Belediye ve ODTÜ Bu Sefer Eymir İçin Karşı Karşıya Geldi
Geçtiğimiz yıl üniversite arazisinden geçen yol nedeniyle karşı karşıya gelen Ankara Büyükşehir Belediyesi ile ODTÜ yönetimi bu kez Eymir için karşı karşıya geldi.Tartışmanın fitilini Belediye Başkanı Melih Gökçek'in ‘Eymir'de ağaç katliamı yapılıyor' tweetleri ateşledi. Gökçek, ODTÜ'nün ağaç katliamı yaptığını iddia ederek, Eymir'in ODTÜ'den alınarak Büyükşehir Belediyesi'ne verilmesi gerektiğini savundu. Gökçek'in gece tweet atmasının ardından sabah saatlerinde de Eskişehir Yolu üzerinde bulunan bir üst geçide provokatif pankartlar asıldı. Pankartlarda ODTÜ için ‘çapulcu' ifadesi kullanıldı.Tartışma üzerine Eymir'de basın toplantısı yapan ODTÜ yönetimi, yangın yolu için Orman İşletme Müdürlüğü'nün bilgisi dahilinde 94 ağacın kesildiğini açıkladı. Açıklama yapıldığı sırada Eymir'e gelen Ankara Kent Konseyi üyeleri ve belediye çalışanları, ellerindeki pankartlarla kalabalık bir grup halinde eylem yaptı. Bu sırada ODTÜ yöneticileri ile Kent Konseyi Başkanı Seyfi Saltoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın Halkla İlişkiler Daire Başkanı Ahmet Recep Tekcan arasında kısa süreli gerginlik yaşandı. Basın açıklaması yapan grup daha sonra Eymir'den ayrıldı.Ankara'nın en önemli yeşil alanlarından biri olan Eymir'e Ankara Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü kararıyla ‘diplomatik otel' yapılacağı ortaya çıkmıştı. ODTÜ'ye ait olan Eymir Gölü ve çevresiyle ilgili tartışmalar yeniden alevlendi. Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçek, Twitter hesabından kesilmiş ağaçların göründüğü fotoğrafları paylaşıp, ODTÜ Rektörlüğü tarafından Eymir'de ağaçların kesildiğini iddia etti. ODTÜ Rektörlüğü'nün hesap vermesi gerektiğini yazan Gökçek, restoran için ağaçların kesildiğini savundu.'Bütün sahte yeşilcileri protestoya davet ediyorum.' diyen Gökçek, protesto yapmayanların ‘provokasyoncu' olduğunu kaydetti. Eymir'i ODTÜ'den almak istediğini ima eden Gökçek, fotoğrafları gösterip 'Neden Eymir'in ODTÜ'den alınarak belediye tarafından halka açılması gerektiğini şimdi anladınız mı?' dedi.Gökçek'in gece vakti attığı tweetlerin ardından sabah erken saatlerde Eskişehir Yolu'nda bir üst geçide asılan pankart dikkat çekti. Söğütözü'nde MTA Üst Geçidi'nin geliş ve gidiş yönlerine iki ayrı pankart asıldı. İlk pankartta, 'Çapulcu ODTÜ Eymir'de katliam yaptı! Mesele yüzlerce ağaç, sen hala anlamadın mı?' yazılırken, diğerinde ise 'Yeşil katili ODTÜ'yü kınıyoruz!' denildi. Kimin tarafından asıldığı belli olmayan pankartların, Gökçek'in ODTÜ'yü hedef alan açıklamalarının hemen ardından asılması dikkat çekti.KENT KONSEYİ ÜYELERİ VE ODTÜ YÖNETİCİLERİ EYMİR'DE TARTIŞTITartışmalar üzerine ODTÜ yönetimi bir basın açıklaması yapma kararı aldı. Eymir'de yapılacağı duyurulan açıklamanın hemen öncesi Ankara Kent Konseyi üyeleri ve Büyükşehir Belediyesi'nin görevlilerinden oluşan kalabalık bir grup da Eymir'e gelerek kesilen ağaçların yanında eylem yaptı. ODTÜ yöneticileriyle tartışan grup adına konuşan Kent Konseyi başkanı Seyfi Saltoğlu, 'ODTÜ ağaç kıyımı yapıyor.' dedi.İki grubun arasında kavga çıkması ihtimaline karşı polis de hazır bulundu. Açıklama yapan ODTÜ Ağaçlandırma ve Çevre Düzenleme Müdürlüğü Müdürü Erhan Torunoğlu, 3 kilometrelik bir yangın yolunun açılması nedeniyle 94 ağacın kesildiğini, ancak bu kesimin de Ankara Orman İşletme Müdürlüğü bilgisi dahilinde yapıldığını söyledi. Ekim ayı başında başlayan çalışmaların bittiğini kaydeden Torunoğlu, 'Sadece kuru, devrik ağaçlar kesilmiştir. Daha iki hafta önce biz Eymir'e 24 bin ağaç diktik. Daha ileri alanlara ulaşabilmek, yangınlara müdahale edebilmek amacıyla bu yolun açılması şarttı. Orman İşletme Müdürlüğü görevlileri de gelerek çalışmaları incelemiş, herhangi bir sorun olmadığına karar vermişlerdir.' şeklinde konuştu. Torunoğlu konuşurken sık sık araya giren bazı kişilerle ODTÜ yöneticileri arasında kısa süreli gerginlik yaşandı.ÇMO BAŞKANI: GÖKÇEK'İN NİYETİ, EYMİR'DE YAPILAŞMAAnkara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in açıklamaları üzerine açıklama yapan TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Baran Bozoğlu, Eymir'in Büyükşehir'e verilmesi konusunda, 'Eymir zaten Ankaralılarındır, şu anda isteyen herkes o alana girebilmektedir. ODTÜ arazisi olmasına rağmen bu alan tüm Türkiye'ye açıktır. O nedenle burada Sayın Gökçek'in 'halka açılması için' demesi anlamsızdır. Kasıtlıdır. Yine insanların algısını yönetmeye çalışmaktadır sanki Eymir arazisi halka açık değilmiş gibi.' değerlendirmesinde bulundu.Eymir'in yapılaşmaya açılacağıyla ilgili endişeleri bulunduğunu açıklayan Bozoğlu, 'Bu açıklamalar aynı zamanda Eymir'de yapılaşma çabalarının ve olası plan değişikliklerinin de habercisi niteliğindedir. Bu nedenle, Ankaralıların bina görmeden yürüyebildiği tek doğal alan olan Eymir'in korunması için tüm Ankaralılar hazırlıklı olmalıdır.' şeklinde konuştu.YAVUZ AKENGİN | CHA
