onedio
En Büyük Kupa Fenerbahçe'nin!
Galatasaray Odeabank'ı 48-56 yenen Fenerbahçe, 22. Cumhurbaşkanlığı Kupası'nın sahibi oldu.Kadın basketbolda 22. Cumhurbaşkanlığı Kupası'nın sahibi olmak için Galatasaray Odeabank ile Fenerbahçe karşı karşıya geldi.Samsun Yaşar Doğu Spor Salonu'nun ev sahipliği yaptığı mücadelede mutlu sona ulaşan taraf 48-56'lık skorla Sarı-Lacivertliler oldu.Böylece Fenerbahçe, bu turnuvada 5. defa müzesine götürmeyi başardı. Sarı-Lacivertli ekipte 18 sayı-8 ribaundla oynayan Angel McCoughtry ile 18 sayı-11 ribaund kaydeden Tina Charles zaferin mimarları oldu.Galatasaray'ın en etkili ismiyse 14 sayı-8 ribaundluk performansıyla Kelsey Bone'du. Sarı-Kırmızılılar'da yeni transferlerden Nuria Martinez ise 11 sayı kaydetti.Galatasaray Odeabank-Fenerbahçe: 48-561.Çeyrek 14-162.Çeyrek 26-32 (12-16)3.Çeyrek 34-44 (8-12)4. Çeyrek 48-56 (14-12)Fanatik
Murat Karayılan'dan 'Mahalleleri Ele Geçirin' Talimatı
PKK'nın Kandil Dağı'ndaki yöneticilerinden Murat Karayılan, Türkiye içindeki teröristlere telsizle 'Mahalleleri ele geçirin' talimatı verdi. Karayılan'ın talimatının ardından PKK'nın şehirlerdeki asayiş birimi Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi (YDG-H) tarafından Şırnak'ın Cizre İlçesi'ndeki Nur ve Sur mahallelerinde halkın tüm ihtiyaçlarının kendi örgütlemesince karşılanacağı ilan edildi.İstihbarat birimleri yaptığı teknik takip çalışmalarında Kandil Dağı'ndaki KCK Yürütme Konseyi üyesi ve Halk Savunma Merkezi Komutanı Murat Karayılan'ın Türkiye içinde bulunan PKK'lılara telsizle talimatlar verdiğini tespit etti. Karayılan 12 Ekim 2014 günü telsizden verdiği talimatta şehirlerin değil, mahallelerin ele geçirilmesini istedi. Karayılan, telsizle verdiği talimatta, 'Halk kendisi hareket etsin, başkaldırıyı düşürmesin, başkaldırıya devam etsin. Toplumsal güçler ile mahallelerde kontrol sağlanmalı. Şehirleri değil mahalleleri ele geçirsinler' dedi.CİZRE'DE UYGULAMAYA KONULDUMurat Karayılan'ın talimatının ardından 21 Ekim günü yüzleri kapalı 150-200 kişilik YDG-H üyesi, Şırnak'ın Cizre İlçesi Nur Mahallesi'ndeki Botaş Parkı civarında toplandı. Burada yüzü kapalı bir kadın 'Yurtsever Botan halkı ve kamuoyuna' başlıklı bir bildiri okudu.Cizre'nin Nur ve Sur mahallelerinin, halkın tüm ihtiyaçlarını kendi örgütleyeceği ve kendi karşılayacağı mahalleler ilan edildiği belirtilen bildiride, Kobani'deki direnişin örnek alınması istendi. Kürtlerin Suriye'de elde etiği kazanımların 'Kuzey Kürdistan' diye söz ettikleri Güneydoğu'da da örnek alınması istenen bildiride, 'Biz bu serhildanlarla (başkaldırı) sokaklarımızı devletin kirli politikalarından temizledik. Bu kazanım korunmalıdır. Bu kazanımlar Kuzey Kürdistan'da yeni süreç başlatmıştır. Toplumun kendine özgü alanlarını oluşturmuştur' denildi.Bildiride, 'Bizim için Nur ve Sur mahalleleri özgürce yaşayabileceğimiz ve kendimiz için yaşayabileceğimiz mahalleler olacaktır. Bu temelde iki mahalleyi halkın tüm ihtiyaçlarını kendi örgütleyeceği ve kendi karşılayacağı mahalleler olarak tüm kamuoyuna ilan ediyoruz. Bu mahalleler kendi kendini yönetecektir. Botan halkına ve yurtsever kamuoyuna duyurulur' ifadeleri yer aldı.DHA
Beyonce Kuran'dan Alıntı Yaptı
Beyonce, İnşirah Suresi’nden alıntı yaparak Instagram’da paylaşım yaptı.ABD'li ünlü şarkıcı Beyonce, Kuran’daki İnşirah Suresi’nden alıntı yaparak Instagram hesabından paylaştı.Beyonce, bu sureden “Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır” ve “Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık daha vardır” mealindeki ayetleri paylaştı.HaberTürk
Trabzon'da Gol Yağmuru: Trabzonspor 4-4 Gaziantepspor
Trabzonspor, Spor Toto Süper Lig'in 7. haftasında konuk ettiği Gaziantepspor ile 4-4 berabere kaldı.Karşılaşmanın 7. dakikasında Gaziantepspor, ilk golü buldu. Gökhan Süzen'in soldan kullandığı köşe vuruşunda, ceza alanı içinde iyi yükselen Muhammet Demir'in yere çarptırarak yaptığı kafa vuruşunda, top kaleci Fatih Öztürk'ün solundan filelerle buluştu: 0-117. dakikada Gökhan Süzen'in soldan ortasında, ceza alanı içindeki Chibuike'nin kafa vuruşunda, kaleci Fatih Öztürk'e çarpan top yan direğe de çarparak kornere gitti.18. dakikada Gaziantepspor, farkı 2'ye çıkardı. Chibuike'nin soldan ortasında, yakın mesafede Erdem Şen'in dokunduğu top filelere gitti: 0-225. dakikada Constant'ın soldan ortasında, ceza alanı içinde iyi yükselen Yatabare etkili kafa vuruşu yapamayınca top yandan auta çıktı.32. dakikada Serdar Gürler'in soldan kullandığı serbet atışta, ceza alanı içindeki Mustafa Yumlu'nun kafa vuruşunda, top yandan auta gitti.35. dakikada Constant'ın ceza alanı dışından sert şutunda top az farkla auta çıktı.Karşılaşmanın ilk yarısı, Gaziantepspor'un 2-0 üstünlüğüyle sona erdi.