onedio
'Kertenkele' Dizisi Ortalığı Karıştırdı
İmamların tepki gösterdiği 'Kertenkele' adlı diziye Diyanet de 'cami ambargosu' başlattı. ATV kameraları camilere alınmayacak. Bunun üzerine Yeni Şafak yazarı Salih Tuna, Diyanet'i 'paralelin oyununa' gelmekle suçladı. Topa CHP de girdi. CHP'li vekil İhsan Özkes, RTÜK'ün diziyi kaldırmasını istedi.ATV'de yayınlanan 'Kertenkele' adlı dizi ilginç bir tartışma dalgası başlattı. İmamlar, Diyanet ve Yeni Şafak yazarı Salih Tuna arasında bir söz düellosu sürüyor.Dizideki imam rolüne tepki gösteren bazı vatandaşlar ve imamlar, diziyi RTÜK'e şikayet etti. Tartışmanın büyümesi üzerine Diyanet İşleri Başkanlığı da bir açıklama yaparak diziyi kınadı ve ardından ATV kameralarının camilere girişini yasakladı. Son olarak tartışmaya Yeni Şafak yazarı Salih Tuna da katıldı ve Diyanet'i 'paralel yapı'nın oyununa gelmekle suçladı. Bu tartışmaya CHP de katıldı. CHP İstanbul Milletvekili İhsan Özkes, RTÜK'ün bu diziyi kaldırması gerektiğini söyledi.'Bakın bakın Erdoğan'ın yeni Türkiyesi'ne...'Salih Tuna bugünkü yazısında 'Paralel örgüt tetikçileri tarafından yalan ve maksatlı bir şekilde yapılan haberlere Diyanet'in de ortak oluyor' dedi. Tuna şunları yazdı:'Paralel örgüt çöküşe geçtikçe saldırmaya devam ediyor. Pensilvanya'daki malikanesinde oturup Türkiye'yi içten yıkmaya çalışan Fethullah Gülen'in kirli işlerini ortaya çıkaran A Haber'i yıldırmak için sürekli dava üstüne dava açan ve kendi medyasında yıpratma girişiminde bulunan Gülen örgütü şimdi de Kertenkele dizisi üzerinden ATV'ye saldırıyor... Diyanet söz konusu diziyi izlemeden yaptığı açıklamadan dolayı özür dilemelidir... Bugün 'Kertenkele' dizisi üzerinden heyula kopartmaya çalışan malum çevrelerin iğvasına kanıp da (şöyle veya böyle) bir dizinin kaderiyle oynar da yayımdan kaldırılmasına neden olursa, aynı çevreler bu sefer de ABD kapılarında (malum İhsan misali) 'Bakın bakın, Erdoğan'ın Yeni Türkiye'sine bakın; bir diziye bile tahammül edemediler. Erdoğan otoriter, diktatör diyorduk da inanmıyordunuz...' derler.'CHP'li vekil Meclis'te toplantı yaptıTartışma bugün Meclis'e de taşındı. Eski müftü olan CHP İstanbul Milletvekili İhsan Özkes, RTÜK'ün bu diziyi kaldırması gerektiğini söyledi. TBMM'de basın toplantısı düzenleyen Özkes, 'Peygamber mesleği 'imam' rolündeki kertenkele dizisi din görevlilerimizi incitmektedir. Sürüngen bir yaratık olan 'kertenkele' ismiyle 'imam' rolü asla yakışmıyor. Hiçbir kişiye yakışmayan hırsızlık ve yolsuzluğun 'imam' rolüyle işlenmesi kabul edilemez' dedi.Diziyi gelen şikayetler nedeniyle izlediğini söyleyen Özkes, 'Şikayetler geldiği bana eski bir müftü olduğum için, din görevlilerinden bazıları beni aradı. Ne oluyor diye izledim. Gerçekten yakışık almıyor. O rol sırıtıyor. Bir imam rolüyle kertenkele dizisinde işlenenler uymuyor. Adı da içeriği de uymuyor. RTÜK'ün biran önce bu diziyi kaldırarak artık bu tartışmanın uzamamasını diliyorum' diye konuştu.'Bu bir dönüşüm dizisi'Dizinin yapımcısı Yalçın Şen ise şu değerlendirmeyi yaptı: 'Kertenkele bir dönüşüm projesi. Dini öğretilere aykırı bir karakter, imam kıyafetiyle çıktığı yolculukta, dini öğrenmek zorunda kalıyor. Bu dönüşümde, Kertenkele'nin çaldığı imam kıyafetlerinin büyük rolü var. Bu proje o kıyafetlere gerçek hakkını teslim edecek bir projedir. İmamları rencide etmiyoruz, aksine onore ediyoruz. Bu ileriki bölümlerde daha net anlaşılacak.'Konusu ne?Dizi, 'Kertenkele' lakaplı bir hırsızın maceralarını anlatıyor. İstanbul polisinin uzun uğraşlara rağmen yakalayamadığı hırsız, neden sonra yakalanıp hapse atılıyor ve hapisten kaçmanın yollarını ararken hapishaneye gelen bir imamın kıyafetlerini çalarak kaçıyor. Daha sonra kader, Kertenkele’yi camisine imam bekleyen bir cemaatle karşılaştırıyor ve Kertenkele sıfırın altında olan din bilgisine rağmen kendini bir anda o caminin imamı olarak buluyor. Vaazları ile ünlenen Kertenkele, bu sırada kasabanın güzellerinden birine de aşık oluyor...CNN Türk ve Milliyet
