onedio
Analog Makinelerden Vazgeçemeyen 14 Türk Fotoğrafçı
Sabır, ışığı kullanma becerisi ve zamanlama yeteneği.. Bunlar size neyi hatırlatıyor? Tabii ki analog fotoğraf çekimi! Her ne kadar dehşet verici özelliklere sahip, son teknoloji fotoğraf makineleri çıksa da biz nostaljiden yanayız diyorsanız, buyrun sizi günümüzün en iyi Türk analog fotoğrafçılarıyla tanıştıralım.
Muş Kilisesi Yıkıma Direniyor
Muş’un tarihi Kale Mahallesi’nin kentsel dönüşüm alanı ilanı edilmesiyle birlikte, Ermeni Kilisesi’nin yıkılabileceği gündeme geldi. Muş Belediyesi, kilisenin bulunduğu arazinin kamulaştırılmasını isterken kilise arazisinin sahipleri, kamulaştırma kararına karşı dava açtı. Muş’un en eski yerleşim yerlerinden biri olan ve Ermenilerin soykırım öncesinde uzun yıllar yaşadığı Kale Mahallesi’nde, kentsel dönüşüm süreci devam ediyor. Mahallede bulunan ve şu anda kullanılmaz durumda olan Ermeni Kilisesi de kentsel dönüşüm çerçevesinde gündeme gelen yıkım sürecine direniyor. Muş Belediyesi TOKİ’yle yaptığı anlaşma sonrasında, Bakanlar Kurulu kararıyla mahalleyi kentsel dönüşüm alanı ilan etmişti. Agos’un tarihi mahallenin yıkılmak istenmesini kamuoyunun dikkatine sunmasından sonra, mahallede bir ev ve Ermeni Kilisesi, Muş’un bağlı bulunduğu Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından tescillenmişti. Ancak belediye, bu arada kilise için kamulaştırma davası açtı ve davayı kazandı. Agos gazetesinden Uygar Gültekin'in haberine göre, Yapılan itirazlar sonrasında ise Muş 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, kamulaştırmaya tedbir kararı koydu. Van İdare Mahkemesi’ne ise kamulaştırmanın iptali için dava açıldı. Tarihi kilise, şimdilerde de yıkıma karşı direniyor. Muş Meryem Ana Ermeni Kilisesi, 1958 yılında kadar kamu mülküydü. 1958’de İl Özel İdaresi açık arttırmayla kilisenin bulunduğu araziyi sattı ve arazi, 1958’den itibaren Söylemez Ailesi’ne geçti. Cemaatsiz kalan kilise, yıllar içinde bakımsızlıktan çürüdü ve çatısı çöktü. Tarihi yapının şu an sadece dört duvarı ayakta. Kilisenin bulunduğu Kale Mahallesi, 21 Ekim 2012’de Bakanlar Kurulu kararıyla kentsel dönüşüm alanı ilanı edildi. TOKİ ile belediye arasında 2 Temmuz tarihinde imzalanan protokolle, 11 hektarlık alan için kentsel dönüşüm süreci işlemeye başladı. Belediye, konut sahipleriyle anlaşmaya vardı. Anlaşmaya varamadığı yerler için ise kamulaştırma yoluna gitti. Muş Belediyesi, Muş 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne açtığı davada Kale Mahallesi’nde yürütülen kentsel dönüşüm ve gelişim projesi kapsamında inşa edilecek kalıcı konut ve sosyal donatı sahalarıyla ilgili projelerin uygulanması için, kilisenin bulunduğu arazinin kamulaştırılmasını istedi. Belediye, Bakanlar Kurulu’nun aldığı karara da dikkat çekti. Kamulaştırma kararının ardından kilise arazisinin sahipleri, kamulaştırma kararına karşı dava açtı. Muş Asliye Hukuk Mahkemesi, kamulaştırma kararına tedbir koydu. Karar uyarınca kilise üzerinde hiçbir işlem yapılmayacak. Aile, ayrıca Van İdare Mahkemesi’ne kamulaştırma kararının iptali için dava açtı.Uygar Gültekin | Agos
İspanyol Sokak Sanatçısı 'Pejac' İmzası Taşıyan 13 Mükemmel Çalışma
Avrupa'nın herhangi bir şehrinde sanat eserlerine ulaşabileceğiniz İspanyol sanatçı Pejac'ın çalışmaları gerçekten takdir edilesi derecede güzel. Kimi zaman boş duvarlar üzerinde kimi zaman ise sokaklardaki aksaklıkları çalışmalarının içine katarak bizleri şaşırtmaya devam ediyor.İyi eğlenceler dileriz...
