"Terim'den Özür Dile" Demişler!
Hakan Çalhanoğlu'nun babasından Fatih Terim’den özür dilemesi istenmiş ama baba Hüseyin Çalhanoğlu bu talebi “Mağdur olan benim. Özür dilmemem” diyerek reddetmiş.İŞTE YAŞANANLAR…Brezilya ve Kazakistan maçı kadrosu açıklandıktan sonra araya girenler Hakan’ın babası Hüseyin Çalhanoğlu’na “Fatih Terim’den özür dile” dediler.Bu talep üzerine Hüseyin Çalhanoğlu, “Mağdur olan biziz. Ben özür dilemem. Özür dilenmesi gereken biri varsa o da biziz” diyerek redetti.“BİR KEZ BİLE BİZİMLE KONUŞULMADI”Ve Hüseyin Çalhanoğlu devam etti: “Fatih Terim’den özür dilemem. Ben ülkesini seven bir adamım. Hakan’ın Türkiye’de oynaması için baskı yapan benim. Fatih Terim ‘olayı araştırın’ diyor ama kendisi Gökhan’ın yaptıklarıyla ilgili olarak bir kez bile ne Hakan ne de benimle konuştu.”“KAFAM RAHAT”“Biz görevimizi yaptık. Kafam rahat. Bundan sonra alırlar ya da almazlar. Bu karar onların.”Hakan’ın babası Hüseyin Çalhanoğlu, Çek Cumhuriyeti maçı öncesi Hürriyet’e verdiği röportajda Terim’i eleştirmişti. Bu habere kızan Terim ise basın toplantısında gazetecilere “siz hasta mısınız, gidip babasını konuşturuyorsunuz” demişti.NE OLMUŞTU?Hakan’ın babası Hüseyin Çalhanoğlu, Çek Cumhuriyeti maçı öncesi Hürriyet’e verdiği röportajda Terim’i eleştirmiş, bunun üzerine Terim basın toplantısında gazetecilere “siz hasta mısınız?” diyerek çıkışmıştı.Radyospor
Windows'un 19 Yıllık Açığı Nihayet Kapatıldı
19 yıl önce Windows’ta bulunan ve sistemin oldukça büyük zararlara uğramasına neden olacak kadar güçlü bir açık yıllar sonra kapatıldı.İlk olarak IBM araştırmacıları tarafından keşfedilen bu açık, Windows’a uzaktan bağlanarak kod çalıştırmayı mümkün kılıyor. Söz konusu açığın Windows 95′ten bu yana bilindiği, ancak şu ana kadar kapatılmadığı dile getiriliyor. Açıkların ne derece tehlikeli olduğunu ölçen Common Vulnerability Scoring System, 19 yıllık bu açığın 10 üzerinden 9,3 ile yüksek derece riskli olduğunu açıkladı.Neyse ki bu zamana kadar bu açık çok büyük sorunlara yol açmış değil. Fakat yine de Microsoft gibi bir teknoloji devinin yıllarca bir açığı kapatmamış olmasının ilginç olduğunu söylemek gerek.LOG
Twitter Baştan Aşağı Değişiyor
Dün düzenlenen Analist Günü‘nde duyurulan birçok yeniliği kısa sürede hayata geçirmeyi planlayan Twitter kapsamlı bir dönüşüm sürecinde (evet, bir kez daha). Twitter’ın bu yeni sezonunda yeni ürünler, zaman akışında değişiklikler, mesaj, video özellikleri, dış kapı ziyaretçileri için geliştirmeler ve daha birçok yeni özellik var. Her biri Twitter’ın genişleyen kullanıcı tabanından daha fazla gelir yaratmayı ve elbette platformun potansiyelini daha güçlü şekilde ortaya çıkarmayı amaçlıyor.Yeni Zaman Akışı DeneyimleriTwitter’ın dün tanıtılan yeniliklerinin başında zaman akışındaki değişiklikler geliyor. Bugüne kadar zaman akışınızı, Facebook’un aksine, müdahalesiz bir şekilde gösterme iddiasında olan Twitter algoritmaları da kullanıcıları için tweet’leri az da olsa filtrelemeye başlayacak. Yeni eklecek olan “Timeline Highlights” yani “Zaman Akışında Öne Çıkanlar” özelliğiyle Twitter, zaman akışınıza ilgilenebileceğiniz içerikler de eklenecek. Bunlardan “Siz uzaktayken” diye Türkçe’ye çevirebileceğimiz “While You Were Away” özelliğiyle birlikte Twitter’a bir süredir giriş yapmayan kullanıcıların kaçırdıkları tweet’ler için zaman akışında yüzlerce tweet geri gitmesine gerek kalmayacak.Twitter’dan uzak kaldığınız süre içindeki en önemli tweet’leri zaman akışınızın tepesine taşıyacak olan özellikle Twitter, zaman akışının kronolojik olarak düzenlenme sırasını da bozmuş olacak. Bu elbette radikal bir adım ancak Twitter’da iki günde bir milyar tweet’in atıldığını düşündüğünüzde gerekli olabilecek bir özellik.Zaman akışında konum bilgisi de daha etkili biçimde kullanılacak. Konum bazlı uyarı ve haberleri de ekleyen Twitter, anlık konumunuza göre önemli son dakika gelişmeleri zaman akışınızda size göstermeye başlayacak. Twitter’ın konum üzerinde çalıştığı bir diğer özellik de Foursquare’vari bir değişiklik. Öncelikle yapılacak geliştirmelerle sizin anlık konumunuzu tam olarak belirleyecek Twitter, check-in olduğunuz mekan, bölge hakkında başka kullanıcılara ait tweet’leri de size göstermeye başlayacak.Kendine has özellikleriyle daha önce bir kaç kez gündeme getirdiğimiz gibi, yeni başlayanlar için karmaşık ve etkileşimi zor bir platform olan Twitter bu sorunu da adresliyor yeni sezonunda. Yeni başlayanlar için “Instant Timeline” yani “Hazır Zaman Akışı”nı tanıtan Twitter, platformuna yeni üye olan kullanıcıları kimi takip etsem derdinden kurtarmayı amaçlıyor. İlk açtığınızda size Twitter ile ilgili ufak bir tanıtım yapan uygulama, ilgi alanlarınızı belirleyen bir anket