onedio
'Sanat Zehirlenmesi' Deneyle Kanıtlandı
Bir tablonun, heykelin karşısında kalp atışları hızlanan, başı dönen ve hatta baygınlık geçirip halüsinasyon gören insanlar… İtalyan rönesansının başkenti Floransa'yı gezen sanatseverlerde zaman zaman bu belirtilere rastlanıyor, hatta kimileri hastanelik oluyor. 'Stendhal sendromu', 'Floransa sendromu' ya da 'sanat zehirlenmesi' adı verilen bu rahatsızlığın gerçekten var olup olmadığı ve belirtileri bilimsel bir araştırmaya konu oldu. İtalya'daki bir sanat araştırmaları merkezinin, psikolog ve teknik uzmanlarla işbirliği içinde yaptığı deneyde, Floransa'da bulunan Medici Riccardi Sarayı'nın ziyaretçileri gözlemlendi. Medici Riccardi Sarayı'nda, fresklerle süslü şapeli gezen ziyaretçilerin kalp atış ve nefes alış hızları, tansiyonları, göz ve kas hareketleri incelendi. Fresklere bakan ziyaretçilerin görüntüleri kaydedildi ve kendilerinden eserlere bakarken neler hissettiklerini yazmaları da istendi. Deneyde, bazı ziyaretçilerin eserlere bakarken yüz kaslarının gevşediği, gözbebeklerinin küçüldüğü, kalp atışı, nefes alış hızı ve tansiyonlarında değişiklikler olduğu belirlendi. Görsel sanat eserlerine işitsel uyarıcılar da eşlik ettiğinde ise beyindeki aktivitenin daha da arttığı görüldü. Ziyaretçilerin bazıları da hislerini 'aşırı duygulanma' ve 'tatlı bir yorgunluk' olarak tanımladı. Floransa'daki Studi Uniti araştırma merkezinden Perla Gianni, klinik psikolog Andrea Bonacchi ve teknik uzmanlar tarafından yapılan araştırmanın sonuçları halen incelenmeye devam ediliyor. Ancak ilk bulgular, 'Stendhal sendromu'nun gerçek bir psikosomatik bozukluk olabileceğini gösteriyor. 'Yüksek sanata maruz kalma' sonucunda görülen bu belirtiler, Stendhal mahlasıyla yazan Fransız yazar Marie-Henri Beyle'in Floransa'da yaşadığı bir tecrübe sebebiyle onun adıyla anılıyor. Stendhal, 1817'de Floransa'yı ziyareti sırasında, Michelangelo, Machiavelli ve Galileo Galilei'nin mezarlarının bulunduğu Santa Croce Bazilikası'nı gezmiş ve Giotto'nun freskleriyle süslü bazilikayı gördükten sonra kalp çarpıntısı ve halsizlik hissi yaşadığını yazmıştı. Rahatsızlık bu yüzden Stendhal sendromu olarak anılıyor, ancak en sık rastlanan yerlerden birinin Floransa olması nedeniyle Floransa sendromu olarak da biliniyor.Övgü Pınar | BBC Türkçe
Android'e Yeni Tehdit
Uzmanların 'Selfmite' adını verdiği kötü amaçlı yazılım, Android tabanlı mobil cihazları tehdit ediyor. Selfmite, kullanıcının adres defterindeki numaralara zararlı bağlantılar göndererek yayılıyor. Güvenlik uzmanları, gelişmişlik seviyesi bakımından nadir rastlanan kötü amaçlı bir yazılımın Android cihazlara yayıldığı konusunda uyarıda bulundu. Selfmite olarak adlandırılan yazılım, bir akıllı telefona bulaştığı anda kullanıcının adres defterinde bulunan 20 kişiye metin mesajı yoluyla zararlı bağlantılar gönderiyor. Uzmanlar, kendiliğinden yayılma özelliği bulunmayan birçok kötü amaçlı yazılım ve truva atı uygulamalarının resmi olmayan uygulama platformlarından yayıldığını belirtti. Öte yandan, Android SMS solucanı adı verilen kötü amaçlı yazılımların nadir görüldüğü ve Selfmite'ın bu özelliğe sahip olduğu belirtilen ikinci solucan olduğuna dikkat çekildi. Computer World sitesinin haberine göre, son iki ay içinde ortaya çıkarılan iki benzer yazılımdan biri olan Selfmite, bulaştığı telefondan diğer kullanıcılara gönderdiği mesajda, 'Sevgili [isim] self-time'a göz at' ifadesini kullanıyor ve 'goo.gl' şeklinde kısaltılmış zararlı bağlantıya yönlendiriyor. Google Play üzerinden tuzak Zararlı bağlantıya tıklayan kullanıcılar, hackerların kontrol ettiği sunucuda yer alan TheSelfTimerV1.apk adlı Android uygulama paketine yönlendiriliyor. AdaptiveMobile sitesi, APK'nın yüklenmesi halinde, 'The self-timer' adındaki uygulamanın uygulama listesinde yer almaya başladığını belirtti. Bu şekilde yayılmaya devam eden Selfmite, aynı zamanda kullanıcıları tarayıcı üzerindne 'mobogenie_122141003.apk' dosyasını indirmeye de ikna etmeye çalışıyor. Mobogenie'in yasal bir uygulama olması, kullanıcılar için riski daha da artırıyor. Uygulama, Android cihazların PC'lerle senkronize olmasını ve alternatif platformlardan uygulama indirilmesini sağlıyor. Google Play'de 50 nilyondan fazla indirilen Mobogenie Market uygulaması, paralı ödeme seçenekleri aracılığıyla hacker'lara niyetlerini gizleme imkanı sunuyor. AdaptiveMobile, 'bilinmeyen ve gayri resmi bir reklamcılık platformu kullanıcısının, yasal olmayan yollarla Mobogenie uygulamasının yayılmasını sağlamaya çalıştığını' tespit ettiklerini belirtti. AdaptiveMobile'a bağlı güvenlik araştırmacıları, şu ana kadar Kuzey Amerika'da Selfmite tarafından etkilenmiş çok sayıda cihaz tespit edildiği bilgisini verdi. Kullanıcılar ayarları kontrol etmeli Google, 2 bin 140 defa indirilmesinin ardından kötü amaçlı yazılımın yayılmasını sağlayan 'goo.gl' URL'sini iptal etti. Uzmanlar, hacker'ların yeni URL kısaltmaları alarak saldırılarına devam etmemeleri için bir engel olmadığını belirtti. Uzmanlar, Android kullanıcılarının Google Play dışındaki platformlardan da farkında olmadan uygulama indirdiğini ve bu seçeneğin ayarlardan kapatılması gerektiğini belirtti. Al Jazeera
