onedio
Hangi Bölümler Arasında Çift Anadal Programına Başvurulabilir?
Çift Anadal Programı (ÇAP), lisans öğrencilerine iki farklı lisans dalından mezun olma şansı sunuyor. Öğrenciler ÇAP ile bir anadal diploma programı ve ikinci bir anadal diploma programının her ikisinden de diploma alma olanağına sahip oluyorlar.ÇAP’a başvurmak isteyen öğrencilerin, başvuru yaptıkları yarıyıla kadar birinci anadal programında yani öğretim gördükleri bölümde aldıkları tüm dersleri başarıyla geçmiş olmaları gerekiyor. Bunun yanı sıra üniversiteler arasında farklılıklar olsa da öğrencinin genel not ortalamasının en az 2.70-3.50 arasında olması gerekiyor.ÇAP ve Yatay Geçiş yönergeleri ile üniversitelerin belirlediği koşulları sağlayan öğrenciler ÇAP programında eğitim aldıkları anadala yatay geçiş yapabilme hakkına sahip oluyorlar. Çift Anadal ve Yandal programları hakkında daha detaylı bilgi edinmek için Çift Anadal ve Yandal Nedir? Nasıl Yapılır? yazımızı; ÇAP’a katılmak konusunda kararsızsan Çift Anadal Yapmalı mıyım? yazımızı okumak sana yardımcı olacaktır. Başka bir programda öğretim gören öğrenciler genellikle Hukuk, Eczacılık, Tıp ve Diş Hekimliği gibi alanlar için Çift Anadal ve Yandal programlarına başvuruda bulunamıyorlar. Bir anadal için Çift Anadal veya Yandal başvurusunda bulunabilecek bölümlerin hangileri olduğu ve programların kontenjanları her yarıyıl ilgili fakülteler tarafından belirleniyor. Bu sebeple öğrencilerin programa başvuracakları yarıyıl için fakültelerin açıklamalarını takip etmeleri gerekiyor. Öğrencilerin en fazla tercih ettikleri, kontenjanlarının tamamı dolan ve popüler olan programları ikinci ana dal olarak okumak isteyenler için detaylı olarak inceledik:Çift Anadal ile PsikolojiÇift Anadal ile Rehberlik ve Psikolojik DanışmanlıkÇift Anadal ile İnşaat MühendisliğiÇift Anadal ile MimarlıkÇift Anadal ile Makine MühendisliğiÇift Anadal ile Bilgisayar MühendisliğiÇift Anadal ile İşletmeÇift Anadal ile İktisat (Ekonomi)Çift Anadal ile Endüstri MühendisliğiSağlık Bilimleri Fakültelerinde Çift Anadal Programları
Hayat Kadını Bulduran App
Mahalle bakkalımızın bile Apple Store’a adım attığı günümüzde, damacana suyu uygulama aracılığı ile istediğimiz dünyamızda “Daha neler göreceğiz?” sorusunun cevabı geldi: Hayat Kadını Bulduran App. Para karşılığı seksin serbest olduğu Almanya’da, Pia Poppenreiter adlı girişimci insanların hayat kadınlarının profillerini bulabileceği ve iletişime geçebileceği bir uygulama tasarladı. Peppr adlı uygulama kişiye en yakın hayat kadının nerede olduğunu gösteriyor. Peppr’ın çıkış noktası konusunda Pia Poppenreiter, “Bir sonbahar akşamı Berlin’de yürüyordum. O gün etek giymiştim ve hava inanılmaz derecede soğuktu. Ben sadece on dakikada bu kadar üşümüşken, sokakta bütün gün duran hayat kadınlarının neler yaşadığını düşündüm ve bu fikri geliştirdim. Eğer evden iletişim kurarlarsa hayat standartları daha da yükselecektir.” diyor. Kadınları bedenleriyle para kazanmak zorunda bırakan bir düzene karşı savaşacağımıza, o düzenin işini kolaylaştırmanın ve teknolojiye adapte etmenin ne kadar doğru olduğu konusunda Pia Poppenreiter’ın bir açıklaması yok.Playtusu
O Ses İtalya'da Çılgın Rahibe Düelloda (Girls Just Want To Have Fun)
Daha önce yarışmadaki ilk performansını gördüğümüz çılgın rahibe bu sefer Luna Palumbo isimli bir kadınla düello yapıyor. Bu videoyu önemli yapan seçtikleri şarkının nostaljik değeri olan bir Cyndi Lauper şarkisi olması ve sözleriyle kadınları kendi özgürlüklerini yaşama konusunda teşvik etmesi.
Rakamlarla Bir Üniversitelinin Hayatı: 1 Öğrenci 4 Yıl
Dört yıllık üniversite hayatına kaç hayal, kaç gerçek sığar? Kaç insan tanınır; kaçı dost hanesine yazılır? Dört yılın ne kadarı hatırlanır, dört yıldan geriye ne kalır? 'Hesaplayan adamlar' olarak, ortalama bir öğrencinin İstanbul-Moskova mesafesince yol yürüdüğünü, ağırlığının 2-3 katı makarna yediğini, ölümünün radyasyondan olacağını ve Holosko artı bir miktar para harcadığını saptandı; karşınızda rakamlarla bir üniversitelinin hayatı.
"Hiç Yaşamadığım İçin Aşk Nasıl Bir Şey Bilmiyorum"
Medcezir dizisinin başrol oyuncusu Serenay Sarıkaya, 'Efsane hikâyeleri bilince, günümüzdeki 'ben seni gördüm aşık oldum' durumu bana hiç gerçekçi gelmiyor' dediÜnlü oyuncu Serenay Sarıkaya , 'Ben çok sevilebileceğine, tutkulu olunabileceğine, karşılıklı olarak hayatlardaki boşlukların doldurulabileceğine inanıyorum. Herkesin hayatında vazgeçemeyeceği birileri olabilir. Ama bunun adı aşk mı onu bilmiyorum. Belki de hiç yaşamadığım için bilmiyorum' dedi Serenay Sarıkaya'nın Hürriyet gazetesinden Sibel Arna 'ya vediği söyleşiden öne çıkan başlıklar şöyle: 22 hiç size yakışan bir yaş değil yahu! Görüntü 22'de ruh 30'larda sanki. -Çok yakın bir arkadaşım bana 'Senin ruhun yaşlı' diyor. Bu, anne babamın erken ayrılması, çabuk olgunlaşma, erken çalışmaya başlama kaynaklı olabilir. Bu durumdan mutsuz değilim. Çünkü bazı şeyleri daha önceden erken görebilmek hatayı azaltıyor. İlk aşkınızı hatırlıyor musunuz? -Aşk diyemem. İlkokulda beni çok heyecanlandıran birileri olmuştu. Mektup yazdığımı hatırlıyorum. O bana mektup yazmıştı. 'Aşk mazide kaldı' Aşk nedir sizin için? Nasıl bir tanımı var? -Ben aşkın çok eskide kaldığına inanıyorum. El ele tutuşmanın haftalar aylar sürdüğü zamanlarda. Düşünsenize biri dağları delmiş, diğeri çölleri geçmiş. Aşkı uğruna kaç insan ölmüş. Böyle efsane hikâyeleri bilince, günümüzdeki 'ben seni gördüm aşık oldum' durumu bana hiç gerçekçi gelmiyor. Yani aşk mazide kaldı. 'Belki de aşkı hiç yaşamadım' Sizin de hayatınızda biri var, aşık değil misiniz yani? -Ben çok sevilebileceğine, tutkulu olunabileceğine, karşılıklı olarak hayatlardaki boşlukların doldurulabileceğine inanıyorum. Herkesin hayatında vazgeçemeyeceği birileri olabilir. Ama bunun adı aşk mı onu bilmiyorum. Belki de hiç yaşamadığım için bilmiyorum. Günümüzde her şey o kadar geçici olmaya başladı ki. O kadar çabuk tüketiliyor ki. Günümüzün problemi bu, yapacak bir şey yok. Bu, benim düşüncem. Dediğim gibi aşk yaşıyorum diyenlere saygım sonsuz. Neler söylüyorsun? Erkek arkadaş bozulmayacak mı? Düpedüz 'Ben aşkı hiç yaşamadım' dedin... (Serenay sessiz kalmayı seçiyor) 'Müzik kulağım iyi' Medcezir'de şarkı da söylüyorsunuz. Geçenlerde bir 'İsyan' söylediniz ben sesinize, sahnedeki duruşunuza inanamadım... Nasıl bu kadar iyi şarkı söyleyebiliyorsunuz? -Kulağım iyidir derler. 6-7 yaşında bile Türk Sanat Müziği şarkılarını ezbere bilirdim. Annem müziğe çok düşkündür, özel günlerde beni de fasıla götürürdü. Hatta bu konuyla ilgili komik bir anım var. 9 ya da 10 yaşındayım annemin iş arkadaşlarıyla birlikte yemeğe gitmişiz. Ben bütün şarkılara eşlik ediyorum. En ağır makamlı olanları bile biliyorum. Solistin dikkatini çekiyor, müziği kesiyor 'Şimdi söyleyeceğim şarkıyı da söylersen ben mikrofonu bırakıyorum' diyor. Ve ben yine biliyorum.T24
Reklam
Ermenistan Bayrağı Diye Kolombiya Bayrağı Yaktılar
