İhsanoğlu'ndan İstiklal Marşı Gafı
Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, İstiklal Marşı dizelerini Çanakkale Şehitlerine şiiri ile karıştırdı. İhsanoğlu, şehit yakınları ve askerlerle sohbet edip şehitler için dua etti. Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, bayram arefesinde İstanbul’da Edirnekapı Şehitliği’ni ziyaret etti. İhsanoğlu, şehitlikte İstiklal Marşı’nın şairi Mehmet Akif Ersoy’un mezarını da ziyaret etti. Ersoy’un mezarına karanfil bırakıp dua eden İhsanoğlu, ardından Şehitlik Anıtı’nda yazan İstiklal Marşı dizelerini okudu. Fakat İhsanoğlu, okuduğu İstiklal Marşı dizeleri için “Mehmet Akif Ersoy’un Çanakkale şehitleri şiirinden herhalde” dedi. İhsanoğlu’nun bu gafı sosyal medyada eleştirilere yol açtı.nediyor.com
Tek Ayağıyla Hayallerinin Peşinden Koşuyor
Trafik kazasında tek ayağını kaybetmesine rağmen hayallerinden vazgeçmeyen Barış Telli, 2016 Rio Olimpiyatları için çalışmalarını sürdürüyor. Trafik kazasında tek ayağını kaybetmesine rağmen hayallerinden vazgeçmeyerek Ampute Milli Futbol Takımı’nda forma giyen Barış Telli, şimdi de 2016 Rio Olimpiyatları’nda Türkiye’yi atletizm branşında temsil etmek için çalışmalarını sürdürüyor. 4 yaşında top peşinde koşarken geçirdiği trafik kazasıyla tek ayağını kaybeden milli sporcu Telli, yeni hedeflerini Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın resmi yayın organı Gençlik Spor Dergisi’ne anlatı. Ampute futbolda milli takım formasıyla Şampiyon Kulüpler Kupası, Avrupa ikinciliği ile dünya üçüncülüğü sevinci yaşayan, gol krallığı ve en iyi oyuncu ödüllerini alan 25 yaşındaki Telli’nin yeni hedefinde atletizm var. Bedensel Engelliler Atletizm Türkiye Şampiyonası’nın rekortmeni Telli, son olarak Berlin’de düzenlenen Grand Prix şampiyonasından üçüncülükle döndü. Telli, hayallerini kurduğu 2016 Rio Olimpiyatları hedefini gerçekleştirmek için ise var gücüyle çalışıyor, koşuyor, uzun ve yüksek atlama yapıyor. “HİÇ VAZGEÇMEDİM” Azmiyle herkesin takdirini toplayan Telli, her başını yastığa koyduğunda olimpiyatlarda koşmayı hayal ettiğini vurgulayarak, “2016 Rio Olimpiyatları’nda yarışmak için elimden geleni yapacağım. Ülkem adına bir ilki gerçekleştirip olimpiyatlardan madalya getirmek istiyorum” dedi. Telli, tek ayağını kaybetmesinin zorluklarını büyüdükçe yaşadığını belirterek, “Açıkçası çocuk yaşta ne olduğunu anlamıyorsunuz. Büyüdükçe farkına varıyorsunuz, zorlukların ve insanların bakışlarının farklı olduğunu. Buna rağmen kendimden, hayatımdan ve ailemden hiç vazgeçmedim” ifadelerini kullandı. “KOLTUK DEĞNEKLERİMİ OYUNA DÖNÜŞTÜRDÜM” Spor yapmaya ilkokulda cimnastik takımına katılarak başladığını anlatan Telli, şöyle devam etti: “Okul gösterilerinde güzel tepkiler aldım. Ayağım olmadığı halde normal insanlar gibi ellerimin üzerinde yürümenin keyfini yaşıyordum. Çocuklukta her şeyi oyuna döküyorsunuz. Ben de koltuk değneklerimi oyuna dönüştürdüm. Onlarla zıpladım, hopladım. Sokak aralarında, pazarlarda hızlı koşup karşıma çıkan engelleri koltuk değneklerimle ‘slalom’ yaparak aşmaya çalıştım.” ENGELLİ BAKIŞ AÇISI Telli, küçükken arkadaşlarının “düşersin” diye kendisini oyunlara almadığını dile getirerek, “Onlar ‘yapamaz’ dedikçe ben ‘yaparım’ dedim. Kendimi nasıl geliştiririm diye düşündüm ve çalıştım. Hep sıkıntıları ve engelleri aşmak için mücadele verdim. Şu an da bile engelli bakış acısını değiştirmek için elimden geleni yapıyorum” diye konuştu. Lise 1. sınıfta öğretmeni Bekir Murat Altıntaş sayesinde futbolla tanıştığına değinen Telli, şunları söyledi: “Normal olan arkadaşlarımın yanında koltuk değnekleriyle maç yapardım. Hocam, beni Türk Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon Merkezi’nin Karagücü takımına getirdi. 2005′ten bu yana Ampute Futbol Milli Takımı formasının heyecanını hala ilk günkü gibi yaşıyorum.” “KOLTUK DEĞNEKLERİYLE KOŞTUM” Telli, atletizme başlamaya nasıl karar verdiğini ise şöyle anlattı: “Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu antrenörlük bölümünü kazandım. Derslerdeki bir çok branşı yapabiliyordum, o zaman protezim de yoktu. Engelli koşu dersinde hocam Hacı Ahmet Pekel, bunun çok zor olduğunu, denememem gerektiğini belirtti. ‘Hocam, ben zaten yıllardır engelli koşuyorum’ dedim ve koltuk değnekleriyle koştum. O gün bana, ‘seni olimpiyatlara hazırlayacağım’ dedi.” “PROTEZİMİ HÜLYA AVŞAR YAPTIRDI” Telli, ilk protezini çok pahalı olması nedeniyle kendi imkanlarıyla alamadıkları için Türkiye Futbol Federasyonu eski başkan vekillerinden rahmetli Hadi Neşet Türkmen’in yaptırdığını bildirdi. Daha sonra Hülya Avşar’ın olimpiyat sporcularıyla koşması için ihtiyacı olan profesyonel koşu protezini şubat ayında yaptırdığını ifade eden Telli, “Ben de 1 ay içinde rekor kırarak Türkiye şampiyonu oldum” dedi. “BAKANLIK DESTEKLEDİ BERLIN’DE KOŞTUM” Milli sporcu, yeni hedeflerine ilişkin olarak da şunları kaydetti: “Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın desteği sayesinde Berlin’deki Grand Prix şampiyonasına gittim. Bu yarışlarda başarılı olursan olimpiyatlara gitme hakkı kazanıyorsun. Bakanlık bana ön ayak oldu. Olimpiyat şampiyonuyla koştum, büyük bir tecrübe oldu. Kendi derecemi geliştirdim, Türkiye rekoru kırdım. Bu yıl Avrupa Şampiyonası’nda final koşup, yüksek atlamada madalya getirmek istiyorum. 2016 Rio Olimpiyatları’na katılmak için mücadele edeceğim.”
