Hobbit: Beş Ordular Savaşı Fragmanı Yayınlandı
17 Aralık 2014′de gösterime girecek olan Hobbit üçlemesinin son filmi olan Hobbit: Beş Ordular Savaşı‘nın (The Hobbit: The Battle of the Five Armies) ilk fragmanı yayınlandı. Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin yönetmeni Peter Jackson tarafından sinemaya uyarlanan Hobbit üçlemesi’nin son bölümü olan Beş Ordular Savaşı; Bilbo Baggins ve yol arkadaşlarının maceralarına ışık tutuyor. J.R.R Tolkien‘in The Hobbit adlı kitabından sinemaya uyarlanan filmin bir an önce vizyona girmesi için sabırsızlanıyoruz. Daha fazla spoiler vermemek adına ve sizi merakta bırakmamak için Warner Bros Pictures tarafından yayınlanan ilk resmi fragmanı sizlere sunuyoruz, iyi seyirler.
Masa Tenisinde Rakibi Çıldırtan Ralli
Sinagpurlu Ning Gao ile Nijeryalı Segun Toriola arasında oynanan maçta Segun Toriola, yaptığı müthiş savunmayla büyük alkış aldı. Rakibi sonunda pes etti. Bazen en büyük hücum savunmadır.
İsrail Gece Boyunca Gazze'yi Bombaladı
İsrail bayramda Gazze saldırılarını daha da arttırdı. İsrail'in gece boyu bombaladığı Gazze'de şimdiye kadar yüzlercesi çocuk 1130 Filistinli öldürüldü. Saldırılarda Hamas Eski Başbakanı Heniye'nin evi de vuruldu. İsrail uçakları, Hamas yönetimi eski Başbakanı ve Hamas Siyasi Büro Şefi Yardımcısı İsmail Heniye'nin Gazze'nin batısındaki Şati Mülteci Kampı'nda bulunan evini bombaladı. İsmail Haniye’nin oğlu Abed Selam Haniye, İsrail uçaklarının evlerine iki bomba attığını söyledi. Ev boş olduğundan ölen ya da yaralanan olmadı, ancak ev tamamen yıkıldı. Filistin Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref Kudra İsrail'in Gazze'ye gerçekleştirdiği saldırının 23. gününde öldürülen Filistinlinin sayısı 1130'a ulaştığını, yaralı sayısının ise 6 bin 500'ün üzerinde olduğunu söyledi. Kudra, İsrail'in Gazze'nin güneyindeki Han Yunus kentine yönelik saldırılarında En-Neccar ailesinden 3 kişinin öldüğünü, 15 kişinin yaralandığını, güneydeki Refah kentinde Dahir ailesinden 5 kişinin hayatını kaybettiğini, 20 kişinin yaralandığını belirtti. İsrail uçakları ayrıca Gazze'nin orta kesimindeki Bureyc kampına bir saldırı gerçekleştirdi. Saldırıda üçü çocuk ikisi kadın 6 kişi hayatını kaybetti. Bayramın ilk günü İsrail saldırılarında 47 Filistinli ölmüştü. İkinci günü saabah saatlerinde gerçekleşen saldırılarda ise şimdiye kadar 32 Filistinli yaşamını yitirdi. İsrail savaş uçakları salı sabahı erken saatlerde Gazze'nin batısındaki Nasr mahallesinde bulunan Hamas'a ait El Aksa televizyonu binasını vurdu. İsrail'e ait bir insansız hava aracı (İHA) da Rimal semtindeki El Aksa radyo binasını vurdu. Saldırılar nedeniyle yayınlar kesildi. Filistin uzlaşı hükümetinin Bayındırlık ve İskan Bakanı Mufid Hasayine, İsrail'in Ramazan Bayramı'nın birinci gününde Gazze'ye yönelik düzenlediği saldırılarda 30 evin tamamen yıkıldığını, 40 evde ise kısmi tahribat meydana geldiğini söyledi. İsrail bayramın ilk günü Şati mülteci kampındaki çocuk oyun alanına düzenlediği saldırıda sekiz çocuğu öldürmüştü. İsrail ordusu Şifa Hastanesi'nin yanında bulunan klinikleri de bombalıyor. Şifa Hastanesi daha önce de İsrail ordusu tarafından hedef alınmıştı. Hastane, Gazze’deki en büyük sağlık binası ve saldırılarda yaralananların hemen tamamı bu hastanede tedavi ediliyor. 52 İsrail askeri öldü İsrail ordusu direnişin gerçekleştirdiği 3 operasyonun sonucunda 10 askerinin daha öldürüldüğünü itiraf etti. Böylece kara saldırılarının başkadığı 17 temmuz'dan bu yana İsrail'in açıkladığın ölen asker sayısı 52 oldu. Hamas'ın silahlı kolu İzzeddin Kassam Tugayları'na göre ise bu sayı 110'un üzerinde. Kaynak: Al Jazeera ve AA
6 Yılda 63 Bin 43 Dinleme
 Al Jazeera’nin elde ettiği ve yasadışı dinleme operasyonun temelini oluşturan müfettiş raporuna göre 2008 - 2013 yılları arasında İstanbul’da 63 bin 43 kişinin telefonları dinlendi. Rapora göre Aydın Doğan da sahte isimle dinlenenler arasında. İstanbul İstihbarat Şube Müdürlüğü’nde inceleme yapan müfettişler, dinlemelerin istatistiğini çıkardı. Buna göre 2008 ile 2013 yılları arasında tam 63 bin 43 kişinin telefonları dinlendi. Bu dinlemelerin 51 bin 231’i GSM numarası üzerinden gerçekleştirildi. 6 bin 921 kişinin telefonu ise gerçek ad veya kod adı ile dinlendi. IMEI numarası üzerinden de 4 bin 891 kişi dinlendi. Dinlemelerin yıllara göre dağılımına da raporda yer verildi. Buna göre: 2008 yılında 10 bin 218, 2009 yılında 11bin 961, 2010 yılında 11 bin 386, 2011 yılında 16 bin 342 2012 yılında 13 bin 577, 2013 yılında 8 bin 842 kişiye teknik takip yapıldı. İncelenen altı yıl içinde en çok telefon 2012 yılında dinlenirken, en az dinleme 2013 yılında yapıldı. Yasal ve yasal olmayan tespiti mümkün değil Raporda müfettişler, bu rakamları verdikten sonra genel bir değerlendirme yaptı. İdari soruşturmanın bir zaman aşımı süresinin olduğuna dikkat çeken müfettişler şu ifadeleri kullandı: “Sayıları binlerle ifade edilen ve hangilerinin yasal zeminde, hangilerinin ise raporlarımızda belirtildiği üzere kanuna aykırı olarak alınmış dinleme kararı olduğunun tamamının, müfettişliğimizce tespiti mümkün görülmemektedir.” Müfettişler, Cumhuriyet Savcılığı'nın bir çalışma yaparak kanunsuz yapılan dinlemelerin tespitinin suçun bütününün ortaya çıkarılmasına fayda sağlayacağını belirtti. Doğan ailesi ve grubu da dinlemede Selahattin Günday'ın Al Jazeera'da