Galatasaray-Trabzonspor Maçının İddaa Oranları Belli Oldu
Spor Toto Süper Lig'in 10. haftasında oynanacak olan mücadelelerin iddaa oranları belli oldu.Buna göre, Cumartesi günkü Galatasaray-Trabzonspor karşılaşmasında Galatasaray'ın galibiyetine 1.50, beraberliğe 3.50, Trabzonspor'un galibiyetine ise 4.00 oran verildi. Süper Lig'deki diğer mücadelelerin oranları ise şu şekilde belirlendi:Çaykur Rizespor (2.30) (3.20) (2.20) İstanbul BaşakşehirsporAkhisar Belediyespor (1.75) (3.20) (3.20) Mersin İdmanyurduGençlerbirliği (2.00) (3.20) (2.60) Kardemir KarabüksporTorku Konyaspor (1.55) (3.30) (4.00) GaziantepsporEskişehirspor (1.50) (3.40) (4.20) Kayseri ErciyessporBalıkesirspor (2.30) (3.20) (2.20) SivassporBursaspor (2.70) (3.30) (1.90) FenerbahçeEurosport
2,33'lük Basketbolcunun Yeni Takımı
Britanya Basketbol Ligi (BBL) takımlarından Cheshire Phoenix, 2,33 metrelik boyuyla 'dünyanın en uzun basketbolcusu' Paul Sturgess'ı kadrosuna kattı.Kulübün internet sitesinden yapılan açıklamaya göre, 2,33 metrelik boyuyla halen 'İngiltere'nin en uzun 2'nci kişisi' ve 'dünyanın en uzun basketbolcusu' olan 26 yaşındaki oyuncuyla anlaştı.ABD'deki Florida Teknoloji ve Mountain Eyalet ünivesitelerinin basketbol takımlarında oynadıktan sonra 2011'de gösteri takımı Harlem'e katılan Sturgess, 2013'te de NBA Gelişim Ligi (D-Lig) ekiplerinden Texas Legends ile profesyonel kariyerine adım attı.'Minik' lakaplı basketbolcu, 2011'in kasım ayında yapılan ölçüme göre, 'Amerikan Üniversitelerarası Basketbol Ligi'nin ve dünyanın yaşayan en uzun basketbolcusu' olarak Guinness Rekorlar Kitabı'na girdi.Guinness'in verileri doğrultusunda 1943-1991 yıllarında yaşayan Libyalı Süleyman Ali Nashnush, 2,45 metreyle 'tüm zamanların en uzun basketbolcusu' rekorunu elinde bulunduruyor.CNN Türk
iPhone'un Şarj Sorununa Haplı Çözüm
iPhone kullanıcılarının en büyük sorunlarından olan şarjın çabuk bitmesine ilaç gibi bir çözüm bulundu. İşte tasarımcı Tsung Chih-Hsien bu soruna getirdiği ilginç çözüm.Donanımsal olarak oldukça ilerleyen akıllı telefonların en büyük sorunu sundukları kısa pil ömrü. Özellikle iPhone'ların kanayan yarası diyebileceğimiz pil ömrü maalesef akıllı telefonların çıktığı günden beri çözülemedi ve kullanıcıları çoğu zaman şarj cihazlarına bağımlı hale getirdi.İstenilen pil performansını bir türlü sunamayan akıllı telefonlar içinse şarjlı kılıf veya ekstra pil gibi çeşitli alternatifler üretilmiş olsa da bunları taşımak ayrı bir sorun olduğu için kullanıcılara pek cazip gelmiyor. Haberimize konu olan tasarım ise henüz konsept aşamasında olan küçük ve taşınılabilirliği onu rakiplerin önüne geçen bir proje.Tasarımcı Tsung Chih-Hsien tarafından geliştirilen ve Red Dot tasarım ödüllerinin sahibi olan Mini Power isimli konsept cihaz, iPhone sahipleri için ilaç gibi olacak.Piyasada halihazırda bulunan bataryalara farklı bir bakış açısı getiren Mini Power, 'Hap gibi iPhone pilleri' ile telefonunuza iki, dört ve altı saat ek süre kazandırabilecek.iPhone'lara Lightning girişi ile bağlanacak olan Mini Power, kapsül şeklinde tasarlanmış. Geridönüşebilir malzemeden üretilen cihazı dilerseniz kullanıp atabileceksiniz yada dilerseniz satın aldığınız yere giderek yenisi ile değiştirebileceğiniz gibi şarjda edebileceksiniz.Çok uzun süreli bir pil ömrü sunmayan bu projenin asıl amacı telefonunuza ihtiyaç duyduğunuz acil anlarda telefonu az da olsa şarj edebilmek. Eğer Tsung Chih-Hsien tarafından yürütülen bu proje gerçekleşirse gelecekte piyasada küçük küçük acil durum dilleri görebileceğiz.ShiftDelete.Net
Ehliyet Sisteminde Yeni Dönem
Önümüzdeki aylarda yürürlüğe girmesi beklenen Karayolları Trafik Yönetmeliği çerçevesinde sürücü belgesi alabilmek zorlaşıyor. Yaş sınırı ile tecrübeyi öne çıkaran düzenlemeye göre mevcut yasalara göre 9 çeşit olan sürücü belgesinin 17 farklı türü olacak. Ağır vasıta ehliyeti almak isteyen sürücü adayları öncelikle B sınıfı ehliyet alacak. Sürücü belgesi almayı hak kazanan adaylar 1 yıl süreyle stajyer sürücü olarak trafiğe çıkacak. 