NASA 10 Hafta İçin 48 Bin TL'ye Denek Arıyor
NASA, astronotların uzayda maruz kaldığı durumu saptamak için yapacağı deneye katılacak kişilere 10 hafta için 18 bin dolar ödeyecek.Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), 70 gün sürecek bir deneye katılacak adaylara 18 bin dolar (48 bin TL) ödeyecek. Bu pozisyon için aranan özellikler ise sağlıklı olmak ve ABD vatandaşı olmak.10 hafta boyunca yorucu bir Diyet programına tabi tutulacak adayları saniye saniye takip edecek NASA bilim insanları, yerçekimsiz ortamda egzersiz yapan astronotların neden kas kaybettiğini saptamaya çalışacak.Deneyin ilk aşamasında, seçilen kişiler iki gruba ayrılacak. Bir grup düzenli egzersiz yaparken diğer grup hareketsiz kalacak.Deneyin ikinci aşamasında NASA'nın Huston'daki tesisine götürülecek olan kişiler, haftalarca baş aşagı olarak yatağa bağlı olarak tutulacak. 3'üncü aşamada ise 2 hafta boyunca egzersiz yapacak olan denekler, bilim insanlarının uzayda spor yapmanın faydalı olup olmadığını saptamasına yardımcı olacak.Bu sayede hareketleri minimum seviyede tutulacak denekler astronotların uzayda maruz kaldığı ortama tabi tutulacak ve bilim insanları uzun vadede daha sağlıklı uzay seyahatleri için bilgi edinmiş olacak.Milliyet
"Hamam Böceği" Robotlar Geliyor
Harvard ve Bilkent üniversiteleri araştırmacıları, hamam böceğinin hareket kabiliyetlerinden ilham alarak 'böcek robot' tasarladı.Bilkent Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Onur Özcan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, böcek robot teknolojileri üzerine araştırmalarına ABD'deki Harvard Üniversitesinde başladıklarını ve buradaki bilim insanlarıyla 'böcek robot' prototipi geliştirdiklerini belirtti.Harvard'da geliştirilen böcek robotun daha ileri versiyonunun tasarım ve mekanik çalışmalarına Bilkent Üniversitesi'nde başladıklarını bildiren Özcan, bu çalışmaları için TÜBİTAK'a destek başvurusu yapacaklarını söyledi.Böcek robotun, 23 tabaka karbon fiber ve polimer film malzemeden yapıldığını, bu tabakaların lazerle işlendikten sonra üst üste eklenip ısı ve basınç yardımıyla bir araya getirildiğini belirten Özcan, şu bilgileri verdi:'Robotu tasarlarken, hamam böceğinin hareket kabiliyetlerinden ve doğayla uyumlu fiziksel yapılarından esinlendik. Hamam böceği, 4 bacaklarıyla çok hızlı hareket eder, hatta hızlı koşarken 2 bacaklarının üstüne kalkar. Bilimsel literatürde bu boyutta çok fazla 4 bacaklı robot bulunmuyor. Genelde 6 bacaklırobot yapılıyor. Biz bu robotta, 4 bacakla da dengeyi sağlayarak devrilmesini önledik. Böcek robot, şu anda öne, arkaya ve bir yengeç gibi yana yürüyebiliyor, geriye dönebiliyor.'Özcan, Bilkent Üniversitesinde tasarım ve mekanik üretim çalışması devam eden böcek robota tırmanma yeteneği verileceğini, bacaklarını daha yükseğe kaldırmasının sağlanacağını bildirdi.Böceğin boyutlarını daha da küçülteceklerini Özcan, 'Robotun en ucuza üretilmesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu robotların yakında tamamen Türkiye'de üretilip ülkede kullanılmasını sağlamak istiyoruz' dedi.'Çökmüş binada arama kurtarma yapacaklar'Robotun bir böcek büyüklüğünde olması sayesinde, insanın ulaşamadığı alanlara erişebileceğini dile getiren Özcan, şöyle konuştu:' Robot tamamlandığında, boru hattı gibi yerlerde denetleme görevi yapabilecek. Küçük aralıklardan geçebileceği için çökmüş bir binada arama kurtarma faaliyetlerinde kullanılabilecek. Bir uçağın motorunun bakımının endoskopik cihazlarla yapıldığını biliyoruz. Bu tür birrobot teknolojisi, uçak bakım ve onarımında kullanılabilir. Robotun üstüne değişik sensör ve cihazlar yerleştirerek çok farklı alanlarda kullanımının önü açılabilir.'AA
Canan Karatay ve Ahmet Maranki Gibi İsimlere ‘Ekran Sertifikası’ Zorunluluğu
Medyatik uzmanların tartışmalı sağlık öğütlerine bakanlıktan önlem: ‘Ekran sertifikası ve akreditasyon’ şartı getiriliyor.HaberTürk'ten Lütfi Erdoğan'ın haberine göre Sağlık Bakanlığı, televizyon programlarının müdavimi olan ve söyledikleri büyük ilgi gören ünlü isimlerin “sıra dışı” sağlık ve beslenme önerileri üzerine harekete geçti. Bakanlık, sağlık ve beslenme konusunda yorum yapanlar için “ekran sertifikası ve akreditasyon” zorunluluğu getirmeye hazırlanıyor.“Kolesterol kalp hastası yapmaz, aksine kolesterolü yüksek olan çok yaşıyor” diyen Prof. Dr. Canan Karatay, tıp endüstrisinin ilaç satmak için hastalık icat ettiğini savunan Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, kendi web sitesindeki özgeçmişinde halk arasında “Türkiye’nin Lokman Hekimi” ya da “Bitkilerin Efendisi” olarak tanındığı belirtilen “kozmik bilimci” Ahmet Maranki ve diğerleri...Uzmanlıklarının yanında, gördükleri rağbetle artık birer ‘televizyon yıldızı’, sıra dışı önerileriyle de birer ‘tartışma öznesi’ haline geldikleri söylenebilir. Ancak ‘modern tıpçılar’la ‘gelenekselciler’ arasındaki tartışmaların büyümesi ve ekranlarda dile getirilen sıra dışı sağlık-beslenme önerileri üzerine halkın kafasının karıştığını düşünen Sağlık Bakanlığı, çok tartışılacak bir uygulamayı hayata geçirmeye hazırlanıyor. Sağlığın medyada tartışılmasını ‘bilimsel temel’e oturtmak isteyen bakanlık, özellikle ‘geleneksel ve tamamlayıcı tıp’ konularında televizyonların müdavimi olan ünlü uzmanlara ‘ekran sertifikası ve akreditasyon’ zorunluluğu getirmeye hazırlanıyor.