Su Altında Fotoğraf Çekme İpuçları
Sosyal medyayı aktif kullanan insanlar tatil fotoğraflarını paylaşmaktan keyif alıyor. Öyle ki artık insanlar, arkadaşlarının tatil karelerini sosyal medyada anlık olarak takip edebiliyor. Bu yıl tatil fotoğraflarının en trend pozu ise su altında video ya da fotoğraf çekmek. Su altında fotoğraf çekmenin riskleri nedeniyle güzel karelerden mahrum kalanlar için Mobilcadde uzman ekibi, en iyi su altı pozları için önemli ipuçlarını listeledi.Aktif sosyal medya kullanımı ile birlikte tatilde fotoğraf çekmek ayrı anlam taşıyor. Sosyal medyanın etkisiyle de insanlar en iyi tatil pozunu yakalamak için çabalıyor. Bu noktada denize ya da havuzda çekilen fotoğraflar ön plana çıkıyor. İnsanların yanından ayırmadığı akıllı telefonları, tatilde deniz, fotoğraf ve sosyal medyada üçgenini birleştiriyor. Peki su altında fotoğraf çekmek için su geçirmez cep telefonuna sahip olmak şart mı? Elbetteki hayır. Suya dayanıklı olmayan telefonlarla ya da fotoğraf makineleriyle en ilginç su altı pozlarını yakalamak mümkün.Telefonunuzu su geçirmez kılıfa emanet edinDalış yaparken, yüzerken , suyun altında bir kare yakalarken su geçirmez kılıf sayesinde telefonunuzla rahatça fotoğraf veya video çekebilirsiniz. Bunun için telefonu su geçirmez kılıf içerisine yerleştirip, klipsli kısımları sıkıca kapatmak gerekiyor. Titremeyen çekimler için kılıf askısı kullanınSu altında telefona basınç uygulanacağı için, çekimleri kontrol etmek zorlaşacaktır. Titremeyen çekimler için isteğe göre boyun askısı ya da kol bandı kısmı yardımıyla cihazınızı suyun altında yanınızda taşıyabilirsiniz. Bu sayede hem telefonu doğabilecek risklere karşı korur, hem de bulanık olmayan kareler yakalarsınız. Ayrıca her telefon ile uyumlu su geçirmez kılıflar boşluklu olacağından fotoğraf çekimleri netliğinde sıkıntı yaşabilirsiniz. Telefon modelinize özel su geçirmez kılıfı seçerseniz en verimli sonucu alırsınız.Çekimleri beş dakikalık aralarla yapınSuyun altında kılıfın buhar alma ihtimali yüksek olduğu için, 5 dakikadan fazla su altında bulundurmanız hem fotoğrafların bulanık çıkmasına hem de herhangi bir su sızıntısına sebep olabilir. O nedenle çekimleri beşer dakikalık aralarla yapmak daha sağlıklı olacaktır.Su geçirmez cep telefonu kılıfları, en ilginç su altı pozları için yardıma koşuyor. Dünyaca bilinen Griffin markası iPhone 5 için özel tasarladığı su geçirmez kılıfı ile mükemmel kareler yakalamanıza imkan sunuyor. Yüksek miktarlarda mali değeri bulunan telefonları bu tarz korumalar olmadan riske atılmamalıdır. Su geçirmez özelliğe sahip bir telefon dahi, uzun süre su altında kalmaktan kaynaklı sorunlar çıkabileceğini belirten mobilcadde, bu tür riskli kullanımlarda dikkatli olunması gerektiğini söylüyor. Telefonunuz su geçirmez olsun ya da olmasın, bu kılıflar sayesinde gönül rahatlığıyla su altı fotoğraf ve videoları çekebilirsiniz.