Gazze'de Geçici Ateşkes
İsrail ordusu Gazze'de 4 saatlik insani ateşkes uygulayacağını duyurdu. Ateşkes Türkiye saatiyle 15.00'da başladı. Açıklamada ateşkesin belli bölgelerde 'insani yardım amacıyla' geçerli olacağını belirtildi. Hamas'tan yapılan açıklamada, ateşkesin yalnızca belli bölgelerde uygulandığını vurguladı ve bir 'medyanın gözünü boyamak için yapıldığı' yorumunu dile getirdi. Hamas sözcüsü Sami Ebu Zühri, 'Bu ateşkesin hiçbir değeri yok çünkü Gazze sınırındaki pek çok sıcak çatışma alanını dışarıda bırakıyor. Bu süreçte o bölgelerdeki yaralılara yardım edemeyeceğiz' şeklinde konuştu. İsrailli bir yetkili, 'İsrail ordusu Gazze Şeridi'nde insani ihtiyaçların giderilmesi için belli bölgelerde operasyona ara verdi. Ancak bu ateşkes, İsrail askerlerinin operasyona devam ettiği bölgelerde uygulanmayacak' dedi. BM: Okul saldırısı karşısında kelimeler kifayetsiz Bu sabah Gazze'de BM'ye ait bir okula İsrail tarafından saldırı gerçekleştirildi. Saldırıda en az 15 kişi hayatını kaybetti. BM'nin Filistinli mültecilere yardımdan sorumlu örgütü UNRWA'nın Başkanı Pierre Krahenbuhl, bu saldırı karşısında öfkesini ve kızgınlığını ifade edecek bir sözcük bulamadığını söyledi. İsrail ordusu ise, bilerek okulu hedef almadıklarını, askerlerin okulun yakınlarından gelen bir ateşe karşılık verdiğini savundu. BM yetkilisi, okulun yeri konusunda İsrail ordusunu 17 kez bilgilendirdiklerini vurgularken, ''Okulumuza yönelik bu, altıncı saldırı oldu'' dedi. Krahenbuhl, Cebeliye mülteci kampındaki okulun saldırıya hedef olduğu sırada 3 bin 300 kişiye barınak sağladığını kaydetti.Ölü sayısı artıyor Gece yaşanan can kayıplarıyla birlikte İsrail'in Gazze saldırılarının başlamasından bu yana hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısı 1200'ü aştı. Ölenlerden çoğunun sivil olduğu belirtiliyor. İsrail ordusu ise çatışmalarda şu ana kadar 53 askerinin öldüğünü açıkladı. İsrail'in çatışmalardaki sivil kaybı ise 2. BBC'nin sorularını yanıtlayan UNRWA'nın Gazze'deki Direktörü Bob Turner de, okulun İsrail tankları tarafından açılan ateşle vurulduğunu söyledi. Turner, okulda binlerce sivilin barındığı konusunda İsrail'i defalarca uyardıklarını ifade etti. Birleşmiş Milletler, Gazze'deki barınakların hedef alınmaması için sivillerin sığındığı binaların koordinatlarını İsrailli yetkililere bildiroyor. Olayı 'utanç verici' sözleriyle niteleyen Turner, tüm tarafların bir daha sivillerin barındığı sığınaklara benzer saldırıların olmaması için çaba sarfetmesi gerektiğini ifade etti.İsrail 'inceliyoruz' dedi Günün ilk saatlerinde İsrail'in hava saldırıları ve tank bombardımanının Cebeliye mülteci kampında Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yönetilen bir okulu vurduğu haberi geldi. Binlerce Filistinli okulu sığınak olarak kullanıyordu. İsrail ordusundan gelen ilk açıklamada, okulun vurulmasından önce bölgeden İsrail askerlerine ateş açıldığı ve askerlerin de buna karşılık verdiği belirtildi. Açıklama 'Konu araştırılıyor' ifadesiyle devam etti. Daha önce yapılan açıklamalarda İsrailli yetkililer Hamas'ı okul ve hastane gibi sivil binaları 'canlı kalkan' olarak kullanmakla suçlamıştı.Arabuluculuk çabaları Filistin'deki grupların temsilcilerinin bugün Kahire'de toplanması ve olası bir geçici ateşkesi görüşmesi bekleniyor. Mısırlı yetkililerin daha önceden masaya getirilen ancak reddedilen bir geçici ateşkes anlaşmasını revize ederek görüşmeye açacağı belirtiliyor. İsrail hükümeti ise, Hamas'ın Gazze ekonomisini ayakta tutmak için açtığını iddia ettiği kaçakçılık tünellerinin aslında bir tür terör altyapısı olduğunu savunuyor. İsrail ordusu bir ateşkes ilan edilse dahi Gazze'deki tünelleri imha etme çalışmalarının devam etmesini istiyor.Gazze'nin çöken altyapısı Gece düzenlenen İsrail saldırılarıyla birlikte Salı günü hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısı da 100'ü aştı. Dün sabahın erken saatlerinde Gazze'nin tek elektrik santrali vurulmuş ve tüm bölgede elektrikler kesilmişti. Santralin Genel Müdürü BBC'nin sorularını yanıtlarken tesisi tekrar çalışır hale getirmenin en az bir yıl süreceğini söyledi. Şu ana kadar Hamas'a ait televizyon ve radyo binaları, üç camii, dört fabrika ve hükümet binaları İsrail tarafından vurulmuş durumda. BBC'ye bilgi veren Filistinli yetkililer Gazze limanının da saldırılar sonucu kullanılamaz hale geldiğini ifade etti. İsrail ise, sadece Salı günü 110 hedefin vurulduğunu söyledi. BBC Türkçe
İngiltere'de Şoförsüz Araçlar Trafiğe Çıkacak
