Türkiye'de ilk Apple Store'u Nisan ayında açan Apple, ikinci mağazanın da İstanbul'da açılacağını açıkladı. İkinci Apple Store'un açılış tarihi henüz belli değil.Apple, İstanbul Zorlu Center'da 5 Nisan 2014'te açılan ilk Apple Store'un ardından ikinci mağazanın da açılacağını resmen duyurdu. İkinci Apple Store için belirlenen yer ise Akasya Acıbadem AVM olarak belirtildi.Apple'ın özellikle müşteri hizmetlerinin güçlenmesi adına ikinci bir mağaza açacağı bir süredir konuşuluyordu. Türkiye'deki milyonlarca Apple müşterisi, özellikle teknik servis hizmetinin gelişmesi için talepte bulunuyordu.En geç iki ay içinde açılması beklenen ikinci Apple Store'un Genius Bar rezervasyon sistemini az da olsa rahatlatması bekleniyor. Apple'ın İstanbul'un ardından diğer büyük şehirlerde ne zaman Apple Store açacağı ise merak konusu.Kaynak: Al Jazeera
Osmanlıspor Genel Menajeri Ender Yurtgüven, Beşiktaş yönetiminin Sivasspor maçını Ankara'dakiYenikent ASAŞ Stadı'nda oynamak için talepte bulunduğunu bildirdi.Yurtgüven, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Beşiktaş yönetiminin, Osmanlıspor Kulübü'nün kurucularından Ahmet Gökçek'e ulaştığını belirterek, 'Ahmet Bey de Osmanlıspor Kulübü'nün kapılarının Beşiktaş'a açık olduğunu iletti' dedi.Beşiktaşlı yetkililerin bugün Yenikent ASAŞ Stadı'nda incelemelerde bulunduğunu vurgulayan Yurtgüven, 'Yetkililer stattan memnun ayrıldı. Ancak son kararı Beşiktaş Yönetim Kurulu verecek' ifadesini kullandı.Sezon öncesinde yenilenen ve tribünleri tamamen kapatılan Yenikent ASAŞ Stadı, 20 bin seyirci kapasitesine sahip.Muhabir: Halil Ibrahim Avsar | AA
Trabzonspor eski ikinci Başkanı Sebahattin Çakıroğlu, genel kurulda başkanlığa aday olduğunu açıkladıÇakıroğlu şöyle konuştu:'Trabzonspor başkanlığı bir Trabzonlu için olağanüstü bir mevzuattır. Herkese nasip olmaz. Yüzüne maske takarak tüm camiamızı kandıran İbrahim Hacıosmanoğlu'na Trabzon tribünlerinde bir çok laf söyleniyor; ama hâlâ başkanlığı bırakmıyor. Onda o yüz yok. Bırakırsa başkanlığı Trabzon sokaklarında dahi yürüyemeyecek. Bir insanın sözü aynasıdır. Verdiğiniz sözü tutmuyorsanız, o kişi haramzadir. Biz kendisiyle birlikte yönetime gelirken, kulübü borç batağından kurtaracağız, şike konusunda milyonları yürüyüşe çıkartacağız, kulübü riyakârlıktan, tüm kötülüklerden arındıracağız dedik. Ama hiç biri yapılmadı. Verdiği sözleri yapmayan bir yönetimde nasıl durabilirdim. Bu yüzden istifa ettim. Sen bugün beyaz yarın kara diyorsan, yarın herkesin karasını aklamaya çalışıyorsan senin yerin bellidir. Hacıosmanoğlu, Aralık'taki mali genel kurulda ibra edilmesi mümkün değil. Trabzonspor'a rezillik yaşatmadan şimdiden orayı terk etmelidir. Ben kendime güveniyorum, doğru işler yapıyorum diyorsa, o zaman 15 tane asil yönetim kurumu üyesinin 10 tanesi istifa etmiş. Buna bakmalı. Genel kurulunun oyunu iradesini, bu haliyle yönetim karşılamıyor. Biraz izanı olsa genel kurula giderdi. Ne olacağını bildiği için gitmez. Ama mecbur kalacak Aralık'ta genel kurula gidecek. Mevcut yönetimdeki arkadaşlarıma bir tek şey söylüyorum. Kulübü kaosa sürüklemeyin, hoca devre arasında kaçacak zaten. Biz devre arasını beklemeyin, genel kurula gidin. Sebahattin Çakıoğlu gibi orada 100'lerce aday çıkar. Allah nasip ederse, ömrümüz vefa ederse ben adayım' dedi.BİR TEK CARDOZO SAĞLIK KONTROLÜNDEN GEÇİRİLMEDİ. ARAŞTIRILSIN!Çakıroğlu, teknik direktör Vahid Halilhodzic'in sözlerini örnek vererek, 'Ben bir yıllık sözleşme yaptım diyor. 