onedio
Dünyanın En Uzun Köpeği Hayatını Kaybetti
Burnundan kuyruğuna iki metre 13 santimetrelik uzunluğuyla 2013′te Guiness Rekorlar Kitabına giren Zeus adlı köpek, beş yaşında hayatını kaybetti.Dünyanın Yaşayan En Uzun Köpeği unvanlı Danua cinsi köpek, 6′ıncı doğum gününe iki hafta kala hayata gözlerini yumdu. Bu cins köpeklerin ortalama ömürlerinin 6 ila 8 yıl arası olduğu belirtildi.Zeus’u sekiz aylıkken evlerine alan Kevin Doorlag, çok üzüntülü olduklarını ve aşık oldukları köpeklerinin etrafındaki insanları her zaman gülümsetmeyi başardığını söyledi.Doorlag, Zeus’la ilgili en çok karşılaştıkları sorunun “Bu bir köpek mi, yoksa at mı?” olduğunu söyleyen Doorlag, köpekleri için Facebook’ta kurdukları sayfadan aldığı mesajlar karşısında da çok duygulandıklarını belirtti.Diken
Trafik Polisleri Mini Yaka Kamerası Takacak
Adana Emniyet Müdürlüğü' nden yapılan açıklamaya göre, Trafik Denetleme Şube Müdürlüklerinde denetimlerin daha şeffaf ve düzenli bir şekilde yapılmasının sağlanması amacıyla başlatılan uygulamada, ilk olarak Adana'da görevli 40 ekibe yaka kamerası takıldı.Proje kapsamında, gelişen teknolojiye bağlı olarak trafik denetim ve uygulamaları sırasında trafik polisi ile vatandaş arasında yaşanmakta olan sorunların, iddiaların ve şikayetlerin engellenmesi, etkin bir denetleme ortamı oluşturulması amaçlanıyor.' Özel hayatın gizliliği ' kuralına azami ölçüde riayet edilerek yapılacak uygulamada, her türlü hava koşullarında gece ve gündüz kullanılabilen yaka kameraları ile 12 mega piksel HD görüntü kalitesinde 8 saat kesintisiz görüntü alınabilecek. Trafik ekipleri sürücülerle görüşmeye başlarken 'Yapacağımız tüm işlemler kamerayla kayıt altına alınacaktır' uyarısında bulunacak.Alınan görüntüler Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü arşivinde 30 gün saklanacak , itiraza veya soruşturmaya konu olabileceği değerlendirilenler ise 6 ay saklanacak. Yürütülen adli ve idari soruşturmalarda talep eden birimlere görüntüler gönderilerek delil olarak kullanılması sağlanacak.Kaynak: AA
Dışişleri Bakanlığı'nda ABD Ekibi İle 'Kapı Krizi'
ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'nin sadece Dışişleri Bakanı'nın kullanması gereken kapıdan girmek istemesine Başbakanlık polisleri müdahale ettiBaşbakan Ahmet Davutoğlu 'nun ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ’i Başbakanlık Merkez Bina'da kabulunda, ABD heyeti ile koruma polisleri arasında 'kapı krizi' yaşandı.Hürriyet.comtr'nin haberine göre, ABD elçiliğinin cipi ile geldiği Başbakanlık Merkez Bina’nın protokol kapısının merdivenlerinden çıkan Kerry’i, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jen Psaki ile yardımcıları da takip etti.Kerry’nin ekibinde bulunanların da yalnızca Dışişleri Bakanı’nın girmesi gereken kapıyı kullanmak istemesi üzerine Başbakanlık koruma polisleri müdahale etti.ABD’li yetkililerin devreye girmesi ile Türk korumalar, ABD heyetindekilerin normal şartlarda kullanmaması gereken bu kapıdan geçişine izin verdiler.T24
Kafası Kesilen Gazetecinin Annesi Tutuklanmakla Tehdit Edilmiş
IŞİD militanları tarafından kafası kesilerek öldürülen ABD'li gazeteci James Foley'in annesi, ülke yönetiminin oğlunu yüzüstü bıraktığını söylediIrak Şam İslam Devleti militanları tarafından kafası kesilerek öldürülen ABD'li gazeteci James Foley 'nin annesi Diane Foley , yaptığı açıklamada ABD hükümetinin oğullarını yüz üstü bıraktığını söyledi.CNN'e konuşan James Foley’nin annesi, ABD hükümetinin davranışlarından “utandığını ve dehşete düştüğünü” belirterek, hükümetin aileyi “rahatsızlık verici” kabul ettiğini söyledi.Foley, oğullarının serbest bırakılması için fidye ödemek istediklerinde ise ABD hükümetinin kendilerini tutuklamakla tehdit ettiğini açıkladı.'Ülkesinin onu kurtarmaya geleceğine inanıyordu'Diane Foley şöyle devam etti: 'Jim’in serbest bırakılması için çabalarımız hükümeti rahatsız etti. Oğlumun serbest bırakılması ABD’nin stratejik çıkarları arasında değildi. Bize yalnızca, onun ‘mucizevi’ bir şekilde serbest kalacağına güvenmemizi söylediler. Ve serbest bırakılmadı. Ülkemizin Jim’i yüzüstü bıraktığını hissediyorum. Jim bunu bilseydi çok üzülürdü. O, en sonuna kadar ülkesinin onu kurtarmaya geleceğine inanıyordu. Jim çok korkunç bir şekilde öldürüldü. Koordinasyon ve iletişim eksikliği ve öncelik verilmemesi nedeniyle öldürüldü.'T24
Reklam
Süper Spor Mercedes-AMG GT Dünyaya Tanıtıldı
Mercedes-Benz spor otomobillerinin en yenisi Mercedes-AMG GT, AMG’nin merkezi Affalterbach’da gerçekleştirilen görkemli bir etkinlik ile ilk kez dünyaya tanıtıldı. Mercedes-AMG spor otomobillerinden beklenebilecek her özelliği sunan en özel araç olma ünvanını almaya hazırlanan Mercedes-AMG GT, olağanüstü bir tasarıma sahip. 1950’li yılların efsanevi “martı kanat” Mercedes-Benz 300 SL modelinin yeniden yorumlanması ile ortaya çıkan Mercedes-Benz SLS AMG’den sonra AMG tarafından geliştirilen ikinci spor otomobil Mercedes-AMG GT, hem tasarımı hem de iki ayrı motor seçeneği ile spor otomobil severlerin yeni tutkusu olacak.Mercedes-Benz çatısı altındaki performans markası AMG’nin, tamamını kendi bünyesinde geliştirerek ürettiği ikinci yepyeni spor otomobil modeli Mercedes-AMG GT dünyaya tanıtıldı. Mercedes AMG GP pilotu Nico Rosberg ve 5 şampiyonluk ile DTM'nin (Deutsche Tourenwagen Masters) en çok kazanan pilotu Bernd Schneider’in de katıldığı renkli etkinlik, AMG’nin merkezi Affalterbach tesislerinde düzenlendi. Alüminyüm gövdesi ve ön kaputa yerleştirilen motoru ile en yüksek standartlarda sürüş deneyimi sunan yepyeni Mercedes-AMG GT, sahneye çıktığı anla birlikte spor otomobil tutkunlarını büyüledi.Mercedes-AMG GT, Mercedes-Benz spor otomobillerinden beklenebilecek her türlü özelliği sunan en özel araç olma ünvanını almaya hazırlanıyor.