onedio
Sanayi Ve Teknoloji Bakanı Varank, "Sütaş Bingöl Hayvancılık Entegre Tesisi Etki Analizi Lansmanı"Nda Konuştu:
BİNGÖL (AA) - Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, 'Tüm dünyayı etkisi altına alan salgından medet umup hükümetimizin, devletimizin aciz duruma düşmesini dört gözle bekleyenler var. Tüm bu beklentilere inat, bizler sanayicimizin, üreticimizin, esnafımızın yanında durmaya devam ediyoruz.' dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısı üzerine SÜTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz'ın aldığı yatırım kararı çerçevesinde 'SÜTAŞ Doğu-Güneydoğu Anadolu Sütçülük Projesi Bingöl Entegre Teknik Hayvancılık ve İmalat Sanayi Yatırımı' kapsamındaki Çeltiksuyu köyünde yapımı süren tesislerde 'SÜTAŞ Bingöl Hayvancılık Entegre Tesisi Etki Analizi Lansmanı' gerçekleştirildi.Bakan Varank, burada yaptığı konuşmada, SÜTAŞ tarafından hızla tamamlanma aşamasına gelen Bingöl entegre teknik hayvancılık ve imalat sanayi yatırımının, bölgede oluşturacağı sosyo ekonomik etkinin analiz edildiği değerli bir çalışmanın yapıldığını söyledi. Bakanlığın uzmanları tarafından yapılan bu değerli çalışmanın kamuoyu ile paylaşılacağını aktaran Varank, Bingöl'e uzun zamandır gelmek istediğini, gecikmiş ziyaretini Bingöl için tarihi bir yatırım vesilesiyle gerçekleştirdiklerini belirtti.Bingöl'ü bölgenin marka şehirlerinden biri olarak gördüğünü, bu değeri daha da yükseltmek için kentte bulunduklarını anlatan Varank, AK Parti iktidarlarından önce, bölgedeki diğer şehirler gibi Bingöl'ün de yatırımlar noktasında unutulmuş, kaderine terk edilmiş bir halde olduğunu, bunu tersine çevirdiklerini bildirdi.Varank, 'Cumhurbaşkanımızla birlikte açılışlar ve yatırımlar için Bingöl'e kaç defa geldiğimizi inanın hatırlamıyorum. AK Parti hükümetleri döneminde Bingöl'e kazandırdığımız hizmetlerin en yakın şahitleri Bingöllü kardeşlerimizdir. Tabii Bingöl'ün yeri bizde bambaşka. Bu yiğit şehir Sayın Cumhurbaşkanımızı hiç yalnız bırakmadı. Terör örgütlerine, hain darbe girişimlerine ve bu topraklarda emelleri olan uluslararası güçlere karşı verdiğimiz savaşta hep yanımızda oldu.' diye konuştu.'Yerli ve yabancı yatırımcıların güveni tazelendi'Türlü tuzaklara, sınır ülkelerindeki istikrarsızlıklara, içerden ve dışardan önlerine konulmak istenen engellere rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde milletin refahını artırmak, ülkenin muasır medeniyetler seviyesinin üzerine taşımak için gece gündüz çalıştıklarını dile getiren Varank, şöyle devam etti:'Tüm dünyayı etkisi altına alan salgından medet umup hükümetimizin, devletimizin aciz duruma düşmesini dört gözle bekleyenler var. Tüm bu beklentilere inat, bizler sanayicimizin, üreticimizin, esnafımızın yanında durmaya devam ediyoruz. Tüm dünyada tedarik zincirlerinin alt üst olduğu, hijyenden gıda ürünlerine ciddi arz sıkıntılarının yaşandığı bir dönemi, hızlı karar alma süreçlerimiz ve üreticilerimizin üstün gayretiyle arz kıtlığı yaşamadan geçiriyoruz. Tüm dünyada tedarik zincirlerinin alt üst olduğu, hijyenden gıda ürünlerine ciddi arz sıkıntılarının yaşandığı bir dönemi, hızlı karar alma süreçlerimiz ve üreticilerimizin üstün gayretiyle arz kıtlığı yaşamadan geçiriyoruz. Tüm imkanlarımızı seferber ederek salgının çalışanlarımız ve işletmelerimiz üzerindeki mali etkisini asgari düzeyde tutmaya gayret ediyoruz. Hamdolsun bu gayretler neticesinde ülkemiz diğer ülkelerden pozitif anlamda ayrıştı, yerli ve yabancı yatırımcıların güveni tazelendi. 2020 yılında yatırım talebi salgına rağmen yaklaşık yüzde 25 artış gösterdi. Sadece geçtiğimiz aralık ayında 28 milyar lira değerindeki 1181 yatırım için teşvik belgesi düzenledik. Hizmet sektörüne yönelik mecburi kısıtlamalara karşın sanayi üretimimiz güçlü seyrini sürdürüyor. Birileri devletimizin köklü kurumlarının rakamlarını kabul etmek istemese de, otel köşelerinde görüştükleri IMF bu hafta açıkladığı büyüme tahminleriyle Türkiye'nin büyüme rakamlarını teyit etti. Pandemi başlangıcındaki yüzde 5 küçülme tahminlerini bu hafta başında yüzde 1,2 büyüme olarak güncellediler.'Yoğun aşılamayla salgının etkilerini geride bırakarak 2021'de Türkiye'nin rotasını üretim, istihdam ve ihracatta tutmaya devam edeceklerine dikkati çeken Varank, hukuk ve ekonomi alanındaki reform paketinin hayata geçmesiyle bu ivmenin daha da artacağını vurguladı.'Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesi başta olmak üzere ülkemiz terörden çok çekti. Bingöl'ümüz de bu anlamda uzun yıllar büyük bedeller ödedi. Şükürler olsun, sınır ötesinde ve sınırlarımız içinde terör örgütlerine artık göz açtırmıyoruz. Bu bölgelerimizin terörle anılma dönemi artık bitmiştir. Yatırım ve üretimle şahlanma, hak ettiği refaha kavuşma dönemi başlamıştır.' diyen Varank, hükümet olarak bölgenin altyapısına son 19 yılda çok büyük yatırımlar yaptıklarını dile getirdi.'Bu dev yatırım, Bingöl için bir dönüm noktası olacak'Ulaşımda, sağlıkta, eğitimde ve tüm kamu hizmetlerinde bölgeler arası farklılığı en aza indirdiklerine işaret eden Varank, geldikleri noktada, bölgedeki her bir şehrin sahip olduğu dinamik nüfusu ve ekonomik potansiyeliyle yerli yabancı yatırımcılara çok önemli fırsatlar sunduğunu aktardı.Tekstilden ayakkabı üretimine, enerjiden tarıma dayalı sanayiye, mobilyadan makine sektörüne, turizmden sağlığa kadar birçok alanda kazançlı yatırım fırsatlarının mevcut olduğuna dikkati çeken Varank, şöyle konuştu:'Buradan yatırımcılarımıza sesleniyorum. Gelin bu fırsatları değerlendirin. Hem siz hem bölge halkı hem de ülkemiz kazansın. Biz hazırladığımız altyapıyla, sağladığımız desteklerle her zaman yanınızdayız. İşte SÜTAŞ'ın Bingöl'de faaliyete geçireceği yatırım bunun en somut örneği. Gelin bu örnekleri hep birlikte çoğaltalım ve hep birlikte üreterek büyüyelim. Bugün tanıtımını yaptığımız ve inşallah mayıs ayında Sayın Cumhurbaşkanımızın bizzat açılışını yapmasını istediğimiz bu dev yatırım, Bingöl için bir dönüm noktası olacak. Tarımla sanayinin buluştuğu bu modern yatırımla Bingöl artık göç veren değil, göç alan bir Anadolu kaplanı şehri olacak. 1,1 milyar lira değerindeki bu entegre yatırım, büyükbaş hayvan yetiştiriciliğinden süt işlemeye, yem üretiminden elektrik üretimine kadar birçok sektörü doğrudan ya da dolaylı harekete geçirecek. Sadece Bingöl'ün değil çevre illerin yani bölgenin ekonomisini de canlandıracak. Bu nedenle biz bu projeyi çok önemli bir bölgesel kalkınma projesi olarak değerlendiriyoruz.'Bölgesel kalkınma politikalarındaki temel vizyonun, daha dengeli ve topyekun kalkınmış bir Türkiye oluşturmak olduğunu bildiren Varank, bu vizyonu gerçekleştirmek için de bölgelerin sahip olduğu potansiyellerin azami düzeyde değerlendirilmesine ve rekabet güçlerinin artırılmasına odaklandıklarını anlattı.Tesis, göçün önüne geçecekBölgeler ne kadar güçlü olursa ülke ekonomisinin de o derece güçlü olacağını dile getiren Varank, Bingöl ve komşu illeri Muş, Erzurum, Erzincan, Tunceli, Elazığ, Diyarbakır'ın tarımsal üretim bakımından çok büyük bir potansiyele sahip olduğu, bu şehirlerin toplam gayrisafi yurtiçi hasılasında tarımın payı yüzde 16, kişi başına canlı hayvan değeri ve hayvansal ürün üretiminde de 81 il arasında en üst sıralarda yer aldığına dikkati çekti.Bingöl'e ve 250 kilometre çapındaki tüm bölgelere hizmet edecek tesisin, yerel üreticilerin ürünlerini kullanacağını, katma değerini yükselterek ekonomiye kazandıracağını ifade eden Varank, tesisin 1012 kişiye doğrudan, 7 bin 600 kişiye dolaylı ilave istihdam sağlayacağını belirtti.