Bernabeu'da Kral Real Madrid!
Real Madrid sahasında konuk ettiği Barcelona'yı 1-0 geriye düşmesine karşın 3-1 mağlup etmeyi başardı.  İspanya La Liga'nın 9. haftasında Real Madrid sahasında Barcelona'yı konuk etti. Santiago Bernabeu'da oynanan El Clasico adına yakışır bir şekilde oynandı. Nefes kesen 90 dakikanın ardından gülen 3-1'lik sonuçla ev sahibi Real Madrid oldu.Real Madrid'in galibiyet golleri 35'te penaltıdan Ronaldo ile 51'de Pepe ve 61'de Benzema'dan geldi. Barcelona'nın tek sayısını ise maçın 4. dakikasında Neymar kaydetti.Bu sonuçla Real Madrid puanını 21 yaptı ve ikinci sıraya yükseldi. Barcelona ise 22 puanda kalmasına karşın maç fazlasıyla liderliğini sürdürdü.AÇILIŞ NEYMAR'DANMaçın henüz 4. dakikasında Neymar sol kanatta topla buluştu. Önünde duvar ören Real Madrid savunmasını ince ince çalışmayan Brezilyalı kaleyi karşısına aldığı anda şutunu çıkardı çoktan Messi'yle beraber sevinmeye başladı bile: 0-1BENZEMA DÜNYALARI KAÇIRDIBarça'nın golünden sonra Real Madrid yoğun bir baskıya başladı. Benzema önce savunmanın arkasına atılan topta kaleyi yokladı, yandan auta çıktı. Ardından Ronaldo'nun soldan ortasına kule gibi yükseldi, kafayı vurdu ama üst direği dövdü. Dayaktan sonra sahaya dönen topu takip etse de şutu direği bir kez daha selamlayıp auta çıktı.BU NASIL KAÇAR?22. dakikada uzun süreli cezasının ardından ilk 11 başlayan Luis Suarez sağdan ortaladı. Messi rakibi uyutup topa doğru hareketlendi. Mucizlere imza atan sol ayağının içiyle dokunduğu topu, Iker Casillas 'kalemden uzak dur' dercesine çeldi. Mutlak bir gol hikayesi de bu şekilde son buldu.YENİ AYAKKABILAR İŞE YARADIKendisi için üretilen yeni ayakkabıları kirlenmesin diye 35. dakikaya kadar yokları oynayan Ronaldo bu sefer sahneye çıktı. Marcelo'nun soldan kestiği topu Pique elle kesince hakem de penaltı noktasını gösterdi. Topun başına Ronaldo ve geçti ve Barcelona'nın bu sezon ligde yediği ilk golü ağlara bıraktı: 1-1PEPE ACIMADIİkinci yarı da ilk yarı gibi hızlı başladı. 51. dakikada kornerleri yarı gol haline getiren Toni Kroos, sağdan kazanılan kornerde çok iyi kesti. Ronaldo'yu tutmaya çalışan Dani Alves çırpınırken arkada Pepe müthiş yükseldi ve kafayla skor tabelasını değiştiren golü attı: 2-1ASİST INIESTA'DANDakikalar 61'i gösteriyordu. Iniesta taca çıkan topu oyunda tutmak isterken Isco'ya adeta pas verdi. Isco hızla topu Ronaldo ile buluşturdu. Ronaldo'nun pasında James sağdan içeriye giren Benzema'yı gördü. Fransız ilk yarıda kaçırdığı gollerin acısını çıkardı ve skoru 3-1 yaptı.Karşılaşmanın kalan dakikalardan başka gol olmayınca El Clasico'nun galibi Real Madrid oldu.Sporx
Başbakan Davutoğlu: 'Çözüm Süreci Kararlılığımız Devam Ediyor'
Başbakan Davutoğlu, 'Bölge halkı bu örgüte karşı ciddi bir infial içindedir. Çözüm süreci kararlılığımız devam ediyor.' dedi.KAYSERİBaşbakan Ahmet Davutoğlu, Yüksekova'da üç askerin şehit edilmesine ilişkin 'Bütün bunlar, açık şekildeKobani olayları ve arkasını takip eden gelişmeler göz önüne alındığında, Türkiye'yi kaosa, kargaşaya sürüklemek isteyen iç ve dış çevreler ve odaklar tarafından nasıl planlar yapıldığının açık bir göstergesi' dedi. Davutoğlu, Kayseri Büyükşehir Belediyesini ziyaretinin ardından gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu ve gazetecilerin sorularını yanıtladı. Çeşitli açılışlar için geldikleri Kayseri'de, Yüksekova'dan gelen acı haberi büyük üzüntüyle öğrendiklerini dile getiren Davutoğlu, Yüksekova'da 3 askerin hunharca saldırıyla şehit edildiğini, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, İçişleri Bakanı Efkan Ala ve Hakkari Valisi Yakup Canbolat ile görüşerek taziyelerini ilettiğini, detaylı bilgi aldığını aktardı.Şehit olan 3 askerin herhangi bir askeri görev icra etmek üzere değil, bazı ihtiyaçlarını karşılamak üzere Yüksekova merkeze gittiklerini belirten Davutoğlu, şu bilgileri verdi:'Bütün güvenlik birimlerimiz Yüksekova'da ve çevredeki bütün yollarda yoğun bir arama faaliyeti sürdürüyor. Bu hunharca ve alçakça saldırıyı yapanların tespit etmek etmek için yoğun bir çaba içerisindeyiz. Herhangi bir gelişme olduğunda bunu kamuoyuyla paylaşacağız. Bütün bunlar açık bir şekilde Kobani ve sonrasında takip eden gelişmeler gözönüne alındığında Türkiye'yi kaos ve kargaşaya sürüklemek isteyen iç ve dış bazı çevreler ve odaklar tarafından nasıl planlar yapıldığının açık bir göstergesi.'Bütün halkı yaşanan saldırı karşısında tek vücut olmaya, milli şuuru ve bilinci harekete geçirmeye davet eden Davutoğlu, 'Sükunet içinde ancak aynı zaman özellikle bölgedeki kürt vatandaşlarımızın Bingöl'deki saldırıdan sonra bu saldırıda da esnafla doğrudan temas halindeyken yani halkla iç içeyken yapılan bu saldırılarla aslında hedef edilen sadece şerefli polislerimiz ve askerlerimiz değil. bölgenin huzuru, Bingöl'ün ya da Yüksekova'nın oradaki vatandaşlarımızla kader birliği yapan güvenlik görevlilerimizin şehit edilmesidir' dedi.Davutoğlu, Yüksekova ve bütün bölge halkının hainlere en açık ve net cevabı vereceğinden emin olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:'Bugünler herkes için bir sınavdır. Biz her zaman milli birliğimizi korumak, vatandaşlarımız arasındaki huzur ve sükunu temin etmek ve ülkede asayişi sağlamak için ne gerekiyorsa bütün tedbirleri alacağız. Suçluları ortaya çıkarabilmek ve adalete teslim etmek için de biran önce Genelkurmay Başkanımıza, İçişleri Bakanımıza ve Hakkari Valimize gerekli talimatları verdim. Her türlü çaba gösterilecek, bu katiller, bu alçaklar yaptıklarının hesabını verecekler. Bunun bir kez daha teyit etmek isterim. Kimse halkımızın ve devletimizin bu saldırılar karşısında herhangi bir şekilde tereddüt göstereceğini düşünmemelidir.''Bu samimiyet sınavından herkes geçecek'Bir gazetecinin 'Çözüm sürecinde bundan sonraki