60 ceza puanını aşan stajyer sürücünün belgesi alınacak.Yılmaz ayrıca, sürücü belgesi almaya hak kazanıp da dosyasını Emniyete vermeyenlere uyarıda bulundu.Sürücü Kursları ve Eğitimcileri Konfederasyonu Genel Başkanı Yılmaz, “Yeni sınav sistemi ile sınava girenlerin yarısı kalıyor. Avrupa’daki ülkeleri inceledik, onlarda da gerçekten ilk sınavda girişte, özellikle B sınıfı sınavlarında, bizdeki otomobil sınavlarında olduğu gibi başarı yüzde 45 ile yüzde 55 arasında değişiyor. Bizde yavaş yavaş standarda oturmuşuz. İkinci ve üçüncü sınavlarda başarı biraz daha yükseliyor. Bizde kurslar olarak öğrencilerimizi bu sınavlara hazırlıyoruz., eğitiyoruz. Hem pistlerde ve Simülasyonları üzerinde ve hem de akan trafikte kendilerine gereken dersi veriyoruz. Yeterli görmezsek ilave ders veriyoruz. Sınavlarda kaldıkları zaman tekrar ders alarak sınavlara giriyorlar. Gerçekten güzel bir sınav şekli oldu. Daha da iyi olacak” dedi.“YENİ EHLİYET ALANLAR 1 YIL ÇIRAKLIK YAPACAK”Yılmaz, “Karayolları Trafik Yönetmenliği değişiyor. Önümüzdeki günlerde önemli değişiklikler olacak. 7 çeşit sürücü belgesi oluyor. Artık sürücü belgelerinde yaş sınırları değişiyor. Tecrübe şartı geliyor. Mesela ağır vasıta belgesi almak için bir B sınıfı, otomobil ehliyeti almak gerekiyor. Şimdi mesela yaşı yeterli olunca ağır vasıta belgesi alabilen bir öğrenci artık bundan sonra yaşı yeterli olsa bile önce B sınıfı sürücü belgesi alarak, daha sonra daha yüksek ağır vasıta ehliyeti alacak. Yaş ve tecrübe şartı geliyor. Ayrıca stajyerlik geliyor. Çıraklık dönemi olacak. Tabiri caiz ise 1 yıl bir çıraklık dönemi geçirecek. Orada hata yapma toleransı az. 60 ceza puanını doldurduğu takdirde sürücü belgesi geri alınacak. Tekrardan sürücü eğitimi alacak. Sürücü belgeleri 5 yılda, 10 yılda bir vize şeklinde değişecek. Ağır vasıtaları 5 yılda bir, normal hafif vasıta sürücü belgeleri ise 10 yılda bir sağlık muayeneleri yapılarak değişime uğrayacak” şeklinde bilgi verdi.“SERTİFİKASINI EHLİYETE ÇEVİRMEYENLER İÇİN SON GÜNLER”Sürücü belgesi almaya hak kazanıp da dosyasını Emniyete vermeyenlere uyarıda bulunan Sürücü Kursları ve Eğitimcileri Konfederasyonu Genel Başkanı İsmail Yılmaz, “Sürücü kurslarında bugüne kadar ehliyet sertifikalarını almaya hak kazanmış, sınavları bitirmiş ama sürücü kursunda dosyasını alıp da trafiğe götürüp ehliyete dönüştürmemiş olanlar için sertifikaları için son aylarındayız. 2 yılık bir süre verilmişti. Bu 2 yıllık süre bitmek üzere. Mutlaka sürücü kurslarına gidip dosyalarını alsınlar ve Emniyete götürüp ehliyete çevirsinler. Aksi takdirde hakları kaybolacak ve tekrardan sıfırdan eğitime ve sınava girmek zorunda kalacaklardır. Bir de stajyerlik uygulamasına takılmamak için bunu yılbaşından önce yapsınlar” şeklinde uyarıda bulundu.Milliyet
Reklam
Reklam
Büyükşehirde Psikolojimizi Bozan 10 Neden
Türkiye'de sağlık sektöründe en önemli sorunlardan biri de insanlarımızın psikolojik ve psikosomatik sorunlarının büyük ölçüde artması. Büyük kentlerdeki stres ortamı, gelir dağılımındaki adaletsizlik nedeniyle alt gelir grubunda kalan insanların günlük yaşamdaki sıkıntıları, trafik, Türkiye'deki Kürt sorunu, terör olayları gibi tartışmalar insanlarımızı psikolojik açıdan büyük ölçüde etkiliyor.ŞEHİRDEKİ KİŞİLER PSİKOLOĞA GİTMEYE TEŞVİK EDİLMELİPsikiyatrist Dr. İnci Şen, “İnsanlarımızda ruh sağlığı çok önemlidir. 77 milyonluk Türkiye’mizde stres altında çalışan insanlarımızın ruh sağlığı büyük ölçüde bozulmaya yönelmekte. Bu açıdan sağlık sektöründe ve sağlık ekonomisinde psikolojik ve psikosomatik konulara daha fazla bütçe ayrılmalı, insanlarımız bu konuda doktorlara gitmeye teşvik edilmeli. Sağlık Bakanlığı’mızın bu konuda daha duyarlı olmasında büyük ölçüde yarar var” dedi.Psikiyatrist Dr. İnci Şen, özellikle büyük şehirdeki insanlarımızın depresyona girmelerinin nedenlerini söyle sıraladı:1. İç göç sürecinin tam başarıyla sonuçlanmaması ve iç göçle büyük kentlere gelen insanların belirli statüye ve amaçlarına ulaşamaması2. Türkiye´deki insanların ekonomik nedenlerle sorunlarının artması3. Aile içi uyumsuzlukların artması, ailede dışlanma, ayrımcılık ve küçümsenmenin gelişmesi4. Toplum tarafından istenmemek ve kabul görmemek5. Büyük kentin sorunlarıyla baş edememek6. İşsizlik ve ekonomik sıkıntılar7. Gittikçe artan fakirleşme ve sosyal yardımlarla yaşama mecburiyeti8. İnsanların ekonomik kayıplar nedeniyle kendini güvende hissedememesi9. Kadınlarımıza uygulanan aile içi şiddet10. Çocuklara ailede gösterilen şiddet ve baskı“Özel sigortalar, psikiyatrik sorunları sigorta kapsamına almalıdır” diyen Psikiyatrist Dr. İnci Şen, “Kalp, damar ve diyabetik gibi hastalıklar ne kadar önemliyse insanlarımız için ruh sağlığı da o kadar önemlidir” diye ekledi.Zaman
Fenerbahçeli Kalecilere 'Top Atma Makinesi'
