Bilim Kurgu Senaryoları Bu Restoranda Gerçek
Çin'in Kunshan kentinde açılan bir restoranda yemek pişirmeden etrafı temizlemeye ve servise kadar bütün hizmetleri robotlar yerine getiriyor.Restoranın kurucusu Song Yugang, kızının ev işleri yapmaktan hoşlanmadığını söylemesi ve bu işleri yapacak bir robot geliştirmesini istemesi üzerine böyle bir uygulama başlattığını belirtti. Restorandaki 10 robotun ikisi kapıda gelen müşterileri karşılarken dördü servis ve temizlik işleriyle uğraşıyor. Mutfakta çalışan dört robotun ikisi malzemeleri doğruyor, ikisi yemek pişiriyor. Günlük kullanımdaki 40 cümleyi anlayabilen robotların her birinin maliyeti ise ortalama 6 bin 500 dolar, yani bir insanın yıllık maaşına eşit.teknokulis
Beşiktaş'ta Rahmi Koç, Serdar Bilgili, Yıldırım Demirören İhraç Edildi
Beşiktaş Divan Kurulu'nda aralarında eski başkanlar ve ünlü isimlerin de bulunduğu 238 kişi ihraç edildiBeşiktaş Divan Kurulu'nun 2014 Yılı 3. Olağan Toplantısı'nda şok bir açıklama yapıldı. Yıldırım Demirören , Erdoğan Demirören , Nevzat Demir , Rahmi Koç , İsmail Ünal , Metin Keçeli , Prof. Dr. Turgay Atasü ve eski başkan Serdar Bilgili olmak üzere toplam 283 üye divandan ihraç edildiler. DHA'nın haberine göre, Beşiktaş Divan Kurulu'nun 2014 Yılı 3. Olağan Toplantısı'nda konuşan Divan Kurulu Başkanı Av. Yalçın Karadeniz, konuyla ilgili olarak, 'Beşiktaş Kulübü'nün anayasası tüzüğüdür. Bildiğiniz gibi 2013 yılında değişikliğe uğradı. 39-F maddesi gereğince, yeni bir madde ilave edildi. 'Divan Kurulu toplantılarına 3 defa mazeretsiz katılmayanların üyeliği düşer' denildi. Bu konuda itiraz etmeme rağmen, değişiklik kabul gördü. Biz divan başkanlık kurulu olarak, bu tüzüğü uygulamak durumundayız. Bir ömrün yarısı kadar tecrübe sahibi arkadaşlarımızın üyeliklerinin düşmesi, tabii ki beni üzüyor ama yapılacak bir şey yok. Bu çerçevede, 283 divan kurulu üyemiz maalesef üyelik hakkını kaybetmiştir. Bugünden sonra da, takip eden iki toplantıya mazeret bildirmeden katılım olmazsa, bu sayıya 100-150 kişi daha ilave olacaktır. Konuyla ilgili dikkat etmemiz gerek' ifadelerini kullanmıştı. Böylece Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören, işadamları Erdoğan Demirören, Nevzat Demir, Rahmi Koç, Metin Keçeli, Prof. Dr. Turgay Atasü ve eski başkan Serdar Bilgili eski Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal da dahil olmak üzere toplam 283 üye, üyelik hakkını kaybetmiş oldu. Edinilen bilgiye göre bu gelişmenin ardından eski başkanlardan Serdar Bilgili'nin, divan başkanı Yalçın Karadeniz'i arayarak, çok ağır ithamlarda bulunduğu öğrenildi. Bilgili'nin daha sonra başkan Fikret Orman'ı da arayıp durumu anlattığı ve Orman'dan, 'Bu durumu düzelteceğim' sözünü aldığı ifade edildi. Öte yandan üyelik hakkını kaybedenlerin, hayata veda eden Beşiktaş Onursal Başkanı Süleyman Seba'nın da 10 yıldır kurula gelmediğini ama ihraç edilmediğini konuştukları öğrenildi.T24
Yılın En İyi Tabletiyle Tanışın