3 yıllık olduğu söylenen sözleşmenin geri kalanı yok. İçimizde hainler var diyor. Constant ve bir futbolcu dışında diğer transferlere onay vermedim diyor. Şimdi hocaya yüklenmeye hiç gerek yok. Suçlu hoca ya da oyuncular değil. Cardozo sakat geldi diyor. Bütün futbolcular Acıbadem’de sağlık kontrolünden geçirildi. Bir tek Cardozo geçirilmedi. Bunu araştırsınlar. Sadri Şener kulübü 175 milyon lira borçlandırdı. Kulübün geleceğini ipotek altına aldı. Biz bu işi düzelteceğiz dedik. Şimdi kulübün borcu 400 milyar liraya yakın ve Hacıosmanoğlu, televizyonda ‘gemileri yaktık’ diyor. Acaba babanın gemilerini mi yaktın; neyi yaktın?Biz mali durumu düzeltip, kulübü siyasetten kurtaracağız dedik. İbrahim Hacıosmanoğlu, yüzündeki maskeyi çıkartıp kulübü siyasetin kucağına oturttu. Trabzonspor’u böldü” ifadelerini kullandı.400 TRİLYON BORÇLANDIRDI, ŞİKEYE KARŞI EYLEMLERİN ÖNÜNE GEÇTİEski ikinci başkan Sebahattin Çakıroğlu, “Kupayı almaktaki başarısızlığının, Trabzonspor’u satmasının arkasında ben bunu nasıl kapatırım diye geldi, transferlerle insanların gözüne boyamaya çalıştı. Trabzonspor’u 400 trilyon borçlandırdı. Bunu nasıl kapatacak. Soruyorum. Senin getirdiğin hocan bu takımın kümeye oynayacağını söylüyor. Senin hocan bile takıma güvenmiyor. Haklı olduğumuz şike davasında her şeyi eline yüzüne bulaştırdı. Milyonların organize edilerek yapılacak yürüyüşlerde hepsini iptal ettiren ve bunun karşılığında oraya giden herkes karşılığını görür tehdidiyle insanları durduran İbrahim Hacıosmanloğlu’nun ta kendisidir. Bunu herkes bilsin. Siyaset bizi ilgilendirmiyor. Trabzonspor siyasete kurban edilmiş, Trabzonspor satılmıştır. İbrahim Hacıosmanoğlu, Trabzonspor’u okuyamadığı ilkokul yerine koyuyor, bir şeyler öğrenmeye çalışıyor. Ama Trabzonspor kimsenin mektebi değildir. Kovduğu adamları yanına aldı. Sadri Şener’i buraya arpalık yaptın diye eleştirirken, ondan daha fazlasını yaptı. Aynı gruptan 70 kişiyi daha içeri aldı” şeklinde konuştu.(Radyospor)
Gece herkes uyurken 4 bölüm dizi izleyenler, Nisan ayında başlayacak yeni sezon için Ekim'den heyecanlananlar; merhaba! Sürekli yaşadığımız için normalleşen ama durup düşününce garip gelen dizi maceralarımızı listeledim. Sizin yabancı dizi anılarınızı da yorumlara bekliyorum.
Martin Odegaard, yarınki Malta maçında ya da Norveç'in 12 Haziran'daki Azerbaycan karşılaşması dahil 4 maçından birinde sahaya çıkarsa 'Avrupa Futbol Şampiyonası elemelerinde oynayan en genç futbolcu' olacak.Norveç Birinci Futbol Ligi (Tippeligaen) takımlarından Stromsgodset'in 15 yaşındaki orta saha oyuncusu Martin Odegaard, yarınki Malta maçında ya da Norveç'in 12 Haziran'daki Azerbaycan karşılaşması dahil 4 maçından birinde sahaya çıkarsa 'Avrupa Futbol Şampiyonası elemelerinde oynayan en genç futbolcu' olacak.Profesyonel kariyerine, bu sezon altyapısından yetiştiği Stromsgodset kulübünde başlayan 17 Aralık 1998 doğumlu futbolcu, Norveç'in 27 Ağustos'ta Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile yaptığı hazırlık maçının ardından bir rekora daha gözünü dikti.BAE ile oynanan karşılaşmada '15 yaş 253 gün'lükken sahaya adım atan ve 'Norveç Milli Takımı formasını giyen en genç futbolcu' olmayı başaran Odegaard, 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası (EURO 2016) elemeleri H Grubu'ndaki Malta (10 Ekim) ve Bulgaristan (13 Ekim) karşılaşmaları için milli takıma davet edildi. Norveçli futbolcu, teknik direktör Per-Mathias Hogmo'nun bu maçların birinde kendisine şans vermesi halinde 'Avrupa Futbol Şampiyonası elemelerinde oynayan en genç futbolcu' unvanının da sahibi olacak.Yarın TSİ 21.45'te başlayacak Malta maçında 15 yıl ve 297 günü dolduracak Odegaard, sahaya çıkarsa 1983'teki elemelerde '16 yıl 251 gün'lükken milli formayı giyen İzlandalı Sigurdur Jonsson'a ait rekoru geliştirecek.Eurosport
Türkiye'nin en yetenekli vine fenomenlerinden Cem Gelinoğlu, yayınladığı 9 vinelik SGK'dan emekli, yelekli dedikoducu tiplemesiyle takipçilerini ve bizi çok eğlendirdi.Kendisinin twitter'ı: https://twitter.com/cemfoniVine'ı: https://vine.co/Cem.Gelinoglu