En Çok Kazanan Beyonce
Forbes dergisi'nin açıkladığı 'yılın en çok kazanan kadın müzisyenleri' listesinde ABD'li şarkıcı Beyonce, 115 milyon dolarlık geliriyle ilk sırada yer aldı.Dünyanın en önemli ekonomi dergilerinden Forbes, 'yılın en çok kazanan kadın müzisyenleri' listesini açıkladı. ABD'li şarkıcı Beyonce, 115 milyon dolarlık geliriyle 2014 yılında en çok kazanan kadın müzisyen oldu.33 yaşındaki şarkıcının Aralık 2013'te çıkardığı 'Beyonce' adlı albüm yılın en çok satanları arasında yer aldı. Ünlü şarkıcının 2014 yılı dünya turu, 95 konserden oluşuyor.Beyonce'yi 64 milyon dolarla country sanatçısı Taylor Swift izledi. 24 yaşındaki Swift'in '1989' adlı albümü, sadece bir haftada 1 milyondan fazla sattı. Genç şarkıcının, gelecek yıl dünya turnesine çıkması bekleniyor.Listenin üçüncü sırasında ise 52 milyon dolarla Pink geliyor. Pink'i 48 milyon dolarla, sosyal medyada milyonlarca takipçisi bulunan R&B şarkıcısı Rihanna izledi.Yaklaşık 125 milyon dolarlık geliriyle geçen yılın en çok kazanan kadın müzisyeni olan Madonna, bu yıl ilk ona giremedi.Forbes dergisine göre yılın en çok kazanan kadın müzisyenleri şöyle:1 - Beyonce - 115 milyon dolar2 - Taylor Swift - 64 milyon dolar3 - Pink - 52 milyon dolar4 - Rihanna - 48 milyon dolar5- Katy Perry - 40 milyon dolar6- Jennifer Lopez - 37 milyon dolar7 - Miley Cyrus - 36 milyon dolar8 - Celine Dion - 36 milyon dolar9 - Lady Gaga - 33 milyon dolar10 - Britney Spears 20 milyon dolarKaynak: AA
Türkiye, Facebook’tan 249 Kullanıcının Bilgilerini İstedi
Facebook, her 6 aylık periyodu kapsayarak yayınladığı şeffaflık raporlarının üçüncüsünü yayınladı. 2014 yılının Ocak ile Haziran aylarındaki ilk 6 aylık dönemiyle ilgili detayların görüntülenebildiği raporda, hükümetlerin taleplerinin detayları bulunabiliyor.Facebook’un yayınladığı bu rapora göre, dünya çapındaki hükümetlerden Facebook’a toplamda 34 bin 946 adet istek gönderilmiş. Bu rakam, 2013 yılının son yarısına, yani bir önceki raporlama dönemine göre yüzde 24 oranında artmış. Hükümet taleplerine içerik açısından bakıldığında ise, ülkelerin kendi yerel yasaları doğrultusunda Facebook’a gelen taleplerin yüzde 19 oranında arttığını belirtilmiş.Türkiye’den Facebook’a 153 istek gittiFacebook, hükümetlerden gelen talepleri detaylıca incelediğini belirtirken, Türkiye’den toplamda 153 istek alındığını açıkladı. Ayrıca Türkiye, Facebook’tan toplamda 249 Facebook kullanıcısının bilgisini talep etti. BTK ve Türk mahkemeleri tarafından mahkeme kararlarına istinaden toplam 1893 içeriğe erişimi kısıtlayan Facebook, ilk 6 ayda Türkiye’den gelen isteklerin yüzde 60.78 ‘ine yanıt verdi.Facebook, ülkemizin yerel yasalarında yer alan Atatürk’e hakaret gibi suçlamalarda da hassas davranarak, bu talepleri yerine getirerek içeriklere erişimi engellediğini açıkladı.En çok istek ABD’denFacebook’tan en çok istek yapan hükümet, Facebook’un anavatanı Amerika Birleşik Devletleri oldu. Amerikan hükümeti, Facebook’tan toplamda 15 bin 433 adet istekte bulunurken, 23 bin 667 Facebook kullanıcısının bilgisini talep etti. Facebook, bu isteklerin toplamda yüzde 80.15’ine yanıt verirken, Rusya hükümetinin Facebook’tan hiçbir talep yapmamış olması ise dikkat çekti.Webrazzi
Kuran'a Hakaretle Suçlanan Çift, Linç Edilip Yakıldı
Pakistan'da Kuran'a hakaret ettikleri öne sürülen bir Hristiyan karı koca, öfkeli kalabalık tarafından linç edildi. Polis, çiftin cesetlerinin çalıştıkları tuğla ocağında yakıldığını açıkladı.Görgü tanıkları, polisin Şama ve Şehzad adlı kişileri kurtarmaya çalıştığını ancak kalabalığı durduramadığını söyledi.Olayın ardından bazı üst düzey polis yetkilileri ve bakanların bölgeye gittiği açıklandı. Kentte Hristiyan mahallelerinde güvenlik önlemlerinin artırıldığı belirtiliyor.Mayıs ayında Multan kentinde dine hakaretle suçlanan bir öğretim görevlisini savunan Raşid Rehma adlı avukat silahlı saldırı sonucu ölmüştü.Geçen ay da 2010'da dine hakaretten hüküm giyen Asia Bibi adlı kadının idam cezası onanmıştı.Pakistan'da 1990'lı yıllardan bu yana pek çok Hristiyan, dine hakaretten suçlu bulundu.Bu kişilerin çoğu alt mahkemeler tarafından idam cezasına çarptırıldı. Ancak bu cezaların bir çoğu daha sonra delil yetersizliği nedeniyle bozuldu.BBC Türkçe
