Last of Us’ın yapımcısı Naught Dog, oyunun filminin çekilmesi için 2 şirketle anlaşmaya vardı. Naught Dog, PlayStation 3′de geçtiğimiz Haziran ayında piyasaya çıkardığı Last of Us oyununu beğenenler için müjdeli bir haber verdi. Oyunun yapımcısı, resmi olarak Last of Us’ın filmini duyurdu. Aslında haberler biraz eskiye dayanıyor. Birkaç ay öncesinde benzer haberler çıkmış ancak kısa sürede yalanlanmıştı. Ancak o dönem yapılan görüşmelerin basına sızdırılması, haberin doğruluğunu kanıtladı. “BEKLENTİLERİ KARŞILAYACAK FİLM BEKLİYORUZ” Naught Dog’un ortaklarından Evan Wells, konuyla ilgili şunları söyledi: ”Sam Raimi, Ghost House Pictures ve Screen Gems ile Last of Us evrenine uyan bir film yapılması konusunda anlaştık. Oyun çıktığı günden itibaren bizim düşüncelerimizi karşılayan firma bulamamıştık. Şimdi Sam ve ekibi ile Screen Gems’in Last of Us hayranlarının beklentilerini karşılayacak bir film yapacağını düşünüyor ve umut ediyoruz.” SAM RAIMI, YAPIMCI OLACAK İlk Spider-Man üçlemesinin yönetmeni ve aynı zamanda efsane korku serisi Evil Dead’in senarist yönetmeni olan Sam Raimi, The Last of Us’ın yapımcılığını üstlenecek. Raimi, yönetmen seçimi ve senaryo kontrolü gibi konularda yetkili olacak. Oyun, bir virüsün insanları etkilemesini ve yıllar sonra çok az sayıda kalmış insanların dünyasını anlatıyor. Oyunun ana karakterleri Ellie isimli bir kız ve ona eşlik eden Joel. Sadece PlayStation 3 için üretilen oyunun kısa hikayesi geçtiğimiz hafta piyasaya sürülmüştü.
İllüstrasyon dünyası eğer bir kahvehane olsaydı, “Herkese çay çek!” diyecek ağabeyi Federico Babina, yepyeni bir seri ile karşınızda. Bu sefer Federico Babina, ünlü binalar ile ressamları bir araya getiriyor. Mimari etrafında şekillenen illüstrasyonları ile gönüllerde taht kuran Babina; daha önce ünlü film setlerini burada, A’dan Z’ye tüm mimarları da burada sıralamıştı ve illüstrasyon sevgimizi ikiye katlamıştı. İtalyan illüstratör, Archist adını verdiği projesi hakkında “Sanat ve mimari, disiplin açısından birbiriyle her zaman iç içe. Mimari de modern sanat gibi gelişip farklılaşıyor ve bu da bana ilham veriyor.” dedi.
Edebiyatımızın önde gelen dergilerinden Notos, her yıl farklı bir konuda düzenlediği geleneksel yıllık soruşturmalarının sekizincisinin sonuçlarını Şubat-Mart, 44. sayısında açıkladı. 249 yazarın katıldığı bu geniş soruşturma sonunda ortaya çıkan 40 kitaplık liste, bir belge olma niteliğinde. Edebiyatımızın ve toplumumuzun en değerli nesneleri olma özelliğindeki bu eserlerin listesi; hem meraklısı, hem de edebiyatla yeni tanışanlar için başvurulacaklar arasında. Not: Bu liste de diğer tüm listeler gibi kimisine eksik gelebilir. Doğaldır da; çünkü edebiyat çok kişisel bir şeydir. Yorumlarınızla bu listeyi tamamlada yardımcı olursanız sevinirim. İşte ilk 20: _Kaynak: http://notoskitap.com/notos-44/_
İnsanoğlu’nun kısacık yaşamında aradığı yegane şey sevgi ve bu anlamlı duygu yerini bulduğunda karşınızdaki kişiye dünyaları vermek istemeniz son derece anlaşılır bir duygu. Çoğu zaman hepimizsevgiliye hediye fikirleri bulmak konusunda zor anlar yaşayabiliriz, bunun için sevgilinize hediye edebileceğiniz en güzel 10 kitap adlı bir makale hazırlamaya karar verdim.Hediye alırken erkek sevgiliye hediyeve kadın sevgiliye hediye diye iki ayrı kavram olsa da sanırım bu “kitaplar” için geçerli değil, aşağıda sizler için hazırladığım listenin çok güzel duygular ile karşılık bulmasını diliyorum.
