onedio
Milli Eğitim Bakanlığı Özel Okula Teşvik Başvuru Sonuçlarını Açıkladı
MEB tarafından 2014-2015 eğitim-öğretim yılında eğitim öğretim desteği almaya hak kazanan öğrencilerin isimleri ile destek alacak özel okullar, 'www.meb.gov.tr' internet adresinden açıklandı.Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından 2014-2015 eğitim-öğretim yılında eğitim öğretim desteği almaya hak kazanan öğrencilerin isimleri ile destek alacak özel okulların 'www.meb.gov.tr' internet adresinden açıklandı.Eğitim öğretim desteği için 180 bin 637 öğrenci ve 4 bin 361 kurum başvurmuştu. Eğitim ve öğretim desteği almaya hak kazanan özel okulların ve öğrencilerin isimleri bakanlığın resmi internet sayfasında açıklandı.Okul öncesi özel kurumlara gidecek öğrencilere 2 bin 500, özel ilkokullara gidecek öğrencilere 3 bin, özel ortaokul ve liselere gideceklere yıllık 3 bin 500, temel liselere ise 3 bin lira eğitim öğretim desteği verilecek.Sonuçlara buradan ulaşabilirsiniz...AA
Cameron IŞİD Politikasını Açıkladı
İngiltere Başbakanı David Cameron, terör örgütü Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) için savaşmaya giden kişilerin pasaportlarına sınırlarda el koyması için polise yetki verileceğini söyledi.Cameron, İngiliz Parlamentosu'nun alt kanadı Avam Kamarası'nda hükümetinin IŞİD ile mücadele kapsamındaki yeni planını açıkladı.IŞİD'in tüm Avrupa için doğrudan tehdit oluşturduğunu belirten Cameron, Birleşik Krallık'tan yaklaşık 500 kişinin Suriye'de ve Irak'ta IŞİD saflarında savaşmaya gittiğinin tahmin edildiğini kaydetti.'IŞİD'in savunduğu ideolojinin İslamiyetle hiçbir ilgisi olmadığını' belirten İngiltere Başbakanı, 'İslami aşırıcılıkla mücadele etmek için sert, akıllıca ve kapsamlı bir yaklaşıma ihtiyacımız var' dedi.Pasaportların otomatik bir hak olmadığını belirten Cameron, 'Polis, seyahat eden kişiden şüphe duyuyorsa bu kişinin pasaportuna el koyabilmesi için geçici bir yetki verilmesini istediklerini' dile getirdi. Bu yetkiliyle ilgili yasal düzenlemeye gidileceğini ifade eden Cameron ayrıca, ülkeye dönmek isteyen terör şüphelilerinin engellenme konusunun partiler arasında görüşüleceğini belirtti.CNNTürk
Gerdek Gecesine İtfaiye Çağırdılar
İstanbul'da yeni evli çifte, damadın arkadaşları tarafından hayatları boyunca unutamayacakları bir şaka yapıldı.Damadın arkadaşları, evliliğinin ilk gecesini yaşayan çiftin evine, yangın ihbarında bulundu. İlk gecelerinde kapılarında itfaiye ekiplerini gören çiçeği burnunda çift hayatlarının şokunu yaşadı.EVE, İTFAİYE EKİPLERİ GELDİOlay cumartesi akşamı 01.00 sularında İstanbul Başaksehir Oyakkent sitelerinde oldu. Yeni evlenen H.S'nin evine yapılan yangın ihbariyla harekete geçen itfaiye ekipleri, olay yerine vardıklarında ihbarın asılsız olduğunu ve yangının olmadığını fark etti. İhbar ile ilgili araştırma yapan ekipler, H.S'nin evliliğinin ilk gecesi olduğunu ve ihbari yapanın damadın arkadaşları olduğunu tespit etti.Vatan
'Sarraf Soytarısına Darbe Yapan Polisim'
Gözaltına alınan emniyet mensuplarının Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki adli muayeneleri de devam ediyor.Bazı polisler, muayeneden çıkarken, ekip otosuna bininceye kadar tepkilerini dile getiriyor. Öğleden sonra muayeneye getirilen polislerden biri de, “Kral Çıplak!” diyerek arabaya bindi.“RIZA SARRAF SOYTARISINA DARBE YAPAN BÜRO AMİRİYİM!” Üzerinde “Sı-fır!” yazılı siyah tişört bulunan bir polis de, eliyle ekip otosunun tepesine vurarak, “Rıza Sarraf soytarısına darbe yapan büro amiriyim. Başkomiser Mehmet Akif Üner. Suçlama, darbe. Mağdur da Rıza Sarraf soytarısı” dedi.Sözcü
