Hayat Bulan Sokak Sanatlarını Gösteren 12 GIF
Dünyanın dört bir yanındaki sokak sanatçıları monoton yaşantılarımızı daha farklı bir yer haline getirmek için ellerinden geleni yapmaktadırlar, fakat A. L. Crego bu sokak sanatlarına can vererek bizlere bambaşka bakış açısı katmaktadır.
İnsanlar Tarafından Lanetli Olduğuna İnanılan 11 Ürkütücü Tablo
etiket
Seksenli yıllarda İtalyan ressam Bruni Amadio tarafından çizilen, “Ağlayan Çocuk” resmi, bir anda dünya çapında üne ulaştı. Özellikle Avrupa’da ardı ardına gelen olaylardan sonra, resim “lanetli” olarak anılmaya başladı. Öyle ki, bu resmin bulunduğu evlerde, yangın çıkıyor, her şey kül olsa da, bu resim sağlam kalıyordu. Hatta, 1985’te İngiliz The Sun gazetesi, okuyucularıyla birlikte bu resimden kurtulma kampanyası başlattı. Yüzlerce okuyucu, gazetenin binasının önünde toplanarak, “lanetli” resimleri ateşe verdi.
Reklam
'Karate Milli Takımı, Fenerbahçe Tesislerinden Atıldı' İddiası
Dünya Şampinası’na Fenerbahçe’nin Düzce’deki Topuk Yaylası’nda kamp yaparak hazırlanan Karate Milli Takımı’ndan bazı sporcular, Fenerbahçe’nin Galatasaray’a 2-1 yenildiği karşılaşma sırasında sevinince tartışma çıktı, çıkan tartışma ve kavga sonucu tesislerden atıldı. Karate Milli Takımı antrenör ve sporcuları, alkollü olduğu iddia edilen grubun kendilerine saldırdığını ileri sürüp jandarmayı aradıktan sonra Fenerbahçe’nin araçlarıyla tesisi terk etti. Jandarmaya giden ekip şikayetçi oldu. Karate Milli Takım antrenörü, tesis yönetiminin kendilerini iyi ağırladığını, olayın alkollü birkaç kişinin tavrı yüzünden yaşandığını söyledi.Fenerbahçe’nin Düzce’nin Kaynaşlı İlçesi’nde bulunan Topuk Yaylası Tesisleri’nde 5-9 Kasım tarihlerinde Almanya’da düzenlenecek Dünya Şampiyonası’na hazırlanan Karate Milli Takımı, tesislerde Galatasaray-Fenerbahçe maçını televizyondan izlerken yaşanan olay üzerine tesisi terk etti.Topuk Yaylası’ndaki tartışmayı milli takım sporcularından Serkan Yağcı Twitter’daki hesabından takipçileriyle paylaştığı tweet ile duyurdu.DHA’nın telefonla ulaştığı Serkan Yağcı, Fenerbahçe’nin Topuk Yaylası’ndeki tesislerinde 12 gündür kamp yaptıklarını, olayın Fenerbahçe’nin Galatasaray ile oynadığı karşılaşmayı televizyondan izlerken geliştiğini söyledi. Yağcı, kampta Antrenörler Burak Delihasan, Muhammet Albayrak ve milli takım menejeri Hikmet Şaha’nın yanı sıra masör ve 14 sporcunun bulunduğunu belirterek, “Burada maçı izlerken alkollü olan ve kulüp görevlisi olduklarını söyleyen kişiler arkadaşlara hakaret ve küfür etti. Bir kişi çok ağır küfürler etti. Bize, Aziz Yıldırım’ın en yakın adamları olduklarını söylüyorlardı. Daha sonra bize saldırdılar. Tesisleri terketmemizi istediler. Resmen bizi kovdular. Biz de jandarmadan yardım istedik. Birçok kez jandarmayı aramamıza rağmen gelen olmadı. Saat 23.45 civarında da araçlara binerek Düzce’ye doğru yola çıktık” dedi.Fenerbahçe’den alınan bilgiye göre ise Topuk Yaylası tesislerinin yöneticileri yaşanan olayı tatlıya bağlamak için milli sporcular ile tartıştıkları kişileri bir araya getirmeye çalıştı. Milli sporcuların tesislerden ayrılmak istemesi üzerine kulübe ait araçla sporcuları gitmek istedikleri Kaynaşlı İlçe Jandarma Komutanlığı’na götürdüler. 2 antrenör ve 14 sporcu valizlerini jandarma komutanlığının önüne bırakıp, jandarmaya ifade verdiler.Tesislerde karşılaşmayı izlediklerini söyleyen sporcular, “Otelde maç izlerken bazı arkadaşlarımız sevindi. Sonra alkollü olan ve kendilerini yönetici ve Aziz Yıldırım’ın yakını olduğunu iddia eden kişiler küfür edip, bağırdılar. Arkadaşımız Ali Sofuoğlu’na tokat attılar. Araya girdik. Tesis yöneticileri araya girerek tokat atan kişilerin bizlerden özür dilemesini istediler. Ali Sofuoğlu’nu çağırıp özür dileyip konuşmak isterken tekrar tokat attılar. Yaşanan olayın ardından tesisi terk etme kararı aldık” dediler.Dünya Karate Şampiyonası için Fenerbahçe’nin Topuk Yaylası Tesisleri’nde kampa girdiklerini belirten Karate Milli Takımı Antrerönü Murat Delihasan, tesislere kendilerini kongre üyesi olarak tanıtan bir grubun geldiğini belirterek şunları anlattı:“Biz tesisteki salonda antrenmandaydık. Antrenman ardından yemeğimizi yedikten sonra arkadaşlarımızdan bazıları maça bakmak istedi. Arkadaşlara maç salonunun nasıl bir ortam olduğunu sorduğumda insanların içki içtiklerini öğrendim. Ben de endişelindim ve çocukları gidip almak istedim. İnsanlar içki içtiklerinde kendilerini kaybettikleri için onları oradan uzaklaştırmak istedim. Ben bunları düşünürken orada bir gürültü koptu. Bu topluluk maç seyretme hazırlıklarını içki içerek yapıyordu. Bu bizim sorunumuz değil. Ama sonuçta burası bir spor tesisi. Fenerbahçe buraya çok güzel bir tesis yapmış ama bu kişilerin buraya gelip bu şekilde davranmaları hiç hoş değildi. Sporcularımız gayet olgun davrandı ve onları oradan aldık. Fenerbahçe Kulübü’nü tenzih ederek söylüyorum bunu, bu şahısların yaptığı bir şey. Sonuçta bizim çocuklarımız Avrupa ve dünya şampiyonu. Bu arkadaşların yaptıkları yenilir yutulur gibi değil, kabul edilir gibi değil. Biz zaten burada şikayetlerimizi bildirdik.”Sporcuların kendilerine hakim olması için büyük bir çaba sarf ettiklerini vurgulayan Delihasan şunları söyledi:“Karate milli takımımız Türkiye’yi kadın ve erkek dalında şampiyon yapan bir takıma bu şekilde saldırı olması bizi üzdü. Çocuklar bu kadar saldırmaya bu kadar fiziki ve sözlü küfürlere rağmen sabredip iradelerini sonuna kadar kullanıp bizi dinledi. Aziz Yıldırım’ın arkadaşı olduğunu söyleyen bu kişiler rahat durmadı. Birisi kongre üyesi olduğunu söyledi. Bizim sporumuzda küfür yoktur. Fenerbahçe Kulübü’nü tenzih ederek söylüyorum bu insanlar gerekli uyarıyı almalı ve gerekli yaptırımlar yaptırılmalı.”Topuk Yaylası Tesisindeki yöneticilerin olanlar karşısında çaresiz kaldığını söyleyen Delihasan, “Bu adamlar tesis müdürünü tehdit etti. Elinde puro ve rakı bardağıyla ‘Bunlar buradan gidecek’ diye tehdit etti. Biz 10 gündür oradayız ve tesis müdürü bize çok iyi davrandı. Oradan gitmezsek onlar işlerinden olacakmış gibi değişik bir hava yarattılar. Oradaki insanların zor durumda kalmaması için, onların sıkıntıya girmemesi için tesisi terk ettik” diye konuştu. DHA
