Taraftarlarla arasındaki gerginlik devam eden F.Bahçe Başkanı Aziz Yıldırım, Eskişehirspor maçında tribünlerden takım aleyhine yapılacak en ufak bir protestoda sahaya girip sert tepki göstereceğini söyledi.Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım ile Çaykur Rizespor maçının 22. dakikasında takımı protesto eden taraftarla arasındaki gerginlik sürüyor.Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu tarafından verilen cezalar nedeniyle 2015 yılının Şubat ayının sonlarına kadar Fenerbahçe’nin maçlarını şeref tribününden izleyemeyecek Aziz Yıldırım, Eskişehirspor maçı öncesi taraftarlarla ilgili aldığı ihbar üzerine sert çıktı.Yeni Şafak'ta yer alan habere göre; “Takımın motivasyonunu etkileyecek en ufak bir olayda cezalı da olsam sahaya girer tepkimi gösteririm” diyen Fenerbahçe Başkanı, “Cezalıyım. Gerekirse daha fazla ceza almaya da razıyım. Takımın motivasyonunu etkileyecek en ufak olay olursa mikrofonu elime alır tepkimi gösteririm” ifadelerini kullandı.Başkan Yıldırım, bundan sonra hangi tribünlerden tepki gelirse o tribünün kombinelerini iptal edeceğini belirterek, “Artık geri adım atmak yok. Kimse bana takım üzerinden yüklenemez. Tepkileri normal karşılarım ama takımın motivasyonunu etkilerse tepkim farklı olur” dedi. Aziz Yıldırım, Eskişehirspor maçında stat içinde olay çıkartanların hemen dışarı alınacağını dile getirerek, “Kim neye karışırsa onu bir daha stada sokmayacağım” diyerek tepkisini ortaya koydu.skorer
Milli gelir hesaplamasında ‘revizyon’ a gitmeye hazırlanan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Başkanı Birol Aydemir, Türkiye ekonomisinin, rakamların gösterdiği yerde olmadığını savundu. Aydemir, “Madem zenginiz, ispatlayın dense yapamıyorum. Eldeki veri kaynaklarımız yetersiz, yapamıyoruz” diye konuştu.Hürriyet gazetesinden Aysel Alp’in haberine göre, daha fazla veri kullanılarak hesaplanmaya başlanacak milli gelirde bir artış yaşanacağını belirten Aydemir, “10 bin civarındaki kişi başına milli gelirimiz belki 11 bine, 12 bine çıkacak. Ancak bu durumu, ‘Bir gecede zenginleştik’ diye değil, ‘Meğerse zenginmişiz’ diye yorumlamak doğru olur” dedi.TÜİK’in Antalya’da düzenlediği ‘istatistik okuryazarlığı’ seminerinde konuşan Aydemir, milli gelir hesaplamalarında kullanılan verilen eksik olduğunu kaydetti.Zenginlerin ve eğitimlilerin gerçek durumlarını gizlediğini savunan Aydemir şunları söyledi: “Bu iki kesimden mustaribiz. Köye gittiğinizde adam sizi oturtuyor, yemek yediriyor bütün sorularınıza cevap veriyor. Zengin ve eğitimliler ise içeri almıyor, doğru veriyi vermiyor.”Eldeki veri kaynaklarının yetersiz olması nedeniyle ‘zenginliği ispatla’ denilse bunu yapamayacaklarını kaydeden Aydemir, milli gelir hesaplamalarının anketle değil idari kayıtla yapılması gerektiğini vurguladı.Türkiye’nin ‘ispatlanamayan’ zenginliğini, İngiltere ile karşılaştıran Aydemir şöyle devam etti: “İngiltere’deki arabaların lükslüğü ile bizdekileri karşılaştırın, şaşırırsınız. Orada arabalar küçüktür. Bizde İstanbul’daki lüks arabalara, yeni arabalara bir bakın. Para yok da bu nereden geliyor? Yüksekova’da lüks arabaları gördünüz mü, ya lüks evleri. Bizdeki evler arabalar çok büyük. İstanbul’da arabalar, evler çok zengin.”Aydemir Türkiye’yi ABD’yle kıyaslamayı da ihmal etmedi: “ABD’deki en zengin yerleri gördüm. ABD’de öyle lüks evleri filmlerdekileri bırakın, toplumun geniş kesimine bakın. Oradaki evlerin eşyası bizim gecekondulardan bile daha az. Bizde gidin gecekonduya televizyon, buzdolabı, çamaşır makinesi var. ABD’ye gidin bunların hepsi birden olan evi bulamazsınız. Çamaşır makinesi yok, ortak kullanıyorlar. Erzincan’da benim köyümde çamaşır makinesi olmayan ev yok. Oysa ABD’de milli gelir 40-50 bin dolar, bizde 10 bin dolar civarında.”Diken