Sony’nin şubat ayında düzenlenen MWC 2014 etkinliğinde duyurduğu Xperia Z2 Tablet Avrupa’da en prestijli ödüllerden birinin sahibi oldu. Xperia Z2 Tablet, EISA (Avrupa Görüntüleme ve Ses Derneği) tarafından yılın en iyi tableti ödülüne layık görüldü. Geçtiğimiz yıl da aynı ödülü yine Sony’nin Xperia Tablet Z modeli kazanmıştı. Xperia Z’den bu yana sürdürülen OmniBalance tasarımını tablet kategorisine taşıyan Xperia Z2 Tablet, ince tasarımı ve şık kasa dizaynıyla göz dolduran bir tablet. Cihazın teknik özelliklerle de şu an piyasadaki en güçlü tabletlerden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Xperia Z2 Tablet’te 6.4mm kalınlık, 426 gram ağırlık, 10.1-inç boyutunda Full HD Triluminos çözünürlüklü ekran, 2.3GHz frekans hızında çalışan dört çekirdekli Snapdragon 801AB işlemci, 3GB RAM, 16/32GB depolama, microSD kart desteği, 8MP çözünürlüklü arka kamera, Android 4.4.2 KitKat işletim sistemi ve 6.000mAh kapasiteli pil yer alıyor. teknolojioku
Dünya'ya Ulaşan İlk Yıldızlararası Parçacıklar
Bilim insanları, 2006 yılında Dünya'ya dönen bir uzay aracının üzerinden alınan örneklerde, Güneş Sistemi dışından geldiği belirtilen kozmik materyal tespit etti. NASA'nın Stardust uydusundaki kapsülle Dünya'ya taşınan yıldızlararası metaryal arasında, Güneş Sistemi'nin dışından geldiği belirtilen yedi kozmik tanecik bulundu. Kozmik toz taneleri, bilim insanlarının yanı sıra 30 bin sivilin yardımıyla teşhis edildi. Tamamen boş olmayan ve mikroskobik parçalarla dolu olan yıldızlararası uzaydaki materyalin, Güneş Sistemi dışındaki yıldızların çekirdeklerinde oluştuğu ve soğudukları süreçte uzaya yayıldıkları biliniyor. Bilim insanlarının inceleme şansı bulacağı kozmik parçalar, yıldızlararası tozların geçmişi ve dönüşümü hakkında önemli bilgiler sunacak. Araştırmada yer alan California Üniversitesi Uzay Bilimleri Laboratuvarı'ndan Andrew Westphal, BBC'ye yaptığı açıklamada, 'Aldığımız sonuçlar yıldızlararası toz parçacıklarının karmaşık yapısı ve çeşitliliği hakkında ilk bilgileri sunuyor' ifadesini kullandı. Yedi kozmik parçacık üzerinde yapılan ve sonuçları Science dergisinde yayınlanan analizde, 'geçmişteki astronomik gözlem ve teorilere kıyasla, yeni parçaların büyüklük, kimyasal bileşik ve yapı bakımından çok daha farklı olduğu' belirtildi. 30 bin gönüllü yardım etti Stardust görevi, Comet Wild 2 adlı kuyrukluyıldızdan saçılan parçacıkları toplamak ve Dünya'ya getirmek için düzenlemişti. Uzay aracı, kuyrukluyıldızdan saçılan numunelerin yanı sıra, kozmik yaşı daha fazla olan yıldızlararası tanecikleri de toplamayı başardı. Yıldızlararası Toz Toplayıcısı (IDC) adı verilen bir cihazla donatılan Stardust, en hafif insan yapımı madde olarak bilinen aerojelden üretildi. Yüzde 99'undan fazlası boşluk olan maddenin 132 sıra halinde dizilmesiyle oluşturulan IDC, saniyede 5 km hızla ilerleyen kozmik toz parçalarının üzerine yapışmasıyla numune topladı. Uzay aracının topladığı sayısız parçacığı incelemek için Stardust projesine 30 binden