yer alan haberine göre, Bir mülkiye müfettişi ve polis müfettişinin birlikte hazırladığı ve İstanbul’da devam eden yasadışı dinleme soruşturmasının temelini oluşturan raporda Aydın Doğan başta olmak üzere Doğan ailesi ve Doğan Holding çalışanlarının da dinlendiği belirtildi. Raporda, Doğan Holding Onursal Başkanı Aydın Doğan'ın telefonlarının Ocak 2009 ile Temmuz 2009 tarihleri arasında dinlemeye alındığı yazıyor. Gerekçe bu şekildeki pek çok dinleme kararındaki gibi 'Ergenekon soruşturması'. Rapora göre Aydın Doğan da sahte isimle dinlenenler arasında. Doğan grubunun patronu, ‘Ahmet ve Ahmet Doğan’ isimleri ile dinlemeye alındı. IMEI numarası ile alınan dinleme kararının talep yazısında, dönemin İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer’in imzası var. ‘Ahmet’ adı ile talep edilen ilk dinleme talebine onay veren hakim ise İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin eski başkanı Gökmen Demircan. Üç ay dinlenen Aydın Doğan ile ilgili ikinci kez dinleme kararı istendi. Üç ayın sonunda istenen dinleme talep yazısında bu sefer ‘Ahmet Doğan’ ismi kullanıldı. Bu yazının altında da Erol Demirhan’ın imzası yer aldı. Bu talebe, Balyoz davasının başkanlığını da yapan Hâkim Ömer Diken olur verdi. Aile üyeleri de listede Dinleme sadece Aydın Doğan ile sınırlı kalmadı. Rapordaki belgelere göre, dinlemeye Aydın Doğan’ın kızı ve Doğan TV Holding AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ ile damadı ve Doğan Holding Yönetim Kurulu üyesi ve Doğan Yayın Holding Başkanvekili Mehmet Ali Yalçındağ da alındı. Her iki isim de yine Ergenekon kapsamında dinlendi. Dinleme kararı IMEI numarası üzerinden ‘Haydar Şar’ sahte ismiyle alındı. Dinleme talep yazısında Erol Demirhan’ın imzası yer alırken, karara eski Balyoz hâkimi Murat Üründü imza attı. Ancak müfettiş raporunda bu iki ismin telefonlarının sadece dört gün dinlendiği yazıyor. Emniyet ‘dinleme neticesinde istenen verim elde edilemediği’ gerekçesiyle dinlemeyi sonlandırdı. Dinleme ile elde edilen delillerin imha edildiğine ilişkin de tutanak tutuldu. Doğan Holding çalışanları da dinlendi Rapora göre, Doğan ailesinin yanı sıra Doğan Medya Grubu çalışanları da dinlendi. Doğan Holding Sanayi Başkanı Ahmet Çağlar ile Doğan grubu çalışanı Alper Altınok da Ergenekon kapsamında dinlemeye alındı. Bu dinleme kararları Aydın Doğan’ı dinleme kararı ile birlikte alındı. Bir dönem Doğan Holding Yönetim Kurulu üyeliği yapan Nebil İlseven de dinlemeye alınan isimler arasında. Rapordaki belgelere göre, İlseven, Doğan Medya Grubu'nda çalıştığı dönemde Ergenekon kapsamında hem dinlendi hem de elektronik postası takibe alındı. İlseven’in dinleme kararları gerçek ismi ile alındı. Hürriyet Gazetesi çalışanları da rapordaki belgelerde yer aldı. Hürriyet Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Doğaner Gönen ile muhabiri Toygun Atilla da Ergenekon kapsamında dinlendi. Doğan Medya Grubu'nda çalıştığı dönem dinlemeye takılan gazeteci Fikret Bila ve gruptan ayrıldıktan hemen sonra dinlenen Fatih Altaylı’nın isimleri de rapordaki belgelerde var. Selahattin Günday | Al Jazeera
Komşudan 5 Bin İthal Doktor Gelecek
Ekonomik krizde binlerce doktoru işsiz kalan Yunanistan, geriden gelen asistanlara da iş bulamayınca Türkiye’ye fırsat doğdu. Sağlık Bakanı Müezzinoğlu, YÖK ve Dışişleri ile görüşme sonrası doktorları getirmeyi planlıyor. Türkiye’nin doktor açığına yönelik düşünülen “ithal doktor” projesinin kamudaki ilk adımı, ekonomik sıkıntı yaşayan komşu ülke Yunanistan ile atılıyor. Böylece özel hastanelerde çalışma izni verilen yabancı doktorlara yeni düzenlemeyle kamuda çalışmanın da yolu açılacak. 20 bin uzman doktor açığını ithal doktorla kapatmayı planlayan Türkiye ilk etapta Yunanistan’dan 5 bin doktor getirmeyi düşünüyor. Almanya yerine Türkiye! Geçen hafta Yunanistan’a giden sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, “YÖK ve Dışişleri ile görüşeceğiz. Yunanistan’da doktorlar uzmanlık eğitimi için uzun yıllar bekliyorlar. Biz bu doktorlara uzmanlık eğitimini Türkiye’deki üniversitelerde yaptırırsak hem asistan ihtiyacımızı karşılarız hem de gelecekte uzman doktor ihtiyacımıza çare olur. Bizim de 10 bin pratisyen hekim, 20 bin uzman hekime ihtiyacımız var” diye konuştu. Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun geçen hafta yaptığı Yunanistan gezisinde konu gündeme geldi. Türkiye’nin doktor açığının Yunanistan’dan ithal doktorla karşılanabileceğini dile getiren Bakan Müezzinoğlu, konuyu Dışişleri ve YÖK ile görüşeceklerini söyledi. Yunanistan’da ciddi düzeyde hekim fazlası olduğunu belirten Müezzinoğlu, “Almanya, yeni mezun olmuş 15 bin Yunanlı hekim ile 9 yıl çalışma şartıyla anlaşma yapmış. Yunanistan’ın tıp eğitim standardı yüksek. Yunanistan’ın Almanya yerine yüzünü Türkiye’ye çevirtmeliyiz. Gönül rahatlığı ile burada güçlü ihtisas yapabilecekleri alt yapı var. Bu çark dönerse hızla birbirini karşılar. Bizim üniversitelerimizde hocalar benden asistan istiyor. Her tarafta açığımız var. 10 ihtiyacı olana 3 veriyoruz. Özel sektöre büyüme diyoruz. Bir taraftan da Türkiye’yi bölgenin sağlık merkezi yapmak istiyoruz” dedi. ‘10 bin doktor gelse fazlalık olmaz’ YÖK ile çalışma yaparak projeyi hayata geçireceklerini belirten Sağlık Bakanı Müezzinoğlu, “Uzman olunca özelden gelecek iş imkanlarıyla en az yarısı Türkiye’de kalmak isteyecektir. YÖK belki ilk etapta bin, sonraki yıllarda 2 bin, 3 bin kişi alabilir. Ya da topluca 5 bin kişiye imkân sağlayabiliriz. bugün bize 10 bin doktor gelse rahatsız olmayız, fazlalık olmaz. Sadece öncelikle buna imkan verecek yasal düzenlemeleri önümüzdeki günlerde yapacağız. İmkan sağlanınca niye Almanya’ya gitsinler, bize gelirler” dedi. ABDULLAH KARAKUŞ | Milliyet