Fenerbahçe antrenmanlarının bu sezon teknolojik desteği arttı. Helikopter kamera, GPS sistemi derken son gözde top atma makinası oldu.Fenerbahçe'nin kalecileri top atma makinası ile çalışıyor. Sarı-lacivertlilerde sezon başından beri kullanılan top atma cihazıDanimarka'dan özel olarak getirildi. Yaklaşık 50 bin euro değerindeki makine, kaleci antrenörü Murat Öztürk'ün bu sezon işini çok kolaylaştırıyor.Sistemin hız ve yön gibi birçok ayarı bulunuyor. Böylece antrenörler kalecileri çalıştırmak istediği pozisyonları tam anlamıyla uygulayıp, defalarca çalıştırabiliyorlar. Yeni sistemin özellikle yerden seken toplar konusunda kalecilerin gelişiminde katkısı oluyor.Fenerbahçe antrenmanları top makinesinin yanı sıra geçtiğimiz haftalardan başlayarak helikopter kamera sistemini de hayata geçirmişti. Böylece teknik ekip antrenman sonrası çalışmaların detaylı görüntülerini inceleme fırsatı yakalıyorlar. Oyuncuların giydiği uydu destekli yelekler sayesinde de tüm vücut değerleri analiz edilebiliyor.Radyospor
'İşte Benim Zeki Müren’ Sergisi Açıldı
Yapı Kredi Private Banking ve Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık ortaklığında düzenlenen ‘İşte Benim Zeki Müren’ sergisi, dün gerçekleştirilen bir etkinlikle açıldı. Açılış öncesi basın mensuplarıyla bir araya gelen proje koordinatörü Veysel Uğurlu; sergi ile ilgili detayları şu şekilde açıkladı; 'Zeki Müren gibi yenilikçi, devrimci, çağdaş bir sanatçının; gerçek anlamda bugüne kadar vurgulanmadığını düşündüğümüz için bu sergiyi açtık. Bu sergi ile, sanatçının Türk sanatındaki yerini bulacağını düşünüyoruz. Zeki Müren; hayallerini ve eğitimini insanlara nakletmeye çalışmış bir sanatçı. Biz de onun hayallerini ve kendi hayallerimizi insanlara dağıtacak bir sergi yapmaya çalıştık.' ‘İşte Benim Zeki Müren’ sergisi, usta sanatçının doğumundan ölümüne dek yaşadıklarına ışık tutuyor. Sanatçının, ölümünden önce tüm mal varlığını bağışladığı Türk Eğitim Vakfı ve Türk Silahlı Kuvvetleri Mehmetçik Vakfı’nın destekleriyle gerçekleştirilen sergide; fotoğrafların yanı sıra, sanatçıya ait anı defterleri, mektuplar, öğrencilik dönemlerinde yaptığı çalışmalar, sahne kostümleri, film afişleri gibi eserler de yer alıyor. Yapı Kredi Kültür Merkezi’ndeki sergi, 20 Aralık tarihine kadar ziyaret edilebilecek.Milliyet Sanat
Reklam
Çocuk Hakları Nelerdir?
20 Kasım Birleşmiş Milletlerin kararı ile dünya çocuk hakları günü olarak belirlenmiş bu gün ve imzalanan sözleşme ile çocuk hakları güven altına alınmıştır.Temel çocuk hakları:Sağlık HakkıEğitim HakkıVatandaşlık Hakkı'dır.İyi seyirler!
İstanbul'daki 90 Saatlik Su Kesintisi Ertelendi
İSKİ'nin açıkladığı ve İstanbul'un Anadolu Yakası'nda 4 gün su kesintisine yol açacağı belirtilen Ömerli İçmesuyu Arıtma Tesisleri Trafo Merkezi'ndeki çalışma İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın talimatıyla durduruldu.İSKİ'nin açıkladığı ve İstanbul'un Anadolu Yakası'nda 4 gün su kesintisine yol açacağı belirtilen Ömerli İçmesuyu Arıtma Tesisleri Trafo Merkezi'ndeki çalışma İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın talimatıyla durdurulduğu belirtildi.İBB'den yapılan açıklamada, 'Başkan Topbaş, söz konusu çalışmanın su kesintisine mahal verilmeden yapılması amacıyla yeniden planlanması için İSKİ Genel Müdürlüğü'ne talimat verdi.Çalışmanın nasıl ve ne zaman yapılacağı İSKİ tarafından önümüzdeki günlerde açıklanacak' denildi.DHA
Bir İnternet Sitesi, Türkiye'deki ve Dünyadaki Evlerin İçini Dahi Gözetliyor
Rusya merkezli bir internet sitesinin, aralarında Türkiye’nin de olduğu 250′nin üzerinde ülkeden on binlerce kamera sistemini canlı olarak yayınladığı fark edildi.BBC teknoloji editörü Leo Kelion’un haberine göre, canlı görüntüleri paylaşılan kameralar arasında evlerdeki güvenlik sistemleri de var. Site Türkiye’den 170 kameranın canlı görüntülerini paylaşıyor. İnternet sitesine ulaşarak durumu haberleştiren BBC, site adını yayınlamama kararı aldı.Türkiye’den gelen görüntüler arasında dikkat çeken bazı kameraların olduğu yerler ise şöyle: Evlerin odaları, çalışma ofisleri, kuyumcular, hastaneler, devlet daireleri. Sitede ABD’den 4.591 kameranın yayını yapılırken, Fransa’dan 1.576, İngiltere’den ise 584 kameranın görüntüleri paylaşılıyor.Kurulan kapalı devre kamera sistemlerine yabancı kişilerin nasıl erişim sağlandığı sorusu ise bilgisayar korsanlığı ile açıklanıyor. Yetkililer bu tip güvenlik kamera sistemleri kullananların zor tahmin edilen şifreleri tercih etmesi gerektiği konusunda uyarılarda bulunuyor.Evlere ve işyerlerine özel güvenlik şirketleri tarafından kurulan kamera sistemleri internet üzerinden kapalı devre olarak çalışıyor. Hizmeti alan kişiler bir şifre ile cep telefonlarından dahi eş zamanlı olarak kameranın bulunduğu ortamı izleyebiliyor.