımlandı. Yaş, sağlık ve eğitim gibi mutlulukta etkili olan diğer faktörler dışarıda tutularak hangi etkinliğin insanları daha çok mutlu ettiği soruldu. Araştırmaya göre iyi hissettiren etkinliklerin başını dans etmek çekiyor. Bu kişilerde benzer bir mutluluğu sağlayabilecek para miktarı ise bin 670 sterlin (yaklaşık 6 bin TL). Mutluluk araştırmasında dans etmeyi, yüzmek izliyor. Haftada bir gün yüzmek size maaşınızda bin 630 (yaklaşık 5 bin 800 TL) artış olmuş kadar iyi hissettirebilir. Yüzmek, futbol ve bisiklete binmekten iki kat daha mutlu ediyor. Mutluluk ölçümünde dans ve yüzmenin ardından ise kütüphaneye gitmek geliyor. Müzik dinlemek ise araştırmacıların tahminlerinin aksine, daha geri sıralarda yer alıyor. Maddi değeri 742 sterlin (yaklaşık 2 bin 500 TL). Araştırma, İngiliz hükümetinin sosyal politikaların, halkın mutluluğu üzerindeki etkilerini ölçme girişimi açısından da önemli. London School of Economics'ten Daniel Fujiwara, 'Soyut verileri somutlaştırarak, uygulanan sosyal politikaların halka faydalarını daha iyi anlayabilir ve buna göre yeni politikalar üretebiliriz' diyor. 'Mutlu insanlar daha sağlıklı' Araştırmada, insanları mutlu eden bu faaliyetlerin sağlık üzerindeki etkisi de hesaplandı. Düzenli olarak kültürel etkinliklere katılanların ve spor yapanların, toplum ortalamasından daha sağlıklı olduğu ortaya çıktı. Fujiwara, 'İnsanlara daha çok spor olanağı sunarsak, bu onların daha sağlıklı olmasını sağlayacaktır. Bu da devletin sağlığa ayırdığı bütçeyi azaltacaktır. Ancak bu, sporun insan hayatında sağladığı mutluluk hissinin yanında önemsiz kalıyor' diyor. Araştırmaya göre spor yapan her bir kişi, İngiltere ulusal sağlık sistemine (NHS) yılda 100 sterlin (yaklaşık 360 TL) tasarruf ettiriyor. T24