Avrupa IŞİD’e Karşı Yeni Önlemler Alıyor
Avrupa ülkeleri, uluslararası alanda ciddi güvenlik tehdidi oluşturan IŞİD’e karşı önlemleri artırmaya başladı.Avrupa ülkelerinin aldığı önlemler, büyük ölçüde kendi topraklarında IŞİD kaynaklı olası bir terör saldırısının yaşanmasını önlemeyi ve örgütün 'savaşçı' toplamasının önüne geçmeyi amaçlıyor.IŞİD'le mücadele konusuna özel önem veren ve bu konuda ilk adımları atan ülkeler arasında yer alan İngiltere'den yaklaşık 500 kişinin örgütü katılmak için Suriye'ye ve Irak'a gittiği tahmin edilirken İngiliz hükümeti, bu tür seyahatleri önlemek için yasal yollara başvurmaya başladı. İngiltere Başbakanı David Cameron, kısa süre önce yaptığı açıklamada, yurt dışına seyahat eden bir kişiden şüphelenilmesi halinde o kişinin pasaportuna el koyulabilmesi için polise geçici yetki verilmesini istediklerini ve bu yetkiliyle ilgili yasal düzenlemeye gidileceğini söylemişti. Cameron, İngiltere'ye dönmek isteyen terör şüphelilerinin engellenmesi konusunun da partiler arasında görüşüleceğini kaydetmişti.İngiltere'de içişleri bakanı, mevcut yasal düzenlemeler kapsamında, pasaport verilmesini reddetme ve ulusal güvenliği tehdit eden bir durum ya da sahte pasaport kullanımı durumunda da belgeyi iptal etme yetkisine sahip.Yeni önlemler kapsamında sınırdaki polise daha fazla yasal yetki verilerek, hızlı karar alınması sağlanacak. Bu çerçevede polis, şüpheli gördüğü kişilerin pasaportlarına 30 gün süreyle el koyma yetkisiyle donatılacak, aynı zamanda kişileri sorgulayabilecek.hükümetin terör tehdidi konularında 'sert, zeki, sabırlı ve kapsayıcı bir yaklaşım izlediğini' belirten Cameron, terörle mücadele çalışmaları kapsamında havayollarından yolcu listelerini kendilerine teslim etmelerinin isteneceğini, işbirliğine gitmeyen havayollarının uçaklarının İngiltere'ye inemeyeceğini açıklamıştı. Yeni önlemler listesinde mevcut terör tehdidini önleme ve soruşturma tedbirlerinin genişletilmesi de yer alıyor.İngiltere, IŞİD bağlantılı son gelişmeler ışığında uluslararası terör tehdidi seviyesini geçen ay bir basamak artırarak 'çok ciddi' düzeyine yükseltilmişti. En üst tehdidin bir altındaki 'çok ciddi' seviyesi, 'büyük olasılıkla' saldırı düzenleneceği anlamına geliyor.IŞİD'e yönelik ABD liderliğindeki hava operasyonuna başlamasının ve örgütün yaptığı tehditkar açıklamaların ardından özellikle Londra'daki metro istasyonlarında çok sayıda polisin görevlendirilmesi dikkati çekiyor.FRANSA'DAN YENİ YASAABD'nin yanı sıra IŞİD'e yönelik hava operasyonlarında aktif rol üstlenmeye başlayan Fransa, yeni terörle mücadele yasası çıkarttı. hükumetin hazırladığı, Fransız gençlerin Suriye ve Irak gibi yerlere savaşmaya gitmesini engellemeyi amaçlayan yeni yasaya göre, savaş bölgelerine gitmek isteyenlerin yurt dışına çıkışlarına geçici yasak getirilebilecek. Bu yasak, gerekli görülmesi halinde 6 aya kadar uzatılabilecek.Gelen ihbarlar sonucu yaklaşık 70 kişinin yurt dışına savaşmak için gitmesinin engellendiğini açıklayan İçişleri Bakanı Bernard Cazeneuve, Fransa'da bütün illerin valilerine gönderdiği talimatta terör tehdidi konusunda en üst düzeyde tedbir alınmasını talep etti.Dışişleri Bakanlığı da Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Sahra bölgesindeki yaklaşık 30 ülkede yaşayan vatandaşlarının ve bu bölgelere gideceklerin çok dikkatli olmasını istedi. Dışişleri Bakanı Laurent Fabius'un talimatı ile yayınlanan genelgede, söz konusu ülkelerde yaşayan vatandaşların derhal Fransa temsilcilikleriyle temasa geçmesi istendi. ALMANYA YENİ ÖNLEMLERİ TARTIŞIYORHava operasyonlarına aktif destek vermeyen Almanya'da da IŞİD'e karşı çeşitli önlemlerin alınması tartışılıyor.Almanya İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere bu ay içinde aldığı kararla IŞİD'in ülkedeki tüm faaliyetlerini ve bu örgütün simgelerinin kullanılmasını yasaklarken, Almanya'da söz konusu terör örgütüne katılımları engellemek ve ülkede muhtemel saldırının önüne geçmek amacıyla çeşitli seçenekler değerlendiriliyor.IŞİD için propaganda yapmak, her türlü destekleyici faaliyette bulunmak, örgüt için para ve malzeme, özellikle de savaş için adam toplamak da yasaklanarak suç kapsamına alındı.Maiziere, 'IŞİD, Almanya'nın kamu güvenliği için de bir tehdittir' ifadesini kullanırken bazı siyasetçiler bu örgüte katılanlara yönelik caydırıcı önlemlerin alınmasını talep ediyor. Bu konuda federal hükümetin ve eyalet hükümetlerinin önemler paketi hazırlığı içinde olduğu belirtiliyor.Hristiyan Birlik partilerinin (CDU/CSU) Federal Meclis Grubu Başkan Yardımcısı Thomas Strobl, yasaların ağırlaştırılmasını isteyerek, 'IŞİD'e karşı sertlikle hareket edilmesi ve yasal olarak mümkün olanın sınırına gidilmesi lazım' dedi. Strobl'ın yanı sıra bazı siyasetçiler de Alman pasaportuna sahip olan IŞİD üyesi destekçilerinin vatandaşlığının iptal edilmesini talep ediyor.Bu talebe destek veren Federal Meclis İçişleri Komisyonu Başkanı Wolfgang Bosbach, söz konusu terör örgütü üyelerinin Alman vatandaşlığının iptal edilmesinin caydırıcı etkisi olacağını savundu. Bosbach, Alman vatandaşı olmayan ve dini amaçları gerçekleştirmek için şiddet kullananların sınır dışı edilmesinin kolaylaştırılmasını da istedi.