Reklam
'Servetini IŞİD'e Bağışladı'
Alman Der Spiegel dergisi, Irak'ın devrik lideri Saddam Hüseyin'in kızı Raghad Hüseyin'in IŞİD'e finansman sağladığını iddia ettiAlman Der Spiegel dergisi, Irak’ın devrik lideri Saddam Hüseyin’in kızı Raghad Hüseyin’in IŞİD’e finansman sağladığını iddia etti. Haberde Ürdün’de lüks bir hayat yaşadığı belirtilen Hüseyin’in “çift haneli milyonlarca dolarlık serveti bulunduğu” ve bunun bir kısmını IŞİD’e aktardığı iddia edildi. Milliyet'te yer alan habere göre, Der Spiegel, Ortadoğulu diplomatlara dayandırdığı haberinde, Baas rejiminin öcünü almak isteyen Hüseyin’in iktidar hayali kurduğunu öne sürdü.Birgün
Kuzey Kutbu'ndaki Buzullar Büyüyor!
Kutup buzullarının eriyeceğini iddia eden bilim insanlarını hayrete düşüren bulgu: Alaska'nın yüzölçümü kadar bir bölge yeniden buzlarla kaplandıKutup buzullarının eriyeceğini iddia eden bilim insanlarını hayrete düşüren bulgu: Alaska'nın yüzölçümü kadar bir bölge yeniden buzlarla kaplandı ABD'nin eski Başkan Yardımcısı Al Gore, 2007'de iklim değişikliği için yaptığı çalışmalar nedeniyle Nobel Barış Ödülü alırken yaptığı konuşmada, 'Kuzey Kutup bölgesindeki buzlar hızla eriyor. 7 yıl içinde tamamen yok olabilir' diyerek, giderek büyüyen 'küresel ısınma' endişesini ifade etmişti. Ancak ABD'de Illinois Üniversitesi'nin yeryüzündeki kriyosfer tabakası ve küresel iklim sistemi arasındaki etkileşimi incelediği Cyrosphere Projesi kapsamında çektiği uydu görüntülerde, kutup bölgesindeki buzların yüzde 43 ila 63 oranında daha kalınlaştığı ortaya çıktı. Bir başka deyişle ABD'nin en büyük eyaleti Alaska boyutunda bir bölge 7 yıl önce açık denizken, şimdi buzlarla kaplandı. Kuzey Kutbu'ndaki buzların ölçümü için NASA tarafından kurulan ABD Kar ve Buz Veri Merkezi tarafından yapılan uydu görüntüleri analizleri esas alındı. 7 yılda buz kütlesinde genel bir düşüş gözlemlense de son iki yılda buz kütlesinin önemli ölçüde arttığı görülüyor. Buz kütlesi iki yıl içinde yüzde 43 oranında, yani 1.71 milyon kilometre kare artarak bilim insanlarını şaşkınlığa uğrattı. Değişik bir ölçüm tekniği kullanan Danimarka Meteoroloji Enstitüsü ise buzulların yüzde 63 oranında arttığını, buz kütlesinin 2.7 milyon ile 4.4 milyon kilometrekare kadar genişlediğini ileri sürüyor.'BU YAZ SERİN GEÇTİ' İngiltere'deki Leeds Üniversitesi'nden uydu görüntüsü analisti Profesör Andrew Shepherd yaz mevsiminin beklenenden daha az sıcak olması sayesinde Kuzey Kutbu'nda daha fazla buz toplanabil- diğini vurguladı. Shepherd bu gelişmenin gelecekteki öngörüler için mutlaka dikkate alınması gerektiğini de belirtti.Sabah
Reklam
Hayranı Olduğumuz Küçük Prens'den Hayat Üzerine 11 Seçmece Alıntı
etiket
Küçük Prens kitabı Fransız Antoine de Sait-Exupery tarafından 1943 yılında kaleme alınmıştı. Kitabın yazarı Antoine' nin mesleği pilotluktu. Kitapta da kendi hayatından kesitlere yer veriyor. Küçük Prens daha çok çocuk kitabı olarak bilinir ama aslında çocuk kitabı görünümlü yetişkinlere yönelik yazılmış bir kitaptır. Kitabın içeriği hakkında kısaca bahsedelim. Küçük Prens kendi galaksisinde tek bir güle bağlı ve onunla yaşayan birisidir. Kitabın devamında Küçük Prens'in gülü yalnız bırakarak tek başına yolculuğa çıkması anlatılır. Bu yolculukta Küçük Prens'in gözünden insanların yaş aldıkça değerlerinden uzaklaşması ve yozlaşması anlatılır. Bu kitaptan derlediğimiz alıntılar insanı durup düşündürerek kendi içinde sorgulamaya yol açabiliyor. Hadi hep birlikte bu alıntıları inceleyelim.
