onedio
Dünyanın En Eski ‘Bilgisayarının’ Yaşı Değişti
Dünyanın en eski bilgisayarı (elbette analog olarak çalışan) araştırmacıların tahmin ettiğinden de eski olabilir. Yapılan yeni araştırmalar Antikythera Mechanism’in tarihinin önceki bulgulardan daha eski olduğunu ve milattan önce 205 yılına dayandığını ortaya koydu. Yeni tarih antik Yunanların güneş tutulmalarını ve gezegen konumlarını nasıl hesapladığına dair ışık tutuyor. Bilim adamları önceden sistemin trigonometri tabanlı olduğunu düşünüyorlardı ancak o tarihlerde trigonometri keşfedilmediği için şimdi sistemin Babil aritmetiğine dayandığı düşünülüyor. Antikythera Mechanism’in diğer parçaları için arama çalışmaları ise sürüyor.
Rusya'dan Yeni Boru Hattı
Rusya ve Türkiye doğalgaz için yeni boru hattı inşa edecek. Gazprom Üstyöneticisi Aleksey Miller, Güney Akım projesinin sona erdiğini yeni hattın 63 milyar metreküp kapasiteli olacağını söyledi.Rus Enerji şirketi Gazprom Üstyöneticisi (CEO) Aleksey Miller, Türkiye'de 63 milyar metreküp kapasiteli yeni bir boru hattı inşa edileceğini bildirdi.Miller, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Güney Akım projesinden vazgeçildiğini belirtmesinin ardından, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye'de yeni bir doğalgaz boru hattı inşa edileceğini kaydetti.Yeni doğalgaz boru hattının 63 milyar metreküp kapasitesinde olacağını bildiren Miller, 14 milyar metreküpünün Ukrayna'dan gelen transit gazı ikame edeceği ifade etti.Yunan sınırında dağıtım merkeziMiller, Türkiye'ye gelecek yeni boru hattının Yunanistan sınırında oluşturulacak dağıtım merkezine (hub) yaklaşık 50 milyar metreküp doğalgaz getirilmesine olanak sağlayacağını belirtti.Yeni doğalgaz boru hattının başlangıç noktasının daha önce Güney Akım için planlanan Russkaya kompresör istasyonu olacağını aktaran Miller, Gazprom'un, Türkiye'ye yönelik boru hattının inşası için Rusya'da yeni bir hukuki teşekkül oluşturacağını bildirdi.Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ortak basın toplantısında, Yunanistan sınırında enerji merkezi kurmak için Türkiye ile bir ön mutabakat imzaladıklarını açıklamıştı.Al Jazeera
Son 11 Yılın En İyi Beşiktaş'ı
Spor Toto Süper Lig'de liderliğini sürdüren Beşiktaş'ta teknik direktör Slaven Bilic, takımına son 11 sezonun en iyi 11 haftalık performansını yaşattı.Ligde 11. haftada Kardemir Karabükspor'u Demba Ba'nın golleriyle 2-1 mağlup eden ve puanını 23'e çıkaran siyah-beyazlı takım, ilk 11 hafta itibariyle geride kalan 10 sezona göre daha yüksek puana ulaştı.Teknik direktör Slaven Bilic yönetimindeki 'Kara Kartallar'; ilk 11 haftada 7 galibiyet ve 2 beraberlik alıp, 2 karşılaşmadan da mağlup ayrıldı.Beşiktaş, son 11 yılda 11. haftalar itibarıyla en iyi sıralamaya sahip olduğu dönemi bu sezon yaşadı.Lucescu'nun Beşiktaş'ı 29 puan almıştıSiyah-beyazılar, şampiyon olarak girdiği 2003-2004 sezonuna iyi bir başlangıç yapmıştı. Teknik direktör Mircea Lucescu'yla ilk 11 haftada 9 galibiyet, 2 beraberlik alan ve mağlubiyet yaşamayan Beşiktaş, 29 puan topladı. Bu iyi başlangıca rağmen siyah-beyazlılar, daha sonra ligin ikinci yarısında yaşadığı düşüşle şampiyonluğu Fenerbahçe'ye kaptırmış ve ligi 3. sırada tamamlamıştı.Sonraki sezonlarda 11. haftalarda liderliğe hasret kalan Beşiktaş, bu sezon aldığı başarılı sonuçlarla liderlik koltuğuna oturdu.Skorer
Nintendo'nun İnadı Ne Zaman Bitecek? iPhone'da Pokémon Oynamak Mümkün Olacak mı?
Nintendo, dünyanın en başarılı video oyun serilerinden biri olarak kabul edilen Pokémon’un el konsolları GameBoy versiyonlarını paylaşma konusunda oldukça cimri davranıyor.Nintendo, konsol pazarında bugüne dek rakipleri Xbox ya da PlayStation’ın yanında farklı bir segmente yönelerek daha çok aileleri bir araya getiren ve ailelere hitap eden Wii gibi konsollar üretmeye gitmişti. Lideri olduğu el konsolları pazarında her ne kadar büyük saygı ile anılıyor olsa da akıllı telefonların ve akıllı telefonlardaki oyunların gelişimi, Nintendo’yu bu alanda ciddi biçimde etkiledi.Pokémon Omega Ruby ve Pokémon Alpha Sapphire gibi oyunların prodüktörü olarka görev yapan Junichi Masuda, The Telegraph’a verdiği bir röportajda, Pokemon oyunlarının iPhone’a gelmesi ihtimalinden bahsetti.Neredeyse 20 yıllık bir mazisi bulunan Pokemon serisinin, milyonlarca kopya sattığını ve şu anda akıllı telefonları bulunan büyük bir kitlenin de aslında hedef kitlede yer alacağını düşünürsek, Nintendo için ciddi bir çıkış kapısı olabilir.Zaman zaman tartışma konusu olan ve Nintendo oyunlarının iPhone ya da Android versiyonlarının çıkması gibi konular sık gündeme geliyor olsa da, bunun Nintendo’nun rızası ile mi olacağı yoksa bazı emülasyon uygulamaları aracılığıyla mı olacağı konusu meçhul. Ancak artan talepler doğrultusunda bu alanda yakın gelecekte farklı adımlar atılacağına ve Nintendo’nun zincirlerini kıracağına, daha doğrusu biraz da bunu yapmak zorunda olduğuna şahit olabiliriz.Webrazzi
Reklam
'Kalıcı Bir Barış Olacaksa Öcalan'ın Dışarı Çıkması da Dahil Toplum Buna Hazır'
CNN Türk'te Ahmet Hakan'ın sunduğu Tarafsız Bölge'nin dün akşamki tartışma konusu çözüm süreci ve Öcalan'ın son mesajıydı. Vatan gazetesi yazarı Hüseyin Yayman'ın 'Bu eğer kalıcı bir barış olacaksa Öcalan'ın hapisten çıkması da dahil olmak üzere toplum buna hazır' açıklaması programın öne çıkan ve sosyal medyada çok konuşulan açıklaması oldu.
