ABD'den, İsrail'e Mühimmat
Pentagon sözcüsü, İsrail'de bulunan ABD'ye ait bir mühimmat deposundan İsrail ordusuna Gazze saldırısı esnasında el bombası ve havan topu mermileri satıldığını açıkladı. ABD Senatosu da İsrail'in füze savunma sistemi için 225 milyon dolar yardımı onayladı. ABD ordusu, Gazze saldırısı esnasında İsrail’e silah sattığını açıkladı. Pentagon Basın Sözcüsü Amiral John Kirby, ABD’nin İsrail’de bulunan silah ve mühimmat deposundan İsrail’e el bombaları ve havan topu mermileri tedarik ettiğini söyledi. ABD ordusunun müttefik ülkelerde bulundurduğu ‘savaş mühimmat rezervlerinden’ (WRSA-I) biri de İsrail’de bulunuyor. ABD, acil durumlarda müttefiklerine bu depolardan silah ve mühimmat temin ediyor. ABD Savunma Bakanlığı, İsrail’in 20 Temmuz’da acil bir durum öne sürmeksizin bu depodan 40mm çaplı el bombaları ve 120mm çaplı havan topu mermileri aldığını açıkladı. ‘İsrail’in güvenliği ulusal çıkarımız’ “Verilen mühimmatın tamamı yıllardır, yakın zamanda yaşanan krizden önce de stoklarda duruyordu” diyen Amiral Kirby, kanun gereği bu depodaki mühimmatın ABD ordusunun ihtiyacı olmayan, fazladan üretilmiş malzemelerden oluştuğunu belirtti. Bu stoktan ürün tedarik edilirken Washington’ın onayına ihtiyaç duyulmadığını belirten Amiral Kirby, “ABD, İsrail’in güvenliğini önemsiyor. İsrail savunmasının güçlü ve hazır olmasını sağlamak, ABD’nin ulusal çıkarları için hayati önemdedir. Bu mühimmatın satılması da bu amaçlarla tutarlıdır” ifadelerini kullandı. ‘Onlar istemedi, biz verdik’ ABD Savunma Bakanlığı’ndan bir yetkili, İsrail’in diğer silah ve mühimmat siparişleri de olduğunu ve bu taleplerin da ABD tarafından işleme alındığını aktardı. Reuters haber ajansına bilgi veren yetkili, İsrail’in mühimmatı bu depodan talep etmediğini fakat kendilerinin buradan tedarik ettiklerini ve bu sayede stoklarını yenilediklerini ifade etti. İsrail’in Washington büyükelçiliği, konuyla ilgili soruları yanıtsız bıraktı. Demir Kubbe’ye 225 milyon dolar daha ABD Başkanı Barack Obama’nın pazar günü yaptığı acil ve kalıcı ateşkes çağrısına rağmen, ABD Kongresi İsrail’in füze kalkanı sistemi ‘Demir Kubbe’nin geliştirilmesi için İsrail’e 225 milyon dolarlık para yardımı kararı aldı. Filistin Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref Kudra, 'İsrail saldırılarında bayram boyunca çoğunluğunu kadın ve çocukların oluşturduğu 318 kişi hayatını kaybetti, 980 kişi yaralandı' dedi. Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları Gözlemevi Gazze Şube Başkanı Rami Abduh da yaptığı açıklamada, İsrail'in bayram boyunca Gazze'ye düzenlediği saldırılar sonucu 22 caminin yıkıldığı bilgisini verdi. İsrail, 7 Temmuz Pazartesi günü ‘Koruyucu Hat’ adıyla Gazze'ye yönelik hava ve denizden saldırılar başlattı, 17 Temmuz Perşembe günü de karadan saldırıya geçti. Saldırılarda bin 361 kişi hayatını kaybetti, 7 bin 680 kişi yaralandı. Kaynak: Al Jazeera, Reuters, AA
Ay'ın Limon Şeklinde Olduğu Keşfedildi
Ay’a yaptığımız ziyaretler, doğal uydumuzun şehir efsanelerindeki gibi denizlerle örtülü veya garip uzaylılara yuva olmadığını bize öğretti. Ancak Ay’ın hâlâ bizleri şaşırtacak, gizli kalmış yanları varmış… Bu haftanın başında, yani Neil Amstrong Ay’a ayak bastıktan 45 yıl sonra, bilim insanları Ay’ın şeklinin sanıldığı gibi tam daire olmadığını keşfetti. Araştırmanın öncülerinden Dr. Ian Garrick-Bethell, Ay’ın bir çıkıntıya sahip olduğunu ve limona benzediğini keşfettiklerini Nature’da yayınlayan makalesinde açıkladı. Garrick-Bethell ve ekibi, Ay’ın bu hale sonradan geldiğini belirtiyor. Onlara göre, Dünya ile Ay arasındaki yörünge güçlerinin ortaya çıkardığı sürtünme, Ay’ın bazı bölümlerinde çıkıntıların oluşmasına sebep oluyor. Ay Dünya’dan uzaklaşıp dönme hızını azalttığında, çıkıntı donuyor ve Ay’ın günümüzdeki garip çıkıntısını oluşturuyor. Kaliforniya Üniversitesi’nden Garrick-Bethell, Ay’ın coğrafi yapısını hesaplamadan önce, lazer yükseklik ölçer kullanarak Ay’ın yüzeyinin çok yüksek doğruluklu bir haritasını çıkardı. Tüm bu eforların amacı, Ay’ın gerçek şeklini görebilmekti ve uydumuzun limona benzediğini keşfetmeyi kimse beklemiyordu.Stuff
Akıllı Telefonunuz Anahtara Dönüşecek
Hilton Otel Zinciri, plastik veya metal anahtarları akıllı telefonlar ile değiştirmeyi planlıyor. Hazırlığı iki yıl sürecek teknolojinin bir hafta içinde açıklanması bekleniyor. Hilton Worlwide Holding, akıllı teknolojiler alanındaki yatırımlarda rakiplerinin önüne geçmek için geleneksel anahtar kullanımını ortadan kaldırmayı amaçlıyor. İki yıl sürmesi beklenen ve 550 milyon dolar yatırımla geliştirilecek proje, 4100 oteli kapsayacak. Müşteriler, odalarının kapılarını akıllı telefonlarıyla açabilecek, dahası, oda seçimi ve check-in yapma imkanı da bulacaklar. AndroidCommunity sitesinin haberine göre, akıllı telefonları anahtara çevirecek teknolojinin NFC (yalın alan iletişimi) odaklı olup olmadığı bilinmiyor. Ancak otellerin bilgisayar ağıyla bağlantılı bir uygulamanın öne çıkması bekleniyor. Çünkü Android cihazların aksine NFC henüz Apple cihazlarıyla uyumlu değil. Apple'ın bu teknolojiyi hiçbir zaman benimsemeyeceği düşünülüyor. Hilton'un akıllı 'anahtar' uygulamasının 2016 sonlarında uygulanmaya başlanması bekleniyor. Yaşanacak değişimle, otellerdeki hizmetlerin de daha pratik hale gelmesi bekleniyor. Wall Street Journal, otellerin gelecekteki asıl amaçlarından birinin, özellikle resepsiyondaki insan sayısı ve kağıt işini azaltarak bekleme sürelerini azaltmak olduğunu belirtti. Kaynak: Al Jazeera