sürece ilişkin yol haritası ne zaman açıklanacak? Son dönemde Öcalan'ın sekreterya talebi olduğu ifade ediliyor. Böyle bir sekreterya kurulması talebi hükümetin gündeminde var mı?' sorusunu yanıtlayan Davutoğlu, çözüm sürecinin kendileri için asırlarca bir arada yaşamış halkın değişik kesimleri arasındaki barışı ihdas etme ve milli birliği tesis etme süreci olduğunu söyledi.'Herhangi bir şekilde teröre, bu tür saldırganlara, bu vahşilere, bu eşkiyalara taviz verme süreci değildir' diyen Davutoğlu, tek muhataplarının terör örgütü değil, bölgede yaşayan halk, halkı temsil eden her kesim olduğunu, halkın orada tek bir parti ve grup tarafından temsil edilmediğini ifade etti. Davutoğlu, şöyle devam etti:'Son olaylar da gösterdi ki aslında bölge halkı bu örgüte karşı çok ciddi bir infial içindedir. Bu örgütün sadece Türkiye'nin değil, bölgede yaşayan barışsever vatandaşlarımız için de tehdit olduğunu fark etmektedirler. Dolayısıyla çözüm sürecindeki kararlılığımız devam eder. Biz, asırlarca bir arada yaşamış olan vatandaşlarımız arasında bu güçlü bağı tesis edecek her türlü adımı atarız ama bu alçakça cinayetleri yapanları da takip eder veya onlarla ilgili olarak da hukuk devletinin gerektirdiği her türlü tedbiri alır, her türlü çabayı da gerçekleştiririz.'Bugünkü saldırıda yüzlerinin maskelenmiş olmasının da maskenin öyle bazı siyasilerin ifade ettiği gibi basit bir araç değil, suç işlemeye dönük, cinayet işlemeye dönük bir araç, çaba olduğunu açık bir şekilde ortaya koyduğunu belirten Davutoğlu, şunları kaydetti:'En kısa zamanda iç güvenlik ile ilgili reform ve gerekli tedbirler paketi geçecek, yasalaşacak ve her türlü tedbir alınarak ülkemizin huzuru korunacak. Hiçbir hükümet yetkilimizden, başta benden, İmralı'da herhangi bir sekretarya kurulacağına dair bir ifade söz konusu olmamıştır. Hiç kimseye verilmiş bir sözümüz de yok. O anlamda her zaman vurguladık, açık ve net tekrar vurguluyorum, kamu düzeni sağlanmadan hiçbir talep, hiçbir görüşme bu anlamda yapılamaz. Kamu düzeni sağlanacak, bu hunharca saldırılar sona erdirilecek. Bu konuda bütün ilgili tarafları net tavır almaya çağırıyoruz. Hiçbir şekilde bu tarz bir talep bizim tarafımızdan kabul görmüş de değildir, bizim tarafımızdan böyle bir çalışma da söz konusu değildir. Kimse Hükümetimizle görüşmeden ya da Hükümetimizin kararını net ve açık şekilde görmeden kamuoyuna bu şekilde açıklamalar yapmamalıdır. Zaten bu samimiyet sınavından geçmedikçe de kimse barış ve demokrasi yanlısı olduğunu, çözüm yanlısı olduğunu iddia edemez. Bu samimiyet sınavından herkes geçecek, kim barış istiyorsa, çözüm istiyorsa görüşülür ama kim Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve milletimize dönük, en çok da bölge halkına dönük ki bu şehit edilen kardeşlerimizden biri de Bingöl'den. Şimdi bölge halkını da katleden bu alçaklara karşı ortak bir tavır almadan, kamu düzeni sağlanmadan kimsenin bir kendince hüküm vermesine kamuoyumuzun itibar etmemesi gerekir.'AA
Caps'leriyle Sosyal Medyayı Sallayan Nur Yerlitaş Konuştu
Nur Yerlitaş: 'Caps'ler sonrası moda dünyasından sanal dünyaya transfer olduğumu o an anladım''Bu tarz benim' yarışmasındaki mimikleri ile bir anda sosya medya caps'leri ile fenomen olan ünlü tasarımcı Nur Yerlitaş, 'Bu yüz ifadesi rahmetli annemden bana miras aslında. O da yüzünü öyle ekşitirdi' dedi. Sosyal medyada yayılan photoshoplu fotoları sonrası bir haftada 120 bin kişinin Instagram hesabında kendisini takibe başladığını söyleyen Yerlitaş, 'Titanik'li olanı beğeniyorum. 'Bu ne biçim gemi?' diyorum. Mona Lisa da güzel olmuş. Onda da 'Çabuk çiz' diyorum' diye konuştu.Sabah gazetesinden Ceren Arseven ve Mert Vidinli'ye konuşan Nur Yerlitaş'ın röportajından satırbaşları şöyle:Caps'leriniz her yerde... İlk gördüğünüzde ne düşündünüz? Bir gün çekimdeyken kız kardeşim bir fotoğraf attı. O memnuniyetsiz ifade var yüzümde. Anlamadım nereden çıktığını. O gün milli maç vardı. Yenildik. Fatih Terim'e koydular sonra yüzümü. Orada patladı. Bütün ekibin elindeki telefonlarda benim caps'im dolaştı. Ertesi gün alışverişe gitmem gerekiyordu. Çıktım, hemen geri döndüm. - Mert Vidinli: Nurella ama o seninle özdeşleşmiş bir yüz ifadesi. Sen yaparsın öyle... Mesela bir yemeğe gittiğimizde hoşuma gitmeyen bir şey olursa yaparım. Yemeği, kıyafeti ya da bir kişiyi sevmediğimde yaptığımı söylerler arkadaşlarım. Bu aslında benim rahmetli annemin yüz ifadesi. Çok dominant bir kadındı. Çok zor beğenirdi. Mesela bir saç yapardım. Yüzünü öyle ekşitirdi. Bana annemden miras kalmış bir ifade bu. Beni yakından tanıyanlar da çok iyi bilir. Şimdi bana yap desen yapamam ama bir şekilde yerleşmiş yüzüme.- Mert Vidinli: Sokağa çıkıp geri döndüm dedin. Ne tepki verdi ki insanlar?-Aaaa, Nur Yerlitaş diye beni birbirlerine gösteriyorlardı. Benim yüz ifademi yapanlar, telefonlarındaki caps'leri bana gösterenler... Koşarak geri döndüm. Moda dünyasından sanal dünyaya transfer olduğumu o an anladım.- Peki ne hissettiniz?Bir an şoka girdim. Akşam normal yatmıştım. Sabah bir uyandım ki kıyamet kopuyor. Arayanlar, mesaj atanlar... İnanamadım. Kız kardeşimi aradım panikle. O beni sakinleştirdi. Aslında caps'ler beni rahatsız etmedi. Bir anda herkesin konuştuğu bir şey olması beni şaşırttı. Benim taklidimi de yapıyorlar. Doğru şekilde yapanlara, gerçekten benzetenlere hiçbir şey demem. Hatta ben de güler, eğlenirim. Biliyorum, ben nev-i şahsına münhasır bir kadınım. Yaşam stilimle, bakış açımla, enerjimle taklidi yapılacak bir kadınım. Ama çok abartıldığı zaman rahatsız oluyorum.- Instagram'daki takipçi sayınız arttı mı?Bir haftada 120 bin kişi takip etti beni.- Yapan kişiyle tanışıyor musunuz?Bir anda herkes bunu konuşmaya başlayınca merak ettim tabii kimin yaptığını. Öykü Serter'le ortak arkadaşımızmış. Telefonla konuştuk.- En çok hangisine güldünüz?Titanik'li olanı beğeniyorum. 'Bu ne biçim gemi?' diyorum. Mona Lisa da güzel olmuş. Onda da 'Çabuk çiz' diyorum.- Kaç kişiye ulaştı?Yapan kişinin söylediğine göre 7 milyon kişiye ulaşmış. İlber Ortaylı'yı geçtiğimi söyledi. O galiba 2 milyonda falan kalmış.T24Gülerken Çenenizin Ağrımasına Sebep Olacak En İyi 23 Nurella Caps'i