‘KALBİ DURDURAN BİTKİLER VAR’ Uygulanacak sistemin ayrıntılarını HABERTÜRK’e anlatan Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Eyüp Gümüş, sağlıkta bilimsel temele dayanmayan söylemlerden kaçınılması gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Ekranlarda birçok isim beslenme konusunda açıklamalar yapıyor. Bunların arasında hiçbir bilimsel kanıta dayanmayanlar var. Deniyor ki, ‘Kiraz yerseniz prostat kanseri geçer.’ Tamam da, öyle demekle kanser geçmiyor. Önerdikleri bazı bitkilerin fazla alınması sonrasında ölümler bile yaşanabilir. Ya da ‘Çay yap iç’ diyor. İyi de, çok içildiğinde kalbi durduran bitkiler var.”Türkiye Halk Sağlığı Kurum Başkanlığı’nın ekranlara çıkan isimlerle ilgili çalışma yapacağını ifade eden Gümüş şöyle devam etti: “Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) bünyesinde, Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Enstitüsü ile Kronik Hastalıklar ve Halk Sağlığı Enstitüsü açılacak. Ayrıca bir Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü kuruyoruz. Özellikle televizyon programlarına çıkan isimlere bakılacak. O isimler geleneksel ve tamamlayıcı tıp alanında tavsiyelerde bulunuyorlarsa, önce çalışmalarını Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü’ne göstererek onay alacaklar. Her önüne gelen kalkıp topluma bir şeyler öneremeyecek.”Kim olursa olsun, bilimselliği kanıtlanmamış, sağlıkla ilgili hiçbir bilginin televizyonlarda açıklanmasına izin vermeyeceklerini söyleyen Prof. Dr. Gümüş, “Öneride bulunacak uzmanlar, kendi alanlarıyla ilgili bile olsa, önce bize gelip anlatacaklar. Bilimsel verilerini ve kanıtlarınıönümüze koyacaklar” dedi.Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü’nün bu ay sonu açılacağını ve başkanının atanacağını dile getiren Gümüş, sistemin nasıl işleyeceğini ise şu şekilde anlattı: “Oluşturulacak 20 kişilik bilim kurulu, ekrana çıkacak isimler için standartları belirleyecek. Geleneksel ve tamamlayıcı tıpla ilgili topluma önerilerde bulunacak isimler, varsa bilimsel çalışmasını önce o bilim kuruluna anlatacak. Bilim kurulu çalışmaları inceleyecek, uygun bulursa bu kişilere sertifika verecek. RTÜK ve medya kuruluşlarıyla da protokol imzalanacak, ekranlara çıkması uygun görülen isimlerin listesi sunulacak. Sertifikası olmayan isimler TV’lerde açıklama yapamayacak. Böylece bilimsel temeli olmayan konularda kamuoyu önünde bilgi vermelerini önleyeceğiz.”
IŞİD’in Vahşice Yok Ettiği 10 Kültürel Miras
Irak ve Suriye’de ardı arkası kesilmeyen terör eylemlerinde bulunan IŞİD,  geçtiğimiz yaz ayından bu yana birçok arkeolojik bölgeyi de ortadan kaldırdı. Birçok medeniyete ev sahipliği yapan ve tarihi açıdan oldukça önemli yapılar barındıran bölgede devam eden yıkımın ne yazık ki önüne geçilemiyor.IŞİD Şubat ayı sonunda, militanların kazma ve balyozlarla binlerce eseri parçaladığı, Musul Müzesi’ni yerle bir ettiği videoyu yayınlamıştı. Bunun dışında IŞİD, UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan  Roma dönemi metropollerinden Hatra kentini de yıkıma uğratmıştı. IŞİD, ayrıca para kazandıran bir girişim olarak tarihi eser yağmacılığını da teşvik ediyor.Peki neden yıkımın önüne geçilemiyor? Bölgeden yıkıma ilişkin olarak, arkeologlara raporlar gelse de kapsamlı olarak bir hasar tespiti yapılabilmiş değil. Musul Müzesi’nden video görüntüsünün dışında hasara ilişkin pek fazla bir bilgi yok. Keza Hatra ve Nimrud metropolleri için de durum bu şekilde. Alman Arkeoloji Enstitüsü Irak saha ofisi direktörü Margarete van Ess de, hasarın büyüklüğüne ilişkin bilgi eksikliğini dile getirmişti.İşte IŞİD’in, 2014’ün temmuz ayından bu yana Irak ve Suriye’de yıkıma uğrattığı tarihi alanlar;
Evrenin Bir Mucizesi: Birbirinden Tatlı 17 Mavi Gözlü Siyahi Çocuk
etiket
Bilim insanlarına göre, siyahi insanlarda renkli göze rastlanmasının sebebi bir tür genetik mutasyon ya da Waardenburg Sendromu. Siyahi insanların renkli göze sahip olması durumu bir rahatsızlık olarak değerlendiriliyor. Her ne olursa olsun, renkli gözlere sahip olan siyahi çocuklar evrenin bir mucizesi gibi etraflarını aydınlatıyor, görenleri şaşkına uğratıyor ve bizlere dünyanın ne kadar ilginç ve çeşitliliklerle dolu bir yer olduğunu hatırlatıyor. İşte o mucize çocuklardan en tatlıları:
Reklam
Espresso Nasıl Yapılır?
