Derbide Kim Kazanır?
Süper Lig'in şampiyonluk adaylarından Galatasaray ve Fenerbahçe, Türk Telekom Arena'da karşı karşıya gelecek. Al Jazeera bu kritik mücadeleyi eski futbolcular ve spor yazarlarına sordu. İşte o yorumlar;
İnsanlara Alerjisi Olan Köpek
ABD'de 'Adam' adlı bir köpeğin insanlara alerjisi olduğu ortaya çıktı.Indianapolis kentinde bir barınağa getirilen 2 yaşındaki labrador cinsi Adam'ı muayene eden veterinerin köpeğe koyduğu teşhis herkesi şaşırttı.Çok iyi bakım görse de tüyleri dökülen ve derisi çok zarar gören köpeğin sorununu anlamaya çalışan barınak yetkililerinin kan testi için götürdüğü veteriner, Adam'ın insanlara alerjisi olduğunu söyledi.Barınak yetkililerinden Robin Herman, 'Veteriner köpeğin insanlara alerjisi olduğunu söyleyince dalga geçtiğini sandım. Ancak nasıl bazı insanların köpeğe alerjisi varsa, Adam'ın da insanlara alerjisi olduğunu söyledi' dedi.Adam'a insanların deri kabuklarının alerji yaptığını vurgulayan Herman, 'Veteriner sorunun üstesinden gelebileceğini düşünüyor. Çocukların tedavisinde uygulandığı gibi Adam'a da alerji yapan etkenlere duyarsız hale getiren bir serum verilecek. Tedavi bu hafta başlayacak' ifadesini kullandı.AA
Zaman, Cumhuriyet'i Tweetledi!
Yıllar boyunca iki ayrı cephede yayın yapan iki gazete bugün Twitter'da bir araya geldi.Türkiye basınında iki farklı çizgide yayın yapan ve bir çok konuda tamamen zıt görüşlerde haber üreten iki gazete; Cumhuriyet ve Zaman 'ısosyal paylaşım sitesi twitter bir araya getirdi. Zaman gazetesi, resmi twitter hesabında Cumhuriyet gazetesinin 'Utan Adalet' manşetini haber görseli olarak kullandı ve ortaya bu görüntü çıktı;Radikal
Ünal Aysal'dan Dönüş Sinyali!
Galatasaray'daki başkanlık görevi 25 Ekim'de sona erecek olan Ünal Aysal, çarpıcı açıklamalarda bulundu.NTV Spor'un sorularını yanıtlayan Ünal Aysal 2015 Mayıs ayında yeniden dönme ihtimali hakkında da konuştu.Yönetime veda yemeği veriyorsunuz. Artık bir dönemin sonuna gelindi, neler söyleyeceksiniz dönemin sonuyla alakalı?“Herşeye pozitif tarafından bakalım, benim karakterim zaten bu, her zaman bardağın dolu tarafından bakmak isterim. Güzel bir 3.5 sene geçti. Gerçekten de eğer başarı yönüne bakarsanız Galatasaray tarihine geçecek, çok başarılı, çok güzel kupalarla dolu bir dönem geçti. Diyeceksiniz ki diğer yönleri nasıl ? Galatasaray'ın içinin toparlanması, modern Galatasaray'ın yaratılmasına dönük adımlar çok ciddi bir şekilde atıldı. Başarısızlık nerede derseniz ? Ben iki yönetim kurulu kurdum, iki yönetim kurulunda da kulüp yöneticiliğinin bazı püf noktalarını belki ihmal ettim belki de göremedim, yönetim kurullarında bazı çatlak sesler çıktı, diğer kulüpler bunu seneler içinde halletmişler, Galatasaray kulübü de halletmiş kendi içinde ama benim dönemimde benim halledemediğim, gerçekten başarısız olduğumu itiraf ettiğim taraf bu.”Nasıl bir seçim öngörüyorsunuz? Yeniden dönecek misiniz? Galatasaraylı taraftarlar merak ediyor?“Şu anda herşey çok sıcak, bugün dönüp dönmeyeceğim konusunda birşey söylemem için de çok erken ama gönlümde yatanı samimiyetle söyleyeyim, ben mayıs ayına, daha genç ve daha organize, bugünün gerek ve gerçeklerini Galatasaray'a taşıyabilecek kadroların işbaşına gelmesini yeğliyorum. O zamana kadar birşeyler yapmam gerekiyorsa bir ekibin organize olmasına yardımcı olmayı düşünüyorum, bunun dışında başka bir beklentim yok.Aktif olarak değil de dışarıdan mı destek vereceksiniz?“Dışarıdan destek dediğinizde topu taca atmış oluyorsunuz. Bunu söylemek istemiyorum. Gerçek anlamda böyle bir düzenlemenin içinde olacağım, bunun için de çalışacağım, yapabilirsem ne ala. Bu da bir başarı olarak algılanacak birşey, yapamazsam, bunu da başaramadım diyeceğim.”