Her Ebeveynin Mutlaka Çekmesi Gereken 32 Bebek Fotoğrafı
Cep telefonlarının, dijital kameraların yaygınlaşması ile artık hayatımızın her anında fotoğraf var. Hele yeni doğmuş bebeğiniz varsa her anını fotoğraflamak istersiniz. Bu çok normal, peki olmazsa olmaz pozların farkında mısınız? İşte her ebeveynin mutlaka çekmesi gereken 32 bebek pozu.
Shakira’dan Dünya Kupası İçin Şarkı
Kolombiyalı ünlü şarkıcı Shakira (37), Rio de Janerio’da gerçekleşecek 2014 FIFA Dünya Kupası için “La La La” isimli bir şarkı hazırladı.Şarkıcının “Dare” isimli şarkısından Dünya Kupası için uyarlanan “La La La” şarkısının sözleri yine Shakira’ya ait. Ünlü popçu şarkıyla ilgili olarak, “Çok neşeli bir Brezilya şarkısı. Şarkı sözleri kişisel ve Dünya Kupası versiyonunu da çoktan kaydettim” açıklamasında bulundu. Şarkının son kısmında ise Shakira’ya oğlu Milan eşlik ediyor. Shakira 2010 yılında da 2010 FIFA Dünya Kupası için yaptığı “Waka Waka” şarkısıyla büyük beğeni toplamıştı.
Türkçe Rap'te 10 Özel İsim
İşte Türkçe sözlü rap müzik dinlemek isteyip pek de piyasaya hakim olmayanlar için özgün ve seçkin 10 MC!
Reklam
Steve Cutts Filmleri
Yazımıza Steve Cutts kimdir? sorusuna oluşturduğu inanılmaz kısa çizgi animasyon filmleri izlemeden önce cevaplamak isteriz. Londra'da yaşayan İngiliz animasyon uzmanı, çizim ve heykeltraş uzmanı bir artisttir. Dünya genelinde tanıyanı milyonları bulmamasına rağmen, mükemmel işler çıkardığından dolayı, bu mükemmel çizgi animasyon filmleri sizlere tanıtmayı düşündük. Özellikle de konularını oluşturduğu temalar bakımında inanılmaz işler ortaya çıkaran Steve, sizlerinde çok hoşuna gidecek eğlenceli bir animasyon filmi hazırlamış. Gelin hep beraber bu muhteşem kısa videolara beraber göz atalım. Beğeneceğinizi umarak, iyi seyirler diliyoruz. Yüzyıllardır yeryüzünde yaşayan insanların akıllarında hep bir soru işareti var. Bunlardan en başta gelenlerden bir tanesi de dünya nasıl olurda bu hale gelir?, ekolojik dengenin bozulması, global ısınma, elektromanyetik alanlar, radyasyon, betonlaşan yeşil alanlar ile birlikte dünyamız içinde yaşadığımız bir çöplük haline gelmiştir. Bunun da tek bir nedeni var, o da insan! Kime sorsanız, 'ben en idealim, benden iyisi yok' der. Halbuki yaşam koşullarına bir baksanız, aslında en büyük silahların başında gelirler. Burada izleyeceğiniz, ingilizcesi Man olan, Türkçe ise insanoğlu anlamına gelen video ile sizlere kısa film – çizgi animasyon adı altında, ne kadar uzunca zamandan beri gelen yanlışları anlatacaktır. Gerçekçi animasyonlar, hergün rastlayabileceğiniz cinsten değillerdir. Tabikide isterseniz Simon's cat videolarına da göz atabilirsiniz. Şimdi gelin hep beraber Man çizgi animasyon filmleri videosuna bir bakalım. Steve Cutts'ın resmi sitesinden (doğa konulu çizgifilmler – doğasal çizgifilm) diğer kısa animasyon filmlerini seyredebilirsiniz. Bu başarılı ve iyi işler çıkaran animasyon sanatçısını tanıtmaktan büyük mutluluk duyarız. Ayrıca In The Fall ve Shoreditch of the Dead diğer popüler videolardandır. Tamamen ücretsiz olarak izlemek mümkündür. After Effects ile hazırlanan bu çizgi animasyonları beğeneceğinizden eminiz. Eğer siz de çevrenizdekilerle animasyon çizgifilm olan Man yazısını paylaşmak istiyorsanız, yapmanız gereken sadece alttaki sosyal butonları kullanıp, sosyal medya duvarınızda yer vermektir. Bir sonraki enteresan video ile karşınızda olacağız. Philodox.Net üzerinden bizi takip edebilirsiniz.