Sırrı Süreyya Önder'den 'Haddini Bil' Diyen Arınç'a Cevap
'Sayın Arınç! Bana had bildirmeye kalkışmışsınız. Kim size bu ruhsatı verdi?'HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder , Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç 'ın kendisine yönelik 'Öcalan'ın karşısında hangi konumdasın, haddini bil!' sözleri ile ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Önder, açıklamasında 'Esas provokasyon kamu düzenini salt polisiye tedbirlerle sağlamaya çalışmaktır. O kadarını bir onbaşı da yapar. Siz sözüm ona Bakansınız, biraz daha derin bir kavrayış beklenir. Size son önerim şudur: 'Yeryüzünde kibir ve azametle yürüme! Çünkü sen asla yeri yaramazsın. Ve boyca da dağlara erişemezsin' ifadelerine yer verdi.Sırrı Süreyya Önder'in açıklamasında şu ifadeler yer aldı:'Sayın Arınç! Bana had bildirmeye kalkışmışsınız. Belki olan bitenden haberiniz yok. Belki de idrak edemiyorsunuz! Bu had bildirme dillerini hangi ara öğrendiniz? Kim size bu ruhsatı verdi? Had nedir? Sınırı nerede başlar? Bu sınırı kim tayin eder? Bakanlığınızın görev tanımı içinde var da biz mi bilmiyoruz? Sayın Öcalan Başmüzakerecilik sıfatını tarihi Newroz Bildirgesini yazdığı gün aldı. Türkiye'de demokratik bir barış, özgür eşit ve hakça bir yaşam isteyen bütün halkların iradesini siz de bir yasayla onayladığınız gün tescil edildi. Evet, bir Başmüzakereciniz daha var. O da; yasayla tariflediğiniz Kamu Güvenliği Müsteşarlığı'dır. Üstelik sizin aslında girmek istemediğiniz, onların da aslında sizi almak istemediği Avrupa Birliği için fuzuli bir Başmüzakereciniz varken bu toprakların en kadim meselelerinden birini çözmek için neden olmasın, ne mani?'Sırrı Süreyya Önder, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Evet, 'nereden çıktı bu sekretarya' dediğiniz şey ve daha fazlası bu yasada mündemiçtir. Ortada gizli saklı ya da vehmedilen bir şey yoktur. Barış meselesi laubalilik kaldırmaz, ciddi bir iştir. Barış, 'Barış' diye de tekrarlanarak gelmez. Sistemli, şeffaf, yasal, demokratik ve cesur yaklaşımlar gerektirir. Bana gelince; Sayın Öcalan'ın da, Kandil'in de, Hükümetinizin de karşısında, barışı isteyen irade için katkı sunmaya çalışan, bütün yurttaşlarımızın canını ve hukukunu aziz bilen, bu halkın en az sizin kadar meşru bir vekiliyim. Konumum ve rolüm budur. Allah korusun yeniden bir çatışma koşullarına dönülürse biliniz ki, sizden daha fazla muazzep olacağım. Provokatör lafını size misliyle iade ediyorum. Esas provokasyon kamu düzenini salt polisiye tedbirlerle sağlamaya çalışmaktır. O kadarını bir onbaşı da yapar. Siz sözüm ona Bakansınız, biraz daha derin bir kavrayış beklenir. Size son önerim şudur: 'Yeryüzünde kibir ve azametle yürüme! Çünkü sen asla yeri yaramazsın. Ve boyca da dağlara erişemezsin.'HDP milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Başbakan Yardımcısı Arınç'ın, kendisi ve Pervin Buldan için 'Bundan sonra İmralı heyetinde yer almayabilir' sözlerine tepki göstererek 'Buna Sayın Arınç karar veremez. Buna sadece biz ve Sayın Öcalan karar verir. Arınç'ın varsa böyle bir yetkisi İmralı'ya gidecek devlet heyetinin kimlerden oluşacağına karar vermek için kullanabilir' demişti. Arınç da bunun üzerine Ak Parti İstanbul İl Danışma Meclisi Toplantısı'ndaki konuşmasında HDP'ye sert eleştirilerde bulunmuştu. Arınç, 'Beyefendinin ağzından çıkan sekreterya. Sen haddini bil kardeşim. Sen burada kendini hangi rolde görüyorsun? Kim baş müzakereci ya. Konuştuklarını bilsene. Hükümetİ zorda bırakmak için bundan daha iyi provokasyon olabilir mi?' demişti.T24
Şimşek: 'Suriyelilere 4,5 Milyar Dolar Harcandı'
MALİYE Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye'de son 1 yılda 1 milyon 200 bin insanın istihdam edildiğini ancak buna rağmen ülkedeki işsizliğin giderek arttığını belirtti, 'Bugüne kadar Türkiye 4,5 milyar dolardan fazla bir imkanı yanı başımızdaki yangından kaçan kardeşlerimiz için seferber ettik' dedi.Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Gaziantep'te AK Parti İl Başkanlığı tarafından düzenlene Danışma Meclisi toplantısına katıldı. Şehitkamil Belediyesi Konferans Salonu'nda düzenlenen toplantıya Maliye Bakanı Şimşek'in yanı sıra AK Parti Gaziantep milletvekilleri Halil Mazıcıoğlu ile Mehmet Erdoğan, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ve partililer katıldı.Toplantı öncesinde konuşan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, yüzyıl önce yaşanan oyunların yeniden gündeme geldiğini kaydetti. Bakan Şimşek, ülkede kaos çıkarılması için Kobani'ye yönelik destek eylemlerinde olay çıkarıldığını belirterek, 'Hani diyorlar ya, 'Şeffaf olalım, hesap soralım, vergilerimiz nereye gidiyor?' İşte vergilerin en büyük kısmı yani topladığımız 100 liralık bir verginin yaklaşık 23 lirası eğitime gidiyor. Hepimizin çocuklarının eğitimine gidiyor. Son 12 ay içerisinde 1 milyon 200 bin insana iş bulduk. Ancak buna rağmen Türkiye'de işsizlik giderek artıyor. Bizim çalışma çağındaki nüfusumuz, genç nüfusumuz Avrupa'ya oranla çok hızlı artıyor. 1,7 milyon insana iş bulmamız lazım ki Türkiye'de işsizlik aynı düzeyde kalsın. Birçok ülkede nüfus düşüyor. Çalışma çağındaki nüfus Türkiye'de çok hızlı artıyor. Bizim karşı karşıya olduğumuz sorun çok daha büyük ölçekte' dedi.SURİYELİLERE 4.5 MİLYAR DOLAR HARCANDISuriye'de yaşanan iç karışıklıktan kaçarak Türkiye'ye sığınan Suriyelilere 4,5 milyar dolar kaynak harcadıklarını ifade eden Şimşek, 'Bugüne kadar 200 binden fazla insan Suriye'de savaşta hayatını kaybetti. Yaklaşık 6,5 milyon kişi ülke içinde yerinden oldu. Yaklaşık 3 milyon insan da Suriye'yi terk etmek zorunda kaldı. Bunun yaklaşık 1,5 milyonu da Türkiye'ye sığındı. Suriye'de 150 milyar dolarlık bir tahribat söz konusu. Bizim bunlardan ders çıkarmamız lazım. Birliğimizi daha da güçlendirmemiz lazım. Bugüne kadar Türkiye 4,5 milyar dolardan fazla bir imkanı yanı başımızdaki yangından kaçan kardeşlerimiz için seferber ettik' diye konuştu.Bakan Şimşek'in konuşmasının ardından toplantı basına kapalı olarak devam etti.DHA