fazla gönüllü katıldı. Binlerce insan, bilim insanlarıyla beraber çapı metrenin milyonda biri kadar olan parçacıkları inceledi. Dr. Westphal, incelemeler sonucu silika, oksijen ve çeşitli metaller içeren minerallere sahip yedi parçacığı tespit ettiklerini söyledi. On milyonlarca yıllık geçmişi bulunan yıldızlararası tozların analizi, Güneş Sistemi'nin dışında olan bitenler hakkında gökbilimcilere önemli ipuçları verebilir. Kaynak: Al Jazeera
Reklam
Aksu Çayı'nın Rengi Değişti
Sıcaklar nedeniyle debisi düşen Aksu Çayı bölgedeki fabrikalardan dökülen sıvı ve katı kimyasal atıklardan dolayı son zamanların en kötü kirliliğini yaşıyor. Atıklar nedeniyle suyun rengi; bazı bölgelerde yeşile, bazı yerlerde ise siyaha dönüştü. Kahramanmaraş’ta, mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklar nedeniyle debisi azalan ve kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya olan Aksu Çayı, fabrikaların kimyasal atıklarının da dökülmesiyle birlikte büyük kirlilik yaşıyor. Bölge halkı, çevreye kötü koku yayan çaya müdahale edilmesini isterken, sıcaktan bunalan çocuklar ise hastalık tehlikesine rağmen suyun renginin değiştiği çayda yüzerek serinlemeye çalışıyor. Kent merkezinden geçen Aksu Çayı, sıcakların mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi nedeniyle kuraklık tehlikesi geçiriyor. Sıcaklar nedeniyle debisi de azalan çay, bölgedeki fabrikalardan dökülen sıvı ve katı kimyasal atıklardan dolayı son zamanların en kötü kirliliğini yaşıyor. Atıklar nedeniyle çevreye kötü kokuların yayıldığı çaydaki suyun rengi; bazı bölgelerde yeşile, bazı yerlerde ise siyaha dönüştü. Tedirgin olan bölge halkı, yetkililerin üst seviyelere ulaşan kirliliğe çözüm bulmasını istiyor. KİMYASAL ATIKLI SUDA YÜZEREK SERİNLİYORLAR Çayın geçtiği Karacasu bölgesindeki mahallelerde yaşayan ve 40 dereceyi aşan sıcak havadan bunalan çocuklar ise hastalık kapma tehlikesine rağmen fabrikaların kimyasal atıklarının döküldüğü çayda yüzerek serinlemeye çalışıyor. Kırsal mahallelerde yaşayan çocuklar, Gaziantep karayolunda bulunan fabrikaların kimyasal atıklarının döküldüğü ve suyun renginin bile değiştiği Aksu ile Erkenez çaylarına giriyor. Çocuklar, tehlikeye rağmen sağlıklarını hiçe sayıp girdikleri; yeşil ve siyah renge dönüşen suda saatlerce yüzerek serinlemeye çalışıyor. Sağlıksız suda zaman geçiren çocuklar, mahallelerinde havuz olmadığı için temiz olmadıklarını bildikleri suya mecburen girdiklerini söyledi. Çocuklar, kent merkezinde bulunan havuzlara gitmek için paraları olmadığı gerekçesiyle suya girdiklerini belirtti ve yetkililerden mahallelerine havuz yapmalarını istedi. KAHRAMANMARAŞ/DHA
Reklam
'Kurultayda Hatalara Düşmemiş, Taze Bir CHP Yönetimini İş Başına Getirin'
