AB İlerleme Raporu'ndan: Türkiye'de LGBTİ'lere Karşı İşlenen Suçlar Cezasız Kalıyor
AB'nin Türkiye’ye yönelik analiz, talep ve önerilerinde LGBTİ haklarına ilişkin vurgu, özellikle ayrımcılık ve istihdam alanlarında arttı.Avrupa Birliği’nin 2014 yılı Türkiye İlerleme Raporu, LGBTİ hakları odağını genişletti. Raporda, 'işlenen suçların cezasız kalmasına', 'nefret cinayetlerinin faillerinin ceza indirimlerinden yararlanmasına', 'cinsel yönelimi nedeniyle işten atılan kamu görevlilerine', 'trans geçiş sürecinde yaşatılan ihlallere' ve 'ayrımcılığa karşı hiçbir yasal ve politik korumanın olmamasına' özellikle dikkat çekildi.Avrupa Birliği’nin; Türkiye ile ilişkileri, üyelik kriterleri açısından ekonomik ve politik durumunun analizini ve Türkiye’nin üyelik yükümlülüklerini yerine getirebilme kapasitesini değerlendirdiği İlerleme Raporu dün Avrupa Komisyonu tarafından kabul edildi.AB’nin Türkiye’ye yönelik analiz, talep ve önerilerinde LGBTİ haklarına ilişkin vurgu, özellikle ayrımcılık ve istihdam alanlarında arttı.Avrupa Birliği İlerleme Raporu’ndan, LGBTİ’lerin insan haklarına ve sivil toplum örgütlerinin yönetişim sistemine katılımına ilişkin alanlarda öne çıkan başlıkları ve konuları kaosGL.org derledi.LGBTİ HaklarıAnayasa Mahkemesi ilk kez bir kararında cinsel yönelime dayalı nefret söyleminin cezai işlem gerektiren bir suç olduğunu bulgulayarak kabul etmiştir.Ülkenin büyük kentlerinde düzenlenen lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve interseks kişilerin Onur Yürüyüşleri ve etkinlikleri, toplanma hakkı ihlal edilmeden ve herhangi bir kargaşa yaşanmadan gerçekleşmiştir.Yetkililer takdir haklarını kullanırken, 'genel ahlak', 'Türk aile yapısı', 'ulusal güvenlik' ve 'kamu düzeni' gibi kavramları son derece geniş yorumlamış; bu örgütlenme özgürlüğünün uygulanması önünde engel teşkil etmiştir. İki LGBTİ örgütü, 'genel ahlak'ın böylesi bir yorumu nedeniyle kapatılma tehdidi ile karşılaşmıştır.Lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve interseks kişilerin temel haklarına saygı geliştirilmelidir. Yaşam hakkına dair, geçtiğimiz sene 4 transın nefret suçu olduğundan şüphelenilen cinayetler sonucunda öldürüldüğü bildirilmiştir.Nefret suçlarının failleri, mahkemeler tarafından sıklıkla 'haksız tahrik' veya 'iyi hal' indirimlerinden yararlandırılmıştır. Buna ek olarak, farklı cinsel yönelimlerden veya cinsiyet kimliklerinden kişilere karşı işlenen suçlar birçok durumda cezasız kalmıştır. Suçların soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki eksikliklerin yanında, LGBTİ kişilerin şikâyet mekanizmalarını kullanmada isteksiz davrandıkları gözlenmiştir.İşyerinde ayrımcılık vakaları yaşanmıştır. Cinsel kimliklerinin ifşasının ardından, işlerinden atılan kamu görevlilerine ilişkin bildirimlerde bulunulmuştur. Cinsel yönelim temelli ayrımcılığa dair üç dava mahkemelerde görülmeye devam etmektedir. Bir polis memurunun cinsel yönelimi nedeniyle işten atılmasına ilişkin dava duruşma gününü beklemektedir.Trans kişiler cinsiyet değiştirme operasyonlarından sonra bürokratik sorunlarla ve sağlık hizmetlerine erişimde ayrımcılıkla karşılaşmaktadır. LGBTİ seks işçileri, 'genel ahlak' veya 'toplum sağlığını' koruma gerekçesi ile polis şiddetine, idarenin keyfi müdahalelerine, cezalara ve ayrımcı tedbirlere maruz bırakılmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, bir eşcinsel erkeğin 2012 yılında Türkiye’de hapishanede gördüğü işkence ve kötü muameleye dair şikayetine ilişkin kararının gereği, Türk makamlarınca henüz uygulanmamıştır (X, Türkiye’ye karşı davası).Türk Silahlı Kuvvetleri disiplin sistemi, eşcinselliği 'doğa dışı' olarak tanımlamaya ve 'düşük ahlaklı' personele ihraç öngörmeye devam etmiştir. TSK’nın Sağlık Yeteneği Yönetmeliği, eşcinselliği ve transseksüelliği 'hastalık' olarak ifade etmeyi sürdürmektedir.YasamaTBMM’nin iki ana işlevi olan 'yasa yapma' ve 'yürütmenin denetimi', siyasi partiler arasında sürüp giden diyalog eksikliği ve partiler arasında uzlaşma niyetinin olmaması nedeniyle aksamaktadır. Yeterli hazırlık yapılmadan, Meclis içinde yeterince tartışılmadan, iktidar partisince diğer siyasi partiler ve sivil topluma danışılmadan önemli kanunların yasalaşması geleneği sürmektedir.AnayasaSivil toplum ve işveren örgütleri, siyasi partiler arasında 170 civarı maddeden sadece 60’inde uzlaşma sağlanabilmesi nedeniyle duran 'yeni anayasa' sürecinin sürmesine ilişkin taleplerini ve iradelerini ortaya koymaktadır. Oysa yeni anayasa süreci; Türkiye demokrasinin gelişmesi, güçler ayrılığı