Sinema emekçileri ve sinemaseverler 'Bakur' filminin 34. İstanbul Film Festivali’ndeki gösteriminin engellenmesinin ardından sansüre karşı yürüdü.Fransız Kültür Merkezi’nden Atlas Sineması’na yapılan yürüyüşte “Bu daha fragman film yeni başlıyor”, “Filmi durdurma sansürü durdur”, “Sansür mü? N’ayır, n’olamaz” sloganları atıldı. Yürüyüş sonrası sanat üzerindeki tüm baskıların kaldırılması, filmlerin özgürce izleyiciyle buluşması ve festivallerin bağımsızca var olabilmesi için mücadele çağrısı yapıldı.MESLEK ÖRGÜTLERİ SANSÜRE KARŞI BİRLEŞTİEyleme Sinema Emekçileri Sendikası, Oyuncu Sendikası, Sinema Yazarları Derneği, Türkiye Görüntü Yönetmenleri Derneği, Sinema Televizyon Sendikası, Yeni Sinema Hareketi, İşçi Filmleri Festivali, Documentarist İstanbul Belgesel Günleri, Hangi İnsan Hakları? Film Festivali, Emek Bizim İstanbul Bizim ve Gökyüzü Oyuncuları destek verdi.Yönetmen Önder Çakar, Kazım Öz, Emin Alper, oyuncu Menderes Samancılar, Rıza Kocaoğlu, Rıza Akın, Defne Halman ve Vildan Atasever de yürüyüşe katılan sinemacılar arasındaydı.
Dünya Edebiyatı'nın en özgün yazarlarından birisi olan Franz Kafka'nın bugün -3 Temmuz 1883- doğum yıl dönümü. 'Aforizmalar' adlı eserinden derlenmiş, 'Günah, Istırap, Umut ve Doğru Yol Üzerine' söylediği sözlerden oluşan aforizmalarını derlemek için ne de güzel bir gün...Kaynak: Franz Kafka - Aforizmalar. Altıkırkbeş Yayın. İstanbul 2010.
İngiliz fotoğrafçı Ed Thompson, alışılmışın dışına çıkarak kızılötesi fotoğraflar çekiyor. Sanatçı, dünyanın pek çok farklı bölgesinde çektiği fotoğrafları ise ‘The Unseen’ adıyla Londra’da sergiliyor.
Kadınlar zayıf ve güçsüz doğmazlar. Kimse böyle doğmaz. Ama küçük yaşlardan itibaren kadınlar, narin, uzlaştırıcı ve en önemlisi de güçlü değil güzel olmaya teşvik ediliyor. Ama bu içerikte fotoğraflarını paylaşacağımız fotoğrafçı Kate T. Parker bu yanlış görüşe bir son vermek adına bir proje başlattı. Kadınların sadece kibar, narin ve güzel olmadıklarını; aynı zamanda kendilerini savunabilen, hayatın zorluklarıyla mücadele edebilen güçlü insanlar olduklarını, kızlarıyla çektiği fotoğraflarla göstermeyi amaçlamış. Bir senelik bir fotoğraflama sürecinden sonra, şimdilerde çalışmalarını sergilemek için kolları sıvamış.
1977'de Yeşilçam'ın sansüre karşı üç günlük yürüyüşünü anlatan 'Yollara Düştük', sansür nedeniyle üç film festivalinden çekilmek zorunda kaldı. Belgeselin ilk gösterimi yarın Abbasağa'da Sansür Forumu'nda gerçekleşecek.Bianet'ten Çiçek Tahaoğlu'nun haberine göre Bir sansür belgeseli olan “Yollara Düştük”, finalist olarak seçildiği film festivallerinden iki kere sansür nedeniyle, bir kez de eser işletim belgesi olmadığı gerekçesiyle geri çekilmek zorunda kaldı.Sinema sanatçılarının 1977’de sansüre karşı üç günlük yürüyüşünün hikayesini anlatan filmin ilk gösterimi ise yarın (18 Nisan Cumartesi) Abbasağa Parkı’nda düzenlenecek Sansür Forumunda gerçekleşecek.Filmin yönetmeni Deniz Yeşil, “İki festivalde, başka filmlere uygulanan sansür nedeniyle, bir sansür belgeselini gösteremedim. Ama şaşkınlığım burada bitmedi. Dün akşam Eskişehir Film Festivali’nden aldığım telefonla, Yollara Düştük'e yine yollardan çekilmek düştü” dedi.51. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nden Reyan Tuvi’nin Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek belgeseline, 34. İstanbul Film Festivali’nden ise Ertuğrul Mavioğlu ile Çayan Demirel’in Bir Gerilla Belgeseli Bakur/Kuzey adlı belgeseline uygulanan sansür nedeniyle geri çekilme kararı alan “Yollara Düştük”, Eskişehir Film Festivali’nde ise Eser İşletme Belgesi engeli nedeniyle yayınlanmayacak.