‎ Yeni Mercedes-AMG GT, sürüş dinamikliği, yarış otomobili performansı, segmentine yepyeni standartlar getiren yakıt tüketimi ve verimliliği ile günlük kullanıma uygun fonksiyonelliği bir arada sunuyor ve bu segmentte tüm bunları yapabilen tek otomobil olma iddiasini taşıyor.Hem yolda hem de yarış pistinde en üst düzeyde sürüş keyfiİki farklı motora sahip olacak aracın Mercedes-AMG GT versiyonu 462, Mercedes-AMG GT S versiyonu ise 510 beygir gücüne sahip olacak. Affalterbach tesislerinde titiz çalışmalar sonucu geliştirilen yepyeni Mercedes-AMG GT, 4,0 litre-V8-biturbo motoru ve Mercedes-Benz Intelligent Drive teknolojisi sayesinde yolda ve yarış pistinde en üst düzeyde sürüş keyfi sunmaya hazır.Mercedes-AMG GT olağanüstü tasarımı ile yollara çıkmaya hazırOlağanüstü bir tasarıma sahip bu yepyeni spor otomobil, güçlü ve dinamik görüntüsü ve sunduğu üstün sürüş performansıyla otomobil severleri kendisine hayran bırakacak. 1950’li yılların efsanevi “martı kanat” Mercedes-Benz 300 SL modelinin yeniden yorumlanması ile ortaya çıkan Mercedes-Benz SLS AMG’den sonra AMG tarafından geliştirilen ikinci spor otomobil olan Mercedes-AMG GT, dışında olduğu kadar iç görünümünde de sportif bir tasarım sunuyor. Sürücü kabininde kullanılan çizgiler ve seçilen tasarım elemanları ile gerçek bir kokpit duygusu yaşatan araç, efsanevi tarihçesini koruyor.teknolojioku
IŞİD 'Türkiye Sınırını Geçme Rehberi'ni İnternette Yayımlamış!
AKP hükümetinin Suriye’deki iç savaşın başından bu yana izlediği sınır politikası tartışılırken, IŞİD militanlarının Türkiye’den Suriye ve Irak’a nasıl geçmeleri gerektiğine dair birbirlerine ‘ nasihat ‘ verdikleri bir blog ortaya çıktı. Buzfeed sitesinin haberine göre, blogda cihatçılara havaalanından sınırı geçene kadar yaşayacakları olası sorunlar ve ‘ çözüm ‘leri anlatılıyor.'Sınırı geçmek yazı-tura gibi'‘ Öncelikle, Türkiye’de sizi durdurabilecekleri iki nokta var ‘ denilen blogda, militanların pasaport işlemleri sırasında havaalanındaki yabancılar şubesi ve güney sınırına ilerlerken yakalanma ihtimali bulunduğu vurgulanıyor. Yazıda, ‘ polis tarafından durdurulanların otomatik olarak sınır dışı edilmediği ya da tutuklanmadığı ‘ ifadesi dikkat çekiyor ve bu durum ‘yazı- tura’ olarak tanımlanıyor.Blogda militanlara, Türkiye’ye giriş yaparken tutuklanmalarının daha önceki sabıka kayıtlarına da bağlı olduğunun hatırlatılmış. Fakat yazar, FBI tarafından aranan bir kişinin tüm arama noktalarından geçmeyi başardığını belirtmeyi de ihmal etmemiş.'Sizi sınır dışı etmeleri zor, unutmayın'Blogda, havaalanındaki pasaport kontrolü sonrasında bilinmesi gerekenler de şöyle sıralanmış: ” Turist vizeniz varsa, hakkınızda uluslararası arama emri yoksa, bir terörist listesinde adınız geçmiyorsa ve valizinizde ya da beraberinizde suçlamaya neden olacak bir madde taşımıyorsanız, Türk yetkililer sizi tutuklayarak sınır dışı edemez. Tek yapabilecekleri sizi durdurmak, kimliğinizi (çoğunlukla pasaportunuzu) istemek, birkaç soru sormak, muhtemelen sizi karakola götürmek ve birkaç soru daha sormak olacaktır. Bunun dışında yapabilecekleri fazla bir şey yok .”'Türk yetkililer El Kaide'yle IŞİD arasındaki farkı anlamadı'Blogda, militanlara polis tarafından durdurulmaları halinde sorulabilecek sorular ve verilmesi gereken yanıtlar da şöyle sıralanıyor:Türkiye’ye geliş amacınız ne?Suriye’ye mi gidiyorsunuz?Terörist misiniz?El Kaide ile bağlantınız var mı? Suriye’ye El Kaide’ye katılmaya mı gidiyorsunuz?Yazıda, ‘ Türk yetkililerin El Kaide’yle IŞİD arasındaki farkı hala anlamadığı ‘ savunuluyor; ” El Kaide ve IŞİD’i hala aynı şey zannediyorlar. Siz tüm bağlantıları reddedin ve turist olduğunuz konusunda ikna edici olun’ ‘ deniliyor.'Otobüs kullanın'Militanlar, uçak biletlerini gidiş- dönüş almaları, vize ve pasaportlarını güvenli bir yerde tutmaları, yanlarında bıçak gibi eşyalar taşımamaları ve telefonlarında kanıt oluşturacak her şeyi silmeleri konusunda da uyarılıyor. Yazıda ‘ sınır bölgelerine giderken otobüs kullanılmasının önemli olduğu ‘ da belirtilmiş.Yazının ikinci bölümüyse kadın cihatçılara ayrılmış. Bu bölümde verilen ‘ nasihat ‘lar, eşi ve çocuğu yanına gelen Faslı bir militanın başından geçenlerden derlenmiş.Kadınlara özel bölümde 'rahatlık' uyarısıİlk olarak, Türkiye’ye gelen kadınların yalnız kalmaması için örgüte bağlı kişilerden en az ikisinin telefon numarasını yanlarına almaları gerektiği söyleniyor. Ancak bu numaraların telefona kaydedilmemesi, kağıtlara yazılması gerektiği belirtilmiş. Kadın cihatçılara günlük konuşma için az da olsa Türkçe öğrenmelerinin iyi olacağı hatırlatılmış.Diğer kadın cihatçılarla beraber hareket etmeleri gerektiğinin belirtildiği yazıda, Türkiye’de çok fazla çarşaf giyen kadın olmadığı hatırlatılmış ve ‘grup kimliği ’ne bürünmemeleri tavsiye ediliyor. Kadın cihatçıların havaalanına geldiklerinde rahat davranmaları yönünde uyarıldığı yazıda, sınırı geçtikten sonra diğer kadınlarla iletişime geçmeleri gerektiği de söylenmiş.Blogda, sınırın geçilmesinin ardından hızlı davranılması gerektiği vurgulanıyor, yanında çocuğu da olan kadınlara yardım edecek kişiler olacağı söylenmiş. Eşi kendisinden önce sınırı geçen kadınların da eşleriyle buluşturulacağı; bekar olan kadınlarında Rakka’ya yerleştirileceği belirtiliyor.Diken
