1. İçimizden Biri 'Evet o Britney Spears. 200 milyondan fazla kayıt satışı, 6 #1 numara albüm sahibi olan. 2 Diamond albüme, 400'den fazla ödüle sahip ve 200 milyon dolardan fazla serveti var ama Starbucks kuyruğunda pijama giymiş halde bekliyor.'Britney Spears diğer starların aksine günlük yaşamında sadelikten yana olan bir sanatçı.Mümkün olduğunca abartıdan kaçınan Britney'i Starbucks kuyruğunda pijama veya eşofmanlarıyla görmek mümkün.Britney bu yönüyle ilgili bir röportajında 'Ben oldukça normalim, bilirsin!Herkes gibiyim, herkesinki gibi olan sıradan bir günü severim.' demiştir.
Öncelikle uyarı yapmakta fayda var, galeri dizi ve kitaptan spoilerlar içermektedir!Spartaküs'ten haberdar olan insanların çoğunluğu bunu diziye borçlu olsa da aslında Spartaküs'ün modern zamanda varoluşu 1952 yılına kadar gitmektedir. ABD'deki ünlü McCarty dönemindeki anti-komünist kampanyadan nasibini alanlardan biri olan Howard Fast, hapisten çıkar çıkmaz, Spartacus romanını yazıp, yayınevine teslim etti. Ancak o sıralar FBI'ın göz hapsinde olan Fast'in kitabını basmak mümkün değildi. Bu yüzden Fast kendi yayınevini kurup kitabını kendisi basmak durumunda kaldı. Ancak nihayet 1952 yılında kitabını bastı. 8 yıl sonra ise şimdilerde dünyanın en ünlü yönetmenlerinden biri olan Stanley Kubrick, başrolde Kirk Douglas'ın oynadığı Spartacus isimli sinema filmini çekti.Bu galeride de roman ve dizi arasındaki farklılıkları göreceğiz. Belki iki katı kadar daha madde bulunabilirdi ancak daha belli başlı farklılıkları seçmeye çalıştım.
New Yorklu sanatçı Gillean Clark, pop ikonlarının dergi ve gazetelerdeki haberlerinden ve onların etkiledikleri görsellerden Iconoclast isimli nefis kolaj portreler oluşturmuş.
Hepimiz yaşadığımız sıkıntıları, rahatsızlıklarımızı paylaşmaya çok daha meyilliyken, güzel şeyleri övmeye ve daha çok insanla tanıştırmaya biraz daha çaba harcamalıyız diye düşünerek şöyle bir liste yaptım. Tanıyanlar bilir, sevdim mi çok överim sildinmsdsfhj
Gazeteci-yazar Pelin Batu, Milliyet gazetesinden ayrılması hakkında, 'Ben Ahmet Davutoğlu yazılarım yüzünden olduğunu düşünüyorum. Son birkaç aydır özellikle Ortadoğu’daki kepazeliklerden dolayı ben Davutoğlu'na takmıştım. Yazılarımda da kendisini sık sık eleştiriyordum' dedi. Batu, hükümeti eleştirerek 'Sadece etraflarında onları poh pohlayacak ve 'Padişahım çok yaşa!' diyecek insanlara ihtiyaçları var' diye konuştu.Pelin Batu, medya patronlarına 'kara liste' gönderildiğini iddia ederek, 'Çok sevdiğim bir medya büyüğü bana şöyle dedi: 'Bize bazı listeler geliyor ve ‘Burada yazılı isimleri işe almayın’ deniyor.' Kısacası kara listeleri var. Benim işe alınmamam önemli değil ancak bir süre sonra sistem bu şekilde yürümeyecek zaten' dedi.İşte Bugün gazetesinden Dilara Tahmaz’a konuşan Pelin Batu röportajındaki ilgili bölümTürk medyasının son dönemdeki duruşunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Gezi’den sonra iktidara yakın bilinen yayın organlarının itibar kaybı yaşadığı, sosyal medyanın daha güvenilir bir hal aldığı söylendi. Sizce medyadaki son durum nedir?Türkiye’de bence birçok gazetenin hiçbir güvenilirliği kalmadı. Medya patronları işadamı oldukları için hükümetle aralarında bir danışıklı dövüş durumu var. Haliyle korkuyorlar. Otokontrol devreye giriyor ve yazarlarını işten atıyorlar. Sonuçta beni de attılar bu sebeplerle.