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Kobani olayları ile ilgili düzenlediği basın toplantısında konuştu.İşte Kılıçdaroğlu’nun basın toplantısından satır başları:Değerli basın mensupları az önce MYK toplandı, doğu-güney doğudan gelen Diyarbakır Gaziantep Van Hakkari Siirt Tunceli Mardin Muş ve Erzurum il başkanlarını dinledim, onların görüşlerini aldık. Bu çerçevede size CHP’nin olaylarla ilgili görüşlerini aktaracağım.Ülkemiz maalesef AKP hükümetlerinin politikaları sonucu tehlikeli bir dönemece girmiş durumdadır. Vatandaşlarımız infial içindedir. Hükümet ise, sorunları başımıza açan kendisi değilmiş gibi misliyle vereceği cevaplarla halkı sindireceğini sanmıştır. İktidarın IŞİD’e verdiği destek, bu terör örgütünün kendi vatandaşlarımızın akrabalarını Kobani’de katletmesi, bizi bir noktaya taşımıştır. Şu anda 6 ilde sıkıyönetimi andıran sokağa çıkma yasağı uygulanmaktadır. 23 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Yüzlerce gözaltı var. son talihsiz olaylar, kaos lobisinin işi değil iktidarın basiretsizliğinin açık göstergesidir.Konuşunca hemen arkadan 'CHP olsaydı ne yapardı' diye cümleler kurulur. Şimdi ben size eğer CHP iktidarda olsaydı ne olurdu onu anlatacağım. Dört madde halinde.CHP olsa ne olurdu onu anlatacağım size, 4 madde halinde.1- Eğer CHP iktidarda olsaydı mezhepçi bir politika asla uygulanmazdı.2- Eğer CHP iktidarda olsaydı ülkemizin dış politikasını dehşet salan dinci terör örgütlerine asla teslim etmezdi,3- Eğer CHP iktidarda olsaydı yanı başımızda Irak ve Suriye’de devlet kursun diye IŞİD’e destek vermezdi.4- Eğer CHP iktidarda olsaydı ülkemizin yüksek çıkarlarını kendi kurumlarımızla ve kendi askerlerimizle korurduk.“TEZKEREYİ IŞİD İLE SINIRLAYALIM”Adalet ve Kalkınma Partisi, cumhuriyet tarihimizde ilk defa, ülkemizin yeterli askeri gücü yokmuş gibi, çıkardığı tezkereyle topraklarımızda asker konuşlandırmaya, yabancı asker konuşlandırma kararı vermiş bulunmaktadır. Bunu asla doğru bulmuyoruz. CHP tezkereye, hükümetin IŞİD’le mücadele yerine hedef kaydırması, savaşa sürüklemeye taşıması nedeniyle karşı çıkmıştır. Bugün ise hükümeti aklı selime davet etmek istiyoruz. Gelin, askerimizin kara harekatını Kobani’nin kurtarılması ve IŞİD’ten temizlenmesi amacıyla sınırlandıralım. Tezkereyi hemen çıkaralım böylece halkımızın akrabalarını IŞİD’in öldürmesine izin vermeyelim.Askerimizi derhal geri çekeceğimizi de taahhüt edelim. Tezkereden yabancı asker konuşlandırma maddesini çıkaralım. Hava harekatları için işbirliği sağlayabileceği maddeyi koyalım. Böylece herkes hedefi ve kapsamı belli olan bir tezkereyi benimsesin. Biz de CHP olarak her türlü desteği verelim.İç barışımızın yeniden tesisine gelince, çözüm süreci denen Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kendi yayılmacı hülyasını gerçekleştirinceye kadar Kürt vatandaşlarımızı oyalama egzersizi artık boş çıkmıştır. CHP toplumsal barışın tehditte bulunduğu bu dönemde, kimsenin aldatılmadığı çoğulcu bir çözüm zemininin Meclis’te taşınması konusunda sorumluluğu yerine getirecektir.“MAĞDURLARIN ZARARLARIN KARŞILANMASI İÇİN YASA ÇALIŞMASI YAPACAĞIZ”Kürt vatandaşlarımızı AKP’nin iki dudağı arasına teslim etmek yerine, siyaseti ve gerçek demokrasiyi desteklemeye davet ediyoruz. Vatandaşlarımızı sokaktan çekilerek itidalli davranmaya çağırırken, çok sayıda kamu binası, vatandaşların iş yerleri, araçları, malları zarar gördü. Hatta yağmalandı. Mağdurların zararlarının karşılanması yönünde bir yasanın acilen çıkarılması yönünde çalışacağız.Hükümetin tahrip edilen Atatürk heykelleri ve büstlerinin yenilenmesini bekliyoruz.Kimsenin paniğe kapılmasına gerek yok. Hiç kimse itidali bırakmasın. Türkiye bu sorunların altından kalkabilir. CHP her zaman olduğu gibi en büyük sorunlarda sığınılacak limandır. Çünkü CHP varsa herkes için vardır. CHP ülke ve bölge barışı için elinden gelen her türlü çabayı gösterecektir.SORU & CEVAPÇözüm süreci konusunda öncülük edeceğinizi söylediniz. Hazırladığınız bir çalışma var mı?Bu konuda daha önce açıkladığımız, demokrasi ve özgürlük bildirisinde bütün ayrıntılar vardı. Verdiğimiz çok sayıda kanun teklifi var. Meclis’in gündeminde bekliyor maalesef. Öncelikle darbe yasalarının değişmesi lazım. 