Kurultayla ilgili konuşan eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partililere 40 yıl önceki CHP'den örnek verip sorun yaşanmayacağını anlattıCHP eski Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal , Bilecik'in Bozüyük ilçesinde partililere hitaben yaptığı konuşmada, 'Partinin sorunları, sıkıntıları var, onları konuşmak istemiyorum. Sizler içindesiniz, biliyorsunuz. Bunları düzeltecek bir arayışı başlatın. Önümüzde anladığım kadarıyla bir kurultay geliyor. Bu kurultay süreci içinde doğru bir çözümü, yeni bir yönetimi, hatalara düşmemiş, gelecekte de düşmeyeceği umudunu veren yeni taze bir yönetimi iş başına getirin' dedi. Radikal’de yer alan habere göre, CHP Bozüyük İlçe Başkanlığı'nı ziyaret eden Deniz Baykal, partililerle sohbet etti. Herkesin partiye sahip çıkması gerektiğini ifade eden Baykal, 'Bir ölçüde kızgın, öfkeli, hesap sorucu, bir ölçüde partisine sahip çıkıcı, partisini yere göğe koymayan, ne olursa olsun arkasında duran, bir kısmı izlenen politikaları beğenmeyen, şikayet eden ama birbirini anlayan, birbirine tahammül eden, birbirini seven, birbirine muhtaç olduğunu bilen ve o beraberliği ayakta tutan coşkulu, heyecanlı dimdik ayakta, günü geldiği zaman kapıp bayrağını ortaya çıkan o büyük eski CHP'yi görmek istiyoruz' diye konuştu. Deniz Baykal, yapılan yanlışın karşısında sessiz kalınmaması, partinin her şeyden önce tartışmaya ihtiyacı olduğunu söyledi. 'Her şeyi tartışalım, konuşalım' diyen Baykal konuşmasını şöyle sürdürdü: 'Şu anda bizim her zamandan çok tartışmaya ihtiyacımız var. Herkes yanlış yapar. Yanlış yapılmaması mümkün değildir. Sorun olan yanlışın yapılması değil. Yapılan yanlış karşısında sessiz kalınması, teslim olunması. Yanlışı tartışmanın, yanlış olacağının zannedilmesi en büyük tehlikedir. Cumhuriyet Halk Partisi yanlışını tartışabilen bir parti olacak, olmak zorunda. Yanlışını konuşabilen bir parti olacak. Yanlışı konuşmayı yasaklarsanız, yanlışın konuşulmayacağı bir dünyayı yaratmayı kalkarsanız, en büyük kötülüğü yaparsınız. Hem kendinize, hem partinize hem de memlekete.' CHP'nin tartışan bir parti olduğunu anlatan Deniz Baykal, 1973 seçimleri öncesinden örnekler vererek şunları kaydetti: 'Bu parti ortasından çatladı. Büyük istifalar oldu. Parti öldü, bitti derken seçime girdik. Kısa bir süre içerisinde birinci parti olarak çıktık.1989'da gene parti kendi içerisinde çok ciddi tartışmalar yaşadı, o tartışmalarda seçimlere girdik ve birinci parti olarak çıktık. Tartışma partimize yarar. Küfür değil, hakaret değil, baskı değil, susturma değil, korkutma değil, tutup atma değil sorumlu tartışma, bilinçli tartışma, gerçeği arayan tartışma Cumhuriyet Halk Partisine yarar getirir, geçmişte de getirmiştir. Şu an o tartışma tam yapılmıyor. Niye, tartışırsak partiye zarar mı veririz duygusu içindeyiz. Arkadaşlar ben adayım dediklerinde vay sen niye adaysın deniliyor. Ya bırakın tartışılsın konuşulsun ne sakıncası var. Aday olacak arkadaşlarımız, aday olsunlar. Niye aday olduklarını anlatsınlar. Birbirlerini kırmadan, üzmeden söylesinler o arada yaptığımız yanlışlıkları görürüz.' 