Müzik dünyasını maalesef en az 10 sene geriden takip eden ve popüler kültürün kurbanı bir müzik piyasasına sahibiz milletcek. Feci yetenekli gruplarımız var, çok önemli etkinlikler de yok değil. Güzel şeyler oldu 2014’te ama gelin biz bakalı bu sene kimler gelmiş, hatta ağırlığı gecikmeli gelenlerden oluşan 2014 misafir listemize bir bakalım.
Sene boyunca, her yerde olan ve çarpıcı kareleriyle bizlere durumu resmeden AFP fotomuhabiri Bülent Kılıç, Guardian tarafından 2014’ün Fotoğrafçısı seçildi!2014 senesi nasıl geçti sorusuna en güzel yanıt, gerçekten de Bülent Kılıç’ın objektifinden verilebilir. Kiev’deki gösterilerden, Soma’daki maden cinayetine, oradan Suruç’a kadar, kronolojik bir 2014 senesine buyrun.
Dünyanın Çatısı olarak da bilinen 27 milyon nüfuslu Nepal, dünyanın en yüksek dağlarından sekizine ev sahibi olmasıyla, zengin ve mistik bir kültüre sahip. Şimdi sizleri Nepal'in manzaralarından, insanlarından ve düzenlenen Hindu festivallerinden derlenen bir fotoğraf serisiyle baş başa bırakıyoruz.
MTV 2014’te yayına giren filmlerden çıplak bir derleme yapmış.2014’ün en çıklak 11 sahnesini derleyen MTV’nin videosunda Nymphomaniac’tan Scarlett Johansson’ın soyunmasına kadar birçok filmden karakter ve sahne yer alıyor.
1997 Nisanının başında ''Cennetin Kapısı' tarikatının 39 gencin, kuyruklu yıldızın arkasında olduğuna inandıkları UFO'yla cennete gitmek için yaptıkları kitlesel intihardır.kaynak: Milliyet
2014'de patlayan şarkıları eline geçirdiği aletlerle çalan adam. Video içinde çaldığı şarkılar;1. Clean Bandit ft. Jess Glynne - Rather Be2. Lilly Wood & The Prick and Robin Schulz - Prayer In C3. Pitbull ft. Ke$ha - Timber4. Pharrell Williams - Happy5. Jessie J ft. Ariana Grande and Nicki Minaj - Bang Bang6. Taylor Swift - Shake It Off
Yayınevi, e-kitapları daha yaygın kullanılmaları için basılı kitapların yarı fiyatına satacakTürkiye’de yayımlanan ilk elektronik kitabın sahibi Can Yayınları, bu konudaki öncü rolünü sürdürerek bir ilke daha imza atıyor. Yayınevinin bu haftadan itibaren uygulayayacağı karara göre, Can Yayınları etiketi taşıyan tüm e-kitaplar basılı kitabın yarı fiyatına okura sunulacak.“Aynısının Yarısı!” sloganıyla duyurulan kararı anlatan yayınevinin sahibi Can Öz, e-kitaba uygulanan fiyat politikasının, yayınevi için büyük bir fedakarlık değil, sadece doğru fiyatlandırma olduğunu ifade etti ve ekledi: “Yayıncılar olarak bugüne kadar okura e-kitap satın alması yolunda haklı bir gerekçe veremedik. Bence bu fiyat değişikliği, yayıncıların tamamının üzerine düşünmesi gereken bir özeleştiridir. Telif hakları ile sözleşmeler mani olmadığı sürece tüm basılı kitaplarımızı e-kitaba dönüştürmeyi hedefliyoruz. Düşüncenin önündeki engel ve tartışmaların arttığı bu dönemde, elektronik kitabın bağımsızlığını ilan etmesinin ayrı bir önemi olduğunu düşünüyoruz. Bu sebeple yayıncılığa korku salan bu süreci sonuna dek desteklemekte kararlıyız.”Milliyet Sanat
Kadınların tamamen değişerek günümüze geldiğini düşünüyorsanız, fena halde yanılıyorsunuz demektir. Her ne kadar ''Siz erkekler hep aynısınız!'' deseler de, kadınların eline su dökemeyeceğimizi 12 tarihi fotoğrafla ispatlayacağız.