Reklam
Park Orman ve Galataport Projeleri 2015'te Başlıyormuş
Bilgili Holding patronu Serdar Bilgili, verdiği demeçte 2015 Ocak ayında Park Orman ve Şubat ayında da Galataport projelerine başlayacaklarını belirtti. Ancak Bilgili'nin düğmeye basıyoruz dediği Park Orman için Sarıyer Belediyesi “ruhsat vermeyiz” derken, Danıştay da Galataport için yürütmeyi durdurmuştu.Galataport ve Park Orman'da projeleri bulunan Bilgili Holding'in Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Bilgili, Hürriyet'te bugün yer alan röportajında 2015 yılında iki proje için düğmeye basacaklarını açıkladı. Park Orman için ocak ve Galataport için şubat tarihlerini veren Bilgili, Park Orman'daki projeyle 18 bin kişilik dünya standardında arena yapacaklarını, Galataport'ta da restoranlar, oteller, şehir parkı olacağını belirtti.Galataport ile ilgili “Projeyi şuan için engelleyen bir karar olmadığını anlatan Serdar Bilgili, “Galataport projesinde inşaatlara 2015 Şubat ayında başlanacağını tahmin ediyorum” dedi. Ancak Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, kamuoyunda 'Galataport' olarak bilinen Salıpazarı Kruvaziyer Liman Alanı'na ilişkin yürütmenin durdurulması ve iptali istemiyle Danıştay 6. Dairesi'nde dava açmış ancak daire talebi reddetmişti.TMMOB bu kez Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na gitti, 6. Dairenin verdiği ret kararına itiraz etti. Kurul bu itirazı kabul etti. Danıştay 6. Dairesi'nin kararının kaldırılmasına ve Galataport projesinin yürütmesinin durdurulmasına karar verdi. Bu karara göre şuan Galataport ile ilgili herhangi bir işlemin yapılabilmesi mümkün değil.Bilgili'nin açıkladığı diğer bir proje olan Park Orman ile ilgili ise Sarıyer Belediye Şükrü Genç, şu açıklamayı yapmıştı: “Bizler gelecek kuşaklardan emanet aldığımız bu kenti bu anlayışla yönetiyoruz. İddia edildiği gibi Fatih ve Kuzey Ormanları’ndaki yapılaşmalara imar izni ve ruhsatı vermedik. Vermeyeceğiz. Sivil Toplum Kuruluşları’nın ve halkın içinde olmadığı hiçbir girişimin parçası da olmadık. Olmayacağız. Söz konusu Çevreye olan duruşumuz dün ne ise bugün de odur.'Galataport ihalesini 16 Mayıs 2013 tarihinde 702 milyon dolarla Doğuş Holding kazanmıştı. Bilgili'nin  bu projede ortaklığı yüzde 19 iken, Park Orman projesi'nde Doğuş Grubu ile yüzde 50 ortaklığı bulunuduğu belirtiliyor.Serdar Bilgili'nin röportajına buradan ulaşabilirsiniz.Kaynak: ileri.org
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Kendisini tarihe nakşetmenin başka başka yollarını düşünüyorsa da Recep Tayyip Erdoğan, başbakan olduğu dönemde yaşanan Soma katliamının ardından madenciliğin fıtratına dair yaptığı konuşmayla planladıklarının birçoğundan daha uzun hatırlanacak. Yıllarca birikmesine açıkça izin verilmiş suda mahsur kalan madencilerden hâlâ ulaşamadığımız varken, Ermenek Cumhuriyet Başsavcılığı'nın önraporu kolektif bir ihmali işaret ediyorken, inatla hükümetin mesuliyetini üstlenmesini isteyenler o suda boşa mı kürek çekiyor acaba?Muhtelif açıdan hükümeti temsiliyetini tartışamayacağımız Burhan Kuzu geçen hafta, kimi zaman başkaları adına açılmış bir parodi hesabını andıran ama gayet şahsi Twitter hesabından şöyle yazdı: 'İş kazalarında Avrupa'da birinci, dünyada altıncı sıradaymışız. Diyelim ki doğru; bu vahim tablodan sadece Hükümeti sorumlu tutmak adil olurmu?' Diyelim ki doğru... Görünen o ki istatistiklere ikna etmek için dahi gayret gerekiyor.
