Öldüğü Söylense de Bir Şekilde Hayatına Devam Ettiğine İnanılan 14 Ünlü
İlk önce eşiyle intihar etti dendi, ertesi gün Alman radyoları savaşı yönetirken öldüğünü açıkladı. Daha sonrasında Joseph Stalin, Hitler'in Arjantin'e kaçtığı konusunda ısrar etti.Ruslar, Hitler ve eşinin kalıntılarını ele geçirip, otopsi raporları ile onlara ait olduğunu ispatlamıştı. Buna rağmen Hitler'in daha sonrasında görüldüğü iddia edilmiştir.
Sadece Annesini Erken Yaşta Kaybedenlerin Yaşadığı ve Bildiği 18 Durum
12 yaşımdaydım annemi kaybettiğimde, üstünden tam 6 yıl geçti. Aslında bu içeriği öncelikle benim gibi erken yaşta annesini kaybeden erkekler için hazırladım, daha sonra da kadınlar için. Cinsel bir ayrım söz konusu değil, bir erkek için annesinin taşıdığı önemi çok iyi bildiğimden söylüyorum bunu.Okuduğunuz için şimdiden teşekkürler...
Müzikleriyle James Bond'un Son 20 Yılı
Sinema dünyasına vurmuş fenomenler sorulduğunda akla gelen ilk isim şüphesiz ki James Bond olacaktır. Biz de, sadece sinema dünyasına değil, 20 yüzyıla damgasını vuran James Bond efsanesinin filmlerinden ve dünyaca ünlü birçok şarkıcı/grup tarafından seslendirilmiş şarkılarından bahsetmek istedik.
Ak Saray'ı Satılığa Çıkardılar
Ülke gündemindeki tartışmalı konuları alaya almak isteyenler, daha büyük kitlelere ulaşmak için giderek yaygınlaşan interneti kullanmaya devam ediyor. Bununla ilgili son gelişme de ‘Ak Saray' olarak bilinen Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda görüldü.Bir vatandaş, hurriyetemlak.com isimli emlak sitesine Ak Saray'ın satılık ilanını koydu. ‘Kaçak' olduğu yönünde iddialara da konu olan saray için 1 milyon dolar bedel isteyen şahıs, ilana ‘SAHİBİNDEN AOÇ'DE 1000 ODALI LÜKS SARAY' başlığını attı. İlan internet sitesinden kısa bir bir süre sonra kaldırıldı.İlan sahibini ‘Tayyip Erdoğan' olarak belirten şahıs, ilanın altındaki açıklama kısmına ise şu ifadeleri yazdı:'Evet değerli vatandaşlarım. Milli iradeyi hazmedemeyen bazı mihraklar, bu sarayı gündeme getirerek istismar ettiği için, zaten milletimin olan bu sarayı milletime satıyorum.Sistem kabul etmediği için yazamadım.Sarayımızın fiyatı 1 milyon Amerikan doları. Pazarlık payı var.Saray yerin altında 4, yerin üstünde 4 olmak üzere toplam 8 kat. Şimdilik 1000 odası var. Şu an yapılan kısımlarla oda sayısı 5000'i bulacak. Mahkeme yapımı durdurduğu için, şu an ruhsat yok. Ama yeni HSYK'nın atayacağı hakimler ile bu problem çözülecek. Recep Tayyip Erdoğan'Zaman
Motosiklete Binmenin Kadınlara Çok Yakıştığının 20 Kanıtı
etiket
Gerçekten de öyle. Ne otomobil, ne cip ne kamyon hiçbir vasıta kadına bu kadar yakışmıyor. Yani biz öyle düşünüyoruz.Özellikle yollarda karşımızdan motosikletiyle gelen bir 'Abla' bize selam çaktığında çok mutlu oluyor, yollarda yardıma ihtiyaçları olduğunda hemen varımızı yoğumuzu ortaya koyuyoruz.Yol anılarınızı dinlerken de ayrıca mutlu oluyoruz.Yani motosiklete binin kadınlar...