ilkesinin denge-denetleme mekanizmalarının tesisi ile güvenceye alınması; ve böylece hukukun üstünlüğü ile insan hak ve özgürlüklerine saygının güçlendirilmesi için en geçerli ve güvenilir kulvarlardandır. Ayrımcılık ile MücadeleCeza Kanunu’nun ekonomik etkinliklerde ve istihdamda ayrımcılık ve nefret içerikli uygulamaları yasaklayan 122. maddesinde yapılan değişikliğe rağmen hâlâ cinsel yönelim, cinsiyet kimliği ve etnik köken temelli ayrımcılığa karşı herhangi bir yasal koruma mevcut değildir.Ayrımcılık ile Mücadele ve Eşitlik Kurumu’nun kurulmasına dair yasa taslağı Başbakanlık’ta beklemektedir. İlk taslaktan, cinsel yönelim veya cinsiyet kimliğine dayalı ayrımcılık referansı kaldırılmış idi. Ayrımcılık mevzuatında cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılığa yönelik referans özellikle içerilmelidir.Kişisel Verilerin KorunmasıKişisel verilerin korunmasına ilişkin, AB standartlarında ve kapsamlı bir kanunun yürürlüğe girmesi ve bağımsız bir denetleyici kurumun tesis edilmesi birincil öncelikli konulardandır. Söz konusu kanun, AB ile Türkiye arasındaki yargı-kolluk işbirliğinin artırılması için önkoşuldur.Kamu YönetimiTürkiye’nin, kamu yönetimi reformu için halihazırda bir stratejik çerçevesi ve reformu yüklenecek bir kurum bulunmamaktadır. Bakanlıkların, düzenleyici yetkili kurumlar üzerindeki vesayeti sürmektedir.Kamu DenetçiliğiKamu yönetimi, sadece 5 olayda Kamu Denetçiliği Kurumu’nun (Ombudsman) tavsiyeleri doğrultusunda harekete geçmiştir. KDK, kişilerin haklarına ilişkin farkındalık artırma çalışmalarını pro-aktif rol oynayarak artırmalı, sivil toplumun kuruma ilişkin güvenini sağlamlaştırmalıdır.Sivil ToplumSivil toplumun gelişmesi sürmüştür. Karar alma ve yasama mekanizmalarında sivil toplum katılımını temin etmek üzere yapılandırılmış hiçbir mekanizma bulunmamaktadır. Hükümet-sivil toplum, parlamento-sivil toplum arası ilişkiler geliştirilmelidir. Politika düzeyinde, yasama sürecinin bir unsuru olarak ve yönetimin yasama dışındaki faaliyetlerine sivil toplum katılımını temin eden sistematik ve daimi mekanizmalar oluşturulmalıdır.Yasamaya ilişkin ve bürokratik engeller sivil toplum kuruluşlarının mali sürdürülebilirliğine ket vurmaktadır. Kamu yararı statüsü kazanmak ve kaynak geliştirme izni almak üzere yetkililere başvuran sivil toplum kuruluşları, kuruşlar arasında ayrımcılık yapıldığına ilişkin şikayetlerde bulunmuştur.Sivil topluma yönelik kamu fonlarının dağıtımı yeterince şeffaf ve belirli kurallara bağlı değildir. Çok az sayıda sivil toplum kuruluşu, karmaşık ve belirsiz kriterler doğrultusunda karar alan Bakanlar Kurulu’nun izni ile kamu yararı statüsü elde etmiş ve vergi avantajından yararlanır durumdadır. Sivil toplum kuruluşlarından yüzde 1’den azı kamu yararı statüsüne haizdir. KDV muafiyeti prosedürünün, hak temelli sivil toplum kuruluşlarına yarattığı külfet devam etmektedir.Yargı Sistemi ve Temel HaklarTemel haklar alanında karışık bir görünüm izlenmektedir.Alanda, cinsiyet eşitliğini sağlamak üzere önemli değişiklik yoktur. Yargı mensuplarının dörtte bire yakını kadındır; kovuşturma ve yönetim kadrolarında ise daha da az temsil edilmektedirler.Adli yardım sistemi hakkında benimsenmiş bir genel strateji ve mevcut durumu gözden geçirmeye yönelik bir politika mevcut değildir. Adli yardımın kapsamını ve kalitesini izleyecek ve artıracak önlemler gerekmektedir. Kırsal bölgelerde ve dezavantajlı toplumsal kesimlerin üyeleri arasında adli yardım sistemine ilişkin farkındalık düzeyi sınırlı kalmıştır. Bu duruma, yargı sistemi üyeleri arasında cinsiyet eşitliğine ilişkin düşük düzeydeki farkındalığın eşlik etmesi sonucunda, kadınların adalete ve yargı hizmetlerine erişimindeki engelleri çoğalmaktadır.Türkiye, uluslararası insan hakları kuruluşlarına ilişkin olarak, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin opsiyonel protokolü ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 4,7 ve 12 numaralı ek protokollerini onaylamalıdır.Hükümet tarafından benimsenen ve 14 temel insan hakları alanını kapsayan 'Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi İhlallerinin Önlenmesine İlişkin Eylem Planı'nın tasarı aşamalarına sivil toplum kuruluşları dahil edilmemiştir. Genel bir temel haklar eylem planına hala ihtiyaç duyulmaktadır.Birleşmiş Milletler İşkencenin Önlenmesi Sözleşmesi ek protokolü (OPCAT) gereğince kurulması gereken Ulusal Önleme Mekanizması’nın görev ve yetkileri, hükümet tarafından Türkiye İnsan Hakları Kurumu’na atanmıştır. Kurumun bağımsızlığının güçlendirilmesi ve uzman