Reklam
İş Kazasında Felç Olan İşçinin Hukuk Zaferi
GÖLCÜK'te kurulu UM Tersanesi’nde 2006 yılında, bir hazır beton firmasının beton pompasının patlaması sonucu ağır yaralanan ve belden aşağısı felç olan işçi 34 yaşındaki Şaban Öztürk, yapılan bir dizi duruşmalar sonunda faiziyle birlikte 1 milyon 650 bin TL tazminat kazandı. Yargıtay'ın da onadığı tazminat parası, işçinin hesabına yatırıldı.Kazadan sonra birçok ameliyat geçiren ve behlden aşağısı tutmadığı için tekerlekli sandalyeye mahkum olan Şaban Öztürk, bir yakını ile birlikte geldiği İzmit'teki Gazeteciler Cemiyeti'ne ait Medyaevi'nde konuyla ilgili açıklama yaptı. Şaban Öztürk, olay tarihinde 26 yaşında olduğunu ve Gölcük yazlık mevkisinde kurulu bulunan UM Deniz Tersanesi’nde taşeron firma Genel İnşaat'ta işçi olarak çalıştıağını anlattı. 13 Mayıs 2006 tarihinde, tersane inşaatına beton getiren firma olan Nuh Beton’a ait olan aracın beton pompası hortumunun patladığını belirten Şaban Öztürk, 'Patlama sonucu 7 metre yüksekten inşaat alanına düştüm. Kaza sonucu omurgam kırıldı ve belimden aşağısı felç kaldı. Ölümden döndüm. Şimdi 34 yaşındayım ve 2006 yılından beri de tekerlekli sandalyeye mahkumum.'NUH BETON TAZMİNATI ÖDEDİKazanın ardından avukatı Nizamettin Özaydın aracılığıyla, 2009 yılında Kocaeli 4'üncü İş Mahkemesi’nde kusurlu olanlar aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açıldığını belirten Şaban Öztürk şöyle devam etti:'Verdiğimiz hukuk mücadelesi sonucunda mahkeme tarafından 725 bin TL maddi ve 100 bin TL manevi tazminat olmak üzere toplam 825 bin TL tazminata karar verildi. Mahkemenin verdiği karar Yargıtay tarafından onandı. Yargıtay’ın onama kararından sonra, dava açtığım Nuh Beton firması tarafından faizleriyle birlikte toplam 1 milyon 650 bin TL tazminat ödendi. Almış olduğum bu tazminat benim sağlığımı geri getirmeyecek. Ancak bundan sonraki yaşamımı kolaylaştırmaya katkı sağlayacak. Uzun süredir vermiş olduğum hukuk mücadelesi sonucunda almış olduğum tazminattan dolayı buruk bir sevinç var. Bu tazminat kararını veren Kocaeli İş Mahkemesi’ne, Yargıtay’a, avukatıma, ve Türk adaletine çok teşekkür ediyorum. Kaza olmaması, işçilerin ölmemesi ve özürlü olmamaları için işverenlerin daha dikkatli olması gerekir. İşverenlerin sırf maliyetinin fazlalığı nedeniyle iş güvenliği önlemlerini almaktan kaçınmamaları gerekir. Aksi takdirde, işverenler dava sonucunda daha fazla tazminatla karşı karşıya kalabilirler.'Orhan UZUN / İZMİT(Kocaeli), (DHA)
Bingöl Saldırısında Yeni Soru: Beş Dakikada Yirmi Kilometre Kat Edilir mi?
Bingöl'de, iki polisin şehit edilmesine ve bu saldırıyı gerçekleştirdikleri iddiasıyla dört kişinin öldürülmesine ilişkin soruşturmada soru işaretleri artıyor.Bingöl saldırısı dosyasına giren arayan-aranan dökümlerinde, saldırıya katıldıkları iddiasıyla tutuklanan iki kişinin telefonları cinayet saatinden yedi dakika önce Kültür Mahallesi'nden, beş dakika sonra da Genç yolu üzerinden sinyal veriyor. Radikal'den İsmail Saymaz'ın haberine göre bu nokta ile cinayet mahalli arasında yirmi kilometre mesafe olduğu, dolayısıyla beş dakika gibi bir sürede kat edilemeyeceği savunuluyor.Bu arada, dört kişinin öldüğü araçta bulunan ve 'kayıp' olduğu belirtilen Erhan Şenyuva dün yakalandı, Şenyuva'nın, ifadesinde, 'Bizden kimlik istediler. Arabayı durdurdular. Ben kimliği verdim. Araçtaki kişilerin kim olduğunu sordular. 