Gözlemciden İtiraf: '15 cm Dışarıda'
Türk Telekom Arena'da oynanan ve Galatasaray'ın 2-1 kazandığı maçta Fenerbahçe'nin attığı gol tepki çekmişti, maçın gözlemcisinden itiraf geldi.Derbi sonrası çok konuşulan F.Bahçe'nin golü için, mücadelenin gözlemcisinden de itiraf geldi. Maçı izleyen gözlemci Sabri Çelik, pozisyon tekrarını televizyondan izledi ve Hasan Ali'nin topu dışarıdan çevirdiğini söyledi. Çelik'in, çevresinde bulunan G.Saraylılar'a, 'Evet haklısınız. Top 15 cm dışarıdan çevrilmiş. Gol verilmemeliydi. Bunu raporuma yazacağım' dediği öğrenildi.eurosport
Reklam
Hakan Çalhanoğlu: 'Yanlış Zamanda Yanlış Yerdeydik'
Hakan Çalhanoğlu, Gökhan Töre ile arasında geçtiği iddia edilen silah olayını Almanya'nın ünlü kanalı ZDF'ye anlattı.Medyayı 1,5 yıldır meşgul eden Beşiktaşllı Gökhan Töre'nin, Hakan Çalhanoğlu ve Ömer Toprak'a silah göstermesi hatta bir gece kulübün de Çalhanoğlu'nun ağızına silah dayadığı olayı ile ilgili yankılar devam ediyor.Bayern Leverkusenli Hakan'ın babası Hüseyin Çalhanoğlu ,Almanya'nın en yüksek tirajlı gazetelerinden olan Bild'de yaptığı açıklamalardan sonra kendisi de ülkenin en çok izlenen ünlü kanalı ZDF'ye çıkarak bu konuyu detaylandırdı.Hakan Çalhanoğlu olay ile ilgili olarak 'Hollanda maçından sonra ben, Ömer Toprak ve Ömer'in bir arkadaşı birlikte bir şeyler içiyorduk. Gökhan Töre, eski kız arkadaşına sulandığı için Ömer'in arkadaşına gıcıkmış. Bizim bulunduğumuz mekanı öğrenince, Gökhan da arkadaşı ile O mekana geldi. Biz, Gökhan Töre'yi görünce arkadaşı alıp odaya çıkarttık. Daha sonra Gökhan Töre bizim odanın kapısına dayandı ama biz açmadık. Gökhan aşağıya inip odanın yedek kartını almış. Sonra yeniden Gökhan ve arkadaşı bizim kapıya dayanınca ben kapıyı açtım. Kapıyı açtığım gibi Gökhan Töre hızla içeri girip Ömer'in arkadaşının üzerine yürüdü. Bu arada Gökhan'ın arkasından odaya giren kişi ceketinin altından tabanca çıkarıp, beni ve Ömer'e yere yatıp kımıldamamızı söyledi. Gökhan Töre, Ömer'in arkadaşını dövdü ve odadan çıktılar. Biz Gökhan Töre ile yaşadığımız bu olayı büyütmek, dillendirmek istemedik, Gökhan'ın kariyerine zarar vermemek için' şeklinde konuşarak olayı ilk defa anlatmış oldu.'RUDİ VOLLER TERİM'İ ARAYIP BİLGİ VERDİ'A Milli Takım kampına da sakat olduğu için katılmadığını söyleyen Hakan bu konu ile alakalı olarak da 'Paderborn maçında baldırımdan sakatlandım ve oyundan çıktım. Maçtan sonra Rudi Völler, Fatih Terim'i arayarak sakat olduğumu söyledi. Milli Takım kampına katılmamamın Gökhan Töre olayı ile bir ilgisi yok' ifadelerini kullandı.skorer
İşte Emekli Vekilin Yeni Maaşı
2015’te milletvekillerinin emekli aylığı yüzde 9.5, maaşları yüzde 7 oranında artacak. Emekli aylığı alarak çalışmaya devam eden vekilin maaşı 23 bin 200 liraya çıkıyor.TBMM’ye sunulan bütçe yasa tasarısıyla milletvekillerinin emekli aylığı ve maaşlarında 2015 yılında yapılacak artışlar da netleşti. Milletvekillerinin emekli aylıkları yüzde 9.5, maaşları da yüzde 7 oranında artacak. Emekli aylığı almakta iken çalışmaya devam eden milletvekilinin eline geçecek aylık para bin 700 lira artarak 23 bin 200 lira olacak.Bütçe yasa tasarısıyla birlikte 2015 yılı Cumhurbaşkanı ödeneği ve bazı kamu görevlilerinin bu ödeneğe endeksli emekli aylıkları da belli oldu. Buna göre, Cumhurbaşkanı’nın aylık ödeneği brüt 39 bin 950 liradan 43 bin 750 liraya yükseldi. Vergi kesintileri düşüldükten sonra Cumhurbaşkanı’nın aylık net ödeneği yaklaşık 29 bin lira olacak.GÜL’ÜN AYLIĞI 17 BİN 500 TLEski cumhurbaşkanları Ahmet Necdet Sezer, Süleyman Demirel, Kenan Evren ve Abdullah Gül’ün emekli aylıkları 15 bin 980 liradan 17 bin 500 liraya, eski başbakanlar Bülend Ulusu, Mesut Yılmaz, Tansu Çiller, Yıldırım Akbulut ile eski Meclis başkanlarının emekli aylığı 11 bin 985 liradan 13 bin 125 liraya yükselecek. Ocak ayından itibaren merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın eşi Semra Özal 13 bin 125 lira, merhum Başbakan Bülent Ecevit’in eşi Rahşan Ecevit de 9 bin 844 lira emekli aylığı alacak.SADECE VEKİL MAAŞI 15 BİN LİRAYA ÇIKIYORMilletvekillerinin şu an ek ödemeyle birlikte 7 bin 479 lira olan emekli aylıkları ocak ayından itibaren 8 bin 190 liraya çıkacak. Görevleri devam eden vekiller geçmişteki hizmetleri dolayısıyla en az 25 yılını doldurarak emeklilik koşullarını hak etmiş olmaları koşuluyla milletvekili maaşının yanı sıra emekli aylığı alabiliyor. Milletvekillerinin bu yıl 14 bin lira olan maaşları gelecek yıl 15 bin liraya yükselecek.400 VEKİL AYNI ZAMANDA EMEKLİHalen görevdeki 536 milletvekilinden yaklaşık 400’ü, aynı zamanda emekli aylığı da alıyor. Yüzü aşkın milletvekili ise yaşları tutmadığı veya toplam çalışma süreleri 25 yılı bulmadığı için sadece normal maaş alıyorlar. Bu gruba giren milletvekillerinin maaşı ocak ayında bin lira artacak.AHMET KIVANÇ / HT GAZETE
Görme Engelli Oğluna Maç Anlatan Baba, Derbiyi Gölgede Bıraktı
Türkiye Basketbol Ligi’ndeki Beşiktaş İntegral Forex-Türk Telekom maçından yansıyan bir görüntü sosyal medyaya damga vurdu. Galatasaray-Fenerbahçe derbisine rağmen basket maçına gelmeyi tercih eden baba, görme engelli oğluna maç anlatıyordu.Türkiye Basketbol Ligi'nde, Beşiktaş İntegral Forex'in, sahasında Türk Telekom'u 76-59 yendiği karşılaşma sırasında TV ekranlarına yansıyan bir görüntü, sosyal medyada Galatasaray-Fenerbahçe derbisinden bile daha fazla ilgi gördü. Beşiktaş İntegral Arena tribünlerinde çekilen görüntüde bir baba, görme engelli oğluna maçı anlatıyordu.