Fener Rum Patriği Bartholomeos ve Papa Franciscus İstanbul'da ortak bir bildiriye imza attı. Ziyaret İtalyan basınında da geniş yer aldı. Haber kapsamında yapılan yorumda, Papa'nın Patrik önünde eğilerek kendisini ve Roma Katolik Kilisesi'ni takdis etmesini istemesinin, bunun karşılığında Patrik Bartholomeos'un da Papa'yı takkesinden öpmesinin Papa-Patrik ilişkilerinde daha önce hiç görülmediği, 'buluş' olarak nitelenen iki hareketin kiliseler arasındaki üstünlük iddialarını da alt-üst eden bir jest olduğu ifade edildi.Patrikhane'de gerçekleşen imza töreninin ardından bildiri metni basına dağıtıldı. 'Ortak niyetleri ve kaygıları teyit' amacıyla kaleme alındığı belirtilen bildiride, başta Katolik ve Ortodokslar olmak üzere bütün Hristiyanların birliğine yönelik gayretlerini yoğunlaştırma yönündeki kararlılıkları ifade edildi.Irak, Suriye ve bütün Ortadoğu'daki bugünkü durumla ilgili ortak kaygılarının altı çizilen bildiride, 'Barış ve istikrar arzumuzda, çatışmaların diyalog ve uzlaşmayla çözülmesini teşvik irademizde birlik içindeyiz' denildi.'Halkların kaderiyle ilgili sorumluluk taşıyan herkesi, acı çeken topluluklar için gayretlerini derinleştirmeye ve Hristiyanlar dahil bölgedeki toplulukların anavatanlarında kalmalarına yardım etmeye çağırıyoruz' ifadeleri kullanılan bildiride, 'Hristiyanların olmadığı bir Ortadoğu'ya razı olamayız' görüşü dile getirildi.'Pek çok biraderimiz ve hemşiremiz baskıya maruz kaldı ve evlerini terk etmeye zorlandı. İnsan hayatının değerinin de kaybolduğu görülüyor, insanlar artık önemsenmiyor ve başka çıkarlara feda edilebiliyor. Trajiktir ki bu birçokları da buna aldırmıyor' ifadeleri kullanılan bildiride, 'Ortadoğu'da acı çekenlerin ve Hristiyanların korkunç durumu sadece bizden sürekli dua beklemiyor, aynı zamanda uluslararası toplumdan da uygun bir cevap bekliyor' denildi.Hristiyan-Müslüman diyaloguHristiyanların ve Müslümanların diyalog ve işbirliğinin gereğine de işaret edilen bildiride şunlar kaydedildi:'Dünyanın bugün karşı karşıya olduğu vahim sorunlar iyi niyet taşıyan bütün insanların dayanışmasını gerektiriyor, biz de İslam ile karşılıklı saygı ve dostluğa dayanan yapıcı bir diyaloğu teşvik etmenin önemini görüyoruz. Ortak değerlerden mülhem ve halis kardeşçe duygularla güçlendirilmiş olarak, Müslümanların ve Hristiyanların adalet, barış ve her insanın onuruna ve haklarına saygı gösterilmesi için birlikte çalışması gerekir. Bu, özellikle de yüzyıllarca barışçıl bir şekilde birlikte var oldukları ama şimdi savaşın dehşetini birlikte yaşadıkları bölgelerde özellikle böyledir.'Bildiride, 'Biz Hristiyan liderler olarak bütün dini liderlere dinler arası diyaloğu sürdürme, güçlendirme, insanlar ve halklar arasında bir barış ve dayanışma kültürü inşa etmek için her türlü gayreti gösterme çağrısında bulunuyoruz' denildi.Bildiride, Ukrayna'daki duruma da değinilerek, bu ülkedeki çatışmanın taraflarına diyalog ve uluslararası hukuka saygı çağrısı yapıldı.PAPA, NİJERYA'DAKİ CAMİ SALDIRISINI KINADI'..