Erivan’da Türk bayrağı yakılmasına tepki gösteren bir grup Ermenistan bayrağı yerine ‘yanlışlıkla’ Kolombiya bayrağı yaktı. Iğdır ’da bir grup, geçtiğimiz günlerde Ermenistan ’ın başkenti Erivan’da Türk bayrağı yakılmasına tepki göstererek Ermenistan bayrağı yakmıştı. Bayrak yakma eylemiyle ilgili dikkat çeken bir ayrıntı ortaya çıktı. Iğdır'da protesto eyleminde yakılan bayrağın Ermenistan bayrağı değil Kolombiya bayrağı olduğu anlaşıldı. Kaynak: haberedikkat.com
Çoklu Odaklanma: Aynı Anda Çok İş Yapmak
Keşke gün 24 saat değil de 36 saat olsaydı! Yapılması gereken ödevler, çalışılacak dersler, katılınacak sosyal aktiviteler... İşte tüm bunlar birleştiğinde oluşan yoğunluğu kaldırabilmek için bir çoğumuz çoklu odaklanmaya (yani aynı anda birkaç şeyi yapmaya) yöneliyoruz.  Hatta bazen bunu o kadar abartıyoruz ki iki dersin birden çalışma kitabı önümüzde açıkken bir taraftan müzik dinliyor diğer taraftan göz ucuyla Facebook'ta arkadaşlarımızın güncellemelerini takip ediyoruz. Peki aynı anda bu kadar şeyi yapmamız gerçekten faydalı mı? Günümüz teknolojisi hiçbir zaman olmadığı kadar insanları aynı anda birkaç işi yapmaya teşvik ediyor. Ders sırasında cep telefonlarını kullanmaktan, televizyon izlerken arkadaşlarımızla konuşmaya kadar pek çok işi aynı zaman diliminde yapıyoruz. Aynı anda birkaç işle ilgilenmek daha kısa zamanda birçok şeyi başardığımızı hissettirebiliyor. Fakat araştırmalar insanların yalnızca %2’sinin aynı anda birkaç işi etkin ve verimli bir şekilde yapma yeteneği olduğunu, geriye kalan %98’inin ise bunu başaramadığı halde ısrarla denemekten vazgeçmediğini gösteriyor. Hatta, çoklu odaklanmanın verimliliği %40, IQ’yu da (o anlık) 10 puan düşürdüğünü gösteren bilimsel araştırmalar bile mevcut!Mesaj yazarken ya da televizyon izlerken ödevimiz üzerinde çalışmak gibi bir çoklu odaklanma, akademik başarının üzerinde olumsuz etki yaratabilir. Bir dahaki sefere aynı zamanda birkaç işi yapma fikrinin seni cezbettiği anda, eğer bir işi iyi bir şekilde yapmak istiyorsan, çoklu odaklanmanın zararlarını hatırla! Onun yerine çalışmandan daha çok verim almak için zamanını daha iyi yönetmeye ve çalışmayı daha eğlenceli hale getirmeye çalış.Fakat gerçekten zamanın darsa ve aynı anda birkaç sorumluluğu yerine getirmen gerekiyorsa aşağıdaki noktalara dikkat etmeni tavsiye ederiz:Akşamüstü çoklu odaklanmadan sakın: Çoklu odaklanma beyni en çok akşamüstü yoruyor ve tam da bu zamanda fazla yüklenmenin negatif etkisi artıyor.Meditasyon yap: Yapılan araştırmalar meditasyonun beynin hafıza ve dikkat etme becerilerini artırdığını gösteriyor.Pratik yap: Nörobiyologların araştırmaları gösteriyor ki basit görevlerde ya da işlerde çoklu odaklanma pratiği yapmak performans artırmaya yardımcı oluyor. Dolayısıyla, önce küçük ve basit işleri birlikte yaparak alıştırma yapmak, daha sonra büyük işleri aynı anda yapmaya çalıştığımızda bize yardımcı oluyor.
Reklam
Üniversitede Çalışmak
Üniversite hayatında harç ve diğer ihtiyaçların için ekstra paraya gereksinimin olabilir. Birçok üniversite öğrencilerine kampüs içinde çalışma imkanı sunmakta. Bunları değerlendirerek hem para kazanabilir hem de üniversite hayatına aktif olarak katılabilirsin.Kampüs İçindeki İş İmkanlarıGenellikle kampüs içinde bulunan kafeteryalar, yemekhane, kütüphane, spor salonları ve yurtlarda daha önce iş deneyimi olmayan öğrenciler için part-time çalışma imkanı sağlanmaktadır.İlgi Alanlarını ve Hobilerini DeğerlendirTiyatroyla, sokak sanatlarıyla veya müzikle ilgileniyorsan, ücretli gösteriler ve konserler düzenleyebilirsin. Futbolla, tenisle veya başka bir spor dalıyla yakından ilgiliysen kampüs içindeki sahalarda, kortlarda özel ders verebilirsin.Özel Ders İmkanlarını AraştırÖzellikle alanında üniversiteye girmek isteyen diğer adaylara çeşitli konularda özel ders verebilirsin.Profesörlerine, Danışmanına veya Arkadaşlarına SorBildikleri fırsatlardan seni haberdar edebilirler; ayrıca ücretli stajlardan ya da okul içindeki iş imkanlarından faydalanmana yardımcı olabilirler.Kampüs Yakınındaki İş Fırsatlarını DeğerlendirKampüste iş bulamamış olabilirsin; ancak kampüsün çevresindeki restorantlar, barlar ya da alışveriş merkezlerinde part- time çalışacak öğrenciler için iş imkanları mevcut olabilir.
Ders Çalışmayı Eğlenceli ve Kolay Hale Getirmenin 5 Yolu
Üniversiteye başladığında ders ve sınav programı lisedekinden farklı gelebilir. Alışık olduğundan daha fazla okuma materyaliyle karşılaşacaksın ve kısa sürede daha fazla kaynaktan çalışma yapacaksın. Bu yoğun tempoda sürekli çalışmak ve okumak tek düze ve sıkıcı bir hal alabilir. Sana bunun kolaylıkla üstesinden gelmeni sağlayacak ve çalışmayı keyifli bir hale getirmene yardımcı olacak bazı ipuçları hazırladık:Çalışmak için Yeni Yerler Seç: Hep aynı yerde ders çalışmak iyi bir fikir ve rahat olmanı sağlayacak bir seçenek gibi görünebilir. Fakat yeni yerler keşfetmekten çekinme. Kampüsün etrafında bulunan farklı kafeleri keşfedebilirsin; ayrıca havanın güzel olduğu günlerde dışarıda rahatlıkla çalışabileceğin pek çok yer bulabilirsin. Ders çalışmak için farklı kütüphanelere ve bilgisayar laboratuvarlarına gidebilirsin. Bu tür küçük değişiklikler aynı mekanın tekdüzeliğini bozarak çalışma zamanına renk katacaktır.Çalışma Grubu Edin: Konuları paylaşabilecek kadar kişinin bulunduğu, 3 ya da 4 kişilik çalışma grupları ideal olabilir. Kalabalık bir çalışma grubunda herkese yetecek kadar konu bulunmayabilir ve birkaç kişi konunun dışında kalabilir. Sınıfta anlatılan ve tartışılan her konuyu bir kişi derinliğine çalışıp diğerlerine anlattığında; anlatan kişi ne kadar çalışması gerektiğini ve konuya ilişkin eksiklerini fark edecektir. Farklı Metodlar Dene: Her ders için kendini bilgi kartları hazırlarken mi buluyorsun? Bir dönem bu yönteme ara ver ve çalışma yöntemini nasıl değiştirebileceğini gör. Görsel öğrenme becerinin olmadığına emin misin? Kendini bir daha sorgula ve bir konuyu öğrenmek için grafikler, resimler ve çizelgeler hazırlamayı dene. Aynı araçları kullanmak bir süre sonra sıkıcı bir hale gelir ve öğrenmene yardım etmeyebilir.  Yeni yöntemler denemekten korkma.Dersler Arasında Geçiş Yap: Tüm çalışma zamanında tek bir konuyla ilgilenmek sıkıcı olabilir ve ders çalışmak boğucu bir hale gelebilir. Bunun yerine zamanını böl ve ilkiyle bağlantılı ikinci bir derse de zaman ayır. Böylece hem zihnin çalışmaya devam eder hem de ilk ders için mola vermiş olursun.Aktif Çalış: Yalnızca ders kitaplarını ve diğer materyalleri okumak yerine tüm ders kaynaklarını incele. Profesörün sorduğu soruları bul. Ders sırasında not al ve derse sorular sorarak katıl. Unutma, konuyu bir başkasına anlatmak güçlü bir öğrenme yöntemidir. Terim ve kavramları yüksek sesle anlattığında hem öğrenmen hem de hatırlaman daha kolay olur. Eğer çalışmakta zorlanıyorsan ve kendini dersin içinde kaybolmuş hissediyorsan profesöründen ya da asistanından öneriler alabilir, ders için daha hazırlıklı olabilirsin.
