'Yerli Otomobil Babayiğit İçin 100 Milyon Dolara İhtiyaç Var'
Hexagon Yönetim Kurulu Başkanı Nahum, 'Bugüne kadar 60 milyon dolara yakın para harcadığımız aracı, tam olarak üretebilir hale getirmek için 100 milyon dolar gibi bir paraya ihtiyacımız var' dedi.Hexagon Yönetim Kurulu Başkanı ve Karsan Yönetim Kurulu Murahhas Üyesi Jan Nahum, otomobil projelerini geliştirme konusunda finansmana ihtiyaçları olduğunu belirterek, 'Konseptini oluşturduğumuz, bugüne kadar 60 milyon dolara yakın para harcadığımız aracı, tam olarak üretebilir hale getirmek için 100 milyon dolar gibi bir paraya ihtiyacımız var' dedi.New York Belediyesi tarafından açılan 'Geleceğin Taksisi' ihalesinde Ford ve Nissan ile birlikte finale kalma başarısı gösteren Karsan'ın Murahhas Üyesi Nahum, AA muhabirine yaptığı açıklamada, elektrikli otomobil konusundaki çalışmaları değerlendirdi.Dünyada elektrikli otomobillerin yeni ortaya çıktığını kaydeden Nahum, 'İki konuyu birbirinden ayırmak lazım. Biri otomobilin kendisi, diğeri de güç kaynağı. Bunlar birbirine paralel gitmesi gereken konular. Her türlü aracı üretebiliyoruz, rekabetçiyiz fakat kendi markamızı yapamıyoruz. Bir taraftan o ilerlemeli, diğer taraftan da yakıtlar konusunda çalışmalıyız. Biz kendimizi sadece elektrikli diye kısıtlarsak yazık olur, dünyada 70 milyon araç satılıyor. Bunların çok azı elektrikli' ifadelerini kullandı.'Yerli otomobil için 100 milyon dolara ihtiyaç var'Nahum, Türkiye'nin yerli otomobil konusundaki 'babayiğit' adayı olduklarını da vurgulayarak, 'Biz şu anda kendi araştırmalarımızı yapıyoruz. Aracımızı olgunlaştırıp, üretilebilir hale getirmekteyiz ama hala finansman katkısına ihtiyacımız var. Konseptini oluşturduğumuz, bugüne kadar 60 milyon dolara yakın para harcadığımız aracı, tam olarak üretebilir hale getirmek için 100 milyon dolar gibi bir paraya ihtiyacımız var' ifadelerini kullandı.Bunun Türkiye açısından çok küçük bir rakam olduğuna işaret eden Nahum, 'Ben bu ülkenin kendi otomobil markasını çıkaracağına inanıyorum' dedi.Nahum, New York taksi projesi gibi benzer projeler üzerinde çalıştıklarını anlatarak, 'Bu tip büyük projelerimiz devam ediyor. Hem ABD pazarı hem de İngiltere pazarı için çalışıyoruz. ABD ve Londra'nın taksi pazarı konusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Araçlarımız Londra Belediyesi tarafından da beğenildi. ABD'de engelli vatandaşlar tarafından her yıl satın alınan 20-30 bin araca hitap etmek üzere çalışıyoruz' diye konuştu.'Türkiye otomobil konusunda farklılık yaratmalı'Nahum, otomobil konusunda her parçanın yerli olması gibi bir zorunluluk olmadığını, satın alma yoluyla da adım atılabileceğini dile getirdi.Dünyada otomobil pazarında bir savaş olduğunu kaydeden Nahum, 'Türkiye otomobil konusunda farklılık yaratmalı. Küresel ihtiyacı cevaplayacak ürünü üretebilirsek, markalaşabiliriz. Enerjimizi bu alana yoğunlaştırmamız gerekiyor' diye konuştu.AA
Gündelik Yiyeceklerden Sanat Eserleri Yaratan Lee Samantha'dan 20 Müthiş Eser
2008 yılında kızını yemek yemeğe teşvik etmek amacıyla gündelik yiyeceklerden, yemeklerden karakterler yaratıp hikayeler oluşturmaya başladı. 2011 yılında eserlerini Instagram'da paylaşmaya başlayan Lee Samantha bugün bir çok ülkede workshoplara katılan, yaptıkları büyük kitlelerce takdir gören bir sanatçı olarak kabul edilmektedir.
Yabancı Dizilerin En İyi 18 Kötü Karakteri
Hepimizin yakından takip ettiği yabancı dizilerde kimi zaman kötü adamlar , ana karakterlerin de önüne geçerek hatırı sayılır bir hayran kitlesi yaratır. Oluşan bu kitle ile hemen hemen aynı oranda seyircilerin nefret ve kin beslediği bu karakterler dizi dünyasının vazgeçilmez ikonlarıdır. İşte sizin için derlediğimiz 10 En iyi , kötü karakter...2 Sezon süren ve bir yeniden yapım serisi olan The Visitors ( V ) dizisinin dünya dışı ırkının lideri. Kim diyebilir ki bu sevimli görünüşlü cici bayanın içinde korkunç bir uzaylı var diye. Anna dizideki keskin duruşu , acımasızlığı ve seksapeli ile bir fenomene dönüşmüştür.