Chef Steps bize lezzetli bir Espresso'nun nasıl yapıldığını anlatmış. Türkçe alt yazı seçeneğini seçmeyi unutmayınız.
Reklam
Dünya'nın Uydusu Ay, Nasıl Oluştu?
Ay'ın, Dünya'nın kendi yapısına çok benzer ama daha küçük bir cisimle çarpışması sonucu oluşmuş olabileceği belirtildi.Bilim insanlarına göre bu teori, Ay ve Dünya'daki kayaların birbirine neden 'Büyük Çarpışma'da olabileceğinden daha çok benzediğini açıklıyor.Teori, sonuçları saygın bilim dergisi Nature'da yayımlanan bir araştırmada ortaya atıldı. Uzmanlar, bu çalışmanın Dünya'nın uydusunun geçmişine ilişkin çok daha net bir tablo ortaya koyduğunu vurguluyor.
TÜBİTAK Başkanı Görevinden Ayrıldı
Sanayi Bakanı Fikri Işık, TÜBİTAK Başkanı Yücel Altunbaşak'ın görevinden ayrıldığını açıkladı. Bakan Işık, 'Ne istifa ne görevden alınma. Karşılıklı mutabakatla görevden ayrılma olarak açıklayabiliriz' dedi.Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, A Haber canlı yayında TÜBİTAK Başkanı Yücel Altunbaşak’ın görevinden ayrıldığını bildirdi.Bakan Fikri Işık, TÜBİTAK'la ilgili başka açıklamalar da yaptı. 'Yukarıdan gelen, amirlerinden değil abilerinden gelen talimata göre rapor yazıyorlar diyere, bazı TÜBİTAK çalışanlarının Cemaat'le bağına dikkat çeken Işık, 'Ergenekon böcek davasında kendi vicdanlarıyla bilgileriyle rapor yazmıyorlar. aksine yukarıdan gelen, amirinden değil abisinden gelen talimata göre rapor yazıyorlar. Ama biz 17-25 aralık'tan sonra bunların kurumdan ilişiklerini hızla kestik. Bazılarını açığa aldık. Ama birçoğunun da kurumla ilişiğini kestik. Bunlar dediğim gibi amiri değil, kendi vicdanı değil, sadece abisinden gelen talimata göre sahte rapor veren insanlar. Bunların TÜBİTAK'ta kalması itibarına imajına zarar veriyordu.' ifadelerini kullandı.'Yazılmamış raporu tuttular TÜBİTAK raporu diye sundular'Yaşananların TÜBİTAK'a zarar verdiğini söyleyen Işık, konuşmasına şu şekilde devam etti:'Ama yerine gelen arkadaşlar da sahtecilikleri ortaya çıkaran arkadaşlar. TÜBİTAK bir zarar gördü ama bütün yanlışları düzelten yine bizim göreve getirdiğimiz arkadaşlar oldu. Balyoz'daki sahteciliği de yine TÜBİTAK belgeledi. Yazılmamış raporu tuttular TÜBİTAK raporu diye sundular. Bunlar ortaya çıkaran da yine TÜBİTAK'ın kendi yapısı. Kuruma haksızlık yapmak doğru değil. Kuruma sızmış, oradaki insanları bıktırarak ayrılmaya zorlamış, onun yerine de paralel yapılanmayı getirip oturtmuşlar. Onlar da akıllarına bilgilerine göre değil abilerinin talimatlarına göre rapor yazmışlar.'Yücel Altunbaşak kimdir?Prof. Dr. Yücel Altunbaşak 1971 yılında Kayseri’de doğdu. 2009-2011 yılları arasında TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi’nin Rektörlük görevini yürüten Altunbaşak, Ağustos 2011’den bu yana TÜBİTAK Başkanı olarak görev yaptı. Lisans derecesini Bilkent Üniversitesi’nden 1992’de yüksek şeref derecesiyle aldı. Yüksek lisans ve doktorasını Rochester Üniversitesi'nden sırası ile 1993 ve 1996’da yine yüksek şeref derecesi ile tamamladı. Temmuz 1996’da Hewlett–Packard Araştırma Laboratuvarlarına katıldı. Aynı dönemde Stanford ve San Jose Devlet Üniversitelerinde danışman yardımcı doçent olarak dersler verdi.Silikon Vadisi’nde üç sene çalıştıktan sonra akademiye geçen Prof. Dr. Altunbaşak, 1999 yılında, Georgia Institute of Technology’de (GATECH) yardımcı doçent olarak işe başladı. 10 sene GATECH’de görev yapan Altunbaşak, bir yandan da endüstri ile çok yakın bir çalışma yürüttü. Uydu ve kablo TV şirketlerine MPEG video sıkıştırıcı cihazı üreten bir firma, Prof. Dr. Altunbaşak’ın geliştirdiği ürün prototipini lisanslayarak başarılı bir şekilde satışına başladı. 2003-2006 yaz aylarında Sabancı Üniversitesi’nin Network Öğretim Üyesi kadrosunda çalıştı. 2006 yılında Vestel ile çalışmaya başlayan Altunbaşak, üniversite-sanayi işbirliği çerçevesinde, LCD TV’ler için TÜSİAD Jüri Özel Ödülüne layık görülen “Pixellence” markalı görüntü işleme projesinin başlatılmasına öncülük etmiş ve bu projeyi geliştiren takıma liderlik yaptı.Alanının en prestijli dergilerinde editörlük ve mesleki örgütlerde başkanlık yapan Altunbaşak’ın çok sayıda akademik onur, ödül ve taltifleri bulunuyor.Vatan - T24
Symes: ‘Enflasyon, Bozulan Türkiye Tablosunun Sonuçlarından Sadece Biri’
