onedio
Apple Pay Sistemi, iPad'lerde de Olacak!
Apple'ın iPhone 6 ile hayatımıza soktuğu yeni hizmeti, şimdi de iPad'lere geliyor!Cult of Mac'in söylediğine göre, geliştirici Hamza Sood , Apple'ın son iOS 8.1 betasını incelerken iPad'e referans veren bir grup kodu fark etmiş durumda. Bu kodlardan biri ise iPad üzerinden Touch ID desteği ile ödeme yapılabileceğini belirtiyor. Tabii ki bunun sevilen ve beklenen bir özellik olduğu düşünülürse ortada pek de şaşırtıcı bir şey bulunmamakta.Ancak iPhone 6'da olduğu gibi Apple Pay ile mağazalarda alışveriş yapmayı beklemeyin. Sood'un söylediğine göre, iPad'de bulunacak olan TouchID ve Apple Pay sürümleri, uygulamalar için ödeme yapmak amacıyla tasarlanmış durumda. Yani mağazalarda tabletinizi sallayarak ödeme yapmanız mümkün olmayacak.Apple'ın bir sonraki basın açıklamasının 21 Ekim tarihinde olacağı söyleniyor. iPad üzerindeki Apple Pay uygulaması hakkında bu açıklama esnasında pek çok şeyin açıklığa kavuşturulacağını söyleyebiliriz...Chip
Bilic'ten Savunmaya Eleştiri
Beşiktaş Teknik Direktörü Slaven Bilic, basın mensuplarına Tottenham maçı hakkında açıklamalarda bulundu.İşte Hırvat hocanın açıklamalarından satırbaşları:“Burada olmak çok güzel bir duygu. Bu kupanın bir parçası olmak çok güzel. İlk maçlar sonunda her şey eşit. Yarınki maç çok büyük öneme sahip. Bu kupada ilerlemek istiyoruz. Beklentilerimiz yüksek. Büyük bir takıma karşı oynayacağız. Arsenal ile oynadığımız maçlar özgüvenimizi yükseltti. İyi bir seri yakaladık. Bu yarınki maça yansıyacaktır. İyi bir sonuçla dönmek istiyoruz.”“İki takım da iyi. Hiçbir sonuç şaşırtıcı olmaz. İç sahada iyi oynuyorlar. Beklentileri yüksek bir ekip. Kazanmak için şansımız var.”“Ucuz goller yiyoruz duran toplardan. 4 maçta iki gol yedik. Şampiyonluğa oynayan bir takım için iyi bir ortalama. Burada zemin çok iyi. Pas yapmaya elverişli bir ortam olacak. Oyun da açık olacak. Kapanan bir takım olmayacak karşımızda. Kapanan takımlara karşı zorluklar yaşıyoruz. Üretken olamıyoruz.”Açık Mert Korkusuz
Filenin Sultanları ABD'ye Boyun Eğdi
İtalya’nın ev sahipliğinde düzenlenen Dünya Kadınlar Voleybol Şampiyonası ikinci tur F Grubu ilk mücadelesinde Türkiye, ABD'ye 3-1 yenildi.İtalya’nın ev sahipliğinde düzenlenen Dünya Kadınlar Voleybol Şampiyonası ikinci tur F Grubu ilk mücadelesinde Türkiye, ABD'ye 3-1 yenildi.Mücadelenin ilk setine iki takım da karşılıklı sayılarla başlarken ABD, etkili servislerden bulduğu sayılarla ilk teknik molayı 8-6 önde geçti. Molanın ardından savunmada sıkıntı yaşayan 'Filenin Sultanları', hücumda Gözde, Bahar ve Seda’nın sayılarıyla ikinci teknik molada farkın açılmasına izin vermedi: 12-16. Setin son bölümüne girilirken rakibiyle sayı farkını azaltan ay yıldızlılar skoru 24-23’e getirdi. İlk set puanı fırsatını değerlendiremeyen milliler, büyük çekişme yaşanan son anlarda ABD’nin hataları ve Gözde’nin smaçlardan bulduğu sayılarla seti 29-27 kazandı.İkinci sete de savunma ve servislerde sıkıntılı başlayan A Milli Takım, ABD karşısında setteki ilk teknik molayı 8-5 geride tamamladı. ABD takımı, etkili ataklarıyla oyunun kontrolünü ele geçirdi ve ikinci teknik molada farkı açtı: 10-16. Molanın ardından Gözde’nin smaçlardan aldığı puanlarla maça ortak olmaya çalışan ay yıldızlılar, son bölümde basit hataların artması nedeniyle seti 25-19 kaybetti.Mücadelenin üçüncü setine etkili hücumlarıyla hızlı başlayan taraf Türkiye oldu ve ilk teknik molada rakibine 8-4 üstünlük sağladı. ABD mücadeleye tutunsa da oyunun kontrolünü bırakmayan ay yıldızlılar, ikinci teknik molayı 16-14 önde geçti. Molanın ardından büyük çekişmeye sahne olan son bölümde Türkiye, Seda’nın sayılarıyla oyuna tutunmaya çalışsa da basit hatalar sonrasında seti 25-23 kaybetti.ABD dördüncü sete de hızlı giriş yaptı ancak milliler çabuk toparlanarak ilk teknik molayı 8-7 önde kapattı. Molanın ardından hücum tercihlerinde hatalar yapan 'Filenin Sultanları', rakibinin smaçlarına da engel olamayınca, ikinci teknik molaya 16-12 geride girdi. Ay yıldızlıların hem savunmada, hem hücumda oyundan düşmesiyle 6-0’lık