onedio
Rusya'da 8 Şubat'ta Üniversitelerde Yüz Yüze Eğitime Başlanacak
MOSKOVA (AA) - Rusya'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle uzaktan eğitim uygulamasını sürdüren yüksek öğretim kurumları, 8 Şubat'ta yüz yüze eğitime başlayacak.Rusya Bilim ve Yüksek Eğitim Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, bakanlığa bağlı yüksek öğretim kurumları, ülkenin bölgedeki epidemiyolojik duruma göre 8 Şubat'ta yüz yüze eğitime dönecek.Okullardaki eğitim sürecinin Kovid-19'a karşı belirlenen kurallar doğrultusunda sürdürülmesi gerektiği belirtildi.Rusya'nın başkenti Moskova ve St. Petersburg kentindeki yüksek öğretim kurumları, 13 Kasım 2020'de uzaktan eğitim uygulamasına geçmişti.Ülkenin diğer bölgelerindeki okullarla ilgili karar ise salgın durumuna göre alınmıştı. Son 24 saatte 19 bin 238 Kovid-19 vakası tespit edildiRusya Koronavirüs Enfeksiyonu Kontrol ve Önleme Merkezinden yapılan açıklamaya göre, ülkede son 24 saatte vaka sayısı 19 bin 238 artarak 3 milyon 813 bin 48'e, virüs kaynaklı hayatını kaybedenlerin sayısı ise 534 artışla 72 bin 185'e çıktı.Son 24 saatte 26 bin 204 kişinin sağlığına kavuşmasıyla da iyileşen sayısı 3 milyon 255 bin 462'ye ulaştı.Rusya'da Kovid-19 süreciRusya'da ilk Kovid-19 vakası 31 Ocak 2020'de tespit edilmiş, virüs nedeniyle ilk ölüm 19 Mart 2020'de kaydedilmişti.Ülkede, 24 Aralık 2020'de 29 bin 935 kişide virüsün tespit edilmesiyle 'en yüksek' günlük vaka sayısı, 635 kişinin hayatını kaybetmesiyle 'en yüksek günlük can kaybı sayısı' kayıtlara geçmişti.Rusya'da, Devlet Başkanı Vladimir Putin'in talimatıyla 18 Ocak'ta kitlesel aşılama süreci başlamıştı. Aşılama, Gamaleya Ulusal Epidemiyoloji ve Mikrobiyoloji Enstitüsünün geliştirdiği 'Sputnik V' (GamKovidVak) aşısıyla yapılıyor.
Avrupa İlaç Ajansı: "Biontech-Pfizer Aşısı İle Aşılama Sonrası Ölümler Arasında Bağ Bulunmuyor"
BRÜKSEL (AA) - Avrupa Birliği'nin (AB) ilaç düzenleyici kurumu Avrupa İlaç Ajansı (EMA), BioNTech ve Pfizer tarafından yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı geliştirilen aşının, aşılama sonrasında görülen ölümlerle bağının bulunmadığını bildirdi.EMA, BioNTech ve Pfizer tarafından üretilen 'Comirnaty' adlı aşı hakkındaki ilk güvenlik güncellemesini yayımladı.EMA'dan güncellemeye ilişkin yapılan açıklamada, aşılama kampanyalarında Comirnaty hakkında toplanan güvenlik verilerinin, aşının bilinen güvenlik profili ile uyumlu olduğu ve yeni yan etki tespit edilmediği kaydedildi.İleri yaştakiler dahil BioNTech-Pfizer aşısını olduktan sonra kaydedilen ölüm vakalarının incelendiği aktarılan açıklamada, hayatını kaybeden kişilerin tıbbi durumları ve yaş gruplarındaki ölüm oranları gibi verilerin dikkate alındığı aktarıldı.Açıklamada, 'EMA'nın güvenlik komitesi, verilerin Comirnaty aşısı ile ölüm vakaları arasında bir bağa işaret etmediği, ölüm vakalarının güvenlik endişesi yaratmayacağı sonucuna vardı.' ifadesine yer verildi.Açıklamada EMA'nın, kullanımına onay verilen tüm Kovid-19 aşılarının aylık güvenlik güncellemelerine devam edeceği belirtildi. EMA, şu ana kadar BioNTech-Pfizer aşısının yanı sıra Moderna'nın geliştirdiği aşıya onay verdi. AstraZeneca aşısının onayının da bugün çıkması bekleniyor.Türk bilim insanı Prof. Dr. Uğur Şahin'in kurucusu olduğu Alman biyoteknoloji firması BioNTech ile Pfizer tarafından geliştirilen aşının AB içinde kullanımı 21 Aralık 2020'de onaylanmış, aşılamalar 27 Aralık'ta AB ülkelerinde başlamıştı. 16 yaş üzerindeki kişilere uygulanabilen aşı, Kovid-19 hastalığına sebep olan SARS-CoV-2 virüsünden protein üreten mRNA molekülü içeriyor. Aşı, SARS-CoV-2'nin yüzeyindeki 'spike' adı verilen proteine saldırması için vücudu hazırlayacak şekilde çalışıyor.
Çocuklara İlk Yardımı Hikayelerle Anlatan Kitap Hazırlandı
ANKARA (AA) - Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, 6-9 yaş grubuna yönelik hazırlanan ve ilk yardımı hikayelerle anlatan 'İlk Yardım Okulu: Kahramanlar İş Başında' isimli kitabın çocuklara gönderildiğini bildirdi.Selçuk, kitaba ilişkin bakanlıktaki tanıtım toplantısında, çocukların ruh ve fiziksel sağlıklarının önemli olduğunu kaydetti.İlk yardım eğitim seferberliği başlatıldığını hatırlatan Selçuk, öğretmenlerin yanı sıra öğrenci ve velilere de eğitim verileceğini dile getirdi.Selçuk, ilk yardım bilincinin oluşması amacıyla akademik ve bilimsel metin yerine çocuklar için kahramanların hikayelerinden oluşan bir kitabın hazırlanmasının tercih edildiğini söyledi.'İlk Yardım Okulu: Kahramanlar İş Başında' isimli kitabın Türkiye'de bir ilk olduğuna işaret eden Selçuk, ilk yardım eğitiminin çocuk yaşlarda başlatılması gerektiğini vurguladı.Bakan Selçuk, şöyle devam etti: 'Kitabın işlevsel sonuçlar doğuracağının farkındayız. Temel sağlık bilgilerine yer verilen kitapta ilkokul ve okul öncesi çağdaki hikaye kahramanlarının günlük hayatta başlarından geçen olaylar da anlatılıyor. Çocuklarımız bu hikayeleri, kahramanların başından geçen olayları okurken ilk yardımın uygulanması noktasında da gelişim sağlayacak. Kitap, çocuklarımıza gönderildi. Ayrıca Eğitim Bilişim Ağına da yüklenecek.' UNICEF'in finansal destek verdiği kitabın hazırlanmasında çocuk sağlığı uzmanlarının, hemşirelerin, öğretmenlerin yer aldığını aktaran Selçuk, kitabın çocukların ilk yardım kültürüyle tanışmalarını sağlayacağına dikkati çekti.Selçuk, kitabın hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür etti.Kitabı hazırlayanlardan Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Didem Aliefendioğlu ise kitabın bir ilk olma özelliği taşıdığını söyledi.Aliefendioğlu, çarpma, yanık, kanama, boğulma gibi ilk yardım gerektiren olaylarla karşılaşıldığında yapılması gerekenlerin anlatıldığı kitapla, 112'yi arayarak doğru bilgi vermenin sağlanmasının da amaçlandığını ifade etti.Kitabı okuyan çocuklardan Bakan Selçuk'a teşekkürKonuşmaların ardından Selçuk, Karabük, Giresun, Iğdır ve Osmaniye'de yaşayan, kitabı okuyan çocuklar ve aileleriyle video konferans yöntemiyle görüştü. Çocuklar ve aileler kitaptan duydukları memnuniyeti dile getirerek Bakan Selçuk'a teşekkür etti.