İngiliz hükümeti, şoförsüz arabaların gelecek yıl trafiğe çıkabilmesi için bazı tebdirler ve düzenlemeler hazırlıyor. Halihazırda, bu tür şoförsüz arabalar yalnızca trafiğe kapalı yollarda kullanılabiliyor. İngiltere Ulaşım Bakanlığı daha önce şoförsüz arabaların trafiğe açık yollarda 2013 yılı sonunda test sürüşü yapabileceği sözünü vermişti. Geçen Aralık ayında açıklama yapan Hazine, bir kasaba ya da kentin şoförsüz araçların test sürüşü yapmasına elverişli hale gelmesinin 10 milyon Pound (yaklaşık 35 milyon TL) ödenek gerektirdiğini belirtmişti. Hükümet, İngiltere'nin bu tür bir teknolojide öncü rol üstlenmesini istiyor. İngiltere'nin İş Dünyasından Sorumlu Bakanı Vince Cable'ın test sürüşleri için gerekli düzenleme ve tedbirleri açıklayacağı belirtiliyor. İngiltere Maliye Bakanı George Osborne, '2013 Ulusal Altyapı Planı'nı açıklarken, şoförsüz araçlara dair amacını şu ifadelerle dile getirmişti: 'Araba şirketlerine verilen tavsiyelere göre, İngiltere şoförsüz araçların geliştirilmesi ve test edilmesi için en uygun yer.' İngiliz mühendisler bir süredir şoförsüz araçları deniyor ve geliştirmeye çalışıyor. Ancak hukuki mevzuat ve sigortaya dair çekinceler nedeniyle bu tür araçlar yalnızca trafiğe kapalı yollarda kullanılabiliyor. Otomobil mühendislik şirketi MIRA, ürettiği araçları İngiltere'nin Midlands bölgesinde denedi. Bazı ülkeler, şoförsüz arabaları trafiğe çıkarma konusunda oldukça istekli görünüyor. Örneğin ABD'deki Kaliforniya, Nevada ve Florida eyaletleri, tüm yollarını bu araçlar için uygun bir şekilde asfaltladı. Sadece Kaliforniya eyaletinde, Google'ın şoförsüz arabası 300 bin milden (yaklaşık 480 bin mil) fazla yol gitti. 2013 yılında Nissan ise, Japonya'da trafiğe açık bir otobanda şoförsüz araçla test sürüşü gerçekleştirdi. İsveç kenti Göteburg'da 2017 yılı itibariyle bin kadar şoförsüz Volvo'nun yola çıkacağı belirtiliyor. Açıklamada üretilmesi planlanan aracın bir modeli de gösterilmişti. Buna göre söz konusu araçlarda direksiyon veya pedal bulunmuyor, yalnızca 'hareket etmesini' ve 'durmasını' sağlayan bir düğme yer alıyor. Google şoförsüz araç teknolojisini Toyota, Audi ve Lexus gibi şirketlerin arabalarında da deniyor. BMW, Mercedez-Benz, Nissan ve General Motors gibi markalar, kendi ürettikleri teknolojiyi kullanıyor. Otomatik park etme de yeni geliştirilen teknolojiler arasında yer alıyor. Ancak şoförsüz araçlara yönelik endişeler, ABD ve bazı diğer ülkelerde siyasiler tarafından dile getirilmişti. Bu ay başlarında Amerikan Federal Soruşturma Bürosu (FBI) bir uyarı yaparak, şoförsüz araçların öldürücü silahlar olarak kullanılabileceğini söylemişti.BBC
70 Yıllık Salinger Öyküleri İlk Kez Kitap Oldu
“Çavdar Tarlasında Çocuklar”ın yazarı J.D. Salinger’ın 1940’lı yıllarda küçük dergilerde yayımladığı hikayeler 70 yıl sonra ilk kez kitap halinde satışa sunuldu. Salinger’ın 20’li yaşlarında yazdığı “The Young Folks”, “Go See Eddie” ve “Once a Week Won’t Kill You” adlı üç hikaye, bağımsız bir yayınevinin yayım haklarını almasıyla yeniden basıldı. 2010 yılında hayatını kaybeden Salinger, New Yorker’da “Hapworth 16, 1924” hikayesinin 1965’te çıkmasından sonra hiçbir şey yayımlamamıştı. Kısa öykülerinin iki ciltte bir araya getirilmesinden memnun olmadığını 1974’te New York Times’a “sevdiğiniz ceketinizi birinin dolabınıza girip çaldığını düşünün, işte öyle hissediyorum” sözleriyle anlatmıştı. Bağımsız yayınevi Devault-Graves, üç erken dönem hikayesini bir araya getiren kitabın, Salinger’ın 50 yıldır yasalara uygun şekilde basılacak ilk kitabı olduğunu söylüyor. 2013 yılında yazarla ilgili bir belgeselden, “Çavdar Tarlasında Çocuklar”dan önce yazılmış 21 hikaye olduğunu öğrendikten sonra bunların yayın haklarının peşine düşen yayımcılar Tom Graves ve Darrin Devault, üç tanesinin haklarını yazarın haklarını koruyan Salinger Trust’tan almayı başardı. “The Young Folks” 1940’da Story dergisinde yayımlanmıştı. Bu hikaye Devault ve Graves’in sözlerine göre, “New York’un kokteyl sosyetesinin ve birbirleriyle neredeyse tamamen anlamsız ve boş bir konuşma içerisine giren iki genç insanın etkileyici bir resmini çiziyor.” Aynı yıl Kansas Üniversitesi’nde çıkan dergide yer alan “Go See Eddie” ise, “kötü bir erkek karakterin Eddie adlı bir adamı görmesi için genç bir kadını tehdit edişinin hikayesini anlatıyor.” Son hikaye “Once a Week Won’t Kill You” 1944 yılında Story dergisinde çıkmıştı ve “görünürde bir askerin yaşlanan teyzesine savaşa gittiğini anlatmaya çalışmasını” konu alıyor.Milliyet Sanat
Bülent Arınç'tan 'Kahkaha' Eleştirilerine Yanıt