seriyle farkı açan ABD, seti 25-15, maçı da 3-1 kazandı.ABD yenilgisiyle milliler, ikinci turdan çıkma şansını da büyük ölçüde zora soktu.Ay yıldızlılarda takım kaptanı Gözde Sonsırma 22 sayıyla maçın en skorer ismi oldu.Salon: PalapaniniHakemler: Akihiko Tano (Japonya), Vladimir Simonovic (Sırbistan)Türkiye Naz Akyol, Gözde Sonsırma, Bahar Guidetti, Seda Tokatlıoğlu, Neriman Özsoy, Kübra Akman (Gizem Karadayı, Polen Uslupehlivan, Asuman Karakoyun, Güldeniz Paşaoğlu)ABD Akinradewo, Glass, Larson, Dietzen, Murphy, Hill, (Banwarth, Dixon, Thompson, Fawcett, Robinson)Setler: 29-27, 19-25, 23-25, 15-25Süre: 115 dakika (34, 29, 31, 21)eurosport
Kılıçdaroğlu'ndan Tezkere Açıklaması: 'Hayır Oyu Kullanacağız'
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, yarın TBMM’de görüşülecek Suriye-Irak tezkeresine partisinin ‘hayır’ oyu kullanacağını açıkladı.CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Tezkereye şöyle bir baktığımızda sanki IŞİD terör örgütü işin perdesi ama Suriye ile nasıl mücadele edeceğiz? Bu anlayışla geldiğini görüyoruz, o açıdan doğru bir tezkere olarak görmüyoruz” dedi.Kılıçdaroğlu, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gerektiği takdirde sınır ötesi harekat ve müdahalede bulunmak üzere yabancı ülkelere gönderilmesi ve aynı amaçlara yönelik olmak üzere yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye’de bulunmasını içeren tezkere için “Hayır oyu kullanacağız” dedi.Esad hedef alınıyorAnamuhalefet partisinin AKP hükümeti tarafından tek metin halinde Meclis’e sunulan tezkereye soğuk yaklaştığı belirtilmiş, metinde değişiklik talep etmesi beklendiği ifade edilmişti.Bir parti yetkilisi, tezkerede Irak’ın toprak bütünlüğü vurgulanırken, Suriye’ninki vurgulanmadığı, IŞİD’in yönelttiği terör tehdidinden ziyade Suriye’deki Beşar Esad yönetimini hedef alındığını söylemişti.Diken
'IŞİD Büyük Kürdistan Projesinin Maşasıdır'
MHP Genel Bakanı Devlet Bahçeli, TBMM’de görüşülecek Irak ve Suriye tezkerelerine ilişkin açıklama yayınladı. Bahçeli, tezkerelere evet diyeceklerinin sinyalini verdi.“Herkes bilsin ki IŞİD, Büyük Kürdistan projesinin maşasıdır ve görevi bununla sınırlıdır” diyen Devlet Bahçeli’nin açıklamasında şu görüşü dile getirdi:“Biz bugünleri çok önceden görmüş ve 6 Ağustos 2012 tarihinde yaptığımız Basın Toplantısında şu teklifimizi açık yüreklilikle milletimizle paylaşmıştık: Ülkemize yönelen tehditleri en aza indirmek amacıyla; batı ucu Afrin’i ve doğu ucu da Kandil’i içine alacak biçimde tesis edilecek hilal şeklindeki güvenlik kuşağı bir an önce sağlanmalı ve icra edilmelidir.”Devlet Bahçeli’nin açıklamasının tamamı ise şöyle:“IŞİD terörünün körüklediği bölgesel kaos ve kriz dalgası sınırlarımızı aşındırmakta, bekamızı ve birliğimizi üst seviyede tehdit etmektedir.Türkiye; çok riskli, çok sıkıntılı ve çok aktörlü vahim bir dönemin, çözülmesi zaman alacak çok değişkenli bir denklemin ortasındadır.Sınır güvenliğimizin denetim ve dengesi bıçak sırtındadır.Türk milleti ve komşu halklar barbarların, barış ve insanlık katillerinin hedefindedir.Bölgesel ayak oyunları anormal bir seviyededir.Çevremizdeki ülke ve coğrafyalar ateşin, asayişsizliğin ve anlaşmazlığın merkezindedir.Kiralık terör örgütleri, projelendirilmiş paylaşım ve bölüşüm kavgalarına efendilerinin nam ve hesabına aktif olarak katılmaktadır.Gelişmelerin yön ve kulvarı, Türkiye’nin istikrarı ve komşu ülkelerin bütünlüğü adına kaygı verici boyuttadır.Irak ve Suriye’de yabancı emel ve ellerce tahkim ve tahrik edilen istikrarsızlık, gevşek ve pamuk ipliğine bağlı bölgesel dengeyi alt üst etmektedir.Demokrasi, değişim, özgürleşme olarak müjdelenen Arap Baharı kan, kayıp, kıyım ve kitlesel göçlere dümen kırmıştır.Etnik ve mezhep kutuplaşması Şam’dan Bağdat’a, Trablus’tan Sana’ya, Tunus’tan Kabil’e kadar etap etap tüm bölgeyi kavramış, deyim yerindeyse karantinaya almıştır.Arap Baharı’nın acıklı sonuçları Kuzey Afrika’dan Ortadoğu’ya kadar her yeri baştan ayağa kabus gibi sarmış ve sarmalamıştır.BOP’un yan imalatı, derin komplosu, stratejik tuzağı olan Arap Baharı rejimleri, sistemleri, devletleri, toprakları, sınırları, inançları, kültürleri, hepsinden de önemlisi kardeşlik duygularını linç etmiştir.