12 eylül darbe yasalarından bu ülkenin arınması lazım. Demokrasiyi yeniden inşa etmek zorundayız. Daha güzel bir Türkiye’yi ellerimizle inşa edeceğiz.Hükümete yönelik iki öneri var. bunları doğrudan başbakana iletmek için bir görüşme talebiniz olur mu? Demirtaş’ın yaptığı açıklama vardı. Eylem ve etkinliklere hiçbir yerde müdahale yapılmamalı dedi. Davutoğlu da “çözüm sürecini vandalizme kurban etmeyiz” dedi. Siz eylemlerdeki öfkeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?Önce şunu söyleyeyim Sayın Davutoğlu, CHP görüşünü netleştirmelidir dedi. Çok açık ve net. Görüşlerimizi açıkladık. Şimdi ben aynı şeyi Sayın Davutoğlu’ndan bekliyorum. Benim yaptığım açıklamanın benzerini, herkesin açık ve net görüşünü hükümetin görüşünü bekliyorum. Tezkerenin, yeni tezkerede nelerin olması gerektiğini söyledik. Açıkça kamuoyunun önüne çıkan tek parti biziz.Gösteri toplantı yürüyüşleri bizim saygı duyduğumuz gösterilerdir. Ama bunların kesinlikle şiddet içermemesi lazım. Biz CHP olarak demokrasiye inanırız, düşünce özgürlüğüne inanırız. Ama yağmaya, talana, şiddete adam öldürmeye adam dövmeye buna asla ve asla sıcak bakmayız ve doğru da bulmayız.Ama devleti yönetenlerin, devletin akılla yönetileceğini de bilmeleri gerekir. Bunu da çok iyi biliriz. Şiddet misliyle karşılık görecektir ifadesini bir devlet adamı kullanamaz. Onu kullanan adamı Vandal olarak tanımlarsak iyi bir tanımlama yapmış oluruz.Kobani için tezkere yoluyla TSK müdahalesini ön gördünüz. PYD’nin, HDP’nin silah yardımı talebi ya da alınan silahların Türkiye üzerinden ulaştırılma talebi var. Bu konudaki değerlendirmeniz nedir?Oradaki yurttaşların akrabaları Türkiye’de. AKP hükümetinin IŞİD’e çok açık net destek verdiğini biliyoruz. Kendi akrabalarımızı öldürecek örgüte silah para moral desteği veriyoruz. Biz şunu söylüyoruz, benim ülkemin insanına ve onların akrabalarına bir terör örgütü müdahale etmemelidir. Türkiye yeri ve zamanı gelince de gücünü göstermelidir. Burada da bizim tereddüdümüz yok. Ve biz IŞİD’den o insanları korumak ve geri gelmek istiyoruz. Bunu da çok net tezkerede belirtilmesini istiyoruz. Görüşümüz çok açık, çok net. Kendi komşularımızda, akrabalarımızın olduğu coğrafyada bir katliamın yaşanmasına izin vermek istemiyoruz. Eğer orada bir katliam olur. AKP onu seyrederse bunun bedelini öder. Yazık günahtır bu insanlara. Hukukun üstünlüğü neyse onun gereğini yapmalıdır. Terör katliam insanlık suçu mu? Bütün dünyada. Yeri geldiği zaman müdahale edilecek. Biz CHP olarak böyle düşünüyoruz.Çözüm zirvesi sonrasında başbakanın açıklamalarında hedef aldığı isim Sezgin Tanrıkulu’ydu. Siz bunu nasıl yorumluyorsunuz?Sayın Davutoğlu, Tanrıkulu’nun attığı tweeti anlayabilecek kapasitede olmadığını anladım ben.Mevcut tezkerede PKK ifadesi de yer alıyor. Sizin tezkerenizde PKK’ya yönelik bir yaptırım yer alacak mı?Hükümet ciddi bir tehdit olduğu yönünde görüş beyan ederse, gerekçelerini getirirse hayır demeyiz.Haber+1 ve ajanslar
ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden Harvard Üniversitesinde 2 Ekim 2014 tarihinde yaptığı konuşmada son kabul edilen tezkere ile Türk hava sahasının Amerikan insansız hava savunma araçlarına açıldığın söylemesi CHP tarafından Meclis gündemine taşındı.CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, Başbakan Davutoğlu'nun yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde Biden'ın sözlerini anımsattı. Biden'in Harvard'daki açıklamasında, 25 Eylül 2014 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile New York’ta gerçekleştirdikleri toplantıya ilişkin de çok önemli bir bilgi vererek, Erdoğan’ın 2 Ekim’de TBMM’den geçen tezkereden bahsettiğini ve Türk hava sahasının Amerikan insansız hava araçlarına açılacağını söylediğini ifade eden CHP'li Umut Oran, Biden'in şu konuşmasını anımsattı:“Türklerin bugün ne yaptıklarını fark