'Kahkaha' eleştirilerine yanıt veren Arınç, 'Ahlak kurallarıyla ilgili bir konuşma yaptım. Direği gördüğünde dayanamayıp direğe çıkanlar size ancak acıyabilirim' dedi. Geçtiğimiz günlerde yaptığı 'kahkaha' açıklamasının ardından eleştirilen Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, gündeme dair soruları yanıtladı ve 'kahkaha' eleştirilerine yanıt verdi. Arınç, 'O konuşmamdan bir kısım alınmış. Sadece 'kadınlar kahkaha atmasın' dediysem akıl dışı bir iş yapmışımdır. Ama orada ahlak kurallarıyla ilgili bir konuşma yaptım. Kocasını bırakıp tatile çıkanlar, direği gördüğünde dayanamayıp direğe çıkanlar... Böyle bir hayatın içinde siz olabilirsiniz, size kızmanın ötesinde acıyabilirim.' dedi. Arınç'ın konuşmasından satır başları 'O KONUŞMADAN BİR KISMI ALARAK ELEŞTİRİ YAPIYORLAR' 'Bir bayramlaşma töreni yapıldı. Şükrediyorum ki, 1,5 saate yaklaşan konuşmayı tamamen veren haber kanalları olmuş. Bazı insanlar 1,5 saatlik konuşmadan bir kısmı alarak eleştiri yapabiliyorlar. Ne kadar iğrenç ne kadar temelsiz bir yakıştırmadır o konuşmanın tamamını dinleyenler bunların farkına vardırlar. 'KADINLAR KAHKAHA ATMASIN DEDİYSEM...' Bunlara cevap vermeyi kabul etmem. Konuşmanın tamamını dinlesinler ve o konuşmamda insanların hayatına müdahale var mıdır karar veresinler. Faydalı bir konuşma yaptığımı düşünüyorum. Sadece Kadınlar kahkaha atmasın demişsem çok akıl dışı bir iş yapmışımdır. Ama orada görgü ve ahlak kurallarıyla ilgili bir konuşma yaptım. 'KADINLARI KÜÇÜMSEYECEK BİR ŞEY SÖYLEMEDİM Kİ...' Bazı davranışlar suç olmasa bile ayıp olur. Bunları da bana göre güzel misallerle anlattım. Sadece kadınlara yönelik birkaç hatırlatma değil. Ben orada asıl erkekleri de muhatap alıyorum kendime. Ben şu ana kadar gözyaşlarıyla telefon açıp ruh dünyamızı anlattınız diyenlerin yanında twitterda alay konusu yapanlar da var. Bu yaşıma geldim kadınları küçümseyecek bir şey söylemedim ki. Benim orada söylediğim şey insanların etik davranışlar içinde bulunması gerektiğidir. Ama toplumda hiçbir şekilde sınır tanımayan cinsel özgülükten başlayıp her şeyi her yerde yapabileceğini savunanlar var. Beğenmediğim şeyler olsa da ben onların hayatlarını kendi özgürlük alanları olarak görüyorum. 'KOCASINI BIRAKIP TATİLE ÇIKANLAR, DİREK GÖRÜNCE DAYANAMAYANLAR...' Bazı sanatçılar var bunlar yapay kahkahalar atıyorlar. Bunun da fotoğrafını çekip bana gönderiyorlar. Gerçek kahkahalar var ve bunlar insanı rahatlatır. Ama bunlarınki yapay. Kocasını bırakıp sevgilisiyle tatile çıkanlar, direği gördüğünde dayanamayıp direğe çıkanlar… Böyle bir hayatın içinde siz olabilirsiniz. Size kızmanın ötesinde size acıyabilirim. Sizin hayatınıza ancak ağlanabilirse yerini bulmuş olabilir diye düşünüyorum.' ARINÇ NE DEMİŞTİ? Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Bursa'da düzenlenen bir törende 'İffet sadece bir isim değil kadın için de bir süstür iffet, erkek için de bir süstür. İffetli olacak erkek de olacak, zampara olmayacak eşine bağlı olacak, çocuklarını sevecek' dedi. Arınç, 'Kadınsa o da iffetli olacak. Mahrem namahrem bilecek. Herkesin içerisinde kahkaha atmayacak, bütün hareketlerinde cazibedar olmayacak' diye konuşmuştu. haberler.com
Özgür Mumcu Radikal'e Veda Etti
Geçtiğimiz günlerde Ahmet Şık, Aydın Engin, Ceyda Karan ve Murat Sabuncu gibi isimler ile birlikte Cumhuriyet gazetesine transfer olduğu duyurulan Özgür Mumcu, Radikal okurlarına veda etti.İşte Özgür Mumcu’nun veda yazısı: Radikal’de dört seneye yakın bir zamandır yazıyorum. Bu süre boyunca Radikal’in hep sorgulayıcı ve gazeteyle bağı güçlü okurlarıyla tanışmanın yanısıra çok iyi gazetecilerle çalışma ve dostluk etme fırsatı buldum. Radikal, genel olarak ifade özgürlüğünün baskı altında olduğu bu zamanlarda müdahaleye uğramadan yazma imkanı sağladı. Gidişattan da belli olmuştur ki bu bir veda. Vedalar zordur ve de vedanın kısa olanı makbuldür. Radikal’in sadık bir okuru olmaya devam edeceğim. Çok şey öğrendiğim bir dönemdi. Bunu mümkün kılan herkese bir teşekkür borcum var. Hoşçakalın.Onedio
Validebağ Korusu'nda Tahsis Bilmecesi
354 bin metrekare alanıyla İstanbul’un Anadolu yakasının ikinci büyük yeşil alanı ve 1. derece doğal sit olan Validebağ Korusu’nda şu an üç ayrı inşaat çalışması yürütülüyor. Yıllardır süren inşaat çalışmaları çevre halkını rahatsız ederken İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin korunun kendilerine tahsis edilmesi için yaptığı girişimler de endişe yarattı. Validebağ Gönüllüleri, korunun olduğu gibi korunması için imza kampanyası başlattı. Özlem Güvemli'nin Cumhuriyet'te yer alan haberine göre, mülkiyeti Hazine’ye, kullanımı Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) ait olan koru, 1999 yılında 1. derece doğal sit alanı edildi. Validebağ Korusu için Üsküdar Belediyesi ile bakanlık 2006 yılında temizlik, bakım ve onarım işi için protokol imzaladı. Ancak korunun yapılaşmaya açılacağı ve içinden yol geçirileceği endişesi taşıyan semt sakinleri ayağa kalktı. İstanbul Valiliği yoğun tepkiler üzerine bir açıklama yaparak protokolle korunun Üsküdar Belediyesi’ne devir, tahsis ya da kiralanmasının söz konusu olmadığını, belediyenin koru düzenleme projesini de Koruma Kurulu’na sunacağını bildirdi. Tepkiler üzerine belediye projeyi askıya almak zorunda kaldı, fakat koruda güvenlik görevlileri bulundurmaya devam etti. 2009 yılında Üsküdar Belediyesi koruda koşu parkuru