Reklam
‘Hiçbir İktidarın Dili Olamayız’
Ekranların Behzat Ç’si Erdal Beşikçioğlu, bugünlerde “Bir Delinin Hatıra Defteri” ile İstanbul’da. Oyundan sonra, merdivenlerde göründüğünde, delikanlının biri önüne atılıyor: ‘Ben hayatımda böyle bir şey görmedim. Abi sen nasıl bir adamsın ya!’Üsküdar Stüdyo Sahne, oyunu bekleyen insanlarla tıklım tıklım. Bazıları şanslı. Satışa sunulduğunda dakikalar içinde tükenen biletlerden alabilmiş. 2008’den beri bu böyle. Diğerleri bir ihtimal, sahnede boş yer kalmasını dileyerek bekliyor. Onların sayısı da hiç az değil.Oyun başlıyor. Yaklaşık 1.5 saatlik, tek perdelik, tek kişilik bir oyun. Tiyatro sanatçısının enstrümanı bedenidir derler. Sahnedeki oyuncu bu ifadenin saf karşılığı. Hareketli vincin üzerinde, Gogol’ün “Bir Delinin Hatıra Defteri” eserini, alın teri sahneye yağarken, tek an soluğu kesilmeden oynuyor.Kalabalık da nefesini tutmuş, 7. sınıf memur Poprişçin’i sistemin nasıl delirttiğini izliyor. Oyun bitince alkış kıyamet.Ama aradan yarım saat geçmesine rağmen kimsenin Stüdyo Sahne’den ayrılacağı yok. Sanatçının yanlarına gelmesini bekliyorlar. Alkışlamak yetmemiş, bir kez de yüz yüze teşekkür etme hevesindeler.Merdivenlerde göründüğünde, delikanlının biri, sanatçının önüne atılıyor. Hayranlık ve içtenlikle “Ben hayatımda böyle bir şey görmedim. Abi sen nasıl bi adamsın ya!” diyor.Gence gülümseyip göz kırpan o abi, Erdal Beşikçioğlu. Bu kez Behzat Ç. değil, Ankara Devlet Tiyatrosu’nun turnedeki oyuncusu olarak seyircilerin arasında.Tüm bunlar olup biterken, kapıda, Devlet Tiyatroları’nı lağvedecek, hükümetin Türkiye Sanat Kurumu Yasa Tasarısı Taslağı’na karşı imza kampanyası var.‘Sistem değişmediği sürece…’‘Bir Delinin Hatıra Defteri’ klasik bir eser. Ama bugünleri de çok iyi anlatıyor değil mi?Sistemler değişmediği sürece dertler de değişmiyor. Dertler değişmediği zaman, bilmem kaç tarihinde yazılmış bir oyunun bugünde karşılığını bulabiliyorsunuz. Zaten edebiyat böyle bir şey. Şimdi bir de yaşadığımız hikâyeyle, Gogol’ün anlattığı hikâye arasında paralellik kurulunca...‘Gençler sorguluyor’Aslında metaforlarla yüklü ağır bir hiciv. Oyuna gençlerin ilgisi de muazzam. Nasıl değerlendiriyorsunuz bunu?Gençler her şeyi araştırıyor, sorguluyor. İnternet, kitabın yerini almış durumda, okumaya ön ayak oluyor. Biz biraz daha romantik insanlar olduğumuz için, elimizdeki kitapla, onun yazarı tarafından var edilip elle tutulur bir hale geldikten sonraki durumuyla ilgileniyoruz.Ama gençler bilgi açlığına düştükleri için, neredeyse bütün dünyadaki bilgileri emiyorlar. Biz onların yaşlarındayken tek kanal televizyonumuz vardı, üzerinde dantel örtülü. Onlar ceplerindeki telefonlarla her şeye ulaşabiliyorlar. Her ne kadar engellenmeye çalışılsa da bir yolu bulunup o bilgiye ulaşıyor.