Reklam
Hareket Eden Arabanın Üzerinden Atlayamayanlar | Fail İçerir
Bu gibi denemeler artık sıradan hale gelmiştir. Çünkü fazlaca görür hale geldik. Ama bir de işin, fail'le yani kazayla biten versiyonu var. Bunu yapabilen insanları izlediğinizden daha fazla şaşırtacak ve güldürecek türden bir video. Üzerine gelen arabanın üzerinden zıplayarak yeteneğini konuşturmak isterken kazaya kurban giden gençler serisini izliyoruz.
Irkçılık ve Önyargı Konulu Kısa Film | Jafar
Kısa filmler çekmiş olan Yunan kadın yönetmen Nancy Spetsioti'nin 2011 yapımı Jafar adlı kısa filmi. Filmde hastanede olan iki farklı kültürden insanları görüyoruz. Kızlarını hastaneye getirmiş olan Yunan aile, dış görünüşünü tehdit olarak algıladıkları adama ön yargı ile yaklaşıp, onu bir nevi ötekileştiriyorlar. Farklı kanı taşımak, farklı görünüşe sahip olmak, farklı kültürden gelmek... İşte bunlar, özellikle son yıllarda bir insanın ondan korkulmasını, onun toplum dışına itilmesini gerektiren özellikler olarak görülüyor. Bu film de bu durumu özetleyen, belki basit ama özünde önemli bir şeyi anlatmaya çalışan bir kısa film.
Perihan Mağden'den Tepkilere Yanıt: "Saydırın 140 Vuruşluk Yiğitler!"
Münevver Karabulut’un katili Cem Garipoğlu’nun intiharı ardından yazdığı bir yazısında, “ Cem Garipoğlu’na haksızlık yapmışız ” sözleriyle tepki çeken gazeteci-yazarı Perihan Mağden, Taraf gazetesindeki köşesinden gelen eleştirilere ve tepkilere yanıt verdi.Yazısında, 2006 yılında kaleme aldığı ' Vicdani Red bir insan hakkıdır ' yazısından dolayı uğradığı ' linci ' hatırlatan Mağden, ' Cem Garipoğulu’nun kendini öldürmesinin ardından kaleme aldığım yazı üstüne, Twitter’da düzenlenen sürek avında bana yapıştırılmaya çalışılan etiketler/ yaftalar da aynen öyle, ' savunusunda bulundu.Mağden, ' Garipoğlu yazımdan iki-üç alâkasız tasviri/ lafı cımbızlayarak, nasıl da kadına şiddeti savunan dilin yanında yer aldığıma dair kısa ve özensiz bir yazının, beni sazanlık/ trollükle suçlayan Müneccim 1 Köşe yazarının dışında; yazı da yok! ' dedi.Mağden, yazısına yönelik tepki gösterenleri ise, ' İşaret etmek istediğim en mühim husus ise: Saldırgan’ın diline olan düşkünlük, nefret ettiğin/ siyaseten tam da karşısında durduğunu “farz” ederek tüm gün saydırdığın Lider’e benzeme halleri(n), ' sözleriyle Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a benzetti.Yazısının devamında ise dikkatleri sosyal medyada kullanılan çeken Mağden, şunları söyledi:(...) Hiçbir mevzuyu tartışmanın, anlaşamasak da, “karşı” tarafın söylediğini dinlemenin/ anlamanın/ algılamanın hiçbir ihtimalini, bırakmıyoruz artık Bu Topraklar’da. Anında (140 harfle filan) bombalıyoruz!Böylece de giderek içine battığımız hukuksuzluk, adaletsizlik, mantıksızlık diktasını/ batağını HAK EDER hale mi geliyoruz, kendimizi getiriyoruz?Nedir bu trajedi?Saydırın 140 vuruşluk yiğitler!Bu konuyu da, tartışmayalım.Mağden'in yazısının tamamı için tıklayınız...
Reklam
Ne Yatırım Teşviği Arttı Ne Yatırım İştahı Kaldı
CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, teşvik ve ekonomi politikasınınsilbaştan yenilenmesi, yeni bir hikaye yazılması gerektiğini söyledi. “Erdoğan“cari açık azalacak” dedi cari açık patladı”, “ithalat bağımlılığı kalmayacak”dedi, müptela olundu, “6.bölge yıldız olacak” dedi, 6. Bölge duman oldu. Nesöylediyse tersi oluyor!” diyen Umut Oran’ın açıklaması şöyle:•             Demokrasiendekslerinde gerileyen Türkiye’nin ekonomisinde hesaplar şaştı, dış politikadariskler anormal derecede büyüdü, yatırımcı önünü göremiyor.•             12 yıl sürenekonomiyi sıcak para ile çevirme dönemi kapandı. Küresel para musluklarınınkısılmasıyla yükselen kur girdi, yüksek faiz ise kaynak maliyetlerinibüyütüyor. Makroekonomik hedefler tutmuyor, ekonomi durma noktasına gidiyor. •             Demokrasi ve hukukdevletinden uzaklaşma, izlenen yanlış dış politika, bölgede devam eden savaşınkapıya dayanması yatırımları frenliyor. Belirsizlik ve güven kaybı, yatırımcıyıcaydırıyor, yatırımlara darbe vuruyor. •             Yatırım eğilimindekidüşüşle Türkiye işsizine iş ve aş yaratamaz hale geliyor. Oysa umudunu yitiripiş aramayı bırakanlarla birlikte 5.5 milyon dolayında işsizi bulunan Türkiyeiçin yatırımlar hayati önemde. •             Teşvik mevzuatı2004’ten bu yana 5 kez değiştirildi, 2012’de getirilen 6 bölgeli son teşvik sistemi de bu atmosferde işeyaramıyor. •             Ekonomi, siyaset vedış politikada bozulmanın, jeopolitik risklerin aşırı arttığı 2014 yılındayatırımdan kaçış da hızlandı, işsizlik artışı ivme kazanıyor.•             İlk sekiz aydateşvik belgesi alınan yatırım projesi sayısı geçen yıla göre yüzde 19, yatırımtutarı yüzde 24, öngörülen istihdam yüzde 28 düşüş gösterdi. Özelliklemadencilik yatırımlarında yüzde 70’e yakın düşüş var. Sanayide, enerjide,tarımda yatırım eğilimi hızla geriliyor. •             Yatırımlarda enhızlı düşüş, yeni teşvik sisteminin “yıldızı” olacağı iddia edilen Doğu veGüneydoğu’daki en yoksul 15 ili kapsayan 6. Bölgede. Bölgeye yönelik yatırımtutarı, ilk sekiz ayda yarı yarıya azaldı.