30 Mart yerel seçimlerinde Antalya'yı kaybettiklerin söyleyen Baykal, yanlışlık varsa bunların tartışılması gerektiğini belirtti. Baykal, 'Yerel seçimler yaptık. Yanlışlık var mıydı yok muydu? Elimizdeki en güzel yerleri bu yanlışlıklarla kaybettik. İçinden biliyorum, derinden biliyorum. Çünkü Antalyalıyım. kaybettik, İzmir de 8 tane yer gitti. O yerlerde MHP, AKP belediye kazanmaya başladı. Burada bizim yanlışlarımız yok mu, var. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yanlışımız yok mu? Peki bunları konuşmayacak mıyız? Bunları konuşmasak iyilik mi yapmış olacağız? Bu yanlışlıkları birileri dile getirip, bir arkadaşımız 'ne oluyor, buna son vereceğim' dese bu onun hakkı değil mi?. Demokrasinin gereği değil mi?' dedi. CHP'nin yeniden ayağa kaldırılması gerektiğini ifade eden Deniz Baykal, 'Partimizin kültürünü, siyasi kültürünü ayakta tutalım canlandıralım. Gözünüzü geleceğe dikin, partiyi şöyle ayağa kaldıralım. Partinin sorunları, sıkıntıları var onları konuşmak istemiyorum. Sizler içindesiniz, biliyorsunuz. Bunları düzeltecek bir arayışı başlatın. Bu neyle olur tartışmayla olur. Kendi aranızda siyaset konuşun, tartışın. İyi niyetle, birbirinizi kırıp dökmeden. Doğrusunu bulun. Önümüzde anladığım kadarıyla bir kurultay geliyor. Bu kurultay süreci içinde doğru bir çözümü yeni bir yönetimi hatalara düşmemiş, gelecekte de düşmeyeceği umudunu veren yeni taze bir yönetimi iş başına getirin' diye konuştu.T24
Yahudileri Nazilerden Koruduğu İçin Aldığı Madalyayı İade Etti
Hollandalı Henk Zanoli, İkinci Dünya Savaşı sırasında iki Yahudi çocuğu Nazilerden sakladığı için aldığı madalyayı, İsrail’in Gazze saldırılarında altı akrabasının yaşamını yitirmesinin ardından iade etti. BBC’nin haberine göre, 91 yaşındaki Zanoli, Lahey’deki İsrail Konsolosluğu’na mektup yazarak artık bu onuru taşımasının mümkün olmadığını belirtti. Zanoli, “ Bu şartlar altında İsrail devletinin bana verdiği bu onura sahip olmak aileme ve yaşamını yitiren akrabalarıma küfür gibi olurdu ” diye yazdı. Zanoli, 20 Temmuz’da İsrail’in Gazze’ye yönelik hava bombardımanında Filistinli bir ekonomistle evli olan yeğeninin kızının evinin yıkıldığını ve evdeki herkesin öldüğünü söyledi. Emekli avukat, İsrail’in savaş suçları ve insanlığa karşı suç işlemekten yargılanması gerektiğini belirtti. Dünya Uluslarının Dürüst İnsanları (Righteous Among the Nations) adlı madalya, Yahudileri kurtarmak için hayatını riske atan gayri-Yahudilere veriliyor. Zanoli ve annesi 2011 yılında bu madalyaya layık görülmüştü. Zanoli, babasını da Nazi toplama kampında kaybetmişti.Diken
Terden Elektrik Üreten Pil Yapıldı
Amerika Birleşik Devletleri’nde, California Üniversitesi’nde terden enerji üreten bir “pil” geliştirildi. Dövme şeklindeki “biyopil” terde doğal olarak bulunan laktatla çalışıyor. Uzmanlar, bu yolla elde edilen enerjiyle, nabız ölçen cihazlar, dijital saatler ve hatta cep telefonlarını bile çalıştırmanın mümkün olabileceğini belirtiyor. California Üniversitesi’nden Dr. Wenzhao Jia, “Bizimki terle çalışan ilk cihaz. Konsepti kanıtladık” dedi.Vatan
Reklam
Göçmen Kuş Katili!