Reklam
MHP Milletvekili Yılmaz, Bank Asya'da Hesap Açtı; Destek İstedi
MHP Afyonkarahisar Milletvekili Kemalettin Yılmaz, Bank Asya'nın devlet eliyle batırılmak istenmesinin resmen bir intihar olduğunu söyledi. Yılmaz, 'Özel bankalar devletin garantörlüğü altında olması gerekirken, devletin bu şekilde bindiği dalı kesmesi hiçbir şekilde kabul edilemez. Adeta bir intihardır, adeta bir harakiridir.' dedi. Olaya tepkisini bankanın Afyonkarahisar şubesi önünde bir basın açıklaması yaparak dile getiren Yılmaz, bankaya destek için sembolik bir de hesap açtırdı.Bir gazetecinin kısa bir süre önce sosyal medyada Recep Tayyip Erdoğan'ın da katıldığı bir toplantıda Bank Asya'yı batırma konusunun ele alındığı iddialarını sorması üzerine Yılmaz, 'Bu bir tam bir hukuksuzluktur, bu tam bir zulümdür. Resmen ama resmen bir cadı avıdır. Bunu kabul kabul etmek mümkün değildir. Sermayenin rengi, dini, mezhebi olmaz derken dün başka bugün başka konuşmanın hiçbir manası yoktur. Bu iddialar basında yeraldı. Ancak hükümet tarafından yetkililer tarafından tekzip edilmemiştir. Demek ki doğruluğu söz konusudur.' diye konuştu.Yılmaz, bunu kınadığını tavrının da bu istikamette olduğunu belirti. Anadolu insanının da bu şekilde zulme 'dur' zulme 'hayır' demesinin önemli olduğunu ifade eden Yılmaz, ' Günlerdir görüyoruz. Pek çok bankalardan insanlar kredisini çekerek, malını mülkünü satarak, çocuğunun sünnet altınını getirip bankaya vererek Anadolu insanı bankasına sahip çıkmaktadır. Bunu zulme karşı çıkmak için sahip çıkmıştır. Bir yaptırım bir beklenti için değildir. Veya farklı bir yaklaşım için değil. Zulme dur demek için sahip çıkmıştır. Benim de bu tavrım bu yaklaşımımı hukuksuzluğa adaletsizliğe adama ve kurumlara göre farklı muameleye ve zulme dur demek içindir.' şeklinde konuştu.Gazetecilerin devlet eliyle banka batırmanın dünyada başka bir örneği var mıdır? Sorusuna Yılmaz, şunları söyledi: ' İbretlik bir olaydır. Bu domino taşı gibi etki edeceğinin hiç farkında değillerdir. Bugün Türkiye'de böyle bir uygulama olursa, diğer bankalara da sıçrayabilir. Özel bankalar devletin garantörlüğü altında olması gerekirken, devletin bu şekilde bindiği dalı kesmesi hiçbir şekilde kabul edilemez. Adeta bir intihardır, adate bir harakiridir.'Yılmaz, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ekonomik yönden bir takım kurum kuruluşların batırılması konusunda jöleli danışmanlarına vermiş olduğu talimatların kabul edilmez olduğunu, şiddetle kınadığını savundu. Kınamanın yeterli olmadığın tavır koymak gerektiğini ifade eden Yılmaz, iktidarın hedefinde olan ve hak etmedikleri muameleye maruz kalan planlı ve programlı bir itibarsızlaştırma ve linç kampanyasına maruz kalan bankaya Anadolu insanının sahip çıktığını ve sonuna kadar da sahip çıkmaya devam edeceğini inandığını anlattı. Yılmaz şunları ifade etti: 'Yapılmak istenen uygulama hukuksuz, adaletsiz ve zulümdür. Adeta bir cadı avıdır. Bunu kabul etmek mümkün değildir. Hukukun her zaman herkese gereklidir. Bugün hukuku ayaklar altına alanlara da hukuk gerekecek.'MESUT MERCAN HABERLER GÜNDEM
'Teröre Karşı Ortak Mücadele Sürecek'
ABD Dışişleri Bakanı, IŞİD'e karşı koalisyonu genişletme çabaları kapsamında Ankara'da. Kerry'nin Erdoğanla görüşmesinden, 'Teröre karşı ortak mücadeleye, istihbarat paylaşımına ve Suriye muhalefetine lojistik desteğe devam' kararı çıktı. ABD'li bakan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'la buluşmasının ardından Başbakan Davutoğlu ile bir araya geldi.ABD Başkanı Barack Obama'nın Irak Şam İslam Devleti'ne (IŞİD) karşı stratejisine bölge ülkelerinden destek arayan Dışişleri Bakanı John Kerry, Türkiye'ye geldi. İki günlük ziyarette Kerry, ilk olarak Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile görüştü. Bu görüşmenin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan'la bir araya geldi.Görüşme planlanandan daha uzun, iki buçuk saat sürdü.Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, görüşmede; Türkiye ve ABD'nin bölgedeki tüm terör örgütlerine karşı bugüne kadar olduğu gibi önümüzdeki süreçte de ortak mücadele edecekleri vurgulandı. Ayrıca, Türkiye ve ABD'nin bu çerçevede istihbarat paylaşımına, Suriye muhalefetine lojistik destek ve insani yardıma devam etmeleri konularının da bir kez daha teyit edildiği öğrenildi.Kerry, Erdoğan'la görüşmesinin ardından Başbakan Davutoğlu ile bir araya geldi.Kerry'yi başbakanlıkta Türkiye'nin ABD Büyükelçisi Serdar Kılıç ve Başbakanın Dış İlişkiler Başdanışmanı Kemal Ökem karşıladı.Kerry-Çavuşoğlu görüşmesi öncesinde iki bakan kısa bir açıklama yaptı. Çavuşoğlu, Kerry ile bir hafta içinde üçüncü görüşmeleri olduğuna dikkat çekti. Görüşmelerde ikili ilişkiler, Ortadoğu, barış süreci, Ermenistan ve Kıbrıs konularının gündemde olacağını vurguladı.ABD Dışişleri Bakanı Kerry de, Türkiye ile sadece NATO ortağı olmadıklarını, Ortadoğu ve bütün Afrika'da birlikte çalıştıklarını belirtti. 'IŞİD ile ilgili görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Irak hükümetine destek için görüşmelerimizi sürdürüyoruz.' dedi.