'Duruşunu Tarif Etme, Dur Emre'
Ligde geride kalan haftayı değerlendiren Uğur Meleke'ye göre, Emre Belözoğlu her olaydan sonra duruşunu tarif etmeye çalışmaktan ve kendisi hariç herkeste sorun aramaktan vazgeçmeli.Mehmet Topal var olduğunda değil, yok olduğunda hissedilen bir adam. Fenerbahçe-Eskişehir maçının ilk yarısında sahada olmadığı halde en çok hissedilen Mehmet'ti garip bir şekilde. Maçın kaderine direkt tesir eden Emre'nin atılması ise, bence gördüğü sarı kartla değil, 46'da Mehmet Topal'ın girişiyle başladı. Çünkü Mehmet girerken çıkan Meireles değil, Emre olmalıydı...Eskişehir'in sezon başından beri aradığı hücum organizasyonunu bulduğu maçtı sanırım Kadıköy'deki. Erman Kılıç, Serdar Özkan, Mirkan, Mori, Sissoko, Ömer'in hepsi denendi, ama hiçbiri tam olarak oturmadı Erkan Zengin'in etrafına. Nihayet Kadıköy'de hücumda Ömer-Mori ikilisinin uyumu ve sağda Sissoko'nun kuvveti, ideale yakın bir görüntü sergiledi.“Emre bir kez daha meşhur Temel fıkrasında olduğu gibi otobanda herkesin ters yönden geldiğini iddia ediyor, oysa belki de tek ters yönde olan kendisi! Kendisi dışında herkeste sorun arıyor, bütün dünyanın kendisinin karşısında olduğunu iddia ediyor, oysa açıkça, bariz bir biçimde o bütün dünyanın karşısında maalesef...”50'de Ömer çıkana kadar, Eskişehir savunması sık sık uzun oynadı ve bu atılan uzun toplara birlikte yükselen Mori-Ömer ikilisi ciddi üstünlük kurdular rakiplerine. Ertuğrul Sağlam takımlarının savunmadan uzun çıkışlarına alışık değilizdir ama görünen o ki bu oyuncu kadrosuyla bu santrforlarla zaman zaman uzun topu da denemeliler.Tabii ilk yarıda Eskişehir'e net pozisyonları getiren tek unsur uzun toplar değildi, orta sahayı da adeta yürüyerek geçti Kırmızı siyahlılar. Bu noktada da Fenerbahçe'de Mehmet Topal'ın eksikliği bariz biçimde hissedildi. İsmail Kartal orta sahayı üçlü kurmuş, Mehmet'in görevini Emre'ye vermişti Kadıköy'de. Ama 34'lük Emre, ilk yarıda Mehmet'in atletik performansından çok uzak kaldı. Hücumları karşılamakta yetersizdi, zaten bu yüzden de sinirlendi, agresifleşti...Zaten bence Fenerbahçe'nin Emre krizi de bu noktada başladı. İsmail Kartal'ın devre arasında Mehmet'i sokması doğruydu ama bence çıkan isim son haftaların en formda adamı Meireles değil, Emre olmalıydı. İkinci devrede 4-4-2'ye dönüş, Eskişehir orta sahasında Lawal ve Sissoko'nun çok kuvvetli adamlar olması Emre'yi iyice yıprattı ve sonra malum kartlar geldi zaten.Tabii ki Emre'nin gördüğü kartların sebebi asla sportif sebepler değil. Sakın yanlış anlaşılmasın. Emre bir kez daha meşhur Temel fıkrasında olduğu gibi otobanda herkesin ters yönden geldiğini iddia ediyor, oysa belki de tek ters yönde olan kendisi! Kendisi dışında herkeste sorun arıyor, bütün dünyanın kendisinin karşısında olduğunu iddia ediyor, oysa açıkça, bariz bir biçimde o bütün dünyanın karşısında maalesef...Ve ne acı ki, her yanlışından sonra çıkıp yine aynı şeyleri anlatıyor, kendisine karşı bir algı manipülasyonu olduğunu iddia ediyor. Hareketlerini açıklamaya, duruşunu tarif etmeye çalışıyor... Oysa Emre'nin –tabii ki psikolojik destek almak dışında- yapması gereken tek şey var: Duruşunu tarif edip durma Emre, sadece dur... Sen düzgün durursan, zaten hiçbir zaman duruşunu tarif etmek zorunda kalmayacaksın...Özkalfa, büyük maç yönetecek sakinlikte değil...Tolga Özkalfa, Süper Lig'in yeni hakemlerinden biri değil. Çok uzun süredir hayatımızda olan, 37 yaşını doldurmuş tecrübeli bir hakemimiz. Kural bilgisi ile adaletiyle ilgili söylenebilecek bir şey yok. Lakin en önemli sorunu, müsabaka tansiyonu yükseldiğinde sakin kalamaması. Ki bu özellik, büyük maç yönetmek için olmazsa olmaz bir özellik.Birer birer kararlarını irdelemeyeceğim, zaten bunun kimseye bir faydası yok. Ama Tolga Özkalfa'nın hâlâ büyük maçlarda görevlendirilmesinin nedenine değinmek lazım: Zira o bir FIFA hakemi. Üstelik de geçtiğimiz hafta taktı kokartı koluna.Bir hakemin 37 yaşında FIFA kokartı takması zaten başlı başına absürt... Hakemliğinin bitmesine sekiz yıl kalmış, bu hakem ne zaman üç kategoriyi atlayacak da elit olacak da büyük maç yönetecek, imkan ihtimal dışı! Almanlar İngilizler ilk kokart takma yaşını 30'un altına çekmeye çalışırken, bizim 37 yaşında bir hakeme kokart takmamız gerçekten çok acı.