Ülkenin iç istihbarat servisi Anayasayı Koruma Teşkilatı'nın (BfV) verilerine göre, Almanya'dan 420 kişi 2012'den sonra savaşmak üzere Suriye ve Irak'a gitti. Bunların 130'nun Almanya'ya döndüğü biliniyor.Suriye'de eğitim alarak geri dönenlerin şiddet eylemi yapmalarından korkan Alman güvenlik makamları, bu kişilerin önemli bir bölümünü 24 saat izlemeye aldı.DANİMARKA'DA YASA HAZIRLIĞIDanimarka iç istihbarat teşkilatına göre 100'den fazla kişinin IŞİD'e katıldığı ülkede, Ortadoğu'daki radikal örgütlere katılımı engellemek için çeşitli çalışmalar yürütülüyor.IŞİD'e katılanların nerede olduğunu belirlemeye çalışan hükümet ve güvenlik teşkilatı, özellikle cami dernekleri ve sivil toplum kuruluşları ile irtibata geçerek önlem almaya çalışıyor.İngiltere'deki pasaport iptali uygulamasının ardından harekete geçen Danimarka hükümeti, savaşa katılmak için yurt dışına gidenlerin oturma izinlerini iptal etmeyi gündemine alırken Adalet Bakanı Karen Haekkerup, bu kişilerden Danimarka vatandaşı olanların vatandaşlıklarını da kaybedeceğini belirterek, başka ülkelerde savaşmak için Danimarka'yı terk edenlerin bu ülkeye bir daha dönemeyeceğini söyledi.Yasa tasarısı konusunda görüşlerini açıklayan Venstre Partisi diğer sağ partilerden aldığı destekle daha ileri giderek Suriye'ye gidişlerin yasaklanmasını, bu ülkeye hükümetin izni dışında gidenlerin 6 yıl hapisle cezalandırılmasını öngören bir teklifte bulundu. Hükümet, Ortadoğu'daki radikal örgütlere katılımın engellenmesi için hazırlayacağı eylem planı çerçevesinde gençleri internet üzerinden organize etmeye çalışanlarla mücadeleyi de planlıyor.AVSTURYA SIKI ÖNLEMLER ALMAYI ÖNGÖRÜYORAvusturya'da IŞİD tedbirleri kapsamında henüz yasal bir değişiklik yapılmasa da İçişleri Bakanı Johanna Mikl-Leitner ile Dışişleri ve Entegrasyon Bakanı Sebastian Kurz tarafından yapılan açıklamalar ışığında alınması planlanan tedbirlerin başında IŞİD ve 18 radikal örgütün sembollerinin yasaklanması, bu örgütlerle bağlantısı olan ve çifte vatandaşlığı bulunanların vatandaşlığının iptal edilmesi yer alıyor.Yasak sembolleri kullananlara 4 bin avro para cezası veya 1 ay hapis cezası verilmesi öngörülürken sosyal medyada IŞİD propagandasının yayınlanmasının yasaklanması da hedefleniyor.Avusturya hükümeti, Müslüman topluma yönelik olarak bir bilgilendirme kampanyası başlatarak IŞİD'ın İslam'a ait olmadığı vurgusunu işlemeyi planlıyor.Ülke genelinde sayıları 300'ü aşan Müslüman din dersi öğretmeninden de öğrencilerin aşırılık eğilimlerini bildirmeleri istenecek.BALKAN ÜLKELERİ DE ADIM ATIYORBazı Balkan ülkeleri de vatandaşlarının çatışma bölgelerine gitmelerini önlemek amacıyla yasal değişiklik yapma yoluna gitti.Balkan ülkeleri arasında bu konudaki en ciddi önlemlerin alındığı Kosova'da, ceza kanununa göre terörist gruplara katılmak, dini ve etnik çatışmalara teşvik etmek suç sayılıyor. Kosova Meclisi'nin yakın zamanda 'yurt dışına savaşmak üzere gidenleri cezalandıracak' yeni bir kanunu kabul etmesi bekleniyor.Kosova'da geçen ay yapılan polis operasyonlarında Irak ve Suriye'de IŞİD ve El Nusra saflarında savaştıkları gerekçesiyle 42 kişi gözaltına alınmış, şüphelilerin gözaltı süreleri, çıkarıldıkları mahkeme tarafından bir ay uzatılmıştı.Bosna Hersek Ceza Kanunu'nda daha önce yapılan değişiklikle, 'yabancı paramiliter gruplara katılmak ve bu tür grup kurmak' suç sayıldı. Yapılan değişiklikle, bu grupları eğitmek ve bu gruplara silah sağlamak da suç kapsamına alındı. Söz konusu suçları işleyenler hakkında 1 ila 10 yıl hapis cezası verilmesi öngörülüyor.Makedonya'da özellikle Arnavut kökenli gençler, Kosova ve Arnavutluk'taki 'liderleri' aracılığıyla ailelerinden habersiz olarak Suriye ve Irak'a gidiyor. Makedonya'daki yeni yasal düzenleme, 'yabancı devletler aleyhine asker toplama' suçunu işleyenlere 5 yıl hapis cezası verilmesini öngörüyor.