'Otoyolların Parçaları': Yolda dinlenebilecek en iyi 15 Classic Rock parçası
Yaz mevsiminin gelmesiyle açan masmavi gökyüzü, şehirler arası yollarda sayısız saatin geçmesini sağlayan yolculukların başlamasını da beraberinde getiriyor! Radyo Gusto bazlı Classic Rock ve Heartland Rock programı 'Route 65 with Toykan Dogan' ın yapımcısı ve sunucusu Toykan Doğan, klişe Amerikan klasik rock tarihinde ortalığı kasıp kavuran ve yolculuklara en yakışacak 15 Classic Rock tarzı harika parçanın bir listesini hazırladı; işte, 'Otoyolların Parçaları':
Reklam
AKP Cepte Para Ağızda Tat Bırakmadı
İftar sofraları el yakıyor: 4 kişilik ailenin ramazanda iftar ve sahur sofrasının maliyeti 1900 TL’yi aşıyor! CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, bugün başlayan ramazan ayında iftar ve sahur sofralarının maliyeti ile ücretlilerin gelirlerini kıyaslayan bir inceleme yaptı. Umut Oran, 40 temel gıda maddesinin bir yılda yüzde 17 zamlandığını ve aylık iftar-sahur sofrası maliyetinin 4 kişilik ailede 1900 TL’yi aştığını bildirdi. Memur-Sen’in imzaladığı toplu sözleşme gereği memur ve emeklilerine Temmuz ayında zam yapılmayacağını da anımsatan Umut Oran, “AKP cepte para ağızda tat bırakmadı. İftar sofraları el yakıyor” dedi. Konuyla ilgili yazılı açıklama yapan CHP’li Oran, şunları kaydetti: - Oruç ibadetini yerine getiren bir kişinin, gerekli günlük enerji, vitamin ve mineralleri alabilmesi ve sağlıklı biçimde yaşam aktivitelerini sürdürebilmesi için günde yaklaşık 3 bin kaloriye ihtiyacı bulunuyor. Buna göre orta halli dört kişilik bir ailenin Ramazan ayı boyunca yapacağı mütevazı iftar ve sahur sofralarının maliyeti 1.900 TL’yi aşıyor. Bu tutarın 1.354 TL’sini iftar, 555 TL’sini de sahur sofralarının maliyeti oluşturuyor.- Mutfak yangın yeri gibi: Halkın en fazla tükettiği 40 temel gıda ürünündeki yıllık ortalama fiyat artışı yüzde 17’ye yaklaşıyor. - Bir asgari ücret, dört kişilik mütevazı bir Türk ailesinin Ramazan ayı iftar ve sahur maliyetinin yarısına dahi yetmiyor, aynı tarih itibariyle ortalama SSK emekli aylığı bunun ancak yarısını karşılayabiliyor. Ortalama memur emeklisi aylığının ancak yüzde 80’ine yetebildiği aylık iftar ve sahur maliyeti, ortalama memur maaşı ile ancak karşılanabiliyor. - Zengin-yoksul arasındaki uçurumu derinleştiren AKP, lüks otellerde verdiği gösteriş ve israfa dayalı pahalı iftarlarla bu kutsal ayı da özünden kopardı, rahmet, bereket ve mağfiret ayı olan Ramazan’ı adeta festivale dönüştürdü. AKP’nin ihmal ettiği dar gelirli ve yoksul kesimler ise hayat pahalılığı yüzünden her yıl biraz daha güç ekonomik koşullarda iftarını açmaya çalışıyor. Rahmet ve bereket ayı olan Ramazan, bu yıl uzun ve sıcak yaz günlerine denk geldi. Bu kutsal ayı adeta bir festivale dönüştürme gayretindeki “AKP zenginleri”nin gösteriş, israf ve şaşaasının aksine, iktidarın yıllarca ihmal ettiği dar ve sabit gelirli milyonlar, her yıl biraz daha pahalanan iftar ve sahur sofralarının maliyetini  karşılamaya, bu koşullarda Ramazan’ı idrak etmeye çalışacak. AYLIK İFTAR VE SAHUR MALİYETİ 2 BİN TL’YE YAKLAŞIYOR Oruç ibadetini yerine getiren bir kişinin, gerekli günlük enerji, vitamin ve mineralleri alabilmesi ve sağlıklı biçimde yaşam aktivitelerini sürdürebilmesi için günde yaklaşık yaklaşık 3 bin kaloriye ihtiyacı bulunuyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) resmi verileri ve piyasadan derlediğimiz fiyatlarla yaptığımız araştırmada, günlük 3 bin kalori esasına göre orta halli dört kişilik bir ailenin iftar ve sahurda yapabileceği gıda tüketiminin günlük asgari maliyetini en uygun fiyatlarla yaklaşık 64 TL olarak hesapladık. Buna göre mütevazı koşullardaki bu ailenin Ramazan ayı boyunca yapacağı iftar ve sahurların toplam maliyeti 1.900 TL’yi aşıyor. Bu tutarın 1.354 TL’sini iftar, 555 TL’sini de sahur sofralarının maliyeti oluşturuyor. Orta halli dört kişilik mütevazı bir Türk ailesinin Ramazan ayı iftar ve sahur sofralarının maliyetinin geçen yıla göre yüzde 20’ye yakın, son üç yılda ise yüzde 75 dolayında pahalandığı görülüyor. Hayat pahalılığı hız kesmezken, ücret, maaş ve aylıkları yerinde sayan çalışan ve emekli kesim, tarımsal faaliyetle geçinenler ve diğer dar ve sabit gelirlilerin alım gücü reel olarak geriliyor, bu kesimler giderek daha da yoksullaşıyor. Yıllardır izlediği politikalarla kendi yakın ve yandaşlarını zengin, yoksulları ise daha yoksul hale getiren AKP iktidarı, servet uçurumunu giderek daha da derinleştiriyor. İftar sofraları sürekli pahalanan halkın Ramazan ayını huzur içinde idrak etmesi giderek zorlaşıyor. AKP iktidarı, halka ağız tadıyla bir Ramazan geçirmeyi bile çok görüyor. MUTFAK YANGIN YERİ GİBİ...Mayıs sonu itibariyle son bir yılda TÜFE bazında genel enflasyon yüzde 9.66, Endekste yer alan 130 gıda ürünündeki ortalama