İnternet sitesinin görüntülerini yayınladığı kamera sistemlerinden biri de ABD firması Linksys. Linksys sözcüsü, “Sitede hangi Linksys IP kameralarına erişildiğini tespit etmeye çalışıyoruz” dedi ve şu yorumu yaptı:“Artık üretilmeyen eski Linksys IP kamerası olduğunu düşünüyoruz. Bu kameralar için müşterileri şifrelerini değiştirmeye zorlayan bir sistemimiz yok. İzinsiz müdahalelerden kendilerini koruyabilmeleri için şifre değiştirmenin ne kadar önemli olduğu konusunda müşterilerimizi eğitmeye devam edeceğiz.Yeni kameralarımızda, verilen şifreleri değiştirmeyen kullanıcıları uyaran bir sistem var. Müşteriler, yeni bir şifre belirleyene kadar kameraya giriş yaptıklarında bir uyarıyla karşılaşıyor.”Sitede yer alan kameralardan bir kısmı da, anne-babaların çocuklarını takip etmek için bebek odalarına kurdukları sistemlerin görüntülerini paylaşıyor.İngiltere’nin bağımsız Bilgi Komisyonu Başkanı Christopher Graham, “Bunlar ürkütücü şeyler. Ancak sonuçta bu kameraların güvenliğini sağlamak ebeveylerin görevi. Doğru düzgün şifreler konmalı” diyor.Türkiye’de kapalı devre güvenlik kamerası hizmeti veren Pronet şirketinden Entegre Projeler Satış Müdürü Ali Özkök, bilgisayar korsanlarının kurumsal kullanıcıların güvenlik kameralarına erişiminin zor olduğunu söylese de, bireysel kullanıcılar için şifre ve kullanıcı adının çok önemli olduğuna vurgu yapıyor.“Kurumsal kullanıcılarda önce şirketin kendi güvenlik duvarlarını aşmalılar ki kameraya ulaşabilsinler. Bu da çok zor. Ancak bireysel kullanıcılarda tek güvenlik katmanı şifreleme” diyen Özkök, “Eğer siz evinize kurduğunuz kamera sistemine işyerinizdeki bir bilgisayardan ulaşabiliyorsanız şifrenizin kırılması durumunda başka bir bilgisayar da erişim sağlayabilir” diye devam ediyor.BBC
Reklam
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Edirne’nin ötesine geçince her seferinde niyet ediyorum ama olmuyor.. İki günlüğüne de olsa, üç günlüğüne de olsa Türkiye ile bağımı koparmak istiyorum...Olup biteni duymamayım, düşünmeyeyim, ilgilenmeyeyim..Teknoloji o kadar ilerledi ki, mümkün mü? Nereye gizlenirsen gizlen, haber yakana yapışıyor..Televizyon açma, gazetelere bakma, internete girme, Twitter’a yanaşma, fark etmiyor..Haber seni buluyor..*Buldu da Londra’da tenis maçlarına kaptırmıştım ki, buldu.. Cumhurbaşkanı Latin Amerika Ülkeleri Müslüman Dini Liderler Zirvesi’nde konuşmuş..
Reklam
Bugün 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü
Çocuk işçiliği dünya ülkelerinde 168 milyonu bulurken, Türkiye'de İSİG verilerine göre, 2014 itibarı ile çalışan çocuk sayısı 893 bin. Çocuk işçiliği yetkililer tarafından bir sorun olarak görülmezken, aynı verilere göre, 2014 yılının ilk 9 ayında 42 işçi çocuk yaşamını yitirdi.Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Bildirgesi'nin kabul edildiği 20 Kasım 1959'dan beri tüm dünyada 20 Kasım Çocuk Hakları Günü olarak anılırken, çocuk hakları gününde dahi çocukların hakları ihlal ediliyor. Dünya ülkelerinde çalışan çocuk sayısı 168 milyonu bulurken, Türkiye'de İSİG verilerine göre, 2014 itibarı ile çalışan çocuk sayısı 893 bin. 2014 yılının ilk 9 ayında çalışırken yaşamını yitiren çocuk sayısı da 42. İstatistikler, çalışan çocukların önemli oranda eğitim hakkının da gasp edildiğini ortaya koyarken, dünyada her 5 çocuktan biri çalışmak zorunda bırakılıyor. Bu çocuklar sağlıklı bir çevreden ve temel özgürlüklerden de mahrum bırakılırken, fiziksel, sosyal, kültürel, duygusal ve eğitsel gelişime zarar veren koşullarda çalıştırılıyor. Türkiye devleti çocuk işçiliği ile mücadele yönünde birçok projeye geliştirse bile, izlediği istihdam stratejisi çocuk işçiliğini son derece olumsuz yönde etkiliyor.1999-2006 yılları arasında istihdam edilen çocuk sayısı 2 milyon 270 binden, 890 bin düzeyine düştü, ancak aynı dönemde Türkiye istihdamdaki çocuk işçiliği ile mücadele de ivme kaybetti. 1994-1999 yılları arasında istihdamdan çekilen çocuk işçi sayısı yıllık ortalamada 128 bin iken, 1999-2006 yılları arasında yıllık ortalama 74 bin olarak gerçekleşti. 2006-2012 yılları ise çocuk işçiliğinde azalma eğiliminin durduğu ve özellikle tarım kesimindeki artış ile birlikte çocuk işçi sayısının tekrar arttığı bir dönem oldu.42 ÇOCUK ÇALIŞIRKEN YAŞAMINI KAYBETTİ2014 yılına gelindiğinde ise, çocuk işçi sayısı 893 bini buluyor. Üstelik çocuk işçilerin yüzde 20'si zorunlu eğitime devam edemiyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenli Meclisi'nin (İSİG) raporunda çocukların çalışma nedenleri, 'Ailelerin yoksulluğu, köyden kente göç, eğitime ulaşamama, 4+4+4 eğitim sistemi ve sermayeleştirme süreci ile birlikte kapitalizmin duyduğu ucuz emek gücü ihtiyacı' olarak sıralanıyor. Çarpıcı olan ise İSİG verilerine göre, 2014 yılının ilk 9 ayında 42 çocuğun çalışırken yaşamını kaybetmesi.'DÜNYADA 168 MİLYON ÇOCUK İŞÇİ BULUNUYOR'Dünyada, pek çoğu tam zamanlı çalışan, eğitim hayatından tümüyle koparılmış 168 milyon çocuk işçi bulunuyor. Bu çocukların 85 milyonunu, sağlıksız ortamlarda çalışma, kölelik ya da diğer çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerini yerine getiren çocuklar oluşturuyor. Çocuk işçiliğinin yoğun olarak rastlandığı ülkeler arasında ise Türkiye, Mali, Bhutan, Burundi, Uganda, Nijer, Burkina, Etiyopya, Nepal, Ruanda, Kenya ve Pakistan gibi ülkeler yer alıyor.