Gerçeküstü Görünümleriyle Fotoğraf Yarışmasında Ödül Almış 12 Uzay Fotoğrafı
Geçtiğimiz hafta, yüksek prestije sahip '2014 Yılı En İyi Astronomi Fotoğrafları' yarışmasının sonuçları açıklanmıştır. Bu yarışmada, fotoğrafçılar hem 7 ana kategoride hem de genelde yarışmışlardır.Seçilen fotoğrafların tamamı, yarışmayı düzenleyen Greenwich Kraliyet Rasathanesi'nde düzenlenecek bir sergide sergilenecek.İşte yarışma kapsamında dereceye girmiş o muhteşem fotoğraflar;
'MİT'e Haber Vermedikleri İçin 4 Saat Sınırda Bekledik'
IRAK'ın Musul kentindeki Türkiye Başkonsolosluğu'nda IŞİD militanları tarafından rehin alındıktan sonra 101 gün sonra serbest bırakılan 49 kişiden Gaziantepli özel harekat polisi Veysel Can, esarette yaşadıklarını DHA'ya anlattı.11 Haziran günü IŞİD tarafından Musul Başkonsolosluğu'na yapılan baskınla rehin alınan ve geçtiğimiz cumartesi günü serbest kalan 3’ü Irak vatandaşı 49 personel arasında yer alan 3 çocuk babası 50 yaşındaki özel harekat polisi Veysel Can, 101 gün boyunca başından geçenleri anlattı. Gaziantep'te ki evinde ailesine kavuşmanın mutluluğunu yaşadığını belirten Veysel Can, IŞİD baskını öncesinde başkonsolosluk binasının karşısında bulunan Irak askeri birliğinin şehri terk ettiğini söyledi.Olayın olduğu gün yaklaşık bin IŞİD militanının başkonsolosluk binasını sardığını anlatan Veysel Can, 'Daha önceden bulunduğumuz yerde bir IŞİD komutanı öldürülmüş. IŞİD de bildiriler dağıtarak, sesli anonslarla insanların şehri terk etmesini, bunun intikamının kanlı bir şekilde alınacağını söylemiş. Bizim binamızın karşısındaki operasyon birliği de kentten ayrıldı. Sonra baskın günü kapıya geldiler. IŞİD militanları içindeki bir Türkmen kapıyı açmamızı söyledi. Biz de bunun mümkün olmadığını söyledik. Sonra tahminime göre içinde 500 kilodan fazla patlayıcı bulanan 3 kamyoneti bizim kapılarımızın önüne koydular. Kapılarımızı havaya uçuracaklardı. Yaklaşık bin kişi çevremizi sarmıştı. Çoğu ağır silahlıydı. Evlerin çatılarında roketatarlı militanlar vardı. Sonra Başkonsolosumuz, o zaman Dışişleri Bakanı olan Ahmet Davutoğlu ile görüştü. Onun talimatıyla çatışmadık ve teslim olmak durumunda kaldık' dedi.'FIRTINA' ADLI KÖPEK, HAVA SALDIRISINDA TELEF OLMUŞTeslim olduktan sonra Azerbaycan uyruklu bir IŞİD komutanının yanlarına gelerek, 'Sizi Türkiye'ye hemen göndermeyeceğiz, önce Türkiye ile bazı konularda anlaşmamız gerekiyor' dediğini anlatan Veysel Can, geçen süre içinde 8 farklı noktaya transfer edildiklerini kaydetti. Veysel Can, götürüldükleri bazı noktalarda hava bombardımanına maruz kaldıklarını ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, 'Üzüldüm' dediği Fırtına adlı bomba arama köpeğinin bu hava saldırılarının birisinde telef olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:'Bizi aldıktan sonra bir eve götürdüler. Burada 8-10 gün kadar kaldık. Daha sonra ‘Sizi daha emniyetli bir yere götüreceğiz’ diyerek, bizi araçlara bindirip tatil köyü dedikleri bir yere götürdüler. Burası uzun koridorlara sahip bir binaydı. Sonra 10 dakika arayla buraya iki büyük bomba düştü. Camlar kırıldı, bir arkadaşımızın ayağında kesik oluştu, bir arkadaşımızın kulak zarı patladı. Köpek de bu saldırıda yaralanmış. O gün hiç bir şeyi yoktu, bir gün sonra telef oldu. Arkadaşlarım köpeğin göğüs kısmında derin bir yara olduğunu söyledi. IŞİD, köpeği arabaya koyarak bir yere attı. Sonra buradan da ayrıldık bizi geniş bir yere götürdüler. Burada şartlar daha iyiydi.''TÜRK BAYRAĞINI GÖRÜNCE AĞLADIK'IŞİD komutanlarının, serbest bırakılmalarından 10 günce yanlarına gelerek, 'Yarın sizi Türkiye'ye göndereceğiz' dediğini söyleyen Veysel Can, 'Biz buna inanmadık çünkü daha önce de bırakacağız dediler, fakat bırakmadılar. Çok yalan söylüyorlardı. Zaten dedikleri gibi ertesi günde bırakmadılar. Sonra serbest bırakılacağımız gün gelerek bize hazırlanmamızı söylediler. Biz hazırlandık otobüse bindik. Yine başka bir yere transfer ediliyoruz diye düşünüyorduk. Sonra yanımıza onların Musul Valisi dediği kişi geldi. Anlaşmanın sağlandığını ve Türkiye'ye gönderileceğimiz söyledi. Biz yine inanamamıştık. Otobüslerle Suriye'nin içinden geçerek Rakka'ya, sonra Telabyad'a geldik. Biz burada kalacağız diye düşünüyorduk. Sonra Akçakale sınırına geldik. Burada Türkiye'ye gireceğimize inandık. MİT'e haber vermedikleri için 4 saat sınırda bekledik. Geçen süreden sonra Türk görevliler geldi, 'Belgeleri imzalayıp sizi sayarak teslim alacağız' dedi. Sonra biz teslim aldılar sınırı geçerken bazı arkadaşlarımız Türk bayrağının yanından geçerken çığlıklarla ağlamaya başladı. Bizi MİT Bölge Müdürlüğü'ne götürdüler. Burada ailelerimizle ilk defa telefon görüşmesi yaptık.'Veysel Can'ın eşi Melek Can ise mutlu haberi alınca gözyaşlarını tutamadığını kaydederek, 'Eşim rehinken Özel Harekat Daire Başkanı, şube müdürü, Şahinbey Belediye Başkanımız bizi hiç yalnız bırakmadı. Sürekli telefonla aradılar. Ziyaretimize geldiler. Hep eşimin sağ salim döneceğini söyleyerek manevi destek oldular. Onlara çok teşekkür ediyorum. Eşimin kurtarıldığı haberini alınca apartmanda bağırarak eşimin döndüğünü haykırdım, çok mutluyuz' diye konuştu.Eyyüp BURUN-GAZİANTEP-DHA