•             Yatırım iklimininoluşabilmesi için ise öncelikle demokrasi ve hukuk devleti olmak, siyasal vemakroekonomik istikrarı, iç ve dış barışı, ülkenin geleceğine güven ve inancısağlamak, kısacası Türkiye’yi “normalleştirmek” gerekiyor.Ekonomi, iç siyaset ve dış politikada giderek artan istikrarsızlık vedarboğaz, ülkede yatırım iklimini yok ediyor. Ekonomi krizin, ülke savaşıneşiğinde; IŞİD-PKK teröre arasına sıkışmış Türkiye, hem siyasi hem ekonomikaçıdan derin bir batağa saplanmış durumda. Yüksek kur girdi maliyetlerini,yüksek faiz ise kaynak maliyetlerini yükseltiyor, ekonomi ve siyasette artanbelirsizlik ve güven kaybı, önünü göremeyen yatırımcıyı caydırıyor, yatırımlaradarbe vuruyor. Makroekonomik hedefler tutmuyor, ekonomi yavaşladı, durmanoktasına gidiyor, işsizlikte artış hız kazanıyor.Yatırımları canlandırmak amacıyla teşvik mevzuatı 2004’ten bu yana 5kez değiştirildi. Sonuncusu 19 Haziran 2012’de yürürlüğe giren yeni teşviksisteminde, ülke genelinde yatırımları harekete geçirmeye yönelik teşviklergetirilirken, bölgeler arası gelişmişlik farklarını gidermek için de en cazipteşvik unsurları, sosyoekonomik gelişmişlik düzeyi en düşük 15 Doğu veGüneydoğu ilini kapsayan 6. Bölge için öngörülmüştü. Eski Ekonomi Bakanı ZaferÇağlayan, bu bölgenin “yeni teşvik sisteminin yıldızı” olacağını ilan etmişti.Ancak getirilen teşvikler, ülkede siyasi ve ekonomik istikrar giderek daha dabozulduğu için işe yaramıyor. Teşvik sistemi bu atmosferde yatırım eğiliminiharekete geçiremiyor. İLK SEKİZ AYDA TEŞVİKLERDE SERTDÜŞÜŞ…Ekonomi, siyaset ve dış politikada bozulmanın arttığı, Türkiye’ningiderek derin bir batağa saplandığı 2014 yılında yatırım eğilimindeki gerilemebelirginleşti.Geçen yıl ilk sekiz ayda 3 bin 332 olan yatırımcıların aldığı toplamteşvik belgesi sayısı, bu yıl aynı dönemde 2 bin 691’e geriledi. Sekiz aylıkdönemlere göre toplam yatırım tutarı 51.2 milyar liradan 39 milyar lirayageriledi. Geçen yıl Ocak-Ağustos döneminde düzenlenen teşvik belgelerikapsamındaki yatırımlarda toplam yıl 121 bin 466 kişilik istihdam yaratılacağıbelirlenmişti. Bu yıl ise aynı dönemde öngörülen istihdam 87 bin 939’da kaldı.Veriler, teşvik belgesi alınan yatırım sayısının ilk sekiz ayda geçen yıla göreyüzde 19, öngörülen yatırım tutarının yüzde 24, yaratılması öngörülenistihdamın yüzde 28 azaldığını gösteriyor. Enflasyonla indirgendiğinde iseyatırım tutarındaki reel düşüş yüzde 30’a ulaşıyor. TÜM SEKTERLÖRDE KAN KAYBI VAR…Teşvik belgesi bağlanan yatırımlardaki düşüş, özellikle madenciliksektöründe yüzde 70’e yaklaştı. Geçen yıl ilk sekiz ayda 198 madencilikyatırımı için teşvik belgesi alınırken bu yıl sayı 123’e, bu belgelerdeöngörülen yatırım tutarı da 5.3 milyar liradan 1.8 milyar liraya geriledi.Geçen yıl teşvik belgesine bağlanan madencilik yatırımlarında 7 bin 683 kişilikistihdam öngörülürken, bu yıl bu sayı 3 bin 345’le bunun yarısına dahiulaşmadı. İlk sekiz ayda teşvik belgesine bağlanan yatırım tutarında sadecehizmetlerde artış, diğer tüm sektörlerde ise düşüş yaşandı. Enerji sektörüneyönelik yatırım tutarı yaklaşık yüzde 40 düşüşle 13 milyar liradan 7.9 milyaraindi. Üretimi, istihdamı ve ihracatıyla ekonominin lokomotifi olan imalatsanayiinde gerçekleştirilecek yatırımlar yüzde 31 düşüşle 20.8 milyardan 14.4milyara geriledi. Toplamda zaten çok düşük bir paya sahip olan tarım sektörüneyönelik yatırım tutarı da yüzde 36 düşüşle 420 milyon lira oldu. MADENCİLİĞİ ERDOĞAN BİTİRDİ…Madencilik yatırımlarındaki sert düşüşte, 16.06.2012 tarih ve 28325sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 2012/15 sayılı Başbakanlık genelgesi ile kamukurum ve kuruluşlarının sahip oldukları taşınmazların kullanımı; bu çerçevedeyeni maden ruhsatı verme yetkisinin Başbakanlık iznine bağlanması etkili oldu. Bu genelge, yeni maden ocağı ruhsatı alma ve süresi bitenleri yenilemeiçin yapılan başvuruları değerlendirme ve onaylama yetkisini bir kişinin; odönem Başbakanlık koltuğunda oturan Recep Tayyip Erdoğan’ın uhdesine verildi. Ogünden itibaren madenciler hem yeni ruhsat almada, hem de süresi dolanruhsatlara ilişkin süre uzatımlarında sorun yaşadı. Başbakanlık’ta izinbekleyen maden ruhsatı sayısı 10 binleri geçti. “İnceleme” gerekçesiylebekletilen başvurular nedeniyle, 3213 sayılı Maden Yasası’nda öngörülen 3yıllık süre aşıldığı için bazı işletme ruhsatları iptal oldu. Çoğu yeni ruhsatbaşvurusu da geri çevrildi. Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olması ile bu yetki yeniBaşbakan’a geçmiş oldu. EN HIZLI DÜŞÜŞ, EN YOKSUL 15İLDEEkonomi ve siyasetteki bozulmanın doruğa ulaştığı yılın ilk sekizayında belgeye bağlanan yatırımlarda en sert düşüş, yeni teşvik sisteminin“yıldızı” olacağı öne sürülen Ağrı, Ardahan, Batman, Bingöl, Bitlis,Diyarbakır, Hakkâri, Iğdır, Kars, Mardin, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak veVan’ı kapsayan 6. Bölge’de gerçekleşti. Bu bölgeye yönelik yatırım eğilimiadeta bıçak gibi kesildi. Bölgede gerçekleştirilmek üzere yönelik yatırımlar yarı yarıya azaldı.Sekiz ayda bu 15 ilde gerçekleştirilmek üzere teşvik belgesi alınan yatırımsayısı yüzde 28 düşüşle 294’e, yapılacak yatırımların tutarı ise yüzde 43düşüşle 3 milyar liraya geriledi. 15 ile yönelik yatırımlarda öngörülenistihdam da yüzde 36 düşüşle 12 bin 119’a geriledi. 