yapmaya başladı. Türkiye ve Avrupa Kros Şampiyonası burada düzenlendi. Bu organizasyonlar koruya büyük zarar verdi. Tahsis başvurusu İBB de son iki yılda iki kez MEB’e başvurarak korunun kendilerine tahsis edilmesini istedi. Geçen yıl yaptığı başvuru reddedildi ancak en son bu yıl yapılan başvurunun sonucu henüz netleşmedi. Üsküdar Belediyesi de korunun kendisine tahsis edildiğini iddia ediyor. Yıllardır yapılaşma tehdidi ile karşı karşıya olan koruya sahip çıkmak için kurulan Validebağ Gönüllüleri Derneği ise son günlerde gündeme gelen tahsis iddialarına karşı harekete geçti. Dernek Başkanı Arif Belgin, ilçe belediyesinin böyle bir tahsis için başvuruda dahi bulunmadığını öğrendiklerini belirtti. Şu an koru içinde 3 ayrı inşaat çalışması olduğunu anlatan Belgin, “Biri Adile Sultan Kasrı çevresindeki yol düzenleme çalışması. O bölge çok bakımsızdı düzenleme yapılmasını biz de istiyorduk ama her tarafı taşla kaplayıp ağaçları kesmelerini beklemiyorduk” dedi. Yol ve çevre düzenlemesi projesinde olmayan mescit yapımının ve duvar yıkımının da bu çalışma kapsamında gerçekleştirildiğini ifade eden Belgin, “Karşı çıktık ama engel olamadık. Mescit yeri ayrıldı ama yapımı henüz başlamadı. Portatif olacakmış. Buradaki binaların içinde bir dolu boş alan var onlar mescit olarak kullanılabilirdi” diye konuştu. Belgin, Tophanelioğlu Caddesi’ne uzanan duvarların da yıkılıp yeniden yapıldığını aktararak, bu duvarın kısa süre önce tadilat geçirdiğini, iddia edildiği gibi eski ve yıkılmak üzere olmadığını vurguladı. Duvar ile koru içindeki tarihi yapılar arasında görsel uyumun bozulduğunu söyleyen Belgin, “Bembeyaz duvar diktiler yerine. Korunun bütün duvarlarının yıkılacağı söylentisi de var” dedi. 2012 yılında başlayan bu çalışmaların 8 ayda bitirilmesi planlanmasına karşın hâlâ devam ettiğine dikkat çekti. İkinci çalışmanın da koru içinde hastane binalarındaki güçlendirme çalışması olduğunu söyledi. 10 yıl kadar önce İzci Müzesi’ne dönüştürülen av köşkünün de restore edilmeye başladığını belirten Belgin, 3 koldan süren inşaatın koruyu olumsuz yönde etkilediğini vurguladı. 1- derece doğal sit alanı olan Validebağ Korusu’nun doğal haliyle korunması için imza kampanyası başlattıklarını duyuran Belgin, 5 günde 1400 imza topladıklarını açıkladı. Gönüllüler 40 bin imza toplamayı hedefliyor. İmzalar, Koruma Kurulu ve MEB’ye verilecek.Kaynak: Cumhuriyet
Hırsızlıkta 2008 - 2014 Arası Yüzde 75 Artış...
Cumhuriyet'in İçişleri Bakanlığı’nın verilerinden derlediği bilgilere göre, Türkiye’de 2008- 2014 yılları arasında hırsızlık olayları yüzde 75 arttı. Uzmanlar, hırsızlık olaylarında yaşanan patlamayı toplumsal bozulmaya bağlıyor. İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre, 2008’de 256 bin 562 olan hırsızlık vakası 2009’da 304 bin olurken; 2010’da bu rakam 344 bin 87’ye yükseldi. Hırsızlık vakaları, 2011’de de artış göstererek 351 bin 838 oldu. 2012’de 405 bin 405 olan hırsızlık vaka sayısı 2013’te ise 447 bine yükseldi. 2014’ün ilk 5 ayında ise, yalnızca İstanbul’da güvenlik kayıtlarına giren hırsızlık vaka sayısı 10 bin. Öte yandan, son bir yılda meydana gelen 1,49 milyon asayiş olayının dörtte birini hırsızlık oluşturdu. Böylece hırsızlık, birinci sıraya yerleşen suç türü oldu. Söz konusu rakamlar, Türkiye’de 2008- 2014 yılları arasında hırsızlık vakalarında yüzde 75 oranında artış yaşandığını da ortaya koydu. CEZA HUKUKÇUSU ŞEN: YÜZ KIZARTICI SUÇ OLMAKTAN ÇIKTI Konuyla ilgili görüşlerine başvurulan ceza hukukçusu Prof. Dr. Ersan Şen, Türkiye’de hırsızlığın yüz karartıcı bir suç olmaktan çıktığına işaret etti. Prof. Şen, “Hukuki anlamda yargılamalar süratli gerçekleşmiyor, cezalar caydırıcı değil. Türkiye bir ‘af ülkesi’ olduğu için cezaların bir şekilde süresinin azalacağına, paraya çevrileceğine dair inanç hep var. İşsizlik gibi iktisadi nedenler, cezaların layıkıyla verilmemesi ve toplumun hırsızlığı tolere etmesi, hırsızlığın işlenebileceğini kabul etmesi gibi nedenler, bu suçlardaki artışı beraberinde getiriyor” dedi. Demokrat Haber
Europa'da Hayat Aramak İçin Yeni Yöntem
NASA, Jüpiter'in buzul uydusu Europa'da yaşam izi aramak için yeni bir proje geliştiriyor. Hedef, uydunun yüzeyindeki buzul tabakasını lazer enerjili matkapla delmek. NASA, kalın buzul tabakası altında yaşam barıdırıyor olabileceğine inanılan Europa'da araştırma yapmak için yeni bir proje peşinde koşuyor. Europa'nın birçok uydu gibi erimiş haldeki çekirdeğini koruduğu, böylece derinliklerinde sıvı halde okyanuslar sakladığı düşünülüyor. NASA araştırmacıları, 'Europa Report' filmine konu olan bir görevin bir benzerini gerçekleştirmek için, Alaska'da denemelere başladı. Denemelerde, buzul tabakayı delecek lazer enerjili matkap kullanılıyor. Europa üzerinde etkili olup olmayacağını anlamak için, matkap Alaska'daki Matanuska buzulunda deneniyor. NASA, Europa buzulunu delecek güce sahip bir matkap geliştirerek, bir gün insanlara ev olabileceği düşünülen uyduda yaşamın ilk izlerine ulaşmayı umuyor. Yıllık bütçesi 17 milyar dolar olan NASA, 2014 için Europa araştırmalarına 15 milyon dolar ayırdı. Kaynak: Al Jazeera