YHT'nin Eskişehir-Ankara güzergahı arasındaki yolu yabani kuşların göç yolu üzerinde. Bu sebepten günde yaklaşık 600 kadar göçmen kuş trene çarparak hayatını kaybediyor. TCDD olayla ilgili yaptığı resmi açıklamada, Ankara- Eskişehir arasını 1 saat 20 dakikada alan YHT'nin ilk yıllarda daha fazla kuş sürüsüne çarptığını belirtti: “Bu artık azalmaya başladı. Çünkü kuşlar da YHT'ye alıştı ve göç yollarını değiştirmeye başladılar. Ancak zaman zaman göç eden kuş sürüleri YHT'ye çarpıyor. Kuş sürüsü yüzünden YHT hızını düşürmeyecek, 250 kilometre hızla seferlerine devam edecek. Zaman içerisinde kuşlar YHT'ye alışıp göç yollarını tamamen değiştirecektir.'Posta
Facebook Üzerinden Sayfa Beğenmek Tarihe Karışıyor
7'den 70'e herkesin bildiği ve Dünya'nın en büyük sosyal medyası olan Facebook politikalarında birkaç değişiklik yapıyor. Neredeyse bütün markaların Facebook sayfaları var. Facebook'ta sevdiğiniz sayfaları beğenerek onlar hakkında haberleri güncel olarak alabiliyorsunuz. Ünlü kişi, giyim, yiyecek içecek, eğlence, haber, uygulama ve program gibi kategorilerde bulunan Facebook sayfalarını beğenerek markaların Facebook üzerinde büyük bir rekabete girmesi de Facebook'un yetkililerini rahatsız etmişe benziyor. Sayfa beğeni sisteminin 5 Kasım'da kaldırılacağını duyan kullanıcıların Facebook'a fazla şikayet göndermemiş olması kullanıcıların bu durumdan memnun olacağı yönünde düşünülüyor. Veteknoloji
Reklam
Yatağan Termik Santrali'nin Satışı Onaylandı
Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK), Yatağan Termik Santrali'nin 1 milyar 91 milyon dolar bedelle en yüksek teklifi veren Elsan Elektrik Gereçleri Sanayi ve Ticaret AŞ'ye satışını onayladı. ÖYK'nın Resmi Gazete'de yayımlanan kararına göre Kurul, Yeniköy Yatağan Elektrik Üretim ve Ticaret AŞ'ye ait Yatağan Termik Santrali'nin Güney Ege Linyitleri İşletmesi (GELİ) tarafından kullanılan taşınır ve taşınmazların, 'varlık satışı' yöntemi ile ilgili maden ruhsatları ve bu ruhsatların kapsadığı maden sahalarının 'işletme hakkının verilmesi' yöntemi ile bir bütün halinde 1 milyar 91 milyon dolar bedelle en yüksek teklifi veren Elsan Elektrik Gereçleri Sanayi ve Ticaret AŞ'ye satışına onay verdi. Kurul ayrıca, Elektrik Üretim AŞ'ye ait Grup 1- Esendal ve Işıklar (Visera) hidroelektrik santrallerinin 1 milyon 850 bin dolar bedelle en yüksek teklifi veren Metek Hidro Enerji Sanayi ve Ticaret AŞ'ye, Grup 2- Kayaköy Hidroelektrik Santrali'nin 10 milyon 300 bin dolar bedelle Veysi Madencilik İnşaat Nakliyat Petrol Temizlik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine, Grup 3- Dere ve İvriz hidroelektrik santrallerinin 2 milyon 300 bin dolar bedelle Ülke Yatırım Araştırma Geliştirme Madencilik İnşaat ve Elektrik Üretim AŞ'ye işletme hakkının verilmesini de onayladı. Sol
Reklam
Çölaşan'dan Özdil'e: 'Bizde Sansür Yok, Sözcü'ye Hoşgeldin'