‘Senaryo inandırıcı değil’Engel demişken, konu mecburen internet yasaklarına geliyor…Başbakan “Bundan 10 yıl önce SSK’de kuyruktaydınız” diyor. 10 yıl önce benim 226 KB’lik bir bilgisayarım vardı. Şimdi dünya bambaşka bir teknolojiye ulaştı. Devletin işletilmesine talip olan bir iktidarın zaten bu değişimin gereğini yapması gerekiyor. Bu çok normal, yapmazsa ayıp.Ama bunun yanında Twitter’ı kapatmaya çalışıyor. Bu hareket çok gülünç. Bir de diyorlar ki yargı gereği kapatmak zorunda kaldık. Böyle bir bahane olabilir mi?Bu senaryoyu kimse beğenmiyor. İnandırıcı bulmuyor. İnandırıcı bulmayınca da bu filmin gişesi olmaz.‘Tedavi görmeli…’Geçende Türk Tabipleri Birliği, Başbakan’ın ruh sağlığından endişe duyduğunu açıkladı. Siz 6 yıla yakın zamandır, sahnede “deli”yi canlandıran biri olarak, nasıl buluyorsunuz ruh halini?3 yıl boyunca Behzat Ç. gibi bir karakteri canlandırdım. 3 yıl boyunca sabahtan gece yarılarına kadar bir rolle beraber yaşamak zorunda kaldım. Her şeyi aynı şekilde kodladığınızda, bir süre sonra kendinizi öyle zannetmeye başlıyorsunuz. Bu büyük bir hastalıktır.On yıllık bir iktidar süresince, hikâyenin böyle geliştiğini düşünürsek, birtakım ruhsal değişiklikler çok normaldir. O da insan. Ama bunun kişi tarafından fark edilip tedavisinin yapılması gerekiyor.Bazen insanlar devlet işletmesine geldiklerini unutabilir. Bunun hatırlatılması gerekiyor. Devlet başka bir şey. Onun işletmesine gelen siyasi iktidarlar başka.Hizmeti görmezden gelmek…Yıllardır biletleri yok satan bir oyunun kahramanı, bir devlet sanatçısı olarak, TÜSAK tasarısını nasıl değerlendiriyorsunuz?TÜSAK büyük bir saçmalık. İngiltere sistemi diyorlar, ama dünyada en fazla DVD’nin satıldığı ülke İngiltere’dir. Eğitim seviyesi o kadar yukarıda ki. Ben Diyarbakır’da mecburi görevimi yaptığım zaman, Güneydoğu’daki kasabalara, köylere gidiyorduk. Sahneleri yoktu, yemekhanelerde masaları yan yana koyup sahne haline getiriyorduk. Şimdi sistem böyleyken, Devlet Tiyatroları’nın yaptığı hizmeti görmezden gelmek korkunç. Bir de aranızda çalışmayan adamlar var diyorlar.‘TÜSAK büyük bir yalan’‘Bankamatik sanatçıları’ söylemi...Evet, ama o bankamatik sanatçılarını biz yaratmadık. Devlet Tiyatroları kurulduğundan bugüne kadarki hükümetlerin kayırmalarıyla gelen birtakım arkadaşlar eğer oradaysa, bu kurumun problemi değildir. Siyasi iktidar Devlet Tiyatrosu’nun üzerinde hâkimiyet kurduğu sürece bankamatik sanatçıları maalesef oluşacaktır.Siz siyasi iktidarlar olarak elinizi ayağınızı çekeceksiniz ki biz kendi kıstasımızda, kendi entelektüel seviyemizdeki insanlarla beraber sorunlarımızı çözelim.Bir kere olsun tiyatroya gelmemiş bir insanın tiyatronun sıkıntılarını bilmesi mümkün değildir. O yüzden TÜSAK büyük bir yalan, kandırmaca ve umarım bu konuda halk desteğini bizden esirgemez.Sadece bizim için değil, Shakespeare çok önemli bir laf söylemiş: “Bir tek bilgili dost bilgisiz bir kalabalıktan daha önemli olmalı sizin için.” Halkın desteği bunun için gerekli. Güneydoğu için, Doğu Karadeniz için, İç Anadolu için... En azından herkese soru sormasını öğretebilmemiz için gerekli.