Arınç: 'Biz Gidersek Her Şey Kötüye Gider'
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, genel seçimlerde AKP iktidara gelmezse yatırımların duracağını bütçenin yürütülemeyeceğini iddia etti.Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç , partisinin İstanbul İl Danışma toplantısında konuştu. İstanbul'un AKP için öneminden bahseden Arınç erken genel seçime ilişkin de açıklama yaptı. Arınç, 'Olmaz olmaz diye bir şey yok. 7 Haziran'da olur daha önce olur. Buna hazırlık yapmalıyız. Biz gidersek her şey kötüye gider'. Tıpkı yerel seçimde olduğu gibi, 'Biz iktidara gelmesek yatırımlar durur, bu bütçe yürütülemez, insanlara maaş veremezler' şeklinde konuştu.2019'da üç seçimin birden yapılacağını hatırlatan Bülent Arınç, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 'ın da süresinin dolacağını belirtti. Arınç, Erdoğan'ın yine aday olacağını açıkladı. Arınç milletvekilliği süresinin de 5 yıla çıkarılacağını belirtti.'Cee deyip kaçıversek kim iktidar olacak?’Siyasetin seçimle mümkün olduğunu belirten Başbakan Yardımcısı Arınç, “Demokrasiyi güçlendiren, önemli kararların demokrasilerde, hilesiz, kansız, entrikasız el değiştirmesi ile mümkün bunun için yöntem sandığa gitmektir, emaneti alabilmektir” dedi.2015’in ilk yarısında genel seçimlerin yapılacağını anımsatan Arınç, “Çok daha önemli çok daha dikkatli olmamız gereken bir seçimle karşı karşıyayız. İster Haziran'da olsun, ister Haziran’ın 3-5 gün önünde olsun şimdi birileri kulak kabartacaktır 'bu adam ne diyor' diye, 'olmaz' diye bir şey yok. Türkiye’de ihtiyaçlar olabilirse biraz önünde, biraz arkasında bu işler yapılabilir. Biz 2015’in Haziran ayının 7’sini hedefleyerek bu seçimden de başarılı çıkmak zorundayız. İstikrarın devamı AK Parti’nin iş başında olduğunu göstermek ve birilerinin değirmenine su taşımamak için yapılan siyaset mühendisliği veya Türkiye üzerindeki mühendisliği planları bozmak için bizim yeniden iktidar olma mecburiyetimiz var” diye konuştu.‘Bunların eline kalsak 5 ay maaş ödeyemezler’Buna mahkûm olduklarını ifade eden Başbakan Yardımcısı Arınç açıklamasına şöyle devam etti:“Biz iktidar olmak zorundayız. Neden? Bu sadece AK Parti’nin kendi başarısı olarak değil! Biz gidersek Türkiye’de her şey kötüleşir, Emin olun 12 yıl bu ülkeyi büyük bir istikrarla, maddi anlamda da toplumsal barış anlamında da başarıdan başarıya götüren insanların gitmesi demek, Türkiye’nin zor günlere, karanlık dönemlere, 1 yılı geçmeyen bile koalisyon dönemlerine dönmesi ise… Buna izin vermeyeceğiz. Halkımızda izin vermeyeceğiz. Bunların eline kalsak 5 ay maaş ödeyemezler, bütün yatırımlar kalır vaz geçerler. İnsanımızın yaşam standartlarını hayat kalitelerini bir kenara atarlar. Bunlar devlet idaresi bilmez. Milleti tanımadıkları gibi devleti de tanımazlar.”‘Ne kalplerinde inanç var ne akıllarında zekâ’“Kime teslim edeceksiniz? Şöyle gözünüzü kapayın üç aylığına AK Parti iktidardan 'cee' deyip kaçıverse, kime bırakacaksınız? Kim hükümet kuracak? Kim Başbakan olacak? Bu bütçeyi kim yönetecek? Dış ilişkileri kim idare edecek? Bulamazsınız! Keşke bulabilseydik, keşke AK Partiden daha iyi birileri olsaydı da, biz kazanamasak bile onlar kazanır ülke kaybetmez derdik. Yok! Bazen böyle bir ihtimali aklıma getiriyorum afakanlar içinde uyanıyorum. Şu yaptıklarımıza bir bakın Bunların 50’sini toplasanız bizim 50’de birimizi yapamazlar. Ne kalplerinde inanç var ne akıllarında zekâ. O yüzden bizim olup olmamamız önemli değil AK Parti olmalı. AK Parti iktidar olmalı, AK Parti bu ülkeyi yönetmeye devam etmeli, son nefesine kadar, millet bizden bıkıncaya kadar, bizden sıkılıncaya kadar.”‘2019’da bütün seçimleri bir arada yapacağız’“Önümüzdeki seçimler Türkiye’nin bir kader seçimi. Ondan sonra 4 sene istikrarlı bir dönem 2019’a kadar seçim yok işler devam edecek yola devam edeceğiz. Büyük bir istikrar döneminde bütün hizmetlerimizi taçlandıracak çok güzel şeyler yapacağız. Bugüne kadar her sene 1-2 seçim gördük. 1-2 seçim demek devlet idaresi ve yönetiminde zaman zaman belki çok sıkıştığımız günler oldu demek. 2015-2019 artık seçimsiz bir dönemdir, işin başından bir dakika ayrılmayı gerektirmeyecek bir istikrar dönemidir. Sonra çok güzel bir döneme rastlayacağız. 2019’da bütün seçimleri bir arada yapacağız. Cumhurbaşkanımızın süresi bitecek, Allah ömür ve iman verirse ikinci dönemini göreceğiz. Milletvekili seçimleri yenilenecek, belediye seçimleri yenilenecek ama hepsi 2019’da olacak. Belki de üç sandığı yan yana getireceğiz. Bundan sonra da bir istikrar dönemi, milletvekili dönemini 4 yıldan 5 yıla çıkarmak lazım. Bu maalesef 2007’de mecburen yaptığımız bir değişiklikti! İnşallah böyle bir değişikle 4 yıldan 5 yıla çıkarırsak milletvekillerimize de haksızlık yapmaktan kurtulmuş oluruz.'‘Kızıl Elma'nın kaldırılmasına üzüldüm’2023 hedeflerini anlatan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, TRT’de yayınlanan “Kızılelma”dizisinin yayından kaldırılışına üzüldüğünü söyledi.T24
Reklam
Tüm Zamanların En İyi Real Madrid 11'i
1999'dan beri Los Galácticos kadrosunda.İki kez Avrupa'da Yılın Futbolcusu ödülüne aday gösterildi ve 2009 yılında üçüncü kez UEFA Yılın Takımı'na seçildi.