Gazze'ye Ağır Bombardıman: İsrail Yine Okul Vurdu
Gazze güne yine ölümle başladı. İsrail, sabahın erken saatlerinde evleri yıkılan Filistinlilerin sığındığı bir BM okulunu vurdu, 16 Filistinliyi öldürdü, 10'u ağır onlarca yaralı var. Pazartesi günü çocuk parkını vurarak sekiz çocuğu öldüren İsrail ordusu bugün de Gazze’de en fazla insanın yaşadığı bölgeleri ayırt etmeden vuruyor. Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail topçu birliklerinin, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Filistinlilerin sığındığı BM'ye bağlı bir okulu vurduğunu ve ilk belirlemelere göre en az 16 kişinin öldürüldüğünü, 10'u ağır onlarca kişinin ise yaralandığını açıkladı. Çoğu yerde elektriklerin tamamen kesik olduğu ve telefon şebekelerinin bazı yerlerde tamamen çöktüğü için ölü sayısı tam olarak tespit edilemiyor. Sağlık görevlileri peş peşe gelen cesetleri saymakta zorlanıyor. Filistin Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref Kudra, İsrail topçu birliklerinin, Gazze'nin kuzeyindeki Cebaliya Mülteci Kampı'na bu gece yarısı düzenlediği saldırıda da 13 Filistinlinin yaşamını yitirdiğini, 20 sivilin yaralandığını belirtti. Gazze'nin doğusundaki Fettah Mahallesi'ne gece yarısı düzenlenen saldırılarda da biri çocuk üç kişi yaşamını yitirdi. Bakanlık ayrıca, İsrail topçu birliklerinin Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Filistinlilerin sığındığı Birleşmiş Milletler'e bağlı bir okula düzenlediği saldırıda 20'den fazla kişinin hayatını kaybettiğini, onlarca kişinin de yaralandığını belirtti. Kudra, saldırıların başladığı 7 Temmuz'dan bu yana İsrail'in hava, kara ve denizden sürdürdüğü saldırılarında 252'si çocuk, 94'ü kadın ve 50'si yaşlı bin 240 kişinin hayatını kaybettiğini ifade etti. Saldırılarda bin 980'i çocuk, bin 175'i kadın ve 259'u yaşlı 7 bin 30 kişi de yaralandı. İsrail ordusu Gazze’nin tek elektrik santralini ve onu besleyen yakıt deposunu da vurdu. Yani Gazze'de evler, hastaneler, okullar ve tüm yaşam alanları artık elektrikten yoksun. Saldırılar sona erse bile bu santralin tamir edilmesi aylar sürebilir. Öte yandan, İsrail savaş uçaklarının Gazze'nin kuzeyinde bulunan Ulusal İslam Bankası'nı ve yerleşim yerlerini bombalamaya devam ettiği kaydedildi. Ateşkes belirsizliği İsrail bayramın ikinci gününde saldırılarını aralıksız sürdürürken Filistin Kurtuluş Örgütü, Hamas'ın da dahil olduğu Gazze'deki tüm grupların 24 saatlik ateşkes için hazır olduğunu duyurdu. AFP haber ajansına göre, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) 24 saatlik ateşkesi sadece Hamas'ın değil Gazze'de faaliyet gösteren tüm grupların kabul ettiğini belirtti. Ancak Hamas Sözcüsü Sami Ebu Zuhri, 'Düşmanımız çocuklarımızı ve halkımızı öldürürmeye devam ettiği sürece tek taraflı ateşkes ilan etmeyeceğiz' dedi. Ateşkes girişimleri sürerken İsrail saldırıları bayramın ikinci gününde de devam ediyor. Sabah saatlerinden itibaren öldürülen Filistinli sayısı 125'i geçti. Gazze'nin Cibaliye bölgesine de hava saldırısı gerçekleştiren İsrail ordusu bu bölgede saldırılarını yoğunlaştırdı. Şecaiyye ve Zeytun mahallelerinde ise çatışmalar sürüyor. İsrail ordusuna bağlı insansız hava aracının Gazze'nin kuzeyinde gerçekleştirdiği saldırı sonucu bir kız çocuğu öldü. İsrail saldırılarında Filistin'deki siyasi kuruluşlardan 'Demokratik Cephesi' lideri Vaddah Ebu Amer ailesinden beş kişiyle birlikte öldürüldü. Al Jazeera muhabiri Vail Dahduh, 'Gazze'de yaşayan herkes bir sonraki hedefin kendisi olacağını düşünüyor. İsrail burada kimsenin aklına gelemeyecek yerleri vuruyor. Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Kuruluşu'nun (UNRWA) okullarından birkaç tanesine saldırı gerçekleştirmişti. İnsanlar nereye gideceklerini gerçekten bilmiyor. Herkes her an öleceğini düşünüyor' dedi. İsrail radyosuna konuşan İsrail ordusunun yedek subayı ve askeri uzmanı Avigdor Kahlani, 'İsrail ordusu, tarihinde hiç bu kadar zor ve karmaşık bir savaş yaşamadı. Gazze'de devam eden çatışmaların daha önce tarihimiz boyunca benzerini yaşamadık. Hamas kendi askerlerini çok iyi eğitmiş ve silahlarını geliştirebilmiş' diye konuştu. Kerry İsrail'e desteğini sürdürüyor ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ise, Gazze'de herkesin ateşkes istediğini ancak bunun İsrail'in tünelleri ortadan kaldırarak 'kendisini savunma hakkını' engellemeyeceğini söyledi. Kerry, 'İsrail tüneller konusunu halletmelidir. Tüneller İsrail güvenliği için tehdit. İsrail'in kendi güvenliğini koruma hakkı vardır. Ancak şiddet daha çok