Aysal'dan Sneijder ve Sabri Açıklaması
Galatasaray Başkanı Ünal Aysal, sarı kırmızılı takımdaki durumu merak konusu olan Wesley Sneijder ve Sabri Sarıoğlu konusuna açıklık getirdi ve son noktayı koydu...Galatasaray’ın 1 numarası, Hürriyet’e önemli açıklamalar yaparken, sarı kırmızılı taraftarların da yüreklerine su serprti...Öncelikle, Galatasaray’da herkesin Dünya Kupası sonrası takıma dönüp dönmeyeceği konusunda fikir yürüttüğü Hollandalı starı Sneijder için konuşan Aysal, şunları söyledi... “TATİLDEN DÖNECEK VE ARAMIZA KATILACAK” Sneijder Galatasaray’da yola devam edecek. Dedikodulara aldırmayın. Bizim de, yeni hocamız Cesare Prandelli’nin de, Sneijder’in de fikri bu yönde. Kafamızda ayrılık gibi bir konu yok. Kendisi yorucu bir sezon geçirdi. Ardından da Dünya Kupası’nda mücadele etti. Hollanda ile 3.lük kürsüsüne çıktı. Şu an için tatilde. Dönünce aramıza katılacak... Avusturya ile Macaristan kampına götürülmeyip, İstanbul’da bırakılan Sabri Sarıoğlu için de Aysal, sessiz kalmadı ve şöyle konuştu... “BAŞKALARINI DEĞİL, PRANDELLİ’Yİ DİNLESİN” Herkes şu soruyu soruyor, “Sabri defteri kapandı mı?” Kapanan bir şey yok. Sabri’nin şansı halen devam ediyor. Kimsenin Sabri’ye özel bir olumsuz yaklaşımı yok. Kendisi, sevdiğimiz ve başarılı olmasını istediğimiz bir oyuncumuz. Bu formaya yıllarca hizmet verdi. Sabri’nin kendisine biraz daha iyi bakması ve iyi hazırlanması halinde hoca ona beklediği şansı verecektir. Tek yapması gereken, başkalarını değil Prandelli’yi dinlemesidir. Hocası Prandelli’den Dünya Kupası sonrası yaklaşık bir ay izin alan Wesley Sneijder, şu an tatilin keyfini çıkarıyor. Wesley Sneijder, Ağustos’un ikinci haftasında sarı kırmızılı takımın kampına katılacak. Herkesin dönüşünü dört gözle beklediği ve ailesi ile tatilde olan Hollandalı oyuncu, takvimler 12 Ağustos’u gösterdiğinde arkadaşlarıyla buluşacak. G.Saray Teknik Direktörü Prandelli’nin, Dünya Kupası bitiminde futbolcusu ile görüşüp, kendisine yaklaşık 1 ay izin verdiği öğrenildi. Hürriyet
Reklam
Damacana Su İçin Yeni Düzenleme Yolda
Sağlık Bakanlığı, damacana suların üretiminden tüketiciye ulaşıncaya kadar her aşamada kontrolü için A'dan Z'ye her konuda düzenleme getirmeye hazırlanıyor Bakanlığın firmalara görüş için gönderdiği taslağa göre, damacana suyun yaşam döngüsündeki tüm süreçler 'online' denetim altına alınarak yıkama suyu sıcaklığı ve dolum sayısı tespit edilebilecek, 75 seferden fazla kullanılması önlenecek damacanın azami 3 yıllık, içindeki suyun ise 3 aylık ömrü takip altında olacak. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu (THSK) ile Türkiye Bilimsel Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) arasında yürütülen çalışmalar sonucu Damacana Takip Sistemi (DTS) ve su üretim tesisleri online takip sistemiyle ilgili dokümanlar oluşturuldu. Firmaların görüşüne sunulan dokümanlara geri bildirimler doğrultusunda son şekli verilecek. MEVCUT SORUNLAR Bakanlığın hazırladığı taslağa göre, yürütülen çalışmayla damacana suyun yaşam döngüsündeki tüm süreçlerin belirli teknolojilerle denetim altında tutulması ve damacana suların takip edilmesi hedefleniyor. Böylece piyasada sahte su satışının önüne geçilerek hem halk sağlığının hem de üreticilerin korunması amaçlanıyor. Taslakta damacana sularla ilgili mevcut sorunlar şöyle sıralandı: *Damacanaların ne kadar süre ve kaç defa kullanıldığı anlaşılamıyor. *Su kalitesiyle ilgili kaynaklarının debi, iletkenlik ve pH bilgileri online elde edilmiyor, kaynak suyu ile dolum suyu belirli değerler açısından online karşılaştırılamıyor. *Damacana yıkamasının hangi sıcaklık aralığında yapıldığı online tespit edilemiyor. *Damacana dolum tarihi ve zamanlarında usulsüzlük yapılabiliyor. *Damacana dolum zamanı doğru bir şekilde tespit edilemiyor. *Damacana dolum sayısı tespit edilemiyor. *Damacana suyunun üretimden tüketime kadarki süreç takip edilemiyor. *Damacananın yaşam döngüsü süresi takip edilemiyor. Piyasada sahte ürünler üretilip satılabiliyor. *Vatandaş, kullandığı su ve damacanayla ilgili güvenilir bilgi elde edemiyor. *Ülkedeki damacana suların üretim ve satışı anlık izlenemiyor. YENİ SİSTEM NE GETİRİYOR? Taslağa göre, bu problemler alınacak önlemlerin online takibiyle en aza indirgenebilecek. Buna göre damacanayla ilgili alınacak online önlemler şöyle: *Damacana üretim tarihi, üretim yeri, su üreticisi, su satış bayisi/ofisi ve su üretiminden satış bayisine kadar ki taşıma bilgileri kayıt altına alınacak. *Damacana yıkama suyu sıcaklığı tespit edilecek *Damacana dolum sayısı tespit edilecek ve 75 seferden fazla kullanılması önlenecek. *Damacana ömründe 3 yıllık azami süre takip edilecek. Taslağa göre su kalitesiyle ilgili ise şu önlemler alınacak: *Suya ait debi, iletkenlik, pH özellikleri belirli noktalarda ölçülecek. *Su dolum zamanı ve tarihi tespit edilecek *Üreticiyle ilgili bilgi sahibi olunacak *Su dağıtım ağı takip edilecek. *Su ömründe 3 aylık azami süre izlenecek. Taslağa göre vatandaş, kullanacağı