Reklam
Şehit Astsubay Zanlıları Serbest Bırakıldı
Diyarbakır'da eşinin yanında uğradığı silahlı saldırıda şehit edilen Hava Astsubay Üstçavuş Nejdet Aydoğdu'yu vurduğu iddiasıyla Muğla'da gözaltına alınan 30 yaşındaki Y.E.T. ile 26 yaşındaki Y.T., sevk edildikleri Adana'da Adliyesi'nde savcılıktan serbest bırakıldı. Şimdi, savcının mahkemeye sevk etmeye dahi gerek görmeden serbest bıraktığı iki kişinin neden alalacele zanlı olarak ilan edildiği sorusu yanıt bekliyor.Geçen 29 Ekim'de Diyarbakır 'ın merkez Bağlar İlçesi'ndeki semt pazarında Muharip Hava Kuvveti ve Hava Füze Savunma Komutanlığı'nda görevli Hava Astsubay Üstçavuş 25 yaşındaki Nejdet Aydoğdu, aşeren hamile eşi Esra Aydoğdu'na meyve almak istediği sırada yüzü maskeli iki kişinin silahlı saldırısı sonucu şehit oldu. Olay yerinden toplanan boş kovanların balistik incelemesi sonucu, aynı tabancanın Adana'da da torbacı çatışmasında kullanıldığı ortaya çıkınca bu olayla ilgisi olduğu iddiasıyla Y.E.T. Muğla'nın Ortanca İlçesi'nde gözaltına alınarak Adana'ya getirildi. Bu kişi ile birlikte hareket ettiği ileri sürülen kuzeni Y.T. de İstanbul 'da gözaltına alınarak Adana'ya gönderildi.SUÇLAMAYI REDDETTİLERAdana Emniyet Müdürlüğü'nde, terör örgütü üyeliği, Adana'daki torbacı çatışması ve astsubayın şehit edilmesiyle ilgili sorgulanan 2 kuzen suçlamaları kabul etmedi. Astsubay Nejdet Aydoğdu'nun şehit edilmesiyle bir ilgilerinin olmadığını ileri süren 2 şüpheli, tabancanın da kime ait olduğunu bilmediklerini iddia etti. Yunus Emre T. ile Yunus T., ifadelerinin ardından geniş güvenlik önlemleri altında adliyeye sevk edildi.Y.E.T. ile Y.T. sevk edildikleri nöbetçi Cumhuriyet Savcısı tarafından ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakıldı.DHA
Reklam
Başbakan'ın Konvoyunda Kaza
Başbakan Davutoğlu'nu Bağdat'ta şehir merkezine getiren konvoyda meydana gelen kazada Başbakanlık ekibinde garson olarak görev yapan Candemir ile Iraklı araç sürücüsü yaralandı.Başbakan Ahmet Davutoğlu'nu Bağdat Uluslararası Havalimanı'ndan şehir merkezine getiren konvoyda meydana gelen kazada 2 kişi yaralandı.Başbakanlık kaynaklarından edinilen bilgiye göre, konvoyda yer alan araçlardan birinin kontrolden çıkmasıyla Başbakanlık ekibinde garson olarak görev yapan Lokman Candemir ile Iraklı araç sürücüsü yaralandı.İlk müdahaleyi Başbakanlık sağlık ekiplerinin yaptığı, İbn-i Sina Hastanesine kaldırılan yaralıların durumunun kontrol altında olduğu öğrenildi.Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Irak Başbakanı Haydar el-İbadi'nin de düzenledikleri ortak basın toplantısının ardından yaralıları hastanede ziyaret ettikleri bildirildi.AA
Reklam
Emniyet, Her Sokağı Bir Polis Timine Zimmetledi
Yayınlanan genelgede karar 'halkın kendini güvende hissetmesi' gerekçesiyle açıklandıEmniyet Genel Müdürlüğü, her şehirde “suçluların yer, zaman ve yoğunluk dağılımı ile hassas noktalar ve olay türlerine göre” her semt, mahalle, cadde ve sokağı bir polis timine zimmetledi.Yayınlanan genelgede bu karar, “halkın, polisin yanında olduğunu görmesi, kendisini güvende hissetmesi ve suçlulara en kası zamanda müdahale edilmesi” gerekçesiyle açıklandı.