Tüm Zamanların En İyi Barcelona 11'i
Futbola ilk olarak forvet pozisyonunda başlayıp daha sonra kaleciliğe geçen, 466 dakikalık gol yememe rekorunun sahibi.12 yıllık Barcelona kariyerinde 428 kez forma giydi ve 'Ricardo Zamora Ödülü'nü 3 kez kazandı.
Reklam
Sağlık Bakanlığı'ndan 'Sarı Toz' Açıklaması
'Şüpheli zarflardan alınan numuneler Ankara'daki Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Mikrobiyoloji Referans Laboratuvarı'nda incelemeye alınacaktır. Numune sonuçlarının 27 Ekim 2014 Pazartesi günü ilgili kurumlar ve kamuoyu ile paylaşılması planlanmaktadır.'İstanbul 'da 5 başkonsoloslukta yaşanan 'sarı toz' alarmı ile ilgili Sağlık Bakanlığı yazılı açıklama yaptı.Açıklamada şu şekilde:'İstanbul'da bazı başkonsolosluklara zarf içinde gönderilen şüpheli toz madde ile teması olan toplam 25 kişinin Bakanlığımız Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniğinde, izole odalarda takipleri devam etmektedir. Şüpheli toz maddeye maruz kaldığı bildirilen, 3'ü yabancı, 16'sı Türk vatandaşı olmak üzere 19 kişi Kanada Başkonsolosluğu'ndan, 2'si Alman, 2'si Türk vatandaşı olmak üzere 4 kişi Alman Başkonsolosluğu'ndan, 2 Türk vatandaşı Belçika Başkonsolosluğu'ndan olmak üzere toplamda 25 kişinin gözlem altında takipleri Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği'nde devam etmektedir. Şüpheli zarflardan alınan numuneler Ankara 'daki Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Mikrobiyoloji Referans Laboratuvarı'nda incelemeye alınacaktır. Numune sonuçlarının 27 Ekim 2014 Pazartesi günü ilgili kurumlar ve kamuoyu ile paylaşılması planlanmaktadır'DHA
Galatasaray'da Sürpriz 'Adaylık' Açıklaması
Galatasaray'ın eski başkan yardımcısı Adnan Öztürk, gözünü bundan sonra yapılacak ilk kongreye dikti.Alp Yalman ile Duygun Yarsuvat 'ın başkanlık için yarıştığı kongrede NTV Spor'un sorularını yanıtlayan Öztürk, bundan sonraki ilk seçimde aday olacağını söyledi.NTV Spor'un sorularını yanıtlayan Öztürk şunları söyledi:'Resmi olarak açıkladım ama yüksek sesle açıklamadım. Bugün Duygun Yarsuvat kazanırsa Mayıs 2015, Alp Yalman kazanırsa da onun seçim tarihi olarak belirlediği Mayıs 2016'da başkan adayı olacağım.'T24
Sadık Dostlarımız Köpeklerimizin Son Demlerini Gösteren 16 Yürek Burkan Fotoğraf
Ne yazık ki tüm canlılar gibi köpekler de doğar, büyür, yaşlanır ve ölürler. Normal şartlar altında köpeklerin yaşam süresi insanlardan kısa olduğundan sevimli dostlarımızın ölümüne şahit olmak durumunda kalırız. Yıllarca aynı evi paylaşıp kader ortaklığı yaptığımız sadık dostlarımızın ölümü bizi derinden etkiler. Fotoğrafçı Pete Thorne de bu temaya dikkat çekmek istemiş ve gerçekten çok yaşlı köpekleri fotoğraflayarak kadim dostlarımızı onurlandırmak istemiş. Fakat bir de şu açıdan bakmak lazım; önemli olan bizden önce ölmeleri değil, bizimleyken yaşadıkları mutlu anlar...
Reklam
Saatler Bu Gece Geri Alınacak
Türkiye'de saatler bu gece 04.00'ten itibaren 1 saat geri alınacakYaz saati uygulaması, bu gece sona eriyor. Saatler bu gece 04.00'ten itibaren 1 saat geri alınacak.Gün ışığından daha fazla yararlanmak amacıyla 31 Mart Pazartesi günü 03.00’ten itibaren 1 saat ileri alınan saatler, yarın 04.00’ten itibaren 1 saat geri alınacak.Türkiye'de yaz saati uygulaması ilkbaharda başlıyor ve sonbaharın ortasında bitiyor. Böylece 7 ay süresince ileri saat uygulaması yapılıyor. Saat değişiminden beklenen fayda ve tasarruf yaz saati uygulamasında gerçekleşiyor. Bütün bu değişimler, AB'deki saat düzenlemesine paralel yapılıyor.İlkbaharda başlayıp sonbaharın ortasında biten 7 aylık uygulama ile 800 milyon-1 milyar kilovatsaat arasında elektrik tasarrufu yapıldığı tahmin ediliyor. Bu tasarruf miktarı orta ölçekli bir hidroelektrik santralin yıllık üretimine karşılık geliyor.Dünya
Reklam
Yüksekova'da Silahlı Saldırı: 3 Şehit
Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde yüzleri maskeli üç kişinin saldırısı sonucu üç asker şehit oldu. Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada saldırıda ölenlerden birinin uzman çavuş, ikisinin ise er olduğu ve saldırıyı PKK'nın gerçekleştirdiği bilgisi verildi. Başlarından kurşunlanan üç askerden ikisi olay yerinde, biri de kaldırıldığı hastanede yaşamını kaybetti.Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde Cengiz Topel Caddesi üzerinde saat 16.00 sıralarında yüzleri maskeli 3 kişinin silahlı saldırısına uğrayan 1 uzman çavuş ile 2 er şehit oldu. Askerlerden ikisi olay yerinde biri ise kaldırıldığı hastanede şehit oldu.Maskeli iki kişi, başlarından vurduHakkari Valisi Yakup Canbolat, şehit olan askerlerin, Ramazan Gülle, Yunus Yılmaz ve Ramazan Köse olduğunu açıkladı. Caddenin kalabalık olduğu sırada yüzlerindeki maskelerle saldırıyı gerçekleştirenler , askerleri başından vurdu. Askerlerden ikisi olay yerinde şehit oldu, biri ise ağır yaralı olarak kaldırıldığı Yüksekova Devlet Hastanesi'nde tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit oldu.Vali Canbolat, saldırının, Cengiz Topel Caddesi'ndeki bir iş merkezinin önünde gerçekleştiğini kaydetti.Genelkurmay Başkanlığı'ndan açıklamaSaldırıya ilişkin Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada, 'Bölücü Terör Örgütü mensubu silahlı üç terörist tarafından; 25 Ekim 2014 günü saat 16.00'da, Hakkâri İli Yüksekova İlçe Merkezinde düzenlenen silahlı saldırı sonucu, bir Uzman Jandarma Çavuş ve iki Jandarma Er şehit olmuştur. Şehitlerimize Allah'tan rahmet, şehitlerimizin değerli ailelerine ve yüce milletimize başsağlığı ve sabırlar dileriz.'Karakola elektrik malzemesi almaya gelmişlerdiAnadolu Ajansı'nın haberine göre, saldırıya uğrayan askerler, Yüksekova-Şemdinli karayolundaki Harunan Karakolu'nda görevliydi ve karakola elektrik malzemesi almak için Yüksekova'ya gelmişti.Saldırının duyulması üzerine çevreyi güvenlik çemberine alan polisler, eşkali belirlenen saldırganların yakalanması için operasyon başlattı.CNNTürk