Hindistan'ın Uydusu Mars'a Vardı
Hindistan'ın fırlattığı insansız uzay aracı 'Mangalyaan', 10 aylık bir yolculuğun ardından Mars'a ulaştı. Hindistan, 'Mars yarışı'nda böylece Çin'i sollamış oldu.Hindistan Uzay Araştırma Kurumu'nun (ISRO) Bangalore'deki kontrol merkezinden yapılan açıklamaya göre, uzay aracının planlandığı gibi bugün Mars yörüngesine girdiği belirtildi.Hintçe Mars aracı anlamına gelen 'Mangalyaan'ın Mars'a ulaştığı an, ISRO Merkezi'nde büyük sevince yol açtı. Hindistan Başbakanı Narendra Modi de merkezde hazır bulundu.Yaklaşık bir ton 350 kilo ağırlığındaki araç, Mars atmosferini inceleyecek ve gezegenin yüzeyini görüntüleyecek. Mars'ta bir zamanlar hayat olup olmadığı sorusuna yanıt aranacak. Uzmanlar 'Mangalyaan'ın yapacağı çalışmalardan çığır açıcı bir sonuç alınmasını beklemiyor.Böylece Hindistan ABD, tarihe karışan Sovyetler Birliği ve AB'nin ardından Mars'ta uydusu olan dördüncü ülke oldu. Uzmanlar, Hindistan'ın birçok alanda rekabet halinde olduğu Çin'den önce bunu başarmış olmasına dikkat çekiyor.Hintli mühendislerin ürünü'Mangalyaan' misyonu yaklaşık 57 milyon euroya mal oldu. Bazı elektronik unsurların dışında araç Hintli mühendisler tarafından tasarlanıp üretildi. Hindistan, bundan 6 yıl önce ilk Ay misyonuyla da başarı elde etmişti.'Mangalyaan', 10 aylık yolculuğu süresince saniyede 22 kilometre yol kat etti. Böylece Mars'ı inceleyen araçlara bu hafta içinde iki tane daha eklenmiş oldu.Mars yörüngesinde aktif olarak çalışan uzay aracı sayısı böylece 5'e çıktı: NASA'ya ait Mars Yörünge Kaşifi, Mars Odyssey veMAVEN; Avrupa Uzay Ajansı'na (ESA) ait Mars Express. Mars yüzeyinde ise NASA'ya ait Curiosity ve Opportunity isimli gezginci robotlar görev yapıyor.© Deutsche Welle TürkçeDW/AFP/NH,BK
Hugh Jackman ve Gerard Depardieu İstanbul'a Geliyor
Zorlu Center PSM 2014-2015 programının sürpriz isimleri bugün açıklandı. Hugh Jackman tek kişilik müzik şovuyla Fransız sinemasının usta oyuncuları Gérard Depardieu ve Anouk Aimée ise tiyatro oyunuyla İstanbul'a geliyorlar.‘Wolverine’, ‘X-Men’, ‘Les Misérables (Sefiller)’ ve ‘Real Steel’ gibi filmleriyle tanınan Tony Ödülü sahibi Hugh Jackman, şarkıcılık ve danstaki yeteneklerini birebir gözler önüne serdiği ‘An Evening with Hugh Jackman’ ile Zorlu sahnesinde olacak. 2004 yılında, Broadway'deki ilk rolü olan The Boy from Oz ile ödül alan sanatçıya İstanbul’daki performansında 18 kişilik orkestra ve dansçılar eşlik edecek. 2009'da, son James Bond Daniel Craig ile sahne aldığı ve ‘hit’ olan ‘A Steady Rain (Sıkı bir Yağmur)’ ile Broadway'e tekrar dönen ve 2011'deki solo performansı ile Zorlu’da sahne alacak olan sanatçı gösteride ‘Singin’ in the Rain’ ve ‘Guys and Dolls’ gibi klasik olmuş müzikallerden yorumlara da yer verecek.‘Love Letters’; iki olağanüstü oyuncuyu aynı sahnede yan yana görmemizi sağlayan Pulitzer Tiyatro Ödülleri'nde finale çıkmış ve 30’dan fazla dile çevrilmiş; sevginin güçlü bağlantısını, komik ve aynı zamanda duygusal bir şekilde anlatan bir A. R. Gurney oyunu... Zorlu’da tek gece sergilenecek oyunda efsanevi film yıldızı Gerard Depardieu ve Cannes, Golden Globe ve Cesar Ödülleri sahibi ünlü aktris Anouk Aimée yer alıyor.Milliyet Sanat
Reklam
Deniz Dibinde Bin Yıllık Hazine
Ayvalık'ta denizin 24 metre altındaki Prigos Batığı ve çevresindeki binlerce amfora görenleri büyüleyici bir yolculuğa çıkarıyor. AA muhabiri Emrah Elmas, özel izinle batık alanını fotoğrafladı.Ayvalık'taki Maden Adası açıkları... Su altı tutkunları, Prigos Batığı ve binlerce iki kulplu, dibi sivri, dar boyunlu, karnı geniş testinin meydana getirdiği ihtişamlı görüntüyü izliyor.Tahminlere göre bin yıl önce bir gemi Prigos kayalıklarına çarparak battı. Üzerinden yüzlerce yıl geçmesine rağmen amfora tepesi ilk günkü özelliklerini koruyor. Bölge Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın koruma alanı ancak şimdiye kadar herhangi bir arkeolojik çalışma yapılmamış.Batık bölgesine izin alarak dalınabiliyor. Testilere ve gemiye zarar gelmemesi için izinsiz dalış ve avlanma yapılamıyor.Dalış ekiplerine rehberlik eden Kubilay Kılıç, geminin üzerinde normalde olması gerekenden fazla amfora bulunduğunu söylüyor.Üretim yeri Tekirdağ olabilirSu altı fotoğraflarını yorumlayan Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Kaan Şenol, amforaların 10'uncu yüzyıl başlarında Tekirdağ civarında üretildiğinin tahmin edildiğini aktardı.Şenol'un verdiği bilgiye göre, testiler şarap taşımacılığında tercih ediliyordu. Bu tür batıklara özellikle Marmara Denizi'nde rastlamak mümkün. Doç. Dr. Şenol, bölgede kapsamlı bir arkeolojik çalışma yapılırsa yığının altında gemiye ait parçaların bulunabileceğini tahmin ediyor.Kaynak: AA
Yıkılan İnci Sineması'nın Yerine Otel Yapılacak...