Arınç'tan Cumhurbaşkanlığı Açıklaması
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç önce 'Başbakanımız 12 yıl başarılı bir başbakanlıktan sonra, şühpesiz Sayın Gül ile konuştuktan sonra, kendisinin aday olmasını bütün gücümüzle çalışarak birinci turda da yüksek bir oyla seçilmesini arzu ederiz. Ben tercihimi böyle belirledim' dedi. Ardından 'Cumhurbaşkanlığı için tek aday Sayın Gül müdür?' şeklindeki soruya ise 'Bugün için ben öyle görüyorum, çünkü 7 yıllık performansı ve aldığı karnede ben bütün notlarının pekiyi olduğunu görüyorum yanıtını verdi. Bülent Arınç, Arınç, A Haber'de katıldığı programda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.  'Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın açıklamaları sonrasında Anayasa Mahkemesi ve Başkanının güvenilirliğine ve bağımsızlığına gölge düşmüş müdür?' sorusu üzerine de Arınç, Kılıç'ın açıklamalarını eleştiren birçok siyasetçi olduğunu belirtti. Yapılan eleştirilerin sahiplerinin bilindiğini ifade eden Arınç, 'Bu sözlerinin ne anlama geldiğini en çok onlar bilir. Ben, doğrusu aynı kelimeleri kullanmadan Anayasa Mahkemesi Başkanını eleştirdim' dedi. Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Bu eleştirimde, çok ileri gitmiş de olabilirim, bazıları için de çok yumuşak bulunabilir. Ama önce, şunu düşünmemiz lazım. Dozu ne kadar yüksek olursa olsun eleştirilerin, hakaret boyutuna varmaması lazım. Yüksek yargıyı temsil eden bir kişinin mutlaka makamına yakışır bir eleştiri yapması gerekir. Olayı kişiselleştirmek ve bu kişiselleştirilmiş eleştiriler içerisinde de onun bizzat şahsını hedef almak, bence çok doğru değil. Bir defa eleştirilecek kişi, o günkü konuşması itibariyle Sayın Haşim Kılıç olacaksa geçmiş günlerin hatırına biraz daha özenli olmamız lazım. Mesala şu, ben 1995'ten beri parlamentodayım. Bu süreç içerisinde de Kılıç'ı Anayasa Mahkemesi üyeliğinden, başkan vekilliğinden ve en son Başkanlığından bu yana tanıyorum, takip ediyorum, kararlarını inceliyorum. Ayrıca, özel bir yakınlığımız da var. Haşim Kılıç, bilebildiğim kadarıyla, üyeliğinden itibaren her zaman demokratikleşme yanlısı olmuş, her zaman özgürlük alanlarını genişletecek icraatlarda bulunmuş ve her zaman diktatöryal bir yapıyla mücadele etmiş bir insandır. Mesela geçmişti, hükümet tarafından çıkarılacak bir kanun iptal edilecekse veya mecliste alınan bir karar aleyhine dava yoluna gidilmişse; mesela 7 yıl önceki Cumhurbaşkanılığı seçimlerinde 367 gibi bir hukuk ucubesi tartışılıyorsa, o zaman gazeteler, televizyonlar, köşe yazarları, hatta birinci sayfalar sonucu baştan ilan ederler. Bu, 20'ye 4 reddedilecek veya 9'a 2 reddedilecek. Peki ret edeceğin 2 insan kim? Rahmetli Turgut Özal'ın seçtiği Haşim Kılıç ve Sacit Adalı. Onların tahminlerine uygun hemen hemen kararlar çıkardı. Yedi kişinin kim olduğu, 9 kişinin kim olduğu belliydi, ideolojik yaklaşımları belliydi. Ama, ben en azından bu 20 seneye yaklaşan süre içerisinde kıyafet serbestliğinden, eğitim özgürlüğüne kadar, demokratikleşmede yapılan aşamalardan, özgürlük alanlarının genişletilmesinde ve en son bireysel müracaatlar yoluyla Anayasa Mahkemesinin 2 yıldan bu yana taşıdığı sorumluluklardan Sayın Haşim Kılıç için çok ayrı çok özel bir yere sahip olduğunu düşünüyorum. Kişisel yanlışları olabilir, kişisel hataları olabilir, ama Anayasa Mahkemesinde bugün geldiğimiz noktayı hazırlayan, siyasi olmayan unsurların başında Haşim Kılıç geliyor. 12 Eylül 2010 referandumunda Anayasa'nın en önemli 26 maddesini değiştiren AK Parti'ydi. TBMM'de büyük bir mücadele verdi. Halkın yüzde 58'lik oyuyla da 11 kişilik Anayasa Mahkemesinin diktatöryal yapısı değişti, tabanı daha genişlemiş ve çeşitlilik içerisinde fikirlerin temsil edildiği 17 kişilik bir alan haline gelmişti. Bu mücadeleyi yürütenlerin, mahkeme içerisinde Sayın Haşim Kılıç ve bir iki arkadaşı olduğunu biliyorum.' Bugün gelinen noktada kişisel takdirlerin ve geçmişte yapılan mücadelenin dikkate alınması gerektiğini, bunların kesinlikle yok sayılmaması gerektiğinin altını çizen Arınç, 'İnsanlarımızı hemen bir sözünden dolayı heba edecek bir davranışın içerisinde olmamalıyız. Ama 25'inde yapılan konuşma, karşılarındaki muhataplara doğrudan doğruya yollama yapmak ve konuşmasının bütün cümlelerinde siyasal iktidarı ve onun başındaki Sayın Başbakanımızı ve bakanlarını hedef almak, doğrusu Haşim Kılıç'a yakışmamıştır. Anayasa Mahkemesi Başkanı, sadece yargısal alan içerisinde kalmalı, sorunları şüphesiz konuşmalı. Ama, konuşma metnini sorarsınız diye yanıma aldım ve altını da çizmeye çalıştım, bu cümleler kime aittir, diye. Bunu yapmamalıydı. Bunu niçin yaptı? Belki, yanlış bir yakıştırma da sayılabilir, üzülmemesini temenni ederim. Doğrudan doğruya Sayın Başbakanımızı ve hükümetimizi hedef almakla, bazı kararlarından dolayı kendisinin eleştirilmesi karşısında egosu incinmiş bir kişinin bir tepkisi olarak görmüştüm, ama Anayasa Mahkemesi sıfatıyla bunu konuşmamalıydı. Eğer böyle bir konuşma yapacaksa, muhatapları karşısında kendisini ayakta alkışlarken yapmamalıydı. Çünkü, geçmişte bu tür hareketleri başkalarından görmüş ve eleştirmiştik. O zaman bizi üzen bir davranışı, bugün Haşim Kılıç'tan görmek bizi fevkalade hem mahcup etmiştir hem de üzmüş' diye konuştu. Haşim Kılıç'tan bu tür bir değerlendirme beklemediğinin altını çizen Arınç, 'İnsanların bu olaylarda bu konuşmalardan etkilenmemesi şüphesiz mümkün değil. Ama böyle gözünün içine sokarcasına 'Bu söz sana aittir, haddini bil' demek bir Anayasa Mahkemesi Başkanına yakışmaz' dedi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da açıklamalarını değerlendirmesi istenen Arınç, bu konuda yorum getirmek istemediğini söyledi. Arınç, şunları kaydetti: 'Cumhurbaşkanının, Başbakanın, bakanların belki Anayasa Mahkemesi başkanı ve heyet üyeleri de dinlenmiş olabilir ve bu dinlemelerle elde edilen sonuçların bir gün açıklanabileceğini veya muhataplarını mahcup etmek, korkutmak ya da tedirgin etmek için piyasaya sürülebileceğini, umarım kastetmiştir. Sözün gelişinden Sayın Başbakanımızın maalesef 17 Aralık'tan bu yana çok da örneğini gördüğümüz insanların özel hayatlarının bile takip edildiği, çok mahrem konuşmaların hatta devlet mahremiyeti içinde yapılan konuşmaların bile korkunç bir şekilde takip edildiğini, deşifre edildiğini ve yayınlandığını görüyoruz. Herhalde Sayın Başbakanımız, bu furya içerisinde Anayasa Mahkemesi Başkanı ve üyelerinin de dinlenmiş olabileceğini söylemek istemiştir.' CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın mahkemenin kuruluş yıl dönümü törenindeki konuşmasına ilişkin 'Bir diktatör özentisinin yüzüne hukuk devletinin ne olduğu söylendi. Hukuk savunmaya geçdiyse bu ülkede bir şeyler var' değerlendirmesinin sorulduğu Arınç, Kılıçdaroğlu'nun hakaretinden dolayı Haşim Kılıç tarafından mahkemeye verildiğini anımsatarak, 'Ne garip bir şeydir ki şimdi Haşim Kılıç'ın konuşmalarından bizler üzüntümüzü ifade ediyoruz ve eleştirilerimizi yapıyoruz. Sayın Haşim Kılıç, bu konuşmasıyla kimleri memnun ettiğine de ayrıca bakması lazım' dedi. Kılıçdaroğlu başta olmak üzere geçmişte ne kadar muhalifi varsa, özel hayatıyla, eşinin başındaki örtüsüyle, verdiği kararlarla, çektirdiği fotoğraflarla yerin dibine ne kadar sokan insan varsa şimdi onların hepsinin Haşim Kılıç'ın safında kendilerine karşı eleştiri yaptığını aktaran Arınç, bunu samimi bulmadığını belirtti. Arınç, 'Keşke Haşim Kılıç, Kılıçdaroğlu tarafından takdir edilecek bir konuma gelmeseydi. İşin üzüntü verici tarafı da bu' diye konuştu. 