sayısının artması gerekmektedir. TİHK ayrıca sivil toplum ve paydaşlar arasında insan hakları meseleleri ve kurumun faaliyetleri ile ilgili farkındalığı artırıcı çalışmalarını çoğaltmalıdır.Sivil toplum kuruluşlarının hapishaneleri izlemesine izin verilmemektedir.Kadın hakları ve cinsiyet eşitliği ile ilgili olarak, Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi Kanunu’nun uygulamasında sıkıntılar yaşanmaktadır. Bu kanun, saldırgan partnerlere karşı önleyici hapis tedbirleri getirmektedir. Uygulamanın etkisizliğine, hükümlerinin belirsizliğine, uzmanların yetkinlik düzeyinin ve ev içi şiddet ile ilgili personelin sayısının yetersizliğine ilişkin eleştiriler getirilmiştir. Sivil toplum kuruluşları hedeflerin, göstergelerin, izleme sisteminin ve faaliyetlere ayrılmış bütçenin olmamasına ilişkin üzüntülerini iletmiştir.Ev içi tacizlerin toplum nezdinde kabulü, cinsiyet temelli şiddet vakalarının az sayıda bildirilmesine eşlik etmektedir. Gösterilerde, polis gözetimi altında ve polis araçlarında taciz vakaları ihbar edilmiştir.Eğitim sistemi cinsel konularda ve üreme sağlığı hakkında çok az düzeyde bilgi sunmaktadır.İnsan Hakları ve Azınlıkların KorunmasıTürkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bütün kararlarını uygulama çabasını sürdürmelidir. Türkiye İnsan Hakları Kurumu’nun özerkliği artırılmalıdır. Eşitliği destekleyen ve ırkçılık, yabancı düşmanlığı, Yahudi düşmanlığı ve hoşgörüsüzlük ile mücadele eden bir yapı kurulmalıdır. İnsan hakları savunucularının çalışmalarına özel dikkat gösterilmelidir. Kolluk kuvvetlerinin işkence ve kötü muamele iddialarına karşı hızlı, tam, bağımsız ve etkin soruşturmaların yokluğu endişe yaratmaya devam etmektedir.Ayrımcılık ile mücadele mevzuatını ve uygulamasını AB müktesebatı ile uyumlu hale getirmek için daha ileri çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Mevzuatta cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılığa yönelik referans özellikle içerilmelidir.Azınlıkları ve azınlık gruplardan kişileri hedef alan nefret söylemlerini ve nefret suçlarını önleme ve cezalandırma çabaları sürdürülmelidir.Sosyal Politika ve İstihdamTürk İş Kanunu’nun AB müktesebatına uygun hale gelecek şekilde değiştirilmesi ve ilgili mevzuatın uygulanmasının geliştirilmesi gerekmektedir.Sosyal İçerme ve Sosyal KorumaSosyal içerme alanında, bütünlüklü ve kapsamlı bir politika çerçevesi oluşturma gereği hala devam ediyor. Gelir dağılımında eşitsizlik indeksi (GINI 0,402), AB ortalamasının üzerinde seyretmeyi sürdürüyor. Sosyal destek alıcılarının işgücüne katılmasına yönelik eylemlerin bazı olumlu sonuçlarıyla karşılaşılmıştır; durum, söz konusu politikaların gücünü ve etki alanını artırmak gereğini göstermektedir.T24
Malala Yousafzay: 'Nobel'i Haketmiyorum'
Nobel Barış Ödülü'ne layık görülen en genç kişi olan Malala Yusufzay, 'Nobel Barış Ödülü'nü hak etmediğimi söylüyordum. Hala da buna inanıyorum. Ama bu ödülün beni kampanyalarımı sürdürmek ve cesaretlendirmek için verildiğini biliyorum' dediBirmingham'da okuldayken ödülü aldığını öğrenen Malala Yusufzay, düzenlediği basın toplantısında ödüle layık görüldüğü için büyük onur duyduğunu ifade etti. 17 yaşındaki Malala, 'Ayrıca bu ödülü alan ilk Pakistanlı olduğum için gurur duyuyorum' ifadesini kullandı.Ailesine verdiği destekten dolayı teşekkür eden Malala, 'Babam her zaman bana, fazladan birşey vermediğini söyler. Ama babam kanatlarımı hiçbir zaman kırmadı. Babama, kanatlarımı kırmadığı, uçmama izin vererek amaçlarıma ulaşmamı sağladığı için minnettarım' diye konuştu.Ödüle layık görüldüğünü kimya dersindeyken öğrendiğini anlatan Malala, Nobel Barış Ödülü'nü almayı beklemediğini dile getirdi. Öğretmenlerinden birinin sınıfa girerek, Nobel Barış Ödülü'ne layık görüldüğünü kendisine söylediğini kaydeden Malala, 'Bazen duygularınızı ifade etmek çok zordur. Ama büyük onur duydum. Daha güçlü ve cesur hissettim. Ödüle layık görüldüğümü öğrenince okuldan çıkmadım, okul gününü sonlandırmaya karar verdim. Normal bir günmüş gibi davrandım' ifadelerini kullandı.'Bu son değil, başlangıç'Malala ödülün kendisini cesaretlendirdiğini ve bunun kendisi için bir 'son değil başlangıç olduğunu' söyledi. Her çocuğun okula gittiğini ve eğitim aldığını görmek istediğini dile getiren Malala, bu yöndeki kampanyalarını sürdüreceğini vurguladı. Politikacı olmak istediğini kaydeden Malala, sözlerini şöyle sürdürdü:'Nobel komitesinin bu ödülü sadece bana değil, seslerini duyuramayan, söz hakkı olmayan tüm çocuklara verdiğine inanıyorum. Bu çocukları