Çiftçilerin oluşturduğu düzenli gelir modeliyle birçok ailenin artık geleceğe daha güvenle bakacağını dile getiren Varank, oluşturacağı taleple bölge halkının gelirini yükselterek göçün önüne geçeceğini, bölgesel gelişmişlik farklarını azaltacağını ifade etti.Tesisin etki analizi raporunun da bu beklentiyi doğrular nitelikte sonuçları ortaya koyduğunu bildiren Varank, konuşmasını şöyle sürdürdü:'Rapordaki tahminlere göre 12 yıllık projeksiyon sonunda bu tesis, pozitif dışsal etkileriyle birlikte Bingöl ekonomisine yıllık ilave 1 milyar 375 milyon dolar katkı sağlayacak. Dışarıya verilen göçün azalmasıyla il nüfusunu 48 bin kişi artıracak. İl düzeyinde kişi başı gelirin yüzde 40 daha fazla artmasına ve bu sayede ülke ortalamasına yakınsamasına vesile olacak. Hükümet olarak bu topraklara değer katan tüm yatırımcılarımızın her zaman yanında olduk, olmaya devam ediyoruz. SÜTAŞ'ın bu yatırımını 2018'de proje bazlı teşvik kapsamına aldık. Düzenlediğimiz teşvik belgesi ile vergi, enerji, altyapı, nitelikli personel ve yatırım yeri konularında destekler sağlıyoruz. Bu yatırımın sağladığımız destekleri sonuna kadar hak ettiğini düşünüyorum. SÜTAŞ yatırımı Bingöl ve çevresi için çok önemli. Ama bizim Bingöl'e sağladığımız destekler bununla sınırlı değil.''1 birim yatırım, ekonomiye misliyle katma değer olarak geri dönüyor'Varank, 2007'de 16,3 milyon lira kredi desteği sağlayarak Bingöl OSB'yi tamamladıklarını, 53 parselin 50'sinin tahsis edildiği OSB'de şu anda 858 kişiye istihdam sağlandığını söyleyerek 2021 yatırım programına dahil ettikleri 92 hektar büyüklüğündeki ilave alan projesi ile OSB'nin kapasitesini artıracaklarını, tamamlandığında 2 bin kişilik ilave istihdam sağlayacağını kaydetti.OSB'lerin yanında 60 milyon lira kredi desteği ile Genç ve Solhan ilçelerinde küçük sanayi siteleri kurduklarını, Bingöl merkez 3. kısım küçük sanayi sitesinin yapımının da tüm hızıyla devam ettiğini bildiren Varank, 501 işyerine sahip olacak olan bu sanayi sitesinin 2 bin 500 kişilik ilave istihdam sağlayacağını bildirdi.Sanayi altyapısına verdiğimiz desteklerin yanında işletmelerimize ve Bingöl'e yatırım yapmayı planlayan yatırımcılara önemli kolaylıklar sağladıklarını vurgulayan Varank, 2002'den bu yana 5,4 milyar lira ve yaklaşık 7 bin kişiye istihdam sağlayan 186 yatırım projesine teşvik belgesi düzenlediklerini belirtti.Aynı dönemde, KOSGEB aracılığıyla Bingöl'deki 1564 işletmeye yaklaşık 48 milyon hibe desteği, 1263 işletmeye de 19.5 milyon lira faiz desteği sağladıklarını anlatan Varank, TÜBİTAK'ın sanayiye, akademiye ve bilim insanlarına yönelik destekleri kapsamında 23 proje ve 54 bilim insanına yaklaşık 6 milyon lira katkıda bulunduklarını söyledi.Doğu Anadolu Bölge Kalkınma İdaresi aracılığıyla tarım, hayvancılık, sanayi ve kültür konularında 192 projeye 131 milyon lira kaynak aktardıklarını dile getiren Varank, şunları kaydetti:'Fırat Kalkınma Ajansımız ile Bingöl'deki kamu, özel sektör ve sivil toplum kurumlarının 160 projesine 92 milyon lira katkıda bulunarak 1000 kişilik ilave istihdamın önünü açtık. Kalkınma Ajansımız ve Doğu Anadolu Bölge Kalkınma İdaremiz aracılığıyla geliştirdiğimiz projelerle modern hayvancılık, yem bitkilerinin üretimi ve süt toplama tesislerinin kurulmasına ön ayak olduk. SÜTAŞ'ın yatırım kararı sonrasında projenin altyapı ihtiyaçlarının karşılanması konusunda da ajans ve DAP büyük gayret sarf etti. Bu çalışmalarla, SÜTAŞ tesisi kurulmadan önce bölgeyi bu yatırıma hazırladılar, üreticilerin arz yeteneklerini artırarak projeden faydalanma potansiyellerini yükselttiler. Merkezi hükümet, yerel idare ve özel sektör iş birliğinin çok güzel bir örneğinin sergilendiği bu dev yatırım, model bir proje olarak tarihe geçecek. Tarım ve hayvancılık ürünlerinin sanayileştirilmesi, sahip olduğu ileri ve geri bağlantılar nedeniyle bölgesel kalkınma açısından kritik bir öneme sahip. Dolayısıyla yapılan 1 birim yatırım, ekonomiye misliyle katma değer olarak geri dönüyor. SÜTAŞ'ı bu tarihi yatırım kararı dolayısıyla tebrik ediyorum. Tesisin Bingöl'e ve tüm bölge illerine hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cuma Namazının Ardından Gazetecilerin Sorularını Yanıtladı:
İSTANBUL (AA) - Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Maalesef özellikle de esnafımızın gerek sebzede, gerek meyvede vesaire, hatta hatta bakliyatta çok ciddi fiyat farklarının olduğunu görüyoruz. Bunun için de Ticaret Bakanlığımız yoğun bir çalışmanın içerisinde. Öyle zannediyorum ki şu önümüzdeki bir ay içerisinde biz bu işi çok daha kontrollü bir şekilde yürüteceğiz. Çünkü vatandaşın bu noktada ezilmesine tahammül edemeyiz.' dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, cuma namazını kıldığı Hz. Ali Camisi'nin çıkışında, basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.Bazı ülkelerin mutasyonlu virüse karşı ek tedbirler aldığı, Türkiye'nin de bu noktada yeni tedbirler alıp almayacağının sorulması üzerine Erdoğan, vaka sayılarında azalma olduğunu belirtti.Her şeyden önce bu konuda kendisi için Bilim Kurulu'nun ifadelerinin, açıklamalarının önem arz ettiğini ifade eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:'Ama ben daha çok değerlendirmeleri vefatla ilgili yapıyorum. Vefat sayılarındaki düşüş beni ciddi manada ümitlendiriyor. Bundan dolayı da ben ümitliyim. Mutasyonla ilgili bazı olumsuz gelişmeler var doğru, fakat onu da inşallah aşacağımıza inanıyorum. Gerek okullarla alakalı, gerekse son dönemde bu restoranlarla ilgili, bunun yanında bütün bu açık mekanlarla ilgili bazı ekonomik gelişmeleri de göz önüne alarak adımlar atmaya gayret ettik. Bu konuda şu anda lokantalarımızı vesaire, biraz gözetleme gibi bir düşüncemiz var. Bunun için de son açıklamalarımda mali destekler noktasında 1000 lirayla, 750 ve 500 lira gibi bir desteği 3 ay süreyle verme kararı aldık ve bu adımı atmakla da çok ciddi bir yükü üzerimize almış durumdayız. Çünkü şu anda küçük esnafımızı yalnız bırakamayız onlara da gerekli desteği verdik, veriyoruz.''Vatandaşımıza da zulmetmeyin'Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:'Fakat bu süreç içerisinde maalesef özellikle de esnafımızın gerek sebzede, gerek meyvede vesaire, hatta hatta bakliyatta çok ciddi fiyat farklarının olduğunu görüyoruz. Bunun için de Ticaret Bakanlığımız yoğun bir çalışmanın içerisinde. Öyle zannediyorum ki şu önümüzdeki bir ay içerisinde biz bu işi çok daha kontrollü bir şekilde yürüteceğiz. Çünkü vatandaşın bu noktada ezilmesine tahammül edemeyiz. Bu tabii beyaz ette, kırmızı ette aynı şekilde bu süreci takipte tutuyoruz, takipte tutmaya da devam edeceğiz. Ben buradan tabii bütün bu esnafıma da sesleniyorum; yani eğer siz bu süreci böyle devam ettirecek olursanız, çok ağır cezalar sizleri bulabilir. Bunun için de lütfen