İkili görüşmeye geçtikten sonra, Dışişleri Bakanlığı'nda 'jammer' olarak tanımlanan sinyal karıştırıcı cihaz devreye sokuldu.Türkiye bildirgeyi imzalamadıKerry'nin ziyareti, perşembe günü Suudi Arabistan'ın Cidde kentinde IŞİD'le mücadele gündemiyle yapılan zirvenin ertesi günü gerçekleşiyor. Bildirgede, 'Katılımcı ülkeler, uygun görülmesi halinde, IŞİD'e karşı bir askeri harekata, farklı yönleriyle katılma konusunda uzlaştı' ifadesi yer aldı. Toplantıya katılan ülkeler arasında olmasına rağmen Türkiye zirvenin sonuç bildirgesine imza koymadı.Bildirgede, Obama'nın çarşamba günü açıkladığı IŞİD'le mücadele stratejisine paralel olarak Suriye'nin de mücadele sahası olacağının işareti verildi. 'Katılımcı ülkeler; IŞİD'in, Irak, Suriye ve dünyanın neresinde olursa olsun yok edilmesi konusunda fikir alışverişinde bulunmuştur' denildi.Türkiye’nin ilkesiTürkiye’nin hassasiyetlerinin başında IŞİD’in elindeki 49 Türk rehinenin güvenliği ve bir an önce sağ salim eve dönmesi var. Bu konuda yayın yasağı da uygulayan Türkiye, IŞİD’e karşı yapacakları ve yaptıkları konusunda ketum davranmayı tercih ediyor. Bu da müttefikleri tarafından anlaşılır bulunuyor.Türkiye, her şeyden önce ABD ve diğer ortaklarına sorunun çözümünde yalnızca askeri yöntemlerin ya da taktiklerin yeterli olmadığını, meselenin özüne inilmesi gerektiğini söylüyor. Bu da IŞİD’i ortaya çıkartan siyasal sorunlara çözüm bulma zorunluluğu.Ankara’ya göre, siyasal çözümün iki ayağı var, Irak’ta kapsayıcılık ve Suriye’deki iç savaşın bitirilmesi.“Biz size söylemiştik”Ankara’nın öteden beri ısrarla vurguladığı, şimdi de rahatlıkla “Ama biz sizi uyarmıştık” dediği nokta tam da bu. Türk yetkililer, Irak’ta Sünnilerin kendilerini siyasal yaşamdan dışlanmış hissetmesinin radikal grupları ortaya çıkartacağını defalarca dile getirmişti. Şimdi de, Irak’ta kapsayıcı bir hükümet kurulmasının önemine dikkat çekiyorlar.Bağdat’ta 9 Eylül 2014’de yeni hükümet güvenoyu aldı ancak tıpkı geçmişte olduğu gibi Şiiler, Sünniler ve Kürtler, bazı bakanlıklar konusunda anlaşamadı. Bu nedenle de iki önemli bakanlık, Savunma ve İçişleri bakanlıkları boş kaldı. Türkiye, yeni Irak hükümetini tebrik eden ilk ülke olurken, bir yandan da bu bakanlıklara atama yapılmasının önemine dikkat çekti. Eski Irak hükümetinde de benzer bir sorun vardı. Eski Irak Başbakanı Nuri Maliki de bu iki bakanlığı kendi yönetiminde tutmuş ve bu iki bakanlığın gücünü kendi muhaliflerine karşı kullanmıştı.Kerry: Koalisyonu genişletmeye çalışacağımCidde'deki toplantının ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, IŞİD'le mücadele konusunda Ortadoğu ziyaretlerine devam edeceğini belirterek, 'Burada olan ve bildiriye katılan her ülke, IŞİD'i yok etme misyonunda önemli bir rol oynama sözü verdi. Önümüzdeki günlerde bölgedeki diğer liderlerle de görüşmeye devam edeceğim, bu koalisyonu mümkün olduğunca genişletmeye çalışacağım' dedi.Beyaz Saray: Türkiye kendisi karar verecekIŞİD'le mücadele kapsamında Suudi Arabistan'da düzenlenen zirvenin sonuç bildirgesine Türkiye imza koymamasını değerlendiren Beyaz Saray Sözcüsü Josh Earnest, Türkiye'nin IŞİD'e karşı girişilen çabaya nasıl bir katkı sağlayacağına kendisinin karar vereceğini söyledi. Earnest, IŞİD'in elinde rehin tutulan 49 Türk diplomatın derhal serbest bırakılması çağrısını da yineleyerek, bu konunun, Türkiye'nin, ABD Başkanı Barack Obama'nın dün gece açıkladığı IŞİD stratejisinin başarılı olmasında büyük çıkarı olduğunu gösterdiğini belirtti.ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Marie Harf de günlük basın brifinginde bir gazetecinin, 'Türkiye'nin Cidde Bildirisi'ni neden imzalamadığı' şeklindeki sorusunu yanıtlarken, 'Elbette her ülke önümüzdeki süreçte kendi rolünü değerlendiriyor. Türkiye önemli bir terörle mücadele ortağı. Onlarla yakın istişare içerisinde olmaya devam edeceğiz. Her ülke, ne yapacağına, neye imza atacağına kendisi karar verecek ancak şunu vurgulamak isterim ki Türkler terörle mücadelede çok yakın bir ortak' dedi.Obama'nın IŞİD stratejisiABD Başkanı Barack Obama'nın açıkladığı IŞİD'le mücadele stratejisi 'sistematik hava saldırıları', 'sahadaki güçleri destekleme', 'insani yardım' ve 'IŞİD'e karşı uluslararası terörle mücadele faaliyetleri' olmak üzere dört ayaktan oluşuyor. Irak'ın yanı sıra Suriye'de de örgüte yönelik hava saldırıları düzenlenmesine yeşil ışık yakan Obama, 'Hem Suriye hem de Irak’ta IŞİD’e karşı harekete geçmekten tereddüt etmeyeceğim' dedi.Al Jazeera, Reuters, AA
IŞİD'in Elinden Kaçan 14 Yaşındaki Ezidi Kız Anlattı: 'Artık Irak'ta Yaşayamam'
Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) Irak ve Suriye’deki terörü sürerken, örgütün en çok hedef aldığı topluluklardan biri de Ezidiler oldu. Yüzlerce Ezidi günler boyu Sincar Dağı’nda kuşatma altında kaldı, onlarcası öldürüldü ya da kaçırıldı.14 yaşındaki bir Ezidi kızı, yaşadıklarını Washington Post’tan Muhammed Salih’e anlattı. Kurbanların korunması için isimlerin değiştirildiği, yürek burkan hikayenin tam metni şöyle:Çölün ortasında etrafımızı sardılarGüneşin 3 Ağustos günü köyümüzün üzerinde yükseldiği sırada, akrabalarımız korkunç haberi vermek için aradı: Irak Şam İslam Devleti’nden (IŞİD) cihatçılar buraya geliyordu. Irak’ın Ninova yaylasında, ailemle birlikte yaşadığım Tel Uzer’de ev işleriyle geçecek sıradan bir gün bekliyordum. Bunun yerine, sadece kıyafetlerimizi ve bazı değerli eşyalarımızı alıp, köyü yaya olarak aceleyle terk ettik.Kuzeye doğru bir saatlik yürüyüşün ardından, çölün ortasında bir kuyudan su içmek için durduk. Bizim gibi kaçan binlerce Ezidi’nin yanına, Sincar Dağı’na sığınmayı planlıyorduk. Zira, İslam Devleti’nin vahşetine ve Müslüman olmayanlara yaptıklarına dair birçok hikaye duymuştuk. Dini azınlıklara din değiştirtiyor veya onları öldürüyorlardı.Fakat bir anda bir dizi araç geldi ve kendimizi, İslam Devleti’nin üniformalarını giyen militanlar tarafından kuşatılmış halde bulduk. Bazıları dehşet içinde çığlık attı; hayatımızı kaybetmekten korkuyorduk. 