Reklam
Üç Boyutlu Yazıcıdan 'Çıkan' Yapay Omur Kansere Yeni Umut
Çocuklarda görülen ve kemik kanserinin bir türü olan ‘ Ewing Sarkomu ‘ teşhisi konulan 12 yaşındaki çocuğun kanserli omuru, üç boyutlu yazıcı sayesinde üretilen yapay omurla değiştirildi.Ameliyatın gerçekleştirildiği Pekin Üniversitesi Hastanesi Ortapedi Bölüm Başkanı Liu Zhongjun “ Üç boyutlu yazıcı teknolojisini kullanarak omur yapısının benzerini oluşturabiliriz. Bu, geleneksel metodlardan çok daha güçlü ve pratik ” ifadelerini kullandı. Lui, tedavi sürecinin de daha kısa olacağını belirtti.Üç boyutlu yazıcıların en büyük avantajı, medikal implantların kişiselleştirilebilir oluşu. Bu sayede hastanın anatomisine en uygun implant üretilebiliyor.Bunun son örneklerinden biri de, geçen martta ABD merkezli Oxford Performance Materials firması tarafından üç boyutlu yazıcıyla üretilen kişiye özel kafatası implantıydı.Diken
Rusların Gözünden Dünya: Türkler Sevilmiyor
En sevdikleri ülke, beklendiği üzere Rusya, yani kendileri. Listenin en altında Pakistan yer almasına rağmen en olumsuz baktıkları ülke Pakistan değil, Polonya. Elma krizi sonrası Polonya ile araları bozulmuş gibi gözüküyor.Türkiye ise, Rusların hakkında en olumsuz düşüncelere sahip olduğu ikinci ülke.Listede ilginç olan bir diğer şey ise, Rusların mazlumun ve ezilmişin yanında olduğu. Listede üstlerde yer alan ülkeler genelde yoksul ülkeler. Aşağılara inildikçe ise ülkelerin zenginliği artıyor. Türkiye bu durumda istisna. Bu istisnadan hareketle Rusların Türkiye'ye olumsuz bakma sebebinin, gelişmiş ülkelere olumsuz bakma sebebinden farklı olduğunu söylersek, haddi aşan bir yorum yapmış olmayız sanırım.
Rakı Üzerindeki Etiketi Kendisiyle Bağdaştıramayan Dayı
Amca, rakı içmek için bütün şartları karşıladığını şişedeki etiketten tespit ediverdi. Kıyak kafayla tabii. Amca 18 yaşından büyük ve etiketteki araç resmi de amcanın station vagon arabasından değil. O halde. İçebilirmiş. İzliyoruz.
Reklam
'İşi Daha Fazla Uzatmasınlar, Başkanlık Sistemine Geçip Terörist Başını Eşbaşkan Yapsınlar!'
