onedio
Sinema Tarihinin En iyi 12 Motion Capture Karakteri
Hobbit filminin ana karakterlerinden olan Ejdarha smaug 2. film ile karşımıza çıktı. Smaug karakterini filmde Sharlock Holmes ile de tanıdığımız Benedict Cumberbatch canlandırıyor. Cumberbatch bu rol için Londra hayvanat bahçesine gidip sürüngenlerin yaşamlarını araştırmış.
Sanatçılar Akün ve Şinasi Sahneleri İçin Nöbet Tutuyor
Akün ve Şinasi sahnelerinin gizlice satıldığının ortaya çıkmasın ardından tiyatrocular ve sanatseverler her akşam 19:00'da tiyatro önünde nöbet tutmaya başladı.Ankara'da bulunan Akün ve Şinasi sahnelerinin geçtiğimiz günlerde gizlice satıldığının ortaya çıkmasının ardından sanatseverler ve Devlet Tiyatroları (DT) oyuncuları her akşam saat 19:00'da tiyatro önünde bir araya geliyor.Satışın öğrenilmesinin ardından Cumartesi gününden bu yana her akşam sürdürülen nöbetlerde Ankara halkı sürece ilişkin bilgilendiriliyor. Önümüzdeki günlerde KESK'e bağlı Kültür Sanat Sen, bazı kültür sanat dernekleri ve platformlar arasında yapılacak toplantının ardından büyük bir eylem için Ankara halkına çağrı yapılacağı öğrenildi.'SAHNELERİN SATILMASI ANKARA'NIN KÜLTÜRSÜZLEŞTİRİLMESİ DEMEK'Bu akşamki nöbete katılan Kültür Sanat Sen üyesi DT oyuncusu İskender Altın, İleri'ye yaptığı açıklamada Akün ve Şinasi sahnelerinin satılmasının Ankara'nın ve Çankaya'nın kültürsüzleştirilmesi, tiyatronun ve sanatın kovulması demek olduğunu vurguladı.Şinasi ve Akün'ün Devlet Tiyatrolarına geçmeden önceki yıllarda da tiyatro ve sinema salonu olarak kente sanat hizmeti verdiğini hatırlatan Altın, bu iki sahnenin satışını tiyatroların özelleştirilmesinin devamı olarak gördüklerinin altını çizdi. Ankara gibi büyük bir kente mevcut sahnelerin yetmediğini belirten Altın, bu iki sahnenin satılmasının kentte ciddi bir kültürel boşuk yaratacağını sözlerine ekledi.İlerihaber
Fatih Akın'ın 'The Cut' Filmi Vizyonda
Fatih Akın'ın yönettiği ve Venedik Film Festivali’nde prömiyeri yapılan 'The Cut' (Kesik) filmi geçen Perşembe Almanya’da vizyona girdi. Çalışmalarını Almanya’da sürdüren, kendini yaşadığı kent olan Hamburglu olarak tanımlayan Türkiye kökenli yönetmen, Osmanlı’nın son döneminde 1915 Ermeni Tehciri sırasında iki kızıyla bağlantısı kopan Ermeni bir demirci ustasının öyküsünü anlatıyor.Akın'ın imza attığı 10. uzun metrajlı film olan The Cut'ın senaryosu Hollywood’un efsaneleşmiş senaristlerinden Mardik Martin'e ait. Filmin başrolünde Cezayir asıllı oyuncu Tahar Rahim yer alırken, kadroda kendisine Akın Gazi, Numan Acar ve Korkmaz Arslan gibi Türk oyuncular da eşlik ediyor.Film 1915 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nda Tehcir Kanunu gereğince Mardin’de bütün Ermeni erkeklerin toplanması ile başlıyor. Tehcir kapsamında ailesinden koparılan demirci Nazarat Manukyan yıllar sonra iki kızının hâlâ hayatta olduğunu öğreniyor ve onların izinde Suriye’den Küba’ya, oradan da Amerika’ya uzanan bir yolculuğa çıkıyor.Yönetmenin kendi söylemiyle ‘The Cut’, ‘Duvara Karşı’ filminde aşkla başlayan, sonra ‘Yaşamın Kıyısında’ ölümle devam eden üçlemenin ‘iblis’ yanını oluşturuyor.Alman eleştirmenler tarafından pek beğenilmeyen filmin konusu nedeniyle tartışmalara yol açacak iddialı boyutu bulunduğu, ancak Fatih Akın’ın diğer filmlerine kıyasla sinema dilinin tatmin edici olmadığı öne sürülüyor. Bundan önceki çalışmalarında yorumu seyirciye bırakan Akın’ın bu kez içerik üzerinden mesaj vermeye çalıştığı ve bunda pek başarılı olamadığı belirtiliyor. Filmin Türkiye’de de gösterime gireceği açıklanmasından sonra aşırı milliyetçi çevrelerden ölüm mesajları alan Akın, 1915 Ermeni Tehciri’ni film yapma fikrinin tabuları yıkma fikrinden oluştuğu görüşünde.‘The Cut’ filminin Türkiye’de muhtemelen Aralık ayında sinemalara geleceğinden yola çıkılıyor. Bu arada Fatih Akın’ın bundan sonraki projesinin, 2000-2007 yılları arasında 8’i Türk 10 kişiyi öldüren aşırı sağcı Nasyonal Sosyalist yeraltı terör örgütü ile ilgili olacağı söylentileri var.Geçen günlerde Hamburg Film Festivali'nde prestijli Douglas Sirk Ödülü’ne layık görülen yönetmen, burada konuyla ilgili açıklamasında yeni filmi ile ilgili iddialara ‘Biraz sürpriz olsun. Üzerinde çalışıyorum’ şeklinde bir cevap vermişti.