14 yıllık yaşamımda hiç bu kadar çaresiz hissetmemiştim. Güvenliğe giden yolumuzu kapatmışlarda ve yapacak hiçbir şeyimiz yoktu.Üç gruba ayırdılar, erkekleri öldürdülerMilitanlar bizi cinsiyetimize ve yaşımıza göre ayırdı: Bir grupta genç ve sağlıklı erkekler, diğerinde genç kadınlar ve kız çocukları, üçüncüsünde de daha yaşlı erkekler ve kadınlar vardı. Cihatçılar bu son gruptan nakit para ve takılarını çalıp onları vahanın ortasında yapayalnız bıraktı. Genç kadın ve kız çocuklarını kamyonlara bindirdiler. Bizi götürürlerken, silah sesleri duyduk. Sonra öğrendik ki, genç erkekleri öldürüyorlardı. Sadece altı ay önce evlenen 19 yaşındaki ağabeyim de öldürülenlerden biriydi.O akşamüzeri bizi Musul’un batısında, Suriye sınırının yakınında küçük bir kasaba olan Baaj’da boş bir okula götürdüler. İslam Devleti tarafından çok sayıda Ezidi kadınla tanıştık. Onların da babaları, erkek kardeşleri ve eşleri öldürülmüştü. Sonra İslam Devleti’nin militanları girdi içeriye. Biri Kelime-i Şehadet getirdi ve bu sözleri tekrar edersek Müslüman olacağımızı söyledi. Ama biz bunu yapmayı reddettik. Çok öfkelendiler; bize ağır hakaretler ve beddualar edip inançlarımızı aşağıladılar.20 gün boyu tek öğün yemek verdilerBirkaç gün sonra, İslam Devleti’nin Irak’taki karargahı olan Musul’da, onlarca Ezidi kadın ve kız çocuğunun tutulduğu bir salona götürüldük. Bazı militanlar benim yaşımdaydı. Pagan olduğumuzu söylediler ve bizi orada 20 gün boyu tuttular. Yerde yattık, günde sadece bir gün yemek yedik. Ara sıra bir militan gelip din değiştirmemizi söylüyor ama biz her seferinde reddediyorduk. İnançlı Ezidiler olarak dinimizden vazgeçmiyorduk. Çok gözyaşı döktük, Ezidilerin kayıplarının yasını tuttuk.Bir gün, evli kadınlarla evli olmayanları ayırdılar. Çocukluk arkadaşım Şeyma’yı ve beni, güneyli, Bağdat yakınlarından gelen iki İslam Devleti üyesine verdiler. Bizi eşleri veya cariyeleri yapmak istiyorlardı. Şeyma, bir din adamı olan Ebu Hüseyin’e layık görülmüştü. Beni, üst düzey bir rütbesi var gibi görünen, yaklaşık 50 yaşındaki kilolu ve sakallı bir adama verdiler. Ebu Ahmed adını kullanıyordu. Bizi Felluce’deki evlerine götürdüler. Yolda birçok İslam Devleti militanı ve savaşın kalıntılarını gördük.Felluce'de bizi cariye yaptılarEbu Ahmed, Ebu Hüseyin ve bir yardımcıları, Felluce’de saraya benzeyen bir evde yaşıyordu. Ebu Ahmed bana sürekli din değiştirmemi söylüyordu ama ben bunu reddediyordum. Bana birkaç defa tecavüz etmeye çalıştı, fakat bana cinsel içerikli bir şekilde dokunmasına izin vermedim. Bunun yerine bana küfretmeye ve her gün dayak atmaya başladı; yumrukluyor, tekmeliyordu. Günde sadece bir sefer yemek veriyordu. Şeyma’yla kendimizi öldürmeyi düşündük.Ailelerimizi aramamız için cep telefonu da vermişlerdi. Onların yolculuğu da bizimki kadar zorlu geçmişti: Sincar Dağı’na gidebilmişlerdi ama IŞİD etraflarını sarıp onları aç bırakarak öldürmeye çalışmıştı. Kuşatma altında geçen beş günün ardından, Kürt güçleri onları kurtarıp Suriye’ye götürmüş, sonra da Irak’ın kuzeyine dönmelerini sağlamıştı. Bizi kaçıranların zoruyla ailelerimize, eğer Musul’a gelir ve din değiştirirlerse serbest kalacağımızı söyledik. Anlaşılır biçimde IŞİD’e güvenmiyorlardı, dolayısıyla bu yolculuğu da yapmadılar.Mutfak bıçakları kullanarak kaçtıkFelluce’deki altıncı günümüzde, Ebu Ahmed ve yardımcısı iş için Musul’a gitti. Ebu Hüseyin geride kaldı. Ertesi gün, bizi evde yalnız bırakarak akşam namazı için camiye gitti. Cep telefonumuzdan, Şeyma’nın kuzeninin Sünni bir arkadaşı olan ve Felluce’de yaşayan Mahmud’a telefon ettik. Bizi evden kurtarması çok tehlikeliydi; Şeyma’yla birlikte mutfak bıçaklarını kullanarak iki kapının kilidini kırıp dışarı çıktık. Evde bulduğumuz geleneksel siyah kıyafetlerle, akşam namazı nedeniyle sessiz olan kentte 15 dakika boyunca yürüdük. Sonra Mahmud bizi bir sokaktan alıp evine götürdü.O gece Mahmud bize yemek ve uyuyacak bir yer verdi. Ertesi sabah da hepimizi Bağdat’a götürmesi için bir taksi tuttu. Şoför IŞİD’den korkuyordu ama yardım etmeyi kabul etti. Yerel kadınlar gibi giyindik; yüzümüzü nikabla kapattık. Sadece gözlerimiz görünüyordu. Mahmud, kontrol noktalarında durduruluruz diye bize sahte öğrenci kimlikleri verdi.Hiç bu kadar gerilmemiştim. Her kontrol noktasında yakalanacağımızı düşünüyordum. İslam Devleti mi yoksa Irak ordusunun mu kontrol ettiğini hatırlayamadığım bir kontrol noktasında, Mahmud bizi geçirmeleri için rüşvet verdi. Bize Bağdat’ta yardım etmeleri için Ezidi ve Kürt aile dostlarımızla temas kurmuştuk. Ve onların evine vardığımızda hissettiğim baş döndürücü rahatlığı anlatmama imkan yok.Ağabeyim öldü, yengem kayıp...Bağdat’taki aile dostlarımız bize yeni sahte kimlikler verdi ve bu sayede Erbil’e uçabildik. Uçağımız yere değene kadar hala özgür olduğumuza inanamıyordum. Erbil’de, Irak parlamentosunun Ezidi üyelerinden Vian Dakhil’in evinde bir gece kaldıktan sonra kuzeye, Ezidilerin ruhani lideri Baba Şeyh’in konutunun bulunduğu Şekhan’a gittik.Korkuyla geçen onca günden sonra, babama tekrar sarılmak hayatımın en kıymetli anıydı. Kaybolmamdan bu yana her gün benim için gözyaşı döktüğünü söyledi. O gece, annemin akrabalarıyla kaldığı Kanke’ye gittik. Birbirimize sarıldık; ben bilincimi kaybedene kadar ağladım. Bir aylık çile bitmişti; yeniden doğmuş gibi hissediyorum.Fakat henüz bilmediğim kötü haberler vardı: İslam Devleti ağabeyimi çölde öldürmüştü. Ağabeyimin çok güzel bir kadın olan karısı, Musul’da bir yerlerde hala tutsaktı. Şimdi olanlarla hesaplaşmaya çalışıyorum. Küçük köyümüze, İslam Devleti’nin elinden geri alınsa bile bir daha ayak basamam. Çünkü öldürülen ağabeyimin anısını unutamam. Hala kabus görüyorum; gördüklerimi hatırladığımda veya Şeyma’yla birlikte kaçmasaydık neler olacağını düşündüğümde, baygınlık geçiriyorum.Ne yapabilirim? Bu ülkeyi tümüyle terk etmek istiyorum. Artık burada yaşayamam. Eğer bu mümkünse, her şeye yeniden başlayabileceğim bir yere gitmek istiyorum.Dİken