Fuat Uzkınay’ın “Ayestefanos’ta Rus Abidesi’nin Yıkılışı” adlı belgeseli ile tarihi yolcuğuna başlayan Türk Sineması bu sene 100. yaşını kutlarken, bir tarihi sinema salonu daha yıkıldı.1946 senesinde inşa edilen ve uzun vakit Yeşilçam filmlerinin halkla buluşma noktası olan İnci Sineması, Gezi Parkı eylemleri evvelinde Beyoğlu’nda kurtarılması için eylemler yapılan ancak yıkımının önüne geçilemeyen Emek Sineması’nın akıbetini yaşadı.OTEL VE ALIŞVERİŞ YERLERİ YAPILACAKRadikal'den Serdar Korucu'nun haberine göre, Ermeni Katolik Mihitaryan Manastır ve Mektebi Vakfı’na ait kısımda İşadamı Mehmet Uyanoğlu ile beraber yaşama geçirilen proje çerçevesinde sinemanın da bulunduğu alana konutlar, “küçük bir şehir oteli” ve onun altında da “alışveriş birimleri” öngörülüyor.Halaskargazi Caddesi ile Nişantaşı’nın bir araya getiren , yekün inşaat alanı 79 bin 150 metrekare olarak açıklanan proje için kilise vakfına ait dükkanlar 14 Mayıs akşamında boşaltılmıştı.İnci Sineması Türk Sineması’nın ‘Sultan’ı Türkan Şoray için de kıymetli . Şoray ‘Sinemam ve Ben’ kitabında İnci Sineması’nı şu sözlerle anlatıyordu: “Melek Film’in sahipleri Şahan ve Kaçuni Haki aynı zamanda Pangaltı’daki İnci Sineması’nın da sahibiydiler… İnci Sineması’nda kendi şirketlerine yaptığım filmlerin galaları çok fazla görkemli olurdu. Sinemada benim özel locam vardı. Filmleri Şahan Haki’nin eşi Melina ablam ve dünya tatlısı kızları Mayda ile Şeyda, hep beraber bu locadan seyrederdik. İnci Sineması hep Türk filmi oynatırdı. Bazı sabahlar arabayla bilhassa önünden geçerdim. Kalabalığı, sıraya girmiş beni seven, yüreklendiren seyircilerimi görmek isterdim, çok fazla sevinçli olurdum. Maalesef şimdi sinema kapandı. Haki ailesi sinemayı satıp ABD ’ya göç etti. İnci Sineması’nın olduğu yerden geçerken hâlâ hüzünlenirim.”Türk sinemasının 100. senesinde İnci Sineması yıkıldı... Kaynak: Radikal
Reklam
Irak'ın Unutulan Azınlıkları: Ezidiler
Irak Şam İslam Devleti'nin (IŞİD) saldırılarından kaçan Irak'taki on binlerce Ezidi geçtiğimiz ayın başlarında Şengal dağında mahsur kalmışlardı.O dönemde uluslararası medyanın odağı haline gelen Ezidiler şimdiyse 'Herkes bizi unuttu' diyor.Irak'ın kuzeyinde, Bölgesel Kürdistan Yönetimi'nin kontrolü altındaki yerlerde Ezidilerin derme çatma kamplarda ve hatta köprü altlarında yaşam mücadelesi verdiğini görmek mümkün.Öte yandan, uzmanlar 4 bin 500 Ezidinin hâlâ IŞİD'in elinde olduğunu söylüyor. Bunlardan 3 bin kadarının ise kadın ve çocuk olduğu tahmin ediliyor.IŞİD'in genç Ezidi kadınları 'savaş ganimeti' olarak gördüğü ve kontrol altında tuttuğu bölgelerde esir Ezidilerin alınıp satıldığı belirtiliyor. Şu ana kadar IŞİD'in elinde esir düşen Ezidilerden sadece birkaçı kaçıp kurtulmayı başarabildi.Adla adlı genç bir kadın sadece birkaç gün önce Zako şehri yakınlarındaki bir kampta tekrar kocasına kavuşabilmiş. 38 gün önce köyündeki diğer kadınlarla birlikte IŞİD tarafından esir alındığını söylüyor.'Başta bizi Musul'daki büyük bir eve götürdüler. O evde sadece kadınlar kalıyordu' diyen Adla, titreyerek konuşmaya devam ediyor:'Evin tüm kapı ve pencerelerini kilitleyip etrafına da nöbetçiler diktiler.'Evin neredeyse her gün farklı farklı erkekler tarafından ziyaret edildiğini söyleyen Adla, 'Başörtülerimizi çıkartmamız söyleniyordu. Gelen erkekler almak istedikleri kadınları seçiyorlardı' diyor ve 'Kadınlar saçlarından sürüklenerek evden dışarı çıkarılıyorlardı' diye ekliyor.IŞİD'in elinde kaldığı sürece birçok farklı yere götürülen Adla, arkadaşlarının oldukça şiddetli biçimde dövüldüğüne ve tecavüze uğradığına şahit olduğunu belirtiyor.Bir esir kadın silah zoruyla oğlundan ayrılmak zorunda kalmış.Hamile olduğu için uzun süre militanların kendisine bir şey yapmadığını söyleyen Adla zaman geçtikçe giderek daha endişeli hale geldiğini ifade ediyor ve 'Bir gün bir sürü erkek yine aramızdan kadınları seçmeye geldi. Biz de aramızda konuşup kaçmaya karar verdik. Yakalanıp öldürülsek de artık farketmezdi. O şekilde yaşamaya devam etmektense ölmek daha iyi' diyor.Çatışma bölgelerinde zor duruma düşenlere yardım etmeye çalışan azınlık çalışmaları uzmanı Hıdır Domle IŞİD'in esir Ezidileri nerelerde tuttuğuna dair bilgileri derlemek için uğraşıyor.Bazı esirler hapishanelerde, bazılarıysa eski saray ve düğün salonlarında tutuluyor.Esir kadınların bazılarıyla sakladıkları cep telefonları sayesinde konuşabilen Domle, 'Özellikle Musul ve Telafer'de durum içer acısı' diyor.'Uluslararası örgütler durumu araştırmıyor' diyen Domle, birçok kuruluşun bu kadar fazla Ezidi kadının IŞİD tarafından kaçırıldığına inanmadığını da belirtiyor.IŞİD'in Ezidileri özellikle hedef aldığını ifade eden Domle, 'Hem topraklarını kontrol etmek istiyorlar hem de inançlarına karşı ayrı bir nefret besliyorlar' diyor.Ezidi kadınların İslam'a dönmemeleri halinde köle haline getirildiğini söyleyen Domle, 'IŞİD militanları Ezidilerin İslam Devleti içerisinde yeri olmadığına inanıyor' diyor.Bir okulda 20'li yaşlarının başındaki bekâr bir genç kızla karşılaşıyorum. Bana IŞİD'in elinde esir kaldığı günlerde yaşadığı korkunç olayları ve işkenceleri anlatıyor.'Bizi kablolarla dövüyorlardı. Yemek vermiyorlardı ve yüzümüzü zorla petrolle yıkatıyorlardı' diyor.Kız korkunç hikayelerine 'Bir arkadaşımızı alıp götürmek istediler ama kız bileklerini kesti. İki arkadaşımızda kendilerini asarak intihar ettiler' diyerek devam ediyor.IŞİD'e yönelik hava saldırıları sırasında kaçmayı başaran kız, üç gün yürüdükten sonra güvenli bölgelere gelebildiğini söylüyor. Şimdiyse geride kalanlar için endişeli.'Dokuz yaşın üzerindeki her kızı parayı kim verirse ona satıyorlar' diyen kız, 'Bazı adamlar aynı anda üç, dört hatta beş kız birden alıyordu' diyor.Anlatılanları dinleyen kızın teyzesi ağlamaya başlıyor. Teyzenin de iki küçük kızı şu anda IŞİD'in elinde esir.'Felaket, felaket' diye ağlayan kadın, 'Bütün kızlarımızı aldılar. Onlar bizim her şeyimiz. Dünya bize yardım etmeli' diyor.Erbil'deki bir evde Irak'ın tek Ezidi milletvekili Vian Dakhil ile buluşuyoruz. Ev 30'dan fazla mağdur için barınak haline gelmiş durumda.Geçtiğimiz ay Şengal dağına yardım götürmeye çalışırken helikopterin düşmesi nedeniyle yaralanan Dakhil hâlâ koltuk değnekleriyle yürüyebiliyor.Batılı ülkelerin IŞİD'e karşı giriştiği harekatın Ezidi esirlerin kurtulmasını sağlayabileceğini düşünen Dakhil, 'Medyada görünürlük de gerekli. Michelle Obama'nın Boko Haram tarafından kaçırılan Nijeryalı kız öğrenciler için devreye girmesi gibi bir görünürlük' diyor.Ezidiler olarak Irak'ta azınlık olduklarını söyleyen Dakhil, Bağdat'ta güçlü bir etkinliklerinin de bulunmadığını ifade ediyor ve 'İnsan haklarına ve insanlığa önem veren ülkelerden yardım istiyoruz' diye sesleniyor.Kızları IŞİD elinde esir olan Ezidi aileler için zaman daralıyor. Eğer yakında çocuklarını bulamazlarsa bir daha hiçbir zaman kızlarına kavuşamayacaklarından korkuyorlar.Yolande KnellBBC Orta Doğu Muhabiri, Erbil
Ersun Yanal'dan Galatasaray Açıklaması!