Leonard Cohen'den Yeni Şarkı: 'Almost Like The Blues'
Bu sene 80. yaş gününü kutlayacak olan Kanadalı sanatçı Leonard Cohen, yeni albümünü 23 Eylül’de Sony Music etiketiyle yayımlayacağını duyurmuştu. Leonard Cohen’in 13. stüdyo albümü olma özelliği taşıyan albüm “Popular Problems” ismiyle yayımlanacak. Albümün yapımcılığını, daha önce de beraber çalıştığı Patrick Leonard üstleniyor.Albümden “Almost Like The Blues” isimli şarkı geçtiğimiz dinleyicilerin beğenisine sunuldu.Albümün şarkı listesi ise;SlowAlmost Like The BluesSamson In New OrleansA StreetDid I Ever Love YouMy Oh MyNevermindBorn In ChainsYou Got Me SingingSüper Karga
Can Yücel'in Mezar Taşı Yeniden Yapılıyor
2011 yılında tahrip edilen Datça'daki şair Can Yücel'in anıt mezarı yeniden yapılıyor. Mezar taşında gün batımında ışıktan bir çocuk belirecekHeykeltıraş Mehmet Aksoy , 14 yıl sonra bir kez daha şair Can Yücel 'in mezar taşını yapmak üzere harekete geçti. Datça'da, Elbruz Denge Atölyesi'nde heykeltıraş İclal Marmarisli ve ressam Ebru Demirkıran ile birlikte çalışan usta heykeltıraş Mehmet Aksoy, bir önceki mezar taşının benzerini yapmak için çalışmaya başladı. İki mermer bloktan oluşan mezar taşı, daha önce olduğu gibi yeni doğacak bir bebeğin hayatla olan bağlantısını anlatıyor. Doğan Haber Ajansı'nda yer alan habere göre, sutaşı adı verilen ilk blok, 110 santimetre uzunluğunda, 40 santimetre eninde ve 40 santimetre kalınlığında bir mermer blok ve üzerinde su kanalından oluşuyor. Sutaşının üzerinde duracak olan can taşı ise kübik bir mermer ve 158 santimetre boyunda, 40 santimetre kalınlığında ve 40 santimetre eninde bir mermer bloktan meydana geliyor. Heykeltıraş Mehmet Aksoy, çalışmaların tamamlanma aşamasına geldiğini söyledi. En geç bir hafta on gün içersinde mezar taşının yerine konulabilecek duruma geleceğini belirten Aksoy, 'Bu heykeli, Can Yücel'in anısına, şiirine, sanatına saygıdan dolayı yapıyoruz. Onun şair kişiliğini anlatan bir mezar taşı yapmak istedim' dedi. Daha önce yaptığı mezar taşında, bir can taşı, bir de sutaşı bulunduğunu ifade eden Aksoy, 'Sutaşı hayatı, can taşı da insanın içindeki canı, çocuğu anlatıyordu. Bence kaç yaşında olursa olsun Can Yücel naif bir çocuk gibiydi. Sevgi doluydu. Yalansız yaşadı ve en büyük düsturu da oydu. Olduğu gibi yaşadı. Kimseye rol yapmadı. Düşündüğünü de özgürce söyleyebildi. Şairlik yanı da, hayatıyla birleşmiş gibiydi. Her eylemi bir şiir gibi olmaya başlamıştı. Böyle bir insanın mezar taşını yaparken de o anlamda bir şey olmasını istedik' dedi. Yeni heykelin, ilkinden çok farklı olmadığını belirten Aksoy, 'Burada, bir kürenin içinden, bir ışıktan çocuk çıkarmaya çalıştık. O çocuğa ışıktan bir hayat vermek istedik. Çocuğun göbek bağı da hayata, suya bağlı ve oradan besleniyor. Hepimiz hayattan besleniyoruz. Mermerin bir özeliği var. Belli bir incelikten sonra, ışığı içinden geçirebilir. Mermerin o özeliğini kullandık. Gün batımında güneş heykelin arkasına geldiğinde, ışıktan çocuk ortaya çıkacak' diye konuştu. 