'Kılıç ile ilgili son zamanlardaki en yoğun yorumlardan biri de kendisinin cumhurbaşkanlığına aday olacağı şeklinde. Yine söylentiyi arttıran unsurlardan biri de kendisinin net biçimde cumhurbaşkanı adayı olmayacağını söylememesi. Siz Kılıç'ın cumhurbaşkanlığı adaylığı gibi bir planı, hedefi olduğunu düşünüyor musunuz?' sorusu üzerine Arınç, Haşim Kılıç'ın cumhurbaşkanlığı adaylığı planı olmadığını zannettiğini söyledi. Arınç, şöyle dedi: 'Çünkü Sayın Haşim Kılıç, geçmişte Anayasa Mahkemesini siyasallaştıran veya Anayasa Mahkemesinin gücüyle cumhurbaşkanı olmaya kalkanların akibetini biliyor olmalı. Mesela ben o zamanlar genç bir siyasetçiydim 70'li yıllarda Sayın Muhittin Taylan'ın CHP tarafından cumhurbaşkanlığına aday gösterildiğini biliyorum. Belki daha sonra Ahmet Necdet Sezer örnekleri, belki daha öncesinde Yekta Güngör Özden örnekleriyle bu kişiler veya bunun benzerleri cumhurbaşkanlığına gelmek istemiş olabilir. Ama en son örneği 2000'den 2007'ye kadar Türkiye'de cumhurbaşkanlığı yapmış olan Ahmet Necdet Sezer ise onunla kendisinin yaşadığı sıkıntıları da kurumun ne hale geldiğini de biliyor olması lazım. Ben, emekliliğine 1 yıl kadar kalmış bir Anayasa Mahkemesi Başkanı olarak cumhurbaşkanlığını hedeflemediğini düşünüyorum veya zannediyorum. Dolayısıyla Sayın Kılıçdaroğlu, kendisi aday olur mu olmaz mı bilemem. Ama şunu söylemem lazım, Kılıçdaroğlu, aday olursa hiçbirşey ifade etmez. CHP bugünkü oyunu bile olduğu gibi kendisinin cumhurbaşkanlığı adaylığına doğrultmaz, yönlendirmez veya bu kadar oyu toplamayamaz. Çünkü halkta karşılığı yeterince olmayan bir kişidir. Madem ki bu birinci ve ikinci tur olarak yapılacaktır, kendisi üzerinde başkalarının ittifakını sağlayabilecek, geniş bir yelpazenin oylarını alabilecek bir çekim merkezi değildir Kılıçdaroğlu.' CHP'nin bugüne kadar başka partilerle bir araya gelerek ortak bir aday çıkarmayı gündeme getirdiğini aktaran Arınç, 'Ama CHP'nin kendisi bunu tartıştı, bir anamuhalefet partisi kendisi aday çıkaramazsa ne güne duruyor diye bir eleştiri aldı. Bakın biz 2000 yılında o zaman Refah Partisi, Fazilet Partisi vardı. Bizim partimiz, bir zamanlar Sayın Lütfü Doğan'ı, daha sonra da Nevzat Yalçıntaş'ı cumhurbaşkanı adayı yapmıştı. Her partinin üzerine düşen kendi adayını çıkarmaktır. İkinci turda da zaten tasfiye edilmiş olacaklardır ona göre oylarını bir başka noktaya yöneltebilirler' dedi. 'Erdoğan'ın işi çok kolay olur' Bir partinin gücü varsa kendi adayını çıkarmasının, en azından adayın ne kadar oy alacağını görmek açısından doğru olacağını, partilerin, başka bartilerle ya da başka toplum kesimleriyle ittifak edecek sivil, bağımsız bir şahsiyet üzerinde de durabileceklerini, bunların partinin kendi takdiri olduğunu ifade eden Arınç, eğer Devlet Bahçeli MHP, Kemal Kılıçdaroğlu da CHP'nin adayı olacaksa, adaylığı durumunda Tayyip Erdoğan'ın işinin çok kolay olacağını dile getirdi. 'Anayasa Mahkemesinin siyasi içerikli konuşmalar yapıyorsa güvenilirliği ve bağımsızlığı konusunda erozyon olup olmadığını sormuştum. Kılıç'ın açıklamaları, akla milli görüş gemleğiyle ilgili tartışmaları getirdi. Bütün bu tartışmalardan sonra Anayasa Mahkemesinin bağımsızlığı ve güvenilirliği konusunda bir erozyon söz konusu olmuş mudur?' sorusu üzerine Arınç, 'Haşim Kılıç'ın geçmişte yaptığı hizmetlere ve Türkiye kavgası içinde verdiği mücadeleye saygı duyarak, bugünkü yaptığı hatayı eleştirilerle sonlandırmalı, bunu daha ileriye götürmemeliyiz' değerlendirmesinde bulundu. Arınç, kendisinin geçmiş günlerin hatırına, vefa duygusuna inanan bir insan olduğnu belirterek, şöyle devam etti: 'Evet bugün çok büyük bir hata yapmıştır, bizi mahcup etmiştir, Sayın Başbakanımızı üzmüştür, hükümütemizi hedef almıştır. Buna bir yol kazası olarak bakmamız lazım, yoksa öyle büyük büyük, kocaman kocaman manşetlerle işte tarihin çöplüğüdür şudur budur bu kelimeleri kullanmak bile bence çok yanlış. Eleştirelim ama hakkımızı ve haddimizi de bilelim. Anayasa Mahkemesi Başkanlığına büyük mücadeleler sonrası gelmiş bir insanın belki hukuk hayatının içinde de başkanlığın içinde de bir büyük hatasını sadece bu eleştirilerimizle sınırlı tutalım. İkincisi, tabii bugün Haşim Kılıç vasıtasıyla Anayasa Mahkemesi yıprandı mı, erozyona mı uğradı? Haşim Kılıç, oranın sadece başkanıdır. Orada 17 üye var. Bu üyelerin her biri de yine haklarında hüsnüzan ettiğimiz, hukuk bilgilerine güvendiğimiz, Sayın Cumhurbaşkanımızın tercihleriyle de her halde çok özellikleri dikkate alınarak seçilmiş insanlardır. Bunları yok sayarak Anayasa Mahkemesini sadece Kılıç'tan ibaret görmek çok yanlış olur. Benim bir iddiam vardı, eğer Sayın Haşim Kılıç, o gün yapacağı konuşmayı 17 kişilik heyetin içinde mota mot bu cümleleri kullanarak ben bu konuşmayı yapacağım deseydi, en az 10 üyenin 'Sakın ha. Böyle bir konuşmaya biz razı değiliz' diyeceğini tahmin ediyorum. Onay vermezlerdi. Ama Anayasa Mahkemesini Başkanı temsil eder diye bir kural varsa, Sayın Haşim Kılıç, bu temsil görevini ben yapacağım, bu konuşma metnini de kendim hazırlayacağım demiş olabilir. Anayasa Mahkemesi yüksek yargıdır, Türkiye'nin de ihtiyacı vardır. Ben bugün Twitter kararından dolayı Sayın Kılıç'ı da mahkemenin üyelerini de eleştiriyorum. Bütün hukuk yolları tüketilmeden ve sadece Twitter şirketini muhatap alarak onlar lehine karar vermiş olmalarından dolayı da 367 kararı kadar olmasa bile bir garabet, bir yanlış karara sahip çıktıklarını düşünüyorum. En az Tiwitter şirketinin hukukunu muhafaza edeceğiniz kadar, en az onun kadar da bizlerin, bireylerin hakkını düşünmesi gerekirdi. Hergün haklarında hakaret edilen, hergün iftiralar savrulan, hergün ülkenin en gizli görüşmelerini bile Youtube'dan veya başka bir yerden, Twitter yoluyla dahi vermeye çalışanlara bu ülkede hukukun yapacağı bir şey olmalı. Bireysel hak ve özgürlükleri koruyacak bir karar almadan Twitter şirketini esas alırsanız ve diğer bütün yollar tüketilmeden de aceleyle karar verirseniz, biz bu kararı eleştiririz. Benim eleştirim de geçmişte birilerinin yaptığı durumdan vazife çıkarmak eleştirisiydi. Herhalde Sayın Kılıç'ı o kadar üzdüm ki beni bu törenlere bile davet etmedi.' Bülent Arınç, cumhurbaşkanlığı seçimine lişikin soru üzerine, yaptığı tüm istişarelerde cumhurbaşkanı adayı olması yönünde çok büyük bir çoğunluğun Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı desteklediğini söyledi. Kendisinin de istişare edilen bir insan olarak kararını ifade ettiğini dile getiren Arınç, '12 yıl başarılı bir başbakanlıktan, güçlü bir liderlikten sonra, Türkiye bunca faydalı, olumlu hizmetlerini gördükten sonra, böyle bir makamı, şühpesiz Sayın Gül ile konuştuktan sonra, kendisinin aday olmasını ve Allah kısmet ederse, bütün gücümüzle çalışarak birinci turda da yüksek bir oyla seçilmesini arzu ederiz. Ben tercihimi böyle belirledim. Bunu kendisi de arkadaşlarım da biliyor. Diğer konuda da hiç değişmeyen kararımı ifade ettim, 3 dönem kuralı değişmemelidir diye yazdım ama karar şüphesiz bana ait bir kara değil' dedi. Başbakan Erdoğan'ın bu konuyu söylemeden dahi kendilerinin günü geldiğinde bunların netleşeceğini söylediğini anımsatan Arınç, 'Bugün Sayın Cumhurbaşkanımızla belki bir görüşme yaptılar. Mayıs ortalarına doğru da bu işi netleştireceklerini biliyorum' dedi. Arınç, bugün genel kanı veya kabulün, Erdoğan arzu ederse Cumhurbaşkanı Gül'ün bundan onur duyacağı, 'Bu senin hakkındır, ben aday olmayacağım' demesini beklediklerini söyledi. Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Tanıyabildğimiz kadarıyla, bildiğimiz, güvenebildiğimiz kadarıyla Sayın Gül, çok iyi bir insandır. Bu partinin, bu davanın temelinde harcı olan bir insandır. İlk başbakanımızdır ve partinin kurucularından biridir. Bugüne kadarki çizgisini ve ülkemiz için, davamız için neler düşündüğünü çok iyi bildiğimiz bir insandır. Ama bu istişarelerin sonunda veya Sayın Başbakanımız, Türkiye'nin geleceği, perspektifi açısından daha fazla hizmetin icra noktasında görür veya kendisine edilen tavsiyeler bu konuda olursa belki farklı bir yöne gidip kendisi tekrar partinin başında bu işleri inşallah 2023'e, daha sonrasına götürebilecek bir zemini hazırlamayı tercih edebilir.' Tek aday Gül mü? Bülent Arınç, 'O zaman cumhurbaşkanlığı için tek aday Sayın Gül müdür?' sorusunu yanıtlarken de 'Bugün için ben öyle görüyorum, çünkü 7 yıllık performansı ve aldığı karnede ben bütün notlarının pekiyi olduğunu görüyorum. Bu bizim de gönlümüze hoş gelecek bir şey olur. Ancak Sayın Cumhurbaşkanımız ben teşekkür ederim ama bu görevi yaptım. Bundan sonra bir başka arkadaşımız veya bu işi daha başarıyla yapacak bir insan da olabilir derse o zaman şöyle herkes kendine dönüp bakacaktır' dedi. Arınç, Başbakan Erdoğan'ın gazetecilerle yaptığı keyifli bir sohbetin arkasında 'Bak ters köşe de yapabiliriz ha' demesini, tanıyabildiği kadarıyla o günün neşesi içinde kabul edilebileceğini belirterek, 'Yani siz hep ikimizi düşünmeyin başka şeyler de olabilir. Ama bu diğer partilerin de üzerinde ittifak edebileceği, herkesin rahatlıkla oyunu verebileceği bir kişi de olabilir' derse, bunu kendisi, arkadaşı için de söylemiş olabilir veya bir başka bu meziyetlere sahip bir kişi olarak da bunu tarif etmiş olabilir. Bekleyelim. Yapılacak tek şey en azından mayıs ortalarına kadar bu işi beklemek' değerlendirmesinde bulundu. Cumhurbaşkanı Gül'ün siyaset düşünmediği yönündeki açıklamalarının hatırlatıldığı Arınç, bu sözlerin bir ayeti kerime olmadığını, bunların konjonktür içinde hem de birilerinin sorularına verilecek cevaplar olarak konuşulduğunu, kendilerinde istişarenin asıl dolduğunu ve Başbakan Erdoğan'ın bu işi çok iyi yaptığını bildirdi. Arınç, Başbakan Erdoğan'ın gelecek hafta milletvekilleriyle bir araya geleceğini anımsatarak, 'Ondan sonra da 15-20'sinde de tekrar Sayın Cumhurbaşkanımızla bir araya gelecekler. Önümüzdeki 7 yılın bir muhasebesini çizecekler, biz de inşallah en hayırlı kararı sanıyorum bundan sonra işitmiş olacağız' dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in 'Dört Başbakan Yardımcısından biri olabilir' sözleri de hatırlatılarak, Başbakan Erdoğan'ın Köşke çıkması durumunda Başbakan'ın kim olacağı yönündeki soru üzerine Arınç, hepsinin olabileceğini çünkü AK Parti'nin kadrosunun çok zengin bir parti olduğunu söyledi. Arınç, 'Sayın Başbakanımız, 2002 seçimlerine giderken İstanbul'da 1. sırada aday olarak gösterilmişti. Seçime 2 ay kala bu adaylığı iptal edildi. Kendisi milletvekili olamadı. O zaman muhalefet çok sevinmişti. Tayyip Erdoğan'a başbakan olacak diyordunuz, milletvekili bile olamıyor. Şimdi sizin başbakan adayınız kim? Bu soruyu ANAP'a sorduğunuz zaman 2. bir aday çıkmaz. DYP'ye sorduk o tarihlerde 2. bir aday çıkmadı. Herkes Mesut Yılmaz, Tansu Çiller'e odaklanmıştı. Baykal'a sorulsa o da ikinci bir aday gösteremezdi. Ama biz 10 tane, 20 tane bu işi yapabilecek kabiliyetli, iyi karakterli insanı sayabilirdik. Nitekim Sayın Gül, ilk seçimde de bizim başbakanımız oldu. Daha sonrası da çok güzel bir şekilde geldi. Bunlar demokrasi içinde ve partimizde yaşanan güzelliklerden birkaç tanesidir. Bugün de zannediyorum başbakanlığa vekalet edecek veya büyük kongrede genel başkan olacak, ondan sonra da 2015 seçimlerine AK Parti'yi götürecek ben size 20 isim sayarım. Bu parti içinde bu işi yapacak çok kabiliyetli, halkta karşılığı, birikimi, siyasi tecrübesi olan çok insan bulunur' diye konuştu. 'Bunların arasında kısa listeniz vardır' değerlendirmesi üzerine Arınç, '20'yi beşe düşür dersen onu da yaparım' dedi. '5'ten üçe' değerlendirmesi üzerine ise Arınç, '5'ten üçe de düşürmeyelim canım. Kötünün içinden iyiyi seçmek kolaydır, iyinin içinden en iyisini seçmek zordur. Yani biz AK Parti olarak iyinin içinden en iyisini seçebilecek zenginliğe sahibiz' dedi. 'Boş bir iddia değil' Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 'Başbakanın bir dönem daha Başbakanlık yaptıktan sonra ardından başkanlık sistemini sağlayacak bir ortamda Cumhurbaşkanlığını devralacağı, böyle bir şeyi siyaseten nasıl görüyorsunuz?' sorusunu ise 'Bu da bir iddiadır, hem de boş bir iddia değildir. Bunun iki sebebi var. Birincisi 2000 yılında cumhurbaşkanı seçmemize engel oldukları zaman o mahut Anayasa Mahkemesinin kararıyla AK Parti, cesur bir karar aldı. Erken seçimi tercih etti, yani kasımda yapacağını temmuza aldı. 'Cumhurbaşkanı artık bundan sonra mecliste seçilmez yüz seksen kişilik bir grup Türkiye'de cumhurbaşkanı seçtirmez, bundan sonra halk seçecek' dedi. Bu anayasa referandumu kabul edildi, 7 sene geçti şimdi günü geldi. şimdi artık cumhurbaşkanını, yani cumhur kendi başkanını yani halk kendi başkanını, millet kendi başkanını halk oyuyla seçecek. Bundan dolayı cumhurbaşkanı halkın seçtiği bir ortamda ama anayasa değişmediği için de Meclis tarafından seçilmiş bir cumhurbaşkanının kullanacağı yetkileri kullanacak' şeklinde yanıtladı. Bir paradoks yaşandığını belirten Arınç, şöyle devam etti: 'Sivil, yeni, çağdaş, birbiriyle uyumlu anayasa yapamadığımız için muhalefet sebebiyle. Biz şimdi halkın seçtiği ama meclisin seçtiğini cumhurbaşkanı yetkilerine sahip bir insanın bir çelişki yaşayıp yaşamadığını göreceğiz.Yetkilerini kullanırken yüzde 50 artı biri arkasına almış, diyelim ki 30 milyonun oyuyla seçilmiş bir cumhurbaşkanı Meclis'teki seçimde gelebilecek bir cumhurbaşkanı yetkilerini kullanacak bu da hükümetle bir çatışma veya çelişme veya yetkileriyle bir çelişme yaşanabilir mi? Belki yaşanabilir belki yaşanmayabilir ama bu anayasa içinde akort edilmesi gereken bir noktadır. İkincisi Sayın Başbakanımız yarı başkanlık veya başkanlık sisteminin Türkiye'yi daha iyi yönetebileceğini inanıyor. Onlar da demokratik rejimlerde uygulanan usüllerdir. Parlamenter demokratik sistem sadece demokratik bir rejimi göstermez, bugün Amerika'da veya Fransa'da veya başka ülkelerde başkanlık sistemine yakın unsurlarında faydalı olablidiğini görüyoruz. Diyelim ki Sayın Başbakanımız, Cumhurbaşkanı olur ama partisi 2015 seçimlerinde 367'yi de içine alabilecek bir çoğunlukla seçimi kazanırsa o zaman AK Parti kendi başına bir anayasa değişikliğini mutlaka yapar ve anayasa değişikliği içerisinde de başkanlık sistemlerinden birisine dönüşü gerçekleştirebilir.' 'O zaman 2 ya da 3 yılda cumhurbaşkanı değişmiş mi olur, değişmesinin yolu mu açılır? sorusunu Arınç, 'Hayır, cumhurbaşkanı seçimiyle ilgili bir konu değil, cumhurbaşkanlığı yetkileriyle ilgili. Yani cumhurbaşkanıyla yürütmenin ilişkilerini, yasamanın ilişkilerini, yargının ilişkilerini tekrar gözden geçirebilecek bir konsepte dönüşebilir, akla uzak bir ihtimal değil' şeklinde yanıtladı. Paralel yapıya yönelik soruşturmalar gündemde olduğunu hatırlatan Arınç, şöyle devam etti: 'Dün İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın verdiği demeçleri de vardı. Akşam gazetesinde bugün de bir ifade var, Sayın Başbakan'dan 'devrik başbakan' diye bahseden savcılar sözkonusu. Bütün bunlara yönelik soruşturmalar var. Soruşturmaların yeterince hızlı ve etkili işlediğini düşünüyor musunuz? Sonucunun ne olmasını bekliyorsunuz?' sorusu üzerine, '17 Aralık ve 25 Aralık'ı esas alırsanız aradan dört aylık bir zaman geçmiş. Bu dört ayın bir kısmı şok zamanıdır. Ama son üç aydan bu yana gerçekten bu yargı darbesini Türkiye'de uygulamak isteyen bir taraftan da güvenlik güçleri içerisinde özellikle emniyeti, polisi hedef alan bir yapılanmayla eğer mücadele edilecekse ki ediliyor, edilmesi lazım. Bu mücadelede devletin kendi yapısı içerisinde aynen devlet gibi yapılanmış bir başka varlığa tahammül edemeyeceği için yapılması lazım.' Arınç, bu mücadelenin sadece iktidar ve AK Parti'yle değil, bütün muhalefet partileriyle, varlık sebepleri hukuk devleti içerisinde ve parlamento içerisinde hayatiyet gösterecek bütün partilerin de desteğiyle yürütülmesi gerektiğini belirterek, 'Bu bir hayali şey değil. Pek çok