“Genç bir başkan ve genç bir yönetim, hamleci, gelişmeci bir ekibi bir araya getirip onları cesaretlendirip yüreklendirip bu görevi kabul etmeleri için çalışacağım yoksa ben yanıma böyle bir ekip toplayıp geleceğim demek istemedim.“Son olarak seçimle ilgili beklentiniz nedir?“Dostane bir seçim olacak, aynı standartta, aynı kültürde ve aynı görüşleri paylaşan, Galatasaray'ın geleneksel yapısı içinden gelen iki aday, benden farklılar, onların arasındaki bir seçim yarışı zevkli olacak. Ben de ibretle izleyeceğim, başarılı olmaları için de dua edeceğim çünkü Galatasaray'ın gerçekten birliğe beraberliğe, mayıs ayına kadar bile olsa, kısa bir süre kadar da olsa, bu güvenceye ihtiyacı var.“Taraftarlar tribünleri doldurmuyor, taraftara son mesajınız nedir?“Galatasaray taraftarlarını suçlamamak lazım, aslında bugünkü gelişme içinde passolig, e-bilet, yabancı kısıtlaması gibi bu değişimler, üstüste gelen saha kapatma cezaları, bütün bunları yanyana getirdiğiniz vakit maalesef taraftarımızı yüreklendirecek ve maça getirecek koşulları toplayamıyoruz. Bunun kabahatini taraftara değil yöneticilere kesmek lazım. Umarım yöneticiler benim bu mesajımı algılarlar ve bir an evvel doğru yolu bulur ve tekrar taraftarları stada ve spora, özellikle futbola tekrar bağlarlar.”Süper Lig’de yabancı sınırı kalkarsa nasıl bir futbol ortaya çıkar sizce?“Muhakkak ki çok iyi bir futbol çıkar, futbolumuz yeniden canlanır. Emin olun milli takım dahi daha güçlenir. Bugüne kadar izlenen politika son derece yanlış bir politikaydı ama yanlıştan dönmek te iyi birşeydir, bir an evvel dönmek gerekir. Tek üzüldüğüm şey, bunun benim başkanlığım zamanında uygulanmaması. Bize bu çok pahalıya maloldu. Bir takım değişiklikler yapmak zorunda kaldık. Ani tedbirler almak zorunda kaldık. Devamlı sürpizler karşısında kaldık. İnşallah benden sonraki yöneticiler, bu tip sorunları yaşamazlar.“Eurosport
MERS Alarmı: Riskli Kişiler Tek Tek Aranıyor
Ölümcül MERS virüsü Türkiye'de. Suudi Arabistan'dan Türkiye'ye döndükten 5 gün sonra hayatını kaybeden Türk hasta ile irtibatı olan herkes tek tek telefonla aranıyor.Sağlık Bakanlığı, Suudi Arabistan'dan Türkiye 'ye döndükten 5 gün sonra hayatını kaybeden Türk hastanın, önceki gün tetkik sonuçlarına göre MERS-CoV olduğunun belirlenmesi üzerine alarma geçti. Milliyet'in haberine göre bakanlık, bugün itibarıyla ölen kişinin içinde bulunduğu Suudi arabistan-Türkiye uçağındakilerin kimliklerini tespit etti. Hastanın ailesine ve ölmeden önce görüştüğü bilinen kişilere ulaşıldı. Türk yolcularla aile hekimleri üzerinden iletişime geçilirken, yabancı yolcular için konsolosluklar devreye girdi. Alınacak kan örnekleri ile risk altındaki kişilerin tamamında MERS tetkikleri gerçekleştirilecek. Konuyla ilgili olarak bakanlığın açıklama yapması bekleniyor.Sağlık Bakanlığı'ndan dün gece yapılan açıklamada, Hatay ili nüfusuna kayıtlı olup, Suudi Arabistan'a çalışma amacıyla giden bir vatandaşın, Türkiye'de tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybettiği bildirilmişti. Açıklamada, 'Yapılan araştırma sonucunda Suudi Arabistan'da çalışan hastanın, Türkiye dönüşü öncesinde son 10 gündür devam eden sağlık şikayetleri olduğu saptanmış olup, 6 Ekim 2014 tarihinde Türkiye'ye döndüğü ve uçaktan indikten sonra doğrudan özel bir sağlık kuruluşuna başvurduğu bilgisi alınmıştır. Durumunun ağır olması sebebi ile yoğun bakım şartlarında tedavisi yapılan hastamız 11 Ekim 2014 tarihinde hayatını kaybetmiştir. Hastadan alınan örneklerin Ankara ’daki Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Mikrobiyoloji Referans Laboratuvarı’nda incelenmesi sonucu hastanın MERS-CoV olduğu 17 Ekime 2014'te anlaşılmıştır' denilmişti.