İsmail Saymaz ’ın Radikal’de yer alan haberine göre, Emniyet Genel Müdürü Celalletin Lekesiz ’in geçen 11 Kasım’da yayınladığı 63 numaralı genelgede “önleme ve güvenlik faaliyetlerinin yanı sıra suç ve suçların üzerine giden, suçların işlenmesi için elverişli ortamı yok eden, suçluların işleme düşünce ve kararlığını zayıflatan proaktif polislik anlayışı ile önlem alınması” gerektiği vurgulandı.Genelgede, “Halkın, polisin her zaman ulaşılabilir ve yakınında olduğunu görmesi, kendisini güvende hissedebilmesi, suçlulara en kısa zamanda müdahale edilmesi açısından genel güvenlik ve asayiş yönünden risk arz eden bölgelerde tedbirlerin arttırılması, sorumlu olunan semt, mahalle, cadde ve sokaklara hakim olunması önem arz etmektedir” denildi.Bu kapsamda “Görevli tüm birimlere ait sivil/resmi motorize ekipler veya yaya devriyeler suçluların yer, zaman ve yoğunluk dağılımı ile hassas noktalar, olay türleri de göz önünde bulundurularak, sorumluluk bölgeleri zimmetlenmek suretiyle görevlendirilecektir” ifadesi kullanıldı.Genelgede ayrıca, hizmetlerin yürütülmesinde görevli personelin sorumlu olacağı ve bu konunun amirlerce denetleneceği ifade edildi.T24
Af Örgütü: Suriye Sınırında 17 Kişi Gerçek Mermi ile Öldürüldü
Uluslararası Af Örgütü, Aralık 2013 ila Ağustos 2014 arasında Suriye’den Türkiye’ye resmi olmayan geçiş noktalarında en az 17 kişinin gerçek mermi kullanılarak öldürüldüğünü belgeledi.  Rapora göre resmi olmayan noktalardan Türkiye’ye geçmek isteyenlerin çoğu da ya dövüldü ya da kötü muameleye maruz kaldı ve savaşın yerle bir ettiği Suriye’ye geri itildi.Uluslararası Af Örgütü bugün yayınlanan ‘Hayatta Kalma Mücadelesi: Türkiye’deki Suriye’den Gelen Mülteciler’ başlıklı raporu son üç buçuk yılda ülkeye sığınan 1.6 milyon insanın karşı karşıya kaldığı insan hakları risklerini belgeliyor. Rapor ayrıca uluslararası toplumun mülteci krizi ile ilgili anlamlı finansal sorumluluk alma konusunda gösterdiği içler acısı isteksizliğine de dikkat çekiyor.Rapor öncelikle uluslararası toplumun Suriyeli sığınmacılara kucak açan Türkiye’ye yardım konusundaki isteksizliğini eleştiriyor ve aynı zamanda Türkiye’nin artan saydaki Suriye’den gelen mülteci ile başa çıkma konusundaki başarısızlığına parmak basıyor.Türkiye resmi sınır geçiş noktalarında açık kapı politikası uygularken, 900 kilometrelik sınırda sadece iki tane tamamen açık kapı bulunmakta. Onlarda bile pasaportu olmayanlar rutin bir şekilde, acil bir tıbbi bakıma ya da insani yardıma ihtiyaçları yoksa, geri döndürülüyor.Buna ek olarak, sınır geçişleri mültecilerin çoğunun seyahat edebilmesi için tehlikeli bir şekilde uzak. Çoğunun çatışma bölgelerinde bulunan geçiş noktalarından tehlikeli ve zor olan düzensiz yollara başvurmaktan başka şansı olmuyor, hatta buna insan kaçakçılarına güvenmek de dahil. Burada da genelde zorlamaya maruz kalıyorlar.14 yaşındaki Ali Özdemir 2014′te Mayıs’ın 18′ini 19′una bağlayan gece Türkiye sınırına yaklaşırken kafasından vuruldu. Babası Uluslararası Af Örgütü’ne Ali’nin yanında dokuz başka mültecinin de olduğunu söyledi. Türkiye sınırına 10 metre kala birilerinin Türkçe konuştuğunu duymuşlar. Ali korkmuş. Tam sınırdan dönmeye karar verdiğinde kafasının yanından vurulmuş. Sözlü uyarıda bulunulmamış ya da havaya uyarı ateşi açılmamış. Ali’nin iki gözü de kör oldu.Uluslararası Af Örgütü Türkiye Araştırmacısı Andrew Gardner’ın değerlendirmesi şöyle:“Türkiye açıkça Suriye’den gelen yüz binlerce