Yeni Akit gazetesi yazarı Faruk Köse, Abdullah Öcalan'ın görüntülü mesaj vereceği haberlerini eleştirerek, 'Hadi sıkın dişinizi, TV’de canlı yayına az kaldı. Peki, herif bir de “Balkon konuşması” yapmak isterse ne yapacaksınız? İmralı’ya balkonlu bir malikane mi yapacaksınız?' ifadelerini kullandı.Faruk Köse, 1 Eylül 2014 tarihli Yeni Akit gazetesinde yer alan 'Apo’nun sekreteri' başlıklı yazısında, hükümetin PKK'ya meşruiyet kazandırdığını söyledi.Faruk Köse'nin 'Apo'nun sekreteri başlıklı yazısı şöyle:Apo'nun sekreteriAkit'te:Devletin, “terör elebaşısıyla görüşmeyiz” söyleminden, “teröristbaşı”na “özel ada” ve “özel oda” tahsis edip, bir de “özel sekreter” görevlendirmesi eylemine geçmesi ne anlama geliyor?Sizce bu önemli bir “kazanç” mı, yoksa sonucu yakın gelecekte ortaya çıkacak ve fakat asla geri dönüşü olmayacak “büyük bir kayıp” mı?Sahi, şu “çözüm süreci” denen çalışmalar niçin “şeffaf” değil; “milleti ilgilendiren bir süreç”in içeriği, ayrıntıları niçin milletten gizleniyor? “Terör unsurları”na açık olan hususlar niçin millete kapalı tutuluyor? Terör unsurlarını ve “ayrılıkçılar”ı tatmin etme hassasiyeti, niye millete karşı gösterilmiyor?Son günlerde “kamuoyunu hazırlamak için” servis edilen ve gündemde tutulan bir haberi biliyorsunuz. “Teröristbaşı Abdullah Öcalan”, teröristlerine, silahlı unsurlarına ve bunların kuyruğuna takılanlara “görüntülü” seslenecekmiş! Tüm ülkeyi ilgilendirdiği halde “içeriğinin ayrıntıları” ve “nereye doğru gittiği” sır gibi saklanan “çözüm süreci”nde “Hükümetin yol haritası”nın açıklanacağı Eylül ayında, “Teröristbaşı Öcalan’ın bir video kaydıyla mesaj göndermesi” üzerinde “anlaşma”ya varılmış. Böylece, 15 yıl sonra ilk kez Teröristbaşı’nın görüntüleri yayımlanacakmış.Dikkat edin, hani “teröristle görüşülmez”di ya, işte şimdi aynı teröristle “anlaşmaya varılıyor” artık!Daha da ötesi var. Meğer bu zamana kadar PKK ile girilen ilişki, sadece “diyalog”muş. Artık “terör örgütü” ile “diyalog sürecinin sona erip müzakere sürecinin başlatılması” bekleniyormuş. Bu süreçte bir yandan Öcalan ile “geniş heyetler arası görüşmeler” yapılacakmış, bir yandan da, artık hazır hale ge(tiri)len kamuoyunda, “çözüm süreci daha somut verilerle tartışılmaya başlanacak”mış.PKK’nın her istediğinin verildiği bir sürecin “daha somut”u nedir, asıl merak ve endişe konusu bu. Bundan daha somutu “federasyon” ve “federe birimlerin yetkileri ve karşılıklı ilişkileri” olmasın?!... Devlet, terör örgütüyle “heyetler arası müzakere”ye geçmişse, artık muhatap “meşru bir güç” olarak algılanıyor anlamı çıkmaz mı bundan? Hani çözüm süreci sonunda “terör duracak” ve “silah bıraktırılarak PKK tasfiye edilecek”ti?... Peki, şimdi “terör örgütüne meşruiyet kazandırılması” da ne demek oluyor?Acaba “diyalog süreci”nden “geniş heyetler arası müzakere süreci”ne geçişin ana konusu, federasyon mu?Şaka zannetmeyin, durum ciddi. İş öyle noktaya geldi ki, “ayrılıkçı terör örgütü” kurup yönettiği gerekçesiyle “ağırlaştırılmış müebbet”ten yatan bir mahkûma bir de “sekreter” tayin edilecekmiş! Yanlış duymadınız, Teröristbaşı Öcalan’ın, “sürecin ilerleyişi” toplumdan saklandığı için daha önce haberdar olmadığımız “İmralı’da bir sekreterya oluşturulması” talebi, kabul görürmüş! Beyimiz bir de “yatılı ziyaret” talep etmiş ama, herhalde “üst üste bu kadar travma millete ağır gelir diye” düşünülmüş olacak ki, şimdilik kabul edilmemiş. Merak etmesin, yakında o da kabul edilir. Bir de anlı-şanlı düğün yaparız, olur biter.Her neyse, biz şu “sekreter meselesi”ne dönelim.