NASA Goddard Uzay Uçuş Merkezi, geçtiğimiz günlerde ödül alan ve gişe rekorları kıran 'Gravity' filmine atfen flicker'da 'gravity' başlıklı fotoğraflar yayınladı.Uluslararası Uzay İstasyonu, Uzay Mekiği, NASA astronotları ve uzaydan yakalanan Dünya'nın çeşitli görüntüleri gerçekten nefes kesici...
Fotoğrafçılığın inceliklerini herhangi bir okula gitmeden kendi kendine öğrenen Arnavut fotoğrafçı Adrian Limani model olarak kardeşini kullandığı ve 'playing with the full moon' (dolunay ile oynamak) ismini verdiği fotoğraf serisini yayınladı.Çok yaratıcı ve eğlenceli bir fotoğraf serisiyle karşı karşıyayız...
'Kemerlerinizi Bağlayın' (Allacciate le cinture) filminin Türkçe altyazılı fragmanı yayında!Ferzan Özpetek'in son filmi 10 yıldan fazladır evli olan bir çiftin öyküsünü beyazperdeye taşıyor. Kadrosunda bu sefer Türk oyuncu yer almayan yapımda, Kasia Smutniak, Francesco Arca, Filippo Scicchitano, Elena Sofia Ricci, Carolina Crescentini ve Paola Minaccioni oyuncu olarka yer alıyor.Bir kadın ve iki erkek... Genç kız Elena, kendisini iki farklı şekilde seven Antonio ve Fabio adlı delikanlıların arasında bölünüyor. Ve bir gün, yaşanan sarsıcı bir gelişmeyle türbülansa kapılıyorlar. 'Kemerlerinizi Bağlayın' (Allacciate le cinture) filminin Türkçe altyazılı fragmanını izlemek için lütfen aşağıdaki bağlantıya tıklayın.
Çin Seddi, Çin'in kuzeybatısı boyunca uzanır. Dünyanın en uzun savunma duvarıdır. Kalıntıları Po Hay körfezinde deniz kıyısında başlar. Pekin'in kuzeyinden geçerek batıya yönelir ve Huang-Ho nehrini ikiye bölerek güneybatıya uzanır. Gobi Çölü'nün güneyinden batıya yönelerek devam eder.
Bir zamanların efsane televizyon klasiği, bilinçaltımızın korku dolabında onlarca malzeme birikmesini sağlayan program Gerçek Kesit'in tüyler ürpertici müziklerini hep birlikte hatırlayalım.Gerçek Kesit'in uzun bir dönem Bursa'da çekildiğini biliyor muydunuz?... Flash TV doksanlı yıllarda Bursa merkezli bir kanaldı, bundan kaynaklıdır ki dizimizin çekimleri Bursa'da gerçekleşmekteydi.Çocukluk yıllarımızda korkulu gözlerle izlediğimiz bu dizi aslında ne kadar da absürd sahnelerle doludur ki bu konuya ayrı bir zaman değiniriz. Perihan Savaş'ın soğuk kanlı halleri hala gözümün önündedir mesela ayrıca dizi bir çok efso karakter barındırmaktadır, Kaleci Saçlı Adam, Sarı Bıyık, Beyaz Çorap ve Çakma Mükremin bunlardan bazılarıdır.
Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş taraftarlarının sokaktaki omuz omuza mücadelesi, İstanbul ve futbol tutkunu iki yönetmenin gözünden belgesel oldu. İlk gösterim 12 Nisan'da, İstanbul Film Festivali'nde.