damacana suyla ilgili Kurum tarafından belirlenen detaylı bilgilere anlık erişebilecek, tıpkı ilaçlarda olduğu gibi, analiz sonuçlarına göre toplatılması gereken damacana suların tespit edilmesiyle en kısa sürede toplatma yapılabilecek, elde edilen verilerle kaçak üretim anlaşılacak ve gerekli önlemler alınacak. DAMACANA TAKİP SİSTEMİ Geliştirilecek Damacana Takip Sistemi (DTS) şu süreçlerden oluşacak: *Damacana kimliklendirme süreci *Damacana kimliğini gömme süreci *Su kalitesi ölçme süreci *Damacana yıkama süreci *Damacana dolum süreci *Damacanalı su dağıtım süreci *Damacanalı su satış süreci *Tüketici kontrol süreci *İdari saha denetleme süreci *DTS Merkezi denetleme süreci *Her damacanaya kimlik Takip ve denetim için her damacana 'D-Kimlik' olarak adlandırılacak bir kimliğe sahip olacak. Bu amaçla uygun teknoloji seçilerek her damacana tekil olarak kimliklendirilecek, bu sayede damacanalı su, yaşam döngüsü içerisinde takip edilecek. Bu süreç, 'D-Kimlik'in damacanaya gömülmesini/yazılmasını içerecek. 'RFID' teknolojisiyle oluşturulan 'D-Kimlik', damacana kullanılmaz duruma gelmeden çıkarılamayacak şekilde monte edilecek. '2D' teknolojisiyle oluşturulacak kimlik ise elektronik ve insan gözüyle okuma dahil, damacananın izin verilen kullanım sayısı kadarki yaşam döngüsünde okuma performansının en az etkileneceği şekilde damacana yüzeyine yazılacak. D-Kimlikli damacana üretildikten sonra, kimlik bilgileri, üretim tarihi ve gerekli diğer bilgiler güvenli bir iletişim hattı üzerinden DTS Merkezi Denetleme sürecine gönderilecek. SU KALİTESİ ÖLÇME SÜRECİ Su kalitesini ölçme sürecinde, kaynaktan su üretim tesisindeki dolum sürecine kadar belirli noktalarda suyun kalitesi ölçülecek ve bu değerler karşılaştırılacak. Bunun için pH, iletkenlik ve debi değerleri ölçülecek. Bu değerler sensörler aracılığıyla ölçüldükten sonra değiştirilemeyecek, zaman ve tarih bilgileri de eklenerek bilgi güvenliği teknikleri kullanılarak DTS Merkezi denetleme sürecine yollanacak. DAMACANA YIKAMA SÜRECİ Su üretim tesisine gelen tüm damacanalar su doldurma işleminden önce belirli sıcaklık aralığında (55-70 santigrat derece) yıkanacak. Sensörler vasıtasıyla ölçülen yıkama suyunun sıcaklığına zaman ve tarih bilgileri de eklenerek güvenli bir iletişim hattı üzerinden DTS Merkezi denetleme sürecine yollanacak. Bu değerler sensörler aracılığıyla ölçüldükten sonra değiştirilemeyecek, zaman ve tarih bilgileri de eklenerek bilgi güvenliği teknikleri kullanılarak DTS Merkezi denetleme sürecine iletilecek. DAMACANA DOLUM SÜRECİ Dolum sürecinde ise damacanaların dolum zamanı ve tarihi bilgisi belirlenecek, bu bilgi damacana D-Kimlik bilgisiyle güvenli bir iletişim hattı üzerinden DTS Merkezi denetleme sürecine yollanacak. DAMACANALI SU DAĞITIM SÜRECİ Dağıtım sürecinde, damacananın, dolu olarak üretim tesisi çıkışından tüketiciye teslim edilme anına, tüketiciden boş/dolu olarak alındıktan sonra üretim tesisine gelene kadar takip edilmesi amaçlanıyor. Tesisten sevkıyata başlandığında, yüklemesi yapılan dolu damacanalar ve yüklenen araçlarla hedef teslimat yerleri zaman ve tarih bilgisiyle güvenli bir iletişim hattı üzerinden DTS Merkezi denetleme sürecine yollanacak. Dağıtım ağında, son nokta olan su bayisi de dahil her teslim alma işleminde, teslim alınan damacana bilgileri, teslim noktası bilgileri, zaman ve tarih eklenerek güvenli bir iletim hattı üzerinden DTS Merkezi denetleme sürecine ulaştırılacak. SU SATIŞ SÜRECİ Bayiler, damacana suyu, D-kimlik kullanılarak DTS Merkezi denetleme sürecinden elde edilecek bilgilerin olduğu bir teslimat belgesiyle tüketiciye teslim edecek. Bu belge üzerinde damacana D-kimlik kodu, su firması, damacananın kullanım sayısı ve üretim tarihi, suyun dolum tarihi bilgileri yer alacak. Bayi tarafından dolu ya da boş iade alınacak damacana bilgileri, bayi bilgisi, zaman ve tarihle güvenli bir iletişim hattı üzerinden DTS Merkezi denetleme sürecine yollanacak. TÜKETİCİ KONTROL SÜRECİ Tüketici, su dolu damacana satın alırken, damacana ve içindeki suyun kalitesiyle ilgili şu bilgileri kontrol edebilecek: *Damacana kullanım sayısı *Su son kullanım tarihi DAMACANA SON KULLANIM TARİHİ Tüketici, teslimat belgesi bilgileri ya da doğrudan DTS Merkezi denetleme sürecinden sağlanacak bilgilerle kontrol yapabilecek. Çevrimdışı, yani teslimat belgesiyle kontrolde, öncelikle teslimat belgesinin teslim alınan damacanaya ait olduğunun kontrolü, damacana üzerindeki D-Kimlik numarasıyla karşılaştırılarak yapılacak, sonra belgedeki bilgilerin doğruluğu kontrol edilecek. Tüketici herhangi bir uyuşmazlık anında damacanayı teslim almama hakkına sahip olacak. Böyle bir durumda teslimat belgesindeki bilgiler, uyuşmazlık bilgisi, zaman ve tarih bilgileriyle DTS merkezi denetleme sürecine yollanacak. Çevrimiçi, yani internet üzerinden kontrolde, elektronik okutulacak damacana kimliği (D-Kimlik) bilgisiyle damacana DTS Merkezi denetleme sürecinden sorgulanacak. Uyuşmazlık olması durumunda, damacananın kayıt dışı olması halinde, damacana teslim alınmayacak. Tüketici, uyuşmazlık durumunda karşılaşılan problemi DTS Merkezine web üzerinden şikayet edebilecek ve su kalitesiyle ilgili daha ayrıntılı bilgi görmek isterse web sitesi üzerinden bu bilgilere erişebilecek. DAMACANA SAHA DENETİM SÜRECİ Sağlık Bakanlığı THSK'ya bağlı denetim elemanları sahada rastgele denetim yapacak, damacana denetimi, damacana tüketici kontrol süreciyle benzer olacak. Denetlenen dağıtım noktası ise derlenen damacana bilgileri, denetlenen noktaya ait bilgiler, zaman-tarih bilgisiyle DTS Merkezi denetleme sürecine yollanacak. MERKEZ DENETLEME SÜRECİ DTS Merkezi denetleme süreci, damacana ve damacana suların yaşam döngüsündeki gerekli tüm bilgilerin toplandığı, değerlendirildiği, raporlandığı süreç olacak. DTS Merkezi denetleme sürecinde, diğer tüm süreçlerin karşılığı olan birer alt süreç olacak. Bu süreç THSK tarafından yönetilecek. AA