artış ise yüzde 14.11 olarak açıklandı. Gofret, kraker, kek, tahıl gevreği, badem içi, cips, kakao, çikolata gibi fantezi ürünler dışarda tutulup, halkın en fazla tükettiği 40 temel gıda ürünü baz alındığında ise bu ürünlerdeki ortalama artış yüzde 17’ye yaklaşıyor. TÜİK’in “TÜFE madde sepeti ve ortalama fiyatlar” verisine göre Mayıs 2013-Mayıs 2014 döneminde gıda grubunda en çok pahalanan ürünlerin başında yüzde 71.9’la kuru fasulye ve yüzde 55.9’la patates geliyor. Son bir yılda kuru barbunya yüzde 50.2, pirinç yüzde 45.1, mercimek yüzde 32.8, yumurta yüzde 25.7, tereyağı yüzde 24.3, elma yüzde 19.6, balık yüzde 19.1, buğday unu yüzde 17.5, beyaz peynir yüzde 17, semizotu yüzde 16, kaşar peyniri yüzde 15.6, sucuk yüzde 14.1, şehriye ve ekmek yüzde 13.6, makarna yüzde 13.5, yoğurt yüzde 13.1, dana eti yüzde 12.5, çay yüzde 11.6, su yüzde 10.7, reçel yüzde 10.5, margarin yüzde 10 zamlandı. Bulgur, süt, baharat, zeytin, şeker, maydanoz, tuz, salça ve salatalıkta yüzde 2 ile yüzde 9.9 arasında değişen oranlarda yıllık fiyat artışları yaşanırken, domates, sivri biber, kuru soğan, patlıcan, limon, kabak, tavuk eti ve ay çiçek yağı ise ucuzladı. Halkın en çok tükettiği 40 temel gıda maddesinde son bir yıldaki ortalama fiyat artışı yüzde 16.8 olarak gerçekleşti. İFTAR SOFRASI KURMAK ZORGelirleri reel olarak gerileyen ücretli-maaşlılar başta dar ve sabit gelirli kesimlerin, ekonomik nedenlerle Ramazan’ın manevi hazzını yaşamaları da giderek zorlaşıyor. Mayıs 2014 itibariyle net 846 TL olan asgari ücret dört kişilik mütevazı bir Türk ailesinin Ramazan boyunca iftar ve sahur maliyetinin yarısına dahi yetmiyor. Aynı tarih itibariyle 1.002 TL olan ortalama SSK emekli aylığı bu maliyetin ancak yarısını karşılayabiliyor. Aynı tarihte 1.529 TL olan ortalama memur emeklisi aylığının ancak yüzde 80’ine yettiği aylık iftar ve sahur maliyeti, 2 bin 167 TL olan ortalama memur maaşı ile ancak karşılanabiliyor, ancak diğer ihtiyaçlar için ise para kalmıyor. Ortalama Bağ-Kur tarım emekli aylığı aylık iftar ve sahur maliyetinin ancak üçte birine, ortalama Bağ-Kur esnaf emekli aylığı da ancak yarısına yetebiliyor. MEMURA TEMMUZ’DA ZAM DA YOK, ENFLASYON FARKI DA AKP’nin adeta yan kuruluşu niteliğindeki Memur-Sen’in, “kraldan çok kralcı” bir yaklaşım sergileyerek hükümetle yaptığı sözleşme yüzünden bu yıl Temmuz ayında memurlar ne zam ne de enflasyon farkı alabilecekler. Hükümetle Memur-Sen arasında Ağustos ayında imzalanan ve 2014 ile 2015’i kapsayan toplu sözleşme, kamu çalışanları açısından son yılların en kötü örneğini oluşturdu. Memur-Sen, hükümetin memur ve emeklilerine Ocak ve Temmuz aylarında “yüzde 3 + yüzde 3 + enflasyon farkı” önerisi yerine yılın tümü için 123 liralık seyyanen zammı kabul etmişti. Bu nedenle memurlar ve memur emeklileri, ilk kez bu yıl Temmuzda zam alamadığı gibi maaşlara enflasyon farkı da yansımayacak. AKP RAMAZANI DA ÖZÜNDEN KOPARDI Halkımızın yüzlerce yıllık kavram ve değerlerinin içini boşaltan, dini siyasete, siyaseti ise haram servetini büyütmeye alet eden AKP iktidarında Ramazanların da eski tadı kalmadı. Zengin-yoksul arasındaki uçurumu derinleştiren AKP, yarattığı mutlu azınlığa lüks ve şatafat, milyonlara ise yoksulluk ve tevekkülü layık gördü. AKP döneminde bir yandan lüks ve savurganlık, öbür yandan açlık ve yoksulluk arttı. AKP, lüks otellerde verdiği gösteriş ve israfa dayalı pahalı iftarlarla bu kutsal ayı da özünden saptırdı. AKP, rahmet, bereket ve mağfiret ayı olan Ramazan’ı adeta festivale dönüştürdü. AKP’nin ihmal ettiği dar gelirli ve yoksul kesimler ise giderek artan hayat pahalılığı yüzünden her yıl biraz daha eriyen alım güçleri ile kıt ekonomik koşullarda iftarını açmaya, oruç ibadetini yerine getirmeye çalışıyor. Halkımızı oluşturan işçi, memur, çiftçi, emekliler ve diğer dar ve sabit gelirliler Ramazan ayı boyunca piyasadaki bazı fırsatçıların fahiş zamlarıyla karşı karşıya kalacaklar. Ramazan’ın bitiminde ise bayramı var. Bayramlar, küslerin barıştığı, uzak olanların kavuştuğu, özellikle çocuklar için bayramlıkların alınıp, harçlıkların verildiği günlerdir. Oysa dar ve sabit gelirli kesimler Ramazan ayını zor çıkaracak. Ağustos ayındaki Köşk seçimlerine odaklanan hükümetin, milyonların sıkıntılarına duyarsız kalma hakkı yoktur. Hükümet, bu kesimleri rahatlatacak ekonomik tedbirleri ivedilikle almalıdır.
Reklam
Fethullah Gülen LYS Türkiye 3. sü Oldu!
Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), 14-15 ve 21-22 Haziran 2014 tarihlerinde yapılan 2014-LYS sonuçlarını açıkladı. Sınava giren adaylar arasında dikkat çeken bir isim yer aldı. Fethullah Gülen'in yeğeni ve kendisiyle aynı adı taşıyan Yamanlar Koleji Öğrencisi Fethullah Gülen, LYS'de TM 1 ve TM 2 Puan Türlerinde Türkiye 3.sü oldu.Gülen Cemaat'inin kurumlarından olan Yamanlar Koleji'nin twitter hesabından atılan tweette, 'Öğrencimiz Fethullah Gülen, TM-1 ve TM-2 alanlarının hem ham hem de yerleştirme puan türlerinde Türkiye 3.sü oldu... ' ifadeleri yer aldı.