ettiniz mi? Erdoğan, geçen Perşembe (25 Eylül 2014) bunu yapacağını bana söylemişti ama yeterli oy oluncaya kadar bahsetmememi istemişti. IŞİD’e karşı Türk kara gücüne izin vermek, Türk hava sahasının NATO ve diğer müttefikler tarafından kullanılabilmesi, Türk hava sahasının bizim insansız hava araçlarına açılabilmesi için Türk Parlamentosu’nda oylama yaptılar… Bir Sünni devlet olarak Türkiye’nin IŞİD’in kendine yönelik doğrudan ve acil bir tehdit olduğunu fark etmesi epey zaman aldı.”AMERİKAN İHA'LARI TÜRKİYE'DE Mİ UÇMAYA BAŞLADI?Davutoğlu'na Umut Oran'ın yönelttiği sorular şöyle:- Türk hava sahasında ABD’ye ait insansız hava savunma araçları (İHA) uçmaya başladı mı?- Kaç adet ABD insansız hava savunma aracı Türk hava sahasında uçmaya başladı/uçacak? İHA’ların komuta kontrol merkezleri ABD’de, Pentagon’da mı olacak, yoksa İncirlik Hava Üssünden mi bu İHA’lar komuta edilecek?GENELKURMAY ABD İHA'LARINI GÖRÜYOR MU?- Türk hava sahasındaki ABD İHA’larının elde ettiği bilgi ve görüntüler eş zamanlı olarak Genelkurmay Başkanlığı’na da aktarılacak mı?UÇUŞ ROTALARINI KİM BELİRLİYOR?- ABD İHA’larının Türk hava sahasındaki uçuş rotalarında Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) belirleyici rol oynayacak mı, yoksa sadece rotalarının ABD tarafından bildirilmesiyle mi yetinilecek? ABD İHA’larının rotaları uçuştan önce mi sonra mı TSK’ya bildirilecek?BİDEN'IN BİLDİĞİ TBMM'DEN NEDEN GİZLENİYOR?- Tezkere TBMM’den geçmeden müttefik devlet adamlarına bilgi verilmesi mutad bir uygulama mıdır? ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’in 25 Eylül’de bildiği tezkere içeriğini TBMM’de temsil edilen partiler neden 1 Ekim 2014 tarihine kadar öğrenemedi? Biden’e aktarılan bilgiler muhalefet partilerinden neden gizlendi?TEZKEREDE AMAÇ IŞİD Mİ SURİYE Mİ?- 2 sayfalık tezkerede sadece 6 satırlık bir paragrafta bir kez IŞİD Sözcüğü geçmesine rağmen, 56 satırlık tezkerenin 32 satırının Suriye rejimine ayrılmış olmasının gerekçesi nedir? Bu tezkere IŞİD’e karşı mücadele için mi yoksa Suriye rejimi için mi çıkarıldı?- ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Psaki`nin 6 Ekim 2014 tarihinde ABD'nin şu an ki asıl hedefinin Esad değil IŞİD olduğunu söylemesi, TBMM’den geçen tezkereyle çelişmiyor mu?
Ünlü komedyen Cem Yılmaz, kendisini Türkiye'de özgür hissetmediğini söyleyerek, savaş şartlarındaki gibi devamlı mücadeleyle hak elde edildiğini, bunu hiç medeni bulmadığını ifade etti.TÜRKİYE'DE HER ŞEY DEVAMLI YIKILIP YENİDEN YAPILIYORStandartCY isimli gösterisi için bulunduğu New York'ta Hürriyet Gazetesi'ne konuşan Cem Yılmaz, Türkiye'nin değiştiğini söyleyerek, 'Bizim memleketin olumlu tarafı da bu, olumsuz tarafı da... O kadar çabuk değişiyor ki! Devamlı bir tansiyon var. Bazı insanlar çok kural olunca sevmiyor, ama kural iyidir. Bak mesela, açık havadayız ama şu brandanın altındayız diye sigara içemiyoruz, iki adım ötede içebiliyoruz ama. Bunun gibi... Türkiye'de ise her şey devamlı yıkılıp yıkılıp yeniden yapılıyor. Bu da aşırı bir yorgunluğa neden oluyor. Eşitlik, özgürlük, medeniyet gibi kelimeler de anlamını yitiriyor.' diyor ve soruyor: 'Herkes ileriye bakıyor, ama hangi yöne?' HOYRATIZ, ÇÜNKÜ FİKRİN DÖVÜŞÜLEREK KAZANILDIĞINI DÜŞÜNÜYORUZTürkiye'de kendisini özgür hissetmediğini ifade eden Yılmaz, 'Allahtan benim bir alanım, alanlarım var. Oysa insan olağan haliyle özgür hissetmeli. Bunun için illa kahramanlık yapmasına gerek kalmamalı. Senin doğal hakkın olmalı... Nedir lan, savaş şartlarındaki gibi devamlı mücadeleyle hak elde etme meselesi? Bana hiç medeni gelmiyor! Dediğim gibi, kuralı severim ama kuralların da çok iyi düşünülmüş olması lazım. Medeniyetin ölçüsü bu. Sebebi sosyolojiyle, ekonomiyle, pozitif bilimlerle açıklanmış kuralları kabul ederim. Bu ülkede insanlar birbirlerine karşı çok hoyrat. En belirgin özelliğimiz bu. Çünkü fikrin dövüşerek kazanıldığını düşünüyoruz. Ben bu dövüşme