onedio
Bir İnternet Sitesi, Türkiye'deki ve Dünyadaki Evlerin İçini Dahi Gözetliyor
Rusya merkezli bir internet sitesinin, aralarında Türkiye’nin de olduğu 250′nin üzerinde ülkeden on binlerce kamera sistemini canlı olarak yayınladığı fark edildi.BBC teknoloji editörü Leo Kelion’un haberine göre, canlı görüntüleri paylaşılan kameralar arasında evlerdeki güvenlik sistemleri de var. Site Türkiye’den 170 kameranın canlı görüntülerini paylaşıyor. İnternet sitesine ulaşarak durumu haberleştiren BBC, site adını yayınlamama kararı aldı.Türkiye’den gelen görüntüler arasında dikkat çeken bazı kameraların olduğu yerler ise şöyle: Evlerin odaları, çalışma ofisleri, kuyumcular, hastaneler, devlet daireleri. Sitede ABD’den 4.591 kameranın yayını yapılırken, Fransa’dan 1.576, İngiltere’den ise 584 kameranın görüntüleri paylaşılıyor.Kurulan kapalı devre kamera sistemlerine yabancı kişilerin nasıl erişim sağlandığı sorusu ise bilgisayar korsanlığı ile açıklanıyor. Yetkililer bu tip güvenlik kamera sistemleri kullananların zor tahmin edilen şifreleri tercih etmesi gerektiği konusunda uyarılarda bulunuyor.Evlere ve işyerlerine özel güvenlik şirketleri tarafından kurulan kamera sistemleri internet üzerinden kapalı devre olarak çalışıyor. Hizmeti alan kişiler bir şifre ile cep telefonlarından dahi eş zamanlı olarak kameranın bulunduğu ortamı izleyebiliyor.İnternet sitesinin görüntülerini yayınladığı kamera sistemlerinden biri de ABD firması Linksys. Linksys sözcüsü, “Sitede hangi Linksys IP kameralarına erişildiğini tespit etmeye çalışıyoruz” dedi ve şu yorumu yaptı:“Artık üretilmeyen eski Linksys IP kamerası olduğunu düşünüyoruz. Bu kameralar için müşterileri şifrelerini değiştirmeye zorlayan bir sistemimiz yok. İzinsiz müdahalelerden kendilerini koruyabilmeleri için şifre değiştirmenin ne kadar önemli olduğu konusunda müşterilerimizi eğitmeye devam edeceğiz.Yeni kameralarımızda, verilen şifreleri değiştirmeyen kullanıcıları uyaran bir sistem var. Müşteriler, yeni bir şifre belirleyene kadar kameraya giriş yaptıklarında bir uyarıyla karşılaşıyor.”Sitede yer alan kameralardan bir kısmı da, anne-babaların çocuklarını takip etmek için bebek odalarına kurdukları sistemlerin görüntülerini paylaşıyor.İngiltere’nin bağımsız Bilgi Komisyonu Başkanı Christopher Graham, “Bunlar ürkütücü şeyler. Ancak sonuçta bu kameraların güvenliğini sağlamak ebeveylerin görevi. Doğru düzgün şifreler konmalı” diyor.Türkiye’de kapalı devre güvenlik kamerası hizmeti veren Pronet şirketinden Entegre Projeler Satış Müdürü Ali Özkök, bilgisayar korsanlarının kurumsal kullanıcıların güvenlik kameralarına erişiminin zor olduğunu söylese de, bireysel kullanıcılar için şifre ve kullanıcı adının çok önemli olduğuna vurgu yapıyor.“Kurumsal kullanıcılarda önce şirketin kendi güvenlik duvarlarını aşmalılar ki kameraya ulaşabilsinler. Bu da çok zor. Ancak bireysel kullanıcılarda tek güvenlik katmanı şifreleme” diyen Özkök, “Eğer siz evinize kurduğunuz kamera sistemine işyerinizdeki bir bilgisayardan ulaşabiliyorsanız şifrenizin kırılması durumunda başka bir bilgisayar da erişim sağlayabilir” diye devam ediyor.BBC
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Edirne’nin ötesine geçince her seferinde niyet ediyorum ama olmuyor.. İki günlüğüne de olsa, üç günlüğüne de olsa Türkiye ile bağımı koparmak istiyorum...Olup biteni duymamayım, düşünmeyeyim, ilgilenmeyeyim..Teknoloji o kadar ilerledi ki, mümkün mü? Nereye gizlenirsen gizlen, haber yakana yapışıyor..Televizyon açma, gazetelere bakma, internete girme, Twitter’a yanaşma, fark etmiyor..Haber seni buluyor..*Buldu da Londra’da tenis maçlarına kaptırmıştım ki, buldu.. Cumhurbaşkanı Latin Amerika Ülkeleri Müslüman Dini Liderler Zirvesi’nde konuşmuş..