Reklam
Dozer'le Lego Yapmak
Finlandiya’da bir dozer operatörü, küçük lego parçalarını dozer kepçesini kullanarak birleştirdi.Finlandiyalı dozer operatörü Juha-Pekka Peramaki,  dozerini bu sefer ağır beton bloklarını kaldırmak için kullanmadı.Peramaki, büyük bir dikkatle hareket ettirdiği dozer kepçesiyle beş parça legoyu birleştirdi.Yıllardır dozer operatörlüğü yapan Peramaki, oyuncaklardan hiçbirine zarar vermedi.Peramaki’nin 23 tonluk dozerle yaptıkları video paylaşım sitesi Youtube’da bir anda popüler oldu.
Vali Coş: Sakarya'da IŞİD Var Değil
Paralel yapı ile mücadele edeceklerini söyleyen Sakarya Valisi Hüseyin Avni Coş, ildeki IŞİD varlığıyla ilgili iddiaları da, '1 milyon Sakaryalı'dan biri katılmış' diye yanıtladı.Sakarya Valisi Hüseyin Avni Coş paralel yapı ile mücadele edeceğini söyledi. Vali Coş, 'Sakarya’mızda da böyle bir anlayışı, zihniyeti ortaya koymak isteyen kim olsa olsun, mücadele edeceğiz. Valinin görevlerinden bir tanesi kanun ve nizam hakimiyetini sağlamak. Dolayısıyla hakimiyetini sağlayacağız' diye konuştu.Basın toplantısı düzenleyen Vali Hüseyin Avni Coş, göreve başladığından sonra yaptığı bu ilk basın toplantısına Cihan Haber Ajansı'nın çağrılmamasıyla ilgili 'kasti yaklaşım olmadığını' söyledi. Vali Coş, şunları söyledi:'Bizim verdiğimiz bir toplantıya davet edilmiş mi edilmemiş mi tam bilmiyorum ama edilmediyse de bunda bir kasıt aramak, burada basın özgürlüğüne darbe anlamı çıkarmaya çalışmak biraz fazla abartılı bir yaklaşım olur. Dolayısıyla neticede bir davettir, siz de bazen düğününüzde en sevdiğiniz yakınlarınızı bile unutabiliyorsunuz. Söz konusu basın kuruluşuyla ilgili arkadaşlarımızla da konuşuruz bakarız değerlendirmeyi yaparız. Ancak bir kasti yaklaşımın olmadığını bilmenizi istiyoruz. Muhakkak ki bize başvuran Cihan Haber Ajansı da dahil herkesin görevini iyi bir şekilde yapabilmesi için imkan sağlarız. Kendilerine bilgi veririz.'Vali Hüseyin Avni Coş, basın kuruluşlarının da basın meslek ilkelerine uygun çalışması gerektiğini söyledi. Coş, 'Bir takım siyasi mülahazalarla elindeki kamerayı makineli tüfek gibi kullanmaya kalkışan bir zihniyeti de hiç bir zaman tasvip etmemiz, tasdik etmemiz de beklenemez. Bütün bu kameralar, basının kamuoyunun bilgi edinmesi içindir' dedi.PARALEL YAPIYLA MÜCADELEVali Coş paralel yapı iddialarıyla ilgili bir soruya üzerine, 'Devletin işleyişine müdahale etmelerine ve paralel devlet diye nitelendirilen devletin bilinen, işleyişini aksatmaya çalışmalarını kabul etmek ve bunu hoş görmek, bunun sonuçlarını makul görmek asla mümkün değildir' dedi. Vali Coş, bu konuda şunları söyledi:'Çok kez sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettikleri gibi ve bu konu Milli Güvenlik Kurulu'nda da görüşüldü ve karara bağlandı. Elbette bütün devlet birimlerinin, devlete zarar veren, milli menfaatlere zarar veren her türlü oluşuma karşı fevkalade dikkatli olmaları, bunların zarar vereceği tertip ve tuzaklara karşı uyanık olmaları ve üzerine düşeni yapmaları gerekiyor. Devlet görevlileri de görevleri bellidir. Neyi nasıl yapacakları bellidir. Onun dışında başka şahıslardan odaklardan emir almaları, resmi görevlileri hoş karşılamak mümkün değil. Zaten bu paralel dediğimiz şey orada ortaya çıkıyor. Bu tür oluşumlarla, Sakarya’mızda da böyle bir anlayışı zihniyeti ortaya koymak isteyen kim olsa olsun mücadele edeceğiz. Valinin görevlerinden bir tanesi kanun ve nizam hakimiyetini sağlamak. Dolayısıyla hakimiyetini sağlayacağız. Ahmet'in, Mehmet'in hakimiyeti değil hukukun üstünlüğü sağlanacak. Milli iradenin seçtiği kişilerin dışında başka şahısların yetki kullanmaya kalkışmaları, devleti yönetmeye kalkışmalarını kabul etmek, benimsemek, hoş görmek hiç bir zaman mümkün değil. Bunların oraya koyacakları her türlü fitne, fesat her türlü şeye karşı dikkatli olacağız. Bunların başarıya ulaşmaması için bütün vatandaşlarımızla birlikte hukukun bizlere tanıdığı bütün imkanları kullanacağız.'SAKARYA'DA IŞİD İDDİASICHP Konya Milletvekili Atilla Kart'ın, IŞİD'in Adapazarı'nda örgütlendiği açıklamalarının hatırlatılması üzerine Vali Coş, bu iddiaların asılsız olduğunu söyledi. IŞİD'e Adapazarı'ndan sadece bir kişinin katıldığı görüşünü savunan Vali Coş, 'Sakarya'da IŞİD var değil. 1 milyon Sakaryalının bir tanesinin oraya gidip örgüte katıldığına dair bir duyumu aktardık. O duyum bizde vardı zaten. Onun dışında başka somut bir belge yok. Ama biz bütün istihbari unsularımızla meseleyi müzakere ediyoruz. Ama istihbari bilgilerin paylaşılması aktarılması da mümkün olamayacağı için meselenin takip edildiğini bütün bilgilerin kıymetlendiğini bilmenizi ve bu hususta vatandaşımızın huzursuz olacağı bir şey olmadığını söylemek istiyorum' dedi. (Aziz GÜVENER - DHA
Reklam
CNN Türk'ten Akıllara Zarar MİT Hatası!