Pink Floyd’un Türkçe Vedası
Müzik tarihinin en büyük efsanelerinden Pink Floyd, yepyeni albümü bugün çıktı. Hem de içinde Türkçe isimli bir parçayla. Bu güzel bir haber. Ama aynı zamanda bir veda. Artık başka albüm olmayacak. Bir devir kapanıyor...İnsanları dinlediği müziğe göre değerlendirmek ayrımcılık sayılır mı? Ayrımcılık yapmak pahasına da olsa şu cümleyi kurabilirim: Hayatımda hiç Pink Floyd dinleyen kötü bir insana rastlamadım.Müzik tarihinin bir bölümünü biçimlendiren bu adamların melodileriyle dünyaya iyilik aşıladığına inanırım. Ama artık bir dönem sona erdi. Pink Floyd, yeni albümü ‘Endless River’ (Sonsuz Nehir) albümüyle yolculuğunu tamamlıyor.Albüm, grubun 20 yıl önce çıkardığı ‘Division Bell’in yapımı sırasında David Gilmour, Nick Mason ve Richard (Rick) Wright’ın birlikte çalıp kullanmadıkları kayıtların üzerine inşa edilmiş.Pink Floyd, Syd Barrett’sız tam kadro. Grup, Roger Waters’la birlikte 2005’teki Live8 yardım konserinde 24 yıl sonra bir araya gelmişti.Rick Wright’ın 2008’de yaşamını yitirmesinin ardından kimse yeni bir Pink Floyd albümü beklemezken Gilmour ve Mason, 20 saati aşan kayıtları dinleyip, buradan yeni bir albüm çıkabileceğini düşünmüş. Yeni eklemeler yapılmış ve bir şarkı dışında (Louder Than Words) tamamen enstrümantal bir veda albümü ortaya çıkmış.Albüm hem Rick Wright’a hem de Pink Floyd’a veda niteliğinde. Keza Gilmour, Rolling Stone dergisine verdiği söyleşide “Bu çalışmanın üzerine koyacağımız her şey ikinci sınıf kayıtlardan oluşacaktı. Rick’in yokluğunda bir Pink Floyd turnesi mümkün olmaz. Üzücü ama bitti” diyor.ŞARKININ ADI: ANISINAAlbümde Rick Wright’a ithaf edilen şarkının ismi Türkçe, ‘Anısına’. İsrailli klarnetçi Gilad Atzmon’un eşlik ettiği parçanın oryantal, mistik havası nedeniyle Gilmour, Türkçe ağıtları inceleyip böyle bir isim koymuş.Tabii söz konusu Pink Floyd’sa Roger Waters’ı anmamak olmaz. Grubun kurucuları arasında yer alan Waters, 1985’te olaylı bir şekilde Pink Floyd’dan ayrılmıştı. Waters, grubun isim hakkını almak için dava açıp kaybetmiş ama diğer grup üyeleriyle arasında soğuk savaş yıllarca sürmüştü. Waters’ın ardından Gilmour’ın sürüklediği Pink Floyd iki albüm daha çıkarttı. Pink Floyd ve Waters ayrı turneler gerçekleştirdi. Sadece birkaç kez bir araya geldiler.2005’te Afrika’ya yardım için toplanan Live8 konserlerinde Waters ve Pink Floyd 24 yıl sonra aynı sahneye çıktı. Hyde Park’taki kalabalığı çeken kameralar binlerce Floyd hayranının gözyaşları içinde şarkılara eşlik edişini gösteriyordu. Herkes bundan sonra grubun tekrar bir araya geleceğini düşündü.Hatta bir Amerika turnesi için 150 milyon dolar önerildi. Gilmour bu teklifi kabul etmedi. Hatta konser nedeniyle o yıl albümlerin 8 kat artan satış gelirlerini de ‘Live8’e bağışladı. “Pink Floyd’un buradan kazanacağı bir gelir olmamalı” diyen Gilmour, bu hareketiyle konsere katılan diğer sanatçıları da benzer bağışlar yapmak zorunda bıraktı.2010’da Waters ve Gilmour bu kez Filistinli çocuklar için aynı sahneyi paylaştı. Teklif Gilmour’dan gelmişti. The Wall’un yaratıcılarının Gazze duvarının dibinde yaşanan dram konusundaki hassasiyeti, ikisini