“Müzakere aşaması”na geçilirken, “Teröristbaşı’nın şartlarının düzeltilmesi”ne karar verilmiş. “Kendisine yardımcı olması amacıyla İmralı’da bir sekreterya oluşturulması” da kabul gören talepler arasında. Öyle ya, herif “Federe Kürt Devleti”ni kuruyor; kendisine “yardımcı” olacak, “yazışmalar”ını yapıp “evraklar”ını dosyalayacak, “anılar”ını tutacak, “Federe Kürt Devleti’nin kuruluş aşamaları”nı kaydedecek bir sekreterinin olmasından daha doğal ne olabilir ki?!...Dikkat edin; Teröristbaşı’nı önce izole ettiler. Sonra ondan sözlü haberler getirmeye başladılar. Ardından ziyaret edilmesine, ziyaretçilerle mesaj göndermesine izin verdiler. Sonra mektuplarını yayımladılar. Bir süre sonra fotoğrafları yayımlanmaya başladı. Yakında video-konuşmaları da yayımlanacakmış. Hadi sıkın dişinizi, TV’de canlı yayına az kaldı. Peki, herif bir de “Balkon konuşması” yapmak isterse ne yapacaksınız? İmralı’ya balkonlu bir malikane mi yapacaksınız, yoksa alıp HDP binasının balkonunda mı konuşturacaksınız?Merak ettiğim şu: Apo ile aynı cezayı alan diğer mahkûmlara da talep etmesi halinde sekreter tayin edilir mi? Müebbetten yatan diğer mahkûmlar da ailelerine ve sevdiklerine videolarını gönderebilirler mi? Veya daha hafif ceza alanlar benzer bir haktan/ayrıcalıktan yararlanabilir mi?Sanmıyorum. Niye? Çünkü onların arkalarında, “dağa çıkmış silahlı güçler” yok!Peki, şimdi bu durumda, “bu ülkede hak aramanın ve aradığı hakkı almanın yolu silahlanıp dağa çıkmaktır” kanaati oluşmaz mı? Bir kez bu yol açılırsa, bunu kim, nasıl kapatabilir?“Devlet”in intihar etme hakkı olabilir, ancak ardından “millet”i sürükleme hakkı yoktur! Üstelik, sağda-solda “Osmanlı’nın yeniden doğuşu”ndan söz edilirken...Yok, bu işi daha fazla uzatmasınlar. Başkanlık sistemine geçip, getirip Teröristbaşı’nı Başkan Yardımcı, hatta eşbaşkan falan yapsınlar.İş bu raddeye geldikten sonra, yakışır yani!...T 24
Reklam
Erdoğan: Ruhban Okulu'nu Açmak Zor Değil Ama...
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Kıbrıs meselesinde başından beri adil, kalıcı, barışçı bir çözümden yana olduğumuzu ifade ettik' dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile düzenlendiği ortak basın toplantısında soruları yanıtladı. 'Türkiye'nin Kıbrıs sorununun çözümünde, garantörlük başlığı dahil olmak üzere vazgeçilmezleri nelerdir' sorusunu Erdoğan, 'Biz tribünde bir seyirci değiliz adı üzerinde garantör ülkeyiz. Garantör ülke olduğumuza göre Kuzey Kıbrıs'taki gelişmelerle ilgili her zaman elimiz Kuzey Kıbrıs'ın üzerindedir ve buraya yönelik söyleyecek sözlerimiz her zaman vardır ve bundan sonra da olacaktır' diye yanıtladı.Kabul edilemez şeyler bulunduğuna işaret eden Erdoğan, 'İki devletli bir çözüm kabul edilmediği sürece buna bizim sıcak bakmamız asla mümkün değildir. Federal bir yapıyı buna bina ederek kabul etmek mümkündür. Aksi takdirde böyle bir şeyi kabul etmek mümkün değildir' dedi.Siyasi eşitliğin önemine dikkati çeken Erdoğan, '(Siz bizim arkamızdan gidin, biz sizin önünüzden gidelim) böyle bir şeyi bize kimsenin dayatmaya hakkı yoktur. Böyle bir şeyi kabul etmek de asla mümkün değildir. Bundan sonraki süreçte de garantör ülke sıfatıyla bunu kararlı bir şekilde sürdüreceğiz' diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuzey Kıbrıs'ın her geçen gün gelişeceğine, kalkınacağına, büyüyeceğine ve güçleneceğine dair inancını dile getirerek 'Yeter ki Kuzey Kıbrıs'taki kardeşlerim bu noktadaki gücünü, birlik, beraberlik içinde yürütsün, takip etsin. Kendi içinde çok basit çelişkilerle bir yara almasın. Bunu almadığı sürece evelallah gelecek Kuzey Kıbrıs'ındır. Buna hiç şüphem yok' ifadesini kullandı. 