Üstelik Özkalfa'nın kokart takmış olmasının nedeni de süper yetenekleri, süper fizik kalitesi filan değil... Sadece iyi İngilizce bilmesi! Ne yazık ki bu çağda hâlâ FIFA listesine yazacak yedi tane İngilizce bilen hakem bulamıyoruz.Hakemlikle ilgili esas problemimiz de bu zaten. Verdikleri yanlış kararlar filan değil. Alttan iyi hakem de yetiştiremiyor oluşumuz...“Biliç, dünyanın en iyi teknik adamı değil. Dünyanın en iyi taktisyeni, ya da dünyanın en yeteneklisi de sayılmaz asla. Belki maçların sonunu getirmekte de büyük güçlük çekiyor... Ama Biliç, Beşiktaş için en doğru teknik adam. Çünkü kulüple hoca arasında bir hedef birliği, bir kariyer birliği, bir seviye birliği sağlanmış.”Tebrikler Okan Hoca'ya...Haftanın dikkat çekici bir diğer performansı da bir zamanlar Emre'nin süper bücür ekürisi olarak anılan Okan Buruk'tan geldi...Geçtiğimiz sezon son anda kümede kalmış, teknik direktörü Sergen Yalçın'ı kaybetmiş, 15 oyuncu göndermiş, 15 oyuncu almış; eklektik bir futbolcu grubuyla, takım görüntüsünden çok uzak bir Gaziantepspor teslim aldı Okan Hoca... Ama gerek takımda adalet duygusunu çabuk tesis etmeyi başarması, gerek gençlere güveniyle çok iyi bir performans sergiledi ilk 11 haftada...84'lü İbrahim Akın kenarda otururken, 94'lü Emre Nefiz'le başlayabiliyor Galatasaray önünde. Sezona üç santrforla giriyor, biri 92'li Muhammet, biri 95'li Serhan, biri de 96'lı Oğulcan. Gençlere bu denli güven verince, takımda deneyimli olanın değil sadece iyi olanın formayı alacağına inandırınca, bireysel performanslar da yükseliyor zaten. Galatasaray önünde de iyi futbollarını sürdürdüler, büyük rakiplerinden daha fazla topa sahip oldular ama Muhammet'in sakatlığında santrforsuz oynayınca sonuca gidemediler.Galatasaray'daysa galibiyete rağmen sıradanlığın değiştiğini söylemek zor. Belli ki Hamzaoğlu'nun bu sıradanlığı tamir etmek için çok çalışması gerekecek.Biliç, transferde de kalpleri kazandıBiliç, dünyanın en iyi teknik adamı değil. Dünyanın en iyi taktisyeni, ya da dünyanın en yeteneklisi de sayılmaz asla. Belki maçların sonunu getirmekte de büyük güçlük çekiyor... Ama Biliç, Beşiktaş için en doğru teknik adam. Çünkü kulüple hoca arasında bir hedef birliği, bir kariyer birliği, bir seviye birliği sağlanmış. Kulüple hocanın nabzı aynı, tansiyonu aynı, heyecanı aynı. Üstelik Biliç, sadece camiayla sağladığı gönül birlikteliği ve karizmasıyla değil, transferdeki başarısıyla da takdiri hak ediyor bugünlerde...İtiraf edeyim, Atiba transfer edildiğinde meseleye çok şüpheci bakmıştım... Hırvat basını geçmişte Biliç'i kendi çalıştığı menejerlik şirketinden oyuncuları milli takıma çağırmakla suçlamıştı; herhalde o önyargının da etkisiyle Hilbert'in gidişinin hemen ardından Atiba'nın gelişine hiç olumlu bakmamıştım. Fena halde yanıldım ve ben de şu sıralar Atiba'nın hayranlarından biriyim itiraf etmek gerekirse.Transfer başarısını Demba Ba tercihinde de, Sosa tercihinde de gösterdi Biliç Hoca. Doğrusu Türkiye'ye bir Kanadalı, bir Senegalli, bir de Arjantinli getirip hepsinden yüzde yüz verim almak çok önemli bir transfer başarısı. Şimdi doğrusu Beşiktaş'ın hangi sağ beki alacağını da merakla bekliyorum; hem Serdar yine Serdarlığını yapmaya başladığı için, hem de artık Biliç'in doğru tercih yapacağına ben de bütün kalbimle inandığım için...Trabzon bildiğiniz gibiTrabzon Yanal'la başlattığı harika serisini Gençlerbirliği önünde de rahatlıkla sürdürdü. Evet Ersun Yanal gerçekten de iyi bir teknik adam ama son derece talihli olduğunu da eklemek gerek başarısına.Çünkü Fenerbahçe'nin başına geçtiğinde de Aykut Kocaman'dan hazır bir takım devralmış, üstünde pek fazla oynama yapmadan, tempo artırarak daha arzulu bir ekip üretmişti sadece. Şimdi Trabzon'da da Halilhodzic'ten bence hazır bir takım teslim aldı. Transferler doğru yapılmış. Oyuncu kalitesi çok iyi. Kondisyon yerinde. Kadro genişliği, bolca rotasyonla sağlanmış. 18-20 hazır kıta adam var. Halilhodzic sadece bir iskelet takım ortaya koymakta, bir 11 netleştirmekte çok geç kalmıştı, onu da Konya önünde Bonnevay yaptı!Tebrikler Yanal. Hazır takıma daha da fazla enerji kattığı için. İskelet 11'i Bonnevay'den teslim alıp hiç oynamadan sürdürdüğü için. Amerika'yı yeniden keşfetme hatasına düşmediği için. Artık şampiyonluğun en güçlü iki-üç adayından biriler kesinlikle.Uğur Meleke, Milliyet GazetesiKaynak: Al Jazeera