İslam âlemi kapkaranlık bir dehlize çırpına çırpına düşmüştür.Tüm dünyanın gözü bölgemize ve İslam toplumlarının üzerine kilitlenmiştir.Sözde diktatörlerden arınma, statükodan kurtulma ve demokratikleşme macerası hüsrana uğramıştır.Geçtiğimiz yıl; ‘yüz yıllık parantezi’ kapatma hezeyanıyla avunanlar ve ‘tarihin coğrafi sınırlara isyan ettiğini’ mırıldananlar acaba öngörüsüzlüklerinin ağır faturasını nasıl telafi edeceklerdir?Sınırları propaganda filmine benzeterek ‘Arap Baharı’yla birlikte bölgede yüzyılın tasfiyesi ve değişimi yaşanıyor’ diyenler şimdilerde bu sözlerini nasıl tavzih ve tevil edeceklerdir?Arap Baharı’nı ‘bölgesel bir uyanış’ olarak ifade ve takdim edenler yanılmıştır.Tunus’tan itibaren ödenen bedellere ve yaşanan bunalımlara ‘tarihin normalleşmesi’ diyenler yanlış yapmıştır.Aşama aşama genişleyen toplumsal çöküşü, ‘Ortadoğu’da doğal havzaların birbiriyle buluşması’ yorumunu getirenler kaybetmiştir.Ortadoğu’daki sınırları ‘yanlış örülmüş duvarlara’ benzeterek ‘daha büyük ölçeklerde bir araya gelme’ önerisinde bulunanlar saygınlıklarından olmuştur.Bugünün merceğinden geriye dönüp baktığımızda, AKP’nin komşu coğrafyaları anlama, algılama ve anlamlandırma konusundaki perişanlığı daha net görülebilecektir.Şimdiye kadar, Hükümet’in hiçbir tahmini tutmamıştır.Hükümet’in hiçbir politikası yerini bulmamış, hiçbir taahhüdü, hiçbir tasavvuru amacına ulaşamamıştır.AKP’nin dış politikadaki vizyonsuzluğu, uzun vadeli stratejik planlama yapmadaki yeteneksizliği Türkiye’nin sorunlarına sorun eklemiştir.Hükümet selin önünde sürüklenen kütük misali iç ve dış meselelerin pasif ve edilgen bir ögesi haline gelerek devamlı savrulmuş, devamlı sürüklenmiştir.Yalnızlaşan, kabuğuna çekilen, içine kıvrılan, demokrasi rezervi tükenen, adalet ve ahlak temeli çürüyen bir Türkiye resmi hepimizi kara kara düşündürmektedir.Başkent Ankara’nın mirasını, tarihin ve coğrafyanın yüklediği milli sorumluluğu idrak edemeyen AKP, Türkiye’nin 12 yılını çalmış, 12 yılını harcamıştır.Şurası açıktır ki, Türkiye’nin sınırları ve mücavir alanlar alev topuna dönmüştür.Sınırlarımızın hemen dibinde konuşlanan farklı terör örgütleri komşu ülkelerin insan ve toprak bütünlüğünü tartışmaya açmıştır.Türkiye de artan doz ve ölçekte bu olumsuz süreçten etkilenmeye başlamıştır.Esad yönetiminin Suriye’nin kuzeyinden çekilmesiyle ortaya çıkan fiili boşluk radikal, selefi ve bölücü terör grupları tarafından periyodik olarak doldurulmuştur.Nitekim, Nusaybin’in tam karşısındaki Kamışlı, Ceylanpınar’ın tam karşındaki Resulayn, Akçakale’nin tam karşısındaki Tel Abyad, Suruç’un tam karşısındaki Ayn el-Arap, Karkamış’ın tam karşısındaki Carablus, Kilis’in tam karşısındaki Azez ve Afrin teröristlerin istila ve hesaplaşmasına sahne olmaktadır.Özellikle Irak ve Suriye kandan geçinen vahşilerin açık pazarı haline gelmiştir.Silahı kuşanan, bombayı beline saran ve öldürmeye programlanan katillere celp çıkaran terör örgütleri, küresel planlara müzahir olacak şekilde kanlı-kefenli rekabete girişmiştir.Bir ara Esad karşıtlığının sağladığı motivasyonla aynı kareye giren, aynı hizaya gelen terör şebekeleri, çıkar çatışmaları ve farklı yönlendirmelerle epeydir birbirlerini yemekle meşguldür.Suruç ilçemizin karşı tarafında yer alan ve Arap Pınar olarak bildiğimiz Halep’e bağlı Ayn el-Arap ilçesinde 15 Eylül’den bu yana yaşananlar başka türlü izah edilemeyecektir.Bölücülerin burayı Kobani olarak isimlendirmesi, sözde Batı Kürdistan’a Rojava demeleri ise tarihi gerçekleri saptırmaya yetmeyecektir.Merak ediyoruz, Başbakan Davutoğlu, 2012 yılının Temmuz ayında, ‘Halep ve etrafta kamu düzeni sağlanamazsa Türkiye kendini güvende hissedemez’ açıklamasını acaba hatırlıyor mudur?Yine o tarihlerde dile getirdiği, ‘ister PKK, ister El Kaide veya başkası; herhangi bir terör unsurunun sınır boylarımızda olmasına izin vermeyiz. Meşru müdafaa sebebi sayılır.’ sözlerinin hala arkasında mıdır?On yıllardır, terör örgütlerinin eğitilip küresel cinayet projelerinin emrine sokulması, su yolları ve enerji havzaları üzerinden yürüyen egemenlik mücadeleleri felaketlerin kilidini açmıştır.IŞİD veya nevzuhur terör örgütlerinin tarihten silinmesi, en azından etkisizleştirilmesi için küresel ve bölgesel unsurlar durum muhasebesinin yanında, özeleştiri yapacak samimiyeti gösterebilmelidir.Dünya ahlak ve vicdan sınavından geçmektedir.Terör karşısında tarafsız bölge yoktur. İyi veya kötü terörist tasnifi ise insanlığın ihlalidir.Karşımızda insan kafası kesen, toplu infazlara imza atan, kadınları esir alıp cariye olarak satan, beşeriyeti titreten kanlı ve katil bir örgüt vardır.Bu örgüt ki, yüce dinimiz İslam’ı eşkıyalığına alet ederek cihat ve şehadeti açıkça ve alçakça sömürmektedir.İslam’ın mesaj ve tebliğiyle uzaktan yakından ilgisi olmayan bu örgütün şeytani planlara tetikçilik, BOP’a nöbetçilik yaptığı şüphesizdir.Bu örgüt, klasik savaş taktiklerinin yanında, terör yöntemleriyle de Suriye ve Irak’ı yaşanmaz hale getirmektedir.Baas kalıntıları, bazı Sünni aşiretler ve küresel mihraklar IŞİD’in ana damarı, ana iskeletidir.Saddam döneminden kalma paramiliter gruplar, dünyanın değişik ülkelerinden farklı saiklerle gelen militanlar IŞİD’in cinayet kadrosuna çoktan yazılmıştır.Çok iyi bilinmelidir ki, Türkiye için IŞİD ne kadar gayri meşru ise PYD-PKK da o kadar gayri meşru, yasa dışı ve uluslararası hukuka aykırı insanlık düşmanlarıdır.AKP Hükümeti’nin terör örgütleri arasında seçim yapma, ehveni şer görme hak ve salahiyeti yoktur, olamayacaktırCumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçtiğimiz Pazar günü Dünya Ekonomik Forumu’nda; ‘ey dünya, IŞİD’e karşı ayaklanıyorsun da PKK’ya karşı neden ayaklanmıyorsun’ sözleri son yılların en tutarsız, en ucuz, en sorunlu açıklamasıdır.Erdoğan bu ifadelerini BM Genel Kurulu’nda söylemekten çekinmiş veya aklı başına yeni gelmiştir.PKK’yı şımartan, pazarlıklarla dirilten, terörist devşirmesine kolaylık sağlayan, hain taleplerine çözüm ve açılım süreçleriyle kucak açan Erdoğan’ın şikayet ve sızlanmaya hiç hakkı yoktur.Ve hiç kimse saf değildir.Erdoğan’ın, Dünya’ya çağrı yapacağına kendi vicdanına ve geçmiş siciline bakması ahlaken tutarlılık olacaktır.Şayet Türkiye, ABD’nin çağrısına uyarak koalisyon gücüne katılması halinde zımnen PKK-PYD terörünü arkalayacak, bölücülüğün kuyruğuna takılacaktır.Yok uymazsa bu defa da IŞİD’e onay vermiş sayılacaktır.Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ABD’de, IŞİD’e yönelik sürdürülen operasyonla ilgili ‘üzerimize düşen görev neyse yapacağız’ demesi, ek olarak askeri ve siyasi destekten bahsetmesi tercihin çoktan yapıldığına işarettir.Erdoğan, sınır dışına asker gönderme yetkisinin sadece ve sadece TBMM’ne ait olduğunu bilmeyecek kadar cahil olamayacaktır.ABD’nin Türkiye’yi cepheye sürükleme kurnazlığına Başbakan ‘kararı biz veririz’ fason diklenmesiyle karşı çıkarken, Erdoğan ‘her desteği veririz’ sözleriyle açık çek yazmaktadır.Ayrıca Erdoğan’ın ABD dönüşü esnasında IŞİD’le ilgili dört ayaklı bir plana vurgu yaparak; ‘kara esastır, böyle bir örgütü havadan bitiremezsiniz, Türkiye üzerine düşen görevi yerine getirecektir’ demesi,Ve farklı yol haritasından bahsederek Suriye’yi hedef alacak koalisyonun dışında Türkiye’nin kalamayacağından bahisle askeri hareketi diline dolaması sorumsuzluk örneğidir.Erdoğan’ın aklında esasen IŞİD değil Esad yönetimi vardır ve ‘Şam yönetimi bedelini öder’ beyanı buna açık kanıttır.Cumhurbaşkanı Türkiye adına bağlayıcı kararları tek başına nasıl alabilmekte, ABD’ye askeri müdahaleye katılma güvencesini hangi yetkiyle verebilmektedir?Hükümet nerededir, Samsun’da balık avlamakla meşgul olan, rüyalarında Hegel ve Gazali’yle tartışan Başbakan ne yapmaktadır?Elbette IŞİD büyük bir tehdittir ve mutlaka tepelenmeli, çok acil başı ezilmelidir.Ancak PKK-PYD-YPG-YPJ da aynı derecede, belki de daha fazla ölçüde Türkiye’nin başına ve çevresine çöreklenmiş bir musibetin farklı farklı isimleridir.IŞİD’le mücadele ederken, PKK-PYD’ye yol verilmesi ve alan açılması büyük Kürdistan’ın batı kısmını ikmal edecektir.Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün vazgeçilmezliği ve tüm terör gruplarının bölgeden temizlenmesi yegane öncelik olmalıdır.Hükümet oldubittilerle, uçuşa yasak bölge yaklaşımlarıyla yeni bir peşmerge yönetiminin kapağını aralamamalıdır.Herkes bilsin ki IŞİD, Büyük Kürdistan projesinin maşasıdır ve görevi bununla sınırlıdır.Bu terör örgütünün nasıl ve kimler vasıtasıyla piyasa çıkarıldığı, hangi amaçlarla silahlandırıldığı ve bu sırada AKP Hükümeti’nin ne yaptığı cevaplandırılması gereken sorulardır.Biz bugünleri çok önceden görmüş ve 6 Ağustos 2012 tarihinde yaptığımız Basın Toplantısında şu teklifimizi açık yüreklilikle milletimizle paylaşmıştık:‘Ülkemize yönelen tehditleri en aza indirmek amacıyla; batı ucu Afrin’i ve doğu ucu da Kandil’i içine alacak biçimde tesis edilecek hilal şeklindeki güvenlik kuşağı bir an önce sağlanmalı ve icra edilmelidir.’Hükümet bu önerimizi dikkate alıp gerekli atılganlığı gösterebilmiş olsaydı, bugünkü tablonun lehimize olacağı tartışmasızdır.Hükümet’in birinci önceliği Türkiye’nin güvenliğini sağlam esaslara bağlamaktır.Bu maksatla ne gerekiyorsa yapılmalıdır.Erdoğan ve Davutoğlu tarih önünde büyük bir vebal altındadır.Irak ve Suriye başta olmak üzere, bölge ülkeleri küresel vesayeti reddetmeli, insan varlıklarını ve coğrafi bütünlüklerini müdafaa edecek basiret, cesaret ve dirayeti gösterebilmelidir.Ortadoğu’nun haritasını yeniden çizmek için kolları sıvayan, yeni devletler kurmak için fırsat kollayan çevrelere, lobilere, silah ve terör baronlarına karşı herkes uyanık olmalıdır.Türk devleti, Misak-ı Milli’nin sınır boyunca sahnelenen fitne kampanyasına karşı tüm milli güç unsurlarıyla göğüs germelidir.Milli güvenliğimize yönelen ağır tehditlerle başa çıkabilmek için, Suriye’nin kuzeyini derinlemesine içine alacak ve hiçbir terör örgütünün lehine olmayacak şekilde bir ‘güvenlik kuşağı’ hayata geçirilmelidir.Kaybedecek zaman yoktur.IŞİD, buzdağının sadece görünen kısmıdır.Bu örgütün kimlerin elinde palazlandığı, militanlarının sevkiyat ve kaynağını nasıl sağladığı, kimler eliyle silahlandırıldığı tam açıklığa kavuşmadan hava veya kara operasyonu yeni sorunlara davetiye çıkaracaktır.Tehdit direkt ve doğrudan Türk milletine yöneliktir.Amaç ise dört parçalı Büyük Kürdistan’ın duvarlarını örmek, çatısını kurmaktır.IŞİD-PYD-PKK tarihin çöplüğüne emelleriyle birlikte süpürülmeden iç ve dış tehditler azalmayacaktır.Milliyetçi Hareket Partisi Türkiye’yi namusu gibi görmektedir.Partimiz, TBMM’nin gündemine gelecek tezkereye de her türlü eleştirisi saklı kalmak kaydıyla, bu hassasiyetle bakacak ve tercihini Türk milletinden yana kullanacaktır.Bahse konu olan Türkiye’nin güvenliği, tarihi hak ve çıkarlarıdır.Milliyetçi Hareket Partisi, Türk milletini, Türk vatanını, Türk bayrağını ve bin yıllık kardeşlik hukukunu kutsal bir emanet gibi savunulmasını şart görmektedir.Hiçbir şey bitmiş olmayıp tarih henüz hükmünü de vermemiştir.Zaman her şeyin ilacı, millet iradesi her şeyin devası, Yüce Allah’ın himmet ve himayesi her şeyin üstüdür.”ZETE
Çanakkale'de Ebola Şüphelisi Hayatını Kaybetti
Çanakkale Boğazı'ndan geçen bir gemide rahatsızlanan ve Ebola şüphesi ile dün hastaneye kaldırılan hasta hayatını kaybetti.Kamerun'dan Tuzla Limanı'na giden “Karşıyaka” isimli Türk bandıralı kargo gemisinde rahatsızlanan ve Ebola şüphesiyle dün Çanakkale Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Yavuz Durmuş (28) gece hayatını kaybetti. Ölümüyle ilgili kesin tanı konamayan Durmuş için savcılık önce otopsi istedi. Bu arada Halk Sağlığı Müdürlüğü yetkilileri, alınan kan örneklerini Ebola şüphesi nedeniyle Ankara’ya gönderdi. Uzun bir süre kesin tanı konamayan Durmuş’un otopsisi için bugün savcı, adli tıp uzmanı ve diğer ilgili uzmanlar bir araya geldi. Kaldırıldığı hastanedeki kan tahlilleri ve diğer tetkikler en ince ayrıntısına kadar değerlendirildi ve sonunda Durmuş’a ‘sıtma’ tanısı kondu. Bununla birlikte otopsiden de vazgeçildi. Mehmet Güler
Reklam
Yeryüzünün Aniden İnsan Yapılarını Yuttuğu Anlar! İnanılmaz Yerkabuğu Delikleri!