ÇALIŞAN ÇOCUĞUN YAŞ ORTALAMASI 11Her yıl özellikle Diyarbakır, Urfa, Batman, Merdin, Şırnak gibi kentlerden binlerce çocuk Çukurova, Karadeniz, Ege, İç ve Batı Anadolu bölgelerine, mevsimlik ve gezici tarım işçisi olarak göç ediyor. Özellikle pamuk, şeker pancarı, fındık, narenciye, kayısı, bakliyat, üzüm ve sebze üretiminde çalıştırılan çocuklar, mevsimlik tarım göçünün beraberinde getirdiği şartlardan olumsuz etkileniyor. 2012 yılından bu yana mevsimlik tarımda çalışan çocukların yaşları ise ortalama 11'den başlıyor. Birçok çocuk çok daha küçük yaşlardan itibaren tarla ve bahçelerde çalışmaya itiliyor.YETİŞKİNLER GİBİ SİGORTA KAPSAMINA ALINMIYORLARMevsimlik tarım işçisi çocukların çalışmaya zorlandıkları ürünler ya da yöreler değişse de, çocukların çalıştıkları ortalama süre günde 9 saat ve haftada altı gün olarak belirleniyor. Üstelik mevsimlik tarım işçisi çocuklarda aynı yetişkinler gibi sözleşmeleri olmadığından ötürü 'tarım işçisi' sayılamıyor. Çalışanların çalışma koşulları ile ücret, ödeme, ulaşım ve barınma şartlarıyla ilgili, işyerlerinin sorumluluğundaki düzenlemeleri öngören yasal metinlerin kapsamlarının darlığı ve idari ve cezai yaptırım eksikliği dolayısıyla ise mevsimlik tarım işçileri sigorta kapsamına alınmıyor.CİNSEL TACİZE MARUZ KALIYORLARMevsimlik tarımda çalışan çocuk işçilerin en çok karşılaştığı sıkıntılardan biri ise göç yolunda ya da göç ettikleri kentlerdeki geçici konaklama yerlerinde taciz ve istismara maruz kalmaları. Yapılan araştırmalara göre, mevsimlik tarım işçisi çocuklar kendisinden en az 4 yaş büyük bir kişi tarafından zorla cinsel istismara maruz bırakılıyor. Yine çocukların yaşadığı bir başka sıkıntı ise fiziksel şiddet. Mevsimlik tarım işçisi olarak çalışan bir çok çocuk çalıştığı yerdeki yetişkin bir kişinin itaati sağlama, cezalandırma ya da öfke boşaltma amacı ile şiddet uygulaması sonucu hem fiziksel hem de psikolojik olarak zarar görüyor.MEVSİMLİK TARIM İŞÇİSİ ÇOCUKLARIN HAKLARINI KORUYAN YASA YOKTürkiye'deki yasalar ise bir çok konuda yetersiz olduğu gibi mevsimlik tarım işçisi olarak çalışan çocukların haklarını koruma konusunda yetersiz kalıyor. Konuyla ilgili olarak yetersiz yasaların varlığı, bahçe sahibi ve aracı arasındaki sistem, çocukları arada bırakarak ve haklarına erişmelerine engel olarak çocuk işçiliğin önüne geçecek eylemlerin uygulanamamasına yol açıyor. Öte yandan ise uzun saatler boyunca, sert koşullarda, her türlü hava şartında çalışan ve sosyal dışlanmayı derin boyutlarda deneyimleyen mevsimlik iş gücüne katılmış çocukların haklarını koruyan yasal bir mevzuat bulunmuyor.EMEKTEN YANA PROGRAMLARA İHTİYAÇ VARYapılan araştırmalara göre, son olarak eğitim sistemindeki değişiklik, mevsimlik tarım işçiliğinde çocuk işçiliğini arttırdığı görülüyor. Bu durum Türk İş Kanunu'nda yer alan genç işçilerin 'ilköğretimi bitirmiş olmaları' şartıyla çelişkili bir durum ortaya çıkarıyorken, ortaokulun bitiş yaşı aynı zamanda çocuk işçiliğinin yaygınlaşma yaşını fiilen 13'e düşürüyor. Bu da 8 milyon çocuğu doğrudan ilgilendiriyor. Çocuk işçiliği konusunda 'Asgari Yaş Sözleşmesi ve Çocuk İşçiliğin En Kötü Biçimlerinin Bitirilmesi'ne yönelik Uluslar arası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmeleri ve Çocuk İşçiliğinin Önlenmesi'ne Yönelik Uluslararası Program (IPEC) gibi programlar sorunun çözümünde çok etkili araçlar olmadığı görülüyor. Bu durumda güvencesizliğin ve esnekliğin çalışma yaşamını giderek daha fazla baskı altına alarak ilerleyen bu süreçte, çocuk işçiliğe karşı kalıcı adımların atılması için emekten yana istihdam programlarına ihtiyaç duyulduğu gözler önüne seriyor. DİHA
İstanbul'da 90 Saat Su Kesintisi Haberine Sosyal Medyadan Tepkiler...
İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi'nden (İSKİ) kentin 12 ilçesine yaklaşık dört gün boyunca su verilemeyeceğini duyurdu. Ömerli İçmesuyu Arıtma Tesisleri Trafo Merkezleri’nde yapılacak olan elektrik sistemleri revizyon çalışmaları nedeniyle Maltepe, Kartal, Pendik, Tuzla, Ataşehir, Adalar, Kadıköy, Sancaktepe, Çekmeköy, Ümraniye, Beykoz ve Üsküdar'da 90 saat kesintisi olacağını açıklayan İSKİ'ye sosyal medyadan tepki büyük oldu. Çalışma şimdilik İBB Başkanı Kadir Topbaş'ın talimatıyla durduruldu. Çalışmanın nasıl ve ne zaman yapılacağı İSKİ tarafından önümüzdeki günlerde açıklanacak. 90 saatlik rekor su kesintisi doğal olarak sosyal medyanın gündemine oturdu, işte onlardan sadece bir kısmı...