savunuyorum, onların yanındayım. Çocukların kaliteli bir eğitim alma, mutlu bir yaşam sürme hakları var. Bu ödül özellikle onlar içindir. Nobel Barış Ödülü'nü hak etmediğimi söylüyordum. Hala da buna inanıyorum. Ama bu ödülün beni kampanyalarımı sürdürmek ve cesaretlendirmek için verildiğini biliyorum.'Pakistan ve Hindistan Başbakanlarına davetNobel Barış Ödülü'nü, Hindistanlı çocuk hakları savunucusu Kailash Satyarthi ile paylaştığı için büyük onur duyduğunu dile getiren Malala Yusufzay, 'Bu yılki ödülü, biri Pakistan'dan, diğeri Hindistan'dan iki kişi almış oldu. Biri Hinduizme, diğeri ise güçlü şekilde İslamiyete inanan iki kişi. Bu aynı zamanda insanlara, ülkeler ve dinler arası barış ve sevgi mesajı veriyor' diye konuştu.Malala, ödülü paylaştığı Satyarthi ile bugün telefonda görüştüğünü söyleyerek, çocukların eğitim hakları gibi çocuklarla ilgili birçok konuda birlikte çalışma kararı aldıklarını kaydetti. Pakistan ile Hindistan arasındaki ilişkilerin güçlenmesi için katkıda bulunmak istediklerini de ifade eden Malala, bu çerçevede Nobel Barış Ödülü'nün verileceği törene Pakistan ve Hindistan Başbakanlarını davet etti.Malala Yusufzay, 9 Ekim 2012'de okula gitmek için bindiği otobüste saldırıya uğramıştı. Otobüse binen bir Taliban militanı Malala'ya adını sormuş, daha sonra genç kıza üç kez ateş etmişti. Başından yaralanan Malala, saldırıdan 6 gün sonra tedavi için İngiltere'ye getirilmiş, Birmingham'daki Kraliçe Elizabeth Hastanesinde yaklaşık 3 ay kalmış ve kafatasına metal bir plaka yerleştirilmişti. Mart 2013'te taburcu edilen Malala, ailesi ile Birmingham'a yerleşmiş ve tekrar okula başlamıştı.Dünya
ABD: 'Türkiye'den İncirlik'i İstiyoruz'
ABD Savunma Bakanı Chuck Hagel, IŞİD’le mücadelede Türkiye’nin İncirlik Üssü’nü ABD’ye açmasını istedi. Hagel, Türkiye'nin Suriyeli ılımlı muhalif güçlerin eğitimine de yardım edebileceğini söyledi.Güney Amerika’ya 6 günlük seyahate çıkan Hagel uçakta gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye’nin IŞİD’le mücadeleye verebileceği en büyük desteğin ABD’nin operasyonlarda İncirlik Üssü’nü kullanmasına izin vermek olacağını söyledi. Hagel, Türkiye’den izin çıkması halinde ABD’nin Suriye’ye en yakın NATO üssü olan İncirlik’e çeşitli uçakları konuşlandıracağını ifade etti. ABD Savunma Bakanı, Türkiye’nin IŞİD’le mücadele için askeri kapasitesinin bulunduğunu ve bunun çok ‘değerli’ olduğunu da vurguladı.Güvenli bölge 'aktif bir şekilde değerlendirilmiyor'Savunma Bakanı, Türkiye’nin ılımlı Suriyeli muhalife eğitim ve teçhizat verilmesi konusunda da yardım etmesini istedi. Bu talepleri Türk yetkililerle bu hafta içinde görüştüklerini belirten Hagel, Ankara’nın Suriye içinde güvenli bölge talebinin ‘aktif bir şekilde' değerlendirilmese de Amerikan yetkililerin bu konuda görüş alışverişine açık olduklarını söyledi. Hagel daha önce tampon ya da güvenli bölgenin Washingon'ın planlamaları arasında yer almadığını açıklamıştı.ABD'den güvenli bölge için farklı açıklamalarTürkiye, Suriye içinde güvenli bölge talep ederken bu hafta ABD’den bu konuda birbiriyle çelişen açıklamalar geldi. Pentagon Sözcüsü John Kirby bunun gündemlerinde olmadığını açıkladı. Ancak Dışişleri Bakanı John Kerry ise ‘tampon bölge’ fikrinin incelenmeye değer olduğunu söylemişti.Aljazeera
Sedat Peker'den İlginç Davutoğlu İddiası!
Yeraltı dünyasının ünlü isimlerinden Sedat Peker, kişisel internet sitesinden açıklamada bulundu.MHP yönetimine eleştiriler getiren Sedat Peker, açıklamasında Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun eski ülkücü olduğunu ve okul başkanlığı yaptığını ifade etti.Sedat Peker, MHP yönetimine ilişkin açıklamalarının ardından kendisine eleştiride bulunanlara yanıt verdiği yeni açıklamasında önemli bilgilere yer verdi. Peker, “Başbakan Davutoğlu eski ülkücü ve okul başkanı” dedi.Sedat Peker, açıklamasında şunları söyledi“Sayın Davutoğlu’nun AK Parti’nin başına getirilme sebebi olarak Milliyetçi Hareket Partisi’nin oylarına yönelik bir yol izleyeceklerinin en bariz göstergesi olduğunu söylediğimde ve Sayın Davutoğlu’nun eski ülkücü olduğunu, okul başkanlığı yaptığını yazdığımda bazı detaylı açıklamalar yaptıktan sonra da bu çalışmanın MHP tabanında karşılık bulabileceğini söylediğimde MHP üst yönetimi ve onların yakını olan gazeteciler beni AK Parti’ye el altından çalışmakla suçladılar. Ancak son günlerde kendilerine yakın gazetecilerde köşe yazıların da bu konuya değinip MHP üstü yönetimini dikkatli olmaları konusunda uyarıyorlar.”İnternethaber
Twitter CEO'su IŞİD'den Ölüm Tehdidi Alıyor!