İRTİBAT KUDOUĞU HERKES TESPİT EDİLDİHastanın ölüm haberinin ardından bakanlık alarma geçti. Bugün itibarıyla hastanın ailesine ve ölmeden önce görüştüğü bilinen kişilere ve temas kurduğu sağlık personeline Hatay Halk Sağlığı Müdürlüğü aracılığıyla ulaşıldı. Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü aracılığıyla da ölen hastanın içinde bulunduğu Suudi Arabistan-Türkiye uçağındaki Türk vatandaşlarının TC kimlik numaraları tespit edildi. Yabancı yolcuların ise bilgileri ilgili konsolosluklarla paylaşıldı. Alınacak kan örnekleri ile risk altındaki kişilerin tamamında MERS tetkikleri gerçekleştirilecek. Konuyla ilgili olarak bakanlığın açıklama yapması bekleniyor.Medya365
Ala’dan, 'Öcalan’ın Şartları İyileşebilir' Mesajı
İçişleri Bakanı Efkan Ala, Amasya'da basın mensuplarının sorularını yanıtladı.Bir gazetecinin Abdullah Öcalan'ın cezai şartlarının iyileştirilmesi ile ilgili sorusu için Bakan Ala, 'Bu ağır sorunun önünü tıkamaya çalışan çeşitli aktörler olacaktır. Bu sorunu kökten çözmek hedefine katkı sağlayabilecek ve milletimizin de aleyhine olmayacak adımlar atarız yolumuza devam ederiz. O adımın atılması gerekiyorsa da o adım atılır ama milletin bu sorununun tamamen çözümüne katkıda bulunacaksa' diye yanıt verdi.'MİLLETİMİZİN ALEYHİNE OLMAYACAK ADIMLARI ATARIZ'Abdullah Öcalan'ın cezai şartlarının iyileştirilmesi hakkında soru yöneltilen Efkan Ala, çözüm sürecindeki sorunun kökten çözülmesi için atılması gereken adımların atılacağını belirterek 'Biz bu sorunu çözerek Türkiye'nin yoluna devam etmesini istiyoruz. Bunun adını da çözüm süreci olarak koyduk. Bu 77 milyonun lehine olan kimsenin kaybetmeyeceği herkesin kazanabileceği bir süreçtir. Bu süreçte yolumuza devam ederken önümüze çıkan engellerin bertaraf edilmesi fırsatların değerlendirilmesi yönünde adımlar atıyoruz. Her adım attığımızda bir sonraki atacağımız adım kolaylaşıyor. Zorlaşmıyor. Bu ağır sorunun önünü tıkamaya çalışan çeşitli aktörler olacaktır. Bu sorunu kökten çözmek hedefine katkı sağlayabilecek ve milletimizin de aleyhine olmayacak adımlar atarız yolumuza devam ederiz. O adımın atılması gerekiyorsa da o adım atılır ama milletin bu sorununun tamamen çözümüne katkıda bulunacaksa' ifadelerini kullandı.DHA
Reklam
2008'den 2014'e BM'deki 91 Oy Kaybının Perde Arkasında Neler Var?
'2008 ve 2014 arasında 91 oy kaybı, sadece Kobani ve IŞİD’le ilgili halihazırdaki ihtilaflarla açıklanamaz'.Geçtiğimiz perşembe gecesi (16 Ekim 2014) Türkiye, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde 2015-2016 yılı için daimi olmayan üyelik kazanmayı başaramadı. 2008 yılında 151 oy olarak kazandığı BM üyeliği için ikinci fırsatı 60 oy olarak İspanya'ya karşı kaybeden Türkiye'nin altı yıl içerisinde yaşadığı bu düşüşü Zaman yazar Joost Lagendijk yorumladı. Lagendijk'e göre, 2008 ve 2014 arasında 91 oy kaybını, sadece 'Kobanê ve IŞİD’le ilgili halihazırdaki ihtilaflarla açıklamak' yeterli değil. 'BM Güvenlik Konseyi’ne katılması için böyle bir ülkenin lehine neden oy verilsin?' diyen Lagendijk, sözlerine ise şu gerekçelerle sahip çıkıyor:'2008'de Türkiye gerçekten birçokları tarafından yükselen bir güç, AB’ye üye olma yolunda ilerleyen bir ülke ve bölgede olumlu bir etki tatbik eden dört başı mamur bir demokrasi olarak görülüyordu. Bugünlerde, Türkiye çoğu yabancı gözlemci tarafından demokratik referanslarından geri adım atmakta olan, AB’ye taahhüdünde ikircikli ve bölgede mevcut çok sayıda çatışmada bölücü bir güç olarak hareket eden son derece kutuplaşmış bir ülke olarak algılanıyor.'Yoğun lobi faaliyetine rağmen, Türkiye İspanya karşısında kaybetti. Son tur oylamada, İspanyollar 132 oyu garantilerken Türkiye yalnızca 60 oy alabildi. Altı yıl evvel, Türkiye daha başarılıydı ve 151 oy alarak 2009-2010 yılları