meselesini üç yaşından beri anlamlı bulmuyorum. Üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek... Bu kısmını halledersek sonra düşüneceğiz, o üzümden şarap mı yapalım yoksa şıra mı? Dinamik bir memleket olması çok iyi, ama bağcıyı dövme, dövmeyelim...'Gösterisindeki Central Park'la ilgili yaptığı 'Kocaman parkınız var ama bir şeyi eksik. Hiç TOMA'sı yok.' esprisi üzerine de konuşan Cem Yılmaz, 'O kadar belirgin bir sembol ki, laf etmeden duramadım! Düşünsene, şu anda hepimiz dünyanın rantı en yüksek şehrindeyiz. Ama onların aklına o parka bir şey yapmak gelmiyor. Bu yüzden Amerikalıları çok ayıpladım! Gidecek çok yolları var. Gerçekten ekonomiyi hiç bilmiyorlar. Bak, birkaç yıl önce batmalarının nedeni de bu.' diyerek yine espri yapıyor.Gezi olaylarını 'Patlama' olarak tanımlayan Yılmaz, şunları söylüyor: 'Benim tanıdığım birçok insan birey olarak çok rencide olduğu için reaksiyon gösterdi. 'Ama Gezi'de bilmediğiniz çok şey var' kısmına ise pek inanmıyorum. Madem öyle, birinin de o bilmediğımiz şeyleri çıkıp anlatması gerekmiyor mu? Bilelim o zaman... Fikri ne olursa olsun herkesin kabul edebileceği şeyler var: Nezaket, fikri anlama çabası... Gezi sürecinde 'Ben nazik miyim? İnsana önem veriyor muyum?' sorgulamasını yaşadık. Onun dışında siyaset, politika o kadar sıkıcı ki...' BAKANLIK DESTEĞİ ALACAĞIMA MARKA SPONSORU ALMAYI YEĞLERİMAldığı sponsorluklara yönelik eleştirilere de değinen Cem Yılmaz, 'İnsanlar diyor ya 'Filmin bazı yerlerinde ürün yerleştirme var, bence çok kötü' diye. Oysa bu saflığı bozmakla ilgili bir durum değil, gerçekle ilgili bir konu. James Bond Aston Martin arabasına atlayıp gittiği zaman 'Hiç yakıştıramadım' diyor musun? Zaten Bond'un çıkışı o. Adam (Ian Fleming) Bond'u yazarken Aston Martin'e binmeli diye yazmış. Çıkışı öyle... Sonuçta biz bir şeyler deniyoruz. Kötü niyetle yapmıyoruz. İnsanlar işin ekonomik kısmından haberdar değil. Olsalar iyi olur! Ne yaparsan yap, en ekonomik haliyle bile film çok pahalı bir iş. Ayrıca herkes bir yerlerden destek alıyor. Bazısı Kültür Bakanlığı'ndan bazısı bir markadan. İkisinin arasındaki saflık sorunu, birinin ticari bir ürün diğerinin kültürel bir yatırım olması. Fark bu. Açıkçası Kültür Bakanlığı'ndan katkı alacağıma markadan almayı tercih ederim. Çünkü Kültür Bakanlığı başka bir sorumluluk gerektiriyor. Marka da sorumluluklar veriyor ama çok da şeytani değil.' diyor.haberler.com
Nobel Fizik Ödülü'ne layık görülen Japon bilim insanları İsamu Akasaki, Hiroshi Amano ve Shuji Nakamura'nın geliştirdiği mavi LED, aydınlatma teknolojilerinde dünyanın aradığı enerji tasarrufuna cevap vermesinin yanı sıra, elektriğe erişimi olmayan 1.2 milyar insanı da aydınlatacak teknoloji olarak ortaya çıkıyor.Nobel Komitesi, 'aydınlatma teknolojisinde temel bir dönüşüme kapı aralayacağını' belirttiği mavi LED teknolojisini geliştiren üç Japon bilim insanını Nobel Fizik Ödülü'ne layık gördü. İsamu Akasaki, Hiroshi Amano ile Shuji Nakamura, ilk kez 1980'li yıllarda binlerce deneme yaparak yarı iletkenlerden mavi ışık elde etmeyi başardı. Üç bilim insanı, 90'lı yıllarda mavi LED teknolojisini daha da ileriye götürdü. Kırmızı ve yeşil LED üretilmesinin ardından geliştirilen mavi LED sayesinde, yarı iletkenlerle beyaz ışığın oluşturulmasının önünü açıldı.Enerji tasarrufunun öncüsüAkasaki, Amano ve Nakamura'nın geliştirdiği mavi LED teknolojisinin insanlığa en büyük katkısı, beyaz LED aydınlatmaları mümkün kılması. LED, yani 'ışık yayan diyot' teknolojisi, enerjinin büyük kısmını ısıya çevirmeden doğrudan ışık elde etmesiyle önemli bir enerji tasarrufu imkanı sağlıyor.Enerjinin sadece yüzde 2'sini ışık olarak yayan geleneksel ampuller watt başına 16 lumen, floresan lambalar ise 70 lm/W ışık yayarken, mevcut LED aydınlatmalar 300 lm/W gibi etkileyici bir performansa sahip. Dünya genelinde üretilen elektriğin dörtte birinin aydınlatma için harcandığına dikkat