'İşçiler' dedim. Araca yöneldiklerinde, üzerlerindeki kıyafetlerden militan olduklarını anlayınca aracı taradılar' dediği öğrenildi.Bingöl'de emniyet müdürüne yönelik 9 Ekim'de düzenlenen ve iki polisin şehit edildiği silahlı saldırıya ilişkin soru işaretlerine yenileri ekleniyor. Saldırıda kullanılan mermilerin, fail oldukları gerekçesiyle öldürülen dört kişiden çıkmadığı anlaşılırken; HTS (telefon arama kayıtları) raporları da bu görüşü destekliyor. Tutuklu sanık Ali Kılıçgedik'in, telefonunun arayan-aranan kayıtlarına göre, saldırının meydana geldiği 20.55'ten yedi dakika önce, 20.48'de, araçta bulunan kişilerden Erhan Şenyuva ile görüştüğü görülüyor. Bu esnada telefon, Bingöl Kültür Mahallesi'nden sinyal veriyor. İki kişinin 20.48'den 21.52'ye kadar beş kez mesajlaştıkları anlaşılıyor. Fakat bu esnada sinyal adresi belirmiyor. İkili arasındaki bir sonraki görüşme, 21.00'de yani saldırıdan beş dakika sonra yapılıyor. Telefon, Genç yolundan sinyal veriyor.Silahlı saldırının meydana geldiği nokta ile Genç yolu arasında yaklaşık 20 kilometre mesafenin olduğu, bu yolun en az 10 dakikalık sürede katedilebileceği ifade ediliyor. Dolayısıyla Bingöl'deki saldırının, öldürülenler tarafından gerçekleştirilmiş olamayacağı vurgulanıyor.Kayıp kişi yakalandıÖte yandan, ilk başta araçta öldürüldüğü açıklanan fakat daha sonra cesedi bulunamayan Erhan Şenyuva'nın dün yakalandığı ortaya çıktı. Şenyuva'nın, alınan ifadesinde, saldırıya karışmadıklarını söylediği, 'Bizden kimlik istediler. Arabayı durdurdular. Ben kimliği verdim. Araçtaki kişilerin kim olduğunu sordular. 'İşçiler' dedim. Araca yöneldiklerinde, üzerlerindeki kıyafetlerden militan olduklarını anlayınca taradılar. Ben o esnada kaçtım' dediği öğrenildi. Bir süre saklanan Şenyuva'nın Bingöl'de saklandığı evde yakalandığı anlaşıldı.'İlgimiz yok' demiştiBingöl Emniyet Müdürü Atalay Türker'e 9 Ekim'de silahlı saldırıda bulunulmuş; Türker yaralı kurtulurken Müdür Yardımcısı Atıf Şahin ve Başkomiser Hüseyin Hatipoğlu şehit olmuştu. Bu saldırıdan bir saat 15 dakika sonra Genç ilçesi yolunda 12 AR 900 plakalı araç içerisindeki dört kişi çatışmada öldürülmüş ve 'ölenlerin olayı gerçekleştiren teröristler oldukları' iddia edilmişti. Saldırıya uğrayan aracın önünde ve grupla hareket ettiği iddia edilen Ali Kılıçgedik tutuklanmıştı. Kılıçgedik, ifadesinde, 'Çatışmada öldürülen dört kişiye öncülük yapıyordum. Ne o kişilerin, ne de benim suikast ile hiçbir alakamız yok. Emniyet Müdürü'ne saldırıyı sonradan öğrendim. Öldürülen dört kişi de Erzurum'dan Diyarbakır kırsalına geçiyordu. Bingöl merkeze gelmeden şehir dışından geçiş yaptık. PKK 'ya yardım ettiğim doğru ancak suikastla bir alakamız yok' demişti.İsmanil Saymaz | Radikal 
Reklam
Suriye Sınırında Hangi Kapı Kimin Kontrolünde?
Suriye savaşında ülke içinde toprak ele geçirmek kadar sınır geçişlerini ele geçirmek de büyük önem taşıyor. Sınır kapılarını ele geçirmek askeri, stratejik ve finansal açıdan paha biçilmez avantajlar sağlıyor. Sadece geçtiğimiz ay içersinde Suriye'nin toplam 21 resmi sınır kapısından birçoğu şiddetli çatışmalara sahne oldu.Özgür Suriye Ordusu'na bağlı Yarmuk Tugayı Ordusu, 17 Ekim'de güneyde rejimin elinde bulunan ve Suriye ile Ürdün arasındaki tek açık geçiş noktası olan Nasib kapısını ele geçirmek için saldırı başlattı.IŞİD cihadçılarının Suriye-Türkiye sınırındaki Kobani'de devam eden saldırılarının amacı da Türkiye'ye geçiş kapısının kontrolünü ele geçirmek.Daha batıdaki İdlib bölgesinde, Bab El Hava kapısı şu günlerde hala cihadçı olmayan muhaliflerin elinde, ancak geçtiğimiz hafta sonu El Kaide'ye bağlı El Nusra son günlerde bölgede hızla yeni bölgeleri ele geçirdi ve Nusra'nın büyük bir olasılıkla önümüzdeki haftalarda bu kapıyı da ele geçirmesi bekleniyor.Metin Güneş | CNN Türk
Türkçeye Çevrildiğinde Türk Sanat Müziğine Dönüşen 7 Fransızca Şarkı
Fransızcanın bir büyüsü olduğunu biliyoruz. Telaffuzu zor olsa da konuşmaya çalışmak aşırı eğlenceli. Herkesin bazı dönemler bir şeyler söylemeyi denediğini, en azından bir “Bonjour” dillendirdiğini biliyoruz. Fransızca eserleri dinlemek çoğu insanın keyfi ama olur da Fransızca şarkıların ne anlama geldiğini merak ederseniz, karşınıza Türk Sanat Müziği eserleri çıkıyor. Bakın, bakın kendi gözlerinizle görün. Belki şimdi kendinizi şarkılara daha yakın hissedersiniz.