‘İçeride de oynarım…’İşin bir de repertuvar boyutu var. Malum, genel ahlak kriteri vb. Diyelim “Bir Delinin Hatıra Defteri” uygun bulunmadı, ne yaparsınız?Bedenim kaldırabildiği ölçüde, kendi imkânlarımızla oynarız. Yasaklarlar, ben yine oynamaya devam ederim. Suç işledin derlerse içeride de oynarım. Çünkü benim başka derdim yok.Bir kavram kargaşası var. Bunu yaratan da hükümetin lideri. Sanatçının tanımının yeniden yapılması gerekiyor. Değersizleştirmeye çalıştığı ölçüde hepimizi aynı kefenin içine koyuyor. Bizi niye basitleştiriyorsun? Niye değersizleştiriyorsun? Öyle kolay yetişen insanlar değiliz biz.Geçenlerde çok üzüldüm. Bunları söylediğimiz için ateist olduk biz. Benim nüfus kâğıdımda İslam yazıyor kardeşim! O değerlendirdiğin kitle içindeyim, ama ateist değilim. Bir başbakana bunun için dava açabilir miyim diye çok düşündüm. Belki şimdi burada söylemek bile yeterli: Ben ateist değilim. O senin söylediğin standartlardayım, nüfus kâğıdımda da İslam yazıyor.‘Tiyatroda ısınalım…’Devlet sanatçıları, özel tiyatrolardakiler gibi, kendini halka teslim edemez mi? Bu da bir alternatif olamaz mı?Oyuncular iyiyse tabii ki seyirciyle buluşmaya devam edecekler. Ama bizim amacımız seyircilere 50 lira karşılığında bu işi sunmak değil. Bizim amacımız 5 liraya, 10 liraya sunmak. Kısıtlı bütçesi olan bir insanın evde yakacak odunu yoksa bu gece tiyatroda ısınalım diyebilmesini sağlamak.İkinci Dünya Savaşı sırasında bu yapıldı zaten. Almanya bombalanırken Alman tiyatroları doluydu. Toplu halde ısınabildikleri için... Kalben, ruhen, zihnen ısınmak manasında da söylüyorum bunu.‘Mesleğim gereği…’ Bir tarafta TÜSAK tartışması varken, Ankara’daki Devlet Tiyatroları arazisindeki talan yaşandı. Siz oradaki manzarayı gördünüz, manzara nasıldı?O olay çok korkunç. Bir devlet kurumunun özel bir şirkete karşı yalnız bırakılması korkunç. Teamüllere aykırı. Biz devletin kurumuyuz ve devlet ayakta kaldığı sürece biz de üzerimize düşen görevi en iyi şekilde yapmakla mükellefiz.Biz hiçbir siyasi iktidarın dili ya da söylemi olamayız. Ben buna inanıyorum, bu inancımı da insan gibi sonuna kadar söylemeye, anlatmaya çalışacağım. Çünkü benim mesleğim bunu gerektiriyor.