'Türkiye’de Enflasyon Dinamikleri: Fırsatlar ve Riskler' başlıklı konferansta konuşan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Cansen Başaran Symes, Türkiye’de enflasyonun yükseldiğini, düşürülmesi yönündeki politikaların başarıya ulaşamadığını söyledi. Symes Türkiye'deki sorunların çözülmesi gerektiğine vurgu yaparak, 'Özetle alakart menü seçeneğimiz yok' dedi. Bakan Fikri Işık ise TÜSİAD açıklamasını 'ideolojik' olarak yorumladı.TÜSİAD Başkanı Symes, 'Enflasyon bir süredir rekabet politikalarının, yatırım ortamı ve kalkınma başlıklarının oldukça önüne geçti. Nedeni gayet açık, Türkiye’de enflasyon yükseldi maalesef. Düşürülmesi yönündeki politikalar başarıya ulaşamadı. Enflasyon düzeyi geçtiğimiz dört yıl boyunca hedef enflasyonların sürekli üzerinde seyretti. Hepimiz şunu biliyoruz, iş dünyası açısından enflasyon düşük ve tahmin edilebilir olduğu sürece zararsız bir değişkendir. Artan veya tahmin edilmesi mümkün olmayan bir enflasyon dinamiği ise rekabet gücünü sınırlar, daha yüksek bir enflasyon oranına neden olur. Ayrıca tüm diğer değişkenlerin tahminini de anlamsızlaştırır. Sonuç olarak ülkenin ekonomik itibarını bozar. Uzunca bir süredir enflasyon iktisadi politikanın, rekabet politikalarının, büyümenin bir unsuru, bir engeli olmaktan çıkmıştı. Bugünkü enflasyon dinamiği ise yeniden büyümenin, rekabet gücünün potansiyel bir engeli olarak karşımızda duruyor. Üzülerek söylemeliyim ki bu potansiyel riski bizi oldukça tedirgin ediyor' diye konuştu.Enflasyonun büyümenin önünde bir engel olduğunu belirten Symes, 'Yakın zamana kadar başarıyla gerçekleştirdiğimiz enflasyonla mücadele politikalarını, yeniden ele almak zorunda kalmak istemiyoruz. Enflasyonu büyümenin önünde bir engel, ülke itibarını bozan bir değişken; bir defa daha yaşamak istemiyoruz. Artan enflasyonu, aynı dönemlere denk gelen bozulan güven ortamının, itibarı zedelenmiş Türkiye hikayesinin bir sonucu olarak da görmek mümkündür. Dolayısıyla enflasyon ve fiyat istikrarı ile ilgili geliştirilecek politikalara da, bu geniş açıdan yaklaşmak gereği vardır. Biz buna oldukça inanıyoruz' şeklinde konuştu.'MAALESEF BİR SÜREDİR ZARAR GÖRMEKTEDİR'2000-2006 döneminde tüm toplum kesimlerinin sorumluluk alarak, maliyetler üstlenerek oluşmasına katkı sağladığı huzur ve istikrar ortamı ile ilgili kaygıları olduğunu belirten Symes, ' Enflasyon sorunu dahil ülkenin katılaşmış tüm sorunlarını tek tek çözdüğümüz, yatırım ortamını geliştirdiğimiz, itibarını hep birlikte arttırdığımız, her boyutta AB normlarına yaklaştırdığımız Türkiye hikayesi maalesef bir süredir zarar görmektedir. Hedefinden sapan enflasyon, bozulan Türkiye tablosunun kritik sonuçlarından sadece biridir. Türkiye’nin başarı hikayesini oluşturan, ülkeye itibar kazandıran bir dizi yeni kurum, çağdaş kurallar ve iyileşen yatırım ortamı bugün yerlerini bu hikayeyi zorlayan olumsuz unsurlara bırakmıştır. AB hedefi belirsizleşmiş, hukuk devleti zayıflamıştır. Yargıya güven azalmıştır. Kalkınma politikalarında, yapısal reformlarda önemli zaman kayıpları yaşanmaktadır' dedi.'ALAKART MENÜ SEÇENEĞİMİZ YOK'Ülkede olumlu bir atmosfer oluşturmak gerektiğini söyleyen TÜSİAD Başkanı, 'Hepimiz çok iyi anlamalıyız ki ekonomik performans, demokratik standartlar, kurumlar, hukuk devleti olguları bir bütünün parçasıdır. Yakın zamanda yayınlanan bir çok akademik çalışma, bize demokrasi ve ekonomik gelişme arasında çok güçlü bir pozitif ilişki olduğunu gösteriyor. Bu çalışmalar demokrasinin ekonomik büyümeyi birkaç kanal aracılığıyla arttırdığını ortaya koyuyor. Bu kanallar; kapsayıcı ekonomik reformlar, nitelikli eğitimin yaygınlaştırılması, gelişmiş sağlık sistemi, yatırım ortamının iyileşmesi ve sosyal huzurun sağlanması olarak sıralanabilir. Özetle alakart menü seçeneğimiz yok. Bu olguların hepsine aynı anda ulaşmalıyız. Üstelik bunu başardığımız dönemler de oldu. AB ivmesini yakaladığımız, reform dinamiğini çok iyi yönettiğimiz iyi politika ve uygulama örneklerini yeniden canlandırıp ülkede olumlu bir atmosferi oluşturmalıyız. Buna tüm toplum kesimlerinin ihtiyacı var' şeklinde konuştu.TÜRKİYE KÖTÜ YÖNDE AYRIŞIYORTürkiye’nin içinde bulunduğu ortamın ekonomik görünüme