Fransa'nın "Özür Dilemeksizin" Hazırlattığı Raporla Sömürge Geçmişiyle Yüzleşme Çabası Cezayir'de Tepkiyle Karşılandı
CEZAYİR (AA) - HÜSAMEDDİN İSLAM / ENES CANLI - Fransa'nın, özür dilemeksizin Cezayir'deki sömürge geçmişiyle yüzleşme çabası, 'tarihin saptırılması' ve 'cellatla kurbanı bir tutma' girişimi olarak değerlendirildi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransız tarihçi Benjamin Stora'yı Temmuz 2020'de 'sömürge tarihi ve Cezayir Savaşı' konusunu araştırarak 'iki halk arasında uzlaşıyı' sağlamak üzere görevlendirdi. Elysee Sarayı, Macron'un 20 Ocak 2021'de raporu teslim aldığını, bu konudaki çalışmaları sürdürmek istediğini ve bu raporun ışığında bazı inisiyatifler alacağını açıkladı.Rapor sonucunda iki ülke arasındaki geçmişin daha geniş biçimde aydınlatılması için bir 'hakikat komisyonu' kurulması tavsiye edildi. Stora'nın çalışmasında Fransa'daki eğitim müfredatının değiştirilmesi, sömürge tarihine ilişkin arşivlerin bilim adamlarına açılması gibi tavsiyeler yer aldı. Macron, Cezayir sömürge geçmişi konusunda kendisinden önceki altı cumhurbaşkanından daha ileri gitmesine rağmen rapor Cezayir'in öncelikli talebi olan Fransa'nın sömürge dönemine ilişkin resmi bir özür dilemesinin aksine tavsiyede bulundu. Bunun üzerine, Macron'un makamından sömürge konusunda özür dilemeyeceğinin resmi olarak belirtilmesi, Kuzey Afrika ülkesinde yoğun tepkiyle karşılandı. Stora raporunda, özrün aksine bu konuda atılacak somut adımların normalleşmeyi teşvik etmek için daha etkili olacağını savundu. Stora, raporunda, çalışmasının 'Fransa'nın sömürge geçmişi ve Cezayir savaşının geride bıraktığı konularda kapağı kaldırmayı amaçladığını' belirterek, 'Eğer ki tüm kapakları birer birer kaldırırsanız, sömürgenin hakiki tarihine bir genel bakış elde edersiniz.' ifadelerine yer verdi. Raporda, Fransa'nın uzunca süredir tam manasıyla kabul etmediği Cezayir'deki nükleer denemeleri itiraf etmesi gibi yeni unsurlar bulunmasına rağmen, Fransız sömürge ordusunda görev yapan 'Harki' Cezayirlilerin ülkelerini ziyaret etmesi ve her yıl 25 Eylül'de bunların anılması gibi unsurlar Cezayirliler tarafından eleştirildi. Cezayir, Fransız sömürge idaresinin ülkeden ayrılırken Cezayir'in Osmanlı dönemine de ait yüz binlerce evrakı kaçırdığını ve bunların iadesini vurgularken, raporda tarih arşivlerinin açılmasından bahsedilirken bunların iadesi konusunda sessiz kalınması dikkat çekti.-Cezayirli yetkili: 'Rapor elimize ulaşmadı'Cezayir Cumhurbaşkanlığı Sömürge Geçmişi'nden Sorumlu Danışmanı Abdulmecid Şeyhi, yerel basına yaptığı açıklamada, raporun kendilerine resmi yollardan gönderilmediğini ve ülkeler arasındaki ilişkilerin basında çıkan raporlardan yürütülemeyeceğini söyledi. Şeyhi, 'Rapor elimize resmi yollardan ulaştığı zaman yanıt vereceğiz.' dedi.Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Almanya'da tedavi gören Cezayirli mevkidaşı Abdulmecid Tebbun ile yaptığı telefon görüşmesinde, 'iki ülkeyi ilgilendiren ortak geçmiş ve çıkarlar konusunda birlikte çalışma' arzusunu aktardı.Cezayir Cumhurbaşkanlığı'nın açıklamasına göre, Tebbun da tedavisinin tamamlanmasının ardından ülkesine döndüğünde bu konuyla ilgileneceğini söyledi ancak açıklamada rapora herhangi bir referans verilmedi.-Cezayir kamuoyu rapora sert tepki gösterdi Fransa'nın travmatik sömürge dönemine ilişkin söz konusu rapora Cezayir'in siyaset, basın, sivil toplum ve entelektüel çevreleri ortak tavır gösterdi. Cezayirli İslami eğilimli Barış Toplumu Hareketi Lideri Abdurrezak Mukri, rapora ilişkin açıklamasında, 'Raporu okuduğunuzda, sanki 'aynı toprak üzerinde hak sahibi iki ayrı grubun savaşından' bahsediyor gibi hissediyorsunuz. Rapor, sanki insanlığın tanıdığı en kötü işgallerden birini anlatıyor gibi değil.' İfadelerini kullandı. Cezayir Üniversitesi'nden tarihçi Prof. Dr. Mevlüd Uveymer, rapora ilişkin AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, 'tarihçi Stora'nın Fransız ve Cezayirli siyaset ve bilim dünyasından isimlerle görüşmelerine, çoğu da Fransızca kaynaklarda yayınlanmış bilgilere dayanarak bu raporu hazırladığını' söyledi. Raporda yeni bir unsura rastlamadığını belirten Uveymer, çalışmanın Fransa'daki seçim dönemi öncesinde 'aceleyle' hazırlandığına dikkati çekti. Cezayirli tarihçi, Stora'nın raporunda sadece ülkesinin bağımsızlık savaşı başlattığı dönem 1954-1962 yılına odaklandığına işaret ederek, 'Stora, raporunda Cezayir toplumunun mülkiyetine ve unsurlarına 132 yıl boyunca el konulmasına değinmedi. Tüm sömürgeyi sadece 20. yüzyıla indirgedi.' dedi.Aynı şekilde, Cezayirli tarih araştırmacısı Lizaher Bugambuz da raporun 'cellatla kurbanını