‘Baba, ben bu ülkeden…’Erdal Beşikçioğlu’yla sohbet ederken, “Geçen gün çok önemli bir şey oldu” diyerek anlatmaya başlıyor. O çok önemli şey, Berkin Elvan’ın ölümünün ardından, 13 yaşındaki kızının eve gelip “Baba, ben bu ülkeden nefret ediyorum” demesi.Sonrasını yine ondan dinleyelim:Kızımla 3 yaşından beri Anıtkabir’e gideriz. Orada olmak, o hikâyeleri anlatmak, Cumhuriyetin ne manaya geldiğini anlatmak...Bütün gelişim sürecinde böyle bir ortamda büyümüş bir genç kız adayı okuldan gelip “Baba, ben bu ülkeden nefret ediyorum” dedi. Neden kızım diye sorduğumda yanıtı “Bu ülkenin başbakanı çocukları öldürüyor” oldu.Bu noktadan sonra beni ilgilendiren ne ayakkabı kutusu, ne yolsuzluklar, ne başka bir şey. 13 yaşında bir kız çocuğu, kalbiyle, ruhuyla hareket edip hayatı sorgulamaya başladığında böyle bir örnekle karşılaşıyor. Bu reva mıdır?Bir çocuk ölmüş. Allah rahmet eylesin demek çok mu zor? Bir ölümü siyasi rant haline getirmek bu kadar basit mi?Benim ailemin içine böyle hastalıklı bir düşünce düşmüşse o zaman ben bir baba olarak sorgulamaya başlarım. Bunu yapmaya bu devlette yaşayan hiç kimsenin hakkı yok. Başbakan’ın bile.Aslı Uluşahin / Cumhuriyet
'X-Men: Days of Future Past' Yeni Fragmanı
Yönetmenliğini Bryan Singer yaptığı başrollerini Hugh Jackman,Michael Fassbender, Jennifer Lawrence gibi ünlülerin yaptığı 'X-Men: Geçmiş Günler Gelecek' filminin yeni fragmanı yayınlandı.X-Men'ler zamanda yolculuk yapmak zorunda kalacaktır. Amaçları dünyadaki tüm canlılar üzerinde evrensel bir etkisi olacak önemli bir tarihi olayı değiştirmektir.X-Men: Days of Future Past’ın gösterime giriş tarihi 23 Mayıs 2014 olarak açıklandı. Büyük bir heyecan ile bekliyoruz..
100 Yıl Önce Çekilmiş 12 Sevimli Hayvan Fotoğrafı
Bu fotoğrafların sahibi Harry Whittier Beles, 1879 - 1953 yılları arasında yaşamış Amerikalı bir fotoğraf sanatçısıdır. Hayvanlarına, annesinin diktiği minik kıyafetleri giydiriyor ve onları tasarladığı durumların içerisine yerleştirerek mükemmel fotoğraflar yakalıyordu. Hayvanların insanlaştırıldığı bu siyah beyaz portreler gerçekten de çok ilgi çekici.Beles'in bu olayı bir meslek haline getirme hikayesi de bir o kadar ilgi çekici. 1906 yılında katıldığı partide minik bir kedinin kafasına parti külahı geçirilmiş fotoğrafını çekti. Bu fotoğrafı bir kartpostal yapımcısına sattı ve insanlar bu kartpostalı çok sevdiler. Fotoğrafların devamının istenmesi üzerine Beles kendi hayvanlarıyla yeni fotoğraflar çekmeye başlamış. O yıllarda photoshop daha icat edilmemişti. Bu fotoğrafların bu kadar güzel olmasının tek sebebi ise sabır ve tecrübe...İşte yüz yıl önce çekilmiş harika hayvan fotoğrafları...
Reklam
Fransız Sanatçı Bruno Catalano Tarafından Yapılan ''Eksik Heykeller''
Bruno Catalano 1960 yılında Güney Fransa'da  doğdu. Yarattığı akımın ismi  'Les Voyageurs'  (Gezginler) ve bu çalışmalar  2013 yılında Avrupa Kültür Başkenti seçilen Marsilya'da sergilendi. Sanatçının amacı gelip geçen insanların dikkatini çekmekti.  Vücudunun bir bölümü eksik olan bu heykellerle kesinlikle amacına ulaşmış görünüyor.İşte bu ilginç heykeller...