de yansıdığını vurgulayan Cansen Başaran Symes, ' Büyüme yavaşlarken yatırımlar azalıyor. Düşük büyüme 2008 krizi sonrası yalnızca Türkiye’de değil, küresel düzeyde bir problem haline gelmiş olabilir ancak tüm dünyanın deflasyonla mücadele ettiği bir ortamda Türkiye düşük büyümeye ve yatırımlardaki düşüşe ek olarak bir de yüksek enflasyonla mücadele ediyor. Uluslar arası karşılaştırmalarda da benzer ülkelerden kötü yönde ayrışıyor. Enflasyon hedeflemesi rejiminin uygulamaya başlandığı 2006 yılından itibaren baktığımızda iki istisna yıl dışında -bunlar da küresel kriz yıllarına denk geliyor- gerçekleşen enflasyonun hedefin sürekli üzerinde gerçekleştiğini görüyoruz. Demek ki burada bir sorun var. Sorun belirlenen hedeflerde mi yoksa bu hedeflere ulaşmaya yönelik uygulanan politikalarda mı? Bu tartışmayı, gerçekten somut bir noktaya vardırmalıyız' diye konuştu.YÜKSEK ENFLASYON UYARISIManşet enflasyonun hedeflenmesi ve dinamiklerinin anlaşılmasının gerektiğini belirten Cansen Başaran Symes 'Sürekli olarak hedeften şaşan enflasyon, ileriye dönük beklentilerde bir dizi bozulmalara yol açmış durumda. Enflasyon üzerinde belirsizlik, yüksek enflasyon dönemlerinde olduğu gibi geriye bakarak fiyatlama yapma alışkanlığına dönülmesi riskini beraberinde getiriyor. Ücret ve fiyatların geçmiş enflasyona bakarak belirlenmeye başlaması, enflasyona atalet kazandırarak yüksek seviyelerde kalıcı olmasına yol açabilir. Geçmişteki örnekler hala hafızalarımızda, bu da bizi oldukça tedirgin ediyor' dedi.TÜSİAD AÇIKLAMASI İDEOLOJİKBilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık ise konu, a haber yayınında kendisine yöneltilen 'TÜSİAD Başkanı’nın konuşmasında enflasyona değindi. Ne dersiniz?' şeklindeki soruyu 'Bu görüşe katılmamız mümkün değil. Bu sayın başkana, bir kaç konuyu hatırlatmada fayda olduğunu düşünüyorum. Bir, Türkiye'de bu enflasyonun bu seviyede bulunmasını oluşturan üç tane temel sebep var. Bunlardan bir tanesi gıda fiyatlarındaki artış...  Türkiye hem donu yaşadı hem de şiddetli bir kuraklık yaşadı. Türkiye gibi ülkelerde bunun enflasyona etki etmemesi mümkün değil. Bunu bozulan tablo diye sunmak ne kadar hakka adalete uygundur bunu seyircilerin vicdanına bırakıyorum. Enflasyondaki yükselişin nedeni dövizdeki artıştır. Bu Türkiye'nin iç dengelerinden kaynaklanmıyor ki. Şimdi son bir yılı söylüyorum. Euro'nun dolarkarşısındaki kaybı yüzde 27. Dolar, Euro'yu değer kaybettiren de Türkiye mi? Biz miyiz? insafla bağdaşacak şey değil bunlar. Şu anda bir bakın Libya. Suriye, Lübnan, Mısır, Irak en önemli ihracat pazarımız. İran'a uygulanan ambargo. Gürcistan'la diğer Gürcistan'daki iç gelişmeler. Azerbaycan Ermenistan arasındaki gerilim. Rusya, Rusya-Ukrayna ilişkileri...' şeklinde yanıtladı. Işık açıklamasının devamında  'Ben bu açıklamayı ideoloji gözlüğüyle yapılmış bir açıklama olarak görüyorum. Türkiye'nin etrafında her şey yıkılırken, Türkiye bu kadar sağlam duruyorken TÜSİAD'ın bunu takdir etmesi gerekir.  Etrafınızda yangın varsa sizin evinize duman gelmemesi mümkün mü? Etrafınızda bir kargaşa yaşanırken Türkiye'nin de her şeyin mükemmel olacağını beklemek ne kadar insafla izah edilebilir? Burada biz ekonomimizin 2023 hedeflerini yakalayabilmemiz için yapmamız gereken çalışmaları yaptık. 25 paketi başbakanımız açıkladı. Biz dersimize çalışıyoruz' dedi.Yaşar Kaçmaz, DHA
Reklam
Voyager 1 ile Uzaylılara Gönderdiğimiz 116 Fotoğraf
Voyager 1 uzay aracı NASA tarafından fırlatıldığından bu yana hizmet vermeye devam eden 815 kiloluk bir insansız, dış Güneş Sistemi ve ötesi uzay sondasıdır. Jüpiter ve Satürn’ü ziyaret etmiş, bu gezegenlere ait uyduların detaylı fotoğraflarını elde eden ilk uzay aracı olmuştur.Güneş’ten ve Dünya’dan diğer uzay sondalarından daha hızlı bir şekilde ayrılmakta olan Voyager 1, Yeryüzü’nden en uzakta bulunan insan yapımı nesnedir.Bu uzay aracıyla birlikte gönderilen sesler birçok kez haber oldu. Şimdi de Carl Sagan başkanlığında Voyager 1 ile uzaya gönderilen 116 fotoğrafa göz atalım. 116 fotoğraf içinde yer alan balıkçılar fotoğrafıyla biz dostuz mesajı veren Sagan ve ekibi uçağın ve füzenin havalanışıyla da teknolojimiz bir o kadar ileri mesajını vermeyi ihmal etmiyor.