'Bütün Darbeleri Yaşadım, Böyle Sansür Görmedim'
Gazeteci yazar Mehmet Altan, medyada uygulanan sansürün boyutuna dikkat çekerek, böyle bir durumun darbe dönemlerinde bile görülmediğini söyledi.Televizyonlarda kimsenin fikirlerini açıkça söyleyemediğini, söyleyenin ise bir daha çağırılmadığını ileri süren Altan, 'Ben bu duruma, 'Gazeteci ama yazmaz.' diyorum. Bir şekilde yazdırmıyorlar. Bütün darbeleri yaşadım ama böyle bir sansür görmedim. 28 Şubat'ta acayip uğraşıyorlardı ama o zaman bile yazdım. Böylesine korkutulan, yok edilen, ortadan kaldırılan baskı sürecini hiçbir askerî darbe döneminde hatırlamıyorum.' diye konuştu.Gazeteci yazar Altan, İzmir Kültürler Arası Diyalog Merkezi'nin (İZDİM) 'İleri Demokrasilerde Sivil Toplum Kuruluşlarının Rolü' konulu programına katıldı. Sivil toplumun önemine vurgu yaparak güncel konulara da değinen Altan, 17-25 Aralık itibariyle Türkiye'nin meşruiyetinin bittiğini savundu. Türkiye'de artık meşru bir rejimin olmadığını iddia ederek, 'Siyasi iktidar, 'Her şeyi söylerim, bana bir şey olmaz' gibi bir algı içinde. Hükümet, mahkeme kararları iki yıl uygulanmasın diye yasa çıkardı. Mahkeme kararını polisin uygulamasını engelliyorsan bu bir şekilde meşruiyetini kaybetmiş demektir. Yargıya karşı yapılmış bir darbede, hukukun geçerliliği kalmaz.' dedi. Türkiye'de hala bir demokratik yapı olmadığını söyleyen Altan, siyasi partiler yasası olmadıkça demokratikleşmenin de olmayacağını ifade etti. Altan, 'Çünkü askerin yaptığı bir yasa, bizim nasıl siyaset yapacağımızı dikte ettiriyor. Toplumun dinamiklerine, bir askerî dönemin mantalitesiyle ayar verilmez.' dedi.'MİLLET DEVLETTEN KORKAR HALE GELDİ'Gelişmiş demokratik ülkelerde sivil toplum bireylerinin, günlük yaşamlarındaki problemleri çözme çabası içerisinde olduğunu kaydeden Altan, şöyle devam etti: 'Ama Türkiye'de sistem ve rejim bir türlü demokratikleşmediği için böyle bir durum söz konusu değil. Demokrasisi kadük kamış Türkiye ile demokratikleşmiş ülkelerdeki sivil toplum kuruluşlarını ayrı tutmak lazım. Son dönemlerde insanlarda hep korku var. Millet, devletten korkar hale geldi. Polis çağıracak diye hep bir korku içinde. Devletten bir telefon gelince, 'Acaba bir şey mi yaptım?' diye ödü kopuyor.' Sivil toplum kuruluşlarının özellikle demokratikleşme ve özgürlük açısından faaliyet göstermesi gerektiğinin altını çizen Altan, yardım kuruluşlarını yasaklamayı da anlayamadığını dile getirdi.'HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ YÖNETENLERİ DE BAĞLAR'Siyasi iktidarın, 'Ben istediğim her şeyi yaparım. Kimse beni yargılayamaz.' algısı içinde olduğunu ifade eden Altan, 'Hukukun üstünlüğü kuralı, o toplumu yönetenleri de bağlar. Kim olursan ol, o hukuk kuralları karşısında o toplumun bütün vatandaşları eşittir. Yönetici olmak, hukuk kurallarından azade olmasını sağlamaz. Hukukun üstünlüğü, bütün toplumu bağlar. Sivil iktidar bugün, 'Ben ne yaparsam yapayım yargılayamazsınız.' diyor ama adam vurur, hırsızlık yaparsan, IŞİD'e silah yollarsan darbe olur. Bu toplum bir hukuk bilinci, hukuk geçmişi olmadığı vakit her şeye siyaseten bakıyor. Yargı sistemini denetleyen, siyaset dışında hareket eden, kendi tarihsel birikime olan başka bir denetim mekanizması ortaya çıkıyor. Devlet, yargı sistematiğini harekete geçirmezse o toplum çürür. Suç işlemeye meyilli hale gelir.' diye konuştu.'BU KADAR REZALET YAŞIYORUZ AMA HERKES SUSUYOR'Mehmet Altan, yaşananlar karşısında toplumun sessiz kalmasını da eleştirdi. 'Bu kadar rezalet yaşıyoruz ama herkes susuyor. Toplum sessiz.' diyen Altan, 'Her gün 1 milyon insan evinin önüne ayakkabı koysa, herkes bulunduğu yerde iki dakika dursa, Soma ortaya çıkıncaya kadar bütün illerde sönmeyecek bir ışık konsa çok farklı olur. Her gün normal bir devletin olduğu yerde olmayacak her türlü rezaleti yaşıyoruz.' şeklinde konuştu.ŞABAN GÜNDÜZ
Reklam
Ebola Vakalarının Sayısı 10 Bini Geçti
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ebola virüsüne yakalananların sayısının 10 bini aştığını ve virüs nedeniyle gerçekleşen ölümlerin de 4 bin 922'ye yükseldiğini açıkladı.WHO'nun ebola salgını ile ilgili yayınladığı son raporda, salgından en çok etkilenen üç Batı Afrika ülkesi dışında sadece 27 vaka tespit edildiği belirtildi.Liberya, Sierra Leone ve Gine ebola nedenli ölümlerin en çok yaşandığı ülkeler.Raporda bu ülkelerin dışında sadece 10 kişinin ebola nedeniyle öldüğü belirtildi.Mali'de 2 yaşında bebek ebola kurbanıEbola virüsüne rastlanan son Afrika ülkesi ise Mali oldu.Salgının nedereyse bin kişinin ölümüne yol açtığı Gine'den Mali'ye yüzlerce kilometrelik otobüs yolculuğuyla gelen iki yaşındaki kız bebeğın hayatını kaybettiği belirtildi.Mali'deki ilk ebola ölümü olarak kayıtlara geçen olayın ardından yetkililer virüse yakalandıktan sonra çok sayıda kişlinin bebekle temas kurduğunu ifade etti.Şu ana kadar bebekle temas eden 40 kişinin karantinaya alındığı belirtiliyor.WHO Mali'deki ilk ebola kaynaklı ölümle ilgili bir açıklama yaptı ve 'Bebeğin otobüs yolculuğu boyunca ağır hasta olması özellikle endişe verici. Uzun süreli yolculuk sırasında hvirüsün diğer yolculara geçme riski oldukça yüksek.Annesi Gine'de ebolaya yakalanarak ölen bebeğin Mali'deki akrabalarına götürülürken ebola belirtilerini göstermeye başladığı ifade ediliyor.Batı Afrika ülkeleri Gine, Liberya ve Sierra Leone'de şu ana kadar 4 bin 800 kişi ebola virüsü nedeniyle hayatını kaybetti.