yaptığınız işi hakkıyla yapın, vatandaşımıza da zulmetmeyin.'Elon Musk ile telefon görüşmesiCumhurbaşkanı Erdoğan, Tesla ve SpaceX'in Kurucusu Elon Musk ile yaptığı telefon görüşmesine ilişkin, daha önce Elon Musk ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde görüştüğünü hatırlatırken, uzayla ilgili konularda Elon Musk ile müşterek çalıştıklarını vurguladı.Erdoğan, görevlendirdiği bir kişinin 'Başka neler yapılabilir?' diyerek Elon Musk ile sürekli irtibatta olduğunu aktardı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2020 itibarıyla dünyanın en zengin kişisi olan Elon Musk'un kendisine, 'Çok çalışıyorum, çok çalışınca da çok kazanıyorum.' dediğini ifade etti.Hayvan haklarına ilişkin yasa tasarısı Hayvan haklarına yönelik yasa tasarı için çalışmaların yapıldığına dikkati çeken Erdoğan, 'Şu anda Meclis Grubumuz özellikle takvimi belirliyor. Meclis Grubumuzun, grup yönetimimizin gündeminde. Takvime göre her an Meclis'e gelebilir. Meclis'te komisyonlar, ondan sonra genel kurulda tartışması yapılabilir.' diye konuştu.Erdoğan, İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif ile bugün yapacağı görüşmede, iki ülke arasındaki ticaret durumunun da görüşüleceğini sözlerine ekledi.
Fener Rum Patriği Bartholomeos Kovid-19 Aşısı Oldu
İSTANBUL (AA) - Fener Rum Patriği Bartholomeos, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadele kapsamında Kovid-19 aşısı oldu. 80 yaşındaki Bartholomeos'a, İstanbul Üniversitesi (İÜ) İstanbul Tıp Fakültesinde CoronaVac aşısı yapıldı. İÜ İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tufan Tükek, Bartholomeos'un aşı yaptırmasına ilişkin Twitter hesabından, 'İstanbul Tıp Fakültesine gelerek koronavirüs aşısı yaptıran ve topluma örnek olan Ortodoksların ruhani lideri İstanbul Fener-Rum Patriği Sayın Bartholomeos'a teşekkür ediyorum.' paylaşımında bulundu. Prof. Dr. Tükek, paylaşımında Bartholomeos'un aşı yaptırmaya gittiğinde beraber çekildikleri fotoğraflara da yer verdi. Koronavirüs Bilim Kurulu'nun tavsiyeleri doğrultusunda Sağlık Bakanlığınca belirlenen 'Kovid-19 Aşısı Ulusal Uygulama Stratejisi'ne göre 80 yaş üzeri vatandaşlara aşı yapılmasına 25 Ocak'ta başlanmıştı.
Tbmm'nin Himayesinde Misak-I Milli Anma Programı Düzenlendi
İSTANBUL (AA) - TBMM'nin himayesinde Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) ve İstanbul Üniversitesi (İÜ) iş birliğinde 'Bir Asrı Geçen Birikimle Misak-ı Milli'ye Yeniden Bakmak' temasıyla Misak-ı Milli Anma Programı düzenlendi. Program, TBMM Başkanı Mustafa Şentop'un da katılımıyla MSGSÜ Fındıklı Yerleşkesinde yapıldı.MSGSÜ Rektörü Prof. Dr. Handan İnci Elçi, programın açılışında yaptığı konuşmada, üniversitenin Misak-ı Milli kararları açısından tarihi öneminden gurur duyduklarını ifade etti. 'Türkiye'nin milletiyle coğrafi sınırlarıyla bölünmez bir bütün olduğu' anlamına gelen Misak-ı Milli kararının, Meclisi Mebusan tarafından bugün programın yapıldığı salonda alındığını kaydeden Elçi, 'Sultan Abdülmecid'in kızları için 1850'nin sonunda inşa ettirdiği çifte saraylardan oluşan üniversitemizin Fındıklı Kampüsünün Cemile Sultan Sarayı'nı oluşturan bölümündeki bu salon, uzun süre Osmanlı Parlamentosu olarak kullanılmasının yanı sıra Milli Mücadele'nin resmi ağızdan ilk kez dillendirildiği mekan olması bakımından da yakın dönem Türkiye tarihinde çok önemli bir yere sahiptir. 1908'de 2. Meşrutiyetin ilanıyla açılan Osmanlı Meclisi Mebusan da 1913'tan 1920'de kapatılıncaya kadar burada toplanmış ve Ahd-ı Milli olarak da anılan Misak-ı Milli Beyannamesi 28 Ocak 1920'de burada Meclisi Mebusan'da kabul edilmiştir.' diye konuştu.Prof. Dr. Elçi, milli mücadelenin temel dayanağı olan beyannamenin kabulünden sonra İstanbul'un itilaf devletleri tarafından işgal edildiğini, Meclisi Mebusan'ın basıldığını, bazı mebusların toplandığını ve Meclisin feshedildiğini anlattı. Cumhuriyetin temelini atmak üzere 23 Nisan 1920'de meclisin Ankara'da yeniden açıldığını belirten Elçi, 'O günden bugüne sıkı sıkıya sahip çıktığımız özgür ve bağımsız Türkiye düşüncesini, şimdilerde daha gür bir ses ve inançla dillendiriyor, bağımsız ve güçlü bir Türkiye için Misak-ı Milli'nin önemini de her zamankinden daha fazla idrak ediyoruz.' dedi. Elçi, milli mücadelenin ateşleyici gücü Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere özgürce yaşanabilecek bir ülke bırakmak için mücadele eden silah arkadaşlarını, Misak-ı Milli'yi canıyla kanıyla çizmiş şehit ve gazileri minnet, şükran ve rahmetle andığını söyledi.'Misak-ı Milli, uluslararası zeminde tam bağımsızlık hedefini açıkça ilan etmiştir'İÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak da Osmanlı Mebusan Meclisi'nde 28 Ocak 1920'de son şekli verilen ve 17 Şubat 1920'de dünya kamuoyuna ilan edilen Misak-ı Milli'nin, eşsiz mücadelenin dönüm noktasını oluşturduğunu belirtti. Ak, 1919 yılının son çeyreğinde gerçekleştirilen Osmanlı Mebusan Meclisi seçimlerinin, itilaf devletlerinin işgalcilerle daha olumlu bir siyasal platform kurulacağı beklentilerinin aksine, milli mücadeleyi savunan bir meclis birleşimi ortaya çıkardığını kaydeden Ak, şöyle devam etti:'Meclis, işgalcilerin istedikleri düzenlemeleri yapmadığı gibi onların baskı ve zulümlerinin protesto edildiği, dünya kamuoyuna duyurulduğu bir meşru zemin hüviyeti kazanmıştır. Bu tarihi arka planda ilan edilen Misak-ı Milli Beyannamesi, parçalanmak istenen vatan topraklarında Türk milletinin hangi şartlarda barış içinde yaşayabileceğini, içeride Hakimiyet-i Milliye, uluslararası zeminde ise tam bağımsızlık hedefini açık bir şekilde ilan etmiştir. Misak-ı Milli Beyannamesi, milli mücadelenin milli ve milletlerarası alanda nihai hedeflerini ortaya koyan önemli bir siyasi tarih belgesidir. Erzurum ve Sivas kongreleriyle olgunlaştırılan bir sürecin siyasi anlamda nihai metni, aynı zamanda İstiklal Harbi'nin bir anlamda başlangıcını oluşturmuştur. Misak-ı Milli'nin vücut bulmasında hiç şüphesiz Anadolu'da temelleri atılan milli mücadele sürecinin büyük katkısı bulunmaktadır.'Prof. Dr. Ak, Misak-ı Milli ile vatanın sınırlarının çizildiğini, milli mücadelenin iç ve dış politikasının deklare edildiğini, Türk milletinin varlığının olmazsa olmaz şartlarının ortaya konduğunu söyledi. Açılışın ardından MSGSÜ Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Okutmanlığı Koordinatörü Prof. Dr. İsmail Türkoğlu'nun moderatörlüğünde düzenlenen panelde, 'Mondros Mütakeresi'nden Misak-ı Milli'nin İlan Sürecine' başlığıyla İÜ Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cezmi Eraslan, 'Devrin Uluslararası Gelişmeleri Işığında Misak-ı Milli'nin İlanı' başlığıyla İÜ Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Mustafa Budak, 'Milli Mücadelenin Siyasal Programını Belirleyen Bir Özgürlük Bildirgesi: Misak-ı Milli' başlığıyla da İÜ Siyaset ve Uluslararası İlişkiler Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Namık Sinan Turan konuşma yaptı. AK Parti Grup Başkanvekili ve Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile İstanbul Valisi Ali Yerlikaya ve bazı akademisyenlerin katıldığı program, TBMM web ve YouTube sayfaları ile İÜ ve MSGSÜ YouTube hesaplarından canlı yayınlandı.