Tarihin En Değişik 10 Tankı
Bu zamana kadar yapılmış en değişik tank. 1940lı yıllarda Dünya savaşı nedeniyle bilim adamları biraz fazla gaza gelmişler herhalde.
Reklam
Kayıp Kıta MU
etiket
ilk olarak İngiliz subay ve gezgin James Churchward'ın Tibet'te yaptığı araştırmalara dayanan ve bunlarla ilgili olarak yazdığı 5 adet kitabına konu edilmiştir. Churchward, Tibet tapınaklarında bulduğu yazı tabletlerini oradaki rahiplerden on iki yılda öğrendiği Naga Maya dili ile tercüme ederek elde ettiğini açıkladığı efsaneye göre Büyük Okyanus'ta, Asya kıtası ve Amerika kıtası arasında ve Avustralya'nın iki katı büyüklüğünde bir kıta olduğunu anlatır.
Varşova’da Kesinlikle Görülmesi Gereken  Yerler
Varşova’nın en tarihi yaşayan bölgesidir. 13. Yüzyılda prens’in yaptırdığı kalenin de bulunduğu Eski Şehir’de, kalenin büyük duvarlarla çevrildiğini ve çevrede de insanlar için küçük küçük viyadükler yapıldığını göreceksiniz. 2. Dünya Savaşı sırasında %90’ının tahrip edildiği bu bölge daha sonra 1980’li yıllarda restore edilmiş ve bugünki halini almış. Sonrasında ise UNESCOtarafından ‘Dünya Mirası’ listesine girmeyi başarmıştır. Cafe, Restaurant ve fotoğraf çekmek için şahane manzaraların bulunduğunu belirtmekte yarar var.Ayrıca yaz aylarında ziyaret etmeniz halinde, Eski Şehir meydanında küçük ve şirin de bir Pazar göreceksiniz. El yapımı süslerin, yiyeceklerin ve şirin hediyeliklerin de satıldığı bu Pazar ilginizi çekecektir. Taştan merdivenlerin ve kaldırımların bulunduğu, otantik tarihi süsüyle görülmesi gereken başlıca yerlerden biridir Eski Şehir(Stare Miastro)…Nasıl Gidilir? Metro ile Ratusz Arsenal İstasyonuna geliniz. Sonrasında birçok otobüs sizi Eski Şehir’e götürecektir. Ya da Wilanow’dan 180 numaralı otobüs ile Eski Şehir’e en yakın bölgeye gidebilirsiniz. Havaalanından gelen 175 numaralı, Ursynow bölgesinden gelen 195 numaralı otobüsler de yine Eski Şehir’e bölgesinden geçmektedir.
Reklam
İTÜ Robot Olimpiyatları Başladı
Bu yıl dokuzuncusu düzenlenen İstanbul Teknik Üniversitesi Robot Olimpiyatları (İTÜRO) başladı. İTÜ Kontrol ve Otomasyon Kulübü tarafından, üniversitenin Ayazağa yerleşkesindeki Süleyman Demirel Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen olimpiyatlarda 3 gün boyunca yaklaşık 800 robot yarışacak.Bir öğrenci etkinliği olarak 2007'den beri ekibini ve hedeflerini büyüterek yoluna devam eden İTÜRO, uluslararası bir organizasyon olma yolunda bu yıl da yabancı konuk ve yarışmacılarını ağırlıyor.Olimpiyat kapsamındaki yarışmalar; 'Çizgi İzleyen', 'Basketbol', 'Mikro Sumo', 'Yangın Söndüren', 'Merdiven Çıkan', 'Labirent', 'Renk Seçen', 'Kendini Dengeleyen', 'Senaryo' ve 'Serbest Kategori' olmak üzere 10 farklı kategoride yapılıyor.Yarışma kategorileri arasında yer alan ve 2 yılda bir görev değişikliğine gidilen 'Senaryo' kategorisinde 2015-2016 görevi 'İnşaat' olarak belirlendi.İTÜRO 2015'e, Instituto Italiano di Tecnologia'dan Prof. Dr. Giorgia Metta ve Karadeniz Teknik Üniversitesi'nden Prof. Dr. Vasif Vagifoğlu Nabiyev konuk olacak.Etkinlik kapsamında robot yarışmalarının yanı sıra panel, seminer ve gösteriler de düzenlenecek.'Robotik yarışmalara ilgi artıyor'Bu yılki olimpiyatların genel koordinatörü Celaleddin Hidayetoğlu, İTÜRO'nun, 8 yıllık birikim ve tecrübenin üzerine bir yıllık çalışma eklenerek gerçekleştirildiğini söyledi.Amaçlarının, Türkiye'de robotiğin yerini ve yapılan çalışmaları sorgulamak, bu çalışmaları ileri taşımak olduğunu vurgulayan Hidayetoğlu, olimpiyatın 10 kategoride düzenlendiğini ifade etti.Hidayetoğlu, bu yıl 800'e yakın başvuru aldıklarını kaydederek, 3 gün sürecek yarışmalarda kategorilerinde başarılı olanların ödüllendirileceğini aktardı.Türkiye'deki robotik yarışma sayısında önceki yıllara göre artış olduğunu dile getiren Hidayetoğlu, 'Bu yarışmaların artması, özellikle robotiğin gelişmesi açısından önemli. Özellikle üniversitelerde yapılan yarışmalar. Robotik yarışmaları ilkokul, ortaokul, lise, üniversite ve yüksekokullarda ilgi çekiyor' diye konuştu.'