İkinci yarı48. dakikada Trabzonspor, ilk atağında golü bularak farkı 1'e indirdi. Özer Hurmacı'nın kullandığı serbest atışta, ceza alanı içindeki Medjani, topu kafayla Belkalem'in önüne indirdi. Bu futbolcu da altı pas içinde ayağıyla gelişine bir vuruşla topu karşı karşıya kaldığı Karcemarskas'ın yanından filelerle buluşturdu: 1-251. dakikada Bosingawa'nın yerden ortasında, altı pas içinde Yatabere topa dokunamayınca bordo-mavililer, mutlak bir golden oldu.52. dakikada Chibuike'nin ceza alanının hemen dışından yan direkten dönen topu, yakın mesafeden Muhammet Demir tamamlayarak filelere gönderdi: 1-363. dakikada Özer Hurmacı'nın soldan ortasında, Mustafa Yumlu topu kafayla Yatabare'nin önüne indirdi. Bu futbolcu da ayağıyla karşı karşı kaldığı Karcemarskas'ın yanından topu filelere gönderdi: 2-364. dakikada başlama vuruşunun ardından gönderilen uzun pasta, kaleci Fatih Öztürk ile karşı karşıya kalan Chibuike topu aşırtma bir vuruşla filelere yollayarak farkı yeniden 2'ye çıkardı: 2-467. dakikada Trabzonspor, farkı yeniden 1'e indirdi. Constant'ın ceza yayı gerisinden kullandığı serbest atışta, top iki direğin kesiştiği yerden oyun alanına döndü. Dönen topu altı pasın gerisinde Sefa Yılmaz, sert bir vuruşla filelere gönderdi: 3-478. dakikada Cardozo'nun serbet vuruşunda top direğin az farkla yanından auta gitti.88. dakikada savunmada Arokoyo'nun uzaklaştırmak istediği topu önünde bulan Mustafa Yumlu'nun şutunda meşin yuvarlak üstten auta çıktı.90+1. dakikada Zeki Yavru'nun soldan ortasında, ceza alanı içinde Cardozo'nun şutunda, top kaleci Karcemarskas'ta kaldı.90+4. dakikada Trabzonspor, beraberliği yakaladı. Özer Hurmacı'nın sağdan ortasında, Waris topu kafayla Cardozo'nun önüne indirdi. Bu futbolcu da topu yakın mesafede tamamlayarak 4-4'lük eşitliği sağladı.Karşılaşma 4-4 beraberlikle sonuçlandı.AA
'IŞİD'i Türkiye Sınırından Püskürttük Ama Bu Gece Yine Gelecekler'
IŞİD’in üç taraftan kuşatma altında tuttuğu Kürt kenti Kobani’nin şu an dünyaya açılan tek noktası olan Mürşitpınar sınır kapısını ele geçirmek için dün gece çok sert bir saldırı düzenlediği belirtildi. Kobanili Kürt yetkililer, terör örgütünün şu an için geri püskürtüldüğünü anlattı.Kobani kantonunun dışişleri yetkilisi İdris Nassan, örgütün dün gece güney ve batıya doğru itildiğini söyledi. Ancak Nassan Reuters’a yaptığı açıklamada bunun nihai bir durum olmadığının altını çizdi: ” Bu gece bir daha deneyecekleri kesin. Dün gece takviye güçler ve yeni tedarikle geldiler; bastırıyorlar. ”Reuters: Büyük darbe olurPeşmerge güçlerinin Halk Savunma Birlikleri’ne (YPG) destek vermek için Türkiye üzerinden Kobani’ye geçmesi hala beklenirken, Reuters, ” Sınır kapısının kaybedilmesi, kenti savunan savaşçılar ve hala orada olan sivillere büyük bir darbe vuracaktır ” yorumunu yaptı.40 günde 815 kişi öldüLondra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne göre, Kobani’de 40 gündür süren çatışmalarda 815 kişi hayatını kaybetti. Gözlemevi, 302 YPG savaşçısının, 481 IŞİD militanının, başka örgütlerden 10 kişinin, 21 sivilin ve YPG’ye mühimmat taşıyan bir gönüllünün ölümünü teyit ettiğini açıkladı.
Reklam
Aşk-ı Memnu'nun Latin Versiyonu Emmy Adayı
“Aşk-ı Memnu”nun Amerika’da yayınlanan Latin versiyonu “Pasion Prohibida”, New York’ta düzenlenecek Emmy ödül töreninde, “yabancı dilde Amerika primetime yayınları” kategorisinde yarışacak.İspanyolca yayın yapan Amerikan kanalı Telemundo’da gösterilen “Pasion Prohibida”ya ilgi büyük oldu. Başrollerini Beren Saat, Kıvanç Tatlıtuğ, Hazal Kaya, Selçuk Yöntem ve Nebahat Çehre’nin paylaştığı “Aşk-ı Memnu”nun Latin versiyonu olan dizi, 24 Kasım’da düzenlenecek Emmy ödül töreninde de yarışacak.Telemundo Television Studios tarafından 2013 Ocak ayında başlatılan “Pasion Prohibida”nın reytingleri, Emmy komitesinin de dikkatinden kaçmadı ve yapım “yabancı dilde Amerika primetime yayınları” kategorisinde aday gösterildi. Dizide Behlül karakterini Bruno Hurtado adıyla Latin müzisyen Jencarlos Canela, Bihter’i ise Bianca Santillana de Piamonte adıyla 2004 Venezuella güzeli Monica Spear canlandırıyor.Ancak Spear’ın ülkesinde tatil yaparken vurularak öldürülmesi nedeniyle dizinin akıbeti şu an için belirsizliğini koruyor.Haberartıbir
Reklam
Kültür Şoku Yaşatacak Kadar Hınzır 14 Türkü
Bazı yöresel türkülerimizin günümüz şarkıcılarının 'gel gel hiç acımayacak, bir güzellik yapsana gece bende kalsana' tadında sözleri olduğunu biliyorsunuz elbette. Bu hınzır türkülerimizden birkaç tanesini derledim, ama yörelere indikçe ne türküler çıkabilir potansiyeli tahmin edebiliyorum. Sizin oralardan garip sözleri olan türküleri yorumlara bekliyorum.