2013 yazının bol gişeli hiti Man of Steel'in devamı olacak yapımda bu sefer Superman ve Batman beraber yer alacaklar! Warner Bros. yapımcılığında ve yine Zack Snyder yönetmenliğinde hayata geçirilen projede senaryo yine David S. Goyer'ın kaleminden çıkacak. Henry Cavill'i tekrar Superman olarak izleyeceğimiz filmde kendisine Diane Lane, Laurence Fishburne ve Amy Adams eşlik edecek. Frank Miller'ın 1986 tarihli kitabından Batman ile Superman'ın karşı karşıya geliyor. Filmin senaryosunun da kısmen bu bölümden uyarlanacağı açıklanmıştı.
Yeni albümünü duyurmaya hazırlanan Rihanna, yepyeni videosu “American Oxygen” i sonunda YouTube üzerinden de yayınladı.Amerika’da Ferguson Protestoları olarak tarihe geçen, 2014 yılında siyahi bir Amerikalı’nın beyaz bir polis tarafından haksız yere öldürülmesini protesto etmek amacıyla, Massouri’deki Ferguson kasabasında başlayan ve ülke geneline yayılan protestolarından gerçek görüntülerin yer aldığı video, Rihanna’nın ilk kez ulusal bir konuya değindiği videosu olma özelliğini taşıyor.
2011 yılının mayıs ayında kurulan Yüzyüzeyken Konuşuruz başta sadece genç bir şarkı yazarının video kamerayla kaydedip yayınladığı şarkılarından oluşan bir projeydi. Sonrasında insanların yayınlanmış olan şarkılara yoğun ilgi göstermesi, projenin internette oldukça yüksek bir şekilde ses getirmesinin ardından Kaan Boşnak, grubun elektro gitaristi Engin Sevik ile beraber güç birleştirme kararı aldı. Kemik kadrosu Kaan Boşnak ve Engin Sevik'ten oluşan Yüzyüzeyken Konuşuruz'un orkestrasında üç yıllık sahne süreçlerinde birçok isim yer aldı.2013 Eylül'ünde Fono Müzik'ten yayınladıkları Evdekilere Selam albümü ile yayınlanmış eski şarkıları yeniden düzenleyerek dinleyicilerine sundular.Yüzyüzeyken Konuşuruz, metropolün içinde sıkışmış; kayıp bir jenarasyon olma tehlikesinin eşiğinde büyümüş iki genç insanın anlattığı hikayelerden oluşan şehirli bir lirik müzik grubu. Yaptıkları müziği en genel bakışla indie-folk olarak isimlendiriyorlar. Yüzyüzeyken Konuşuruz gitar ve vokalde Kaan Boşnak, elektrik gitarda Engin Sevik, bas gitarda Burak Güngörmüş ve davulda Can Kalyoncu'dan oluşan kadrosuyla konserler vermekte.
Fransız sanatçı Thomas Lamadieu'yü bir önceki galeride size tanıtmıştık. Sanatçı binalar arasındaki boşluğu fırsat bilip, yeteneğini de bu boşluklara katıp onların üzerine güzel çizimler gerçekleştiriyor. Çatılar ve oluklar onun için büyük fırsat ve çizdiği karakterler ise bulduğu boşluğa göre şekil değiştirmekte. En sıradışı boşluğu bulabilmek için, İspanya, Güney Kore, Fransa, Kanada ve geçen sene Amerika Birleşik Devletleri'ni ziyaret etmiş. Önceki galeriyi de görmek istiyorsanız: http://onedio.com/haber/gokyuzunu-tuval-olarak-kullanan-adam-292519
Bu yıl 20'ncisi düzenlenen 'Sadri Alışık Sinema ve Tiyatro Oyuncu Ödülleri' adayları Pazartesi günü açıklanacak. Ödüller, 4 Mayıs'ta MKM Atilla İlhan Salonu'nda gerçekleştirilecek törenle sahiplerine verilecek.Sinema ve tiyatro dünyası tarafından büyük bir heyecanla beklenen Sadri Alışık Sinema ve Tiyatro Oyuncu Ödülleri adayları 20 Nisan Pazartesi günü açıklanacak.Sinema ödülleri jüri başkanlığını Zuhal Olcay, tiyatro ödülleri jüri başkanlığını ise Üstün Akmen'in üstlendiği organizasyonda, jüri üyeliklerini Burak Göral, Fehmi Yaşar, Burçak Evren, Prof. Dr. Bülent Vardar, Mehmet Aslantuğ, Vecdi Sayar, Cem Duygulu, Dilek Yorulmaz, Eser Rüzgar, Hami Çağdaş, Mehmet Çiftçi, Nil Aykon, Refika Sezik, Rengin Uz, Sevil Özdemir, Tijen Savaşkan, Tolga Polat ve Yaşar İlksavaş yapıyor.Sadri Alışık Ödülleri Sinema Seçici Kurulu Başkanı Erden Kıral, bu sene yönettiği 'Gece' adlı filmde rol alan oyuncuların değerlendirme dışı kalmaması adına başkanlık görevinden çekildi.Türkiye'de sinema ve tiyatro dallarında oyuncu ödülleri veren tek ödül töreni olma özelliği taşıyan 'Sadri Alışık Sinema ve Tiyatro Oyuncu Ödülleri'nin 20'ncisi 4 Mayıs 2014 Pazartesi günü saat 20.30'da MKM Attila İlhan Salonu'nda gerçekleşecek.Sputniknews
'Mindfuck Movie' kavramını kısaca kafa karıştıran filmler olarak tanımlayabiliriz. Genellikle insan psikolojisi, hayaller, sanrılar, korkular gibi konularda kurgulanmış filmlerdir. Film sonunda 'ee neye bağladılar şimdi?', 'valla ben pek bir şey anlamadım abi ya' veya 'bu filmi bir kez daha izlemek lazım, tek seferde anlaşılacak film değil ya' gibi cümleler kuruyorsanız eğer, işte bu film tam bir 'Mindfuck Film' örneğidir. Hepinize iyi seyirler!