İHALE KAYBETME KORKUSU VARBu insanlar ne gazetelerden, ne de televizyon kanallarından doğru dürüst para kazanmıyorlar. Öbür tarafta patronun ihale kaybetme korkusu iktidarın dediğini yapmalarına neden oluyor. Aslında bu iş adamlarının çoğu medya sektörüne girmek bile istemiyor. Adeta kucaklarında buluyorlar gazete ve TV kanallarını.Ethem Sancak örneğindeki gibi mi?Evet, kesinlikle. Resmen, 'Sen bu medya grubunu satın alacaksın kardeşim' dayatması var. Medya grubunu alıyorlar, sonra büyükler ne servis ederse onu basıyorlar. Bunun adı da nasıl oluyorsa 'gazetecilik' oluyor. Gezi’de yerel basının 11 gazetesi aynı başlıkla çıktı. Türk gazeteciliğinin nereye geldiğine dair bir milattır bu.Medyanın itibar kaybını patronların ödediği bir bedel olarak değerlendirir misiniz?Bence bu bizim ödediğimiz bir bedel. Onların kâr meselesinden, arsızlıklarından dolayı ülkede güvenilecek bir medya kalmadı. Herkes para kaybından dolayı iktidara yanaşıyor ki yukarıdaki kızmasın. Belki Aydın Doğan çıkıp, 'Sizler yüzünden servetimi kaybettim' açıklaması yapıyor ama insanlar da onlar yüzünden haber alma özgürlüklerini kaybetti.DAVUTOĞLU'NU ELEŞTİRDİM DİYE MİLLİYET'TEN KOVULDUMMilliyet’ten kovulma sürecinize gelelim. Beklediğiniz bir şey miydi?Aslına bakarsanız son 1 yıldır her yazım için 'Bu son olacak' diyordum. O yüzden de bana müthiş bir özgürlük duygusu gelmişti. Hiç otosansür uygulamadan çok rahat bir şekilde yazdım. Kimse de bir şey demedi. Kısacası ben kovulmayı bekliyordum, ama aslında bir o kadar da beklemiyordum. Neticede iki yıldır her istediğimi yazmışım demek ki ya birileri okumuyor ya da bir tane de göstermelik muhalif kişi orada dursun, diye düşünüyorlardı. 'Bakın biz, ne kadar özgürlükçüyüz, değişik seslere yer veriyoruz' diyebilmek için benim gibi isimleri çalıştırdıklarını zannediyordum.Peki, bu durumu değiştiren neydi sizce? Neden işten çıkarıldınız?Ben Ahmet Davutoğlu yazılarım yüzünden olduğunu düşünüyorum. Son birkaç aydır özellikle Ortadoğu’daki kepazeliklerden dolayı ben Davutoğlu'na takmıştım. Yazılarımda da kendisini sık sık eleştiriyordum.Ama sizin kovulma döneminizde henüz başbakan olmamıştı…Evet, hatta ben kovulduktan 2 hafta sonra başbakan oldu.Öyle görünüyor. Davutoğlu'yla şahsi bir meselem yok. Ama dış politika dediğiniz, ben doğduğumdan beri bizim evimizde tartışılan bir durumdur. Rahmetli babam Davutoğlu’nun dış politikasını çok başarısız buluyordu. Etrafımızda kelleler kesilirken Ortadoğu’yu bir video oyunu izler gibi izliyoruz. İster istemez nedenlerinden biri de biziz. Bunu da biliyoruz ama sanki odada dev bir fil var ve bizler o dev file karşı sessiz, korkak kalıyoruz. Ayrıca Davutoğlu’nun Pantürkizm üzerine hayalleri ve Enver Paşa’yı andıran tavırları çok ilginç.Kendisi bütün Türki cumhuriyetler birleşecek, Osmanlı yeniden gelecek hayalleri kuruyordu. 'Stratejik Derinlik' isimli kitabında bulabilirsiniz bu hayallere dair söylemlerini. Son aylarda IŞİD’in de patlak vermesiyle yazılarımda sık sık eleştirdim kendisini, ancak onların eleştiriye tahammülleri yok. Sadece etraflarında onları poh pohlayacak ve 'Padişahım çok yaşa!' diyecek insanlara ihtiyaçları var.DARBE DÖNEMİ GAZETECİLİĞİ BİLE BUNDAN İYİDİRBahsettiğiniz havuz medya son dönemde fazlasıyla yıldızlaştırıldı. Türkiye'de muhalif basının bu kadar susturulduğu dönemler olmuş muydu sizce?Bence kesinlikle yoktu. Geçenlerde Oya Baydar’la konuştuk. Şöyle bir cümle kurdu: 'Darbe döneminde bile gazetecilik bundan daha iyiydi!'