Polise Satırla Saldıran Şahıs Vuruldu
Fatih'te polise satır çeken ve polisi yaralayan Mert T. (28), polisler tarafından vurularak etkisiz hale getirildi. Ağır yaralı Mert T. ve yaralana polis hastaneye kaldırıldı.Olay, Kocamustafapaşa Meydanı’nda saat 15.00 sıralarında yaşandı. İddiaya göre, satırlı dolaşan ve naralar atan Mert T., daha önce kendisini darp ettiğini öne sürdüğü polislerin yanına gelmesini istedi. İhbar üzerine polis ekipleri olay yerine geldi. Bu sırada Mert T.’nin annesi çocuğunu sakinleştirmeyi çalıştı. Annesinin sakinleştirme çabalarına cevap vermeyen Mert T. polislerle tartışmaya devam etti. Güvenlik güçlerinin havaya uyarı ateşi açmasıyla beraber sokağın sonuna kadar koşan Mert T., kendisini durdurmak isteyen polislere satırla saldırdı. Bir polis memuru çıkan arbedede yüzünden ve omzundan yaralandı. Mert T. de polis tarafından vurularak etkisiz hale getirildi.Yaralı polis memuru Samatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılırken, yaralı şahsa ilk müdahaleyi vatandaşlar yaptı. Şahıs, olay yerine gelen ambulansla İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırıldı. Sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu öğrenildi.Mert T.'nin yıllardır Kocamustafapaşa'da oturduğunu belirten bazı mahalle sakinleri, “Mert kendi halinde bir çocuktu. Polisler geçen günlerde kızdırmıştı. Mert T’ye ters kelepçe takmışlar ve suratına tekme atmışlardı. Mert günlerdir kendisini darp eden polisleri arıyordu. Olay yerine gelen polisler Mert'i sakinleştirmeye çalıştı. Ama yeterli olmadı. Neden böyle bir şey oldu anlamadık.' dedi.Polisin olayla ilgili soruşturması sürüyor.Cihan
Reklam
Atlas Giderek Hızlanıyor!
İlk tanıtıldığı yıllarda oldukça ilgi çeken insansı robot Atlas, aradan geçen aylarda yeteneklerini oldukça arttırmış gözüküyor. Dengede kalma yeteneklerinden sonra şimdi de basit engelleri aşma yeteneği kazanmış görünen robot, tüm bu işlemleri sensorları ve yapay dengesi ile başarıyor.
"Teröristin Bile Bir Gururu Olur"
SAMSUN’a gelen Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Hakkari'nin Yüksekova İlçesi'nde 3 askerin şehit edilmesi ile ilgili, 'Bunların insanlıkla bir alakası olamaz. Teröristin bile bir gururu, onuru olur. Şehirde sivil olarak, savunmasız bir şekilde dolaşan yavrularımıza hain şekilde saldırıp onları şehit eden hainler terörist olacak kadar onurlu bile değildir' dedi.Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, çeşitli toplantılara katılıp ziyaretlerde bulunmak üzere bugün Samsun’a geldi. Bakan Zeybekci Samsun programı kapsamında AK Parti İl Başkanlığı tarafından düzenlenen İl Danışma Meclisi toplantısına katılarak konuşma yaptı. Konuşmasında Hakkari’nin Yüksekova İlçesi’nde sivil kıyafetli 3 askerin şehit edilmesine değinen Bakan Zeybekçi, 3 tane annenin yüreğinin yandığını ve 3 ocağa ateş düştüğünü dile getirdi. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi konuşmasını şöyle sürdürdü:'3 tane yavrumuz, 3 tane ciğerparemiz şehit edildi. 3 tane kardeş kanı aktı. Bu topraklarda sebebi ne olursa olsun, vesile olan veya sonuçlarına katlanan her kim olursa olsun, ne şekilde olursa olsun yere düşen her can bizim canımızdır. Akan kan kardeş kanıdır. Bunu yapanlarda bu milletin birliğine, dirliğine, vatanına, bayrağına, maneviyatına, bağımsızlığına, bütün kutsal değerlerine, insanlığa ve insanlık onuruna kast eden hainlerdir. Bunların insanlıklarla bir alakası olamaz. Teröristin bile bir gururu olur. Teröristin bile bir onuru olur. Ama emanet diye bir şey vardır. O coğrafyadaki kardeşlerimize emanet edilerek şehirde sivil olarak, savunmasız bir şekilde dolaşan yavrularımıza hain şekilde saldırıp onları şehit eden hainler terörist olacak kadar onurlu bile değildir.'Bu milletin binlerce şehit verdiğini dile getiren Bakan Zeybekci, bu millete 'Aman' dedirtmeye çalışanların asla başarılı olamayacağını söyledi. MKYK üyesi olarak 2013 yılının yazında Osmaniye’den başlayarak Doğu ve Güneydoğu'yu dolaştığını dile getiren Bakan Zeybekci, şöyle dedi:'Oradaki kardeşlerimizin gözlerine baktık, onların ellerini tuttuk. Her kimin niyeti bu ülkeyi bölmekse, her kimin niyeti bu kardeşliği bitirmek ise, her kimin niyeti bu vatana, bu bayrağa, bu millete birlik ve beraberliğimize ihanet etmekse, işte o yavrularımızı şehit edenler onlardır. Bu süreci provoke edenler, sabote edenler onlardır. Bu süreçle ilgili her kim ki çıkıp da ‘her şey iyi ama, ama’ diyen haindir. Onların derdi bu ülkelerin bölünmesi, bizim derdimiz birlik ve beraberliğimizdir. Bu tuzak ve oyunlara düşmeyeceğiz. Bu oyunlar asla ve asla başarılı olmadı, olmayacak. Ta ki Allah göstermesin; sönmeden yurdumun üzerinde düşen en son ocak. Bu kadar net söylüyoruz. Buradan da kimsenin ne alacağı, ne mesaj alacağı varsa mesajı alsın. 