gösteriyor ve seçimlerinize göre, size hesaplar öneriyor. Yeni başlayanlar grubuna, Twitter hesabı olan ancak platformu ayda yılda bir ziyaret edenler de dahil edilmiş.Mesajlaşma ve Video İçin Yeni ÖzelliklerÖnümüzdeki haftadan itibaren direkt mesaj fonksiyonuna yeni özellikler ekleneceğini duyuran Twitter, kullanıcıların herhangi bir tweet’i doğrudan özel mesaj olarak paylaşabilmesine izin verecek.Bununla birlikte zaman akışındaki medya zenginliğini arttırmak isteyen Twitter, bu yönde de önemli bir değişikliği önümüzdeki yılın ilk yarısında devreye alacak. Özellik, kullanıcıların Twitter üzerinden kendi videolarını kaydetmelerini, paylaşabilmelerini ve düzenlemelerini sağlayacak. Twitter’ın video deneyiminde Vine’ın dışına çıkarması, platformun halihazırda güçlü olduğu anlık gelişmeleri aktarma yönüne katkı sağlayabilir.Bütün Ziyaretçilerden Gelir YaratmanTwitter’ın kendi blogunda ve Josh Cosntine’ın TechCrunch’taki detaylı analizinde yer verdiği bir diğer önemli geliştirme ise Twitter’ın bir süredir çok konuşulan dış kapı ziyaretçileriyle ilgili. Önemli bir bölümü web’deki arama sonuçlarından (75 milyon) Twitter’ı ziyaret eden ancak kullanıcısı olmayan 125 milyonun üzerindeki kişiden gelir sağlamak CEO Dick Costolo’nun da dilinden düşürmediği konulardan biriydi. Bu yönde hangi adımlarını atacağını da açıklayan Twitter, öncelikle zaman akışına gelen bu ziyaretçilere farklı öneri sunmaya başlayacak.Aylık 200 milyon kişinin şöhret profillerini ziyaret ettiğini belirten Twitter, ziyaretçilerin ilgisini çekebilecek farklı içeriklerle etkileşimi artırmayı ve bu kişilerin platformda kalmasını sağlamayı istiyor.Web ve mobil aramalar yeni potansiyel kullanıcıları Twitter’a getiren öneli bir kanal ve bu kanalı kendi lehine kullanmak da Twitter’ın planları arasında. Arama motorlarında en popüler 50 bin hashtag (#)’in endekslenmesini sağlayarak ziyaretçilere Twitter arama sonuçlar sayfasını göstermeyi planlıyor şirket.Dünya genelinde daha fazla kullanıcıya ulaşmak ve elbette Facebook gibi 1 milyar kullanıcı sayısını geride bırakmak Twitter’ın hedeflerinden biri. Bunun için daha fazla ülkede daha fazla yerel içeriğe odaklanacak olan Twitter, Dünya Kupası deneyimini önümüzdeki yıl aralarındaki ulusal organizasyonların olduğu 25 farklı etkinliğe uyarlayacak.Bunların yanında, yeni pazarlama stratejileri ve reklam araçları geliştirmeye devam eden Twitter, reklam kartlarını daha etkileşimli ve reklam verenler için kullanışlı hale getirmeyi amaçlıyor.Yeni reklam kartları arasında, kullanıcıların doğrudan bir kampanya için ilgili işyerini aramasını sağlayan Click-to-Call Cards, kendi ürünlerini (otomobil gibi) tasarlayıp fiyat alabilecekleri Configurator ve reklam verenlerin kullanıcılardan oylamayla anında geri dönüş almasını sağlayacak Poll Cards var.Twitter’ın gerek (potansiyel) kullanıcıları gerek reklam verenleri yakından ilgilendiren bütün bu yenilikleri bir arada açıklamasının ardında ise büyük ölçüde son dönemde aldığı eleştiriler var. Özellikle büyüme/gelir yaratma potansiyeli, vizyonu ilgili yatırımcıları ikna etmekte zorlanan Twitter’ın üst yönetimindeki isimleri şirkette tutmaktaki başarısızlığı da tüm bunların üzerine tuz biber olmuştu. Bunlara bir tür cevap niteliğinde de olan Twitter’ın Analist Günü kuşkuların bir kısımını yok etmiş gibi görünüyor zira açıklamalarla birlikte Twitter hisselerinde yüzde 7 oranında yükseldi.Twitter’ın geleceği hakkında Web Summit 2014’te konuşan Twitter’ın Küresel Gelir ve Ortaklıklardan Sorumlu Başkanı Adam Bain, Twitter için daha fazla ayrı mobil uygulama, veriye odaklı ürün gibi planlardan bahsetmişti. Twitter dün yaptığı duyuruda, bu planları da doğrulandı. Konuyla ilgili daha fazla bilgi için Analist Günü sayfasını ziyaret edip, Twitter üst yönetimine ait sunumları indirebilirsiniz.Webrazzi
'İnşaat' Yargıyı Bu Yöntemlerle Boşa Çıkarıyor
Doğal ve tarihi SİT alanlarına yapılan imar planları idari mahkemelerce iptal edilmesine rağmen nasıl oluyor da inşaatların önüne geçilemiyor? İşte son yıllarda yargı kararlarını boşa çıkaran o hülle yöntemleri...Son dönemde idari mahkeme kararlarına uymamak ya da mahkeme kararlarına 'takılmamak' için çeşit çeşit hülle yöntemleri uygulamak adetten oldu. Özellikle idari mahkemelerin verdiği 'yürütmeyi durdurma' kararları bir şekilde bertaraf ediliyor. Oysa İdari mahkeme kararlarını uygulamamak Anayasa'nın 138. maddesinde, '...Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez' deniliyor. Diğer yandan TCK 257. maddesinde, 'Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir kazanç sağlayan kamu görevlisi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (...)' hükmü yer alıyor. İşte bu hükme muhatap olmamak aynı zamanda da mahkeme kararını uygulamamak için akla hayale gelmeyecek yöntemler geliştiriliyor. Radikal gazetesinden Ömer Erbil o yöntemleri şöyle sıralıyor: EN SIK BAŞVURULAN YÖNTEMİmar planına itiraz edilip idari mahkemeden aleyhte bir karar çıkacağı anlaşıldığı zaman hemen plan notlarında aslını bozmayacak şekilde değişiklik yapılıp, yeni imar planı ile yola devam edilir. Davacı 'eski' imar planına dava açtığı için yürütmeyi durdurma ya da iptal kararı çıksa bile uygulayıcı yeni imar planına göre projesini devam ettirir. Değişiklik yapılan imar planına açılacak dava devam ederken proje hızla bitirilir. Yargının aleyhte karar verme eğilimi ise yargılama sırasında mahkemece tayin edilen bilirkişi raporu idarenin aleyhine ise (ki genelde mahkemeler bilirkişi raporlarına uyar) hemen bu hülle yöntemi devreye girer. Yargı kararlarının tebliği bazen 2 ayı bulabiliyor. Bu hülle yöntemine örnek olarak Ali Ağaoğlu'nun Maslak 1453 projesini gösterebiliriz. Mahkeme yürütmeyi durdurma kararı vermesine rağmen inşaatlar devam etmişti. Çünkü imar plan notlarında değişiklik yapan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bu yeni plana göre inşaatın sürdüğünü ileri sürmüştü. Bu yöntem pek çok projede uygulandı. Likör Fabrikası yerinde yükselen Quasar gökdelenleri, Atatürk Orman Çiftliği, Sulukule, Ayvansaray gibi kentsel dönüşüm projeleri de bu yöntemle hayata geçirildi. Her proje için daha sonradan iptal kararları alındıysa da iş işten geçmiş oldu.ŞEYTANIN AKLINA GELMEZ!İmar planına dava açıldığında inşaat ruhsatı bir önceki imar planı üzerinden işleme sokuluyor. Böylelikle dava kazanıldığında inşaat ruhsatı iptal edilemiyor. Çünkü yargı yeni imar planını iptal ettiği için otomatik olarak bir önceki eski plan hayata geçiyor. İnşaat ruhsatı da eski plan üzerinden alındığından ruhsat iptali yapılamıyor. Bu hülle yöntemi Ataköy sahilde devam eden inşaatlar için yapıldı. Sahildeki inşaatların yapımına izin veren 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planları için İstanbul 5. İdare Mahkeme'sinde açılan davada yargıçlar 2 Mayıs'ta 'yürütmeyi durdurma' kararı vermesine rağmen Bakırköy Belediyesi ruhsatları iptal edemedi. Dava 2012 yılındaki imar plan değişikliğine açılmıştı ama inşaat ruhsatlarının 1997 yılındaki imar planına göre verildiği ortaya çıkmıştı.YENİ NUMARA: PARSEL NUMARASI DEĞİŞTİ!Yargı kararlarını uygulamamak ve aynı zamanda suçlu duruma düşmemek için yeni bir yol daha bulundu. Yine yargının aleyhte karar vereceği anlaşılınca davalı olan arazinin parsel numarası değiştiriliyor. Böylelikle yargının verdiği karar boşa çıkmış oluyor. Bu yöntem de Validebağ Korusu'nun yanındaki otoparka cami inşaatı yapılmak istenmesinde kullanıldı. Bilirkişinin cami yapılmasına onay vermediği anlaşılınca Üsküdar Belediyesi caminin yapılacağı arsanın parsel numarasını değiştirdi. Mahkeme yürütmeyi durdurma kararı verdiğinde Üsküdar Belediyesi kararın kendilerini bağlamadığını belirterek şu açıklamayı yaptı; 'Halihazırda devam eden inşaat çalışmaları Altunizade'deki 167 pafta, 1313 ada, 197 parselde' bulunuyor. Yürütmeyi durdurma kararı ise '1313 ada, 178 parselle ilgili' denildi. Sanki 197 parselde ayrıca bir cami projesi varmış gibi davranılarak yargının kararı açığa düşürülmeye çalışıldı.YIRCA YÖNTEMİ: ZEYTİN AĞAÇLARI BİR HÜLLE İLE GİTTİSoma Yırca'da yaşananlar da yeni bir hülle yöntemi. Mahkemeden aleyhte karar çıkacağı UYAP üzerinden öğreniliyor. Kararın tebliği bir ay gibi bir zaman alır düşüncesiyle o sürede hızlı bir şekilde hukuksuz görünen işlemler bitiriliyor. Geriye dönük olarak ağaçların yeniden ekilmesinin de mümkün olmayacağı düşüncesiyle bir ''oldu bittiye'' getirilmek isteniyor. Yırca'da sabahın erken saatinde alelacele zeytin ağaçlarını yok etmenin amacı da bunu gösteriyor. 3 saat sonra yürütmeyi durdurma kararı çıktığında ağaçlar ortadan kaldırılmıştı. Mahkemenin yürütmeyi durdurma gerekçesi olan zeytin ağaçları yok edilince de artık projeyi durdurmanın bir anlamı kalmamış oldu. Yırcalılar yüksek perdeden tepki gösterip olayı tüm ülkeye mal etmiş olmasalardı şirket mahkemeye, 'orada artık zeytin ağacı kalmadı' savunması yapacaklardı.Arkitera
Reklam
Yaşar Kemal'e Fahri Doktora