Reklam
Bahçeli: 'Davutoğlu Doğan Görünümlü Şahin'
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında Başbakan Davutoğlu için 'doğan görünümlü şahin' benzetmesinde bulundu.İşte Bahçeli'nin açıklamalarından satırbaşları:Bir insanın doğuştan ya da sonrada bedensel ruhsal yetenekleri kaybetmesi bir engele maruz kaldığının işaretidir. Engelli olmak yetersizlik olarak değerlendirilmemelidir. Kaldı ki engelli hakları engelli kardeşlerimizin engelsiz fertler gibi eşit haklara sahip olması için vardı. Bu pozitif ayrımcılık herkes tarafından kabul edilmelidir. 3 Aralık Dünya Engelliler günü hepimize fırsat verecektir. Vicdan muhasebesi yapmak için 3 Aralık dönüm noktasıdır. Engelli olmanın kayıp ve kusur olmadığını bıkmadan anlatmalıyız. Engelli vatandaşlarımızı hatırlamak için 3 Aralık’ı beklemek hakkaniyetli bir tutum değildir. Engelli olmayı dışlanmak ve ayrı tutulmak için bir bahane olarak görmek insanı olmayacağı gibi ahlakla da bağdaşmayacaktır.MHP Grup Başkanı Oktay Vural, eşi Tuba Vural’ın vefatının ardından ilk kez partisinin grup toplantısını yönetti.Engelli kardeşlerimizin yaşadıkları sorunlarının ailelerini yakınlarını etki altına alan geniş bir etki alanı olduğu bilinmektedir. Unutmayalım ki engelli olmak bir tercih ya da talep edilen bir durum değildir. Her insan bir yönüyle engelli adayıdır. Engelli arkadaşlarımıza verilen destek herkesin geleceğini de güvence altına almak demektir. Zihin yerine zihniyette engel yoksa ümitsizlik doğru olmayacaktır. Her çağda farklı tema ve tonlarda ortaya çıkan yoksulluk, eşitsizlik ve şiddet insanlığı meşgul etmiştir. Adaletin toplumsal kurumların ilk erdemi olduğu fikri ulaşmaya dayanmaktadır. Milliyetçiliğimizin ana sütunlarından birisi adalet, eşitlik ve millet sevgisiyle bir diğeri ise demokrasi ve insan haysiyetine duyduğumuz saygıdır.KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİKadın-erkek arasındaki eşitliğin asırlar önce Türk milletinde imrenecek seviyede olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bugün hasretini çektiğimiz ne varsa geçmişimize damga vurmuştur. Milletimiz Avrupa’da kadınların cadı avına tabi tutulup diri diri yakıldığı dönemlerde insan olmanın şerefini yaşıyordu. Türk kadını devlet yönetiyor, cephelerde mücadele veriyordu. Gerek dinimizin buyrukları, gerekse kültür mirasımız kadına saygı konusunda nasıl bir maziden geldiğimizi kanıtlamaktadır.Bugün gelişmiş ülke kategorisinde olan ülkelerin 1930’larda Cumhuriyet’in kadınlara verdiği seçme seçilme hakkını kadınlara çok gördüğü unutulmamalı. İşgal yıllarının en ızdıraplı günlerinden birinde İstanbul’da yapılan bir toplantıda ''Kim demiş bir kadın küçük şeydir, bir kadın belki de en yüksek şeydir'' sözleri bir kadına aittir.ERDOĞAN KADIN-ERKEK EŞİT DEĞİL DEDİ, HANIMEFENDİLER ALKIŞLADICumhurbaşkanı Erdoğan 24 Kasım günü hem de kadınların yüzüne baka baka ''Kadınla erkeği eşit duruma getiremezsiniz'' demiştir. Bizi üzen ise bu sözlerin sarf edildiği salonda bulunan hanımefendilerin Erdoğan’ın sözlerini alkışlamalarıdır.YA FITRATA, YA PARALELE ARACISIZ BAĞLANMAKTADIRBu anlayışa hanımefendilerin destek vermesi yürek yaralayan bir durumdur. Değer nedir bilmeyen, değerli olmayı tanımayan birisinin eş değerden ne anladığı muammadır. Devletin en tepesinde cinsiyetçi körlüğe sahip birinin bulunmasını talihsizliktir. Erdoğan 17-25 soygununu fıtratına uygun bulmuştur. Soma’da 301 madencinin kaybı işin fıtratıdır. Erdoğan sıkıştıkça ya fıtrata ya paralele ya başörtüsüne aracısız bağlanmaktadır. Nasılsa inanan çoktur. PKK ile pazarlık yapmak fıtrata ters değildir. Kaçak saray yaptırmak, bu sarayı millete yaptırıyorum derken komandolara teslim etmek fıtrata uygundur. Biz böyle fıtratı tanımayız, böyle bir fıtratın fitne olduğunu söylemekten de hicap duymayız.Türk kadınının seçme ve seçilme hakkını elde edişinin 80. yılında tüm kadınlarımıza sağlık, mutluluk içinde geçecek bir ömür diliyorum. 