Peşmerge Kobanê'ye Destek İçin 'Yarın Yola Çıkıyor'
Irak'tan Kobanê’ye Türkiye üzerinden geçerek gitmesi planlanan en az 150 Peşmergenin yarın yola çıkacağı ifade edildi.Rudaw haber ajansına bilgi veren Peşmerge güçleri komutanı Ramazan Fattah, Habur sınır kapısından Türkiye'ye girip Kobanê’ye doğru ilerlemesi planlanan Peşmergenin yanında ağır silahlar götüreceğini de belirtti.Ramazan Fettah, 'IŞİD (Irak Şam İslam Devleti) Kobanê’de ağır silahlar kullanıyor. Bizim de ağır silahlarımızın olması gerek' diye konuştu.Peşmerge güçlerinin Kobanê’ye gelmesiyle şehre ilk kez Suriye dışından birlikler destek vermiş olacak.Irak'taki Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanı hafta içinde yaptığı açıklamalarda Peşmerge'nin Kobanê’ye Silopi-Nusaybin-Suruç güzergâhından ulaşacağını söylemişti.Bölgesel Yönetim Meclisi çarşamba günü düzenlediği oturumda Kobanê’ye destek vermeyi görüşmüş ve Peşmerge'nin bölgeye gönderilmesi oybirliğiyle kabul edilmişti.Kobanê’de IŞİD'e karşı direnen Halk Savunma Birlikleri'ne (YPG) destek vereceği belirtilen bir diğer grup ise Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) oldu.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Estonya ziyareti sırasında YPG'nin siyasi kanadı PYD ve Özgür Suriye Ordusu'nun 1300 militanın Kobanê’ye gelmesi konusunda anlaştığını söyledi.PYD ise Özgür Suriye Ordusu ile herhangi bir anlaşma olmadığını, müzakerelerin devam ettiğini söylüyor.ABD Dışişleri Bakanlığı da henüz ÖSO'dan Kobanê’ye verilebilecek destekle ilgili ellerinde bir bilgi olmadığını ifade etti.Bakanlık sözcüsü Jen Psaki, 'ÖSO'dan kaç kişilik bir grubun Kobani'ye gideceğine dair elimizde teyit edilmiş bilgiler yok' dedi.Kobanê’de ise karada YPG ile IŞİD arasındaki çatışmalar devam ederken ABD önderliğindeki koalisyon güçlerinin hava saldırıları da devam ediyor.ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı Perşembe ve Cuma günlerinde toplam 12 operasyonun düzenlendiğini açıkladı.Operasyonların 6'sı Kobanê ve çevresinde gerçekleşti. ABD'nin verdiği hava desteğiyle birlikte YPG güçleri Kobanê’nin batısındaki Til Şeir tepesini geri almıştı.Koalisyon güçlerinin şu ana kadar Irak ve Suriye'de IŞİD'e karşı 6 bin 600 sorti gerçekleştirdiği ve 1700 üzerinde bombanın IŞİD hedeflerine atıldığı da belirtildi.BBCTürkçe
Google Yöneticisi Felix Baumgartner'ın Paraşütle Serbest Atlamadaki Dünya Rekorunu Kırdı
Üst düzey bir Google yöneticisi, paraşütle serbest atlama alanındaki dünya rekorunu eline geçirdi. Google’da bilgiden sorumlu başkan yardımcılığı görevini yürüten Dr. Alan Eustace, 41.4 kilometre yükseklikten başarılı bir atlayış gerçekleştirdi. Ancak Baumgartner’ın atlayışının aksine Eustace’ın rekoru, medyada bir yankı uyandırmadı. Başarılı rekor denemesini ilk olarak The New York Times gazetesi duyurdu.Eustace’ın New Mexico eyaletinin Roswell şehrinde bulunan ve halihazırda kullanılmayan bir pistten yükselmeye başlayan Google yöneticisinin olası bir aksilik durumunda kendisine yaşam desteği sağlayacak özel bir uzay elbisesi giydiği belirtildi. İki saatte hedeflediği yüksekliğe erişien Eustace’ın atlayışı ise yaklaşık 15 dakika sürdü. Bu esnada Eustace’ın 1287 kilometre hıza eriştiği belirtilirken, izleyiciler düşüş esnasında gürleme sesi duyduklarını ifade ettiler.Eustace’ın Baumgartner’ın atlayışı sırasında oluşan ilgi ve çılgınlıktan uzak durmak için Google’ın desteğini reddettiği söyleniyor. Google yöneticisinin üç yıl boyunca sessiz sedasız çalıştığı proje için kendi kaynaklarını kullandığı belirtildi. Paragon Uzay Gelişim Şirketi ise Eustace’a yaşam destek sisteminin gelişim sürecinde katkı sağladı.Teknoblog
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Türkiye’deki demokrasinin en büyük sorunu, Cumhuriyet ve Demokrasisayesinde iktidara gelenlerin, Cumhuriyeti ve Demokrasiyi yozlaştırmalarıdır. Genç Cumhuriyet henüz 23 yaşındayken Çok Partili Düzen’e geçildiğinde, Türkiye’de Cumhuriyeti ve Demokrasiyi kuracak ve taşıyacak olan çağdaş sınıflar, yani sermaye sınıfı ve işçi sınıfı yeterince gelişmemişti. Bu nedenle, siyasal partilere ve onların liderlerine, özellikle de demokrasinin nimetlerinden yararlanarak Çok Partili Düzen sayesinde iktidara gelenlere büyük bir görev düşüyordu: Cumhuriyeti, demokratik kurum ve kuralları yerleştirmek ve bunları topluma benimsetmek. Üstelik kendi oluşturduğu düzenle iktidardan inen İnönü’nün yerine iktidaragelen politikacılar Tek Parti Dönemi’ndeki muhalefetin liderleriydi... Sürekli olarak muhalefet hakkını savunmuşlar... Tek Parti Dönemi’nin güçlü yöneticisi İsmet İnönü’nün Çok Partili Düzen’e geçme kararı sayesinde iktidara gelmişlerdi.
Reklam
Cem Garipoğlu'nu Muayene Eden Psikiyatrist: 'İntihar Olayında Soru İşaretleri Var'
Cezaevinde ölü bulunan Münevver Karabulut cinayeti hükümlüsü Cem Garipoğlu’nu Adli Tıp Kurumu’nda muayene eden Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Doç. Dr. Osman Abalı, cinayet ve intihar sürecinde soru işaretleri olduğunu söyledi. Abalı, “Cem Garipoğlu Adli Tıp Kurumu’na geldiği zaman ilk gördüğümde ‘bu çocuk mu katil?’ şeklinde bir düşüncem olmuştu. Cinayet sonrası planlanmamış. İlk zamanlarda intihar beklenirdi ama 3 yıl sonra olması, soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Bu kişideki potansiyel agresyonun (saldırgan davranma eğilimi) cinayete yol açtığı şeklinde düşüncem var. Garip bir cinayet işledi, garip bir şekilde öldü.” dedi.Bahçeşehir’deki bir villada kız arkadaşı Münevver Karabulut’u öldüren ve 197 gün sonra teslim olan Cem Garioğlu, 3 yıl sonra Silivri Cezaevi’ndeki koğuşunda ölü bulunmuştu. Uzun süre medyada konuşulan olayla ilgili birçok iddia gündeme gelmişti.Teslim olduktan sonra Cem Garipoğlu’nu Adli Tıp Kurumu’nda muayene eden İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Doç Dr. Osman Abalı, uzman gözüyle izlenimlerini Cihan Haber Ajansı’na (Cihan) anlattı. Olayın farklı yönleri olduğunu belirten Abalı, “Baktığımız zaman cinayetin işlenme şekli, tasarlaması, ortaya çıkışı ve cinayeti yapan kişi farklı özelliklere sahip. Abalı, “Cem Garipoğlu Adli Tıp Kurumu’na geldiği zaman ilk gördüğümde ‘bu çocuk mu katil?’ şeklinde bir düşüncem olmuştu. Son derece aklı başında, munis, iyi huylu bir delikanlıya benziyordu. Özellikle bu şekilde hunharca cinayet işleyen kişilerde gördüğümüz yoğun bir şekilde antisosyal kişilik özellikleri söz konusudur. Kişinin iç dünyasında yaşadığı bazı ciddi güvensizlik ve ciddi sıkıntılar nedeniyle hayata ve diğer insanlara duyduğu öfkenin farklı şekilde dışa yansımasıdır. Temel hak ve hürriyetleri ihlal etmeyle ortaya çıkar. Örneğin yaşama ve mülkiyet hakkına kasıt vardır. Hırsızlarda, katillerde bunu net bir şekilde görüyoruz. Antisosyal kişilik bozukluklarında bu türlü bir yapı artık o kişinin iç dünyasında içselleştirilmiştir. Konuşmasından davranışlarına kadar birçok yönüyle bunu her yerde dışa vurur. Bu kişilerin suç işleme potansiyeli bu şekilde artar ve artık tekrarlayan suçlar hayatları boyunca devam eder.” şeklinde konuştu.“Cem Garipoğlu olayında tekil bir suç ve sabıka var.” diyen Abalı, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu suç, çok ciddi bir derecede hunharca işlenen bir cinayet. Bu kişideki potansiyel agresyonun (saldırgan davranma eğilimi) bu cinayete yol açtığı şeklinde düşüncem var. Kişilerin yıllardır baskıladığı iç dünyalarında biriken öfke, şiddet eğilimi belli olay ve tetikleyici faktörlerle açığa çıkabilir. Toplumda da son zamanlarda bunları görüyoruz. Son derece işinde gücünde bir kişi ailesini katletmiş, intihar etmiş, birisini öldürmüş veya ciddi derecede bir şiddet eylemine katılmış. İşte bu toplumda bazı insanların bu şekilde tipik antisosyal kişilik özellikleri göstermeden kendi iç dünyalarında devam ettirdikleri, yaşadıkları yoğunlaşmış anresyonu belli tetikleyicilerle ortaya çıkarmalarıdır. Dışarıdan bakıldığında sessiz sakin görünen insanların bile bu şekilde çok yıkıcı şiddet davranışı göstermeleri mümkün. Cem Garipoğlu’nun bu şekilde garip bir cinayet seyri var.‘GARİP BİR CİNAYET İŞLEDİ, GARİP BİR ŞEKİLDE ÖLDÜ’Cinayetin içeriğini psikolojik olarak değerlendiren Abalı, “İçeriğine baktığımızda testereyle hunharca işlenen bir cinayet. Burada dürtüsel bir kararın olduğunu da görüyoruz. Sonucu düşünülmeden, ciddi bir plan yapılmadan, günübirlik alınan kararlarla gerçekleştirilen olaylar. Dolayısıyla bu dürtüsel hareketlerin sonuçları da toparlanamaz hale geliyor. Bir gencin bu şekilde bir cinayet işlemesi, her tarafın kan revan içerisinde kalması, cesedin saklanması, taşınması. Baktığımızda gerçekten hiçbir şekilde sonuçları düşülmeden işlenmiş bir cinayet. Kişinin kaçma seyri, yakalanması sonrasında cezaevinde intiharı da bazı yönleriyle farklı. Çünkü bu yapıdaki kişiler engellenmeyle karşılaştıklarında ciddi derecede sıkıntı yaşarlar. Hapishane ortamı bir engellenmedir. Bu kişilerin öfkeleri engellendikleri zaman hemen açığa çıkabilir. İntihar etmeden önce engellenmeyle ilgili bir intihar fikri olsaydı ilk zamanlarda bir intihar girişimi beklerdik. Ama 3 yıl sonra oluşan intihar girişimi yine soru işaretlerini beraberinde getiriyor. Çünkü intiharda da bir çeşit şiddet vardır. Kişi öfkeyi kendi bedenine yansıtır. O yüzden ölümünde de bazı gariplikler var. Cem Garipoğlu, garip bir cinayet işledi ve garip bir şekilde öldü. Bu süreci çok iyi analiz etmemiz gerekiyor.” ifadelerini kullandı.‘GARİPOĞLU’NUN HAYATTA HER İSTEDİĞİ YAPILMIŞ’Garipoğlu olayını göz önüne alarak ebeveynlere seslenen Abalı, “İmkanı olan anne babaların, çocuk gelişimi ve eğitiminde çok dikkatli olması lazım. Bazı çocuklar hiçbir engellenmeyle karşılaşmadığında, hayatta her istediklerini yaptıklarında, sürekli bir destek aldıklarında yanlış pozitif bir özgüven oluşuyor. Bu özgüven o kişinin kendini çok yüceltmesine, sonra herhangi bir engel ve tehditle karşılaştığında ciddi derecede öfke nöbeti ve deşarjına sebebiyet veriyor. Cem Garipoğlu olayına baktığımızda da yine hayatta her istediği yapılmış, her dediği yerine getirilmiş, çoğunlukla maddi imkanlar içerisinde hayatını devam ettirmiş ve hemen hemen hiç engellenmemiş bir sürece sahip olduğunu gözlemliyoruz. Bu durumda da bir engellenme karşında bu cinayeti işleme potansiyeli söz konusu olabilir. Farklı şekillerde bunun analiz edilmesi lazım.” diye konuştu.‘CİNAYET SONRASI PLANLANMAMIŞ’Bu işin adli tahkikatını yapan, delillendiren kişilerin görüşlerine saygı duyduğunu ifade eden Doç. Dr. Abalı, şu noktalara dikkat çekti: “Cinayet süreci de garip gelişen bir süreç. Cinayet işleme tarzı da garip. Tasarlanmış, planlanmış bir cinayet gibi görünüyor. Gidiyor testere alıyor falan ama testereyle öldürme son derece dürtüsel bir karar. Cinayet sonrası süreci planlayamayan bir yapıya sahip. Dolayısıyla o süreç karanlık, soru işaretleri var. Hem maktul hem katil ikisi de sonuçta vefat etti. Dolayısıyla bu konuda birçok soru işareti de onlarla birlikte gitti diye düşünüyorum. Artık açıklanamayacak çünkü onların yaşadığı bir süreç. Cem Garipoğlu’nun kişilik ve karakter yapısına baktığımızda potansiyel agresyon özellikleri taşıyabilecek, dıştan bakıldığında son derece ideal, munis, kendi halinde, yeri geldiğinde başarılı, güzel sosyal ilişkileri olan bir yapıya sahip. Ama iç dünyasındaki o potansiyel agrasyon, şiddet eğilimi yıkıcı özelliklerin belli başlı tetikleyicilerle ona yönelmiş olma ihtimali yüksek. Burada ne olduğunu bilmiyoruz ama olayın oluşu, kapanması hepsi bazı gariplikler içeriyor.”CİHAN
Sayılarla El Clasico