Reklam
Sorunlu Olması Muhtemel 10 Akraba Tipi
Akraba dediğimiz insan, doğal olarak hepsi birbirinden farklı. Aynı kişi hem amca, hem dayı, hem enişte, hem de bacanak olabiliyor. Dolayısıyla bunları bir sınıflandırmaya tabii tutmamız mümkün değil. Ancak yine de toplum genelinde yaygın kabullerden yola çıkarak, en sıkıntılı 10 akrabayı sizler için derledik.
İhsanoğlu'ndan Bülent Arınç'a Cevap
Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın, 'Kadın ise o da iffetli olacak. Mahrem- namahrem bilecek. Herkesin içerisinde kahkaha atmayacak' sözlerini eleştirdi.Sosyal paylaşım sitesi Twitter'deki hesabından konuya ilişkin açıklamada bulunan İhsanoğlu, 'Kadınlarımızın gülmesine ve herkesin şen kahkahalarının duyulmasına ülkemizin herşeyden daha çok ihtiyacı vardır' ifadelerini kullandı.DHA
Reklam
Dişlerinin Arasından Zor Kurtuldu
Deniz kıyısındaki küçük bir yerleşim yerinde karaya çıkan timsahın üzerinden atlayan gencin hayvanın dişlerinden son anda kurtulduğu o anlar görüntülendi.Deniz kıyısındaki küçük bir yerleşim yerinde karaya çıkan timsahın üzerinden atlayan gencin hayvanın dişlerinin arasından son anda kurtulduğu anlar kamerayla an be an görüntülendi. Video paylaşım sitelerine yeni düşen bir video, izleyenlerin tüylerini diken diken etti. Güney Amerika ülkelerinden birinde yaşandığı tahmin edilen olayda, küçük bir yerleşim yerinde karaya çıkan timsahı fark eden insanlar, meraklı gözlerle hayvanı izlemeye başladı. Bu sırada kalabalık arasındaki gençlerden biri, hızla timsaha doğru koştu, hayvanın kuyruğuna basıp üzerinden atladı. Sırtı dönük olan timsah...
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Bizim gençliğimizde “Türk Polisi”nin değişmez bir görevi vardı: Komünist yakalamak. Başka işler de olurdu ama onlar teferruattı. “Birinci Şube” siyasete bakar. “Siyaset” deyince, “C Masası” falan, böyle şeyler de kurulmuş, ama varsa yoksa Komünizm. Kimin sol fikirli olduğu da aslında bilinirdi. Şunun şurasında, toplasan kaç kişi zaten? Arada bir bunları toparlayıp içeri atmak gerekirdi. Onların şunu bunu yapmasından ötürü değil, başka bir işe paravan olacak bir “sansasyon” yaratmak için. Her türlü “polisiye” davada tek bir “polisiye yöntem” vardı; işkence! Yatır falakaya, söylet. Bunun da genellikle iki amacı olurdu. Ya polis bilmediği bir şeyi öğrenmek için işkence yapardı (“konuşturmak” üzere); ya da, kendi kurduğu bir hikâyeyi birilerinin “Ben yaptım” diye üstlenmesi için (“kabul ettirmek” üzere). Şüphelinin ardına adam takmak, telefonunu dinlemek gibi yöntemler vardı, ama ikincil şeylerdi bunlar. “Polis” demek, “işkence” demekti. Burada “ileri teknoloji” de, elektrik vermek olmuştu.
DNA'nın Yüzde 92′si İşe Yaramıyormuş...
İngiltere’de Oxford Üniversitesi biliminsanları, insan DNA’sının yalnızca yüzde 8.2′sinin işe yaradığını, gerisinin ‘ biyolojik yük ‘ten başka bir şey olmadığını ortaya koydu. İnsanın gen yapısını diğer memelilerle karşılaştıran uzman ekipte yer alan Gerton Lunter, insanın DNA’sının sadece yüzde 8.2′sinin evrimle korunmaya değecek kadar işlevsel olduğunu ifade etti. Lunter, “ Genlerimizin yüzde 92′sinin biyolojiye bir katkı yapıp yapmadığına dair bilimsel bir kanıtımız yok ” dedi. “ DNA’mızın çoğu bu kadar yararsızsa neden hala taşıyoruz? ” sorusuna Lunter, “ Biz tasarlanmadık, evrimleştik ve bu da karmaşık bir süreçtir. Kalan yüzde 92 bir anlamda dolgudur, yük değil. Bir gün işe yarayabilir ” yanıtını veriyor. Biliminsanları, bir proteindeki amino asit dizisine karşılık gelen bilgi içermeyen DNA’yı ‘ Çöp DNA ‘ olarak tanımlıyor. Yüzde 92′lik bu kısmın faydası olmadığı gibi zararı da bulunmuyor. Daha önceki çalışmalar insan DNA’sının yüzde 99′unun çöp olduğunu belirtiyordu.Diken
Reklam
Ve Beren Saat ile Kenan Doğulu Evlendi
Ünlü oyuncu Beren Saat ve Kenan Doğulu, Los Angeles’ta düzenlenen muhteşem törenle dünyaevine girdi.Yaklaşık 2.5 yıldır birlikte olan Beren Saat ve Kenan Doğulu çifti Los Angeles'ta mutlu sona ulaştı. Törene çiftin aileleri başta olmak üzere Belçim Bilgin, Kıvanç Tatlıtuğ, Hilal Saral, Ece Yörenç gibi çok sayıda ünlü isim de katıldı.DHA
Cem Yılmaz'dan Arınç'a Kahkaha Göndermesi
Bülent Arınç'ın 'kadın ortalık yerde kahkaha atmamalı' sözlerine ünlü komedyen Cem Yılmaz'dan manidar gönderme... Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Bursa Valiliğin tarafından düzenlenen bayramlaşma törenine katıldı. Arınç yaptığı konuşmada 'Erkek zampara olmayacak. Eşine bağlı olacak. Kadın ise, iffetli olacak. Herkesin içerisinde kahkaha atmayacak' dedi Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç'ın 'Kadınlar ortalık yerde kahkaha atmamalı' sözlerine ünlü komedyen Cem Yılmaz twitter'dan gönderme yaparak cevap verdi. Yılmaz, 'Erkek ortalık yerde kahkaha atmamalı.. hele ki espriden anlamıyorsa..' diye yazdı.