Android'de Kullanmanız Gereken 10 Fotoğraf Uygulaması
Günümüzdeki akıllı telefonlarda oldukça üst seviye kameralar bulunuyor. Bu kamera ve fotoğraf uygulamalarıyla bu üst seviye kameralarla çekeceğiniz fotoğraflara biraz daha farklılık katabilirsiniz.  Emre Çetinkayateknokulis.com
Reklam
Kurt Cobain'in İntihar Ettiği Evden Yeni Fotoğraflar Yayınlandı
Polis, Kurt Cobain'in evinde çektiği yeni fotoğrafları yayınlandı T24 90′li yılların efsane rock yıldızı Kurt Cobain’in ölümünün 20. yıl dönümüne yaklaşırken sanatçının intihar ederek hayatına son verdiği evinde cekilmiş yeni fotoğraflar yayınlandı. Olay yerini inceleyen Seattle polisinin 20 yıl önce çektiği ama hiç tab edilmeyen fotoğrafların yayınlanması Kurt Cobain’in hayranlarını yeniden Cobain’in ölümü ile ilgili sorular sormasına yol açtı. Kurt Cobain’in ölümü ile ilgili soruşturmanın yeniden açılacağı söylentilerinin yayılması üzerine, yeni yayınlanan fotoğrafların polisin çektiği çok sayıda fotoğrafın sadece küçük bir bölümü olduğu belirtildi. Soruşturma için olay yerinden yeterince fotoğraf tab edildiği için diğer fotograflara gerek duyulmadığı açıklandı. İşte 20 yıl önce hayatına son veren Kurt Cobain’in evinde olay sonrası Seattle polisinin çektiği o fotoğraflar:
İnternette Dolaşan En İyi 25 Fotoğraf Trolleme Örneği
‘Photobombing’ olarak bilinen duruma aşina olmayanlar için tanımlamasını yapalım. Photobombing: Bir mecrada çekilen bir fotoğrafı mahvetmek adına yapılan her türlü trollemenin genel ismidir. İnternette dolaşan en ilgi çekici 'photobomb' örneklerini beğeninize sunuyoruz...
Reklam
Kitapları En Çok Satan Yazar: James Patterson
ABD’li yazar James Patterson, kitap endüstrisinde rakip tanımadığını kanıtladı. Kitap satış rakamlarını inceleyen Nielsen BookScan/ Nielsen Kitap Taraması’nın verilerine göre; James Patterson 2000’li yılların “en başarılı yazarı” oldu. Nielsen BookScan, 2000’li yılların en çok satan yazarları listeleştirdi. Forbes’un Dünyanın En Çok Kazanan Yazarları listesinde her yıl üst sıralarda yer alan James Patterson, kitapları en çok satılan yazar oldu. İlk kitabını 1976’da yayımlayan Patterson, bugüne dek yaklaşık 130 kitap piyasaya sürdü. BİR KADRO EŞLİĞİNDE YAZIYOR Patterson’ın tüm dünyada 300 milyonu aşkın kopya sattığı tahmin ediliyor. Romanlarını çoğunlukla bir yazar kadrosu eşliğinde yazan Patterson, kısa süre önce gerilim romanları ile yetinmeyerek genç edebiyat okurlarına yönelik kitaplar da yazmaya başlamıştı. ABD’de satılan her 17 kitaptan biri Patterson imzası taşıyor. SIRADA DOKUZ KİTAP VAR Listenin ikinci sırasında, Harry Potter serisiyle geniş bir hayran kitlesi edinen J.K. Rowling yer alıyor. Üçüncü sırada aşk romanlarıyla tanınan Nora Roberts’ın bulunduğu listenin dördüncü sırasını ise Dr. Seuss olarak bilinen Theodor Geisel, beşinci sırasını ise John Grisham kimseye kaptırmadı. Twillight/Alacakaranlık serisinin yazarı Stephenie Meyer altıncı olurken, son 40 yılın en çok satan yazarlarından biri olan Stephen King ancak 11’inci sıraya yerleşebildi. James Patterson’ın 2014’te dokuz kitap yayımlaması öngörülüyor. Biraz Brown biraz Rowling » James Patterson » J.K. Rowling » Nora Roberts » Dr. Seuss » John Grisham » Stephenie Meyer » Dan Brown » Nicholas Sparks » Janet Evanovich » Jeff Kinney TARAF/TELEGRAPH
Anne Bebek Birlikte Film İzleyecek
Bağımsız sinema platformu ‘Başka Sinema’, güncel filmler için anne ve bebeklerin birlikte izleyebileceği seanslar tasarladı.Başka Sinema’nın ‘Annelerin bebekleriyle gidebildikleri sinema salonu’ fikrinden yola çıkarak oluşturduğu ‘Sinebebe’ seansları, bebekli annelerin güncel filmleri takip edebilmesini sağlayacak. Annelerin, 12 aylığa kadar olan bebekleriyle birlikte, onların ihtiyaçlarına da karşılık vererek izleyebileceği seanslarda ses ve ışık düzenlemesi bebekler gözetilerek düzenleniyor. Sinema salonunda bebek arabalarının, bebek ağlamasının, bebeklerin uyumasının, beslenmesinin, hatta oyuncakları ile oynamasının tamamen serbest olacağı gösterimlerin ilki, 25 Mart Salı günü, Beyoğlu Beyoğlu ve Kadıköy Rexx sinemalarında gerçekleştirilecek. 25 Mart’ta ‘Şarkı Söyleyen Kadınlar, 1 Nisan’da ise ‘Mavi Dalga’ filmleri, Sinebebe kuşağı içerisinde saat 11:00’de izlenebilecek.