unsurlarda kendilerini belli ettiler' dedi. Bugün yapılan soruşturmaların iki yönlü olduğunu ifade eden Arınç, şunları kaydetti: 'Birisi idaridir. Yani kendi içerisinde bir soruşturma açarak kimin ne yaptığını görebilecek bir ülke müfettişlerinin veya herkesin bir teftiş kurulu var, en sonunda da Başbakanlık Teftiş Kurulu var. Teftiş Kurulları bütün kurumlarda iddiaların ne kadar gerçek olup olmadığın araştırıyorlar. Bunun sonunda idari cezalar verilebilir. Ama şimdiden yapılan bir şey var. Üst noktalarda bu irtibatı birbiriyle sağlamış hukuka kanun devletine amirlerine bağlı olmaktan öte mensup oldukları grup içerisindeki yapılanmada emir ve talimat alan kişiler varsa bunlar müsteşarsa bunlar genel müdürse bunlar daire başkanıysa bir, idarenin bunları görevden alma yetkisi var. Bu yetki şüphesiz sınırsız değil. Ama görevden de alırken bir sebebini mutlaka söyleyeceklerdir. Görevden aldığın zaman meslekten çıkarma noktasını da kastetmiyorum. En azından o yapının başındayken yapabileceklerini tahmin ediyorsa oradan uzaklaştırmaktan ve ilgisiz bazı noktalara atamaktan da bu yol geçer. Şüphesiz 657 sayılı kanunun bu insanlara kamu görevlilerine tanıdığı bir takım imkanlar var, bir takım dokunulmazlıklar var, bir takım yasal statüler var. Bunları da ihlal etmeden çok önemli diyelim ki bilgi işlem merkezinin başında bir insanı veya atama yetkisi olan bir noktada bir insanı veya gizli kalması gereken belgeleri ilk önce okuması gereken insanları bu yapının içerisinde bir yere koyabilmişseniz oradan alırsınız levazım müdürü yaparsınız veya bir başka yere getirirsiniz. Şimdi bazı atamalar bu amaçla da yapılıyor olabilir, o insanların hepsini suçlamak adına söylemiyorum burada bir şüphe dahi bu kişinin o noktadan alınmasına yol açabilir. En azından verebileceği zararlarda bir ölçüde uzaklaşmamız lazım. İkincisi böylesine bir ihtimali düşünerek o görevden alınıp başka bir yerlere verilmek ne kadar mümkün ve muhtemel ise ikincisi de maalesef bu dinlemeler yoluyla suç atmalar yoluyla suç delilleri üretmek yoluyla bir takım insanları ta Başbakanımıza kadar uzanacak ölçüde gözlerini karartarak onları yok etmeyi hedeflemiş bir çalışmanın içinde olduklarını bildiğimiz, düşündüğümüz, elimizdeki delilleriyle bu konuda karar verme noktasına gelmişsek o zaman yargıya teslim etmekten başka bir çaremiz yoktur. Bu konuda da dün Sayın Efkan Ala'nın İçişleri Bakanımızın verdiği rakamlar doğrusu onun bilmesi gereken rakamlardır ben o kadar bilmiyorum, o ciddi bir çalışmanın devam ettiğini gösteriyor.' 'Ama kurt gövdenin içine girmişse mücadelenin ne kadar zor olduğunu tahmin edebilirsiniz, eğer karşınızda olsa o karşınızdaki insanın ne yaptığını açıkça bilseniz suç delilleri çok açık bir şekilde ortaya konulmuş olsa şüphesiz onun hakkından gelmek yani kanun yoluyla, yargı yoluyla mümkün olabilir' diyen Arınç, 'Hatta sizin bir zamanlar güvenerek iş başına getirdiğiniz bazı insanlar sizin hükümetinizi yok etmek Sayın Başbakanı itibarsızlaştırmak, biz de onların içerisindeyiz bir zamanlar ellerini dostça sıktıkları çok güvendikleri insanları bile günün birinde lazım olur diyerek dinlemek özel hayatlarına girmek bunlar fevkalade utanç verici fiillerdir. Bunları yapanlarla yargı önünde elbette hesaplaşacağız. Bence çok ağır gitmiyor olması gerekenden fazla belki süratle gidiyor ama kolay bir işin içinde değiliz' şeklinde konuştu. 'Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu özgürlükçü bir kanundur' '1 Mayıs konusunda özellikle İstanbul'daki kutlamalarda Taksim'in açılmamasına karar verildi. Muhalefetin CHP'nin ve BDP'nin ve bazı sendikaların mutlaka meydana çıkacağız şeklinde açıklamaları var. 1 Mayıs'ta neler olabileceği konusundaki düşünceniz nedir? Yeniden bir şiddet sarmalı yaratacak olaylar meydana gelebilir mi, ne dersiniz?' şeklindeki soruya ise Arınç, şu yanıtı verdi: 'Bir defa Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu, özgürlükçü bir kanundur. İzin almaya da gerek yok önceden 'Ben şurada şöyle bir gösteri yapacağım' dediğiniz zaman size her yer tahsis edilir. Ama bunun bir istisnası var, yani herkesin böyle belki trafiğe kapalı alanlar önceden belli edilmiş olabilir veya bu ticaretin esnafın tam ortada olduğu noktalarda toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanunu yapılmasın denebilir. Güvenliğin zor sağlanabileceği kanuna aykırı eylemlerin odağında merkezde toplantı gösteri yürüyüşleri kanunu gereğince idari makamların tasarrufuyla kapatılmış olabilir. Şimdi bazı sendikalar ideolojik bağnazlık sebebiyle kendilerince kutsal saydıkları, kendilerince kutsal sayılmış mekanları devlet hangi gözle bakar herkesin bilmesi lazım 'Ben illa burada yapacağım' denilmesi karşısında bu bir 'ben suç işleyeceğim' anlamına da gelebilir. Herkes her yerde derken belirlenmiş alanları kastediyorum. Bunun dışında da 'ben bir basın açıklaması yapacağım' diyebilirler 'ben küçük bir grupla yürüyüş yapacağım' diyebilirler. Bunun için de idari makamlar bütün kolaylıkları gösterir. Ama bir sendikanın bunları hiç bilmiyormuş gibi 'Ben sadece burada yapacağım ve bunun için gerekirse de güvenlik güçleriyle kavga edeceğim, gerekirse bomba da atılabilir insanlar da yaralanabilir geçmişte de zaten 30'dan fazla kişi ölmüştü, bugün de belki Allah korusun böyle olaylar yaşanabilir, ama inadımız inat' demesini anlayışla karşılamak mümkün değil.' Mesele sendika meselesiyse DİSK'in üçüncü sırada bir sendika olduğunu belirten Arınç, şöyle devam etti: 'Birinci sıradaki işçi sendikası ben İstanbul'da Kadıköy'de yapacağım diyor, kendisine bir alan tahsis edilmesini istiyor. Memur sendikaları içinde Memur-Sen var; 'Ben Diyarbakır'da yapacağım' diyor, ikinci sıradaki işçi sendikası Hak-İş, 'Ben Kayseri'de yapacağım' diyor. Bunlar sendika değil mi, bunların yüz binlerce üyesi yok mu bunlar işçiyi temsil etmiyor mu? 'Bana göre orası kutsaldır', o sana göre kutsaldır. O zaman git mum dik ama böyle topluca ve sadece 1 Mayıs'ta burada yapılacak bir eyleme hükümet, İçişleri Bakanlığı, valilikler kesinlikle izin vermez. Onlar da bunu zaten bildikleri için resmi müracaatlarını yapmıyorlar sadece kabadayılık gösterisi yapıyorlar 'Biz burada yaparız'. CHP zaten buna teşne, 'Ben de milletvekillerimi göndereceğim' diyor. Ama orada bir tane MHP'li milletvekili bulamayacaksınız çünkü Sayın Bahçeli devletin, hukukun ve yasaların verdiği imkanları çok iyi bilen ve bunların aşılmamasını isteyen, Türkiye'de huzurun bozulmamasını isteyen bir yapıya sahip. CHP teşnedir o kızıl bayraklarını göreceğimiz pek çok yasa dışı örgüt mutlaka orada olacaktır. Belki DİSK mensubu işçiler orada çok az olacak ama yasa dışı örgütler de kırmayı dökmeyi yaralamayı öldürmeyi çatışmayı hedef alan marjinal gruplar orayı Allah saklasın beklenilmeyen arzu edilmeyen bir görüntü içine sokabileceklerdir. Devletle kavga etmek, devlete karşı gelmek birilerinin ideolojik bağnazlığı olabilir ama bunu söyleyen ve yapanların da yargı karşısında, hukuk karşısında bir sorumlulukları mutlaka olacaktır. Günahtır binlerce polis orada olacak hayat duracak ve sadece birkaç bin kişinin gösterisi sebebiyle Türkiye'de 1 Mayıs bayram olmaktan çıkacak, o gün bir kara gün olarak belki, Allah saklasın, yıllarca acıyla hatırlanacak. Buna izin vermeyeceğiz, bu görüntülerin hiçbirisine izin veremeyiz. Bir hükümet ülkeyi yönetiyorsa ülkede huzursuzluğun çıkmasına izin ve imkan veremez. 'Şurada yapın Kazlıçeşme'de, şurada yapın Maltepe'de, şurada yapın, hatta sizleri bedava taşırız. Oraları sizler için de hazırlarız gelin binlerce insanı oraya getirin. Biz de bu bayrama hep beraber ortak olalım' diyenlere, maalesef 'Biz sadece Taksim'de yaparız her ne pahasına olursa olsun kavgayı da çatışmayı da göze alırız' diyen bir grup var, o gruba devletin müsaade etmesi mümkün değil.' 