Geçtiğimiz yıllarda, 'yol ortasında açılan çukurlar' oldukça sık rastlanan ve herkesin korktuğu bir fenomen haline geldi. Bu çukurların bazıları küçük ve kısmen zararsız, fakat öyle büyük çukurlar var ki, devasa büyüklükte binalar ve onlarca araba yeryüzünden kaybolabiliyor.Bu büyük çukurlardan bir diğeri, geçtiğimiz günlerde Kırım'da oluştu ve içinde altı kişinin bulunduğu bir arabayı yutarak bu insanların ölümüne sebep oldu. Yol ortasında bu gibi çukurların oluşmasının başlıca sebebi, kireçtaşı veya diğer karbonatlı kayaçlar ile oluşmuş toprak altı kayalarının, asitli yeraltı suları tarafından, veya yoğun yağmur yağışı ile oluşan basınç nedeniyle aşınması ve hareket etmesinden kaynaklanıyor. Dünya üzerinde toprak altı kayaları tehlike arz eden ülkelerin başında Çin, Amerika, Meksika, ve Papua Yeni Gine geliyor. Toprak kayması facialarının en tehlikelileri, büyük şehirlerin orta yerinde meydana gelerek insan yaşamını felç eden ve onlarca kişinin ölümüne neden olan çukurlar. Dünyanın farklı bölgelerinde meydana gelmiş ve oldukça büyük hasarlara yol açmış çukurların birbirinden ilginç, ve bir o kadar da korkunç fotoğraflarını bu galeride bulabilirsiniz.
Dünya Doğayı Koruma Vakfı: 'Vahşi Yaşam Yok Oluyor'
Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) 2014 Yaşayan Gezegen Raporu, vahşi yaşamda yok olan canlı türlerinin sayısının 'tahmin edilen verilerin çok üzerinde olduğuna' dikkat çekiyor.Rapora göre son 40 yılda, memeliler, kuşlar, sürüngenler, amfibiler (hem karada, hem suda yaşayabilen, 'iki yaşamlılar') ve balıkların nüfusu yaklaşık yüzde 52 oranında düştü.Tatlı su canlılarının sayısı ise yüzde 76 oranında azaldı. Araştırma sonuçları, farklı küresel verilerin birbirleriyle karşılaştırılması sonucu elde edildi.Londra Zooloji (Hayvanbilimi) Topluluğu, iki sene önceki araştırmalarına kıyasla metodolojilerini (araştırma yöntemi) geliştirdiklerini fakat sonuçların tahmin edilenden daha endişe verici olduğunu söyledi.Grup, doğanın canlı türlerinin, yüzde 30 civarında azaldığını tahmin ediyordu. Rakamın ne olduğu bir yana, uzmanlar doğal yaşamın insan faaliyetleri nedeniyle yok olduğuna dikkat çekiyor.Londra Zooloji Topluluğu ve WWF'nin raporunda, insanların ağaçları henüz gelişmeden erken kestikleri, balıkları okyanus döngüsü içinde yeniden üremeden avladıkları, nehirlerden su pompaladıkları ve yağmur daha doldurmadan suları taşıdıkları ve okyanusun, ormanların emebildiği oranlardan daha çok karbon saldıkları belirtiliyor.Yaşam alanları zarar görüyorRaporda bölgelere göre de oranlar veriliyor. Gana'daki aslan nüfusu, son 40 yıl içinde yüzde 90 azaldı.Batı Afrika'da ormanların kesilmesi, fillerin sayısını yüzde 6-7 oranında düşürdü.Nepal'de yaşam alanlarının zarar görmesi ve avlanma nedeniyle, yüzyıl önce 100.000 olan kaplanların da sayısı 3000'e düştü.Yaşayan Gezegen Raporu, 1970'den 2010 yılına kadar 10.000 omurgalı türünü inceledi.Rapor, biyolojik çeşitliliğe en büyük tehdidinin yaşam alanlarının zarar görmesinden kaynaklandığına dikkat çekiyor. WWF, bunun