2014’ün bitişine sayılı günler kalmıştır. Siyasi ve ekonomik belirsizliklerle karamsar ve kayıp bir yıl olmuştur. Yapıcı çabalarımıza rağmen siyaset tıkanmış çözüm üretme kabiliyetinden uzaklaşmıştır. Bu yıl içinde 2 seçim yapılmasına rağmen siyasi ve toplumsal tansiyon normalleşememiştir. Toplumsal hoşgörü zehirlenmiştir. Adalete darbe vurulmuş rüşvet ve rüşvetçilere kol kanat gerilmiştir. Bunların yanında ekonomik tablo ise yıkımı işaret etmektedir. Villada para eritemeyen, gemi yüzdüren milyar dolarlar içinde yüzen evlatlar talihlidir de milletimizin milyonlarca gencinin cebinde 5 para yoktur.DOĞAN GÖRÜNÜMLÜ ŞAHİN...Türk milletinin geleneğinde emanete ihanet yoktur. Hediye almak sünnettir ancak rüşvet almanın cezası bellidir. Tuhafımıza giden başka bir konu ise eski bakanlarla ilgili yayın yasağı konulmasıdır. Başbakan'ın 'Bu gelişmelerden haberim yok' demesi kendisi ve üslubu kadar kara mizahtır. Başbakan Davutoğlu her fırsat ve zeminde doğan görünümlü şahin otomobil gibi ses çıkarmaktadır. Kendisi ses konu ve vücut dile kopyadır. Ezberlediği ifadeleri milletimize yedirmeye çalışmaktadır.PUTİN'İN TÜRKİYE ZİYARETİDün ülkemize gelen Putin’in doğalgazın satış fiyatında indirime gideceklerini açıklaması iyimser bir gelişme olsa da bunun neyin karşılığı olduğu ilerleyen günlerde görülecektir. Rusya’nın Türkiye’ye sattığı doğalgazda indirime gitmesi siyaset ve bölgesel gelişmelere endekslidir.Erdoğan hala Galaport ile uğraşmakta yargıyı suçlamakta Oferler'in eline bakmaktadır. Ya Galaport ihalesinde yüklü bir komisyon alınmış ya da Erdoğan bu ihale ile ilgili kişisel ya da ailesi için bir söz almıştır. Zira konuyla ilgili ses tonu başka türlü açıklanamaz.ÜLKEMİZ SICAK KARA PARANIN MAHKUMUYolsuzlukları kestik diyenler çalarken yakalanmış, hortumları kapattık diyenler hortum döşerken yakalanmıştır. Ülkemiz sıcak kara paranın mahkumu olmuştur. Erdoğan’ın hayırsever diye övdüğü sima kara paranın simgesi olmuştur.YENİ SARAYININ AÇILIŞINI PAPA İLE BİRLİKTE YAPTIİtibar için yapıldığı söylenen ve vatandaşlarımızın cebinden çıkan kaçak sarayı ve uçağı unutmayacaktır. Kimse Suriyeli mültecilere para harcayıp öğretmene çok gören vicdansızları unutmayacaktır. Katolik dünyasının Ruhani Lideri Papa’nın ziyareti değerlendirilmelidir. Yeni sarayının açılışını Papa ile birlikte yapan Erdoğan’ın günah çıkarmak için acele etmesinin göstergesidir. Kuşku yok ki sözde Ermeni soykırımı ile ilgili uydurmaların zirveye çıkacağının habercisidir. Papa adete bunun sinyalini vermiştir.Fener Rum Patriği’nin ekümenik sıfatını kullanması Lozan’a aykırıdır. Anadolu coğrafyası Türk milletinin son vatanıdır. Kilisede ayin yapmak isteyen varsa buyursun yapsın buna saygı duyarız. Fakat ezanı susturmayı aklından geçiren varsa yeni Kılıçarslanların nöbet beklediğini tarihi bir görev sayarım.haberler.com
HP’den Macbook Air Benzeri Yeni İş Bilgisayarı
HP’nin yeni tanıttığı dizüstü bilgisayarı dış görünüş olarak neredeyse üzerine bir HP logosu yapıştırılmış Macbook Air’i çağrıştırıyor. Ancak içerisinde büyük sayılabilecek farklılıklar mevcut.Folio serisi iki farklı dizüstü bilgisayar ile piyasaya çıkıyor; biri 1,2 kilogram ağırlığında ve dokunmatik ekrana sahipken diğeri 1 kilogram ağırlığında ve dokunmatik ekranı bulunmuyor. 8Gb RAM’e ve SSD depolama birimine sahip olan bilgisayarların işlemcisi ise piyasadaki hafif bilgisayarların aksine Intel Core M olarak belirlenmiş. Konfigürasyonuyla daha az ısı yayan Folio serisinde fan bulunmuyor.İlk versiyonu şubat ayında, ikincisi ise nisan ayında çıkacak olan iş bilgisayarları hafif, dayanıklı ve güçlü pile sahip dizüstü bilgisayar arayan kurumsal kullanıcılar tarafından ilgi görebilir.
Teknolojik Devasa Tünel Açma Makineleri ile Londra Metrosu Yapımı
Londra’nın yeni yer altı metrosu Crossrail, yüzeyde yaşan insanlardan habersiz bir şekilde tam gaz inşa edilmeye devam ediyor. 8 adet devasa tünel açma makinesiyle inşası devam eden metro için şimdiden 40 kilometrelik tünel açılmış ve yüzde 90’ı bitmiş bile. 2018’de hizmete açılması planlanan metronun fotoğraflarını aşağıda görebilirsiniz.