CNN Türk 'MIT'İN YENİLİKÇİLERİ' başlıklı haberinde MIT Technology Review'in bilimsel araştırma konularını Milli İstihbarat Teşkilatı'nın yürüttüğü bir çalışma olarak gösterdi.Gazeteciler.com'da yer alan habere göre Dünyaca ünlü Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nün (MIT) bağımsız yayını MIT Technology Review dergisi hakkındaki habere konu olan enstütünün kısaltmasının MIT olması nedeniyle sözkonusu kurumu Milli İstihbarat Teşkilatı sanan CNN Türk teşkilatın logosunu kullandı.Gerçek Gündem
Gülben Ergen'e Şok Ceza
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), gençleri ölüme götüren sentetik uyuşturucu, 'bonzai'yi özendirici yayını affetmedi.Show TV'deki 'Gülben' adlı kuşak programda Pau adlı Balkan müziği sanatçısının bonzai maddesini özendirici ifadaelerin yer aldığı, 'Elimde patladı bonzai' adlı şarkıyı seslendirdiğini tespit eden Yeşilay, RTÜK'e 22 Ağustos'ta şikayette bulundu. Durumu derhal inceleyen RTÜK, şarkının özendirici olduğuna kanaat getirerek programı yayınlayan Show TV'ye 120 bin TL'lik ceza kesti.Edinilen bilgilere göre Yeşilay, RTÜK'e başvurarak Show TV'deki, 'Gülben' adlı kuşak programda, Pau adlı Balkan müziği sanatçısına ait bonzai maddesini normalleştirici ve özendirici ifadelerin yer aldığı şarkı yayınlandığını ve bu görüntülerin birçok video paylaşım sitesi üzerinden paylaşıma sunulduğunu kaydetti. Yeşilay, RTÜK'e gönderdiği şikayette, 'Çocuklar ve gençler için çok büyük bir tehlike olan sentetik uyurucu bonzai maddesinin görüntüsü, kokucu ve kolay içimi nedeniyle, 'doğal bitki' algısı yaratarak çeşitli iletişim kanallarıyla promosyonu yapılmaktadır. Televizyonun başta gençler olmak üzere tüm toplum üzerindeki yoğun etkisi dikkate alındığın TV kanallarının bu alandaki sorumlu yayıncılığı daha fazla önem kazanmaktadır. Suç olarak değerlendirilmesi gereken sözkonusu durum hakkında TV kanallarının gerekli hassasiyet göstermesi ve tedbirleri alması, sosyal medya üzerinden hala yayınlanmakta olan bu görüntüler nedeniyle bahsi geçen kanala gerekli olan yaptırımların uygulanmasını arz ederiz' ifadelerine yer verdi.Bilinç altına işleniyorBu şikayet üzerine Show TV'deki sözkonusu yayını inceleyen RTÜK uzmanları, çarpıcı rapor hazırladı. Pau'nun Türkçe şarkısının, 'bonzai'yi teşvik ettiği tespitinin yapıldığı raporda, 'Bir tür sentetik uyuşturucu maddesi olarak bilinen ve son dönemde belirli grup gneçler arasında kullanımı hızla yaygınlaşan ve de ölümlere neden olan madde, söylenen şarkının ana öznesi olarak göze çarpmaktadır. Eğlence başlığı altında ritmik melodilerle bestelenmiş şarkının özellikle gençlerin bilinç altına işleyerek özendirici olmasının tehlike arz erttiği düşünülmektedir' ifadelerine yer verildi. Raporda, şöyle denildi:Uyuşturucuyu özendirici'Ekranlarda bu uyuşturucuların çekici isimlerinin zikredilmesi, özendirici ya da olumlayıcı sıfat kullanımı, bağımlılık algısını normalleştirip sıradanlaştırabilmektedir. Gençler ve risk grupları, madde açısından Reklam niteliği taşıyan içeriklerden olumsuz etkilenmektedir. bugünkü medya dünyasında popüler kültür ürünleri geniş hakimiyet alanına sahiptir. Popüler kültürde -toplumumuzun önemli kesimini oluşturan çocuk ve gençlerin yaşamındaki etkin rolü nedeniyle- bağımlılık yapan uyuşturucu maddelerin söz konusu kültürün bir parçası olan televizyon prorgamlarında her ne şekilde olursa olsun yer alarak şarkı ya da eğlenceye konu edilmesinin gençler ve risk grubuna dahil toplumsal kesimleri belirtilen zararlı maddelere yönelterek ya da özendirerek 'bir defalık birşey olmaz' yanılgısıyla tehlikeli durumlara sürekleyebileceği açıktır.'Raporda Show TV'deki yayının RTÜK mevzuatının, 'alkol, tütün ürünleri ve uyuşturucu gibi bağımlılık yapıcı madde kullanımı bir kumar oynamayı özendirici nitelikte olamaz' hükmünü ihlal ettiği tespiti yapıldı. RTÜK, uzmanların hazırladığı bu rapor doğrultusunda Show TV'ye oy birliği ile 120 bin TL'lik ceza kesti.MilliyetÖnder Yılmaz
Reklam
'Kim Milyoner Olmak İster' Yeni Sezona Yeni Sunucusuyla Başlıyor
Selçuk Yöntem'in sunuculuğuyla 'Kim Milyoner Olmak İster' Pazartesi akşamı 23.50'de atv'de başlıyor.Sezon boyunca yarışmayı usta tiyatrocu Selçuk Yöntem sunacak. Yarışma öncesi çok büyük bir sorumluluk taşıdığının farkında olduğunu söyleyen Selçuk Yöntem program açılışında yaptığı konuşmada;“Bir noktayı önemle belirtmek istiyorum. Bu yarışma programı hepimizin yıllardan beri seyrettiği usta Kenan Işık’ın değerleriyle birlikte zevkle izlediğimiz bir yarışma. Evet belki bundan sonra yarışmayı ben sunacağım ancak çok kalpten söylüyorum ki sevgili Kenan sağlığına kavuştuğunda ben bu koltuğu tekrar ona bırakacağım” dedi.Kenan Işık'ın rahatsızlığından dolayı yarışma programı, geçtiğimiz sezon her hafta farklı bir ünlü ismin sunumuyla ekrana gelmişti.medyatava