Keita Savaşı Devam Ediyor
Sezon öncesi hazırlıkları kapsamında ABD Texas'ta karşılaşan Real Madrid ile Roma arasındaki maç öncesinde tansiyon bir hayli yükseldi. 2011 yılında Barcelona'da forma giyen Romalı futbolcu Seydou Keita, o dönem Real Madrid maçında kendisine 'maymun' diyen Pepe'nin elini sıkmadı. Ardından Pepe de oyuncular sahaya ısınmaya dönerken Keita'nın yanından geçip suratına tükürdü. Malili yıldız, sinirlerine hakim olamadı ve Portekizli savunmacının yüzüne su şişesi fırlattı.Şampiy10
Türkiye'de Cumhurbaşkanlık Seçim Sürecine Eleştiri
İngiliz gazetesi Times Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, cumhurbaşkanlık yolunda ilerlerken, ülke üzerindeki 'otoriter tavrını' güçlendirebileceğini ileri sürüyor. Gazeteye göre devlet televizyonu Erdoğan'ın rakiplerine yer vermediği için seçim adaletli bir ortamda yapılamayacak. Gazete 2 ve 4 Temmuz arasında TRT'nin Erdoğan'a 204 dakika, iki rakibine ise toplam 3 dakikadan az zaman ayırdığını belirtiyor. Times Erdoğan'ın seçimi ilk turda kazanmasının beklendiğini yazıyor. Gazete karşıtlarının cumhurbaşkanlığını kazanması kesin görünen Erdoğan'ın elindeki gücü daha da artırmasından kaygı duyduklarını kaydediyor. Gazeteye göre rakiplerinin Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı ardından ülkenin Putin Rusya'sına ve Chavez Venezüella'sına benzemesinden korktuklarını yazıyor. Gazete bu ülkeleri popülist güçlü liderlerin demokratik yöntemlerle işbaşına gelip bağımsız kuruluşların içini boşalttığı ve muhalefeti susturduğu rejimler olarak tanımlıyor. Times Tayfun Demir isimli bir taksi şöförünün 'Erdoğan şimdi kral' dediğini aktarıyor. Demir 'güçlü hükümet istiyoruz ama diktatörlük istemiyoruz' diye de ekliyor. Gazete Pennyslvania'daki Lehigh Üniversitesi'nden Henri Barkey'nin 'Türkiye tek parti ve tek adam ülkesi olmaktan, tek adam ülkesi olmaya dönüşümle yüzyüze' dediğini aktarıyor. Londra merkezli Standard Bank'ten yükselen piyasalar bölüm başkanı Timothy Ash 'Türkiye'nin gelişim modeli Avrupa tarzı demokratik piyasa ekonomisinden, merkezileşmiş iktidar, tek bir hakim parti ve medyada pek eleştirinin olmadığı Asya tarzı bir modele dönüşüyor' diyor.BBC Türkçe
Ve Arjantin İflas Bayrağını Çekti...
Arjantin kreditörleri ile uzlaşmaya varamadığını açıkladı ve moratoryum ilan ederek borçların geri ödenemeyeceğini duyurdu. Böylece ülke son 13 yılda ikinci kez tahvil borçlarını ödeyemez hale geldi. Arjantin hükümeti, ülkenin tahvillerine yatırım yapan bir grup yatırımcıyla uzlaşma sağlayıp faiz geri ödemelerinde yüzde 70'e varan indirim ve vadenin uzatılması gibi kolaylıklar sağlasa da, bir grup spekülatif yatırım fonu ülkeyle uzlaşmaya yanaşmadı. Uzun süredir devam eden müzakerelerin ardından Arjantin tahvillerini elinde tutan fonlar ABD'de mahkemeye başvurdu. Mahkeme ise, öarşamba gününe kadar tarafların uzlaşamaması halinde Arjantin'in yükümlü olduğu borcu ödemesi gerektiğine hükmetti. Dün yürütülen görüşmelerden de sonuç çıkmayınca ülke 1,3 milyar dolarlık borcun geri ödenemeyeceğini duyurarak iflas bayrağını çekti. Temerrüt borç alan bir kişinin, kuruluşun ya da ülkenin borçlandığı kişiye verdiği taahhütleri yerine getirememesi durumu olarak tanımlanıyor. Örneğin yatırımcılara tahvil, yani borç senedi satan bir ülke ödemeleri zamanında yapamazsa temerrüde düşmüş oluyor. 'Temerrüde düşme' terimi borçlarını geri ödeyemeyecek duruma gelen ülkeler için de kullanılıyor. Bir ülkenin temerrüde düşmesi durumunda tahvil yatırımcıları ödemelerin acilen yapılmasını talep edebiliyor. Bunun dışında ülke uluslararası piyasalardan borçlanamaz hale gelebiliyor. Bunun sonucunda da kamu çalışanlarının maaşlarının ödenememesine kadar varan bir kriz patlak verebiliyor. Mahkemenin atadığı arabulucu Daniel Pollack dün akşam yaptığı açıklamada, 'Ne yazık ki taraflar uzlaşamadı ve Arjantin şu andan itibaren temerrüde düşmüş oldu' dedi. Arjantin'in borcun yeniden yapılandırılması tekliflerini reddeden yatırım fonları Arjantin hükümeti ve Cumhurbaşkanı Cristina Fernandez de Kirchner tarafından 'Akbana fonlar' olarak tanımlanıyor ve ülkenin zor durumundan faydalanarak kâr etmekle suçlanıyorlar. Ekonomik kriz mi? Arjantin 2001 yılıundaki moratoryum ilanından sonra aynı duruma son 13 yılda ikinci kez düşmüş oldu. Ancak bu kez durumun daha olumlu olduğu belirtiliyor. 2001'de Arjantin hükümeti, vatandaşların bankalardaki mevduat hesaplarını dondurmuş ve para çekmelerine izin vermemişti. Arabulucu Pollack, 'Temerrüdün sonuçlarının tam olarak ne olacağını kestiremiyoruz. Ancak elbette çok pozitif değil' diye konuştu. Kredi derecelendirme kuruluşu Standad & Poor's, Arjantin'in kredi notunu temerrüt seviyesine indirdi ve 'Eğer Arjantin borcunu geri ödemek için bir yol bulabilirse not tekrar yükselir' dedi. BBC Türkçe