İstanbul Bilgi Üniversitesi, Yaşar Kemal'e Fahri Doktora unvanı verdi. Törene Yaşar Kemal katılamazken, unvanını eşi Ayşe Semiha Baban aldı.Romanları 50'den fazla dile tercüme edilen, birçok ülkeden onur nişanı ve madalyası alan, dünyanın sayılı edebiyat ödüllerine layık görülen büyük yazar Yaşar Kemal'e, İstanbul Bilgi Üniversitesi 'Fahri Doktora' unvanı verildi.12 Kasım'ı 'Yaşar Kemal Onur Günü' olarak belirleyen üniversitede, bu gün gün kapsamında etkinlikler düzenlendi. Türk edebiyatındaki vicdanın evrensel simgesi olarak tanımlandığı usta isme fahri doktora verilme gerekçesi de açıklandı. Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Aydın Uğur' yaptığı konuşmada, ' Yaşar Kemal geçmişimiz, bugünümüz ve özlemlerimizle, ‘biz’. Üstelik bizim –yani İnsanlığın- en duyarlı, en marifetli, en istidatlı halimiz' sözleriyle Yaşar Kemal'in edebiyatını anlattı.'Yaşar Kemal Onur Günü' etkinlikleri bir sempozyum ile başladı. 'Binbir Kültürün Elçisi Yaşar Kemal' adıyla düzenlenen sempozyumun ardından Güneş Karabuda'nın fotoğraflarından oluşan 'Al Gözüm Seyreyle' adlı fotoğraf sergisinin de açılışı gerçekleştirildi.Sanat, basın, edebiyat ve akademi dünyasından saat 19:30'da başlayan törene katılan konuklar arasında Ara Güler, Türkan Şoray, Ali Kırca ve Altan Öymen de yer aldı. Yaşar Kemal'in katılamadığı törende, fahri doktora unvanını eşi Ayşe Semiha Baban aldı. Törende, İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin 'insanlığa, bilim, felsefe, düşünce, kültür ve sanat alanlarındaki eser veya çalışmaları ile eşine az rastlanır nitelikte katkıda bulunmuş, ülke ve dünya barışına yönelik istisnai çabaları olmuş, çalışmaları ile insan hakları ve demokrasinin yaygınlaşmasına öncülük etmiş kişilere' verdiği fahri doktora unvanına dair Yaşar Kemal'in notu da okundu.'Bu çağda halktan kopmuş bir sanata inanmıyorum'Ayşe Semiha Baban'ın okuduğu notta, Yaşar Kemal, 'Bu çağda halktan kopmuş bir sanata inanmıyorum. Şunu söylemek istiyorum ki ben ‘angaje’, bağımlı bir yazarım. Kendime ve söze ve insanın onuruna bağımlıyım. Bilinçli olarak ben aydınlığın türküsünü, iyiliğin, güzelliğin türküsünü söylemek istedim. Romanlarım yaşam gibi doğru söylesin, yaşamla birlik olsun istedim. Çünkü yaşam umutsuzluktan umut üretmektir. İnsan umutsuzluktan umut üreterek bugüne kadar gelmiştir' sözlerine yer verdi.Al Jazeera Turk
Reklam
Kürtçe Konuştuğu İçin  10 Saniyede Linç Edilmiş
Antalya’nın Kaş ilçesinde 3 Eylül gecesi Kürtçe konuştuğu için linç edilerek öldürülen 20 yaşındaki Mahir Çetin’in dövülme anına ait güvenlik kamera kayıtları ortaya çıktı. Kayıtlara göre Çetin, yaklaşık 15 kişinin 10 saniye süren tekme ve yumruklu saldırısı sonrası yaşamını yitirdi.3 Eylül’de Mahir Çetin ve kuzeni Vedat Çetin, kendi aralarında Kürtçe konuştukları için ırkçı bir grubun saldırısına uğramış, Mahir Çetin aldığı darbeler sonucu beyin kanaması geçirerek yaşamını yitirmişti. Saldırıdan yaralı kurtulan Vedat Çetin ise, grubun kendilerine “Pis Kürtler” şeklinde hakaret ederek saldırdığını ileri sürmüştü.O anlar bir iş yerine ait güvenlik kamerasıyla anbean görüntülendi.Görüntülere göre bar çıkışı karşılaştıkları grupla tartışmaya başlayan Mahir Çetin’i, kuzeni Vedat ısrarla uzaklaştırmaya çalışırken görülüyor. Fakat karşı gruptan bir kişinin koşarak attığı bir yumruk sonrasında yaklaşık 15 kişinin tekmeli ve yumruklu saldırısına uğrayan Çetin, aldığı darbelerin etkisiyle yere düşüyor. Yerde de tekmelerin hedefi olan Çetin’e yönelik saldırı 10 saniye sürüyor. Sonrasında kuzenini korumaya çalışan Vedat Çetin de grubun saldırısına uğruyor.SADECE BİR KİŞİ TUTUKLANMIŞTIÖte yandan saldırıyla ilgili başlatılan soruşturmada 15 kişiden sadece 7 kişi gözaltına alınmış. İfadelerin ardından sadece Üniversite Öğrencisi Mehmet Ali Çakmak çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı. Çetin’in ölümüne ilişkin savcılık soruşturması hâlâ devam ediyor. Son çıkan kamera görüntülerinin soruşturmanın seyrini değiştirip değiştirmeyeceği ise merak ediliyor. Antalya/DHA
TOKİ 'Alt Gelir Grubu' İçin Yaptı, Vekil, İşadamı ve Eski Belediye Başkanı Aldı
TOKİ’nin, Tunceli’nin Çemişgezek İlçesi’nde 'alt gelir grubu' için yaptığı konutlardan, Ak Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Ataş ve Çemişgezek eski Belediye Başkanı Ak Partili Metin Levent Yıldız ile bazı işadamlarının da daire aldığı ortaya çıktı. Milletvekili Ataş, teşvik için daire aldığını ileri sürerek, 'Hırsızlık yapmıyorum. Parasını ödedim. Milletvekili TOKİ’nin yaptığı yerden neden konut alamaz mı ki?' dedi.Tunceli'nin Çemişgezek İlçesi'nde TOKİ, aile fertlerinin toplam geliri 2 bin 600 lirayı geçmeyen 'alt gelir grubu' vatandaşları konut sahibi yapmak için 2009 yılından itibaren konut projesi uyguladı. Birinci etap konutlardan sonra 2011 yılında 4 bloktan oluşan 98 daireli ikinci etap projeye başlandı. Kullanım alanı 75 metrekarelik konutlar satışa çıkarıldı, Çemişgezek Belediyesi kanalıyla başvurular alındı.Başvuru formunda istenen belgeler arasında 'hane halkı gelirinin en fazla net 2 bin 600 TL olduğunu kanıtlayan gelir belgeleri' de istendi. Toplam 69 bin 100 liraya mal olacak daireleri alanlar peşinatı yatırıp, kalanını 15 yılda ödemek üzere TOKİ ile sözleşme imzaladı.