Kocaeli Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tedavi gören sanatçı Hasan Hüseyin Demirel hayatını kaybetti. Demirel için yarın Zeytinburnu'ndaki Eriklibaba Cemevi'nde tören düzenlenecek. Sanatçı en son 22 Şubat'ta Facebook profilinden 'aşk için ölme vaktidir.. hoşçakalın arkadaşlar...' yazmıştı. Görsel: Seyhun Sertan
8 Mart, yani ‘Dünya Kadınlar Günü’. Peki, dünya kadınları günümüze gelene kadar ne mücadeleler verdiler? Dünden bugüne kadın hakları! Sizler için 157 yıl öncesinden başlayan bir kadınlar günü dosyası hazırladık. Dünden Bugüne “Kadınlar Günü” Kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmak yolunda verdiği savaşın temsili başlangıcı 8 Mart 1857 yılında Amerika’nın New York kentinde tekstil sektöründe çalışan yüzlerce kadının düşük ücretlerini, uzun çalışma saatlerini ve insanlık dışı çalışma koşullarını protesto etmek için grevler yapması olarak kabul edilmektedir. Bu olaylardan 53 yıl sonra Danimarka’nın Kopenhag şehrinde düzenlenen Sosyalist Enternasyonel toplantısında 8 Mart 1857’de New York’ta başlayan, kadınların haklarının kazanılması ve kadınların birlikteliği mücadelesinin her yıl Kadın Günü olarak kutlanmasını kararlaştırdılar. Kadın hakları mücadelesinde 1975 yılı büyük özellik taşıyordu. Uluslararası Kadınlar Yılı olarak kutlandı. Bu yıl etkinlikleri içerisinde Birleşmiş Milletler 8 Mart gününü Dünya Kadın Günü olarak kutlamaya başladı. İki yıl sonra 1977 de, Birleşmiş Milletler genel toplantısında Kadın hakları, uluslararası barış günü olarak kabul edildi. Bu kabulün altında iki temel neden açıklandı, Dünya barışının korunması, sosyal gelişim için ve temel insan haklarının kullanılması için kadınlarında eşitlik ve kendilerini geliştirmelerine olmak gereksinimi idi. Kadınlara eşit hakların verilmesinin Dünya barışını güçlendireceği kabul edildi. Bazı tarihi adımlar 19- yüzyılın sonlarında kadınların oy verme hakkına kavuşabilmesi konusu kadın hakları hareketi için önemli bir aşama temsil etmiştir. Yeni Zelanda’da kadınlara seçme hakkı 1893 yılında, seçilme hakkı 1918′de verilmiştir. Bu yasa tüm kadınları kapsar. 1902′de Avustralya’da kadınlar seçme hakkı kazanmıştır. 1906 yılında Finlandiya kadın vatandaşlarına seçme ve seçilme hakkı tanıyan ilk Avrupa ülkesi olmuştur. O yıllarda Rusya büyük çarlığına bağlı bir düklük olan Finlandiya, dünyada ilk kadın milletvekillerinin meclise girdigi ülke ünvanını da taşir. 1907 yılında 19 kadın milletvekili meclise girmeyi başarmıştır. Norveç 1913′te, Danimarka ve o zaman Danimarka’ya bağlı olan Izlanda da 1915′de kadınlara oy hakkı vermiştir. Kanada’da Quebec bölgesi hariç, kadınlar 1917′de seçme ve 1920′de seçilme hakkı elde ederken, Quebec’de kadınlara seçme ve seçilme hakkı 1940 yılında verilmiştir. 1917′de Rusya ve eski Sovyet cumhuriyetlerinden bir kısmında da kadınlar seçme ve seçilme hakkı elde etmişlerdir. Bu hak 1918 yılı genel seçimlerinde ilk defa kullanılmıştır. 12 Kasım 1918′de Avusturya kadınlarına oy hakkı vermiş, onu takip eden günlerde 30 Kasım 1918′de Almanya’da kadınların seçme ve seçilme hakkı yasayla garantilenmiş ve 19 Ocak 1919seçimlerinde kadınlar ilk defa oy kullanmıştir.Amerika Birleşik Devletleri’nde 1920 yılında yürürlüğe giren anayasa değişikliği ile ülke genelinde kadınlara oy verme hakkı tanınmış, Kasım 1920′de kadınlar ilk parlemento seçimlerine katılmışlardır.[9] 1918 yılında 30 yaşının üstünde olup, bazı özel durumlarda oy kullanabilme hakkını elde etmiş olan, Birleşik Krallık kadınları için tam oy hakkı 1928 yılında sağlanmıştır. Güney Afrika Cumhuriyeti ırklarlarına göre kadınlara 1930′da beyaz ırka, 1984′de Hint ırkına , 1994′de de siyah ırka, oy hakkı tanımıştır. Türkiye’de kadınlar 20 Mart 1930′da belediye seçimlerinde seçme hakkı kazandılar. 1933′te Köy Kanunu’nda muhtar seçme ve köy heyetine seçilme hakkı düzenlendi. Milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme hakkına ise 5 Aralık 1934′te yapılan anayasa değişikliğiyle kavuştular. 8 Şubat 1935′de ilk defa meclis seçimlerine katılan türk kadınları mecliste 18 sandalye elde ettiler. Fransa’da 4 Ekim 1944′de yapılan yasa değişikliğiyle kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildi. 29 Nisan 1945′te ilk defa belediye seçimlerine katılan kadınlar 21 Ekim 1945′te de ilk defa parlemento seçimlerinde oy kullandılar. 1925′de belediye seçimlerinde oy kullanmaya başlayan İtalyan kadınları 1946′da ilk genel seçimlere katıldılar. Brezilya’da 1934′de, Filipinler’de 1937′de, Arjantin ve Meksika’da 1946′da, Japonya’da 1945′te, Çin’de 1947′de, Liberya’da 1947′de, Uganda’da 1958′de ve Nijerya’da 1960′da kadınlar oy verme hakkına sahip oldular. İsviçre’de kadınların seçme ve seçilme hakkıni elde etmesi 7 Şubat 1971′de gerçekleşirken İsviçre’ye bağlı Appenzell kantonunda ise 1990′ı bulmuştur.