'Ak kadrolar' olarak kefenimizi giyip bu yola çıktık sonuna kadar. Nereye varırsa varsın, siyasi olarak faturası ne olursa olsun.'Ekonomi Bakan Zeybekci, Anadolu topraklarında zayıf ve cılızların hiç yaşamadığını, hastalıklı çınarların hiç yeşermediğini, Türkiye'de Gezi Olayları'nın ardından 17 ve 25 Aralık süreçlerinin Türkiye’yi durdurmak için organize edildiğini söyledi. Uyanık olmak gerektiğini anlatan Bakan Zeybekçi, 'Dostun kim olup olmadığı iyi bileceğiz. Yanılmayacağız, dostlarımıza ve kardeşlerimize sahip çıkacağız. Bu ihanet operasyonunun baş aktörlerini iyi belirleyeceğiz. Bu millete ihanetin hesabını hukuk ve demokrasi içerisinde mutlaka soracağız. Bunu yaparken de kardeşlerimizi inceltmeyeceğiz. Aklını, vicdanını ve ruhunu birilerine emanet ederek, kiraya verenlerden bunların hesabını soracağız' diye devam etti.Türkiye’yi artık hiç kimsenin eskisi gibi suistimal edemeyeceğini dile getiren Bakan Zeybekci, Türkiye'de muhalefetin iktidar olma ümidinin bulunmadığını, bu nedenle anti demokratik hukuk dışı her şeyin peşine takılıp gittiklerini öne sürdü.Ekonomi Bakan Nihat Zeybekci, AK Parti'nin 2015 seçimlerinde anayasayı tek başına değiştirecek çoğunluğu sağlamak zorunda olduğunu söyledi.Yaprak KOÇER/SAMSUN, (DHA) -
Reklam
Hakkâri'de Şehit Askerler İçin Tören
Hakkâri'nin Yüksekova ilçesinde silahlı saldırıda şehit olan Uzman Çavuş Ramazan Gülle, Jandarma Er Ramazan Köse ve Jandarma Er Yunus Yılmaz için, Hakkâri ve Van'da cenaze töreni yapıldı.Hakkâri Yüksekova'da silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden Uzman Çavuş Ramazan Gülle, Jandarma Er Ramazan Köse ve Jandarma Er Yunus Yılmaz için ilk tören Hakkari Dağ ve Komando Tugay Komutanlığı'nda yapıldı. Buradaki törene Hakkari Valisi Yakup Canbolat, Yüksekova 3'üncü Tümen Komutanı Tümgeneral Halil İbrahim Ergin, Dağ ve Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Ahmet Otal, Cumhuriyet Başsavcısı Ercan Türkol, İl Emniyet Müdürü Resul Holoğlu, İl Jandarma Komutan Vekili Jandarma Yarbay Yalçın Baysal da katıldı.Helikopterle Van'a gönderilen cenazeler için ikinci tören de burada yapıldı. Van Ferit Melen Havaalanı yanındaki Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı'na bağlı Filo Komutanlığı'ndaki törene Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, İçişleri Bakan Yardımcısı Osman Güneş, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Abdullah Atay, 2. Ordu Komutanı Orgeneral Adem Huduti, Jandarma Genel Komutanlığı Denetleme Başkanı Korgeneral Harun Ocaklı, Van Valisi Aydın Nezih Doğan, Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı Korgeneral Abdullah Barutçu katıldı.Cenazeler defin için memleketlerine uğurlandıRamazan Köse'nin cenazesi memleketi Artvin'e, Yunus Yılmaz'ın cenazesi Bingöl Karlıova'ya, Ramazan Gülle'nin cenazesi de Konya'ya gönderildi.Hakkâri Yüksekova'da Harunan Karakolu'ndan elektrik malzemesi almak için ilçe merkezine gelen Uzman Çavuş Ramazan Gülle, Jandarma Er Ramazan Köse ve Jandarma Er Yunus Yılmaz, cumartesi günü Cengiz Topel caddesindeki bir iş merkezinin önünde maskeli saldırganların silahlı saldırısına uğramıştı. Sivil giyimli askerler başlarından vurulmuştu. Saldırıda Jandarma erler Köse ve Yılmaz olay yerinde, Jandarma Uzman Çavuş Gülle ise, kaldırıldığı Yüksekova Devlet Hastanesi'nde şehit olmuştu.Kaynak: DHA, AA
Mersin İdman Yurdu, Eskişehir Karşısında Zoru Başardı
Spor Toto Süper Lig'de 7. hafta mücadelesinde Mersin İdman Yurdu sahasında 2-0 geriye düştüğü maçta Eskişehirspor'u 4-2 yenmeyi başardı.SKORERTevfik Sırrı Gür Stadı'nda oynanan maçta konuk ekip Eskişehirspor'un gollerini 3. dakikada Ömer Şişmanoğlu ve 29. dakikada penaltıdan Erkan Zengin atarken, Mersin İdman Yurdu'nda 2-0'dan geri dönüşü sağlayan golleri 40., 75. dakikalarda Oktay Delibalta, 80. dakikada Berkay Dabanlı (k.k) ve 90+4. dakikada Sinan Kaloğlu kaydetti. Mücadelenin 60. dakikasında Murat Ceylan kırmızı kart görerek oyundan atıldı.Bu sonucun ardından Mersin İdman Yurdu puanını 13'e yükseltip zirve mücadelesinden kopmazken, Eskişehirspor 6 paunda kaldı.skorer
Reklam
"Ak Saray, Kafası Karışık Arada Bir Yerde Kalmış Bir Adamı Yansıtıyor"