La Liga’nın’nun dokuzuncu haftasında Real Madrid, Barcelona’yı konuk edecek. İspanya’da sezonun ilk derbisi öncesi derbiye anlam veren sayıları derledik.1 – Carlo Ancelotti’nin El Clasico galibiyet sayısı. 2013’te Real’in başına geçen İtalyan teknik adam, sadece Kral Kupası finalinde rakibini mağlup etmeyi başardı. Geçen sezon ligde oynanan maçlarda Katalan ekibi sahasında 2-1, deplasmanda ise 4-3 kazanmıştı.18 – Real Madrid’in eski kaptanı Fernando Hierro derbi tarihinde en çok kart gören isim. Savunma oyuncusu 17 sarı bir de kırmızı kart gördü. Sergio Ramos 14 sarı, iki kırmızı kartla onun rekoruna yaklaşan isim.21 – Derbilerdeki performansıyla takımını pek çok kez galibiyeti getiren Lionel Messi, 28 maçta 21 kez Real filelerini havalandırdı.Cristiano Ronaldo’nun ise Barcelona’ya 13 golü var.30 – Real Madrid bu sezon oynadığı sekiz lig maçında 30 gol attı. Bunların 15’inde Ronaldo’nun imzası var.32 – Hem Real hem de Barça forması giyen Barcelona Teknik Direktörü Luis Enrique toplamda 32 kez bu derbide forma giydi.44 – Real Madrid’in efsane isimlerinden Paco Gento, 44 kez El Clasico’da sahne aldı. Aktif oyuncular içinde en yüksek sayı 40 ile Xavi’de.91 – Real Madrid resmî maçlarda 91 kez rakibine üstünlük sağladı. Barça 89 kez kazandı. 48 maç ise berabere bitti.250 – Messi La Liga’da attığı 250 gol, Athletic Bilbao’nun efsane isimlerinden Telmo Zarra’nın 251 gollük rekorunu yakalamak üzere.385 – Real Madrid El Clasico tarihinde rakibinden 385 ile 14 fazla gol attı.Al Jazeera - Reuters
Reklam
Tanay'a Saldırıyı DHKP-C Üstlendi
Çağdaş Hukukçular Derneği'nin İstanbul eski Şube Başkanı Av. Taylan Tanay'a düzenlenen silahlı saldırıyı DHKP-C üstlendi. Örgütün açıklamasında 'Bir dönem devrimcilerin avukatlığını yapmış olan Taylan Tanay, işlediği suçlar nedeniyle 23.10.2014 tarihinde saat 00.10 civarında Avcılar'daki evinin önünde Cephe'nin adaletiyle karşılaşmıştır. Tanay'ın arabası Cepheliler tarafından taranmış, camları sopalarla kırılmıştır.'Taylan Tanay düzenlenen saldırıdan yara almadan kurtulmuştu. Halksinsesi.tv'deki açıklamada 'Cezalandırma öldürme amaçlı değil, sadece uyarı amaçlıdır' denildi.Tanay, saldırı anını Radikal'den İsmail Saymaz'a şöyle anlatmıştı: “Aracı binanın arka girişine park etmek için geldiğimde binanın karşısında çalılıklarda üç kişinin olduğunu gördüm. Karanlıktı, yüzlerini hatırlamıyorum. Şüphelendiğim için aracımı oraya park etmedim. Sokak çok karanlıktı. Daha aydınlık olan ön tarafa aracımı park etmek için gittim. Diğer sokakta, Karayolları Caddesi 42 numaralı binanın önü boştu, aracımı park ettim. Kontağı kapatmak üzereyken, 15-20 metre ileride iki sokağı birbirine bağlayan iki apartman arasından 3-4 kişinin çıktığını fark ettim. Şahıslar çıktıkları sırada sağına soluna baktıkları için şüphelendim ve inmedim. Şahıslar caddeye indiler. Aracımdan indim. Bu sırada şahıslar bana doğru gelmeye başladı. Park halindeki araçların arkasından bana doğru geldiklerini fark edince şüphelendim ve yardım istemek için bağırdım. Ve 25 metre ileride bulunan Toprak Hipermarket’e sığınmak için koştuğum sırada arkamdan bana doğru ateş etmeye başladı. İki üç el silah sesi duydum. Markete girdim, market sahiplerinin polisi aramasını istedim. Markete girdikten sonra şahısları görmedim, arkamdan gelmediler.”Tanay'a yönelik saldırıyı ÇHD ve ÖHD kınamıştı.DHKP-C'nin açıklamasında 'Tanay özür dileyecek. Özeleştiri verecek. Aksi takdirde torunlarına kadar anlatacağız o soysuzun ahlaksızlıklarını' denildi. (HABER MERKEZİ)
Son 30 Yılın  En Yüksek Yağışı Bekleniyor
Meteoroloji, bu gece başlayacak şiddetli yağışların Marmara ve Ege'de fırtınaya dönüşeceğini, İstanbul'a Pazartesi günü son 30 yılın en yüksek yağış miktarının düşeceğini açıkladı.Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Marmara Bölgesi ve Ege Bölgesi'nde sel ve su baskınına sebep olabilecek yağışların beklendiğini açıkladı.Bu gece saatlerinden itibaren şiddetini artıracak beklenen yağışların, yarın Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, Çanakkale ve Balıkesir'in kuzeyinde yerel olarak metrekareye 76-100 kilogram arasında olacağı belirtildi. Yarın Muğla civarında da metrekareye 76-100 kilogram arasında yağış beklendiği açıklandı.Akşam saatleri itibariyle Marmara'nın güneyinde başlayacak olan yağışların, bu gece saatlerinden itibaren şiddetini artıracağı ve yarın Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, Çanakkale ve Balıkesir'in kuzeyinde yerel olarak metrekareye 76-100 kilogram arasında olacağı belirtildi. Yağışların İstanbul , Kocaeli, Sakarya, Yalova, Bursa, Bilecik, Balıkesir, Çanakkale de yerel olarak kuvvetli olacağının beklendiği açıkladı.Pazar günü ise bölge genelinde devam edecek olan yağışların İstanbul, Kırklareli, Kocaeli, Yalova, Bursa, Balıkesir ve Tekirdağ'ın doğusunda, Pazartesi günü ise İstanbul'un Anadolu Yakası, Balıkesir, Bursa, Yalova, Kocaeli ve Sakarya'da kuvvetli olmasının beklendiği, Pazartesi gece saatlerinde ise bu bölgelere yerel olarak metrekareye toplam olarak 100-200 kilogram civarında yağış düşmesi beklendiğini açıklandı.Akşam saatleri itibariyle İzmir, Aydın ve Muğla'nın kıyısında etkisini artıracak yağışların; yarın İzmir, Aydın, Manisa, Denizli, Afyonkarahisar, Uşak ve Kütahya'da yerel olarak kuvvetli olacağı metrekareye 21-50 kilogram yağış düşeceği belirtildi. Ayrıca yarın Muğla civarlarına metrekareye 76-100 kilogram arasında yağış olmasının beklendiği belirtildi.Yaşanabilecek sel ve su baskınlarına karşı vatandaşların ve yetkililerin dikkatli ve tedbirli olmaları istendi.Meteoroloji'nin Pazartesi gece saatlerinde İstanbul'un Anadolu Yakası, Balıkesir, Bursa, Yalova, Kocaeli ve Sakarya'da yerel olarak metrekareye toplam 100-200 kilogram civarında yağış düşmesinin beklendiğini açıkladı.Açıklanan illerde bugüne kadar olan yağış rekorları ise şöyle:İstanbul'a 1985 yılında metrekareye 125.5 kilogram,Balıkesir'e 2004 yılında metrekareye 126.8 kilogram,Yalova'ya 1981 yılında metrekareye 181.9 kilogram,Bursa'ya 2010 yılında metrekareye 114.4 kilogram,Kocaeli'ye 2001 yılında metrekareye 125.8 kilogram,Sakarya'ya 1999 yılında metrekareye 127.7 kilogram yağış düşmüştü.