2013’ün ilk sekiz ayında 6.Bölgeye yönelik 406 teşvik belgesi kapsamında 5.3 milyar liralık yatırım vebununla 19 bin 21 kişilik istihdam öngörülmüştü. Geçen yıl sekiz ayda toplamyatırımların yüzde 10.4’ünü alan bu bölgenin payı daha da düşerek yüzde 7’lereindi. Yatırımlarda 6. Bölgenin ardından en hızlı düşüş ise Adana, Aydın,  Bolu, Çanakkale, Denizli, Edirne, Isparta,Kayseri, Kırklareli, Konya, Sakarya, Tekirdağ ve Yalova’dan oluşan ortaderecede gelişmiş illeri kapsayan 2. Bölgede yaşandı. Bu bölgeye yönelikyatırım tutarı yüzde 38 düşüşle 10.1 milyar liradan 6.2 milyara geriledi.Teşviğe bağlanan yatırım tutarı Afyon, Amasya, Artvin, Bartın, Çorum,Düzce, Elazığ, Erzincan, Hatay, Kastamonu, Kırıkkale, Kırşehir, Kütahya,Malatya, Nevşehir, Rize ve Sivas’ı kapsayan 4. Bölge’de yüzde 32 düşüşle 5.9milyara; Ankara, Antalya, Bursa, Eskişehir, İstanbul, İzmir, Kocaeli veMuğla’dan oluşan en gelişmiş 8 ili kapsayan 1. Bölge’de yüzde 23 düşüşle 14milyar liraya,  düştü. Yatırım tutarı Balıkesir, Bilecik, Burdur, Gaziantep, Karabük, Karaman,Manisa, Mersin, Samsun, Trabzon, Uşak, Zonguldak illerini kapsayan 3. Bölge’deyüzde 2’lik bir cari artışla 6.9 milyar; Adıyaman, Aksaray, Bayburt, Çankırı,Erzurum, Giresun, Gümüşhane, Kahramanmaraş, Kilis, Niğde, Ordu, Osmaniye,Sinop, Tokat, Tunceli ve Yozgat’ın yer aldığı 5. Bölge’de de yüzde 9.5 artışla3.3 milyar lira oldu. Enflasyonla indirgendiğinde ise bu iki bölgede de reelanlamda yatırım artışı olmadığı dikkati çekiyor. 6. BÖLGE “YILDIZ” OLAMADIYeni teşvik sisteminde; iller sosyoekonomik gelişmişlik düzeyine göre 6bölgeye ayrılarak, bunlar içinde Doğu ve Güneydoğu’daki en yoksul 15 ilikapsayan 6. Bölge’ye özel teşvikler getirilmişti. Bu özel teşvikler sayesinde,sosyoekonomik düzeyi en düşük ve en fazla göç veren 6.bölge illerinde yatırımpatlaması öngörülmüş, yeni dönemde bölgenin “yıldız” olacağı ifade edilmişti.Ancak özel teşviklerin bölgede yatırım artışına katkısı sınırlı kaldı. Bölgenin2011 yılında yüzde 4 olan toplam yatırımlardan aldığı pay 2012’de yüzde 7.4’eçıktı. 6. Bölgenin 2013’ün ilk sekiz ayında yüzde 10’u aşan payı, izleyendönemde düşmeye başladı ve yılın tümü itibariyle de yüzde 8’e geriledi.Bölgenin yatırımlardan aldığı payın bu yıl ilk sekiz ay itibariyle yüzde 7.8’edüştüğü dikkati çekiyor. Ülkedeki siyasal istikrarsızlık, ekonomideki bozulma ve belirsizliktende en fazla bu bölge etkileniyor. 2014’te yatırım ikliminin giderek bozulmasınedeniyle yatırımlarda en hızlı kan kaybının bu bölgede yaşandığı gözleniyor.Bölgeler arası derin gelişmişlik farkları, birçok sosyoekonomik sorunuberaberinde getiriyor. Buna karşılık en gelişmiş ve en fazla göç alan 8 ili kapsayan 1. Bölgeyatırımlardan en büyük payı almaya devam ediyor. Bu bölgenin yatırımlarda yüzde40’ın üzerindeki payının 2013’ün tümünde yüzde 30’a gerilemişken, bu yılyeniden yükselişe geçtiği görülüyor. İlk sekiz ayda teşvik belgesine bağlananher 100 liralık yatırımın 36 liralık bölümü, gelişmişlikte diğer 73 ili açıkara geride bırakan bu 8 ile yönelik bulunuyor. Başka deyişle en gelişmiş 8 il,yeni teşvik sisteminde de yatırımcının gözdesi olmaya devam ediyor. GERÇEKLEŞEN YATIRIMLARDA DA KANKAYBITeşvikli yatırım verileri, yeni başlamış ya da başlayacak; önümüzdekidönemde gerçekleştirilecek yatırım projelerine ilişkin durumu gösteriyor.Teşvik belgesine bağlanan yatırım tutarındaki azalma, ülkedeki yatırımeğilimindeki gerilemeye işaret ediyor. GSYH büyüme verileri ise gerçekleşenyatırımlardaki durumu gösteriyor.Yılın ilk altı ayına ait GSYH verilerine göre özellikle özel sektörünyatırımlarında kan kaybı yaşandı. İlk altı ayda inşaat yatırımlarının etkisiyleyüzde 2.7 büyüyen kamu gayri safi sabit sermaye oluşumu genel büyümeye 0.1 puankatkı yaparken, özel sektörün gayri safi sabit sermaye oluşumu yüzde 2.9gerileyerek genel büyüme oranını 0.6 puan düşürdü. Ancak stok değişimi ilebirlikte düşünüldüğünde yatırımlardaki kan kaybı ve bunun genel büyümeyiyavaşlatıcı etkisi daha yüksek boyutlarda. Kamu ve özel sektörün gayri safisabit sermaye oluşumları ile stok değişimi toplamı, yatırımlardaki gerçekeğilimi gösteriyor. Bu üç kalemin toplamında yatırımlar, geçen yılın aynıdönemine göre yüzde 4.7 küçüldü. Bu da genel büyümeyi 1.2 puan düşürdü.Yatırımlardaki düşüşün negatif etkisi, yurt içi tüketimin büyümeye yaptığıyüzde 1.2’lik pozitif katkıyı sıfırladı. Devletin nihai tüketim harcamalarınınbüyümeye 0.6 puan katkı yaptığı ilk yarıda GSYH’de kaydedilen yüzde 3.3’lükbüyümenin önemli bölümü, TL’deki değer kaybı nedeniyle ithalatın baskılanmasısonucu dış ticarette ortaya çıkan lehte gelişmeden kaynaklandı. YATIRIM YOKSA İŞ DE YOKYatırımlardaki gerileme ile işsizlikteki artış paralel gidiyor. Ağustositibariyle işsiz sayısı 2 milyon 867 bine ve işsizlik oranı yüzde 9.8’eyükseldi. (Mevsim etkilerinden arındırılmış göstergelere göre ise işsiz sayısı3 milyonun üzerinde ve oranı yüzde 10.4 düzeyinde. Bu bazda tarım dışı işsizlikoranı yüzde 12.5). Dar tanımlı resmi işsizlik oranı 2000 yılında sadece yüzde6.5 düzeyinde bulunuyordu ve Türkiye tarihinin en ağır ekonomik krizininyaşandığı 2001 yılında bile yüzde 8.4 olmuştu. AKP’nin iktidara geldiği 2002yılında oranı yüzde 10.3 olan işsizlikle mücadelede 12 yılda bir arpa boyu yolualınmadı.