sebebinin de insanların tüketiminden kaynaklandığını söylüyor.Raporda, her ne kadar hayvanlar üzerindeki etkisi tartışmalı olsa da, iklim değişikliğinin de endişe kaynağı olduğu belirtiliyor.WWF'nin doğanın korunması için yürüttüğü kampanyalar arasında, Ruanda'da gorillaların korunması, Brezilya'nın Acre vilayetinde küçük ölçekli çiftçilerin tarım alanlarını yakıp zarar vermelerinin önlenmesi, İngiltere'de doğal yaşamın zengin olduğu Itchen Nehri'nden taşınan su miktarının azalması da yer alıyor.Yeni araştırma yöntemiYaşayan Gezegen Raporu daha önceki hesaplamalarında tüm canlı türlerinin nüfusundaki ortalama düşüşü ölçüyordu.Yeni ağırlıklı metodolojiyle, tüm canlı türlerinin ve bölgelerin toplu nüfus verileri analiz ediliyor.BBC'ye konuşan Londra Zooloji Topluluğu yeni yöntemi şöyle anlatıyor:'Örneğin, belirli bir bölgedeki tüm hesaplamalar kuş nüfusu üzerine yapılmışsa ama bölgedeki omurgalıların çoğunluğu balıksa, o bölgedeki canlı türlerinin nüfusundaki azalmayla ilgili daha kesin bilgi elde etmek istiyorsak, o zaman hesaplamalardaki ağırlığı balık nüfusuna vermek gerekir.''Bölgeler ve deniz, kara, tatlı su çevreleri arasında farklı ağırlıklar uygulanıyor. Yalnızca kullandığımız verilerle ilgili daha ayrıntılı inceleme yapıyoruz.''2008'deki verileri farklı bir metodolojiyle incelediğimizde durumun, o dönem sandığımızdan daha kötü olduğunu ortaya çıkardık. Canlı türlerinin azalmasında uzun vadeli bir akım olduğunu görüyoruz.'Roger HarrabinBBC Çevre uzmanı | BBC Türkçe
Reklam
Kerkük'te 78 IŞİD'li Öldürüldü
Kerkük'ün Tuzhurmatu İlçesi'nde IŞİD'in elinde bulunan 6 köye Irak ordusu ve Şii milisler tarafından düzenlenen operasyonda 78 IŞİD'li öldürülürken, 2 köy geri alındı.Kerkük Polis Müdürü Serhat Kadir'e yönelik kent merkezinde bombalı saldırı düzenlendi. Saldırıda Kadir, yara almadan kurutulurken, 2 çocuk öldü.Irak ordusuna bağlı askerler bu sabah Şii ve Türkmen milislerin de destek vermesiyle IŞİD'in elinde bulunan Kerkük'ün Tuzhurmatu İlçesi'na bağlı 6 köye operasyon düzenledi. Şiddetli çatışmaların yaşandığı bölgede Elbu Hasan ve Hilava köyleri IŞİD'ten geri alındı. Çatışmalarda 78 IŞİD'linin ölü ele geçirildiği belirtilirken, bazı IŞİD'lilerin de kaçamayarak teslim olduğu belirtildi. Bölgede çatışmaların sürdüğü öğrenildi.POLİS MÜDÜRÜNE BOMBALI SALDIRIKerkük Polis Müdürü Serhat Kadir'e yönelik bugün bombalı bir saldırı gerçekleştirildi. Kadir'in aracının geçişi sırasında bir motosiklete konulan uzaktan kumandalı bomba infilak ettirildi. Saldırıdan Kadir yara almadan kurtulurken, bölgede bulunan 2 çocuğun öldüğü bildirildi.Felat BOZARSLAN/KERKÜK,(DHA)-
Kişiliğinize Göre Avrupa'dan Hangi Takımı Tutsam Sorusuna Cevap Olacak 10 Takım
Türk futbolunda çok belirgin olmasa da, Avrupa'da genellikle inançlarınıza, savunduğunuz değerlere göre takım tutarsınız.Bunun en belirgin örneğini Celtic - Glasgow Rangers ile verebiliriz. Kotalik olan bir İskoç futbol severin Glasgow Rangers'ı tutma ihtimali hiç yoktur.Bakalım Avrupa'da yaşasaydınız, hangi takımı tutacaktınız?