Twitter CEO'su Dick Costolo, IŞİD'den ölüm tehditleri aldığını açıkladı.İngiliz Independent gazetesinin haberine göre, Costolo yaptığı açıklamada kendisinin ve çalışanlarının sürekli ölüm tehditleri aldığını belirterek militanların sosyal medya hesaplarının kapatılmasından dolayı sinirli olduklarını belirtti. 'IŞİD bağlantılı hesapları kapatmaya başladığımızdan bu yana bazı örgüt üyeleri Twitter çalışanlarına suikast düzenlenmesi gerektiği tehdidini savuran mesajlar atmaya başladı' diye konuşan Costolo Twitter'ın sosyal yapıyı değiştirmek için bir yol olduğunu ve 'kötü yol saptırılmasına' izin vermeyecekleri de sözlerine ekledi.CNNTürk
Reklam
‘Erdoğan’ın Kobani’ye Kayıtsızlığının İki Nedeni Var: IŞİD Sempatisi ve Kürt Antipatisi’
ABD’nin saygın dergilerinden The New Yorker’ın internet sitesinde yayınlanan yazıda, Türkiye’nin Kobani karşısındaki kayıtsızlığı iki nedene bağlandı: IŞİD sempatisi ve Kürt antipatisi.Deneyimli Ortadoğu analistlerinden Dexter Filkins imzalı yazıda, koalisyon ülkelerinin hava bombardımanına rağmen IŞİD’in Kobani’ye ilerleyişinin durdurulamadığına dikkat çekildikten sonra, neden olarak, Türkiye’nin ABD’ye destek vermemesi gösterildi.‘Erdoğan’ın önceliği başka’“Erdoğan Kobani’yi IŞİD’in insafına terk etmekten memnun. Türk askerleri mevzilerinde Kobani’nin kuşatılmasını öylece izliyor” diye yazan Filkins, Erdoğan’ın bu tavrını şöyle yorumladı: “Şaşacak bir şey yok. Çünkü Mevzu IŞİD olunca, Erdoğan’ın başka öncelikleri var. Özeti şu: IŞİD, Türkiye’nin hararetle desteklediği bir amaç güdüyor: (Suriye lideri Beşar) Esad’ın devrilmesi. İşte bu yüzden Türkiye bu örgüte karşı yürütülen mücadeleye katılmakta isteksiz.”‘Çünkü onlar Kürt’Yazıda, Türkiye’nin Suriyeli Kürtlerin yardımına koşmaktaki isteksizliğinin ikinci nedeni şöyle anlatıldı: “Çünkü onlar Kürt. Suriyeli Kürtlerin baskın örgütü PYD, PKK’nın uzantısı. Türk hükümetinin de Kütlere, hele hele PKK’ya yardım etmek gibi bir alışkanlığı yok.”Filkins gerçek sorunun Amerikan politikası olduğunu da savunarak, IŞİD’in havadan bomba atarak yok edilemeyeceğini belirtti: “Diplomasinin klasik problemlerinden biriyle karşı karşıyayız. Araçlar amaca uygun değil.”Yazı, “ Bobma atmak yeterli değil. Öyle görünüyor ki öyle olduğunu yakında Kobani’de göreceğiz” ifadesiyle son buldu.Diken
Reklam
Motorine Sürpriz İndirim!
Motorin litre başı fiyatlara İstanbul ve Ankara'da 10 kuruş indirim geldi.Motorin 10 kuruş ucuzladı. İndirimin ardından motorinin pompa fiyatı İstanbul'da litre başına 4,34'ten 4,24'e geriledi. Ankara'da da 4,38'den 4,28'e geriledi. İndirimin bu geceden itibaren fiyatlara yansıması bekleniyor.Yenişafak
YPG'den Kobani'de Son Durum Açıklaması
Reuters'e konuşan Suriye İnsan Hakları Gözlemevi Başkanı Rami Abdulrahman, IŞİD'in Kobane'nin yüzde 40'ını ele geçirdiğini ileri sürdü.Abdulrahman, IŞİD'lilerin yönetim binalarının bulunduğu güvenlik merkezini de büyük ölçüde kontrol ettiğini iddia etti.Abdurrahman, IŞİD'in kentin doğusunda bazı alanların kontrolünü sağladığını güneyinde ise daha küçük alanları kontrol edebildiğini söyledi.YPG'DEN AÇIKLAMAYPG Basın Merkezi Kobani'yi işgal etmek amacıyla başlatılan saldırıların 25'inci gününde yoğun bir şekilde devam ettiğini bildirdi.IŞİD'in şehir dışına konumlandırdıkları top ve füze rampaları ile şehir merkezini bombaladığı duyuruldu.YPG Basın Merkezi, Kobani'deki son duruma ilişkin yaptığı açıklamada, son iki gündür saldırıların tırmandığını bildirdi. Açıklamada son 24 saatte en az 37 IŞİD militanının ve 5 YPG'linin de çatışmada öldüğü ifade edildi.Yapılan açıklamada, 'Şehre girme ısrarlarına rağmen başarılı olamayan çeteler şehir dışında konumlandırdıkları top ve füze rampalarıyla şehir merkezinde sivillerin bulunduğu alanlara yönelik bombardımanlar düzenlemektedir' denildi.Demokrat Haber