mültecinin en basit ihtiyaçlarını bile karşılama konusunda çırpınıyor. Bunun sonucunda da sınırı geçmeyi başarmış olanların çoğu yoksulluk içinde bir hayatla baş başa kalıyor. Uluslararası toplumun sağladığı insani yardım acınası bir şekilde yetersiz kaldı ama Türkiye’nin de yardımı talep edip buna olanak sağlamak için daha fazlasını yapması gerekiyor. Türkiye bir yandan sınırlarını Suriye’den gelen mültecilere açmışken, savaşın yıkıcı etkisinden kaçmak isteyenler için hikaye tamamen farklı. Çoğu savaş bölgesine geri itiliyor, bazıları ise gerçek mermilerle karşı karşıya kalıyor. Çatışmadan kaçan ve umutsuz bir şekilde güvenli bir sığınak arayan insanları vurmak kabul edilemez. Bu alenen uluslararası hukukun ihlal edilmesi demektir ve cezasız kalmamalıdır. Devletlerin en temel yükümlülüğü zulümden ya da savaştan kaçan mültecilere kapılarını açmaktır. Türkiye yetkilileri en üst düzeyde güvenliği sağlamak ve Suriye’deki çatışmadan kaçan mültecilere erişim sağlamak için kapsamlı tedbirler almalı.”Türkiye, Suriye’deki şiddet, zulüm ve diğer insan hakları ihlallerinden kaçan 3.2 milyon kadın, erkek ve çocuğun yarısına ev sahipliği yapıyor. Şu ana kadar mülteci krizi ile ilgili Türkiye 4 milyar dolar harcadı. Bu sırada Ekim 2014′ün sonuna kadar, uluslararası bağışçılar, Birleşmiş Milletler’in Suriye için bölgesel fonlama çağrısından Türkiye’ye ayrılan 497 milyon doların sadece yüzde 28′ini üstlendi. Gardner, “Türkiye bu finansal yükün büyük bir kısmını kendi başına sırtladı. Varlıklı ülkelerin bir bütün olarak mülteci krizi ile ilgili daha büyük finansal sorumluluk alma konusundaki isteksizliği ve yeniden yerleştirme konusudaki cüzi teklifleri gerçekten içler acısı” dedi.Türkiye’de bulunan, Suriye’den gelen 1.6 milyon mültecinin sadece 220.000′i iyi olanaklara sahip 22 kampta yaşıyor. Bu kamplar ise şu an tam kapasite çalışmakta. 1.3 milyondan fazla mülteci kendilerini korumak için bir başına bırakılmış durumda. Türkiye hükümetinin kaynaklarına göre, resmi kampların dışındaki Suriye’den gelen mültecilerin sadece yüzde 15′i insani yardım kuruluşlarından ya da ajanslarından yardım alıyor. Temel yiyecek ve sığınma sağlama ihtiyacı, ailelerin iki yakalarını bir araya getirmek için ümitsiz yollara başvurmasına yol açıyor, buna çocuklarını çalıştırmaları dahil.10 yaşındaki “İbrahim” ve ailesi iki yıl önce Halep’ten kaçıp bir çimento deposunda yaşadıkları, Türkiye’nin sınır şehirlerinden Kilis’e taşındı. Hayatta kalmak için baba-oğul çöplerden plastik toplayarak her yarım kilo plastik için 1 TL kazanıyor. Genç İbrahim Uluslararası Af Örgütü’ne her gün sabah 06.00′da uyandığını ve işinin 16.00 civarında bittiğini anlattı. Bazı günler imamdan okuma ve yazma öğrenmek için vakti kaldığını söyledi. Ailedeki diğer dokuz çocuğun hiçbiri okula gitmiyor.Gardner, “Savaştan kaçar kaçmaz Suriye’den gelen mültecilerin çoğu merhametsiz ve ümitsiz bir gerçekle karşı karşıya kalıyor. Uluslararası toplum tarafından terkedildiler. Dünyanın en varlıklı ülkeleri finansal destek ve yeniden yerleştirme mevzu bahis olduğunda ayak diriyor. Türkiye Ekim ayında, Meclis’in “Geçici Koruma Yönetmeliği”ni kabul etmesi ile Suriyeli mültecilerin sadece yasal statü, haklar ve yardımlara açıklık getirdi. Bu yönetmelik tam olarak uygulanmalı ve hem Suriye’den gelen mültecilere hem de kamu görevlilerine açık bir şekilde anlatılmalı” dedi.