'Yoğun Bakımda 48 Saat Çok Önemli...'
Devlet Tiyatroları Yönetmeni ve İstanbul Şehir Tiyatroları'nın eski Genel Sanat Yönetmeni Kenan Işık hastaneye kaldırıldı. Beyin kanaması geçiren Işık, yoğun bakımda tedavi altına alındı. Kenan Işık'ı ziyaret eden Ayşenil Şamlıoğlu, 'Ameliyat bitti yoğun bakıma alındı. Durumu stabil, ilk 48 saat çok önemli dedi doktoru. Uyutuluyor şu anda...' dedi. Alınan bilgiye göre, Kenan Işık, Balmumcu'daki Renaissance İstanbul Bosphorus Otel'in saunasından çıkarken, ayağının kayması sonucu yere düşerek başını sert zemine çarptı. Işık hemen Amerikan Hastanesi'ne kaldırılarak ameliyata alındı. Ameliyat 3,5 saat sürdü. Sanatçı, ameliyatın ardından yoğun bakım servisinde tedavi görüyor. Hastaneden yapılan açıklamada, 'Kenan Işık, kafa travması geçirdiği ifade edilerek bilinci kapalı olarak ambulans ile saat 14.29'da hastanemiz Acil Servisi'ne getirilmiştir. Yapılan değerlendirmesinde beyin kanaması saptanarak, acil koşullarda ameliyata alınmıştır. Hayati tehlikesi devam etmekte olan hastamızın izlem ve tedavisi yoğun bakım ünitemizde sürmektedir' denildi.. KENAN IŞIK İÇİN KRİTİK 48 SAAT Kenan Işık'ın kaza geçirdiğini duyan sanatçı arkadaşları hastaneye gelerek ailesinden Işık'ın sağlık durumu hakkında bilgi aldı. Hastane çıkışı basın mensuplarının sorularını yanıtlayan sanatçı Zerrin Özer, 'İnsanın hayatta çok sevdiği çok az insan oluyor. Onlardan bir tanesi. Dua edeceğim. 48 saat çok önemli dediler. Uyutacaklar. Umarım bütün dileğim bize dönmesi' şeklinde konuştu. Oyuncu Aliye Uzunatağan da, 'Ameliyatı başarılı geçmiş. 48 saati beklemek zorundayız. 48 saat sonra bilgi verecekler. Umarım o 48 saati geçireceğiz' dedi. Yapımcı Fatih Aksoy da, 'Öğrendiğim kadarıyla durumu gayet iyi. Doktorları ve ailesi daha doğru açıklamayı yapar. Ameliyatı çok iyi geçmiş' diye konuştu. DHA
En Güçlü 10 Süper Kahraman
Şu anda bilinen çok fazla süper kahramanımız var. Bazılarının güçleri doğuştan gelirken, bazıları da bu yeteneklerini sonradan kazanmışlardır. Fakat güçlerinin kaynağı ne olursa olsun, hepsi kötülere karşı insanlığa hizmet etmeyi seçmişlerdir ve dünyayı korumayı görev edinmişlerdir. Bu süper kahramanlar içerisindeki en güçlü ve bilmeniz gerekenleri sizler için bir araya getirdim. İyi seyirler dilerim...
Reklam