Rusya'da 8 Şubat'ta Üniversitelerde Yüz Yüze Eğitime Başlanacak
MOSKOVA (AA) - Rusya'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle uzaktan eğitim uygulamasını sürdüren yüksek öğretim kurumları, 8 Şubat'ta yüz yüze eğitime başlayacak.Rusya Bilim ve Yüksek Eğitim Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, bakanlığa bağlı yüksek öğretim kurumları, ülkenin bölgedeki epidemiyolojik duruma göre 8 Şubat'ta yüz yüze eğitime dönecek.Okullardaki eğitim sürecinin Kovid-19'a karşı belirlenen kurallar doğrultusunda sürdürülmesi gerektiği belirtildi.Rusya'nın başkenti Moskova ve St. Petersburg kentindeki yüksek öğretim kurumları, 13 Kasım 2020'de uzaktan eğitim uygulamasına geçmişti.Ülkenin diğer bölgelerindeki okullarla ilgili karar ise salgın durumuna göre alınmıştı. Son 24 saatte 19 bin 238 Kovid-19 vakası tespit edildiRusya Koronavirüs Enfeksiyonu Kontrol ve Önleme Merkezinden yapılan açıklamaya göre, ülkede son 24 saatte vaka sayısı 19 bin 238 artarak 3 milyon 813 bin 48'e, virüs kaynaklı hayatını kaybedenlerin sayısı ise 534 artışla 72 bin 185'e çıktı.Son 24 saatte 26 bin 204 kişinin sağlığına kavuşmasıyla da iyileşen sayısı 3 milyon 255 bin 462'ye ulaştı.Rusya'da Kovid-19 süreciRusya'da ilk Kovid-19 vakası 31 Ocak 2020'de tespit edilmiş, virüs nedeniyle ilk ölüm 19 Mart 2020'de kaydedilmişti.Ülkede, 24 Aralık 2020'de 29 bin 935 kişide virüsün tespit edilmesiyle 'en yüksek' günlük vaka sayısı, 635 kişinin hayatını kaybetmesiyle 'en yüksek günlük can kaybı sayısı' kayıtlara geçmişti.Rusya'da, Devlet Başkanı Vladimir Putin'in talimatıyla 18 Ocak'ta kitlesel aşılama süreci başlamıştı. Aşılama, Gamaleya Ulusal Epidemiyoloji ve Mikrobiyoloji Enstitüsünün geliştirdiği 'Sputnik V' (GamKovidVak) aşısıyla yapılıyor.
Reklam
Avrupa İlaç Ajansı: "Biontech-Pfizer Aşısı İle Aşılama Sonrası Ölümler Arasında Bağ Bulunmuyor"
BRÜKSEL (AA) - Avrupa Birliği'nin (AB) ilaç düzenleyici kurumu Avrupa İlaç Ajansı (EMA), BioNTech ve Pfizer tarafından yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı geliştirilen aşının, aşılama sonrasında görülen ölümlerle bağının bulunmadığını bildirdi.EMA, BioNTech ve Pfizer tarafından üretilen 'Comirnaty' adlı aşı hakkındaki ilk güvenlik güncellemesini yayımladı.EMA'dan güncellemeye ilişkin yapılan açıklamada, aşılama kampanyalarında Comirnaty hakkında toplanan güvenlik verilerinin, aşının bilinen güvenlik profili ile uyumlu olduğu ve yeni yan etki tespit edilmediği kaydedildi.İleri yaştakiler dahil BioNTech-Pfizer aşısını olduktan sonra kaydedilen ölüm vakalarının incelendiği aktarılan açıklamada, hayatını kaybeden kişilerin tıbbi durumları ve yaş gruplarındaki ölüm oranları gibi verilerin dikkate alındığı aktarıldı.Açıklamada, 'EMA'nın güvenlik komitesi, verilerin Comirnaty aşısı ile ölüm vakaları arasında bir bağa işaret etmediği, ölüm vakalarının güvenlik endişesi yaratmayacağı sonucuna vardı.' ifadesine yer verildi.Açıklamada EMA'nın, kullanımına onay verilen tüm Kovid-19 aşılarının aylık güvenlik güncellemelerine devam edeceği belirtildi. EMA, şu ana kadar BioNTech-Pfizer aşısının yanı sıra Moderna'nın geliştirdiği aşıya onay verdi. AstraZeneca aşısının onayının da bugün çıkması bekleniyor.Türk bilim insanı Prof. Dr. Uğur Şahin'in kurucusu olduğu Alman biyoteknoloji firması BioNTech ile Pfizer tarafından geliştirilen aşının AB içinde kullanımı 21 Aralık 2020'de onaylanmış, aşılamalar 27 Aralık'ta AB ülkelerinde başlamıştı. 16 yaş üzerindeki kişilere uygulanabilen aşı, Kovid-19 hastalığına sebep olan SARS-CoV-2 virüsünden protein üreten mRNA molekülü içeriyor. Aşı, SARS-CoV-2'nin yüzeyindeki 'spike' adı verilen proteine saldırması için vücudu hazırlayacak şekilde çalışıyor.