bir tuttuğunu' ifade ederek, 'Stora'nın raporu, sömürge şiddetini Cezayirli bağımsızlık savaşçılarının ülkesini savunmasına bağlayarak geçmişi saptırıyor.' ifadelerini kullandı.Raporun Cezayir'i uzaktan yakından ilgilendirmediği yorumunu yapan Bugambuz, 'tarih kitaplarının kaydettiği biçimde Fransa'nın Cezayir'de milyondan fazla kişiyi infaz ettiği sömürge geçmişini resmi olarak tanıması, özür dilemesi ve kurbanlara tazminat ödemesi gerektiğini' belirtti. Bugambuz, geri kalan unsurların ikincil olduğunu ve iki ülke arasındaki ortak komitelerin bununla ilgilenebileceğini paylaştı. -Stora, Cezayir basınına raporu savundu Raporu kaleme alan Fransız tarihçi Stora, Cezayir'de Fransızca yayın yapan bir gazetedeki makalesinde, Cezayir tarafının en çok tepki gösterdiği resmi özüre işaret etti. Stora, 'Özür beyanları, bir an dile getirilip daha çok derin bir sorunu ertesi gün giderecek sözcükler değildir.' ifadelerine yer verdi.Fransa ve Cezayir arasındaki geçmişe ilişkin yeni bir metodoloji üzerinde çalıştığını savunan Stora, eğitim ve kültür aracılığıyla iki tarafın birbirini daha iyi tanıması amacı güttüğünü paylaştı.Fransa'nın Afrika kıtasındaki sömürgeci tarihinin en güncel ve en kanlı örneğini teşkil eden Cezayir, 1954'te bağımsızlık mücadelesine başladı. Cezayir, 8 yıl süren bağımsızlık mücadelesiyle bu uğurda en ağır bedel ödeyen ülkelerden biri kabul edilirken, yaşanan büyük acılar Fransa'nın Afrika'dan çekilirken bıraktığı 'kara leke' olarak tarihe yazıldı. Ülkede yıllar süren insanlık dışı savaşta yaklaşık 1,5 milyon Cezayirli hayatını kaybetti, milyonlarca insan yerinden oldu.Fransız tarihçinin de raporunda yer verdiğine göre, Fransa Cezayir topraklarında 17 ayrı nükleer deneme yaptı ve Fransız güçlerinin bu topraklara döşediği mayın ve patlayıcılar binlerce Cezayirlinin canına mal oldu.
Reklam
Sınırımızda Artçı Depremler Sürerken Kandilli'den İstanbul İçin Korkutan Uyarı Geldi! 3 İlçeye Dikkat...
Geçtiğimiz günlerde Türkiye'nin sınır komşusu Suriye'de meydana gelen deprem başta Diyarbakır olmak üzere çevre illerde de hissedilmiş ve korku yaratmıştı. Kandilli Rasathanesi'nin açıklamasına göre dün Suriye'de iki deprem daha oldu. Bugün ise Kandilli Rasathanesi'nden beklenen İstanbul depremi ile ilgili kritik açıklama geldi. Yapılan çalışmalara göre yer kabuğunda anormallik yaşandığını belirten Kandilli Rasathanesi Silivri, Kumburgaz ve Büyükçekmece ilçelerine dikkat çekti. İşte sınırımızda olan depremler ve Kandilli'den yapılan kritik açıklama....
Reklam
İstanbul'da 75 Yaş Üzerindeki Vatandaşların Aşılanması Sürüyor
İSTANBUL (AA) - Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadele kapsamında dün aşı yapılmaya başlanan 75 yaş üzerindeki vatandaşların kent genelindeki sağlık kuruluşlarında aşılanmaları sürüyor. Koronavirüs Bilim Kurulunun tavsiyeleri doğrultusunda Sağlık Bakanlığınca belirlenen 'Kovid-19 Aşısı Ulusal Uygulama Stratejisi'ne göre, 14 Ocak'ta sağlık çalışanlarının aşılanmasıyla başlatılan süreç, öncelikli gruptaki vatandaşların aşılanmasıyla devam ediyor. Aşılama programı kapsamında dün Türkiye genelindeki 75 yaş üzerindeki vatandaşların randevu aldıkları sağlık kuruluşlarında aşılanmasına da başlandı.İstanbul'daki 75 yaş üzeri vatandaşların da randevularını aldıkları sağlık kuruluşlarında aşılanmaları sürüyor. 'Hiç kimse korkmadan gelsin'Bu kapsamda Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesi'ne aşı yaptırmaya gelen Hasan Cansever, AA muhabirine yaptığı açıklamada, aşı olduktan sonra herhangi bir rahatsızlık hissetmediğini, rahat olduğunu söyledi. Cansever, yaşıtlarına seslenerek, 'Herkes aşı olsun; millet için devlet için sağlığı için.' dedi. Aşı olmaya beraber gelen Aynur ve Ferit Turguz çifti de 52 yıldır evli olduklarını belirtti. Aynur Turguz, aşı olduğu için hissettiği mutluluğu dile getirerek, 'Çok korkuyordum ama güzel ilgiyle karşılaştık. Herkese tavsiye ediyoruz. Hiç kimse korkmadan gelsin. Yaşlılara büyük saygı ve sevgi var.' diye konuştu. Salgın döneminde çocuklarına, torunlarına sarılmayı, onlarla görüşmeyi özlediğini vurgulayan Turguz, salgının bitmesini ve hepsiyle kucaklaşmayı temenni etti. Ferit Turguz da balığa gitmeyi çok özlediğini ifade etti.Randevu oluşturma Öncelikli gruptaki vatandaşların aşılanması için randevular, 'mhrs.gov.tr', 'enabiz.gov.tr' siteleri, Merkezi Hekim Randevu Sistemi, e-Nabız mobil uygulamaları ile 'Alo 182' hattı üzerinden alınabiliyor.Vatandaşlar, öncelikli grupta olup olmadığını, aralarında boşluk olacak şekilde 'AŞI', 'T.C. kimlik numarası' ve 'T.C. kimlik seri numarasının son 4 hanesi'ni yazarak 2023'e kısa mesaj (SMS) göndererek sorgulayabiliyor.