Türkiye'de vizyona giremeyecek olan 'Nymphomaniac' filmi hakkında Türkiye dağıtımcısı basın açıklaması düzenledi T24 Danimarkalı yönetmen Lars von Trier'in Türkiye'de vizyona giremeyecek son filmi 'Nymphomaniac' hakkında Türkiye dağıtımcısı basın açıklaması düzenledi. Filmin Türkiye dağıtımcıları Umut Sanat ve Özen Filmcilik basın toplantısı düzenledi, dağıtımcı firma adına konuşan Avukat Sabit Halat 'Kültür Bakanlığı isterese film bir haftada yayına girebilir' dedi. Vizyona giren filmleri sınıflandıran alt kurul filmi izleyip bir karara varmayınca devreye üst kurul girdi. Değerlendirme Sınıflandırma Üst Kurulu ise filmi izleyerek Türkiye’de vizyona girmemesine karar verdi. Bu kararın ardından filmin Türkiye dağıtımcıları Umut Sanat ve Özen Filmcilik basın toplantısı düzenledi, dağıtımcı firma adına konuşan Avukat Sabit Halat kararın hukuksuz olduğunu söyledi. Avukat Halat bu hukuki süreçte izleyecekleri yolu şöyle açıkladı: 'Kültür Bakanlığı isterese film bir haftada yayına girebilir' 'Bu oldu bitti bir karar. Yönetmeliğin 8. maddesine göre; Alt Kurul filmin ön değerlendirmesini ve sınıflandırmasını yapar. Değerlendirdikten sonra film usule uygun değilse üst kurula bildirmeden önce ithalatçı ve yapımcıya bildirir. Yasal düzenlemenin bu şekilde hazırlanmasının nedeni üst kurulun ithalatçı veya yapımcının itirazlarını da değerlendirebilsin. Öncelikle Kültür Bakanlığı'na hukuksuz işlemden ötürü kararı geri alması için itirazlarını bulunacağız. Yasak kaldırılmazsa idari mahkemeye başvuracağız, filmin seyirciyle buluşabilmesi için...' Yöneltilen bir soru üzerine açıklama yapan Avukat Halat, 'İtirazımızdan sonra Kültür Bakanlığı isterse bir haftada karar verebilir. Film de Cuma günü yayına girmek üzere hazırlanabilir.' Filmin Türkiye'de vizyona girmeme gerekçesi Vizyona giren filmleri sınıflandıran alt kurul filmi izledi ancak herhangi bir karara varmayınca devreye üst kurul girdi. Değerlendirme Sınıflandırma Üst Kurulu ise filmi izleyerek Türkiye’de vizyona girmemesine karar verdi. 'Nymphomaniac'ın gösterime girmesini yasaklayan Değerlendirme ve Sınıflandırma Kurulu'nun gerekçesini şu şekilde açıkladı; 'genel ahlaka aykırılık' ve 'pornografik görüntü ve diyaloglar' öne çıkartılıyor.T24.com
Kerem Ağralı, son dönem işlerinden oluşan kişisel sergisiyle kendi sanatsal değişiminin içinden Homo Sapiens`in dönüşümüne tanıklık ediyor.Bir varoluş türü olarak Homo Sapiens, modern çağlarda görülen kültür ve teknolojik ilerlemelerle birlikte halen sürmekte olan bir evrim içinde dönüşmeye devam etmekte. Farklı evrim süreçlerinin zamansal olarak yarattığı bu katmanlar, sanatçının doğal yaratım refleksi ve hayalgücüyle gerçeküstü ve fantastik eserler haline geliyor.Aslen heykeltıraşlık öğrenimi almış olan sanatçı bilim-kurgu ve animasyondan, fizik bilimine uzanan geniş ilgi alanının beslediği görsel birikimini, tuval ve heykellerinde figüratif olanı aşarak temsil etmeye çalışıyor. Bilimsel yaklaşımların ortaya koyduğu gerçeklik ve insanın kendi varlığı üzerine daha bütüncül ve sezgisel içgörüsü eserlerindeki evrimsel katmanlar olarak öne çıkıyor.