Uçakta Demirtaş'a Tepkinin Ses Kaydı Ortaya Çıktı
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın Diyarbakır-Ankara uçağında bir yolcu ile tartışmasını, olaya tanıklık eden AKP Diyarbakır Milletvekili Mehmet Hamzaoğulları anlatmış ve olay medyada geniş yer bulmuştu.AKP'li vekil, bir yolcunun Demirtaş'a , '1 Kasım'da sokağa insanları tekrar dökmeye çalışıyorsunuz. Bu ölümler yeterli değil mi ? Yetmedi mi? İnsanları öldürerek ne ele geçirmek istiyorsunuz' diye tepki gösterdiğini, Demirtaş'ın ise 'Terbiyesizlik yapma' diye karşılık verdiğini söylemişti. Olayın medyaya düşmesinden bir süre sonra da ikili arasındaki tartışmanın ses kaydı ortaya çıktı.Ancak başta ses kaydı olmak üzere, olay sonrası ortaya çıkan bilgiler, kuşkuların artmasına neden oldu.OLAY ÖNCEDEN Mİ PLANLANDI?Diyarbakır Haber Ajansı, Demirtaş'la tartışan Abdulvahap Kaplan isimli kişinin izini sürdü. Ajansın haberine göre Kaplan, Hizbullah'a yakınlığıyla bilinen Hüdapar'ın kanalı olan Reber TV'de Umut Kapısı programının yapımcısıydı.Habere göre ayrıca Hüdapar'ın içinde bulunan ve ismini vermeyen bir yetkilinin, Demirtaş'a yönelik organizasyonun tüm detaylarını kendilerine anlattığını belirtti.Buna göre Demirtaş'ı iki kişilik bir ekip sürekli izledi. Bu ekibin verdiği bilgiye göre de Abdulvahap Kaplan ile bir arkadaşı için, Selahattin Demirtaş'ın bineceği uçakta bilen alındı.Kaplan eylemi gerçekleştirirken yanındaki kişi de olayı ulusal medyaya yaymak için görüntüledi.Daha sonra bu görüntüler doğrudan Hüdapar'a maledilmemesi için önce AKP'ye yakın medyaya servis edildi. Ardından da haber Hüdapar'a yakınlığıyla bilinen Doğruhaber, ilkhaberajansı, Çağrı Radyo ve Rehber TV'de sürekli işlenmeye başlandı.Olayın kahramanı olan Abdulvahap Kaplan, ilk olarak hükümete yakınlığıyla bilinen İhlas Haber Ajansı'na konuşmuştu. Yine olay anına ait ses kaydı da aynı ajans tarafından servis edilmişti.TROLLERDEN DESTEKOlayın medyaya servis edilmesinden bir süre sonra Twitter'da #AbdulVahapKaplanaHelalOlsun' hastagı ile Abdulvahap Kaplan'a destek kampanyası başlatıldı. Kampanyayı yürütenlerin büyük çoğunluğunun AKP'li troll hesaplar ve Hüda Par sempatizanları olması dikkat çekti.OĞLU DA YARALANDIAbdulvahap Kaplan'ın oğlu da 6-7 Ekim Kobani protestoları sırasında yaralananlardan biriydi. Kaplan, Twitter hesabından olaylar sırasında yaşananları anlatmış ve Hüda Par'ı koruyacaklarını belirtmişti. Kaplan Hibullah'a olan hayranlığını da gizlemiyordu.AKP'Lİ VEKİL OLAYI SÖYLE ANLATMIŞTIAynı uçakla Ankara'ya geldiğin belirten AKP'li vekil, Selahattin Demirtaş ile bir yolcu arasında uçakta başlayan ve körük ile apronda devam eden tartışmayı şöyle anlattı. '30 Ekim akşamı 21.20 Diyarbakır-Ankara uçağı ile buraya hareket etmiştik. Uçak aprona indikten sonra yaklaşırken körüklere doğru 3'ncü sırada oturan bir yolcu Selahattin Demirtaş'a 'Selahattin Demirtaş, 1 Kasım'da sokağa insanları tekrar dökmeye çalışıyorsunuz. Bu ölümler yeterli değil mi ? Yetmedi mi? İnsanları öldürerek ne ele geçirmek istiyorsunuz' diye tepkisi oldu. Selahattin Demirtaş ise dönerek 'Terbiyesizlik yapma' dedi. Kendisi de 'Ben terbiyesizlik yapmıyorum, yüreğim yanıyor. Benim çocuğum Kobani olaylarında yaralandı. Yaralı bir evladın babasıyım. Tepkimi anlaman lazım' dedi. Selahattin Bey bu tepki üzerine 'Çıkışta erkeksen bu ifadeleri yüzüme de söyle' dedi. Beyefendi de 'Ben Allahtan başka kimseden korkmuyorum' dedi. Hatta oturduğu yeri de tarif etti. Selahattin bey o dönemde korumasına susturmasını söyledi. Korumasının bir fiziki teması olmadı beyefendi ile koruması susturmaya çalıştı ama babanın tepkisi sürdü. Tepki üzerine uçakta olan yolcularda da karşılıklı tepkiler başladı. Uçak