'O günlerde herkesi dinleyip, olayı anlayıp söndürmeye gayret ettim' İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu'nun 'Gezi sürecinin iyi yönetilemediği' yönündeki açıklamalarının sorulması üzerine Arınç, 'Evet, başındaki birkaç küçük olay sonradan büyümüş, parlamış, patlamış, pek çok insanımızın hayatına mal olmuş, milyonlarca liralık zararlar verilmiş, yaralanmalar olmuş, kamu mallarına zarar verilmiş. Ama Sayın Valimiz şunu bilsin ki hiçbir masum düşünce veya hareket Gezi olayları sebebiyle Türkiye'nin kara günler yaşamasına vesile olmamalıydı' değerlendirmesinde bulundu. Arınç, o günlerde herkesi dinleyip, olayı anlayıp söndürmeye gayret ettiğini, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da 'Yargı kararına uyarız, gerekirse plebisit yaparız, gerekirse tarafların her biriyle konuşuruz, uzlaşmayla buraya ne yapılacağı konusunda karar veririz' dediğini ancak bunlar konuşulduktan sonra bile sokak hadiselerinin, yakıp yıkmaların devam ettiğini söyledi. Arınç, 'Herhalde her şey o küçük twit hatırımıza getiriyor: 'Mesele sadece ağaç meselesi değil hala anlamadın mı?' Biz bunu sonraki olaylarda da gördük. Yani Gezi olaylarında biz ne yapsaydık dahi maalesef bu sokaklarda insanların ölümüne yol açmak isteyenler yolundan dönmeyecekti' diye konuştu. 'Öcalan'ın mesajlarını iyi okumak gerekir' Abdullah Öcalan'ın 'çatışma olasılığının da gündemde olduğu' ifadesine ilişkin ise Arınç, 'Öcalan, bildiğimiz kadarıyla çözüm sürecinin başarıya ulaşmasını istiyor. Kandil'den ve milletvekillerinden farklı olarak her ne pahasına olursa olsun, geçtiğimiz yılki Nevruz'dan bugünkü Nevruz'a kadar düşüncelerinde, görüşlerinde, hedeflerinde bir değişiklik olduğunu zannetmiyorum' görüşünü bildirdi. Arınç, Öcalan'ın, zaman zaman silahlı örgütün ve Kandil'deki silahlı unsurların, kendisine karşı şikayetlerini veya kendisinden farklı davranışlarda bulunacağını bildiğinden bunun yolunu kesmeye çalıştığını belirtti. 'Öcalan'ın bu mesajıyla neyi amaçladığını istihbarat örgütümüz çok iyi tahlil edecektir, analiz edecektir ve bunun karşılığı da mutlaka verilecektir' ifadesini kullanan Arınç, sözlerini şöyle tamamladı: 'Bizim bütün amacımız on beş, on altı aydır çözüm süreci içerisinde Türkiye'de insanlarımızın ölümlerine yol açan olayların bitmesi, silahların susması, şiddetin susması ve artık varsa fikirlerin konuşulması diyeceğimiz noktaya gelinmesidir. Silahlı unsurların Türkiye'den çıkışları tamamlanmamıştır, bunu hepimiz biliyoruz. Her şeye rağmen tamamlanmamıştır ama arkasından bir çatışma ortamı da gelmemiştir. Çözüm sürecinde yeni ileri adımlar atılabilirdi, hem silahlı unsurların dışarıya çıkması hem de artık eylemsizlik halinin kalıcı bir hale gelip örgütün silahlı eylemlerden kendisini arındırması söz konusu olabilir. Öcalan'ın mesajlarını iyi okumak gerekir. Bunu okumakla yükümlü olanlar da herhalde hükümetimiz değil.' AA
Reklam
Türkiye Ekonomisi Hakkında Bilmeniz Gereken 7 Şey
Bu ülkenin ekonomisi 820 milyar dolarlık milli geliriyle dünyanın 17. büyük ekonomisi oluyor. Önümüzdeki dönemde yıllık ortalama yüzde 4 oranında büyürse Türkiye 2030’da dünyanın en büyük 11. ekonomisi olacak.  Taraf gazetesinden Süleyman Yaşar Türkiye ekonomisi hakkında bilmeniz gereken yedi şeyi özetledi. Taraf /Süleyman Yaşar
Yurt Hayatı
Üniversite hayatı birçok öğrenci için yeni bir yaşam şeklini ve yaşadığı yeri ailesi dışında biriyle paylaşmayı ifade etmektedir. Bu yeni deneyim zaman zaman zorlayıcı zaman zamansa eğlenceli olabilir.Oda Arkadaşının İyi ve Kötü YanlarıOda arkadaşın da üniversiteye yeni başlamış biri olduğu için kampüs hayatına alışma sürecini birlikte geçirebilirsiniz.Biriyle birlikte yaşamak hasta olduğunda sana çorba getirecek, bir şeye ihtiyaç duyduğunda sana yardımcı olacak ya da sabah çalar saati duymadığında seni uyandıracak biri var demektir.Hayata farklı bir açıdan bakmanı, farklı kültürleri tanımanı sağlayabilir.Yurt arkadaşın seninle benzer ilgi alanları olan biri olabilir. Birlikte birçok aktiviteye katılabilir, odanızın dışında da birlikte zaman geçirebilirsiniz.Fakat kendine ayırabileceğin özel zamanlar daha az olacak ve daha dar alanda yaşayacaksın. Dolayısıyla derslerini kütüphanede çalışmana ya da arkadaşlarınla dışarıda buluşman gerekebilir.Oda arkadaşının yaşam şekli, alışkanlıkları ve ders programı senden çok farklıysa zaman zaman zorlayıcı durumlar ortaya çıkabilir.Oda Arkadaşınla İyi Geçinmenin SırlarıYurt hayatı avantajları ve dezavantajlarıyla bir bütündür. Dezavantajları en aza indirmek için dürüst ve iletişime açık olmak tüm ilişkilerde olduğu gibi yurt hayatını da kolaylaştıracaktır.Bir sorun olduğunda oda arkadaşınla paylaşmak ve ortak bir çözüm bulmak,Oda yaşamınızla ilgili kurallar koymak ve onlara saygı göstermek -biriniz ders çalışırken diğerinin yüksek sesle müzik dinlememesi gibi,Her konuda aynı şekilde düşünmeseniz de anlaşmaya vararak bir karar vermek,Arkadaşın sınava giderken ona şans dilemek ya da bir yarışmadan döndüğünde sonucu sormak gibi nezaket içeren davranışlar göstermek,yurt hayatını kolaylaştıracak birkaç öneri olabilir.Yakın Arkadaşınla Aynı Odayı PaylaşmakÜniversiteye başladığın yıl aynı zamanda yeni bir yerde yeni insanlarla yaşaman demek olabilir. Bu deneyimi ya bir yabancıyla ya da yakın bir arkadaşınla yaşayabilirsin. Yakın arkadaşınla aynı odayı paylaşmanın da çeşitli dezavantajları ve avantajları mevcut.Yakın arkadaş olmak, iyi anlaşmak ve birlikte yaşamak birbirinden farklı durumlardır. Hem özel hayatını hem de sosyal yaşamını en yakın arkadaşınla geçirmenin iyi yanları olduğu gibi kendine ait boş vaktinin olmaması ilişkinizi olumsuz etkileyebilir.Daha önce birlikte yaşama deneyiminiz olmadığı için ev içindeki alışkanlıklarınızı bilmemeniz sorunlar yaşamanıza ve yakın arkadaşlığınızın bitmesine sebep olabilir.Fakat bunun yanında birbirinizi bir yabancıya nazaran daha iyi tanıdığınız için birçok problemi daha kolay çözebilirsiniz.Tanımadığın biriyle aynı odayı paylaşmayı veya yakın arkadaşınla aynı odada kalmayı seçebilirsin. Unutma, ikisinde de şansın %50.Yurt hayatını daha keyifli ve konforlu kılmana yardımcı olacak öğrenci yurdu odan için alman gerekenler listemize göz atmayı unutma!
Yurt Odan için Alman Gerekenler
Derslerin başlamasından çok kısa bir süre önce yurt odana yerleşeceksin.  Odanda neye ihtiyacın olacak? Nasıl rahat edebilirsin? Sana yardımcı olmak için bir liste hazırladık.Eğer yapabiliyorsan taşınmadan önce yurt odanı gör. Tüm yurtlarda yatak, masa, sandalye, kıyafet dolabı gibi ana eşyalar bulunur. Bazı yurtlarda halı, ayna, kitaplık, mini buzdolabı, yorgan ve yastık da bulunabilir.Yatağın için: nevresim takımı, gerekiyorsa yastık ve yorgan, başucu lambası.Yaşam alanın: birkaç sepet (kirli kıyafetler, çöp, vb. için), fotoğraf makinası, dvd/vcd player, bilgisayar, oyunlar, kitapların, cep telefonu şarjın ve aksesuarların, müzik seti, spor malzemelerin.Yemek: eğer yurdun mutfağı yoksa, mikrodalga fırın, mini buzdolabı, kahve makinası, kendin için tabak- çatal- bıçak- kaşık, vb.Banyo: El, baş ve banyo havluları, şampuan, saç kremi, sabun, duş jeli, lif, terlik, diş fırçası, diş macunu, ayna, saç kurutma makinesi, kozmetik ürünleri.Gerekiyorsa halı, televizyon, radyo, vb.Çalışma alanı: masa lambası, bigisayar, kağıt, kalem, kalem kutusu, post-it, bant, defter.Temizlik için: banyo ve oda temizlik ürünleri (deterjan, bezler, vb.), çamaşır kurutma teli.unların dışında pijama, çorap, iç çamaşırı, terlik, mayo, spor kıyafeti, mevsimlik kıyafetler, şemsiye, şapka, ilaç ve ilk yardım malzemeleri.İdeal yurt odanı kurdun ama oda arkadaşınla iyi geçinmenin sırlarını biliyor musun? Yurt Hayatıyazımızda yurt yaşam şeklini ve yaşadığın yeri ailen dışında biriyle paylaşmanın inceliklerini öğrenebilirsin.
Reklam
Bu Okul Farklı!