İstanbul'da Hitit izlerinin bulunduğu Bathonea Antik Kenti'ni bakanlık ören yerine dönüştürmeyi hedeflerken TOKİ konut yapmak için başvurdu. TOKİ, 1. derece SİT olan bölgeyi de istiyor. Radikal gazetesinden Ömer Erbil’in haberine göre, İstanbul ’da ilk defa Hitit izlerinin bulunduğu Küçükçekmece Gölü kenarındaki Bathonea Antik Kenti kazılarının yapıldığı araziye TOKİ’nin konut yapmak istediği ortaya çıktı. Kültür ve Turizm Bakanlığı 2013 yılındaki Bathonea kazı sonuçlarını görünce araziyi kamulaştırarak ören yeri statüsüne almak istedi. Bu yönde raporlar hazırlandı, bilimsel gerekçeler belirlendi. Bakanlık, İstanbul’un ilk ören yeri için İstanbul Üniversitesi’ne de görüşünü sordu. Üniversite arazinin elinden çıkacağını anlayınca apar topar TOKİ ile anlaşma yolunu seçti. 9 Ocak’ta yapılan protokole göre, TOKİ üniversitenin Çapa ve Cerrahpaşa’daki binalarını yenileyecek, Avcılar’daki kampüste sosyal tesisler yapacak, bunun karşılığında da üniversiteye ait 7 parsele konut inşa edecek. TOKİ, 1. derece arkeolojik SİT alanında konut yapmak için İstanbul 1 Nolu Koruma Kurulu’na geçen hafta resmen başvurdu. Şimdi kurulun kararı merakla bekleniyor. Neolitik çağ izleri Kocaeli Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Şengül Aydıngün , 2006 yılında Küçükçekmece Gölü havzası içinde Kültür ve Turizm Bakanlığı izni ile 2 yıl yüzey araştırması yaptı. Buluntular oldukça ilginçti. Neolitik Dönem hatta Paleolitik Dönem buluntularına bile rastlayınca 2009 yılında bilimsel arkeolojik kazı için bakanlıktan izin aldı. Bu sırada da arazinin SİT dereceleri belirlendi. İlk iki yılık kazılarda önemli buluntular elde edildi. Bölgede sürdürülen yüzey araştırmaları ve kazı çalışmalarında 800.000 yıl öncesinden itibaren tarımın başladığı Neolitik Dönem, Tunç, Demir ve Antik Çağları (Helen, Roma ve Bizans) kapsayıp Osmanlı Dönemi sonlarına ulaşan kesintisiz bir zaman dilimine ait önemli arkeolojik verilerle karşılaşıldı. Bunlar arasında M.Ö. 7000’lerde Avrupa ’ya tarımın İstanbul üzerinden ulaştığını kanıtlayan çakmak taşından tarım aletleri, günümüzden 2700-2600 yıl öncesine ait iki antik liman ve dünyada keşfi yapılan üçüncü antik fener, Hititlere ait olduğu düşünülen 2 adet yapı adak heykelciği ile yine Hitit dönemi pişmiş toprak eserler, antik Roma yolları, Bizans sarnıcı, bazilika kalıntıları, yeraltı su kanalları bölgenin önemini ortaya çıkardı. Kazı, her geçen yıl daha da iyi sonuçlar vermeye başladı. Dünyanın en önemli 10 kazısı arasına giren Bathonea kazıları özellikle 2013 yılı kazı sezonunda arkeoloji dünyasının tüm dikkatlerini üzerine çekmeyi başardı.