LYS Sonuçları Açıklandı
Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), 14-15 ve 21-22 Haziran 2014 tarihlerinde yapılan 2014-Lisans Yerleştirme Sınavları (LYS) sonuçlarını açıkladı.ÖSYM'den yapılan açıklamada, adayların sınav sonuçlarını 'https://sonuc.osym.gov.tr' İnternet adresinden T.C. Kimlik Numaraları ve şifreleri ile öğrenebilecekleri bildirildi. Adaylar için sınav sonuç belgesi basılmayacağı ve adayların adreslerine gönderilmeyeceği kaydedildi. 3 Mart tarihinde gerçekleştirilen Yükseköğretime Geçiş Sınavı (2014-YGS) ile başlayan 2014-ÖSYS sürecinin sınav ayağının sonuçlarının açıklanması ile sonlandırıldığının belirtildiği açıklamada şu ifadelere yer verildi: 'Bilindiği üzere, 2014-YGS'de başarılı olan toplam 1 milyon 423 bin 127 aday beş farklı sınav içeren 2014-LYS'lerde yarışmıştır. 14-15 Haziran 2014 tarihlerinde LYS1, LYS4 ve LYS5; 21-22 Haziran 2014 tarihlerinde ise LYS2 ve LYS3 tamamlanmıştır. ÖSYM, 6 gün gibi kısa bir süre içerisinde sınav sonuçlarını değerlendirerek adayların ve ailelerinin meraklı bekleyişlerini sonlandırmıştır. Bundan sonraki süreç, başarılı olan öğrenciler için hedefledikleri yükseköğretim programlarının tercih edilmesi ve yerleştirme işlemleri ile devam edecektir. 7-17 Temmuz 2014 tarihleri arasında adayların okumak istedikleri yükseköğretim programlarını belirleyen tercihleri alınacak ve ilgili yerleştirmeler de yapılarak 2014-ÖSYS süreci tamamlanmış olacaktır.' 161 adayın sınavı geçersiz ÖSYM tarafından yayınlanan LYS sayısal bilgilerine göre, Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) sonrası LYS'ye girmeye hak kazanan aday sayısı 1 milyon 423 bin 127, sınavsız geçiş için başvuran aday sayısı ise 78 bin 427 olarak belirlendi. LYS'lere başvuran aday sayısı toplam 946 bin 252, sınava giren aday sayısı ise 925 bin 81 oldu. LYS-1'de 66, LYS-2'de 23, LYS-3'te 37, LYS-4'te 43, LYS-5'te 5 adayın sınavı geçersiz sayıldı. LYS'lerde sınavı geçersiz sayılan aday sayısı 161 oldu. Testlerdeki ortalamalar Matematik'teki 50 soru 725 bin 760 aday tarafından cevaplandırıldı ve ortalaması 9,72 olarak belirlendi. Diğer testlere katılan aday sayısı ve ortalamaları şöyle: Geometri 30 soru, 725 bin 825 aday, ortalama 5.47; Fizik 30 soru, 370 bin 598 aday, ortalama 5,28; Kimya 30 soru, 370 bin 598 aday, ortalama 7,54; Biyoloji 30 soru, 370 bin 598 aday, ortalama 9,33; Türk Dili ve Edebiyatı 56 soru, 719 bin 45 aday, ortalama 18,73; Coğrafya-1 24 soru, 719 bin 45 aday, ortalama 8,7; Tarih 44 soru, 410 bin 535 aday, ortalama 12.78; Coğrafya-2 14 soru, 410 bin 535 aday, ortalama, 5,24; Felsefe Grubu 32 soru, 410 bin 535 aday, ortalama 10,68; Yabancı Dil Almanca 80 soru, bin 927 aday, ortalama 25,24; Yabancı Dil Fransızca 80 soru, bin 61 aday, ortalama 32,75; Yabancı Dil İngilizce 80 soru, 62 bin 129 aday, ortalama 21,48. LYS puan dağılımı LYS'de 18 puan türünde 500 tam puan alan 1'er öğrenci yer aldı. 100 ve üstü puan alan ise MF-1, MF-2, MF-3 ve MF-4'te 590 bin 972, TM-1, TM-2 ve TM-3'te 866 bin 912, TS-1 ve TS-2'de 725 bin 672 aday oldu. Dil puanlarında ise 100 ve üstü puan alan aday sayısı DİL-1, DİL-2 ALM, DİL-3 ALM'de bin 681, DİL-1 FRA, DİL-2 FRA ve DİL-3 FRA'da 981, DİL-1 İNG, DİL-2 İNG, DİL-3 İNG'de 54 bin 308 olarak açıklandı. 180 ve üstü puan alan aday sayısı MF-1'de 251 bin 982, MF-2'de 235 bin 729, MF-3'te 239 bin 340, MF-4'te 237 bin 591, TM-1'de 436 bin 761, TM-2'de 451 bin 553, TM-3'te 476 bin 430, TS-1'de 357 bin 752, TS-2'de 409 bin 560 olarak belirlendi. Dil puanlarında ise 180 ve üstü puan alan aday sayısı DİL-1 ALM'de bin 346, DİL-2 ALM bin 554, DİL-3 ALM'de bin 666, DİL-1 FRA'da 869, DİL-2 FRA'da 939, DİL-3 FRA'da 976, DİL-1 İNG'de 41 bin 683, DİL-2 İNG'de 49 bin 828, DİL-3 İNG'de 54 bin 74 olarak açıklandı. ÖSYM'den adaylara tebrik Sürecin başarılı olabilmesi için 340 binden daha fazla akademisyen, öğretmen, kolluk kuvvetlerinin iki hafta sonu çalıştığı, 91 sınav merkezinde, 7 bin 295 sınav binasında ve 111 bin 149 sınav salonunda 13 farklı alanda toplam 5 milyon 521 bin 318 birbirinden tamamı ile farklı farklı soru kitapçığı ile sınavlar herhangi bir sorun yaşanmaksızın yürütüldüğü bildirildi. ÖSYM Sınav Koordinasyon Merkezi ve sınav günü masasının sınavlardan önce, sırasında ve sonrasında sınav evrakı ÖSYM tesislerine geri gelinceye kadar her iki hafta sonunda da kesintisiz olarak görev yaptığı, sınav evrakını kamera sistemleri ve elektromekanik kilitlerle izlediği ve güvenli bir sınav gerçekleştirildiği kaydedildi. Sınav sonuçları ve yapılan bilimsel analizlerin ÖSYS sınav süreci kadar kalitesinin de önemli oranda artırıldığını gösterdiğini belirtilerek, şunlar kaydedildi: 'Sınav sonuçları ile birlikte ÖSYM İnternet sitesi üzerinden 2014-Lisans Yerleştirme Sınavları Sayısal Bilgiler açıklanmıştır. Bu bilgiler arasında hem test bazında adayların verdiği cevapları ortalama ve standart sapmaları, doğru sayıları dağılımı, hem puan türü bazında ilgili puan dağılımları, hem de okul türüne göre ve