Kobanê Eylemlerinde Ölü Sayısı 37'ye Yükseldi
AKP’nin IŞİD kuşatması altındaki Kobani’ye yönelik politikalarını protesto etmek amacıyla başlayan eylemlerde, Diyarbakır’da bugün tedavi olan iki kişinin daha hayatını kaybetmesiyle ölü sayısı 37’e yükseldi.Salı gecesi yaralanmışlardıSalı gecesi tırmanan gerilimle, iki gün içinde Diyarbakır, Mardin, Siirt, Adana, Van, Batman ve Muş’ta toplam 25 kişi yaşamını yitirmişti. 10 kişinin öldüğü Diyarbakır’da o gece yaralanan Cumali Güneş ile Murat Dağ da yaşam mücadelesini kaybetti. Diyarbakır’daki ölü sayısı 12’ye yükseldi.Bingöl’de dün gece Emniyet genel müdürünün aracına saldırı düzenlenmesi sonucu altı kişi daha hayatını kaybetti. Gaziantep’te ise IŞİD’in Kobani’ye saldırılarını protesto için gösteri yapanlarla karşıt görüşlü bir grup arasında iki farklı mahallede çıkan çatışmalarda dört kişi hayatını kaybetti.Dokuz şehirde kan döküldüOlaylarda Diyarbakır’da 12, Mardin’de altı, Bingöl’de altı, Siirt’te beş, Gaziantep’te dört, Adana’da bir, Van’da bir, Batman’da bir ve Muş’ta bir kişi hayatını kaybetti.Ölenlerin isimleri şöyle:Diyarbakır (12 ölü): Turan Yavaş, Hasan Gökyüz, Riyat Güneş, Hüseyin Ahmet Dakak, Mahmut Enes, Süleyman Kale, Yusuf Tokar, Mahsun Çoban, Uğur Özbay (19), Baver Şeyhanlıoğulları (18), Cumali Güneş ve Murat Dağ,Bingöl (Altı ölü): Emniyet Müdür Yardımcısı Atıf Şahin, Komiser Hüseyin Hatipoğlu ve ismi belirlenemeyen dört kişi,Mardin (Altı ölü): Sinan Toprak (18), Bilal Geze (29), Mehmet Erdoğan (22), Suudi vatandaşı Fehad İbrahim Elduveric (45), Suriye vatandaşı Abdullah Muhammed Latif (43), Abdülkerim Seyhan (27),Siirt (Beş ölü): Yusuf Çelik (17), babası Necmettin Çelik (45), Mehdi Erdoğan (35), Davut Nas (19), Kamil Taş (28),Gaziantep (Dört ölü): Ömer Uçeker (27), Sevgi Alıcı (16), Süleyman Balcı (15),Adana (Bir ölü): Ahmet Albay (65),Muş (Bir ölü): Hasan Buksur (25),Batman (Bir ölü): Emrah Demir (23),Van (Bir ölü): Hamit Caner (55).
Reklam
Diyarbakır Emniyeti'nde 60 Özel Harekâtçı Tasfiye Edildi
Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü'ndeki tasfiye dalgası bu sefer Özel Harekât Şube Müdürlüğü'nde yaşandı. Yıllardır terörle mücadelede aktif rol alan 60 özel harekâtçı polis hiçbir gerekçe gösterilmeden özel harekat şubesinden çıkarıldı.Türkiye'yi sarsan yolsuzluk ve rüşvet operasyonu sonrasında Emniyet'te başlatılan tasfiye furyası, ülke genelinde yaşanan olaylara rağmen devam ediyor. 17 Aralık'ta yapılan büyük yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun ardından polis teşkilatında art arda yaşanan görevden almalar Diyarbakır'da kıyıma dönüştü. Diyarbakır'da şuana kadar 'paralel' olduğu gerekçesiyle 2 bin 500 polis görevden alınarak farklı bir birime atandı ya da tayini çıkartılarak başka bir şehre gönderildi. Daha önce İstihbarat ve TEM şubenin de aralarında bulunduğu bütün şube müdürleri, şube müdür yardımcıları, baş komiserler ile alanında uzman yüzlerce polis memuru tasfiye edildi. Son olarak geçtiğimiz hafta Özel Harekat Şube Müdürlüğü'nde görevli 60 polis memuru 'paralel' olduğu gerekçesiyle şubeden çıkarıldı. Yıllarını terör örgütleriyle mücadelede geçiren polis memurları, karakollara ve dış ilçelere görevlendirildi. Diyarbakır'da daha önce de aynı şubede görev yapan polis memurları, Lice ve Kulp gibi terörün yoğun olduğu ilçelere gönderilmişti.Bu arada 50 PKK'lının ses getirecek eylemler yapmak üzere Diyarbakır'ın Dicle ilçesi kırsalına gönderildiği şeklinde istihbarat alındığı belirtiliyor.İsmail Avcı
15 Şaşırtıcı Fotoğrafla Baykuşların Kamuflaj Sanatı
Baykuşlar avlanmak için gece karanlığını ve süper sessiz kanatlarını kullanırlar. Fakat gündüzleri de yırtıcılardan korunmalı ve dinlenmelilerdir. Bu yüzden harika birer kamuflaj üstadına dönüşen baykuşların seçmekte zorlanacağınız fotoğrafları sizlerle.İyi eğlenceler dileriz...