Çocuklara İlk Yardımı Hikayelerle Anlatan Kitap Hazırlandı
ANKARA (AA) - Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, 6-9 yaş grubuna yönelik hazırlanan ve ilk yardımı hikayelerle anlatan 'İlk Yardım Okulu: Kahramanlar İş Başında' isimli kitabın çocuklara gönderildiğini bildirdi.Selçuk, kitaba ilişkin bakanlıktaki tanıtım toplantısında, çocukların ruh ve fiziksel sağlıklarının önemli olduğunu kaydetti.İlk yardım eğitim seferberliği başlatıldığını hatırlatan Selçuk, öğretmenlerin yanı sıra öğrenci ve velilere de eğitim verileceğini dile getirdi.Selçuk, ilk yardım bilincinin oluşması amacıyla akademik ve bilimsel metin yerine çocuklar için kahramanların hikayelerinden oluşan bir kitabın hazırlanmasının tercih edildiğini söyledi.'İlk Yardım Okulu: Kahramanlar İş Başında' isimli kitabın Türkiye'de bir ilk olduğuna işaret eden Selçuk, ilk yardım eğitiminin çocuk yaşlarda başlatılması gerektiğini vurguladı.Bakan Selçuk, şöyle devam etti: 'Kitabın işlevsel sonuçlar doğuracağının farkındayız. Temel sağlık bilgilerine yer verilen kitapta ilkokul ve okul öncesi çağdaki hikaye kahramanlarının günlük hayatta başlarından geçen olaylar da anlatılıyor. Çocuklarımız bu hikayeleri, kahramanların başından geçen olayları okurken ilk yardımın uygulanması noktasında da gelişim sağlayacak. Kitap, çocuklarımıza gönderildi. Ayrıca Eğitim Bilişim Ağına da yüklenecek.' UNICEF'in finansal destek verdiği kitabın hazırlanmasında çocuk sağlığı uzmanlarının, hemşirelerin, öğretmenlerin yer aldığını aktaran Selçuk, kitabın çocukların ilk yardım kültürüyle tanışmalarını sağlayacağına dikkati çekti.Selçuk, kitabın hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür etti.Kitabı hazırlayanlardan Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Didem Aliefendioğlu ise kitabın bir ilk olma özelliği taşıdığını söyledi.Aliefendioğlu, çarpma, yanık, kanama, boğulma gibi ilk yardım gerektiren olaylarla karşılaşıldığında yapılması gerekenlerin anlatıldığı kitapla, 112'yi arayarak doğru bilgi vermenin sağlanmasının da amaçlandığını ifade etti.Kitabı okuyan çocuklardan Bakan Selçuk'a teşekkürKonuşmaların ardından Selçuk, Karabük, Giresun, Iğdır ve Osmaniye'de yaşayan, kitabı okuyan çocuklar ve aileleriyle video konferans yöntemiyle görüştü. Çocuklar ve aileler kitaptan duydukları memnuniyeti dile getirerek Bakan Selçuk'a teşekkür etti.
Reklam
Fransa'nın "Özür Dilemeksizin" Hazırlattığı Raporla Sömürge Geçmişiyle Yüzleşme Çabası Cezayir'de Tepkiyle Karşılandı
CEZAYİR (AA) - HÜSAMEDDİN İSLAM / ENES CANLI - Fransa'nın, özür dilemeksizin Cezayir'deki sömürge geçmişiyle yüzleşme çabası, 'tarihin saptırılması' ve 'cellatla kurbanı bir tutma' girişimi olarak değerlendirildi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransız tarihçi Benjamin Stora'yı Temmuz 2020'de 'sömürge tarihi ve Cezayir Savaşı' konusunu araştırarak 'iki halk arasında uzlaşıyı' sağlamak üzere görevlendirdi. Elysee Sarayı, Macron'un 20 Ocak 2021'de raporu teslim aldığını, bu konudaki çalışmaları sürdürmek istediğini ve bu raporun ışığında bazı inisiyatifler alacağını açıkladı.Rapor sonucunda iki ülke arasındaki geçmişin daha geniş biçimde aydınlatılması için bir 'hakikat komisyonu' kurulması tavsiye edildi. Stora'nın çalışmasında Fransa'daki eğitim müfredatının değiştirilmesi, sömürge tarihine ilişkin arşivlerin bilim adamlarına açılması gibi tavsiyeler yer aldı. Macron, Cezayir sömürge geçmişi konusunda kendisinden önceki altı cumhurbaşkanından daha ileri gitmesine rağmen rapor Cezayir'in öncelikli talebi olan Fransa'nın sömürge dönemine ilişkin resmi bir özür dilemesinin aksine tavsiyede bulundu. Bunun üzerine, Macron'un makamından sömürge konusunda özür dilemeyeceğinin resmi olarak belirtilmesi, Kuzey Afrika ülkesinde yoğun tepkiyle karşılandı. Stora raporunda, özrün aksine bu konuda atılacak somut adımların normalleşmeyi teşvik etmek için daha etkili olacağını savundu. Stora, raporunda, çalışmasının 'Fransa'nın sömürge geçmişi ve Cezayir savaşının geride bıraktığı konularda kapağı kaldırmayı amaçladığını' belirterek, 'Eğer ki tüm kapakları birer birer kaldırırsanız, sömürgenin hakiki tarihine bir genel bakış elde edersiniz.' ifadelerine yer verdi. Raporda, Fransa'nın uzunca süredir tam manasıyla kabul etmediği Cezayir'deki nükleer denemeleri itiraf etmesi gibi yeni unsurlar bulunmasına rağmen, Fransız sömürge ordusunda görev yapan 'Harki' Cezayirlilerin ülkelerini ziyaret etmesi ve her yıl 25 Eylül'de bunların anılması gibi unsurlar Cezayirliler tarafından eleştirildi. Cezayir, Fransız sömürge idaresinin ülkeden ayrılırken Cezayir'in Osmanlı dönemine de ait yüz binlerce evrakı kaçırdığını ve bunların iadesini vurgularken, raporda tarih arşivlerinin açılmasından bahsedilirken bunların iadesi konusunda sessiz kalınması dikkat çekti.-Cezayirli yetkili: 'Rapor elimize ulaşmadı'Cezayir Cumhurbaşkanlığı Sömürge Geçmişi'nden Sorumlu Danışmanı Abdulmecid Şeyhi, yerel basına yaptığı açıklamada, raporun kendilerine resmi yollardan gönderilmediğini ve ülkeler arasındaki ilişkilerin basında çıkan raporlardan yürütülemeyeceğini söyledi. Şeyhi, 'Rapor elimize resmi yollardan ulaştığı zaman yanıt vereceğiz.' dedi.Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Almanya'da tedavi gören Cezayirli mevkidaşı Abdulmecid Tebbun ile yaptığı telefon görüşmesinde, 'iki ülkeyi ilgilendiren ortak geçmiş ve çıkarlar konusunda birlikte çalışma' arzusunu aktardı.Cezayir Cumhurbaşkanlığı'nın açıklamasına göre, Tebbun da tedavisinin tamamlanmasının ardından ülkesine döndüğünde bu konuyla ilgileneceğini söyledi ancak açıklamada rapora herhangi bir referans verilmedi.-Cezayir kamuoyu rapora sert tepki gösterdi Fransa'nın travmatik sömürge dönemine ilişkin söz konusu rapora Cezayir'in siyaset, basın, sivil toplum ve entelektüel çevreleri ortak tavır gösterdi. Cezayirli İslami eğilimli Barış Toplumu Hareketi Lideri Abdurrezak Mukri, rapora ilişkin açıklamasında, 'Raporu okuduğunuzda, sanki 'aynı toprak üzerinde hak sahibi iki ayrı grubun savaşından' bahsediyor gibi hissediyorsunuz. Rapor, sanki insanlığın tanıdığı en kötü işgallerden birini anlatıyor gibi değil.' İfadelerini kullandı. Cezayir Üniversitesi'nden tarihçi Prof. Dr. Mevlüd Uveymer, rapora ilişkin AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, 'tarihçi Stora'nın Fransız ve Cezayirli siyaset ve bilim dünyasından isimlerle görüşmelerine, çoğu da Fransızca kaynaklarda yayınlanmış bilgilere dayanarak bu raporu hazırladığını' söyledi. Raporda yeni bir unsura rastlamadığını belirten Uveymer, çalışmanın Fransa'daki seçim dönemi öncesinde 'aceleyle' hazırlandığına dikkati çekti. Cezayirli tarihçi, Stora'nın raporunda sadece ülkesinin bağımsızlık savaşı başlattığı dönem 1954-1962 yılına odaklandığına işaret ederek, 'Stora, raporunda Cezayir toplumunun mülkiyetine ve unsurlarına 132 yıl boyunca el konulmasına değinmedi. Tüm sömürgeyi sadece 20. yüzyıla indirgedi.' dedi.Aynı şekilde, Cezayirli tarih araştırmacısı Lizaher Bugambuz da raporun 'cellatla kurbanını bir tuttuğunu' ifade ederek, 'Stora'nın raporu, sömürge şiddetini Cezayirli bağımsızlık savaşçılarının ülkesini savunmasına bağlayarak geçmişi saptırıyor.' ifadelerini kullandı.Raporun Cezayir'i uzaktan yakından ilgilendirmediği yorumunu yapan Bugambuz, 'tarih kitaplarının kaydettiği biçimde Fransa'nın Cezayir'de milyondan fazla kişiyi infaz ettiği sömürge geçmişini resmi olarak tanıması, özür dilemesi ve kurbanlara tazminat ödemesi gerektiğini' belirtti. Bugambuz, geri kalan unsurların ikincil olduğunu ve iki ülke arasındaki ortak komitelerin bununla ilgilenebileceğini paylaştı. -Stora, Cezayir basınına raporu savundu Raporu kaleme alan Fransız tarihçi Stora, Cezayir'de Fransızca yayın yapan bir gazetedeki makalesinde, Cezayir tarafının en çok tepki gösterdiği resmi özüre işaret etti. Stora, 'Özür beyanları, bir an dile getirilip daha çok derin bir sorunu ertesi gün giderecek sözcükler değildir.' ifadelerine yer verdi.Fransa ve Cezayir arasındaki geçmişe ilişkin yeni bir metodoloji üzerinde çalıştığını savunan Stora, eğitim ve kültür aracılığıyla iki tarafın birbirini daha iyi tanıması amacı güttüğünü paylaştı.Fransa'nın Afrika kıtasındaki sömürgeci tarihinin en güncel ve en kanlı örneğini teşkil eden Cezayir, 1954'te bağımsızlık mücadelesine başladı. Cezayir, 8 yıl süren bağımsızlık mücadelesiyle bu uğurda en ağır bedel ödeyen ülkelerden biri kabul edilirken, yaşanan büyük acılar Fransa'nın Afrika'dan çekilirken bıraktığı 'kara leke' olarak tarihe yazıldı. Ülkede yıllar süren insanlık dışı savaşta yaklaşık 1,5 milyon Cezayirli hayatını kaybetti, milyonlarca insan yerinden oldu.Fransız tarihçinin de raporunda yer verdiğine göre, Fransa Cezayir topraklarında 17 ayrı nükleer deneme yaptı ve Fransız güçlerinin bu topraklara döşediği mayın ve patlayıcılar binlerce Cezayirlinin canına mal oldu.