Öte yandan, Arazide İstanbul Üniversitesi bilimsel tarım uygulamaları yapıyordu. Üniversite kendisine ait 3. derece arkeolojik SİT alanında tekno-park yapmak istedi. Bu nedenle 1 No’lu Koruma Kurulu’na müracaat edilerek yaklaşık 200 hektarlık 4434, 4435, 5955, 5951 numaralı parseller 2010 yılında SİT’ten çıkarıldı. Çünkü arazinin bir tarafı 3. derece SİT alanıyken diğer tarafı 1. derece SİT alanıydı. Şimdi bu araziler konut yapımı için TOKİ’ye devredildi. İstanbul tarihine ayna 2013 yılı kazılarında ortaya çıkan bilimsel veriler Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İstanbul Valiliği’ni de heyecanlandırdı. Bakanlık bölgenin ören yeri olması için uzmanlara rapor hazırlattı. İstanbul’un ikinci tarihi yarımadası olarak yeni bir turizm çekim merkezi olması planlandı. Efes, Troya, Bergama gibi ören yeri statüsü kazandırılarak bir yandan turistlerin bu bölgeyi ziyaret etmesi düşünülürken diğer yandan İstanbul’un karanlıkta kalmış dönemlerini açığa çıkarmak amacıyla bilimsel arkeolojik kazıların sürdürülmesi hedeflendi. İÜ apar topar devretti Bakanlık kamulaştırma yapmak için İstanbul Üniversitesi’ne geçen yıl sonunda görüşünü sordu. İstanbul Üniversitesi arazinin elinden çıkacağını anlayınca görüş bildirmek yerine apar topar TOKİ ile anlaşma yoluna gitti. 9 Ocak 2014’te üniversite ile TOKİ arasında protokol imzalandı. Bu protokole göre ‘‘İstanbul Üniversitesi’nin faaliyetlerini yürüttüğü Cerrahpaşa, Çapa ve Avcılar yerleşkelerindeki eğitim-öğretim ve hizmet binaları ile tescilli yapıların olası deprem risklerinin ortadan kaldırılması, modern tesislerde eğitim-öğretim hizmetleri ile diğer hizmetlerini sürdürebilmesinin temini için bu alanlarda eğitim-öğretim, sağlık, araştırma ve çevre düzenlemesinin yapılması ve inşa edilecek bu tesislerin finansmanının da üniversitenin atıl durumda olan Halkalı ve Avcılar’daki taşınmazları üzerinde proje gerçekleştirilmesi suretiyle mahsuplaşılmıştır.’’ Yerleşime uygun değil Yüzyıllardır göl kıyısı ve havza içinde yerleşen birçok medeniyete ait yapıların, yaklaşık 300 yılda bir depremlerle birçok kere yıkıldığı ve bölgenin bu nedenle terk edildiği arkeolojik kazı çalışmalarında bilimsel olarak ortaya konmuştu. Jeolojik açıdan yerleşmeye uygun olmayan bu alanın TOKİ tarafından yerleşime açılmak istenmesi de başka bir tezat oluşturdu. Diğer yandan TOKİ’nin konut yapmak istediği 4440, 4441 ve 4450 numaralı parseller ise 1. derece arkeolojik SİT alanı içinde kalıyor. 2863 sayılı yasa SİT alanlarında inşaat izni vermiyor. Aynı zamanda bu parsellerde Bathonea bilimsel kazıları devam ediyor. Ancak TOKİ tüm bunlar yokmuşçasına bu parsellerde konut yapmak için İstanbul 1 Nolu Kültür Varlıkları Koruma Kurulu’na müracaat etti. Aynı zamanda da Küçükçekmece ve Avcılar Belediyesi ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yazı gönderip görüşlerini sordu. Üniversite ile yapılan protokolün hatırlatıldığı yazıda şöyle denildi: ‘‘İstanbul Üniversitesi mülkiyetinde bulunan Avcılar ilçesi Tahtakale Mahallesi 4434, 4435, 4440, 4441, 4450, 5951 ve 5955 nolu parseller ile Küçükçekmece Halkalı Mahallesi 4651 nolu parselleri kapsayan alanlara yönelik hazırlanacak imar planı çalışmalarına altlık teşkil etmek üzere meri imar planları ile görüşlerinizi, projelerinizi, ileriye dönük planlarımızı idaremize bildirin.” Ömer Erbil | Radikal Kaynak: T24