Reklam
1 Kuruş Kazanmayan Snapchat'in Değeri 10 Milyar Dolar!
Birden bire popüler olan fotoğraf odaklı sosyal ağ Snapchat, Çinli yatırımcılarla yatırım görüşmeleri gerçekleştiriyor ve anlaşma sağlanırsa değerini 10 milyar dolara çıkaracak. 10 milyar dolar! Bir ve ardından gelen 10 tane sıfır. Snapchat, kurulduğu günden bu yana hiç para kazanamadı; hiçbir gelir elde etmedi fakat Çinli yatırımcılar için 10 milyar dolar değerinde. Silikon Vadisi’ne hoşgeldiniz… Bloomberg’e göre, Snapchat’e yatırım yapacaklar arasında, en başarılı internet girişimlerinden biri olan ve Çin’in Amazon’u olarak anılan Alibaba da yer alıyor. Alibaba daha önce Yahoo’ya yüklü bir yatırım yapmış ve bunun sonucunda yüzü gülmüştü. Kasasına hiç para girmeyen Snapchat’e yatırım yapmayı planlaması, gelecekte firmanın çok ama çok kârlı hale geleceğini düşündüğünü gösteriyor. Facebook’u Facebook, Google’ı Google yapan şey, tıpkı Snapchat’in yaşamak üzere olduğu gibi, aldıkları bol sıfırlı yatırımlardı. Bu iki firma daha önce Snapchat’i 3 ve 4 milyar dolar karşılığında satın almak istemişlerdi fakat her iki teklif de Snapchat tarafından geri çevrilmişti. Öte yandan, 10 milyar dolar Silikon Vadisi için bile çılgın bir para. Airbnb ve Dropbox gibi çok başarılı şirketler 10 milyar dolar değerinde ki bunlar, Snapchat’in aksine para kazanan ve kâr eden organizasyonlar. 24 yaşındaki kurucu CEO Evan Spiegel, Snapchat’i yeni bir Google veya Facebook haline getirebilir mi? Belki. Ama bir başka ihtimal daha var. Groupon CEO’su Andrew Mason da 2010 yılında Google’ın 6 milyar dolarlık satın alma teklifini reddetmişti. Groupon’dan kovuldu ve şimdilerde hayatını müzisyen olarak devam ettiriyor…Stuff
Gazetelerde Bugün | 31 Temmuz Perşembe
Hürriyet: Hep aynı numaraMilliyet: Devlete göre Yunus zaten faydasızmışSabah: Siyasi ve askeri casusluk suçuVatan: ‘Cep’i çalınan kardeşini Ergenekon’dan dinletti! Taraf: Zorla imam hatipAkşam: Darbeciden soykırımcıya pasaport kıyağı! BirGün: Emniyet İstihbarat'ı Cemaat'e, MİT'i Başbakan'a vermişlerZaman: Proje mahkemeyi çökerten gerekçelerYeni Şafak: Siyasi casusluk yaptılar Cumhuriyet: Hrant'ı kullandı Star: Taammüden casusluk 
Reklam
Özellikle Anneannelerimizi Çok Mutlu Edecek 21 Dantel İçeren Sokak Sanatı Örneği
Sokak sanatı modern çağa ait bir gelişme olarak görülse de Polonyalı sanatçı NeSpoon bu tabuyu yıkmak üzere. Geleneksel dantel işlemeleri ile modern sanatın aynı anda uygulandığı bu ilginç çalışmalar görenlere karmaşık duygular yaşatıyor. Hatta bazı çalışmalarında boya kullanmayıp sadece tığ işi danteller kullanan sanatçı adeta ninelerimizin ruhunu okşuyor :)İyi eğlenceler dileriz...
Selahattin Demirtaş: 'Öncelik Bir Arada Yaşamak'
HDP'nin cumhurbaşkanı adayı Demirtaş, 'Adaylığım Kürt halkının birlikte yaşama isteğinin somut göstergesidir' dedi ama 'bu isteğin kabul görmemesi halinde yeni bir sürecin tartışılabileceğini söyledi. İstanbul Şişli'deki Büyük Maçka Parkı'nda 'Kadınlar Forumu' etkinliğinde konuşan Selahattin Demirtaş, kendisine yöneltilen Kürtlerin ayrı bir devlet kurması konusunda ne düşündüğü sorusuna verdiği yanıta, 'Her halkın kendi kaderini tayin etme hakkı vardır' diye başladı. Demirtaş, sözlerinin devamında, 'Biz, kendi kaderimizi tayin etme hakkımızı bütün ezilenlerle birlikte bir arada yaşama şeklinde tecelli ettiriyoruz. Bu bizim için bir ilkesel duruş, arayıştır' ifadelerini kullandı. 'Benim adaylığım Kürt halkının birlikte yaşama isteğinin somut göstergesidir.' diye konuşan Demirtaş, 'Biz bu ülkede ülke bölünmeden bir arada yaşayalım diye bu çalışmayı yürütüyoruz. Ama eğer bu kabul görmüyor, Kürtler de özgür olamıyorsa, bu şekilde yaşamasına birlikte yaşayarak da eşit, adil bir yaşam öngörülmüyorsa bu Kürtlerin yeniden oturup tartışacağı bir süreci gerektirir' ifadelerini kullandı. '3 aday bir araya gelmeli' Demirtaş, katıldığı forum öncesinde ise İstanbul'da Mecidiyeköy'deki seçim ofisinde Avrupa Birliği Türkiye Delegasyon Başkanı Büyükelçi Mtefeno Manservisi ve Birinci Müsteşar Francois Naucodie ile görüştü. Demirtaş, daha sonra yaklaşık 1 buçuk saat boyunca gazetecilerin sorularını yanıtladı. Basın toplantısına başlamadan önce TRT'ye yüklenen Demirtaş, konuşmanın canlı yayınlanması için hazırlık yapıldığını öğrenince, 'Genel müdür şartelin başında büyük ihtimal, elektriği birden kesecek' diye espri yaptı. Basın mensupları tarafından Cumhurbaşkanı adaylarının bir araya gelmesinin gerekip gerekmediğinin sorulması üzerine Demirtaş, '3 adayın bir araya gelmesinde ben büyük fayda görüyorum. Çünkü halkın başkanını seçiyoruz, halk seçeceği kendi başkanını daha iyi tanıma hakkına sahiptir. Tüm detaylarıyla daha iyi tanıma hakkına sahiptir. Bu da ancak adayların aynı anda karşılaştırabileceği, soruların objektif olarak sorulabileceği bir ortamda mümkün olabilir. Seçime bu kadar kısa bir süre kalmışken halen halk adayların bazılarını iyi tanımıyorsa,bazı konularda şüpheleri varsa bunları gidermek lazım. Ben her türlü soruyu canlı yayında açıklamaya hazır olduğumu belirttim' şeklinde konuştu. Üç aday yerine, iki adayın karşılıklı bir televizyon programına çıkmasının uygun olup olmayacağının sorulması üzerine ise Selahattin Demirtaş, üç adayın da bir arada olması halinde bunun anlamlı olacağını ifade etti. Türkiye'de adayların bir arada programlara çıkmasının gerekliliğini vurgulayan Demirtaş şöyle konuştu: 'Türkiye'de bu kültürün gelişmesi lazım. Sayın Erdoğan ve Sayın İhsanoğlu bizim düşmanımız değil, biz de onların düşmanı değiliz. Bir siyasi rekabet içerisindeyiz. Ortada haksızlıklar var, anti demokratik bütün bunlar elbette eleştirdiğimiz hususlar ama biz 10 Ağustos'ta savaş meydanına çıkmayacağız. Dolaysıyla insani ilişkilerin bile göz ardı edildiği, siyasi ilişkilerin sıfırlandığı bir ortamda, bir arada yaşama kültürü inancı, demokratik siyaset yapma bilinci gelişmez. Ve Erdoğan buna katkı sunmuyor. Bunun gelişmesine katkı sunmuyor. Bu tavrıyla kamplaşmayı, kutuplaşmayı derinleştiriyor. O nedenle üç adayın bir arada olup, bütün soruları olgunlukla cevaplayabilmesi lazım ki; halk bundan sonra