Şiddetin her türlüsüne göz yummak Tanrı karşısında çok ağır bir günahtır'Katolik aleminin ruhani lideri Papa Francesco, Fener Rum Patrikhanesi'nde katıldığı Aziz Andreas Yortusu ayininde yaptığı konuşmada, Nijerya'nın Kano kentindeki bir camiye düzenlenen saldırıya da değindi. Kurbanlarını derin bir üzüntüyle andığını söylediği saldırıyı kınayan, bunun insanlık dışı olduğunu söyleyen Papa, “Bir halkın huzurunu bozmak ve savunmasız, zayıf insanlara karşı şiddetin her türlüsüne göz yummak Tanrı karşısında çok ağır bir günahtır' ifadelerini kullandı.BU HİÇ OLMAMIŞTI, 'BULUŞ' DEDİLERKatolik aleminin ruhani lideri ve Vatikan Devlet Başkanı Papa Franciscus'un Türkiye ziyaretinin İstanbul ayağında yaptığı jestler, İtalyan basınında geniş yankı buldu.Ülkenin yüksek tirajlı gazetelerinden Corriere della Sera, Fener Rum Patriği Bartholomeos'un Papa Franciscus'u takkesinden öptüğü tarihi anın fotoğrafına ilk sayfadan yer vererek 'Papa'dan Patriğe tarihi eğilme' başlığını attı.Haber kapsamında yapılan yorumda, Papa'nın Patrik önünde eğilerek kendisini ve Roma Katolik Kilisesi'ni takdis etmesini istemesinin, bunun karşılığında Patrik Bartholomeos'un da Papa'yı takkesinden öpmesinin Papa-Patrik ilişkilerinde daha önce hiç görülmediği, 'buluş' olarak nitelenen iki hareketin kiliseler arasındaki üstünlük iddialarını da alt-üst eden bir jest olduğu ifade edildi.La Repubblica gazetesi de Papa'nın önce Sultanahmet Camisi'nde ayakkabısız yürüdüğüne, ardından da Patrik Bartholomeos'un önünde eğilerek takdis edilmeyi istemesiyle iki tarihi hareket yaptığını yazdı. Gazete, Papa'yı yakından tanıyan Rahip Antonio Spadaro'nun 'Sürprizdi. Bebek gibiydi. Mistik bir hassasiyetin yaşandığı an oldu' yorumuna yer verdi.İSTANBUL'U 'FETHETTİ' DENİLDİLa Stampa gazetesi de birinci sayfasında, Patrik Bartholomeos'un Papa'yı takkesinden öptüğü anının fotoğrafını kullanarak 'Franciscus'tan Patrik önünde tarihi eğilme' başlığını attı.Gazetenin iç sayfalarındaki haberde, Papa'nın jestleriyle İstanbul'un kalbini fethettiği yorumu da yapıldı.Vatikan'a yakınlığıyla bilinen Avvenire gazetesi de Papa ile Patrik arasındaki tarihi jestlere manşetinden 'Birliğin hediyesi' başlığıyla verdi.Haberde, Papa Franciscus ve Patrik Bartholomeos arasındaki dünkü jestlerin, iki kilise arasında karşılıklı aforozun yaşandığı 1054 yılındaki bölünmeden sonra 1964'te Kudüs'te dönemin Papası 6. Paulus ve Patrik Athenagoras'ın ilk kez kucaklaşmasıyla açılan birliktelik yolunda atılan bir başka adım olduğu ifadeleri yer aldı.Vatikan gazetesi olarak bilinen L'Osservatore Romano da manşetinde Papa'nın inananları radikalizme karşı bir olmaya çağıran sözüne yer vererek fotoğraf olarak Papa Franciscus'un, İstanbul Müftüsü Rahmi Yaran ile Sultanahmet Camisi'nde ayakkabısız yürürken çekilmiş fotoğraf karesine yer verdi.Milliyet
Belki gün içinde zaman geçmek bilmiyor olabilir fakat yıllar hızla geçiyor gibi hissederiz ve 'o kadar olmuş mu ya' dediğimiz anlar olur. İşte onlardan bazıları..
Neredeyse her gün yeni bir çizimini paylaşan Kerby Rosanes’in her bir çalışması detaylarla dolu ve her bir detayda kayboluyorsunuz…Kendisini Instagram‘dan takip edebilirsiniz.