Mimar Nevzat Sayın , Ankara’da Atatürk Orman Çiftliği’ne (AOÇ) yapılan “Ak Saray” olarak bilinen Cumhurbaşkanlığı binası için, “AK Saray, kafası karışık, ne yapacağını bilemeyen, geriye doğru bakmayı bilmeyen, geriye doğru baktığında bulabileceği şeylerin sayısı hakkında bile bir fikri olmayan, ileri doğru bakışı tıkalı, arada bir yerde kalmış bir adamı yansıtıyor” dedi.Mimar Sayın, “Şuanda iktidar, muktedir olmaya çalışıyor. İktidar olmak kolay, birkaç dönem seçim kazanırsınız. Ama muktedir olmak, bugüne kadar kemikleşmiş bütün kurumları ele geçirmeyi ve bunların dilediğiniz gibi çalışmasını sağlamayı gerektirir. Tam burada, iktidar olarak kendi siyasi ifadenizi en iyi anlatabileceğiniz yol ne olabilir? Mimarlık. Bugün Pembe Köşk yerine AK Saray yapılıyor. İkisinin mimarisini yan yana koyun. Cumhuriyet kurulduğunda nasıl bir yönetim anlayışı vardıysa, Pembe Köşk içtenlikle bunu yansıtıyor. AK Saray da bugünkü iktidar neyse, bence negatif anlamda da olsa ‘içtenlikle’ onu yansıtıyor” ifadelerini kullandı.“Sigara yasası cafe kültürünü oluşturdu” diyen Nevzat Sayın, “Pavyonlar, gece kulüpleri, içkili lokantalar sanayi siteleri gibi gece kulübü siteleri olarak şehrin dışına sürülürdü. İktidarın, bunu şimdi çaktırmadan bütün şehirlerde yapmaya çalıştığını hissediyorum. Tabii ki, bu insanların davranış biçimlerini düzenlemek üzere kurgulanıyor. Ama mesela sigara yasağı da cafe kültürünü oluşturdu. Sürekli söylenir: Fransız Devrimi neden Fransa’da oldu? Cafe hayatı vardı çünkü. Başka insanlarla karşılaşma alanı çoktu ve halk, mızıldanmalarını topluca yapıyordu. Bu da, devrimin çok önemli bir parçasını oluşturdu. Ben onun için sigara yasağının, insanları sokağa çıkarmasını çok olumlu buluyorum” dedi.Taraf gazetesinden Murat Şevki Çoban ’a konuşan Mimar Nevzat Sayın, AKP döneminde yapılan binalara ve içki-sigara yasaklarına dikkat çekti. Çoban’ın “İçkili yerler tarlalara itiliyor” başlığıyla yayımlanan (26 Ekim 2014) söyleşisi şöyle:Mimar Nevzat Sayın’a göre AKP sürekli Osmanlı ve Selçuklu vurgusu yapsa da tarihi bilmiyor. Bu yüzden Ak Saray gibi yapılar tam bir kafa karışıklığı abidesi...Validebağ, bir kez daha şehir, şehircilik ve talan konularını gündemimize taşıdı. Bugün iktidar neyi yıkmayı hedefliyor? Şehir ve mekân kurgusu üzerinden nasıl bir hayat tarzı dayatılıyor? Mekân, bize nasıl insanlar olmamızı söylüyor? İstanbul’da korunacak yer kaldı mı? Türkiye’de mimarinin en önemli isimlerinden biri sayılan Nevzat Sayın’la, AK Parti “mimarisini” konuştuk. Söz, Sayın’da.Validebağ Korusu için direniş devam ediyor. Validebağ şehir için neden önemli?Validebağ, şehrin çok anlamlı bir yerinde kurulmuş bir park. Kayışdağı suyunun Haydarpaşa’nın yanından denize kavuştuğu vadinin bir ucu Validebağ. Kesinlikle kalması gereken bir yer. Bir kere, bütün o bölgenin panik hâlinde kaçabileceği, acil durumlarda sığınacağı tek yer. Sen oraya o imarı verdikten sonra, Validebağ için niyetini zaten belli etmiş oluyorsun. Yerel yönetimler bir bölgenin yöneticileri olarak değil, iktidarın bir karakolu gibi davranıyorlar. Validebağ tam da o yüzden bence tehlike altında. Ama halk çok sağlam direniyor, ben kalacağına inanıyorum.Doğan Kuban, kent dokusunun yitirildiğini söylerken “İstanbul’da korunacak ne kaldı ki” diye sorar. Validebağ kalsa bile, İstanbul’da korunacak bir şey kaldı mı?Doğan Hoca kendi tarihi içinde o kadar çok şeyin harap olduğunu gördü ki, varlığını bildikleriyle yokluğunu bildikleri arasındaki büyük uçurum yüzünden böyle bir cümle kuruyor. Tabii, bir bilge olarak olacakları görüyor ve önceden uyarıyor bizi. Söyledikleri bence şimdiki zaman değil, gelecek zaman fiiliyle anlamlı. Ben, hem şehir ölçeğinde hem de tek tek yapılar ölçeğinde yapılması gereken çok iş olduğunu düşünüyorum.İstanbul’da bugün korunan bir yer var mı?Kendini koruyabilen yerler var. Mesela Kuzguncuk. Bir tarafı deniz, bir tarafı Nakkaşpaşa, bir tarafı Fethi Paşa Korusu, yukarısı da Bülbülderesi’nin eski yerleşmesi. Dolayısıyla burası müteahhitler ve yatırımcılar için, “elverişli” bir yer olmamış. Erken bir koruma kararı da alınınca, kendini koruyabilmiş. Zaten böyle olmalı, bir bölgenin kendini korumasının önü açılmalı. Aksi takdirde, bunu dayattığınızda mutlaka bu dayatmayı çözecek üçkâğıtlar bulunacaktır. Eyüp, kendini koruyabilmiş bir yer. Birçok Boğaz köyü de öyle; Kanlıca’nın korunamadığını söyleyebilir misiniz? Mesele şöyle bence: Bugün bunları korumak isteyen birileri yok.Neye bağlıyorsunuz bunu?Bizim korunması gerektiğini düşündüğümüz şeylerle, bugün bu ülkede yaşayan insanlar arasında genetik bir bağ yok. Onları, onlar yapmadı çünkü. Yoksa hiç kimse kendisinin olan bir şeye bunu yapmaz. Kendilerine ait hissetmediklerinden koruma gereği de duymuyorlar.Fakat iktidar kendini, tarihsel süreklilik içinde konumlandırıyor. Biz şunun devamıyız, diyorlar. Bunun pratikte karşılığı yok mu?Tam tersine paradoksal bir durum çıkıyor ortaya. Türkiye’yi en fazla tahrip edenler, en muhafazakâr olanlardır. Bu hep böyledir. Türkiye’deki bütün kadroların, kurumların, fiziksel mekânların tahribatı