Üstelik dar tanımlı işsizlik verileri, sadece aktif olarak işarayanları kapsıyor. Ağustos 2014 itibariyle sayıları 2 milyon 580 bine ulaşan“umudunu yitirip iş aramaktan vazgeçen” işsizler de dâhil edildiğinde toplamişsizler ordusu 5 milyon 456 bin kişi ile birçok ülke nüfusundan daha büyük birsayıya, işsizlik oranı da yüzde 17.1’e ulaşıyor. YATIRIMLAR NEDEN GERİLİYOR? •             Yeni teşvik sistemi,zaten ekonomi, dış politika ve iç siyasette belirsizliğin arttığı, Türkiyeekonomisinin yavaşlama eğilimine girmeye başladığı bir süreçte uygulamayakonulmuştu. Bu alanlarda sıkıntının zirveye ulaştığı, jeopolitik risklerin deaşırı büyüdüğü 2014 yılında yatırım eğilimindeki gerileme daha dabelirginleşti. •             Ekonomideki olumsuzgidişat nedeniyle; yatırım için harcanacak ve uzun vadede geri dönecek olanparalar riske atılmak istenmiyor. Sanayici, önünü görmeden böyle bir riskegirmek istemiyor. (Devletin verdiği teşvikler peşin ödeme değil, yatırımcınınyapacağı harcama ileride ödeyeceği vergi ve diğer ödemelerinden mahsupediliyor).  •             Yatırımın tamamınıdevlet bile ödese, sanayicinin ürettiği malı satması lazım, oysa iç tüketimdefrene basılıyor. Bu yüzden yatırım yapmak isteyenler de ihtiyatlı davranıyor. •             Hükümetin iç teröreyönelik başlattığı “açılım” sürecinin akıbeti ve mahiyetine ilişkin kuşkularvar.  •             6. Bölgeyi oluşturanillere yatırım konusunda çekingenlik hala devam ediyor. •             Hükümetin dışpolitikası, bölge ülkeleriyle olan ticareti vurdu, ülke ekonomisine büyük birmaliyet yükledi, bölgeyle ticarete dayalı yatırımların önünü kesti.•             Suriye ve Irak’tadevam eden savaş, IŞİD terörü, bunu durdurmaya yönelik uluslararası girişimlerve bu süreçte hükümetin izlediği politikalar, belirsizlik ve riskleriartırıyor, Bölgemizde giderek büyüyen savaş nedeniyle dış pazarlara erişimdezorluk yaşanıyor. Türkiye’nin sonu belirsiz tehlikeli bir mecraya sürüklenmeihtimali de yatırımcıyı korkutuyor, yatırım iştahını kırıyor. •             Özellikle Fedkararlarıyla küresel likidite bolluğu döneminin sona erdirilmesi ile 12 yılsüren ekonomiyi sıcak para ile çevirme dönemi kapandı.  Ekonomiyi dış kaynağa aşırı bağımlı halegetiren hükümet, bu yeni finansal iklimde farklı bir oyun planı geliştiremedi,ekonomide kriz tehlikesi büyüyor.•             Küresel paramusluklarının kısılmasıyla yılın başlarında döviz yükselişe geçmiş, sermayekaçışının önünü kesmek için şok faiz artırımına gidilmişti. Ekonomide hâkimolan pahalı döviz -yüksek faiz koşulları güçlenerek sürüyor. Bu gelişme kaynakve girdi maliyetlerini büyüttüğü için yatırımcıyı yatırım yapmaktan caydırıyor.•             Demokrasiden, hukukdevletinden, dış politika teamüllerinden uzaklaşma nedeniyle ekonomi, siyasetve dış politikada ortaya çıkan olumsuz gidişatta ülkeye güven azalıyor.•             Riski en yüksek veen kırılgan ekonomilerin başında gelen Türkiye yatırım yapılabilirliktengiderek uzaklaşıyor.•             Yapısal reformlarınhayata geçirilmemesi de yatırım eğilimini kırıyor, hükümetin bu konudaki ataletibu kritik süreçte de sürüyor. YATIRIM İKLİMİ İÇİN“NORMALLEŞME” GEREKİYORYatırım iklimi için iç ve dış politikada, tam demokrasinin yaşamageçirilmesinde, yargı bağımsızlığının sağlanması, ifade özgürlüğünün sağlanmasıgibi her alanda normalleşme sağlanması gerekmektedir. Acilen şu adımlarınatılması gerekmektedir:- Yapısal reformlar gerçekleştirilmeli, çünkü altyapı olmadan yatırımolmaz-Bağımsız denetim kurumları hükümet boyunduruğundan kurtarılmalı- Ekonomik ve Sosyal Konsey (ESK) yeniden ekonominin aktif etkenihaline getirilmeli- Ekonomiden sorumlu bakanlıklar arasında eşgüdüm sağlanmalı, ortaksöylem yakalanmalı, çelişkili açıklamalardan artık vazgeçilmeli- Yeni bir anlayışla 10 yıllık kalkınma planı ortaya konulmalı,ekonomik seferberlik ilan edilmeli- Ekonomi programı yeni baştan yazılmalı, hedeflerdeki yüzde 100’e varansapmalar bir daha yaşanmamalı- Yeni istihdam, sanayi, dış ticaret ve tarım politikası yaşamageçirilmeli- Teşvik politikası silbaştan yazılmalı en az 10 yıllık bir planlamayaşama geçirilmeli. İl bazında, sektörel istihdam odaklı, net ihracat hedefli,SMART (Spesifik, Ölçülebilir, Ulaşılabilinir, Gerçekçi, Zaman takvimi belirli)teşvikler getirilmeli. - GAP tamamlanmalı
"PYD Bizim İçin PKK ile Eştir, Yardım Edilmesi Gibi Bir Şey Olamaz"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, IŞİD kuşatmasına bir ayı aşkın bir süredir direnen Kürt kenti Kobani’ye ağır silah yardımı için Türkiye’den acil koridor açılması talebine kapıyı tamamen kapattı.“PYD şu anda bizim için PKK ile eştir, o da bir terör örgütüdür” diyen Cumhurbaşkanı, ABD’nin bu konudaki beklentisine evet demelerinin mümkün olmadığını belirtti.PKK lideri Abdullah Öcalan’ın şartlarının iyileştirileceği ve çözüm sürecinden kendisine ‘başmüzakereci’ sıfatı verileceği iddialarını da yalanlayan Erdoğan, “Başmüzakereci, vesaire gibi böyle bir şey… Bunlar çok büyük tehlike, çok büyük yanlış” diye konuştu.Cumhurbaşkanı, MGK toplantısında tavsiye kararı alınması halinde, ‘paralel yapı’ olarak adlandırdığı Gülen Cemaati’nin Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’ne girebileceğini söylediAfganistan’dan İstanbul’a dönüşü sırasında uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, özetle şunları söyledi:“Bizim biliyorsunuz, dört başlık aslında söyleyeceğim var. Bir tanesi, uçuşa yasak bölge meselesi, iki, güvenli bölge meselesi, üç, eğit – donat meselesi, dört rejim meselesi. Bunlar olmadığı sürece Türkiye olarak bizim orada yer almamız mümkün değil.”