Reklam
Münevver Karabulut'un Ailesinden Cem Garipoğlu İntiharıyla İlgili Açıklama
Münevver Karabulut'un amcası Hüseyin Karabulut, yeğenini öldürmekten 24 yıl hapis cezasına mahkum edilen Cem Garipoğlu'nun cezaevinde intiharına ilişkin, 'Cem Garipoğlu'nun cezasını çekeceğini, intihar edeceğini beklemiyorduk. Bu, tasvip etmediğimiz bir olay' dedi.Karabulut yaptığı açıklamada, olayla ilgili fazla söylenecek sözleri olmadığını belirtti.Garipoğlu'nun intihar etmesinin yeğeninin mezarında rahat uyumasını sağlamayacağına dikkati çeken Karabulut, 'Çocuk mezarında nasıl rahat uyuyacak, bunca çekilenlerden sonra. Biz, Cem Garipoğlu'nun cezasını çekeceğini, intihar edeceğini beklemiyorduk. Bu, tasvip etmediğimiz bir olay' diye konuştu.AA
Reklam
Soma A.Ş. Üretimi Durdurdu
Manisa Soma'da 301 kişinin öldüğü maden faciasının yaşandığı Eynez kömür ocağını çalıştıran Soma Kömür İşletmeleri A.Ş., Cuma öğleden sonra Soma'daki tüm üretimini durdurdu.Soma Kömür İşletmeleri A.Ş., Manisa Soma'daki Işıklar maden ocağında 10 Ekim Cuma günü öğleden sonra üç vardiya halinde çalışan bin 200 işçiye madeni kapattıklarını duyurdu.DHA'ya konuşan Soma Kömür İştetmeleri'nin bir yöneticisi, 'Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Enerji Bakanlığı'nın denetimleri sonucu Işıklar maden ocağında dördüncü ayakta 30 metre uzunluğundaki bir alanda üretim yapmamıza izin verilmişti. Biz de bir aylık çalışma sonunda burayı bitirdik. İki bakanlık anlaşıp işin devam etmesi konusunda izin veremedi. Bunun üzerine şirket de madeni kapatma kararı aldı' dedi.Aynı yetkili, 'İşçiler işsiz mi kalacak' sorusuna, 'Zaten iki maden ocağımız Atabacası ve kazanın yaşandığı ocak Eynez kapalı durumdaydı. Burada da üretim yapılmazsa işçiler değil yönetici olarak bizler bile işsiz kalırız. Kesin sonuç şirketin yönetim kurulunun Pazartesi günkü toplantısında belli olacak' dedi. Karar üzerine Maden İş Sendikası şubelerinin yöneticileri acil toplantı kararı aldı.Manisa'nın Soma ilçesinde 13 Mayıs'ta 301 madencinin hayatını kaybetmesine neden olan maden faciasının yaşandığı Eynez kömür ocağı ile Işıklar ve Atabacası maden ocaklarını işleten Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.'nin faciadan sonra tüm faaliyeti durdurulmuştu. Daha sonra şirketin sadece Işıklar maden ocağında bir bölgede kömür çıkarmasına izin verilmişti.Aljazeera
Kapatılan Polis Okulu Arazisinin Havadan Görüntülendi
Bakanlar Kurulu kararı ile kapatılan Etiler Polis Meslek Yüksek Okulu'nun arazisi DHA Gökyüzü Kamerası tarafından havadan görüntülendi. 32 bin metrekarelik arsa içinde bulunan okul arazisi binaları ve spor sahaları ile şu an terk edilmiş bir görünüm içinde yer alıyor.Etiler Polis Yüksek Okulu, Resmi Gazete'de dün yayınlanan Bakanlar Kurulu kararı ile resmen kapatıldı. Okulun Etiler'in göbeğinde bulunan 32 bin metrekarelik arazisinin ne olacağı ise şu an tartışma konusu. Havadan okul arazisi üzerinde yaptığımız çekimlerde, büyük bir bina, geniş bir spor bahçesi, basketbol ve voleybol sahalarından oluşan okulun şu an terk edilmiş olarak beklediği görülüyor. Dersliklerin bulunduğu bina bölümünün çatısında ise bazı hasarlar var.MÜTHİŞ MANZARAİmar planında 100 bin metrekare inşaat izni verilerek yüksekliğin serbest bırakıldığı belirtilen arsa, üzerine yapılacak yeni binaları beklerken, arsa üzerinde yaptığımız çekimler müthiş manzarayı da ortaya çıkardı. 100 metre ile 150 metre arasındaki yüksekliklerden yaptığımız çekimlerde, arsanın Akmerkez'e bakan tarafından Boğaz'ın bir bölümünü görülürken, Levent tarafına doğru bakıldığında ise İstanbul'un büyük bölümünü görmek mümkün.CHP SORU ÖNERGESİ VERDİBu arada, CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, Etiler Polis Measlek Yüksek Okulu hakkında 16 Ocak'ta verdiği soru önergesinin 'yanıtsız bırakılması' nedeniyle, yeni bilgilerle güncelleyerek TBMM Başkanlığı'na okul arazisi hakkında yeni bir soru önergisi sundu.İçişleri Bakanlığı tarafından yazılı olarak yanıtlanması istemiyle verilen soru önergesi şöyle:'1. İstanbul Etiler Polis Okulu'nu neden kapattınız? Okulun kapatılması 32 dönümlük bu arazinin riskli alan edilmesinden mi kaynaklanmaktadır?2. Etiler Polis Okulu arazisinin 2012 yılında önce İBB KİPTAŞ'a oradan da TOKİ'ye ve nihai olarak bir özel şirkete devredildiği/satıldığı doğru mudur? Bu bilgi doğruysa her devir işleminin tarihi ve imzalanan protokollerin tarafları/imzacıları ve protokollerin içerikleri nedir, protokolde arazi bedeli için öngörülen değer kaç TL'dir?3. 