bütün seçimlerde adaylardan bunu istesin bunu beklesin' 'Vizyonumuz AB tarafından da izleniyor' AB temsilcileriyle görüşmesinin ardından, Sırrı Süreyya Önder'in de yer aldığı basın toplantısında Demirtaş ziyaretle ilgili ise, 'Avrupa Birliği büyükelçisi ve müsteşarı, cumhurbaşkanlığı seçimleri ile ilgili adaylarla bir görüşme yapmayı planlamışlar, bugün de buraya geldiler. Hem cumhurbaşkanlığı seçimine yaklaşımımız. Şu anki kampanyaya dair görüşlerimiz, geleceğe yönelik vizyonumuz Avrupa Birliği tarafından da izleniyor. Hem diğer adayların çalışmaları hem bizim yaklaşımımız, sayın büyükelçi tarafından Avrupa Birliği'ne rapor edilecek. Dolayısıyla bugün yaptığımız görüşme bizim açımızdan da önemli bir görüşmeydi' şeklinde konuştu. Bir basın mensubunun Avrupa Birliği temsilcilerinin neyi merak ettiğini sorması üzerine, Demirtaş, konuşmanın odağında nasıl bir cumhurbaşkanlığı vaat ettiklerini, ulaşmak istediğimiz hedeflerin neler olduğunu, Halkların Demokratik Partisi'nin gelecek vizyonunda nasıl bir Türkiye olduğunu belirtti. Demirtaş ayrıca, Suriye ile Irak'taki gelişmelerin de AB temsilcileriyle olan görüşmede tartışıldığını ifade etti.Kendisini ziyaret eden temsilcilerin MHP ile CHP'nin ortak adayı Ekmelettin İhsanoğlu ile de bir araya geldiklerini belirten Demirtaş, 'Şu ana kadar sadece iki adayla bir araya gelebildiler kendileri, Sayın İhsanoğlu'ylada bir buluşma gerçekleştirdiklerini biliyoruz. 3'üncü adayla buluşma ihtimalleri de yok gibi görülüyor zaten' dedi. Kaynak: DHA
Reklam
Türkiye'den İsrail'e Gazze Kınaması: 'Sınır Tanımaz Saldırganlık'
Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “İsrail’in, uluslararası toplumun tüm çağrı ve uyarılarına rağmen Gazze'ye saldırılarını yoğunlaştırarak sürdürmesini esefle karşılamaktayız” ifadeleri yer aldı. Açıklamada şu ifadeler yer verildi: İsrail'in Gazze'deki tek elektrik santralini, UNRWA okullarını, hastaneleri ve camileri hedef alması bu ülkenin sınır tanımaz saldırganlığını göstermesi bakımından ibret vericidir. Aralarında çok sayıda kadın ve çocuğun da bulunduğu masum Filistinlilerin ölümüne yol açan bu saldırıları lanetliyor, hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, ailelerine ve kardeş Filistin halkına başsağlığı, yaralananlara acil şifalar diliyoruz. İsrail, şu ana kadar çoğu sivil 1200'ün üzerinde Filistinlinin ölümüne, binlercesinin ise yaralanmasına neden olan ve insanlığa karşı vahim bir suç teşkil eden bu saldırılarına derhal son vermelidir. İsrail ordusu daha önce de katliam yaptığı Şecaiyye bölgesinde pazar yerine saldırı düzenledi, en az 17 kişi hayatını kaybetti, 200 kişi yaralandı. Hamas yönetimi katliamla ilgili açıklamasında, Filistin direnişi karşısında istediği askeri başarıyı yakalayamayan İsrail’in intikam ve toplu cinayetlere başvurduğu belirtildi. Açıklamada, “Bu tip çaresizce eylemler Filistin halkının direnişini ve sabrını kıramayacaktır” ifadesi yer aldı. Hamas yönetimi, İsrail’in katliamları karşısında sessiz kalan uluslararası toplumu ve zayıflığı gerekçesiyle Arap dünyasını kınadığını ilan etti. Elektrik ve gıda sıkıntısının yaşandığı Gazze'de insani dram da büyüyor. Al Jazeera’ya konuşan Gazze Elektrik İdaresi Başkan yardımcısı Fethi Şeyh Halil, “Gazze’de şu an elektrik yok, İsrail tarafından elektrik gelmiyor, bölgedeki tek santrali de vurdular. Şu anda önemli yerlerde mazotla çalışan jeneratörler kullanılıyor, fakat bu jeneratörler günde 6 ile 8 saat çalışabiliyor. Yakında biriktirilen mazot da tükenecek. Hastaneler ve diğer önemli bölgelerde büyük sıkıntı yaşanıyor” dedi. İsrail’in 8 Temmuz’dan bu yana Gazze’de başlattığı saldırılarda 1336 Filistinli öldürüldü, 7 bin 400 kişi yaralandı. Kaynak: Al Jazeera
Kartal Hollanda'da Tura Kanatlandı!
Şampiyonlar Ligi 3. ön eleme maçında Hollanda'nın köklü takımlarından Feyenoord 'a konuk olan Beşiktaş , rakibini 2-1 yendi; tur kapısını ardına kadar araladı. Maçın ilk dakikalarında Feyenoord daha etkili gözükürken, ilerleyen dakikaklarda yavaş yavaş oyuna ağırlığıyı koyan Beşiktaş, rakip kalede tehlikeli oldu. 13. dakikada ise temsilcimiz golü buldu. Sol kanattan Ramon Motta'nın kullandığı köşe vuruşunda Mustafa Pektemek kafayı vurdu. Top Feyenoord ağlarıyla buluştu. 20'inci dakikada Oğuzhan'ın sağ kanattan cezasahasına ortasında altıpas ön çizgisi üzerinde uygun durumda Pedro Franco kafayı vurdu. Ancak top kale yerine taca gitti. İlk yarının kalan dakikalarında iki ekip de net fırsatlar yakalayamazken; Beşiktaş, defansta açıklar vermezken, oyunu kanatlara yıkmaya çalıştı. Ancak Hollanda temsilcisinin de defans güvenliğini ön planda tutmasıyla da ilk yarı 1-0 Beşiktaş'ın üstünlüğüyle sona erdi. İkinci yarıya Feyenoord daha hızlı başladı. Ancak kısa süreli bu üstünlük Beşiktaş'ın oyuna ağırlığını koymasıyla kısa sürede sona erdi. 59'da ise Demba Ba, Oğuzhan Özyakup'un yerine oyuna girdi. Dakikalar 70'i gösterirken Beşiktaş'ın ikinci golü geldi. Kerim Frei, kendi yarısahasının ortalarında kaptığı topla Feyenoord kalesine yöneldi. Cezasahasına girerken vuruşunu yahtı, Boulahrouz'a çarpan top ağlarla buluştu ve Beşiktaş, deplasmanda 2-0 öne geçti. 76'da ise önce Atiba Hutchinson, kritik bir müdaheye yaptı; ardından Tolga müthiş bir refleksle gol izni vermedi. Kalan dakikalarda başka gol olmadı ve Beşiktaş rakibini 2-1 yenerek, tur kapısını sonuna kadar araladı. Saat 21:00 Stat De Kuip Hakem Luca Banti Feyenoord Mulder, Schaken, Van Beek, Mathijsen, Kongolo, Clasie, Immers, Vilhena, Verhoek, Boetius, Te Vrede, Beşiktaş Tolga, Serdar, Franco, Ersan, Motta, Atiba, Necip, Frei, Oğuzhan, Olcay, Mustafalig tv
Üniversite Okurken Yapmanız Gereken 11 Şey
İş dünyasından çevre kazandırır, güzel bir deneyim ve öz geçmişinde senin için güzel bir referans olur. Artık firmalar için iş başvurularında sadece üniversiteniz ya da not ortalamanız, işe alım sürecinde tek başına yeterli olmuyor.Firmalar üniversite yıllarında hiç bir ücret talep etmeden, sosyal sorumluluk projelerinde yer alıp almadığınıza bakıyor.Çünkü gönüllü çalışmanız firmalara sizinle ilgili çok önemli bilgiler veriyor.