Bugün 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü
Çocuk işçiliği dünya ülkelerinde 168 milyonu bulurken, Türkiye'de İSİG verilerine göre, 2014 itibarı ile çalışan çocuk sayısı 893 bin. Çocuk işçiliği yetkililer tarafından bir sorun olarak görülmezken, aynı verilere göre, 2014 yılının ilk 9 ayında 42 işçi çocuk yaşamını yitirdi.Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Bildirgesi'nin kabul edildiği 20 Kasım 1959'dan beri tüm dünyada 20 Kasım Çocuk Hakları Günü olarak anılırken, çocuk hakları gününde dahi çocukların hakları ihlal ediliyor. Dünya ülkelerinde çalışan çocuk sayısı 168 milyonu bulurken, Türkiye'de İSİG verilerine göre, 2014 itibarı ile çalışan çocuk sayısı 893 bin. 2014 yılının ilk 9 ayında çalışırken yaşamını yitiren çocuk sayısı da 42. İstatistikler, çalışan çocukların önemli oranda eğitim hakkının da gasp edildiğini ortaya koyarken, dünyada her 5 çocuktan biri çalışmak zorunda bırakılıyor. Bu çocuklar sağlıklı bir çevreden ve temel özgürlüklerden de mahrum bırakılırken, fiziksel, sosyal, kültürel, duygusal ve eğitsel gelişime zarar veren koşullarda çalıştırılıyor. Türkiye devleti çocuk işçiliği ile mücadele yönünde birçok projeye geliştirse bile, izlediği istihdam stratejisi çocuk işçiliğini son derece olumsuz yönde etkiliyor.1999-2006 yılları arasında istihdam edilen çocuk sayısı 2 milyon 270 binden, 890 bin düzeyine düştü, ancak aynı dönemde Türkiye istihdamdaki çocuk işçiliği ile mücadele de ivme kaybetti. 1994-1999 yılları arasında istihdamdan çekilen çocuk işçi sayısı yıllık ortalamada 128 bin iken, 1999-2006 yılları arasında yıllık ortalama 74 bin olarak gerçekleşti. 2006-2012 yılları ise çocuk işçiliğinde azalma eğiliminin durduğu ve özellikle tarım kesimindeki artış ile birlikte çocuk işçi sayısının tekrar arttığı bir dönem oldu.42 ÇOCUK ÇALIŞIRKEN YAŞAMINI KAYBETTİ2014 yılına gelindiğinde ise, çocuk işçi sayısı 893 bini buluyor. Üstelik çocuk işçilerin yüzde 20'si zorunlu eğitime devam edemiyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenli Meclisi'nin (İSİG) raporunda çocukların çalışma nedenleri, 'Ailelerin yoksulluğu, köyden kente göç, eğitime ulaşamama, 4+4+4 eğitim sistemi ve sermayeleştirme süreci ile birlikte kapitalizmin duyduğu ucuz emek gücü ihtiyacı' olarak sıralanıyor. Çarpıcı olan ise İSİG verilerine göre, 2014 yılının ilk 9 ayında 42 çocuğun çalışırken yaşamını kaybetmesi.'DÜNYADA 168 MİLYON ÇOCUK İŞÇİ BULUNUYOR'Dünyada, pek çoğu tam zamanlı çalışan, eğitim hayatından tümüyle koparılmış 168 milyon çocuk işçi bulunuyor. Bu çocukların 85 milyonunu, sağlıksız ortamlarda çalışma, kölelik ya da diğer çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerini yerine getiren çocuklar oluşturuyor. Çocuk işçiliğinin yoğun olarak rastlandığı ülkeler arasında ise Türkiye, Mali, Bhutan, Burundi, Uganda, Nijer, Burkina, Etiyopya, Nepal, Ruanda, Kenya ve Pakistan gibi ülkeler yer alıyor.ÇALIŞAN ÇOCUĞUN YAŞ ORTALAMASI 11Her yıl özellikle Diyarbakır, Urfa, Batman, Merdin, Şırnak gibi kentlerden binlerce çocuk Çukurova, Karadeniz, Ege, İç ve Batı Anadolu bölgelerine, mevsimlik ve gezici tarım işçisi olarak göç ediyor. Özellikle pamuk, şeker pancarı, fındık, narenciye, kayısı, bakliyat, üzüm ve sebze üretiminde çalıştırılan çocuklar, mevsimlik tarım göçünün beraberinde getirdiği şartlardan olumsuz etkileniyor. 2012 yılından bu yana mevsimlik tarımda çalışan çocukların yaşları ise ortalama 11'den başlıyor. Birçok çocuk çok daha küçük yaşlardan itibaren tarla ve bahçelerde çalışmaya itiliyor.YETİŞKİNLER GİBİ SİGORTA KAPSAMINA ALINMIYORLARMevsimlik tarım işçisi çocukların çalışmaya zorlandıkları ürünler ya da yöreler değişse de, çocukların çalıştıkları ortalama süre günde 9 saat ve haftada altı gün olarak belirleniyor. Üstelik mevsimlik tarım işçisi çocuklarda aynı yetişkinler gibi sözleşmeleri olmadığından ötürü 'tarım işçisi' sayılamıyor. Çalışanların çalışma koşulları ile ücret, ödeme, ulaşım ve barınma şartlarıyla ilgili, işyerlerinin sorumluluğundaki düzenlemeleri öngören yasal metinlerin kapsamlarının darlığı ve idari ve cezai yaptırım eksikliği dolayısıyla ise mevsimlik tarım işçileri sigorta kapsamına alınmıyor.CİNSEL TACİZE MARUZ KALIYORLARMevsimlik tarımda çalışan çocuk işçilerin en çok karşılaştığı sıkıntılardan biri ise göç yolunda ya da göç ettikleri kentlerdeki geçici konaklama yerlerinde taciz ve istismara maruz kalmaları. Yapılan araştırmalara göre, mevsimlik tarım işçisi çocuklar kendisinden en az 4 yaş büyük bir kişi tarafından zorla cinsel istismara maruz bırakılıyor. Yine çocukların yaşadığı bir başka sıkıntı ise fiziksel şiddet. Mevsimlik tarım işçisi olarak çalışan bir çok çocuk çalıştığı yerdeki yetişkin bir kişinin itaati sağlama, cezalandırma ya da öfke boşaltma amacı ile şiddet uygulaması sonucu hem fiziksel hem de psikolojik olarak zarar görüyor.MEVSİMLİK TARIM İŞÇİSİ ÇOCUKLARIN HAKLARINI KORUYAN YASA YOKTürkiye'deki yasalar ise bir çok konuda yetersiz olduğu gibi mevsimlik tarım işçisi olarak çalışan çocukların haklarını koruma konusunda yetersiz kalıyor. Konuyla ilgili olarak yetersiz yasaların varlığı, bahçe sahibi ve aracı arasındaki sistem, çocukları arada bırakarak ve haklarına erişmelerine engel olarak çocuk işçiliğin önüne geçecek eylemlerin uygulanamamasına yol açıyor. Öte yandan ise uzun saatler boyunca, sert koşullarda, her türlü hava şartında çalışan ve sosyal dışlanmayı derin boyutlarda deneyimleyen mevsimlik iş gücüne katılmış çocukların haklarını koruyan yasal bir mevzuat bulunmuyor.EMEKTEN YANA PROGRAMLARA İHTİYAÇ VARYapılan araştırmalara göre, son olarak eğitim sistemindeki değişiklik, mevsimlik tarım işçiliğinde çocuk işçiliğini arttırdığı görülüyor. Bu durum Türk İş Kanunu'nda yer alan genç işçilerin 'ilköğretimi bitirmiş olmaları' şartıyla çelişkili bir durum ortaya çıkarıyorken, ortaokulun bitiş yaşı aynı zamanda çocuk işçiliğinin yaygınlaşma yaşını fiilen 13'e düşürüyor. Bu da 8 milyon çocuğu doğrudan ilgilendiriyor. Çocuk işçiliği konusunda 'Asgari Yaş Sözleşmesi ve Çocuk İşçiliğin En Kötü Biçimlerinin Bitirilmesi'ne yönelik Uluslar arası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmeleri ve Çocuk İşçiliğinin Önlenmesi'ne Yönelik Uluslararası Program (IPEC) gibi programlar sorunun çözümünde çok etkili araçlar olmadığı görülüyor. Bu durumda güvencesizliğin ve esnekliğin çalışma yaşamını giderek daha fazla baskı altına alarak ilerleyen bu süreçte, çocuk işçiliğe karşı kalıcı adımların atılması için emekten yana istihdam programlarına ihtiyaç duyulduğu gözler önüne seriyor. DİHA
İstanbul'da 90 Saat Su Kesintisi Haberine Sosyal Medyadan Tepkiler...
İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi'nden (İSKİ) kentin 12 ilçesine yaklaşık dört gün boyunca su verilemeyeceğini duyurdu. Ömerli İçmesuyu Arıtma Tesisleri Trafo Merkezleri’nde yapılacak olan elektrik sistemleri revizyon çalışmaları nedeniyle Maltepe, Kartal, Pendik, Tuzla, Ataşehir, Adalar, Kadıköy, Sancaktepe, Çekmeköy, Ümraniye, Beykoz ve Üsküdar'da 90 saat kesintisi olacağını açıklayan İSKİ'ye sosyal medyadan tepki büyük oldu. Çalışma şimdilik İBB Başkanı Kadir Topbaş'ın talimatıyla durduruldu. Çalışmanın nasıl ve ne zaman yapılacağı İSKİ tarafından önümüzdeki günlerde açıklanacak. 90 saatlik rekor su kesintisi doğal olarak sosyal medyanın gündemine oturdu, işte onlardan sadece bir kısmı...
Ankara'daki O Mahallede IŞİD Bayrakları Dalgalanıyor
Ankara’da 25 kişinin IŞİD'e katıldığı belirtilen Hacıbayram Mahallesi’nde sokaklarda tevhit bayrakları açıldığı ve örgütün adam kazanmak için propagandasının devam ettiği görüntülendi. Mahalleden pek çok kişinin örgütle ilişkide olduğu ve Suriye'ye gidip geldiği ileri sürülüyor...BirGün gazetesinden Doğu Eroğlu, Ankara'da 25 kişinin Suriye'ye giderek IŞİD'e katıldığı Hacıbayram Mahallesi'ni haberleştirdi. Örgüt bayraklarının görüntülendiği mahallede, 18 yaşın altındaki pek çok çocuğun IŞİD sempatizanı olduğu ve örgütün Suriye'nin Rakka kentindeki tesislerine gidip geldikten sonra Ankara'daki örgütleme faaliyetlerini yürüttüğü ileri sürüldü.Suriye’de çarpışan ve örgüte Mamak, Sincan, Keçiören gibi bölgelerden giden Ankaralıların sayısının 50’yi aştığının belirtildiği haberde, IŞİD militanlarının sosyal medya hesaplarından paylaştığı fotoğraflara değinildi ve 'Hacıbayram-Rakka cihat otobanının' hâlâ faal olduğu dile getirildi.Bohçacı ve pazarcılar IŞİD'e katılıyorHaberde, örgüte katılanların isim isim bilindiğinin belirtildiği mahalledeki 17 kişinin de IŞİD'e katıldığı ve dönem dönem Suriye'ye gidip geldiği bilgisi yer aldı. Bunların bilinmesine rağmen mahallede bir önlem alınmadığı anlatılan haberde, Selefi tarikatların örgütlediği 'Paşalar', veya 'Elekçiler' olarak tanınan, bohçacılık ve pazarcılık yaparak geçinen ailelerden kişilerin örgüte katıldığı bilgisine yer veriliyor. Haberde mahallede yaşayan Alevi kökenli ailelerin çocuklarından da IŞİD'e katılanlar olduğu öne sürüldü ve bunun mahallede şaşkınlık yarattığı belirtildi.New York Times da haber yapmıştıHacıbayram Mahallesi'ndeki durumun uluslararası basında da yer aldığı belirtilen haberde, 15 Eylül'de New York Times'de mahallenin IŞİD ile ilişkisine dair yayınlanan bir makalede Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu'nun Hacıbayram Camisi'nden çıkarkenti fotoğrafının kullanılmasıyla yaşanan tartışma hatırlatıldı. Haberde, kullanılan fotoğraf nedeniyle tartışma yaratan bu makalenin ardından Terörle Mücadele Şubesi ve Milli İstihbarat Teşkilatından kişilerin gelerek mahallede inceleme yaptığı ancak herhangi bir soruşturma başlatılmadığı anlatıldı.Suriye'ye gidip geliyorlarBirGün'ün haberine göre, Adil, Bayram ve Cemalettin T., Eyüp G., Tuncay ve Erdal D., Dursun G. ve Haydar D.’nin, dönem dönem Suriye’ye gittikleri ve mahallede IŞİD propagandası yaptıkları belirlendi. IŞİD saflarında çarpışırken ölen Halil İbrahim G., Suriye’de IŞİD egemenliğindeki bölgelerden birinde idari sorumlu olduğu öne sürülen Oğuzhan G. (Muhammed Selefi adıyla biliniyor) ve komutan olduğu iddia edilen Yusuf D. (Kurukafa lakabıyla anılıyor) de Hacıbayram’dan IŞİD’e giden isimler arasında. IŞİD adına Suriye ve Irak’ta eylemlerde bulunan Hamza Baba lakaplı şahıs, Mustafa Ü. ve Yunus K.’nin yanı sıra, IŞİD’in Kobane kuşatması sırasında 19 Ekim tarihinde bir YPG karargâhına canlı bomba saldırısı düzenleyen şahısların da Ankara’nın Mamak, Keçiören, Etlik ve Sincan semtlerinden IŞİD’e katıldıkları belirtiliyor. Hacıbayram’dan 25 ila 30 arası kişinin hâlâ IŞİD saflarında olduğu, bazılarının aralıklarla mahalleye dönüp Suriye’ye geri gittikleri biliniyor.Militan topluyorlarHacıbayram Mahallesi’nde 18 yaşın altındaki pek çok çocuğun, IŞİD sempatizanı oldukları ve örgütün Rakka’daki tesislerine gidip geldikten sonra Ankara’da örgütleme faaliyeti yürüttükleri belirtilen haberde, Rakka’ya giden pek çok çocuğun, örgüt tarafından eğitilip, kendilerine telkin edilenleri yaşıtlarına aktarmaları için yaşadıkları yerlere geri gönderildikleri iddia edildi.Gündüz vakti propagandaHaberde, mahalledeki örgütlenme faaliyetlerinin başında olduğu sanılan ve Murat İbrahim olarak tanınan şahsın, Hacıbayram hakkında çıkan pek çok habere karşın mahalleye gelip gitmeyi sürdürdüğü, sürekli giydiği beyaz cübbesi ve uzun sakallarıyla tanınan şahsın açıkça IŞİD için faaliyet yürüttüğü, sokakta gördüğü çocuklara cep telefonundan IŞİD vahşetine ilişkin videolar izleterek propaganda yaptığı ve milis toplamaya çalıştığı aktarıldı. Haberde, mahallede IŞİD’e destek veren çocukların, gündüz ellerinde Tevhit bayraklarıyla dolaşmasının da görüntülendi.CNN Türk