Reklam
Türkiye'de Her Gün 12 Milyon Ekmek Çöpe Gidiyor
Ekmek Üreticileri Federasyonu Genel Başkanı Murat Kavuncu 'Türkiye'de günlük 120 milyon adet ekmek üretiliyor, bunun 12 milyonu israf ediliyor' dedi.Ekmek Üreticileri Federasyonu Genel Başkanı Murat Kavuncu, Sivas Esnaf ve Sanatkarlar Odalar Birliği (SESOB) Toplantı Salonunda, kentteki ekmek üreticileriyle bir araya geldi.Türkiye'de 77 ilde teşkilatları bulunduğunu dile getiren Kavuncu, 76 milyonu doyuran, 34 bin fırıncıyı içerisinde barındıran ülkenin en büyük sivil toplum kuruluşu olduklarını belirtti.Ekmek üreticilerinin rekabeti nedeniyle sıkıntılar yaşandığına dikkati çeken Kavuncu, şunları kaydetti:'Türkiye'deki fırıncılar ucuz ekmek satıyor, ekmek tarifelerine, fiyatlara uymuyor. Biz de bu haksız rekabeti ortadan kaldırmak ve fırıncıların para kazanması için mahkeme kararı çıkarttık. Fırıncı haksız rekabet yapmasın, maliyetinin altındaekmek satmasın istedik. Bu sektörü kurtarmak, mahkemeyi kazanmak için 1,5 yıl çalıştık. Sonuç olarak federasyonumuzun ve Çankırı Şube Başkanlığımızın, 'haksız rekabete karşı' Çankırı Ticaret Mahkemesinde açmış olduğu davayı kazandık. Artık Türkiye'de, fırıncılık mesleğinde haksız rekabet olmayacak.'Ekmek israfının önüne geçmek için de çalışma başlattıklarını aktaran Kavuncu, 'Türkiye'de günlük 120 milyon adet ekmek üretilmekte, bunun 12 milyonu israf ediliyor.Ekmek israfını önleyebilmek için her yerde hummalı bir çalışma yürütülüyor' diye konuştu.Kavuncu, Sivas'ta yapılan çalışmaları diğer illerde örnek gösterdiklerini ifade ederek, 'Sivas'taki fırınların çok kaliteli ve hijyenik olduğunu gördüm. Haksız rekabet yok, çok güzel çalışmalar var' dedi.Kaynak: AA
Kanser Hastası Çocuklara Tacizde Bulunan Doktora 22 Yıl Hapis
İngiltere'de, kanser hastası çocuklara tacizde bulunduğu tespit edilen bir doktor 22 yıl hapis cezasına çarptırıldı.41 yaşındaki Myles Bradbury, Cambridge'deki Addenbrooke Hastanesi'nde 2009-2013 yılları arasında 18 çocuğa tacizde bulunduğunu kabul etmişti.Myles Bradbury'nin kabul ettiği suçlamalar arasında bir çocukla cinsel ilişkiye girmek, altı çocuğa cinsel saldırıda bulunmak ve 16 binden fazla 'uygunsuz' fotoğrafı izinsiz çekip saklamak da var.Yargıç Bradbury'e, işlediği suçlarla 'güveni fazlasıyla kötüye kullandığını' söyledi.Lösemi uzmanı doktor Aralık ayında gözaltına alınmıştı.BBC Türkçe
Haluk Bilginer: 'Hitler’in Seçimle Geldiğini Hiç Kimse Unutmasın'
Haluk Bilginer Ot Dergisi'nden Nurhak Kaya ile yaptığı röportajda Gezi Direnişiyle ilgili açıklamalar yaptı. Usta sanatçı, “Türkiye gençliğine dair umudunu kaybetmiş bir yaşlı adam olarak, Gezi'de umutlarım tekrar yeşerdiği için çok mutluyum” dedi.Haluk Bilginer'in açıklamalarından satır başları şöyle;‘GEZİ’DE UMUTLARIM TEKRAR YEŞERDİĞİ İÇİN ÇOK MUTLUYUM’Gezi Türkiye Cumhuriyeti'nin milâdıdır. Biz yarın öbür gün öleceğiz, fakat bundan 50 yıl sonra, bundan 75 yıl, 100 yıl sonra Gezi mutlaka anılacaktır. Öncesinde ve sonrasında ne olursa olsun; hiçbir şey hatırlanmaz ama Gezi hatırlanır.Türkiye gençliğine dair umudunu kaybetmiş bir yaşlı adam olarak, Gezi’de umutlarım tekrar yeşerdiği için çok mutluyum.‘YAŞ GÜNÜMÜ GEZİ’DE KUTLADIM’Ben yaş günümü Gezi’de kutladım. Oradaki çocukların hâli, o dayanışma, o birliktelik; Müslümanlar namaz kılıyor, sosyalistler başlarında nöbet tutuyordu kimse onları rahatsız etmesin diye. Al sana Türkiye’nin geleceği! Bu muhteşem bir şey! Beni heyecanlandıran ve umutlandıran bir şey.Gezi’ye ve Gezi’deki mizaha tanık olduğum için çok mutlu oldum.‘SOL SİYASET HİÇBİR ŞEYE DOKUNMUYOR’Sol siyaset hiçbir şeye dokunmuyor çünkü; ezberledikleriyle konuşuyorlar, etraflarına bakmadan, 1800’lü ve 1900’lü yıllarda yazılmış kitaplardan okudukları ve duydukları şeyin gerçekleşebileceğini umuyorlar. Bu iş ezberle olmaz, bunun adı bağnazlıktır.