Fenerbahçe'nin eski teknik direktörü Ersun Yanal, hakkında çıkan Galatasaray iddialarına cevap verdi. Maraton.com.tr'ye konuşan Yanal, Prandelli'ye destek çıkılması gerektiğini belirtti.Galatasaray'da seçim heyecanı devam ederken, Ünal Aysal'ın yeniden başkan seçilmesi halinde Prandelli'yi göndereceği ve sezon başında Fenerbahçe'den ayrılan Ersun Yanal ile anlaşacağı iddia edildi.Maraton.com.tr'ye konuşan Ersun Yanal, kimseyle görüşmediğini belirtti. Yanal, 'Hiç kimseyle konuşmadım, görüşmedim ve bir anlaşma yapmadım. 1-2 maç kötü sonuç alındı diye antrenör gönderilmemeli, sahip çıkılmalı. Galatasaray'ın Prandelli'ye sahip çıkması gerekiyor' dedi.Bu sezon takım çalıştırıp çalıştırmayacağı sorusuna ise Yanal, 'Hayır desem ne olacak. Bu işler belli olmaz.' yanıtını verdi.MARATON.COM.TR / ÖZEL HABER Fırat Doğruel
Reklam
'Dünya Bankası ile TÜİK'in Verileri Çelişiyor, Neden?'
CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, TÜİK’in açıkladığı 2013 yılına ait Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması’na göre, 2010 yılında toplumun en çok kazanan yüzde 10’luk dilimiyle en az kazanan yüzde 10’luk dilimi arasındaki gelir makasının 11,7 kat olduğunu, buna karşın Dünya Bankası’nın aynı dönem için 14,5’lık bir makas tespit ettiğini söyledi.Öztrak, “Dünya Bankası verisi ile TÜİK verisi arasındaki bu ciddi farkın nedenleri izaha muhtaçtır ve kamuoyuna açıklanması gerekmektedir” dedi.CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak’ın Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın cevaplaması için verdiği soru önergesinin gerekçesi ve sorular şöyle:TÜİK, “Gelir ve Yaşam Koşulları” Araştırmasının 2013 sonuçlarını kamuoyuna açıklamıştır. Çalışma Türkiye’de gelirin adaletsiz dağılımını ve vatandaşlarımızın yaşam koşullarındaki sıkıntıları bir kez daha gündeme getirmiştir.2000’lerin olumlu küresel ikliminde yoksullukla mücadele ve gelirin adil dağılımı konusunda tüm Dünya’da ciddi başarılar sağlanmıştır. Nitekim Dünya Bankası verilerine göre 2002’den bu yana Çin’de yoksulluktan kurtulanların sayısı 206 milyona, Hindistan’da 75 milyona, Brezilya’da 7 milyona ulaşmıştır. Türkiye’de ise bu dönemde yoksulluktan kurtulan vatandaşlarımızın sayısı sadece 334.000′de kalmıştır.Bu olumlu küresel iklimde Türkiye’de, gelirin adil dağılımı konusunda da, kaydedilen mesafe sınırlıdır. Dünya Bankası verilerine göre ülkemizde 2002’de en zengin yüzde 10’un geliri, en yoksul yüzde 10’unun gelirinin 14,7 katı iken; 2010’da bu 14,5 katı olmuştur. Aynı dönemde bu fark, Brezilya’da 79,3’ten 55,8’e; Arjantin’de 44’ten 22,1’e; Meksika’da 22,5’den 18,8’e düşmüştür. Bu ülkeleri yöneten iktidarlar elverişli küresel iklimden, pastanın daha adil paylaşımı konusunda, Türkiye’den daha fazla yararlanabilmişlerdir.1) Dünya Bankası verilerine göre 2010’da en yüksek yüzde 10’luk gelir grubuyla en düşük yüzde 10’luk gelir grubu arasındaki gelir makası 14,5 kat olmasına karşın, TÜİK rakamlarında aynı makasın 11,7 kat olmasının sebebi nedir?2) 2013’de tarım istihdamı 97.000 gerilemesine, çiftçinin işlediği tarım alanı 20000 dönüm düşmesine rağmen kırda gelir dağılımının nispeten düzelmesini neyle açıklıyorsunuz?3) Hane halkı kullanılabilir geliri ile hane halkının yurtiçi harcamaları arasındaki çok büyük farkın sebebi nedir? Paylaşılan gelir, yapılan harcamaya göre neden çok düşük kalmaktadır?4) Yeni milli gelir serilerinin açıklanmasından bu yana 6 yıl geçmesine rağmen TÜİK neden “Gelir Yöntemiyle GSYH” serilerini açıklayamamıştır?5) Gelir Yöntemiyle Milli Gelir serilerini TÜİK ne zaman açıklamayı düşünmektedir?6) 2013’de vatandaşlarımızın yaşam koşullarına işaret eden bazı göstergelerdeki olağanüstü iyileşmenin sebebi nedir?7) Yaşam koşulları göstergelerindeki bu olağanüstü iyileşmeler neden gelir dağılımı göstergelerine yansımamaktadır?(Ankara- ZETE)
Beşiktaş'a Kötü Haber!