'Bana böyle bir mektup ulaşmadı'Cumhurbaşkanlığı devir teslim töreninde Yunanistan Dışişleri Bakanı Evangelos Venizelos'un 'sürece daha etkin katılması' talebini içeren bir mektup getirdiği yönünde iddialar bulunduğunun sorulması üzerine Erdoğan, kendine böyle bir mektup ulaşmadığını bildirdi. Ruhban Okulunun açılmasıyla ilgili soru üzerine de Erdoğan, birkaç yıl önce Gökçeada'da, Rum vatandaşı olan ve AK Parti'nin adadaki teşkilatında çalışan bir gencin yanına geldiğini, bir Türk kızına aşık olduğunu ancak ailesinin istemediğini söylediğini, kendisinin de gencin babasıyla görüşerek neden engel olduğunu sorduğunu, babanın da 'gelenek' diyerek yanıt verdiğini anlattı. Ailenin diğer çocuklarının ABD'de yaşadığını öğrendiğini dile getiren Erdoğan, baba ile aralarında geçen diyaloğu şöyle aktardı:'(Niye onları Türkiye'ye getirmiyorsun) dedim, (Gelmiyorlar artık, biz de burayı terk edemiyoruz) dedi. Bunu niye söylüyorum: bizim kapımız geçmişteki Rum vatandaşlarımıza da açık, bundan sonra gelenlere de açık. Biz bu konuda rahatız. Fakat şunu söylemem lazım: Biz gayrimenkuller noktasında, Rum vakıflarının Türkiye'de ne kadar gayrimenkulü varsa aynı şekilde Musevi, Ermeni vakıfların, hepsini ödemeye başladık. Şu ana kadar ödediğimiz yaklaşık 2 buçuk milyar doları buldu. Bunları ödemeye de devam ediyoruz. Bazılarının gayrimenkullerini kendilerine teslim ediyoruz, gayrimenkul teslimleri de devam ediyor.Ruhban Okulu meselesine gelince, biz yetimhaneyi verdik, çok çok güzel bir yerde. Bartalomeo ile beraber gittik hatta. Orayı dolaştık, burayı kendilerine teslim ettik. 'Biz burada bir çevre akademisi yapacağız' demişlerdi, tabii hala başlayamadılar. Yaklaşık iki yıl oldu, belki de geçti.''Batı Trakya'daki müftüyü oradaki Türklerin seçmesi lazım'O dönemde, 'Bizim için ruhban okulunu açmak problem değil' diyerek bunun karşılığında bazı önemli konuları gündeme getirdiğini belirten Erdoğan, Atina'daki yıkılmış iki caminin yapımına izin verilmesini istediğine, söz verilmesine rağmen bugüne kadar bu konuda hala adım atılmadığına dikkati çekti. Lozan Anlaşması'na göre Sen Sinod Meclisi üyelerinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması gerektiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:'Fakat şu anda Bartalomeo'dan başka kimse kalmamıştır. 'Dışarıdan buraya papaz getirin, biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yapalım, hiç olmazsa Lozan Anlaşması'nın gereğini yerine getirelim' dedim. Şu ana kadar 20'ye yakın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına aldığımız oldu. 