şiddeti getirecektir ve daha sonra toparlamak zor olacaktır' dedi. Kerry, 'Görevimiz iki tarafı da görüşmeye çağırmak. İsrail ile dostluğumuz onu desteklememizi gerekli kılıyor' ifadelerini kullandı. Heniye'nin evi de vuruldu İsrail uçakları, Hamas yönetiminin eski başbakanı ve Hamas Siyasi Büro Şefi Yardımcısı İsmail Heniye'nin Gazze'nin batısındaki Şati Mülteci Kampı'nda bulunan evini bombaladı. İsmail Haniye’nin oğlu Abed Selam Haniye, İsrail uçaklarının evlerine iki bomba attığını söyledi. Ev boş olduğundan ölen ya da yaralanan olmadı, ancak ev tamamen yıkıldı. Filistin Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref Kudra İsrail'in Gazze'ye gerçekleştirdiği saldırının 23. gününde öldürülen Filistinli sayısının 1191'e ulaştığını, yaralı sayısının 6 bin 500'ün üzerinde olduğunu söyledi. Kudra, İsrail'in Gazze'nin güneyindeki Han Yunus kentine yönelik saldırılarında En-Neccar ailesinden üç kişinin öldüğünü, 15 kişinin yaralandığını, güneydeki Refah kentinde Dahir ailesinden beş kişinin hayatını kaybettiğini, 20 kişinin yaralandığını belirtti. İsrail uçakları ayrıca Gazze'nin orta kesimindeki Bureyc kampına bir saldırı gerçekleştirdi. Saldırıda üçü çocuk, ikisi kadın altı kişi hayatını kaybetti. 52 İsrail askeri öldü İsrail ordusu direnişin gerçekleştirdiği üç operasyonun sonucunda 10 askerinin daha öldürüldüğünü itiraf etti. Böylece kara saldırılarının başladığı 17 Temmuz'dan bu yana İsrail'in açıkladığı ölen asker sayısı 52 oldu. Hamas'ın silahlı kolu İzzeddin Kassam Tugayları'na göre bu sayı 110'un üzerinde. Kaynak: Al Jazeera ve AA
Hakimler Anlamasın Diye IMEI Üzerinden 4891 Kişi Dinlenmiş
İstanbul Emniyeti'nde 2008-2013 yılları arasında hukuk dışı telefon dinlemelerini ele olan ek müfettiş raporu, bir skandalı ortaya çıkardı. Emniyet'in 'hakimler kimin dinlendiğini anlamasın diye' telefonların IMEİ numaraları üzerinden dinleme talebinde bulunduğu anlaşıldı. Radikal'den İsmail Saymaz'ın haberine göre, haberine İstanbul Emniyeti’nde 2008-2013 yılları arasında hukuk dışı telefon dinlemelerini ele olan ek müfettiş raporu, IMEİ skandalını ortaya çıkardı. Yapılan belirlemeye göre Emniyet, “hakimlerden gerçek kişilerin kimliğini gizlemek suretiyle yargıyı yanıltmak için” telefon makinelerinin kod numaraları üzerinden dinleme talebinde bulundu. Bu şekilde, son beş yılda 4891 telefon numarası takip edildi. Bu kişiler arasında yer alan işadamı Aydın Doğan’ın da kullandığı telefon ‘Ahmet’ ve ‘Ahmet Doğan’ adlarıyla, Prof. Mümtaz Sosyal ise ‘Osman’ sahte adıyla, bugün polislere ilişkin operasyonu yürütmekte olan İstanbul TEM Şube Müdürü Mustafa Çalışkan ve TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu ise sadece ön adıyla dinlendi. AKP Kayseri Milletvekili Sadık Yakut’un ise milletvekiliyken telefonlarının dinlendiği belirlendi. 'Amaç, kişiyi hakimlerden gizlemek' A. Turgay Alpman ve Selim Kutkan tarafından hazırlan Ek Tevdi Raporuna göre; yürütülen araştırmalar kapsamında İstanbul Emniyeti İstihbarat Şubesi’nin 2008 yılından bu yana aldığı bütün dinleme kararları taranarak, Exell dosyası haline getirildi. İlk bakışta, çok sayıda vatandaşa ait telefonun İMEI numarası üzerinden dinlendiği tespit edildi. İstihbarat görevlilerinin, “İstihbarat programları kullanılarak, IMEİ numaralarının kimlere ait olduğu rahatlıkla öğrenilebilir” diye uyarması üzerine bir test işlemi yapıldı. Rapora göre; “Örnek birkaç karar aralığında bulunan iletişim numarası ile, İstihbarat personelince kullanılan program marifetiyle yapılan testte, kod adı verilerek IMEİ numarası üzerinden alınan mahkeme karar taleplerinin aksine, kararda geçen makine numarasında dinlenen şahsın numara, abone ve kimlik numarası bilgilerine rahatlıkla ulaşılabileceği” görüldü. Fiziki müdahale olmaksızın bir kişinin IMEİ numarasının tespit edilemeyeceği belirtilen raporda, “Mahkeme kararlarının alındığı dönem itibariyle mevcut istihbarat sorgulama programlarının kullanıldığı göz önünde tutulduğunda, kod adı verilerek gerçekleştirilen işlemlerin hakimlerden gerçek kişinin kimliğini gizlemek suretiyle yargıyı yanıltma amacı güdüldüğü” iddia edildi. Beş yılda 4891 kişi IMEI numaraları üzerinden yapılan 2008-2009 yıllarında arttığı ve 2010 yılından itibaren azaldığı ifade edildi. Verilen şemaya göre, 2008’de 805, 2009’da 1231, 2010’da 933, 2011’de 828, 2012’de 814, 2013’te de 280 kişi İMEI numarası üzerinden dinlendi. Toplamda 4891 kişi bu şekilde takibe alındı. AKP’li Yakut vekilken dinlenmiş Yapılan inceleme sonunda ulaşılan diğer usulsüzlükler şöyle: GSM, sabit telefon, IMEI, ADSL ve elektronik posta adresleriyle ilgili iletişime müdahale talep ve karar yazılarında gerçek isimler yerine yargıyı yanıltmaya yönelik yanlış ve eksik isim bilgilerinin kullanıldığı, belirtilen tarihlerdeki teknolojik imkanlar ve istihbari veriler göz