‘KIZIM ARKASINDAN ALLAH KORUSUN DİYE BAĞIRIYORUM’Allah aşkına Atatürk Milliyetçiliği’ni tarif edebilecek bir insanoğlu var mı bu dünyada? Atatürk Milliyetçiliği nedir? Kimse bilmez. Ama Atatürk Milliyetçiliği için insanlar ölüyor bu ülkede, Atatürk Milliyetçiliği için darbeler yapıldı geçmişte. Ben hiçbir şey bilmiyorum mesela bu konuda ve birinin beni aydınlatmasını bekliyorum. Anlamı olmayan, ezberlenmiş, hiçbir derinliği olmayan, kimsenin ne anlama geldiğini anlatamayacağı cümlelerle gidiyoruz. Bize altı yaşımızdan beri her sabah “Varlığım Türk varlığına armağan olsun” diye bağırmayı öğrettiler okulda. Bir gün bile düşünmedik bu söz ne anlama geliyor diye. Benim varlığım neden Türk varlığına armağan oluyor? Anlamıyorum. Benim evladımın, benim küçücük kızımın varlığı Türk varlığına armağan olacakmış ha? Benim kızım, benim altı yaşındaki meleğim: “Varlığım Türk varlığına armağan olsun” diye bağıracak ha? “Allah korusun” diye bağırıyorum arkasından, beklerken her seferinde okuldan çıkmasını. Ve gün geliyor; “Andımız yasaklansın” diye bir kanun çıktığında önce solcular itiraz ediyor; çünkü Akp istedi ya böyle bir şeyi. Koca koca insanlar meydanlara çıkıp Andımız’ı okudular. Anlamını bile bilmedikleri bir şeyi, altı yaşından beri bağırdıkları bir şeyi yeniden bağırdılar.‘KAFAMI DUVARLARA VURMAK İSTİYORUM’Türk olsun, Kürt olsun fark etmiyor; 20 yaşındaki delikanlılar yaşamadan ölüyor ve bir anne çıkıp da “Vatan sağolsun, bir çocuğum daha olursa onu da gönderirim.” dediği zaman kafamı duvarlara vurmak istiyorum. Bir anne bu cümleyi kuramaz ya da biz sadece öyle diyenleri izliyoruz, sadece onlar gösteriliyor bizlere. Geçtiğimiz yıllarda bir annenin evlatları ölmüştü Güneydoğu’da. Anne dedi ki: “Benim oğlum şehit filan değil! Ne idüğü belirsiz bir cinayete kurban gitti.” O kadının sözlerini de sansürlediler zaten, bir daha da görülmedi.‘HİTLER'İN SEÇİMLE GELDİĞİNİ HİÇ KİMSE UNUTMASIN’Biz halen daha demokrasiden bahsedelim. Ne demokrasisi yahu? 91 yıldır Türkiye’de hiçbir zaman demokrasi olmadı. Hitler’in seçimle geldiğini de hiç kimse unutmasın.Evrensel
Reklam
Microsoft Noel Babayı Takip Etmeye Başladı!
Microsoft ve NORAD 2014 yılı için eğlence amaçlı ‘noel baba takibi aracı’nı yayınladılar. İkilinin işbirliği Bing haritalarının daha sık kullanılmasına yol açabilir. Aynı zamanda akıllı telefon uygulamaları da yayınlanan araca özellikle Windows Phone kullanıcıları sesli komut verebiliyorlar. Yılbaşı arifesinde noel babanın takibinin canlı izlenebildiği araç geçtiğimiz senelerde de yayınlanmıştı. Google’ın da benzer bir noel baba takip aracı bulunuyor.Araca bu linkten ulaşabilirsiniz:
O İnternet Sitesi Kapatıldı
Aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 250'den fazla ülkeden 4 bin 600'e yakın kameranın canlı görüntülerini paylaşan internet sitesi Insecam kapandı.Rusya merkezli sitesinin yöneticisi de artık Insecam üzerinden iş arıyor.BBC'ye de bir elektronik posta gönderen bu kişi kendisini bir bilgisayar korsanı olarak görmediğini, herhangi bir güvenlik sistemini ihlal etmediğini söyledi.BBC Türkçenin haberine göre Sitede yer alan kameralardan bir kısmı, anne-babaların çocuklarını takip etmek için bebek odalarına kurdukları sistemlerin görüntülerini de paylaşıyordu.Bazı spor salonları ve dükkanlar da aynı site üzerinden izlenebiliyordu.Site Türkiye'den de 170 kameranın canlı görüntülerini paylaşmıştı. Türkiye'den gelen görüntüler arasında dikkat çeken bazı kameraların olduğu yerler ise evlerin odaları, ofisler, kuyumcular, hastaneler ve devlet daireleriydi.'Şifrelerinizi sık sık değiştirin'Kamera sahiplerine, cihazla birlikte gelen şifreler yerine daha zor şifreler belirlemeleri, ekipmanlarını kontrol etmeleri ve ihtiyaç yoksa uzaktan erişimi kapatmaları tavsiye ediliyor.Kablosuz kamera üreticisi olan Foscam bu tavsiyeyi yineledi ve müşterilerini yeni bir şifre seçmeye zorlamak için kullandığı yazılımı değiştirdiğinini açıkladı.Kurulan kapalı devre kamera sistemlerine yabancı kişilerin nasıl erişim sağlandığı sorusu ise bilgisayar korsanlığı ile açıklanıyor.Evlere ve işyerlerine özel güvenlik şirketleri tarafından kurulan kamera sistemleri internet üzerinden kapalı devre olarak çalışıyor.Hizmeti alan kişiler bir şifre ile cep telefonlarından dahi eşzamanlı olarak kameranın bulunduğu ortamı izleyebiliyor.İnternet sitesinin görüntülerini yayınladığı kamera sistemlerinden biri de ABD firması Linksys.Linksys Sözcüsü, 'Sitede hangi Linksys IP kameralarına erişildiğini tespit etmeye çalışıyoruz' dedi ve şu yorumu yaptı:'Artık üretilmeyen eski Linksys IP kamerası olduğunu düşünüyoruz. Bu kameralar için müşterileri şifrelerini değiştirmeye zorlayan bir sistemimiz yok. İzinsiz müdahalelerden kendilerini koruyabilmeleri için şifre değiştirmenin ne kadar önemli olduğu konusunda müşterilerimizi eğitmeye devam edeceğiz.'İHA