çeken Nobel Komitesi, LED teknolojisi sayesinde ciddi ölçüde tasarruf sağlanacağına inanıyor. Bugün ABD'nin ürettiği enerjinin yüzde 17'si aydınlatma için harcanıyor.LED teknolojisinin gelecekte elektriğe erişimi olmayan yaklaşık 1.2 milyar insanı da karanlıktan kurtarması ümit ediliyor. Güneş enerjili LED aydınlatmaların, gaz lambalarından doğada yakılan odun ateşine kadar farklı kaynakların kullanıldığı aydınlatmaların yerini alması bekleniyor. Temiz aydınlatma teknolojileri geliştiren Lumina Project ağının kurucusu Evan Mills'e göre, bir kiraz büyüklüğündeki LED, çok düşük enerjiyle 100 gaz lambasına eşit aydınlık oluşturabilir.Aydınlık için fosil yakıtlardan yararlanılması, her yıl 4 milyon insanın ölümüne neden olan hava kirliliğine neden oluyor. LED'lerin az gelişmiş ülkelerde bu sorunun önüne geçebilmesi için, hızla düşen LED fiyatlarının daha da azalması bekleniyor. Gelişmiş ülkelerdeki gibi enerji altyapısına sahip olmayan ülkeler, güneş enerjili LED sayesinde gündüzleri bataryalarda depolanacak enerjiyle geceleri beyaz LED ile aydınlanacak.Akıllı ev ve şehirlerin ana ürünü olacakSıvı kristal ekran (LCD) teknolojisinin gelişmesini sağlayan LED, mobil cihaz ve televizyon gibi elektronik ürünlerde çok büyük gelişim yaşanmasını sağladı. Akıllı telefonlarda kullanılan flaştan televizyon aydınlatmalarına ve dekor ışıklarına kadar yayılan LED, hayatı kolaylaştırmasının yanı sıra elektronik cihaz tasarımlarında da etkin bir rol oynadı.ABD Enerji Enformasyon İdaresi'nin verilerine göre LED'ler ampullere oranla 30 kat daha uzun ömürlü. Mevcut LED ampullerin birçoğu, 25 bin saatten uzun kullanım süresine sahip. Bu süre, her gün 4 saat açık tutulması halinde bir ampulün 17 yıl kullanılabileceği anlamına geliyor.Enerji etkinliğini ve yeşile uyumu esas alan binalarda kullanılan LED, yavaş yavaş sokak aydınlatmalarının da yerini alıyor. Araştırma firması Navigant'a göre, 2014'te şehirlerin aydınlatılması için 13.2 milyon LED ampul kullanılırken, bu sayının 2023'te 116 milyona çıkması bekleniyor. Şehir planlaması ve yeni nesil konutlardaki öneminin artması, LED'in enerji kullanımını optimum kılacak ve elektrik hırsızlığının önüne geçecek akıllı şebekelerle uyumunu da güçlendirecek.Yeşil enerji etkisiLED teknolojisi, su kaynakları giderek azalan ve geri dönüşüme giderek daha fazla ihtiyaç duyacak olan dünyanın geleceğini güvenliğe alabilir. Nobel Komitesi, morötesi LED'lerin bakterilerin, virüslerim ve mikroorganizmaların DNA'sını yok edebildiğini, böylece kirli suların temizlenmesinde geleneksel yöntemlere göre çok daha büyük rol oynayacağını belirtti.Bilim insanları, bilgisayarlar aracılığıyla LED'lerin ışığını kontrol edebilmeleri sayesinde, bitki büyümesini tetikleyen belli spektrumları da ortaya çıkarabiliyor. Bu sayede seralarda daha etkin üretim yapılırken, bitki büyümesi kontrollü yapılabilmesini sağlıyor.Fiyatların düşmesi gerekiyorEnerji maliyetlerinin düşmesi ve elektriği bulunmayan 1.2 milyar insanın aydınlanmasını sağlamak için LED fiyatlarının düşmesi büyük önem taşıyor. LED alanında yapılan yatırımların artması, fiyatların da hızla düşmesine yardımcı oluyor.IHS Technology tarafından hazırlanan rapora göre, LED adaptasyonu 2014 yılında en yüksek seviyeye çıkmış durumda. Enerji tasarrufuna duyulan büyük ihtiyaç ve geri dönüşümün güçlenmesi, LED'lerden elde edilen aydınlık arttıkça fiyatların da düşmesini sağlıyor. Devletlerin de teşvikiyle, LED lambaların diğer teknolojilere kıyasla en yüksek bireysel gelire sahip ürün halini alması bekleniyor.Kaynak: Newsweek, Vox, National Geographic
Adobe‘yle bir araya gelen Microsoft, popüler Photoshop uygulamasının dokunmatik cihazlarda daha iyi çalışması için birçok yeni özellik geliştirdi. Adobe'nin geliştirme aşamasında olan yeni uygulamasında inanılmaz rahat Multitouch kısayolları ve cihazlar arasında kablosuz etkileşim var. Bu bir oyun değiştirici olabilir!