için prestijli BM üyeliğini kazanmıştı. O zaman, dönemin Başbakanı Erdoğan, bu kazanımı Türkiye’nin uluslararası politikada artmakta olan ağırlığının ve uluslararası toplumun Türkiye’ye güveninin bir yansıması olarak değerlendirmişti. O halde perşembe günkü yenilgi ne mana taşıyor?Altı yıllık bir zaman zarfı içerisinde ikinci kez üyelik kazanmanın baştan epey bir zor olduğunu söylemek kolay bir çıkış yolu olur. Ayrıca, tüm Avrupa ve Latin Amerika ülkelerinin Türkler yerine İspanyolları tercih edeceğini düşünürsek, İspanya’yı yenmek her zaman zor. Ve pekala, bazen kazanırsınız, bazen de kaybedersiniz, yani bu haftaki yenilgiyle ilgili aşırı derecede kaygılanmak için bir sebep yok.Maalesef, Türkiye açısından dünyanın geri kalanı olaya bu şekilde bakmıyor. Newsweek, durumu “muazzam bozgun” diye nitelerken, Foreign Policy, “küresel lider rolüne talip olan bir ülke için mahcup edici bir yenilgi” dedi. Türkiye’nin başarısızlığını açıklayabilecek nedenleri ararken, bu iki önde gelen Amerikan dergisi, Ankara’da alarm zillerini çaldırması gereken birtakım ilginç bulgular ortaya koydu.Hem Newsweek hem de Foreign Policy, diplomatik kaynaklara dayanarak, konseyde Türkiye’nin üyeliği aleyhine Mısır, Suudi Arabistan ve diğer Körfez Devletleri tarafından yoğun bir kampanya yürütüldüğünü aktardı. Bu ülkeler, hem Kahire hem de Riyad tarafından en büyük düşmanlardan biri olarak görülen, Müslüman Kardeşler’e yönelik Ankara’nın koşulsuz desteğinden ötürü kızgın. Ayrıca Türkiye’nin İslam Devleti (IŞİD) cihatçılarına karşı askeri koalisyonu tamamen desteklemekteki gönülsüzlüğünden dolayı da öfkeliler. Görünen o ki, Türkiye IŞİD’e karşı savaşta yer almakta hâlâ ayak diremekteyken, BM’deki oylamanın zamanlaması daha kötü olamazdı.Arap dünyasında Türkiye’ye yönelik kızgınlığın yanı sıra, New York’taki diplomatlar da, Türkiye’nin Suriye’de IŞİD’e karşı savaşmak isteyen Kürtlere yönelik son saldırılarının bilgisini alan birkaç Batılı ülkenin alarm durumuna geçtiğinden bahsediyor. New York Times gazetesi, sürpriz yenilgiyi, Avrupa ülkelerinde, Türkiye’nin ülkeden geçip Suriye’deki köktenci gruplara katılan yabancı savaşçılara yönelik yeterli önlem almamasından duyulan kaygıları vurgulayarak izah etmeye çalıştı. İyimserler, bütün bunların, Türkiye nihayet tarafını tutar tutmaz ve bir kez daha Ortadoğu’da terörizmle savaşta yapıcı ve güvenilir bir ortak olarak görülür görülmez, üstesinden gelinecek olan geçici duraksamalar olduğunu söyleyebilirler.Ancak, korkarım ki, BM oylaması Türkiye’nin uluslararası pozisyonundaki çok daha temel bir aşınmayı yansıtıyor. 2008 ve 2014 arasında 91 oy kaybı, sadece Kobani ve IŞİD’le ilgili halihazırdaki ihtilaflarla açıklanamaz. 2008’de Erdoğan doğru söylemişti. Türkiye gerçekten birçokları tarafından yükselen bir güç, AB’ye üye olma yolunda ilerleyen bir ülke ve bölgede olumlu bir etki tatbik eden dört başı mamur bir demokrasi olarak görülüyordu. Bugünlerde, Türkiye çoğu yabancı gözlemci tarafından demokratik referanslarından geri adım atmakta olan, AB’ye taahhüdünde ikircikli ve bölgede mevcut çok sayıda çatışmada bölücü bir güç olarak hareket eden son derece kutuplaşmış bir ülke olarak algılanıyor.BM Güvenlik Konseyi’ne katılması için böyle bir ülkenin lehine neden oy verilsin? Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun oylamadan sonraki tepkisi ise Türkiye’nin kendi kendini algılamasıyla, dışarıdaki imajı arasındaki uçurumun bir başka göstergesi. Çavuşoğlu şöyle dedi: “Bizim ilkeli duruşumuzdan dolayı rahatsız olmuş bazı ülkeler olabilir ve bir zaman geçtikten sonra Türkiye’nin duruşunun haklı olduğunu itiraf edecek olan böyle ülkeler her zaman olmuştur. Dolayısıyla biz oy kaygısıyla ilkelerimizden vazgeçmeyiz.”Bu, diğerlerinin onun eylemleri ve fikirlerine dair temelden farklı bir algılayışa sahip olduğunu fark edemeyerek, her daim haklı olduğunda ısrarcı olan bir ülkenin temsilcisinin tipik reaksiyonudur. Çok sayıda arkadaş edinmenizi sağlayacak bir tavır olduğu da söylenemez.T24