Florida'daki Yerli Kertenkeleler Evrim Geçiriyor
Evrim biyologlarının özellik kayması adını verdiği, örneğine çok az rastlanan bir durum ABD'de ortaya çıktı. Bölgeye özel kertenkelelerin evrimleştiği anlaşıldı.ABD’nin Florida eyaleti adalarındaki yerli kertenkelelerin ayak baş parmaklarının, sadece 15 yıl gibi kısa bir süre içinde evrimleşerek büyüdüğü ve ayaklarında daha fazla yapışkan pul oluştuğu belirlendi.Bölgede araştırma yapan bilim adamları, adalarda yaşayan yeşil renkli California anolü türü kertenkelelerin ayaklarında, evrimleşme için son derece kısa bir süre olarak kabul edilen 15 yıl içinde büyük değişiklikler meydana geldiğini ortaya koydu.Kökeni Küba olan kahverengi anol türü kertenkelelerin istilasına uğrayan adalardaki yeşil anollerin ayak baş parmaklarının anormal ölçüde geliştiğine, ayrıca ayaklarındaki yapışkan pulların sayısında da olağandışı bir artış görüldüğüne dikkati çeken araştırmacılar, bunun evrim biyologlarının türlerde özellik kayması olarak adlandırdığı durumun son derece az rastlanan örneklerinden biri olduğuna işaret etti.Özellik kayması durumuna verilen en klasik örnek, evrim teorisinin kurucusu Charles Darwin’in Galapagos adalarında iki tür ispinoz kuşu üzerinde yaptığı çalışmalar olarak gösteriliyor. Darwin, söz konusu çalışmalarında ispinoz kuşlarının gagalarında, farklı yiyecek kaynaklarına uyum sağlamalarına bağlı olarak değişiklikler meydana geldiğini delilleriyle ortaya koşmuştu.Texas Üniversitesi’nden Yoel Stuart başkanlığındaki araştırmacılar tarafından yapılan çalışma, Texas Üniversitesi’nin internet sitesinde yer aldı.Araştırmacılar, kahverengi ve yeşil anol türleri arasında, aynı çeşit besin kaynakları ve sahaları elde etmek için yaşanan rekabetin yeşil anol türünde görülen adaptasyonu açıklayabileceğini belirtti.Yeşil anol türünde gözlenen evrimleşmenin beklenmesine karşın bu kadar hızlı olmasının şaşırtıcı olduğunu ifade eden Stuart, yerli türlerin birkaç ay içinde daha yüksek tüneklere yerleşmeleriyle başlayan sürecin sonunda, kertenkeleler için 15 yıl olan 20 nesillik bir evrede ayak parmakları daha büyük hale gelen yeşil anol türünün, ayaklarındaki yapışkan pulların sayısında da artış görüldüğüne dikkati çekti. Stuart, bunun boy ortalamasının 1,62 metre olduğu bir bölgede boy ortalamasının 20 nesil sonra artarak 1,93 metreye ulaşmasına benzer bir değişiklik olduğuna işaret etti.Her iki türün de erişkinlerinin diğer kertenkele türlerinin yavrularını yiyerek beslenmesinin, söz konusu evrimleşmenin nedeni olabileceğini belirten Stuart, “Yani, eğer bir yavruysanız diğer türün erişkinine yem olmamak için hızla ağaçların tepesine tırmanmaya ihtiyaç duyarsınız. Daha büyük bir ayak başparmağınızın olması durumunda bunu, bu özelliğe sahip olmayan türe göre daha iyi yapabilmeniz belki de mümkündür” dedi.Kaynak: AA
500 Haftadır Aranan Adalet
Cumartesi Anneleri bugün 500. kez İstanbul Beyoğlu’ndaki Galatasaray Lisesi önünde toplandı. Gözaltındayken kaybolan yakınlarına kavuşabilmek için çıktıkları yolda Cumartesi Anneleri artık devletin kendilerine bir mezar borcu olduğunu düşünüyor.Onları, 27 Mayıs 1995 tarihinde tanıdık. İstanbul’un en işlek caddelerinden İstiklal Caddesi’nde bir grup kadın oturma eylemi yapıyordu. Türkiye’nin pek alışık olmadığı bir eylem tarzıydı. Zira eylemi yapanlar yaşları geçkin, beyaz başörtüsü takan annelerdi. Birçoğu Türkçe bilmiyordu. Bildikleri tek dil anadilleriydi; yani Kürtçe.Gözaltında kaybolan yakınlarını arıyorlardı. Tamamına yakını Türkiye’nin faili meçhul cinayetlerin en karanlık dönemi 90’lı yıllarda kaybolmuştu. 19 yıl önce sadece dört aile ile başlayan eylem zaman içinde büyüdü ve Türkiye’nin en uzun soluklu sivil itaatsizlik eylemine dönüştü. Kendilerine Cumartesi Anneleri adını verdiler. Her Cumartesi saat 12.00’de Galatasaray Lisesi önünde toplandılar.1995'ten 2014'e uzanan yolculuk çok zor geçti. İlk yıllarda polisin sert müdahalesiyle karşı karşıya kaldılar. Tazyikli su yediler, yerlerde sürüklendiler, gözaltına alındılar. Ve bugün... Çözüm sürecini konuşan Türkiye'de polisin tavrı da değişti.Cumartesi Anneleri 500. kez Galatasaray Lisesi'nde toplandı. 500 haftadır adalet arıyorlar, bir dal karanfilin görülmesini istiyorlar. Bu kez katılım her zamankinden daha da büyük. Binlerce kişi lisenin önünde. Eyleme katılanlar arasında sanatçılar da var.Zaman merhem olamadıGeçen sürede çok şey değişti. Kimi evladının mezarına kavuşamadan hayata gözlerini yumdu; kimi eşinin bulunan tek kemiğiyle yüreğini soğutmaya çalıştı; kimi de ağabeyinin yaşlandığını göremeden onun çocuğunu evlendirdi.