Sözcü gazetesi yazarı Emin Çölaşan , Yılmaz Özdil ’in Hürriyet’ten çıkarılmasıyla ilgili olarak, “İşadamı patronlar, Türk medyasının başındaki en büyük beladır. Bunlar çıkarcıdır, iş ve para peşinde koşar, yalakalık yapar, hükümet “Höt” deyince korkarlar. Sözcü'nün başarısı işte buradadır çünkü patron Burak Akbay sadece ve sadece gazetecidir. Başka işi yoktur ve dolayısıyla iktidar şantajına açık değildir. Neyse, Yılmaz’a -istifasından vazgeçmeyeceğini varsayarak- ilk mesajı ben şimdi göndermiş olayım: “Bizde baskı yok, sansür yok. Sözcü'ye hoş geldin” dedi. Sözcü gazetesi yazarı Emin Çölaşan, eski gazetesi Hürriyet’ten kovulan Yılmaz Özdil’i Sözcü’ye davet etti. Emin Çölaşan’ın Sözcü gazetesinin bugünkü (16 Ağustos 2014) nüshasında yayımlanan yazısının “Hürriyet nereye koşuyor!” arabaşlıklı ilgili kısmı şöyle: Sevgili okuyucularım, geçmişte “Türk basınının amiral gemisi” olarak bilinen bir gazete vardı. Ne zaman ki Tayyip iktidar oldu, bırakın amiral gemiliğini bir yana, AKP’nin refakat sandalına dönüştü. Gazetenin başındaki Enis Berberoğlu geçtiğimiz günlerde istifa etmek (!) zorunda bırakıldı. Dün Yılmaz Özdil’in yazısını sansür etmişler, Yılmaz da istifa etmek zorunda kaldı. Bu saatten sonra kararını geri alıp orada yeniden yazmaya başlar mı, doğrusu bilemem. Geçmişte Hürriyet’in patronu olan Erol Simavi sadece gazeteci idi ve dolayısıyla iktidarların kucağında değildi. Her şey büyük işadamı Aydın Doğan’ın gazeteyi satın almasıyla başladı ve devam etti. Ben Hürriyet’te bu olayları bire bir yaşamış bir gazeteciyim. Türk basınında siyasi baskıyla ilk kovulan ben oldum ve bundan hep gurur duydum. Tam yedi yıl önceydi, korku dağları bürümüştü. Sürekli baskı yaparlardı: “Aman hükümete bindirme, bizim özelleştirme işimiz var. Star televizyonunu almak üzereyiz, işimiz aksamasın!..” “Sayın başbakan şu yazına çok alınmış, dikkatli ol!..” “Patron bu yazına çok bozuldu, onu zor durumda bırakıyorsun!..” “Eleştireceksen haftada bir eleştir kardeşim, yumuşak yaz!..” Yazılarımı makasladılar, sansür ettiler ama beni istifa ettiremediler. Kaleyi onlara teslim etmedim. Böyle rezil, utanç verici, yüz kızartıcı baskılar yaşadım ve Temmuz 2007 seçimlerini de Tayyip kazanınca iş olacağına vardı… Son çare olarak kovmak zorunda kaldılar! Ama süreç benden sonra da durmadı. Uğur Dündar, Oktay Ekşi, Cüneyt Ülsever, Bekir Coşkun, Rahmi Turan, Özdemir İnce ve daha niceleri aynı baskılarla kovuldular veya ayrılmak zorunda bırakıldılar. Tufan Türenç kovulmadı ama yazılarına son verildi. Gazete, Tayyip kızmasın diye temizleniyordu! Koskoca Hürriyet gazetesi patron ve onun yalakası durumundaki yönetim kademesi tarafından işte bu durumlara düşürüldü. Patron büyük işadamı ve iktidardan büyük çıkarları var. Batırılmaktan korkuyor… Çünkü Tayyip, Hürriyet’e ve patronuna sürekli bozuk atıyor. Yılmaz Özdil olayı bunun en son örneği. Böyle bir gazetenin saygınlığı olur mu? İşin ilginç yanı, Hürriyet’te ben kovulmadan birkaç gün önce Yılmaz için anonslar başlamıştı: “Büyük yazar büyük gazetede.” Oysa Yılmaz onları ve iktidarı yazılarıyla çok acıttı ve beklenen son onun da başına geldi. Hep rahatsız ve tedirgindi. Son cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde bile izne ayrılmak zorunda kalmıştı. İşadamı patronlar, Türk medyasının başındaki en büyük beladır. Bunlar çıkarcıdır, iş ve para peşinde koşar, yalakalık yapar, hükümet “Höt” deyince korkarlar. SÖZCÜ’nün başarısı işte buradadır çünkü patron Burak Akbay sadece ve sadece gazetecidir. Başka işi yoktur ve dolayısıyla iktidar şantajına açık değildir. Neyse, Yılmaz’a -istifasından vazgeçmeyeceğini varsayarak- ilk mesajı ben şimdi göndermiş olayım: “Bizde baskı yok, sansür yok. SÖZCÜ’ye hoş geldin.”T24
IŞİD 80 Ezidi'yi Katletti!