Eksiklikler Nedeniyle Türkiye'nin En Uzun Tünelindeki Çalışmalar Durduruldu
Türkiye’nin en uzun, dünyanın 2’nci uzun çift tüplü tüneli olan Ovit Tüneli’nde çalışmalar durduruldu.Rize Valiliği, Rize-Erzurum karayolu güzergâhındaki 2 bin 640 rakımlı Ovit Dağı'nda yapımı süren ve tamamlandığında Türkiye'nin en uzun tüneli olması planlanan Ovit Tüneli'deki çalışmaların bazı eksiklikler nedeniyle durdurulduğunu açıkladı.Valilikten yapılan yazılı açıklamaya göre, yaklaşık 15 kilometre uzunluğunda olması planlanan ve Rize'nin güneyine bağlantı sağlayacak olan tünel inşaatıyla ilgili durdurma kararı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından 14 Temmuz 2014 tarihinde alındı. Ancak İkizdere Kaymakamlığı'nın tebliğine rağmen firma inşaata devam etti ve 2 Eylül'de eksikliklerle ilgili kaymakamlığa bir rapor gönderdi.Bunun üzerine İçişleri Bakanlığı harekete geçti ve Rize Valiliği 30 Ekim'de firmadan inşaatı durdurmasını istedi. Tünel inşaatı 31 Ekim'de durdu.Durdurulma gerekçeleriİnşaatın durdurulmasıyla ilgili üç gerekçe valiliğin açıklamasında şöyle belirtildi:'Tünelde güvenlik çalışması yapılıyor'Açıklamada, firmanın talebi üzerine Ankara'dan iş müfettişlerinin tünele gelerek incelemelerde bulunduğu ve eksikliklerin tam anlamıyla giderilmemesinden dolayı iş durdurulmasının devamına karar verildiği ifade edilerek, şunlar kaydedildi:'Firma gerekli güvenlik eksikliklerinin tamamlanabilmesi için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'ndan tünele girip tünelde çalışabilme izni istemiştir. Bakanlık da sadece güvenlik çalışması yapılabilmesi koşuluyla tünellere girilmesine izin vermiştir. Bu yöndeki izin, 10 Kasım 2014 tarihinde firmaya tebliğ edilmiştir. Firma güvenlik önlemlerine dair çalışmalarını izin dahilinde sürdürmektedir. Bu çalışmalar tamamlandığında iş müfettişleri yeni bir inceleme yapacaktır ve karar verecektir.'Al Jazeera Turk
Reklam
Üsküdar Açıklarında 800 Kg Ağırlığında Köpekbalığı!
Üsküdar'da, balıkçıların ağına 800 kilogramlık köpek balığı takıldı. Balıkçı tezgahında sergilenen köpek balığı vatandaşların ilgi odağı oldu.Kız Kulesi açıklarında tekneyle balık avlayan Muzaffer Balcı ile arkadaşları, attıkları ağları topladıkları sırada dev bir köpek balığının ağlara takıldığını fark etti. Balcı ve arkadaşları, dev köpek balığını zorlukla tekneye çıkardı. 3.5 metre boyunda, 800 kilogram ağırlığındaki Pamuk cinsi köpek balığı Muzaffer Balcı'nın Bulgurlu'daki balıkçı dükkanında sergilenmeye başladı. Balıkçının önündeki dev köpek balığını gören vatandaşlar, şaşkınlıklarını gizleyemedi. Bazı vatandaşlar köpek balığıyla hatıra fotoğrafı çektirdi.KANSER HASTALARINA DAĞITILACAKKöpek balığını yakalayan balıkçı Muzaffer Balcı, “ Gece saat 03.30 sıralarında Üsküdar Kız kulesi açıklarında ağlarımızı denize bıraktığımız zaman ağlarımız da bir ağırlık hissettik. Ağlarımızı çektik baktık köpek balığı. Arkadaşlar şaşırdı. Üsküdar'da ilk defa köpek balığı yakalanıyor bu kadar büyüğü. Bunu dükkanımızda 2-3 gün sergileyeceğiz daha sonra kanserli olan hastalara ücretsiz dağıtacağız herkese 1 kg. Kansere iyi geldiği söyleniyor. Çok faydalı bir balık cinsi pamuk cinsi köpek balığı yaklaşık 800 kilogram' dedi.Ramazan EĞRİ - İSTANBUL DHA
'Cumhurbaşkanlığı Sarayı Usulüne Uygun Yapılmıştır'
1000 odalı Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın yanına 250 odalı Cumhurbaşkanlığı Konutu yapılacağı iddia edildi. Bu iddiaya yanıt veren Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı Metin Kıratlı, Beştepe'de yapılan Cumhurbaşkanlığı Sarayı ile ilgili 'Gerek yapılmış ve bitmiş olan inşaat gerekse devam etmekte olan inşaatımızla ilgili tüm yasal süreç tamamlanmıştır. Usulüne uygun olarak yapılmıştır. Binamıza ilişkin inşaat iznini teşkil eden ruhsatımız, ayrıca 8 Ekim 2014 tarihli yapı kullanma izin belgemiz mevcuttur. Dolayısıyla idari açıdan herhangi bir şekilde bir sıkıntı söz konusu değildir' dedi.Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı Metin Kıratlı, çeşitli meslek örgütleri tarafından Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın bulunduğu alanla ilgili açılan davaların üst mahkemelerde lehlerine sonuçlandığına işaret ederek, inşaatın hukuka aykırı olduğuna ilişkin gerek idari gerek yargı mercileri tarafından verilmiş herhangi bir karar bulunmadığını bildirdi.Kıratlı, Beştepe'de yapılan Cumhurbaşkanlığı Sarayının kaçak olduğuna ilişkin iddialarla ilgili AA muhabirine açıklamalarda bulundu.Son günlerde kamuoyunda Cumhurbaşkanlığı Sarayı ile ilgili tartışmalar yapıldığını hatırlatan Kıratlı, 'İnşaatımızın, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'mızın kaçak bir inşaat olduğu hakkında bir takım yargı kararları bulunduğu yönünde iddialar var. Bu iddialar tamamıyla gerçek dışı iddialar. Binamıza ilişkin inşaat iznini teşkil eden ruhsatımız, ayrıca 8 Ekim 2014 tarihli yapı kullanma izin belgemiz mevcuttur. Dolayısıyla idari açıdan herhangi bir şekilde bir sıkıntı söz konusu değildir' diye konuştu.Konuyla ilgili idari yargı mercilerine açılmış bazı davalar olduğunu hatırlatan Kıratlı, davaların temelde iki dosyada toplanabileceğini söyledi.Kıratlı, davalardan birinin Türkiye Mimar ve Mühendis Odalarına bağlı bir kısım odalar tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Başbakanlık aleyhine açıldığını hatırlattı.Metin Kıratlı, Ankara 11. İdare Mahkemesi'ndeki bu davada, mülkiyeti Atatürk Orman Çitfliği müdürlüğüne ait 2100 ada 16 parsel ve yine mülkiyeti Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü ile Ankara Büyükşehir Belediyesine ait 13 bin 585 ada, 12 parsel sayılı 2 taşınmazın doğal ve tarihi sit alanı statüsünün değiştirilmesine ilişkin Ankara Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunun kararlarının iptaline ilişkin olduğunu kaydetti.