Reklam
Etyen Mahçupyan; Davutoğlu'na Başdanışman Oldu
Başbakan Ahmet Davutoğlu, A takımına sürpriz bir ismi dahil etti. Akil İnsanlar Heyeti’nde de yer alan gazeteci-yazar Etyen Mahçupyan, Davutoğlu’nun başdanışmanı oldu.Milliyet'ten Kıvanç El'in haberine göre; Davutoğlu’nun Mahçupyan’a Akil İnsanlar toplantısında danışmanlık teklifini götürdüğü Mahçupyan’ın da, “memnuniyetle” diyerek teklifi kabul ettiği belirtildi.Davutoğlu ile Mahçupyan’ın tanışıklıklarının akademisyenlikleri dönemine dayandığı ve daha önce “demokrasi” ve “özgürlükler” konulu birçok toplantıda bir araya geldikleri belirtildi. İkili arasında bir “entelektüel hukuku” olduğu da vurgulanırken Davutoğlu’nun başdanışmanlığı ve Dışişleri Bakanlığı döneminde de Mahçupyan ile görüşmelerini aksatmadan sürdürdüğü kaydedildi. Davutoğlu’nun Mahçupyan’a “aydın kimliği” nedeniyle danışmanlık teklifi götürdüğü de belirtildi.Mahçupyan’ın “sivilleşme”, “demokratikleşme”, “devlet ve toplum ilişkileri” ve “azınlıklar” üzerine yaptığı çalışmalarla Davutoğlu’na destek olacağı, yakın bir çalışma sistemi geliştirileceği belirtildi. Mahçupyan’ın Cumhurbaşkanı ve Başbakan danışmanları içinde ilk, “gayrimüslim danışman”lar arasında olduğu da ileri sürülüyor.Eyen Mahçupyan kimdir?1972’de Boğaziçi Üniversitesi Kimya Mühendisliği’nden mezun oldu ve aynı üniversitedeki işletme alanında yüksek lisans yaptı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin iktisat bölümünde de yüksek lisans yapan Mahçupyan, Radikal ve Agos gazetelerinde çalıştı.Aktif Haber
RTÜK'ten TRT Spor Açıklaması
RTÜK Başkanı Davut Dursun, Galatasaray-Borussia Dortmund maçının bir kısmının, TRT Spor’un internet sitesinde canlı olarak yayınlanmasına ticaret hukuku çerçevesinde incelenmesi gerektiğini belirterek, 'Yaşanan olay RTÜK’ün ilgi alanı değil' dedi.Esenler Belediyesi Kültür Müdürlüğü’nün Kültür Sanat Etkinlikleri çerçevesinde “Türkiye’de Görsel, İşitsel Medya ve Toplum” konulu bir konferans düzenlendi. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Davut Dursun’un konuşmacı olarak yer aldığı konferansa Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu da katıldı.Konferansta vatandaşlara görsel ve işitsel medyanın tarihi hakkında bilgiler veren RTÜK Başkanı Dursun radyo ve televizyon yayınlarının Türkiye’de çok çeşitliliği ve renkliliği ifade ettiğini söyledi.“TRT KAMU YAYINCILIĞI YAPIYOR”TRT kanalının tarihi ve yayın politikası hakkında da konuşan Davut Dursun, kanalın yapmış olduğu işin kamu yayıncılığı olduğunu söyledi. TRT’nin özerk bir yapıda olduğuna vurgu yapan Dursun konuşmasının sonunda şu ifadeleri kullandı:“Biz bu kendi sektörümüzde kamu yayıncılığı diyoruz. Devlet yayıncılığı demiyoruz, kamu yayıncılığı diyoruz çünkü devlet yayıncılığı dediğimiz zaman her şeyin devlet tarafından yapıldığı gibi bir mantık gelişiyor. Oysa ki TRT’nin belli bir özerkliği var, özel bir kanunu var. Özerklik mantığı içerisinde yönetim şekilleniyor.“CANLI MAÇ YAYIN REKLAMLARINA YENİ DÜZENLEMERTÜK Başkanı Davut Dursun kurulun yaptığı çalışmalar hakkında da bilgi verdi. Canlı yayın reklamları konusunda Avrupa’da inceleme yaptıklarını söyleyen Dursun, maç esnasında hiçbir şekilde reklamın ekrana çıkmayacağını açıkladı.Dursun, “Canlı yayın devam ederken bant reklam serbestti. Bütün Avrupa ülkelerini incelettim. Onlarda maç devam ederken bant yayınının hiç olmadığını gördük. Bizde Avrupa’daki bu modeli aldık. Canlı maç yayınlarında artık hiçbir reklam yayınlanmayacak.” dedi.“TELİF KONUSUNA KARIŞMIYORUZ”Konferans sonunda soru cevap kısmında gündeme ilişkin sorulara cevap veren Dursun, Galatasaray-Borussia Dortmund maçının TRT Spor’un internet sitesinde canlı olarak yayınlanmasına yönelik olarak sorulan soruyu cevapladı. CHP milletvekili Melda Onur ‘unda konuyu meclis gündemine taşımasının ardından merak konusu olan olayın RTÜK’ün ilgi alanında olmadığını söyleyen Davut Dursun, konuşmasının sonunda şu ifadelere yer verdi:“Bizim ilgi alanımıza girmiyor çünkü o tamamen ticaret hukuku çerçevesinde tartışılacak bir konu. D-Smart’ın yayın hakkını elinde tutması ve hukuki bir ihlalin olması mahkemenin vereceği bir karardır. Bizimle bir ilgisi yok bunun. Biz telif işlerine karışmıyoruz.”Program sonunda Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu, günün anısına Davut Dursun’a plaket ve hediye takdim etti.İHA
Galatasaray'ın Yeni Başkanı Bugün Belli Oluyor