Reklam
Memur Emeklilerine İkinci Zam Müjdesi
Emekliler için yılda iki kez zam geleneği bu yıl memur emeklileri için bozuldu. Ancak 2015 yılında hem SGK ve Bağ-Kur hem de memur emeklileri için iki kez zam yapılacak. Takvimin haberine göre memur emeklileri memurlarla birlikte en son Ocak 2014’te toplu sözleşme görüşmelerinde alınan karar gereği, 175 lira zam aldı. Bu, memur emeklilerinin maaşına yaklaşık 146 liralık artış olarak yansıdı. Ayrıca yine Ocak 2014’te yüzde 0.27 oranında enflasyon farkı verildi ancak memurlar ve memur emeklileri Temmuz 2014’te zam almadı. Maaş artışları enflasyon endeksli olan SSK ve Bağ-Kur emeklilerine ise bu yıl Ocak ayında yüzde 3.27, bu ay yüzde 5.70 zam verildi. 2015 yılında hem memur emeklilerine, hem de SSK ve Bağ-Kur emeklilerine 2 zam var. Toplu sözleşmeye göre; memur ve memur emeklilerinin maaşlarında 2015'in Ocak ayında yüzde 3'lük artış yapılacak. 2015 yılının Temmuz ayında da maaşları yüzde 3 zamlanacak olan memur ve memur emeklileri, ayrıca enflasyon farkı da alacak. SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin 2015'te de zam oranlarını enflasyon belirleyecek. 2015'in Ocak ve Temmuz aylarında, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin maaşlarında bir önceki 6 aylık dönemde gerçekleşen enflasyon kadar zam olacak. SSK ve Bağ-Kur emeklileri, 2015'in zam oranlarını şimdiden merakla bekliyor.T24
Reklam
Devlet Bahçeli: 'İhsanoğlu Büyük Bir Mutabakatın Sonucudur'
MHP Genel Başkanı Bahçeli, 'Sayın İhsanoğlu, büyük bir mutabakatın sonucudur. Sayın İhsanoğlu, Türk milletinin, Türkiye’nin, 77 milyonun adayıdır' dedi.İZMİR MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ramazan Bayramı dolayısıyla partisinin İzmir il başkanlığınca Halkapınar Spor Salonu’nda düzenlenen bayramlaşma töreninde yaptığı konuşmada, bayramların, milli ve manevi hayat bakımından ayrıcalıklı öneme sahip olduğunu ifade ederek, kardeşliği güçlendirdiğini, paylaşmanın güzelliklerini yaşattığını ve sosyal dengeyi tesis ettiğini dile getirdi. Bayramların aynı zamanda, kavuşma ümidi, kaynaşmanın ve 77 milyonun ele ele, gönül gönüle olmasının adı olduğunu belirten Bahçeli, bu günlerde şehit ana ve babalarını, memleket, millet için fedakarlık yapan kahramanların geride bıraktıklarının hatırlamanın herkesin sorumluluğu olduğunu söyledi. Bahçeli, bayramda yakın coğrafya da yaşanan acılara da işaret ederek, şunları kaydetti: 'Kerkük ağlarken bizler gülemeyiz. Musul, Telafer, Kaşgar, Akmescit inlerken bizler rahat ve huzur bulamayız. Elbette Gazze’nin çığlıklarını da duyacağız. Filistin sokaklarındaki yıkıma duyarsız kalmayacağız. Trablus’un iç çekişini, Halep’in ahını, Şam’ın feryadını, Kudüs’ün zeytin kokulu havasını, Bağdat’ın, Ninova’nın, Tıkrit’in, Samarra’nın, Erbil’in solgun bakışlarını derinlerimizde hissedeceğiz. Babil’in asma bahçelerini, Basra’nın güzelliklerini aklımızdan çıkarmayacağız. Komşu ülkelerin, eski hakimiyet havzalarımızın istikrara kavuşması için ellerimizi semaya açacağız.' Törene katılanlar ile tüm Türk-İslam aleminin Ramazan Bayramı’nı kutlayan Bahçeli, 'Türk yurtları ve tüm insanlık için sevgi, barış ve huzur getirmesini Rabbim’den niyaz ediyorum' dedi. 'Müslümanlar ve Türkler sistematik olarak öldürülüyor' Bahçeli, İslam coğrafyasında vahşet ve karışıklığın hüküm sürdüğünü, Osmanlı hakimiyetinden koparılan topraklarda Müslümanların ve Türklerin sistematik olarak öldürüldüğünü belirterek, bu yapılırken de zalimlerin İslam’a kara çaldığını ifade etti. 'Küresel hesapların, Müslüman varlığına kast ettiğini ama bundan daha kötüsü, bu zulümde bildik işbirlikçilerin zalimlerle kol kola hareket ettiğini' dile getiren Bahçeli, şöyle konuştu: 'İçimizden devşirilen işbirlikçiler bildik zalimlerle kol koladır. BOP’a Eşbaşkanlık yapan zalim yamağını siz iyi biliyorsunuz. Müslüman kanına doymayan küresel saldırganlara boyun eğen, bölgesel senaryolarda oynatılan malum adamı iyi tanıyorsunuz. İsrail Gazze’yi yakarken, bu adam sadece konuşmuştur. Mısır’da darbe yapılırken, bu adam sadece gürültü çıkarmıştır. İki pilotumuz şehit edilirken, Mavi Marmara’da 10 vatandaşımız katledilirken, Reyhanlı’da 53 vatandaşımız bombalı saldırıya kurban giderken bu adam sadece ipe un sermekle meşgul olmuştur. Bu adam ki, Caber’deki Süleyman Şah türbesi tehdit edilirken sesini çıkaramamış, hatta Türkiye’ye dışarından füze attırıp Suriye’yle savaşa sokmayı bile planlamıştır.' 'Türkiye'nin tarihsel gücü, saygınlığı heba edildi' Bahçeli, cumhurbaşkanlığına aday olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Türkiye'ye çok şey kaybettirdiğini ileri sürerek, şöyle devam etti: 'Türkiye’nin tarihsel gücü, aday Erdoğan tarafından eritilmiştir. Türkiye’nin saygınlığı, aday Erdoğan tarafından heba edilmiştir. Türkiye’nin milli ve kültürel birikimi, aday Erdoğan’ın hışmına uğramıştır. Aday Erdoğan, tüm komşularla sıfırı tüketmiş, tüm komşularla aramızı açmıştır. Türkiye bölgesinde yalnızlaşmış, içine kapanmıştır. 