Sınıflara Barış Manço, Dede Korkut, Mehmet Akif Ersoy gibi isimler veren okul yönetimi merdiven boşluklarını ise tarih, kültür ve sanat bilgileri ile dolduruldu. Erzurum merkez Yakutiye İlçesi'nin gecekondu semtlerinden Sanayi Mahallesi'ndeki 306 öğrencinin eğitim-öğretim gördüğü Mareşal Fevzi Çakmak Ortaokulu, dış ve iç güzelliği ile Erzurum'da örnek olarak gösteriliyor. 8 ay önce okula müdür olarak atanan eski milli güreşçilerden Selami Topaloğlu, okulun dış cephesine tarihi Çifte Minareli Medrese, Kale ve kayakla atlama kulesini yağlı boya ile çizdirip boyattı. Okuldaki 10 sınıfa ise devlet büyükleri, sporcular ve sanatçıların isimlerini verdi. Okul bahçesine mahallede olmayan bir oyun parkı yaptırdı. Okulda bir başka gelenek ise en erken gelen öğretmenin tahtaya günün sözüsünü yazması oldu. Okuldaki öğrenciler, her hafta sonu düzenlenen şınav, barfiks, mekik çekme gibi yarışmalar düzenleyerek mont ve ayakkabı kazanıyor. Okul yönetimi yıl sonunda kep töreni düzenlemeyi hedefliyor. Öğrencilerin görerek eğtim- öğretim yapmalarını sağlamak istediklerini anlatan Okul Müdürü Selami Topaloğlu, şöyle dedi: 'Eski milli güreşçiyim. Okula 8 ay önce müdür olarak atandım. Okulu önemli ölçüde fiziki açıdan değiştirdik. Öncelikli olarak öğrenci ve öğretmenlerin rahat edebileceği fiziki ortamı sağladık. Belediyeler, dış cepheyi yaptırdı, okul bahçesinin asfaltlanması ve oyun parkının kurulmasını sağladı. İstanbul'dan bir işadamı da boya gönderdi, okuldaki 19 öğretmenle birlikte sınıfları boyadık. Öğrencileri kötü alışkanlıklardan uzak tutmak için her hafta bir etkinlik yaptık. Barfiks çekme, uzun atlama, gülle atma, şiiir dinletileri düzenledik. Öğretmen arkadaşyların çektiği fotoğraflardan oluşan sergi açtık. Mesleki kariyer günleri yaptık. Mervdivenleri çocukların görerek öğrenmelerini sağlamak için değiştirdik. Amaç; çocuklar derste dinlemediği ya da anlamadığı konuları merdivenden iniş çıkışlarda okuyarak hafızasında tutacak. Aşık Yaşar Reyhani, Barış Manço, Palandöken gibi sınıflara isimler verdik. Spor salonuna asrın sporcusu Hamza Yerlikaya'nın adını verdik. Öğrenciler bu isimlerin kim olduğunu merak ederek öğreniyor.' Mareşal Fevzi Çakmak Ortaokulu Aşık Yaşar Reyhani sınıfı öğrencisi Mesure Göktaş, 'Okulumuzu çok seviyoruz. Yapılan değişiklikler sayesinde öğrendiklerimizi unutmuyoruz' dedi Turgay İPEK - Zafer KUMRU/ERZURUM (DHA)
Üniversite Hayatından Ne Beklemelisin?
Üniversite Hayatından Ne Beklemelisin?Yuvadan ayrılıp Üniversite hayatına atılırken yeni yerler keşfedeceğin, yeni arkadaşlar edineceğin ve kendi önceliklerin çerçevesinde yaşayacağın bir hayata atılıyor olacaksın. Tabi bu yenilik ve özgürlüklerle birlilkte birçok zorlukla da karşılaşacaksın. Karşılaşabileceğin sorunlar ilk başta göz korkutucu olsa bile bunların üstesinden gelmek heyecanlı olduğu gibi birçok konuda hayat boyu kullanabileceğin deneyimler yaşayacaksın. - Yardım her zaman mevcut, ama faydalanmak sana kalmışYardım ve Destek İstemekten ÇekinmeÜniversiteli olmak birçok yeni özgürlük kazansan da bu tek başına olman demek değil. Üniversitelerde sana yardımcı olacak birçok kaynak mevcut – profesörler, okutmanlar, danışmanlar. Fakat bu yardımdan faydalanmak için kaynaklara ulaşmak ve  faydalanmak senin senin isteğin doğrultusunda gerçekleşecek. Sonuçta bu kaynaklar ailenin ya da en yakın arkadaşlarının seni tanıdığı kadar tanımadıkları için mutsuz zamanını ya da ihtiyaç duyduğun birşeyi gözünden anlayamayabilirler. Fakat danıştığın ve sorduğun sürece yardımcı olmak için ellerinden geldiğince seferber olacak birçok kişi üniversite içinde mevcut.Derslerini yetiştiremiyorsan ya da diğer sorumluluklarını yerine getiremiyorsan konuşmaktan çekinme. İş işten geçtikten sonra sınav sonuçlarını beklemek çok güç ve aynı zamanda çok geç. Önemli olan yardıma ihtiyacın olduğu zaman bunu kendi kendine kabul edip yardım istemen – sorunca ne kadar fazlı yardım aldığını görünce sen de şaşıracaksın. Zamanını En İyi Şekilde YönetÜniversiteye başayınca kendini istediğin saate kalkabildiğin, istediğin şeyi yiyip, istediğini yaptığın hatta neden ödevini yapmadın diye hocalarının nutuklarını dinlemek zorunda kalmadığın bir ortamda bulabilirsin. Fakat bu döngüye girince kendini bir anda derslerde uyuklarken bulabilir, gecenin geç saatlerinde son dakika projelerini yetiştirirken de bulabilirsin. O yüzden bu duruma düşüp işi zor yönünden öğrenmektense baştan zamanını iyi bir şekilde yönetmeye başlamak en iyi seçenek. Tabi unutmamak lazım ki zaman yönetimi sadece ineklemek de değil. Her ne kadar ödevler önceliğin olsa da ders dışı aktiviteler, iş ve staj deneyimi ve sosyal yaşam da üniversite deneyiminin önemli parçaları. O yüzden zamanını iyi kontrol ederek dengeli bir hayat ile üniversitenin sunduğu tüm deneyimlerin hepsini tatmaya çalış. Dengeli Bir Sosyal YaşamÜniversite demek aynı zamanda yeni bir sosyal ortam da demek. Hemen köşe başında bir okula da gidiyor olabilirsin ya da evinden yüzlerce kilometre uzakta da olabilirsin. Her halükarda yepyeni insanlarla tanışıyor, yeni arkadaşlıklar kuruyor olacaksın. Bu, sadece yeni bir ortama grime fırsatı değil, kendini yeniden yaratma fırsatı da olabilir. Yeni arkadaş edinmenin püf noktalarını senin için özetledik.Lisede ev ve okul hayatı çok farklı iki ortamken üniversitede özellikle yurtlarda kalıyorsan bu sınır ortadan kalkacak, sürekli arkadaşlarınla birlikte olacaksın. O yüzden eğlence ile hayatının sorumluluk gerektiren yanlarını (uyku, çalışma, sağlığını koruma) dengeleyebilmen çok önemli.Para işleri... Lisenin aksine para meseleleri üniversitede daha da önemli bir hale gelecek. Lisede cep harçlığını sadece sinema ya da arkadaşlarınla yağtıkların için harcarken şimdi kendi giysi ve yemek alışverişini yapıyor, evinin kira ve faturalarını ödüyor, arabanın benzin parasını veriyor olacaksın. Ay ortasında boş cüzdanla kalmamak için iyi bir bütçe oluşturup buna sadık kalman çok önemli. Bankadaki ve cüzdanındaki paraya dikkat edip, atalarımızın dediği gibi ayağını yorganına gore uzatmaya dikkat etmelisin.
Reklam
George Clooney Nişanlandı, Kızlar Ağlayabilirsiniz!
İngiliz tabloid gazeteleri George Clooney'nin (52) bir İngiliz avukat ile nişanlanması haberine geniş yer verirken; Daily Mail, manşetten 'Kusura bakmayın kızlar, Clooney sonunda nişanlandı-bir İngiliz'le' başlığını atarak ünlü Hollywood yıldızının peşinde olan kızlara artık hayal kurmamalarını önerdi.Arkadaşlarının evleneceğine dair bahse girdiklerini yazan The Sun, 'Clooney'nin İngiliz gelini' başlıklı haberinde, Londra'nın en seksi İngiliz avukatının film yıldızıyla evlenmeye hazır olduğuna dikkat çekti.DHA
"Yakışıklı Erkek Yoktur, Çirkin Erkek de Yoktur..."
Fenerbahçe Teknik Direktörü Ersun Yanal şampiyonluk yemeğine neden katılmadığını açıklarken, merak edilenleri de yanıtladı.Çaykur Rizespor karşısında aldığı puanla şampiyonluğunu ilan eden Fenerbahçe'de gece yapılan kutlamalara katılmayan Ersun Yanal'ın daha önceden belirlenmiş programı olduğu ve Antalya'ya gittiği ortaya çıktı. Başkan Aziz Yıldırım, yöneticiler ve futbolcuların katıldığı şampiyonluk kutlamasında yer almayınca hakkında çeşitli iddialar ortaya atılan Yanal, Skorer'den Cemal Ersen’e konuştu. Başarılı teknik adam niçin gecede olmadığını şu sözlerle açıkladı: 'Doğaçlama gelişen bir organizasyon olmuş. Planlanmış değildi. Benim de günler öncesinden yaptığım bir planım vardı. Gece Antalya'ya uçtum. Gitmeden önce sayın Başkanım Aziz Yıldırım ve Mahmut Uslu bey de aradılar. Onlara da aynı şeyi söyledim. İstanbul'da kalmış olsam tabii ki futbolcularımla bir arada olup eğlenmek isterdim. Bizim aramızda dargınlık kırgınlık olabilir mi? Bu tip dedikoduları çıkaranlar ayıp ediyor. Biz yakaladığımız başarının tadını çıkarmak isterken yaptıklarına bakın..' Gelecek sezon Fenerbahçe'yi çalıştırıp çalıştırmayacağına dair sorumuza ise Yanal şu yanıtı verdi: 'Başarının alternatifi olur mu? Başarılı mıyız. Evet. Ben de elbette devam etmek daha büyük başarılar kazanmak istiyorum. Başkanımız ve yöneticilerimiz de sanırım böyle düşünüyor. Kimse merak etmesin bizim aramızda problem olmaz. Son dönemlerde duyguğum bir söz var. Sana da söyleyeyim. Yakışıklı erkek yoktur. Çirkin erkek de yoktur. Başarılı erkek vardır. Sanırım anlaşıldı bu konu...'Eurosport
Reklam