HDP'nin İmralı Heyeti, Abdullah Öcalan'ı ziyareti sonrası açıklama yaparak; 'En fazla 4-5 ay içinde tüm Ortadoğu'nun geleceğini belirleyecek büyük demokratik çözümün sağlanabileceğini vurgulayan Öcalan, bu ciddiyet ve kararlılığın gösterilmemesi durumunda, bölgesel kaosun derinleşeceği ve darbe mekaniğinin sonuç alabileceği uyarısını yapmıştır' ifadelerini kullandı.Dün İmralı Adası'nda Abdullah Öcalan ile görüşen Sırrı Süreyya Önder, Pervis Buldan, İdris Baluken ve Hatip Dicle'den oluşan HDP Heyeti, açıklama yaptı. Açıklamada, yaklaşık 4 saat süren görüşmede 'AKP Hükümeti'nin mevcut politika ve yaklaşımları, Kürt Ulusal Kongre çalışmaları, Kobanê ve Rojava başta olmak üzere Ortadoğu'daki gelişmeler ve diğer güncel olgular detaylı bir şekilde tartışılıp değerlendirilmiştir' denildi.'ÖCALAN, BARIŞ VE DEMOKRATİK MÜZAKERE SÜRECİ TASLAĞI'NI OLGUNLAŞTIRDI'HDP Basın Birimi'nden yazılı olarak yapılan açıklamada, Öcalan'ın Barış ve Demokratik Müzakere Süreci Taslağı'nı olgunlaştırdığı ve devlet heyetiyle üzerinde tartıştıklarını söylediği ifade edilerek; 'Sayın Öcalan, uzunca bir süredir üzerinde çalıştığı 'Barış ve Demokratik Müzakere Süreci Taslağı'nı genel hatlarıyla olgunlaştırdığını ve devlet heyetiyle detaylı bir şekilde üzerinde tartıştıklarını, gelinen nokta itibarıyla üzerinde müzakere yürütülebilecek bir çerçeve olduğu konusunda mutabık kaldıklarını belirtmiştir. Bu müzakere taslağı, heyetimizle de paylaşılmış olup en kısa zamanda halklarımızın da bilgi, öneri ve katkılarına sunulacaktır. Heyetimiz, paylaşılan bu taslakta belirtilen 'Çözüm Önerileri'ni, 'Müzakere Başlıkları'nı ve 'Eylem Planı'nı sürecin bütün tarafları ve paydaşlarıyla tartışıp, olgunlaştırarak, ortaya çıkan sonuçları en kısa süre içerinde Sayın Öcalan'a aktaracaktır' diye kaydedildi.'ÖCALAN, YASAL GÜVENCE OLMADAN YAPTIĞI ÇAĞRILAR İÇİN ÖZELEŞTİRİ VERDİ'HDP tarafından yapılan açıklamada, 'demokratik çözüm' ve 'yasal zemin' vurgusu yapılarak; 'Sürecin bundan sonraki tüm aşamalarında, demokratik çözümün yasal güvencelerinin oluşturulmasının elzem olduğu ve bu güvenceler sağlanmadan nihai barış ve demokrasi hedefine varmanın mümkün olmadığı, Sayın Öcalan tarafından net, ısrarlı ve kararlı bir şekilde vurgulanmıştır. Bu kapsamda, hem Habur Sürecinde barış gruplarının ülkeye girişleri ve devamında bu insanların maruz kaldığı kabul edilemez mahkumiyetler değerlendirilmiş, hem de sürecin başlangıcında gerillanın geri çekilme yürüyüşünün anlamlandırılmak yerine bölgeye dönük kalekol ve HES yapımına odaklanılmış olması etraflıca ele alınmıştır. Sayın Öcalan, yasal güvence sağlanmadan yaptığı bu çağrılarında yanılgılı olduğunu ve bu yanılgısından dolayı tüm Türkiye halklarına özeleştiri verdiğini belirtmiştir. Bu bağlamda; kendisinin yüksek ısrar ve uyarılarına rağmen, tüm bu süreçlerde gerekli yasal düzenlemeleri yapıp pratikleştirmeyen devleti ve hükümeti de meseleye özeleştirel temelde yaklaşmaya çağırarak, burdan çıkarılacak derslerle bundan sonraki süreçte, özellikle yasal düzenlemeler bahsinde, kendi üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye davet etmiştir' ifadelerine yer verildi.'4-5 AY İÇİNDE BÜYÜK DEMOKRATİK ÇÖZÜMÜN SAĞLANABİLİR'Öcalan'ın '4-5 ay içinde tüm Ortadoğu'nun geleceğini belirleyecek büyük demokratik çözümün sağlanabileceği' sözlerine yer verilen açıklamada şöyle kaydedildi; 'Tarafların belirtilen hususlarda süreci doğru, ciddi ve kararlı yürütmesi halinde, en fazla 4-5 ay içinde tüm Ortadoğu'nun geleceğini belirleyecek büyük demokratik çözümün sağlanabileceğini vurgulayan Öcalan, bu ciddiyet ve kararlılığın gösterilmemesi durumunda, bölgesel kaosun derinleşeceği ve darbe mekaniğinin sonuç alabileceği