Başakşehir Fatih Terim Stadyumu'nda oynamak isteyen Beşiktaş, İstanbul kulübünden gelen açıklamayla sarsıldı.İstanbul Başakşehirspor Kulübü Başkanı Göksal Gümüşdağ, derbi maçlar ve Avrupa kupası karşılaşmaları dışında Başakşehir Fatih Terim Stadyumu'nu kullanmayı hedefleyen siyah-beyazlılara yanıt verdi. Gümüşdağ, stadın henüz yeni olduğu için iki takıma ev sahipliği yapacak durumda olmadığını vurguladı.Konuyla ilgili haber1903.com'a konuşan Gümüşdağ, 'Stat konusu için Fikret bey ile yüz yüze bir görüşme yapmadık. Zaman zaman konuşmamız oldu, ama herhangi bir açıklama yapmayı düşünmüyoruz. Bizim stadımız da çok yeni. Dolayısıyla stadın zemini çok elverişli değil' dedi.Konunun henüz değerlendirme aşamasında olduğunu belirten Başakşehir Başkanı, 'Teknik arkadaşlara bu konuyu danışacağız. Yardımcı olmamız gereken bir şey varsa tabii ki yardımcı oluruz. Fakat stadın zemini, iki takıma ev sahipliği yapamaz' ifadelerini kullandı.Eurosport
Reklam
Kobani'ye Destek İçin İstanbul'dan Yola Çıktılar
IŞİD'in saldırısı altındaki Kobani halkına destek vermek isteyen bir grup, bugün Kadıköy'den otobüsle yola çıktı. HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ'ın da katıldığı uğurlama sırasında bazıları gözyaşı döktü.Terör örgütü IŞİD'in Suriye 'nin Rojava bölgesindeki Kobani halkına yönelik saldırılarını protesto eden ve Kobani halkına destek vermek için Suruç'a doğru yola çıkan 50 kişilik bir grup, bugün saat 13.00'te Kadıköy eski Salı Pazarı girişinde toplandı. Protestocu grup içinde yer alan HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ, 'Bugün bir yolculuğa çıkmak için bir araya geldik. Bu yolculuk bir özgürlük yolculuğu, insanlık değerleri için direniş yolculuğu, bu yolculuk dayanışmanın ve Rojava'daki o büyük insanlık davasını sahiplenmenin yolculuğudur. Bu yolculuk haramilerin saltanat kuramayacağı iradesini ilan etme yolculuğu. Bugün Kobani'de gerçekleştirilen direnişe sahip çıkmak bütün dünya halklarının, dünya kamuoyunun aslında birinci görevi. Bugün buradaki dayanışmayı bütün dünya kamuoyunun ve insanlık değerlerinden anlayan, anladığını söyleyen bütün kesimlerin göstermesi gerekir. Ancak hayatın siyasetin gerçeklerine baktığımızda bu cevabı göremiyoruz. Çünkü Rojava'daki bu barbarca saldırıya karşı IŞİD adı verilen bu cinayet şebekesinin saldırılarına karşı direnenler sadece Kürt halkı ve Rojava'da Kürt halkıyla birlikte mücadelesini ortaklaştırmış, diğer halklarımızdan kesimler' dedi.OTOBÜSE YÜRÜMELERİNE İZİN VERİLMEDİŞanlıurfa'nın Suruç ilçesine gitmek istediklerini söyleyen grubun kendilerini bekleyen otobüse yürümesine polis izin vermedi. Polisle grup arasında kısa süren bir gerginlik yaşandı. Anlaşmanın ardından otobüsün kalabalığın olduğu yere gelmesine karar verildi. Otobüsün gelmesinin ardından yolcular sevenleriyle birbirlerine sarılıp vedalaştı. Vedalaşma sırasında gözyaşı dökenler oldu. Yolculuk öncesi bazı gençler hatıra fotoğrafı çekildi. Otobüse binen yolcular geride kalanlar tarafından zafer işaretleriyle uğurlandı.(Cengiz ÇOBAN / DHA)
Zarrab Ve Ebru Gündeş Özel Muamele Görmemiş!
Rıza Zarrab’ın, 17 Aralık büyük rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklu kaldığı süre içerisinde eşi Ebru Gündeş tarafından ve tutuklu bakan çocuklarının aileleri tarafından cezaevinde günaşırı ziyaret edilerek, sevdikleri yemeklerin taşınmasını herkes TV’lerden izlemesine rağmen Adalet Bakanı Bekir Bozdağ bu durumun yaşanmadığını öne sürdü. CHP’li Umut Oran’ın önergesini yanıtlayan Bozdağ, bu kişilere dışarıdan herhangi bir yiyecek içecek maddesinin verilmediğini, tutuklara özel muamele yapılmadığını, tüm iddiaların gerçek dışı olduğunu savundu.Günlerce görüntüler izlendi ama doğru değilmiş!CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın 3 Ocak’ta TBMM’ye sunduğu soru önergesini 15 günlük yasal süresinin üzerinden 8 ay daha geçtikten sonra ancak yanıtlayan Bakan Bozdağ, TV ve gazetelerde günlerce yayınlanan görüntülerin doğru olmadığını savundu.Zarrab ve o dönem tutuklu olan Muammer Güler, Erdoğan Bayraktar, Zafer Çağlayan’ın çocuklarının ilgili yönetmelik hükümleri doğrultusunda ziyaret edildiğini belirten Bekir Bozdağ, “Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca, bu kapsamda Metris 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan tüm tutuklulara, 5275 sayılı Kanunun 72. Maddesi hükümleri gereğince, dışarıdan herhangi bir çiğ veya pişmiş gıda maddesinin verilmesinin söz konusu olmadığı bildirilmiştir” dedi .Farklı uygulama yokmuş!Mevzuat uyarınca uygulama yapıldığı için hakkında işlem yapılan adli veya idari personel olmadığını açıklayan Bozdağ, “Bahse konu tutuklulara farklı bir uygulama yapılmasının söz konusu olmadığı, bu hususlardaki iddiaların gerçeği yansıtmadığını” da öne sürdü.Bakan, insan aklıyla, vatandaşla dalga geçiyorBu yanıta tepki gösteren Umut Oran ise “Vatandaşla, devletle dalga geçen bu yanıttan ötürü bakanı kınıyorum. Günlerce kameralar bu ziyaretleri ve tutukluların sevdikleri yiyeceklerin nasıl içeriye taşındığını çekti, haberler yapıldı, fotoğraflar basına yansıdı. İnsanın aklıyla dalga geçmeye çalışıyorlar, bu yaşananlara dahi göz göre göre ‘olmadı, yok böyle bir şey’ diyebiliyorlar. Bu yanıtı verebilmek için 8 ay beklediler sanırım” diye konuştu.Sorularda neler vardı?Umut Oran, Bozdağ’a ise şu soruları yöneltmişti:- İran kökenli Reza Zarrab (Rıza Sarraf) halen tutuklu bulunduğu Metris Cezaevinde özel muamele mi görmektedir? Zarrab’ın özel muamele görmesinin gerekçesi nedir?