Reklam
Sınırımızda Artçı Depremler Sürerken Kandilli'den İstanbul İçin Korkutan Uyarı Geldi! 3 İlçeye Dikkat...
Geçtiğimiz günlerde Türkiye'nin sınır komşusu Suriye'de meydana gelen deprem başta Diyarbakır olmak üzere çevre illerde de hissedilmiş ve korku yaratmıştı. Kandilli Rasathanesi'nin açıklamasına göre dün Suriye'de iki deprem daha oldu. Bugün ise Kandilli Rasathanesi'nden beklenen İstanbul depremi ile ilgili kritik açıklama geldi. Yapılan çalışmalara göre yer kabuğunda anormallik yaşandığını belirten Kandilli Rasathanesi Silivri, Kumburgaz ve Büyükçekmece ilçelerine dikkat çekti. İşte sınırımızda olan depremler ve Kandilli'den yapılan kritik açıklama....
İstanbul'da 75 Yaş Üzerindeki Vatandaşların Aşılanması Sürüyor
İSTANBUL (AA) - Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadele kapsamında dün aşı yapılmaya başlanan 75 yaş üzerindeki vatandaşların kent genelindeki sağlık kuruluşlarında aşılanmaları sürüyor. Koronavirüs Bilim Kurulunun tavsiyeleri doğrultusunda Sağlık Bakanlığınca belirlenen 'Kovid-19 Aşısı Ulusal Uygulama Stratejisi'ne göre, 14 Ocak'ta sağlık çalışanlarının aşılanmasıyla başlatılan süreç, öncelikli gruptaki vatandaşların aşılanmasıyla devam ediyor. Aşılama programı kapsamında dün Türkiye genelindeki 75 yaş üzerindeki vatandaşların randevu aldıkları sağlık kuruluşlarında aşılanmasına da başlandı.İstanbul'daki 75 yaş üzeri vatandaşların da randevularını aldıkları sağlık kuruluşlarında aşılanmaları sürüyor. 'Hiç kimse korkmadan gelsin'Bu kapsamda Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesi'ne aşı yaptırmaya gelen Hasan Cansever, AA muhabirine yaptığı açıklamada, aşı olduktan sonra herhangi bir rahatsızlık hissetmediğini, rahat olduğunu söyledi. Cansever, yaşıtlarına seslenerek, 'Herkes aşı olsun; millet için devlet için sağlığı için.' dedi. Aşı olmaya beraber gelen Aynur ve Ferit Turguz çifti de 52 yıldır evli olduklarını belirtti. Aynur Turguz, aşı olduğu için hissettiği mutluluğu dile getirerek, 'Çok korkuyordum ama güzel ilgiyle karşılaştık. Herkese tavsiye ediyoruz. Hiç kimse korkmadan gelsin. Yaşlılara büyük saygı ve sevgi var.' diye konuştu. Salgın döneminde çocuklarına, torunlarına sarılmayı, onlarla görüşmeyi özlediğini vurgulayan Turguz, salgının bitmesini ve hepsiyle kucaklaşmayı temenni etti. Ferit Turguz da balığa gitmeyi çok özlediğini ifade etti.Randevu oluşturma Öncelikli gruptaki vatandaşların aşılanması için randevular, 'mhrs.gov.tr', 'enabiz.gov.tr' siteleri, Merkezi Hekim Randevu Sistemi, e-Nabız mobil uygulamaları ile 'Alo 182' hattı üzerinden alınabiliyor.Vatandaşlar, öncelikli grupta olup olmadığını, aralarında boşluk olacak şekilde 'AŞI', 'T.C. kimlik numarası' ve 'T.C. kimlik seri numarasının son 4 hanesi'ni yazarak 2023'e kısa mesaj (SMS) göndererek sorgulayabiliyor.
Reklam
Türkiye'nin Koronavirüsle Mücadelesinde Son 24 Saatte Yaşananlar
ANKARA (AA) - Türkiye'de son 24 saatte 173 bin 210 yeni tip koronavirüs (Kovid-19) testi yapıldı, 7 bin 279 kişinin testi pozitif çıktı, 129 kişi hayatını kaybetti. 8 bin 902 kişinin Kovid-19 tedavisi ya da karantinasının sona ermesiyle iyileşenlerin sayısı 2 milyon 340 bin 216'ya yükseldi.Türkiye Günlük Koronavirüs Tablosu, 'covid19.saglik.gov.tr' adresinden paylaşıldı. Buna göre, son 24 saatte 173 bin 210 Kovid-19 testi yapıldı, 7 bin 279 kişinin Kovid-19 testi pozitif çıktı, 129 kişi hayatını kaybetti. Hasta sayısı 670 olarak açıklandı.Son 24 saatte 8 bin 902 kişinin Kovid-19 tedavisi ya da karantinasının sona ermesiyle iyileşenlerin sayısı 2 milyon 340 bin 216'ya yükseldi. Test sayısı 29 milyon 181 bin 125'e ulaştı. Vaka sayısı 2 milyon 457 bin 118, vefat sayısı 25 bin 605, ağır hasta sayısı 1751 oldu.Haftalık verilere göre, bu hafta hastalarda zatürre oranı yüzde 4,7, yatak doluluk oranı yüzde 45,2, erişkin yoğun bakım doluluk oranı yüzde 59, ventilatör doluluk oranı yüzde 30,1, ortalama temaslı tespit süresi 8 saat, filiasyon oranı ise yüzde 99,9 olarak gerçekleşti. Erdoğan'dan üç yenilikçi aşı adayının faz çalışmalarına ilişkin açıklamaCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ve Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Bilim Ödülleri Töreni'nde konuştu. Kovid-19'a karşı üç yenilikçi aşı adayının faz çalışmalarına başlanması arifesinde olunduğunu bildiren Erdoğan, şunları kaydetti:'Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, Amerika ve Çin'den sonra Kovid-19 konusunda en çok aşı projesi yürüten üçüncü ülke durumundayız. Salgın henüz ülkemiz sınırlarına dayanmadan kurduğumuz TÜBİTAK Kovid-19 Türkiye Platformu ile adeta bir bilim seferberliği başlattık. Bu platformlardaki 436 araştırmacımız, aşı ve ilaç geliştirme odaklı 17 proje yürütüyorlar. Bu yıl içerisinde yeni bir çağrı daha açarak alanının en iyisi en az 100 araştırmacıyı da ülkemize kazandıracağız.'Sağlık Bakanı Koca'dan vaka sayılarına ilişkin uyarıSağlık Bakanı Fahrettin Koca, bugün tespit edilen Kovid-19 vaka sayısının 7 bin 279 olduğuna dikkati çekerek, 'Durumun ciddiyetini görmezden gelemeyiz. Aşı programının selameti açısından da tedbirlere ve kısıtlamalara uymalıyız. Büyük emek ve zahmetlerle elde ettiğimiz kontrolü riske atmamalıyız.' uyarısında bulundu.75 yaş üzerindeki kişilerin aşılanmasına başlandıTürkiye'de Kovid-19 salgınında toplumsal bağışıklama için uygulanan aşı programına göre, bugün 75 yaş üzerindeki vatandaşların aşılanmasına başlandı. Aşılama programı kapsamında, bugün randevularını alan 75 yaş üzerindeki vatandaşlara CoronaVac aşılarının ilk dozu yapıldı. Huzurevi sakinleri için manevi destek programı Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, salgın sürecinde yaşlıların psikolojilerinin güçlendirilmesi için huzurevi sakinlerine yönelik manevi destek programı hazırladı. Bakanlıktan yapılan açıklamada, ayda bir düzenlenecek programlarda Kur'an-ı Kerim tilaveti, tasavvuf musikisi dinletisi ve öğretici konulardan oluşan sohbetlere yer verileceği kaydedildi.Kastamonu'nun Abana ilçesinde Kovid-19 vaka sayısı sıfırlandıKastamonu'nun Abana ilçesinde Kovid-19 vakasının kalmadığı bildirildi. Kaymakam Tarık Buğra Seyhan, yurt genelinde alınan tedbirlerin ilçedeki koronavirüs tablosuna da olumlu yansıdığını, hafta başından bu yana ilçede pozitif vaka olmadığını açıkladı. Adıyaman'da ise 42 ev Kovid-19 tedbirleri kapsamında karantinaya alındı.Kocaeli'de tedbirlere uymadıkları gerekçesiyle 189 kişiye idari para cezası uygulandı.Amasya'nın Merzifon ilçesinde, Kovid-19 tedbirlerini ihlal ederek bir apartmanda kumar oynadıkları öne sürülen 10 kişiye para cezası verildi.