İptal kararları Danıştay'dan döndüMahkemenin 17 Şubat 2014'te toplam 7 hektarlık alanın tarihi sit statüsünün kaldırılmasına ilişkin işlemin iptaline karar verdiğini söyleyen Kıratlı, ancak kararın temyiz edilmesi üzerine dosyayı görüşen Danıştay 14. Dairesinin 11 Haziran 2014 tarihli kararıyla anılan mahkemenin iptal kararının yürütmesinin durdurulduğunu hatırlattı.Ankara 11. İdare Mahkemesinde açılan ikinci davanın da yine aynı davacılar tarafından Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Başbakanlık aleyhine açıldığını söyleyen Kıratlı, bu davanın da Atatürk Orman Çiftliği içinde yer alan Gazi Tesislerinin birinci derece doğal ve tarihi sit şerhinin kaldırılmasına ilişkin Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 10 Ağustos 2011 tarihli kararının iptali istemiyle açıldığını belirtti.Bu davada da Ankara 11. İdare Mahkemesinin, 17 Şubat 2014'te birinci derecede doğal sit statüsünün kaldırılarak 3. derece doğal sit alanı olarak belirlenmesine ilişkin kısmının konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına, alanın tarihi sit statüsünün kaldırılmasına ilişkin kısmının ise iptaline karar verdiğini hatırlatan Kıratlı, bu kararın da temyiz edildiğini bildirdi.Yapılan temyiz incelemesi sonucu bu iptal kararının da Danıştay 14. Dairesinin 22 Mayıs 2014 tarihli kararıyla yürütmesinin durdurulduğunu belirten Kıratlı, 'Söz konusu inşaatın hukuka aykırı olduğuna dair gerek idari gerek yargı mercileri tarafından verilmiş bir karar bulunmamaktadır. Gerek yapılmış ve bitmiş olan inşaat gerekse devam etmekte olan inşaatımızla ilgili tüm yasal süreç tamamlanmıştır. Usulüne uygun olarak yapılmıştır' diye konuştu.AA'nın haberine göre, Ankara Büyükşehir Belediyesi, AOÇ içinde yer alan Cumhurbaşkanlığı Sarayı binasının yapımı için 17 Temmuz 2012'de ruhsat verdi.Ankara Büyükşehir Belediyesince verilen ve 8 Ekim 2014 tarihinde onaylanan yapı kullanma izin belgesinde de yapının tüm bölümlerinin İmar Kanunu'na, yapı denetimi hakkındaki mevzuata, imar planına, yönetmeliklerine, ruhsat ve eklerine, bilimsel ve teknik kurallara, Türk standartlarına, yapı ruhsatı duyuru hükümlerine uygun olduğu belirtildi.Belgede, kullanılmasında fen ve sağlık bakımından sakınca görülmediği tespit edilerek, İmar Kanunu ve yapı denetimi hakkındaki mevzuat uyarınca yapı kullanma izni verildiği ifade edildi.Ruhsat ve yapı kullanma izin belgesinde, parselin kullanma amacı 'resmi kurum alanı', parselin alanı 487 bin 941 metrekare olarak yer aldı.SİT  alanlarına kamu hizmet binası yapılmasıKültür ve Turizm Bakanlığının 18 Şubat 2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan kararı doğrultusunda sit alanlarına kamu hizmet binası yapılmasının önü açıldı.Tarihi Sitler Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararı ile 1996 tarihli ilke kararı değiştirilerek, tarihi sit alanlarının koruma ve kullanma koşulları yeniden belirlendi.İlke kararı ile sit alanlarının koruma ve kullanma koşullarına, 'Milli park bulunan yerlerde uzun devreli gelişim planı, milli park bulunmayan yerlerde alanın tarihi ve kültürel değerlerini koruyan koruma amaçlı imar planları, ilgili koruma bölge kurulunca uygun görülünceye kadar zorunlu alt yapı uygulamaları ve kamu hizmet yapıları dışında bitki örtüsünü, topografik yapıyı, siluet etkisini bozabilecek tahribata yönelik hiçbir inşai ve fiziki uygulamada bulunulamayacağı' düzenlemesi eklendi.Kültür ve Turizm Bakanlığı Ankara 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, alan içinde yapılacak projeleri de inceledi.Projeler, Taşınmaz Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararındaki 'Milli park bulunan yerlerde uzun devreli gelişim planı, milli park bulunmayan yerlerde alanın tarihi ve kültürel değerlerini koruyan koruma amaçlı imar planları, ilgili koruma bölge kurulunca uygun görülünceye kadar zorunlu alt yapı uygulamaları ve kamu hizmet yapıları dışında bitki örtüsünü, topografik yapıyı, siluet etkisini bozabilecek tahribata yönelik hiçbir inşai ve fiziki uygulamada bulunulamayacağına' ilişkin hüküm kapsamında değerlendirildi.Cami dışında kalan yapıların projelerinin bu hüküm kapsamında uygun olduğu sonucuna varan kurul, cami yapısının ise Selçuklu ve Osmanlı cami, medrese ve türbe görünüşlerinin karıştırılarak eklektik bir görünüm sağlanmış olması, herhangi bir dönemi yansıtmaması nedeniyle yeniden etüd edilerek alternatifli projelerin iletilmesine karar verdi.AA
Dünyanın En Zengin 10 Terör Örgütü
Ünlü Forbes dergisinin İsrail'de çıkan versiyonunda yer alan araştırmasında ise bu gruplar yıllık gelir açısından sıralandı. İşte Forbes İsrail dergisinin en zengin terör örgütü olarak listelediği 10 örgüt.