‘Devletin mezar borcu var’Maside Ocak… Ağabeyi Hasan Ocak'ı kaybettiğinde henüz 19 yaşındaydı. Hasan Ocak'ın 1995 yılında gözaltına alındıktan 58 gün sonra kimsesizler mezarlığında gömüldüğü ortaya çıkmıştı. Ocak ailesi, cumartesi eylemlerine karar veren oluşumun içinde yer alıyor.Aile aynı zamanda Cumartesi Anneleri arasında kayıplarını bulan ender ailelerden. Ancak bu, yaralarına merhem olmuyor. Maside Ocak 'Mezarın olmaması bir bilinmezlik, bir boşluk yaratıyor. Bu devam ettikçe yas da bitmiyor. Kayıp yakınlarının da durumu bu. Çünkü ellerinde bir avuç toprak yok. Mezara koydukları sevdikleri yok. Bu devletin annelere bir mezar borcu var” diyor.Maside Ocak, 27 Mayıs 1995 yılında başlattıkları eylemin bu noktaya varacağını hiç düşünmemiş. Ocak üç hedeften birini gerçekleştirdiklerini söylüyor. “Artık bu ülkede gözaltında kimse kaybolmuyor. Devletin bu yönteminin önüne geçtik” diyor. Ancak geride iki hedef daha var: Gözaltında kaybolanların âkıbetinin açıklanıp ailelerine teslim edilmesi ve faillerin yargılanması..'Erdoğan’ın timsah gözyaşları'2011 yılında Başbakan olduğu dönemde Recep Tayyip Erdoğan, Dolmabahçe'deki çalışma ofisinde 'Cumartesi Anneleri' ile bir araya geldi. Görüşme teklifi Erdoğan’dan gelmişti. O görüşmeye 12 Eylül askeri darbesinde gözaltına alındıktan sonra bir daha haber alınamayan Cemil Kırbayır'ın annesi 103 yaşındaki Berfo Kırbayır da katıldı.Erdoğan’ın talimatıyla 9 Şubat 2011’de Cemil Kırbayır’ın âkıbetinin araştırılması için Meclis’te araştırma komisyonu kuruldu. Komisyon, ‘Cemil Kırbayır firar etti’ iddiasının gerçeği yansıtmadığına, onun gözaltında öldürüldüğüne ve bilinmeyen şekilde yok edildiğine karar verdi.Maside Ocak bu toplantıyla Cumartesi Anneleri’nin meşrulaştığını düşünüyor. Ancak Erdoğan’ın 'timsah gözyaşları' döktüğünü savunuyor:'Berfo anne, evladının kemiklerini görmeden öldü. Ben Erdoğan’ın samimiyetine güvenmiyorum. Bizim nazarımızda bu görüşme bir seçim malzemesiydi.”Bu Cumartesi aslında 1013. hafta olacaktı ancak arada 10 yıllık bir eylemsizlik dönemi var. Cumartesi Anneleri eylemlerine, Mart 1999 ile Ocak 2009 arasında ara verdi. Nedeni de polis şiddeti. Ocak, annelerin eylemlerden sonra gözaltına alınmayı daha fazla kaldıramadıkları ve her defasında ayrı travma yaşadıklarına dikkat çekiyor.Devlet kendi evlatlarını bulmak istemiyorİnsan Hakları Derneği’nin hazırladığı toplu mezar haritasına göre, ağırlığı Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde olmak üzere 253 toplu mezarda 3000’e yakın insanın cesedi var. Sayısız başvuru yapıldı ancak netice alınamadı. Ocak’a göre, mezarların açılmasıyla failler de açığa çıkacak; bu da devletin işine gelmiyor. Çünkü onlara göre failler belli.Anne Emine Ocak'ın başvurusuyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye'yi yaşam hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle 2004'te Ocak ailesine 25 bin euro manevi tazminata mahkum etti.‘Çok dayak yedim’Bu sözler bir diğer cumartesi annesi Hanım Tosun’a ait. Hanım Tosun, 1995 yılında gözaltındayken kaybolan Fehmi Tosun’un eşi.Hanım Tosun, 1996 yılında polisin annelere çok sert müdahale ettiğini söylüyor. “Kaç kere dayak yedim, gözaltına alındım bilmiyorum. Ama özellikle de kadın polislerden yediğim dayakları unutmam. Çok ağrıma gitmişti. Bir de polisler müdahale sırasında bizi saçlarımızdan sürüklerdi. Ben daha fazla dayanamayıp, o dönem saçlarımı kestirmiştim” diyor.'Eşimin davasını yürütüyorum'Fehmi Tosun, ailesiyle birlikte Diyarbakır’dan İstanbul’a yeni göç etmişti. Korucu olması için gördüğü baskıdan kaçmıştı. Tanık ifadelerine göre 36 yaşındayken Avcılar’daki evinin önünden silahlı ve telsizli sivil polisler tarafından gözaltına alındı. 19 yıldır haber yok.Hanım Tosun, eşinin Kürt kimliğinin dışında hiçbir suçu olmadığını söylüyor:'Uyuşturucu satsaydı ya da adam öldürseydi, onun yolundan gitmezdim. Bırakırdım peşini. Ama biliyorum, benim eşim insan hakları savunucusu, demokrat biriydi. Şimdi onun için bu mücadeleyi sürdürüyorum. Bundan dolayı dimdik ayaktayım.”'Tek suçumuz Kürt olmak'Hanım Tosun'a göre, Fehmi Tosun'un gözaltındayken kaybolmasının altında yatan neden bu. Dünyaya Kürt olarak gelmenin, kendilerini Türklerden ayırmadığına vurgu yapıyor. “Diyarbakır ne kadar Türklerinse, İstanbul da Kürtlerindir. Burası bizim topraklarımız, birlikte yaşamak zorundayız” diyor.Zor geçen yıllarEşinin kayboluşuyla birlikte beş çocukla kalakaldı, Hanım Tosun. Çocuklarının en büyüğü 14, en küçüğü de 3 buçuk yaşındaydı. Şimdi iki torunu var. Dedelerini hiç tanıyamadılar. Hem ana hem baba olunamadığını, bir tarafın hep eksik kaldığını söyleyen Hanım Tosun, Avcılar’da çocuk bakıcılığı yaparak geçimini sağlıyor.‘O kepçeler yüreğimi kazıyor’Kayıp yakınlarının tek umudu toplu mezarların açılması. Sevdiklerinden geriye kalanlara kavuşmanın böyle mümkün olacağını düşünüyorlar. Hanım Tosun da aynı görüşte. Toplu mezarlar ortaya çıktığında çok kötü olduğunu ve aklında hep aynı sorunun yankılandığını söylüyor: ”Acaba benim eşim hangi toplu mezarda, acaba hangi kimsesizler mezarında?”Hanım Tosun toplu mezarların kepçeyle açılmasından dolayı duyduğu rahatsızlığı da ifade ediyor. ' Kepçenin toprağa vurmasıyla sanki benim de yüreğimi kazıyorlar. Acaba kepçe burada hangi kaybın kemiklerine vuruyor?” diye soruyor.Tosun, eşinin kemiklerine kavuşmasının devletin elinde olduğunu vurguluyor ve 'Ancak şimdiye kadar bu vicdana sahip birini göremedik' diye de ekliyor.Başak Çubukçu / Al Jazeera
Reklam