Doktorasını Melbourne Üniversitesinde nöroloji ve müzik eğitimi üzerine yapan Anita Collins, müzik dinlerken ve bir müzik aleti çalarken beynimizde olup bitenleri yaklaşık 5 dakikalık bir videoya sığdırarak anlatmayı başarmış.Sharon Colman Graham tarafından hazırlanan animasyonda, gelişen teknoloji sayesinde daha ayrıntılı olarak incelenebilen insan beyninin müziğe karşı verdiği olağanüstü tepki anlatılıyor. Günlük hayattaki aktiviteler için sadece tek bir bölgesi kullanılan insan beyninin, müzik dinlerken aynı anda birçok bölümü harekete geçiyor.Müzik aleti çalan bir insanın beyni ise tam bir havai fişek gösterisini andırıyor. Videoda özellikle enstrüman çalan birisinin normal hayatta olayları nasıl daha hızlı kavradığı, hafızasının ve yeteneklerinin nasıl çok yönlü olduğu da vurgulanıyor.
Kasım 2014'te vizyona giren Yıldızlararası (Interstellar) filmi, izleyeciler tarafından büyük beğeni aldı. Ayrıca filmin gerek içeriği, gerekse görsel yapısı, bilime yaptığı katkılarıyla da ses getirdi. Bu yazıda filmin kurgusuna pek dokunmadan, filmin bilimsel arkaplanına göz atmaya çalışacağız.Filmin bilim danışmanı (ve aynı zamanda yapımcılarından olan) Kip Thorne ünlü bir fizikçi. Filmle aynı tarihte piyasa bir kitap çıkardı: The Science Of Interstellar (Yıldızlararası’nın Bilimi). Alfa Bilim dizisinden basıma hazırlanan bu kitapta filmdeki hemen her bir sahne anlatılmış ve açıklanmış. Yerimiz dar olduğundan kitaptaki önemli yerleri aktaracağımız bu yazıda, mümkün olduğunca filmi anlamamız için gereken fizik alt yapısı verilmeye çalışılacak. Bu yazıdaki görsellerin bir kısmı, ikisi de Alfa Bilim dizisinden çıkmış olan Stephen Hawking’in Zamanın Kısa Tarihi ve John Gribbin’in Çoklu Evrenler kitaplarından diğerleriyse Kip Thorne’un kitabından alınmıştır.Öncelikle Kip Thorne’dan söz edelim biraz. Amerikan Bilimler Akademisi, Ulusal Bilimler Akademisi, Rus Bilimler Akademisi, Amerikan Felsefe Derneği gibi en önde gelen bilim ve felsefe gruplarına üyeliği bulunan Prof. Thorne’un aldığı birçok ödülden birisi de 2009 yılında aldığı Albert Einstein Madalyası'dır. Prof. Thorne kütleçekim ve astrofizik konularında çalışmış ve California Teknoloji Enstitüsünde 2009 yılına kadar Feynman Teorik Fizik Profesörlüğü unvanını taşımıştır. Genel Görelilik Teorisi üzerine yazdığı yüzlerce makale ve kitapla dünyanın önde gelen araştırmacılarından biri olmuştur.Kip Thorne’un danışmanlığında kurgulanan film baştan sona bilimsel kuramlara dayanmakta. Fantezi öğeleri yok filmde. Ancak bu bilimsel kuramların hepsi aynı türden değil. Kip Thorne Yıldızlararası’nın Bilimi kitabında bilimsel kuramları üçe ayırıyor: İlki, kanıtlanmış bilimsel gerçekler (görelilik kuramı, kuantum kuramı vb gibi). İkincisi ise henüz kanıtlanmasa bile kanıtlanacağına kesin gözüyle bakılanlar (örneğin henüz Mars’a insan gönderemediysek de yakın bir zamanda göndereceğimiz kesin). Üçüncü tür bilimsel kuramlarsa, diğer bilimsel kuramlarla çelişmeyen ancak henüz kanıtlanmamış kuramlar (sicim kuramları, 5 veya 11 boyutlu uzayzaman vb gibi). Bu kuramların doğrulanacağına dair bir kanıt yok elimizde. Ancak diğer kuramlarla uyum içinde olduklarından bunlara fantezi veya hayal ürünü olarak bakamayız. Belki ilerde yanlışlanacaklar ve yerlerini başka kuramlara bırakacaklar ama şu anda bunları kullanarak evrene ilişkin bazı olguları açıklamaya çalışmakta bir sakınca yok. Sonuçta bu bir film, eğlenceli ve ufuk açıcı olması gerekiyor.Filmin önemli bir kısmı bu üçüncü türden henüz kanıtlanmamış bilimsel kuramlara dayanıyor. Bunları anlatmadan önce, günümüz fiziğinin temellerini oluşturan kanıtlanmış kuramlara hızlıca bir göz atmamız gerekiyor.