bir konserde buluşturmaya yetti.Ertesi yıl Waters, Londra’daki bir konsere David Gilmour ve Nick Mason’ı davet etti. Gilmour, rock tarihinin en güzel sololarından birine sahip olan ‘Comfortably Numb’ı  sahnede inşa edilen duvarın üzerinde çaldı. Ama hepsi bu kadar.YILLARIN PİŞMANLIĞIDavid Gilmour: Ben ve Roger yıllarca o kadar gürültü yaptık ki Rick’in grupta ne kadar harika işler yaptığı fark edilemedi.Waters’ın ayrılma kararının ardından Pink Floyd’la ilişkisi bunlarla sınırlı kaldı. Gilmour, birkaç konserde bir araya gelmeleri hakkında “Eskiden kötü zamanlar yaşadık, olumsuz şeylerdi. Bunda benim de payım vardı” dedi. Waters, Pink Floyd’u dava etmesinin yanlış olduğunu itiraf etti. Fakat Gilmour, birlikte asla yeniden bir albüm yapmayacaklarını söyledi.Buna rağmen ‘Endless River’ albümü duyulduğunda “Roger Waters da var” iddiası gündeme geldi. Waters, “Ben 29 yıl önce Pink Floyd’dan ayrıldım. ‘Endless River’da yokum. Anlayın artık” diye bir açıklama yapmak zorunda kaldı.Evet, o kadar yıl geçmesine rağmen Pink Floyd’un son albümü bile Roger Waters-David Gilmour çekişmesiyle anıldı. Rick Wright’a saygı niteliğinde albüm için Gilmour’ın hiç istemediği şey de bu aslında. “Ben ve Roger yıllarca o kadar gürültü yaptık ki Rick’in grupta ne kadar harika işler yaptığı fark edilemedi” diyor.İKİ DELİNİN KATKISIWaters’ın gruptan ayrılışını Stalin’in ölümüne benzeten davulcu Nick Mason ise hâlâ grubun en neşelisi gibi. MOJO dergisine verdiği söyleşide “David istifa edince Pink Floyd bana kalacak ve sadece davulla bir dünya turnesi ayarlayacağım” diyor. Mason, Syd Barrett’ı anmadan Roger Waters’a hakkını vermeden de edememiş: “Gerçek şu ki bu dengesiz insanlar büyük müzisyenlerdi. Eğer deli Syd ve deli Roger’ımız olmasaydı muhtemelen biz saçma sapan şarkılar yapardık”.Ne olursa olsun, birkaç deli adamın ruhunu üflediği bu grup insanları hep etkilemeye devam edecek. ‘Endless River’ da bu ruhun son ürünü olacak. Milyonların kalbinde yer edinecek. Şarkıda geçtiği gibi, “Sonsuz nehir, her zaman ve daima”...Hürriyet / Gökçe Aytulu
Türk Sinemasının 100. Yılında Çok Özel Festival
Bu yıl ikincisi düzenlenen Boğaziçi Film Festivali, Türk Sinemasının 100. yaşına girdiği 14 Kasım’da başlıyor. 102 ülkeden 3 bin 682 filmi festival süresince izlenebilecek.Düzenlenen basın toplantısında konuşan Uluslararası Boğaziçi Film Festivali danışmanı ve jürisi Belçim Bilgin, “Uluslararası Boğaziçi Film Festivali genç bir festival olmasına karşın gerek film gösterimleri gerek atölye çalışmaları ile kalite çıtasını yükseltiyor. Kısa film yarışmasına gösterilen ilgiden de anlaşılabileceği gibi İstanbul’ın kısa film dünyası için bir dünya başkenti haline gelme potansiyeli mevcut. Festival bünyesindeki atölye çalışmalarıyla bunun sağlıklı bir zeminde devam etmesine katkı sağlayacağız.” dedi.Festival danışmanı ve jürileri arasında yer alan Semir Aslanyürek de Türkiye’de sinemanın gelişmesinde festivallerin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Sinema usta-çırak ilişkisi içinde yoğrulan bir sektör. Genç sinemacıların sektörü tam olarak algılayabilmeleri için farklı türleri, farklı bakış açılarını tanımaları ve özümsemeleriyle mümkün. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali özellikle kısa film alanındaki iddiasıyla cazibe merkezi olma iddiası taşıyor. Bunun yanı sıra dünyadan farklı örneklerin yer aldığı seçkisiyle kendine özgü bir üslup geliştirdiğini de söyleyebiliriz.”Festival Genel Sanat Yönetmeni Kamil Koç da festivalin içeriği hakkında şunları söyledi: “Festival süresince konuk ülke Polonya’nın yanı sıra Asya filmlerinden seçkiler ve Derviş Zaim filmlerini göstereceğiz. Böylelikle sinemanın uzun soluklu bir yolculuk ve zihinsel bir izlek olarak algılanmasına yardımcı olmayı amaçlıyoruz. Hollywood’da ünlü isimlere koçluk yapan Ivana Chubbuck gibi isimler de festival bünyesindeki atölyeler ile tecrübelerini aktarma imkanı bulacaklar. Türk sinemasının 100. doğum gününe rastlayan festival açılışımızın Türkiye’de özgün bakış açısına sahip sinema insanlarının yetişmesine katkı sağlamasını arzu ediyoruz.” Zaman
Reklam
Reklam
Unutulmaz 10 Yeşilçam Repliği
Hali hazırda 2014 yılı boyunca Türk Sineması'nın 100. yaşının kutlandığı etkinlikler devam ederken yıllardır efsane olmuş replikleri tekrar anımsayalım istedim.Ps. Videolar Yeşilçam Türkiye resmi YouTube  kanalından alıntıdır.
Milyonluk Eserleri 10 Bin Liraya Satmışlar!
Ankara Resim Heykel Müzesi'ndeki milyonlarca liralık tabloların, sahteleriyle değiştirilerek 10 bin liraya satıldığı ortaya çıktı.Ankara Resim Heykel Müzesi'nden değerli eserlerin nasıl çıkarıldığı gizli tanık ifadesiyle de gözler önüne serildi. Soruşturma kapsamında ifadesine başvurulan gizli tanık, müzede güvenlik görevlisi ve müdür yardımcısı olarak çalışan kişilerin tabloları sattığını söyledi.Gizli tanığın verdiği bilgiye göre müzenin depolarında duran, bazıları kayıtlara girmemiş orjinal resimler dışarı çıkarıldı ve yerlerine sahteleri konuldu. Bunlar arasında Halil Haşa'ya ait iki yağlı boya tablo da 10 bin liraya satıldı.Bu tablolar başka isimler arasında el değiştirirken aynı müzeden 80 eser daha geldi.Bunların bir bölümü müzayedelerde bir bölümü de el altından satıldı.Resim Heykel Müzesi'nde kayıp 132 eserle ilgili başlatılan operasyonda aralarında işadamarı ve antikacilarında bulunduğu 17 şüpheliden 3'ü tutuklandı. 6'sı adli kontrol şartıyla serbest bırakıdı. Müzenin güvenlik görevlisiyle satışlara aracılık eden iki kişi cezaevine gönderildi.Operasyonda bazı eserlerin kaybolduğu bazılarının da sahteleriyle değiştirildiği ortaya çıktı. Bulunan eserler arasında ünlü ressam Hikmet Onat'a ait manzara tablosu, Hüseyin Avni Lifij'e ait portre ve manzaralar, camii resimleriyle tanınan Şevket Dağ'a ait cami çıkışı tablosu, Hoca Ali Rıza'ya ait karakalem eskiz ve yağlıboya tablolar bulunuyor.Posta
Reklam
Tek Mekanda Geçen 14 Efsane Film
Kimi sinema severlerin özellikle kıymet verdiği bir kategoridir tek mekanda geçen filmler. Özel efektlere boğulmuş atlamalı zıplamalı filmlere alışık yeni nesiller pek bilmezler ama tek mekanın verdiği gerilimi fazla teknoloji bile veremez. Hani orada tıkılır kalırsın çıkamazsın, Sadece gerilim değil, komedi, gizem, bazen hepsi tek bir evde ya da bir odada vuku bulur. İŞTE ÖYLE ŞEYLER.