2011 yılında Can Yücel'in mezarına yapılan saldırının üzüntü verici olduğuna değinen Aksoy, 'O zamanlar, 'İnsanlık Anıtı' da yıkılmıştı, Başbakanın emriyle. Ucube demişti. Aslında sanata ve sanatçıya verilen kıymetin bir göstergesiydi bu. Türkiye aslında bu görünen yerde değil. Türkiye çok daha ileride. Heykelde, resimde, müzikte bu böyle. Taliban görüntüsünde bir memleket değil. Maalesef görüntümüz bu hale geldi' dedi. İnsanlık Anıtı'nın yıkılmasından sonra Türkiye'nin dört bir yanından benzer saldırıların arttığını hatırlatan Aksoy, 'İnsanlar da heveslendi. Başbakan'a yalakalık için saldırıya başladılar. Bir sürü şehirde heykeller kaldırıldı. Datça'da ise Can Yücel'in mezarı tahrip edildi. AKP'li oldukları ortaya çıktı ama delil yetersizliğinden serbest kaldılar. Mezarlıklar bizim için mukaddestir ve ölümle hayatın barıştığı bir yerdir. Mezarlıkta bir mezar taşı paramparça edildi. Ve adam ondan sonra tebrikleri kabul etti. Biz böyle bir anlayışa karşı yeniden bir heykel yapıyoruz. Bu heykel bir daha kırılsa, bir daha yapma arzusundayız. İnsanlar fikirlerini özgürce söyleyebilmelidir. Bu heykel de bir fikirdir. Hayatla insanın bağlantısını anlatıyor. Şarap içenler, gelip şarap döküyormuş mezara. Onu engelleyin, gelip mezarı niye tahrip ediyorsunuz' diye konuştu. Türkiye'de insanların ölüleriyle bir şeyleri paylaşmalarının çok eskiye dayalı bir gelenek olduğunu sözlerine ekleyen Aksoy, 'İnsanlar, ölüleriyle bir şeyleri paylaşırlar. Su dökerler, yiyecek bırakılar. Bu çok eski bir gelenektir. Datça'nın özgür düşünen insanları var ve bir sürü fikrin yan yana yaşadığı bir yerde bunun olması kötü. Sonradan öğreniyoruz ki, bunlar Datçalı değil, dışarıdan gelen insanlar. Datça'da bir hoşgörü ortamı var. Farklı insanlar, çelişkiler yan yana yaşar ve hiçbir zaman şiddet içermez' dedi. Can Yücel'in Datça Belediye Mezarlığı'ndaki anıt mezarı 19 Ağustos 2011 yılında saldırıya uğrayıp, tahrip edildi. Olayın ardından 22 yaşındaki Ş.K. ile 72 yaşındaki amcası T.K. gözaltına alındı. Suçlamaları kabul etmeyen amca ve yeğen hakkında Datça Asliye Ceza Mahkemesi'nde, 'İbadethanelere ve mezarlıklara zarar vermek' suçundan 4 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Tutuksuz yargılanan amca-yeğen beraat etti. Kararın ardından Güler Yücel , önce eşinin mezarının onarılmasına karşı çıktı, sonra kabul etti.T24
Lawrence, Tarantino'nun 'The Hateful Eight' Filminde Rol Alabilir