“Son günlerde bir şeyler dolaşmaya başladı. Nedir o? PYD’ye silah desteği vermek ve PYD’ye verilecek silah desteğiyle IŞİD’e karşı burada bir cephe oluşturmak. Tamam da PYD şu anda bizim için PKK ile eştir, o da bir terör örgütüdür. Bir terör örgütüne kalkıp da bize dost olan NATO’da beraber olduğumuz Amerika’nın böyle bir desteği, açıktan açığa söyleyerek bizden ‘evet’ ifadesini, yaklaşımını beklemesi çok çok yanlış olur, böyle bir şeyi bizden beklemesi mümkün değil, böyle bir şeye de biz ‘evet’ diyemeyiz.”“İncirlik meselesi ayrı bir mesele. İncirlik’te bizden istenen ne? O henüz belli değil. Bunu gördüğümüz anda değerlendiririz. Bizim güvenlik birimleriyle otururuz bunları konuşuruz, uygun gördüğümüz bir şey varsa buna ‘evet’ deriz, ama uygun değilse buna ‘evet’ dememiz de mümkün değil.”“Dışişleri Bakanları sözcüleri gerek Amerika’da gerek Avrupa’da bir şeyler söylüyorlar, bunların bir kısmından haberimiz var, bir kısmından haberimiz yok, ama haberimiz olan konularla ilgili biz o dört başlığı önemsiyoruz. Buralardan taviz vermek mümkün değil. Hele hele biz PYD’ye silah verelim… Sen şu anda arazide rejime karşı, IŞİD’e karşı mücadele verenlere niye bu güne kadar vermedin bu desteği. Madem böyle bir destek vereceksin arazide şu anda rejime karşı da IŞİD’e karşı da savaş verenler var, onlara ver.”“Kalkıp da ‘PYD’ dendiği zaman, ben o zaman bu işten ciddi manada 77 milyonun sorumlusu olarak rahatsız olurum. Tıpkı ‘Kobani’ye sahip çıkıyoruz’ diyerek ülkemi karıştıranların Kobani dışındaki bölgelerde 250 bin insanın öldürülmesinden rahatsız duymadığı bir tabloyu görüyoruz. Burada Türkiye olarak biz Ayn el Arap’tan yani Kobani’den ülkemize gelenlere kapımızı kapamadık, kapımızı açtık ve 200 bin insan şu anda ülkemizde. Daha ne yapacaktı bu iktidar? Yapılması gerekeni yaptı.”“Irak’ın üçte biri gitti, acaba bu üçte birde niye hiç rahatsız değil bunlar. Varsa yoksa Kobani, neden? Bunlar manidar. İngiltere sadece Irak diyor. Niye sadece İngiltere sadece Irak diyor da Suriye de demiyor. Biz hep söylüyoruz şu anda bizim bin 290 kilometre sınırımız var. Bütün dert bizde, kalkıp bu dostlardan hiçbirisi ‘senin derdin nedir, senin ihtiyacın nedir’ böyle bir şey sormuyor. 4.5 milyar dolar harcama yapmışız, bunların hiçbirinden böyle bir şey duyulmuyor. Bize gelen nedir? 200 milyon dolar civarında bir para. BM Mülteciler Konseyi’nden gelen para 20-25 milyon dolar, tek burada aklımda kaldığı kadarıyla Suudi Arabistan’ın bize 50 milyon doları gelmişti, diğerleri irili ufaklı şeyler.”“Taleplere yeni yanıt verilmesi söz konusu mu? Ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum olmuş olan bir insan var. Bu insani şartların iyileştirilmesine yönelik yapılması gereken her şeyi bu devlet yapmıştır. Bundan daha ilerisi zaten olamaz. Herhalde kalkıp özel villa tahsis edilecek hal yok. Şu anda orada iki odası var, iki odasının dışında televizyonu… Bunların hiçbirisi yoktu, bizim iktidarımız döneminde bunları verdik. Bunun dışında oradaki beş tane diğer mahkumla görüşebilme imkanı var, bunun dışında daha ne olacak.”“Başmüzakereci, vesaire gibi böyle bir şey… Bunlar çok büyük tehlike, çok büyük yanlış. İstihbarat müsteşarımız gidiyor, zaten kendisiyle görüşülmesi gereken konuları görüşüyorlar. Ama son zamanlarda bir şeyler değişti. Şu anda bakıyorsunuz İmralı farklı bir havada, dağ farklı bir havada, Parlamento’daki temsilcileri farklı bir havada, böyle bir ayrışmanın, bölüşmenin olduğu yerde ülkemi karıştıranların hali de ortada. ““Yarın akil insanlarla Başbakanımız toplantısı olacak, hafta içinde kendileriyle konuşur, görüşürüz. Benim Cumhurbaşkanı olarak kanaatim kesinlikle bugüne kadar olan 11 yıllık tecrübemle budur. Böyle bir genişletilmesi şusu, busu… Ne kadar genişletilecekse zaten genişletilmiş, imkan her şey verilmiş. Sağlık noktasında tedavi falan her şey aksatılmadan yapılıyor.”“Paralel yapı veya paralel devlet yapılanması ulusal güvenliğimizi tehdit eden unsurlardan bir tanesidir. Bu ay yapılacak olan MGK toplantımızda ulusal güvenliğimizi tehdit eden unsurlar gündemimizde yerini alacaktır. Ve sonunda zaten müzakerelerden sonra da basın açıklamasında tavsiye kararları vesaire hepsi çıkacaktır. Müzakerelere bağlı olarak tavsiye kararında yerini alırsa o zaman hükümet bu konuyla ilgili Bakanlar Kurulu karanını eğer bu tavsiye kararı istikametinde alması halinde o zaman bu Milli Güvenlik Siyaset Belgesi içinde yerini alır.”“Kaldı ki Milli Güvenlik Siyaset Belgesi 5 yılda bir yenilenir. Önümüzdeki yıl 5 yıllık süre doluyor, 5 yılda bir tekrar yenilenmesi söz konusu, ama burada illa 5 yılda bir beklenmesi kaydı da yoktur. Fevkalade hallerde bunu daha önceye de çekmek mümkündür, içerideki bazı değişiklikleri yapmak mümkündür. Bu neyi getirir, bu yargının da uluslararası camianın da bu tür olaylara bakınışı değiştirir, önemli bir adımdır bu. Dostluk, kardeşlik bağlarıyla birbirine bağlı olduğunu söyleyen ülkeler bu tür şeylerde o ülkenin gerek Bakanlar Kurulu gerekse Milli Güvenlik Kurulu gibi önemli bir kurumunun almış olduğu kararı veya tavsiyeyi gözardı etmezler.”“Yeni bir süreç şudur; o da yargıdaki süreçtir. Yargıda atılacak olan yeni adımlar var, yeni adımlarla ilgili olarak da birçok şikayetler var, biriken dosyalar… Görüyorsunuz birçok şeyler açığa çıkmaya başladı. Şu ana kadar birçok belgeyi veremeyen insanlar artık o belgeleri vermeye başladılar. Bu belgelerin verilmesiyle ben inanıyorum ki yargı çok daha farklı adımları atacaktır. Kararlarını da buna göre verecektir.”Diken
Reklam
Akil Heyetinden Kimlerin Üzeri Çizilecek?