Türkiye'nin Koronavirüsle Mücadelesinde Son 24 Saatte Yaşananlar
ANKARA (AA) - Türkiye'de son 24 saatte 173 bin 210 yeni tip koronavirüs (Kovid-19) testi yapıldı, 7 bin 279 kişinin testi pozitif çıktı, 129 kişi hayatını kaybetti. 8 bin 902 kişinin Kovid-19 tedavisi ya da karantinasının sona ermesiyle iyileşenlerin sayısı 2 milyon 340 bin 216'ya yükseldi.Türkiye Günlük Koronavirüs Tablosu, 'covid19.saglik.gov.tr' adresinden paylaşıldı. Buna göre, son 24 saatte 173 bin 210 Kovid-19 testi yapıldı, 7 bin 279 kişinin Kovid-19 testi pozitif çıktı, 129 kişi hayatını kaybetti. Hasta sayısı 670 olarak açıklandı.Son 24 saatte 8 bin 902 kişinin Kovid-19 tedavisi ya da karantinasının sona ermesiyle iyileşenlerin sayısı 2 milyon 340 bin 216'ya yükseldi. Test sayısı 29 milyon 181 bin 125'e ulaştı. Vaka sayısı 2 milyon 457 bin 118, vefat sayısı 25 bin 605, ağır hasta sayısı 1751 oldu.Haftalık verilere göre, bu hafta hastalarda zatürre oranı yüzde 4,7, yatak doluluk oranı yüzde 45,2, erişkin yoğun bakım doluluk oranı yüzde 59, ventilatör doluluk oranı yüzde 30,1, ortalama temaslı tespit süresi 8 saat, filiasyon oranı ise yüzde 99,9 olarak gerçekleşti. Erdoğan'dan üç yenilikçi aşı adayının faz çalışmalarına ilişkin açıklamaCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ve Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Bilim Ödülleri Töreni'nde konuştu. Kovid-19'a karşı üç yenilikçi aşı adayının faz çalışmalarına başlanması arifesinde olunduğunu bildiren Erdoğan, şunları kaydetti:'Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, Amerika ve Çin'den sonra Kovid-19 konusunda en çok aşı projesi yürüten üçüncü ülke durumundayız. Salgın henüz ülkemiz sınırlarına dayanmadan kurduğumuz TÜBİTAK Kovid-19 Türkiye Platformu ile adeta bir bilim seferberliği başlattık. Bu platformlardaki 436 araştırmacımız, aşı ve ilaç geliştirme odaklı 17 proje yürütüyorlar. Bu yıl içerisinde yeni bir çağrı daha açarak alanının en iyisi en az 100 araştırmacıyı da ülkemize kazandıracağız.'Sağlık Bakanı Koca'dan vaka sayılarına ilişkin uyarıSağlık Bakanı Fahrettin Koca, bugün tespit edilen Kovid-19 vaka sayısının 7 bin 279 olduğuna dikkati çekerek, 'Durumun ciddiyetini görmezden gelemeyiz. Aşı programının selameti açısından da tedbirlere ve kısıtlamalara uymalıyız. Büyük emek ve zahmetlerle elde ettiğimiz kontrolü riske atmamalıyız.' uyarısında bulundu.75 yaş üzerindeki kişilerin aşılanmasına başlandıTürkiye'de Kovid-19 salgınında toplumsal bağışıklama için uygulanan aşı programına göre, bugün 75 yaş üzerindeki vatandaşların aşılanmasına başlandı. Aşılama programı kapsamında, bugün randevularını alan 75 yaş üzerindeki vatandaşlara CoronaVac aşılarının ilk dozu yapıldı. Huzurevi sakinleri için manevi destek programı Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, salgın sürecinde yaşlıların psikolojilerinin güçlendirilmesi için huzurevi sakinlerine yönelik manevi destek programı hazırladı. Bakanlıktan yapılan açıklamada, ayda bir düzenlenecek programlarda Kur'an-ı Kerim tilaveti, tasavvuf musikisi dinletisi ve öğretici konulardan oluşan sohbetlere yer verileceği kaydedildi.Kastamonu'nun Abana ilçesinde Kovid-19 vaka sayısı sıfırlandıKastamonu'nun Abana ilçesinde Kovid-19 vakasının kalmadığı bildirildi. Kaymakam Tarık Buğra Seyhan, yurt genelinde alınan tedbirlerin ilçedeki koronavirüs tablosuna da olumlu yansıdığını, hafta başından bu yana ilçede pozitif vaka olmadığını açıkladı. Adıyaman'da ise 42 ev Kovid-19 tedbirleri kapsamında karantinaya alındı.Kocaeli'de tedbirlere uymadıkları gerekçesiyle 189 kişiye idari para cezası uygulandı.Amasya'nın Merzifon ilçesinde, Kovid-19 tedbirlerini ihlal ederek bir apartmanda kumar oynadıkları öne sürülen 10 kişiye para cezası verildi.
Reklam
Kovid-19'Un Kökenlerini Araştıracak Dsö Ekibi, Vuhan'da Hastane, Laboratuvar Ve Pazar Yerlerini Ziyaret Edecek
CENEVRE (AA) - Yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) kökenlerini araştırmak üzere Çin'e gelen Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) heyetinin dünyada salgının ilk patlak verdiği Vuhan kentinde hastaneleri, laboratuvarları ve pazar yerlerini ziyaret etmeyi planladığı bildirildi.Cenevre merkezli DSÖ'nün Twitter'dan yaptığı açıklamada, heyetin karantina altında olduğu 14 gün içinde Çinli bilim insanlarıyla çevrim içi toplantılar yaptığı aktarıldı. Çinli bilim insanlarının virüse ilişkin güncel bilgileri ve tecrübelerini heyetle paylaştığı, heyetin de virüse ilişkin bazı temel veriler için talepte bulunduğu belirtildi.Heyetin, virüsün kökenini anlamak için yapılacak araştırmalarda bilimsel tüm hipotezleri masaya yatıracağı vurgulanarak heyet ile Çinli bilim insanlarının ilk yüze görüşmesinin yarın gerçekleşeceği bilgisi paylaşıldı. Görüşmenin ardından heyetin Vuhan içinde ve çevresinde saha ziyaretlerine başlayacağı belirtilerek 'Heyet hastaneleri, laboratuvarları ve pazar yerlerini ziyaret etmeyi planlıyor. Saha ziyaretleri Vuhan Viroloji Enstitüsü, Huanan pazarı, Vuhan CDC laboratuvarını içerecek.' ifadesi kullanıldı.Heyetin, virüs ortaya yeni çıktığında hastalara müdahalede bulunan sağlıkçılar ile Kovid-19'a yakalanan ilk hastalarla görüşeceği de kaydedildi.Çin'e gelmelerinin ardından 14 günlük karantinaya alınan ekip, öğleden sonra Vuhan'daki otellerinden dışarı çıkıp bir otobüse binerken görülmüştü.ABD, Avustralya, Almanya, Japonya, İngiltere, Rusya, Hollanda, Katar ve Vietnam'dan uzman ve araştırmacılardan oluşan heyetin, 14 günlük karantina sürecinde Çinli yetkililerle çevrim içi toplantılar yapacağı açıklanmıştı.DSÖ heyeti, ocak ayı başında Çin'e gitmiş ancak Pekin yönetiminin geçerli vizeler alınmadığı uyarısını yapmasının ardından geri dönmek zorunda kalmıştı.Kovid-19 ilk kez Vuhan'daki gıda pazarında görülmüştü Dünya, Kovid-19 salgınından ilk kez, Çin'in, 31 Aralık 2019'da Hubey eyaletine bağlı Vuhan kentinde 'kaynağı bilinmeyen gizemli solunum yolu hastalığı'nın ortaya çıktığını DSÖ'ye bildirmesiyle haberdar olmuştu. Hastalık, ilk kez Vuhan kentindeki deniz ürünleri gıda pazarını ziyaret eden kişilerde görülmüş, sebebi anlaşılamayan 'solunum rahatsızlığı' şikayetiyle 17 Kasım'da ilk hasta hastaneye başvurmuştu.Akciğer iltihaplanmasına yol açan hastalığa yarasalarda bulunan bir beta koronavirüsün mutasyona uğramış hali olduğu tahmin edilen, daha önce bilinmeyen türdeki bir koronavirüsün sebep olduğu anlaşılmıştı.Çin, soruşturma çağrılarını geri çevirmiştiÇin, daha önce, ABD yönetiminin virüsün kökenine dair soruşturma başlatılmasına dair talebini reddetmiş, Avustralya hükümetinin Nisan 2020'de DSÖ'ye uluslararası soruşturma çağrısı yapması üzerine bu ülkeye de ihracat kısıtlamaları getirmişti.