Jennifer Lawrence, Tarantino’nun yeni western projesi “The Hateful Eight”te yer alabilir “Açlık Oyunları”yla tanınan Oscar ödüllü oyuncu Jennifer Lawrence’ın Quentin Tarantino’nun yeni filmi “The Hateful Eight”te rol alma ihtimali konuşuluyor. Collider’ın haberine göre yıldız oyuncuyla görüşmeler sürüyor. Tarantino’nun çekip çekmeyeceği uzun süre tartışıldıktan sonra yakın zamanda gerçekleşeceği netleşen projesi “The Hateful Eight”, 19.yy’da tutsakların naklini Wyoming eyaletinden geçerek gerçekleştiren ödül avcılarının hikayesini anlatıyor. Lawrence’ın hangi rol için konuşulduğu henüz bilinmiyor. Collider’ın haberine göre Lawrence’ın adı yalnızca Tarantino’nun çalışmak istediği oyuncular listesinde geçmiyor, görüşmeler aktif olarak devam ediyor. “The Hateful Eight”in senaryosunun taslağı Ocak ayında internete sızmış ve ünlü yönetmeni kızdırmıştı. Tarantino bu olay üzerine projenin iptalini gündeme getirse de, şimdi filmin çalışmaları ilerliyor gibi görünüyor ve 2015 yılında vizyona girmesi bekleniyor. Nisan ayında Los Angeles’ta senaryonun okuması yapıldığında, ana kadın karakterler Daisy ve Six Horse Judy’nin bölümleri Tarantino’nun bir önceki filmi “Zincirsiz”de de yer alan Amber Tamblyn ve “Kill Bill” de dahil yönetmenin birçok filminde çalışan başarılı aktris ve dublör Zoe Bell tarafından okunmuştu. Senaryoya yeni kadın karakterler eklenmiş veya Lawrence bu ikiliden birinin yerini almış olabilir. Filmde rol alacağı konuşulan diğer isimler ise Bruce Dern, Kurt Russell, Michael Madsen, James Remar, Walton Goggins ve Samuel L Jackson. Milliyet Sanat
Teoman Tarafından Yeniden Seslendirilmiş 10 Şarkı
Türk rock müziğinin başarılı isimlerinden biri olan Teoman, müzik yaşantısına 10 stüdyo albümü ile birlikte birçok derleme ve remix albüm çalışmaları da sığdırmıştır. Bu albümlerinden bazılarında da hepimizin bildiği bazı eski şarkıları yeniden yorumlamıştır. Şarkılar orijinal halini tutar mı bilinmez. Fakat Teoman'ın sesinden dinlemek de başka güzel. İşte o şarkılardan bazıları...
Enerji Tüketimini Minimuma İndiren "Soner Sarıkabadayı" Dans Stiline İlişkin 15 Şey
Tüm dünyanın gözü Soner Sarıkabadayı'nın üzerinde. Kendi keşfi olan, enerji tüketimini asgariye indiren, nefes nefese kalmayı, terlemeyi, sahnede yorulmayı, klip çekimlerinde sürekli ara vermeyi engelleyen bu yeni stil şimdiden pop yıldızlarının ilgi odağı oldu. Yakında Madonna, Taylor Swift, Beyonce, Justin Timberlake gibi ünlüleri 'Soner Style' dans ederken görürsek şaşırmayalım. İşte Soner Sarıkabadayı dansının ana hatları.
Emmy Gecesine Damga Vuran Öpüşme | Bryan Cranston ve Julia Louis Dreyfus
Televizyonun Oscar'ları olarak nitelendirilen Emmy Ödülleri 66. kez sahiplerini buldu. Gecenin olayı ise Breaking Bad dizisinin başrol oyuncusu Bryan Cranston'ın öpücüğü oldu.Öpücüğün dakikalar öncesinde ikili sahnede Bryan Cranston'ın Seinfeld dizisindeki birkaç bölümlük rolünü konuşuyorlardı. Cranston ile Louis-Dreyfus dizide birkaç bölüm sevgili rolü oynamış olmalarına rağmen Louis-Dreyfus Cranston ile oynadığını hatırlamıyormuş gibi davrandı. Cranston bir sahnede öpüştüklerini hatırlatınca dahi hatırlamadığını söyleyen Louis-Dreyfus, bu ani öpücük sonrasında sahneye çıktığında 'Evet Seinfeld'de oynamıştı.' diyerek izleyiciyi kahkahaya boğdu.