Reklam
IŞİD Sınır Kapısına Havan Toplarıyla Saldırıyor
Suriye'nin Kobanê kentine ele geçirmek isteyen IŞİD militanları ile YPG güçleri arasındaki çatışmalar 34'üncü gününe girdi. ABD öncülüğündeki koalisyon uçaklarının bombardımanı ile ilerleyişi durdurulan IŞİD militanları, YPG güçlerinin dış dünya ile iletişimini kesmek için sınır kapısının bulunduğu bölgeye uzaktan havan topu mermileri ile saldırıyor. Sık yapılan atışlar sırasında bazı mermilerin Türkiye tarafına gelmesi üzerine sınır hattında önlemler artırıldı.Uçak bombardımanı ile darbe alan IŞİD militanlarının bulundukları bölgelerden çekilmesi ile birkaç günden bu yana oluşan sessizlik, bugün peş peşe atılan havan topu mermileri ile bozuldu. Kobanê'nin doğu bölgesinde bulunan IŞİD militanları, sabah saatlerinden itibaren Mürşitpınar Sınır Kapısı'nın bulunduğu bölgeye peş peşe havan topu mermileri ile saldırdı. Yaşanan patlamalar sınır hattında tedirginliğe yol açarken, aralıklarla Kobanê'nin iç kesimlerinde de silah sesleri duyulmaya devam ediyor.Peş peşe görülen patlamaların ardından yoğun dumanların yükseldiği Kobanê'de, çatışma ve patlamaların yoğunlaşması üzerine güvenlik güçleri sınır hattında önlemlerini arttırdı. Bu arada IŞİD militanlarının havan topu mermileri ile yaptığı saldırılar sırasında sınır hattında bulunan 2 ambulansın da hedef olduğu bildirildi. Kobanê'deki 2 ambulansın havan mermilerinin isabet etmesinin ardından kullanılamaz hale geldiği ve Suriyelilerin yaralılarını farklı araçlarla Mürşitpınar Sınır Kapısı'na taşımaya başladığı belirtildi.Öte yandan Kobanê'de çatışmaların sürdüğü 34 günlük süre içerisinde sınır kapısından geçirilen 802 yaralının Suruç Devlet Hastanesi'ne getirildiği ve durumu ağır olanların Şanlıurfa, Gaziantep ve Diyarbakır'daki hastanelere sevk edildiği kaydedildi.Sokak savaşlarının aralıklarla sürdüğü ve sık sık havan mermilerinin patlama seslerinin yankılandığı Kobanê semalarında ise ABD öncülüğündeki koalisyon ülkelerinin savaş uçaklarının keşif uçuşu yaptığı ve zaman zaman da bazı IŞİD mevzilerini vurduğu görüldü.T 24
Diyarbakır'da Ebola Alarmı
Acil giriş ve çıkışlarının kapatıldığı hastanede yoğun tedbirler alındı.Edinilen bilgiye göre, Hac görevini yerine getirmek üzere Kabe'ye giden 50 yaşlarındaki K.B.'ye, bir süre sonra burada sıtma ve bulantı teşhisi konuldu. Bugün Diyarbakır 'a dönen K.B.'nin havaalanında tekrar fenalaştığı öğrenildi. Sağlık personellerinin müdahale ettiği K.B., Ebola şüphesi nedeniyle karantina altına alındı. Daha sonra gelen ambulansla Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılan K.B., tedavi altına alındı.Yoğun güvenlik tedbirlerinin alındığı hastanede acil bölümü hasta ve ziyaretçilerin giriş ve çıkışlarına kapatıldı. K.B.'nin yakınları da hastane önüne gelerek, beklemeye başladı. Hastane çevresinde güvenlik önlemi alan polis ekipleri ise hastaneye kimseye yaklaştırmıyor. İHA
Reklam
Fransa’daki Katedralde Görsel Şölen!
Fransa’nın Saint-Eustache katedralinde diğer ibadethanelerin aksine cep telefonları kapatılmıyor. Aksine, binaya bir SMS atıldığında bu lazerlerle görsel bir şölene çevriliyor. Filipe Vilas-Bolas tarafından kurulan düzenek katedralin tavanının çeşitli yerlerine yerleştirilen çok sayıda lazerden oluşuyor.
F-18’lerden Nefes Kesen Gösteri!
Müziksiz olarak yayınlanan uçuş videolarının ne kadar güzel olduğunu göz önüne seren bu video adeta kokpitte pilotla birlikte oturuluyormuş hissini veriyor.