William Shakespeare’in yazdığı Alexandar Popovski’nin yönettiği Bir Yaz Gecesi Rüyası ile İsmail Kadare’nin yazıp, M. Nurullah Tuncer’in yönettiği Ölü Ordunun Generali repertuara eklenen yeni oyunlar olurken Ocak ayı içinde sahnelenecek diğer oyunlar ise;On İki Öfkeli Adam, Terzi, Şark Dişçisi, İsimsiz, Ocak, Para, Türkiye Kayası “Bir Göç Hikâyesi”, Cibali Karakolu, Zengin Mutfağı, Kerbela, Lillian, İstanbul Efendisi,Komşum Hitler, Sırça Hayvan Koleksiyonu, Vakti Geldi, “İlk Oyun”: Çürük Temel, Shakespeare, Hıdrellez, Sirke Tadında Böğürtlen Reçeli, Ölü Adamın Cep Telefonu ve çocuk oyunları; Pırtlatan Bal, Karagöz Balıkçı, Kedi ile Palyaço, Üç Kardeş ve Muhteşem Kurt, Balon, Bir Gün Ayakkabımın Teki, Harikalar Mutfağı, Boya Benek, Damlaların Dansı, Piti…
Günden güne nüfusu artan,yerleşim yerleri gittikçe çoğalan,bazı ilçeleri neredeyse il olarak kabul edilecek duruma gelen,Roma,Bizans,Osmanlı İmparatorluğunun başkenti olan İstanbul metropolünün nüfusunu 15 milyon olarak kabul edersek(kimse etmiyor);
Fasıl müziği; Türk musikisi tarzında onula aynı makamda söylenen ve farklı çalgıların biraraya getirilmesiyle oluşturulan kişilerin verdiği müzik ziyafetine denir. Din temasının kullanıldığı müzik türü 'Tasavvuf müziği' olarak bilinir.Fasıl, Türk musikisinde çok sevilen bir yere sahiptir. Bunun nedenini soracak olursanız fasılı icra eden sanatçılar ve müzisyenler bu işi zevkle yaparlar, çünkü bir serbestlik hakimdir. Her icra eden, makam kuralları içerisinde bütün hünerlerini rahatlıkla gösterebilir. Ayrıca ağırdan başlayıp hareketlenen bir yapıya sahip olduğu için halk arasında kendi sevenlerini oluşturmuştur.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı Sarayı'nda devlet başkanı düzeyinde ilk olarak Vatikan Devlet Başkanı Papa Francesco'u ağırladı.Francesco, ziyareti dolayısıyla Erdoğan'a Romalı çağdaş ressam Riommi'nin ''St. Angelo Kalesi'nden Görünüm'' adlı yağlı boya tablosundan esinlenerek hazırlanan, mozaik bir resim hediye etti. Resmin, Vatikan Mozaik Stüdyosu'ndan sanatçılar tarafından hazırlandığı öğrenildi.Erdoğan ise, Papa'ya Fatih Sultan Mehmet'in Bosna'da ikamet eden Hristiyanlara verdiği 'Din ve İnanç Özgürlüğü Fermanı'nın gümüş zemin üzerine hazırlanmış tablosunu hediye etti. Erdoğan, Ankara Üniversitesi'nce hazırlanan 4 ciltlik İslamiyet ve Hristiyanlık Dini Terimler Sözlüğü de takdim etti.