Reklam
Kovid-19'Un Kökenlerini Araştıracak Dsö Ekibi, Vuhan'da Hastane, Laboratuvar Ve Pazar Yerlerini Ziyaret Edecek
CENEVRE (AA) - Yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) kökenlerini araştırmak üzere Çin'e gelen Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) heyetinin dünyada salgının ilk patlak verdiği Vuhan kentinde hastaneleri, laboratuvarları ve pazar yerlerini ziyaret etmeyi planladığı bildirildi.Cenevre merkezli DSÖ'nün Twitter'dan yaptığı açıklamada, heyetin karantina altında olduğu 14 gün içinde Çinli bilim insanlarıyla çevrim içi toplantılar yaptığı aktarıldı. Çinli bilim insanlarının virüse ilişkin güncel bilgileri ve tecrübelerini heyetle paylaştığı, heyetin de virüse ilişkin bazı temel veriler için talepte bulunduğu belirtildi.Heyetin, virüsün kökenini anlamak için yapılacak araştırmalarda bilimsel tüm hipotezleri masaya yatıracağı vurgulanarak heyet ile Çinli bilim insanlarının ilk yüze görüşmesinin yarın gerçekleşeceği bilgisi paylaşıldı. Görüşmenin ardından heyetin Vuhan içinde ve çevresinde saha ziyaretlerine başlayacağı belirtilerek 'Heyet hastaneleri, laboratuvarları ve pazar yerlerini ziyaret etmeyi planlıyor. Saha ziyaretleri Vuhan Viroloji Enstitüsü, Huanan pazarı, Vuhan CDC laboratuvarını içerecek.' ifadesi kullanıldı.Heyetin, virüs ortaya yeni çıktığında hastalara müdahalede bulunan sağlıkçılar ile Kovid-19'a yakalanan ilk hastalarla görüşeceği de kaydedildi.Çin'e gelmelerinin ardından 14 günlük karantinaya alınan ekip, öğleden sonra Vuhan'daki otellerinden dışarı çıkıp bir otobüse binerken görülmüştü.ABD, Avustralya, Almanya, Japonya, İngiltere, Rusya, Hollanda, Katar ve Vietnam'dan uzman ve araştırmacılardan oluşan heyetin, 14 günlük karantina sürecinde Çinli yetkililerle çevrim içi toplantılar yapacağı açıklanmıştı.DSÖ heyeti, ocak ayı başında Çin'e gitmiş ancak Pekin yönetiminin geçerli vizeler alınmadığı uyarısını yapmasının ardından geri dönmek zorunda kalmıştı.Kovid-19 ilk kez Vuhan'daki gıda pazarında görülmüştü Dünya, Kovid-19 salgınından ilk kez, Çin'in, 31 Aralık 2019'da Hubey eyaletine bağlı Vuhan kentinde 'kaynağı bilinmeyen gizemli solunum yolu hastalığı'nın ortaya çıktığını DSÖ'ye bildirmesiyle haberdar olmuştu. Hastalık, ilk kez Vuhan kentindeki deniz ürünleri gıda pazarını ziyaret eden kişilerde görülmüş, sebebi anlaşılamayan 'solunum rahatsızlığı' şikayetiyle 17 Kasım'da ilk hasta hastaneye başvurmuştu.Akciğer iltihaplanmasına yol açan hastalığa yarasalarda bulunan bir beta koronavirüsün mutasyona uğramış hali olduğu tahmin edilen, daha önce bilinmeyen türdeki bir koronavirüsün sebep olduğu anlaşılmıştı.Çin, soruşturma çağrılarını geri çevirmiştiÇin, daha önce, ABD yönetiminin virüsün kökenine dair soruşturma başlatılmasına dair talebini reddetmiş, Avustralya hükümetinin Nisan 2020'de DSÖ'ye uluslararası soruşturma çağrısı yapması üzerine bu ülkeye de ihracat kısıtlamaları getirmişti.
Bebeğe 'Hacamat' Görüntüleriyle İlgili Uzmanlardan Uyarı: 'Kesinlikle Yapmayın!'