önüne alındığında şahısların gerçek kimlik bilgilerinin tespitinin kolayca mümkün olmasına rağmen iletişime müdahalenin yanlış ve eksik isim bilgileriyle müteaddit defa uzatılmasına devam edildiği saptandı. Mevcut İstanbul Terörle Mücadele Şubesi Müdürü Mustafa Çalışkan, eski emniyet müdürleri Cevdet Saral, Avni Atilla ve Gürsel Fırat’a yönelik dinleme talep ve kararlarında gerekçe gösterilen suç faaliyetlerinin, “Ergenekon Terör Örgütü, Organize Suç Örgütü ve uyuşturucu madde kaçakçılığı” gibi farklılıklar göstermesi ve örtüşmemesi nedeniyle bu konuda tutarsızlık ve keyfilik olduğu saptandı. Bu taleplerde imzası olan personelin, “taleplerin içeriğindeki bilgileri bildikleri halde gerçeğe aykırı belge düzenledikleri ve uzatma karara talepleri de dikkate alındığında gerçeğe aykırı belge düzenlemeye devam ettikleri” belirlendi. AKP Kayseri Milletvekili Sadık Yakut’un dinlendiği dönem içerisinde milletvekili olduğu anlaşıldı. AKP Milletvekili Sadık Yakut ve eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden’in gerçek isimleriyle dinlendiği, fakat “bu şahıslar hakkında Ergenekon Terör Örgütü ile teknik takibe gerekçe teşkil edecek herhangi bir bilgi ve belgenin olmadığı” belirlendi. Aynı şekilde, aralarında gazeteci İbrahim Karagül’ün de olduğu üç kişi için “İllegal alanda faaliyet gösteren şahıslarla irtibatlı” olmak suçlamasına yeterli delil olmadığı ifade edildi. Keza araştırmacı Gareth Jenkins’in ADSL aracını Ergenekon iddiasıyla takibe yetecek bilgi ve belge bulunmadığı vurgulanırken, Jenkins’in Ergenekon soruşturmasına ilişkin operasyonların arkasında Fethullah Gülen Hareketi’nin olduğuna ilişkin rapor sunduğu iddia edildi. PKK üyesi iddiasıyla takip edilen E.B.’nin de MİT personeli S.B.’nin eşi olduğu kaydedildi. Raporda, “Şahısların yukarıda belirtilen eksik, yanlış veya uydurulmuş gerekçe ve bilgilerle alınan kararlar doğrultusunda iletişimlerine müdahale edildiği, telefonlarının dinlendiği, kayıt altına alındığı ve kamu görevlileri tarafından incelendiği” kaydedildi. Kaynak: Radikal | CNN Türk
Kartal 1 Milyon Turistin Peşinde
Beşiktaş Başkanı Fikret Orman “Dolmabahçe Sarayı’nı ziyaret eden 1 milyon turistin uğrak noktası olmak için acentelerle görüşüyoruz” dedi. Barcelona, Real Madrid, Bayern Münih gibi Avrupa’nın dev futbol kulüplerinin stadları, aralarında Türkler’in de bulunduğu milyonlarca turistin akınına uğrarken, Türkiye’de üç büyükler dahil hiçbir kulübün stadını ziyaret eden yok. Ancak Beşiktaş, yeni stadı Vodafone Arena ile bu olumsuz tabloyu kırmayı hedefliyor. Bunun için de hayli iddialı bir proje üzerinde çalışıyor. Beşiktaş’ın yeni forma lansmanı için geçen hafta gittiğimiz İngiltere’nin Leeds şehrinde Beşiktaş JK Başkanı Fikret Orman, sohbet sırasında üzerinde çalıştıkları projeyi anlatmaya ‘Dolmabahçe’nin 1 milyon turisti’ var sözleriyle başladı. Orman’ın anlattıklarına göre Dolmabahçe Sarayı’na gelen yılda 1 milyon turistin uğrak noktalarından biri de Vodafone Arena olacak. Beşiktaş JK Başkanı Fikret Orman, yeni stadla birlikte Dolmabaçe’yle ilgili gönlünde yatan ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Tobbaş’la paylaştığı projeyi şöyle anlattı: “Dolmabahçe Sarayı’na yılda 1 milyon turist geliyor. Dolmabahçe’de şimdi turistleri getiren otobüslerin yarattığı görüntü kirliliği var. Acentelerle görüşüyoruz, otobüsleri bizim parka bırakabilirler. Buradan turistler hem Dolmabahçe’yi hem de Vodafone Arena’yı ziyaret etme imkanı bulabilir.” Kadir Abi sıcak bakıyor Fikret Orman, stadla ilgili projeyi anlatırken, bölgeyle ilgili hayalini de paylaştı. Orman “Vodafone Arena ve Dolmabahçe’yi kapsayan bölgedeki yollar yer altına alınabilir. Böylece stad ile Dolmabahçe arasındaki bölge güzel bir meydan haline dönüşebilir” dedi. Bu düşüncesini İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ile paylaşıp paylaşmadığını sorduğumuzda ise Orman, şu yanıtı verdi: “Kadir Abi’ye anlattık. Kendisi biliyorsunuz mimar. Projeye de sıcak baktı.” Müze, SPA, konser ve moda gösterileri olacak Beşiktaş Başkanı Fikret Orman, Vodafone Arena’nın Türkiye’nin ilk akıllı stadyumu olacağını söyledi. Orman, şu bilgileri verdi: “Taraftara ve ziyaretçilere 7 gün açık olan bir kompleks tasarladık. Restoranlar konusunda Ferit Şahenk’in sahibi olduğu D-ream ile temastayız. Ayrıca moda defileleri ve konser etkinlikleriyle ilgili de Doğuş Grubu şirketlerinden IMG ile anlaştık. Vodafone’un katkısıyla dijital müze olacak. Ayrıca 800 metrekare alanda SPA merkezi yer alacak.” Vodafone Arena’nın hizmete girmesiyle birlikte stad gelirinde rakipleriyle arasındaki farkı kapatacaklarını söyleyen Orman “Rakiplerimizin 120 milyon liraya ulaşan stad geliri var. Biz de Vodafone Arena ile 130 milyon lira gelir hedefliyoruz. Yeni stadda yer alacak 146 adet locanın 110 tanesi şimdiden satıldı” dedi. Star