Korsan takip şirketi Excipio'dan alıntı yapan Hollywood Reporter dergisinde çıkan habere göre, Disney çizgi filmi Karlar Ülkesi (Frozen) listede ikinci sırada yer alıyor.Martin Scorsese'ın yönettiği ve yolsuzluğa batmış New York borsacılarının hayatını konu alan gerçek yaşam öyküsü Para Avcısı (Wolf of Wall Street) 2014'ün yasa dışı yollarla en çok indirilen filmi oldu.Korsan takip şirketi Excipio'dan alıntı yapan Hollywood Reporter dergisinde çıkan habere göre, Disney çizgi filmi Karlar Ülkesi (Frozen) listede ikinci sırada yer alıyor.Her iki film de torrent kullanıcıları tarafından 1 Ocak - 23 Aralık 2014 tarihleri arasında yaklaşık 30 milyon kez indirildi.En çok korsanı indirilen üçüncü film ise uzay macerası Yerçekimi (Gravity) oldu.Leonardo Di Caprio 'nun borsacı Jordan Belfort 'ı canlandırdığı Para Avcısı, geçen sene ABD'de ilk gösterime girdiğinde uyuşturucu kullanımı ve müstehcen sahneleri nedeniyle tartışmalara neden olmuştu.Geçen yıl en iyi film dalında Oscar'a aday gösterilen üç saatlik Para Avcısı'nda 500'den fazla küfürlü ifade geçiyor.En çok korsanı indirilen diğer Oscar adayı filmler ise, 12 Yıllık Esaret (12 Years a Slave), Düzenbaz (American Hustle) ve Kaptan Phillips (Captain Phillips).Hollywood Reporter yılın en çok gişe yapan filmi Galaksinin Koruyucuları'nın (The Guardians of the Galaxy) listede olmamasını, 'insanların filmi sinemada izlemeyi tercih etmiş olabileceklerine' bağladı.Variety dergisi üçüncü sırada Robocop'un göründüğünü, ancak bu rakamlara filmin 1987'de yayımlanmış önceki bölümünün de dahil olduğunu belirtti.En çok indirilen filmler1. Para Avcısı - The Wolf of Wall Street 30.035.0002. Karlar Ülkesi - Frozen 29.919.0003 . RoboCop 29.879.0005. Hobbit: Smaug'un Çorak Toprakları - The Hobbit: The Desolation of Smaug 27.627.0006. Thor: Karanlık Dünya - Thor: The Dark World 25.749.0007. Kaptan Amerika: Kış Askeri - Captain America: The Winter Soldier 25.628.0008. Herkül: Efsane Başlıyor - The Legend of Hercules 25.137.0009. X-Men: Geçmiş Günler Gelecek - X-men: Days of Future Past 24.380.00010. 12 Yıllık Esaret - 12 Years a Slave 23.653.00011. Açlık Oyunları: Ateşi Yakalamak - The Hunger Games: Catching Fire 23.543.00012 . Düzenbaz - American Hustle 23.143.00013. 300: Bir İmparatorluğun Yükselişi - 300: Rise of an Empire 23.096.00014. Transformers 4: Kayıp Çağ - Transformers: Age of Extinction 21.650.00015 . Godzilla 20.956.00016. Nuh: Büyük Tufan - Noah 20.334.00017. Uyumsuz - Divergent 20.312.00018. Yarının Sınırında - Edge of Tomorrow 20.299.00019. Kaptan Phillips - Captain Phillips 19.817.00020. Son Kalan - Lone Survivor 19.130.000BBC Türkçe
Yıllara meydan okuyarak yaşlanmak, evet kulağa iyi geliyor. Ama cazibeli bir şekilde yaşlanmak… Eğlenceli gibi duruyor. Bir fotoğrafçı ve blogger olan Ari, bunu yapmayı seçen kadınların fotoğraflarını çekti. 2009 yılında fotoğrafçı Ari Seth Cohen 'Advanced Style' adında bir blog yarattı. Blogda Manhattan’ın yaşlı kadınlarının tarzlarını ortaya koydu. Ari ortaya koyduğu güçlü ve tarz sahibi yaşlı fotoğraflarıyla yaşlılık üzerine kalıplaşmış fikirlerle mücadelede bizlere de yeni moda ikonları sundu.