Reklam
400 Ton GDO'lu Mısır Glüteni Ele Geçirildi
Gümrük Muhafaza Müdürlüğü ekipleri, Mersin'deki bir antrepoda 400 ton GDO'lu mısır glüteni ele geçirdi. 6 şüpheli gözaltına alındı.Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'na bağlı Mersin Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekipleri, bir firma tarafından serbest dolaşıma giriş beyannamesi ile ithal edilen 'mısır gluteni'nin işlemlerinde sahte tarım uygunluk belgesi kullanıldığını belirledi.Yapılan araştırmada, 400 ton ürünün Çin'den getirilerek antrepoya alındığı, firmaca İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü'ne uygunluk belgesi için müracaat edildiği halde ürünlerin daha sonra başka bir firmaya devredildiği belirlendi. Ayrıca, söz konusu firma tarafından Mersin Gümrük Müdürlüğü'nce tescilli serbest dolaşıma giriş beyannamesinin düzenlendiği de saptandı.Beyanname ekinde Mersin Valiliği İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü'nden alınmış uygunluk yazısı olduğunu gören ekipler, yaptıkları araştırma sonucunda söz konusu belgenin sahte olduğunu belirledi.Ankara Gıda Kontrol Laboratuvar Müdürlüğü'nde yapılan analizler sonucunda, söz konusu ürünün GDO yönünden mevzuata aykırı olduğu ve ürünlerin GDO'lu olduğu belirlendi.Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı'na bildirilen konuyla ilgili 6 şüpheli gözaltına alındı.Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.Yüksek protein içerikli bir mısır işleme ara ürünü olan Mısır gluteni, kümes hayvanları yemleri, evcil hayvan mamaları ve bazı diğer uygulamalar için kullanılıyor.Geçtiğimiz günlerde Mersin Gümrüğü'nde piyasa değeri 28 milyon olan bin 44 ton kaçak et ele geçirilmişti. Gümrük ve Ticaret Bakanı Canikli, Mersin'deki ithal kırmızı et kaçakçılığı için, “Bugüne kadar yapılan en büyük kaçakçılık” demişti.Kaynak: AA
İşte Alacağı Ücret!
Galatasaray'ın yeni teknik direktörü Hamza Hamzaoğlu'nun alacağı ücret belli olduGalatasaray kulübününün KAP'a yaptığı açıklama şu şekilde:Profesyonel Futbol Takımımız Teknik Direktörlüğü için Şirketimiz ile Hamza Hamzaoğlu arasında 2014-2015 futbol sezonu için anlaşmaya varılmıştır. Buna göre Teknik Direktör'e, 2014/15 sezonu için toplam 500.000 Usd ücret ödenecektir.Teknik Direktör'e ayrıca, 2014/2015 Sezonunda Süper Lig Şampiyonluğu'nun kazanılması halinde net 150.000 Usd prim ve Türkiye Kupası'nın kazanılması halinde net 100.000 Usd ödenecektir.Kamuoyuna saygıyla duyurulur.Haber Türk
Hagi'ye Şok Suçlama
Galatasaray ve Romanya futbolunun efsanesi Gheorghe Hagi'nin ismi, Romanya'da yolsuzluk suçlamalarına karıştıRomanya'da Ulusal Yolsuzlukları Önleme Bürosu'nun başlattığı soruşturmanın nedeninin, Viitorul Constanta kulübünün, Köstence İl Konseyi Başkanı Nicuşor Constantinescu'dan aldığı 800 bin avroluk sponsorluk ücreti olduğu öğrenildi.Constantinescu hakkında açılan 3 ayrı yolsuzluk dosyası olduğu ve bu dosyaların birinde Hagi'nin kulübüne yaptığı iddia edilen bu yasadışı sponsorluk yardımı olduğu belirtildi.Hagi'nin sahibi olduğu Viitorul Constanta takımının Şubat 2013'te 800 bin euroluk bir transfer harcaması yaptığı, bu transferin Constantinescu tarafından gerçekleştirildiği ve bunun yasal olmayan bir sponsor desteği olarak değerlendirildiği bildirildi. Bu iddiaları dikkate alan resmi kurumların bu konuyu araştırmak için soruşturma başlattıkları bildirildi.Hagi'nin yakın bir zamanda konuyla ilgili ifade vereceği de gelen haberler arasında.Sporx
Gazetelerde Bugün | 2 Aralık Salı
Hürriyet: Ölüm testini geçemedi Milliyet: Putin’den AB’ye Güney akım resti Sabah: Sıkı dostların rekor zirvesi Vatan: Türk ağır hastalara diye alıp beş katı fiyatla dışarı sattılar Taraf: Gölge kabineye 13 başkan geliyorAkşam: Putin enerji jestini gördü Birgün: Yağmaya, talana ve peşkeşe karşı Yatağan direniyor!Star: Avrupa'nın vanası Türkiye'nin elinde Cumhuriyet: Ölmediysen aç kalZaman: Cep mesajıyla kovdular: Soma'da 2 bin 800 madenci işten çıkarıldıYeni Şafak: Enerjiler birleştirildi
Reklam