Beşiktaş, Spor Toto Süper Lİg'de 19 Ekim Pazar günü oynayacağı Sivasspor maçını, Ankara'daki Yenikent ASAŞ Stadı'nda yapacak.Atatürk Olimpiyat Stadı'nın bakıma alınması nedeniyle, Sivasspor maçı için stat arayan Beşiktaş, sonunda stadını buldu. Siyah beyazlılar 19 Ekim Pazar günü yapılacak karşılaşmayı, Ankara'daki Yenişehir ASAŞ Stadı'nda oynayacak.Beşiktaş İkinci Başkanı Ahmet Nur Çebi, Yenişehir ASAŞ Stadı için gereken izinleri aldıklarını ve Sivasspor maçını 20 bin kapasiteli bu statta oynayacaklarını söyledi.Geçtiğimiz yıllarda profesyonel liglerde mücadele eden ASAŞ Spor için yapılan ve halen PTT 1. Lig takımı Osmanlıspor'un kullandığı Yenikent ASAŞ Stadı, Avrupa'nın en modern statlarından biri. Tribünlerin tamamı kapatılan stadın yedek kulübesinde ısıtmalı koltuklar bulunuyor.YENİKENT ASAŞ STADI'NIN ÖZELLİKLERİSeyirci Kapasitesi: 19 bin 626Açıklama: Sincan-YeniKent MahallesiOyun Alanı Ölçüsü: 68 x 105 metreZemin Türü: ÇimIşıklandırma: VarHürriyet - İsmail Er
Televizyon, gazete, dergi ve radyolarda bir dönem kullanılmış ve hayatımızda yer etmiş bazı cümleler vardır. O cümleler hayatımızda o kadar yer almıştır ki, günlük hayatta arkadaş, iş, aile çevresinde konuyla alakalıysa esprisini bile yapabiliriz.
ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden'in Harvard Üniversitesinde 2 Ekim 2014 tarihinde yaptığı konuşmayı TBMM gündemine taşıyan CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun yanıtlaması istemiyle TBMM'ye soru önergesi verdi.Oran önergesinde Biden'in konuşmasında şu sözleri sarf ettiğine dikkat çekti: “Ben kariyerim boyunca Kıbrıs konusuna Kongre’de geriye kalan herkesten daha çok derinden dahil olmuş biriyim. Arkadaşlarım Joe Bidenopolis derler. Şaka değil. Yasadışı işgalden beri bu konuyu tutkuyla takip ediyorum. Ama mesele şu arkadaşlar. Dediğim gibi dünya değişiyor. Üç şey oldu. Birincisi, Türkiye Kıbrıs’ta askerinin olmasının kendisine bir menfaat sağlamadığını tam olarak anlamış durumda. İkincisi, Erdoğan işgali önemseyen tek kesimle bir kırılma yaşadı. Bu da (TSK) orduydu. Üçüncüsü, daha yeni (Erdoğan ile) bir tür görüştük ve iki şeyi yapıp yapamayacağımızı anlamak için Ankara’da beni yeniden görme taahhüdünde bulundu.”CHP'li Umut Oran, Başbakan Davutoğlu'na şu soruları yöneltti:1. Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Kıbrıs adasıyla ilgili köklü bir politika değişikliği hazırlığı var mıdır?2. Hükümetiniz Türkiye’nin 1974 yılında garantör devlet olarak adada yaptığı yasal müdahaleyi artık “yasadışı işgal” olarak mı görmektedir?3. Hükümetiniz KKTC’deki Türk askeri birliğini artık Biden’in ifadesiyle “işgalci” olarak mı görmektedir?4. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) KKTC’deki varlığı devam edecek midir? Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı bağlı birliklerinin yurda geri çekilmesi, lağvedilmesi gibi bir planlamanız var mıdır?5. Biden’in “iki şeyi yapıp yapamayacağımızı anlamak için” derken kastettiği “iki şey” nedir?6. Türkiye’nin KKTC ile ilgili önemli politika değişikliklerini Türk kamuoyu ve TBMM’den önce ABD Başkan Yardımcısı Joe “Bidenopolis” ile paylaşmasının gerekçesi nedir?7. TCG Gelibolu halen Akdeniz’de Kıbrıs adası yakınlarında mı görev yapmaktadır?8. Kıbrıs Rum kesiminin Doğu Akdeniz’deki doğal gaz sondaj çalışmalarını neden önleyemiyorsunuz, bu konuda ABD ve Rum kesimine verilmiş bir sözünüz mü var? Rum Kesimi Dışişleri Bakanı Kasulidis’in, “Sondaj gemisinin işini yapmasının engellenmesi bağlamında herhangi bir tacizin olmayacağına dair ABD’den taahhüt aldık” açıklamasını yapmasının gerekçesi nedir, bu konuda hangi yetkili ABD’de kime, hangi taahhütte bulundu?
Bu deney bir nevi porno endüstrisinin normal insanlarla buluşması. Deneyde heteroseksüel, lezbiyen ve gay olan sıradan insanlardan porno yıldızlarına dokunmaları isteniyor.
Çocuklar arasında oldukça popülerleşen animasyon filmi Karlar Ülkesi (Frozen), 8-bit oyun oldu! Özellikle 8-bit müzikleri ile ilgi çeken oyunun videosunu aşağıda görebilirsiniz.
Kobani’ye yönelik Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) tarafından yapılan saldırıları İstanbul Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi’nde protesto eden öğrenciler, bir grubun saldırısına uğradı. Yaşanan olayların ardından okul içine çok sayıda çevik kuvvet polisleri sevk edilirken iki gruptan da toplam 28 öğrenci gözaltına alındı. Gözaltına alınan öğrenciler, Beyazıt Polis Merkezi Amirliğine götürüldü.İMC