. Kesinlikle katılıyorum. Darbe dönemi ve askeri dikta korkunç bir şey elbette ama o dönemin gazeteciliği bile bundan daha özgür, düşünebiliyor musunuz? Çetin Emeç ve benzer görüşteki isimler, istedikleri gibi gazete çıkarmışlar. Evet, belli dönemlerde sansür olmuş, ancak o sansüre rağmen seslerini çıkarmışlarSizce Derya Sazak Milliyet’te devam etseydi, siz de devam ediyor olur muydunuz?Derya Sazak gazeteyi bambaşka bir boyuta taşımayı düşünüyordu. 'Medyada gençler ve kadınlar olmalı' diyordu. O kalsaydı, bir süre daha devam ederdik ama yukarıdan sürekli telefon gelip, 'O gazeteciyi işe al, şu kadar para ver' gibi uyarılar geldiğinde genel yayın yönetmeni ne yapsın?PATRON OTOSANSÜR UYGULUYORSizi istemeyen medya patronu muydu, hükümet miydi? Kişisel fikriniz nedir?Açıkçası bilmiyorum. Ama kraldan çok kralcıların olduğu bir dönemdeyiz. Hükümetten siyasi figürlerin benden çok memnun olmadıklarını zaten biliyordum. Ancak artık onların telefon edip 'Bu kızı işten çıkar' demesine gerek kalmıyor. Medya patronu otosansürü kendine uygulayıp, 'Bu bizim canımızı sıkabilir, kovalım gitsin' diyor. Zaten başka herhangi bir gazetede olsaydım, mesela Habertürk'te devam etseydim de pekala bu durum başıma gelebilirdi.FATİH SARAÇ'IN ERDOĞAN'LA YAKIN İLİŞKİSİ ÇOK BELLİYDİHabertürk'te herhangi bir sansür vakasıyla karşılaştınız mı?Habertürk’teki programım, tam Gezi döneminde yaz tatiline girmişti. Ben eylülde aynı programa devam edecektim. Görüşme için gittiğimde bana, 'Dış politika programı yapar mısınız' diye sordular. Ben de 'Yaparım, ama siz benim yaptığım programı yayınlamak istemezsiniz' dedim. Çünkü ben dış politika programı yaparsam çok eleştirel bir program olur. Haliyle onlar da öyle bir program istemezlerdi.Kiminle yapmıştınız bu konuşmayı?Fatih Saraç'la.Dinlemeler ortaya çıktıktan sonra karşılıklı diyaloğunuz olan Fatih Saraç’a karşı bakış açınız değişti mi?Benim için yeni bir şey değildi. Odanın ortasındaki o malum fili ben hep görüyordum. Dinlemeler sadece bunları kanıtladı.Mesela, Habertürk'te Kemal Kılıçdaroğlu'nun da katıldığı bir programa çıkmıştık. O sırada Fatih Saraç da oradaydı ve dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'dan program boyunca sürekli kendisine telefon geliyordu. Hepimiz de görüyorduk Saraç'ın Başbakan’la konuşmalarını. Alt yazılara karışan Başbakan her şeyi yapabilir zaten.Yani hiç şaşırmadınız?Hem de hiç! Ben, Saraç'ı hayatımda iki defa gördüm. Ama aldığım intiba Erdoğan'la çok yakın ilişkileri olduğu yönündeydi. Beni şaşırtan ülkede bu kadar problem varken, alt yazıya müdahale etmeye tenezzül etmeleri.Medyanın içinde bulunduğu baskı ortamı size kendiliğinden istifa etmeyi hiç düşündürdü mü?Hayır, çünkü ne olursa olsun en azından orada ya da burada bir kalem var ve onu bırakmamalıyım. Dinlemelerde Demirören'in ağlamalarını duyduğumda çok üzülmüştüm. Ama ben korkmuyorum! O gazete olmaz başkası olur ama bir şekilde düşündüklerimi söyleme gibi bir hastalığım var. Ve buna devam edeceğim. Benim Arnavut damarım var. Benim önümü kapamaya çalışır, işten kovar, sansürleseler ben daha güçlenerek geri dönerim.İnternet Haber
Yıllardır gelip gidiyorlar, uçuyorlar, insan kaçırıp çip takıyorlar, peki ne faydalarını gördük? Bir selam vermişlikleri mi var? Merhaba deyip, bir çayımızı içmişlikleri mi var? Nedir bu uzaylıların derdi, uçup uçup gidiyorlar, görünüp kayboluyorlar. Nedir sıkıntıları, nedir problemleri, ne istiyorlar? Nereden buluyor bu uzaylılar biz mutsuzken gülünecek şeyleri ?