Galatasaray Kulübü, bugün yapılacak olağanüstü seçimli genel kurul toplantısında, 98. dönem yönetimini seçecek.Galatasaray Lisesi'nde saat 10.00'da başlayacak genel kurul toplantısında, kulübün 8 bin 544 aktif üyesinden, kaydı açık ve aidatları yatırılmış 6 bin 814'ü sandık başına gidebilecek.Kongre üyelerinin oylarını kullanabilmeleri için Galatasaray Lisesi'nde 15 sandık kurulacak ve saat 15.00'te oy kullanma işlemi sona erecek.Sarı-kırmızılı kulüpte 3,5 yıldır başkanlık görevini sürdüren ve bu kez aday olmayan Ünal Aysal'ın ardından yeni başkan olabilmek için Alp Yalman ile Duygun Yarsuvat yarışacak.Genel kurul üyeleri, seçimde Alp Yalman'ı desteklemek için 'sarı', Duygun Yarsuvat'ı desteklemek için de 'kırmızı' renkli oy pusulalarını kullanacak.Alp YalmanYönetim kurulu: (Asil) M. Taner Aşkın, A. Nasuhi Sezgin, Işın Çelebi, Levent Nazifoğlu, Mehmet Dedeoğlu, Alper Narman, Aydın Yardım, Abdullah Kavukçu, Dikran Gülmezgil, Erdal Aslan.(Yedek) Mehmet Altıoklar, Levent Karadeniz, Can Natan, Erdem Keçeci, Erol Türk.Denetim kurulu: (Asil) M. Ayhan Özmızrak, Çaptuğ Kitapçıoğlu, Metin Sinan Aslan.(Yedek) Ali Kaçel, Selim Yavuz Işılay, M. Akif Aygün.Sicil kurulu: (Asil) Yalçın Kaya, Erdan Çokay, Ekmel Ünlüsan, Sedat Vanizör, Eray Yazgan, Asena Yılmazkaya, Mehmet Onultan.(Yedek) Ragıp Numan Taner, Kaan Kançal, Gökhan Küçükgirgin.Disiplin kurulu: (Asil) Okan Tekinşen, A.Cevdet Dayıoğlu, Cemal Burnaz, Alparslan Karagülle, Yıldırım Baysal, Cengiz Özyalçın, Aydın Önder.(Yedek) A.Nazım Paksoy, Engin Kaptanoğlu, Nejat Hürbaş, Vedat Alpaslan, Faruk G. Altınbaşak.Duygun YarsuvatYönetim kurulu: (Asil) Hamdi Yasaman, Dursun Aydın Özbek, Mehmet İpekdokuyan, Abdurrahim Albayrak, Mehmet Can Topsakal, Cem Kınay, İsmail Sarıkaya, Mete İkiz, Ahmet Tunç Akan, Ebru Köksal.(Yedek) Ceyda Gürcan, H. Murat Atay, H. Ural Aküzüm, Ali Yüce, S. Arda Üçer.Denetim kurulu: (Asil) Cengiz Ergani, Asena Yılmazkaya, Kerem S. Ergün.(Yedek) Can Özatay, Cevat Genç, İlkan Koyuncu.Sicil kurulu: (Asil) Serdar Eder, Çetin Öztürk, Gürkan Eliçin, Giray Güngör, Mesut Karaarslan, Ali Tüzmen, A.Esat Tansev.(Yedek) Deniz Gün Enön, Nihal Özfırat, Ö.Faruk Dak.Disiplin kurulu: (Asil) Oğuz Evrenos, Okan Tekinşen, Cemal Burnaz, Alparslan Karagülle, Celal Emon, Can Baydarol, Kunter Akyürek.(Yedek) Hakan Gençer, Derya Göbelek, Hamdi Barıştıran, Aytuğ Sakallıoğlu, Hakan Ünsaler.T24
Reklam
İstanbul'daki Kobani Eylemine 5 Tutuklama
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce önceki gün PKK’nın gençlik yapılanması YDG-H’ye yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 16 kişiden 5′i tutuklanarak cezaevine gönderildi.Emniyetten yapılan yazılı açılamada şöyle denildi:“Ayn’el Arab (Kobani) bölgesinde devam eden çatışmaları protesto etmek amacıyla 06.10.2014 tarihinden itibaren ilimiz genelinde gerçekleştirilen eylemler ile ilgili olarak yapılan çalışmalarda; Bahse konu eylemlere karıştığı ve PKK/KCK terör örgütünün gençlik yapılanması içerisinde faaliyet gösterdiği değerlendirilen şüphelilerin yakalanmasına yönelik olarak 16 şüpheli şahıs yakalanarak çok sayıda suç unsuruna el konulmuş olup; 24.10.2014 tarihinde adli mercilere sevk edilen şahıslardan, 2 şahıs serbest kalırken 9 şahıs hakkında adli kontrol uygulanmış, 5 şahıs tutuklanarak cezaevine gönderilmiştir. İlimiz genelinde meydana gelen olaylar ile ilgili olarak şüpheli şahısların tespiti ve yakalanmalarına yönelik çok yönlü çalışmalara devam edilmektedir.” Zete
Reklam
'Karadeniz'de Kıyıların Doldurulması Tüm Canlı Türlerini Olumsuz Etkiliyor'
Karadeniz'de kıyıların doldurularak tahrip edilmesinin, denizdeki yaşam çeşitliliğini ve popülasyonu düşürdüğü açıklandı.Ordu Üniversitesi Deniz Bilimleri Fakültesi, Karadeniz'de deniz canlılarının yumurtlamak için kullandığı kıyıların doldurularak tahrip edilmesinin balık popülasyonunu olumsuz etkilediğini bildirdi.Karadeniz kıyılarında yeni yaşam alanları açmak ve otoyol inşa etmek için doldurulan kıyılar denizdeki yaşam çeşitliliğini ve popülasyonunu düşürdüğü belirtildi.Ordu Üniversitesi Deniz Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmet Balık konuyu, 'Denizin doldurulması, kıyısal alanda yaşayan canlılar için baskı yaratmakta ve bu baskı, başta ticari değeri yüksek olan balık türleri olmak üzere tüm canlıları olumsuz yönde etkilemektedir' sözleriyle değerlendirdi.Kıyı bölgesinin deniz canlıları için hayati önem taşıdığını ifade eden Balık, hayvanların bu alanı yumurtlama, dinlenme ve beslenme amaçlı kullandığını vurguladı.'Canlıların çeşitliliği ve sayısı azalıyor'Son zamanlarda Karadeniz Bölgesi'nde yeni yaşam alanları oluşturmak için kıyıların doldurulduğuna şahit olduklarını dile getiren Balık, şunları kaydetti: 'Bu alanların doldurularak tahrip edilmesi hayatlarını kıyıda geçiren balık ve diğer canlıların uygun ortam bulamamalarına neden olmaktadır. Bu durum, uygun yaşam alanları bulamayan canlıların sahip oldukları popülasyon üzerinde baskı yaratmaktadır. Bu canlılar ile beslenen diğer türler de bu baskıdan olumsuz etkilenmektedir. Ayrıca bu alana yumurta bırakan canlıların yavruları yumurtadan çıktıktan sonra yeterince beslenememekte bu da sayılarında azalmaya yol açmaktadır. Kıyısal zona müdahaleler sonucunda kıyıda yaşayan canlılar korkarak yeni yaşam alanları arayışına girmekteler.''Balıkçılık için uygun kıyı az'Prof. Dr. Balık, Türkiye'ye yaklaşık bin 680 kilometrekarelik kıyısı bulunan Karadeniz'in alan olarak oldukça büyük olmasına rağmen balıkçılık için çok az bir bölümünün önemli olduğunu dile getirdi.