uyarısını yapmıştır. Sayın Öcalan, anlamlı ve yasal tüm boşlukları giderilmiş müzakerelere geçilmesi durumunda tarafların 'Tahkim edilmiş bir ateşkes' ve bu ateşkesi denetleyecek bir 'İzleme Kurulu' oluşmasının önemine değinerek, süreçte bozucu bir alan olarak karşımıza çıkarılan 'kamu düzeni'nin de ancak ve kalıcı olarak bu şekilde sağlanabileceğini belirtmiştir. Sayın Öcalan, Kobanê ve Şengal direnişinde yer alan halkımız başta olmak üzere tüm Rojava ve Güney Kürdistan halkına, 21. yüzyılın onur savaşı diyebileceğimiz buradaki direnişle dayanışma içerisinde olan, katkı sunan bütün halklar ve siyasal yapılara özel selamlarını iletmiştir. Ayrıca, mücadelemizi Ortadoğu'dan çıkarıp tüm insanlığa taşıyan Kadın Hareketine ve cezaevlerinde bulunan bütün tutsaklara da özel selamlarını iletmiştir. 27 Kasım vesilesiyle, insanlık mücadelemizi bugünlere taşıyan şehitleri saygıyla anarak bütün kadro yoldaşlarına da selam ve başarı dileklerini göndermiştir.'DHA
Metropoll'ün yaptığı ankete göre, çözüm sürecine destek yüzde 29'lar seviyesine gerilediMetropoll Araştırma Şirketi’nin yaptığı “Türkiye’nin Nabzı” konulu araştırmaya katılanların yüzde 60,9’u, Başbakanlık binası olarak tasarlanan ancak Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ’ın kullandığı Cumhurbaşkanlığı Sarayı için ‘halkın parası israf edildi’ dedi. Araştırmaya göre çözüm sürecine ilişkin desteğin de yüzde 29’lar seviyesine düştüğü belirlendi.Metropoll Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Şirketi’nin son yaptığı araştırmaya göre yeni yapılan bin odalı Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na halk sıcak bakmıyor. Katılımcıların yüzde 57,1’i Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın taşınmasını onaylamazken yüzde 60,9’u da saray yapılırken “halkın parasının israf” edildiğini düşünüyor.Cumhuriyet’te yer alan habere göre, araştırma, ekonominin gidişiyle ilgili kaygıların yükseldiğini, çözüm sürecine olan güvenin azaldığını gösteriyor. Türkiye’nin Suriyeli sığınmacılara yönelik politikaları da büyük bir çoğunluk tarafından onaylanmıyor.Metropoll Araştırma Şirketi’nin yaptığı “Türkiye’nin Nabzı” kasım ayı araştırması 28 ilde 15-18 Kasım 2014 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Toplam 2 bin 780 kişi ile yapılan araştırmaya 18-24 ve 55 yaş üstü kişiler katıldı.Araştırma, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için 1.4 milyon lira harcanarak yapılan yeni Cumhurbaşkanlığı Sarayı ile ilgili ilginç sonuçlar ortaya koydu.“Cumhurbaşkanlığı makamının Çankaya’dan yeni yapılan Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na taşınmasını onaylıyor musunuz?” sorusuna katılımcıların yalnızca yüzde 35.2 “evet” yanıtını verdi, yüzde 57.1’si “hayır onaylamıyorum” dedi.Son seçimlerde AKP’ye oy verenlerin yüzde 65.4’ünün sarayın taşınmasına onay verirken yüzde 25.1’inin taşınmayı onaylamadığı görüldü. CHP’ye oy verenlerde onay verenlerin oranı yüzde 5.9’da, MHP’ye oy verenlerde yüzde 15.2’de, DBP/HDP’ye oy verenlerde ise yüzde 8.4’te kaldı. “Yeni Cumhurbaşkanlığı Sarayı için aşağıdaki ifadelerden hangisine katılırsınız” sorusuna katılımcılardan yüzde 60.9’u “halkın parasının israfıdır” yanıtını verdi. AKP’li seçmen içinde “israf” yanıtını verenler de yüzde 31.9 oldu. Bu oran CHP seçmeninde yüzde 89.6’ya, MHP seçmeninde 80.8’e, DBP/HDP seçmeninde ise yüzde 86.2’ya çıktı. Katılımcıların yüzde 32’si saray için “Türkiye’nin gücünü göstermektedir” dedi.Araştırmada, katılımcıların ülke ekonomisi üzerine kaygılarının arttığını da gözler önüne serdi. Katılımcıların yüzde 54.4’ü ekonominin “kötü yönetildiği” yanıtını verdi. Ekonominin kötü yönetildiğini düşünenlerin oranının