Hollanda'da Belediyeye 3 Bin 500 Dilekçe Yazıp Bürokrasiyi Felç Eden Türk
Hollanda'da yaşadığı kentin belediyesine tam 3 bin 500 şikayet dilekçesi yazarak bürokrasiyi felç eden Mustafa Karaşahin'e cezaevi yolu gözüktü. Yetkililer Karaşahin'in yaptığını “dilekçe terörü' olarak nitelendiriyor. Ancak Karaşahin yılmıyor: 'Cezaevinde dilekçe yazmak için daha bol vaktim olur'.Hollanda'da Rotterdam yakınlarındaki Dordrecht kentinde yaşayan Mustafa Karaşahin, intikam almak için, Şehir İdaresi'ne iki yıl içinde 3 bin 500 dilekçe yazdı. Yasalar gereği dilekçelere 4 hafta içinde cevap vermek zorunda olan Şehir İdaresi, dilekçelere cevap verebilmek için özel memur görevlendirdi. Ancak dilekçelere cevap vermekte yine de yetersiz kalan kurum, Mustafa Karaşahin'i mahkemeye verdi. Şimdi cezaevine girme ihtimali olan Mustafa Karaşahin ise, “Cezaevinde dilekçe yazmak için daha bol vaktim olur' diyor.GAYRİMENKULLERİ SATILINCA SAVAŞ BAŞLATTIAlman Der Spiegel Dergisi'ne de konu olan Dordrecht Şehir İdaresi ile Mustafa Karaşahin arasındaki anlaşmazlık, Karaşahin'in gayrimenkulleri yüzünden başladı. Dordrecht Belediyesi iki yıl önce, toplam 42 gayrimenkulü olan Şahin'e bazı kiracıları yüzünden ve yangın güvenlik kurallarını ihlalden para cezası kesti. Mustafa Karaşahin, haksız bulduğu bu cezaları ödemeyince gayrimenkullerinden ikisi icra yoluyla satıldı. Bunun üzerine Karaşahin, Şehir İdaresi'ne bazı günler 70'i bulan sayıda dilekçe yazarak çeşitli konularda bilgi istedi. Hollanda yasalarına göre, resmi kurumlar dilekçelere 4 hafta içinde cevap vermek zorundalar. Aksi takdirde kurum, dilekçe sahibine bin 260 Euro'ya kadar para ödemek zorunda. Köşeye sıkışan Dordrecht Şehir İdaresi, dilekçelere cevap yetiştirmek için memur aldı.KARAŞAHİN'İ MAHKEME DE DURDURAMADIDilekçelere cevap verebilmek için çoğu kez hukukçulardan ve farklı uzmanlardan görüş almak gerekiyordu. Dilekçelerin yıllık maliyeti yarım milyon Euro'yu bulunca Şehir İdaresi mahkemeye başvurdu. Geçtiğimiz mart ayında mahkeme, Mustafa Karaşahin'in resmi kurumlara ayda en fazla 10 dilekçe yazabileceğine karar verdi. Ancak mahkemenin kararı da Karaşahin'i durdurmaya yetmeyince fazladan yazdığı her dilekçe için para cezası kesildi. Bu para cezalarının miktarı ise 300 bin Euro'yu buldu. Fakat Mustafa Karaşahin bu cezaları da ödemeyince cezaevine girme ihtimali doğdu. Karaşahin'in cezaevine girip girmeyeceğine mahkeme karar verecek.‘DİLEKÇE TERÖRÜ’Bu arada Hollanda'da Mustafa Karaşahin'in dilekçe hakkının sınırlandırılmasının insan haklarına aykırı olup olmadığı tartışılmaya başladı.Bürokrasiyi kendi silahıyla vurduğunu belirten Mustafa Karaşahin, belediyenin kendisini küçümsediğini ve direnmeye devam edeceğini ifade ediyor. Çaresiz kalan yetkililer ise, Karaşahin'in yaptıklarını “dilekçe terörü' olarak nitelendiriyorlar. Mustafa Karaşahin'in bu ilginç direnişi ise dünya medyasında geniş yankı buldu.DHA
Fethullah Gülen'e 'Tuncelililere Hakaret'ten Suç Duyurusu
Tunceli Üniversitesi Bilgi İşlem Daire Başkanı Cem Tekinoğlu, Tuncelilere hakaret ettiği iddiasıyla Fethullah Gülen hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu.Fethullah Gülen'in internette yayınlanan video görüntülerinde Tunceli halkını aşağıladığı ve dini değerlerine hakaret ettiğini ileri süren Cem Tekinoğlu, savcılığa verdiği dilekçede şu ifadelere yer verdi:'Şüphelinin toplumdaki rolü, etkilediği kitleler ve yaptırım gücü düşünüldüğü vakit Tunceli halkına mezhepsel kimlik üzerinden dışlayıcı bir tavır sergilenmesine neden olmaktadır. Tunceli halkına yönelik ayrımcılık dolu yorumları nedeniyle birçok mecrada bir önyargının oluştuğu ve bunun sonucu olarak bölgeye yatırım yapmayı düşünenler açısından olumsuz düşünceler yaratarak, bölgede olası ekonomik yatırımların önüne adeta bir set çekmektedir. Böylelikle bölge halkına gerekli kamu hizmetinin sunulmasında olumsuz bir tavır sergilenmesi sonucunu doğurmuştur.' Ferit DEMİR - DHA
HSYK'dan Savcı Zekeriya Öz'e İnceleme
HSYK 3. Dairesi, Bolu Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz hakkında Twitter hesabından paylaştığı mesajlar nedeniyle inceleme kararı aldı.Daire, daha önce 'Paralel yapı' iddialarına ilişkin soruşturmayı yürüten Savcı İrfan Fidan ve Hakim İslam Çiçek hakkında inceleme izni vermişti.AA
Reklam