bence tutucu iktidarlar tarafından olmuştur.Neden?Bilmedikleri için. Şuanda iktidar, muktedir olmaya çalışıyor. İktidar olmak kolay, birkaç dönem seçim kazanırsınız. Ama muktedir olmak, bugüne kadar kemikleşmiş bütün kurumları ele geçirmeyi ve bunların dilediğiniz gibi çalışmasını sağlamayı gerektirir. Tam burada, iktidar olarak kendi siyasi ifadenizi en iyi anlatabileceğiniz yol ne olabilir? Mimarlık. Bugün Pembe Köşk yerine AK Saray yapılıyor. İkisinin mimarisini yan yana koyun. Cumhuriyet kurulduğunda nasıl bir yönetim anlayışı vardıysa, Pembe Köşk içtenlikle bunu yansıtıyor. AK Saray da bugünkü iktidar neyse, bence negatif anlamda da olsa “içtenlikle” onu yansıtıyor.AK Saray, ne yansıtıyor sizce?AK Saray, kafası karışık, ne yapacağını bilemeyen, geriye doğru bakmayı bilmeyen, geriye doğru baktığında bulabileceği şeylerin sayısı hakkında bile bir fikri olmayan, ileri doğru bakışı tıkalı, arada bir yerde kalmış bir adamı yansıtıyor.Cumhuriyet erken dönem mimarisi için “modernist” diyebiliyoruz. Bugün AK Parti “mimarisinin” bir adı var mı?Bunun tek adı var: Eklektik. Oradan buradan ne bulursa koparmaya çalışıyor. İktidar, kendi kültürel kadrolarını oluşturamadı; bu siyasal erkin, kültürel, entelektüel erki yok. Onun için de arayış içerisinde. Bir şey bulmaya çalışıyor ve şuanda uyduruyor. Ataşehir’deki cami, yeni köşk, yeni yapılan okullardaki Selçuklu, Osmanlı mimarlığı arayışları, hepsi bunu gösteriyor. İktidar, Selçuklu “olmak” istiyor ama aralarında Selçuklu mimarisinin ne olduğunu bilen biri yok. Kaçırdıkları ise şu: Zamanın ruhu diye bir şey var. Bir derede iki kere yıkanamazsın.Neden “İslamcı” veya “İslam mimarisi” değil mesela?İktidarın böyle bir derdi olabilir. Sokaktaki adamın böyle bir derdi olduğunu düşünmüyorum. Bakın binalara, Selçuklu bir taç kapı, arkasındaki kütlenin ondan haberi yok, pencereler başka bir telden, duvarlar başka bir telden çalıyor. Bir camiyi alıp bakın: Niye bundan 600 yıl önceki gibi, yani yapmaya çalıştıkları gibi olamıyor? Bir bütünlük fikri olmadığı için, parçalar biraraya geldiğinde bir bütün oluşturamıyor, olsa olsa bir yığın oluyor. Şöyle düşün; her yere cami yapılıyor. Ben birkaç kere cami yapmak durumunda kaldığımdan iyi bildiğim bir konudur. Bakın vakit namazlarına, hangi cami dolu? Kimse gitmiyor. Günlük hayat daha farklı akıyor ve talepleri de farklı. Aksine, bu eklektik yapı, toplumun bütün katmanlarına yayılıyor artık...Nasıl yani?Düşün; Nişantaşı, Keten İnşaat tarafından yıkılıyor ve inşa ediliyor. Bir inşaat şirketi, Nişantaşı mimarisini tanımlıyor. Bundan 100 yıl önce yapılan neoklasik yapılar gibi yapılmaya çalışılıyor ama onlar zaten, 300 yıl önce yapılanların kopyalarıydı. Suyunun suyunun suyu. Mesela, Yıldız Teknik’in köprüye yakın girişinde bir üst yol var. Günlerdir uğraşıyorlar: O üst yolun ayağını önce taş kapladılar, sonra aralara tuğla yerleştirdiler. Sonra korkulukları değiştirdiler, şimdi de merdiveni tamir ediyorlar. İşte o brüt beton üst geçit, sokak arası bir kebapçı dükkânına döndü.Peki, hâkim estetik algısı için “kebapçı estetiği” diyebilir miyiz?Kebapçı estetiği demek de doğru gelmiyor bana, kebapçılara haksızlık olacak. Çünkü işin tuhafı, büyük kebapçılar zımba gibi bir dekorasyona sahip. Onlar değişti. Sokak arasında kalmış, hafiften palazlanmaya çalışan küçük bir kebapçı dükkânını düşün, bunu şehrin ortasında bir üst yola taşıyorsun. Akıl alır gibi değil.İhsan Bilgin, kentsel dönüşüm projeleri için “yıkım planı stratejileri” diyor. Bunu doğru kabul edersek, bugün yıkılan ne? Yerine ne yapılmak hedefleniyor?Kentsel dönüşüm, dünyanın bütün kentlerinin yaşadığı bir süreç. Bugün ayıla bayıla baktığımız Roma, Paris, Berlin yıkılıp yıkılıp yeniden yapılmıştır. Bu olmazsa olmaz, çünkü şehirler de birer organizma. Bizimle onlar arasındaki fark; biz buna bir arsa üretimi gibi bakıyoruz. Tarlabaşı’nı düşün; önce oradaki grupları atıyorsun. Sonra metrekare fiyatını arttırıyor, orayı jantileştiriyorsun, sonra yeni alım gücü olan insanlara satıyorsun. Mümkünse bu alım gücü olan insanlar da iktidarın yanında olan, yeni sermaye grupları olacak. Bir bölgenin kentsel dönüşümü, o bölgenin arsaya dönüştürülmesi ve yeni yatırımlar için açılması anlamına geliyor.Dünyada böyle değil mi?Londra’da, Amsterdam’da da bu türden projeler yapılıyor. Ama şöyle: Bir konut bölgesinin yüzde 30’unu hayatı boyunca çalışsa da ev alamayacak insanlar için kiralık konut olarak, yüzde 30’unu da çok varlıklı insanlar için yapmak zorundasınız. Geriye kalan yüzde 40’ı, yatırımcı para kazanmak için yapabilir. Burada da bitmiyor: Varlıklı insanlarla yoksulların evi aynı sokakta, karşı karşıya bakacak. Yetmiyor: Bu