Reklam
Reklam
'Türkiye 1990'lı Yıllara Dönüyor'
AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, kamuoyunda geniş yankı uyandıran AK Parti'nin Meclis'e sunduğu son yargı paketi için 'Türkiye'nin başına gelen en büyük felaketlerden birisi' değerlendirmesinde bulundu. Fırat, '1990'lı yıllara dönüyoruz. Siz evrensel hukuk kaidelerinden kaydığınız süreç içerisinde hukuk sizi keser. Hukukun öyle bir özelliği vardır. Yani, hukukla oynanmaz.' dedi.Cihan Haber Ajansı'na konuşan AK Parti'nin kurucuları arasında yer alan ve bir dönem AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı görevinde bulunan Dengir Mir Mehmet Fırat, yeni yargı paketinden sonra aynı yönde başka yasaların geleceği uyarısında bulundu. Türkiye'nin otoriter bir yapıya evrildiğini ifade eden Fırat, hükümetin bir dönem Hizmet Hareketi'ni ocaktaki kızgın kestaneleri toplamak için 'kullandığını' sonrasında ise hedef haline getirdiğini söyleyerek cemaatin 'terör örgütü' ilan edilmesi durumunda buna şaşırılmaması gerektiğini belirtti.Dengir Mir Mehmet Fırat, Meclis'e sunulan son yargı paketi için 'Bir felakettir' nitelendirmesinden sonra 'Türkiye'nin başına gelen en büyük felaketlerden birisidir bana göre. 2003'ten itibaren AK Parti olarak Avrupa Birliği (AB) müktesebatını kabul etmeye başladık. Özgürlüklerin önünde bazı şeyler kaldırıldı. Hepsi kalktı mı? Hayır. Bazı demokratikleşme adımları atıldı. Türkiye tam demokratikleşti mi? Hayır. Şimdi oradan bir geri dönüş var. 1990'lı yıllara dönüyoruz.' diyerek bunun bir çözüm olmadığını belirtti. Geçmişte gerçekleşen darbelere işaret ederek cezaları artırma yoluyla toplum mühendisliği yapmayı Türkiye'nin birkaç kez yaşadığını ifade eden Fırat, 'Bunların fayda vermediğini ancak kan, gözyaşı, geri kalmışlığa sebep olduğunu gördük. Siz evrensel hukuk kaidelerinden kaydığınız süreç içerisinde hukuk sizi keser. Hukukun öyle bir özelliği vardır. Yani, hukukla oynanmaz.' dedi.'BUNUN ARKASINDAN AYNI YÖNDE BAŞKA YASALAR GELECEKTİR'AK Parti Hükümetinin son getirilen özgürlükleri kısıtlamaya yönelik yargı paketi ile yetinmeyeceğini kaydeden Fırat, 'Yalnız burada kalacak mı? Ben zannetmiyorum. Bunun arkasından aynı yönde başka yasalar gelecektir. Allah, encamımızı hayır etsin diyorum bu konuda.' şeklinde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kırmız Kitabın yeniden düzenleneceğine dair beyanlarını hatırlatan Fırat, 'Daha önce PKK bunun içerisindeydi. Dini gruplar vardı, onlar çıkartılmıştı. PKK kalmıştı, herhalde onun yanına bir de 'paralel yapıyı' de ekleyecekler. Belki de 'terör örgütü' olarak ilan ederlerse pek hayret etmemek lazım. Bu da var ilerde, öyle tahmin ediyorum.' değerlendirmesinde bulundu.Fırat, Ergenekon sürecinde hükümetin 'paralel yapı' diyerek şikâyet ettiği kesim için '(Hükümetin)Ocağın üstündeki kestaneleri birilerine toplatması gerekiyordu. Onun için evrensel hukuka uygun olmayan yapılanmalar meydana getirildi. Denetlenmesi mümkün olmayacak şekilde yetkiler verildi. O gün ben yine karşı çıktım, bunun yanlış olduğunu söyledim.' şeklinde konuştu. 'Emniyet Genel Müdürlüğü'ne ya da daire başkanlıklarına Pensilvanya'dan atama yapılmadı ki.' diyen Fırat, bu atamaların üçlü kararnamelerle yapıldığına dikkat çekti. Fırat, son dönemde hükümet kanadının cemaate yönelik sert tavrını ise şu sözlerle özetledi: 'Şimdi kalkıp, ocak üstünde kestane kalmayınca başka yerde kestane aramaya kalkınca hedef haline gelindi. Orada da bir hukuksuzluk, haksızlık yapıldı. Niye? Çünkü, anayasaya göre her Türk vatandaşın haklarından birisi de devlette görev alma hakkıdır.' Bunun anayasal bir hak olduğunu vurgulayan Fırat, kişilerin inanç, mezhep ya da etnik aidiyetlerini devlete aksettirmemek şartı ile devlette çalışma hakkına sahip olduğunu vurguladı.'TÜRKİYE, BUGÜN OTORİTER BİR YAPIYA SAHİP'Dengir Mir Mehmet Fırat, bir partinin genel başkanı ya da milletvekillerinin uygunsuz görüntülerinin internette yayınlandığında birileri meydanlarda 'Bu özel hayatla ilgili değildir, siyasetçinin özel hayatı yoktur' derse ve onun faillerini bulmazsa, kendisiyle ilgili kasetlerin çıktığında bağırma hakkının olmadığını savundu. Türkiye'de 12 Eylül darbesinin ürünü