Uzman olmayan kişilerin bebeklere bile  'hacamat', bir diğer adıyla 'kupa tedavisi' yapıp bunu reklam amacıyla sosyal medyada paylaşması tartışma yarattı. Uzmanlar, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının eğitimli kişiler tarafından yapılması gerektiğini belirtiyor. '22 senedir bununla uğraşan bir hekimim' diyen Prof. Dr. Ahmet Kalaycıoğlu, 'Sağlık Bakanlığı bu işin eğitim müfredatını oluşturmuş vaziyette. Dolayısıyla, doğru işler yapabilmek için hastane ya da  herhangi bir sağlık kuruluşunda yapılacak uygulama, eğitimli kişiler tarafından yapılmalı' ifadelerini kullandı. Doç. Dr. Deniz Aygün ise 'Hacamat uygulamaları çocuklarda, yaşlılarda ve gebelikte önerilmemektedir. Kesinlikle yapılmaması gerekir' dedi
Kamboçya'da Mağarada Yaşayan Yarasaların Kovid-19 İle Neredeyse Aynı Patojeni Taşıdıkları Belirlendi
ANKARA (AA) - Yeni bir araştırma, Kamboçya'daki bir mağarada yaşayan yarasaların, yeni tip koronavirüse (Kovid-19) neden olan virüsle neredeyse aynı patojeni taşıdığını keşfetti.Skynews’in haberine göre araştırmacılar, Kamboçya'da Phnom Penh Pasteur Enstitüsünde Aralık 2010'dan beri dondurucuda tutulan yarasa örneklerini inceledi.Bu hafta açıklanan ve henüz hakemli bir dergide yayımlanmayan araştırmada, on yıldan uzun bir süre önce toplanan, Kamboçya'nın Laos sınırındaki Steung Treng eyaletinde bir mağarada yaşayan 430 yarasadan alınan örneklerin test edildiği bildirildi.Araştırmacılar, Kamboçya, Laos ve Myanmar'da bulunan iki Shamel at nalı yarasasında (Rhinolophus shamel) Kovid-19'a neden olan virüslerle neredeyse aynı patojeni buldu.Yarasaların Kovid-19'a neden olan SARS-CoV-2 ile yüzde 92,6 benzerlikte patojeni taşıdığını belirten araştırmacılar, yarasaların genomunun birkaç bölümünün 'genetik olarak SARS-CoV-2'ye, bugüne kadar keşfedilen yakından ilişkili diğer virüslerden daha yakın olduğunu' yazdı.Araştırmacılar, bulgularının virüsün nereden kaynaklandığını keşfetmede çok önemli olabileceğini, bölgedeki yarasaların ve diğer vahşi hayvanların daha fazla gözetim altında tutulmasının dünyanın bir sonraki salgın dalgasına daha iyi hazırlanması anlamına gelebileceğini söyledi.Pastör Enstitüsü araştırmacıları, sadece Çin'de değil, Güneydoğu Asya'da da 'SARS-CoV-2'nin kökenleri için devam eden araştırmanın Kovid-19’un tam olarak kaynaklandığı alanın sınırlarını çizmek açısından çok önemli olduğuna dikkat çekti.Araştırmacılar, bölgenin çok çeşitli türlerde yaban hayatına ev sahipliği yaptığını ve Kovid-19 benzeri virüslere sahip yabani hayvanlarla yoğun etkileşim içindeki yerlilerin bulunduğu bir alan olduğunu belirtti.Bu nedenle araştırmacılar 'Güneydoğu Asya'daki yarasaların ve diğer önemli vahşi hayvanların sürekli gözetlenmesi, yalnızca SARS-CoV-2’nin (Kovid-19) kaynağını bulmak için değil, aynı zamanda daha sonra gelebilecek salgına daha iyi hazırlanabilmek için de çok önemlidir.” vurgusunda bulundu.Çin'in Yunnan kentindeki bilim adamları da 2019 ve 2020 yıllarında, 2013’te yaşayan bir Shamel at nalı yarasası örneğinde yüzde 96,2 oranında Kovid-19’a benzer patojen bulmuşlardı.Çin’in güneyine 2020 Şubat ayında kaçırılmaya çalışılan iki Malayan Sunda pangolininde de SARS-CoV-2 ile yakından ilişkili iki patojen bulunmuştu.Dünya Sağlık Örgütü (WHO) araştırmacıları, pandeminin tam olarak nerede ve nasıl başladığını belirlemek için Çin'in Wuhan kentinde çalışmalar yapıyor.
Türk Dünyası Kütüphanelerine Kitap Bağışı Projesi İle 55 Bin Kitap Ulaştırıldı
ANKARA (AA) - Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Özgül Özkan Yavuz, Karabağ'da büyük zafer kazanan Azerbaycan'ın işgalden kurtarılan Şuşa kenti başta olmak üzere diğer şehir kütüphanelerine bağışlanmak üzere Azerbaycan'a bu yıl içerisinde 10 bin kitap bağışı gerçekleştireceklerini bildirdi.Kültür ve Turizm Bakanlığı katkılarıyla Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliğince (İLESAM) düzenlenen 'Türk Dünyası Kütüphanelerine Kitap Bağışı ve Kitap En Sağlam Köprüdür Konferans Programları Projesi'nin ikincisi çevrimiçi olarak düzenlendi.Bakan Yardımcısı Yavuz, Milli Kütüphane'de Etkin Kütüphane Stüdyolarından katıldığı programdaki konuşmasında, konferans programları projesi ile Türkiye'nin dil, din, kültür ve gelenek bağı olan gönül coğrafyasındaki ülkelerle kitapların oluşturduğu bir köprünün kurulmasının hedeflendiğini söyledi.Bugüne kadar bu proje ile Bakanlığın öncülüğünde ve Dışişleri Bakanlığının katkılarıyla, hikaye, roman, masal, şiir, deneme, biyografi, anı, gezi yazısı, antoloji ve araştırma-inceleme türleri ağırlıklı kültür, sanat, tarih, bilim-teknik, eğitim, sağlık, kişisel gelişim gibi birbirinden farklı konuları içeren eserler bağışladıklarını belirten Yavuz, şunları ifade etti:'2018'de Azerbaycan'a 15 bin kitap, 2019'da Kazakistan'a ve Kırgızistan'a, geçtiğimiz yıl ise Özbekistan'a ve Kuzey Makedonya'ya, her bir ülkeye 10 bin kitap olmak üzere toplam 55 bin kitap bağışı gerçekleştirildi. İnşallah bu yıl içerisinde Karabağ'da büyük zafer kazanan Azerbaycanlı kardeşlerimizin kültür sanat anlamında da yanlarında olduğumuzu göstermek ve işgalden kurtarılan Şuşa kenti başta olmak üzere diğer şehir kütüphanelerine bağışlanmak üzere Azerbaycan'a 10 bin ve ayrıca Kosova'ya da 10 bin kitap bağışı gerçekleştireceğiz.'Yavuz, bugün törenle dağıtımı yapılacak kitapların, Özbekistan Milli Kütüphanesi başta olmak üzere üniversite ve enstitü kütüphanelerine, Kuzey Makedonya'da ise Aziz Kliment Ohridski Ulusal ve Üniversite Kütüphanesi ile üniversitelerin Türkoloji bölümleri ve ilköğretim okullarına gönderileceğini anlattı.'Kültürümüzün tanıtımına yapacağı katkıyı önemsiyoruz'Özgül Özkan Yavuz, Orta Asya'dan Kafkaslara, Orta Doğu'dan Balkanlara Türkiye'nin gönül coğrafyası içindeki ülkelerle dile dayalı, edebi, dini ve kültürel ilişkilerin gelişmesini önemsediğini, projenin kültürün tanıtımına yapacağı katkıyı ve geliştireceği dil ve düşünce birlikteliğini tüm ülkeler için bir fırsat olarak gördüklerini dile getirdi. İlim ve edebiyat eseri sahiplerinin mali ve manevi haklarını korumak için faaliyetlerini yürüten İLESAM'ın telif hakları alanının geliştirilmesi ve korsan yayıncılığa karşı bilinçlendirme konuları öncelikli olmak üzere birçok projesine Bakanlık olarak destek verdiklerini kaydeden Yavuz, birliğin, kültürel unsurların özellikle de edebiyatın Türkiye'de, bölgesinde ve dünya genelinde temsil edilmesi ve yayılması için de başarılı çalışmalara imza attığını vurguladı.Bandrol satışı 433 milyonu geçtiKültür endüstrilerinin önemli bileşenlerinden yayıncılık sektörünün gelişimi ve büyümesinin Bakanlığın sektörle iş birliği içerisinde belirlediği politikalar ve yoğun yürütülen çalışmalardan kaynaklandığına dikkati çeken Yavuz, Bakanlığın verilerine göre, süreli olmayan yayın bandrol satışının bir önceki yıla oranla 2020'de yüzde 2,26 arttığını ve 433 milyonu geçtiğini kaydetti.Yavuz, eğitim alanında 228 milyonu geçen bandrol satışının yapıldığı 2020 yılında, yetişkin kategorisinde yaklaşık 90 milyon, çocuk-gençlik kategorisinde 44 milyon, yetişkin kurgu kategorisinde 32 milyon, inanç kategorisinde 26 milyon, akademik alanda 5,5 milyon ve ithal yayın kategorisinde de 5 milyon adete yakın bandrol satıldığını söyledi.Bakanlık olarak sektörün gelişimini sağlamak için her türlü yapıcı çalışmaya devam edeceklerinin altını çizen Yavuz, bu gelişimi engelleyecek korsan yayıncılık gibi yasa dışı çalışmalar ile mücadeleyi ısrarla sürdüreceklerini belirtti.İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız'ın moderatörlüğünde yapılan toplantıya, Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdür Yardımcısı Ali Odabaş, Özbekistan Turizm Bakan Yardımcısı Uluğbek Azamov, Taşkent Büyükelçisi Mehmet Süreyya Er, Üsküp Büyükelçiliği adına TİKA Üsküp Temsilcisi Halim Ömer Söğüt, Özbekistan Fenler Akademisi Tarih Enstitüsü Başkanı Azamat Ziya çevrimiçi katıldı.
Reklam