insanlar, bölgeye bir güvenlikten geçerek girmeyecekler. Bunun üzerine kentsel dönüşüm iyi midir kötü müdür, tartışabiliriz. Türkiye’de ise tartışacak laf kalmıyor. Devlet ve ona bağlı olan kurumların hepsi, arsa üretim merkezi gibi çalışıyor. Devlet, en büyük spekülatör. TOKİ adıyla yapılan projelerin hepsi de spekülasyon faaliyetidir. Buradan bir şehir için ne çıkabilir ki?Mekân kurgulaması, hayatı biçimlendirmez mi? Bu mekânlarla, bugün nasıl bir hayat tasarlanıyor?Kapalı bir hayat. “Ütopya” kelimesine yazık olacak ama bir tür ütopya inşa edilmek isteniyor. Ütopya, etrafından soyutlandığı için bir ada üzerinde tarif ediliyordu. İstanbul’u düşün; herkese açık olması için yapılan alışveriş merkezlerinin kapısından sadece güvenlikten geçerek girebilirsin. Telefonunu, çantanı bırakırsın, üzerini ararlar. Sana örtük olarak şunu söylüyor: Buraya sadece bazı insanlar girebilir. Konut bölgelerini düşün: Bir arkadaşına gittiğinde, “Ben Mustafa’ya geldim, şu numarada oturuyor” diye hesap vermen gerekiyor. Bütün şehir böyle adalardan oluşuyor artık.Bunun sonucu ne olabilir?Sokak, yani karşılaşma alanı kalmıyor. Karşılaştığınız yerlerin hepsi- okullar, alışveriş merkezleri, cafeler- kast sistemine göre yapılanıyor. Şehir neredeyse üst- gelir grupları, alt- üst gelir grupları ve bunların ikisine birden hizmet eden en alttaki toplum gibi farklı tabakalardan oluşuyor. Bunların da yaşadıkları yerler birbirinden ayrışıyor. Öyle bir hâle geliyor ki bu; bir binada küçük dairelerle büyük daireleri yan yana bile yapamıyorsun. Ailelerle aile olmayanları bir apartmanın aynı katında, aynı asansöründe karşılaştıramıyorsun. Şehir insanların sadece kendisine benzeyen insanlarla karşılaşacağı yerlere dönüşüyor. Bence hedeflenen de budur. Bu da şuna varır: Sert bir şekilde bölgelere ayrılır şehir, gettolaşır ve çatışma ara kesitleri oluşmaya başlar. İnsan, gündelik alışkanlıklarını yapmamaya başlar. Saçma bir otokontrol sistemi belirginleşir ve sinik bir hayatın yağ lekesi gibi yayıldığını ve kolay kolay da çıkmadığını görürüz.Sürdürülebilir bir tasarım mı bu?Hayır, sürdürülemez. Kültür dediğimiz şey, hayatın bütün alanlarını kaplar. Omurgası sağlam, tutarlı, iyi beslenen bir yapı oluşturmadıkça bütün hayatınız eklektik bir yapı olarak devam edemez. Bu kadar eklektik bir hayat tasarımı, anlamlı hiçbir şeye sahip olmamak demektir. Bu, mimaride de hayatın hiçbir alanında da sürdürülemez.İçki lisansındaki kısıtlamalar ve sigara yasağı, mekânlarla ilişkimizi nasıl şekillendirdi?Mesela gittiğim şehirlerde akşam yemeğine kalmamı istediklerinde, içki içilen bir yere gitmek istiyorum. İstisnasız, bütün gittiğimiz lokantalar şehir dışında. Bursa gibi bir şehirde, akşam yemeği için şehrin beş kilometre dışında, tarlaların ortasında bir yere gidiyorsun. Bu, Anadolu şehirlerinde olurdu. Pavyonlar, gece kulüpleri, içkili lokantalar sanayi siteleri gibi gece kulübü siteleri olarak şehrin dışına sürülürdü. İktidarın, bunu şimdi çaktırmadan bütün şehirlerde yapmaya çalıştığını hissediyorum. Tabii ki, bu insanların davranış biçimlerini düzenlemek üzere kurgulanıyor. Ama mesela sigara yasağı da cafe kültürünü oluşturdu. Sürekli söylenir: Fransız Devrimi neden Fransa’da oldu? Cafe hayatı vardı çünkü. Başka insanlarla karşılaşma alanı çoktu ve halk, mızıldanmalarını topluca yapıyordu. Bu da, devrimin çok önemli bir parçasını oluşturdu. Ben onun için sigara yasağının, insanları sokağa çıkarmasını çok olumlu buluyorum.“Mimarlık üretiminin uydurulmuş değil, gerçek ihtiyaçlar üzerinden tanımlanmasını önemli buluyorum” diyorsunuz. Bugün Türkiye’deki üretimin ne kadarı uydurulmuş ihtiyaçlar üzerinden belirleniyor?Siz, kent topraklarını uydurulmuş ihtiyaçlar üzerinden değerlendirmeyi hedeflerseniz, Tarlabaşı’nı yıkmak gibi bir problem üretirsiniz mesela. Kendi siyasi erkinizi anlatmak istiyorsanız, cami yapmak için şehrin en görünür yerlerinden birini, Çamlıca Tepesi’ni seçebilirsiniz. Çamlıca’da caminin ne işi var? Cami, cemaatin olduğu yere yapılır. Orada teleferikle Cuma namazı turları mı düzenleyecekler? Caminin bütün ruhuna aykırı. Ya da, örtük olarak şu anlama geliyor: Ben nasıl olsa bütün Çamlıca’yı inşa edeceğim. Birileri gerçekten sıkı bir biçimde uyduruyor. Hayatta bunların yeri yok ama bize dayatılan hayatta var.Peki, Türkiye’de eksik olan ne?Ben, şunun eksik olduğunu düşünüyorum: Ortak akıl denen şeye kimse inanmıyor. Haliç’e köprü yapılacak, bu, tartışmaya açılabilirdi. Dünya kadar insan bu köprüye gerek yok, dedi. Boğaziçi’nden, İTÜ’den seküler bir dünyaya inanan mühendisler, Süleymaniye’nin silüetini de kapattığı için bu projenin doğru olmadığını savundular. Ama muhafazakâr bir