• 190,000′den fazla kişi öldü. Suriye içindeki 10,8 milyon kişinin insani yardıma acilen ihtiyaç duyduğu rapor ediliyor. Bunların arasında 6,45 milyon ülke içinde yerinden edilmiş birey de bulunuyor.• Dört milyon kadın, erkek ve çocuk, şiddet, zulüm ve diğer tahammül edilemez zorluklardan kaçmak üzere ülkeyi terk etti.• Suriye’ye sınırı olan ülkeler -Türkiye, Lübnan, Ürdün, Irak ve Mısır- Suriyeli mültecilerin yüzde 95’ine ev sahipliği yapıyor;• Ürdün 619,000 Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapıyor;• Suriye’den gelen en az 1,6 milyon mülteci Türkiye’de bulunuyor. Sadece İstanbul’da Suriye’den gelen 330,000 mülteci bulunduğu tahmin ediliyor;• Kendi nüfuslarına oranlandığında, Lübnan ve Ürdün Suriye’den gelen en büyük mülteci nüfusunu barındırıyor. Türkiye ise Suriye dışındaki en büyük Suriye’den gelen mülteci nüfusunu barındırıyor.• Türkiye 220,000 mülteciyi barındıran iyi olanaklara sahip 22 mülteci kampı inşa etti;• Kamplar tam kapasitede çalışırken, Suriye’den gelen mültecilerin yaklaşık yüzde 85’i kampların dışında yaşıyor;• Ekim 2014’te Türkiye yetkilileri, Suriyeli mülteciler için hukuki statüyü güvence altına alan ve uzun zamandır beklenen Geçici Koruma Yönetmeliği’ni yayımladı. Fakat Yönetmelik henüz uygulanmaya başlamadı.Dünyanın bir nesildeki en kötü mülteci krizine karşı Türkiye’nin tutumu ve uluslararası toplumun başarısızlığı• BM’nin, 2014 yılında, mülteciler için bölgesel fonlama çağrısı kapsamında talep ettiği 3,74 milyon dolar tutarındaki yardımın 18 Kasım 2014 itibarıyla yüzde 53’ü ulaştırılmış bulunuyor;• Türkiye Suriyeli mülteciler için 4 milyar dolar harcadığını belirtirken, BM’nin 2014 yılı Suriye’den gelen mülteciler için bölgesel fonlama çağrısı kapsamında Türkiye için ayrılan 497 milyon dolarlık yardımın 5 Kasım 2014 itibarıyla sadece yüzde 28’i Türkiye’ye ulaştırılmış bulunuyor;• Yeniden yerleştirme taahhüdü açısından başı çeken ülke konumundaki Almanya, insani başvuru veya bireysel destek programları aracılığı ile 28.500 mülteciyi kabul etmeye söz verdi;• Ekim 2014’e kadarki son üç yılda 28 Avrupa Birliği üye ülkesinin tamamına ulaşan ya da bu ülkelerde sığınma başvurusunda bulunan Suriyelilerin sayısı yaklaşık 140.000. Bu sayı Eylül 2014’te sadece bir hafta içerisinde İslam Devleti’nin Kobane’de (diğer adıyla Ayn el-Arab) ilerlemesi sonucu kaçarak Türkiye’ye ulaşan 144.000 kişiden daha az.• Türkiye’nin Suriye sınırı 900 kilometre uzunluğunda ve çatışmanın başladığı Mart 2011 tarihinden bu yana çoğu zaman çatışma alanı olmuş durumda;• Suriye’de şiddet olaylarının tırmanmasıyla bazı sınır geçişleri tamamen durduruldu.• Her ne kadar Türkiye, Suriye’den gelen mülteciler için resmi olarak “açık kapı” politikası uygulasa da sınır geçişleri sadece pasaportu olan veya “acil tıbbi ve insani ihtiyaçları olan” mültecilere açık. Bu durum birçok kişiyi düzensiz bir şekilde sınırı geçmeye zorluyor.• Suriye’den gelen Filistinlilerin neredeyse tamamı, belgeleri Türkiye sınır görevlileri tarafından rutin bir şekilde reddedildiğinden, düzensiz bir şekilde Türkiye’ye girmeye zorlanıyor;• Türkiye sınır görevlileri Suriyeli mültecilere yönelik, ölümlere, yaralanmalara ve savaş alanına geri itilmelere yol açacak şekilde yasa dışı güç kullandı.