Reklam
Zamanın Durduğunu Gören Adam
Zamanın durduğu hissini yaşayan insan sayısı hiç de az değil. Beynimizin oynadığı bu oyun, aslında hepimizin tanık olduğu bir olgunun sonucu mu?Simon Baker adlı 39 yaşındaki adam baş ağrısını gidermek için ılık duş almak istemiş. “Musluğu açıp duşa baktığımda su damlalarının havada asılı kaldığını gördüm,” diyor Baker. “Sanki bir film karesi ağır çekimle dondurulmuş gibi.”Baker ertesi gün baş ağrısı nedeniyle hastaneye gittiğinde doktorlar damar genişlemesi teşhisi koydu. Daha sonraki randevularından birinde su damlalarının havada asılı kaldığını, zamanın durduğunu gördüğünü söylediğinde Chicago’daki Northwestern Üniversitesi’nden nörolog Fred Ovsiew bu deneyimi oldukça ilginç buldu ve NeuroCase adlı dergi için kaleme aldı.Zamanın herkes için aynı hızla geçtiğini farz ederiz. Fakat Baker’in yaşadığı türden deneyimler, sürekli akış halindeki bilincimizin aslında beynimizin zekice yaptığı bir birleştirme çalışmasının ürünü olan oldukça hassas bir yanılsama olduğunu gösteriyor. Araştırmacılar, Baker’in başına gelen türden olayları inceleyerek beynimizin, zaman algısında bu oyunları neden ve nasıl oynadığını anlamaya çalışıyor.Baker’ınki en uç örneklerden biri olsa da tıpta daha önce de benzeri olaylara tanık olunmuş. Zamanın hızlandırıldığı hissi veren “ zeitraffer ” olgusu ile bir anlık durduğu hissi veren “ akinetopsia ” olgusundan söz edenler olmuş. 61 yaşındaki bir kadın, bir yolculuğu sırasında, tren kapılarını ve diğer yolcuları ağır çekim halinde hareket ederken gördüğünü söylemiş. 58 yaşındaki bir adam ise insanlar konuşurken kötü seslendirilmiş bir film izler gibi ağız hareketleriyle konuşmalar arasında kopukluk olduğunu ifade etmiş. Uzmanlar, bu tür tecrübelerin çok daha fazla sayıda olabileceğini, fakat etkinin geçici olmasından dolayı insanların önemsememiş olabileceğini söylüyor.Beynin oyunuBu tür olaylar hemen hemen her zaman epilepsi ya da inme gibi başka sorunlarla bağlantılı ortaya çıkıyor. Baker’in, duştaki su damlalarını durmuş olarak görmesine, zayıflamış kan damarlarının ağır yük taşıma sonucu kanamaya başlaması sonucu ortaya çıktığına inanılıyor. Kanama sonucu beyninin sağ yarısındaki geniş bir alanda sinir hücreleri hasar görmüş.Peki, nasıl oldu da bu durum Baker’in zaman algısını etkiledi? Beynin arka tarafında bulunan ve V5 olarak adlandırılan görme bölgesinin ayrıca zaman algısından da sorumlu olabileceği düşünülüyor. Lozan Üniversitesi’nden Domenica Bueti ve ekibi manyetik bir alan oluşturarak bu bölgeyi devre dışı bıraktığında deneklerin iki şeyi yapmakta sorun yaşadığı görüldü: Ekranda noktaların hareketini takip etmek, ki bu sonuç bekleniyordu zaten, ve bazı noktaların ne kadar süreyle ekranda kaldığı tahmininde bulunmak.Bu ikili sorunun nedeni ise şu olabilir: Hareket algı sistemimizin kendi kronometresi var ve görme alanımızda nesnelerin ne kadar hızlı hareket ettiğini kaydediyor. Beyinde herhangi bir hasar oluştuğunda ise dünya durmuş görünüyor. Baker olayında, onun ılık duşa girmesi, durumu daha da ağırlaştırmış olabilir; yani sıcak su kanı beyinden uzaklaştırıp uzuvlara akmasına neden olduğu için beyin işlevlerinin daha da kesintiye uğramasına neden olmuş olabilir.Ama bu sadece ihtimallerden biri; zaman algısında çarpıtılma hissi yaşayan hastaların tümünde V5 bölgesinde hasar olmayabilir; başka etkenler bulunabilir.Fotoğraf kareleriBaşka bir açıklama da şu olabilir: Beynimiz algıladığı şeyleri, film makarasından “enstantaneler”, anlık görüntüler şeklinde aralıklı olarak kaydeder. Sağlıklı bir beyin bu tek tek fotoğrafları yapıştırıp birleştirerek görüntüyü canlandırır; fakat beyindeki bir hasar nedeniyle yapışkan ortadan kalkarsa ortaya çıkan görüntü, anlık enstantaneler olarak kalır.Normal görüntünün beynimizde çarpıtılması tecrübesini hepimiz zaman zaman yaşamışızdır. Örneğin, içinde bulunduğumuz aracı hızla geçen bir arabanın tekerlekleri durmuş gibi görünür. Bunun nedeni, beynimizin çektiği aralıklı enstantanelerin tekerleğin tüm çevrim anlarını yakalayamamasıdır. Eğer beynimiz her “kare”yi çekerken tekerlek çevrimini tamamlamışsa, bu kareler onu hep aynı pozisyonda yakaladığı için biz de onu duruyormuş gibi görürüz.LSD uyuşturucusunu kullananlar genellikle “görsel iz” olgusundan bahseder; yani örneğin Matrix filmindeki gibi kurşunun iz bırakarak hareket etmesi hali gibi. Uzmanlar, beynin bu kareleri yapıştırırken bir şekilde üst üste getirmesi durumunda bu görsel yanılsamanın oluşabileceğine inanıyor.Stres hormonlarıHayati tehlike içeren kazalarda da zamanın durduğu hissine dair ifadelere oldukça sık rastlanıyor. Bir araştırmada, ölümle yüzleşen insanların yüzde 70’inin yaşadıkları olayın ağır çekim halinde oluştuğunu belirttiği görüldü. Bazı uzmanlar, olay anında yoğun duyguların yaşanması nedeniyle daha fazla ayrıntı hatırlandığı ve olayın uzun sürdüğü fikrinin olay sonrasında oluştuğuna inanıyor. Fakat tarif edilen belirtiler nörolojik hastalarınkiyle ortak özelliklere sahip.Finlandiya’daki Turku Üniversitesi’nden Valtteri Arstila, ölümcül kazalardan kıl payı kurtulan insanların anormal bir şekilde hızlı düşündüğünü ifade ediyor. Arstilla bu durumu, ölüm kalım anında salgılanan stres hormonlarının tetiklediği bir otomatik mekanizmanın beynin işlem süresini hızlandırmasına bağlıyor. “Bu hızlanma nedeniyle de dış dünya yavaşlamış gibi algılanabiliyor,” diyor.Baker, zamanın durması hissinin, bilinçli deneyimlerimizin ne kadar hassas olduğuna dair ufkunu açtığını söylüyor: “Beyindeki bir bölgenin dünya algımızı nasıl tümüyle değiştirdiğine dair çok somut bir olaydı. Bir an için her şey normaldi, sonra bir anda farklı bir düzleme geçtim sanki.”Bu makalenin İngilizce aslını BBC Future’da okuyabilirsiniz.BBC