Reklam
Yargıtay Ölen İşçi Kardeşlerine 10 Bin TL Manevi Tazminat Çok Buldu
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, mahkemenin işverenin yüzde 75 kusurlu olduğu iş kazasında hayatını kaybeden işçinin kardeşlerine 10 biner TL manevi tazminat ödenmesine ilişkin kararı fazla bularak bozdu. Genel Kurul kararında, büyük bir inşaat firması olan işverenin yüzde 75 oranında kusurlu olduğu olayla ilgili olarak hükmedilen tazminat miktarının 'hak ve nesafete uygun olması' gerektiği belirtildi. Yargıtay, mahkemenin 26 yaşındaki oğlu ölen anne için öngördüğü 15 bin TL tazminatı ise onadı. Yargıtay'ın kararına isyan eden mahkeme hakimi ise 'direnme' kararına alışılmış karar yazım usullerinin dışına çıkarak 'Ölüm olayından daha ağır bir 'ağırlık' söz konusu olamaz. Ekonomik koşulları 10 bin TL'nin zenginlik olarak kabul edilmeyecek bir tutar olduğunu göstermektedir hiç kuşkusuz' diye yazdı, 10 bin TL'nin caydırıcılık bakımından az bile olduğunu vurguladı. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bu isyana rağmen mahkemenin kararını oyçokluğu ile bozdu.26 yaşında öldüHarun Erbey (26) isimli işçi 8 Ağustos 2008'de Arnavutköy'deki bir inşaattan düşrek hayatını kaybetti. İşçinin ailesi işveren firma hakkında maddi ve manevi tazminat istemiyle İstanbul 3. İş Mahkemesi'nde dava açtı. Mahkemenin yaptırdığı bilirkişi incelemesinde asıl işveren Bayraktar Holdingin yüzde 25, yüklenici Fibrobeton Yapı Elemanları şirketinin yüzde 50, hayatını kaybeden işçinin ise yüzde 25 oranında kusurlu olduğu belirtildi. Bilirkişi, davacı anne için destekten yoksun kalma tazminatını 19.5 bin TL olarak hesapladı ancak SGK'dan eşi nedeniyle bağlanan aylıkların bu tazminattan düşmesi gerektiğini belirtti. Mahkeme de annenin, daha önce ölen eşinden kaynaklı maaş almasını gerekçe göstererek maddi tazminat talebini reddetti. Mahkeme ayrıca bekar ablası için istenen maddi tazminat talebini de 'kardeşe bakma mükellefiyeti olmadığı' gerekçesiyle reddetti. Mahkeme, 'kazanın oluş şekli, işçinin genç yaşta ölmesi, kusur oranları, tarafların sosyo-ekonomik durumları' göz önünde bulundurularak anne Fatma Erbey için 15 bin, diğer 8 kardeş içinse 10 biner TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi. 'Tazminat caydırıcı olmalı' diyen Daire 10 bin TL'yi çok buldu Kararın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 21. Hukuk Dairesi tazminat miktarını fazla bularak bozdu. Dairenin kararında, hakimin manevi tazminata ilişkin takdir hakkı kullanırken 'Ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi' gibi özellikleri göz önünde tutması gerektiğini belirtti. Kararda, 'İşverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasının kaynaklandığı da gözetilerek gelişyen hukuktaki yaklaşyıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır' denildikten sonra, bu değerlendirmelerle çelişecek biçimde 'Bu ilkeler gözetildiğinde ölen sigortalının kardeşleri olan davacıların tkü yararına hükmedilen 10'ar bin TL manevi tazminatların fazla olduğu ortadadır' denildi.  'Ölümden daha ağır bir 'ağırlık' yok'İstanbul 3. İş Mahkemesi, bu karara uymayarak direndi. Direnme kararında Yargıtay'ın kararındaki çelişkilere dikkat çekilerek şöyle denildi:'Davacıların ölen kişinin annesi ve kardeşi olması, olaydaki kusur oranları gözeltildiğinde hükmedilen 10'ar bin liranın tatmin duygusu yanında caydırıcılık da uyandıran bir tutardan az bile olacağı kabul edilmelidir. Ancak bunun fazla olduğunu iddia etmek bir önceki paragraftaki değerlendirmenin ortaya koyduğu ilkenin karşıtı bir kabul içinde bulunduğunu gösterecektir. Ülkenin ekonomik koşulları 10 bin TL'nin zenginlik olarak kabul edilmeyecek bir tutar olduğunu göstermektedir hiç kuşkusuz. Ölüm olayından daha ağır bir 'ağırlık' söz konusu olamaz. Davalının ekonomik olarak ölen kişinin kardeşlerine 10'ar bin TL ödeyemeyecek durumda olduğu, yahut bu tutarın şirket için ödenmesi zor bir tutar olduğu savunulmamıştır. Ölen kişinin kardeşlerinin sayısı, duyulan acının, elemin aynı oranda azaldığının kabulünü gerektirmeyecektir. Ancak yine de kardeşlerin her biri için takdir edilen tazminat, tek bir çocuğun, ya da kardeşin kaybedilmesi halinde takdir edilmesi gereken tazminat kadar düşünülmemiştir. Bu halde, her kardeş için öngörülen tazminatın yüksek olduğunu kabul etmek mümkün