adayların öğrenim durumlarına göre sonuçların dağılımı verilmiştir. Her zaman olduğu gibi sınavlarda en fazla başarı gösteren adayların bilgileri de sunulan bilgiler içerisinde bulunmaktadır. Benzeri şekilde bu bilgi setine, adayların tercihlerini yaparken dikkate almaları gereken yükseköğretim programları kontenjan bilgileri de (hem puan bazında hem de kontenjanı en fazla olan yükseköğretim kurumu bazında) dahil edilmiştir.' Açıklamada, ÖSYM bünyesinde oluşturulan 'takım ruhunu' sürekli canlı tutarak her türlü zorluğun üstesinden gelmeyi başaran tüm ÖSYM çalışanlarına, yükseköğretim kurumları rektörlerine, akademisyenlere, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde görev yapan okul müdürleri, yardımcıları ve öğretmenlerine İçişleri Bakanlığına bağlı kolluk kuvvetlerine, diğer görevli olan kamu personeline destekleri ve emekleri için teşekkür edildi. Adaylar da tebrik edilirken, yükseköğrenimleri boyunca da aynı başarılarının kalıcı olması temennisi ile sonuçların adaylara, ailellerine ve Türkiye'ye hayırlı olması dilendi.AA | CNN Türk
Diyanet 'Ajdar' Videosu Paylaştı
Diyanet İşleri Başkanlığı, resmi Twitter hesabından 'Cami açılışı' başlığında 'Televizyonlarda unutulmayan komik sahneler' isimli bir video paylaştı. Görenleri şaşırtan video bir süre sonra kaldırıldı. Diyanet İşleri Başkanlığı resmi Twitter hesabından dün gece ilginç bir paylaşımda bulundu. 'Gölbaşı Altungülkent Camii dualarla ibadete açıldı…' notu düşülen tweette Ajdar'ın da bulunduğu 'televizyonlarda unutulmayan komik sahneler' videosu paylaşıldı. Görenlerin bir süre anlam veremediği paylaşım hızlıca kaldırıldı. Sosyal medyayı kırıp geçiren tweetin ardından Diyanet, açıklama yaparak yanlışlıkla yapılan paylaşımdan ötürü özür diledi. SoL
Reklam
Bu Hafta 7 Yeni Film Vizyonda
Transformers serisinin 4. yapımı ''Transformers: Kayıp Çağ', romantik komedi 'Hayatımın En Kötü Gecesi' ve haftanın tek yerli yapımı ''Göl Zamanı'', izleyiciyle buluşacak. ''Transformers: Kayıp Çağ' Michael Bay’ın yönettiği ve Nicola Peltz, Mark Wahlberg, T. J. Miller ile Stanley Tucci’nin oynadığı Transformers serisinin 4. yapımı ''Transformers: Kayıp Çağ'' izleyici ile buluşacak. Yönetmen Micheal Bay’in vizyona taşıyacağı son filmde, aktör Mark Wahlberg, Optimus Prime'a dönüşen terk edilmiş aracı bulan bir tamirciyi canlandırıyor. Ardından Autobots'ların lideriyle dost olan tamirci, dünyayı kurtarma mücadelesinin içine giriyor. ''Hayatımın En Kötü Gecesi'' Steven Brill'in yönettiği ve Elizabeth Banks, James Marsden, Gillian Jacobs ile Sarah Wright Olsen'in rol aldığı ''Hayatımın En Kötü Gecesi'', romantik komedi meraklılarını sinema salonlarına çekmeyi hedefliyor. Senaryosunu da Steven Brill'in kaleme aldığı film özetle şöyle: ''Haber muhabiri Meghan Miles, arkadaşlarıyla felekten bir gece çalar. Ancak sabah uyandığında hiçbir şey hatırlamamaktadır. Yaşadığı tek gecelik ilişkiden sonra arabasız, kimliksiz ve parasız hiç bilmediği bir mahallede kalakalır. Hayatının en önemli iş görüşmesine girmeden önce durumunu düzeltmesi için sadece 8 saati vardır.'' ''Aynı Yıldızın Altında'' Josh Boone'un yönettiği ve Shailene Woodley, Ansel Elgort, Nat Wolff ile Laura Dern'in rol aldığı ''Aynı Yıldızın Altında' vizyona giriyor. Dram ağırlıklı filmin konusu, özetle şöyle: 'Hazel ve Gus, kanserle ilgili bir destek grubunda tanışırlar. Hazel oksijen makinesine bağlı yaşayan bir kız, Gus ise protez bacağıyla dalga geçen bir erkektir. Bu tanışma sonrası mucizevi bir aşk başlar.' ''Sevgilinin Ardından'' Haftanın dram türündeki diğer filmi, Hong Khaou'nun yönettiği ve Ben Wishaw, Morven Christie, Peter Bowles ile Pei-Pei Cheng'in oynadığı ''Sevgilinin Ardından'' Bugünün Londrasında geçen evrensel aşk ve keder hikayesi, Kamboçya doğumlu İngiliz yönetmen Hong Khaou'nun ilk uzun metraj filmi. Filmde, zamansız ölümünden sonra oğlunu tanımaya çalışan Kamboçyalı-Çinli bir annenin hikayesi izlenebilecek. ''Pislik'' John S. Baird'in yönettiği ve Imogen Poots, James McAvoy, Jamie Bell ile Jim Broadbent'in oynadığı 'Pislik', polisiye meraklılarının ilgisini çekmeye aday. Yapımcı Irvine Welsh'in aynı adlı polisiye romanının şiddet yüklü sinema versiyonu olan filmin konusu şöyle: ''Entrikacı polis memuru Bruce Robertson, terfi beklemektedir. Bir cinayeti çözerken meslektaşlarıyla da uğraşmak zorunda kalan Bruce, diğer polislerin sonunu getirecek bir olay tezgahlar. Hepsinin sırlarını ortaya çıkartan ve onları birbirine düşüren Bruce, kontrolünden çıkan hile ağında kaybolmaya başlar.'' ''Derindeki Yaratık'' Brian Yuzna'nın yönettiği ve Elke Salverda, Francis Magee, Janna Fassaert ile Michael Pare'in oynadığı 'Derindeki Yaratık' izleyici karşısına çıkacak. Filmin senaryosu, yönetmen koltuğundaki Brian Yuzna ile John Penney, San Fu Maltha ve Somtow Sucharitkul tarafından kaleme alındı. Filmin konusu, özetle şu şekilde: ''Bir sualtı biyologu olan Skylar Shane, Kuzey Sumatra Denizi'nde tarih öncesi çağlardan kalma canlı örnekleriyle ilgili