Reklam
Recep İvedik Animasyon Filmi Oluyor!
Şahan Gökbakar'ın izlenme rekorları kıran film serisi Recep İvedik yeni filmi için hazırlanıyor. Kardeşi Togan Gökbakar ile uzun süredir çalışan Şahan Gökbakar yeni Recep İvedik'i animasyon olarak hayata geçirecek.2008'de başlayan Recep İvedik yolculuğu ile izlenme rekorları kıran Şahan Gökbakar, İvedik’le ilgili yeni projesini hayata geçirmeye hazırlanıyor.Animasyon olarak geliyor..7 milyon kişinin izlediği Recep İvedik 4 filmiyle yaklaşık 70 milyon hasılat yapan Şahan Gökbakar, İvedik'i bu kez animasyon olarak sinemaya taşıyacak. Yönetmen kardeşi Togan Gökbakar ile birlikte uzun süredir üzerinde çalışan komedyen, Recep İvedik için Hollywood’a özgü teknikler kullanacak.Çizimleri ve animasyonları için Anima İstanbul'la anlaşan Şahan Gökbakar, yeni projesinde sesiyle var olacak. Komedyen geçen hafta da Recep İvedik’in 3D animasyon resmini sosyal medya hesabından paylaşarak takipçilerini meraklandırmıştı.Milliyet
Reklam
Fazıl Say Yeni Albümünü Youtube'da Anlatıyor
Fazıl Say, Yekta Kopan ile özel bir röportaj gerçekleştirdi. Geçtiğimiz günlerde Fazıl Say'ın resmi YouTube kanalından yayınlanan videoda Say, Yekta Kopan'a projelerini, yeni albümü Say Plays Say'ı,Kumru'yu, Japonya Turnesi'ni ve Belçika Ulusal Orkestrası'nın siparişi olan 1914'ü anlattı.Say Plays Say’ın ilk konserini 10 Kasım'da 26. Yıl ENKA Kültür Sanat Buluşmaları kapsamında İstanbul’da gerçekleştiren Say, bugün yine ENKA sahnesinde olacak. İstanbul Erkek Lisesi'nin 1. Dünya Savaşı'na katılan öğrencilerine bir ağıt niteliğinde bestelenen ve Belçika Ulusal Orkestrası'nın I. Dünya Savaşı konulu eser siparişi olan  '1914'ün Dünya Prömiyeri ise kasım ayı sonunda gerçekleşecek. Sait Faik, İlk Şarkılar 2, Mozart Sonatları albümü ve diğer tüm gelişmeleri bulabileceğiniz bu röportajı yukarıdaki bağlantıdan izleyebilirsiniz:bugunbugece.com
Hayao Miyazaki’den Yeni Kısa Animasyonlar Geliyor
Daha önce The Castle of Cagliostro, The Wind Rises, Spirited Away, Princess Mononoko ve My Neighbor Totoro gibi müthiş yapımların altına imzasını atan usta yönetmen Hayao Miyazaki, kısa bir süre önce film yapımcılığından emekli olduğunu açıklamış ve kendisini sevenleri yasa boğmuştu. Şimdi gelen haberler ise biraz da olsun yüzleri güldürebilir.Çünkü Miyazaki, uzun metraj film yapımcılığı yerine kısa animasyon filmler çekeceğini açıkladı. Geçtiğimiz hafta düzenlenen özel seremoni ile kariyeri için özel bir ödül alan Miyazaki’nin kariyerinin tamamen sona ermediğini öğrenmek gerçekten harika bir haber diyebiliriz.Los Angeles’ta düzenlenen konferansta bir açıklama yapan Hayao Miyazaki’nin tam sözleri ise şöyle;'Kısa animasyon filmler yapacak olmanın en güzel yanı finansal açıdan başarı amacı gütmüyor olmak. Bir müzede gösterilecek olan kısa filmi izlemek isteyenler, müzeyi ziyaret ettiklerinde içeride kurulan ufak sinemada bunu yapabilecekler. Eğer animasyon biraz sıkıcı dahi olsa, kısa olmasından ötürü hakkında sızlanmadan izleyip salondan ayrılabilecekler.'Açıkcası Miyazaki’nin bu açıklamayla biraz alçakgönüllü davrandığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Son olarak Studo Ghibli Müzesi’nde yapılan gösterimde 12 dakika süren Mei and the Kittenbus adlı kısa film oldukça beğenilmiş ve ilgi görmüştü. Filmde de My Neighbour Totoro filminden karakterler yer alıyordu.Süperkarga
Reklam