değildir.'Anneye 15 bin, kardeşlere 10'ar bin 'fahiş'mişMahkemenin bu kararını temyiz eden Fibrebeton şirketi anne için 15, 8 kardeş için toplam 80 bin TL olmlak üzere  95 bin TL tazminatın 'fahiş, haksız ve hukuka aykırı olduğunu' belirterek kararın bozulmasını talep etti.Hukuk Genel Kurulu ise mahkemenin hükmettiği tazminatı fazla bularak kararı bozdu. Genel kurul kararında şöyle denildi:'Hâkimin özel halleri göz önünde tutarak, manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği tutar adalete uygun olmalıdır. Bu para tutarı, aslında ne tazminat ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi, kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine, zarara uğrayanda bir huzur duygusu uyandırmayı, aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden, tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Manevi tazminat, duyulan elem ve ızdırabın kısmen ve imkan nisbetinde iadesini amaçladığından hâkim, hak ve nesafete göre takdir hakkını kullanarak, manevi tazminat miktarını tespit etmelidir. Hâkim belirlemeyi yaparken somut olayın özelliğini, zarar görenin ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, maluliyet oranını, beden gücü kaybı nedeniyle duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere, olayın meydana geldiği tarihteki paranın alım gücü dikkate alındığında kardeşler yararına hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğunun anlaşılmasına göre, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.'Karar oy çokluğu ile alındı. Azınlıkta kalan bazı üyeler mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının isabetli olduğu görüşünü savundu. Kemal Göktaş | Milliyet
Reklam
Halilhodzic'ten Trabzonluları Kızdıracak Sözler
Boşnak çalıştırıcı Vahid Halilhodzic, Trabzonspor ile yollarını ayırmasının ardından en çarpıcı ifadelerini kullandı.Trabzonspor ile yollarını ayıran Vahid Halilhodzic, biri Fransız biri de Cezayir basınına olmak üzere iki röportaj verdi. Bordo-mavili takım ile ilgili düşüncelerinin yanı sıra, gelecekle ilgili düşüncelerini de açıklayan Boşnak çalıştırıcı, çarpıcı ifadeler kullandı.Hallihodzic, 'Trabzon'da kulüp başkanı benim arkadaşımdı. Biraraya gelerek konuştuk ve karşılıklı bitirme kararı aldık, dostça ayrıldık. Kendinizi karmaşık bir projenin içinde bulduğunuzda daha fazla zamana ihtiyacınız oluyor. Bu yıl bu takımla şampiyon olmak için getirildim. Ancak geldiğimde başka bir şey keşfettim. Türkiye'de Trabzon'un şampiyonluğu umut edebilmesi için en az üç yıla ihtiyacı olduğunu gördüm. Bu gözlemi daha ilk günde yaptım' dedi.Vahid hoca şöyle devam etti: 'Şimdi biraz dinlenmeye ihtiyacım var. Şu bir kaç gün içinde bir düzine teklif aldım. Bunların içinde Fransa bile vardı. Bu camiada işlerin nasıl yürüdüğünü biliyorum. Gazetecileri çağırarak reklam yapmıyorum. Televizyonlara, birilerine ders vermek için çıkmıyorum. Fransa'da bazı kulüpler bana teklif yaptı. Neden olmasın? Ancak onlara biraz dinleneceğimi söyledim. Zor durumdaki takımların projelerinden biraz bıktım' ifadelerini kullandı.Skorer
Apple, Beats Music Servisini Tüm iOS Cihazlara Getirecek
Online müzik dinleme servislerinde yaşanan rekabet günden güne kızışıyor. Beats’i bünyesine katarak müzikle ilgili olarak büyük bir gelişmenin yapılacağının sinyallerini veren Apple, iddialara göre Beats Music ‘i önümüzdeki günlerde tüm iOS cihazlara getirecek.Geçtiğimiz aylarda Beats’i satın alarak tüm dikkatleri üzerine çeken Apple, uzun bir süre Beats ile ne yapacağı konusunda sessizliğini korumuştu. Bugün gündeme gelen haberlere göre ise Beats Music’in 2015 yılında iOS’a dahil edeceği iddia edildi. iTunes ile kıyaslandığında çok düşük bir kullanıcı sayısına sahip olan Beats Music’in, iTunes’un içerisine dahil edilebileceği de söylentiler arasında. Ayrıca Beats Music’in aylık ücret sisteminin kaldığı yerden devam edeceği de dile getiriliyor.Şu anda dünya çapında 800 milyondan fazla iOS işletim sistemli cihaz bulunuyor. Kullanıcıların 200 milyonu ise iTunes kullanıyor. Apple’ın bu kadar geniş bir kullanıcı kitlesine sahip olduğunu göz önüne aldığımızda, müzik dinleme servisleri arasında liderliğe oynayacağını ve bu servisten büyük miktarlarda kar elde edebileceğini öngörmek mümkün.LOG
Ayasofya'da Şimdi de Medrese Tartışması