araştırma yapmaktadır. Yanında kaptan Jack Bowman vardır. Yolculukları sırasında Tamal adında öksüz bir kıza rastlayıp onu gemilerine alırlar. Ancak Tamal'ın gelişinden sonra derinlerden gelen bilinmeyen bir yaratık, mürettebatı teker teker öldürmeye başlar.'' ''Göl Zamanı'' Haftanın tek yerli yapımı Cafer Özgül'ün yönettiği ve Emre Canpolat, Begüm Birgören, Cemil Büyükdöğerli ile Didem Balçın'ın oynadığı ''Göl Zamanı'' Türkiye'nin 1930'lardaki dömenlerini anlatan dram türündeki film, özetle şöyle: ''Ülke Atatürk devrimlerine geçişin acemiliklerini yaşamaktadır. Tıbbiyeden mezun olan iki arkadaş Ahmet ve Refik Anadolu’yu gezmeye çıkarlar. Yolları Ege’de bir kasabaya düşer ve eski İttihatçılardan Haşim Bey onları konağında misafir eder. Haşim Bey’in kızı Elif, melankolik bir kızdır. O gece Göl kenarında Refik’le karşılaşır ve aralarında bir aşk başlar. Kafası yeni fikirlerle dolu olan Refik’in aşk konusunda da kafası karışıktır.'' AA
Minyatür İnsanların Yiyeceklerin Dünyasındaki Fantastik Maceraları
Yiyeceklerle oynamak artık sadece çocukların yaptığı bir şey değil. Brezilya'lı sanatçı William Kass  “Minimize – Food” ismini verdiği fotoğraf serisinde minik oyuncak insanlar ve çeşitli gıdaları kullanarak harika çalışmalar ortaya koymuş.Bir portakal diliminin serin bir havuza dönüştüğü, acı biberlerin kamp ateşi olduğu bu fantastik dünyaya yakından bakalım...İyi eğlenceler dileriz... 
Reklam
Türkiye'de En Çok Gişe Yapmış 20 Türk Filmi
21 Şubat 2014 tarihinde vizyona giren Recep İvedik 4, Türkiye'de en çok gişe yapan, başrollerini Ahmet Kural, Murat Cemcir'in oynadığı Düğün Dernek filmini çok değil 5 hafta sonra geçecekti. Geçti de. Düğün Dernek filmi her ne kadar yayınlanmayan 30 dakikayı sonradan vizyona koysa da değişen bir şey olmadı ve Recep İvedik 4 18 haftada 7.222.883 izleyiciye ulaştı.
"Büyük Bir Kriz Kapımızda"
Dışişleri Bakanı Davutoğlu, 'BM Güvenlik Konseyi'nin doğru zamanda doğru insani, evrensel değerlere atıfta bulunarak hayata geçiremediği inisiyatiflerden dolayı bu noktaya gelmiş bulunuyoruz. Irak ve Suriye girift bir biçimde birbirine bağlanmış durumda. Şu anda büyük bir kriz kapımızda ve biz komşular olarak bundan etkileniyoruz' dedi. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, 'BM Güvenlik Konseyi'nin doğru zamanda doğru insani, evrensel değerlere atıfta bulunarak hayata geçiremediği inisiyatiflerden dolayı bu noktaya gelmiş bulunuyoruz. Irak ve Suriye girift bir biçimde birbirine bağlanmış durumda' dedi. Davutoğlu, 'Bölgesel Örgütlerin Arabuluculukta Artan Rolü' temalı III. İstanbul Arabuluculuk Konferansı'nın basına açık üst düzeyli oturumunda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin, insanların her yere gidebileceği, kendini güvende, istikrarda hissedebileceği bir yer olmak istediğini belirterek, 'Biz, bütün ulaştırma, fikri faaliyetler, öğrenci değişimi, insani yardım, sosyal refah gibi olumlu gündemlerin geçiş noktası, ortası olmak istiyoruz' ifadelerini kullandı. Ara buluculuğun doğasının değiştiğini ve bu değişikliği anlamadan sorunları çözmenin mümkün olmadığını dile getiren Davutoğlu, Soğuk Savaş döneminde krizler bloklar arası iken, Soğuk Savaş'tan sonra yeni devletler ortaya çıkmaya başlayınca, anlaşmazlıkların ve zorlukların şeklinin daha devletler arası hale geldiğini anlattı. Davutoğlu, 4 AGİT gözlemcisinin kurtarılmasıyla ilgili haber almanın kendisi için çok olumlu bir gelişme olduğunu ifade ederek, 'Bu tip başarıları, Beyaz Saray veya Kremlin'le konuşarak gerçekleştirmek mümkün değil. Orada, yerindeki insanlarla konuşmak gerekiyor. Dolayısıyla gerçekten işlerin doğası değişiyor. Bu, bir operasyon değil aslında ara buluculuk faaliyeti' diye konuştu. Irak'taki kriz Irak'taki krizden dolayı çok üzgün olduğunu ve hayal kırıklığına uğradığını dile getiren Davutoğlu, şöyle devam etti: '2006'da kimse bizden talep etmemesine rağmen İstanbul'da tüm Sünni direnç gruplarını bir araya getirmek amacıyla bir inisiyatif üstlendik. 4 ay boyunca ben kişisel olarak, başdanışman olarak müdahildim ve Sünnilerin tüm liderleri, siyasi arenadan dışlanmış olan bütün paydaşlar, o dönemde dışlanmış olanlar 4 ay boyunca bu toplantılara dahil edildi ve tüm Sünni menşeli direnç gruplarının temsilcilerini bir araya getirdik. Seçim sürecine dahil oldular bu inisiyatif sayesinde. Sünnilerin aşırı radikal grupları, bu süreçten çekildi. Şiiler, Sünniler, İranlılar ve Amerikalılar çok mutluydu. Bizler gerçekten geleceğe dönük olarak çok umutluyduk. 