Reklam
Startup İstanbul İçin Geri Sayım Başladı
İnternet ekosisteminin Türkiye ve dünyadaki etkili aktörlerinin katıldığı, bölgenin en önemli girişimcilik etkinliklerinden Startup İstanbul için kayıtlar ve erken bilet satışları başladı. Teknoloji ve internetle ilgili şirket kuran girişimcileri hızlandıran ve erken aşama yatırımlarını yapan Etohum, bu yıl bir kez daha dünyanın girişimcisini ve yatırımcısını Startup İstanbul çatısı altında topluyor. 30 Eylül’de Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi sarayında gerçekleşecek olan etkinlik, 40 ülkeden 100’ü aşkın girişimci ve 200’den fazla yatırımcıyla yaklaşık 1000’in üzerinde katılımcıyı ağırlayacak. Amerika ve Avrupa’dan yatırımcıların ve konuşmacıların katılacağı konferansta, dünyanın en büyük hızlandırıcıları olarak bilinen 500 Startups, YCombinator, Kissmetrics, Blablacar, Twitter, Udemy, Aramex, Endeavor, Wayra, Startup Wise Guys, Plan9, Flat6labs, Eleven, Microsoft Ventures gibi şirketler de, sunum ve oturumlar aracılığıyla girişimcilerle buluşacak. Startup İstanbul’un belli olan ilk konuşmacıları ise şöyle: Neil Patel – Kissmetrics Michael Seibel – YCombinator Nicolas Brusson – Blablacar Chris Chabot – Twitter Marvin Liao – 500Startups Hanan Lavy – Microsoft Ventures Fadi Ghandour – Aramex Prof. Erhan Erkut – MEF Üniversitesi Gary Stewart – Wayra Eren Bali – Udemy Vitaly Golomb – CEED Valley Ventures Mike Reiner – Startup Wise Guys Allen Taylor – Endeavor Bas Van den Beld – Stateofdigital Adam Berk – Entrepreneurial Science Steven Seggie – Özyeğin Üniversitesi Stuff
Yapay Zeka İki Kişiden Birini İşsiz Bırakacak
Yapay zeka ve giderek aratan oranda robot kullanımı gelişmiş dünyada çalışma yaşamını tehdit etmeye başladı.Geçtiğimiz aylarda Oxford Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma, teknolojinin ABD'de gelecek 10 ile 20 yıl içerisinde çalışanların yüzde 47'sini işsiz bırakacağını ortaya koymuştu. Aynı araştırmanın 28 AB ülkesi için yapılan hesaplamaları da teknolojinin yakın gelecekte çok sayıda kişiyi işsiz bırakacağını gösteriyor. London School of Economics (LSE) tarafından yapılan araştırmaya göre, gelecek 10 ile 20 yıl içerisinde teknoloji her iki Alman'dan birininin (yüzde 51,1) işsiz kalmasına neden olacak. Avrupa Birliği'nin lideri Almanya gibi Fransa da robotlaşmadan etkilenecek ülkeler arasında. Teknolojinin Fransa'da çalışanların yüzde 49, 5'ini işsiz bırakması bekleniyor. Araştırmaya göre İsveç'te yüzde 46,7, İngiltere'de yüzde 47,2, Portekiz'de yüzde 59, Romanya'da ise yüzde 61,9 oranında kişi teknolojik gelişme nedeniyle işsiz kalacak. Ahmet YILDIRIM - DORTMUND / DHA
Gazetelerde Bugün | 29 Temmuz Salı
Hürriyet: Damacana kanunları  Milliyet: Komşu’dan 5 bin ithal doktor gelecek  Posta: Fadıl'ın son vurgunu Sabah: Paralelciler'de yalan bitmiyor Vatan: Hastanesini vurdular Taraf: Putin’in Yukos oyununa 50 milyar $ ceza kesildi Akşam: Paralel taklacılar  Cumhuriyet: En büyük sürprizi halk yapacak  Zaman: Müebbete bile açık görüş var gözaltındaki polislere yok Birgün: TÜRGEV Başkanı Bilal’le akraba mı? Yeni Şafak: TİB'in sistemini kuran kişi kayıp  Star: 6 bin 514 kişi keyfi dinlenmiş 
'Erkek Zampara Olmayacak, Kadın Herkesin İçinde Kahkaha Atmayacak'
Başbakan Yarımcısı Bülent Arınç, Bursa Valiliğin tarafından düzenlenen Heykel'deki Tarihi Valilik binasındaki bayramlaşma törenine katıldı. Ardından partisinin Merinos Parkı'nda düzenlenen bayramlaşma törenine katılan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, herkesin bayramını kutladı.'HOŞUNUZA GİDİYORSA ALKIŞLAYIN, GİTMİYORSA YUHALAYIN' Burada yaptığı konuşmada 30 Mart seçimlerinde Bursa'da 18 ilçeden 16'sını kazandıklarını söyleyen Arınç, önümüzdeki seçimlerde Nilüfer ve Mudanya ilçelerini de kazanacaklarını savundu. Bu sırada kendisini öven tezahürat yapan bir partiliye 'Maşallah, yerinde duramıyor. Heyecanlı insan. Allah razı olsun. Kalk kükre. Bunlar insanı konuşturur kardeşim. Rahmetli Necip Fazıl derdi ki, 'Bir insanı dinlerken ya yuhalayacaksın ya da alkışlayacaksın. Sessiz durmak yok. Hoşunuza gidiyorsa alkışlayın. Hoşunuza gitmiyorsa yuhalayın be kardeşim' dedi. 