Reklam
Holding Patronu TBMM'ye Sahte Kartla Girerken Yakalandı
TBMM Güvenlik Koordinasyon Kurulu toplantısında 13 bin serbest giriş kartını güvenlik nedeniyle iptal etme kararı alınırken, dün Meclis’te ilginç bir sahtecilik olayı yaşandı.Siyah bir BMW ile ana nizamiye kapısından girmek isteyen bir holding patronunun sahte serbest giriş kartı kullandığı belirlendi. Emniyet birimleri alarma geçilerek holding patronu ve şoförünün ifadesini alırken, TBMM yönetimi savcılığa suç duyurusunda bulundu.Kartta isim yoktuMilliyet’in kamuoyuna duyurduğu yeni güvenlik önlemleri TBMM kulislerinde yankı uyandırırken, dün öğlen saatlerinde bu önlemlerin ne kadar haklı olduğunu ortaya koyan bir sahtecilik olayı yaşandı. G.Y. adlı şoförün kullandığı ve Ş.K. adlı bir holding patronunun içinde bulunduğu siyah renkli BMW marka araç ana nizamiyeden girerken, güvenlik görevlileri serbest giriş kartının üzerinde milletvekili isminin bulunmadığını fark etti. Kartı kimden aldığı ve kiminle görüşmeye geldiği sorulunca holding sahibi, bir milletvekilinin ismini vererek öğlen yemeği için geldiğini anlattı. Kartta yapılan incelemede renkli fotokopiyle çoğaltılan kartta orijinal karttaki milletvekili ismi ve araç plakasının silindiği belirlendi.Sadece holdinge ait araç plaka numarasının yazıldığı kartta TBMM İdare Amiri Salim Uslu’nun imzasının aynen korunduğu tespit edildi. Kart değiştirilirken üzerindeki küçük rakamlarla yazılan sicil numarası değiştirilmediği için kartın orijinalinin hangi milletvekili için düzenlendiği belirlendi. Durum Güvenlik İşleri’nden sorumlu TBMM İdare Amiri Salim Uslu’ya iletildi. Uslu, kendi imzasıyla sahtecilik yapılmasına izin vermeyeceğini belirterek, derhal emniyetin devreye sokulmasını ve suç duyurusu yapılmasını istedi. Bu doğrultuda emniyet birimleri TBMM’ye gelerek söz konusu holding yöneticisi ve şoförünün ifadesini aldı. Uslu da şikayetçi sıfatıyla TBMM yönetimi adına ifade verdi.‘Suç duyurusu yaptık’Uslu şunları söyledi:“Kart üzerindeki sicil numarasında orjinalinin kimde olduğunu belirledik. Şimdi o milletvekili arkadaşımızın haberinin olup olmadığı belirlenecek. Ben imzamla sahteciliğe izin vermem. Derhal emniyeti devreye soktuk. Savcılığa da suç duyurusunda bulunduk. İfadeler alınıyor. Koca holding patronusun, milletvekili seni zaten Meclis’te ağırlar, niye böyle bir yola başvuruyorsun. Bazen vekiller kıyak çekmek için de bu kartları başkalarına verebiliyor. Ama sahtecilik yapılamaz.”Milliyet
Kadınların Yazdığı 20 Hayat Değiştiren Kitap
Harper Lee’nin 1960’da yayımlanan “Bülbülü Öldürmek” adlı romanı “kadınların yazdığı hayat değiştiren kitaplar” oylamasında birinci seçildi.İngiltere’nin prestijli etkinliklerinden Baileys Kadın Yazarlar Roman Ödülü’nün başlattığı kampanyayla sosyal medya üzerinden bir halk oylaması yapıldı ve “kadınlar tarafından yazılmış en etkileyici ve okurların hayatını değiştiren kitap” Harper Lee’nin “Bülbülü Öldürmek” romanı seçildi. Gelecek sene Baileys Ödülü’nün jüri başkanlığını üstlenecek, halihazırda İngiltere merkezli insan hakları kuruluşu Liberty’nin direktörü olarak görev yapan Shami Chakrabarti, romanı “çoğumuzu insan haklarına duyduğumuz inançla ilk kez tanıştıran kitap” olarak nitelendirdi. “Bülbülü Öldürmek” beyaz bir kadına tecavüzle suçlanan siyah Tom Robinson’ı savunan avukat Atticus Finch’in hikayesini anlatıyor ve ırksal adaletsizlik ve masumiyetin yok edilmesi gibi temaları merkeze alıyor. Kadınlar tarafından yazılmış en etkileyici 20 kitap listesinde çocuk kitaplarından klasiklere, bilimkurgudan romansa kadar farklı türde eserler yer alıyor. Listede “Bülbülü Öldürmek”i, Margaret Atwood’un kadınlara mülk gibi davranılmasını anlatan distopik romanı “Damızlık Kızın Öyküsü” takip ediyor. Charlotte Brontë’nin “Jane Eyre”i, J.K. Rowling’in “Harry Potter” serisi ve Brontë kardeşlerden Emily’nin “Uğultulu Tepeler”i listede ilk beşe giren diğer kitaplar oldu. Halk oylamasıyla seçilen 20 kitaplık listenin tamamı şöyle: 1) “Bülbülü Öldürmek” – Harper Lee 2) “Damızlık Kızın Öyküsü” – Margaret Atwood 3) “Jane Eyre” – Charlotte Brontë 4) “Harry Potter” serisi –J.K. Rowling 5) “Uğultulu Tepeler” – Emily Brontë 6) “Gurur ve Önyargı” – Jane Austen 7) “Rebecca” –Daphne du Maurier 8) “Küçük Kadınlar” – Louisa May Alcott 9) “Gizli Tarih” – Donna Tartt 10) “I Capture the Castle” – Dodie Smith 11) “Sırça Fanus” –Sylvia Plath 12) “Sevilen” – Toni Morrison 13) “Rüzgar Gibi Geçti” – Margaret Mitchell 14) “Kevin Hakkında Konuşmalıyız” –Lionel Shriver 15) “Zaman Yolcusunun Karısı” – Audrey Niffenegger 16) “Middlemarch” – George Eliot 17) “I Know Why the Caged Bird Sings” – Maya Angelou 18) “Altın Defter” – Doris Lessing 19) “Renklerden Moru” – Alice Walker 20) “Kadınlara Mahsus” – Marilyn FrenchMilliyet
Reklam