• Hükümet tarafından işletilen mülteci kampları tam kapasite çalıştığı için Suriye’den gelen mültecilerin yüzde 85’i kendi başlarının çaresine bakmaya terk edilmiş durumda;• Kaynak yetersizliği birçok Suriyeli mülteciyi boş binalarda veya açıkta kalmak gibi ağır şartlarda yaşamaya zorluyor;• Suriye’den gelen mültecilerin hukuki olarak çalışmalarına izin verilmiyor. Düzensiz işler, onları işverenlerin sömürüsüne karşı savunmasız bırakıyor;• Düzensiz olarak çalışabildikleri işlerde Suriye’den gelen mülteciler ya maaşlarını alamıyor ya da aldıkları maaş yeterli yaşam standartlarına erişebilmelerine olanak vermiyor;• Kamp dışındaki Suriyeli mültecilerin barınma ihtiyaçları genellikle karşılanmıyor ve birçoğu yetersiz veya insanlık dışı sayılacak koşullarda barınıyor;• Kamp dışındaki Suriyeli çocukların büyük çoğunluğu eğitime erişemiyor. Bazıları ailelerini desteklemek için çalışmak zorunda kalıyor;• Türkiye yetkililerine kayıt olan tüm Suriyeliler için teorik olarak güvence altına alınan ve bu açıdan iyi örnek teşkil eden sağlık hizmetlerine ücretsiz erişim ülke genelinde tam olarak uygulanmıyor.Zete
Reklam
Akgöl Haritadan Silindi
Küresel ısınma ile birlikte son yıllarda etkili olan kuraklık, Van’ın Özalp İlçesi’nde 407 dekarlık bir alana sahip Akgöl’ü coğrafi haritalardan sildi. Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ali Fuat Doğu, ekosistem içinde önemli bir yere sahip ve göçmen kuşların tercih ettiği bölgelerden Akgöl’ün, sığ ve kapalı bir çanağa sahip olduğu için iklim değişikliğine dayanamadığını açıklarken, 'Haritalarda masmavi görünen Akgöl aslında yok. Bundan sonra çizilecek haritalarda Akgöl’ü göremeyeceğiz' dedi.
'Berkin'in Vurulmasının Çevik Kuvvetle İlgisi Yok'
Berkin Elvan’ın ölümüyle sonuçlanan polis müdahalesinin emrini veren Emniyet Müdürü Z.K. ifade verdi. Z.K. “polisin hiç kimseyi yaralamadığını, böyle bir şey olsaydı ambulans çağıracaklarını” ileri sürdü.Okmeydanı’na Gezi direnişi sırasında, 16 Haziran 2013’te müdahale emri veren Çevik Kuvvet Şube Müdür Yardımcısı 4. Sınır Emniyet Müdür Z.K. ifade verdi. Berkin Elvan’ın ağır yaralanması ve hastanede hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan müdahalenin emrini veren Z.K. “Kimseyi yaralamadık. Araştırdık, olaya çevik kuvvet karışmadı” dedi.“Uygun ve yeterli oranda gaz”İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü, olayla ilgili idari soruşturma yürüten Emniyet Genel Müdürlüğü Güvenlik Dairesi Başkanlığı 16 Temmuz 2014 tarihli belgede, 16 Haziran 2014’te Okmeydanı’na polis müdahalesi emrini veren müdürün Z.K. olduğunu yazdı.İstanbul Emniyeti, müdahalenin, “uygun ve yeterli oranda tazyikli su ve göz yaşartıcı gaz kullanmak suretiyle” yapıldığını ileri sürdü.Bu belge, soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi.“Grup Taksim’e ulaşmasın”Z.K. diğer ilçe müdürleriyle de konuştuğunu ve “grubun Taksim’e ulaşmadan önce dağıtılması” konusunda fikir birliğine vardıklarını, müdüründen de müdahale için en uygun yerin E-5 Okmeydanı kavşağı olacağını talimatını aldığını söyledi.Z.K. Elvan’ın vurulduğu Mithatpaşa Caddesi de dahil sabah 08:00’e kadar müdahaleye devam edildiğini, gaz atıldığını anlattı.Olayı basından duymuşZ.K., müdahaleleri esnasında bir yaralama olayı olmadığını da ileri sürdü.