'TÜRKİYE'DE TEK MARKA VAR RECEP TAYYİP ERDOĞAN' Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili de değerlendirmede de bulunan Arınç Türkiye'de tek markanın Recep Tayyip Erdoğan olduğunu söyledi. Çatı adan Ekmeleddin İhsanoğlu ile ilgili de şunları söyledi: 'Şahsıyla ilgili bir küçümseme yaparsak bu bize yakışmaz. Geçmişte tanıdığımız bildiğimiz bir insandır ama iddia ediyorum Sayın Kılıçdaroğlu yolda görse kendisini tanımazdı. Aday olacağı kulağına söylenene kadar ya Ekmeleddin veya Ekameddin veya Ekmel veya Ekmek denen şahsın ismini bile tanımazdı. Ne yaptığını bilmezdi. Biz biliriz çünkü onu İKÖ Genel Sekreteri yapan biziz. Beraber hac ve umre yapmaktan tutun, uluslararası konferanslarda onu takdim etmeye kadar biz tanırız, biliriz ama o bilmez. MHP Genel Başkanı bilir ama bu kadar bilmez. Adeta sarıldılar, kurtarıcı gibi baktılar. O şahsın kabul edip etmemesi kendi takdiridir. Hayatı boyunca en büyük desteği aldığı Cumhurbaşkanı ve Başbakanımıza karşı ve özellikle CHP'nin böyle bir teklifine ben şahsen inanmazdım koşa koşa gideceğine.' Bülent Arınç, Başbakan Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığını yüzde 100 hakederek kazanacağını savundu. Bursa'da Ak Parti'nin bayramlaşma töreninde konuşan Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Başbakan Erdoğan'ın çok güzel meziyetlere sahip olduğunu ifade ederek, Erdoğan'ın 24 saatte, iki saat uyumadığını anlattı. Arınç, 'Düşünün Diyarbakır'da 45 derecenin altında bir miting yapıyor, İstanbul'a geliyor. İstanbul'da bir başka toplantıya katılıyor. Akşam da Başakşehir'de futbolcu gibi 3 tane gol atıyor, kardeşim. Böyle bir aday dünyanın neresinde var yahu? Hele öyle bir aşırtma gol atmış ki, sanki cumhurbaşkanlığı seçimi gibi. Ayağının tersiyle 'küt' doksandan. Ampul gibi dikmiş oraya. Hiç mi yorulmuyorsun, mübarek ya! Rıdvan Dilmen'in bacağı kırılmış, öbürünün adelesi kopmuş. Çocuğu ile oğlu ile birlikte top oynuyor. 5 dakikada 3 tane gol atıyor. Bunu kim yaptı kardeşim. Rahmetli Metin Oktay olsa, madalya takardı. Bu büyük bir başarı. İşte böyle bir cumhurbaşkanı var. Hiç bitmeyen bir enerji' dedi. Türkiye'nin dünyada sözü dinlenen, dikkat edilen bir ülke olduğunu belirten Arınç, 'İtibarlıyız. Bakmayın Batı'dan farklı sesler çıkabilir. Doğu'dan bazen farklı sesler çıkabilir. Bu bizim yanlış yaptığımzdan dolayı değil. Hep doğruları söylediğimizden. Hep haklıdan yana olduğumuzdan. Hep mazlumdan yana olduğumuzdandır. Ne yapalım, biz hayatımızın hiçbir noktasında zalimden yana olmadık. Hep mazlumdan yana olduk. Hiçbir zaman güçlünün yanında olmadık, hep Hak'kın yanında olduk. Böyle olmaya da devam edeceğiz. dünyada başka ülkeler, başka rejimler beni sevmeseler bile mutlaka hak galip gelecektir' diye konuştu. 'ÇOCUKLARIMIZ, GENÇLERİMİZ CİNSEL YÖNELİMLERİNDE ÇOK KÖTÜ NOKTALARA GİDİYORLAR' Son zamanlarda Türkiye'de ahlaki bir çöküntünün yaşandığını söyleyen şunları söyledi: Arınç 'Maalesef günlük hayatımızdan tutunuz, çocuklarımızın yetişmesine kadar televizyonların etkisi, şundan bundan bu kadar ama farklı bir toplum haline geliyoruz. Çok şiddetli tepki vermeye başladı, insanlarımız. Bonzai veya benzerleri alıcı buluyor, müşteri buluyor. Bazı alçaklar bunu pazarlıyorlar. Gençleri özellikle buna alıştırmaya çalışıyorlar. Gençlerimizi çökertmek istiyorlar. ahlaksızlık, fuhuş bir bataklık haline geliyor. Çocuklarımız, gençlerimiz cinsel yönelimlerinde çok kötü noktalara gidiyorlar. Türkiye'de buluğ yaşı, ergenlik yaşı çok küçüldü. Bu kızlarda neredeyse 9-10 yaşlarına, erkeklerde de 11-12 yaşına kadar küçüldü. Bunun neticesinde özellikle bu cinsel yönelimleri sürekli teşvik eden, bir kısmı sanal dünyada, internet dünyasında bir kısma maalesef televizyonlarda, gazetelerin magazin sütunlarında bir kısmı da üniveristeler başta olmak üzere eğitim alanında gençlerimizin bu heyecanlarını, bu heveslerini kötüye kullananlar var. Biz karısını 40 yerinden bıçakladıktan sonra sokak ortasında bırakan bir ahlaksız kocayı bu güne kadar duymamıştık. Sevdiğini bırakan, üstünden taksisiyle geçen edepsiz, vicdansızları hiç bgüne kadar duymamıştık. Çocuklarının önünde cinayet işleyen vicdansızları bugüne kadar duymamıştık. Evet sayıları az belki ama niye oluyor, bunlar? Olmaması lazım. Biz çok iyi bir toplumduk. Bunlar nereden çıktı? Bu ayrık otları nasıl yetişti nasıl bitti? Bunlara dikkat etmemiz lazım. Asıl yapılamsı gereken sizlerin iyi örnek olmasıdır. Onları iyi yetiştirmeliyiz. Ne olur anneler, babalar, onların her istediklerini meşru-gayrimeşru, 'ne yapalım, arkadaşları böyle yapıyor' diyerek, olağan karşılamayalım. Nasihat edelim. Kötü arkadaşlıklar kurmasınlar, kötü yerlere gitmesinler ve inşallah güzel sohbetlerle, güzel kitaplarla ve güzel bir eğitimle başbaşa kalsınlar. Çocuklar bizim geleceğimiz. Onlar yarım yamalak yetişirse, biz sonra bu ülkenin geleceğinden nasıl sorumlu oluruz?' 