32 dönümlük arazinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan'ın ortağı olduğu Bosphorus şirketine devredildiği bilgisi doğru mudur?4. Piyasa değeri 1 milyar dolar olan Etiler Polis Okulu arazisi Bosphorus isimli şirkete ihalesiz satış bedeli 460 milyon dolar karşılığında mı verildi? Bosphorus Şirketinin ortakları arasında Başbakanlık Yatırım Ajansı yetkilileri, Suudi Arabistanlı İşadamları ve El Kaide finansörü olarak bilinen Yasin El Kadı ile oğlu da bulunmakta mıdır? Bilal Erdoğan bu ihalenin verilmesinde aracı olmuş mudur?5. Söz konusu 32 bin m2'lik arazi hangi tarihte düzenlenen protokol ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanlığı ve bağlı şirketlerine devredildi? Söz konusu protokolü imzalayan taraflar kimlerdir, imzacı yetkililerin isimleri nedir? Protokol uyarınca söz konusu arazi için protokolde belirlenen maddi değer kaç TL'dir?6. Protokolün içeriği ve bir örneği nedir? Bazı illerde TOKİ aracılığıyla polis lojmanı ve meslek yüksekokulu yapılması da protokol kapsamında mıdır?7. Önceki İçişleri Bakanı Muammer Güler'in seçim bölgesi olan Mardin'de polis lojmanı ve polis meslek yüksekokulu inşa edilmesi de taahhütlere arasında mıdır? Bu taahhüt yerine getirilmiş midir? Devir protokolü uyarınca belirlenen taahhütler nelerdir, bunların hangileri yerine getirilmiştir?8. Söz konusu arazinin imar planlarında, devir sonrasında herhangi bir değişikliğe gidildi mi, değişiklik yapıldıysa tarihi ve içeriği nedir? Arazinin devir sonrasında ticaret merkezine çevrilmesinin gerekçesi nedir, bu değişiklik talebini kim istedi?9. Söz konusu arazinin emsal inşaat oranı, devir öncesinde ve sonrasında kaç olmuştur?10. Bakanlığınız ile yapılan protokol sonrasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi bu araziyi devralmasıyla birlikte burası ile ilgili hangi tasarruflarda bulunmuştur?11. Bu konuyla ilgili olarak 16 Ocak 2014 tarihinde size yönelttiğim 7/38122 sayılı soru önergemi neden yanıtlamıyorsunuz?'DHA
TSK: Suriye Tarafından Sınıra Yaklaşan Grup Askerlere Ateş Açtı
GENELKURMAY Başkanlığı, dün Kobani’ye IŞİD tarafından yapılan saldırıları protesto etmek isteyen 4 bin - 5 bin kişilik bir grubun mayınlı sahaya girdiğini, bu esnada hududun Suriye tarafından bölgeye yaklaşan başka bir grubun askerlere ateş açtığını, askerlerin karşılık vererek grubun hududa yaklaşmasını engellediğini açıkladı. Olayda, Türkiye tarafındaki gruptan biri ağır olmak üzere 4 kişinin yaralandığı belirtildi.Genelkurmay Başkanlığı’ndan yapılan yazılı açıklama şöyle; 'Türkiye - Suriye hududunda, Kara Kuvvetleri 4’üncü Hudut Alay Komutanlığı (Mardin) Kapı Hudut Karakol Komutanlığı sorumluluk bölgesinde, Türkiye tarafından gelerek Suriye / Ayn El Arab ilçesine IŞİD tarafından yapılan saldırıları protesto etmek isteyen 4000-5000 kişilik bir grup, 2’nci Derece Askeri Yasak Bölge içerindeki mayınlı sahaya girmişler, bilahare 1’inci Derece Askeri Yasak Bölgedeki hudut nöbet kule ve mevzilerine doğru ilerlemeye başlamışlardır. Nöbetçilerin 'DUR' ve 'Mayınlı Sahayı Terk Et' konusundaki ikazlarına rağmen ilerlemeye devam eden söz konusu gruba, bölgede görevli hudut personeli tarafından önce havaya, sonra yere ve daha sonra söz konusu şahısların yanlarına ikaz ateşi açılmıştır. Açılan ikaz ateşlerine rağmen grubun, ilerlemeye devam etmesi ve hudut hattında görevli askerlerin üzerine yürümesi üzerine, askerlerimiz tarafından uyarı ateşlerine devam edilmiştir. Bu esnada hududun Suriye tarafından bölgeye yaklaşan başka bir grup da yine aynı bölgede askerlerimizin bulunduğu kule ve nöbet mevzilerine yaklaşmaya başlamış, anılan gruba da gerekli uyarılar yapıldıktan sonra, havaya uyarı ateşi açılmıştır. Ancak, Suriye tarafındaki söz konusu grup, uyarı ateşi üzerine, hedef gözetmeksizin askerlerimizin üzerine ateş açmaya başlamıştır. Askerlerimiz, derhal ateşe ateşle karşılık vermiş ve grubun hududa yaklaşmasını engellemiştir. Olayda, Türkiye tarafındaki gruptan biri ağır olmak üzere dört kişi yaralanmıştır.'Genelkurmay: Bingöl Saldırısını Bölücü Terör Örgütü GerçekleştirdiGenelkurmay Başkanlığı, Bingöl'deki emniyet müdürüne yönelik saldırıyla ilgili açıklama yaptı. Eylemin 'bölücü terör örgütü' tarafından gerçekleştirdiği belirtildi.Genelkurmay, Bingöl'de iki polisin şehit, il emniyet müdürünün yaralanması olayıyla ilgili açıklama.Genelkurmay'ın sitesinde yer alan açıklama şöyle;'Bölücü Terör Örgütü mensubu teröristler tarafından, Bingöl / Merkez'de, İl Emniyet Müdürü ve beraberindeki ekibe yapılan silahlı saldırıyı müteakip, olay yerinden kaçan Bölücü Terör Örgütü mensubu teröristlerin yakalanması maksadıyla, Genç-Bingöl karayolunda, Genç İlçe Jandarma Komutanlığı ve Emniyet Müdürlüğü Ekiplerinin, Genç Köprüsü mevkiinde, birlikte yaptığı yol emniyet ve kontrol faaliyeti esnasında, Yol emniyet ve kontrol görevi icra eden unsurlara, yaklaşan bir araçtan, uzun namlulu silahlarla ateş açılmıştır.Milliyet
Reklam