Şarkıcı Niran Ünsal , muhafazakâr kesimin moda dergisi “Aysha” için çektirdiği tesettürlü fotoğraflarını Twitter’dan yayınlamasıyla çok konuşulanlar arasına girdi. Ünsal, “Oğlum Bera’yı hafız yetiştirmek istiyorum” dedi.Hayatı ve geleceğe dair düşüncelerini samimi bir şekilde açıklayan Ünsal, dikkat çeken açıklamalar yaptı.Ben çocuklarımı ninniyle değil duayla büyüttüm diyen ünlü şarkıcı, “Oğlum Bera’yı hafız yetiştirmek istiyorum. Allah’ını, peygamberini ve kitabını tanısın. Çocuklarıma besmele çekmeden su bile vermem” diyerek kendi hakkındaki bilinmeyenleri dile getirdi.Kliplerdeki çıplaklığa karşı savaş açtığını söyleyen Ünsal kendisini eleştirenler için şöyle konuştu:“Özgürlüğün adı çıplaklık olmuş. Benim ne inancımla ne kültürümle örtüşmeyen görüntüler. Kadınlar erkekler yatakların üstünde, havuzların içinde... Bu kadar da olmaz. Bir de buna sanat diyorlar. Müzik için soyunun deseydim alkışlanırdım.”T24
Geçtiğimiz haftanın en çok izlenilen, tartışılan ve dikkat çeken videoları karşınızda. İyi seyirler... Daha fazla eğlenceli video için Videolar butonunu ve her videonun üzerine gelince solunda açılan paylaş kısmını kullanabilirsiniz!
2014-2015 sezonunun trendlerinden biri olan midi etekler hermarka tarafından farklı bir şekilde tasarlanıyor. Deri, desenli, kemerli,kabarık veya dar şekillerde vitrinleri süsleyen ve genellikle cut out bluzlarlaveya bol kazaklarla kombinlenen midi etekleri hangi ayakkabıyla giymeyi tercihediyorsunuz?Biz cizme.co olarak sizlere birkaç kombin önerisi sunmakistiyoruz. Pilili midi eteklerle kalın topuklu deri botlar harika bir uyumiçerisinde olacak. Bol bir kazakla da giydiğiniz eteği ve ayakkabıyı daha şıkgösterme fırsatına sahip olabilirsiniz. Ayrıca bu kombin, basenlerindenrahatsız olanlar için çok kullanışlı. Belinizin inceliğini belli eder vebaseninizdeki fazlalıkları kapatmanıza yardımcı olur.
Kullanmadıklarımızı atıp, sürekli yenisini satın almak ve tükettikçe tüketiyoruz. Veya kullanmasak da kıyamıyoruz, bir köşede unutuyoruz ve tozlanıyorlar. Tüm bunların önüne geçmek, kullanmadıklarımızı ihtiyaç duyanlara ulaştırabilmek için; eşya, kıyafet ve kitap paylaşımına olanak sağlayan bir çok Paylaşım Ekonomisi platformu bulunuyor.
Popüler ve sosyal olarak kabul edilebilir yeteneklerden biri origami olarak bilinen kağıt katlama sanatıdır. Hemen hemen hepimiz yemek masasında bir peçete ile kuğu yapmışızdır. Fakat origaminin yapması gerçekten uğraş isteyen bir türü olan Modüler Origami,, 3D modelli origamidir . Gerçekten zor bir iş; konsantrasyon ve görünüşe göre sınırsız yetenek ve sabır istiyor.
Star TV’nin yeni sezondaki en iddialı yapımlarından olan Reaksiyon dizisi için erken final kararı alındı.Medyatava’nın haberine göre, yüksek bütçesi ve oyuncu kadrosu ile dikkat çeken Reaksiyon dizisi ekrana gelmeye başladığı Ekim ayından bu yana reytinglerde bir türlü istenilen sonucu verememişti. Yayınlandığı Pazartesi akşamı Total’de ilk 10′a giremeyen diziden geçtiğimiz bölümlerde sürpriz bir şekilde başrol oyuncuları Nehir Erdoğan ve İbrahim Çelikkol ayrılmıştı.Başrollerinde İbrahim Çelikkol, Erdal Beşikçioğlu, Selen Soyder, Nehir Erdoğan ve Yurdaer Okur’un rol aldığı Reaksiyon’un düşük reytingler nedeniyle daha önce de yayından kaldırılacağı iddia edilmiş ancak yapımcılar bunu yalanlamıştı. Fakat yüksek maliyeti olan ve reytinglerde düşük sonuçlar alan Reaksiyon’un arkasında Star TV daha fazla duramadı. Star TV dizinin yayın saatini 22.30′a aldı ve final kararı verdi.Önümüzdeki Pazartesi 11′inci bölümüyle yeni saati 22.30′da ekrana gelecek olan Reaksiyon 15 Aralık Pazartesi yayınlanacak 13′üncü bölümüyle ise final yaparak ekrana veda edecek. Dizinin ATV’ye geçeceği iddia edilmiş olsa da bu konu henüz netlik kazanmadı. Dizi geçen hafta yayınlanan 10′uncu bölümüyle reytinglerde Total grubunda 13′üncü, AB ’de ise 8′inci olmuştu.ZETE