“Telsizlerden de böyle bir anons geçmedi. Böyle bir olay meydana gelseydi mutlak surette olay yerine polis ve gösterici grup tarafından ambulans çağrılırdı. Ya da olay yerindeki giriş ve çıkışlardaki polislerce fark edilirdi. Bana telsiz ya da telefonla bildirilirdi. Hadiseyi birkaç gün sonra basından duyduk.”“Yaptığımız araştırmada böyle bir hadiseye olay yerinde görevli çevik kuvvet grupları tarafından karışılmadığı ve meydana gelmediği tespit edilmiştir.”Gazı atan polisler kim?Berkin Elvan’ın babası Sami Elvan’ın avukatları da savcılığa yaptıkları başvuruda, emri verenin ve olay esnasındaki telsiz konuşmalarının belli olduğunu, bunların araştırılmasını talep etti.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen dilekçede şu talepler yer aldı:“İdari soruşturma kapsamında Çevik Kuvvet Şube Müdür yardımcısı olan Z.K.’nın ifadesi alınmış ve dosyaya eklenmiştir. İfadesinde hangi telsiz kodlarından haberleştikleri de yazılmıştır. Z.K.’nın ifadesinde geçen telsizler için konuşma kayıtlarının istenmesini;Olay tarihinde görevli olan polis gruplarının listesinin dosyaya gönderilmesi istenmişti. Görevlendirme listesinde görevli grup ve birliklerin bir kısmında amir, grup amiri, zetçi (gaz silahı) polisinin kim olduğu belirtilmişken, 6258 numaralı özel tim grubunun amiri, grup amiri, zetçi polisinin kim olduğu belirtilmemiştir. 6258 numaralı grubun amiri, grup amiri, zetci polislerinin isimlerinin bildirilmesi için yazı yazılmasını;Z.K.’nın ifadesinde olay yerine en son 63 450 , 63 410 kod numaralı grupların geldiğini ve son müdahaleyi onların yaptığı yazılıdır. Yine 16.7.2013 tarihli İl Emniyet Müdürlüğü değerlendirme raporunda 14. birliğin olaya müdahale ettiği yazılıdır. Fakat dosya kapsamında bugüne kadar 14. birlik olarak geçen 63 472, 63 450, 63 410 numaralı grupların amir, grup amiri, zetçilerinin isim listesinin istenmesini talep ederiz.” Ayça Söylemez / Bianet
Reklam
Tuncay Güney Hakkında Yakalama Kararı
Ergenekon tanığı Tuncay Güney hakkında Ergenekon soruşturması kapsamında şüpheli sıfatıyla yakalama kararı çıkarıldı.Talep, Ergenekon davasında Savcı Zekeriya Öz'ün yerine gelen Erdinç Bayhan tarafından yapıldı.Tuncay Güney, Ergenekon davasını başlatan ifadelerin sahibiydi. Otomobil kaçaklığı suçlamasıyla gözaltına alınan Günay'in ifadesini dönemin İstanbul KOM Müdürü Adil Serdar Saçan almıştı. Güney'in ifadelerine dayanılarak çizilen Ergenekon şeması Cemaat'e yakınlığıyla bilinen polislerin Emniyet'e hakim olmasıyla birlikte dava konusu olmuştu. Sanıkların taleplerine rağmen mahkeme Tuncay Güney'i duruşmaya çağırmamıştı. Tuncay Güney, daha sonra yaptığı açıklamalarla Ergenekon davasının bir 'proje' olduğunu söylemişti. Kanada'da yaşayan Güney, Ergenekon operasyonlarının başlamasının ardından bir daha Türkiye'ye gelmedi.Odatv.com
Sezen Aksu'dan Deniz Seki'ye Mektup
Türkiye'nin Minik Serçe'si Sezen Aksu, geçtiğimiz gün tutuklanarak ceza evine konan Deniz Seki için bir mektup kaleme aldı. Ünlü sanatçının Deniz Seki için kaleme aldığı mektup, Beyaz Tv’de yayınlanan Söylemezsem Olmaz programında okundu.Sezen Aksu Deniz Seki’ye şöyle seslendi: ”HAPİSHANEYİ VERİMHANEYE ÇEVİR””Çok sert bir sabır sınavından geçiyorsun, hayat seni tam bir savaşçı olarak yetiştiriyor. Dik dur! Hapishaneyi verimhaneye çevir.”ensonhaber.com
Reklam