olan liderler sultasına izin veren hukuksal düzenlemelerden kaynaklanan sıkıntıların yaşandığına dikkat çeken Fırat, günümüz Türkiye'si için 'Otoriter bir yapıya sahip şuanda' tespitinde bulundu.'VATANDAŞIMIZ DEMOKRASİYİ DAHA ÖZÜMSEMEMİŞ, ÜMİDİM YOK'Türkiye'nin otoriter bir yapıya evrildiğini kaydeden Fırat, bununla beraber vatandaşların demokrasiyi özümsemediğinden söz ederek 'Bir yandan da ümidim yok' diye konuştu. Fırat, sözlerini şu şekilde sürdürdü: 'Vatandaşımız demokrasiyi özümsememiş daha. Entelektüellerimiz dahil olmak üzere. Kendisine ihtiyaç duyduğu miktarda demokrasi, kendisinin ihtiyaç duyduğu miktarda da özgürlüktür. Bunun haricinde çok da ilgilenmez. Kamuoyu yoklamalarına özgürlükler ve demokrasi 16 .- 17. sırada gelir önem sıralamasında. Ekonomik sorunlar daha baştadır. Geçim sıkıntısı falan ondan sonra da terör gelir o dönemde terör artmışsa. Bağımsız yargı olsun mu? Bu insanların çok gündeminde değil. Bu demokrasi kültürü ile ilgili bir konu.'BİNGÖL SALDIRISININ ARKASINDA 'DERİN DEVLET' VAR9 Ekim tarihinde Bingöl Dörtyol'da Bingöl Emniyet Müdürü ve ekibine yönelik yapılan silahlı saldırıda Emniyet Müdür yardımcısı ve bir komiserin yaşamını yitirdiği, Emniyet Müdürü ve bir polis memurunun yaralandığı olayla birlikte çözüm sürecinin geldiği noktayı Cihan Haber Ajansı'na (Cihan) değerlendiren Dengir Mir Mehmet Fırat, olayların perde arkasının görünenden daha karanlık olduğunu ifade etti. PKK ve HDP'nin çok zaman serhildan (direniş) çağrısı yaptığını ancak bölge insanının buna çoğunlukla rağbet etmediğini ifade eden Fırat, Bingöl'de gerçekleştirilen saldırının arka planın iyi incelenmesi gerektiğini vurguladı. Fırat, 'Cumhurbaşkanı hemen failler için 'cezalandırıldı, öldürüldüler' dedi. Ama ondan sonra yayın yasağı getirildi. Bu öldürülenler acaba fail miydi, değil miydi? Yoksa fail başkası mıydı? Çünkü biz bunları 90'lı yıllarda yaşadık. 90'lı yıllarda Türkiye'de birçok general da dahil olmak üzere, çok kişi öldürüldü. Jandarma Genel Komutanı öldürüldü. Ancak daha sonra, belki 10 yıl sonra bunların gerçek yüzleri ortaya çıktı ki, bunu PKK yapmamış. Bunun arka perdesinde başka aktörler var. Ben Bingöl'deki olayda da, yağmalama olaylarında da yani, o kitleleri tahrik edip, 6-7 Eylül olayları gibi ki, 6-7 Eylül olayları da öyle başlamıştı. Yunanistan'ı protestoydu ama sonrasında bir vandallığa, bir soyguna dönüştü. Ben orada da (Bingöl'de) arkasında başka güçlerin olduğunu düşünüyorum. Yabancı istihbarat örgütleri olabilir, bana göre Ergenekon olabilir.' derken, 'derin devlet diyebilir miyiz?' sorusuna 'diyebiliriz' cevabını verdi. Fırat, çıkan olayları sadece görüldüğü gibi algılamanın çok doğru bir sonuç vermeyeceğinin altını çizdi.'BU BİR AYAKLANMA DEĞİLDİR, AYAKLANMADA SİLAH OLUR'Hükümeti Kobani sorununu doğru algılayamamakla eleştiren Fırat, meselenin sadece Suriye'deki Kürtleri ilgilendirmediğini akrabalık bağlarından dolayı Türkiye'deki Kürtleri de yakından ilgilendirdiğini belirtti. Kobani saldırısı sonrasında gelişen olayları 'vandalizm' olarak niteleyen Fırat, 'Bunu ben bir ayaklanma olarak nitelendirmiyorum. Bunu ben bir vandalizm olarak şey yapıyorum. Bu bir ayaklanma değildir. Ayaklanma silahlı bir karşıkoyuştur. Burada öyle bir şey yok.' dedi. Çıkan olaylarda HDP'nin çağrısının etkili olduğunu kaydeden Fırat, oturma eylemi gibi barışçıl bir eylemin tercih edilmesi durumunda Kobani'deki yaşanan dramın hem Türkiye hem de dünya kamuoyuna daha etkili şekilde duyurulabileceğini anlattı. Fırat, dünyanın farklı noktasındaki mağdur insanlara yardım elini uzatan hükümetin kendi vatandaşlarının Kobani'deki akrabaları olan insanlarla da yakından ilgilenmek durumunda olduğunu söyledi.'ABDULLAH ÖCALAN İLE GÖRÜŞÜLMESİ ANORMAL BİR ŞEY DEĞİL'Çözüm sürecinin baştan yanlış yapılandırıldığını ifade eden AK Parti kurucularından Dengir Mir Mehmet Fırat, 'Kürt sorunu ile PKK sorunu bir addedildi. Bu büyük bir hataydı. Kürt sorununu, vatandaşın doğrudan doğruya temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması ile ilgili bir sorundur. İkincisi ise 30 yıla yakın Türkiye topraklarında meydana gelen bir savaşı yürüten PKK sorunudur.' dedi. Sorunun çözümü noktasında PKK ile yapılan görüşmeleri onayladığını kaydeden Fırat, kimle kavga edildiyse onunla barışma adına Abdullah Öcalan ya da örgütün lider kadrosuyla görüşülmesinin yadırganmaması gerektiğini kaydetti. Fırat, 'Abdullah Öcalan'ın PKK üstünde etkinliği hala devam ediyor. Bu süreç içerisinde Abdullah Öcalan ile görüşülmesinin ben anormal bir şey olduğu kanısında değilim.' dedi.'