Bebeğe 'Hacamat' Görüntüleriyle İlgili Uzmanlardan Uyarı: 'Kesinlikle Yapmayın!'
Uzman olmayan kişilerin bebeklere bile  'hacamat', bir diğer adıyla 'kupa tedavisi' yapıp bunu reklam amacıyla sosyal medyada paylaşması tartışma yarattı. Uzmanlar, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının eğitimli kişiler tarafından yapılması gerektiğini belirtiyor. '22 senedir bununla uğraşan bir hekimim' diyen Prof. Dr. Ahmet Kalaycıoğlu, 'Sağlık Bakanlığı bu işin eğitim müfredatını oluşturmuş vaziyette. Dolayısıyla, doğru işler yapabilmek için hastane ya da  herhangi bir sağlık kuruluşunda yapılacak uygulama, eğitimli kişiler tarafından yapılmalı' ifadelerini kullandı. Doç. Dr. Deniz Aygün ise 'Hacamat uygulamaları çocuklarda, yaşlılarda ve gebelikte önerilmemektedir. Kesinlikle yapılmaması gerekir' dedi
Kamboçya'da Mağarada Yaşayan Yarasaların Kovid-19 İle Neredeyse Aynı Patojeni Taşıdıkları Belirlendi
ANKARA (AA) - Yeni bir araştırma, Kamboçya'daki bir mağarada yaşayan yarasaların, yeni tip koronavirüse (Kovid-19) neden olan virüsle neredeyse aynı patojeni taşıdığını keşfetti.Skynews’in haberine göre araştırmacılar, Kamboçya'da Phnom Penh Pasteur Enstitüsünde Aralık 2010'dan beri dondurucuda tutulan yarasa örneklerini inceledi.Bu hafta açıklanan ve henüz hakemli bir dergide yayımlanmayan araştırmada, on yıldan uzun bir süre önce toplanan, Kamboçya'nın Laos sınırındaki Steung Treng eyaletinde bir mağarada yaşayan 430 yarasadan alınan örneklerin test edildiği bildirildi.Araştırmacılar, Kamboçya, Laos ve Myanmar'da bulunan iki Shamel at nalı yarasasında (Rhinolophus shamel) Kovid-19'a neden olan virüslerle neredeyse aynı patojeni buldu.Yarasaların Kovid-19'a neden olan SARS-CoV-2 ile yüzde 92,6 benzerlikte patojeni taşıdığını belirten araştırmacılar, yarasaların genomunun birkaç bölümünün 'genetik olarak SARS-CoV-2'ye, bugüne kadar keşfedilen yakından ilişkili diğer virüslerden daha yakın olduğunu' yazdı.Araştırmacılar, bulgularının virüsün nereden kaynaklandığını keşfetmede çok önemli olabileceğini, bölgedeki yarasaların ve diğer vahşi hayvanların daha fazla gözetim altında tutulmasının dünyanın bir sonraki salgın dalgasına daha iyi hazırlanması anlamına gelebileceğini söyledi.Pastör Enstitüsü araştırmacıları, sadece Çin'de değil, Güneydoğu Asya'da da 'SARS-CoV-2'nin kökenleri için devam eden araştırmanın Kovid-19’un tam olarak kaynaklandığı alanın sınırlarını çizmek açısından çok önemli olduğuna dikkat çekti.Araştırmacılar, bölgenin çok çeşitli türlerde yaban hayatına ev sahipliği yaptığını ve Kovid-19 benzeri virüslere sahip yabani hayvanlarla yoğun etkileşim içindeki yerlilerin bulunduğu bir alan olduğunu belirtti.Bu nedenle araştırmacılar 'Güneydoğu Asya'daki yarasaların ve diğer önemli vahşi hayvanların sürekli gözetlenmesi, yalnızca SARS-CoV-2’nin (Kovid-19) kaynağını bulmak için değil, aynı zamanda daha sonra gelebilecek salgına daha iyi hazırlanabilmek için de çok önemlidir.” vurgusunda bulundu.Çin'in Yunnan kentindeki bilim adamları da 2019 ve 2020 yıllarında, 2013’te yaşayan bir Shamel at nalı yarasası örneğinde yüzde 96,2 oranında Kovid-19’a benzer patojen bulmuşlardı.Çin’in güneyine 2020 Şubat ayında kaçırılmaya çalışılan iki Malayan Sunda pangolininde de SARS-CoV-2 ile yakından ilişkili iki patojen bulunmuştu.Dünya Sağlık Örgütü (WHO) araştırmacıları, pandeminin tam olarak nerede ve nasıl başladığını belirlemek için Çin'in Wuhan kentinde çalışmalar yapıyor.