'ERKEK ZAMPARA OLMAYACAK. KADIN DA HERKESİN İÇİNDE KAHKAHA ATMAYACAK' Bir kaç özel televizyonun gençlik dizileri hazırladığını ve bu dizilerin 13-20 yaşları arasındaki gençleri sadece sekse bağımlı olarak yetişmesine neden olduğunu öne süre Arınç,'Bunların sadece isimlerini vermiyorum ama yedi sülalesini biliyorum Bunlar bu toplumu çökertmekle vazifeli bir iş yaptığını zannederken çocukları kıyafetlerinden, konuşmalarından, anne-babalarıyla, arkadaşlarıyla olan ilişkilerine kada bunu bozmaya çalışan ve buna maksatlı olarak yapanlar vardır. Bizler inanmış birer müslümanlar olarak Kur'an'ı içindeki hükümleriyle Peygamber Efendimiz'in Hadis-i Şerif'leriyle mutlaka okumalıyız. Çok güzel kitaplar çıkıyor. İnsanın cebinde taşıyabileceğiçantasına koyabileceği çok güzel kitaplar çıkıyor. Kur'an'ı yeniden keşfetmemiz lazım. Ahlaken bir geriye gidiş var. Haya meselesi çok önemlidir. Yüzüne baktığın zaman yüzü kızarıyorsa haya güzeldir. Kadan da olsa daha da güzeldir. Haya sadece kadın için değil, erkek için, bütün mahlukat için haya diye bir şey var. Erkekler içinde haya geçerlidir. Yalan söyleyemez. Mahcubiyet ifade edebilecek bir sö söylemeye kalksa, yüzünü yere bakar. Nerede o yüzüne baktığımız zaman yüzü hafifçe kızarabilecek, boynunu öne eğecek, gözünü bizden kaçırabilecek iffet sembolu, haya sembolü kızlarımız? Hamdolsun burada çok var da, Allah bütün yavrularımıza bunu bağışlasın. Utanacağız arkadaşlar. Haya duygunuz olacak. İffet çok önemli. Sadece bir isim edğil. Kadın için de bir süstür, iffet. Erkek içinde bir süstür. İffetli olacak. Erkek de olacak. Zampara olmayacak. Eşine bağlı olacak. Çocuklarını sevecek. Kadın ise o da iffetli olacak. mahrem-namahrem bilecek. Herkesin içerisinde kahkaha atmayacak. Bütün hareketlerinde cazibedar olmayacak, iffetini koruyacaksın. Şimdi bunu birileri söylediği zaman 'ya bu adam hangi dilden konuşuyor' diyebilirler. Bu kadar değerlerimize yabancılaştık bugün' dedi. 'ÇOCUKLARIMIZA ZAMAN AYIRALIM' Son yıllarda evlerde birden fazla arabanın ve herkes de cep telefonu olduğuna değinen Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Biz şüphesiz arabanın da en iyisine bineceğiz. Ama arabanın da bir zekatı var. Lüzumsuz da kullanmayacağız. Ben meclis başkanı oldum servis araçlarını yasakladım. Neden? Çünkü servis araçları bize yılda 2 trilyon masraf getiriyor. Ama bir baktım ki içinde 10 kişi, 12 kişi var. Nereden bu servise binmesi gerekenler? Meğer herkes meclise arabası ile geliyormuş. Su kullanmıyor bu arabalar benzin kullanıyor. Valla Nil Nehri olsa Türkiye'de kullanılan arabalara benzin olarak yetiştiremeyiz. Bu israftır. Bir arabanın durduğu yerde sabit masrafı var. Bu lüzumlu bir ihtiyaç halinde kullanılacak birşeydir. Aynı cep telefonları gibi. Şimdi cep telefonlarında hanımlar yemek tarifi yapıyor birbirine, saatlerce. 'Daha daha ne var, ne yok? Ayşe'nin kızı ne oldu? Düğün ne zaman?' Bunları karşı karşıya geldiğinde konuş. Karşı karşıya geldiklerinde konuşamıyorlar çünkü ikisinin de gözü televizyonda, dizi seyrediyorlar. Bunlar gülünç hallerimiz. Biz iffetli, haya sahibi, çalışkan, dürüstlük ilkelerine bağlı ve asla kötü alışkanlıkları olmayan - uyuşturucu falan bir tarafa - Allah korusun sigara, alkol gibi bağımlılık yapan şeylerden çocuklarımızı uzak tutmalıyız. Yazı-kışı ayrı değerlendirmeliyiz. Çocuklarımıza zaman ayırmalıyız. Onlar anne babalarının kendileri ile ilgilendiğini görmeli. Şimdi benim torunum karşısında dedesi oturuyor. Annesinin telefonunu alıyor sabahtan akşama kadar oyun oynuyor. Ne girdiğimizin, ne çıktığımızın farkında. Şamil ne yapıyorsun diyorum, başını bile kaldırmadan 'oynuyorum' diyor. Çocuk bunlara meraklı şimdi. O yüzden onların meraklarını bazen şekerle, bazen oyuncakla, bazen para ile başka taraflara kanalize etmemiz lazım. Evlatlarımız elden giderse başka sermayemiz kalmaz. Bu cinayetler çok kötü. Biz kadına el kaldırmayı bile kabul etmeyiz. Eşiniz de sevgiliniz de olsa kızınız da olsa onlar bu toplumu doğuran mukaddes insanlar. Boşanırız, ayrılırız, yaşayamayız o ayrı birşey. Ama kötü muamele etmek, işkence etmek nedir bu televizyonlarda gördüklerimiz? Nedir haberlerde okuduklarımız? Bu toplum böyle değildi arkadaşlar. Bütün maddi kalkınmanın üzerini simsiyah bir örtü gibi örten bu kötüye gidişten biran evvel kurtulmamız lazım. Bunda bizim sorumluluğumuz varsa sizin de, başka kurumların da sorumluluğu var. İyiliğe vesile olan o hayrı işlemiş gibidir. Şerre vesile olan o şerri aynen işlemiş ve teşvik etmiş gibidir. Allah bizi inançlı, ahlaklı, dürüst, birbirlerini çok seven, hatrını kırmayan iyi arkadaşlık yapan, güzel bir toplum haline getirsin. Allah çocuklarımızı, torunlarımızı, gözümüzün nuru yavrularımızı, kötülüklerden fitne ve fesatlardan korusun inşallah geleceğimiz daha parlak olacak' dedi. Işıl ARSLAN - Mehmet İNAN / BURSA,(DHA)
Reklam