2009'da yeniden aynısını yaptık. Geçen 4 yıl içinde bütün Sünni liderler, ılımlı Sünni siyasetçiler sistemden izole edildi ve politik hayatın dışında bırakıldı. Sünnilerin topluluk kimliği, ulusal kimliğinden daha önemli hale geldi. Kriz yönetimi, Bağdat'taki liderlerin elinden çıkmıştı artık. Eğer Sünni liderlerin, Sünni kitleler nezdinde bir güvenilirliği olsaydı ve siyasi hayatın dışında bırakılmasalardı, kriz Bağdat'ta kendi aralarında akılcı bir müzakereyle sonuçlanabilirdi. Bir diğer taraftan Şii topluluğu artık devletin sahibi gibi hissetti, kendilerine öz güveni geldi. Kürtler tabii öz güvenliydi ve Sünniler yalnız bırakıldıklarını düşündü. Sonra toplumun en alt seviyesinde yeni bir ivme ortaya çıktı maalesef ve o ivme de şu anda yaşadığımız krizin sebebidir.' Davutoğlu, kriz öncesi inisiyatifin ulusal seviyede ve uluslararası aktörler tarafından desteklenmediğini belirterek, 'Şu anda büyük bir kriz kapımızda ve biz komşular olarak bundan etkileniyoruz' dedi. Suriye Dışışleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Suriye'deki duruma değinirken, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 2011'de Halep'te Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ile yaptığı toplantıda 'Bir fırtınanın geldiğine' ilişkin uyarıda bulunduğunu ve 'Artık siyasi sistemi eskisi gibi devam ettirmenin mümkün olmadığını, seçimlere gidilmesi gerektiğini' söylediğini hatırlattı. Kriz esnasında devlet içi, toplum içi ara buluculuk faaliyetlerinin işe yaramadığını görünce, bölgesel inisiyatiflerle çalışmaya başladıklarını ve daha sonra 'Suriye'nin Dostları'nı oluşturduklarını anlatan Davutoğlu, 'Bütün bu süreçlerde Suriye rejimini destekleyen ülkeler sessiz kaldı. Çünkü Esed'in kolaylıkla bu süreci kontrol edebileceğine ve halkını bastırabileceğine inanıyorlardı' dedi. Davutoğlu, Suriye'deki gerilimin artışını BM Güvenlik Konseyi'nin sona erdirebileceğini ancak şu ana kadar BM Güvenlik Konseyi nezdinde tek bir karar alınmadığını söyledi. Davutoğlu, '7. fasıla atıfta bulunan, güç kullanımından bahseden bir karar asla çıkmadı. Bu çıksaydı eğer sahadaki durum kontrol edilebilirdi. İnsani yardımlar konusunda da herhangi bir destek görmedik' diye konuştu. Artık Irak ve Suriye'nin tek bir cenah haline dönüştüğünü belirten Davutoğlu, 'BM Güvenlik Konseyi'nin doğru zamanda doğru insani, evrensel değerlere atıfta bulunarak hayata geçiremediği inisiyatiflerden dolayı bu noktaya gelmiş bulunuyoruz. Irak ve Suriye girift bir biçimde birbirine bağlanmış durumda' dedi. Ukrayna Davutoğlu, Türkiye'nin hem Ukrayna'ya hem Rusya'ya komşu ve Kırım'a doğrudan erişimi olan tek ülke olduğuna değinirken, şöyle devam etti: 'Bu kriz en ön aşamalarında, Kiev'de AGİT zirvesi düzenlendiğinde, ki hepimiz oradaydık, Ukrayna'daki parlamento içinde bile bir anlayış, bir mutabakat olsaydı böyle bir kriz olmazdı. Fakat tüm paydaşlar çok acar davranışlar içine girdiler ve Ukraynalı partilerin bir seçim yapmaya zorlandığını gördük. Ukrayna halkı AB ya da Rusya arasında bir seçime zorlandı. Böyle bir kutuplaşmışlıkla böyle bir sorunu çözemezsiniz. Artık Soğuk Savaş döneminde değilsiniz.' Ukrayna'nın toprak bütünlüğünün muhafaza edilmesi gerektiğini vurgulayan Davutoğlu, 'Ama bir diğer taraftan da Rusça konuşan azınlıkların hakları da göz ardı edilmemeli. Onların hakları pahasına toprak bütünlüğü korunamaz' dedi. Davutoğlu, Ukrayna'da, Suriye'de ve Irak'ta benzer oluşumlarla karşılaşıldığını belirterek, 'İşte burada etkin ve etkileşimli ara buluculuk, sorunları çözebilecek tek araçtır. Cenevre 2 toplantıları Suriye için kaçmış bir fırsattır' ifadelerini kullandı. 'Sürdürülebilir bir ara buluculuk için kadınların da sürece katılması gerekiyor' Eski Finlandiya Cumhurbaşkanı Martti Ahtisaari de barışa inanan bir insan olarak son dönemlerdeki olaylardan endişe duyduğunu ifade etti. Türkiye ve Finlandiya arasında ara buluculuk konusunda önemli işbirliği olduğuna değinen Ahtisaari, 'Uluslararası alanda ara buluculuğa yapılan yatırım çok az. BM Genel Sekreteri'nin bu alanda adımlar atıyor olmasından büyük mutluluk duyuyorum. Barış için elimizdeki imkanları en iyi şekilde kullanmalıyız' dedi. Ahtisaari, barışın sürdürülebilirliği için diplomasinin çok iyi kullanılması gerektiğine ve bölgesel kuruluşların ara buluculuğa önemli katkıda bulunabileceğine işaret ederek, 'Eğer ülkeler sadece ulusal çıkarlarını düşünürlerse ara buluculuk imkansız olabilir. Fakat bölgesel işbirliği sayesinde ulusal politikaları da gelişebilir. AGİT'i ara buluculuk için örnek gösterebiliriz. AGİT, Ukrayna'da diyaloğun kolaylaştırılması açısından önemli bir rol oynadı. Bütün bölgesel kurumlar ara buluculuk için destek oluşturabilirse çok faydalı olur' diye konuştu. Sürdürülebilir bir ara buluculuk için kadınların da sürece katılması gerektiğini vurgulayan Ahtisaari, Finlandiya'nın bu çerçevede ara buluculuk faaliyetlerine kadınların da dahli için Avrupa'da birçok kentte seminerler düzenlediğini belirtti.AA
Reklam
Esrarengiz Ölüm: Kiralık Araçta 2 Ceset