İTÜRO uluslararası kimliğe büründü'Hidayetoğlu, dünyada yapılan önemli robotik yarışmalarını takip ettiklerini ve bunları kendi yarışmalarına eklediklerini belirterek, 'İTÜRO uluslararası bir organizasyon. Bu yıl 50'ye yakın yabancı başvurumuz var. Bu önemli bir nokta' dedi.Bu olimpiyatın artık uluslararası kimliğe büründüğünü anlatan Hidayetoğlu, 'Şu anda dünyanın yetkin üniversite ve robotik etkinliklerinden biriyiz' ifadesini kullandı.İnsansız hava aracıHava Harp Okulu öğrencileri Umut Şahin ve Enes Bayram, Havacılık ve Uzay Mühendisliği ile Elektrik Mühendisliği bölümlerinin ortak çalışması olan insansız hava aracı hakkında AA muhabirine bilgi verdi.Şahin, 'Uydu sistemi olmayan ülkeler için kendi kurduğumuz bir yer istasyonu ile insansız hava araçları arasındaki iletişimi sağlayarak menzil artırıcı proje üretmeye çalıştık' dedi.Bazı ülkelerin kendi insansız hava araçlarını yönetmek için yörüngede uyduları bulunmadığını dile getiren Şahin, 'Ancak bu ülkeler stratejik bölgeleri için bir yer istasyonu oluşturarak, insansız hava araçlarını temel aldıkları noktadan yönetebilirler. Biz burada uçağımızla yer istasyonları arasında veri iletişimi sağladık. Bu sayede çok daha geniş bir operasyon alanında istihbarat veya üzerine silah takılırsa operasyon amaçlı kullanılabilecek bir hava aracı sistemi geliştirmiş olduk' diye konuştu.Enes Bayram ise cihazın sadece görüntü aktarmakla kalmayıp, yükseklik, coğrafi konum ve havacılıkla ilgili bilgileri de gönderebildiğini söyledi.7 yaşında robot ürettiFlorya Koleji öğrencisi 11 yaşındaki Ali Emre Şenel, okulunda robotik ile ilgili ders almamasına rağmen bu konuya merakı dolayısıyla ürettiği çizgi takip eden robotu tanıttı.Robotunun sadece çizgi izlemediğini aynı zamanda resim çizdiğini dile getiren Şenel, sisteme takılan bilgisayar işletim sistemi ve kameralar sayesinde robotun yaptığı işlemleri anlattı.Şenel'in 7 yaşındaki kardeşi Alp Mete Şenel de çizgi izleyen robotunu tanıttı. Şenel, 'Bir tane kart var mavi olan. Onunla programı yazıyorum. Sonra programda pilleri takıyorum. Pilleri takılı olan kabloları sensörlere takıyorum. Sonra sisteme tanıttığımda yazdığım programdaki bilgiler sensöre gidiyor' diye konuştu.Trafikte araç çarpışmalarını önleyecek projeBüyükçekmece Çınar Koleji 9. sınıf öğrencisi Elif Ebrar Gümüş ise trafikte araç çarpışmaları şeklinde oluşan kazaları engellemek ve minimuma indirmek amacıyla proje geliştirdiklerini söyledi.Gümüş, 'Amacımız, ani ve zincirleme trafik kazalarını magnetik bobinli hız kesici fren sistemiyle engellemek. Sürücünün dikkatsiz olması veya uyuması durumunda, aracın dört bir tarafına koyacağımız magnetik sistemler başka bir otomobile yaklaşılması halinde devreye girecek ve ani şekilde fren yapılmasını sağlayacak. Aracın başka bir otomobile yaklaşmasıyla bobin sistemlerinin oluşturduğu magnetik alanlar sayesinde frene basılacak' ifadelerini kullandı.Sanal komutla dama oynayan robotMarmara Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği mezunu ve Bilgisayar Mühendisliği öğrencisi Burak Kılıç da ürettikleri robotik sistemle dama oyununu kendi stilleriyle oynadıklarını ifade etti.Projenin ilk aşamasında bilgisayarda tasarladıkları sistemle herhangi bir klavye ve mouse kullanmadan el hareketleriyle gözlüğe komut verdiklerini belirten Kılıç, 'Gözlüğüme elimle hangi taşı alacağımı gösteriyorum. O taşı cihazımız kendisi alıyor. Sanal dünya ile gerçek dünyayı bağdaştırdık aslında' dedi.Olimpiyatlarda yarışacak top oynayan robot da büyük ilgi görüyor.AA
Tüm Yönleriyle Herkesin Merak Ettiği Gizemli Din: "Scientology"
Scient, yani 'bilim' sözcüğünden türediği için insanların kafasında bir 'bilim dini' imajı yaratsa da, Scientology esasında bilimden ziyade 'bilim kurgu'ya daha yakın bir çizgide yer alır, en azından ortaya çıkış aşamasında. Resmi olarak bazı ülkelerde 'din' olarak tanınmakta, bazı ülkelerde 'tarikat' olarak geçmektedir. Scientology için bir new-age (materyalist-mistizm) dini ifadesi kullanılır. Aynı zamanda inanç öğretilerinde Budizm, Hinduizm ve Hıristiyanlık'tan etkilenmiş bir akımdır.Din tarihi uzmanı akademisyenler tarafından Scientology, 21. yüzyılın en belirgin dinlerinden biri olarak tanımlanıyor.