- Ebru Gündeş’in eşi Reza Zerrab’ı tutuklu olduğu bu 15 günlük dönemde 3 kez ziyaret edebilmesi nasıl mümkün olmuştur? Cezaevinde yakınları olanlar Ebru Gündeş örneğinde olduğu gibi her gün cezaevi ziyareti yapıp birer saat görüş yapabilir mi?- Ebru Gündeş ve tutuklu bakan çocuklarına götürülenlerde olduğu gibi yakınları tutuklulara her türlü yiyecek içeceği götürebilir mi?- Bu ziyaret dolayısıyla görevini ihmal, suistimal eden kamu görevlisi var mıdır, hakkında inceleme-araştırma başlatılan görevli var mıdır, sonuçta haklarında hangi işlem tesis edilmiştir?- Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında yönetmeliğe göre “Hükümlü ve tutuklular, yakınları ile haftada bir kez olacak şekilde, üçü kapalı biri açık görüş olmak üzere ayda dört kez görüşme yapabilir. Belirlenen ziyaret günü ve saatleri dışındaki ziyaretleri ile tutuklu ve hükümlü yakınları dışında kalan kişilerin ziyaretlerine, makul sebep bulunması halinde Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yazılı olarak izin verilebilir” denilmesi karşısında, Ebru Gündeş için uygulanan “makul sebep” nedir? Söz konusu ziyaretlere izin veren Cumhuriyet Başsavcısı, Başsavcıvekili, Savcısı kimdir?- Reza Zarrab ile halen tutuklu bulunan eski bakan çocukları Barış Güler ve Kaan Çağlayan’a verilen sınırsız görüşme izni, Silivri Cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlülerin yakınlarına da niçin aynen uygulanmamaktadır? Silivri’deki hükümlü ve tutukların yakınlarına niçin ayda bir kez sadece 45 dakika açık görüş izni verilmektedir?
Reklam
3D Baskı Ürünü Enstrümanlar ile Müzik!
3D baskıların hayatımıza girmesine henüz zaman var gibi gözüküyor, ancak İsveç’te bulunan Lund Üniversitesi’nden bir ekip insanlara bunun tersini ispatlamak için çalışıyor. 3D baskı teknolojisiyle geliştirdikleri müzik aletlerinden dünyanın ilk 3D basım müzik aletli canlı konserini verdiler. Araştırmanın başındaki Prof. Olaf Diegel, iki senedir aralarında saksofonun gitarların bulunduğu enstrümanları dizayn ediyor. Aşağıda grubun videosunu izleyebilirsiniz
FIFA 15 Ultimate Team, Android, IOS ve Windows Phone İçin Yayınlandı
FIFA hayranlarının merakle beklediği mobil oyun FIFA 15 Ultimate Team, bu hafta EA tarafından yayınlandı.Oyuncuların istediği futbolcular ile hayallerindeki takımı kurabilecekleri ve rakipleriyle rekabet edebilecekleri oyunda 500 takımdam 10.000 futbolcu bulunuyor. Normal FIFA oyunlarından oynadıkça yeni futbolcuların kilidinin açılması ile ayrılan oyunu ücretsiz olarak uygulama mağazalarından edinebilirsiniz.
İskoçya İnternette Bağımsızlığını İlan Etti
Yakın zamanda yapılan referandumda, İskoçlar oylarını Birleşik Krallık’ın bir parçası olmaktan yana kullanmışlardı. Ancak .scot uzantılı alan adlarının artık resmi olarak açılmasıyla dijital dünyada bir miktar bağımsızlık elde edebildiler gibi gözüküyor. Artık isteyen herkes iskoçları temsil eden bu uzantı ile web adresi kayıt edebilecek. .scot domaini geçtiğimiz aylarda duyurulmuş, ve iskoçyalı bazı şirketler erken kayıt yaptırarak kendi alan adlarını kaydettirebilmişlerdi.
Türkiye IŞİD Operasyonuna Katılırsa, Türk Askeri ‘Çuvalcı General’ ile Çalışacak
ABD Genelkurmay Başkanlığı Operasyonlar Direktörü Korgeneral William C. Mayville...Ancak Türkiye onu 'çuvalcı general' olarak tanıyor.2003 yılında, Kuzey Irak'ta Türk askerlerinin başına çuval geçirilmesi emrini veren Mayville, şimdi IŞİD'le mücadele koalisyonunda en ön safta görev yapıyor.2003 yılında 'çuval' talimatını 'albay' rütbesinde iken veren Mayville, zaman içinde terfi etti, çeşitli görevlerde bulundu.Korgeneral rütbesine yükselen Mayville şu an ABD Genelkurmay Başkanlığı Operasyonlar Direktörü. Mayville, IŞİD'e karşı ABD öncülüğünde oluşturulan uluslararası operasyonda da en üst düzeyde görev yapıyor.TÜRKİYE OPERASYONA KATILIRSA...Bu durumda, eğer Türkiye IŞİD'e karşı uluslararası koalisyonun askeri ayağına da katılırsa, Türk subayları, bir zamanlar Türk askerinin başına çuval geçirmiş olan Amerikalı subay ile omuz omuza çalışacak.Mayville, dün Pentagon’da düzenlenen basın toplantısında ABD öncülüğündeki operasyonda vurulan IŞİD hedefleri ve operasyonun seyri hakkında bilgi verdi.ÇUVAL OLAYI NEYDİ?Korgeneral Mayville, geçmişte Kuzey Irak'ta uzun süre görev yaptığından, Amerikan ordusunda, şu anda IŞİD kontrolündeki bölgeyi en iyi bilen komutanlar arasında yer alıyor.ABD'nin ikinci Körfez savaşı sırasında Kerkük'te konuşlandırdığı eski 173. Hava İndirme Tugayına komutanlık etmiş olan William C. Mayville, bu dönemde bölgede göre yapan Türk askerlerinin başına çuval geçirilmesi emrini vermişti.Türk Özel Kuvvetleri'ni 2003'de Süleymaniye'deki karargahlarından aldırıp Kerkük'teki Amerikan Hava Üssü'ne başına çuval geçirilerek getirilmesi emrini veren Mayville, Amerikan ordusunda çok hızlı terfi eden subaylardan.Afganistan'da da görev yapan Mayville'in, ABD Genelkurmay Başkanlığı'na kadar yükselmesine 'büyük olasılık' olarak bakılıyor.Zeynep Gürcanlı / HÜRRİYET
Reklam