Bugün Davutoğlu'nun Akil İnsanlar Heyeti ile yapacağı toplantı, İmralı için oluşturulacak yeni heyetler bakımından önemli. Ancak hem 'akillerin' hükümete bakışı, hem de hükümetin 'akillere' bakışı bir yıl öncesinden farklı. Hükümetin bazı isimlerin üzerini çizeceği belirtiliyor.İstanbul ’da Dolmabahçe'de bugün kritik bir toplantı var. Saat 12'de başlayacak toplantı, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun isteği üzerine 'Akil İnsanlar Heyeti' ile yapılacak. Geçen hafta Başbakanlık’tan ‘akillere’ bir davetiye gönderildi ve ‘Başbakan sizinle tanışmak ve süreci değerlendirmek istiyor’ denildi. Ancak ne ‘akillerin’ hükümete ne de hükümetin ‘akillere’ bakışı bir yıl öncesi gibi değil. Hatta bazı isimlerin hükümet cephesinden üzerinin ‘çizildiği’ belirtiliyor.Kobani eylemleri ile riske giren ‘çözüm süreci’ konusunda hükümet tekrardan bir kamuoyu yaratmak niyetinde. Bunun için de akil insanları tekrar devreye sokmak ve İmralı ile görüşmelerde bir dizi yeni mekanizma kurmak istiyor.Önce ‘akiller’ cephesindeki son duruma bakalım:Akil İnsanlar Heyeti ilk çalışmalarını yaptıktan sonra dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ’a bir rapor sundular. Ancak bu raporun kağıt üzerinde kaldığını düşünen pek çok isim var. Zaten hükümetin ‘Kürtleri’ ve kamuoyunu oyalamak için kendilerini kullandığını düyünen üç isim, Baskın Oran, Murat Belge ve Kürşat Bumin heyetten çekildi.‘AKİLLER’DE BÖLÜNME VARGeriye kalan 60 isim de ‘çözüm süreci’ konusunda şu anda aynı fikirde değil. Özellikle Kobani eylemleri ve hükümetin olaya yaklaşımı ‘akiller’ arasında ciddi bir kırılmaya yol açtı. Bir kısmı Kürt tarafının masada olmasından dolayı heyette 'ilk günlerdeki kadar heyecanlı olmasa da' yer almayı sürdürüyor.Diğer yandan 24 isim geçen hafta Can Paker’in çağrısıyla toplantı yaptı. Hükümet bu toplantıdan memnun. Toplantıya katılan isimler ‘hükümete yakın cephe’ olarak nitelendiriliyor. Zaten toplantı daveti akiller içinden sadece 30 kişiye gönderildi.Akiller arasında üç cepheli bir bölünmeden bahsediliyor. Birinci kesim; hükümete yakın isimler. İkinci kesim; doğrudan hükümeti eleştirenler ve Kürt tarafı masada olduğu için hala heyette yer alanlar. Üçüncü kesim ise; hükümete güvenmese de tepkisini açıkça dile getirmeyenler.HÜKÜMETİN BAKIŞI DA DEĞİŞTİPeki hükümetin şu anda ‘akillere’ yaklaşımı nasıl? Bir yılda hükümette değişen durum da şöyle özetlenebilir:Başbakan Davutoğlu bu toplantıyı ‘akillerle’ tanışmak için düzenliyor. Ancak özellikle açıktan hükümeti eleştiren bazı isimlerin davet edilmediği iddia ediliyor. Toplantı bu elemede kimlerin dışarıda kaldığını gösterecek.BAZI AKİLLERİN ÜZERİ ÇİZİLDİDavutoğlu, bazı akil isimlerin daha önceki pozisyonlarının bugün değiştiğini söyledi. ‘Pozisyon’dan kastını açıklamadı ama bazı isimlerin, iktidar nezdinde artık ‘akil sayılmayacağı’nı söylemek mümkün.Başbakan'ın “Geçen hafta biz talep etmeden akil insanların toplanması mutluluk verici” açıklaması da yine dikkat çekti. Toplantıyı yapanlar, diğer akil isimlerin çoğu tarafından açıkça ‘yandaş’ olarak nitelendiriliyor.MEDYA YÖNETİCİLERİ İMRALI YOLCUSU MU?Hükümet kulislerinden gelen bilgilere göre, HDP’nin de talebiyle İmralı ile müzakerelerde yeni mekanizmalar kurulacak. MİT, HDP heyeti ve Mehmet Öcalan dışında İmralı ile doğrudan temas için 30-35 kişilik bir 'müzakere heyeti' veya ‘üçüncü göz’ oluşturulacak.İşte akillerin toplanmasının asıl nedeni de bu. Kurulacak gruplarda akil insanlar, AK Parti ve HDP’den temsilciler yer alacak. Ve tüm ekip 30-35 kişiyi aşmayacak. Yani 60 kişilik Akil İnsanlar heyeti’nin yarısı hükümet tarafından deyim yerindeyse ‘akillikten’ elenecek. Burada tartışma kimlerin seçileceği?Kurulacak grupların ise 'akademisyenler', 'hukukçular', 'siyasiler', 'gazeteciler' ve 'medya yöneticileri' olacağı söyleniyor. Özellikle 'medya yöneticileri' dikkat çekici. Çünkü gazetecilerin dışında böyle bir grubun oluşturulup İmralı'ya gitmesi önemli.DHA
Gazetelerde Bugün | 19 Ekim Pazar
Hürriyet: Düpedüz daltonizmMilliyet: Ateş altında 5 saatSabah: Hukuk adeta paspas yapıldıVatan: Şartlarını düzeltirizTaraf: Borçlu çıktıkAkşam: 11. Ağır Ceza Bizden değil gitmeyinBirgün: Kendilerine not verip makamlara atadılarStar: Kobani, çözüm sürecine aşı olduCumhuriyet: Temizleme bürosuZaman: Türkiye, özgürlüklere sahip çıkmada birleşti
"Öğrenciye Bursu Yasaklıyoruz Ama Makam Aracı Alıyoruz, Bu Düpedüz Daltonizm"
Prof. Murat Tuncer, üniversite bütçelerinden burs verilememesini eleştirdiHacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Murat Tuncer, “Öğrenciye burs veremiyoruz ama lüks makam aracı alabiliyoruz. Burs verebilsek başarı çok yükselir” dedi. Tuncer, “Öğrenciye bursu yasaklarken milyonluk makam araçları alınmasını serbest bırakan düzenleme son derece yanlış, düpedüz daltonizm” ifadelerini kullandı.Üniversite yemekhanesini öğrencilere açınca akademisyenlerin eleştirilerine hedef olan Hacettepe üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Tuncer, üniversite özel bütçelerinin öğrenciye burs olarak verilmesini engelleyen düzenlemeye tepki gösterdi.Gamze Kolcu ’nun Hürriyet’teki haberine göre, Tuncer, şunları söyledi:“Üniversite olarak özel bütçemizden öğrencilerimize burs veremiyoruz, ancak 700-800 bin liralık lüks makam aracı alabiliyoruz. Bütçeyi öğrencinin lehine dönüştüremezken, kişisel harcamalar yapabiliyoruz. Yıllık 1-2 milyon lirayı öğrencilerin kullanımına açamıyorum. Öğrenciye bursu yasaklarken milyonluk makam araçları alınmasını serbest bırakan düzenleme son derece yanlış, düpedüz daltonizm (renkkörlüğü). Ankara’da 200 bin üniversite öğrencisi var ve ben bu öğrencilerin yarısının bursa ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Bizim 43 bin öğrencimizin 10 bini maddi yardım için talepte bulunuyor, ancak biz sadece 2 bin öğrencimize destek olabiliyoruz. Özel bütçemizden burs verebiliyor olsak, maddi imkânları iyileşen öğrenci sayıları çok daha yukarılara çıkar. Devlet üniversitelerinin en ciddi problemlerinden biri de ödeneklerin yetersizliği.”“Devletin katkı paylarını artırması gerekiyor. Bizim üniversite olarak yıllık giderimiz 30 milyon liraya yakın. Yılda yaklaşık 5 milyon lira zararla çalışıyoruz. Ödenekler artırılmazsa eğer devlet üniversiteleri dönmez, batmaz, ama ciddi sıkıntıya girer. Maddi imkânsızlıklar ise direkt öğrencilere yansır. Devlet üniversitesi kısıtlı imkânlarına rağmen en üst düzeyde biliminsanı yetiştiriyor, özel üniversiteler ile vakıf üniversiteleri ise daha fazla maaş vererek o kişileri kendi kadrosuna dahil ediyor.”Rektör Prof. Dr. Tuncer, vakıf üniversitelerine tanınan ayrıcalıklara da şöyle tepki gösterdi:“Türkiye’de vakıf üniversiteleri şirket üniversiteleridir ve vergi ödemeleri lazım. Onlardan toplanan ve ortak bir havuzda biriken paralar ise devlet üniversitelerine aktarılmalı. Devlet üniversiteleri olarak madalya istemiyoruz ancak, adaletli bir sıralama, değerlendirme yapılsın istiyoruz.”T24
G.Saray - F.Bahçe Maçı İçin Yazılmış En İyi 10 Köşe Yazısı
Liderlik kitabında şöyle yazar: 'Kazanmak için büyük oyunculara sahip olmalısınız. Eğer elinizde iyi oyuncular yoksa kazanmanız tesadüflere kalır. Eğer elinizdeki yıldız oyuncuları doğru kullanmazsanız onları da kaybedebilirsiniz. Antrenörün fark yarattığı nokta burasıdır.' G.Saray son yıllarda F.Bahçe'ye karşı TT Arena'da elde ettiği üstünlüğü, büyük yıldızı Sneijder'in attığı müthiş gollerle sürdürdü. Bu zaferde, Prandelli'nin hiç katkısı yok.Devamı...
Reklam