Suriye'de Okula Bombalı Saldırı: 40 Çocuk Öldü
Suriye'nin Humus kentinin Akrame semtindeki iki ilkokula intihar saldırısı düzenlendi. Saldırılarda çoğunluğu çocuk 45 kişi yaşamını yitirdi, en az 70 kişi de yaralandıSuriye resmi haber ajansı SANA’da yer alan habere göre, Humus’un Akrame semtindeki iki okulun yakınında kısa aralıklarla iki patlama meydana geldi.İki olayda, Yeni Akrame Okulunun önünde bomba yüklü aracın infilak ettiği, Akrame el-Mahzumi Okulunun önünde ise intihar eylemcisinin üzerindeki bombayı patlattığı ifade edildi. Saldırılarda çoğunluğu çocuk olmak üzere 45 kişi yaşamını yitirdi, en az 70 kişi de yaralandı.Olayın sorumluluğunu şu ana kadar üstlenen olmazken uluslararası ajanslar, bunun hükümetin kontrolündeki bir bölgede son zamanlarda yaşanan en kanlı saldırı olduğunu bildirdi. Hükümet ise saldırıdan Özgür Suriye Ordusu'nu (ÖSO) sorumlu tuttu.TARAF/AJANSLAR
Reklam
Sneijder'den Manchester United'a Bir Ret Daha
Wesley Sneijder, Türkiye'de mutlu olması ve Galatasaray'ın Şampiyonlar Ligi'nde yer alması nedeniyle Manchester United'a gitmeyeceğini açıkladı.Galatasaray'ın Hollandalı yıldızı Wesley Sneijder, Manchester United'tan teklif almasına rağmen sarı-kırmızılı kulüple bu sezon UEFA Şampiyonlar Ligi'nde yer almak amacıyla bunu reddettiğini söyledi.İngiliz basınına konuşan Hollandalı yıldız, Manchester United Teknik Direktörü Louis van Gaal'in çok akıllı ve deneyimli bir teknik adam olduğunu ve Manchester United'ın yaz transfer döneminde kendisiyle ilgilendiği ifade etti.Manchester United'tan teklif gelmesinin kendisi için gurur verici bir durum olduğunu, kulübü reddettiğini kaydeden Sneijder, 'Yine de Türkiye'de son derece mutluyum ve Şampiyonlar Ligi'nde oynamama düşüncesi çok zordu' ifadelerini kullandı.Haberde, Manchester United'ın Sneijder için 16 milyon sterlinlik bir bütçe hazırlamasına rağmen Hollandalı yıldızın İngiltere'de oynamaya istekli olmaması nedeniyle bu transferin gerçekleşmediği de vurgulandı.skorer
Reklam
Tütün Sarmaya Karar Verenleri Bekleyen 10 Muhabbet
Tütün saranların hemen hepsinde hikâye birbirine benzer: Ay sonuna daha epey vardır fakat para suyunu çekmiştir, sigaraysa öngörülen en ciddi masraf kalemidir. Çözüm; çok daha masrafsız olan tütüne geçmektir. Tütüne bir kere geçtikten sonraysa bir daha asla sarma sigara içmek istenmez. Hem daha havalıdır, hem daha hesaplı, üstelik hazır olmadığı için çok daha az tüketilir; velhasıl kötünün en iyisidir ve kısa sürede bir yaşam biçimi haline gelir. Tütün kullanıcısının etrafında mutlaka “ben de mi tütüne geçsem?”ci birileri olur, bu liste de o meraklı arkadaşlar için hazırlanmıştır zaten. Listelerde bu hafta “tütüne geçmek”sürecinde sıkça duyacaklarınız, buyurun buradan yakın efendim!
Reklam
Cameron Yarın Türkiye'ye Geliyor
Irak'ta IŞİD'e karşı hava saldırılarına başlayan İngiltere'den Türkiye'ye yarın sürpriz bir ziyaret gerçekleşmesi bekleniyor.İngiltere Başbakanı David Cameron, yarın günübirlik ziyaret için Ankara'ya gelecek. Cameron'un IŞİD ile ilgili görüşmeler yapması bekleniyor.Türkiye'ye gelmeden önce bir açıklama yapan Cameron, 'Suriye'ye ve Irak'a IŞİD için savaşmaya giden İngiliz vatandaşları, Birleşik Krallık'ın düşmanlarıdır' demişti.Dünya Bülteni
NATO Genel Sekreteri Stoltenberg: 'Türkiye Hedef Alınırsa Yanıt Verilir'
NATO'nun yeni Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Türkiye sınırında yaşanan gelişmelerde Türkiye’nin hedef alınması durumunda buna NATO üyelerinin ortak karşılık vermesini içeren 5. maddenin uygulanabileceğini söyledi.Çarşamba itibariyle göreve başlayan NATO’nun yeni genel sekreteri Jens Stoltenberg, Brüksel’de düzenlediği ilk basın toplantısında Türkiye'nin sınırında yaşanan son gelişmelerle ilgili mesajlar verdi. Türkiye’nin hedef alınması durumunda buna ortak yanıt verilebileceğini kapsayan 5. maddenin uygulanabileceğini söyledi. NATO’nun 5’inci maddesi, NATO üyesi bir ülkenin saldırıya uğraması durumunda tüm üye ülkelerin birlikte hareket etmesini kapsıyor.Al Jazeera 'ye bilgi veren Brüksel'deki NATO kaynakları, Jens Stoltenberg'in Türkiye'ye yapmayı planladığı ziyaretin birkaç gün içinde gerçekleşeceğini söyledi. Perşembe sabahına kadar da ziyaretin detaylarının netleşeceği bilgisini verdiler.Patriotlar kalacakStoltenberg, Türkiye'ye konuşlandırılan Patriot bataryalarının mevcudiyetinin devam etmesini planladıklarını söyledi.Türkiye ziyaretinde Suriye'deki gelişmeleri de değerlendireceklerini belirten Stoltenberg, Türk askerlerinin Suriye'de konuşlandırılmaları ve saldırıya uğramaları halinde NATO'nun muhtemel rolünü açıklamaktan kaçındı.Norveç eski Başbakanı Stoltenberg, ABD ve diğer NATO Müttefikleri ile bölge ülkelerinin IŞİD'e karşı koalisyonunu memnuniyetle karşıladıklarını ve Irak hükümetinden talep gelmesi halinde NATO'nun bu ülkenin savunma kapasitesinin artırılmasına katkı yapmaya hazır olduklarını söyledi.Al Jazeera, Reuters, AA
'Titanik' ile İlgili Fazla Bilinmeyen 12 İlginç Bilgi
etiket
Titanik filmini seyrettiyseniz konuyla ilgili her detaya hakim olduğunuzu düşünebilirsiniz fakat işin aslı böyle değil. Tarihin gördüğü en elim deniz kazalarından olan Titanik ile ilgili bilmediğiniz detaylar sizlerle...
Reklam