'Darbeci' diye yaftalanan Sisi, Gazze’de akan kanın durması için mekik diplomasisi yürütürken, Filistin Devlet Başkanı Mısır’a umut bağlamışken, aday Erdoğan günü gün etmiş, yalan ve ikiyüzlülükle vakit geçirmiştir. Aday Erdoğan, İsrail’e önde hakaret ederken, arkada oğlu tıka basa doldurduğu gemileriyle İsrail limanına çoktan yanaşmıştır. Aday Erdoğan, İsrail’i sahnede terör devleti diye suçlarken, perde gerisinde boynundaki Yahudi Cesaret Madalyasını parlatmış, aldığı yüzbinlerce dolarlık ödülü saymıştır. Bir yandan İsrail’i en ağır şekilde eleştiren Erdoğan, diğer yanda jet yakıtı ihraç ederek bu ülkenin ölüm saçan uçaklarını havalandırmıştır. Erdoğan konuştukça batmış, meydanlara çıktıkça bitmiş, maskesi düşmüştür. Türkiye, 12 yıldır silgisi kaleminden önce biten, bir dediği diğerini tutmayan bir adamın elinde israf olmuştur. Erdoğan’da iftira vardır, yalan vardır, gıybet vardır, karartma vardır.' Başbakan Erdoğan'ın, bu süreçte kendilerini, 'İsrail’in işini kolaylaştırmakla suçladığını' hatırlatan Bahçeli, 'Bize İsrail dalkavuğu demek için bir insanın Calut’un soyundan gelmesi, Firavun’un izinden yürümesi yeterlidir. Sözüm ona biz, gündemi Gazze’den alıp başka yerlere çekmek istiyormuşuz. Hatta Türkmen kardeşlerimizi de istismar ediyormuşuz. Erdoğan hakikaten de ruh sağlığını acilen gözden geçirmelidir. İsrail’in işini kolaylaştıran, Siyonizme bekçilik yapan, büyük İsrail hedefine hizmet eden, füze savunma sistemiyle İsrail’e koruma kalkanı inşa eden kendisi değilmiş gibi konuşmaktadır. Yani yavuz hırsız ev sahibini bastırma teşebbüsündedir' ifadelerini kullandı. Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın, 'geceler boyunca tek endişesinin Filistin olduğunu' söylediğine de işaret ederek, şöyle devam etti: 'Hal böyleyse Erdoğan’ın elini tutan yoktur. Önünde engel de bulunmamaktadır. Çoluğunu çocuğunu, villadaki ganimetleri gemilerinden birisine yükleyip İsrail’in izin ve icazetiyle hemen Gazze’ye iltica etmelidir. Madem tek endişesi, tek derdi Filistin’dir, o halde aday Erdoğan derhal Türkiye’yi terk etmeli, Hamas’a katılmalıdır. Dikkatinizi çekerim ki, bizim Erdoğan’dan en bariz farkımız burada ortaya çıkmaktadır. Biz de Filistin’e üzülür, sıkılır ve yanarız; fakat geceler boyunca Türkiye’yi, Türkmenleri ve Türk milletini düşünür, bunlarla ilgili kaygı taşırız. Aday Erdoğan, Gazze’yi milli mesele gördüğünü açıklamaktadır. Sanki Türkiye’nin milli meselelerini benimsemiş ve savunmuş gibi sırayı Gazze almıştır.' Başbakan Erdoğan'ıın millilikten anladığı tek şeyin, sandıkta ortaya çıkan millilik olduğunu, bir insanın milli olabilmesi için öncelikle vatana, millete ve bayrağa şaşı bakmaması gerektiğini söyleyen Bahçeli, 'Bir insanın milli olması için gayri milli unsurlara eğilip diz çökmemesi şarttır. Kozmopolit perişanlıktan millik çıkmaz, kaos tüccarına, Türk düşmanına, kimlik hasmına, Mustafa Kemal’e ayyaş diyen, TC’ye kasteden, Türklüğü etnik seviyeye indirmeye yeltenen bir şahsiyete milli değil, militanlaşmış milliyetsiz denir' ifadelerini kullandı. IMF borçlarının ödenmesi Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın konuşmalarında kimi zaman kendilerini itham ederek, milliyetçiliği 'IMF borçlarını ödemek, dış yükümlülüklere karışı Merkez Bankası kasasında tutulan rezerv artışı ile kimin cebine gittiği muamma olan milli gelir artışı' olarak tasvir ettiğini savunarak şunları söyledi: 'Bunları söylerken, Türkiye’yi kaçakçılara, kara paracılara, altın hırsızlarına, sıcak paracılara, ekonomik tetikçilere, para baronlarına, faiz ve rant merkezlerine teslim etmesinin ne anlama geldiğini itiraf edememektedir. Bunun adı, Türk milletinin topluca yoksullaşması, işsiz kalması ve ekmeğinden olmasıdır. Gelen sermayeden daha fazlasının çıkmasını sağlayan ekonomik sömürü düzeninin bir ucunda küresel para babaları, diğer ucunda ise aday Erdoğan ve yandaşları vardır. Şu hazin gerçeğe bakınız ki, İsrail Kürdistan’ı teşvik edip bağımsızlığını özendirirken, Erdoğan nedense hiç rahatsız olmamıştır. Çünkü aday Erdoğan, Öcalan, Anglo-Sakson komplo, Barzani ve Netanyahu, Tarihi Şark Meselesi Ligi’nin Kürdistan sahasında ter akıtan beş oyuncusudur. Erdoğan Rabia işaretindeki başparmağı da açarsa işlem tamam olacak, hem rüşvet kadrosunun, hem de Kürdistan korosunun niyet ve sayısı tam olarak deşifre olacaktır.' Mehmet Akif Ersoy'un, 'Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez; Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez' sözlerine atıfla kötülüğün kaybetmesi için iyilerin bir arada olması gerektiğini ifade eden Bahçeli, 10 Ağustos'ta Türkiye'yi tarihi bir sınavın beklediğini söyledi. Bahçeli, 10 Ağustos'un, iyinin, doğrunun, temizin, güzelin, hidayet ve hikmetin belini doğrultması için çok önemli bir karar anı olacağını ifade ederek, şöyle konuştu: 'Türk milleti 12’nci Cumhurbaşkanını, aracısız seçecektir. Türkiye Cumhuriyeti’nin zirve noktasına yepyeni ve taptaze bir şuur gelecektir. Dileğim, bu seçimin, herhangi bir gerginliğe, herhangi bir taşkınlığa ve krize meydan vermeden demokratik olgunlukla yapılmasıdır. Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu’dur. Sayın İhsanoğlu, büyük bir mutabakatın sonucudur. Sayın İhsanoğlu, Türk milletinin, Türkiye’nin, 77 milyonun adayıdır ve cepheleşmeye karşı birlikte yaşamın, yasaklara karşı özgür tavrın, baskıya karşı demokrasinin, yozlaşmaya karşı milli kültürün, yolsuzluğa karşı dürüstlüğün, yandaşlığa karşı milletin ortak vicdanıdır. Sayın Cumhurbaşkanı adayımız, geniş ve samimi nitelikli söz ve ağız birliğinin sapasağlam kararıdır.' Bahçeli, Cumhurbaşkanlığı'nın bulunduğu Çankaya'nın, Mustafa Kemal'in ve Kurtuluş Savaşı'nın aziz hatırası olduğunu, Konak’ta çekilen ilk bayrağın, milli mücadele yolunda sıkılan ilk kurşunun, Samsun’da atılan ilk adımın, Amasya’dan yayımlanan ilk tamimin, Erzurum’da toplanan ilk ulusal kongrenin özü ve özeti olduğunu dile getirdi. 'Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı kardeşliğimizin simgesidir' Bir kişinin cumhurbaşkanı olabilmesi için öncelikle bunu bilmesi gerektiğini savunan Bahçeli, şunları kaydetti: 'Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı kardeşliğimizin simgesidir. Milli ve üniter devlet yapımızın teminatıdır. Cumhurbaşkanı dış dünyaya dönük yüzümüz, içimize dönük birlik sancağımızdır. Çankaya’nın duvarlarında hala Sakarya Zaferi’nin sevinçleri çınlamaktadır. Büyük Taarruz ve Dumlupınar’ın sımsıcak anıları Çankaya’dan buram buram tütmektedir. Türkiye’yi kuran ve kurtaran milliyetçilerin kutlu hatıra ve mirası Çankaya’nın ruhunda toplanmıştır. Bunları bilmeyen adamdan Cumhurbaşkanı olmaz. Türkiye Cumhuriyeti’ne adı konmamış savaş açan gafil ve cahile cumhurbaşkanı olmak düşmez.' Bahçeli, cumhurbaşkanı adayı olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, 17-25 Aralık’ta düzenlenen operasyonlarda suçüstü yakalandığını ileri sürdüğü konuşmasında, 'Aday Erdoğan, sırtında 17-25’in kamburuyla Çankaya yokuşunu çıkamayacak, 10 Ağustos’ta nefes yetmezliğinden kaybetmeye mahkum olacaktır' dedi. Başbakan Erdoğan'ın, '17-25 Aralık operasyonlarını topluma, darbe girişimi, Pensilvanya’nın Türkiye’yi susturma girişimi ve ulusal güvenliğe, milli bekaya ve sözde çözüm sürecine suikast olarak göstermeye çalıştığını, tüm bunların sorumlusu olarak da bir 'paralel yapılanmayı' işaret ettiğini' dile getiren Bahçeli, şöyle davam etti: 'Karşımızda darbe değil, rüşvetçiler ve rüşvet suçu vardır. Karşımızda tezgah, oyun, senaryo değil; yolsuzluğa çakılmış, harama sapmış hükümet durmaktadır. Erdoğan ister hakim ve savcıları kıyıma uğratsın, ister emniyetin altını üstüne getirsin. İster inlerine gireceğiz desin, ister hainler, vaiz lobisi, faiz lobisi, virüsler, haşhaşiler sözleriyle avunsun. Erdoğan, 17-25 Aralık'ın hesabını er yada geç verecektir. Bugün değilse de çok yakın zaman içinde adaletin huzuruna kuzu kuzu çıkacaktır. Erdoğan’a göre en rahat yer cezaevidir. Hatta yüce kitabımız Kuran’ın sakince okunacağı yer olarak cezaevini göstermiş, demir parmaklıkları övmüştür. Madem böyledir; Erdoğan’a önerim şimdiden kendisine bir kitap çantası hazırlaması, çıkacağı uzun yolculuk için şimdiden hazırlanmasıdır.' Bahçeli, 10 Ağustos'ta yapılacak seçimde milletin kazanacağını, milli ruhun silkinip ayağa kalkacağını ifade ederek, partililere ve seçmenlere şöyle seslendi: 'Hep birlikte sandığa gidelim, sandığa sahip çıkalım, oyumuzu mutlaka kullanalım, eşimize, dostumuza, yakınımıza oy kullandıralım. Tatil mevsiminde rehavete kapılmayalım. Şu bayram gününde, gelin ekmek için Ekmeleddin Bey’de söz keselim. İçeride huzur, dışarıda itibar için Ekmeleddin Bey diyelim. Ekmeği bütün Ekmeleddin Bey’i cumhurbaşkanı olarak seçelim. Ekmekle oynayanlara değil, ekmeği çoğaltanlara destek verelim. Ekmeğimize kan doğrayanların değil, ekmeğimizi büyütmeye aday olan Ekmel Bey’in önünü açalım. Ekmeleddin Bey varken, cumhurbaşkanlığı makamı '17-25 Erdoğan’a yakışmaz. Ekmeleddin Bey dururken, hain emeller Çankaya’ya çıkamaz. Biliniz ki 10 Ağustos’ta, ya ekmek kazanacak ya da ekmeksizler ekmek çalmaya devam edecektir. Ya doğruluk kazanacak ya da hırsızlar Çankaya’yı mesken tutacaktır. Ya millet kazanacak ya zillet sökün edecektir. Türkiye Cumhuriyeti’nin düzlüğe çıkması, gerçek ve sağlıklı bir değişimin olması, dengeli bir dönüşümün filizlenmesi için Ekmel Bey, cumhurbaşkanı olmalıdır. Bunun için herkes, her dava arkadaşım geceyi gündüze katmalıdır.' Vatandaşlardan açıklanan anket sonuçlarına da itibar etmemelerini isteyerek, 'Siz aldanmayın algı operasyonlarına. Siz bakmayın yandaşlar ne yazmış, siz aldırış etmeyin havuz medyası ne söylemiş. Allah’ın izniyle 10 Ağustos’ta Çankaya hak eden konuğuyla tanışacaktır ve 12’inci Cumhurbaşkanımız Sayın Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu olacak, Cumhuriyet kurtulacaktır' dedi. Bahçeli, konuşmasının ardından partilerle tek tek bayramlaştı. Muhabir: Ufuk KırabalıAA
'Hiçbir Türk Oyuncuyu Hrant'ı Oynamaya İkna Edemedim'
etiket
Yönetmen Fatih Akın , 2007'de öldürülen ve hâlâ davası sonuçlanmayan eski Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink hakkında film yapmak için senaryo yazdığını söyledi. “Hrant’ın Agos’ta yayımlanan 12 yazısını temel aldım' diyen Fatih Akın, 'Hiçbir Türk oyuncunun Hrant rolünü oynamaya ikna olmadığını' söyledi. Akın'a göre, oyuncuların gösterdiği gerekçe 'senaryonun sert olması.' Evrim Kaya’nın Agos gazetesinde yer alan haberine göre, Akın, yapmak istediği bir başka senaryonun da Amerika’ya giden Anadolu gezginleri olduğunu belirterek, “Hrant senaryosundan kimi parçaları bu Western’le birleştirdim ve ortaya ‘The Cut’ çıktı. Bu film korkunun sonuçlarını soyut bir şekilde ele alıyor. Şeytan dışımızda değildir, sinsice içimize sokulur. Onu bir tek kendimiz kovup atabiliriz. Şundan eminim ki, benim de bir parçası olduğum Türkiye bu filme hazır” ifadelerini kullandı. Hrant Dink projesini dondurmak zorunda kaldığını belirten Fatih Akın “Aslında Hrant Dink hakkında kurmaca bir film yapmayı planlamıştım. Hrant’ın Agos’ta yayımlanan 12 yazısını temel alan bir senaryo