Kültür Bakanlığı’nın Ayasofya’nın avlusuna ‘hizmet binası’ olarak tasarladığı medresenin yapımı ihaleye verilince, Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi Türkiye Milli Komitesi (ICOMOS), medresenin yapımı halinde Ayasofya’nın “Dünya Mirası” olma durumunun tartışmaya açılacağını duyurdu.Ayasofya, “Dünya Kültür Mirası Listesi”nde yer alan, Türkiye’deki en önemli yapılardan biri. Bin 500 yıldır ayakta kalmayı başarmış olan Ayasofya’nın statüsüyle ilgili tartışmalar ise dinmek bilmiyor. Halen müze olarak ziyaret edilebilen tarihi yapının cami olarak ibadete açılması tartışmalarının ardından, şimdi de Ayasofya’nın avlusuna medrese yapılmak istenmesi gündeme geldi. Agos'tan Uygar Gültekin'in haberine göre, Kültür Bakanlığı, “hizmet binası” olarak tasarladığı medresenin yapımını ihaleye verince, Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi Türkiye Milli Komitesi (ICOMOS), medresenin yapımı halinde Ayasofya’nın “Dünya Mirası” olma durumunun tartışmaya açılacağı uyarısında bulundu. Bakanlık, bu açıklamanın ardından geri adım atarak, Çevresel Etki Değerlendirme Raporu hazırlanmasını istedi. Bakanlık, medresenin yapılıp yapılmayacağına dair nihai kararını, bu raporun ardından verilecek. Medrese yapılmasına ilişkin tepkiler ise günden güne artıyor.Kültür ve Turizm Bakanlığı, medresenin geçmişte var olduğunu ve bu yapıyı yeniden ihya etmek istediklerini belirterek, medresenin din eğitimi için değil, ek bir hizmet binası olarak kullanılmasının tasarlandığını açıkladı. Bakanlığın, 7 milyon liraya medreseyi ihale etmesinin ardından da, Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi Türkiye Milli Komitesi (ICOMOS), projeye karşı sert bir açıklama yaptı.Ayasofya, 1985 yılında ‘Dünya Kültür Mirası Listesi’ne girmişti. ICOMOS Türkiye Komitesi, yaptığı açıklamada, medresenin inşası hâlinde bu önemli tarihi yapının Dünya Kültür Mirası Listesi”nden çıkartılmasının gündeme geleceği uyarısında bulundu. Açıklamada, “Ayasofya’nın mimarlık tarihinin belki en önemli birkaç yapısından biri olduğu düşünülecek olursa, onun hemen bitişiğine yeni bir sahte eski eser inşa etmenin vahameti anlaşılacaktır. ‘Üstün Evrensel Değeri’ olumsuz etkileyeceğine inandığımız yeniden yapım projesinin uygulanmasında ısrar edilmesinin, İstanbul’un ‘Dünya Miras Alanları’ için ciddi bir risk yaratacağı kanısında olduğumuzu bildiririz” denildi.Açıklamada, yapıya yönelik işlev değişikliği, planlama ve koruma uygulamalarında kaygı verici gelişmeler yaşandığına da dikkat çekildi.‘Esas problem, bu planın arkasındaki ilkesel sorun’Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Anestis Vasilakeris, Ayasofya’yla ilgili tartışmaları değerlendirdi. Vasilakeris, böylesi bir inşaatın, kültür mirası koruma ilkelerinin ihlali anlamına geldiğini söyledi.Ayasofya’nın avlusunda geçmişte başka yapılar bulunuyor muydu?Evet, Ayasofya'nın etrafında birkaç yapı vardı ve Ayasofya, yapılardan oluşan önemli bir kompleksti. Fakat arkeolojik araştırmalarda şimdiye kadar bu anlamda bir şey bulunamadığından, diğer yapıların nerede olduklarına dair net bir fikrimiz yok. Büyük bir ihtimalle Osmanlı medresesinin kalıntılarının altında, erken dönem Bizans binalarının da kalıntıları olabilir. Ayasofya'nın arazisinde arkeolojik araştırma konusunda ciddi eksikliklerin olması, Ayasofya'nın kendi organik bütünlüğünün bir parçası olarak kültürel ve arkeolojik içeriğine göre anlaşılmasını zorlaştırıyor. Araştırma ve doğru düzgün çalışmaların yapılmamış olması, bu kadar önemli bir anıt için kabul edilemez.Burada yeni yapıların inşa edilmesinin Ayasofya’ya nasıl bir etkisi olur, mimari ve estetik açıdan zarar verir mi?Öncelikle, tarihi bir yapının bu derece yakınında yapılacak her türlü inşaat çalışması, kültür mirasını koruma ilkelerinin ihlalidir. Buradaki asıl mevzu, artık var olmayan bir yapıyı sıfırdan yapmak... Ayasofya gibi tarihin en önemli anıtının bulunduğu bir araziye, alelade bir inşaat projesiyle bina yapmak, gerçekten de saçma bir durum. Tabii ki böyle bir yapı, estetik olarak ve birçok farklı bakış açısına göre, dünya mimarlık tarihinin en önemli yapılarından olan Ayasofya'nın görünüşünü etkiler. Fakat inanıyorum ki, esas problem, bu planın arkasındaki ilkesel sorun. Birisi büyük bir tarihi yapıtla ilgili karar verdiğinde, her karar için öncelikli kriter, söz konusu eseri muhafaza etmek, yapıtın ömrünü uzatan küçük görünmez dokunuşlarda bulunmak yönünde olmalı; yapıtı değiştirecek veya ondan ödün verilmesine sebep olacak kararlarda ısrarcı olmak değil.Burada bir inşaat çalışması başlatılması durumunda Ayasofya’yı korumak için neler yapılmalıdır?İnşaatı meşru bir seçenek olarak tartışmak istemiyorum. İnşaattan önce kazı çalışması yapılacak olmasa bile... Böyle bir durumda, her büyük tehlike ânında olduğu gibi, bu kırılgan, hassas ve dayanıksız yapıtı, onun kendine özgü dekorasyonuyla birlikte fiziksel olarak korumak için gerekli tüm önlemlerin alınmasını öneririm.Uygar Gültekin | AGOS
Reklam
IŞİD'den Kız Kaçırma!