Yapılan ilk incelemede, elleri eşarp ile bağlı olan Demet Akbaş'ın boynundan vurularak öldürüldüğü, Ümit Can Aydoğdu'nun ise çenesinin altında sıkılan saçmalarda vurulduğu ortaya çıktı. Jandarma Ümit Can Aydoğdu'nun Demet Akbaş'ı öldürdükten sonra intihar ettiği ihtimali ile cinayet şüphesi üzerinde duruyor. Altınova ilçesine bağlı Tavşanlı Beldesi’nde amatör maçların oynandığı deniz kıyısındaki sahanın yanında bugün vatandaşların ihbarı üzerine 54 VD 655 plaklı otomobil içinde Ümit Can Aydoğdu ve Demet Akbaş’a ait olduğu belirlenen iki ceset bulundu. Yapılan ilk incelemede, elleri eşarp ile bağlandıktan sonra boynuna sıkılan pomapalı tüfek ile öldürüldüğü, sürücü koltuğunda oturan Ümit Can Aydoğdu'nun ise çenesinin altından sıkılan saçmalar ile yaşamını yitirdiği tespit edildi. Gece meydana geldiği sanılan olay sonrası jandarma ekipleri geniş çaplı soruşturma başlattı. Elde edilen ilk bulgulara göre, Ümit Can Aydoğdu ve Demet Akbaş’ın Kaynarca İlçesi'nde oturdukları, ayrı kişilerle evli oldukları ve birer çocukları olduğu belirlendi. Ayrıca, Demet Akbaş’ın dün gece saat 22.00 sıralarında Kaynarca Karaçalı Mahallesi’nde birlikte oturduğu kayınpederinin iki katlı evinde, kendi odasına çıkacağını söyleyerek yanlarından ayrıldığı, sabah evde olmadığını gören kayınpederinin Sakarya’nın Kaynarca İlçesi’ndeki jandarma komutanlığına kayıp başvurusunda bulunduğu öğrenildi. Yalova Cumhuriyet Savcısı’nın yaptığı incelemenin ardından Ümit Can Aydoğdu ve Demet Akbaş’ın cesetleri Bursa Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatan jandarma, Ümit Can Aydoğdu'nun, tartıştıktan sonra Demet Akbaş'ı öldürüp intihar ettiği ihtimali ile çiftlerin öldürülme şüphesi üzerinde duruyor. Süheyla GÖZDERELİLER-Zafer TOKUŞ/YALOVA-SAKARYA, (DHA)
Dünya Kupası'nın En Çok Konuşulan İsmi: Axelle Despiegelaer
17 yaşındaki Belçikalı taraftar Axelle Despiegelaere, 2014 Dünya Kupası sayesinde bir anda fenomen oldu. İlk olarak Belçika - Rusya maçında ekranlara gelen Axelle bir anda ilgi odağı oldu. Sevenleri tarafından Facebook'da fan sayfası açılan Axelle, kısa sürede 135 bin kişilik hayran kitlesine ulaştı. Belçikalı gazeteciler tarafından sorulan modellik sorusuna daha çok küçük olduğunu söyleyen Axelle, kendisine yönelik bu ilgiyi 'beklenmedik' olarak tanımlıyor. Onedio
PES 2015 Tanıtım Videosu Yayımlandı
Konami tarafından geliştirilen PES serisisnin yeni oyunu olacak olan PES 2015 büyük bir merak içinde bekleniyor. PES 2014 ile büyük bir hayal kırıklığına uğrayan kullanıcıları PES 2015 ile tekrar kazanma niyetinde. Konami, geçtiğimiz sene başarısızlığından dolayı PES 2014′ü yeni nesil konsollara çıkarmamıştı. En büyük rakibi olan FIFA ise hem yeni nesil hemde eski nesil konsollara çıkarmıştı.Yeni nesil konsolların tek futbol oyunu olan FIFA buranın tek hakimiyidi. Eski besil ve PC plaformlarında da Fifa PES’ten daha başarılı olmuştu. Bu durumun farkında olan Konami yetkilileri hatalarından dolayı tüm PES severlerden özür dilemişlerdi. Tüm güçlerini PES 2015′e yatırmak adına PES 2014‘ü yeni nesil konsollara çıkarmamışlardı. Bu geliştirme sürecinden sonra PES 2015′ün videosu yayımlandı, aşağıdan izleyeceğiniz videoya göre şimdiden fikir sahibi olabilirsiniz.E3 fuarından sonra Konami firması PES 2015 ile ilgili ufak bir video yayınladı ve oyun içi görsel ve oynanış videolarının 25-26 Haziran tarihleri arasında geleceğini duyurdu. Hem oynanış videosu hem de oyun içi görseller bu tarihler arasında yayımlandı. Konami yetkilileri 3 Temmuz’da daha detaylı bir videonun geleceğini söylediler.Süper Karga
TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin: "Kıvanç Tatlıtuğ Bile Patladı"
TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, yeni yayın dönemi hazırlıklarını anlattı. Dizi sektörünün zor durumda olduğunu belirten Şahin, 'Kıvanç Tatlıtuğ bile patladı' dedi Dizi sezonunda geride kalan dönem, birçok oyuncu ve yapımcı için hayal kırıklığı oldu. İddalı yapımlar birer birer yayından kaldırıldı. 'Süreci doğru okumayanlar dökülecek. Kasım'da iflaslar olacak' diyen TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, 'Herkesin bir derdi var. Biz bu hikayeye talibiz. Senaryosu olan herkesi bize başvurmaya bekliyoruz' çağrısı yaptı. Şahin, bu hikayelerden 30 film çekeceklerini ve bu filmlerde genç oyunculara fırsat tanıyacaklarını söyledi. İZLEYİCİ ARTIK ÇOK SIKILDI Yeni yayın dönemi hazırlıklarını ve yapımcılık sektörünün içinde bulunduğu sıkıntıları Hürriyet'e değerlendiren İbrahim Şahin, Türk dizilerinin yurtdışında başarı elde etmesinden sonra sektörde 'balon fiyatların' oluştuğunu söyledi. Başrol oyuncuların bölüm başı fiyatlarının 100-120 bine çıktığını, senaristlerin fiyatlarının arttığını ifade eden Şahin, 'Bir yanda da piyasaya Amerikalı ve Arap yapımcılar girdi. İnanılmaz fiyatlar oluştu. Ama izleyici artık birbirine benzeyen, uzun dizilerden sıkıldı. Üç beş yıl önce tutan oyuncu ve senaryolar artık tutmaz oldu. KIVANÇ TATLITUĞ BİLE PATLADI 2014 yılı TV piyasasının alt üst olduğu bir yıl. Kıvanç Tatlıtuğ bile patladı. Eski içeriklerle yeni dönemde aynı sonuçların alınamayacağı görüldü. Şu anda hem yapımcılar, hem kanal yöneticileri ecel terleri döküyor. Çünkü izleyicilerin ihtiyaçları, beklentileri değişti. İFLAS EDECEKLER Bu değişimi doğru okuyamayanlar iflas edecek. Kasım'da büyük iflaslar olacak. Mevcut bütçelerle, oluşan balon fiyatlarla bu işi sürdürmek mümkün görünmüyor' dedi.internethaber
Reklam