Reklam
Türk Dünyası Kütüphanelerine Kitap Bağışı Projesi İle 55 Bin Kitap Ulaştırıldı
ANKARA (AA) - Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Özgül Özkan Yavuz, Karabağ'da büyük zafer kazanan Azerbaycan'ın işgalden kurtarılan Şuşa kenti başta olmak üzere diğer şehir kütüphanelerine bağışlanmak üzere Azerbaycan'a bu yıl içerisinde 10 bin kitap bağışı gerçekleştireceklerini bildirdi.Kültür ve Turizm Bakanlığı katkılarıyla Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliğince (İLESAM) düzenlenen 'Türk Dünyası Kütüphanelerine Kitap Bağışı ve Kitap En Sağlam Köprüdür Konferans Programları Projesi'nin ikincisi çevrimiçi olarak düzenlendi.Bakan Yardımcısı Yavuz, Milli Kütüphane'de Etkin Kütüphane Stüdyolarından katıldığı programdaki konuşmasında, konferans programları projesi ile Türkiye'nin dil, din, kültür ve gelenek bağı olan gönül coğrafyasındaki ülkelerle kitapların oluşturduğu bir köprünün kurulmasının hedeflendiğini söyledi.Bugüne kadar bu proje ile Bakanlığın öncülüğünde ve Dışişleri Bakanlığının katkılarıyla, hikaye, roman, masal, şiir, deneme, biyografi, anı, gezi yazısı, antoloji ve araştırma-inceleme türleri ağırlıklı kültür, sanat, tarih, bilim-teknik, eğitim, sağlık, kişisel gelişim gibi birbirinden farklı konuları içeren eserler bağışladıklarını belirten Yavuz, şunları ifade etti:'2018'de Azerbaycan'a 15 bin kitap, 2019'da Kazakistan'a ve Kırgızistan'a, geçtiğimiz yıl ise Özbekistan'a ve Kuzey Makedonya'ya, her bir ülkeye 10 bin kitap olmak üzere toplam 55 bin kitap bağışı gerçekleştirildi. İnşallah bu yıl içerisinde Karabağ'da büyük zafer kazanan Azerbaycanlı kardeşlerimizin kültür sanat anlamında da yanlarında olduğumuzu göstermek ve işgalden kurtarılan Şuşa kenti başta olmak üzere diğer şehir kütüphanelerine bağışlanmak üzere Azerbaycan'a 10 bin ve ayrıca Kosova'ya da 10 bin kitap bağışı gerçekleştireceğiz.'Yavuz, bugün törenle dağıtımı yapılacak kitapların, Özbekistan Milli Kütüphanesi başta olmak üzere üniversite ve enstitü kütüphanelerine, Kuzey Makedonya'da ise Aziz Kliment Ohridski Ulusal ve Üniversite Kütüphanesi ile üniversitelerin Türkoloji bölümleri ve ilköğretim okullarına gönderileceğini anlattı.'Kültürümüzün tanıtımına yapacağı katkıyı önemsiyoruz'Özgül Özkan Yavuz, Orta Asya'dan Kafkaslara, Orta Doğu'dan Balkanlara Türkiye'nin gönül coğrafyası içindeki ülkelerle dile dayalı, edebi, dini ve kültürel ilişkilerin gelişmesini önemsediğini, projenin kültürün tanıtımına yapacağı katkıyı ve geliştireceği dil ve düşünce birlikteliğini tüm ülkeler için bir fırsat olarak gördüklerini dile getirdi. İlim ve edebiyat eseri sahiplerinin mali ve manevi haklarını korumak için faaliyetlerini yürüten İLESAM'ın telif hakları alanının geliştirilmesi ve korsan yayıncılığa karşı bilinçlendirme konuları öncelikli olmak üzere birçok projesine Bakanlık olarak destek verdiklerini kaydeden Yavuz, birliğin, kültürel unsurların özellikle de edebiyatın Türkiye'de, bölgesinde ve dünya genelinde temsil edilmesi ve yayılması için de başarılı çalışmalara imza attığını vurguladı.Bandrol satışı 433 milyonu geçtiKültür endüstrilerinin önemli bileşenlerinden yayıncılık sektörünün gelişimi ve büyümesinin Bakanlığın sektörle iş birliği içerisinde belirlediği politikalar ve yoğun yürütülen çalışmalardan kaynaklandığına dikkati çeken Yavuz, Bakanlığın verilerine göre, süreli olmayan yayın bandrol satışının bir önceki yıla oranla 2020'de yüzde 2,26 arttığını ve 433 milyonu geçtiğini kaydetti.Yavuz, eğitim alanında 228 milyonu geçen bandrol satışının yapıldığı 2020 yılında, yetişkin kategorisinde yaklaşık 90 milyon, çocuk-gençlik kategorisinde 44 milyon, yetişkin kurgu kategorisinde 32 milyon, inanç kategorisinde 26 milyon, akademik alanda 5,5 milyon ve ithal yayın kategorisinde de 5 milyon adete yakın bandrol satıldığını söyledi.Bakanlık olarak sektörün gelişimini sağlamak için her türlü yapıcı çalışmaya devam edeceklerinin altını çizen Yavuz, bu gelişimi engelleyecek korsan yayıncılık gibi yasa dışı çalışmalar ile mücadeleyi ısrarla sürdüreceklerini belirtti.İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız'ın moderatörlüğünde yapılan toplantıya, Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdür Yardımcısı Ali Odabaş, Özbekistan Turizm Bakan Yardımcısı Uluğbek Azamov, Taşkent Büyükelçisi Mehmet Süreyya Er, Üsküp Büyükelçiliği adına TİKA Üsküp Temsilcisi Halim Ömer Söğüt, Özbekistan Fenler Akademisi Tarih Enstitüsü Başkanı Azamat Ziya çevrimiçi katıldı.