Hollandalı Sterlina, IŞİD’in medyatik yüzü cihatçı Yılmaz’a gönlünü kaptırınca soluğu Suriye’de aldı. Ama bu ay başında annesine ‘Beni kurtar’ diye haber yolladı. Annesi, yardım istediği Hollanda polisinin bile ‘tehlikeli’ diye korktuğu yere gidip kızını kurtardı.Vatan gazetesinden Uğur Koçbaş'ın haberine göre, Türkiye’den Hollanda’ya göç eden Adanalı bir ailenin çocuğu olan Yılmaz, Hollanda ordusunda 2 yıla yakın süre görev yaptıktan sonra ‘cihada’ katılmak için Suriye’ye ülkeye gitti. 26 yaşındaki 3 dil bilen Türk savaşçının hemen hemen her gün internete girip savaşla ilgili yazdıkları, Note 3 telefonuyla çektiği kaliteli fotoğraflar tüm dünya medyasının ilgisini çekti. Hollanda basınının ardından, İngiliz The Times, Fransız Le Monde ve son olarak Amerikan New York Times gazetelerine haber oldu. Kendisiyle konuşmak için Suriye’ye gelen Hollandalı TV ekibine verdiği röportaj ülkesinde olay oldu. Yılmaz ya da Suriye’deki adıyla ‘Omar Yilmaz’ Hollanda’da çok popüler hale geldi.Yılmaz’la evlendi, Ayşe olduO kadar ki kendisine hayran olan Sterlina adındaki bir Hollandalı genç kız Yılmaz’la internet üzerinden temasa geçti. Müslüman olup Suriye’ye giderek Yılmaz’la evlenmek istediğini söyledi. Uzun zamandır Ask.fm’deki sayfasında, ‘İnançlı bir kadınla evlenmek istediğini’ söyleyen Türk militan da teklifi kabul etti. Müslüman olup ismini Aicha (Ayşe/Ayça) olarak değiştiren 19 yaşındaki Hollandalı kız, şubat ayında Türkiye üzerinden Suriye’ye ulaştı ve Yılmaz’la evlendi. Çift, IŞİD’in ‘halifelik devleti’nin başkenti olan Rakka kentine yerleşti.‘Anne burası cehennem gibi’49 yaşındaki acılı anne Monique kızının peşinden Ekim ayında Türkiye’ye geldi, Suriye’ye geçip kızını aradı ancak başarılı olamadı. Umutsuz bir şekilde Hollanda’ya geri döndü. Bir zamanlar arkadaşlarıyla dışarıya çıkmayı ve piyano çalmayı seven sarışın, mavi gözlü kızından hiç haber alamıyordu. Ancak bu ayın başında Hollandalı kız, annesi ile bir kez daha temasa geçti. Bu kez yardım istiyordu. “Anne burası cehennem gibi beni kurtar” diyordu. Anne Monique bu çağrıya kayıtsız kalamazdı. Hemen yaşadığı kent olan Maastricht’te emniyete başvurdu. Polis, ‘Kızınızı kurtarmak için hiçbir şey yapamayız. Orası çok tehlikeli. Ayrıca kendi isteğiyle gitmiş ve Suriye’deki terör örgütüne yardımda bulunmak Hollanda yasalarına göre suç’ yanıtı verince anne kızının, ‘Bazen doğru hissettiğini yapman gerekir’ mesajını hatırladı ve Suriye’ye gitmek için yola çıktı.Hollanda Ordusu’ndan atıldıGerçek ismi Salih Yılmaz olduğu sanılan ancak Yılmaz ismini kullanmayı tercih eden Türk militan, 11’inci Jandarma Eğitim Tugayı ve Hatay’da 87-3 dönem 460 günlük askerlik yapmış, ardından Hollanda ordusuna katılmış ancak disiplinsiz davranışları nedeniyle ordudan atılmıştı.Çarşaf giyip sınırı geçtiHollandalı anne, bir çarşaf aldı. Türkiye’ye giden uçağa bindi. Türkiye’de sınıra geldiğinde buradaki insan kaçakçıları aracılığıyla Suriye’ye girdi. Çarşafını Facebook üzerinden kızıyla haberleşti. Kızının kaçışını Facebook üzerinden planladılar. ‘Kızım olmadan asla’ filmini andıran kaçışın ardından kimliği açığa çıkmasın diye soyadı gizlenen kız, Türkiye’ye ulaşmayı başardı. Aicha, sınırı kendi geçti ve kızını Türkiye tarafında bekleyen annesine gözyaşları içinde sarıldı. Ancak Hollanda’ya dönmeleri için bir engel vardı. Aicha’nın pasaportu Yılmaz’daydı. Ve Türkiye’ye yasadışı yollardan giriş yaptığı için sorgulanması gerekiyordu. Hollanda Dışişleri Bakanlığı devreye girdi. Anne ve kız işlemlerinin tamamlanmasının ardından dün serbest bırakıldı ve Hollanda’ya gitti.VATAN’ın notu: Genç kızın gerçek kimliğine ulaştık ancak güvenliği nedeniyle soyadını açık yazmıyoruz.Uğur Koçbaş | Vatan
Öğretmenler Günü'nü Daha da Anlamlandıracak 10 Hediye Önerisi
24 Kasım Öğretmenler Günü' nde öğretmen sevdiklerinizi unutulmaz bir sürprizle mutlu etmek ister misiniz? Birbirinden özel Öğretmenler Günü Hediyeleri, her öğretmen için anlamlı olan 24 Kasım'ı daha da anlamlandıracak ve aradan yıllar geçse de tatlı bir tebessümle hatırlatacak. Unutmayın ki; Öğretmenler Günü sürprizlerle güzel!
Reklam
Almanya'da Seks İçerikli Kamu Spotu | +18
ALMANYA'da Çevre Bakanlığı enerji tasarrufuna seks içerikli kamu spotuyla dikkat çekti. Almanya'da Federal Çevre Bakanlığı'nın enerji tasarrufu ve çevreyi korumak için hazırladığı üç kamu spotu günün konusu oldu. Bakanlığın özellikle gençlerin ilgisini çekmek için hazırladığı seks içerikli spot, sosyal medyada izlenme rekorları kırdı. Spotta eve geç gelen bir genç kız, anne ve babasını salonda seks yaparken yakalıyor. Genç kız şaşkın bakışların ardından ışığı kapatarak gidiyor. Bu kamu spotunda, 'Elektrik santralleri yerine seks' vurgusu yapılıyor. Federal Çevre Bakanlığı'nın hazırladığı zombili kamu spotunda ise ısı tasarrufuna dikkat çekiliyor. Maço bir karakterin kullanıldığı üçüncü kamu spotu da akaryakıt tasarrufuna değiniyor.
Reklam
Alman F1 Pilotu Sebastian Vettel Ferrari'de!