Danıştay Sulukule Projesinin İptalini Yıkımdan 9 Yıl Sonra Onadı
Sulukule projesinin iptali, yıkımdan 9 yıl sonra onandı. Danıştay, Romanların evlerinden çıkarılıp şehir dışına sürülmesiyle sonuçlanan Sulukule projesiyle ilgili 3 yıl önce verilen iptal kararını oybirliğiyle onadı. Romanların avukatı Hilal Küey “Projenin kamu yararına uygun olmadığı onanmış oldu. Projenin iptaliyle beraber hukuken yıkımı gerekiyor fakat fiilen imkânsız tabi. Hukuki süreç tamamlansın, AİHM’e taşırız” dedi.İstanbul 4. İdare Mahkemesi, Sulukule projesini “kamu yararına” uygun değil diyerek Nisan 2012’de iptal etmişti. Fatih Belediyesi’nin, bu kararın yürütmesinin durdurulması için Danıştay’a yaptığı başvuru Danıştay 14. Dairesi tarafından 2013’te reddedimişti.Hürriyet'ten Ali Dağlar'ın haberine göre; Danıştay 4. Dairesi de 4. İdare Mahkemesi’nin Sulukule avan projesini iptal eden mahkeme kararını oybirliğiyle onadı. 15 günlük karar düzeltme talebi süresi var. Bu olası talep de reddedildiğinde karar kesinleşecek ve bugün çoğunlukla Suriyeli kiracıların oturduğu Sulukule’nin hukuksuz inşası tescillenecek. Kararda iptal kararının usul ve hukuka uygun olduğu vurgulandı. Fatih Belediyesi’nin iptal kararı çıkan davadan sonra küçük rotuşlarla yenilediği projeyle iptal edilip onanan proje arasında fark yok ve 2. projenin iptali için Mimarlar Odası ve Romanların açtığı dava devam ediyor.SULUKULE’DE NE OLDU?1000 yıllık Roman mahallesi Sulukule’deki dönüşüm şöyle gerçekleşti;*22 Nisan 2006 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla “Yenileme Alanı” ilan edildi. Bölge halkı, bilim insanları, hukukçular ve uluslararası kuruluşların tüm karşı çıkışlarına rağmen yenileme avan projeleri Bölge Koruma Kurulu’nun 2 Kasım 2007 tarihli kararıyla onaylandı.UNESCO ICOMOS Dünya Mirası Komitesi proje için bölgeyi tarihi kimlik ve kültüründen soyutlayarak basit bir yenileme mantığıyla yok eden, kentsel ranta el koyma ve soylulaştırma tespiti yaptı.*Şubat 2008’de İstanbul Mimarlar Odası Sulukule yenileme avan projelerinin yürütmesinin durdurulması ve iptali için dava açtı. Yargı süreci devam ederken Mayıs 2009’da yıkımlar başladı.İstanbul 4’üncü İdare Mahkemesi 2 Haziran 2009’da yürütmeyi durdurma talebini gerekçesiz reddetti. *TOKİ, 2009 Eylül ayında yenileme avan projeleri ile inşaat ihalesine çıktı, 6 Ekim 2009 itibariyle Sulukule inşaat firmasına devredildi.*6 Mayıs 2010’da Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir’in temelini attığı inşaat başladı. 2 yılda hızla yükselen inşaatı bu süre içinde ne alınan 3 bilirkişi raporu, ne de dozerin önüne dikilen müze uzmanı arkeolog Şeniz Atik durduramadı.Fatih Belediye Başkanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı aleyhine Sulukule projesinin iptaline ilişkin açılan üç ayrı dava, aynı gerekçelerle kabul edildi, projenin iptaline karar verildi.*Belediye Başkanı Demir ve İstanbul Valisi 26 Haziran 2012’de kura çekimi yaptı. Romanlardan istimlak tehdidiyle metrekaresi 500 liradan 15-50 bin lira arasında satın alınan dairelerin yerine inşa edilen daireler 450-500 bin liradan yeni sakinleri tarafından satışa çıkarıldı.Proje Fatih’teki Sur Koruma Bandı’nda yer alan 90 bin metrekarelik bölgede, 640 konutu kapsıyordu. *Romanlar, bölgeden 60 kilometre uzaklıktaki Kayabaşı TOKİ konutlarına gönderildi.*Sulukule’nin yeni sakinleri arasında bir tarikat liderinden vekil oğluna, meclis üyelerine dek pek çok ismin yer aldığını Hürriyet ortaya çıkarmıştı.Romanlardan istimlak tehdidiyle metrekaresi 500 lira ile 15-50 bin TL arası rakamlarla satın alınan dairelerin yerine inşa edilen daireler 450-500 bin liradan satılıyor. Evlerin büyük bölümü şimdi Suriyeli mültecilere kiralanmış durumda.
58 Milyon Çocuk Okula Gidemiyor
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) dünya ülkelerinin sadece yarısında çocukların tümünün 2015'e dek ilkokula gönderilmesi hedefine ulaşıldığını açıkladı.UNESCO dünyada 58 milyon dolayında çocuğun hala eğitimden tamamen yoksun olduğunu, 100 milyon çocuğun da ilkokulu bitiremediğini kaydetti.Raporda özellikle övgü alan ülkeler Afganistan, Nepal, Sierra Leone, Ruanda, Tanzanya ve Hindistan.Nijerya, Pakistan, Nijer, Etiyopya, Yemen ve Çad'ın ise belirlenen hedeflere en uzak durumdaki ülkeler olduğu kaydedildi.Bazı Avrupa ülkeleriyle Küba, Kırgızistan ve Moğolistan da eğitim hedeflerini tutturan devletler arasında yer alıyor.2000 yılında düzenlenen UNESCO Dünya Eğitim Forumu'nda 164 ülke, 2015'e dek tüm çocuklara temel eğitime kayıtlı olmasını kabul etmişti.
Reklam