Reklam
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tübitak Ve Tüba Bilim Ödülleri Töreni'nde Konuştu: (1)
ANKARA (AA) - Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Okul öncesi eğitime odaklandık. Biz geldiğimizde yüzde 10 civarında olan okul öncesi eğitim oranını 5 yaş grubunda yüzde 75'lere kadar yükselttik. Hedefimiz inşallah bu oranı kısa sürede yüzde 100'e taşımaktır.' dedi.Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ve Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Bilim Ödülleri Töreni'nde katılımcılara hitap etti. Konuşmasına tüm katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yıl TÜBİTAK ödüllerinde 18, TÜBA ödüllerinde ise 43 bilim insanına takdirlerini ifade ettiklerini bildirdi. Bilim ve teknoloji alanında yaptıkları özverili çalışmalarla 2020 yılında ödül almaya hak kazanan bilim insanlarını tebrik eden Erdoğan, bu bilim insanlarının başarılarının diğer bilim insanlarını da teşvik edeceğine inandığını söyledi. Bilim insanlarına Türkiye'ye yaptıkları katkılar için şükranlarını sunan Erdoğan, 'Türkiye son 18 yılda ortaya koyduğu başarıları, ilim ve irfan medeniyetine sahip çıkmasına borçludur. Hiç şüphesiz bu başarının en önemli mimarları çocuklarının eğitim ve öğretiminin üzerine titreyen anne babalar ile gecesini gündüzüne katarak milleti ve insanlık için katma değer üreten bilim insanlarıdır. Sizlerin ortaya koyduğu her yeni çalışma bilim dünyasında Türkiye'nin varlığını, bunun yanında kadim medeniyetimizin gücünü ifade ediyor. Keşfetmeye, araştırmaya, üretmeye devam eden her bilim insanımızın yanında olarak biz de üzerimize düşeni yapmaya çalışıyoruz.' değerlendirmesinde bulundu. 'Eğitim-öğretim sistemimiz üzerinde kurulan tüm bariyerleri kaldırdık'Erdoğan, bu anlayışla her kademede eğitimi ve bilimsel çalışmayı desteklemeyi önceliklerinin en başına yerleştirdiklerini belirterek, şunları kaydetti:'Gerek ilk ve ortaöğretimde gerekse yükseköğretim seviyesinde gerçekleştirdiğimiz reformlarla kendini yetiştirmek ve geliştirmek isteyen her evladımıza bu imkanı sağladık. Daha önceki dönemlerde kısır ideolojik bakış açılarıyla eğitim-öğretim sistemimiz üzerinde kurulan tüm bariyerleri kaldırdık. Erkek ve kız tüm evlatlarımızın diledikleri düzeye kadar ve istedikleri her yerde eğitim-öğretim alabilmelerini temin ettik. Zorunlu eğitimi 8 yıldan 12 yıla çıkararak lise seviyesinde okullaşma oranını yüzde 100'e yaklaştırdık. Öğretmen başına düşen öğrenci sayımızı ilkokul düzeyinde 28'den 17'ye, ortaöğretimde ise 18'den 11'e indirdik.'En büyük atılımlardan birini yükseköğretimde gerçekleştirdiklerine işaret eden Erdoğan, üniversite sayısını 76'dan 207'ye çıkardıklarına dikkati çekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:'Okullaşma oranını yükseköğretim seviyesinde yüzde 15'ten yüzde 44'e çıkardık. Ortaöğretim ve yükseköğretim seviyesindeki okullaşma oranlarımızla artık OECD ortalamasını yakalamış durumdayız. Şimdi okul öncesi eğitime odaklandık. Biz geldiğimizde yüzde 10 civarında olan okul öncesi eğitim oranını 5 yaş grubunda yüzde 75'lere kadar yükselttik. Hedefimiz inşallah bu oranı kısa sürede yüzde 100'e taşımaktır. Eğitim alanında yaptığımız yatırımlar meyvelerini verdikçe önümüzdeki yıllarda çok daha büyük kazanımlar elde edeceğimize inanıyorum.' Bu süreçte bilim insanlarını, çocuklara rol modelleri olarak gösterdiklerini dile getiren Erdoğan, düzenledikleri araştırma projesi yarışmaları, ulusal ve uluslararası bilim olimpiyatlarıyla çocukları bilim insanı olma ve girişimcilik konusunda geleceğe hazırladıklarını belirtti. Erdoğan, 'TEKNOFEST yarışmalarıyla gençlerimizi büyük bir heyecanla icat peşinde koşmaya teşvik ediyoruz. Deneyap Teknoloji Atölyelerinde genç yeteneklerimizi geleceğin mucit adayları olarak yükselen teknolojilerle buluşturuyoruz. Nitekim son 2 yılda 159 öğrencimiz uluslararası ve bölgesel bilim olimpiyatlarından 144 madalya ve 8 mansiyon derecesiyle döndü.' ifadesini kullandı. Yeni Stajyer Araştırmacı Programıyla 1500 lisans öğrencisini AR-GE ve yenilik süreçlerine dahil ettiklerini vurgulayan Erdoğan, TÜBİTAK Sanayi Doktora Programı ile de bugüne kadar 1162 doktora öğrencisini yetiştirdiklerini aktardı. TÜBA'nın genç bilim insanlarına yönelik ödüllerini de bu açıdan çok önemli gördüğünü söyleyen Erdoğan, 'Üstün yetenekli genç bilim insanlarının ödüllendirilmesi, gelecekteki çığır açıcı çalışmalara kapı açacaktır.' dedi.Bilim ve teknolojinin insanlığın faydasına kullanılabildiği ve başkalarına aktarılabildiği ölçüde kıymetli olduğunu belirten Erdoğan, şöyle devam etti:'Mesnevi'de geçen, Bedevi ile filozof kıssası malumunuzdur. Bedevi, devesinin iki yanında birer çuval yükle yol alırken, çölde pejmürde ve bitap bir vaziyette oturan filozofla karşılaşır. Filozof, Bedeviyi görünce 'Devenin iki yanına astığın bu çuvallarda ne var' diye sorar. Bedevi 'Çuvalların birinde buğday diğerinde ise dengeyi sağlamak için kum var' diye cevap verir. Filozof 'Bir çuvalı kumla doldurmak yerine diğer çuvaldaki buğdayı 2 çuvala pay edip dengeyi sağlasan daha akıllıca olmaz mı' diye cevap verir. Bedevi fikri çok beğenir ve düşkün durumdaki bu adama hayretle sorar 'Sen çok akıllı bir adamsın, böyle bir yetenekle çok varlıklı olmalıydın, buralarda ne geziyorsun'. Filozof 'Ne işim var ne de bir varlığım, yerim yurdum da yok, bir parça ekmek verenin peşine koşuyorum' diye cevap verir. Bedevi bu cevaba hem şaşırıp hem de kızarak 'O halde benim yanımdan derhal uzaklaş, benim cahilliğim senin hikmetinden çok daha faydalıdır' diyerek oradan ayrılır.İşte bu, Peygamber Efendimizin de Allah'a sığındığı faydasız ilimdir. Bir ilmin sadece eyleme dönüşmesi yeterli değildir, gerekli olan faydalı hale gelmesidir. Sizlerin ortaya koyduğu bilimi, ürettiği teknolojiyi özgün ve değerli kılan işte bu hassasiyettir. Onun için faydasız ilimden Allah'a sığınırız, bu çok önemli. Eğer ailenizden, kendinizden feragat ederek yürüttüğünüz, hayatınızı adadığınız çalışmalar insanlığa fayda sağlamıyorsa, o zaman şöyle oturup ne yaptığımızı bir düşünmemiz lazım. Unutmayınız, her medeniyet kendi teknolojisini, her teknoloji kendi kültürünü ve değerini üretir.' (Sürecek)
Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Ünal, Canlı Yayında Gündemi Değerlendirdi:
ANKARA (AA) - AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal, 'Cumhurbaşkanımızın oyu yüzde 52, AK Parti'nin oyu da 42,1 en son yapılan araştırmada.' dedi.Ünal, CNN Türk kanalında katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.Bir soru üzerine 'fiili müdahaleye zemin hazırlama, Mustafa Kemal Atatürk'ün ifade ettiği iç cephenin tahkimatını bozma, içerde huzursuzluk oluşturma; devletin, siyasetin, kurumların, seçimlerin, halk oylamasının ve TBMM'nin meşruiyetini tartışmaya açmaya 'beşinci kol faaliyeti' dediklerini' anlatan Ünal, 'CHP, daha doğrusu Kemal Kılıçdaroğlu bunu uzunca bir süreden beri sistematik olarak sürdürüyor.' ifadesini kullandı.Ünal, valilerin illerinde Cumhurbaşkanı'nın temsilcisi olduklarını işaret ederek, şöyle konuştu:'Cumhurbaşkanı'na 'sözde Cumhurbaşkanı' dediler. Yani bizim için 'Yok hükmünde' dediler, tıpkı bir terör örgütü için kullandığımız sözde ifadesini millet iradesinin seçtiği Cumhurbaşkanı için kullandılar. Önce 'sözde Cumhurbaşkanı' dediler, sonra illerde Cumhurbaşkanı'nın temsilcisi durumunda olan valilere de 'militan' dediler. Şimdi bu derin bir meşruiyet tartışması açmaktır. Bunun adı beşinci kol faaliyetidir, bunun adı iç cepheyi yıkma çabasıdır. Bunu milletimiz görüyor.'CHP'nin salgın sürecinde insanlara karamsar bir hava oluşturduğunu ve her kurumun meşruiyetini tartışma açtığını ifade eden Ünal, 'Salgın başlar başlamaz Sağlık Bakanlığının verilerini tartışmaya açtılar, cenazeleri saymaya başladılar. Bilim Kurulu'nun ve Sağlık Bakanlığının yaptığı işleri tartışmaya açtılar. Bunun adı muhalefet değil. Muhalefet, siyaset üstü meselelerde milletin yanında durmaktır, ülkenin yanında durmaktır. Bunların yaptığına biz anti siyaset ve yıkım siyaseti diyoruz. Anti siyasetin, yıkım siyasetinin altlığı beşinci kol faaliyetidir. Bunun amacı da demokrasiyi ve ülkeyi müdahaleye hazır hale getirmektir.' diye konuştu.'Parlamenter sistem ortadan kalktı'Parlamenter sistem tartışmalarına değinen Ünal, 2007'de yapılan halk oylamasıyla cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine ilişkin değişikliğin kabul edildiğini anlattı. Ünal, şöyle devam etti:'Cumhurbaşkanının 2007'de halk tarafından seçilmesi kararıyla beraber, halk oylamasıyla beraber zaten parlamenter sistem ortadan kalktı. Yüzde 70 ile parlamenter sistem ortadan kalktı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ise 2007'de bu milletin yüzde 70 oy oranıyla aldığı kararın, siyasal sistem haline dönüştürülmesiydi. Şimdi 'Parlamenter sistem' diyenler, 2007'de bu milletin yüzde 70 oranında 'Cumhurbaşkanımı ben seçeceğim' kararını yok mu sayacaklar? 'Hayır, biz o kararı yok saymayacağız' diyorlarsa ve cumhurbaşkanını halk seçecekse, seçilen bu cumhurbaşkanı siyasetçi olacak. Çünkü seçimle gelen her cumhurbaşkanı siyasetçidir. Peki siyasetçi olan bir cumhurbaşkanı nasıl tarafsız olacak? O yüzden diyoruz ki 'Seçilmiş bir cumhurbaşkanı siyasi olarak tarafsız olamaz, hukuki olarak tarafsız olur'. Bunlar geçmişte başbakanlara tarafsızlık tartışması açıyorlar mıydı, başbakanla ilgili? Açmıyorlardı. Neden? Çünkü o başbakanın üzerinde vesayetin sigortası durumunda olan bir cumhurbaşkanı vardı. AK Parti döneminde bu, bir nebze Ahmet Necdet Sezer'den sonra bu bir nebze düzen altına alındı.'CHP ile HDP'yi ayrı bir yerde, İYİ Parti ile Saadet Partisini ayrı bir yerde tuttuğunu belirten Ünal, 'Diyorlar ki işte 'Millet İttifakı'nı parçalamak istiyorsunuz'. Hayır. Bunu bir siyasal tespit olarak söylüyorum, bu böyle. Diğer taraftan söylediğimiz bir şey var. 'Biz Türkiye'nin yanında olan herkesle konuşuruz' diyoruz. Biz bu milletin, bu bayrağın, bu vatanın, bu devletin hiçbir şekilde tartışma konusu yapılmadığı, bağımsızlığımızı, bölünmez bütünlüğümüzü, devletin meşruiyetini, kurumlarını ve kurallarını gayrimeşru ilan etmeyen, Türkiye'nin yanında duran herkesle konuşuruz, konuşmaya devam edeceğiz.' değerlendirmesinde bulundu.'Cumhurbaşkanımızın oyu yüzde 52'Ünal, AK Parti'nin her ay üç ayrı şekilde ve üç firmaya Türkiye gündemi araştırması yaptırdığını ifade ederek, '2 yıldan beri hiç bir araştırmada, ne cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ne de AK Parti'nin oylarında bir değişiklik oldu. Yani Cumhurbaşkanımızın oyu 52'nin altına düşmedi, AK Parti'nin oyu da 40'ın altına düşmedi. 40-44 bandında AK Parti gidip geliyor. Cumhurbaşkanımız da 51-54 bandında gidip geliyor.' bilgisini verdi.Ünal, bu araştırmalarda performans değerlendirmeleri, toplumsal olaylar ve bunlarla ilgili halkın algısını da sorduklarını bildirerek, 'Burada ilginç bir veri var. Kemal Kılıçdaroğlu kendi partisi içerisinde beğenirlikte 5. sırada. Yani aslında bunun da nasıl bir kriz oluşturduğunu düşünmek lazım. Cumhurbaşkanımızın oyu yüzde 52, AK Parti'nin oyu da 42,1 en son yapılan araştırmada.' dedi.
Ercan Altuğ Yılmaz Yazio: 2020 Pandemi Döneminde Oyunlaştırma ile Başaranlar
etiket
Değişen ve dönüşen dünyada işletmelerde çalışan personelin bir taraftan motivasyon ve performansını artırıp bağlılığını sürdürmek amacıyla diğer taraftan da pazar payını korumak ve artırmak amacıyla çeşitli yöntemlere başvurulmuştur. Bunlardan en önemlisi ise 2010’lu yılların başında hayatımıza giren ve her geçen yıl etkinliğini arttıran oyunlaştırma olmuştur. Günümüzde ise eğitimden, sağlığa, spordan, iş dünyasına kadar başarının sürdürülebilirliğini sağlamak için oyunlaştırmaya her zamankinden daha çok ihtiyacımız olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin 2020 yılında birçok işletme bu konuda çalışmalar gerçekleştirmiş ve pek çok başarıya imza atmıştır. Gelin hep birlikte bunlara bir göz atalım.
TÜBİTAK Başkanı'ndan Yerli Aşı Açıklaması
TÜBİTAK Başkanı Hasan Mandal, yerli aşılarla ilgili ''Bu aşılar yurt dışında çalışılanların benzeri değil, virüse karşı etkinliği ve güvenilirliği daha yüksek aşılar olacaktır'' dedi.
Reklam