Ferrari, Alman pilot Sebastian Vettel ile anlaştığını duyurdu.Formula 1’de merakla beklenen hamle gerçekleşti. İtalyan F1 devi Ferrari, dört şampiyonluğu bulunan 27 yaşındaki Alman pilot Sebastian Vettel ile üç yıllık sözleşme imzaladığını açıkladı.Fernando Alonso ile yollarını ayıran Ferrari, önümüzdeki sezon Sebastian Vettel-Kimi Raikkonen ikilisiyle mücadele verecek.Eurosport
WhatsApp'ta Şifreleme Dönemi
Mobil cihazlar arasında anında mesajlaşma servisi sunan WhatsApp, gönderilen mesajları şifreleyecek. Yeni özellik ilk olarak Android sürümünde kullanılmaya başlanacak.Bilgisayar dünyasının en önemli sorunlarından biri de güvenlik konusu. Özellikle veri trafiğinin yaşandığı uygulamalarda bu verinin üçüncü şahıslarca görüntülenmesi istenen bir durum değil. Veriler ele geçirilirse bile şifreli olması tercih edilen bir durum haline gelmeye başladı. Günümüzed birçok yazılım ve servis veri akışını şifreli bir şekilde yapıyor. Bu servislere şimdi WhatsApp da ekleniyor.Anında mesajlaşma uygulaması WhatsApp yetkililerinin yaptığı bir açıklamaya göre Android sürümüne şifreleme özelliği geliyor. Yani WhatsApp'ta birbirine mesaj gönderenlerin bu mesajları şifreli olarak iletilecek. Bu iş için Open Whister Systems isimli bir güvenlik şirketi ile anlaşan WhatsApp'ın bu özelliği ilk kez Android işletim sistemi için olan sürümde kullanılacak.Şifreleme sayesinde mesajlar kötü niyetli kişilerin eline geçse de çözülmesi kolay olmayacak. Bu özelliğin ne zaman kullanıma sunulacağı ve iOS sürümünün ne zaman geleceği konusunda net bir açıklama yapılmadı.Al Jazeera Turk
Samsung'dan Katlanan Ekranlı Telefon
Dünyanın en büyük ekran üreticilerinden Samsung, 2015 yılı içerisinde ortadan ikiye katlanabilen ekranlar ve bu ekrana sahip bir telefon üretecek.Eylül ayında tanıttığı Galaxy Note Edge modeli ile, artık kıvrımlı ekrana sahip telefonlara ağırlık vereceğinin sinyalini veren Samsung , 2015 yılında bilim kurgu filmlerinde de gördüğümüz ortadan katlanan ekrana sahip bir telefon üretecek.Büyük ihtimalle 2015 yılı son çeyreğinde tanıtılacak olan kıvrılan ekranlı telefonlar, geçtiğimiz yıl tanıtılan LG G Flex ve Samsung Galaxy Round ’un sunduğu kullanım kolaylığını bir üst seviyeye taşıyacak.Zaman avantajını kullanacakSamsung ’un 2015 yılı bitine kadar her ay 30.000 – 40.000 arasında bükülebilen ekran üreteceği düşünülüyor. Hali hazırda dünyanın en büyük ekran üreticilerinden birisi olan Samsung Display ’in bu üretim kapasitesine yetişmek pek kolay değil. Diğer üreticilerin Samsung Display ’e en erken 2016 yılında yetişebileceği düşünülüyor.1 yıllık zaman avantajını doğru kullanmak isteyen Samsung , bükülebilen ekranlı telefonlarını da diğer üreticilerden 1 yıl erken tanıtacak.YOUM ekran gelişmeyecek mi?Samsung ’un Galaxy Note Edge ’de kullandığı ve şimdilik beğenilen YOUM ekran teknolojisinin geleceği ortadan kıvrılabilen ekranlar ile tehlikeye girdi. Samsung ortadan kıvrılabilen ekranlara yönelerek YOUM teknolojisini daha fazla geliştirmeme karar almış olabilir.ShiftDelete.Net
"Beşiktaş Galibiyeti Sonrası İsmail Kartal'ı Kutladım"
Son Dünya Kupası’nda Almanya Milli Takımı’nı büyük bir zafere taşıyan ve kariyerinde zirve yapan Joachim Löw, çarpıcı açıklamalarda bulundu.Süper Lig’i yakından izlediği yaptığı değerlendirmelerden net şekilde görülen Alman teknik adam, ligin zirvesindeki yarış için Fenerbahçe’yi farklı bir noktaya koydu. Türkiye tecrübesinde birlikte çalıştığı İsmail Kartal’a mesajlar gönderen Löw, en kısa zamanda Türkiye’ye geleceğini ve birkaç karşılaşmayı yerinde izleyeceğini belirtti. İşte Dünya Kupası sahibi Löw’ün açıklamaları.‘İsmail Kartal’ı kutladım’“Fenerbahçe’nin bu sezonki performansını çok başarılı buluyorum. İsmail Kartal şu ana kadar gerçekten de iyi iş başardı. Şu anda zirvedeler, şampiyon olmaları durumunda da gerçekten onlar adına çok sevineceğim. Zaten İsmail Kartal’ın bu işi gerçekten de layıkıyla yapacağına inanıyorum. Beşiktaş derbi galibiyetin sonra da kendisini kutladım. Maçlarını yerinde izlemek istiyorum.”‘Avrupa çok önemli’“Beşiktaş ligin yanı sıra özellikle Avrupa Ligi’nde gayet güzel bir dönem geçiriyor. Bunun altını özellikle çizmek isterim. Oynadıkları oyun ve mantaliteleri hoşuma gidiyor. Galatasaray’a gelince... Belki şu anda istenen performansı ortaya koyamadılar ama onlar da ileride mutlaka düzelecektir, bundan eminim.”Olay adamlara yorum yokGökhan Töre-Hakan Çalhanoğlu-Ömer Toprak olaylarına ise yorum yapmaktan kaçınan Löw, tartışmaları sadece basından takip ettiğini belirtip milli takımımız hakkında şu sözlerle final yaptı: Şu an takımımla ben de bir yarışın içindeyim. Türkiye hakkında konuşmam doğru olmaz.Fanatik
Reklam