(ÇÖZÜM SÜRECİ) ŞUANDA BİR ÇIKMAZIN İÇİNDE'İki yıllık ateşkes sürecinde şehit cenazesinin gelmediğine dikkat çeken Fırat, 'Ancak temel yanlışlık şurada; Kürt sorunu kapsamında temel hak ve özgürlükler hiçbir şekilde bir kişi, bir grupla ya da bir siyasi parti ile pazarlık unsuru yapılamaz. Hatta referanduma dahi sunulamaz.' ifadelerini kullandı. Söz konusu özgürlüklerin pazarlık konusu yapıldığı anda işin çıkmaza gireceğini kaydeden Fırat, 'Bana göre (çözüm süreci) şuanda bir çıkmazın içinde' değerlendirmesinde bulundu.'AK PARTİ'NİN YENİ HEDEF KİTLESİ MHP TABANI'Haziran 2015'de yapılacak genel seçimlerin sonrasına bırakılacak bir çözüm sürecinin biteceği kanısını taşıdığını ifade eden Fırat, bazı belirtilerin bunu gösterdiğini savundu. AK Parti'nin muhafazakâr Kürt vatandaşlardan aldığı oyun donduğunu aktaran Fırat, '2015 seçimleri çok önemli çünkü başkanlık için anayasa değişikliği hedeflendiğine göre (Meclis'te) bu sayıyı bulabilmek için yeni hedef kitle araması lazım. Bu hedef kitle de bana göre MHP'nin tabanıdır.' değerlendirmesinde bulundu. Fırat, hükümetin bu yöndeki bir girişiminin, çözüm sürecinin askıya alınması ya da sürüncemeye bırakılması gibi bir sonuç doğuracağına inanıyor. Hedeflenen milliyetçi oyları kaybetmeme adına kamuoyunda tartışılan Abdullah Öcalan'ın kalan cezasını ev hapsinde geçirmesine imkan tanıyan bir uygulamaya gidilmeyeceğini kaydetti.VEDAT DENİZLİ
Vali’den Zeytinlik Kıyımına 'Tuhaf' Bahane: 'Suriye'de Feda Edilenlere Göre Makul'
Manisa Valiliği, Soma’nın Yırca köyünde hükümete yakın Kolin Grubu’nun termik santral yapımı için ‘acele kamulaştırılan’ ve daha süreç bitmeden 475 ağacın kesildiği zeytinliklerin durumunu, Irak ve Suriye’ye dayandırdı.Hürriyet’in haberine göre, Valilik’ten yapılan açıklamada, köydeki ‘zeytinlik karmaşası ‘ dünya gündemine bağlanarak, IŞİD’in sivillere katliam yaptığı Irak ve Suriye’nin yanı sıra siyasi istikrarsızlık yaşayan Ukrayna’ya atıf yapıldı: “Söz konusu ağaçların feda edilmesi, Suriye’de, Irak’ta, Ukrayna’da feda edilenlere kıyasla son derece makul karşılanması gereken bir durumdur.”Üçüncü havalimanını inşa edecek konsorsiyumda da yer alan Kolin Grubu, Soma’daki termik santralin ÇED raporunda, ‘ tarım dışı amaçla kullanım izni olmaksızın çalışmalara başlamayacağına ‘ dair taahhüt vermişti. Fakat şirket çalışanları daha izin çıkmadan, köylülerle ‘köşe kapmaca’ oynayarak iki gün içinde 475 ağaç kesmişti.Yetkililerin tavır almamasına isyan eden köylülerse, kesilen ağaçları Manisa Valiliği’ne getirmişti.Valilik ise yanıtında, ‘ Kolin Grubu’na özel’ termik santral yapımı için 490 dönüm arazinin kamulaştırılmasını ‘ aklamayı ‘ tercih etti. Manisa Valisi Erdoğan Bektaş, “Ülkemizin kendi sahip olduğu kömür gibi bir milli kaynaktan enerji temin çabasına, bu iş için gerekiyorsa bir kısım zeytin ağacının feda edilmesinin kaçınılmaz oluşuna dikkat edilmelidir” dedi.Köylülerin ağaç kesimlerini Valiliğe defalarca şikayet ettiğine de atıfta bulunulan açıklamada, şirkete para cezası uygulandığı ve her defasında ‘suç olabilir’ düşüncesiyle mahkemeye intikal ettirildiği de savunuldu. Buna göre, Cumhuriyet Savcılığı’nın ‘ konunun suç oluşturmadığını ve kovuşturmaya yer olmadığını ‘ belirtmesi nedeniyle Valilik müdahale etmemiş.Köylülerin avukatı Deniz Bayram ise Tarım Yasası’na göre bir alanda gerekli izinler olmaksızın kesim yapılırsa Valilik’in gerekli önlemleri almak zorunda olduğunu söylemişti.Öte yandan, kamulaştırma sürecinde de görüşü istenen Manisa İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü, arazinin zeytinlik alanı olduğunu hatırlatarak tarım dışı amaçlı kullanıma izin verilemeyeceğini bildirmişti. Santral kamulaştırması için bu görüş dikkate alınmadan hazırlanan imar planları hala onaylanmış değil.Diken
Reklam