nisandan bu yana yüzde 10 oranında arttığı görüldü.Kürt meselesinde çözüm süreci ile ilgili yurttaşın beklentisinin de giderek düştüğü görülen araştırmada, katılımcılara “AKP hükümetinin Öcalan-PKK ile yürüttüğü barış sürecini başarılı buluyor musunuz?” sorusu yöneltildi. Soruya katılımcıların yüzde 61.4’ü “hayır başarılı bulmuyorum” yanıtını verdi. Başarılı bulanların oranı yüzde 29.1’de kaldı. Çözüm sürecine ilişkin kasım ayındaki beklentinin bir önceki aya göre de azalması dikkat çekti. HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın 2015 seçimlerine bağımsız aday mı yoksa parti olarak mı katılması gerektiğine ilişkin soruya ise yüzde 19.4’ü “bağımsız olarak katılmalı”, yüzde 35.9’u “parti olarak katılmalı”, yüzde 44.7’si de “bu konuda fikrim yok” yanıtını verdi.“Türkiye’nin Suriyeli sığınmacılara yönelik politikalarını onaylıyor musunuz?” sorusuna katılımcıların yüzde 66.8’i “onaylamıyorum”, 28.2’si “onaylıyorum” diye görüş bildirdi.Katılımcılara iş kazaları ile ilgili “İş kazalarında en büyük sorumluluk kime aittir?” sorusu da yöneltildi. Katılımcıların yüzde 49.3’ü sorumluluğun şirketlerde olduğunu düşünürken yüzde 43.5’i de hükümetin olduğunu söyledi.Metropoll Araştırma Şirketi Başkanı Prof. Dr. Özer Sencar, anket ile ilgili yaptığı değerlendirmede, Türkiye siyasetinin gündeminin hızlı ve değişken olduğunu belirterek “Buna ‘gergin’ sözcüğünü de eklemek gerek. Üstelik 2015 genel seçimleri yaklaştıkça siyasal gerginliğin daha da artması beklenir. Olup biten her şeyin siyasal bir zeminde tartışmaya açılması yoğun siyasallaşmanın kaçınılmaz bir sonucu” dedi. Aşırı siyasallaşmanın sağlıklı bir siyaset tartışmasına değil toplumu “taraf” olmaya zorlayan siyasal kutuplaşmalara ittiğini vurgulayan Sencar, “İnsanlar geleceğe ilişkin umutlarını veya umutsuzluklarını bile siyasi kimliklerinin izdüşümlerine göre tanımlıyorlar. Siyaset ‘müzakere’ işlevini yitirerek ‘kazan-kaybet’ arenasına dönüşüyor” dedi.T24
ABD'nin Missouri Eyaleti'nde silahsız siyahi genç Michael Brown'ı öldüren polis memuru Darren Wilson görevinden istifa etti.FERGUSON/NEW YORKABD'nin Missouri Eyaleti'nde silahsız siyahi genç Michael Brown'ı öldüren polis memuru Darren Wilson görevinden istifa etti.Wilson'ın avukatı Neil Bruntrager, olayın meydana geldiği 9 Ağustos'tan bugüne kadar idari izinde olan müvekkilinin Ferguson Polis Merkezi'ndeki görevinden ayrıldığını duyurdu.St. Louis Post-Dispatch gazetesine açıklama yapan Wilson da görevden kendi isteğiyle ayrılmadığını, kendisi için yapılan tehditler ve Ferguson polisindeki diğer meslektaşlarının hayatlarını tehlikeye atmamak için bu kararı almak durumunda kaldığını bildirdi.Öte yandan jürinin Darren Wilson'ın yargılanmasına gerek görmemesine ilişkin protestolar devam ediyor. Ferguson polis merkezi önünde toplanan göstericiler, adalet talep eden sloganlar atarak yürüyüş yaptı.Oturma eylemi yaparak bir süre caddeyi trafiğe kapatan göstericilerle polis arasında zaman zaman gerginlik yaşandı. Yolu boşaltmaya çalışan polis, direnen bazı göstericileri gözaltına aldı.Kaldırımda protestolarını sürdüren gruptaki bir kişi yanında getirdiği ABD bayrağını yaktı.Jürinin, Darren Wilson'ın 9 Ağustos'ta 18 yaşındaki silahsız siyahi genç Michael Brown'ı tabancayla öldürmesine ilişkin takipsizlik kararı vermesinin ardından ülke genelinde protestolar gerçekleştirilmiş ve Wilson'ın yargılanması talepleri dile getirilmişti.Muhabir: Mustafa Keleş, Cem ÖzdelAA
Geçtiğimiz haftanın en çok izlenilen, tartışılan ve dikkat çeken videoları karşınızda. İyi seyirler... Daha fazla eğlenceli video için Videolar butonunu ve her videonun üzerine gelince solunda açılan paylaş kısmını kullanabilirsiniz!