yazdım. Hiçbir Türk oyuncuyu Hrant rolünü oynamaya ikna edemedim; hepsi senaryomu fazla sert buldu. Bu nedenle projeyi dondurmak zorunda kaldım. Hrant’ı anlatan bir filmin ‘Türk filmi’ olması da önemliydi. Demek ki zamanı gelmemiş… Hrant’ın 1915 üzerine yazdığı kimi yazılar çok büyüleyici, görsel olarak da çok güçlüydü. Yine Hrant nedeniyle, 1915 üzerine çok okumuş, çok araştırma yapmıştım” ifadelerini kullandı. Gerçekleştirmek istediği iki senaryoyu ‘The Cut’ filminde birleştirdiğini belirten Akın, “Gerçekleştirmek istediğim başka bir senaryo daha vardı: Amerika’ya giden Anadolu gezginler üzerine bir hikâye; bir tür western. Sonuçta Hrant senaryosundan kimi parçaları bu Western’le birleştirdim ve ortaya ‘The Cut’ çıktı. Bazen, ben konuyu seçmedim, konu beni seçti diye düşünüyorum. Bu film korkunun sonuçlarını soyut bir şekilde ele alıyor. Şeytan dışımızda değildir, sinsice içimize sokulur. Onu bir tek kendimiz kovup atabiliriz. Şundan eminim ki, benim de bir parçası olduğum Türkiye bu filme hazır” dedi. T24
Hajrovic'te Flaş Gelişme! Bremen'den Açıklama
Alacakları ödenmediği gerekçesiyle Galatasaray’dan ayrılan ve Werder Bremen’e transfer olan İzet Hajrovic konusunda sıcak gelişmeler yaşanıyor.2013-14 sezonun devre arasında 3.5 milyon euro bedelle Grasshoppers’tan Galatasaray’a transfer olan fakat alacakları ödenmediği gerekçesiyle sezon sonunda kulüpten ayrılan İzet Hajrovic Alman ekiplerinden Werder Bremen’e transfer olmuş hatta geçtiğimiz hafta da bir hazırlık maçında boy göstermişti. Boşnak oyuncu Galatasaray’ı, Galatasaray da Boşnak oyuncuyu FIFA’ya şikayet etmişti. Alman basınına bir açıklamada Werder Bremen sportif direktörü Thomas Eichin kendilerinin de FIFA’ya başvurduğunu açıklarken, “Hajrovic’in serbest kalması adına FIFA’ya başvurduk. Bunun gerçekleşeceğine olan inancımız tam” ifadelerini kullandı. Galatasaray FIFA’ya açtığı davada İzet Hajrovic’ten Grasshoppers’a ödenen bonservis bedelinin yanı sıra ilk ödeneniz faizi, 250000 euroluk manevi tazminat, davanın masrafları ve onun yerine alınacak oyuncunun tüm maliyetinin karşılanmasını talep ediyor. Boşnak oyuncu ise 4.5 yıllık sözleşmesinin tamamı olan 4.5 milyon euroluk ücreti istiyor. Ajansspor
Nurtepe'de HDP-Halk Cephesi Kavgası
Nurtepe’de Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın seçim standının kaldırılmasını istedikleri iddiasıyla, Halk Cephesi üyeleriyle HDP’liler arasında dün akşam başlayan gerginlik bugün de devam etti.Nurtepe Sokullu Caddesi üzerinde toplanan bir grup Halk Cephesi üyesi, HDP’lilerin Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın seçim standını kaldırmak istemesi üzerine gerginlik yaşandı. Gece bir grup caddede bekledi. Kavga gün içinde de zaman zaman sürdü. Taşlı sopalı kavgayı önlemek üzere olay yerine 14.00 sıralarında çok sayıda polis sevk edildi. TOMA ve akrep tabir edilen zırhlı polis araçlarıyla olayların yaşandığı caddeye giren polis, grupları dağıtmak için tazyikli su ve gaz bombası kullandı. Atılan gazlardan mahalleli de etkilendi. Sokağa çıkan bir kadın 60 yaşındaki annesinin gazdan etkilendiğini söyleyerek 112 acil servisten telefonla yardım istedi. Olaylar devam ederken polisin mahalledeki bekleyişi sürüyor. HDP KONULA İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI YAYINLADI Öte yandan HDP İstanbul il örgütü ise konuyla ilgili bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada 'İstanbul Nurtepe’de Salı gecesi yaşanan ve bugün de diğer mahallelere taşınarak sürdürülmeye çalışılan gerginlik partimiz açısından kabul edilebilir değildir. HDP, Türkiye’nin demokratikleşmesi mücadelesini sürdürmektedir. Bu mücadelede herkes için demokrasi talebimiz, aynı zamanda herkesin özgürce siyaset yapması hedeflidir. HDP, hiçbir mekanda ve alanda siyaset yasaklarının olmadığı bir Türkiye özlemine sahiptir. Özgür Demokratik Alevi Derneği’nin standına yapılan engelleme ve saldırı bu anlamda kabul edilebilir değildir. Alevi toplumunun eşit yurttaş olma talepleri, siyasi iktidara ve egemen anlayışa karşı sürdürülen demokrasi ve özgürlük mücadelesinin son derece önemli bir parçasıdır. Bu anlamda HDP ve bileşenlerini, farklı halklar ve inanç grupları ile karşı karşıya getirmek, bir düşmanlaşma yaratma doğrultusundaki girişimler kabul edilebilir değildir. HDP, barış ve kardeşlik, demokrasi ve özgürlük mücadelesini hiçbir kışkırtmaya yol vermeksizin sürdürecektir. Bugün Türkiye’nin herhangi bir yerinde yaşanacak her tür gerginlik egemen güçlere yarayacaktır. Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin son aşamasında, herhangi bir provokatif ortamın oluşmasına yol açmamak için, halkımızı, demokrasi ve barış güçlerini sağduyuya davet ediyoruz.'denildi. DEMİRTAŞ'IN GAZİ MAHALLESİ PROGRAMI İPTAL HDP İstanbul Basın Komisyonu'ndan bugün yapılan açıklamada Cumhurbaşkanı Adayı Selahattin Demirtaş'ın saat 14.30'da Gazi Cemevi'ni ziyaret edeceği belirtildi. Ancak kısa bir süre sonra programın iptal edildiği duyuruldu. İptal açıklamasında , 'Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Selahattin Demirtaş'ın 30 Temmuz tarihinde 14:30'da Gazi Cem Evi'ne gerçekleştireceği ziyaret bir önceki programının tamamlanamamış olması sebebiyle ileriki bir tarihe ertelenmiştir. Yeni tarih ve saat ile ilgili tarafımızdan bilgi verilecektir' denildi. Mustafa ÖZDABAK-Ümit TÜRK/İSTANBUL, (DHA)
Reklam