Özellikle Karadeniz'in Türkiye kıyılarında yaşayan dip balıklarının stoklarının oldukça hassas olduğunun altını çizen Balık, şöyle devam etti: 'Avlanabilen balıkların stoklarını ve tür çeşitliliğini azaltmakta hatta belli türler için yok olma tehdidi oluşturabilmektedir. Bütün canlıların tek bir ekosistemin parçası olduğu düşünüldüğünde bu durum zincirleme bir şekilde besin piramidinin en üst noktasında yer alan bizlere kadar ulaşmaktadır.'Derin sular oksijensiz kalıyorCanlıları olumsuz etkileyen diğer bir etken ise Karadeniz'e ulaşan atıklar.Karadeniz'e, kıyısı bulunan 6 ülkenin atığının üçte birinin karıştığını anlatan Balık, 'Bu durum, Karadeniz'de yaklaşık 150 metreden daha derin suların oksijensiz kalmasına ve dolayısıyla canlıların yaşaması için uygun sular olmaktan çıkmasına neden olmuştur. Bugün itibarıyla bunun geri dönüşümü de söz konusu değildir' dedi.
Papa Fracesco: 'Türkiye'ye Ortodokslarla Katolikleri Ayıran Engelleri Aşmak Arzusuyla Gideceğim'
Türkiye'ye kasım ayı sonlarına doğru ziyaret gerçekleştireceği açıklanan Katolik Hristiyanların manevi lideri Papa Fracesco, bu ülkeye, halen Ortodokslarla Katolikleri ayıran engelleri aşmak arzusuyla gideceğini söyledi. Papa'nın Türkiye yerine, 'Ekümenik Patrikhane' ve 'Konstantinopol' ifadelerini tercih etmesi dikkat çekti.Papa Francesco, merkezi ABD'de bulunan Orientale Lümen Vakfı'na bağlı bir delegasyonu, Vatikan'da kabul etti. Vatikan'a yakın haber sitelerinin aktardığına göre, burada delegasyon üyelerine hitaben kısa bir konuşma yapan Papa, 28-30 Kasım tarihleri arasında Türkiye'ye gerçekleştireceği ziyarete de değindi. 'Türkiye' kelimesini sarf etmeyen Papa, 'Roma Piskoposu'nun (Papa), Ekümenik Patrikhane'ye ziyareti ve şahsımın yeniden Patrik Bartholomeos ile buluşması, Roma ve Konstantinopol (İstanbul) kiliseleri arasındaki derin bağın ve halen bizi ayıran engelleri, sevgi ve gerçeklikle aşmak arzusunun bir işareti olacak' ifadelerini kullandı.Doğu ve Batı kiliselerinin 1054 yılında tamamen ayrılmasının ardından, ilk kez 1962-1965 yılları arasında düzenlenen 2. Vatikan Konsili'nde iki kilisenin birleşmesi dillendirilmişti. O dönemden sonraki selefleri gibi bu birleşmenin önemine defalarca atıfta bulunmuş olan Papa, buradaki konuşmasında da yine bu konuyu ele alarak, 'Kendi içimizde yenilenmedikçe, gerçek bir ekümenik diyalogdan bahsedemeyiz. Ancak bu ölçülerle uzun bir yol alınır ve Mesih'in tüm inananları arasında uzlaşma ve tam birleşme sağlanır' dedi. Papa konuşmasında, bir süre önce aziz ilan edilen papalar 23. Jean (Türk Papa olarak biliniyor) ve 2. Jean Paul'u de hatırlatarak, 'Bu iki aziz örneği, kesinlikle hepimiz için oldukça aydınlatıcı, çünkü ikisi de Hristiyanların birliği için ateşli bir tutkuyla çalıştılar' dedi. 23. Jean, dinlerarası diyaloğun ilk kez hayata geçirildiği ve Ortodoks kilisesiyle barışma adımlarının atıldığı 2. Vatikan Konsili'ni başlatan isim.KİLİSELERİN BİRLEŞMESİ TEMASI ÖN PLANDAKatolik yayın organları, Papa'nın Türkiye ziyareti resmileştikten sonra kaleme aldıkları haberlerde ağırlıkla, Fener'deki İstanbul Rum Ortodoks Patrikhanesi ile Roma Katolik Kilisesi'nin birleşme yolundaki diyalog çalışmalarına vurgu yaptı. Nitekim Papa, Ankara'nın ardından gideceği İstanbul'da, Rum Ortodoks Kilisesi'nin Aziz Andreas tarafından kurulmasının 1976'ncı yılı olması dolayısıyla yapılacak olan özel ayine katılacak ve bunun ardından Patrik Bartholomeos'la bir öğle yemeği yiyecek. 2006 yılında yine bu ülkeyi ziyaret etmiş olan Emerit Papa 16. Benediktus da, ziyaret takvimini Aziz Andreas gününe denk getirmişti. Arjantinli Papa, göreve geldiği 2013 yılının Mart ayından bu yana, Katolik Kilisesi'ni daha kapsayıcı bir hale getirme arzusuyla çalışıyor.1054 yılından beri ilk kez 1964 yılında Katolik (Papa 6. Paulus) ve Ortodoks (Patrik Atenagoras) liderler Kudüs'te bir araya gelerek kucaklaşmıştı. Patrik Bartholomeos, Papa Francesco'nun resmi göreve başlama ayinine de iştirak ederek, 1054'ten bu yana bunu bu yapan ilk İstanbul patriği olmuştu. İki lider, seleflerinin kucaklaşmasının 50. yılına denk gelen Mayıs ayında Kudüs'te buluşmuştu. 28 Kasım'da ilk olarak Ankara'ya gidecek olan Papa, Anıtkabir ziyaretinin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Diyanet İşleri Başkanı ile bir araya geldikten sonra İstanbul'a geçecek.CNN Türk
Arınç: 'Üniversite Sayısını 180'e Çıkardık'
Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nin yeni akademik yılı açılış törenine katılan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 2012’de 76 olan üniversite sayısını 2014 itibariyle 180’e yükselttiklerini söyledi.Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nin 2014-2015 akademik yılı açılış töreni, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın katılımıyla gerçekleşti. Haliç Kampüsü’ndeki törene Arınç’ın yanı sıra Vakıflar Genel Müdürü Dr. Adnan Ertem, Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı İsmail Gerçek ve Rektörü Prof. Dr. Musa Duman, Bezmialem Vakıf Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Saffet Tüzgen, Biruni Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Yüksel, öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Hukuk Fakültesi öğrencisi Emine Nur Çakır yaptığı konuşmada, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nin ilk öğrencilerinden olmaktan dolayı yaşadığı mutluluğu dile getirdi.“HER ŞEHRE ÜNİVERSİTE”İstanbul’un gerçek sahibi ve asıl komutanı Fatih Sultan Mehmet’in adını taşıyan bir üniversitenin kurulmasının önemine vurgu yapan Başbakan Yardımcısı Arınç, üniversite sayısını 12 yılda 180’e çıkardıklarını belirtti. Türkiye’nin hemen hemen her ilinde devlet üniversitesi olduğunun altını çizen Arınç, “Bu üniversitenin kuruluş kanunu için hepimiz gayret sarf ettik. 180 civarında üniversitemiz var. Bunların yüz civarındaki devlet üniversitesidir. İstanbul’un gerçek sahibi ve asıl komutanı Fatih Sultan Mehmet’in adını taşıyan bir üniversite kurulması ve onun öğrencisi olmak çok önemli. 12 yıllık hükümet dönemimizde hizmet çıtasının ne kadar yükseldiğini görebiliyorum. İşimizin de ne kadar zorlaştığının farkındayım. 2002’de üniversite sayısı 76 idi. Bu gün bunun üzerine 110 üniversite koyduk. Türkiye’nin hemen hemen her ilinde devlet üniversitesi var” diye konuştu.Türkiye’deki üniversiteleri ve öğrencileri ‘servet’ olarak nitelendiren ve nüfusun yüzde 50’sinin 30 yaşın altında olduğunu belirten Arınç, “Nüfusumuz oldukça genç. 30 yaşın altındaki gençlerin 16 milyonu ilk ve ortaokul yaşında. İlk ve orta öğretimde 457 bini son 12 yılda göreve başlayan 857 bin öğretmenimiz var. 5 milyonu aşkın üniversite öğrencisinin bulunduğu Türkiye’de dinamik bir neslin eğitim aldığı bir evre yaşıyoruz. Bu durumda yapacağımız tek şey eğitimin nitelikli olmasıdır. Üniversite ve öğrenci servetimizi iyi kullanırsak ülkemiz ve geleceğimiz için çok hayırlı bir iş yaparız” ifadelerini kullandı.“ÜNİVERSİTELERDE ÖZGÜRLÜK OLMALI”Kendi kızının öğrenciliği döneminde başörtüsü yüzünden yaşadığı sıkıntıları anlatan Arınç, “Kızım üniversitenin birinci yılında başını örttü ve ikinci yılda okulun kapıları önünde duvar oldu. Kadınların kendi kıyafetlerini belirlemelerine saygı duymak gerekir. Dünyada yapılacak en büyük terbiyesizlik kadınları başı açık ya da kapalı olarak kategorize etmek. Üniversitelerde geçmişten bu yana özgürlük olmalıydı. Artık Türkiye bu özgürlüklerin tadını aldı ve eski dönemleri anmak bile istemiyor” dedi.Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nin Vakıflar Genel Müdürlüğü için sahip olduğu öneme vurgu yapan Vakıflar Genel Müdürü Dr. Adnan Ertem ise, “2010 yılında Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi ve Bezmialem Vakıf Üniversitesi’nin öğretim hayatına katkı vermesini sağlamak noktasında öncekinden çok çaba sarf ettik. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün her iki üniversitenin kurulduğu günden bu güne önemli gayretleri oldu” şeklinde konuştu.“ULUSLARARASI TANINIRLIĞA ULAŞTIK”Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı İsmail Gerçek de konuşmasında, üniversitelerin ülke nüfusunun eğitilmesi, yetiştirilmesi ve insanlık adına yararlı bireyler olmasına katkı sağlayan araştırma ve geliştirme faaliyetleriyle ülkenin bilgi toplumu olmasına ve gelişmesine lokomotiflik eden kurumlar olduğunu söyledi. Genç nüfusun ülkenin geleceğinin teminatı olduğunu vurgulayan Gerçek, “2010 yılında başta Fatih Sultan Mehmet Han Vakfı olmak üzere 5 mazbut vakıf adına Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından kurulan üniversitemiz çok genç ve yenidir. Ayrıca 6 yerleşke, 6 fakülte, 5 enstitü, 2 yüksekokul ve 5 araştırma merkezine ulaşmış, yüzde 90’nın üzerinde doluluğa sahip ve gençlerimiz tarafından tercih edilen bir üniversite haline gelmiştir. 30’dan fazla ülkeden öğrenciye sahip olmamız da üniversitemizin uluslararası bir tanınırlığa ulaştığının önemli bir göstergesidir” dedi.ÖĞRENCİ SAYISI 4 BİNE ULAŞTIÖğrenci sayılarının 4 bine ulaştığını söyleyen Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Duman, “Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün kurduğu bu güzel ve nezih mekânda sevincimizi paylaşmak için yurt içinden ve dışından gelen misafirlerimizle güzel bir gün yaşıyoruz. Üniversitemiz, eğitim ve öğretim programlarını Bologna Süreci’ne uydurarak, 4 yıl içerisinde önemli bir yere geldi. Vakıf üniversiteleri arasında tercih edilebilirlik açısından onuncu sıradayız, bu da bize mutluluk ve güven veriyor. Öğrencilerimizin büyük çoğunluğu tercihlerinin beşinci sırasında bizi tercih ediyor. Bu da bize üniversite olarak yükseköğretim camiasındaki yerimizin önemli bir kanıtı” diye konuştu.İHA
ABD'de Okula Silahlı Saldırı: 1 Ölü, 6 Yaralı
ABD'nin Seattle şehrinde bir lisede meydana gelen silahlı saldırıda 6 kişi yaralandı. Marysville Pilchuck Lisesi'nde silahli saldırı gerçekleştiren saldırganın ölü olarak ele geçirildiği bildirildi.Edinilen bilgiye göre, Marysville Pilchuck Lisesi'nde yerel saatle 10.45 sularında meydana gelen silahlı saldırıda yaralananların hastaneye kaldırıldığı bildirildi. Olay yerine gelen polis, bölgede geniş çaplı güvenlik önlemi aldı.Sabah
Reklam