Yağmurlu bir İstanbul akşamında Kadıköy’de ustamız, abimiz Zihni Göktay’la buluştuk. Gerçek bir İstanbullu, tiyatromuzun ve bu çağın tiyatrosunun dev ustası. İlk tiyatroya geldiğimde Tiyatro Araştırmaları Laboratuarında Beklan Algan ile çalışmaya başladım. Zihni Bey ile 1996 yılıydı sanırım tanışmamız. Zihni ağabeyle karşılaştığımızda mutlaka ‘nasılsın, n’aber’’ deriz birbirimize ona olan sevgimiz bir başka çünkü çok mütevazı bir sanatçı. Egosuz ve sanata dair tecrübelerini bilgisini paylaşacak kadar cömert, yeni nesil oyunculara örnek bir oyuncu.Yüzüne baktığınızda tüm tiyatro tarihinin ustalarını, oyunlarını, eserlerini okursunuz adeta. Cumhuriyet tarihimizin en büyük tiyatro oyuncusu. Kendi tekniğini geliştirmiş iyi bir uygulayıcı. Mucizevi bir içsel güce sahip olduğu için sabır ve metanet ve sağlam bir tiyatro kültürü olduğu için önemli rolleri tiyatrosu için oynamış fedakar bir usta. Dünyaya tüm açılardan bakan ve sadece tiyatro için sevinen, üzülen bir tiyatro adamı düşünün kimseyi kıskanmaz ve oldukça doğal…Yıllar içinde yenilikçi, araştırmacı oyunculuğu da bizlere anlatmıştır. Faydalı olmak onun en öncelikli felsefesidir. Her sezon oyun sahneleyen oyuncuyu düşünün yorulmalıydı ya da bıkmış usanmış havasında oynamalıydı ancak daha enerjik daha heyecanlı bir oyuncu olarak seyredersiniz… Oyunculuğunun gelişimine yönelik çalışmalar yapmayı tercih etmesinin sebebi diğer oyuncular gibi varolanla yetinmez günceli, eskiyi yeni takip eder… Amacı tiyatro para kazanmakta değil, şu insanlık aleminde çorbaya katkıda bulunmak. Neydi bu ondaki enerji galiba; sadece öğrenmek değil, öğretmek olsa gerek..Tecrübeleriyle, bakış açılarını bünyesinde barındıran adeta binlerce penceresi olan bir bilgisayar gibi.. Soru sorduğunuzda mutlaka zekice cevaplar alırsınız. Seçilen, oynanacak olan metin veya konu üzerine araştırmalar yapmasına, bulduğu verileri kendi yaşamı ve günümüz koşullarıyla ilişkilendirerek sahne üstü performansa dönüştürmesine hayranlıkla bakıyorum. Onda diğer oyunculara da yaratıcılık açısından cesur ve özgür olmasını teşvik eden yüksek ruh ve erdemini görüyoruz.Lüküs Hayat ile özdeşleşmiş bu ustayı yeni bir oyun Cibali Karakolu’nda seyrediyoruz. Seyretmek isteyenler için yer bulmak mümkün değil, seanslar günler öncesinden doluyor. Zihni Göktay ismi burada bir dev, bir devir ve oyunun markası. Cibali Karakolu tıpkı 2. Lüküs Hayat niteliğinde talep görüyor ve başrol oyuncusunu kitlelerle buluşturmaya devam ediyor…*****Kahvelerimizi yudumlarken ilk oyunu ‘’Gogolün Müfettişi’’ oyununda yargıç rolüyle sahnelere adım attığını anlatıyor ve “Bugüne kadar eve hep terli fanilayla gitmişimdir” diyor.Burada derin bir geçmişi ve hatıraları anımsarcasına sanatımdan başka bir şey düşünmedim diye devam ediyor. Zihni ağabey şundan dolayı çok mutlu; “Tiyatroma para kazandırdım ve hep dolu salona oynadım” diyor. “Devlet bize sahnede konuşmamız için para veriyor bende nefesimle helal para kazandığıma yaratıcıda şahit diyerek oynuyorum.” Yalnız şu cep telefonlarının oyun esnasında halen zillerinin susmamasını yadırgamakta. Çünkü bunun birbirimize saygımızı, sanata saygımızı azalttığını düşünüyor.Hamdi Gültekin - Ülkede Sanat