dünyaya inanan belediye başkanı, o köprüyü yaptı. Bu tuhaf, değil mi? Kime sorsanız, Boğaz’dan daha güzel bir yer var mıdır? Artık köprü çıkışına bile gökdelen yapıyorlar. Hani Boğaz dünyanın incisiydi? Adamlar, Paris’in üzerinden uçak uçurtmuyorlar. Dünyayla aramızda böyle bir fark var.Bugün İstanbul’un kendine özgü bir rengi var mı?Var. İstanbul, dünyanın en güzel şehirlerinden biri. Düşün, neler yapıyoruz ve hâlâ “Bana mısın” demiyor. Bana hâlâ morla mavi arasında bir yerde duruyor gibi geliyor bu şehir. Bizans çok var. İlişkiler ağı da öyle gelişiyor zaten, “Bizans entrikası” derler ya. Osmanlı da çok var, bunların ikisinin arasında bir yerde. Cumhuriyet çok belirgin değildir İstanbul’da. Harem tarafındasın, Topkapı Sarayı’na bakıyorsun ve şahane bir yerde olduğunu düşünebilirsin. Gaziosmanpaşa’ya gittiğinde bu düşüncen birden yerle bir olur. Bu olanaklara sahip olan şehir pek yok. 20 milyona yaklaşan nüfusuyla birçok şehir iç içe. Ama giderek kararıyor şehrin rengi.T24
Tango Festivaline Zina Karalaması
Adana’da bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen Uluslararası Tango Festivali, “Uslu Adana Platformu” tarafından “zina festivali” ilan edildi.Sosyal medya üzerinde örgütlenen ve kimlerden oluştuğu bilinmeyen platform, en son yayımladığı hakaret dolu bildiride festivalin halka açık yapılmasının engellenmesini istedi.Festivale destek veren Adana Büyükşehir Belediyesi ile ASKİ’ye de “desteğinizi geri çekin” çağrısı yapıldı.Hazal Ocak’ın Cumhuriyet’teki haberine göre; Adana’da 23 Ekim’de başlayan ve bugün sona erecek Uluslararası Tango Festivali’ne karşı çıkan “Uslu Adana Platformu” tarafından bir bildiri yayımlandı.“Allah’tan (c.c) korkun! Açık günaha, zinaya izin vermeyin” diye başlayan bildiride, “Müzik eşliğinde kadın - erkek arasında bedensel yakınlaşma/yapışma sağlanarak sahnede zinanın sergileneceği bir festivalin ne dinimizde ne de milli kültürümüzde yeri yoktur, olamaz. Bu yıl ‘uluslararası’ boyut kazandırılması amaçlanan ‘Tango Festivali’ iptal edilmelidir. Bu festival günahın, haramın, zinanın açıkça işlenmesine sahne olacaktır. ‘Zinanın ayakta müzikle yapılan şekli’ olan, insanları günaha davet eden bu tür erotik dansın meraklısı olabilir ama bu tür çirkinlikler toplum içinde olmamalıdır” denildi.Finans Gündem
Demir Paraları Futbolculara Dağıtıldı
Beşiktaş yönetimi, Vodafone Arena Stadı’nın demirleri için bulduğu 2.5 milyon dolarlık krediyi, 4-0’lık Partizan zaferi sonrası futbolcularına dağıttı.Beşiktaş yönetimi, Vodafone Arena Stadı’nın demirleri için bulduğu 2.5 milyon dolarlık krediyi, 4-0’lık Partizan zaferi sonrası futbolcularına dağıttı.UEFA Avrupa Ligi’nde deplasmanda Partizan’ı 4-0 yenip hezimete uğratan Beşiktaş’ta futbolculara Vodafone Arena’nın demir parası dağıtıldı! Siyah beyazlı yönetim, muhteşem zaferden sonra takıma alacakları ve hak ettikleri primleri ödemek için büyük bir fedakârlıkta bulundu. Yönetim, Vodafone Arena Stadı’nın inşaasında kullanılacak demirler için temin edilen 2.5 milyon dolarlık krediyi, futbolculara prim olarak dağıttı. Futbol Şubesi Sorumlusu ve ikinci başkan Ahmet Nur Çebi, yakalanan başarılı çizgisinin sekteye uğramaması gerektiğini belirtip, futbolcuların içerideki alacaklarının ödenmesi talebini yönetim kurulunun gündemine taşıdı.Bunun üzerine başkan Fikret Orman da Çebi’ye hak vererek, oyuncularının içeride alacağının kalmaması konusunda hem fikir olduğunu söyledi. Yönetim, bunun üzerine kısa bir süre önce bulunan 2.5 milyon dolarlık kredinin oyunculara ödenmesini karara bağladı. Yönetim böylece, “Partizan maçını alın alacaklarınızı hesabınıza yatıralım” sözünü de tutmuş oldu. 4-0’lık zaferin ardından paralar futbolcuların hesaplarına yatırıldı. Çebi, “Benim prensibim çalışanın parasını gününde vermektir. Başarı böyle gelir. Futbolculara Partizan maçı öncesi söz verdik ve alacaklarını maç sonrasında banka hesaplarına yatırdık. Stat inşaatı için gereken kaynağı yeniden bulacağız” diye konuştu.Hürriyet
Yeni Akit Sansürde Kendini Aştı, Amerikalı Kadınları Baştan Ayağa 'Buzladı'
Muhafazakar Yeni Akit gazetesi, internet sitesinden paylaştığı ‘Amerikalılar IŞİD hakkında ne düşünüyor’ videosunda konuşan kadınları tamamen ‘buzladı’ .Daha önce de gazeteye basılan kadın fotoğraflarının omzunu, boynunu, kolunu ‘mozaikleyen ‘, eteklerinin boyunu uzatan Yeni Akit, 16 dakikalık IŞİD videosunda kendini aştı.Video paylaşım platformu YouTube’da yer alan AreWeFamousNow kanalının, ABD’nin New York kentinde yaşayanlara, radikal İslamcı IŞİD hakkında ne düşündüklerini sorduğu videoyu internet sitesinden paylaşan Yeni Akit, konuşulan tüm kadınları, baştan ayağa itinayla ‘sansürledi’ .Diken
Reklam