indikten sonra Selahattin bey güvenlik çağırılmasını istedi. Uçağın kapısı açıldıktan sonra da Selahattin bey ben bu yolcuyu almadan gitmeyeceğini söyledi. Bende kendisine, bu yapılanan doğru olmadığını, oturduğu yerin belli olduğunu ve şikayeti olacaksa emniyetin gerekeni yapacağını söyledim. Kendisi ısrarcı oldu. Bende kendisine Diyarbakır'a faydasının olmayacağını söyledim. Sonra körükte biraz daha ilerledik. Arkadan gelen yolcularla da arasında bağrışmalar vardı.'Hamzaoğulları sözlerini şöyle sürdürdü: 'Olay istenmeyen bir olaydı. Ama herkesin demokratik hak ve özgürlüğünü korumamız gereken dönemdeyiz. İnsanların canlı canlı 3'ncü kattan atıldığı bir Diyarbakır'dan bahsediyoruz. 40'tan fazla canımızı kaybettiğimiz bir dönemden geçiyoruz. Herkesin sağduyuya ihtiyacı var. Birlik beraberliğe ihtiyacımız olan bir dönem. Bu dönemde de herkesin tansiyonu düşürecek açıklamalar yapması lazım. Babanın tepkisi beklide bir Kürt vatandaşın HDP Genel Başkanına tepkisinin neden bu kadar anlamlı olduğunu ilk defa gözler önüne seriyor. Artık Kürtlerde çok rahat sesini çıkarabilir iyor ve tepkisini ortaya koyuyor ve hiç kimseden çekinmediklerini gösterdiler.'Odatv.com
Reklam
Reklam
Murathan Mungan ile Sinemada Gerçeğin Kapıları
Bu yıl 20’ncisi düzenlenen Gezici Festival, Murathan Mungan’ı ağırlıyor.28 Kasım - 8 Aralık 2014 arasında sinemaseverlerle buluşacak festival, her yıl olduğu gibi Ankara’dan yola çıkarak Eskişehir ve Sinop’a uğrayacak. Bu yıl festival, Murathan Mungan’ın özel seçkisini “Gerçeğe Açılan Üç Kapı” bölümünde gösteriyor. Sinema üzerine yazarak da düşünen Mungan, bu bölümde gerçekle olan ilişkiyi sinema aracılığıyla sorguluyor.ÜÇ USTADAN GERÇEKLİKMungan’ın seçtiği filmlerden ilki, Michelangelo Antonioni’nin imzalı Blow Up/ Cinayeti Gördüm, varlıklı ve ünlü bir moda fotoğrafçısı olan Thomas’ın, meçhul bir cinayetle olan ilişkisini konu alıyor. 1960’ların özgün yapıtlarından kabul edilen filmde, gerçeklik algısı sorgulanıyor.İkinci filmi Francis Ford Coppola’ya 1974’te Altın Palmiyeli The Conversation/ Konuşma. Film, ünlü yönetmenin en çarpıcı filmlerinden biri olarak öne çıkıyor. Üçüncü film ise, insanoğlunun zaafları üzerine kurulu örgüsüyle ‘gerçek’ denen şeyin göreceliğine vurgu yapan Akira Kurosawa’nın Rashomon’ı. Film, bir cinayet ve tecavüz olayıyla ilgili farklı insanların anlattığı, birbiriyle çelişen hikâyeler üzerinden gerçekliği sorguluyor.TARAF
CHP'den  Mescit Açılımı
CHP Genel Merkezi’nde yapılması kararlaştırılan mescit hizmete açıldı. Mescit açılması konusunda parti içinde eleştirilere hedef olan Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bekaroğlu “Bir ihtiyaç karşılandı' dedi.Ankara Söğütözü'nde bulunan CHP Genel Merkezi binasında mescit açıldı. Al Jazeera’dan Sibel Demirci Erdem’in haberine göre CHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bekaroğlu, mescit açılması konusunda bazı delegelerden ve genel merkeze ziyarete gelen bazı partililerden bu yönde bir talep geldiğini söyledi. Genel Merkez’de görevli genel müdürün talimatı üzerine giriş katının altında bir oda mescit olarak hazırlandı.'İhtiyaç karşılandı'Genel merkeze gelen ve namaz kılmak isteyen partililer ve ziyaretçilerden de bu yönde talepler geldiğini belirten Bekaroğlu, mescidin bu talebi karşılamak amacıyla açıldığını ifade etti. Bekaroğlu 'Bir ihtiyaç karşılandı' dedi.Bekaroğlu’na mescit tepkisiCHP Genel Merkezi’nde mescit yapılacağının duyulması üzerine ulusalcı kanatta yer alan bazı milletvekilleri Bekaroğlu’na tepki göstermişti. Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz Twitter'dan yaptığı açıklamada, Bekaroğlu’nu din istismarı yapmakla suçladı. Yılmaz “CHP Bekaroğlu gibi dini istismar edenlere bu kadar kapıyı açarsa kendi öz kitlesini kaybeder. CHP programına aykırı davranan Bekaroğlu istifa” diye yazmıştı.Bekaroğlu CHP’de halkla ilişkilerden sorumluRefah Partisi eski millevtekili ve Halkın Sesi Partisi kurucularından Mehmet Bekaroğlu 18’nci Olağanüstü Kurultay öncesinde CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’ndan aldığı davet üzerine CHP’ye katıldı. Kılıçdaroğlu’nun bu daveti 'muhafazakâr açılım' olarak yorumlandı.Bilim Kültür Platformu'nun aday listesinden Parti Meclisi’ne giren Bekaroğlu’nu CHP lideri Merkez Yönetim Kurulu’nda genel başkan yardımcısı olarak görevlendirdi. Bekaroğlu CHP’de tanıtım ve halka ilişkilerden sorumlu genel başkan yardımcılığı görevini yürütüyor. Kurultay sonrasında Al Jazeera’nin sorularını yanıtlayan Bekaroğlu ‘CHP dine karşı' algısının değişmesi gerekir ancak ben bu algıyı yıkmak için CHP’ye geçmiş değilim, yeni dönem siyasetine katkı sağlamak üzere buradayım” diye konuşmuştu.Kaynak: Al Jazeera
"Küfür Etmediğimi Ben de Biliyorum, Bilic de"
Fenerbahçeli futbolcu Emre Belözoğlu, Beşiktaş Teknik Direktörü Slaven Bilic'e küfür ve hakaret etmediğini belirterek, 'Sayın Bilic de bunu çok iyi biliyor' dedi.Sarı lacivertli takımın bugün yaptığı antrenmanın ardından basın toplantısı düzenleyen Emre Belözoğlu, Beşiktaş ile oynadıkları derbide siyah beyazlı takımın teknik direktörü Slaven Bilic ile aralarında yaşanan gerginlikle ilgili açıklamalarda bulundu. Belözoğlu, saha içinde yaşanan olayların saha dışına taşınmasını doğru bulmadığını ifade ederek, şunları söyledi:'Ben yaklaşık 17-18 senedir futbolcuyum. 8 seneye yakın yurt dışında futbol oynadım. Futbolu enternasyonal seviyede bu ülkede en iyi bilen futbolculardan biriyim. Skorun önüne, maçın önüne geçecek kadar bir durum olduğuna inanmıyorum. Olaylar tek benim üzerimden giderse hakkaniyetli olmaz. O yüzden bu toplantıyı gerçekleştiriyorum. Sarı kart pozisyonundan sonra kendisine hakaret olmayan bir ifadem var. Küfür olarak algılanması üzücü. O bir küfür değil. Ben küfür etmediğimi, hakaret etmediğimi iyi biliyorum. Sayın Bilic de bunu iyi biliyor. Bilic saha içine gelip bana bir şey söyleyince, benim de karşılık vermem gerekir. Ama kesinlikle küfür etmedim.'Beşiktaş ile oynadıkları maçın devre arasında soyunma odasına giden koridorda Bilic ile yaşadıkları diyalogla ilgili de tecrübeli futbolcu şöyle konuştu:'Devre arasında kendi hocamdan fırça yiyeceksem yiyeyim, rakip takım hocasıyla diyaloğa girmek istemem. Soyunma odasına giderken yolumu kesersen, benim de bir şey söyleme hakkım ortaya çıkıyor. Sahanın içinde olan bir şey varsa sahanın içinde kalması gerekir. Yarın Sayın Bilic'le bir yerde karşılaşırız, sarılırız birbirimize. Benim üzerimden bir algı oluşturuluyor. Aşağıya çekilme çabaları basit kaçıyor. Ülkemizde insanların her konuyla alakalı fikirleri var ama bilgileri yok. Avrupa'da saha içinde ne oluyorsa Türkiye'de de oluyor aynısı. Ben kendi başıma olayın içinde olmuyorum, bir şeylerin içine çekiliyorum.'Derbi maçta Olcay Şahan'ın kendisine yaptığı müdahalenin karşılığının kırmızı kart olduğunu da vurgulayan Emre Belözoğlu, 'O hareketin karşılığı kesinlikle kırmızı kart. Kırmızı kart pozisyonunda ben olduğum için mi bu kadar hedef tahtası oluyorum?' dedi.Belözoğlu, Fenerbahçe'nin başarısının kendisi için çok önemli olduğunu da belirterek, 'Benim buraya zarar verdiğimi düşünen olursa, hiçbir şekilde Fenerbahçe'nin sırtında yük olmayız. Gösterildiği gibi bir profil değilim. Bunları kabul etmiyorum' diye konuştu.Emre Belözoğlu, 'Bu bir özür dileme ve kendimi temize çıkarma konuşması değildi. Benim tarafımdan da baksın insanlar' diyerek sözlerini tamamladı.(DHA)
Reklam