Irak Şam İslam Devleti (IŞİD)’in Sincar’ın en büyük köylerinden biri olan Kojo’da, köylülerin taleplerini yerine getirmeyi reddetmesinin ardından 80 Ezidi’yi öldürdü. Ezidiler uluslararası topluma tepkili. Ezidi ve Kürt kaynakalarına göre, IŞİD, köylülerden kendilerine rehberlik yapmalarını ve erkeklerinin kendi saflarında savaşmalarını istedi. Köylülerin bu talebi reddetmesinin ardından köye saldıran IŞİD erkeleri öldürdü, kadın ve çocukları ise esir alarak Telafer’e götürdü. Irak Dışişleri eski bakanı Hoşyar Zebari, katliama ilişkin yaptığı açıklamada 'Bugün (Cuma) öğlenden sonra araçlarla geldiler ve öldürmeye başladılar. Bunu 'Ya Müslüman ol ya da öl' şeklindeki inançlarından dolayı yaptıklarını düşünüyoruz’ dedi. Al Jazeera Erbil Büro Şefi Ahmed Zaviti, olayla ilgili şu bilgileri verdi: 'Kojo, Sincar’ın güneydoğusunda bir köy. Telafer’e ve Kayrevan’a yakın. Ninova Eyaleti’ne bağlı. Köyün nüfusu yaklaşık bin 200 kişi. Bunların yaklaşık beş yüzü daha önce köyü terketmişti. Biraz önce Ezidi kaynaklardan aldığımız bilgiye göre, geri kalanlar Arap aşireti Mutevte’nin koruması altındaydı. IŞİD geçen hafta köy halkına Müslümanlığı seçmeleri için üç gün süre vermişti. Sürenin bitiminin ardından Mutevte Kabilesi liderleri, tehditlerini yerine getirmemeleri için IŞİD ile görüşmeler yapmıştı. Bunun üzerine yeniden süre verdiler. Bu süre de Cuma günü öğlen saatlerinde doldu. Köye geldiler ve cep telefonlarını topladılar. Dolayısıyla köy halkıyla dışarının irtibatı kesilmiş oldu. Kayravan’daki Arap kaynaklar Kürdistan yetkililerine yaklaşık 200 kişinin idam edildiği haberini ulaştırdı. Kadın ve çocuklar başka bir bölgeye götürüldü. Bazı kaynaklar Telafer’e götürüldüklerini söylüyor.' Amerika'ya öfke Ahmed Zaviti, Ezidilerin ABD’yi ve uluslararası camiada etkin olan ülkeleri eleştirdiğini bildirerek, 'Ezidiler, daha önce bu ülkelere tehdit altında oldukalrını ilettiklerini söylüyor. Ezidi kaynaklara göre Amerika kendilerine güvence verdi. Bundan dolayı Amerika’ya karşı büyük bir öfke var' ifadelerini kullandı. Zaviti, Ezidi mültecilerle ilgili olarak 'Kaynaklar IŞİD’in Sincarı ele geçirmesinden sonra yaklaşık 200 bin kişinin dağlık alana sığındığını söylüyor. Bunların 150 bine yakını Kürdistan Bölgesi’nin bazı mıntıkalarına götürüldü. Bir bölümü hala Suriye topraklarında. Kendilerine yardım yapılıyor ama tam bir trajedi yaşıyorlar' dedi. IŞİD saldırılarından kaçan binlerce Ezidi’nin Türkiye’ye doğru göçü devam ediyor. Birçok mülteci gerekli evraklara sahip olmadığı için İbrahim Halil sınır kapısı yakınındaki bölgede çadırlarda bekliyor. Al jazeera ve Reuters
Reklam