Slow Motion çekim tekniği, hızla yaygınlaşmaya devam ederken, zaman zaman harika performanslar da kayda alınabiliyor. Bu sevimli Bulldog'un düşüşü gibi.
Başbakan Davutoğlu, yeni terminal binasının açılışını yaptıkları Kars Havalimanı’na ‘Harakani’ adının verileceğini açıkladı.Başbakan Ahmet Davutoğlu, bugün Kars Havalimanı’nın yeni terminal binasının açılışını yaptı.Davutoğlu, havalimanına çok önemsediklerini söylediği sufi Harakani’nin* adını verdiklerini açıkladı ve “Harakani Havalimanı hayırlı olsun” dedi.Asıl adı Ali bin Câfer olan Ebû’l Hasan el-Harakânî, İran’ın Horasan bölgesinden Kars’a göçmüş, burada Selçukluların Anadolu’ya gelişlerine katılmış meşhur sufilerden (Tasavvuf inançlarını benimseyerek kendini Tanrı’ya adamış kimse) biri. Mevlanı’nın eseri Mesnevi’de 3 yerde adı geçen ve hala en önemli ulemalardan sayılan Harakani’nin 1033 tarihinde Kars’ta şehir düştüğü biliniyor.nediyor.com
Ülkelerindeki savaştan kaçarak komşu ülkelere sığınan yüz binlerce Suriyeli gibi Avrupa'ya ulaşmayı başaranlar da hallerinden memnun değil. Fransa'nın liman şehir Calais'den İngiltere'ye geçmek isteyen binlerce sığınmacı, zor şartlar altında hayatlarını sürdürüyor.Suriye'nin yanı sıra Sudan, Güney Sudan, Suriye, Afganistan ve Somali, Eritre'den gelen 2 bin 500'den fazla insan, Manş Denizi'ni geçerek İngiltere'ye gidebilmek için bir konteynere saklanmanın derdinde. Bölgedeki Kızıl Haç Merkezi'nin kapandığı 2002'den bu yana İngiltere'ye geçmek isteyen sığınmacılar, hedeflerine ulaşana kadar derme çatma çadırlar, terk edilmiş binalar ya da sokaklarda kalıyor.Suriyeli sığınmacılardan Mazhar, 'Avrupa'nın medeniyetin merkezi olduğunu düşünüyordum ama gerçekte öyle olmadığını gördüm. Bizleri nasıl küçümsediklerine ve dövdüklerine şahit oldum. Buradaki insanlar ağlayarak, 'keşke Suriye'de ölseydik' diyorlar.' şeklinde konuşuyor.Mazhar, 'Buradan tüm Suriye halkının adına sesleniyorum, hepimiz umutsuzuz ve herkes sokaklarda kalıyor. Ben 6 ay boyunca yağmur çamur demeden dağları taşları aşarak buraya kadar sadece ama sadece İngiltere'ye ulaşmak için geldim.' diyor.Mazhar gibi yüzlerce insan her gece son bir umut deyip limana gidiyor ve İngiltere'ye gitmenin yollarını arıyor.Zaman
Aile hekimleri, aile sağlık merkezlerinde çalışma süresinin değiştirilmek istenmesi ve nöbet angaryasına karşı Sağlık Bakanlığı önüne yürüdü. Burada yapılan açıklamada, hekimlerin bu koşullarda iyi hizmet vermesinin mümkün olmadığı belirtildi.Balıkesir, Mersin, İzmir, Diyarbakır, Bursa, Kocaeli, Antep gibi birçok ilden aile hekimleri, dün TTB merkez binası önünde toplandı. Bakanlığa yürümek isteyen hekimlere polis ancak flamasız, dövizsiz ve bayraksız bir şekilde kaldırımdan yürüyebileceklerini söyledi. Aile hekimleri polise “Çocuğunuzun aşısını biz yapıyoruz, ‘Çok çalıştık rapor istiyoruz’ diyerek bize geliyorsunuz” diye tepki gösterdiler. Polisin, yasal haklarını kullanmalarına engel olduğunu belirten hekimler, “Hekimi, hemşireyi darbetmek için iletişimsizliği seçiyorsunuz” dediler.Ardından flamalarını kapatarak Bakanlığa yürüyen hekimler Bakanlık önünde açıklama yaptı. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) ile Birlik ve Dayanışma Sendikası yöneticilerinin de destek verdiği açıklamada konuşan TTB Merkez Konsey Üyesi Filiz Ünal İncekara, aile hekimlerinin haftanın 6 günü 12 saat çalıştığını belirtti. İncekara, yıllık izinlerini ise yerlerine başka bir doktor bulamadıkça kullanamadıklarını ifade etti. Bakanlığın kendi belirlediği ilkelerden vazgeçtiğini söyleyen İncekara, “Bakanlık, aile hekimleri artık kendi bölgesinde olsun olmasın her hastaya bakma zorunluluğu getiriyor. Bu uzun ve esnek çalışmalar altında hekimler iyi sağlık hizmeti verebilir mi?” diye sordu.Aile Sağlık Merkezi (ASM) çalışanlarının sürekli cezalara maruz kaldığını, sözleşmeli ve performansa dayalı olarak çalıştırıldığını kaydeden İncekara, sağlıkçıların polikliniklere hapsedildiklerini ifade etti. Hastaların korunmaları, ilaç kullanımları, tahlilleri konusunda doğru bilgilendirmeye fırsatlarının olmadığını dile getiren İncekara, “Bu tepkimiz dikkate alınmazsa tüm ASM birimlerimiz başta olmak üzere her yerde ve sürekli tepki göstereceğimizi bildiriyoruz” diye konuştu.‘EŞOFMANLA MI YÜRÜYELİM?’Bakanlığa yürümesine polis engel olunca bir hekim tepki gösterdi. Hekim, Sağlık Bakanını hatırlatarak şöyle dedi: “Bakanımızın sağlıklı yaşam için eşofmanlarını giyerek yürüyüş yaptığını biliyoruz, galiba eşofmanlarımızı giymedik diye yürütmediler bizi. Bir dahaki eylemimize eşofmanlarla geleceğiz.” Evrensel
İspanya La Liga lideri Real Madrid, Malaga deplasmanında 2-1’le art arda 16. galibiyetini alıp rekor kırdı.İspanya Ligi’nde Real Madrid, Malaga deplasmanında 2-1 galip geldi.18. dakikada soldan giren Cristiano Ronaldo’nun ortaya çıkarttığı topu Karim Benzema ağlarla buluşturdu.Fransız forvet 6 lig maçında 7 gole ulaşarak Real Madrid’e transfer olduğundan bu yana en iyi serisini yakaladı.83’te Real Madrid farkı ikiye yükseltti. Marcelo’nun uzun gönderdiği topu Cristiano Ronaldo kafayla Bale’a indirdi. Topla ilerleyen Galli futbolcu sert bir şutla farkı ikiye yükseltti.86’da Castillejo’ya sert müdahalede bulunan Real Madrid’li Isco ikinci sarı karttan oyun dışı kaldı.+92’de Boka’nın ortasında Santa Cruz, Malaga’nın tek golünü kaydetti.Bu sezon resmi maçlarda art arda 16. galibiyetini alan Real Madrid, 15 maçlık rekorunu kırmayı başardı.13 maçta 33 puana ulaşan Real Madrid haftayı lider kapatmayı garantiledi.Malaga ise 13 maçta 21 puanda kaldı.Real Madrid 112 yıllık kulüp tarihinde ilk kez 16 maç üst üste kazanarak rekor kırdı.Şampiy10