Che Guevara gibi erkek devrimcileri hepimiz tanıyoruz ama tarih çoğu kez yeni filizlenen sistemler ve ideolojiler uğruna vaktini, çabasını ve hayatını feda etmiş kadın devrimcilerin katkılarını aktarmamaya meyyaldir. Genel kanının aksine, tarihin seyri boyunca devrimlere katılmış, hatta birçoğu bu devrimlerde hayati roller üstlenmiş yüzlerce kadın vardır. Bu kadınlar, siyasi yelpazenin çeşitli noktalarında yer almıştır. Bazıları eline silah almış, bazılarıysa kalemini silah olarak kullanmış, ama hepsi de inandıkları değerler için amansız mücadeleler vermiştir.İşte, gençlerin giydiği baskılı tişörtlerde belki de hiçbir zaman resimlerini göremeyeceğimiz devrimci kadınlar arasından on kadının hikâyesi…
Ortaçağ'daki bilginin yegane kaynağı olan el yazması kitaplar kadim bilgeliği taşımaları kadar süslemeleri ve renkli tasvirleriyle de eşsiz sanat eserleri olarak görülmelidir. Manastırda karanlık bir odada kör bir mum ışığı altında kitapları tekrar tekrar aktaran ruhbanların içinde bulundukları karanlık dünya ile tezat renkli iç yapılarını yansıttıkları bu süsleme ve tasvirler ilginç özellikleriyle dikkat çekmektedir. Kimi zaman yazımı yapılan kitapta bahsi geçen konuları kimi zaman da sadece sanatsal bir süsleme amacı taşıyan bu tasvirler Ortaçağ hakkında ilginç anekdotlar taşımaktadır.Bu anekdotların belki de en ilginçleri arasında Salyangozlarla savaşan Şövalye figürleri bulunmaktadır. Antik zamanlardan günümüze bir çok toplumun diyetinde de bulunan salyangozlar Ortaçağ'da farklı bir anlamlandırmayla karşılanmıştır. Kutsallık atfedilen mitolojik kaynaklarından modern okuyucuları hayrete düşüren sempatik tasvirlerine Şövalye-Salyangoz düşmanlığı tarihçiler tarafından hala çözülemeyen bir sır olarak anılmaktadır. İşte Oraçağ elyazmalarından Salyangoz savaşçısı Şövalye figürleri...İyi seyirler.
Eşinden ayrılmış ve ayrı olarak yaşayan Katharina Remminger Baverya bölgesinde yalnız olarak yaşamaktadır. Katharina’nın oğlu ise üniversitede mimarlik bölümünü okumaktadır. Bir gün evleneceği arkadaşıyla ziyarete geleceğini söyleyen Katharina’nın oğlu, arkadaşının adının Niki oldugunu söyler. Bu durum karşısında bir kadın bekleyen Katharina’nın tepkisi ve devamında gerçekleşen komik ve dramatik olaylar dizisi.
Hv.K.K.lığının 25 Kasım 2009 tarihinde çalışmalarınıbaşlattığı “Tek F-16 Uçağı ile Gösteri Uçuşu”programı 14 Ocak 2010 tarihindeHv.Plt.Bnb. Murat KELEŞ, Hv.Plt.Yzb. Fatih BATMAZ ve Hv.Plt.Yzb. S. YalınAHBAB’ın kurucu ekip olarak seçilmeleri ile hayata geçmiştir. Hv.Plt.Bnb. MuratKELEŞ 18 Mayıs 2010 tarihinde Tek F-16 Gösteri Uçuşu için ilk eğitim sortisinigerçekleştirmiş ve eğitimini 20 Ağustos 2010 tarihinde tamamlayarak Türkiye’ninilk F-16 Solo Gösteri pilotu olmuştur. Eğitimler diğer iki gösteri pilotununarka kokpitte gözlemci olarak uçması ile icra edilmiştir. 2010-2011 Uçuş eğitimyılı başlangıcı olan 01 Eylül 2010 tarihinde 4. Ana Jet Üs K.lığı’nda Hv.K.K.Org. Hasan AKSAY’a ilk gösteri uçuşu arz edilmiştir. Hava Kuvvetleri Komutanlığı personelinin göndermiş olduğuyaklaşık 300 adet isim önerisi arasından“SOLO TÜRK” ismi seçilmiştir.