'Ama ben de sizden bir şey istiyorum' dedim. Batı Trakya'da bizim başmüftümüzü Yunanistan hükümeti olarak hala siz atamayla getirmek istiyorsunuz. Onu da oradaki Türklerin ve oradaki müftülerin seçmesi lazım. Uluslararası camia, Hristiyan dünyası, bu sözlerimin karşısında cevap veremiyorlar. Ama hala da bunu yerine getirmiyorlar. Şimdi, siz de bana hala Ruhban Okulunu soruyorsunuz. Ruhban Okulunu açmak, öyle çok da zor bir şey değil, açarız ama bir de siz sözünüzde durum. Siz sözünüzde durmuyorsunuz. Siz hep ver ağacının altında doğdunuz, orada büyüyorsunuz. Siz de hiç al yok. Bir de 'al' deyin. Mesele bu.''Kuzey Kıbrıs'ı ademe mahkum ediyorlar'Masada Kıbrıs Türkleri varken, Rum liderlerin sürekli olarak Türkiye'yi muhatap alma çabalarının nasıl değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin soru üzerine Erdoğan ise, şu değerlendirmelerde bulundu:'Acaba Rum Yönetimi, kendi sorunlarını kendisi mi hep yürütüyor? Yunanistan'dan hiç işaret almıyor mu? Yunanistan ile hiç görüşmüyor mu? Hatta Yunanistan'ı bırakın, Amerika ile bu konuda hiç diyaloğu yok mu? Almanya ile hiç diyaloğu yok mu? Güney Rum Yönetimi ile bizimle konuşan ya Almanya'dır ya Amerika'dır, ya Amerika'nın ya Almanya'nın dışişleri bakanıdır. Onlar bizimle gelip görüşüyorlar bu konuları.Bir defa kendileri, Kuzey Kıbrıs'ı ademe mahkum ediyorlar. Kuzey Kıbrıs'a uluslararası camianın yetkili diplomatları, başbakanları, dışişleri bakanları hiç geliyorlar mı? Gelmiyorlar. Nereye geliyor? Bize geliyor. Sıkıntı buradan kaynaklanıyor. Biz kendilerine hep bunu söylüyoruz: 'Niye gidip orayı ziyaret etmiyorsunuz? Bir de gidin Kuzey Kıbrıs'ı ziyaret edin, Kuzey Kıbrıs ile görüşün.' Daha yeni yeni bu tür görüşmelere başladılar. Ara bölge diye tutturdular. 'Ara bölgede bu işi yapalım.' Gel birisini Kuzey Kıbrıs'ta yap, birisini de git Güney Kıbrıs'ta yap bu görüşmelerin. Niye ara bölge? Ne işe yarıyor bu ara bölge? Bugüne kadar hiçbir işe yaramadı. Temenni ederim ki bundan sonra yarasın.''Bölgede çıkacak petrol ve doğalgazda tüm Kıbrıs halkının hakkı vardır'Rum Kesimi'nin tek taraflı başlattığı petrol ve doğalgaz çalışmalarının sürdüğünün, Kuzey Kıbrıs için de Piri Reis gemisinin çalışmalarına devam ettiğinin belirtilmesi ve 'Petrol ve doğalgazın Ada'ya barış getireceğine inanıyor musunuz' diye sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:'Uluslararası anlaşmaların gereği şudur: Bu bölgede çıkacak petrol, doğalgaz ne olursa olsun, tüm Kıbrıs halkının burada hakkı vardır. Ne çıkarsa oradan aynı şekilde Kıbrıs halkı istifade eder. Bu, uluslararası kuraldır, dolayısıyla gereği neyse bunun gereği için aynı şekilde Barbaros da çalışır, diğer bütün onu takip eden timlerimiz de çalışır ve çalışmaya da devam edeceğiz.' A. Eda Ünlü Özen-Enes KaplanAA
Snapchat, Gerçek Zamanlı Hikaye Özelliğinin Kullanımını Genişletti
Gerçek zamanlı hikaye oluşturma özelliği, “Our Story” hayata geçirildiği Electric Daisy Carnival ve daha sonrasında Lollapalooza gibi müzik festivallerinde beklenenlerin üzerinde bir ilgi görmesinin ardından “Our Story” özelliğinin kullanımı Snapchat tarafından, festival dışındaki tüm olayları kapsayacak şekilde genişletildi.Snapchat’in blogunda yaptığı duyuruya göre uygulamadaki “Son güncellemeler” bölümü altında yer alan “Canlı” (Live) sekmesinde artık her olaya ilişkin hikayeler oluşturmak mümkün olacak. Böylece dünyada neler olup bittiğini Snapchat üzerinden takip etmek son derece kolay hale gelecek.Snapchat konuların nasıl ve hangi özelliklere göre seçileceği konusunda açıklama yapmazken, bu güncellemenin uygulamadan sağlanacak reklam gelirlerini artırmak amacıyla gerçekleştirildiği düşünülüyor. Snapchat’in “Our Story” özelliği ile kullanıcıların şu ana kadar yaklaşık 350 saatlik hikayeler oluşturduğu biliniyor.
Reklam