Ankara'daki O Mahallede IŞİD Bayrakları Dalgalanıyor
Ankara’da 25 kişinin IŞİD'e katıldığı belirtilen Hacıbayram Mahallesi’nde sokaklarda tevhit bayrakları açıldığı ve örgütün adam kazanmak için propagandasının devam ettiği görüntülendi. Mahalleden pek çok kişinin örgütle ilişkide olduğu ve Suriye'ye gidip geldiği ileri sürülüyor...BirGün gazetesinden Doğu Eroğlu, Ankara'da 25 kişinin Suriye'ye giderek IŞİD'e katıldığı Hacıbayram Mahallesi'ni haberleştirdi. Örgüt bayraklarının görüntülendiği mahallede, 18 yaşın altındaki pek çok çocuğun IŞİD sempatizanı olduğu ve örgütün Suriye'nin Rakka kentindeki tesislerine gidip geldikten sonra Ankara'daki örgütleme faaliyetlerini yürüttüğü ileri sürüldü.Suriye’de çarpışan ve örgüte Mamak, Sincan, Keçiören gibi bölgelerden giden Ankaralıların sayısının 50’yi aştığının belirtildiği haberde, IŞİD militanlarının sosyal medya hesaplarından paylaştığı fotoğraflara değinildi ve 'Hacıbayram-Rakka cihat otobanının' hâlâ faal olduğu dile getirildi.Bohçacı ve pazarcılar IŞİD'e katılıyorHaberde, örgüte katılanların isim isim bilindiğinin belirtildiği mahalledeki 17 kişinin de IŞİD'e katıldığı ve dönem dönem Suriye'ye gidip geldiği bilgisi yer aldı. Bunların bilinmesine rağmen mahallede bir önlem alınmadığı anlatılan haberde, Selefi tarikatların örgütlediği 'Paşalar', veya 'Elekçiler' olarak tanınan, bohçacılık ve pazarcılık yaparak geçinen ailelerden kişilerin örgüte katıldığı bilgisine yer veriliyor. Haberde mahallede yaşayan Alevi kökenli ailelerin çocuklarından da IŞİD'e katılanlar olduğu öne sürüldü ve bunun mahallede şaşkınlık yarattığı belirtildi.New York Times da haber yapmıştıHacıbayram Mahallesi'ndeki durumun uluslararası basında da yer aldığı belirtilen haberde, 15 Eylül'de New York Times'de mahallenin IŞİD ile ilişkisine dair yayınlanan bir makalede Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu'nun Hacıbayram Camisi'nden çıkarkenti fotoğrafının kullanılmasıyla yaşanan tartışma hatırlatıldı. Haberde, kullanılan fotoğraf nedeniyle tartışma yaratan bu makalenin ardından Terörle Mücadele Şubesi ve Milli İstihbarat Teşkilatından kişilerin gelerek mahallede inceleme yaptığı ancak herhangi bir soruşturma başlatılmadığı anlatıldı.Suriye'ye gidip geliyorlarBirGün'ün haberine göre, Adil, Bayram ve Cemalettin T., Eyüp G., Tuncay ve Erdal D., Dursun G. ve Haydar D.’nin, dönem dönem Suriye’ye gittikleri ve mahallede IŞİD propagandası yaptıkları belirlendi. IŞİD saflarında çarpışırken ölen Halil İbrahim G., Suriye’de IŞİD egemenliğindeki bölgelerden birinde idari sorumlu olduğu öne sürülen Oğuzhan G. (Muhammed Selefi adıyla biliniyor) ve komutan olduğu iddia edilen Yusuf D. (Kurukafa lakabıyla anılıyor) de Hacıbayram’dan IŞİD’e giden isimler arasında. IŞİD adına Suriye ve Irak’ta eylemlerde bulunan Hamza Baba lakaplı şahıs, Mustafa Ü. ve Yunus K.’nin yanı sıra, IŞİD’in Kobane kuşatması sırasında 19 Ekim tarihinde bir YPG karargâhına canlı bomba saldırısı düzenleyen şahısların da Ankara’nın Mamak, Keçiören, Etlik ve Sincan semtlerinden IŞİD’e katıldıkları belirtiliyor. Hacıbayram’dan 25 ila 30 arası kişinin hâlâ IŞİD saflarında olduğu, bazılarının aralıklarla mahalleye dönüp Suriye’ye geri gittikleri biliniyor.Militan topluyorlarHacıbayram Mahallesi’nde 18 yaşın altındaki pek çok çocuğun, IŞİD sempatizanı oldukları ve örgütün Rakka’daki tesislerine gidip geldikten sonra Ankara’da örgütleme faaliyeti yürüttükleri belirtilen haberde, Rakka’ya giden pek çok çocuğun, örgüt tarafından eğitilip, kendilerine telkin edilenleri yaşıtlarına aktarmaları için yaşadıkları yerlere geri gönderildikleri iddia edildi.Gündüz vakti propagandaHaberde, mahalledeki örgütlenme faaliyetlerinin başında olduğu sanılan ve Murat İbrahim olarak tanınan şahsın, Hacıbayram hakkında çıkan pek çok habere karşın mahalleye gelip gitmeyi sürdürdüğü, sürekli giydiği beyaz cübbesi ve uzun sakallarıyla tanınan şahsın açıkça IŞİD için faaliyet yürüttüğü, sokakta gördüğü çocuklara cep telefonundan IŞİD vahşetine ilişkin videolar izleterek propaganda yaptığı ve milis toplamaya çalıştığı aktarıldı. Haberde, mahallede IŞİD’e destek veren çocukların, gündüz ellerinde Tevhit bayraklarıyla dolaşmasının da görüntülendi.CNN Türk
Yargıtay Ölen İşçi Kardeşlerine 10 Bin TL Manevi Tazminat Çok Buldu
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, mahkemenin işverenin yüzde 75 kusurlu olduğu iş kazasında hayatını kaybeden işçinin kardeşlerine 10 biner TL manevi tazminat ödenmesine ilişkin kararı fazla bularak bozdu. Genel Kurul kararında, büyük bir inşaat firması olan işverenin yüzde 75 oranında kusurlu olduğu olayla ilgili olarak hükmedilen tazminat miktarının 'hak ve nesafete uygun olması' gerektiği belirtildi. Yargıtay, mahkemenin 26 yaşındaki oğlu ölen anne için öngördüğü 15 bin TL tazminatı ise onadı. Yargıtay'ın kararına isyan eden mahkeme hakimi ise 'direnme' kararına alışılmış karar yazım usullerinin dışına çıkarak 'Ölüm olayından daha ağır bir 'ağırlık' söz konusu olamaz. Ekonomik koşulları 10 bin TL'nin zenginlik olarak kabul edilmeyecek bir tutar olduğunu göstermektedir hiç kuşkusuz' diye yazdı, 10 bin TL'nin caydırıcılık bakımından az bile olduğunu vurguladı. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bu isyana rağmen mahkemenin kararını oyçokluğu ile bozdu.26 yaşında öldüHarun Erbey (26) isimli işçi 8 Ağustos 2008'de Arnavutköy'deki bir inşaattan düşrek hayatını kaybetti. İşçinin ailesi işveren firma hakkında maddi ve manevi tazminat istemiyle İstanbul 3. İş Mahkemesi'nde dava açtı. Mahkemenin yaptırdığı bilirkişi incelemesinde asıl işveren Bayraktar Holdingin yüzde 25, yüklenici Fibrobeton Yapı Elemanları şirketinin yüzde 50, hayatını kaybeden işçinin ise yüzde 25 oranında kusurlu olduğu belirtildi. Bilirkişi, davacı anne için destekten yoksun kalma tazminatını 19.5 bin TL olarak hesapladı ancak SGK'dan eşi nedeniyle bağlanan aylıkların bu tazminattan düşmesi gerektiğini belirtti. Mahkeme de annenin, daha önce ölen eşinden kaynaklı maaş almasını gerekçe göstererek maddi tazminat talebini reddetti. Mahkeme ayrıca bekar ablası için istenen maddi tazminat talebini de 'kardeşe bakma mükellefiyeti olmadığı' gerekçesiyle reddetti. Mahkeme, 'kazanın oluş şekli, işçinin genç yaşta ölmesi, kusur oranları, tarafların sosyo-ekonomik durumları' göz önünde bulundurularak anne Fatma Erbey için 15 bin, diğer 8 kardeş içinse 10 biner TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi. 'Tazminat caydırıcı olmalı' diyen Daire 10 bin TL'yi çok buldu Kararın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 21. Hukuk Dairesi tazminat miktarını fazla bularak bozdu. Dairenin kararında, hakimin manevi tazminata ilişkin takdir hakkı kullanırken 'Ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi' gibi özellikleri göz önünde tutması gerektiğini belirtti. Kararda, 'İşverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasının kaynaklandığı da gözetilerek gelişyen hukuktaki yaklaşyıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır' denildikten sonra, bu değerlendirmelerle çelişecek biçimde 'Bu ilkeler gözetildiğinde ölen sigortalının kardeşleri olan davacıların tkü yararına hükmedilen 10'ar bin TL manevi tazminatların fazla olduğu ortadadır' denildi.  'Ölümden daha ağır bir 'ağırlık' yok'İstanbul 3. İş Mahkemesi, bu karara uymayarak direndi. Direnme kararında Yargıtay'ın kararındaki çelişkilere dikkat çekilerek şöyle denildi:'Davacıların ölen kişinin annesi ve kardeşi olması, olaydaki kusur oranları gözeltildiğinde hükmedilen 10'ar bin liranın tatmin duygusu yanında caydırıcılık da uyandıran bir tutardan az bile olacağı kabul edilmelidir. Ancak bunun fazla olduğunu iddia etmek bir önceki paragraftaki değerlendirmenin ortaya koyduğu ilkenin karşıtı bir kabul içinde bulunduğunu gösterecektir. Ülkenin ekonomik koşulları 10 bin TL'nin zenginlik olarak kabul edilmeyecek bir tutar olduğunu göstermektedir hiç kuşkusuz. Ölüm olayından daha ağır bir 'ağırlık' söz konusu olamaz. Davalının ekonomik olarak ölen kişinin kardeşlerine 10'ar bin TL ödeyemeyecek durumda olduğu, yahut bu tutarın şirket için ödenmesi zor bir tutar olduğu savunulmamıştır. Ölen kişinin kardeşlerinin sayısı, duyulan acının, elemin aynı oranda azaldığının kabulünü gerektirmeyecektir. Ancak yine de kardeşlerin her biri için takdir edilen tazminat, tek bir çocuğun, ya da kardeşin kaybedilmesi halinde takdir edilmesi gereken tazminat kadar düşünülmemiştir. Bu halde, her kardeş için öngörülen tazminatın yüksek olduğunu kabul etmek mümkün değildir.'Anneye 15 bin, kardeşlere 10'ar bin 'fahiş'mişMahkemenin bu kararını temyiz eden Fibrebeton şirketi anne için 15, 8 kardeş için toplam 80 bin TL olmlak üzere  95 bin TL tazminatın 'fahiş, haksız ve hukuka aykırı olduğunu' belirterek kararın bozulmasını talep etti.Hukuk Genel Kurulu ise mahkemenin hükmettiği tazminatı fazla bularak kararı bozdu. Genel kurul kararında şöyle denildi:'Hâkimin özel halleri göz önünde tutarak, manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği tutar adalete uygun olmalıdır. Bu para tutarı, aslında ne tazminat ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi, kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine, zarara uğrayanda bir huzur duygusu uyandırmayı, aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden, tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Manevi tazminat, duyulan elem ve ızdırabın kısmen ve imkan nisbetinde iadesini amaçladığından hâkim, hak ve nesafete göre takdir hakkını kullanarak, manevi tazminat miktarını tespit etmelidir. Hâkim belirlemeyi yaparken somut olayın özelliğini, zarar görenin ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, maluliyet oranını, beden gücü kaybı nedeniyle duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere, olayın meydana geldiği tarihteki paranın alım gücü dikkate alındığında kardeşler yararına hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğunun anlaşılmasına göre, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.'Karar oy çokluğu ile alındı. Azınlıkta kalan bazı üyeler mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının isabetli olduğu görüşünü savundu. Kemal Göktaş | Milliyet
Reklam